Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilk kez hayata geçirdiği uygulamayla Türkiye genelinde hizmet veren halk eğitimi merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ve olgunlaşma enstitülerinde eğitim alan kursiyerlerin ürettiği el emeği göz nuru ürünleri internet üzerinden satışa çıkardı. 

Geleneksel el sanatı ürünleri, ayakkabılar, eğitim araç-gereçleri, cam ve tekstil ürünleri gibi kategorilerde yüzlerce çeşidin bulunduğu web sitesindeki ürünler http://hbourunler.meb.gov.tr adresi üzerinden 5 lira ile 700 lira arasında satılıyor. 

MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Kemal Biçerli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜİK’in 2013 yılı Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de her iki evden birinde internet bulunduğuna dikkati çekti. İnternet kullanan her 4 kişiden birinin internet üzerinden alışveriş yaptığını vurgulayan Biçerli, Türkiye’de internet üzerinden kredi kartıyla yapılan ödemelerin hacminin geçen yıl 31 milyar lira olduğunu, Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'in 2023 hedefini 350 milyar lira olarak açıkladığını aktardı. Biçerli, MEB olarak bu hacmi değerlendirmek için internet üzerinden satış uygulamasını hizmete koyduklarını bildirdi. 

Halk eğitimi merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ve olgunlaşma enstitülerinde eğitim alan öğrenci ve kursiyerlerin ürünlerinin pazarlanabileceği, öğrenirken motivasyonlarını arttıracakları bir çözüm üretmek istediklerini ifade eden Biçerli, bu kapsamda http://hbourunler.meb.gov.tr adresinde internet sitesi üzerinden ürün satış portalı oluşturduklarını belirtti. 

Portal üzerinden satın alınan her ürünle, o ürünün yapımında görev alan kursiyer ve öğrencinin harcadığı emeğin ve zamanın karşılığını alabileceği bir sistem geliştirildiğini anlatan Biçerli, şöyle konuştu:

"Satış portalıyla kursiyer ve öğrencilerimiz piyasa koşullarını fark etmesini ve bu koşullara uygun üretim yapmasını istiyoruz. Yani portalla onlara girişimciliğin ilk adımlarını attırıyoruz.  Ürünü satılan öğrenci ve kursiyerlerin öğrenme motivasyonunun artması sağlanarak, eğitim sonunda öğrenci ve kursiyerlerin piyasa koşullarında üretim yapan girişimciler haline dönüşmesi sağlanacak. Üretimde görev alan öğretmen ve yöneticilerin piyasa koşullarını takip etmesi sağlanacak, eğitim ortamı ile programın iyileştirilmesine katkı sunulacak."

Devlete doğrudan gelir sağlanacak

Biçerli, portal üzerinden satın alınan her ürünle devlete doğrudan gelir sağlanacağını, aynı zamanda üretim yapılan kurum atölyesinin ve imkanlarının geliştirilmesine de katkı sunulacağını kaydetti. 

Geleneksel el sanatlarının yaşatılmasına ve geliştirilmesine destek olunacağını, işsiz durumda olanların ve ev hanımlarının ürettiği ürünlerle Türkiye ekonomisine katkı sağlanacağını dile getiren Biçerli,  ayrıca ürün satış portalına mobil araçlardan erişimin de sağlanabileceğini ifade etti. 

Satışa 500 ürünle başlandı

İnternet satış portalına Türkiye genelindeki 29 kurumun ürettiği 500’e yakın ürünle başlandığını bildiren Biçerli,  geleneksel el sanatı ürünleri, ayakkabılar, eğitim araç-gereçleri, cam ve tekstil ürünleri gibi kategorilerde yüzlerce çeşidin bulunduğu web sitesinde ürün çeşitliğinin her geçen gün arttırılacağını söyledi. Biçerli,  fiyatları 5 lira ile 700 lira arasında değişen her ürünün faturayla satışının sağlandığını ve böylelikle geliştirilen sistemle kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına destek verildiğini vurguladı. 

Çocukluğunun nakışlarını internetten satacak

Ankara Olgunlaşma Enstitüsü nakış kursu öğrencilerinden Şerife Öncel de bu işle çocukluğundan beri uğraştığını anlattı. 8 yıldır da Olgunlaşma Enstitüsüne devam ettiğini dile getiren Öncel, usta öğretici olmayı ardından da iş yeri açmayı hedeflediğini söyledi.  

Enstitüde hem öğrencilik yaptığını hem de para kazandığını anlatan Öncel, MEB'in internet satış portalının kendileri için büyük bir avantaj olacağını vurguladı. Öncel, "Bu bizi çok mutlu etti. Hem ev ekonomisine hem de devlet ekonomisine katkı vereceğiz. İnşallah başarılı bir şekilde sonuçlanır" diye konuştu.

> MEB'den ev hanımları ve işsizlere yeni gelir kapısı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilk kez hayata geçirdiği uygulamayla Türkiye genelinde hizmet veren halk eğitimi merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ve olgunlaşma enstitülerinde eğitim alan kursiyerlerin ürettiği el emeği göz nuru ürünleri internet üzerinden satışa çıkardı. 

Geleneksel el sanatı ürünleri, ayakkabılar, eğitim araç-gereçleri, cam ve tekstil ürünleri gibi kategorilerde yüzlerce çeşidin bulunduğu web sitesindeki ürünler http://hbourunler.meb.gov.tr adresi üzerinden 5 lira ile 700 lira arasında satılıyor. 

MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Kemal Biçerli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜİK’in 2013 yılı Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de her iki evden birinde internet bulunduğuna dikkati çekti. İnternet kullanan her 4 kişiden birinin internet üzerinden alışveriş yaptığını vurgulayan Biçerli, Türkiye’de internet üzerinden kredi kartıyla yapılan ödemelerin hacminin geçen yıl 31 milyar lira olduğunu, Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'in 2023 hedefini 350 milyar lira olarak açıkladığını aktardı. Biçerli, MEB olarak bu hacmi değerlendirmek için internet üzerinden satış uygulamasını hizmete koyduklarını bildirdi. 

Halk eğitimi merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ve olgunlaşma enstitülerinde eğitim alan öğrenci ve kursiyerlerin ürünlerinin pazarlanabileceği, öğrenirken motivasyonlarını arttıracakları bir çözüm üretmek istediklerini ifade eden Biçerli, bu kapsamda http://hbourunler.meb.gov.tr adresinde internet sitesi üzerinden ürün satış portalı oluşturduklarını belirtti. 

Portal üzerinden satın alınan her ürünle, o ürünün yapımında görev alan kursiyer ve öğrencinin harcadığı emeğin ve zamanın karşılığını alabileceği bir sistem geliştirildiğini anlatan Biçerli, şöyle konuştu:

"Satış portalıyla kursiyer ve öğrencilerimiz piyasa koşullarını fark etmesini ve bu koşullara uygun üretim yapmasını istiyoruz. Yani portalla onlara girişimciliğin ilk adımlarını attırıyoruz.  Ürünü satılan öğrenci ve kursiyerlerin öğrenme motivasyonunun artması sağlanarak, eğitim sonunda öğrenci ve kursiyerlerin piyasa koşullarında üretim yapan girişimciler haline dönüşmesi sağlanacak. Üretimde görev alan öğretmen ve yöneticilerin piyasa koşullarını takip etmesi sağlanacak, eğitim ortamı ile programın iyileştirilmesine katkı sunulacak."

Devlete doğrudan gelir sağlanacak

Biçerli, portal üzerinden satın alınan her ürünle devlete doğrudan gelir sağlanacağını, aynı zamanda üretim yapılan kurum atölyesinin ve imkanlarının geliştirilmesine de katkı sunulacağını kaydetti. 

Geleneksel el sanatlarının yaşatılmasına ve geliştirilmesine destek olunacağını, işsiz durumda olanların ve ev hanımlarının ürettiği ürünlerle Türkiye ekonomisine katkı sağlanacağını dile getiren Biçerli,  ayrıca ürün satış portalına mobil araçlardan erişimin de sağlanabileceğini ifade etti. 

Satışa 500 ürünle başlandı

İnternet satış portalına Türkiye genelindeki 29 kurumun ürettiği 500’e yakın ürünle başlandığını bildiren Biçerli,  geleneksel el sanatı ürünleri, ayakkabılar, eğitim araç-gereçleri, cam ve tekstil ürünleri gibi kategorilerde yüzlerce çeşidin bulunduğu web sitesinde ürün çeşitliğinin her geçen gün arttırılacağını söyledi. Biçerli,  fiyatları 5 lira ile 700 lira arasında değişen her ürünün faturayla satışının sağlandığını ve böylelikle geliştirilen sistemle kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına destek verildiğini vurguladı. 

Çocukluğunun nakışlarını internetten satacak

Ankara Olgunlaşma Enstitüsü nakış kursu öğrencilerinden Şerife Öncel de bu işle çocukluğundan beri uğraştığını anlattı. 8 yıldır da Olgunlaşma Enstitüsüne devam ettiğini dile getiren Öncel, usta öğretici olmayı ardından da iş yeri açmayı hedeflediğini söyledi.  

Enstitüde hem öğrencilik yaptığını hem de para kazandığını anlatan Öncel, MEB'in internet satış portalının kendileri için büyük bir avantaj olacağını vurguladı. Öncel, "Bu bizi çok mutlu etti. Hem ev ekonomisine hem de devlet ekonomisine katkı vereceğiz. İnşallah başarılı bir şekilde sonuçlanır" diye konuştu.

Son Güncelleme: Cuma, 27 Aralık 2013 11:07

Gösterim: 1586

Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel, "Deniz Harp Okulu olarak Atatürkçü düşünce sistemiyle denizciliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş genç deniz subaylarını en iyi şekilde yetiştirmeye devam edeceğiz" dedi. 

Tuzla'da bulunan Deniz Harp Okulu, basına tanıtıldı. Basın turunda, okul müzesinin tanıtımı yapılarak, müze envanterindeki ürünler hakkında bilgi verildi.

Dekanlık binasında verilen brifingin ardından sosyal bilimler amfisinde ders izlendi ve çok amaçlı yabancı dil similasyon merkezinin tanıtımı yapıldı. 

Daha sonra Uluğbey Gökevi'ne geçildi ve burada öğrencilerin aldıkları eğitim basın mensuplarına gösterildi.

Deniz Bilimleri ve Mühendisliği Enstitüsü ile Gemi İnşa Laboratuvarı'nın tanıtımı sonrasında öğrenci alay komutanlığına geçilerek, öğrencilerin yaşam yerleri hakkında bilgi verildi.

Kılıçalipaşa Yemekhanesi önünde toplanan öğrencilerin bando eşliğinde taburla yemeğe geçişi de basına gösterildi.

Aydın Reis Kayıkhanesi'nin tanıtımı sonrasında yüzme havuzunda kuleden atlama, havuzda adam taşıma, faydalı yüzme ve hayat kurtarma tatbikatları gerçekleştirildi.

İşaret kulesinden yat, yelken, futa ve filikalarda seyir eğitimlerinin izlenmesi sonrası, dış limanda temel deniz eğitimlerinin tanıtımı yapılarak, avara etme, posta çantası, denize adam düştü ve aborda olma eğitimleri gerçekleştirildi.

Eğitim botuyla gerçekleştirilen seyir eğitimine gazeteciler de iştirak etti.

Bu arada, TCG E-8 eğitim botunun eğitim çalışmaları sırasında kullandığı, gemiye özel "korsan" flaması da basın mensuplarının dikkatini çekti.

Tümamiral Mesut Özel'in konuşması 

Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel, yaptığı konuşmada, okulun misyon ve vizyonu, tarihçesi, konuş ve sorumluluk sahası, yerleşim planı, kuruluşu, eğitim ve öğretim, liderlik, denizcilik, savaş beden eğitimi ve sosyal faaliyetler hakkında gazetecilere bilgi verdi.

Tümamiral Özel, Deniz Harp Okulu'nun 1773 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından Kasımpaşa'da kurulduğunu ve daha sonra 1838 yılında Heybeliada'ya, 1985 yılında ise halen bulunduğu Tuzla'ya taşındığını ifade etti.

Okulda 840'ı erkek, 21'i kız olmak üzere toplam 861 Türk öğrencinin bulunduğunu belirten Özel, şunları kaydetti:

"Ayrıca Arnavutluk, Azerbaycan, Gambiya, Kazakistan, KKTC, Libya, Somali ve Türkmenistan'dan 24'ü Türkçe hazırlık sınıfında, 46'sı ise diğer sınıflarda toplam 70 misafir askeri öğrenci bulunmaktadır. Bu sene 22 yıl aradan sonra Libya'dan da 15 öğrenci Türkçe hazırlık öğrenimine başlamıştır. Deniz Harp Okulu'nda öğretim, 43 dershane, 4 amfi, 10 lisans, 4 bilgisayar laboratuvarı, 11 brifing tipi dersane ve 35 laboratuvarda icra edilmektedir."

Özel, okulda bir öğrencinin 4 yıl boyunca uygulamalı denizcilik eğitimleri kapsamında bin 200 saat eğitim aldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Büyük önder, büyük devlet adamı Atatürk'ün, 'Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk devletinin donanması da mühim ve büyük olmak gerekir' hedefine ulaşmak azmi ve kararlılığı içinde, Deniz Harp Okulu olarak Atatürkçü düşünce sistemiyle denizciliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş genç deniz subaylarını en iyi şekilde yetiştirmeye devam edeceğiz. Ayrıca yine ebedi başkomutanımızın 'Denizciliği, Türk'ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız' direktifi doğrultusunda üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazır olduğumuzu ve bundan sonra da hazır olacağımızı ifade etmek isterim."

Deniz Harp Okulu 4. sınıf öğrencisi Satiye Türkcan ise gazetecilere yaptığı açıklamada, eğitiminin neredeyse sonuna geldiğini belirterek, "Donanmada alacağım görevlere başlamak için can atıyorum. Bir an önce donanmada alacağım görevleri bekliyorum, heyecanlıyız ama bir o kadar da gururluyuz. Onur, gurur verici bu yuvadan ayrılmak bizi üzse de donanma bizim yuvamız. Orada alacağımız görevleri sabırsızlıkla bekliyoruz" diye konuştu.

> Deniz Harp Okulu basına tanıtıldı

Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel, "Deniz Harp Okulu olarak Atatürkçü düşünce sistemiyle denizciliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş genç deniz subaylarını en iyi şekilde yetiştirmeye devam edeceğiz" dedi. 

Tuzla'da bulunan Deniz Harp Okulu, basına tanıtıldı. Basın turunda, okul müzesinin tanıtımı yapılarak, müze envanterindeki ürünler hakkında bilgi verildi.

Dekanlık binasında verilen brifingin ardından sosyal bilimler amfisinde ders izlendi ve çok amaçlı yabancı dil similasyon merkezinin tanıtımı yapıldı. 

Daha sonra Uluğbey Gökevi'ne geçildi ve burada öğrencilerin aldıkları eğitim basın mensuplarına gösterildi.

Deniz Bilimleri ve Mühendisliği Enstitüsü ile Gemi İnşa Laboratuvarı'nın tanıtımı sonrasında öğrenci alay komutanlığına geçilerek, öğrencilerin yaşam yerleri hakkında bilgi verildi.

Kılıçalipaşa Yemekhanesi önünde toplanan öğrencilerin bando eşliğinde taburla yemeğe geçişi de basına gösterildi.

Aydın Reis Kayıkhanesi'nin tanıtımı sonrasında yüzme havuzunda kuleden atlama, havuzda adam taşıma, faydalı yüzme ve hayat kurtarma tatbikatları gerçekleştirildi.

İşaret kulesinden yat, yelken, futa ve filikalarda seyir eğitimlerinin izlenmesi sonrası, dış limanda temel deniz eğitimlerinin tanıtımı yapılarak, avara etme, posta çantası, denize adam düştü ve aborda olma eğitimleri gerçekleştirildi.

Eğitim botuyla gerçekleştirilen seyir eğitimine gazeteciler de iştirak etti.

Bu arada, TCG E-8 eğitim botunun eğitim çalışmaları sırasında kullandığı, gemiye özel "korsan" flaması da basın mensuplarının dikkatini çekti.

Tümamiral Mesut Özel'in konuşması 

Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel, yaptığı konuşmada, okulun misyon ve vizyonu, tarihçesi, konuş ve sorumluluk sahası, yerleşim planı, kuruluşu, eğitim ve öğretim, liderlik, denizcilik, savaş beden eğitimi ve sosyal faaliyetler hakkında gazetecilere bilgi verdi.

Tümamiral Özel, Deniz Harp Okulu'nun 1773 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından Kasımpaşa'da kurulduğunu ve daha sonra 1838 yılında Heybeliada'ya, 1985 yılında ise halen bulunduğu Tuzla'ya taşındığını ifade etti.

Okulda 840'ı erkek, 21'i kız olmak üzere toplam 861 Türk öğrencinin bulunduğunu belirten Özel, şunları kaydetti:

"Ayrıca Arnavutluk, Azerbaycan, Gambiya, Kazakistan, KKTC, Libya, Somali ve Türkmenistan'dan 24'ü Türkçe hazırlık sınıfında, 46'sı ise diğer sınıflarda toplam 70 misafir askeri öğrenci bulunmaktadır. Bu sene 22 yıl aradan sonra Libya'dan da 15 öğrenci Türkçe hazırlık öğrenimine başlamıştır. Deniz Harp Okulu'nda öğretim, 43 dershane, 4 amfi, 10 lisans, 4 bilgisayar laboratuvarı, 11 brifing tipi dersane ve 35 laboratuvarda icra edilmektedir."

Özel, okulda bir öğrencinin 4 yıl boyunca uygulamalı denizcilik eğitimleri kapsamında bin 200 saat eğitim aldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Büyük önder, büyük devlet adamı Atatürk'ün, 'Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk devletinin donanması da mühim ve büyük olmak gerekir' hedefine ulaşmak azmi ve kararlılığı içinde, Deniz Harp Okulu olarak Atatürkçü düşünce sistemiyle denizciliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş genç deniz subaylarını en iyi şekilde yetiştirmeye devam edeceğiz. Ayrıca yine ebedi başkomutanımızın 'Denizciliği, Türk'ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız' direktifi doğrultusunda üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazır olduğumuzu ve bundan sonra da hazır olacağımızı ifade etmek isterim."

Deniz Harp Okulu 4. sınıf öğrencisi Satiye Türkcan ise gazetecilere yaptığı açıklamada, eğitiminin neredeyse sonuna geldiğini belirterek, "Donanmada alacağım görevlere başlamak için can atıyorum. Bir an önce donanmada alacağım görevleri bekliyorum, heyecanlıyız ama bir o kadar da gururluyuz. Onur, gurur verici bu yuvadan ayrılmak bizi üzse de donanma bizim yuvamız. Orada alacağımız görevleri sabırsızlıkla bekliyoruz" diye konuştu.

Son Güncelleme: Cuma, 27 Aralık 2013 08:42

Gösterim: 2053

Bugün yeni bakanlık görevine ilk adımı atan TBMM Eğitim Komisyonu Eski Başkanı Fikri Işık dershane, öğretmen eğitimi ve sınavlarla ilgili ne söylemişti

TBMM Eğitim Komisyonu Başkanlığı’ndan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na getirilen Fikri Işık dershaneler, öğretmen istihdamı ve sınavlar hakkında ne söylemişti? İşte Ekim ayında yaptığımız özel röportaj…

Kabinede yapılan değişikliğin ardından Nihat Ergün’ün yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan TBMM Eğitim Komisyonu Eski Başkanı Fikri Işık, TBMM Eğitim Komisyonu Başkanlığı görevindeyken temel eğitimden ortaöğretime geçiş sistemi ve Türkiye'de eğitim alanında yapılan reformlarla ilgili Eğitimtercihi’ne verdiği özel röportajda önemli açıklamalar yapmıştı.

Kamuoyunda sıkça tartışılan Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) kaldırılarak yerine getirilen merkezi ortak sınavların belirleyici olduğu Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sistemi ile ilgili Işık, Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sisteminde (TEOG) asıl reform açık uçlu sınav ve diploma notuna geçiş açıklamasında bulunmuştu.

Fikri Işık’la yaptığımız röportajın tamamı için Tıklayın

Bugünkü devir teslim töreninde Işık şunları söyledi;

 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak atanan Fikri Işık, görevi Nihat Ergün'den devraldı.

Işık, Bakanlıktaki devir teslim törenindeki konuşmasına, Bakanlık görevini kendisine tevdi eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ederek başladı.

İnsanın kalitesinin zor zamanlarda ortaya çıktığını belirten Işık, şöyle konuştu:

"Bu görevler alınırken herkes çok güzel şeyler söyler, insanların hoşuna giden şeyler söyler ama bu görevlerden ayrılırken söylenen sözler insanların gerçek kalitesini ortaya çıkarır. Sayın bakanımı ben 30 yıldan fazla süredir tanıyorum. Kendisinden çok istifade ettiğim insanların başında geliyor. Bugün, bu konuşmasıyla bizim örnek almakta ne kadar doğru yaptığımızı, sayın bakanımızın siyasete ve ülke meselelerine bakışının yanında ne kadar önemli bir kişilik sahibi olduğunu da burada vurgulamış oldu. Her şeyden önce bu konuşması için çok teşekkür ediyorum."

Ergün'ün, örnek aldıkları bir kişi olduğunu belirten Işık, 1980'li yılların sonundan beri tanıştıklarını, fiilen aktif olarak AK Parti'nin kuruluş süreciyle birlikte çok yoğun mesailerinin olduğunu söyledi. Işık, "Bizi AK Parti'nin kurucu il yönetimine davet ettiği günü ilk günkü gibi hatırlıyorum. Ondan sonraki süreçte de çok yakın çalışma imkanımız oldu. Ben kendime her zaman şanslı addederim Nihat Ergün gibi bir il başkanıyla il yönetiminde çalışmış olmaktan. Daha sonra sayın bakanımız millet vekilli, ben il başkanı olarak çalışmış olmak onuruna haiz oldum" dedi.

Bakan Işık, Nihat Ergün'den ilkelerin hakim olduğu temiz siyaseti öğrendiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Kuralların olmadığı yerlerde kralların oluşacağını, bunun için kuralların hakim olduğu bir yönetim yapısını sayın bakanımızdan çok sık dinledik ve bunun hayata geçmesi noktasında da hem kendi gayretlerini hem de biz onu örnek aldığımız için kendi gayretlerimizi ortaya koyduk.

Çok şanslıyım. Bakanlığı aldığı günden bu güne kadar Bakanlıktaki kurumsal gelişimi, Bakanlığın başarılarını, çalışmalarını, icraatlarını yakinen takip eden bir kardeşiniz olarak, zannediyorum bu görevi devir alan en şanslı 10 bakan içerisinde kendimi addediyorum. Nihat Ergün beyden bu görevi devralmış olmak benim için hakikaten bir şans, bir onur. Bir de zorluğu var tabii bu işin. Bu kadar yüksek çıtayı daha da yukarıya taşımanın zorluğu var. Ama onu da sizlerle birlikte ve her zaman da sayın bakanımızdan gerekli desteği alacağımızı ümit ederek daha üst noktalara taşıyacağımıza inanıyorum. 

Işık, Ergün döneminde Bakanlığın çok önemli çalışmalar yaptığını, kurumsal yapısını önemli oranda geliştirdiğini bildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Bizim de bundan sonra inşallah hep birlikte bu başarı çıtasını çok daha yukarı çıkarmak gibi bir sorumluluğumuz var. Bunu hep birlikte başaracağız. Bakanlığımıza bu ilk günden benim bakışım, bu bakanlık ülkemizin geleceğini hazırlayacak en önemli bakanlıklardan bir tanesi. Türkiye eğer önümüzdeki dönemde 2023 hedeflerine ulaşacaksa bu mutlaka nitelikli üretimle gerçekleşecek. Yüksek teknolojiye dayalı üretimle gerçekleşecek ama yerli üretimle gerçekleşecek. Dolayısıyla bakanlığımızın bu noktada başat bir rolü var. Bu rolün en iyi şekilde icra edilmesi her birimizin ortak sorumluluğu."

Beşeri sermayenin nitelikli üretime dönüşmesinin son derece önemli bir alan olduğunu vurgulayan Işık, şunları kaydetti. 

"Bakanımızın üzerinde çok hassasiyetle durduğunu bildiğim yazılım sektörünün önümüzdeki süreçte daha da fazla üzerinde durularak, desteklenerek Türkiye’nin ihracatında önemli bir pay elde etmesini özellikle önemseyeceğiz. 

Eğitim, bilim ve üretimi ülkemizin geleceği açısından olmazsa olmaz olarak görüyorum. Bakanlığımızın bu güne kadar o noktada çok önemli, çok güzel çalışmaları var. Bize düşen bu çalışmaları devam ettirmek. Bize düşen, sayın bakanımızın bıraktığı noktadan devam etmek. Bize düşen siz değerli çalışma arkadaşlarımızla bu Türkiye’nin geleceğini hazırlama yolunda birlikte yola devam etmek. 

Bizim 'Durmak Yok, Yola Devam' diye bir sloganımız var. İnşallah Bakanlığımızda da 'Durmak Yok, Yola Devam' diyeceğiz.

Ben, tekrar sayın bakanımıza çok teşekkür ediyorum. Bu güne kadar verdiği tüm emeklerden dolayı kendisine bakanlığımız adına şükranlarımı sunuyorum." 

Konuşması sırasında elektriklerin kısa süreli kesilmesi üzerine Işık hayatın içinde bunların da olduğunu söyledi.


> Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık röportajı

Bugün yeni bakanlık görevine ilk adımı atan TBMM Eğitim Komisyonu Eski Başkanı Fikri Işık dershane, öğretmen eğitimi ve sınavlarla ilgili ne söylemişti

TBMM Eğitim Komisyonu Başkanlığı’ndan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na getirilen Fikri Işık dershaneler, öğretmen istihdamı ve sınavlar hakkında ne söylemişti? İşte Ekim ayında yaptığımız özel röportaj…

Kabinede yapılan değişikliğin ardından Nihat Ergün’ün yerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan TBMM Eğitim Komisyonu Eski Başkanı Fikri Işık, TBMM Eğitim Komisyonu Başkanlığı görevindeyken temel eğitimden ortaöğretime geçiş sistemi ve Türkiye'de eğitim alanında yapılan reformlarla ilgili Eğitimtercihi’ne verdiği özel röportajda önemli açıklamalar yapmıştı.

Kamuoyunda sıkça tartışılan Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) kaldırılarak yerine getirilen merkezi ortak sınavların belirleyici olduğu Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sistemi ile ilgili Işık, Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sisteminde (TEOG) asıl reform açık uçlu sınav ve diploma notuna geçiş açıklamasında bulunmuştu.

Fikri Işık’la yaptığımız röportajın tamamı için Tıklayın

Bugünkü devir teslim töreninde Işık şunları söyledi;

 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak atanan Fikri Işık, görevi Nihat Ergün'den devraldı.

Işık, Bakanlıktaki devir teslim törenindeki konuşmasına, Bakanlık görevini kendisine tevdi eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ederek başladı.

İnsanın kalitesinin zor zamanlarda ortaya çıktığını belirten Işık, şöyle konuştu:

"Bu görevler alınırken herkes çok güzel şeyler söyler, insanların hoşuna giden şeyler söyler ama bu görevlerden ayrılırken söylenen sözler insanların gerçek kalitesini ortaya çıkarır. Sayın bakanımı ben 30 yıldan fazla süredir tanıyorum. Kendisinden çok istifade ettiğim insanların başında geliyor. Bugün, bu konuşmasıyla bizim örnek almakta ne kadar doğru yaptığımızı, sayın bakanımızın siyasete ve ülke meselelerine bakışının yanında ne kadar önemli bir kişilik sahibi olduğunu da burada vurgulamış oldu. Her şeyden önce bu konuşması için çok teşekkür ediyorum."

Ergün'ün, örnek aldıkları bir kişi olduğunu belirten Işık, 1980'li yılların sonundan beri tanıştıklarını, fiilen aktif olarak AK Parti'nin kuruluş süreciyle birlikte çok yoğun mesailerinin olduğunu söyledi. Işık, "Bizi AK Parti'nin kurucu il yönetimine davet ettiği günü ilk günkü gibi hatırlıyorum. Ondan sonraki süreçte de çok yakın çalışma imkanımız oldu. Ben kendime her zaman şanslı addederim Nihat Ergün gibi bir il başkanıyla il yönetiminde çalışmış olmaktan. Daha sonra sayın bakanımız millet vekilli, ben il başkanı olarak çalışmış olmak onuruna haiz oldum" dedi.

Bakan Işık, Nihat Ergün'den ilkelerin hakim olduğu temiz siyaseti öğrendiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Kuralların olmadığı yerlerde kralların oluşacağını, bunun için kuralların hakim olduğu bir yönetim yapısını sayın bakanımızdan çok sık dinledik ve bunun hayata geçmesi noktasında da hem kendi gayretlerini hem de biz onu örnek aldığımız için kendi gayretlerimizi ortaya koyduk.

Çok şanslıyım. Bakanlığı aldığı günden bu güne kadar Bakanlıktaki kurumsal gelişimi, Bakanlığın başarılarını, çalışmalarını, icraatlarını yakinen takip eden bir kardeşiniz olarak, zannediyorum bu görevi devir alan en şanslı 10 bakan içerisinde kendimi addediyorum. Nihat Ergün beyden bu görevi devralmış olmak benim için hakikaten bir şans, bir onur. Bir de zorluğu var tabii bu işin. Bu kadar yüksek çıtayı daha da yukarıya taşımanın zorluğu var. Ama onu da sizlerle birlikte ve her zaman da sayın bakanımızdan gerekli desteği alacağımızı ümit ederek daha üst noktalara taşıyacağımıza inanıyorum. 

Işık, Ergün döneminde Bakanlığın çok önemli çalışmalar yaptığını, kurumsal yapısını önemli oranda geliştirdiğini bildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Bizim de bundan sonra inşallah hep birlikte bu başarı çıtasını çok daha yukarı çıkarmak gibi bir sorumluluğumuz var. Bunu hep birlikte başaracağız. Bakanlığımıza bu ilk günden benim bakışım, bu bakanlık ülkemizin geleceğini hazırlayacak en önemli bakanlıklardan bir tanesi. Türkiye eğer önümüzdeki dönemde 2023 hedeflerine ulaşacaksa bu mutlaka nitelikli üretimle gerçekleşecek. Yüksek teknolojiye dayalı üretimle gerçekleşecek ama yerli üretimle gerçekleşecek. Dolayısıyla bakanlığımızın bu noktada başat bir rolü var. Bu rolün en iyi şekilde icra edilmesi her birimizin ortak sorumluluğu."

Beşeri sermayenin nitelikli üretime dönüşmesinin son derece önemli bir alan olduğunu vurgulayan Işık, şunları kaydetti. 

"Bakanımızın üzerinde çok hassasiyetle durduğunu bildiğim yazılım sektörünün önümüzdeki süreçte daha da fazla üzerinde durularak, desteklenerek Türkiye’nin ihracatında önemli bir pay elde etmesini özellikle önemseyeceğiz. 

Eğitim, bilim ve üretimi ülkemizin geleceği açısından olmazsa olmaz olarak görüyorum. Bakanlığımızın bu güne kadar o noktada çok önemli, çok güzel çalışmaları var. Bize düşen bu çalışmaları devam ettirmek. Bize düşen, sayın bakanımızın bıraktığı noktadan devam etmek. Bize düşen siz değerli çalışma arkadaşlarımızla bu Türkiye’nin geleceğini hazırlama yolunda birlikte yola devam etmek. 

Bizim 'Durmak Yok, Yola Devam' diye bir sloganımız var. İnşallah Bakanlığımızda da 'Durmak Yok, Yola Devam' diyeceğiz.

Ben, tekrar sayın bakanımıza çok teşekkür ediyorum. Bu güne kadar verdiği tüm emeklerden dolayı kendisine bakanlığımız adına şükranlarımı sunuyorum." 

Konuşması sırasında elektriklerin kısa süreli kesilmesi üzerine Işık hayatın içinde bunların da olduğunu söyledi.


Son Güncelleme: Perşembe, 26 Aralık 2013 17:30

Gösterim: 1754

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında geriye dönük 3 yıl içinde atandığı halde göreve başlamayan ya da başlayıp istifa edenlerin başvurularının alınmaması mahkemeye taşınıyor. Gerekçe ise, uygulamanın karar alındığı tarihten itibaren geçerli olması gerektiği halde 2011-2012-2013 yıllarını da kapsaması olarak belirtildi.

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında üniversitelere alınacak 2 bin 45 kadro için başvurular sona erdi. Ancak, Hürriyet Eğitim’in haberine göre, 16 Aralık’taki YÖK Genel Kurulu’nda alınan ‘Daha önce araştırma görevlisi kadrosuna atanmaya hak kazandığı halde göreve başlamayan ve başladıktan sonra istifa edenler’e getirilen 3 yıl başvuru yapmama şartı ile üç yıl dolduktan sonra adayların puanlarından yüzde 10’unun kesilecek olması mahkemeye taşınıyor. Öğretim Elemanları Derneği (ÖGEDER) tarafından açılacak davanın gerekçesi ise, alınan kararın geriye dönük 2011-2012 ve 2013 yıllarını kapsamaması gerektiği.

ÖGEDER Genel Başkanı Vahdet Özkoçak imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen Veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav İle Giriş Sınavlarına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te 16 Aralık 2013 tarihinde değişiklik yapıldı. Bu kapsamda ‘Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’ adıyla değiştirildi. Yönetmeliğin ‘Başvuru,Değerlendirme ve Atama’ başlıklı 6’ncı maddesinin (4) numaralı bendi, ‘ÖYP kapsamında araştırma görevlisi kadrosuna atanmaya hak kazandığı halde göreve başlamayanlar, göreve başladıktan sonra istifa edenler, 10’uncu madde uyarınca kurumlarınca ilişikleri kesilenler ile ÖYP araştırma görevlisi kadrosunda bulunanlar üç yıl süre geçmeden yeniden ÖYP araştırma görevlisi kadrolarına başvuramazlar. Bu süre geçtikten sonra yapılacak ilk başvuruda ÖYP puanı yüzde 10 oranında düşürülür’ hükmüne yer verildi. İlgili yönetmeliğin 20’nci maddesi ile de anılan yönetmeliğin YÖK Genel Kurul Kararı ile yürürlüğe gireceği belirtildi. Hükmün hukuk normunun kazanılmış hak ve/veya tamamlanmış işlemlere geriye dönük olarak uygulanması, bireylerin hukuki güvenliklerini hiçe sayacağından ÖGEDER olarak ilgili hükmün iptali adına yasal yollara müracaat edilecek ve üyelerimize bu konuda her türlü hukuki yardım yapılacak.”

Kaynak Hürriyeteğitim

> ÖYP başvurularında 3 yıl şartı mahkemeye taşınıyor

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında geriye dönük 3 yıl içinde atandığı halde göreve başlamayan ya da başlayıp istifa edenlerin başvurularının alınmaması mahkemeye taşınıyor. Gerekçe ise, uygulamanın karar alındığı tarihten itibaren geçerli olması gerektiği halde 2011-2012-2013 yıllarını da kapsaması olarak belirtildi.

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında üniversitelere alınacak 2 bin 45 kadro için başvurular sona erdi. Ancak, Hürriyet Eğitim’in haberine göre, 16 Aralık’taki YÖK Genel Kurulu’nda alınan ‘Daha önce araştırma görevlisi kadrosuna atanmaya hak kazandığı halde göreve başlamayan ve başladıktan sonra istifa edenler’e getirilen 3 yıl başvuru yapmama şartı ile üç yıl dolduktan sonra adayların puanlarından yüzde 10’unun kesilecek olması mahkemeye taşınıyor. Öğretim Elemanları Derneği (ÖGEDER) tarafından açılacak davanın gerekçesi ise, alınan kararın geriye dönük 2011-2012 ve 2013 yıllarını kapsamaması gerektiği.

ÖGEDER Genel Başkanı Vahdet Özkoçak imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen Veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav İle Giriş Sınavlarına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te 16 Aralık 2013 tarihinde değişiklik yapıldı. Bu kapsamda ‘Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’ adıyla değiştirildi. Yönetmeliğin ‘Başvuru,Değerlendirme ve Atama’ başlıklı 6’ncı maddesinin (4) numaralı bendi, ‘ÖYP kapsamında araştırma görevlisi kadrosuna atanmaya hak kazandığı halde göreve başlamayanlar, göreve başladıktan sonra istifa edenler, 10’uncu madde uyarınca kurumlarınca ilişikleri kesilenler ile ÖYP araştırma görevlisi kadrosunda bulunanlar üç yıl süre geçmeden yeniden ÖYP araştırma görevlisi kadrolarına başvuramazlar. Bu süre geçtikten sonra yapılacak ilk başvuruda ÖYP puanı yüzde 10 oranında düşürülür’ hükmüne yer verildi. İlgili yönetmeliğin 20’nci maddesi ile de anılan yönetmeliğin YÖK Genel Kurul Kararı ile yürürlüğe gireceği belirtildi. Hükmün hukuk normunun kazanılmış hak ve/veya tamamlanmış işlemlere geriye dönük olarak uygulanması, bireylerin hukuki güvenliklerini hiçe sayacağından ÖGEDER olarak ilgili hükmün iptali adına yasal yollara müracaat edilecek ve üyelerimize bu konuda her türlü hukuki yardım yapılacak.”

Kaynak Hürriyeteğitim

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Aralık 2013 17:27

Gösterim: 1401

TÜBİTAK, üniversiteler bünyesindeki Teknoloji Transfer Ofisleri’nin güçlendirilmesi ve yenilerinin kurulmasının teşvik edilmesi amacıyla 10 üniversiteye daha yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verecek.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), üniversiteler bünyesindeki Teknoloji Transfer Ofisleri’nin (TTO) güçlendirilmesi ve yenilerinin kurulmasının teşvik edilmesi amacıyla 10 üniversiteye daha yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verecek.

Kurumdan yapılan açıklamaya göre, üniversite sanayi işbirliğinin sağlanması ve bilgiye dayalı geliştirilen yeni teknolojilerin sanayinin kullanımına sunulması için TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından geçen yıl ilk kez 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı başlatıldı.

Program kapsamında geçen yıl 10 üniversiteye destek vermeye başlayan TÜBİTAK’ın 2014 yılından itibaren destek vereceği üniversiteler açıklandı. Hibe desteği almak için TÜBİTAK’a 36 üniversite adına başvuruda bulunuldu. Yapılan değerlendirmenin ardından Anadolu, Bilkent, Dokuz Eylül, Erciyes, Gaziantep, İstanbul, İstanbul Şehir, İstanbul Teknik ve Uludağ Üniversitesi ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün desteklenmesine karar verildi.

Desteklenecek TTO’lara TÜBİTAK tarafından yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verilecek. Her yıl yapılacak değerlendirmeler ile destek süresi 10 yıla kadar uzatılabilecek. Destek kapsamında, personel giderleri, ulaşım, harcırah ve konaklama giderleri, alet, teçhizat, yazılım, yayın alım giderleri, hizmet alımı, toplantı, tanıtım ve organizasyon giderleri, yeminli mali müşavirlik ücretleri ve genel giderler karşılanacak.

TTO'ların görevi

Üniversite ve sanayi arasında koordinasyon ve iletişimi sağlayacak TTO'lar, akademik çalışmaların ürün ve hizmetlere dönüşmesinde ve patentlenmesinde önemli rol oynayacak. Bu ofisler, ayrıca üniversitelerin, ulusal ve uluslararası kamu desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi için proje ofisi gibi çalışacak. Proje başvurularının hazırlanması, proje ortaklıkları kurulması ve izlenmesi konularında da faaliyet gösterecek. Üniversite-sanayi işbirlikleri, öğrenci ve akademisyenlerin girişimci fikirlerinin yeşermesi, akademik alanda edindikleri bilginin sanayide uygulamalarını görebilmeleri açısından da TTO’lar kritik roller üstlenecek.

TÜBİTAK geçen yıl ilk kez Boğaziçi, Ege, Gazi, Hacettepe, Koç, Ortadoğu Teknik, Özyeğin, Sabancı, Selçuk ve Yıldız Teknik Üniversitesinin desteklenmesine karar vermişti.

> TÜBİTAK’tan üniversitelere destek

TÜBİTAK, üniversiteler bünyesindeki Teknoloji Transfer Ofisleri’nin güçlendirilmesi ve yenilerinin kurulmasının teşvik edilmesi amacıyla 10 üniversiteye daha yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verecek.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), üniversiteler bünyesindeki Teknoloji Transfer Ofisleri’nin (TTO) güçlendirilmesi ve yenilerinin kurulmasının teşvik edilmesi amacıyla 10 üniversiteye daha yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verecek.

Kurumdan yapılan açıklamaya göre, üniversite sanayi işbirliğinin sağlanması ve bilgiye dayalı geliştirilen yeni teknolojilerin sanayinin kullanımına sunulması için TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından geçen yıl ilk kez 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı başlatıldı.

Program kapsamında geçen yıl 10 üniversiteye destek vermeye başlayan TÜBİTAK’ın 2014 yılından itibaren destek vereceği üniversiteler açıklandı. Hibe desteği almak için TÜBİTAK’a 36 üniversite adına başvuruda bulunuldu. Yapılan değerlendirmenin ardından Anadolu, Bilkent, Dokuz Eylül, Erciyes, Gaziantep, İstanbul, İstanbul Şehir, İstanbul Teknik ve Uludağ Üniversitesi ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün desteklenmesine karar verildi.

Desteklenecek TTO’lara TÜBİTAK tarafından yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verilecek. Her yıl yapılacak değerlendirmeler ile destek süresi 10 yıla kadar uzatılabilecek. Destek kapsamında, personel giderleri, ulaşım, harcırah ve konaklama giderleri, alet, teçhizat, yazılım, yayın alım giderleri, hizmet alımı, toplantı, tanıtım ve organizasyon giderleri, yeminli mali müşavirlik ücretleri ve genel giderler karşılanacak.

TTO'ların görevi

Üniversite ve sanayi arasında koordinasyon ve iletişimi sağlayacak TTO'lar, akademik çalışmaların ürün ve hizmetlere dönüşmesinde ve patentlenmesinde önemli rol oynayacak. Bu ofisler, ayrıca üniversitelerin, ulusal ve uluslararası kamu desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi için proje ofisi gibi çalışacak. Proje başvurularının hazırlanması, proje ortaklıkları kurulması ve izlenmesi konularında da faaliyet gösterecek. Üniversite-sanayi işbirlikleri, öğrenci ve akademisyenlerin girişimci fikirlerinin yeşermesi, akademik alanda edindikleri bilginin sanayide uygulamalarını görebilmeleri açısından da TTO’lar kritik roller üstlenecek.

TÜBİTAK geçen yıl ilk kez Boğaziçi, Ege, Gazi, Hacettepe, Koç, Ortadoğu Teknik, Özyeğin, Sabancı, Selçuk ve Yıldız Teknik Üniversitesinin desteklenmesine karar vermişti.

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Aralık 2013 12:42

Gösterim: 1525


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.