Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Yoğun kar yağışı ve kötü hava koşulları nedeniyle Türkiye genelinde bazı merkezlerde eğitime bir gün ara verildi. Eğitime ara verilen İller ve İlçeler şunlar:
Muş'ta il genelindeki köy okullarında eğitime bir gün ara verildi.Muş Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre, yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle çok sayıda köy yolunun kapatıldığı belirtildi. Olumsuz hava koşullarının devam ettiğinin beliritildiği açıklamada; "Bu nedenle İl Hıfzıssıhha Kurulu tarafından il genelindeki köy okullarında 05 Mart 2012 Pazartesi günü eğitime bir günlük ara verilmesine karar verildi" denildi.
Karabük'te Meteorolojinin kar yağışının akşam duracağını açıklamasının ardından Eflani ve Ovacık dışındaki yerlerde okulların tatilinin kaldırıldığı belirtildi. Karabük ve ilçelerini esaret altına alan kar yağışı nedeniyle ilk olarak il ve ilçe merkezlerindeki ilk ve orta öğretim okullarının yarın (5 Mart Pazartesi) tatil edildiği belirtilirken, meteorolojinin akşam saatlerinde kar yağışının kesileceğini söylemesi üzerine şimdilik sadece Eflani ve Ovacık ilçelerinde okulların tatil edildiği açıklandı. Karabük ve merkez ve diğer ilçelerin durumuna yarın sabahtan karar verileceği ifade edildi.
Tokat'ta kar yağışı sonucu merkeze bağlı köy, beldelerdeki okullar ile taşımalı eğitim-öğretime bir gün süre ile ara verildi. Tokat hafta sonu devam eden kar yağışı yüksek kesimlerde etkisini gösterdi. Yoğun kar yağışı sonucu yüzlerce köy yolu ulaşıma kapanırken, şehirlerarası yollarda ulaşımda aksamalar yaşandı. Devam eden kar yağışı sonucu ise Tokat Merkeze bağlı köy, beldeler ve taşımalı eğitim ve öğretime bir gün (pazartesi) ara verildi.
Erzurum’da kar ve tipi etkisini sürdürürken Tekman ilçesinde okullar yarın 1 gün süreyle tatil edildi. Dün akşam saatlerinde başlayan ve aralıklı olarak devam eden kar yağışı ve şiddetli tipi Erzurum’da hayatı adeta durma noktasına getirdi. Soğuk havanın da etkisiyle buzlanan yollar da araçlar ilerlemekte kaldırımlar da ise vatandaşlar yürümekte güçlük çekti.
Kar ve tipi nedeniyle Erzurum – Bingöl ve Erzurum – Bayburt Karayolunda ulaşım güçlükle sağlanırken, karayolları ekipleri aralıksız olarak güzergah ta bulunarak karla mücadele çalışmasını sürdürüyorlar. Kar yağışının yoğun şekilde görüldüğü Tekman ilçesinde Pazartesi günü okulların 1 gün tatil edilmesi kararı alındı.
Öte yandan Erzurum’da “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek attırır” sözünün her yıl Mart ayında yaşandığını belirten vatandaşlar, “Yetkililer Erzurum’u görmeli. Burası kış şartlarının çok ağır geçtiği bir memleket. Eskiden Erzurum’da hava koşulları nedeniyle vergi indirimi yapılıyormuş. Ancak günümüz de bu yok. Biz yakacak derdine düşüyoruz. Bunun için mevsimsel şartlara göre buraya gerekli hassasiyet gösterilmelidir” dediler.
Eksi 20 dereceye aldırış etmeden cadde ve sokaklar da mendil satan bir küçük çocuk ise “Dadaş üşümez” diyerek adeta soğuk havaya meydan okudu.
Küçük çocuk konuşmasıyla ilgi odağı olurken, “Biz Dadaşız. Dadaş üşümez. Soğuk havaya biz alışkınız. Buz donar Dadaş donmaz” dedi.
Van'da etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle köylerde taşımalı olarak eğitim gören öğrenciler için okullar bir gün tatil edildi.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, kar yağışı nedeniyle il merkezi ve ilçelerdeki köylerde taşımalı olarak eğitim öğretim gören ilk ve ortaöğretim öğrencileri için okuların pazartesi günü tatil olduğu bildirildi.
Bolu'da 2 günden bu yana aralıksız yağan kar yağışı sonrasında kent merkezi ve tüm ilçelerde okulların pazartesi günü tatil edildi.
Bolu Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, yoğun kar yağışı sonrasında okulların pazartesi günü tüm il genelinde tatil edildiği ifade edildi. Kar yağışının yarında devam etmesi beklenen Bolu'da kar kalınlığı 50 santimetreyi geçti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yoğun kar yağışı ve kötü hava koşulları nedeniyle Türkiye genelinde bazı merkezlerde eğitime bir gün ara verildi. Eğitime ara verilen İller ve İlçeler şunlar:
Muş'ta il genelindeki köy okullarında eğitime bir gün ara verildi.Muş Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre, yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle çok sayıda köy yolunun kapatıldığı belirtildi. Olumsuz hava koşullarının devam ettiğinin beliritildiği açıklamada; "Bu nedenle İl Hıfzıssıhha Kurulu tarafından il genelindeki köy okullarında 05 Mart 2012 Pazartesi günü eğitime bir günlük ara verilmesine karar verildi" denildi.
Karabük'te Meteorolojinin kar yağışının akşam duracağını açıklamasının ardından Eflani ve Ovacık dışındaki yerlerde okulların tatilinin kaldırıldığı belirtildi. Karabük ve ilçelerini esaret altına alan kar yağışı nedeniyle ilk olarak il ve ilçe merkezlerindeki ilk ve orta öğretim okullarının yarın (5 Mart Pazartesi) tatil edildiği belirtilirken, meteorolojinin akşam saatlerinde kar yağışının kesileceğini söylemesi üzerine şimdilik sadece Eflani ve Ovacık ilçelerinde okulların tatil edildiği açıklandı. Karabük ve merkez ve diğer ilçelerin durumuna yarın sabahtan karar verileceği ifade edildi.
Tokat'ta kar yağışı sonucu merkeze bağlı köy, beldelerdeki okullar ile taşımalı eğitim-öğretime bir gün süre ile ara verildi. Tokat hafta sonu devam eden kar yağışı yüksek kesimlerde etkisini gösterdi. Yoğun kar yağışı sonucu yüzlerce köy yolu ulaşıma kapanırken, şehirlerarası yollarda ulaşımda aksamalar yaşandı. Devam eden kar yağışı sonucu ise Tokat Merkeze bağlı köy, beldeler ve taşımalı eğitim ve öğretime bir gün (pazartesi) ara verildi.
Erzurum’da kar ve tipi etkisini sürdürürken Tekman ilçesinde okullar yarın 1 gün süreyle tatil edildi. Dün akşam saatlerinde başlayan ve aralıklı olarak devam eden kar yağışı ve şiddetli tipi Erzurum’da hayatı adeta durma noktasına getirdi. Soğuk havanın da etkisiyle buzlanan yollar da araçlar ilerlemekte kaldırımlar da ise vatandaşlar yürümekte güçlük çekti.
Kar ve tipi nedeniyle Erzurum – Bingöl ve Erzurum – Bayburt Karayolunda ulaşım güçlükle sağlanırken, karayolları ekipleri aralıksız olarak güzergah ta bulunarak karla mücadele çalışmasını sürdürüyorlar. Kar yağışının yoğun şekilde görüldüğü Tekman ilçesinde Pazartesi günü okulların 1 gün tatil edilmesi kararı alındı.
Öte yandan Erzurum’da “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek attırır” sözünün her yıl Mart ayında yaşandığını belirten vatandaşlar, “Yetkililer Erzurum’u görmeli. Burası kış şartlarının çok ağır geçtiği bir memleket. Eskiden Erzurum’da hava koşulları nedeniyle vergi indirimi yapılıyormuş. Ancak günümüz de bu yok. Biz yakacak derdine düşüyoruz. Bunun için mevsimsel şartlara göre buraya gerekli hassasiyet gösterilmelidir” dediler.
Eksi 20 dereceye aldırış etmeden cadde ve sokaklar da mendil satan bir küçük çocuk ise “Dadaş üşümez” diyerek adeta soğuk havaya meydan okudu.
Küçük çocuk konuşmasıyla ilgi odağı olurken, “Biz Dadaşız. Dadaş üşümez. Soğuk havaya biz alışkınız. Buz donar Dadaş donmaz” dedi.
Van'da etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle köylerde taşımalı olarak eğitim gören öğrenciler için okullar bir gün tatil edildi.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, kar yağışı nedeniyle il merkezi ve ilçelerdeki köylerde taşımalı olarak eğitim öğretim gören ilk ve ortaöğretim öğrencileri için okuların pazartesi günü tatil olduğu bildirildi.
Bolu'da 2 günden bu yana aralıksız yağan kar yağışı sonrasında kent merkezi ve tüm ilçelerde okulların pazartesi günü tatil edildi.
Bolu Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, yoğun kar yağışı sonrasında okulların pazartesi günü tüm il genelinde tatil edildiği ifade edildi. Kar yağışının yarında devam etmesi beklenen Bolu'da kar kalınlığı 50 santimetreyi geçti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 05 Mart 2012 08:02
Gösterim: 1663
TBMM Milli Eğitim Alt Komisyonu’na öneri götüren İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği (ÖNDER) Başkanı Hüseyin Korkut, kız-erkek okullarının açılabilmesine imkân verilmesini istedi. Eğitim Bir temsilcisi ise “karma eğitim fos çıktı” diye konuştu.
8 yıllık kesintisiz eğitim “4+4+4” modelinde 12 yılda kademelendiren yasa teklifine, kız-erkek okullarının açılabilmesine imkan veren bir düzenleme eklenmesini isteyen İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) Genel Başkanı Hüseyin Korkut, “Özellikle doğu ve güneydoğuda farz, gelenek, inanç ve vicdani yönelim dolayısıyla ergenlik dönemi İslam inancına göre mükellefiyet çağındaki kız çocuklarının yatılı okullara karma ortama ve zorunlu eğitimin dayatması dolayısıyla örgün ortama katılmasını engellemiştir” dedi. Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer ise “karma eğitimin fos çıktığını” savundu.
Teklifin yeniden değerlendirilmek üzere sevk edildiği TBMM Milli Eğitim Alt Komisyonu’na düzenlemelerle ilgili görüş ileten Korkut, 28 Şubat sürecinde karma eğitime geçilmesiyle uygulamadan kaldırılan kız-erkek okullarının yeniden açılmasını isteyerek, teklife bu yönde bir madde eklenmesini gerektiğini kaydetti. Korkut, şu ifadeleri kullandı:
“ Öteden beri 28 Şubat sürecine kadar ve bazı okulların faydalandığı kız-erkek ayrı okulların eğitim sistemimiz açısından ciddi bir zenginlik olduğu için, 28 Şubat’tan sonra tamamen karma eğitime geçildiğini biliyoruz. Hem ülkemizde bütün dünyada eğitimcilerin karma eğitimin zorlukları ve sıkıntıları tartışılırken tercihe bağlı kız-erkek okulları açılmalı.”
Karma eğitim ‘fos’ çıktı görüşü
“Karma eğitimi” tartışmaya açmaya hazırlanan Eğitim Bir Sen’in Genel Sekreteri Özer de bu sistemin ideolojik bir dayatma olduğunu belirterek, “Günümüz eğitimine baktığımız zaman karma eğitimin fos çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Karma eğitim, toplumda kadın-erkek eşitliği sağlamadı, aksine kadınları ve erkekleri yeteneklerini geliştirme konusunda sınırladı” diye konuştu.
Karma eğitimin bilimselliğe dayanmadığını kaydeden Özer, “Kişilikleri sosyo-kültürel olarak oturmamış ve cinsel kimlikleri tıbbi olarak olgunlaşmamış iki çocuğu, ergenlik döneminde bir araya getirerek eğitmek çok yanlış bir uygulamadır, bu uygulamanın sonuçlarını çocuklar ve aileleri en acı şekilde yaşamaktadır. Karma eğitim dayatması son bulmalıdır. Demokratik hak olarak karma eğitimin alternatifi okullar açılmalı. Demokrasi adına karma eğitime dair genelge en kısa zamanda kaldırılmalıdır” dedi.
(Bahar Atakan – Milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
TBMM Milli Eğitim Alt Komisyonu’na öneri götüren İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği (ÖNDER) Başkanı Hüseyin Korkut, kız-erkek okullarının açılabilmesine imkân verilmesini istedi. Eğitim Bir temsilcisi ise “karma eğitim fos çıktı” diye konuştu.
8 yıllık kesintisiz eğitim “4+4+4” modelinde 12 yılda kademelendiren yasa teklifine, kız-erkek okullarının açılabilmesine imkan veren bir düzenleme eklenmesini isteyen İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) Genel Başkanı Hüseyin Korkut, “Özellikle doğu ve güneydoğuda farz, gelenek, inanç ve vicdani yönelim dolayısıyla ergenlik dönemi İslam inancına göre mükellefiyet çağındaki kız çocuklarının yatılı okullara karma ortama ve zorunlu eğitimin dayatması dolayısıyla örgün ortama katılmasını engellemiştir” dedi. Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer ise “karma eğitimin fos çıktığını” savundu.
Teklifin yeniden değerlendirilmek üzere sevk edildiği TBMM Milli Eğitim Alt Komisyonu’na düzenlemelerle ilgili görüş ileten Korkut, 28 Şubat sürecinde karma eğitime geçilmesiyle uygulamadan kaldırılan kız-erkek okullarının yeniden açılmasını isteyerek, teklife bu yönde bir madde eklenmesini gerektiğini kaydetti. Korkut, şu ifadeleri kullandı:
“ Öteden beri 28 Şubat sürecine kadar ve bazı okulların faydalandığı kız-erkek ayrı okulların eğitim sistemimiz açısından ciddi bir zenginlik olduğu için, 28 Şubat’tan sonra tamamen karma eğitime geçildiğini biliyoruz. Hem ülkemizde bütün dünyada eğitimcilerin karma eğitimin zorlukları ve sıkıntıları tartışılırken tercihe bağlı kız-erkek okulları açılmalı.”
Karma eğitim ‘fos’ çıktı görüşü
“Karma eğitimi” tartışmaya açmaya hazırlanan Eğitim Bir Sen’in Genel Sekreteri Özer de bu sistemin ideolojik bir dayatma olduğunu belirterek, “Günümüz eğitimine baktığımız zaman karma eğitimin fos çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Karma eğitim, toplumda kadın-erkek eşitliği sağlamadı, aksine kadınları ve erkekleri yeteneklerini geliştirme konusunda sınırladı” diye konuştu.
Karma eğitimin bilimselliğe dayanmadığını kaydeden Özer, “Kişilikleri sosyo-kültürel olarak oturmamış ve cinsel kimlikleri tıbbi olarak olgunlaşmamış iki çocuğu, ergenlik döneminde bir araya getirerek eğitmek çok yanlış bir uygulamadır, bu uygulamanın sonuçlarını çocuklar ve aileleri en acı şekilde yaşamaktadır. Karma eğitim dayatması son bulmalıdır. Demokratik hak olarak karma eğitimin alternatifi okullar açılmalı. Demokrasi adına karma eğitime dair genelge en kısa zamanda kaldırılmalıdır” dedi.
(Bahar Atakan – Milliyet)
Son Güncelleme: Pazar, 04 Mart 2012 12:58
Gösterim: 3590
Başbakan Tayyip Erdoğan ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner arasındaki "4+4+4=12 yıllık kesintisiz eğitim projesi" gerilimi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programlarına da yansıdı.
DAVETİYELER BİLE BASILMIŞTI
Habertürk'ün haberine göre; Başbakan Erdoğan'ın katılacağı, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in de konuşmacı olarak davet edildiği 8 Mart'ta Mardin'de yapılacak "Kadınların İstihdama Katılımı" konulu panel iptal edildi. Panelin iptal edildiği bilgisi kendisine cuma günü iletilen TÜSİAD Başkanı Boyner de Başbakan Erdoğan'ın bakanlarıyla çıkarma yapacağı Mardin gezisine katılmaktan vazgeçti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 8 Mart için hazırladığı Mardin programına Başbakan Erdoğan ve Boyner haftalar öncesinden çağrılmış, Boyner'den "Kadınların İstihdama Katılımı" konulu panelde de konuşmacı olması istenmişti. Panelin davetiyeleri bile basılmıştı.
4+4+4 GERİLİMİ
Ancak AK Parti Grubu'nun 12 yıllık kesintisiz eğitimi kademelendiren yasa teklifine TÜSİAD'ın tepki göstermesinin ardından program değiştirildi. Bakanlık yetkilileri Başbakan'ın katılacağı bir temel atma töreni nedeniyle kadınlara yönelik panelin iptal edildiğini açıkladı. Avrupa Birliği temsilcileri ve iş örgütleri ile 5-6 Mart tarihlerinde temaslarda bulunmak üzere Brüksel'e giden Boyner, Habertürk'ün sorusu üzerine Mardin'de konuşmacı olarak davet edildiği panelin iptaline ilişkin bilginin kendisine iletildiğini söyledi. Boyner 8 Mart akşamı İstanbul'da bir programa katılacağını bildirdi.
İPTALİ DOĞRULADI
"8 Mart bizim için önemli, biz dernek olarak 8 Mart'a gereken önemi yine vereceğiz" açıklaması yapan Boyner, "Geçen hafta Başbakan ile yaşa nan polemik ile bu iptali ilişkilendiriyor musunuz" sorusuna ise "Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum, sadece iptal haberi doğru, bunu söyleyebilirim" diye yanıt verdi.
Gün gün Erdoğan-Boyner tartışması
27 Şubat: AK Parti 4+4+4 kademeli eğitim teklifini Meclis'e sundu. TÜSİAD Başkanı Boyner, "Kademeli eğitimi desteklemelerinin mümkün değil, bu kız çocuklarının eğitime katılımında sorun yaratır" dedi.
28 Şubat: AK Parti grup toplantısında Başbakan Erdoğan Boyner'e "Verilen tepkiler tamamen bayat, çağdışı ve Türkiye gerçeklerinden uzak tepkilerdir. 8 yıllık kesintisiz eğitimin mimarlarından, akıl hocalarından biri olan TÜSİAD'ın bugün bir kez daha statükoculuğu savunması, ibretlik bir durumdur. Kusura bakma TÜSİAD senin arzun olmayacak. Milletin arzusu olacak" sözleriyle karşılık verdi.
29 Şubat: Boyner, Erdoğan'ın gruptaki çıkışına "TÜSİAD'ın bu konuda çalışma yapması, fikir beyan etmesi çok geçerli. Tepkisine şaşırdım. Herhalde TÜSİAD'a vurmanın dayanılmaz bir cazibesi var" karşılığını verdi.
1 Mart: Erdoğan, Merkez Bankası'nda düzenlenen Türk Lirası Simge Tanıtım Programı'nda Boyner'e "Bizim, eğitimle ilgili telafi çabalarımızın önünü kesmek adına, kör ideolojiyle zihinleri bulandırıyorlar. Biz, seçkinlerin, elitlerin, patronların hükümeti değiliz. Hiç kimse eski Türkiye'nin refleksleriyle hareket etmesin. Millet iradesi her kararın üzerindedir. Bunu herkes artık hazmetmek zorundadır" dedi.
(Milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Tayyip Erdoğan ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner arasındaki "4+4+4=12 yıllık kesintisiz eğitim projesi" gerilimi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programlarına da yansıdı.
DAVETİYELER BİLE BASILMIŞTI
Habertürk'ün haberine göre; Başbakan Erdoğan'ın katılacağı, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in de konuşmacı olarak davet edildiği 8 Mart'ta Mardin'de yapılacak "Kadınların İstihdama Katılımı" konulu panel iptal edildi. Panelin iptal edildiği bilgisi kendisine cuma günü iletilen TÜSİAD Başkanı Boyner de Başbakan Erdoğan'ın bakanlarıyla çıkarma yapacağı Mardin gezisine katılmaktan vazgeçti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 8 Mart için hazırladığı Mardin programına Başbakan Erdoğan ve Boyner haftalar öncesinden çağrılmış, Boyner'den "Kadınların İstihdama Katılımı" konulu panelde de konuşmacı olması istenmişti. Panelin davetiyeleri bile basılmıştı.
4+4+4 GERİLİMİ
Ancak AK Parti Grubu'nun 12 yıllık kesintisiz eğitimi kademelendiren yasa teklifine TÜSİAD'ın tepki göstermesinin ardından program değiştirildi. Bakanlık yetkilileri Başbakan'ın katılacağı bir temel atma töreni nedeniyle kadınlara yönelik panelin iptal edildiğini açıkladı. Avrupa Birliği temsilcileri ve iş örgütleri ile 5-6 Mart tarihlerinde temaslarda bulunmak üzere Brüksel'e giden Boyner, Habertürk'ün sorusu üzerine Mardin'de konuşmacı olarak davet edildiği panelin iptaline ilişkin bilginin kendisine iletildiğini söyledi. Boyner 8 Mart akşamı İstanbul'da bir programa katılacağını bildirdi.
İPTALİ DOĞRULADI
"8 Mart bizim için önemli, biz dernek olarak 8 Mart'a gereken önemi yine vereceğiz" açıklaması yapan Boyner, "Geçen hafta Başbakan ile yaşa nan polemik ile bu iptali ilişkilendiriyor musunuz" sorusuna ise "Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum, sadece iptal haberi doğru, bunu söyleyebilirim" diye yanıt verdi.
Gün gün Erdoğan-Boyner tartışması
27 Şubat: AK Parti 4+4+4 kademeli eğitim teklifini Meclis'e sundu. TÜSİAD Başkanı Boyner, "Kademeli eğitimi desteklemelerinin mümkün değil, bu kız çocuklarının eğitime katılımında sorun yaratır" dedi.
28 Şubat: AK Parti grup toplantısında Başbakan Erdoğan Boyner'e "Verilen tepkiler tamamen bayat, çağdışı ve Türkiye gerçeklerinden uzak tepkilerdir. 8 yıllık kesintisiz eğitimin mimarlarından, akıl hocalarından biri olan TÜSİAD'ın bugün bir kez daha statükoculuğu savunması, ibretlik bir durumdur. Kusura bakma TÜSİAD senin arzun olmayacak. Milletin arzusu olacak" sözleriyle karşılık verdi.
29 Şubat: Boyner, Erdoğan'ın gruptaki çıkışına "TÜSİAD'ın bu konuda çalışma yapması, fikir beyan etmesi çok geçerli. Tepkisine şaşırdım. Herhalde TÜSİAD'a vurmanın dayanılmaz bir cazibesi var" karşılığını verdi.
1 Mart: Erdoğan, Merkez Bankası'nda düzenlenen Türk Lirası Simge Tanıtım Programı'nda Boyner'e "Bizim, eğitimle ilgili telafi çabalarımızın önünü kesmek adına, kör ideolojiyle zihinleri bulandırıyorlar. Biz, seçkinlerin, elitlerin, patronların hükümeti değiliz. Hiç kimse eski Türkiye'nin refleksleriyle hareket etmesin. Millet iradesi her kararın üzerindedir. Bunu herkes artık hazmetmek zorundadır" dedi.
(Milliyet)
Son Güncelleme: Pazar, 04 Mart 2012 12:22
Gösterim: 2102
CHP Meclis Grubu; temel eğitimi 4+4+4 olarak 12 yılda kademelendiren teklif konusunda eğitim uzmanlarının görüşlerini aldı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, düzenlemenin geri çekilmesi gerektiğini belirterek, “Oturulsun, konuşulsun. Tasarı olgunlaştırılsın, parlamentoya gelsin” dedi.
CHP Meclis Grubu’nun düzenlediği toplantı, dün Sheraton Oteli’nde yapıldı. Toplantıya katılan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlemesi gereken bir toplantıyı yaptıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Çocuklarımızın nasıl yetişmesi gerekir, bununla ilgili olarak pedagogların, bilim insanlarının, eğitimcilerin görüş bildirmesi lazım, çünkü bu konunun uzmanı onlar. Nasıl bir ameliyathaneye cerrah girer, siyasetçi girmezse milli eğitim konusu da böyledir. Burada da eğitimcileri, pedagogları dinlemek gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı bunu yapmadı, bu görevini ihmal etti. Parlamentoya bir kanun teklifi geldi, Bakanlar Kurulu’ndan geçmeden, hükümet bunu konuşmadan, tartışmadan, kamuoyunda tartışılmadan... Çocuklarınız eğitilecek, 4+4+4 ne anlama geliyor bilen yok. Kendi çocuğunu eğitecek bu anne-baba; nasıl olur da bunlar bilinmez. Lütfen Milli Eğitim Bakanlığı bu tasarıyı geriye çeksin. Oturulsun, konuşulsun. Üniversiteler, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları bu konuda fikirlerini söylesin. Tasarı olgunlaştırılsın, parlamentoya gelsin.”
Neden sondan ikinciyiz?
Acaba bizim milli eğitimimiz hiç merak etti mi Finlandiya’daki çocuklar neden başarılı? Bizim çocuklarımızın zeka düzeyinde bir sorun mu var acaba? Hayır, böyle bir sorun yok. O zaman sormamız gerekir, bizim çocuklarımız neden sondan ikinci de Finlandiya birinci? Neden Finlandiya’daki çocuklar gibi bizim çocuklarımız birinci olmuyor? Önündeki tek engel, kısır siyasetçilerin eğitim konusunu dikkate almamaları, üzerinde düşünmemeleri, çocuklar üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getirmeleri. Çocuklarımızın en iyi şekilde okumalarını isteriz.”
CHP grubu olağanüstü toplanıyor
CHP yönetiminin; eğitim bilimcileri, bazı eski YÖK üyeleri ile sendika yetkililerini dinlediği toplantı yaklaşık 5 saat sürdü. Aralarında çok sayıda profesörün bulunduğu akademisyenler, 4+4+4 sistemi konusunda anket yapılarak, anne ve babaların nabzının tutulması önerisinde bulundu. Akdamisyenler, eğitimle ilgili tartışmaların siyasi partiler arasında polemiğe ve psikolojik savaşa dönüştürülmemesi gerektiği üzerinde de durdu. CHP yönetimi, toplantının ardından pazartesi günü saat 10.30’da CHP Meclis Grubu’nun, teklifi değerlendirmek üzere olağanüstü toplantı yapması kararı aldı. Grup toplantısı, dün milletvekillerinin cep telefonlarına mesaj atılarak duyuruldu.
Kılıçdaroğlu, devrim yasalarının yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda da, “Öğretim Birliği Kanunu’nun kabulünün 88. yıl dönümünde Türkiye’nin gündeminde, AKP’nin dayattığı Türkiye’yi ileriye taşıyacak değil, tam aksine milli eğitimdeki kazanımlarından geriye götürecek bir kanun teklifi vardır” ifadesini kullandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
CHP Meclis Grubu; temel eğitimi 4+4+4 olarak 12 yılda kademelendiren teklif konusunda eğitim uzmanlarının görüşlerini aldı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, düzenlemenin geri çekilmesi gerektiğini belirterek, “Oturulsun, konuşulsun. Tasarı olgunlaştırılsın, parlamentoya gelsin” dedi.
CHP Meclis Grubu’nun düzenlediği toplantı, dün Sheraton Oteli’nde yapıldı. Toplantıya katılan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlemesi gereken bir toplantıyı yaptıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Çocuklarımızın nasıl yetişmesi gerekir, bununla ilgili olarak pedagogların, bilim insanlarının, eğitimcilerin görüş bildirmesi lazım, çünkü bu konunun uzmanı onlar. Nasıl bir ameliyathaneye cerrah girer, siyasetçi girmezse milli eğitim konusu da böyledir. Burada da eğitimcileri, pedagogları dinlemek gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı bunu yapmadı, bu görevini ihmal etti. Parlamentoya bir kanun teklifi geldi, Bakanlar Kurulu’ndan geçmeden, hükümet bunu konuşmadan, tartışmadan, kamuoyunda tartışılmadan... Çocuklarınız eğitilecek, 4+4+4 ne anlama geliyor bilen yok. Kendi çocuğunu eğitecek bu anne-baba; nasıl olur da bunlar bilinmez. Lütfen Milli Eğitim Bakanlığı bu tasarıyı geriye çeksin. Oturulsun, konuşulsun. Üniversiteler, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları bu konuda fikirlerini söylesin. Tasarı olgunlaştırılsın, parlamentoya gelsin.”
Neden sondan ikinciyiz?
Acaba bizim milli eğitimimiz hiç merak etti mi Finlandiya’daki çocuklar neden başarılı? Bizim çocuklarımızın zeka düzeyinde bir sorun mu var acaba? Hayır, böyle bir sorun yok. O zaman sormamız gerekir, bizim çocuklarımız neden sondan ikinci de Finlandiya birinci? Neden Finlandiya’daki çocuklar gibi bizim çocuklarımız birinci olmuyor? Önündeki tek engel, kısır siyasetçilerin eğitim konusunu dikkate almamaları, üzerinde düşünmemeleri, çocuklar üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getirmeleri. Çocuklarımızın en iyi şekilde okumalarını isteriz.”
CHP grubu olağanüstü toplanıyor
CHP yönetiminin; eğitim bilimcileri, bazı eski YÖK üyeleri ile sendika yetkililerini dinlediği toplantı yaklaşık 5 saat sürdü. Aralarında çok sayıda profesörün bulunduğu akademisyenler, 4+4+4 sistemi konusunda anket yapılarak, anne ve babaların nabzının tutulması önerisinde bulundu. Akdamisyenler, eğitimle ilgili tartışmaların siyasi partiler arasında polemiğe ve psikolojik savaşa dönüştürülmemesi gerektiği üzerinde de durdu. CHP yönetimi, toplantının ardından pazartesi günü saat 10.30’da CHP Meclis Grubu’nun, teklifi değerlendirmek üzere olağanüstü toplantı yapması kararı aldı. Grup toplantısı, dün milletvekillerinin cep telefonlarına mesaj atılarak duyuruldu.
Kılıçdaroğlu, devrim yasalarının yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda da, “Öğretim Birliği Kanunu’nun kabulünün 88. yıl dönümünde Türkiye’nin gündeminde, AKP’nin dayattığı Türkiye’yi ileriye taşıyacak değil, tam aksine milli eğitimdeki kazanımlarından geriye götürecek bir kanun teklifi vardır” ifadesini kullandı.
Son Güncelleme: Pazar, 04 Mart 2012 12:37
Gösterim: 1903
Sizce bebeğiniz Türkçe hakkında ne biliyor? Sizden duyduğu kelimeleri nasıl öğreniyor? Peki ana dilini yabancı bir dilden ayırt etmeye ne zaman başlıyor?
ODTÜ bünyesindeki Bilişsel Bebek Araştırmaları Merkezi (BeBeM) işte bütün bu sorulara yanıt arıyor. Yaşını bile doldurmamış bebekleri inceleyen Türkiye'deki ilk merkez BeBeM, 15 dakikalık çalışma sonrasında bebeklere ODTÜ damgalı 'Bilim Bebek' diploması veriyor
Soğuk ve karlı bir günde İstanbul'dan Ankara'ya doğru yola çıkıyoruz. Hedefimiz ODTÜ Enformatik Enstitüsü içinde bulunan BeBeM. Burada açılan Bebek Laboratuvarı'nda yapılan araştırmanın ayrıntılarını öğrenmek için çıktığımız yolda, anlaşılmaz kelimelerle konuşan insanların yaptığı sıkıcı bir işle karşılaşma olasılığı var aklımızda. Oysa merkeze adımımızı attığımız anda bizi karşılayan bebek kahkahaları ve büyük bir içtenlikle bizi buyur eden genç ekip, bütün önyargılarımızı kırıyor. Koridorda anneleriyle bekleyen bebekler henüz altı aylık. Annelerin yüzlerinden bilimsel bir çalışmaya katkı yapacak olmanın hevesi okunuyor. Tabii bir de bebeklerinin ODTÜ gibi önemli bir üniversiteden ilk diplomalarını almalarının heyecanı...
ODTÜ-BeBeM, Yrd. Doç. Dr. Annette Hohenberger ve Bilişsel Bilimler Programı'ndaki öğrencileri tarafından 2006'da kurulmuş. Merkezin amacı, 0-2 yaş arası bebeklerin dilsel ve zihinsel gelişimini incelemek. Bebeklerin anadilleri olan Türkçe'ye özgü ses özelliklerini ne zaman ayırt etmeye başladıklarını belirlemek için çalışan ekip beş kişiden oluşuyor. Başka dillerde bulunmayan ünlü uyumu ve sözcük vurgusunun bebekler tarafından nasıl algılandığını anlamak isteyen uzmanlar önce altı aylık bebeklerle çalışıyor. Bu bebekler 10 aylık olduklarında bir kez daha merkeze getiriliyor ve yapılan vurgu çalışmasıyla nasıl bir gelişim içinde oldukları ölçülüyor.
Sadece 15 dakika süren çalışma sırasında bebek, annesinin kucağında oturup bir dizi sözcük dinliyor. Bu sözcüklerin bir kısmı ünlü uyumuna uygun, bir kısmıysa değil. Bebeğin hangi sözcük grubuna daha uzun süre dikkat ettiği baş hareketlerine bakılarak ölçülüyor ve böylece ünlü uyumunu fark edip etmediği belirleniyor. Araştırmaya katılan bebeklerin dilsel ve işitsel gelişimiyle ilgili aileleri bilgilendiren ekip, bebeklerinin dil gelişimine olumlu katkı sağlayacak öneriler de sunuyor.
BEŞİK ULEMASI NEYDİ
Osmanlı İmparatorluğu döneminde daha yeni doğmuş çocuklara bile müderrislik unvanı verilirdi. Bu uygulama bugün imparatorluğun eğitim sisteminin zayıf noktası olarak görülüyor.
ARKA BAHÇE GÖBEK BAĞI DOLDU
Altı yıldır Türkiye'de yaşayan Yrd. Doç. Dr. Annette Hohenberger merkezin koordinatörü ve yapılan çalışmayla ilgili çok heyecanlı. Uzun yıllar Frankfurt Üniversitesi'nde görev aldıktan sonra Münih Üniversitesi'nde bir bebek laboratuvarında araştırma yapan Hohenberger, Türkiye'de de benzer bir laboratuvar açabilmek için çok uğraşmış: "Bir buçuk yıl önce TÜBİTAK projemizi onayladı ve 160 bin lira destek verdi. Geçen yıl ekim ayında çalışmalara başladık. Araştırmamız 2013'ün nisan ayında tamamlanacak. Ünlü uyumu dilde yaygın bir özellik değil. Türkçe dışında Fince ve birkaç Afrika dilinde var. Bu çalışma da aslında bizim bebeğimiz. Bir Alman olarak Türkçe üzerine çalışmam insanlara ilginç geliyor. Çok özel bir diliniz var ama aynı zamanda çok da zor bir dil. Yıllardır öğrenmeye çalışıyorum ama hala çok iyi konuşamıyorum."
Merkezde danışmanlık yapan Klinik Çocuk Psikoloğu Başak Alpas Elbek ise Ankara Üniversitesi'nden. Almanya'daki Potsdam Üniversitesi'nde doktora yapan Elbek, yabancı uzmanların Türk öğrencilerle Türkçe üzerine çalışmak için can attığını anlatıyor: "Türkçe özellikleri itibariyle çok ilginç. Maalesef Türkiye'de bu konuda çok az araştırma var. Hele bebeklerle ilgili hiç araştırma yapılmıyor. Bu merkez, bu sebeple çok önemli. Burası olmasaydı Almanya'daki Türk çocuklarla çalışmak zorunda kalacaktım. Ailelerden katılım bekliyoruz. Ailelere bebeklerinin göbek bağlarını getirmelerini söylüyoruz. Malum, herkes çocuğu ODTÜ'de okusun istiyor. Onlara 'Getirin, gömelim' diyoruz. Bahçede bir ağacımız var; kazsanız dibini, göbek bağı cenneti."
ORGAN MAFYASI SANIYORLAR
Merkezde çalışan Dr. Aslı Altan doktorasını bebeklerde dil edinimi üzerine yapmış bir uzman. Altan, araştırmaya dair en zorlandıkları konunun katılımcı bebek bulmak olduğunu söylüyor: "Ankara Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleşen doğumların listesini alıp, bebeği altı aylık olan ailelere telefon ediyoruz. İsteyene broşür yolluyoruz. Sağlıklı bir veri elde edebilmemiz için çalışmaya en az 70 bebeğin katılması gerekiyor. Şu ana kadar 24 bebek katıldı. Daha önce buna benzer çalışmalar 2 yaşında ve konuşan çocuklarla yapılmış. Aileleri ikna etmek için akla karayı seçiyoruz. Bütçemiz kısıtlı olduğu için büyük hediyeler veremiyoruz katılımcılara. Öyle ilginç şeyler yaşadım ki... Organ mafyası sananlar, çocuğuna elektrik vereceğimiz endişesi taşıyanlar..."
Ekibin tek erkek üyesi Utku Kaya, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nde doktora öğrencisi. Teknik ekipmanlardan sorumlu olan Kaya, deney sırasında ses kaydını bebeğe dinletiyor. Çalışma sırasında dikkati dağılan bebekleri tekrar sözcüklere odaklamayı sağlamak görevinin başında yer alıyor.
Doktora Öğrencisi Gözde Bahadır ise bebeklere dinletilen sözcük ve hikayeleri seslendiren kişi. Bebeklerin hoşuna gidecek bir tonla konuşmaya dikkat eden Bahadır saatlerce kayıt yaptıklarını anlatıyor. Bahadır'a göre bebeğin dille kurduğu ilişki ilk kelimeleri telaffuz etmesinden çok daha önce başlıyor: "Yetişkinlerin ikinci bir dil öğrenmek için ne kadar uğraştığına bakınca bebeğin anadilini öğrenme süreci çok etkileyici. Daha doğru dürüst başka hiçbir şey yapamayan bir bebek, 2 yaşında mükemmel konuşuyor. Bu çok önemli bir nokta. İnanıyoruz ki bu değerli araştırmamız uluslararası literatüre de geçecek."
BİLİME KATKI YAPTIK DİPLOMAYI KAPTIK
Bebeği araştırmaya katılan annelerden biri olan Feyza Saltan sadece bebeğini merkeze getirmekle kalmamış, araştırmanın gönüllü sözcüsü de olmuş: "ODTÜ'de Yabancı Diller Meslek Yüksek Okulu'nda öğretim görevlisiyim. Bu projeyi bir mail grubundan duydum. Farklı annelik gruplarına üyeyim. O gruplarda da duyurdum bu çalışmayı. Mutluyum çünkü hem bilime katkı sağladık hem de diplomayı kaptık."
BEBEKTE ARANAN ÖZELLİKLER
* Dokuz aylık normal gebelik sonucunda doğmuş olması
* Sadece Türkçe konuşulan bir ortamda büyümesi
* 6 aylık (± 8 gün) olması
(Ceren – Arseven - Hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sizce bebeğiniz Türkçe hakkında ne biliyor? Sizden duyduğu kelimeleri nasıl öğreniyor? Peki ana dilini yabancı bir dilden ayırt etmeye ne zaman başlıyor?
ODTÜ bünyesindeki Bilişsel Bebek Araştırmaları Merkezi (BeBeM) işte bütün bu sorulara yanıt arıyor. Yaşını bile doldurmamış bebekleri inceleyen Türkiye'deki ilk merkez BeBeM, 15 dakikalık çalışma sonrasında bebeklere ODTÜ damgalı 'Bilim Bebek' diploması veriyor
Soğuk ve karlı bir günde İstanbul'dan Ankara'ya doğru yola çıkıyoruz. Hedefimiz ODTÜ Enformatik Enstitüsü içinde bulunan BeBeM. Burada açılan Bebek Laboratuvarı'nda yapılan araştırmanın ayrıntılarını öğrenmek için çıktığımız yolda, anlaşılmaz kelimelerle konuşan insanların yaptığı sıkıcı bir işle karşılaşma olasılığı var aklımızda. Oysa merkeze adımımızı attığımız anda bizi karşılayan bebek kahkahaları ve büyük bir içtenlikle bizi buyur eden genç ekip, bütün önyargılarımızı kırıyor. Koridorda anneleriyle bekleyen bebekler henüz altı aylık. Annelerin yüzlerinden bilimsel bir çalışmaya katkı yapacak olmanın hevesi okunuyor. Tabii bir de bebeklerinin ODTÜ gibi önemli bir üniversiteden ilk diplomalarını almalarının heyecanı...
ODTÜ-BeBeM, Yrd. Doç. Dr. Annette Hohenberger ve Bilişsel Bilimler Programı'ndaki öğrencileri tarafından 2006'da kurulmuş. Merkezin amacı, 0-2 yaş arası bebeklerin dilsel ve zihinsel gelişimini incelemek. Bebeklerin anadilleri olan Türkçe'ye özgü ses özelliklerini ne zaman ayırt etmeye başladıklarını belirlemek için çalışan ekip beş kişiden oluşuyor. Başka dillerde bulunmayan ünlü uyumu ve sözcük vurgusunun bebekler tarafından nasıl algılandığını anlamak isteyen uzmanlar önce altı aylık bebeklerle çalışıyor. Bu bebekler 10 aylık olduklarında bir kez daha merkeze getiriliyor ve yapılan vurgu çalışmasıyla nasıl bir gelişim içinde oldukları ölçülüyor.
Sadece 15 dakika süren çalışma sırasında bebek, annesinin kucağında oturup bir dizi sözcük dinliyor. Bu sözcüklerin bir kısmı ünlü uyumuna uygun, bir kısmıysa değil. Bebeğin hangi sözcük grubuna daha uzun süre dikkat ettiği baş hareketlerine bakılarak ölçülüyor ve böylece ünlü uyumunu fark edip etmediği belirleniyor. Araştırmaya katılan bebeklerin dilsel ve işitsel gelişimiyle ilgili aileleri bilgilendiren ekip, bebeklerinin dil gelişimine olumlu katkı sağlayacak öneriler de sunuyor.
BEŞİK ULEMASI NEYDİ
Osmanlı İmparatorluğu döneminde daha yeni doğmuş çocuklara bile müderrislik unvanı verilirdi. Bu uygulama bugün imparatorluğun eğitim sisteminin zayıf noktası olarak görülüyor.
ARKA BAHÇE GÖBEK BAĞI DOLDU
Altı yıldır Türkiye'de yaşayan Yrd. Doç. Dr. Annette Hohenberger merkezin koordinatörü ve yapılan çalışmayla ilgili çok heyecanlı. Uzun yıllar Frankfurt Üniversitesi'nde görev aldıktan sonra Münih Üniversitesi'nde bir bebek laboratuvarında araştırma yapan Hohenberger, Türkiye'de de benzer bir laboratuvar açabilmek için çok uğraşmış: "Bir buçuk yıl önce TÜBİTAK projemizi onayladı ve 160 bin lira destek verdi. Geçen yıl ekim ayında çalışmalara başladık. Araştırmamız 2013'ün nisan ayında tamamlanacak. Ünlü uyumu dilde yaygın bir özellik değil. Türkçe dışında Fince ve birkaç Afrika dilinde var. Bu çalışma da aslında bizim bebeğimiz. Bir Alman olarak Türkçe üzerine çalışmam insanlara ilginç geliyor. Çok özel bir diliniz var ama aynı zamanda çok da zor bir dil. Yıllardır öğrenmeye çalışıyorum ama hala çok iyi konuşamıyorum."
Merkezde danışmanlık yapan Klinik Çocuk Psikoloğu Başak Alpas Elbek ise Ankara Üniversitesi'nden. Almanya'daki Potsdam Üniversitesi'nde doktora yapan Elbek, yabancı uzmanların Türk öğrencilerle Türkçe üzerine çalışmak için can attığını anlatıyor: "Türkçe özellikleri itibariyle çok ilginç. Maalesef Türkiye'de bu konuda çok az araştırma var. Hele bebeklerle ilgili hiç araştırma yapılmıyor. Bu merkez, bu sebeple çok önemli. Burası olmasaydı Almanya'daki Türk çocuklarla çalışmak zorunda kalacaktım. Ailelerden katılım bekliyoruz. Ailelere bebeklerinin göbek bağlarını getirmelerini söylüyoruz. Malum, herkes çocuğu ODTÜ'de okusun istiyor. Onlara 'Getirin, gömelim' diyoruz. Bahçede bir ağacımız var; kazsanız dibini, göbek bağı cenneti."
ORGAN MAFYASI SANIYORLAR
Merkezde çalışan Dr. Aslı Altan doktorasını bebeklerde dil edinimi üzerine yapmış bir uzman. Altan, araştırmaya dair en zorlandıkları konunun katılımcı bebek bulmak olduğunu söylüyor: "Ankara Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleşen doğumların listesini alıp, bebeği altı aylık olan ailelere telefon ediyoruz. İsteyene broşür yolluyoruz. Sağlıklı bir veri elde edebilmemiz için çalışmaya en az 70 bebeğin katılması gerekiyor. Şu ana kadar 24 bebek katıldı. Daha önce buna benzer çalışmalar 2 yaşında ve konuşan çocuklarla yapılmış. Aileleri ikna etmek için akla karayı seçiyoruz. Bütçemiz kısıtlı olduğu için büyük hediyeler veremiyoruz katılımcılara. Öyle ilginç şeyler yaşadım ki... Organ mafyası sananlar, çocuğuna elektrik vereceğimiz endişesi taşıyanlar..."
Ekibin tek erkek üyesi Utku Kaya, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nde doktora öğrencisi. Teknik ekipmanlardan sorumlu olan Kaya, deney sırasında ses kaydını bebeğe dinletiyor. Çalışma sırasında dikkati dağılan bebekleri tekrar sözcüklere odaklamayı sağlamak görevinin başında yer alıyor.
Doktora Öğrencisi Gözde Bahadır ise bebeklere dinletilen sözcük ve hikayeleri seslendiren kişi. Bebeklerin hoşuna gidecek bir tonla konuşmaya dikkat eden Bahadır saatlerce kayıt yaptıklarını anlatıyor. Bahadır'a göre bebeğin dille kurduğu ilişki ilk kelimeleri telaffuz etmesinden çok daha önce başlıyor: "Yetişkinlerin ikinci bir dil öğrenmek için ne kadar uğraştığına bakınca bebeğin anadilini öğrenme süreci çok etkileyici. Daha doğru dürüst başka hiçbir şey yapamayan bir bebek, 2 yaşında mükemmel konuşuyor. Bu çok önemli bir nokta. İnanıyoruz ki bu değerli araştırmamız uluslararası literatüre de geçecek."
BİLİME KATKI YAPTIK DİPLOMAYI KAPTIK
Bebeği araştırmaya katılan annelerden biri olan Feyza Saltan sadece bebeğini merkeze getirmekle kalmamış, araştırmanın gönüllü sözcüsü de olmuş: "ODTÜ'de Yabancı Diller Meslek Yüksek Okulu'nda öğretim görevlisiyim. Bu projeyi bir mail grubundan duydum. Farklı annelik gruplarına üyeyim. O gruplarda da duyurdum bu çalışmayı. Mutluyum çünkü hem bilime katkı sağladık hem de diplomayı kaptık."
BEBEKTE ARANAN ÖZELLİKLER
* Dokuz aylık normal gebelik sonucunda doğmuş olması
* Sadece Türkçe konuşulan bir ortamda büyümesi
* 6 aylık (± 8 gün) olması
(Ceren – Arseven - Hürriyet)
Son Güncelleme: Pazar, 04 Mart 2012 11:56
Gösterim: 3421

