Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Show TV'de Acun Ilıcalı'nın sunumuyla ekrana gelen Yetenek Sizsiniz'in final bölümü nefesleri kesti. 12 yarışmacının finale taşındığı gecede Yetenek Sizsiniz'in şampiyonu belli oldu.

Video için tıklayın

Şampiyon Max adlı köpek olduŞampiyon Max adlı köpek oldu

Yarışmanın dün geceki final bölümünde Kafkas Kartalları ile yarışan Ali Yeşilırmak ve Max Yetenek Sizsiniz'in şampiyonu oldu.

Finalde ipi göğüsleyen Ali ve Akıllı Köpek Max, Türkiye'nin yeni yeteneği oldu. Şovlarıyla sahneye çıktığı ilk günden bu yana izleyenlerin sevgilisi olan Max, şampiyon olmayı başardı.

> Türkiye'nin Yeteneği Max oldu

Show TV'de Acun Ilıcalı'nın sunumuyla ekrana gelen Yetenek Sizsiniz'in final bölümü nefesleri kesti. 12 yarışmacının finale taşındığı gecede Yetenek Sizsiniz'in şampiyonu belli oldu.

Video için tıklayın

Şampiyon Max adlı köpek olduŞampiyon Max adlı köpek oldu

Yarışmanın dün geceki final bölümünde Kafkas Kartalları ile yarışan Ali Yeşilırmak ve Max Yetenek Sizsiniz'in şampiyonu oldu.

Finalde ipi göğüsleyen Ali ve Akıllı Köpek Max, Türkiye'nin yeni yeteneği oldu. Şovlarıyla sahneye çıktığı ilk günden bu yana izleyenlerin sevgilisi olan Max, şampiyon olmayı başardı.

Son Güncelleme: Salı, 13 Mart 2012 17:00

Gösterim: 2160

Edirne Belediyesi UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesine alınan Kırkpınar yağlı güreşlerini çizgi roman haline getiriyor. Edirne kültürünün efsanesi Kırkpınar yağlı güreşlerini küçük çocuklara daha iyi aktarabilmek için çizgi roman hazırlanacak.
kirkpinar_guresKonuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Kırkpınar tarihini çocukların fazla bilmediğini söyleyerek "UNESCO'ya giren, 650 yıllık bir tarihi çocukların da en iyi şekilde öğrenmeleri lazım. Biz de çocuklara Kırkpınar'ı daha iyi nasıl anlatabiliriz, diye düşündük, değerlendirmesini yaptık ve sonuç olarak çizgi roman haline getirilmesine karar verdik. Bu konuyla ilgili olarak Güzel Sanatlar Lisemiztden iki öğrenci ilk çalışmalarını getirdi ve onlarda çok heyecanlandı. Kırkpınarımızın içinde çok önemli ögeler ve efsaneler var. Bunları çocuklarımıza anlatmamız lazım. Bu çizgi romanımızı Kırkpınar'a kadar yetiştirmeyi planlıyoruz ve öğrenci kardeşlerimize ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi.
Çizgi roman çalışmasını yapacak olan Güzel Sanatlar Lisesi 10'uncu sınıf öğrencileri Ufkun Ak ve Mahmut Can Papiroğlu, "İlk defa böyle bir projede çalışacağımız için çok heyecanlıyız. Edirne'ye mal olmuş bir tarihi çizgi roman haline getirmek bizi mutlu edecek. Şu an Kırkpınar tarihiyle ilgili gerekli araştırmaları ve incelemeleri yaparak en iyi şekilde nasıl bir roman hazırlayabiliriz, bunun çalışmalarını yapıyoruz. Çizgi romanda bir tonton dede 4 tane çocuğa Kırkpınarı anlatacak ve o çocuklarda kendilerini Kırkpınar'da hayal edecek, yaklaşık 150 sayfalık bir çalışma olacak" diye konuştular.

> Kırkpınar çizgi roman oluyor

Edirne Belediyesi UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesine alınan Kırkpınar yağlı güreşlerini çizgi roman haline getiriyor. Edirne kültürünün efsanesi Kırkpınar yağlı güreşlerini küçük çocuklara daha iyi aktarabilmek için çizgi roman hazırlanacak.
kirkpinar_guresKonuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, Kırkpınar tarihini çocukların fazla bilmediğini söyleyerek "UNESCO'ya giren, 650 yıllık bir tarihi çocukların da en iyi şekilde öğrenmeleri lazım. Biz de çocuklara Kırkpınar'ı daha iyi nasıl anlatabiliriz, diye düşündük, değerlendirmesini yaptık ve sonuç olarak çizgi roman haline getirilmesine karar verdik. Bu konuyla ilgili olarak Güzel Sanatlar Lisemiztden iki öğrenci ilk çalışmalarını getirdi ve onlarda çok heyecanlandı. Kırkpınarımızın içinde çok önemli ögeler ve efsaneler var. Bunları çocuklarımıza anlatmamız lazım. Bu çizgi romanımızı Kırkpınar'a kadar yetiştirmeyi planlıyoruz ve öğrenci kardeşlerimize ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi.
Çizgi roman çalışmasını yapacak olan Güzel Sanatlar Lisesi 10'uncu sınıf öğrencileri Ufkun Ak ve Mahmut Can Papiroğlu, "İlk defa böyle bir projede çalışacağımız için çok heyecanlıyız. Edirne'ye mal olmuş bir tarihi çizgi roman haline getirmek bizi mutlu edecek. Şu an Kırkpınar tarihiyle ilgili gerekli araştırmaları ve incelemeleri yaparak en iyi şekilde nasıl bir roman hazırlayabiliriz, bunun çalışmalarını yapıyoruz. Çizgi romanda bir tonton dede 4 tane çocuğa Kırkpınarı anlatacak ve o çocuklarda kendilerini Kırkpınar'da hayal edecek, yaklaşık 150 sayfalık bir çalışma olacak" diye konuştular.

Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 19:47

Gösterim: 1982

Ekranların sevilen dizisi ‘Yalan Dünya’nın ergen karakteri Orçun, dizideki rolünün aksine gerçek hayatında büyük başarılara imza atmış genç bir oyuncu.

Yalan Dünya dizisinden Orçun1983 Eskişehir doğumlu Bartu Küçükçağlayan, müzisyen, tiyatro, televizyon ve sinema oyuncusu olarak kariyerine sevilen dizi ‘Yalan Dünya’ ile devam ediyor. Küçükçağlayan 2001'de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nı kazanarak İstanbul'a gitti. Eğitimi sırasında, 2004 yılında Kent Oyuncuları topluluğunun İnishmore'lu Yüzbaşı oyununda rol aldı. 2005-2007 yılları arasında topluluğun Kumarbazın Seçimi oyununda rol alan Küçükçağlayan, 2004 yılından itibaren televizyon dizilerinde de rol almaya başladı. ‘Haziran Gecesi, Çapkın ve Binbir Gece’ dizilerinde oynadı. 2007-2008 sezonunda ‘Yeni Kuşak Tiyatro Topluluğu’nun ‘Şeylerin Şekli’ oyununda başrollerden ‘Adam’ı canlandırdı. 2012'den itibaren yayınlanmaya başlayan Yalan Dünya isimli dizide Orçun karakteri ile ekran karşısına çıktı. ‘Kumarbazın Seçimi'ndeki oyunculuğu ile dört ödül kazandı ve ‘Şeylerin Şekli’ ile övgü topladı.

 

47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülü aldı

Küçükçağlayan, ‘Çoğunluk’ isimli sinema filmindeki ‘Mertkan’ rolüyle 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülü dahil birkaç ödül kazandı.

Kendisi aynı zamanda, ‘Canavar Banavar’ takma ismi ile ‘Büyük Ev Ablukada’ isimli grubun solistidir.

> Ekranların en çok güldüren ergeni: Orçun

Ekranların sevilen dizisi ‘Yalan Dünya’nın ergen karakteri Orçun, dizideki rolünün aksine gerçek hayatında büyük başarılara imza atmış genç bir oyuncu.

Yalan Dünya dizisinden Orçun1983 Eskişehir doğumlu Bartu Küçükçağlayan, müzisyen, tiyatro, televizyon ve sinema oyuncusu olarak kariyerine sevilen dizi ‘Yalan Dünya’ ile devam ediyor. Küçükçağlayan 2001'de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nı kazanarak İstanbul'a gitti. Eğitimi sırasında, 2004 yılında Kent Oyuncuları topluluğunun İnishmore'lu Yüzbaşı oyununda rol aldı. 2005-2007 yılları arasında topluluğun Kumarbazın Seçimi oyununda rol alan Küçükçağlayan, 2004 yılından itibaren televizyon dizilerinde de rol almaya başladı. ‘Haziran Gecesi, Çapkın ve Binbir Gece’ dizilerinde oynadı. 2007-2008 sezonunda ‘Yeni Kuşak Tiyatro Topluluğu’nun ‘Şeylerin Şekli’ oyununda başrollerden ‘Adam’ı canlandırdı. 2012'den itibaren yayınlanmaya başlayan Yalan Dünya isimli dizide Orçun karakteri ile ekran karşısına çıktı. ‘Kumarbazın Seçimi'ndeki oyunculuğu ile dört ödül kazandı ve ‘Şeylerin Şekli’ ile övgü topladı.

 

47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülü aldı

Küçükçağlayan, ‘Çoğunluk’ isimli sinema filmindeki ‘Mertkan’ rolüyle 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülü dahil birkaç ödül kazandı.

Kendisi aynı zamanda, ‘Canavar Banavar’ takma ismi ile ‘Büyük Ev Ablukada’ isimli grubun solistidir.

Son Güncelleme: Cuma, 02 Mart 2012 12:38

Gösterim: 5042

Trabzon'un Tonya ilçesine bağlı Kaleönü köyünde yaşayan bir grup köylü kadın "Karadeniz Kadınıyız Güçlüyüz Ama…" konulu bir belgesel film çekti. Belgesel ekibinin kameramanı, yönetmeni ve sesçisi de köylü kadınlardan oluştu.

video için tıklayın

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) AB Bilgi Merkezi tarafından gerçekleştirilen 'AB-Türkiye Belgesel Film buluşması için biraya gelen köylü kadınlar, bir ilke imza attı. Etkinlik kapsamında oluşturulan Belgesel Film Atölyesi'ne katılan Tonya'ya bağlı Kaleönü Köyü'nde yaşayan kadınlar kendi hayatlarını filme aldı. Filmin yönetmenliğini köylü kadınlardan 55 yaşındaki Asiye Köksal yaparken, yönetmen yardımcılığını 71 yaşındaki Hanife Baykan, sesçiliğini 72 yaşındaki Sebahat Şanlı ve kameramanlığını da 45 yaşındaki Ayşe Uzun Yağız isimli köylü kadın yaptı.

Köylü kadınlara belgesel tekniklerini belgesel yönetmeni Deniz Yeşil öğretirken, verilen eğitim sonrası Tonya'nın Kaleönü köyünde 2 gün süren çekimlerin tamamını köylü kadınlar gerçekleştirdi.

Yönetmen Deniz Yeşil'in eğitmenliğinde gerçekleştirilen Belgesel Film Atölyesi aracılığıyla kendi yaşamlarını filme çeken Tonyalı kadınlardan filmin yönetmeni 55 yaşındaki Asiye Köksal, atölyenin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayarak, "Bundan sonra sorunlarımızı ve kültürümüzü yeni filmlerle anlatmaya devam edeceğiz. Ancak köydekiler bizi kamerayla görünce çok şaşırıyorlar. Diğer projelerimizde buna da alışacaklarını tahmin ediyorum" dedi. Filmin 71 yaşındaki yönetmen yardımcısı Hanife Baykan çekimlerin ilk aşamasında komşularının çalışmalarını şaşkınlıkla izlediklerini belirterek, "Sırtımızdaki sepete alışan uşaklarımız kameraya da alışacaklar" diye konuştu. Tonyalı kadınlar film çekimlerini tamamladıktan sonra ise kemençe ile horon oynayarak filmi kutladılar.

Belgesel ile ilgili bilgi veren filmin yönetmeni Deniz Yeşil, filmi Tonyalı kadınların çektiğini söyledi. Kendisinin köylü kadınlara sadece mikrofon ve kamera kullanımı ile nasıl röportaj yapılacağı hakkında bilgi verdiğini kaydeden Yeşil "Neredeyse tamamı 70'li yaşlarda köylü teyzeler. Anlattıklarımızı çok çabuk anladılar ve istekliydiler. Zaten Karadeniz kadını bu belgeselde mizahi yönlerini ve kararlılıklarını göstererek kısa sürede belgesel film işini çözdüler. Evlere gittiler, kadınlara Karadeniz'de kadın olmanın zorluklarını sordular" şeklinde konuştu. Tonya'nın bütün Karadeniz'de kadınların aslında en güçlü yer olduğunu vurgulayan Yeşil "Burada kadınlar bazı durumlarda erkeklerden daha ön plandadır ve sözleri geçer. Ancak onlar da Karadeniz'in tamamında yaşanan sıkıntıları yaşıyor. İşte köy işleri ve ev işleriyle uğraşmak, ineklere bakmak gibi işlerle uğraşıyorlar. Tonyalı kadınlar tüm bu işlerinin arasında belgesel film bile çekebileceklerini kanıtladılar" ifadelerini kullandı.

TTSO AB Bilgi Merkezi Organizasyonuyla Karadenizli kadınların çektiği belgesel filmle ilgili bilgi veren TTSO AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Yakup Karbuz ise bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Trabzon Kadın Platformu'nun da desteğiyle kadın filmlerine ağırlık verdiklerini söyledi. Karbuz, oluşturdukları Belgesel Film Atölyesiyle de Karadeniz kadınının üretken, girişimci ve becerikli yanlarına vurgu yapmayı amaçladıklarını belirtti. Öte yandan Trabzon Sanatevi'nde yarın başlayacak ve üç gün boyunca sürecek olan 'AB-Türkiye Belgesel Film Buluşması'nda pek çok belgesel film Trabzonlular'la buluşacak. Etkinliğe tanınmış belgesel filmci Wilco Van Herpen ile yönetmenler Emel Çelebi, Can Candan, Muhammet Çakıral belgesel film takipçileriyle söyleşiler gerçekleştirecek.

> Karadenizli kadınlar film çekti

Trabzon'un Tonya ilçesine bağlı Kaleönü köyünde yaşayan bir grup köylü kadın "Karadeniz Kadınıyız Güçlüyüz Ama…" konulu bir belgesel film çekti. Belgesel ekibinin kameramanı, yönetmeni ve sesçisi de köylü kadınlardan oluştu.

video için tıklayın

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) AB Bilgi Merkezi tarafından gerçekleştirilen 'AB-Türkiye Belgesel Film buluşması için biraya gelen köylü kadınlar, bir ilke imza attı. Etkinlik kapsamında oluşturulan Belgesel Film Atölyesi'ne katılan Tonya'ya bağlı Kaleönü Köyü'nde yaşayan kadınlar kendi hayatlarını filme aldı. Filmin yönetmenliğini köylü kadınlardan 55 yaşındaki Asiye Köksal yaparken, yönetmen yardımcılığını 71 yaşındaki Hanife Baykan, sesçiliğini 72 yaşındaki Sebahat Şanlı ve kameramanlığını da 45 yaşındaki Ayşe Uzun Yağız isimli köylü kadın yaptı.

Köylü kadınlara belgesel tekniklerini belgesel yönetmeni Deniz Yeşil öğretirken, verilen eğitim sonrası Tonya'nın Kaleönü köyünde 2 gün süren çekimlerin tamamını köylü kadınlar gerçekleştirdi.

Yönetmen Deniz Yeşil'in eğitmenliğinde gerçekleştirilen Belgesel Film Atölyesi aracılığıyla kendi yaşamlarını filme çeken Tonyalı kadınlardan filmin yönetmeni 55 yaşındaki Asiye Köksal, atölyenin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayarak, "Bundan sonra sorunlarımızı ve kültürümüzü yeni filmlerle anlatmaya devam edeceğiz. Ancak köydekiler bizi kamerayla görünce çok şaşırıyorlar. Diğer projelerimizde buna da alışacaklarını tahmin ediyorum" dedi. Filmin 71 yaşındaki yönetmen yardımcısı Hanife Baykan çekimlerin ilk aşamasında komşularının çalışmalarını şaşkınlıkla izlediklerini belirterek, "Sırtımızdaki sepete alışan uşaklarımız kameraya da alışacaklar" diye konuştu. Tonyalı kadınlar film çekimlerini tamamladıktan sonra ise kemençe ile horon oynayarak filmi kutladılar.

Belgesel ile ilgili bilgi veren filmin yönetmeni Deniz Yeşil, filmi Tonyalı kadınların çektiğini söyledi. Kendisinin köylü kadınlara sadece mikrofon ve kamera kullanımı ile nasıl röportaj yapılacağı hakkında bilgi verdiğini kaydeden Yeşil "Neredeyse tamamı 70'li yaşlarda köylü teyzeler. Anlattıklarımızı çok çabuk anladılar ve istekliydiler. Zaten Karadeniz kadını bu belgeselde mizahi yönlerini ve kararlılıklarını göstererek kısa sürede belgesel film işini çözdüler. Evlere gittiler, kadınlara Karadeniz'de kadın olmanın zorluklarını sordular" şeklinde konuştu. Tonya'nın bütün Karadeniz'de kadınların aslında en güçlü yer olduğunu vurgulayan Yeşil "Burada kadınlar bazı durumlarda erkeklerden daha ön plandadır ve sözleri geçer. Ancak onlar da Karadeniz'in tamamında yaşanan sıkıntıları yaşıyor. İşte köy işleri ve ev işleriyle uğraşmak, ineklere bakmak gibi işlerle uğraşıyorlar. Tonyalı kadınlar tüm bu işlerinin arasında belgesel film bile çekebileceklerini kanıtladılar" ifadelerini kullandı.

TTSO AB Bilgi Merkezi Organizasyonuyla Karadenizli kadınların çektiği belgesel filmle ilgili bilgi veren TTSO AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Yakup Karbuz ise bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Trabzon Kadın Platformu'nun da desteğiyle kadın filmlerine ağırlık verdiklerini söyledi. Karbuz, oluşturdukları Belgesel Film Atölyesiyle de Karadeniz kadınının üretken, girişimci ve becerikli yanlarına vurgu yapmayı amaçladıklarını belirtti. Öte yandan Trabzon Sanatevi'nde yarın başlayacak ve üç gün boyunca sürecek olan 'AB-Türkiye Belgesel Film Buluşması'nda pek çok belgesel film Trabzonlular'la buluşacak. Etkinliğe tanınmış belgesel filmci Wilco Van Herpen ile yönetmenler Emel Çelebi, Can Candan, Muhammet Çakıral belgesel film takipçileriyle söyleşiler gerçekleştirecek.

Son Güncelleme: Perşembe, 08 Mart 2012 17:21

Gösterim: 2628

Küçük Sırlar, Pis Yedili gibi gençlerin yakından takip ettiği dizilerde rol alan Kadir Doğulu, çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu oyunculuk mesleğinden çok mutlu olduğunu söylüyor. Oyunculuk üzerine eğitim almadığını, ancak çok çalıştığını belirten Doğulu, ailesinin eğitimine devam etmesi şartıyla oyunculuğa izin verdiğini ifade ediyor.

Eğitim hayatınız hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Nasıl bir öğrenciydiniz?

Liseyi bitirene kadar Mersin’deydim. Üniversite eğitimim için İstanbul'a geldim, hala okuyorum. Derslere çok düşkün değildim. Bazen zorlanırdım ama hiç bir zaman kötü bir öğrenci olmadım. Genelde hem okuyup hem de çalıştığım için benim için eğlenceli geçti o yıllar.
 

 5 kardeşli, anne ev hanımı, baba işçi emeklisi bir evde büyüdünüz. Bu durum eğitim hayatınızı etkiledi mi?

Bizim evde, ne olursa olsun maddi manevi fark etmez, evdeki çocuklar mutlaka ama mutlaka okuyacaktır. Tüm aile elinden geleni yapar. Üniversite hayatına geç başlamak benim tercihimdi ama sonunda oldu. Dediğim gibi bizim çekirdek ailemizde okumamak gibi bir alternatif yok.
 

Küçük yaşlardan beri çok fazla yerde çalışmışsınız. Erken yaşta çalışmaya başlamış olmak size ne kattı?

Hayata erken atılmak diye bir deyim vardır, herkesin söylediği işte var ise böyle bir şey benim için öyle oldu. Hayatımın büyük bir kısmını kendi tercihimle çalışarak geçirdim. Kalabalık ailelerde, aile ekonomisine destek olmak önemlidir. Sadece ben değil kardeşlerim de çalışıp destek olmuşlardır her zaman. Ama benim için amaçlarıma erken ulaşmak için keyifle yaptığım şeylerdi. Çalışmayı çok seviyorum. Yaptığım her işi de keyifle ve severek yaptım. Küçük yaşta edindiğim çalışma disiplinini kaybetmeden hala keyifle çalışıyorum. Her zaman çalışmaya alışık olduğum için çalışmadığım ya da boşa geçirdiğim zaman olmaması için elimden geleni yapıyorum. İşimden arta kalan zamanları mutlaka hobilerimle dolduruyorum. Özellikle fırsat buldukça spor yapmayı aksatmıyorum.
 

ÇALIŞMAYA DEVAM ETMEK İÇİN OKULA DÖRT ELLE ASILDIM

Hem çalışıp hem okumak okul hayatınızı etkiledi mi? Aradaki dengeyi nasıl kurdunuz?

Çalışmasaydım da okul hayatımda her hangi bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Belki de çalışmaya devam edebilmek için okul hayatıma daha çok ağırlık vermiş olabilirim. Okula gitmeyeceğim desem annem çalışmama izin vermezdi. Çünkü dediğim gibi bizim ailede okumak mecburdur. Eğer çalışmak istiyorsanız okulunuz ve dersleriniz iyi olmalı.
 

Öğrencilik yıllarından unutamadığınız bir öğretmeniniz ya da bir anınız var mı?

İlkokul öğretmenimi hiç bir zaman unutmayacağım herhalde. Bir de bizim zamanımızda ortaokul vardı, şimdi sistem değişti tabi. Sınıf öğretmenimiz ve aynı zamanda matematik öğretmenimiz olan Neslihan Hanım’ı hiç unutmam.

GENÇLER OYUNCU OLMAK İÇİN UĞRAŞMASINLAR!

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Oyunculuk anlamında geleceğe dair planlarınız var mı? Oyuncu olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Çocukluğumdan beri oyuncu olma hayalim vardı fakat şartlar beni başka yerlere sürükledi. Karar vermedim, hep istedim. Herhangi bir okulda oyunculuk eğitimi almadım. Bireysel olarak hocalarla uzun süre çalışmalarım oldu ve hala çalışıyorum. Oyunculuk anlamında geleceğe yönelik planlarım tabii ki var. Bundan sonra tek amacım daha iyi olabilmek için çalışmak olacak. Bu işi yapmak isteyen gençlere tavsiyem, oyuncu olmak için uğraşmasınlar. İyi biri olmak, iyi bir iş yapabilmek için uğraşsınlar, devamı zaten gelecektir. Hayallerinden vazgeçmesinler ve doğru insanlar ile çalışmaya, tanışmaya gayret göstersinler.

 

Oynadığınız dizilerde hep öğrenci rolündeydiniz… Bunun özel bir nedeni var mı? Rol aldığınız dizilerde canlandırdığınız karakterlerin hangisi kendinize daha yakın hissediyorsunuz?

Özel bir nedeni yok. Başarılı olabileceğime inandığım projelerde bulunmak istiyorum. Küçük Sırlar’dan sonra öğrenci rolünde olmayı düşünmüyordum fakat Pis Yedili gibi güzel bir proje gelince tereddütsüz kabul ettim. Aslında ne Ali karakteri ne de Bayrampaşalı karakteri benim öğrenciliğime benziyor. Yine de Bayrampaşalı’ya daha yakınım diyebiliriz.
 

ANNEMİN MUTFAĞINDA YETİŞTİM!

Daha önce verdiğiniz bir röportajınızda İstanbul’a geldikten sonra birçok kafe ve restoranın mutfağında çalıştığınızı söylemişsiniz. Yemek yapmaya olan ilginiz nerden geliyor?

Annem çok güzel yemek yapar. Yemek yaparken onu çok izledim. Mutfak konusunda annemden kesinlikle çok şey öğrendim. Fakat çalıştığım yerlerde de yemek yapmanın teknikleri hakkında bilgi sahibi oldum. Kendimi çok geliştirdim. Yemek yapmayı seviyorum. Her geçen gün farklı lezzetler elde ederek kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bu anlamda geleceğe dair planlarım var, zamanı geldiğinde umarım gerçekleştirme fırsatım olur.
 

PİS YEDİLİ’DE İYİ SAYILABİLECEK ÇOK ÖRNEK VAR

Rol aldığınız Pis Yedili adlı dizi Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan tarafından ‘resmi liselerde okuyan gençler ile özel okullardaki öğrencileri birbirlerine düşman yapıyor’ gerekçesiyle RTÜK’e şikayet edildi. Konuyla ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz?

Çoğu konuda haklı bulmama rağmen bu ve bazı konularda çok komik kararlar ve şikayetler aldıklarına inanıyorum. En nihayetinde hayal ürünü bir iş yapıyoruz. Karakterler ve senaryo hayal ürünü. Özellikle bizim dizide iyi sayılacak örnekler çoktur ve çok ciddi mesajlar verir.

> Ekranların ‘pis’ öğrencisi Kadir Doğulu

Küçük Sırlar, Pis Yedili gibi gençlerin yakından takip ettiği dizilerde rol alan Kadir Doğulu, çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu oyunculuk mesleğinden çok mutlu olduğunu söylüyor. Oyunculuk üzerine eğitim almadığını, ancak çok çalıştığını belirten Doğulu, ailesinin eğitimine devam etmesi şartıyla oyunculuğa izin verdiğini ifade ediyor.

Eğitim hayatınız hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Nasıl bir öğrenciydiniz?

Liseyi bitirene kadar Mersin’deydim. Üniversite eğitimim için İstanbul'a geldim, hala okuyorum. Derslere çok düşkün değildim. Bazen zorlanırdım ama hiç bir zaman kötü bir öğrenci olmadım. Genelde hem okuyup hem de çalıştığım için benim için eğlenceli geçti o yıllar.
 

 5 kardeşli, anne ev hanımı, baba işçi emeklisi bir evde büyüdünüz. Bu durum eğitim hayatınızı etkiledi mi?

Bizim evde, ne olursa olsun maddi manevi fark etmez, evdeki çocuklar mutlaka ama mutlaka okuyacaktır. Tüm aile elinden geleni yapar. Üniversite hayatına geç başlamak benim tercihimdi ama sonunda oldu. Dediğim gibi bizim çekirdek ailemizde okumamak gibi bir alternatif yok.
 

Küçük yaşlardan beri çok fazla yerde çalışmışsınız. Erken yaşta çalışmaya başlamış olmak size ne kattı?

Hayata erken atılmak diye bir deyim vardır, herkesin söylediği işte var ise böyle bir şey benim için öyle oldu. Hayatımın büyük bir kısmını kendi tercihimle çalışarak geçirdim. Kalabalık ailelerde, aile ekonomisine destek olmak önemlidir. Sadece ben değil kardeşlerim de çalışıp destek olmuşlardır her zaman. Ama benim için amaçlarıma erken ulaşmak için keyifle yaptığım şeylerdi. Çalışmayı çok seviyorum. Yaptığım her işi de keyifle ve severek yaptım. Küçük yaşta edindiğim çalışma disiplinini kaybetmeden hala keyifle çalışıyorum. Her zaman çalışmaya alışık olduğum için çalışmadığım ya da boşa geçirdiğim zaman olmaması için elimden geleni yapıyorum. İşimden arta kalan zamanları mutlaka hobilerimle dolduruyorum. Özellikle fırsat buldukça spor yapmayı aksatmıyorum.
 

ÇALIŞMAYA DEVAM ETMEK İÇİN OKULA DÖRT ELLE ASILDIM

Hem çalışıp hem okumak okul hayatınızı etkiledi mi? Aradaki dengeyi nasıl kurdunuz?

Çalışmasaydım da okul hayatımda her hangi bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Belki de çalışmaya devam edebilmek için okul hayatıma daha çok ağırlık vermiş olabilirim. Okula gitmeyeceğim desem annem çalışmama izin vermezdi. Çünkü dediğim gibi bizim ailede okumak mecburdur. Eğer çalışmak istiyorsanız okulunuz ve dersleriniz iyi olmalı.
 

Öğrencilik yıllarından unutamadığınız bir öğretmeniniz ya da bir anınız var mı?

İlkokul öğretmenimi hiç bir zaman unutmayacağım herhalde. Bir de bizim zamanımızda ortaokul vardı, şimdi sistem değişti tabi. Sınıf öğretmenimiz ve aynı zamanda matematik öğretmenimiz olan Neslihan Hanım’ı hiç unutmam.

GENÇLER OYUNCU OLMAK İÇİN UĞRAŞMASINLAR!

Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Oyunculuk anlamında geleceğe dair planlarınız var mı? Oyuncu olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Çocukluğumdan beri oyuncu olma hayalim vardı fakat şartlar beni başka yerlere sürükledi. Karar vermedim, hep istedim. Herhangi bir okulda oyunculuk eğitimi almadım. Bireysel olarak hocalarla uzun süre çalışmalarım oldu ve hala çalışıyorum. Oyunculuk anlamında geleceğe yönelik planlarım tabii ki var. Bundan sonra tek amacım daha iyi olabilmek için çalışmak olacak. Bu işi yapmak isteyen gençlere tavsiyem, oyuncu olmak için uğraşmasınlar. İyi biri olmak, iyi bir iş yapabilmek için uğraşsınlar, devamı zaten gelecektir. Hayallerinden vazgeçmesinler ve doğru insanlar ile çalışmaya, tanışmaya gayret göstersinler.

 

Oynadığınız dizilerde hep öğrenci rolündeydiniz… Bunun özel bir nedeni var mı? Rol aldığınız dizilerde canlandırdığınız karakterlerin hangisi kendinize daha yakın hissediyorsunuz?

Özel bir nedeni yok. Başarılı olabileceğime inandığım projelerde bulunmak istiyorum. Küçük Sırlar’dan sonra öğrenci rolünde olmayı düşünmüyordum fakat Pis Yedili gibi güzel bir proje gelince tereddütsüz kabul ettim. Aslında ne Ali karakteri ne de Bayrampaşalı karakteri benim öğrenciliğime benziyor. Yine de Bayrampaşalı’ya daha yakınım diyebiliriz.
 

ANNEMİN MUTFAĞINDA YETİŞTİM!

Daha önce verdiğiniz bir röportajınızda İstanbul’a geldikten sonra birçok kafe ve restoranın mutfağında çalıştığınızı söylemişsiniz. Yemek yapmaya olan ilginiz nerden geliyor?

Annem çok güzel yemek yapar. Yemek yaparken onu çok izledim. Mutfak konusunda annemden kesinlikle çok şey öğrendim. Fakat çalıştığım yerlerde de yemek yapmanın teknikleri hakkında bilgi sahibi oldum. Kendimi çok geliştirdim. Yemek yapmayı seviyorum. Her geçen gün farklı lezzetler elde ederek kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bu anlamda geleceğe dair planlarım var, zamanı geldiğinde umarım gerçekleştirme fırsatım olur.
 

PİS YEDİLİ’DE İYİ SAYILABİLECEK ÇOK ÖRNEK VAR

Rol aldığınız Pis Yedili adlı dizi Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan tarafından ‘resmi liselerde okuyan gençler ile özel okullardaki öğrencileri birbirlerine düşman yapıyor’ gerekçesiyle RTÜK’e şikayet edildi. Konuyla ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz?

Çoğu konuda haklı bulmama rağmen bu ve bazı konularda çok komik kararlar ve şikayetler aldıklarına inanıyorum. En nihayetinde hayal ürünü bir iş yapıyoruz. Karakterler ve senaryo hayal ürünü. Özellikle bizim dizide iyi sayılacak örnekler çoktur ve çok ciddi mesajlar verir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 29 Şubat 2012 14:36

Gösterim: 5479


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.