Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen "İç Güvenlik Paketi"ne ilişkin tasarı üzerinde verilen önergeyle, polis alımındaki üst yaş sınırı 28'den 30'a çıkarıldı.
Genel Kurul'da, "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 6 maddesi daha kabul edilerek 27. maddeye gelindi.
Tasarının 25. maddesi üzerinde, AK Parti, CHP ve MHP'nin ayrı ayrı verdiği önergelerin kabul edilmesiyle, polis alımındaki üst yaş sınırı 28'den 30'a çıkarıldı.
Buna göre, lisans mezunlarından KPSS'de bakanlıkça belirlenecek taban puanı alanlar arasından sınavın yapıldığı yılın, 31 Aralık tarihi itibarıyla 30 yaşından gün almayan erkek ve kadın adaylar arasından, sınavda başarılı olanlar polis meslek eğitim merkezlerine alınacak.
Tasarının 26. maddesi üzerinde MHP'nin verdiği önergenin kabul edilmesiyle de değişiklik yapıldı. Buna göre, 1 Ekim 2008 tarihinden önce Terörle Mücadele Kanunu kapsamında vazife malulü olarak emekli olup, meslekten ilişikleri kesilen emniyet teşkilatı personelinden yeniden memuriyete alınanların meslekten ilişiklerinin kesildiği tarih ile göreve başladıkları tarih arasında geçen süre, rütbe kıdeminde değerlendirilecek. Bu kişiler idarece resen emekliye sevk edilemeyecek.
Tasarının kabul edilen diğer maddelerine göre ise ikinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde olan polis amirleri; emniyet ve asayiş durumu, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikler, nüfus büyüklüğü, şehirleşme düzeyi gibi kriterler dikkate alınarak belirlenecek ilçelere, ilçe emniyet müdürü olarak atanabilecek.
Birimlerin kapatılması nedeniyle ihtiyaç kalmayan dekan yardımcısı, polis koleji müdürü ve müdür yardımcısı görev unvanları ile polis okullarının yüksek okula dönüştürülmesi ve koruma müdürlüklerinin daire başkanlığı seviyesinde yeniden yapılandırılmış olması nedeniyle polis okulu müdürü, polis okulu öğretmeni, cumhurbaşkanlığı koruma müdürü, başbakanlık koruma müdürü, TBMM koruma müdürü, polis okulu müdür yardımcısı, cumhurbaşkanlığı koruma müdür yardımcısı, TBMM koruma müdür yardımcısı, başbakanlık koruma müdür yardımcısı görev unvanları kaldırılıyor.
Polis amirleri; rütbe sırası ile komiser yardımcısı, komiser, başkomiser, emniyet amiri, dördüncü sınıf emniyet müdürü, üçüncü sınıf emniyet müdürü, ikinci sınıf emniyet müdürü, birinci sınıf emniyet müdürü ve sınıf üstü emniyet müdürü şeklinde olacak.
Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise düzenlemede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate göre yapılacak.
Bakan onayıyla emekliye sevk edilecek
Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren 5 yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ile dördüncü, üçüncü ve ikinci sınıf emniyet müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartlara haiz olmak kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun teklifi ve bakan onayı ile emekliye sevk edilecek. Birinci sınıf emniyet müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi 6 yıl olacak.
Meslekte fiilen iki yılını dolduran ve 45 yaşından gün almamış lisans mezunu polis memurları ile baş polis memurları ve kıdemli başpolis memurları arasında yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olanlardan,Polis Akademisi Başkanlığı'nca düzenlenecek ilk derece amirlik eğitimini başarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanacak.
Muhalefetin talebiyle, kabul edilen maddelerin oylamaları açık yapıldı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, 26. maddenin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Yakut, aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine, birleşimi 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen "İç Güvenlik Paketi"ne ilişkin tasarı üzerinde verilen önergeyle, polis alımındaki üst yaş sınırı 28'den 30'a çıkarıldı.
Genel Kurul'da, "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 6 maddesi daha kabul edilerek 27. maddeye gelindi.
Tasarının 25. maddesi üzerinde, AK Parti, CHP ve MHP'nin ayrı ayrı verdiği önergelerin kabul edilmesiyle, polis alımındaki üst yaş sınırı 28'den 30'a çıkarıldı.
Buna göre, lisans mezunlarından KPSS'de bakanlıkça belirlenecek taban puanı alanlar arasından sınavın yapıldığı yılın, 31 Aralık tarihi itibarıyla 30 yaşından gün almayan erkek ve kadın adaylar arasından, sınavda başarılı olanlar polis meslek eğitim merkezlerine alınacak.
Tasarının 26. maddesi üzerinde MHP'nin verdiği önergenin kabul edilmesiyle de değişiklik yapıldı. Buna göre, 1 Ekim 2008 tarihinden önce Terörle Mücadele Kanunu kapsamında vazife malulü olarak emekli olup, meslekten ilişikleri kesilen emniyet teşkilatı personelinden yeniden memuriyete alınanların meslekten ilişiklerinin kesildiği tarih ile göreve başladıkları tarih arasında geçen süre, rütbe kıdeminde değerlendirilecek. Bu kişiler idarece resen emekliye sevk edilemeyecek.
Tasarının kabul edilen diğer maddelerine göre ise ikinci sınıf emniyet müdürü rütbesinde olan polis amirleri; emniyet ve asayiş durumu, ekonomik, sosyal ve kültürel özellikler, nüfus büyüklüğü, şehirleşme düzeyi gibi kriterler dikkate alınarak belirlenecek ilçelere, ilçe emniyet müdürü olarak atanabilecek.
Birimlerin kapatılması nedeniyle ihtiyaç kalmayan dekan yardımcısı, polis koleji müdürü ve müdür yardımcısı görev unvanları ile polis okullarının yüksek okula dönüştürülmesi ve koruma müdürlüklerinin daire başkanlığı seviyesinde yeniden yapılandırılmış olması nedeniyle polis okulu müdürü, polis okulu öğretmeni, cumhurbaşkanlığı koruma müdürü, başbakanlık koruma müdürü, TBMM koruma müdürü, polis okulu müdür yardımcısı, cumhurbaşkanlığı koruma müdür yardımcısı, TBMM koruma müdür yardımcısı, başbakanlık koruma müdür yardımcısı görev unvanları kaldırılıyor.
Polis amirleri; rütbe sırası ile komiser yardımcısı, komiser, başkomiser, emniyet amiri, dördüncü sınıf emniyet müdürü, üçüncü sınıf emniyet müdürü, ikinci sınıf emniyet müdürü, birinci sınıf emniyet müdürü ve sınıf üstü emniyet müdürü şeklinde olacak.
Rütbelere terfi ettirilecek personelin kurullarda görüşülmesi kıdem sırasına göre, rütbelere terfiler ise düzenlemede öngörülen sınav ve eğitim şartı saklı kalmak üzere liyakate göre yapılacak.
Bakan onayıyla emekliye sevk edilecek
Bulundukları rütbelere terfi ettikleri tarihten itibaren 5 yıl içinde bir üst rütbeye terfi edemeyen emniyet amirleri ile dördüncü, üçüncü ve ikinci sınıf emniyet müdürleri, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartlara haiz olmak kaydıyla, Yüksek Değerlendirme Kurulu'nun teklifi ve bakan onayı ile emekliye sevk edilecek. Birinci sınıf emniyet müdürlerinin bulundukları rütbedeki en fazla bekleme süresi 6 yıl olacak.
Meslekte fiilen iki yılını dolduran ve 45 yaşından gün almamış lisans mezunu polis memurları ile baş polis memurları ve kıdemli başpolis memurları arasında yapılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olanlardan,Polis Akademisi Başkanlığı'nca düzenlenecek ilk derece amirlik eğitimini başarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanacak.
Muhalefetin talebiyle, kabul edilen maddelerin oylamaları açık yapıldı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, 26. maddenin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Yakut, aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine, birleşimi 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Şubat 2015 10:10
Gösterim: 1212
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, mülakatlar sonrası ilk defa öğretmenlerden uzman atanacağını belirterek, "Bu öğretmenlerimize verdiğimiz değeri gösteriyor. Bunu eleştirenlerin bu noktaya dikkat etmesi gerekiyor" dedi.
Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca 75 uzman alımı için başvuruların alındığını ve değerlendirmelerin 2-11 Martta yapılacağını hatırlattı.
6528 sayılı kanunla yapılan düzenlemenin, MEB'in bakanlık merkez teşkilatında, büyük oranda okullarda öğretmen olarak çalışanlar arasından uzman istihdam edilmesine imkan sağlanması için yapıldığını anımsatan Tekin, "Bu düzenlemeyle bir ilki de gerçekleştirerek, öğretmenlere uzman olabilmenin yolunu açtık. Ayrıca, saha tecrübelerinden, bakanlık merkez teşkilatında, karar alma mekanizmalarında yararlanma imkanı sağlanmış olduk. Mülakatlar sonrası, ilk defa öğretmenlerimizden uzman atayacağız. Bu öğretmenlerimize verdiğimiz değeri gösteriyor. Bunu eleştirenlerin bu noktaya dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu.
Yusuf Tekin, 6528 sayılı kanun kapsamında diğer kamu kurumlarında, uzman yardımcılığı sürecini tamamlamış olanlardan da uzman alınacağını ifade ederek, bu kapsamda Bakanlık merkez teşkilatındaki idari birimlerden taleplerin alındığını, ihtiyaç duyulan personelin nitelikleri doğrultusunda ilana çıkıldığını ve yasa doğrultusunda koşulların belirlendiğini anlattı.
Her alan için ayrılan kadronun 3 katı kadar adayın mülakat sınavına tabi tutulacağını anlatan Tekin, mülakata çağrılacak adayların yabancı dil puanlamasına göre sıralanacağını ve başarılı olanların da uzman olarak atanacağını söyledi.
Düşük dil puanlı uzmanlar 3 yılda C düzeyinde belge getirecek
Tekin, sınava ilişkin duyurudaki 30 puan şartının asgari düzeyi ifade ettiğine dikkati çeken Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üç alan hariç diğer tüm alanlarda, mülakata çağrılan adayların tamamı en az C düzeyinde yabancı dil puanına sahip. Örneğin, bilişim teknolojilerinde mülakata çağrılacak en son kişinin yabancı dil puanı, 80. Ancak başta hukuk olmak üzere üç branşta ise yabancı dil düzeyi yüksek aday bulmak çok zor. Ama bu alanlarda da ihtiyacımızı, karşılamamız gerekiyor. Bu nedenle, bu alanda seçeceğimiz arkadaşların, üç yıl içerisinde en az C düzeyinde yabancı dil belgesi getirmelerini arzu ediyoruz. Aynı uygulama uzman yardımcısı olarak istihdam ettiğimiz arkadaşlarımız için de geçerli. Herhangi bir yabancı dil skoru istemediğimiz uzman yardımcısı adayları, uzman yardımcılığı sürecinde yani üç yıl içinde kendilerinde beklenen yabancı dil skorunu elde ediyorlar."
Tekin, bu uygulamanın bir defaya mahsus olduğunu, öğretmenlikten kariyer meslek olarak tanımlanan uzmanlığa geçişe bir imkan tanımayı hedeflediklerini vurguladı.
Sınavı yaparken diğer müdürlük veya müdür yardımcılığı mülakatlarında olduğu gibi şeffaflığı ve bilimsel temelleri esas alacak kendisinin başkanlığımda bir komisyon kurulduğunu anlatan Tekin, komisyonun Bakanlığın ihtiyaçlarına göre, liyakati esas alarak en nitelikli kişileri seçeceğini kaydetti.
"Yazılıya almayacağız çünkü, zaten KPSS ile atanmış"
Uzmanlık için başvuran kişileri yazılı sınava almayacaklarını hatırlatan Tekin, şöyle devam etti:
"Çünkü, alınacak uzmanlar zaten daha önce KPSS'ye girerek atanmış kişiler ya da başka bakanlıklarda uzman olarak çalışanlar. Mesela Maliye Bakanlığında uzman yardımcısı olarak çalışmış veya bizde öğretmen olarak çalışıyor. Uzman adaylarımızın tamamı bulundukları pozisyonlara zaten merkezi sınavlarla yani KPSS ile gelmiş durumda. Bu insanları bir daha yazılıya sokmamıza gerek yok. Öğretmenlerimiz zaten birinci aşamayı, yazılı aşamasını geçmişler. Bunların içerisinde kendi ihtiyacımız olanları mülakatla alacağız. Şeffaf bir mülakat sınavı yapacağımız konusunda kimsenin şüphesi olmasın."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, mülakatlar sonrası ilk defa öğretmenlerden uzman atanacağını belirterek, "Bu öğretmenlerimize verdiğimiz değeri gösteriyor. Bunu eleştirenlerin bu noktaya dikkat etmesi gerekiyor" dedi.
Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca 75 uzman alımı için başvuruların alındığını ve değerlendirmelerin 2-11 Martta yapılacağını hatırlattı.
6528 sayılı kanunla yapılan düzenlemenin, MEB'in bakanlık merkez teşkilatında, büyük oranda okullarda öğretmen olarak çalışanlar arasından uzman istihdam edilmesine imkan sağlanması için yapıldığını anımsatan Tekin, "Bu düzenlemeyle bir ilki de gerçekleştirerek, öğretmenlere uzman olabilmenin yolunu açtık. Ayrıca, saha tecrübelerinden, bakanlık merkez teşkilatında, karar alma mekanizmalarında yararlanma imkanı sağlanmış olduk. Mülakatlar sonrası, ilk defa öğretmenlerimizden uzman atayacağız. Bu öğretmenlerimize verdiğimiz değeri gösteriyor. Bunu eleştirenlerin bu noktaya dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu.
Yusuf Tekin, 6528 sayılı kanun kapsamında diğer kamu kurumlarında, uzman yardımcılığı sürecini tamamlamış olanlardan da uzman alınacağını ifade ederek, bu kapsamda Bakanlık merkez teşkilatındaki idari birimlerden taleplerin alındığını, ihtiyaç duyulan personelin nitelikleri doğrultusunda ilana çıkıldığını ve yasa doğrultusunda koşulların belirlendiğini anlattı.
Her alan için ayrılan kadronun 3 katı kadar adayın mülakat sınavına tabi tutulacağını anlatan Tekin, mülakata çağrılacak adayların yabancı dil puanlamasına göre sıralanacağını ve başarılı olanların da uzman olarak atanacağını söyledi.
Düşük dil puanlı uzmanlar 3 yılda C düzeyinde belge getirecek
Tekin, sınava ilişkin duyurudaki 30 puan şartının asgari düzeyi ifade ettiğine dikkati çeken Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üç alan hariç diğer tüm alanlarda, mülakata çağrılan adayların tamamı en az C düzeyinde yabancı dil puanına sahip. Örneğin, bilişim teknolojilerinde mülakata çağrılacak en son kişinin yabancı dil puanı, 80. Ancak başta hukuk olmak üzere üç branşta ise yabancı dil düzeyi yüksek aday bulmak çok zor. Ama bu alanlarda da ihtiyacımızı, karşılamamız gerekiyor. Bu nedenle, bu alanda seçeceğimiz arkadaşların, üç yıl içerisinde en az C düzeyinde yabancı dil belgesi getirmelerini arzu ediyoruz. Aynı uygulama uzman yardımcısı olarak istihdam ettiğimiz arkadaşlarımız için de geçerli. Herhangi bir yabancı dil skoru istemediğimiz uzman yardımcısı adayları, uzman yardımcılığı sürecinde yani üç yıl içinde kendilerinde beklenen yabancı dil skorunu elde ediyorlar."
Tekin, bu uygulamanın bir defaya mahsus olduğunu, öğretmenlikten kariyer meslek olarak tanımlanan uzmanlığa geçişe bir imkan tanımayı hedeflediklerini vurguladı.
Sınavı yaparken diğer müdürlük veya müdür yardımcılığı mülakatlarında olduğu gibi şeffaflığı ve bilimsel temelleri esas alacak kendisinin başkanlığımda bir komisyon kurulduğunu anlatan Tekin, komisyonun Bakanlığın ihtiyaçlarına göre, liyakati esas alarak en nitelikli kişileri seçeceğini kaydetti.
"Yazılıya almayacağız çünkü, zaten KPSS ile atanmış"
Uzmanlık için başvuran kişileri yazılı sınava almayacaklarını hatırlatan Tekin, şöyle devam etti:
"Çünkü, alınacak uzmanlar zaten daha önce KPSS'ye girerek atanmış kişiler ya da başka bakanlıklarda uzman olarak çalışanlar. Mesela Maliye Bakanlığında uzman yardımcısı olarak çalışmış veya bizde öğretmen olarak çalışıyor. Uzman adaylarımızın tamamı bulundukları pozisyonlara zaten merkezi sınavlarla yani KPSS ile gelmiş durumda. Bu insanları bir daha yazılıya sokmamıza gerek yok. Öğretmenlerimiz zaten birinci aşamayı, yazılı aşamasını geçmişler. Bunların içerisinde kendi ihtiyacımız olanları mülakatla alacağız. Şeffaf bir mülakat sınavı yapacağımız konusunda kimsenin şüphesi olmasın."
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Şubat 2015 12:12
Gösterim: 1530
ABD’de yaşayan Türkler, Tarsus’ta öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan için burs fonu oluşturdu.
Kuzey Carolina merkezli Türkiye’ye Köprü Vakfı (Bridge to Türkiye Fund-BTF) gönüllülerinden oluşan bir grup, Özgecan Aslan’ın öldürülmesinden duydukları üzüntüyü umuda dönüştürebilmek ve ismini ölümsüzleştirmek amacıyla Özgecan Aslan Anı Bursu Fonu kurdu. Vakfın gönüllüleri, "Kız ve erkek tüm gençlerimiz el ele" mesajıyla herkesi desteğe davet ederken, BTF yönetim kurulu Özgecan Aslan Anı Bursu Fonu’na başlangıç 3 bin dolar katkıda bulundu.
Kurumun, www.bridgetoturkiye.org/he-and-she-together adresinde fonun duyurusu yapıldı.
Bağışçıların desteğiyle düşük gelirli başarılı üniversite öğrencilerine eğitim bursu sağlamayı hedefleyen projenin liderleri, "Kadın haklarını savunmak, kadın ve kızlarımızın toplumdaki yerinin güçlendirilebilmesi ve cinsiyet eşitliğinin önündeki engelleri kaldırabilmek kadın ve erkeklerin yan yana ve dayanışma içinde olması ile mümkün olabilir. Bu nedenle Özgecan Aslan Anı Burslarını hemşehri olduğu Tarsus bölgesinden hem kız hem de erkek öğrencilerimize destek verecek şekilde düzenliyoruz. BTF olarak cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığını azaltmak için düşük gelirli öğrencilere burs sağlamanın en etkili araç olduğuna yürekten inanıyoruz" açıklamasını yaptı.
Özgecan Aslan Anı Fonu Bursu'nun düşük gelirli ailelerden gelen öğrencilere akademik başarı temelinde verileceği belirtilen program çerçevesinde, bağışların tamamının ihtiyacı olan başarılı öğrencilere eğitim bursu olarak ulaştırılacağı kaydedildi.
BTF, Soma’da geçen yıl yaşanan maden faciası sonrasında benzer bir çalışma başlatarak, “Soma Çocuklarına Işık Olalım” kampanyası ile ABD çapında 147 bin dolar bağış toplamıştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ABD’de yaşayan Türkler, Tarsus’ta öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan için burs fonu oluşturdu.
Kuzey Carolina merkezli Türkiye’ye Köprü Vakfı (Bridge to Türkiye Fund-BTF) gönüllülerinden oluşan bir grup, Özgecan Aslan’ın öldürülmesinden duydukları üzüntüyü umuda dönüştürebilmek ve ismini ölümsüzleştirmek amacıyla Özgecan Aslan Anı Bursu Fonu kurdu. Vakfın gönüllüleri, "Kız ve erkek tüm gençlerimiz el ele" mesajıyla herkesi desteğe davet ederken, BTF yönetim kurulu Özgecan Aslan Anı Bursu Fonu’na başlangıç 3 bin dolar katkıda bulundu.
Kurumun, www.bridgetoturkiye.org/he-and-she-together adresinde fonun duyurusu yapıldı.
Bağışçıların desteğiyle düşük gelirli başarılı üniversite öğrencilerine eğitim bursu sağlamayı hedefleyen projenin liderleri, "Kadın haklarını savunmak, kadın ve kızlarımızın toplumdaki yerinin güçlendirilebilmesi ve cinsiyet eşitliğinin önündeki engelleri kaldırabilmek kadın ve erkeklerin yan yana ve dayanışma içinde olması ile mümkün olabilir. Bu nedenle Özgecan Aslan Anı Burslarını hemşehri olduğu Tarsus bölgesinden hem kız hem de erkek öğrencilerimize destek verecek şekilde düzenliyoruz. BTF olarak cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığını azaltmak için düşük gelirli öğrencilere burs sağlamanın en etkili araç olduğuna yürekten inanıyoruz" açıklamasını yaptı.
Özgecan Aslan Anı Fonu Bursu'nun düşük gelirli ailelerden gelen öğrencilere akademik başarı temelinde verileceği belirtilen program çerçevesinde, bağışların tamamının ihtiyacı olan başarılı öğrencilere eğitim bursu olarak ulaştırılacağı kaydedildi.
BTF, Soma’da geçen yıl yaşanan maden faciası sonrasında benzer bir çalışma başlatarak, “Soma Çocuklarına Işık Olalım” kampanyası ile ABD çapında 147 bin dolar bağış toplamıştı.
Son Güncelleme: Salı, 24 Şubat 2015 10:12
Gösterim: 1542
Haksız rekabetin önüne geçilmesi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve sürücü adaylarına eksiksiz eğitim verilebilmesi için Türkiye genelindeki tüm sürücü kurslarında taban fiyat uygulamasına geçileceği bildirildi.
Türkiye Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Konfederasyonu (TUSEKON) Genel Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülke genelinde 3 bin 500 sürücü kursu olduğunu ve yıllık ortalama 1 milyon 200 bin kişiye sürücü belgesi verildiğini söyledi.
Doğrudan insanların can ve mal güvenliğini ilgilendiren bir iş yaptıklarını ve bunun kusursuz olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, kurslar arasında fiyat birlikteliği olmaması nedeniyle çok düşük ücretlere kursiyer kaydı yapılabildiğini ifade etti.
Düşük ücretle kayıt alan kursların kaliteli eğitim vermesinin mümkün olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:
"Konfederasyon olarak taban fiyat belirlenmesi konusundaki isteğimizi Milli Eğitim Bakanlığına ilettik. Yönetmelik değişikliği üzerinde görüşülüyor. Bir ay içerisinde taban fiyat uygulamasının hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bu uygulama hem sürücü kurslarının hem de kursiyerlerin lehine olacak. Şu anda eksik eğitim veren kurslar 500-600 liraya öğrenci kaydı yaparken, kusursuz eğitim veren kurslar 800-900 liraya öğrenci alıyor. 40 bine yakın eğitimcimiz var ve bunların büyük çoğunluğu üniversite mezunu. Yapılacak düzenlemeyle her ilde milli eğitim müdürlüklerinin koordinasyonunda bir fiyat belirlenecek. Hiçbir sürüsü kursu belirlenen taban fiyatın altında fiyat ilan edemeyecek. Ancak belirlenen fiyatın üzerinde öğrenci kaydı yapabilecek."
"Eksik eğitimin bedeli insan hayatıyla ödeniyor"
Düşük fiyatla kurslara kaydolan öğrencilerin sürücü eğitimlerini tam olarak alamadığını, bu nedenle sınavlarda başarısız olduklarını dile getiren Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığının 30 saat teorik, pistlerde ve simülatörlerde eğitim, daha sonra da 12 saat akan trafikte direksiyon dersi verilmesini zorunlu tuttuğunu hatırlattı.
Yılmaz, bu eğitimlerin bir maliyeti olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu maliyet Hakkari'de neyse üç aşağı beş yukarı Edirne'de de aynıdır. Biz kurslar olarak öğrencilerimize bu eğitimleri vermek zorundayız. Fiyatlar çok fazla düşürüldüğü zaman istenen eğitimlerin verilmesi olanaksız hale geliyor. Çünkü kurs yetkilisi düşük fiyat verince bunu mutlaka bir yerden çıkarması gerekiyor. Düşük fiyat demek 'eksik eğitim' anlamına gelir. Bizde eğitim eksikliğinden kaynaklanan yanlışı geriye dönüp düzeltme şansı yok. Eksik eğitimin bedeli insan hayatıyla ödeniyor."
Taban fiyat uygulaması geldikten sonra hiçbir sürücü kursunun belirlenen fiyatların altına inemeyeceğini ama daha fazla fiyat ilan edebileceğini anlatan Yılmaz, "Taban ücret altında fiyat veren kurslar yakın takibe alınacak, denetimler sonucu uyarılarda bulunulacak. Hatalarında ısrar eden kurslar hakkında geçici veya daimi kapatma cezaları verilebilecek" dedi.
Uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte kurslardaki eğitim kalitesinin de artacağını ve bilinçli sürücüler yetişeceğini ifade eden İsmail Yılmaz, kurslar arasındaki farkın da verilen eğitimle ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Haksız rekabetin önüne geçilmesi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve sürücü adaylarına eksiksiz eğitim verilebilmesi için Türkiye genelindeki tüm sürücü kurslarında taban fiyat uygulamasına geçileceği bildirildi.
Türkiye Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Konfederasyonu (TUSEKON) Genel Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülke genelinde 3 bin 500 sürücü kursu olduğunu ve yıllık ortalama 1 milyon 200 bin kişiye sürücü belgesi verildiğini söyledi.
Doğrudan insanların can ve mal güvenliğini ilgilendiren bir iş yaptıklarını ve bunun kusursuz olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, kurslar arasında fiyat birlikteliği olmaması nedeniyle çok düşük ücretlere kursiyer kaydı yapılabildiğini ifade etti.
Düşük ücretle kayıt alan kursların kaliteli eğitim vermesinin mümkün olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:
"Konfederasyon olarak taban fiyat belirlenmesi konusundaki isteğimizi Milli Eğitim Bakanlığına ilettik. Yönetmelik değişikliği üzerinde görüşülüyor. Bir ay içerisinde taban fiyat uygulamasının hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bu uygulama hem sürücü kurslarının hem de kursiyerlerin lehine olacak. Şu anda eksik eğitim veren kurslar 500-600 liraya öğrenci kaydı yaparken, kusursuz eğitim veren kurslar 800-900 liraya öğrenci alıyor. 40 bine yakın eğitimcimiz var ve bunların büyük çoğunluğu üniversite mezunu. Yapılacak düzenlemeyle her ilde milli eğitim müdürlüklerinin koordinasyonunda bir fiyat belirlenecek. Hiçbir sürüsü kursu belirlenen taban fiyatın altında fiyat ilan edemeyecek. Ancak belirlenen fiyatın üzerinde öğrenci kaydı yapabilecek."
"Eksik eğitimin bedeli insan hayatıyla ödeniyor"
Düşük fiyatla kurslara kaydolan öğrencilerin sürücü eğitimlerini tam olarak alamadığını, bu nedenle sınavlarda başarısız olduklarını dile getiren Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığının 30 saat teorik, pistlerde ve simülatörlerde eğitim, daha sonra da 12 saat akan trafikte direksiyon dersi verilmesini zorunlu tuttuğunu hatırlattı.
Yılmaz, bu eğitimlerin bir maliyeti olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
"Bu maliyet Hakkari'de neyse üç aşağı beş yukarı Edirne'de de aynıdır. Biz kurslar olarak öğrencilerimize bu eğitimleri vermek zorundayız. Fiyatlar çok fazla düşürüldüğü zaman istenen eğitimlerin verilmesi olanaksız hale geliyor. Çünkü kurs yetkilisi düşük fiyat verince bunu mutlaka bir yerden çıkarması gerekiyor. Düşük fiyat demek 'eksik eğitim' anlamına gelir. Bizde eğitim eksikliğinden kaynaklanan yanlışı geriye dönüp düzeltme şansı yok. Eksik eğitimin bedeli insan hayatıyla ödeniyor."
Taban fiyat uygulaması geldikten sonra hiçbir sürücü kursunun belirlenen fiyatların altına inemeyeceğini ama daha fazla fiyat ilan edebileceğini anlatan Yılmaz, "Taban ücret altında fiyat veren kurslar yakın takibe alınacak, denetimler sonucu uyarılarda bulunulacak. Hatalarında ısrar eden kurslar hakkında geçici veya daimi kapatma cezaları verilebilecek" dedi.
Uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte kurslardaki eğitim kalitesinin de artacağını ve bilinçli sürücüler yetişeceğini ifade eden İsmail Yılmaz, kurslar arasındaki farkın da verilen eğitimle ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Salı, 24 Şubat 2015 11:27
Gösterim: 1735
Eylülde yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, söz konusu kişiler, ayrıca 5 yılda bir şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psikoteknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren rapor alacak
Okul servis araçlarını kullanacak şoförler, 26 yaşından gün almak zorunda olacak.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, "Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, 26 yaşından gün almayanlar, okul servis araçlarında şoförlük yapamayacak.
Söz konusu şoförlerin ayrıca, E sınıfı sürücü belgesi için 5 yıllık, B sınıfı sürücü belgesi için 7 yıllık sürücü belgesine sahip olması ve her 5 yılda bir şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psikoteknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren sağlık raporunu yetkili sağlık kuruluşlarından alması gerekecek.
Yönetmelik, 1 Eylül 2015'te yürürlüğe girecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eylülde yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, söz konusu kişiler, ayrıca 5 yılda bir şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psikoteknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren rapor alacak
Okul servis araçlarını kullanacak şoförler, 26 yaşından gün almak zorunda olacak.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, "Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, 26 yaşından gün almayanlar, okul servis araçlarında şoförlük yapamayacak.
Söz konusu şoförlerin ayrıca, E sınıfı sürücü belgesi için 5 yıllık, B sınıfı sürücü belgesi için 7 yıllık sürücü belgesine sahip olması ve her 5 yılda bir şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psikoteknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren sağlık raporunu yetkili sağlık kuruluşlarından alması gerekecek.
Yönetmelik, 1 Eylül 2015'te yürürlüğe girecek.
Son Güncelleme: Salı, 24 Şubat 2015 09:23
Gösterim: 2139

