Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Üsküdar Üniversitesi ile Mektebim Okulları arasında iş birliği protokolü imzalandı.
nevzat_tarhan_banu_gurunÜsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iş birliği sayesinde her iki nitelikli kurumun bir araya gelerek bir takım oluşturacaklarını ve güzel işlere imza atacaklarını söyledi. Mektebim Okulları CEO’su Banu Gürün ise “Üsküdar Üniversitesi gibi çok saygın bir yükseköğretim kurumunun yanımızda olmasından ayrıca memnuniyet ve onur duyarız” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Senato Salonunda düzenlenen törene Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Genel Sekreter Selçuk Uysaler ile Mektebim Okulları CEO’su Banu Gürün ve beraberindekiler katıldı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Klasik üniversite yaklaşımından farklı bir yaklaşımımız var”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptığı konuşmada, imzalanan protokolün hem Üsküdar Üniversitesi hem de Mektebim Eğitim Kurumları açısından önemli olduğunu belirterek “Buradaki amacımız Üniversitemiz ile nitelikli bir eğitim kurumunun ortak bir ideal için yani öğrencileri iyi yetiştirmek için, anne ve babaların ihtiyaçlarını karşılamak. Her iki kurumun iş birliği içerisinde hareket etmesi ve bir takım oluşturarak, daha güzel şeyler yapabilmek” diye konuştu.
“Üsküdar Üniversitesi olarak AR-GE odaklarımız ve klasik üniversite yaklaşımından farklı bir yaklaşımımız var” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Üniversite dediğiniz zaman genellikle meslek edindirme gibi anlaşılıyor. Bizde o sadece birisi. İkinci ayağı da üniversitelerin AR-GE yapabilmesi. Araştırma – geliştirme faaliyetinin olması. Proje Kültürü ve Girişimcilik dersini bütün lisans rektörlük dersi olarak 2012’de koyduk. Halen de okutuyoruz. Bütün üniversite öğrencileri de bu kültürü, bir proje yönetimini öğrensin istiyoruz. KOSGEB’le iş birliği yaparak KOSGEB sertifikası da veriyoruz yani çift kariyer gibi. Böyle bir bakışımız var. Bir üniversitenin diğer bir görevi de toplumu bilgilendirme görevi. Dördüncüsü de bilgiyi ürüne dönüştürebilmek. Bilgiyi ticari ürün haline dönüştürebilmek. Bununla ilgili kuluçka merkezimiz var çalışmalar yapıyoruz. Bizdeki bu kaynaklarla sizdeki bu konuda hevesli olan öğrencilerin önünü açabiliriz. Yani onlarla bazı ortaklıklar yapılabilir. Özellikle hastane sağlık konusunda da iş birliklerimiz olabilir. Biz çeşitli okullarla bire bir anlaşmalar yaptık şu ana kadar ama bir okul zinciri ile ilk defa yapacağız. Burada daha faydalı ve verimli bir iş birliği olacak diye düşünüyorum. Ben tekrar teşekkür ediyorum.”
Banu Gürün: “Arzumuz, öğrencileri hayata gerçek anlamda doğru hazırlanmış bireyler haline getirmek”
Mektebim Okulları CEO’su Banu Gürün ise Üsküdar Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliğinden duyduğu mutluluğu dile getirerek “Önce çok teşekkür ederiz misafirperverliğiniz ve her şeyden önce hakikaten şahane sohbetiniz için. Biz Mektebim Okulları olarak k12 düzeyinde Türkiye’nin şu anda yaklaşık 57 ilinde faaliyet gösteren bir okuluz. 61 kampüsümüz var ve az evvel hocamın söylediği şeylerin altına tamamen imza atmak istiyorum. Çok sayıda öğrencimiz var. Türkiye’nin farklı farklı bölgelerinde farklı farklı kültürlerle yetişmiş öğrencileri Endüstri 4.0 eğitim yaklaşımıyla 21. Yüzyıl becerileri ile de donatarak hayata gerçek anlamda doğru biçimde hazırlanmış bireyler haline getirmek istiyoruz ana arzumuz budur ve tabii ki bunu yaparken de sadece öğrencilerimizin değil, aynı zamanda ebeveynlerinin ve aynı zamanda öğretmenlerimizin de iş birliği olmaksızın bu işi yapamayacağımızın fazlasıyla farkındayız. O anlamda Üsküdar Üniversitesi gibi çok saygın bir yükseköğretim kurumunun yanımızda olmasından ayrıca memnuniyet ve hakikaten de onur duyarız. Bu bir başlangıçtır diye ümit ediyorum ben de.”

> Üsküdar Üniversitesi ile Mektebim Okulları arasında iş birliği

Üsküdar Üniversitesi ile Mektebim Okulları arasında iş birliği protokolü imzalandı.
nevzat_tarhan_banu_gurunÜsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iş birliği sayesinde her iki nitelikli kurumun bir araya gelerek bir takım oluşturacaklarını ve güzel işlere imza atacaklarını söyledi. Mektebim Okulları CEO’su Banu Gürün ise “Üsküdar Üniversitesi gibi çok saygın bir yükseköğretim kurumunun yanımızda olmasından ayrıca memnuniyet ve onur duyarız” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Senato Salonunda düzenlenen törene Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Genel Sekreter Selçuk Uysaler ile Mektebim Okulları CEO’su Banu Gürün ve beraberindekiler katıldı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Klasik üniversite yaklaşımından farklı bir yaklaşımımız var”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptığı konuşmada, imzalanan protokolün hem Üsküdar Üniversitesi hem de Mektebim Eğitim Kurumları açısından önemli olduğunu belirterek “Buradaki amacımız Üniversitemiz ile nitelikli bir eğitim kurumunun ortak bir ideal için yani öğrencileri iyi yetiştirmek için, anne ve babaların ihtiyaçlarını karşılamak. Her iki kurumun iş birliği içerisinde hareket etmesi ve bir takım oluşturarak, daha güzel şeyler yapabilmek” diye konuştu.
“Üsküdar Üniversitesi olarak AR-GE odaklarımız ve klasik üniversite yaklaşımından farklı bir yaklaşımımız var” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Üniversite dediğiniz zaman genellikle meslek edindirme gibi anlaşılıyor. Bizde o sadece birisi. İkinci ayağı da üniversitelerin AR-GE yapabilmesi. Araştırma – geliştirme faaliyetinin olması. Proje Kültürü ve Girişimcilik dersini bütün lisans rektörlük dersi olarak 2012’de koyduk. Halen de okutuyoruz. Bütün üniversite öğrencileri de bu kültürü, bir proje yönetimini öğrensin istiyoruz. KOSGEB’le iş birliği yaparak KOSGEB sertifikası da veriyoruz yani çift kariyer gibi. Böyle bir bakışımız var. Bir üniversitenin diğer bir görevi de toplumu bilgilendirme görevi. Dördüncüsü de bilgiyi ürüne dönüştürebilmek. Bilgiyi ticari ürün haline dönüştürebilmek. Bununla ilgili kuluçka merkezimiz var çalışmalar yapıyoruz. Bizdeki bu kaynaklarla sizdeki bu konuda hevesli olan öğrencilerin önünü açabiliriz. Yani onlarla bazı ortaklıklar yapılabilir. Özellikle hastane sağlık konusunda da iş birliklerimiz olabilir. Biz çeşitli okullarla bire bir anlaşmalar yaptık şu ana kadar ama bir okul zinciri ile ilk defa yapacağız. Burada daha faydalı ve verimli bir iş birliği olacak diye düşünüyorum. Ben tekrar teşekkür ediyorum.”
Banu Gürün: “Arzumuz, öğrencileri hayata gerçek anlamda doğru hazırlanmış bireyler haline getirmek”
Mektebim Okulları CEO’su Banu Gürün ise Üsküdar Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliğinden duyduğu mutluluğu dile getirerek “Önce çok teşekkür ederiz misafirperverliğiniz ve her şeyden önce hakikaten şahane sohbetiniz için. Biz Mektebim Okulları olarak k12 düzeyinde Türkiye’nin şu anda yaklaşık 57 ilinde faaliyet gösteren bir okuluz. 61 kampüsümüz var ve az evvel hocamın söylediği şeylerin altına tamamen imza atmak istiyorum. Çok sayıda öğrencimiz var. Türkiye’nin farklı farklı bölgelerinde farklı farklı kültürlerle yetişmiş öğrencileri Endüstri 4.0 eğitim yaklaşımıyla 21. Yüzyıl becerileri ile de donatarak hayata gerçek anlamda doğru biçimde hazırlanmış bireyler haline getirmek istiyoruz ana arzumuz budur ve tabii ki bunu yaparken de sadece öğrencilerimizin değil, aynı zamanda ebeveynlerinin ve aynı zamanda öğretmenlerimizin de iş birliği olmaksızın bu işi yapamayacağımızın fazlasıyla farkındayız. O anlamda Üsküdar Üniversitesi gibi çok saygın bir yükseköğretim kurumunun yanımızda olmasından ayrıca memnuniyet ve hakikaten de onur duyarız. Bu bir başlangıçtır diye ümit ediyorum ben de.”

Son Güncelleme: Perşembe, 07 Haziran 2018 11:14

Gösterim: 1728

İKÜ’nün tüm akademik birimlerinin desteğiyle hazırlanan ve disiplinlerarası yaklaşıma sahip ‘Lise Yaz Okulu’ 28 Haziran’da başlıyor.

iku_yaz_okuluİstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Eğitim Fakültesi koordinatörlüğünde oluşturulan ‘Lise Yaz Okulu’ programı, 25 Haziran’da İKÜ’nün Ataköy yerleşkesinde başlıyor. Program kapsamında lise 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerine, kendi tercihlerine göre disiplinlerarası bakış açısıyla tasarlanmış bilim, edebiyat, mühendislik, hukuk, kültür-sanat ve sağlık gibi alanlarda seçmeli dersler verilecek. Yaşam farkındalığının yaratılması amaçlanan yaz okulunda, öğrencilerin üniversite ortamında yaşayacakları deneyimlerle kariyer planlamalarına katkı sağlanması hedefleniyor.
Dersler Dört Modül Altında Sunulacak
İstanbul Kültür Üniversitesi'nin tüm fakültelerinin katkısı ile oluşturulan “Yaşam Becerileri, Sağlık ve Farkındalık”, “Kültür ve Sanat”, “Bilim, Teknoloji ve Mühendislik” ile “Yaşam Hakları” adı altında dört ayrı modülde sunulacak eğitimlerde öğrenciler, dersler içinden ilgi alanlarına göre seçim yapabilecek, söz konusu alanın öğretim üyeleriyle laboratuvar ve atölye ortamında uygulamalı çalışmalara katılabilecek. İki hafta boyunca sürecek eğitimler için son başvuru tarihi 18 Haziran 2018.

> İKÜ’nün Lise Yaz Okulu açılıyor

İKÜ’nün tüm akademik birimlerinin desteğiyle hazırlanan ve disiplinlerarası yaklaşıma sahip ‘Lise Yaz Okulu’ 28 Haziran’da başlıyor.

iku_yaz_okuluİstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Eğitim Fakültesi koordinatörlüğünde oluşturulan ‘Lise Yaz Okulu’ programı, 25 Haziran’da İKÜ’nün Ataköy yerleşkesinde başlıyor. Program kapsamında lise 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerine, kendi tercihlerine göre disiplinlerarası bakış açısıyla tasarlanmış bilim, edebiyat, mühendislik, hukuk, kültür-sanat ve sağlık gibi alanlarda seçmeli dersler verilecek. Yaşam farkındalığının yaratılması amaçlanan yaz okulunda, öğrencilerin üniversite ortamında yaşayacakları deneyimlerle kariyer planlamalarına katkı sağlanması hedefleniyor.
Dersler Dört Modül Altında Sunulacak
İstanbul Kültür Üniversitesi'nin tüm fakültelerinin katkısı ile oluşturulan “Yaşam Becerileri, Sağlık ve Farkındalık”, “Kültür ve Sanat”, “Bilim, Teknoloji ve Mühendislik” ile “Yaşam Hakları” adı altında dört ayrı modülde sunulacak eğitimlerde öğrenciler, dersler içinden ilgi alanlarına göre seçim yapabilecek, söz konusu alanın öğretim üyeleriyle laboratuvar ve atölye ortamında uygulamalı çalışmalara katılabilecek. İki hafta boyunca sürecek eğitimler için son başvuru tarihi 18 Haziran 2018.

Son Güncelleme: Pazartesi, 28 May 2018 15:29

Gösterim: 1719

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri tarafından üretimi gerçekleştirilen '1,5 Adana' isimli elektrikli otomobil, Adana Optimum Alışveriş ve Eğlence Merkezi’nde sergilendi.

cukurova_uni_otomobil1 TL’lik enerji ile 150 km yol kat eden, 250 KM menzil, 139 Kg ağırlığında ve 4khw bataryası 3 saatte şarj edilebilen “1,5 Adana”, karbon ve fiber malzemeden oluşan aerodinamik gövdesi ile AVM ziyaretçilerinin ilgi odağı oldu. 
Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Akıllı danışmanlığındaki Çukurova Elektromobil takımı;  kendilerinin  tasarladığı ve ürettiği '1,5 Adana' isimli elektrikli aracı yakından inceleyerek öz çekim yapan Optimum ziyaretçilerini kırmayarak, vatandaşlardan gelen soruları da yanıtladılar. 
2014 yılında TÜBİTAK Alternatif Enerjili Araç yarışmasında “Kurul Özel Ödülü”  2015 yılında “TÜBİTAK Tanıtım ve Yaygınlaştırma Ödülü”, 2016 yılında “TÜBİTAK Tasarım ödülü”  ve 2017 yılında TÜBİTAK şampiyonluğunu kazanmakla kalmayıp, yine aynı yıl 'Shell Eco - Marathon Türkiye' araç yarışmasında; 1 kWh elektrik enerjisi ile 107.66 kilometre yol kat ederek birinci olan “1,5 Adana” her yaş grubundan ziyaretçinin ilgisini çekmeyi başardı.
Çukurova Üniversitesi 1,5 Adana'nın takım kaptanı Hamza Demir, katıldıkları tüm yarışmaların hız değil, tasarım ve daha az enerji kullanımına yönelik olduğunu belirterek, “Aracımızın aerodinamik yapısının üzerinde çok durmamızın ve çalışmamızın sebebi daha az enerji sarfiyatı sağlamak içindi. Çünkü aerodinamik yapıyı oluşturamazsanız aracın enerji ihtiyacını arttırır ve daha fazla bir enerji harcamış olursunuz” dedi.

İKİNCİ ARAÇ GELİYOR
Katıldıkları yarışmalarda aldıkları ödüllerin kendilerine güç verdiğini anlatan Hamza Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Yurtdışında da Türkiye’yi temsil etmekten son derece mutluyuz. Londra’da temsil ettik. Bu sene de temmuz ayında dünya genelinde yapılacak olan “Shell Eco - Marathon” yarışmasına katılacağız. 20 -25 öğrenci ve sponsorlarımızın büyük destekleriyle ikinci aracımızı da tamamlamak üzereyiz. Sponsorlarımız, malzeme ve maddi olarak birçok destekte bulundular. Aracımız şu an 139 kilo ağırlığında. Ağırlığı ne kadar az olursa yakıt tüketimi de o kadar az olduğu için bu detaya önem veriyoruz.”

 

 

 

 

> Üniversiteliler otomobilin “1,5 Adana”sını ürettiler

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri tarafından üretimi gerçekleştirilen '1,5 Adana' isimli elektrikli otomobil, Adana Optimum Alışveriş ve Eğlence Merkezi’nde sergilendi.

cukurova_uni_otomobil1 TL’lik enerji ile 150 km yol kat eden, 250 KM menzil, 139 Kg ağırlığında ve 4khw bataryası 3 saatte şarj edilebilen “1,5 Adana”, karbon ve fiber malzemeden oluşan aerodinamik gövdesi ile AVM ziyaretçilerinin ilgi odağı oldu. 
Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Akıllı danışmanlığındaki Çukurova Elektromobil takımı;  kendilerinin  tasarladığı ve ürettiği '1,5 Adana' isimli elektrikli aracı yakından inceleyerek öz çekim yapan Optimum ziyaretçilerini kırmayarak, vatandaşlardan gelen soruları da yanıtladılar. 
2014 yılında TÜBİTAK Alternatif Enerjili Araç yarışmasında “Kurul Özel Ödülü”  2015 yılında “TÜBİTAK Tanıtım ve Yaygınlaştırma Ödülü”, 2016 yılında “TÜBİTAK Tasarım ödülü”  ve 2017 yılında TÜBİTAK şampiyonluğunu kazanmakla kalmayıp, yine aynı yıl 'Shell Eco - Marathon Türkiye' araç yarışmasında; 1 kWh elektrik enerjisi ile 107.66 kilometre yol kat ederek birinci olan “1,5 Adana” her yaş grubundan ziyaretçinin ilgisini çekmeyi başardı.
Çukurova Üniversitesi 1,5 Adana'nın takım kaptanı Hamza Demir, katıldıkları tüm yarışmaların hız değil, tasarım ve daha az enerji kullanımına yönelik olduğunu belirterek, “Aracımızın aerodinamik yapısının üzerinde çok durmamızın ve çalışmamızın sebebi daha az enerji sarfiyatı sağlamak içindi. Çünkü aerodinamik yapıyı oluşturamazsanız aracın enerji ihtiyacını arttırır ve daha fazla bir enerji harcamış olursunuz” dedi.

İKİNCİ ARAÇ GELİYOR
Katıldıkları yarışmalarda aldıkları ödüllerin kendilerine güç verdiğini anlatan Hamza Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Yurtdışında da Türkiye’yi temsil etmekten son derece mutluyuz. Londra’da temsil ettik. Bu sene de temmuz ayında dünya genelinde yapılacak olan “Shell Eco - Marathon” yarışmasına katılacağız. 20 -25 öğrenci ve sponsorlarımızın büyük destekleriyle ikinci aracımızı da tamamlamak üzereyiz. Sponsorlarımız, malzeme ve maddi olarak birçok destekte bulundular. Aracımız şu an 139 kilo ağırlığında. Ağırlığı ne kadar az olursa yakıt tüketimi de o kadar az olduğu için bu detaya önem veriyoruz.”

 

 

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Şubat 2018 11:58

Gösterim: 2875

Eğitim dünyasında yönetici pozisyonundaki kadın sayısının erkeklere göre az olmasının temelinde önyargı olduğunu belirten İKÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, kadının, yöneticiliğin doğasındaki rolleri yerine getiremeyeceğine dair yaygın bir düşüncenin olduğunu söylüyor. Günver ile bir kadın olarak kariyer yolculuğundaki dönüm noktalarını ve kadınların toplumda yaşadığı sorunları konuştuk.

bahar_aknguc_gunverEğitim dünyasına nasıl adım attınız? Eğitim sektörünü seçmenizde neler etkili oldu?
Doğma büyüme eğitim dünyasının içinde olduğum söylenebilir. Kurucumuz ve Onursal Başkanımız, babam İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün eseri olan Kültür Koleji ile birlikte büyüdük. Dolayısıyla eğitim hep yaşamımızda oldu. Eğitim alanında faaliyet gösteren bir aile işletmesinin 3’üncü kuşak üyesi olarak sektördeki kariyerimin çoğu zaman bir görev ve yetki devriyle şekillendiği düşünülse de eğitimin insan yaşamına dokunan yönü benim seçimimde belirleyici bir faktör oldu. Üniversite yıllarında seçmeli derslerimin önemli bir bölümünü Eğitim Fakültesinden aldım. Dolayısıyla kariyerimi gönüllü olarak eğitim yolunda şekillendirdiğimi söyleyebilirim. 25. yılımda geriye dönüp baktığımda ise şunu rahatlıkla söyleyebilirim, iyi ki eğitimden devam etmişim. Başka bir sahada olsaydım şu anda hissettiğim anlam duygusu bu kadar yoğun olmazdı.

ÖĞRETMENLERİMDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM
Yaşamınızda dönüm noktalarında belirleyici rol alan öğretmenleriniz oldu mu? Onlardan size kalanlar nelerdir?
Öğretmenlerden yalnızca öğrenciliğimde değil kariyerimde de çok şey öğrendim. Öğrencilikten başlarsam… Kültür’deki öğrencilik yıllarımda sınıf içi eğitimde düşünen, sorgulayan bireyler olarak yetiştik. Öğretmenlerimiz gerçekten öğrenci merkezliydiler. Robert Kolej’de ise öğretmenlerimiz sorumluluk, birey olmak, çok yönlü gelişim konusunda bize destek oldular. Eğitim alanındaki kariyerimde de öğretmenlerden çok şey öğrendim. Örneğin bir ofiste masa başı işiniz varsa ve özel yaşamınıza ilişkin bir sıkıntı yaşıyorsanız belki bir molada içinize kapanma, biraz olsun kendinizle baş başa kalma lüksünüz var. Ancak öğretmenlik öyle değil… Bir öğretmenin sınıfa özel yaşamının stresini yansıtmak ya da o gün işi biraz yavaştan almak gibi bir lüksü olmuyor. Sürekli üretmeniz ve düşünmeniz kadar sabırlı da olmanız gereken bir meslek. Dolayısıyla öğretmenlerden hayatımın her alanında çok şey öğrendim ve hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum.

EĞİTİM ÖMÜRLÜK BİR UĞRAŞ
Mesleğe başlarken eğitime bakışınızla bugünki bakışınız arasında farklar var mı?
Öğretmenlik mesleğinin sorumluluğu çok ağır. Yarattığı anlam duygusu ise çok yüksek. Başlarken zor bir iş olduğunu hem ailevi deneyimlerden hem de etrafımızdaki öğretmenlerden biliyordum ancak işin içine girince verdiği duygusal tatminin düzeyinin sabır, tolerans ve hoşgörüyü sağlayan en yüksek motivasyon olduğunu anladım. Hem öğretmenlik hem de yöneticilik için şunu söyleyebilirim; her iki mesleğe de girerken eğitimin süreli bir iş olduğu düşüncesindeydim. Şimdi ise eğitimin yaşam boyu sürdürülmesi gereken uzun soluklu ve hatta ömürlük bir uğraş olduğunu düşünüyorum.

KURUMSAL MÜKEMMELİYET OLMADAN NİTELİKLİ EĞİTİM OLMAZ
Kariyer yolculuğunda en çok zorlandığınız konular neler oldu ve bunları nasıl aştınız?
Bugün bulunduğum nokta, 3’ncü kuşak olarak devraldığım bir pozisyon. Dolayısıyla kadın idareci olarak yaşadığım süreçleri daha yumuşak geçirdiğimi söylemeliyim. Ancak yönetim basamağında bulunmanın kendine özgü zorlukları var. Kendi pozisyonum için söylemek gerekirse bir aile işletmesinin yönetiminde en önemli konu aile duygusallığı ve işletme mantığı arasında bir denge kurabilmek. Eğitim alanında çalışan bir kadın yönetici olarak durumu değerlendirmek gerekirse… Bizim seslendiğimiz kitle gençler. Değerleri, iletişimi, öğrenme teknikleri bütünüyle farklı bir kuşağa hizmet veriyoruz. Düşünce özgürlük ister, eğitimse belli bir disiplin. Bu iki mekanizmayı aynı anda çalıştırabilmek işimizin zorlu kısmı. Kurumsal mükemmeliyet sağlanmadan nitelikli eğitim hizmeti verebilmek mümkün değil. Çalışan mutluluğu sağlanmadan, eğitim ortamında dinamik ve mutlu bir atmosfer oluşturmak mümkün değil. Bu noktada hem kurumsal işleyişimizi hem de eğitim niteliğimizin standartlarını korumak gerekiyor. Eğitim yöneticiliği demek güvenliği, etik değerleri, eğitim hizmetimizi, fiziksel ortamımızı optimum düzeyde sunabilmek demek. Dolayısıyla işimizin en önemli zorluğu dengeyi kurmak ve yürütmekte yatıyor.
Eğitim dünyasında kadın öğretmenlerin sayısının çok olmasına rağmen yönetici kadın sayısının az olmasının nedenleri neler?
Kadın sayısının görece erkeklere göre az olmasında esas mesele önyargı. Kadının, yöneticiliğin doğasındaki rolleri yerine getiremeyeceğine dair yaygın bir düşünce var. Bir diğer konu da kadının yönetim kademesinde görev alacağı yaş evlilik, annelik gibi hassas süreçlerle de kesişebiliyor. Bu noktada insanı bilhassa sermaye olarak gören işyerleri kadına, yönetim konusunda potansiyeli olsa bile, yatırım yapmakta tereddüt edebiliyorlar. Oysa iş dünyasında yönetilemeyecek, dengelenemeyecek veya çözülemeyecek hiçbir konu yok. Bu önyargılar kadının da zihin yapısına ‘Nasılsa işletme buna bakmaz ya da takdir etmez” şeklinde sirayet ediyor ve çabalamaktan vazgeçen hatta bu nedenle iş yaşamından uzaklaşan değerler olabiliyor. Sonuç olarak bu meseleyi önyargılar ve önyargıların bireyin zihninde yarattığı erozyona bağlıyorum.

TEK YOL ÇEKİRDEKTEN EĞİTİM
Kadınların eğitim dünyasında ve toplumdaki konumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda önerilerinizi öğrenebilir miyiz?
Kadının iş, eğitim ve özel yaşamda belli noktalarda hak ettiği konuma ulaştığını hâlâ söyleyemeyiz. Ancak burada yapıcı önerilerin yalnız kadınlara yönelik olmasını da bir çözüm olarak görmüyorum. Kadınların güçlenmesi erkeklerin de bilinçlenmesi gerekiyor. Bu bilincin evde, okulda, ailede içselleşmesi ve kabul görmesi gerekiyor. Bu noktada tek yol eğitim. Çekirdekten eğitim. Örnek olmak da bir yol. Kadın ve erkek, özellikle anne baba, kimliklerinde cinsiyete ilişkin rolleri çok dikkatle ele almalılar ve bu konuda anlatıcı değil eylemleriyle kendilerini gösteren rol modeller olmalılar.

NASIL BİR YÖNETİCİSİNİZ?
“Eşitlik, saygı, insana güven ve pozitif yaklaşım” ilkesi yönetici kimliğimin çekirdeğini oluşturuyor ki bu başlıklar aslında eğitimciliğin de felsefesidir. Birlikte çalıştığım insan kaynağına her şeyden önce güveniyorum ve bu güveni onlara hissettirmeye çalışıyorum. Didaktik değilim ve bundan mümkün olduğunca uzak duruyorum. Eğer ihtiyaçları varsa, sezgisel olarak bunu hissediyorsam yol göstermeye ve deneyimde, iletişimde paylaşımcı olmaya çalışıyorum. Adil davranmak ve eşitlik ilkesinde tutarlılık da benim için önemli diğer ilkeler.

DR. BAHAR AKINGÜÇ GÜNVER
Kültür Koleji’ndeki ilk ve ortaöğreniminin ardından liseyi Robert Kolej, lisans eğitimini ise Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde tamamladı. Lisansüstü eğitimini California State Üniversitesi’nde Eğitim Yönetimi alanında yapan Dr. Akıngüç Günver, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri Anabilim Dalında Aile İşletmeleri üzerine hazırladığı teziyle doktora eğitimini tamamladı. Harvard Üniversitesi Eğitimde Liderlik Programına katılan Dr. Akıngüç Günver; California State Üniversitesi’nde Matematik Branşı Asistanlığı, Kültür Okulları’nda Matematik Öğretmenliği ile eğitim kariyerine başladı. Kültür Koleji Anaokulları’nın ve Kültür Fen Lisesi’nin Kurucu Müdürlüğünü, Kültür Okulları Genel Müdürlüğünü yaptı. Yaşadıkça Eğitim Dergisi’nin yayın editörü olan Dr. Akıngüç Günver, 2009 yılından bu yana İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yapmaktadır. Evli ve 2 kız çocuğu annesidir.

> Kadının önündeki en büyük engel önyargı

Eğitim dünyasında yönetici pozisyonundaki kadın sayısının erkeklere göre az olmasının temelinde önyargı olduğunu belirten İKÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, kadının, yöneticiliğin doğasındaki rolleri yerine getiremeyeceğine dair yaygın bir düşüncenin olduğunu söylüyor. Günver ile bir kadın olarak kariyer yolculuğundaki dönüm noktalarını ve kadınların toplumda yaşadığı sorunları konuştuk.

bahar_aknguc_gunverEğitim dünyasına nasıl adım attınız? Eğitim sektörünü seçmenizde neler etkili oldu?
Doğma büyüme eğitim dünyasının içinde olduğum söylenebilir. Kurucumuz ve Onursal Başkanımız, babam İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün eseri olan Kültür Koleji ile birlikte büyüdük. Dolayısıyla eğitim hep yaşamımızda oldu. Eğitim alanında faaliyet gösteren bir aile işletmesinin 3’üncü kuşak üyesi olarak sektördeki kariyerimin çoğu zaman bir görev ve yetki devriyle şekillendiği düşünülse de eğitimin insan yaşamına dokunan yönü benim seçimimde belirleyici bir faktör oldu. Üniversite yıllarında seçmeli derslerimin önemli bir bölümünü Eğitim Fakültesinden aldım. Dolayısıyla kariyerimi gönüllü olarak eğitim yolunda şekillendirdiğimi söyleyebilirim. 25. yılımda geriye dönüp baktığımda ise şunu rahatlıkla söyleyebilirim, iyi ki eğitimden devam etmişim. Başka bir sahada olsaydım şu anda hissettiğim anlam duygusu bu kadar yoğun olmazdı.

ÖĞRETMENLERİMDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM
Yaşamınızda dönüm noktalarında belirleyici rol alan öğretmenleriniz oldu mu? Onlardan size kalanlar nelerdir?
Öğretmenlerden yalnızca öğrenciliğimde değil kariyerimde de çok şey öğrendim. Öğrencilikten başlarsam… Kültür’deki öğrencilik yıllarımda sınıf içi eğitimde düşünen, sorgulayan bireyler olarak yetiştik. Öğretmenlerimiz gerçekten öğrenci merkezliydiler. Robert Kolej’de ise öğretmenlerimiz sorumluluk, birey olmak, çok yönlü gelişim konusunda bize destek oldular. Eğitim alanındaki kariyerimde de öğretmenlerden çok şey öğrendim. Örneğin bir ofiste masa başı işiniz varsa ve özel yaşamınıza ilişkin bir sıkıntı yaşıyorsanız belki bir molada içinize kapanma, biraz olsun kendinizle baş başa kalma lüksünüz var. Ancak öğretmenlik öyle değil… Bir öğretmenin sınıfa özel yaşamının stresini yansıtmak ya da o gün işi biraz yavaştan almak gibi bir lüksü olmuyor. Sürekli üretmeniz ve düşünmeniz kadar sabırlı da olmanız gereken bir meslek. Dolayısıyla öğretmenlerden hayatımın her alanında çok şey öğrendim ve hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum.

EĞİTİM ÖMÜRLÜK BİR UĞRAŞ
Mesleğe başlarken eğitime bakışınızla bugünki bakışınız arasında farklar var mı?
Öğretmenlik mesleğinin sorumluluğu çok ağır. Yarattığı anlam duygusu ise çok yüksek. Başlarken zor bir iş olduğunu hem ailevi deneyimlerden hem de etrafımızdaki öğretmenlerden biliyordum ancak işin içine girince verdiği duygusal tatminin düzeyinin sabır, tolerans ve hoşgörüyü sağlayan en yüksek motivasyon olduğunu anladım. Hem öğretmenlik hem de yöneticilik için şunu söyleyebilirim; her iki mesleğe de girerken eğitimin süreli bir iş olduğu düşüncesindeydim. Şimdi ise eğitimin yaşam boyu sürdürülmesi gereken uzun soluklu ve hatta ömürlük bir uğraş olduğunu düşünüyorum.

KURUMSAL MÜKEMMELİYET OLMADAN NİTELİKLİ EĞİTİM OLMAZ
Kariyer yolculuğunda en çok zorlandığınız konular neler oldu ve bunları nasıl aştınız?
Bugün bulunduğum nokta, 3’ncü kuşak olarak devraldığım bir pozisyon. Dolayısıyla kadın idareci olarak yaşadığım süreçleri daha yumuşak geçirdiğimi söylemeliyim. Ancak yönetim basamağında bulunmanın kendine özgü zorlukları var. Kendi pozisyonum için söylemek gerekirse bir aile işletmesinin yönetiminde en önemli konu aile duygusallığı ve işletme mantığı arasında bir denge kurabilmek. Eğitim alanında çalışan bir kadın yönetici olarak durumu değerlendirmek gerekirse… Bizim seslendiğimiz kitle gençler. Değerleri, iletişimi, öğrenme teknikleri bütünüyle farklı bir kuşağa hizmet veriyoruz. Düşünce özgürlük ister, eğitimse belli bir disiplin. Bu iki mekanizmayı aynı anda çalıştırabilmek işimizin zorlu kısmı. Kurumsal mükemmeliyet sağlanmadan nitelikli eğitim hizmeti verebilmek mümkün değil. Çalışan mutluluğu sağlanmadan, eğitim ortamında dinamik ve mutlu bir atmosfer oluşturmak mümkün değil. Bu noktada hem kurumsal işleyişimizi hem de eğitim niteliğimizin standartlarını korumak gerekiyor. Eğitim yöneticiliği demek güvenliği, etik değerleri, eğitim hizmetimizi, fiziksel ortamımızı optimum düzeyde sunabilmek demek. Dolayısıyla işimizin en önemli zorluğu dengeyi kurmak ve yürütmekte yatıyor.
Eğitim dünyasında kadın öğretmenlerin sayısının çok olmasına rağmen yönetici kadın sayısının az olmasının nedenleri neler?
Kadın sayısının görece erkeklere göre az olmasında esas mesele önyargı. Kadının, yöneticiliğin doğasındaki rolleri yerine getiremeyeceğine dair yaygın bir düşünce var. Bir diğer konu da kadının yönetim kademesinde görev alacağı yaş evlilik, annelik gibi hassas süreçlerle de kesişebiliyor. Bu noktada insanı bilhassa sermaye olarak gören işyerleri kadına, yönetim konusunda potansiyeli olsa bile, yatırım yapmakta tereddüt edebiliyorlar. Oysa iş dünyasında yönetilemeyecek, dengelenemeyecek veya çözülemeyecek hiçbir konu yok. Bu önyargılar kadının da zihin yapısına ‘Nasılsa işletme buna bakmaz ya da takdir etmez” şeklinde sirayet ediyor ve çabalamaktan vazgeçen hatta bu nedenle iş yaşamından uzaklaşan değerler olabiliyor. Sonuç olarak bu meseleyi önyargılar ve önyargıların bireyin zihninde yarattığı erozyona bağlıyorum.

TEK YOL ÇEKİRDEKTEN EĞİTİM
Kadınların eğitim dünyasında ve toplumdaki konumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda önerilerinizi öğrenebilir miyiz?
Kadının iş, eğitim ve özel yaşamda belli noktalarda hak ettiği konuma ulaştığını hâlâ söyleyemeyiz. Ancak burada yapıcı önerilerin yalnız kadınlara yönelik olmasını da bir çözüm olarak görmüyorum. Kadınların güçlenmesi erkeklerin de bilinçlenmesi gerekiyor. Bu bilincin evde, okulda, ailede içselleşmesi ve kabul görmesi gerekiyor. Bu noktada tek yol eğitim. Çekirdekten eğitim. Örnek olmak da bir yol. Kadın ve erkek, özellikle anne baba, kimliklerinde cinsiyete ilişkin rolleri çok dikkatle ele almalılar ve bu konuda anlatıcı değil eylemleriyle kendilerini gösteren rol modeller olmalılar.

NASIL BİR YÖNETİCİSİNİZ?
“Eşitlik, saygı, insana güven ve pozitif yaklaşım” ilkesi yönetici kimliğimin çekirdeğini oluşturuyor ki bu başlıklar aslında eğitimciliğin de felsefesidir. Birlikte çalıştığım insan kaynağına her şeyden önce güveniyorum ve bu güveni onlara hissettirmeye çalışıyorum. Didaktik değilim ve bundan mümkün olduğunca uzak duruyorum. Eğer ihtiyaçları varsa, sezgisel olarak bunu hissediyorsam yol göstermeye ve deneyimde, iletişimde paylaşımcı olmaya çalışıyorum. Adil davranmak ve eşitlik ilkesinde tutarlılık da benim için önemli diğer ilkeler.

DR. BAHAR AKINGÜÇ GÜNVER
Kültür Koleji’ndeki ilk ve ortaöğreniminin ardından liseyi Robert Kolej, lisans eğitimini ise Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde tamamladı. Lisansüstü eğitimini California State Üniversitesi’nde Eğitim Yönetimi alanında yapan Dr. Akıngüç Günver, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri Anabilim Dalında Aile İşletmeleri üzerine hazırladığı teziyle doktora eğitimini tamamladı. Harvard Üniversitesi Eğitimde Liderlik Programına katılan Dr. Akıngüç Günver; California State Üniversitesi’nde Matematik Branşı Asistanlığı, Kültür Okulları’nda Matematik Öğretmenliği ile eğitim kariyerine başladı. Kültür Koleji Anaokulları’nın ve Kültür Fen Lisesi’nin Kurucu Müdürlüğünü, Kültür Okulları Genel Müdürlüğünü yaptı. Yaşadıkça Eğitim Dergisi’nin yayın editörü olan Dr. Akıngüç Günver, 2009 yılından bu yana İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yapmaktadır. Evli ve 2 kız çocuğu annesidir.

Son Güncelleme: Cuma, 23 Mart 2018 16:44

Gösterim: 2563

“İşe Hazırım” sertifika programı ile iş başvurusunda bulunan ve iş ilanlarındaki tüm kriterleri sağlasa da işverenlerin beklentilerini karşılamakta zorluk çeken adaylara, işverenlerin aradığı çalışma becerilerinin kazandırılması hedefleniyor

ise_hazırım_görsel_2İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) ile yenibiriş.com ortaklığında hazırlanan "İşe Hazırım” sertifika programı eğitimleri başladı. Türkiye’de ilk defa üniversite ve insan kaynakları şirketi işbirliği ile hayata geçen proje kapsamında, yeni mezun adayların etkili kariyer başlangıcı yapabilmeleri, iş hayatında daha etkin çalışabilmeleri, Türkiye’de ya da uluslararası kurum ve kuruluşlarda istihdam edilebilirliklerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Yenibiriş.com’un yaptığı görüşmeler doğrultusunda firmaların ihtiyaçları ve değer verdikleri kişisel donanımlar çerçevesinde şekillenen müfredat, İKÜ akademisyenlerinin ve sektörün önde gelen isimlerinin vereceği toplam 100 saatlik derslerden oluşan eğitim modülleriyle verilecek. Kariyer Yönetimi Eğitimleri, Kişisel Becerileri Arttırmaya Yönelik Eğitimler ve İş Becerilerini Arttırmaya Yönelik Eğitimler olarak üç temel alanda toplam 11 modül olarak planlanan program sonunda adaylar, “İşe Hazırım” sertifikasını alacak ve yenibiriş.com üzerinden yapacakları iş başvurularında işverenler tarafından “İşe Hazırım” etiketiyle öncelikli olarak görüntülenebilecekleri. Ayrıca adaylar, özel iş ehliyetine sahip olarak da ayrıcalıklı bir iş profili oluşturabilecekleri gibi dijital insan kaynakları platformlarında kişisel markalarını da yaratma fırsatı elde edecekler.
İKÜ öğretim yönetim sistemi olan CATS platformu üzerinden ‘uzaktan eğitim’ üzerinden verilecek “İşe Hazırım” sertifika programına, www.isehazirim.com adresi üzerinden kayıtlarını yapan tüm öğrenci ve mezunlar dahil olabilecekler.

> İKÜ’den İşe Hazırım projesi

“İşe Hazırım” sertifika programı ile iş başvurusunda bulunan ve iş ilanlarındaki tüm kriterleri sağlasa da işverenlerin beklentilerini karşılamakta zorluk çeken adaylara, işverenlerin aradığı çalışma becerilerinin kazandırılması hedefleniyor

ise_hazırım_görsel_2İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) ile yenibiriş.com ortaklığında hazırlanan "İşe Hazırım” sertifika programı eğitimleri başladı. Türkiye’de ilk defa üniversite ve insan kaynakları şirketi işbirliği ile hayata geçen proje kapsamında, yeni mezun adayların etkili kariyer başlangıcı yapabilmeleri, iş hayatında daha etkin çalışabilmeleri, Türkiye’de ya da uluslararası kurum ve kuruluşlarda istihdam edilebilirliklerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Yenibiriş.com’un yaptığı görüşmeler doğrultusunda firmaların ihtiyaçları ve değer verdikleri kişisel donanımlar çerçevesinde şekillenen müfredat, İKÜ akademisyenlerinin ve sektörün önde gelen isimlerinin vereceği toplam 100 saatlik derslerden oluşan eğitim modülleriyle verilecek. Kariyer Yönetimi Eğitimleri, Kişisel Becerileri Arttırmaya Yönelik Eğitimler ve İş Becerilerini Arttırmaya Yönelik Eğitimler olarak üç temel alanda toplam 11 modül olarak planlanan program sonunda adaylar, “İşe Hazırım” sertifikasını alacak ve yenibiriş.com üzerinden yapacakları iş başvurularında işverenler tarafından “İşe Hazırım” etiketiyle öncelikli olarak görüntülenebilecekleri. Ayrıca adaylar, özel iş ehliyetine sahip olarak da ayrıcalıklı bir iş profili oluşturabilecekleri gibi dijital insan kaynakları platformlarında kişisel markalarını da yaratma fırsatı elde edecekler.
İKÜ öğretim yönetim sistemi olan CATS platformu üzerinden ‘uzaktan eğitim’ üzerinden verilecek “İşe Hazırım” sertifika programına, www.isehazirim.com adresi üzerinden kayıtlarını yapan tüm öğrenci ve mezunlar dahil olabilecekler.

Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Şubat 2018 11:03

Gösterim: 2930


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.