Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hukuk fakülteleri ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK ) ile ciddi iş birliğine ihtiyaç duyduklarını belirterek, "Hukuk eğitiminin süresinin, sisteminin, müfredatının, okutulan derslerin yeniden ele alınmasının büyük bir gereklilik olduğuna inanıyorum" dedi.

bekir_bozdagBozdağ, YÖK Başkanlığı Konferans Salonu'nda hukuk fakültelerinin dekanlarıyla yapılan toplantıya katıldı. 

Hukuk fakültelerinin eğitiminin sadece kaliteli hukukçu yetiştirmek bakımından değil, Türkiye'nin her alanda güçlü ve geleceğe emin adımlarla yürümesi bakımından da son derece önemli olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, yargıya güven ve yargıdan memnuniyet konularında ortaya çıkan sonuçların bugün için maalesef sevindirici noktada olmadığını belirtti.

Yargıdan memnuniyet konusunda yapılan çalışmalarda, yargının verdiği hizmetle diğer kamu hizmetlerinin bir tutulmaması gerektiğini kaydeden Bozdağ, "Çünkü yargıya işi düşen herkes ya kazanıyor ya kaybediyor. Yani yüzde 50-50 bir sonuç var. Birisi kazanan, birisi kaybeden taraf" diye konuştu.

Bunun dışında adaletin yerini bulacağı inancında biz zayıflama olduğunu ifade eden Bozdağ, bu zayıflamayı ortadan kaldırmak için çok boyutlu çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. 

Bakan Bozdağ, yargıya güven konusunda daha pozitif sonuçların tek pencereden bakılarak alınamayacağını belirterek, yargıya güveni en üst noktaya taşıyacak doğru adımların atılması, doğru kararların verilmesi gerektiğini, bunların işin muhataplarıyla beraber yapılmasının daha faydalı olacağını anlattı.

Yargıya güvenin hukuk eğitimiyle başladığına inandıklarını ifade eden Bozdağ, iyi bir eğitimin iyi bir hakim, iyi bir savcı, iyi bir avukat, iyi bir hukukçu yetişmesinde oynadığı rolün önemine değindi.

Bozdağ, bu kapsamda daha önce başlatılan hukukeğitimi çalışmalarını bu dönemde belli bir noktaya getirmek istediklerini kaydetti.

- "Yeniden kafa yormaya ihtiyacımız var"

Hukuk fakültelerinden mezun olanların istihdam edildiği en büyük alanın Adalet Bakanlığı olduğuna vurgu yapan Bozdağ, hizmet içi eğitim programlarının sorunları tam anlamıyla çözmediğini ifade etti.

Bozdağ, şunları söyledi:

"O yüzden hukuk fakültelerimizle YÖK'ümüzle ciddi iş birliğine ihtiyacımız var. Onun için bu vesileyle hukukeğitiminin süresinin, sisteminin, müfredatının, okutulan derslerin yeniden ele alınmasının büyük bir gereklilik olduğuna inanıyorum. Bu sistem doğru mu, bu sistem üzerinde hepimizin yeniden kafa yormaya ihtiyacımız var. 4 yıl mı, daha kısa mı, uzun mu? Kafa yormamız lazım."  

Bakanlık olarak dünyadaki örnekleri incelettiklerini aktaran Bakan Bozdağ, Türkiye'deki muhataplarının bu konudaki fikirlerinin esas yol gösterici olacağını belirterek, hukuk fakültelerinin dekanlarına şöyle seslendi:

"Yeni dönemde Türkiye'de hukuk eğitiminin kalitesini daha ileri noktaya taşımak için 'keşke şunları yapsak' dediğiniz ne varsa, açıkça konuşalım ve yapalım, ertelemeyelim, yarın yeniden keşkeleri ifade etmemek için üzerinde ciddi biçimde duralım istiyoruz."   

- "Nitelikli hukukçunun yetişmesi için asgari şartları belirleyelim"

Hukuk fakültelerindeki müfredata da değinen Bozdağ, liseden yeni mezun olan bir öğrencinin hukuk fakültesinde anayasa hukuku ile derslere başlamasını eleştirerek, ayrıca hakimlerin yorum yoluyla çok önemli kararlara imza attıklarını, hukuk fakültelerinde yorum tekniklerine ilişkin doğru dürüst bir eğitim olmadığını vurguladı.

Bu nedenle mecburi dersler konusunu masaya yatırmak istediklerini anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Biz, hukuk felsefesinin, kriminolojinin mecburi ders olmasını arzu ediyoruz. Şu anda çok ciddi sorunlar, sıkıntılar var. Bunun da üzerinde durulmasını istiyoruz. Bizim cezaevlerimizde şu anda 170 binin üzerinde vatandaşımız var, tutuklu, hükümlü ama infaza dair hukuk fakültelerimizde işin üzerinde ciddiyetle durulması lazım. Hukuk felsefesi, sosyolojisi, psikolojisi, tarihi diğer başka dersler ne gerekiyorsa, biz bakanlık olarak ne istediğimizi söyleyelim, sizler değerlendirin ama sonunda bir karar verelim. Gerçekten nitelikli hukukçunun yetişmesi için asgari şartları belirleyelim. O asgari nitelikleri taşımayan birisi fakültelerimizden mezun olmasın. Ne kadar sürede hangi sistem içinde hangi müfredatla verebiliriz, bunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerektiğine yürekten inanıyorum."

Uygulama konusundaki sıkıntılara da işaret eden Adalet Bakanı Bozdağ, tıp eğitiminde olduğu gibi hukuk fakültelerinde de uygulama olması gerektiğini belirtti.

Bozdağ, hukuk fakültelerinde mahkeme salonları veya uygulamaya dönük başka unsurların olmasının öğrencilerin eğitimine katkı sağlayacağını ifade ederek, bu konuda iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Bakan Bozdağ, "Belki yanılıyoruz, sizlerin görüşleriyle bu görüşlerimizden vazgeçebiliriz de ama uygulama konusunda da hukuk fakültelerimizde sadece lafla laf anlatan değil de işin doğrusu bunları yaparken, uygulamayı da dikkate alan bir yöntemi hep beraber bulmalıyız" dedi.

Ankara Üniversitesi ile yürütülen "hukuk klinikleri" projesini örnek gösteren Bozdağ, başka üniversitelerde de bunun daha farklı şekilde başarılması gerektiğini bildirdi.

Bakan Bozdağ, "O nedenle yeni dönemde hukuk fakültelerimizle daha fazla iş birliği yapmaya, daha fazla birbirimize yol göstermeye, destek vermeye mecburuz. Bu mecburiyeti de ifade etmek üzere geldim. Umarım hem bize hem size çok faydalı sonuçları birlikte kazandıracaktır" diye konuştu.

- "Yeni adımlar atma kararındayız"

Hakim ve savcıların eğitimi konusunda da yeni dönemde yeni adımlar atma kararında olduklarını belirten Bozdağ, Adalet Akademisi eliyle yürütüleneğitime ayrı bir nitelik kazandırmak istediklerini açıkladı.

Bozdağ, hakim ve savcıların, yük olarak gördüğü bir eğitim yerine gerçekten faydalı bir iş yaptığına inandığı bir eğitime yönelik adım atacaklarını, bu yapılacakları tartıştıklarını aktardı.

Hakim ve savcıları arazide yetiştirmenin doğru olduğuna inandıklarını kaydeden Bozdağ, akademideeğitim alacak hakim ve savcıların, mahkemelere yardımcı veya başka bir sıfatla atanacağı, onları yetiştiren hakim ve savcıların bu konudaki başarıları veya başarısızlıklarının da değerlendirileceği bir mekanizma kurmak istediklerini ifade etti.

Bakan Bozdağ, bu konuda hakim ve savcılarla bir araya gelerek, toplantılar yapacaklarını, bunların karar verilmiş konular olmadığını, neler yapılabileceği konusuna kapı aralamak için bunları ifade ettiğini kaydetti.

- "Avukatlarla ilgili sınav konusunu yeni dönemde getireceğiz"

Avukatların eğitimiyle ilgili Türkiye Barolar Birliğinin çabaları bulunduğunu belirten Bozdağ, yeni dönemde de bu konuda barolarla beraber çalışacaklarını ve avukatlarla ilgili de yeni adımlar atacaklarını, sınav konusunu yeni dönemde getireceklerini aktardı.

Bozdağ, şu anda birinci sınıfta okuyan öğrencileri bunlardan muaf tutan bir adımla bunları yapacaklarını belirtti.

Avukatlık Kanunu'nda çok önemli değişiklikleri de barolarla görüşerek yapmayı hedeflediklerini anlatan Bozdağ, bu toplantı ve bundan sonraki çalışmalardan iyi sonuçlar çıkması temennisinde bulundu.

Bozdağ, söz konusu çalışmaları 2016 yılı sonuna kadar tamamlamayı planladıklarını açıkladı.

> Bakan Bozdağ: Hakim ve savcılar arazide yetişecek

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hukuk fakülteleri ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK ) ile ciddi iş birliğine ihtiyaç duyduklarını belirterek, "Hukuk eğitiminin süresinin, sisteminin, müfredatının, okutulan derslerin yeniden ele alınmasının büyük bir gereklilik olduğuna inanıyorum" dedi.

bekir_bozdagBozdağ, YÖK Başkanlığı Konferans Salonu'nda hukuk fakültelerinin dekanlarıyla yapılan toplantıya katıldı. 

Hukuk fakültelerinin eğitiminin sadece kaliteli hukukçu yetiştirmek bakımından değil, Türkiye'nin her alanda güçlü ve geleceğe emin adımlarla yürümesi bakımından da son derece önemli olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, yargıya güven ve yargıdan memnuniyet konularında ortaya çıkan sonuçların bugün için maalesef sevindirici noktada olmadığını belirtti.

Yargıdan memnuniyet konusunda yapılan çalışmalarda, yargının verdiği hizmetle diğer kamu hizmetlerinin bir tutulmaması gerektiğini kaydeden Bozdağ, "Çünkü yargıya işi düşen herkes ya kazanıyor ya kaybediyor. Yani yüzde 50-50 bir sonuç var. Birisi kazanan, birisi kaybeden taraf" diye konuştu.

Bunun dışında adaletin yerini bulacağı inancında biz zayıflama olduğunu ifade eden Bozdağ, bu zayıflamayı ortadan kaldırmak için çok boyutlu çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. 

Bakan Bozdağ, yargıya güven konusunda daha pozitif sonuçların tek pencereden bakılarak alınamayacağını belirterek, yargıya güveni en üst noktaya taşıyacak doğru adımların atılması, doğru kararların verilmesi gerektiğini, bunların işin muhataplarıyla beraber yapılmasının daha faydalı olacağını anlattı.

Yargıya güvenin hukuk eğitimiyle başladığına inandıklarını ifade eden Bozdağ, iyi bir eğitimin iyi bir hakim, iyi bir savcı, iyi bir avukat, iyi bir hukukçu yetişmesinde oynadığı rolün önemine değindi.

Bozdağ, bu kapsamda daha önce başlatılan hukukeğitimi çalışmalarını bu dönemde belli bir noktaya getirmek istediklerini kaydetti.

- "Yeniden kafa yormaya ihtiyacımız var"

Hukuk fakültelerinden mezun olanların istihdam edildiği en büyük alanın Adalet Bakanlığı olduğuna vurgu yapan Bozdağ, hizmet içi eğitim programlarının sorunları tam anlamıyla çözmediğini ifade etti.

Bozdağ, şunları söyledi:

"O yüzden hukuk fakültelerimizle YÖK'ümüzle ciddi iş birliğine ihtiyacımız var. Onun için bu vesileyle hukukeğitiminin süresinin, sisteminin, müfredatının, okutulan derslerin yeniden ele alınmasının büyük bir gereklilik olduğuna inanıyorum. Bu sistem doğru mu, bu sistem üzerinde hepimizin yeniden kafa yormaya ihtiyacımız var. 4 yıl mı, daha kısa mı, uzun mu? Kafa yormamız lazım."  

Bakanlık olarak dünyadaki örnekleri incelettiklerini aktaran Bakan Bozdağ, Türkiye'deki muhataplarının bu konudaki fikirlerinin esas yol gösterici olacağını belirterek, hukuk fakültelerinin dekanlarına şöyle seslendi:

"Yeni dönemde Türkiye'de hukuk eğitiminin kalitesini daha ileri noktaya taşımak için 'keşke şunları yapsak' dediğiniz ne varsa, açıkça konuşalım ve yapalım, ertelemeyelim, yarın yeniden keşkeleri ifade etmemek için üzerinde ciddi biçimde duralım istiyoruz."   

- "Nitelikli hukukçunun yetişmesi için asgari şartları belirleyelim"

Hukuk fakültelerindeki müfredata da değinen Bozdağ, liseden yeni mezun olan bir öğrencinin hukuk fakültesinde anayasa hukuku ile derslere başlamasını eleştirerek, ayrıca hakimlerin yorum yoluyla çok önemli kararlara imza attıklarını, hukuk fakültelerinde yorum tekniklerine ilişkin doğru dürüst bir eğitim olmadığını vurguladı.

Bu nedenle mecburi dersler konusunu masaya yatırmak istediklerini anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Biz, hukuk felsefesinin, kriminolojinin mecburi ders olmasını arzu ediyoruz. Şu anda çok ciddi sorunlar, sıkıntılar var. Bunun da üzerinde durulmasını istiyoruz. Bizim cezaevlerimizde şu anda 170 binin üzerinde vatandaşımız var, tutuklu, hükümlü ama infaza dair hukuk fakültelerimizde işin üzerinde ciddiyetle durulması lazım. Hukuk felsefesi, sosyolojisi, psikolojisi, tarihi diğer başka dersler ne gerekiyorsa, biz bakanlık olarak ne istediğimizi söyleyelim, sizler değerlendirin ama sonunda bir karar verelim. Gerçekten nitelikli hukukçunun yetişmesi için asgari şartları belirleyelim. O asgari nitelikleri taşımayan birisi fakültelerimizden mezun olmasın. Ne kadar sürede hangi sistem içinde hangi müfredatla verebiliriz, bunun üzerinde hassasiyetle durmamız gerektiğine yürekten inanıyorum."

Uygulama konusundaki sıkıntılara da işaret eden Adalet Bakanı Bozdağ, tıp eğitiminde olduğu gibi hukuk fakültelerinde de uygulama olması gerektiğini belirtti.

Bozdağ, hukuk fakültelerinde mahkeme salonları veya uygulamaya dönük başka unsurların olmasının öğrencilerin eğitimine katkı sağlayacağını ifade ederek, bu konuda iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Bakan Bozdağ, "Belki yanılıyoruz, sizlerin görüşleriyle bu görüşlerimizden vazgeçebiliriz de ama uygulama konusunda da hukuk fakültelerimizde sadece lafla laf anlatan değil de işin doğrusu bunları yaparken, uygulamayı da dikkate alan bir yöntemi hep beraber bulmalıyız" dedi.

Ankara Üniversitesi ile yürütülen "hukuk klinikleri" projesini örnek gösteren Bozdağ, başka üniversitelerde de bunun daha farklı şekilde başarılması gerektiğini bildirdi.

Bakan Bozdağ, "O nedenle yeni dönemde hukuk fakültelerimizle daha fazla iş birliği yapmaya, daha fazla birbirimize yol göstermeye, destek vermeye mecburuz. Bu mecburiyeti de ifade etmek üzere geldim. Umarım hem bize hem size çok faydalı sonuçları birlikte kazandıracaktır" diye konuştu.

- "Yeni adımlar atma kararındayız"

Hakim ve savcıların eğitimi konusunda da yeni dönemde yeni adımlar atma kararında olduklarını belirten Bozdağ, Adalet Akademisi eliyle yürütüleneğitime ayrı bir nitelik kazandırmak istediklerini açıkladı.

Bozdağ, hakim ve savcıların, yük olarak gördüğü bir eğitim yerine gerçekten faydalı bir iş yaptığına inandığı bir eğitime yönelik adım atacaklarını, bu yapılacakları tartıştıklarını aktardı.

Hakim ve savcıları arazide yetiştirmenin doğru olduğuna inandıklarını kaydeden Bozdağ, akademideeğitim alacak hakim ve savcıların, mahkemelere yardımcı veya başka bir sıfatla atanacağı, onları yetiştiren hakim ve savcıların bu konudaki başarıları veya başarısızlıklarının da değerlendirileceği bir mekanizma kurmak istediklerini ifade etti.

Bakan Bozdağ, bu konuda hakim ve savcılarla bir araya gelerek, toplantılar yapacaklarını, bunların karar verilmiş konular olmadığını, neler yapılabileceği konusuna kapı aralamak için bunları ifade ettiğini kaydetti.

- "Avukatlarla ilgili sınav konusunu yeni dönemde getireceğiz"

Avukatların eğitimiyle ilgili Türkiye Barolar Birliğinin çabaları bulunduğunu belirten Bozdağ, yeni dönemde de bu konuda barolarla beraber çalışacaklarını ve avukatlarla ilgili de yeni adımlar atacaklarını, sınav konusunu yeni dönemde getireceklerini aktardı.

Bozdağ, şu anda birinci sınıfta okuyan öğrencileri bunlardan muaf tutan bir adımla bunları yapacaklarını belirtti.

Avukatlık Kanunu'nda çok önemli değişiklikleri de barolarla görüşerek yapmayı hedeflediklerini anlatan Bozdağ, bu toplantı ve bundan sonraki çalışmalardan iyi sonuçlar çıkması temennisinde bulundu.

Bozdağ, söz konusu çalışmaları 2016 yılı sonuna kadar tamamlamayı planladıklarını açıkladı.

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Aralık 2015 11:12

Gösterim: 2438

MEB, öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen, öğrenci ve velileri, okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden kamu görevlilerinin, kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle bakanlığa bildirilmesini istedi.

 

mebMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen, öğrenci ve velileri okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden, görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeyip meri mevzuata aykırı eylemlerde yer aldığı belirlenen kamu görevlilerinin kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle bakanlığa bildirilmesini istedi. 

 

MEB Rehberlik ve Denetim Başkanlığı tarafından illere, "Eğitim Hakkını Engelleyici Eylemler" başlığıyla gönderilen yazıda, kamu personelinin yasal hakları çerçevesinde yapabileceği ve yapamayacağı faaliyet ve eylemlerle Anayasanın ilgili maddeleri ve sendikal hakları düzenleyen sözleşme hükümleri hatırlatıldı. 

 

Bakanlığın yazısında, şöyle denildi: "Son zamanlarda bazı sendika ve konfederasyonların güvenlik güçlerimizin terörle mücadelesini de bahane ederek boykot ve mevzuatla belirlenmiş görevleri yapmama şeklinde eylem kararı almaları, sendikal hakların kullanımı sınırlarını aşıp eğitim çağındaki bireylerin eğitim alma hakkının engellenmesi durumunu ortaya çıkarmaktadır. Öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen, öğrencileri ve velileri okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden, görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeyip meri mevzuata aykırı eylemlerde yer aldığı belirlenen kamu görevlilerinin, kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle Bakanlığımız Rehberlik ve Denetim Başkanlığına bildirilmesi hususunda gereğini arz/rica ederim."


> MEB eğitimi engelleyen görevlilerin bildirilmesini istedi

MEB, öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen, öğrenci ve velileri, okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden kamu görevlilerinin, kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle bakanlığa bildirilmesini istedi.

 

mebMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen, öğrenci ve velileri okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden, görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeyip meri mevzuata aykırı eylemlerde yer aldığı belirlenen kamu görevlilerinin kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle bakanlığa bildirilmesini istedi. 

 

MEB Rehberlik ve Denetim Başkanlığı tarafından illere, "Eğitim Hakkını Engelleyici Eylemler" başlığıyla gönderilen yazıda, kamu personelinin yasal hakları çerçevesinde yapabileceği ve yapamayacağı faaliyet ve eylemlerle Anayasanın ilgili maddeleri ve sendikal hakları düzenleyen sözleşme hükümleri hatırlatıldı. 

 

Bakanlığın yazısında, şöyle denildi: "Son zamanlarda bazı sendika ve konfederasyonların güvenlik güçlerimizin terörle mücadelesini de bahane ederek boykot ve mevzuatla belirlenmiş görevleri yapmama şeklinde eylem kararı almaları, sendikal hakların kullanımı sınırlarını aşıp eğitim çağındaki bireylerin eğitim alma hakkının engellenmesi durumunu ortaya çıkarmaktadır. Öğrencilerin eğitim hakkını engelleyen, öğrencileri ve velileri okulu boykot etmeleri yönünde teşvik eden, görev ve yükümlülüklerini yerine getirmeyip meri mevzuata aykırı eylemlerde yer aldığı belirlenen kamu görevlilerinin, kanıtlayıcı bilgi ve belgelerle Bakanlığımız Rehberlik ve Denetim Başkanlığına bildirilmesi hususunda gereğini arz/rica ederim."


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Aralık 2015 10:55

Gösterim: 1742

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ODTÜ yerleşkesinde "mescit" tartışmaları üzerinden yaşanan gerginliğe ilişkin, "Siz olsanız nasıl değerlendirirsiniz? Hele ODTÜ mezunu bir adam olsanız saldırıyı nasıl değerlendirirsiniz? Tabii ki kınıyorum, tabii ki ayıplıyorum" dedi.
nabi_avciAvcı, Başkent Öğretmenevi'nde düzenlenen 3. Eğitim ve Öğretimde Yenilikçilik Ödülleri töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin "ODTÜ'de bazı olaylar yaşandı. Namaz kılan öğrencilere bir saldırı girişimi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da YÖK'e devreye girmesi konusunda bir çağrısı oldu. Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Bakan Avcı, YÖK tarafından iki YÖK üyesinin görevlendirildiğini ve raporlarını YÖK'e sunduğunu hatırlatarak, "ODTÜ yönetimiyle de gereken yapılacaktır" karşılığını verdi.
"Saldırıyı nasıl değerlendirdiği" sorulan Avcı, "Siz olsanız nasıl değerlendirirsiniz? Hele ODTÜ mezunu bir adam olsanız saldırıyı nasıl değerlendirirsiniz? Tabii ki kınıyorum, tabii ki ayıplıyorum. Aslında ODTÜ'ye böyle bir gelenek yüklenmeye çalışılıyor. Bu yanlıştır. ODTÜ'nün geleneğinde, bu tür şiddet olayları, içeriye dönük şiddet olayları zannedildiği kadar köklü değildir. ODTÜ bir ilim yuvasıdır ve öyle olmalıdır. Bundan sonra da öyle olacaktır inşallah" dedi.
Avcı, "Terör bölgesinde operasyonlar devam ediyor. Siz bakanlık olarak son bilgileri aldınız mı" sorusu üzerine de durumu gün gün takip ettiklerini ve bir an önce normal eğitime dönmek için ortamın normale dönmesini beklediklerini belirtti. En kısa zamanda tekrar bölgede, özellikle sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde düzenli eğitime geçekleri günü beklediklerine işaret eden Avcı, bunun için de hazırlıklarını yaptıklarını söyledi.

> ODTÜ mezunu Bakan Avcı'dan ODTÜ açıklaması

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ODTÜ yerleşkesinde "mescit" tartışmaları üzerinden yaşanan gerginliğe ilişkin, "Siz olsanız nasıl değerlendirirsiniz? Hele ODTÜ mezunu bir adam olsanız saldırıyı nasıl değerlendirirsiniz? Tabii ki kınıyorum, tabii ki ayıplıyorum" dedi.
nabi_avciAvcı, Başkent Öğretmenevi'nde düzenlenen 3. Eğitim ve Öğretimde Yenilikçilik Ödülleri töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin "ODTÜ'de bazı olaylar yaşandı. Namaz kılan öğrencilere bir saldırı girişimi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da YÖK'e devreye girmesi konusunda bir çağrısı oldu. Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Bakan Avcı, YÖK tarafından iki YÖK üyesinin görevlendirildiğini ve raporlarını YÖK'e sunduğunu hatırlatarak, "ODTÜ yönetimiyle de gereken yapılacaktır" karşılığını verdi.
"Saldırıyı nasıl değerlendirdiği" sorulan Avcı, "Siz olsanız nasıl değerlendirirsiniz? Hele ODTÜ mezunu bir adam olsanız saldırıyı nasıl değerlendirirsiniz? Tabii ki kınıyorum, tabii ki ayıplıyorum. Aslında ODTÜ'ye böyle bir gelenek yüklenmeye çalışılıyor. Bu yanlıştır. ODTÜ'nün geleneğinde, bu tür şiddet olayları, içeriye dönük şiddet olayları zannedildiği kadar köklü değildir. ODTÜ bir ilim yuvasıdır ve öyle olmalıdır. Bundan sonra da öyle olacaktır inşallah" dedi.
Avcı, "Terör bölgesinde operasyonlar devam ediyor. Siz bakanlık olarak son bilgileri aldınız mı" sorusu üzerine de durumu gün gün takip ettiklerini ve bir an önce normal eğitime dönmek için ortamın normale dönmesini beklediklerini belirtti. En kısa zamanda tekrar bölgede, özellikle sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde düzenli eğitime geçekleri günü beklediklerine işaret eden Avcı, bunun için de hazırlıklarını yaptıklarını söyledi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Aralık 2015 12:53

Gösterim: 1952

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı yarı yıl tatili yaklaşırken ödevler konusunda açıklama yaptı.

odevDers yılı içerisinde de öğrencilere çok fazla ödev yüklediklerinin farkında olduklarını vurgulayan Avcı, "Sömestir tatilinde çocuklara ödev verilmemesi için öğretmenleri uyaracağız. Aslında sadece sömestir tatilinde değil, eğitim yılında da ödev yükü fazla. Bununla ilgili talim terbiye komisyonlarımızda da çalışmalarımızı yapıyoruz. Daha da hafifleteceğiz. Ama asıl radikal değişiklikleri önümüzdeki dönemlerde peyderpey yapacağız" değerlendirmesinde bulundu. 

> Ödevler konusunda radikal değişiklikler

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı yarı yıl tatili yaklaşırken ödevler konusunda açıklama yaptı.

odevDers yılı içerisinde de öğrencilere çok fazla ödev yüklediklerinin farkında olduklarını vurgulayan Avcı, "Sömestir tatilinde çocuklara ödev verilmemesi için öğretmenleri uyaracağız. Aslında sadece sömestir tatilinde değil, eğitim yılında da ödev yükü fazla. Bununla ilgili talim terbiye komisyonlarımızda da çalışmalarımızı yapıyoruz. Daha da hafifleteceğiz. Ama asıl radikal değişiklikleri önümüzdeki dönemlerde peyderpey yapacağız" değerlendirmesinde bulundu. 

Son Güncelleme: Salı, 29 Aralık 2015 15:15

Gösterim: 1827

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, yurt dışındaki Türk bilim insanlarına "mutlaka Türkiye'ye dönün" demenin doğru olmadığını belirtti ve "Nerede olursanız olun destek olmayı sürdüreceğiz" dedi.

 

fikri_isikBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları 3. Kurultayı'nda yaptığı konuşmada, etkinliği düzenlemekteki ilk amaçlarının, yurt dışındaki bilim adamları ile Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarındaki son gelişmeleri paylaşmak olduğunu söyledi.

 

Diğer amaçlarını, yurt dışında yaşayan bilim insanlarının kişisel tecrübelerini, bulundukları ülkelerin araştırma altyapısıyla ilgili gözlemlerini dinlemek, öğrenmek, geleceğe yönelik bazı çıkarımlar yapmak şeklinde açıklayan Işık, bu bilim adamları ile Türkiye'deki bilim adamlarını buluşturmanın önemine değindi.

 

Işık, bu tür etkileşimlerin bilimsel birikimin gelişmesinde ve aktarılmasında çok önemli olduğunu ifade ederek, "İnşallah birbirimizle bağımızı koparmadan, irtibatımızı koruyarak, bu kurultayda kurduğumuz dostlukları, ilişkileri geliştirelim istiyoruz. Böylece hem ülkemizdeki bilimsel çalışmalara hem de dünyadaki bilimsel birikime katkımızı artırabileceğimize inanıyoruz" diye konuştu.

 

Konukların, belki 5, belki 10 yıl, belki de daha uzun süre önce bilimsel çalışmalarını yürütebilmek, zenginleştirebilmek adına başka bir ülkeye gittiğini aktaran Işık, bu kişilerin gittikleri ülkelerde gerçekleştirdikleri çalışmalarla hem kendilerine çok güzel bir kariyer inşa ettiğini hem de milleti, ülkeyi en güzel şekilde temsil ettiğini vurguladı.

 

"Her zaman bilim insanlarımızın yanındayız"

 

Işık, Prof. Dr. Aziz Sancar'ın Nobel Kimya Ödülü almasının kendilerine büyük bir gurur yaşattığını vurgulayarak, Sancar'ın bu başarısının birçok gençte "ben de yapabilirim" duygusunun yeşermesini sağladığına emin olduğunu söyledi.

 

Sancar'ın başarısıyla kapıyı araladığını, onun araladığı kapıdan daha birçok insanın geçeceğine inandığını kaydeden Işık, "Araştırmalarına Türkiye'de devam eden bilim insanlarımızın da benzer başarılara imza attığı günleri görmenin arzusunu taşıyorum. Bu rüyayı gerçekleştirmek için çok çalışıyoruz, bundan sonra da çalışacağız" ifadelerini kullandı.

 

Işık, Türkiye'deki bilim ve teknoloji ekosistemini, araştırma altyapısını her gün biraz daha geliştireceklerini ve güçlendireceklerini, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak her zaman bilim insanlarının yanında olacaklarını da sözlerine ekledi.


> "Bilim insanlarına Türkiye'ye dönün demek doğru değil"

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, yurt dışındaki Türk bilim insanlarına "mutlaka Türkiye'ye dönün" demenin doğru olmadığını belirtti ve "Nerede olursanız olun destek olmayı sürdüreceğiz" dedi.

 

fikri_isikBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları 3. Kurultayı'nda yaptığı konuşmada, etkinliği düzenlemekteki ilk amaçlarının, yurt dışındaki bilim adamları ile Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarındaki son gelişmeleri paylaşmak olduğunu söyledi.

 

Diğer amaçlarını, yurt dışında yaşayan bilim insanlarının kişisel tecrübelerini, bulundukları ülkelerin araştırma altyapısıyla ilgili gözlemlerini dinlemek, öğrenmek, geleceğe yönelik bazı çıkarımlar yapmak şeklinde açıklayan Işık, bu bilim adamları ile Türkiye'deki bilim adamlarını buluşturmanın önemine değindi.

 

Işık, bu tür etkileşimlerin bilimsel birikimin gelişmesinde ve aktarılmasında çok önemli olduğunu ifade ederek, "İnşallah birbirimizle bağımızı koparmadan, irtibatımızı koruyarak, bu kurultayda kurduğumuz dostlukları, ilişkileri geliştirelim istiyoruz. Böylece hem ülkemizdeki bilimsel çalışmalara hem de dünyadaki bilimsel birikime katkımızı artırabileceğimize inanıyoruz" diye konuştu.

 

Konukların, belki 5, belki 10 yıl, belki de daha uzun süre önce bilimsel çalışmalarını yürütebilmek, zenginleştirebilmek adına başka bir ülkeye gittiğini aktaran Işık, bu kişilerin gittikleri ülkelerde gerçekleştirdikleri çalışmalarla hem kendilerine çok güzel bir kariyer inşa ettiğini hem de milleti, ülkeyi en güzel şekilde temsil ettiğini vurguladı.

 

"Her zaman bilim insanlarımızın yanındayız"

 

Işık, Prof. Dr. Aziz Sancar'ın Nobel Kimya Ödülü almasının kendilerine büyük bir gurur yaşattığını vurgulayarak, Sancar'ın bu başarısının birçok gençte "ben de yapabilirim" duygusunun yeşermesini sağladığına emin olduğunu söyledi.

 

Sancar'ın başarısıyla kapıyı araladığını, onun araladığı kapıdan daha birçok insanın geçeceğine inandığını kaydeden Işık, "Araştırmalarına Türkiye'de devam eden bilim insanlarımızın da benzer başarılara imza attığı günleri görmenin arzusunu taşıyorum. Bu rüyayı gerçekleştirmek için çok çalışıyoruz, bundan sonra da çalışacağız" ifadelerini kullandı.

 

Işık, Türkiye'deki bilim ve teknoloji ekosistemini, araştırma altyapısını her gün biraz daha geliştireceklerini ve güçlendireceklerini, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak her zaman bilim insanlarının yanında olacaklarını da sözlerine ekledi.


Son Güncelleme: Cumartesi, 26 Aralık 2015 13:55

Gösterim: 1993


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.