Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

YGS'ye girecek adaylar sınav öncesi ve sınav anında nelere dikkat etmeli? YGS'de sınav heyecanını ve kaygıyı yönetebilmenin püf noktaları neler? YGS öncesi nelerden kaçınmak gerekir ve motivasyon için nelere dikkat edilmeli? YGS'de başarılı olmak için yapılması gerekenler? Alparslan Dartan YGS adayları için yazdı...

Bu yıl 2014-ÖSYS’ye toplam 2 milyon 86 bin 87 aday başvuru yaptı. Bu adaylardan 2 milyon 7 bin 659’u Pazar günü gerçekleştirilecek olan YGS’ye girmek istediğini belirtmiştir. Başvuru yapanların 850.840’ı henüz bir ortaöğretim kurumundan mezun olmayan son sınıf öğrencilerinden, 1.235.247’si de geçmiş yıllarda bir ortaöğretim kurumundan mezun olmuş olan adaylardan oluşmaktadır.

Bu sınavlarda yaklaşık 851 bin aday ilk büyük sınav deneyimini yaşayacaklar. Sınavlarda başarıyı hedefleyen öğrenci ve velilerin sınavlara hazırlık sürecinde yaşadıkları duygular zaman zaman değişiklik gösterse de temelinde heyecan, endişe ve  kaygı vardır.

Aslında sınavlar belirli bir alanda edinilen bilgi ve becerilerin düzeyini belirlemek için yapılan bir değerlendirme sürecidir ve sınırlı alandaki bilgi ve becerilerin öğrenilmişlik düzeyini ölçer. Kaygı ise, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık halidir.

Sınav ve sınanma durumlarında gözlenen duygusal durumun adı kaygıdır. Sınav kaygısı yaşayan gencin, davranışsal açıdan bir kaçınma eğilimi içine girdiği, özellikle kas gerginliği, kalp atışlarında artış, tükürük bezlerinin aşırı çalışması, terleme ve mideye asit salgılama gibi temeli psikosomatik ama belirtileri fizyolojik tepkiler gösterdiği görülür. Düşünsel tepkiler açısından da performans düşüklüğünün, başarısızlığın ve bunların doğurabileceği “vahim” sonuçların üzerinde irrasyonel düşüncelere daldığı görülür.

Bu nedenle sınav kaygısının temelinde sandığımız gibi sınavlar değil, sınavlara kişilerin yakıştırdığı anlamlar, yönelttiği düşünsel tepkiler, iç konuşmalar, yorumlar ve sübjektif değerlendirmeler yatmaktadır.

Sınav kaygısı bir kısır döngü;

Sağlıklı olan bu duygu, yoğun yaşanmaya başlanırsa ve diğer insanlarla ilişkileri, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkilerse rahatsızlık boyutu ortaya çıkar. Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi kaygının da fazlası zararlıdır. Düşüncelerdeki aksaklıkların neden olduğu kısır döngü kırılamadığında sorun maalesef daha da büyür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kısır döngüyü sınava yönelik  hazırlıklarımızı zamanında ve yeterince yapmakla ve psikolojik olarak kendimizi iyi hissederek kırabiliriz.

Adaylar İçin; Düşünceleri Yeniden Yapılandırmak/Sınav Öncesinde Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler

Kalan 1-2 Günde Zamanınızı İyi Değerlendirin

Kaygı zaman düzensizliklerine yol açar ve bu da kaygıyı daha da arttıran sonuçlara neden olur. Bunu kırmanın yolu zamanı iyi planlayabilmekten geçer. Zevk aldığımız şeylere ve hobilerimize hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Sinema yada açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Enerjiyi ve olumluluğu artırır.

Hareket İyidir

Gerginlik bizi aşırı hareketliliğe veya donukluğa itebilir. Sınavın çok yaklaştığı bu günlerde beklenilen tersine daha çok ders çalışmak yerine; fiziki aktivitelere, eğlenceli sporlara zaman ayırmakta yarar vardır. En iyi aktivitelerden biri yürümektir.

Sorunlardan Kaçının

Çatışmalardan kaçmak, sorunları ertelemek, sınav stresinize başka stresler eklememek önemlidir.

Beslenmenize Dikkat Edin

Beslenme düzeni önemlidir. Şekerli gıdaları aşırı almak yerine düzenli beslenmelisiniz. Düşkünlüğünüz var ise bunu olabildiğince sınırlı tutun.

Bedeninize Önem Verin

Uzun çalışma saatleri ve artan zaman baskısı sonucunda bazı öğrenciler şartları daha fazla zorlayarak çalışma sürelerini arttırmak için bazen kahve, çay gibi uyarıcı maddeleri ya da bazı ilaçları kullanmaktadırlar. Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen gösterin. Daha doğal içecekler, meyva suları veya bitki çayları deneyin.

Uykunuza Özen Gösterin

Ortalama uyku süresi 8-10 saat arasında değişir.  Normalden daha az ya da daha çok uyku düzeninizi bozabilir, kaygı ve stresinizi artırabilir.

Nefes Alma ve Gevşeme Tekniklerinden Yararlanın

Kas gevşetme egzersizleri, sınavda ortaya çıkabilecek fizyolojik tepkileri kontrol etmenizde yardımcı olur. Aşağıda yer alan önerileri deneyebilirsiniz.

Kontrollü Nefes Alma/Bu yöntem çoğu kaygılı kişinin kaygılı ya da gergin olduğu zaman yeterince derin nefes almadıkları ya da düzensiz nefes aldıkları gözlemine dayanılarak geliştirilmiştir. En az 4 dakika uygulamak gerekir. Bu süre bedendeki oksijen ve karbondioksit dengesini tekrar sağlamak için önemlidir. “4” dakika boyunca yavaşça 4’e kadar sayarak nefes alıp yine yavaşça 4’e kadar sayarak nefes vermeyi deneyin ve daha fazla gevşeyip gevşemediğinize bakın.

Gevşeme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir şekilde kurtulmanıza yarar.. Derinlemesine gevşediğinizde bedeninizin neresinde en çok gerilim taşıdığınızın da farkına varırsınız. Bazı gevşeme tekniklerini öğrenmek kaygıyla başa çıkmak için iyi bir yol olabilir.

SINAV YAKLAŞTIKÇA

Son 1 -2 Gün Ders Çalışma

•             Hatırlatma notlarınız var ise onları gözden geçirip, öğrenme değil pekiştirme amacıyla öğrendiğiniz ve bildiğiniz konuları tekrarlayabilirsiniz.

•             Stresli ve yorucu faaliyetlerden uzak durmalısınız.

•             Dinlenmeye çalışmalısınız.

Sınav Akşamı

•             Ağır yemeklerden kaçının.

•             İyi vakit geçirmeye çalışın.

•             Uykusuz kalmayın.

•             Yakınlarınızın moral desteğini alın.

•             Vaktinde yatmaya çalışın.

•             Sınava götüreceklerinizi ve kıyafetinizi hazırlayın.

 Sınav Sabahı

•             Mutlaka kahvaltı yapın.

•             Sınavla ilgili araç gereçlerinizi kontrol edin.

•             Sınav yerine erkenden ulaşın.

•             Kendinizi rahat hissedeceğiniz kıyafetler giyin.

SINAV ANI

Genellikle sınav anını ve gününü düşündüğünüzde içiniz kıpır kı¬pır olur. Size de sık sık olmuştur bu, “O an ne yaşayacağım, ya çok bil¬diğim soruları da yapamazsam?” gibi düşünceler üretmekten kendimizi alamayabiliriz. oysa bunu şimdi yapacağınız yere, yani sınav anına odaklanmak ve ben yapmam gereken hazırlığı yaptım,  heyecanlanıyorum; ama paniğe kapılmayacağım demek ve bu yaşadıklarınızı doğal bir durum diyebilmek önemlidir.

 Kitapçığa Göz Atın

•             Bu durum kesinlikle vakit kaybettirmeyeceği gibi, kitapçığa hakim olmanızı ve heyecanınızın azalmasını sağlar.

•             Muhtemel değişiklikleri görmenizi ve kitapçıkta eksik sayfa, baskı hatası vb. şeyler varsa en baş¬tan düzeltmenizi sağlar.

 En İyi Olduğunuz Dersten Başlamak

•             Sınav başında doğal olan heyecanı kolay atlatmanızı,

•             Vakit kazanmanızı,

•             Az zamanda çok puan kazanmanızı,

•             Moral kazanmanızı sağlar.

 Her Soruya Şans Tanıyın                                                                

•             Kitapçığın tamamını gözden geçirin.

•             En iyi olduğunuz dersten başlayın.

•             Şıklardan önce soru metnini okuyun.

•             Soru köklerini iyi anlayın.

•             Şıkların tamamını mutlaka okuyun.

•             Cevaplarınızı (çok iyi bir sebebi yoksa) değiştirmeyin.

•             İpuçlarını değerlendirin.

•             Yanlışları eleyin.

•             Hiçbir fikriniz yoksa cevap vermeyin (mecbur değilsiniz).

•             Zor sorularla vakit kaybetmeyin. Hiçbir soruda fazla vakit harcamayın, çünkü zor soru kesinlikle daha fazla puan kazandırmaz.

 Tuzak Sorularda Dikkat

•             Yanıltıcı cümle veya sözcüklere dikkat edin.

•             Bazı yanıtlar sorunun içinde gizlidir.

•             “Uzun soru”, “zor soru” demek değildir.

•             Altı çizili veya koyu yazılmış sözcüğe dikkat ediniz.

•             Bütün seçenekleri okumadan doğru yanıtı işaretlemeyiniz.

•             Bir soruda belirli bir süre geçtiği halde çözüme ulaşamazsanız soruyu bırakın.

•             Herhangi bir soruyu üzerinde zaman harcamak gerektiği ve karışık gözüktüğü için otomatik olarak atlamayın.

•             Cevap kâğıdını iyi kodlayın

SINAVDAN SONRA

Kendinizi ödüllendirin. Sınavın sonucunu görmeden olumsuz senar¬yo hazırlamanın bir yararı yoktur. Sınav sonrası için olumlu düşünceler üretmek si¬zi LYS için motive eder .

Anne Babalar İçin; Çocuğunuz İçin Sınav Öncesinde Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler

Sınav hazırlığı öğrenciyi yıpratmakta, fiziksel ve psikolojik olarak yormaktadır. Ana-babalar ergenlik-gençlik döneminin bazı değişimlerini de yaşayan çocuklarını sınav kaygısının etkileri ile birlikte tanımakta zorluk çekebilirler. Sınav kaygısını yoğun yaşayan çocuklar gerçek performanslarını kullanmadıklarından yoğun bir karamsarlık yaşayabilirler.

Sınava girecek olan gencin annesi ve babası olarak neleri yapmalısınız.

•             Çocuğunuzdan beklentilerinizi gerçekçi kılın. Bunun için çocuklarınızın bireysel yeteneklerini ve farklılıklarını iyi tanıyıp, neyi başarıp neyi başaramayacağını doğru değerlendirmeniz yetecektir.

•             Çocuklarınız neleri iyi başarıyorsa onları bu konuda desteklemek, neleri yapamayacaklarını söyleyip yargılamaktan çok daha iyidir.

•             Çocuklarınızı kendi istekleriniz ve beklentileriniz doğrultusunda zorlamayın. Çocuklarınızın herkesten farklı bir kişiliğe ve potansiyele sahip olduğunu unutmayınız.

•             Çocuğunuzun kaygılarını sizinle paylaşmasına fırsat verin, onu teşvik edin.

•             Samimi olun, bu konuda zorlanmayın. Sınav sonuçları dâhil hiçbir şey sizi çocuğunuzu sevmekten alıkoyamaz. Onu sevdiğinizi ve sevmeye devam edeceğinizi hep söyleyin. Bu ona iyi gelecektir.

•             Çocuğunuz sizin için değerli ve önemlidir. Ona güvendiğinizi, elinden geleni yaptığına inandığınızı söyleyin.

•             Sizden neler beklediğini, ona nasıl yardımcı olabileceğinizi öğrenin

> YGS'de başarı için nelere dikkat edilmeli? (YGS 2014)

YGS'ye girecek adaylar sınav öncesi ve sınav anında nelere dikkat etmeli? YGS'de sınav heyecanını ve kaygıyı yönetebilmenin püf noktaları neler? YGS öncesi nelerden kaçınmak gerekir ve motivasyon için nelere dikkat edilmeli? YGS'de başarılı olmak için yapılması gerekenler? Alparslan Dartan YGS adayları için yazdı...

Bu yıl 2014-ÖSYS’ye toplam 2 milyon 86 bin 87 aday başvuru yaptı. Bu adaylardan 2 milyon 7 bin 659’u Pazar günü gerçekleştirilecek olan YGS’ye girmek istediğini belirtmiştir. Başvuru yapanların 850.840’ı henüz bir ortaöğretim kurumundan mezun olmayan son sınıf öğrencilerinden, 1.235.247’si de geçmiş yıllarda bir ortaöğretim kurumundan mezun olmuş olan adaylardan oluşmaktadır.

Bu sınavlarda yaklaşık 851 bin aday ilk büyük sınav deneyimini yaşayacaklar. Sınavlarda başarıyı hedefleyen öğrenci ve velilerin sınavlara hazırlık sürecinde yaşadıkları duygular zaman zaman değişiklik gösterse de temelinde heyecan, endişe ve  kaygı vardır.

Aslında sınavlar belirli bir alanda edinilen bilgi ve becerilerin düzeyini belirlemek için yapılan bir değerlendirme sürecidir ve sınırlı alandaki bilgi ve becerilerin öğrenilmişlik düzeyini ölçer. Kaygı ise, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık halidir.

Sınav ve sınanma durumlarında gözlenen duygusal durumun adı kaygıdır. Sınav kaygısı yaşayan gencin, davranışsal açıdan bir kaçınma eğilimi içine girdiği, özellikle kas gerginliği, kalp atışlarında artış, tükürük bezlerinin aşırı çalışması, terleme ve mideye asit salgılama gibi temeli psikosomatik ama belirtileri fizyolojik tepkiler gösterdiği görülür. Düşünsel tepkiler açısından da performans düşüklüğünün, başarısızlığın ve bunların doğurabileceği “vahim” sonuçların üzerinde irrasyonel düşüncelere daldığı görülür.

Bu nedenle sınav kaygısının temelinde sandığımız gibi sınavlar değil, sınavlara kişilerin yakıştırdığı anlamlar, yönelttiği düşünsel tepkiler, iç konuşmalar, yorumlar ve sübjektif değerlendirmeler yatmaktadır.

Sınav kaygısı bir kısır döngü;

Sağlıklı olan bu duygu, yoğun yaşanmaya başlanırsa ve diğer insanlarla ilişkileri, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkilerse rahatsızlık boyutu ortaya çıkar. Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi kaygının da fazlası zararlıdır. Düşüncelerdeki aksaklıkların neden olduğu kısır döngü kırılamadığında sorun maalesef daha da büyür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kısır döngüyü sınava yönelik  hazırlıklarımızı zamanında ve yeterince yapmakla ve psikolojik olarak kendimizi iyi hissederek kırabiliriz.

Adaylar İçin; Düşünceleri Yeniden Yapılandırmak/Sınav Öncesinde Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler

Kalan 1-2 Günde Zamanınızı İyi Değerlendirin

Kaygı zaman düzensizliklerine yol açar ve bu da kaygıyı daha da arttıran sonuçlara neden olur. Bunu kırmanın yolu zamanı iyi planlayabilmekten geçer. Zevk aldığımız şeylere ve hobilerimize hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Sinema yada açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Enerjiyi ve olumluluğu artırır.

Hareket İyidir

Gerginlik bizi aşırı hareketliliğe veya donukluğa itebilir. Sınavın çok yaklaştığı bu günlerde beklenilen tersine daha çok ders çalışmak yerine; fiziki aktivitelere, eğlenceli sporlara zaman ayırmakta yarar vardır. En iyi aktivitelerden biri yürümektir.

Sorunlardan Kaçının

Çatışmalardan kaçmak, sorunları ertelemek, sınav stresinize başka stresler eklememek önemlidir.

Beslenmenize Dikkat Edin

Beslenme düzeni önemlidir. Şekerli gıdaları aşırı almak yerine düzenli beslenmelisiniz. Düşkünlüğünüz var ise bunu olabildiğince sınırlı tutun.

Bedeninize Önem Verin

Uzun çalışma saatleri ve artan zaman baskısı sonucunda bazı öğrenciler şartları daha fazla zorlayarak çalışma sürelerini arttırmak için bazen kahve, çay gibi uyarıcı maddeleri ya da bazı ilaçları kullanmaktadırlar. Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen gösterin. Daha doğal içecekler, meyva suları veya bitki çayları deneyin.

Uykunuza Özen Gösterin

Ortalama uyku süresi 8-10 saat arasında değişir.  Normalden daha az ya da daha çok uyku düzeninizi bozabilir, kaygı ve stresinizi artırabilir.

Nefes Alma ve Gevşeme Tekniklerinden Yararlanın

Kas gevşetme egzersizleri, sınavda ortaya çıkabilecek fizyolojik tepkileri kontrol etmenizde yardımcı olur. Aşağıda yer alan önerileri deneyebilirsiniz.

Kontrollü Nefes Alma/Bu yöntem çoğu kaygılı kişinin kaygılı ya da gergin olduğu zaman yeterince derin nefes almadıkları ya da düzensiz nefes aldıkları gözlemine dayanılarak geliştirilmiştir. En az 4 dakika uygulamak gerekir. Bu süre bedendeki oksijen ve karbondioksit dengesini tekrar sağlamak için önemlidir. “4” dakika boyunca yavaşça 4’e kadar sayarak nefes alıp yine yavaşça 4’e kadar sayarak nefes vermeyi deneyin ve daha fazla gevşeyip gevşemediğinize bakın.

Gevşeme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir şekilde kurtulmanıza yarar.. Derinlemesine gevşediğinizde bedeninizin neresinde en çok gerilim taşıdığınızın da farkına varırsınız. Bazı gevşeme tekniklerini öğrenmek kaygıyla başa çıkmak için iyi bir yol olabilir.

SINAV YAKLAŞTIKÇA

Son 1 -2 Gün Ders Çalışma

•             Hatırlatma notlarınız var ise onları gözden geçirip, öğrenme değil pekiştirme amacıyla öğrendiğiniz ve bildiğiniz konuları tekrarlayabilirsiniz.

•             Stresli ve yorucu faaliyetlerden uzak durmalısınız.

•             Dinlenmeye çalışmalısınız.

Sınav Akşamı

•             Ağır yemeklerden kaçının.

•             İyi vakit geçirmeye çalışın.

•             Uykusuz kalmayın.

•             Yakınlarınızın moral desteğini alın.

•             Vaktinde yatmaya çalışın.

•             Sınava götüreceklerinizi ve kıyafetinizi hazırlayın.

 Sınav Sabahı

•             Mutlaka kahvaltı yapın.

•             Sınavla ilgili araç gereçlerinizi kontrol edin.

•             Sınav yerine erkenden ulaşın.

•             Kendinizi rahat hissedeceğiniz kıyafetler giyin.

SINAV ANI

Genellikle sınav anını ve gününü düşündüğünüzde içiniz kıpır kı¬pır olur. Size de sık sık olmuştur bu, “O an ne yaşayacağım, ya çok bil¬diğim soruları da yapamazsam?” gibi düşünceler üretmekten kendimizi alamayabiliriz. oysa bunu şimdi yapacağınız yere, yani sınav anına odaklanmak ve ben yapmam gereken hazırlığı yaptım,  heyecanlanıyorum; ama paniğe kapılmayacağım demek ve bu yaşadıklarınızı doğal bir durum diyebilmek önemlidir.

 Kitapçığa Göz Atın

•             Bu durum kesinlikle vakit kaybettirmeyeceği gibi, kitapçığa hakim olmanızı ve heyecanınızın azalmasını sağlar.

•             Muhtemel değişiklikleri görmenizi ve kitapçıkta eksik sayfa, baskı hatası vb. şeyler varsa en baş¬tan düzeltmenizi sağlar.

 En İyi Olduğunuz Dersten Başlamak

•             Sınav başında doğal olan heyecanı kolay atlatmanızı,

•             Vakit kazanmanızı,

•             Az zamanda çok puan kazanmanızı,

•             Moral kazanmanızı sağlar.

 Her Soruya Şans Tanıyın                                                                

•             Kitapçığın tamamını gözden geçirin.

•             En iyi olduğunuz dersten başlayın.

•             Şıklardan önce soru metnini okuyun.

•             Soru köklerini iyi anlayın.

•             Şıkların tamamını mutlaka okuyun.

•             Cevaplarınızı (çok iyi bir sebebi yoksa) değiştirmeyin.

•             İpuçlarını değerlendirin.

•             Yanlışları eleyin.

•             Hiçbir fikriniz yoksa cevap vermeyin (mecbur değilsiniz).

•             Zor sorularla vakit kaybetmeyin. Hiçbir soruda fazla vakit harcamayın, çünkü zor soru kesinlikle daha fazla puan kazandırmaz.

 Tuzak Sorularda Dikkat

•             Yanıltıcı cümle veya sözcüklere dikkat edin.

•             Bazı yanıtlar sorunun içinde gizlidir.

•             “Uzun soru”, “zor soru” demek değildir.

•             Altı çizili veya koyu yazılmış sözcüğe dikkat ediniz.

•             Bütün seçenekleri okumadan doğru yanıtı işaretlemeyiniz.

•             Bir soruda belirli bir süre geçtiği halde çözüme ulaşamazsanız soruyu bırakın.

•             Herhangi bir soruyu üzerinde zaman harcamak gerektiği ve karışık gözüktüğü için otomatik olarak atlamayın.

•             Cevap kâğıdını iyi kodlayın

SINAVDAN SONRA

Kendinizi ödüllendirin. Sınavın sonucunu görmeden olumsuz senar¬yo hazırlamanın bir yararı yoktur. Sınav sonrası için olumlu düşünceler üretmek si¬zi LYS için motive eder .

Anne Babalar İçin; Çocuğunuz İçin Sınav Öncesinde Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler

Sınav hazırlığı öğrenciyi yıpratmakta, fiziksel ve psikolojik olarak yormaktadır. Ana-babalar ergenlik-gençlik döneminin bazı değişimlerini de yaşayan çocuklarını sınav kaygısının etkileri ile birlikte tanımakta zorluk çekebilirler. Sınav kaygısını yoğun yaşayan çocuklar gerçek performanslarını kullanmadıklarından yoğun bir karamsarlık yaşayabilirler.

Sınava girecek olan gencin annesi ve babası olarak neleri yapmalısınız.

•             Çocuğunuzdan beklentilerinizi gerçekçi kılın. Bunun için çocuklarınızın bireysel yeteneklerini ve farklılıklarını iyi tanıyıp, neyi başarıp neyi başaramayacağını doğru değerlendirmeniz yetecektir.

•             Çocuklarınız neleri iyi başarıyorsa onları bu konuda desteklemek, neleri yapamayacaklarını söyleyip yargılamaktan çok daha iyidir.

•             Çocuklarınızı kendi istekleriniz ve beklentileriniz doğrultusunda zorlamayın. Çocuklarınızın herkesten farklı bir kişiliğe ve potansiyele sahip olduğunu unutmayınız.

•             Çocuğunuzun kaygılarını sizinle paylaşmasına fırsat verin, onu teşvik edin.

•             Samimi olun, bu konuda zorlanmayın. Sınav sonuçları dâhil hiçbir şey sizi çocuğunuzu sevmekten alıkoyamaz. Onu sevdiğinizi ve sevmeye devam edeceğinizi hep söyleyin. Bu ona iyi gelecektir.

•             Çocuğunuz sizin için değerli ve önemlidir. Ona güvendiğinizi, elinden geleni yaptığına inandığınızı söyleyin.

•             Sizden neler beklediğini, ona nasıl yardımcı olabileceğinizi öğrenin

Son Güncelleme: Cuma, 21 Mart 2014 12:56

Gösterim: 3933

Kırık notların düzeltilmesinde çocuğa yol gösterecek pusula evde aile, okulda öğretmendir.

2013-2014 eğitim öğretim döneminin birinci yarıyılı 24 Ocak 2014'te sona eriyor, Türkiye genelinde yaklaşık 17 Milyon öğrenci karne alacak. Karneler doğal olarak kimi çocuk için ailesine göstermekten gurur duyduğu bir övünç kaynağı, kimi çocuklar için ise kaygı ve stres yaratan üzücü bir durum olabiliyor.  Sonuçları açısından sevindirici de olsa üzücü de olsa karne almak çocuğun benlik algısını, ailesiyle ilişkilerini ve yakın çevresiyle iletişimini önemli ölçüde etkileyen bir durumdur.

Okulda başarısız olan çocukların büyük çoğunluğu dokunsal ya da kinestetik olmakta ve yaşadıkları başarısızlıklar karşısında da genelde ailelerini yanlarında değil karşılarında bulmaktalar. Bu durumda da anne-baba-çocuk ilişkisinin bozulmasına neden olmaktadır. Araştırmalar bir çocuğun akademik başarısını etkileyen pek çok değişkenin olduğunu söylüyor. Çocukların kişisel yeterlilikleri, yetkinlikleri, alışkanlıkları, öğrenme biçimleri, ilişkileri yönetme süreçleri, okul iklimi gibi pek çok şey çocuğun başarı ya da başarısızlığında rol oynuyor. Ancak bunlar içerisinde en etkili ve belirleyici olanı anne-baba tutumunun olduğu da biliniyor.

Eğitim sistemimizde de ölçme ve değerlendirme uygulamalarımız maalesef başarısızlığa odaklı, çocuklara olumlu geri bildirim vermeyen, onların başardıklarına değil başaramadıklarına odaklanılan bir yapı var. Bu yaklaşım nedeniyle de çocuklar, önce anne-babalarına sonra öğretmenlerine, arkadaşlarına ve yakın çevresine neden başaramadıklarının hesabını vermek durumunda kalıyorlar.

Kırık notların düzeltilmesinde çocuğa yol gösterecek bir pusula,  bir klavuz gerekir. Bu da evde aile, okulda öğretmendir.

Karne sonuçları aşağı yukarı her anne babanın bildiği çok da sürpriz olmayan sonuçlardır. Sonuçlar doğru okunduğunda ikinci dönem neler yapılması gerektiği konusunda hem çocuklar hem de anne-babalar doğru kararlar alabilirler. Unutulmamalı henüz birinci dönem yeni bitmiş ikinci dönem de henüz başlamamıştır.

Aslında karneyle ortaya çıkan sonuç var olan eksikliklerin neler olduğunu bize göstermektedir. Sonuç olumsuz da olsa bunu bir fırsata dönüştürmek ve yeni bir değerlendirme yapma şansı hala vardır. Tutum ve davranış değişikliği, yöntemsel farklılıklar, neyi farklı yaparsam sonuç değişir düşüncesi başarı getirebilir. Her gün baş ağrısı çeken birinin bu ağrıdan kurtulmak için aynı ilacı tekrar tekrar alması sorunu çözmez, sonuç vermeyen tutum ve davranışlar da hedefe götürmez.

Anne baba olarak kırık karne sonuçları nedeniyle çocuklara tatili zehir edecek yasaklar koymak, baskılar kurmak onlarla olan ilişkileri bozar. Çocuğa rağmen başarı ve çözüm de mümkün değildir. Birlikte oturup belirli aralıklarla konuşmalar yapmak duygu paylaşımını artırdığı gibi başarısızlıkların nedenleri üzerinde uzlaşabilmek de mevcut sorunların çözümünü kolaylaştırır. 

Bilinen ve teyit edilen aslında çocuğun potansiyelinin farkına varılması ve bu potansiyelin ortaya konması için izlenen yolların çeşitlendirilmesi ve zenginleştirilmesidir. Bu da ancak ailenin desteğiyle mümkün olabilir.

Çocuğun karnesindeki kırıklara yaşamdaki başarısının değil, okulda derslerine yeterli çalışmadığının bir göstergesi olarak bakabilen ve durumu bütünsel değerlendirmeyen bir yaklaşım çocuğun istediği desteği ve güveni verir.

Öğrenilmiş çaresizlik duygusu bu çocukların en fazla göze çarpan sorunlarıdır. Çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar bazı derslerde hiç iyi not alamıyorlar ve bu eğişi hiç aşamıyorlardır. Çocuklar açıkça söylemeseler de zorlandıkları bu anlarda anne babalarından ya da öğretmenlerinden destek beklerler. Bu desteğin bir göstergesi anne-babanın daha yakın ilgisi ve okul öğretmenleriyle kurduğu dirsek temasının artmasıdır.

Çocuğa, elde edilen sonuç kadar gösterilen çabanın önemli olduğu mesajı da inanarak verilmelidir. Çocuğun iyi notların yanında zayıf notlar alabileceği ve bu durumun çalışarak düzletilebileceğini bilmek ve ona güvenildiğini göstermek önemlidir.

Çocuklar İçin;

Sonuç ne olursa olsun tatil bir dinlenme, yeniden düşünme ve karar alma zamanıdır, bunu iyi değerlendirmeliler. Bazen çok istemelerine ve çok çabalamalarına rağmen bazı dersleri başaramayabilirler. Başarı, elimizden gelenin en iyisini yapabilmek ve kendi içimizde gelişim gösterebilmektir.

Bu doğrultuda ikinci dönem için kendi yeteneklerine uygun gerçekçi hedeflerle, iyi bir planlama yapmalı ve zamanı iyi kullanabilmeyi başarmaları gerekir.

Motivasyonlarını yüksek tutmak, karnedeki kırıklara odaklanmadan ve gözleri korkmadan kendi öğrenme biçimlerine uygun bir ders çalışma planı hazırlamalılar.

Düzenli ve aralıklı konu tekrarları yapmak, çalışılacak konular uzun ise onu parçalara bölerek çalışmak, konu kısa ise de o konuyu da bütün olarak çalışmak akılda kalıcılığı artırır ve öğrenmeyi kolaylaştırır.

Ders çalışmak gibi ilgi çekmeyen, zor ve sıkıntılı işler hep ertelenir, ertelemek için de bahaneler üretilir. Ancak başarı için sistemli çalışmak gerekir. 

Çalışma saatleri en iyi öğrenilen, dikkatin en iyi olduğu zamanlara göre ayarlanmalı ve saatlerce çalışmak yerine kısa aralıklarla mola vererek çalışılmalı.  

Ders çalışma sırası da önemlidir. En verimli zamanda daha zorlanılan derslerin çalışılması, benzer derslerin arka arkaya çalışılmayarak araya farklı dersler konulması verimi artırır.

Son olarak bilimsel araştırmalar düzenli uykunun ve doğru beslenmenin öğrenmeyi ve öğrenilenleri kalıcı hale getirdiğini söylüyor, bu nedenle çocuklar hem beslenmelerine dikkat etmeliler hem de düzenli uyku almaya gayret etmeliler.   

> Kırık karnenin pusulası evde aile okulda öğretmendir

Kırık notların düzeltilmesinde çocuğa yol gösterecek pusula evde aile, okulda öğretmendir.

2013-2014 eğitim öğretim döneminin birinci yarıyılı 24 Ocak 2014'te sona eriyor, Türkiye genelinde yaklaşık 17 Milyon öğrenci karne alacak. Karneler doğal olarak kimi çocuk için ailesine göstermekten gurur duyduğu bir övünç kaynağı, kimi çocuklar için ise kaygı ve stres yaratan üzücü bir durum olabiliyor.  Sonuçları açısından sevindirici de olsa üzücü de olsa karne almak çocuğun benlik algısını, ailesiyle ilişkilerini ve yakın çevresiyle iletişimini önemli ölçüde etkileyen bir durumdur.

Okulda başarısız olan çocukların büyük çoğunluğu dokunsal ya da kinestetik olmakta ve yaşadıkları başarısızlıklar karşısında da genelde ailelerini yanlarında değil karşılarında bulmaktalar. Bu durumda da anne-baba-çocuk ilişkisinin bozulmasına neden olmaktadır. Araştırmalar bir çocuğun akademik başarısını etkileyen pek çok değişkenin olduğunu söylüyor. Çocukların kişisel yeterlilikleri, yetkinlikleri, alışkanlıkları, öğrenme biçimleri, ilişkileri yönetme süreçleri, okul iklimi gibi pek çok şey çocuğun başarı ya da başarısızlığında rol oynuyor. Ancak bunlar içerisinde en etkili ve belirleyici olanı anne-baba tutumunun olduğu da biliniyor.

Eğitim sistemimizde de ölçme ve değerlendirme uygulamalarımız maalesef başarısızlığa odaklı, çocuklara olumlu geri bildirim vermeyen, onların başardıklarına değil başaramadıklarına odaklanılan bir yapı var. Bu yaklaşım nedeniyle de çocuklar, önce anne-babalarına sonra öğretmenlerine, arkadaşlarına ve yakın çevresine neden başaramadıklarının hesabını vermek durumunda kalıyorlar.

Kırık notların düzeltilmesinde çocuğa yol gösterecek bir pusula,  bir klavuz gerekir. Bu da evde aile, okulda öğretmendir.

Karne sonuçları aşağı yukarı her anne babanın bildiği çok da sürpriz olmayan sonuçlardır. Sonuçlar doğru okunduğunda ikinci dönem neler yapılması gerektiği konusunda hem çocuklar hem de anne-babalar doğru kararlar alabilirler. Unutulmamalı henüz birinci dönem yeni bitmiş ikinci dönem de henüz başlamamıştır.

Aslında karneyle ortaya çıkan sonuç var olan eksikliklerin neler olduğunu bize göstermektedir. Sonuç olumsuz da olsa bunu bir fırsata dönüştürmek ve yeni bir değerlendirme yapma şansı hala vardır. Tutum ve davranış değişikliği, yöntemsel farklılıklar, neyi farklı yaparsam sonuç değişir düşüncesi başarı getirebilir. Her gün baş ağrısı çeken birinin bu ağrıdan kurtulmak için aynı ilacı tekrar tekrar alması sorunu çözmez, sonuç vermeyen tutum ve davranışlar da hedefe götürmez.

Anne baba olarak kırık karne sonuçları nedeniyle çocuklara tatili zehir edecek yasaklar koymak, baskılar kurmak onlarla olan ilişkileri bozar. Çocuğa rağmen başarı ve çözüm de mümkün değildir. Birlikte oturup belirli aralıklarla konuşmalar yapmak duygu paylaşımını artırdığı gibi başarısızlıkların nedenleri üzerinde uzlaşabilmek de mevcut sorunların çözümünü kolaylaştırır. 

Bilinen ve teyit edilen aslında çocuğun potansiyelinin farkına varılması ve bu potansiyelin ortaya konması için izlenen yolların çeşitlendirilmesi ve zenginleştirilmesidir. Bu da ancak ailenin desteğiyle mümkün olabilir.

Çocuğun karnesindeki kırıklara yaşamdaki başarısının değil, okulda derslerine yeterli çalışmadığının bir göstergesi olarak bakabilen ve durumu bütünsel değerlendirmeyen bir yaklaşım çocuğun istediği desteği ve güveni verir.

Öğrenilmiş çaresizlik duygusu bu çocukların en fazla göze çarpan sorunlarıdır. Çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar bazı derslerde hiç iyi not alamıyorlar ve bu eğişi hiç aşamıyorlardır. Çocuklar açıkça söylemeseler de zorlandıkları bu anlarda anne babalarından ya da öğretmenlerinden destek beklerler. Bu desteğin bir göstergesi anne-babanın daha yakın ilgisi ve okul öğretmenleriyle kurduğu dirsek temasının artmasıdır.

Çocuğa, elde edilen sonuç kadar gösterilen çabanın önemli olduğu mesajı da inanarak verilmelidir. Çocuğun iyi notların yanında zayıf notlar alabileceği ve bu durumun çalışarak düzletilebileceğini bilmek ve ona güvenildiğini göstermek önemlidir.

Çocuklar İçin;

Sonuç ne olursa olsun tatil bir dinlenme, yeniden düşünme ve karar alma zamanıdır, bunu iyi değerlendirmeliler. Bazen çok istemelerine ve çok çabalamalarına rağmen bazı dersleri başaramayabilirler. Başarı, elimizden gelenin en iyisini yapabilmek ve kendi içimizde gelişim gösterebilmektir.

Bu doğrultuda ikinci dönem için kendi yeteneklerine uygun gerçekçi hedeflerle, iyi bir planlama yapmalı ve zamanı iyi kullanabilmeyi başarmaları gerekir.

Motivasyonlarını yüksek tutmak, karnedeki kırıklara odaklanmadan ve gözleri korkmadan kendi öğrenme biçimlerine uygun bir ders çalışma planı hazırlamalılar.

Düzenli ve aralıklı konu tekrarları yapmak, çalışılacak konular uzun ise onu parçalara bölerek çalışmak, konu kısa ise de o konuyu da bütün olarak çalışmak akılda kalıcılığı artırır ve öğrenmeyi kolaylaştırır.

Ders çalışmak gibi ilgi çekmeyen, zor ve sıkıntılı işler hep ertelenir, ertelemek için de bahaneler üretilir. Ancak başarı için sistemli çalışmak gerekir. 

Çalışma saatleri en iyi öğrenilen, dikkatin en iyi olduğu zamanlara göre ayarlanmalı ve saatlerce çalışmak yerine kısa aralıklarla mola vererek çalışılmalı.  

Ders çalışma sırası da önemlidir. En verimli zamanda daha zorlanılan derslerin çalışılması, benzer derslerin arka arkaya çalışılmayarak araya farklı dersler konulması verimi artırır.

Son olarak bilimsel araştırmalar düzenli uykunun ve doğru beslenmenin öğrenmeyi ve öğrenilenleri kalıcı hale getirdiğini söylüyor, bu nedenle çocuklar hem beslenmelerine dikkat etmeliler hem de düzenli uyku almaya gayret etmeliler.   

Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Ocak 2014 11:21

Gösterim: 2283

2013 üniversite yerleştirmelerinde 29 devlet üniversitesinde 45 bölüme hiç öğrenci yerleşmedi.

Eğitimtercihi’nden bir ilk daha! İstanbul PDR Şube Başkanı ve Rehberlik Uzmanı Alparslan Dartan Eğitimtercihi okurları için üniversitelerde en az tercih edilen bölümleri ve boş kontenjan sayılarını yazdı.

2013-ÖSYS merkezî yerleştirme sonuçları ile bir yükseköğretim programına yerleştirme sonuçlarına bakıldığında Tablo 4’te yer alan bilgilere göre 29 Devlet Üniversitesinin mevcut 45 Programını hiçbir öğrenci tercih etmedi ya da tercih etmesine rağmen yerleşemedi.

Bu 45 programın 43’ünün Fen Bilimleri alanında 2’sinin de Türkçe-Matematik alanından öğrenci aldığı anlaşılmaktadır. Bu programların toplamda öğrenci kontenjanı ise 1054’tür.

Bu bölümler Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliğinden Bahçe ve Tarla Bitkileri bölümüne, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliğinden Bitki Koruma bölümüne, Biyoloji bölümünden Fen Bilgisi Öğretmenliğine, Fizik, Kimya Bölümlerinden İmalat Mühendisliği ve Malzeme Bilimi ve Mühendisliğine, Mekatronik Sistemler Mühendisliğinden İşletme (Almanca) ve Turizm İşletmeciliği bölümlerine kadar çeşitlilik göstermektedir.

Bu bölümlerin yanında Devlet ya da Vakıf toplam 61 Üniversitenin ÖSYM kılavuzunda Tablo 4’te ilan edilmiş kontenjanlarına ücretli ya da burslu 134 farklı bölümünde de hiç bir öğrencinin yerleşmenin olmadığı görülmektedir. Bu programlarda mevcut kontenjan sayısı ise 6691’tür.

Yani Tablo 4’te yer alan verilere bakıldığında 90 Üniversitenin 179 farklı programının öğrenciler tarafından hiç tercih edilmediğini ya da tercih ettiği halde yerleşemediğini göstermektedir. 7325 boş kontenjan bu sebeple boş kalmıştır.

Kayıtların sona ermesiyle Üniversiteler ÖSYM ye kayıt hakkı kazandığı halde kayıt yaptırmayan öğrencilerin durumunu da ileteceğinden ek kontenjanlardan yararlanmayı bekleyen öğrenciler için yeni bir fırsat doğacaktır.

Yerleşemeyen adayların önlerine gelecek bu fırsatı iyi kullanmalarını ve durumlarını yeniden değerlendirmelerini öneririm.

Merkezi Yerleştirme İle Öğrenci Alan
Yükseköğretim Lisans Programlarında (TABLO-4. )
Hiç Yerleşme Olmayan Bölümler

Üniversite

Programın Adı

Puan Türü

Genel Kontenjan

Yerleşen Aday Sayısı

Boş  Kontenjan

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ (AFYONKARAHİSAR)

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

15

0

15

 

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

Maden Mühendisliği

MF-4

41

0

41

 

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ (ERZURUM)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

BATMAN ÜNİVERSİTESİ

İmalat Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

16

0

16

 

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ (ZONGULDAK)

Jeoloji Mühendisliği

MF-4

36

0

36

 

CELÂL BAYAR ÜNİVERSİTESİ (MANİSA)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS)

Fizik

MF-2

21

0

21

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS)

Kimya

MF-2

21

0

21

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS)

İstatistik

MF-1

41

0

41

 

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

Kimya

MF-2

21

0

21

 

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ (KÜTAHYA)

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği

MF-4

29

0

29

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ (KÜTAHYA)

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği (İÖ)

MF-4

29

0

29

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ (KÜTAHYA)

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

13

0

13

 

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği (M.T.O.K.)

MF-4

13

0

13

 

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Jeoloji Mühendisliği (İÖ)

MF-4

41

0

41

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

İnşaat Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

27

0

27

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.)

MF-4

27

0

27

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

27

0

27

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Su Ürünleri Mühendisliği

MF-2

26

0

26

 

GAZİ ÜNİVERSİTESİ (ANKARA)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ (TOKAT)

Su Ürünleri Mühendisliği

MF-2

26

0

26

 

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

Biyoloji

MF-2

21

0

21

 

HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

Fen Bilgisi Öğretmenliği

MF-2

31

0

31

 

HARRAN ÜNİVERSİTESİ (ŞANLIURFA)

Kimya

MF-2

21

0

21

HARRAN ÜNİVERSİTESİ (ŞANLIURFA)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ (TÜRKİSTAN-KAZAKİSTAN)

Turizm İşletmeciliği

TM-1

5

0

5

 

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ (KARS)

Kimya

MF-2

21

 0

21

 

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ (TRABZON)

Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği

MF-2

26

 0

26

 

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

Biyoloji

MF-2

21

 0

21

 

KIRGIZİSTAN-TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ (BİŞKEK-KIRGIZİSTAN)

Bahçe ve Tarla Bitkileri

MF-2

5

5

KIRGIZİSTAN-TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ (BİŞKEK-KIRGIZİSTAN)

Bitki Koruma

MF-2

5

 0

5

 

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

Fizik

MF-2

21

21

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

İstatistik (İÖ)

MF-1

52

52

 

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

Jeoloji Mühendisliği

MF-4

21

21

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

Maden Mühendisliği

MF-4

21

21

 

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ (DENİZLİ)

Malzeme Bilimi ve Mühendisliği (M.T.O.K.)

MF-4

13

13

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ (DENİZLİ)

Malzeme Bilimi ve Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

13

13

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ (DENİZLİ)

Fizik

MF-2

21

21

 

RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ (RİZE)

Kimya

MF-2

21

21

RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ (RİZE)

Biyoloji

MF-2

21

 0

21

 

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

18

 0

18

 

SİNOP ÜNİVERSİTESİ

Su Ürünleri Mühendisliği

MF-2

26

26

 

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ (ISPARTA)

Tekstil Mühendisliği (İÖ)

MF-4

72

72

 

TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ (İSTANBUL)*Özel Koşullu

İşletme (Almanca)

TM-1

12

12

TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ (İSTANBUL) *Özel Koşullu

Mekatronik Sistemler Mühendisliği (Almanca)

MF-4

12

12

> Ek kontenjan öncesi hiç tercih edilmeyen bölümler

2013 üniversite yerleştirmelerinde 29 devlet üniversitesinde 45 bölüme hiç öğrenci yerleşmedi.

Eğitimtercihi’nden bir ilk daha! İstanbul PDR Şube Başkanı ve Rehberlik Uzmanı Alparslan Dartan Eğitimtercihi okurları için üniversitelerde en az tercih edilen bölümleri ve boş kontenjan sayılarını yazdı.

2013-ÖSYS merkezî yerleştirme sonuçları ile bir yükseköğretim programına yerleştirme sonuçlarına bakıldığında Tablo 4’te yer alan bilgilere göre 29 Devlet Üniversitesinin mevcut 45 Programını hiçbir öğrenci tercih etmedi ya da tercih etmesine rağmen yerleşemedi.

Bu 45 programın 43’ünün Fen Bilimleri alanında 2’sinin de Türkçe-Matematik alanından öğrenci aldığı anlaşılmaktadır. Bu programların toplamda öğrenci kontenjanı ise 1054’tür.

Bu bölümler Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliğinden Bahçe ve Tarla Bitkileri bölümüne, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliğinden Bitki Koruma bölümüne, Biyoloji bölümünden Fen Bilgisi Öğretmenliğine, Fizik, Kimya Bölümlerinden İmalat Mühendisliği ve Malzeme Bilimi ve Mühendisliğine, Mekatronik Sistemler Mühendisliğinden İşletme (Almanca) ve Turizm İşletmeciliği bölümlerine kadar çeşitlilik göstermektedir.

Bu bölümlerin yanında Devlet ya da Vakıf toplam 61 Üniversitenin ÖSYM kılavuzunda Tablo 4’te ilan edilmiş kontenjanlarına ücretli ya da burslu 134 farklı bölümünde de hiç bir öğrencinin yerleşmenin olmadığı görülmektedir. Bu programlarda mevcut kontenjan sayısı ise 6691’tür.

Yani Tablo 4’te yer alan verilere bakıldığında 90 Üniversitenin 179 farklı programının öğrenciler tarafından hiç tercih edilmediğini ya da tercih ettiği halde yerleşemediğini göstermektedir. 7325 boş kontenjan bu sebeple boş kalmıştır.

Kayıtların sona ermesiyle Üniversiteler ÖSYM ye kayıt hakkı kazandığı halde kayıt yaptırmayan öğrencilerin durumunu da ileteceğinden ek kontenjanlardan yararlanmayı bekleyen öğrenciler için yeni bir fırsat doğacaktır.

Yerleşemeyen adayların önlerine gelecek bu fırsatı iyi kullanmalarını ve durumlarını yeniden değerlendirmelerini öneririm.

Merkezi Yerleştirme İle Öğrenci Alan
Yükseköğretim Lisans Programlarında (TABLO-4. )
Hiç Yerleşme Olmayan Bölümler

Üniversite

Programın Adı

Puan Türü

Genel Kontenjan

Yerleşen Aday Sayısı

Boş  Kontenjan

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ (AFYONKARAHİSAR)

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

15

0

15

 

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

Maden Mühendisliği

MF-4

41

0

41

 

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ (ERZURUM)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

BATMAN ÜNİVERSİTESİ

İmalat Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

16

0

16

 

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ (ZONGULDAK)

Jeoloji Mühendisliği

MF-4

36

0

36

 

CELÂL BAYAR ÜNİVERSİTESİ (MANİSA)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS)

Fizik

MF-2

21

0

21

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS)

Kimya

MF-2

21

0

21

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ (SİVAS)

İstatistik

MF-1

41

0

41

 

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

Kimya

MF-2

21

0

21

 

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ (KÜTAHYA)

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği

MF-4

29

0

29

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ (KÜTAHYA)

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği (İÖ)

MF-4

29

0

29

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ (KÜTAHYA)

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

13

0

13

 

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği (M.T.O.K.)

MF-4

13

0

13

 

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Jeoloji Mühendisliği (İÖ)

MF-4

41

0

41

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

İnşaat Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

27

0

27

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.)

MF-4

27

0

27

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

27

0

27

FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ)

Su Ürünleri Mühendisliği

MF-2

26

0

26

 

GAZİ ÜNİVERSİTESİ (ANKARA)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ (TOKAT)

Su Ürünleri Mühendisliği

MF-2

26

0

26

 

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

Biyoloji

MF-2

21

0

21

 

HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

Fen Bilgisi Öğretmenliği

MF-2

31

0

31

 

HARRAN ÜNİVERSİTESİ (ŞANLIURFA)

Kimya

MF-2

21

0

21

HARRAN ÜNİVERSİTESİ (ŞANLIURFA)

Fizik

MF-2

21

0

21

 

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ (TÜRKİSTAN-KAZAKİSTAN)

Turizm İşletmeciliği

TM-1

5

0

5

 

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ (KARS)

Kimya

MF-2

21

 0

21

 

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ (TRABZON)

Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği

MF-2

26

 0

26

 

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

Biyoloji

MF-2

21

 0

21

 

KIRGIZİSTAN-TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ (BİŞKEK-KIRGIZİSTAN)

Bahçe ve Tarla Bitkileri

MF-2

5

5

KIRGIZİSTAN-TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ (BİŞKEK-KIRGIZİSTAN)

Bitki Koruma

MF-2

5

 0

5

 

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

Fizik

MF-2

21

21

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

İstatistik (İÖ)

MF-1

52

52

 

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

Jeoloji Mühendisliği

MF-4

21

21

NİĞDE ÜNİVERSİTESİ

Maden Mühendisliği

MF-4

21

21

 

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ (DENİZLİ)

Malzeme Bilimi ve Mühendisliği (M.T.O.K.)

MF-4

13

13

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ (DENİZLİ)

Malzeme Bilimi ve Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

13

13

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ (DENİZLİ)

Fizik

MF-2

21

21

 

RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ (RİZE)

Kimya

MF-2

21

21

RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ (RİZE)

Biyoloji

MF-2

21

 0

21

 

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (M.T.O.K.) (İÖ)

MF-4

18

 0

18

 

SİNOP ÜNİVERSİTESİ

Su Ürünleri Mühendisliği

MF-2

26

26

 

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ (ISPARTA)

Tekstil Mühendisliği (İÖ)

MF-4

72

72

 

TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ (İSTANBUL)*Özel Koşullu

İşletme (Almanca)

TM-1

12

12

TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ (İSTANBUL) *Özel Koşullu

Mekatronik Sistemler Mühendisliği (Almanca)

MF-4

12

12

Son Güncelleme: Cuma, 20 Eylül 2013 12:36

Gösterim: 12226

Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin SBS sonuçlarının yürütmesinin durdurulması kararına bir üst mahkemeye başvurarak itiraz edileceğini açıkladı. Peki SBS’de yapılan yanlış hesaplama telafi edilebilir mi? Alpaslan Dartan yazdı…

SBS, YGS benzeri sıralama eleme sınavlarında bir öğrencinin sonuçlarının bile yanlış değerlendirilmesi tüm öğrencileri ve tüm sıralamayı etkiler.

Keşke MEB bu durum ilk ortaya çıktığında ve daha yerleştirmeler yapılmadan sadece 718 öğrencinin değil tüm öğrencilerin sonuçlarını yeniden değerlendirip yerleştirmeyi ona göre yapsaydı. Gelinen noktada MEB o dönem sadece 718 öğrenci için değerlendirme yaptı. Yapılması gereken de 1.112.604 öğrencinin tümünün puanlarının yeniden hesaplanması olmalıydı. Tüm yerleştirmelerde de diğer öğrencilerin eski sonuçlarını kullandı. Danıştay’ın bugünkü kararına kadar Milli Eğitim Bakanlığı tercihte bulunan tüm adayları Liselere yerleştirdi, öğretime başlandı ve birinci dönem de bugünlerde tamamlanmak üzere. Bu noktada MEB’in sonuçları tekrar değerlendirmesi bir zorunluluk oldu.

Ancak, Lise seçimleri ve yerleştirmelerin tümden ve yeniden yapılamayacağı da ortada. Dolayısıyla sonuçların yeniden değerlendirmesi hukuki bir zorunluluk olarak kâğıt üzerinde kalacak pratik bir karşılığı olmayacak gibi gözüküyor. Keşke devletin ilgili kurumları daha eşgüdümlü çalışabilse ve bu kararlar yerleştirmeler yapılmadan, eğitim ve öğretim yılı başlamadan verilebilseydi.

Yeni değerlendirme sonucunda okudukları okul dışında üst tercihlerine yerleşebilecek öğrenciler olabileceği gibi mevcut tercihlerinden daha düşük okullara da yerleşmesi gereken öğrenciler de olabilecektir. Bu tüm öğrencilerin mağduriyeti anlamına gelir. Hem kazanılmış hakların geriye götürülmesi açısından hukuki bir sorun ortaya çıkar hem de hem de özellikle iyi okullara yerleşme şansı yakalayabilecek ama küçük puan farklarıyla başka tercihlerine yerleşmiş olanların mağduriyetlerin önlenebilmesi mümkün görünmüyor.

Yeni kontenjan yaratmanın zorlukları ortadayken pek çok öğrenicinin ve ailesinin duygularıyla oynanması da pek hoş değil. Özellikle çocukların ve ailelerinin psikolojileri ve umutları üzerinden istismara yol açabilecek açıklamalardan da uzak durmak gerekiyor.

Milli Eğitim Bakanlığının bir üst mahkemeye yapacağı itirazın sonucu beklenmeden bu krizi bir kaos ortamına dönüştürmek de kimseye fayda sağlamaz. Veliler ve öğrencilerin hayatını tümden etkileyecek bir süreç yaşanmayacağını düşünüyorum. Ama yine de yeniden değerlendirme sonuçlarını umutlu bekleyenler olacağı muhakkak.

Bu krizi doğru yorumlayıp, gerçekçi çözümler aramak bu hatanın tek sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanlığına düşüyor. Onların da itirazları reddedilirse kalan tek seçenekleri puanları yeniden hesaplamak ve kimlerin bu durumdan ne kadar etkilendiğini basınla paylaşmak. Çözümü ise doğal hayatın akışı içinde mümkün görünmüyor.

Alpaslan Dartan

> SBS’de yanlış hesaplama telafi edilebilir mi?

Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin SBS sonuçlarının yürütmesinin durdurulması kararına bir üst mahkemeye başvurarak itiraz edileceğini açıkladı. Peki SBS’de yapılan yanlış hesaplama telafi edilebilir mi? Alpaslan Dartan yazdı…

SBS, YGS benzeri sıralama eleme sınavlarında bir öğrencinin sonuçlarının bile yanlış değerlendirilmesi tüm öğrencileri ve tüm sıralamayı etkiler.

Keşke MEB bu durum ilk ortaya çıktığında ve daha yerleştirmeler yapılmadan sadece 718 öğrencinin değil tüm öğrencilerin sonuçlarını yeniden değerlendirip yerleştirmeyi ona göre yapsaydı. Gelinen noktada MEB o dönem sadece 718 öğrenci için değerlendirme yaptı. Yapılması gereken de 1.112.604 öğrencinin tümünün puanlarının yeniden hesaplanması olmalıydı. Tüm yerleştirmelerde de diğer öğrencilerin eski sonuçlarını kullandı. Danıştay’ın bugünkü kararına kadar Milli Eğitim Bakanlığı tercihte bulunan tüm adayları Liselere yerleştirdi, öğretime başlandı ve birinci dönem de bugünlerde tamamlanmak üzere. Bu noktada MEB’in sonuçları tekrar değerlendirmesi bir zorunluluk oldu.

Ancak, Lise seçimleri ve yerleştirmelerin tümden ve yeniden yapılamayacağı da ortada. Dolayısıyla sonuçların yeniden değerlendirmesi hukuki bir zorunluluk olarak kâğıt üzerinde kalacak pratik bir karşılığı olmayacak gibi gözüküyor. Keşke devletin ilgili kurumları daha eşgüdümlü çalışabilse ve bu kararlar yerleştirmeler yapılmadan, eğitim ve öğretim yılı başlamadan verilebilseydi.

Yeni değerlendirme sonucunda okudukları okul dışında üst tercihlerine yerleşebilecek öğrenciler olabileceği gibi mevcut tercihlerinden daha düşük okullara da yerleşmesi gereken öğrenciler de olabilecektir. Bu tüm öğrencilerin mağduriyeti anlamına gelir. Hem kazanılmış hakların geriye götürülmesi açısından hukuki bir sorun ortaya çıkar hem de hem de özellikle iyi okullara yerleşme şansı yakalayabilecek ama küçük puan farklarıyla başka tercihlerine yerleşmiş olanların mağduriyetlerin önlenebilmesi mümkün görünmüyor.

Yeni kontenjan yaratmanın zorlukları ortadayken pek çok öğrenicinin ve ailesinin duygularıyla oynanması da pek hoş değil. Özellikle çocukların ve ailelerinin psikolojileri ve umutları üzerinden istismara yol açabilecek açıklamalardan da uzak durmak gerekiyor.

Milli Eğitim Bakanlığının bir üst mahkemeye yapacağı itirazın sonucu beklenmeden bu krizi bir kaos ortamına dönüştürmek de kimseye fayda sağlamaz. Veliler ve öğrencilerin hayatını tümden etkileyecek bir süreç yaşanmayacağını düşünüyorum. Ama yine de yeniden değerlendirme sonuçlarını umutlu bekleyenler olacağı muhakkak.

Bu krizi doğru yorumlayıp, gerçekçi çözümler aramak bu hatanın tek sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanlığına düşüyor. Onların da itirazları reddedilirse kalan tek seçenekleri puanları yeniden hesaplamak ve kimlerin bu durumdan ne kadar etkilendiğini basınla paylaşmak. Çözümü ise doğal hayatın akışı içinde mümkün görünmüyor.

Alpaslan Dartan

Son Güncelleme: Perşembe, 16 Ocak 2014 12:21

Gösterim: 2541

SBS kalkıyor ama sınav yine var, peki ama neden? Alparslan Dartan yazdı...

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı kendisinden önceki bakanlara göre kamuoyunun daha büyük bir çoğunluğunun sempatisi ve güven duygusuyla bu koltuğa oturmuştur. Bilgi, beceri ve deneyim açısından da bu güveni hak etmiştir. Ancak sınavlar, dershaneler ve eğitimdeki kalite sorunu gibi önemli pek çok sorunu da göreve geldiğinde masasında bulmuştur. Özellikle ortaöğretime geçiş aşamasında karşılaşılan sorunlar, gerçekte yabancısı olmadığı acı bir gerçekle yüz yüze gelmesini sağlamıştır.

Sayın Nabi Avcı, son yıllarda eğitim sisteminde köklü değişiklik ve yenilikleri içeren yoğun bir çalışma içerisinde bulunduklarını, yürütülen çalışmaların içerisinde ortaöğretime geçiş sistemi ve sınavlar konusunun özellikli ve öncelikli alanları olduğunu sık sık dile getirmiştir.

Bilinen bir gerçek var ki Sayın Avcı, seneye Seviye Belirleme Sınavları’nın (SBS) kaldırılacağını, SBS yerine yıl içine yayılmış yazılıların uygulanacağını bu yazılıların merkezi olacağını ve taleplerin fazla olduğu özel statülü bazı okullara da yine merkezi bir sınav yapılabileceğini söylemiştir.

Ayrıntıları belli olmamakla beraber dile getirilen değişikliklere bakacak olur isek;

•             Düz liseler Anadolu lisesine dönüştürüldüğünden bu liselere girişte öğrenciler 8’inci sınıfın mayıs ayında ön başvuru yapacakları,

•             Başvuruların okul kontenjanının altında olursa kesin kayıtların yapılacağı ve eğer başvuranların sayısı o okulun kontenjanını aşarsa il bazında sınav uygulamasına gidileceği ve belirlenen seçme kriterlerinin devreye gireceği,

•             Liselere girişte kullanılmak üzere Matematik, Türkçe, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri alanlarında yıl içerisinde bir ya da iki merkezi sınav yapılacağı,

•             Öğrencilerin başarı puanını belirlemede spor, bilim, sanat vs. gibi faaliyetlerin de etkili olacağı,

•             Galatasaray, İstanbul Erkek, Kadıköy Anadolu gibi bazı özel statülü okullar için talebin baştan çok olacağı varsayımından hareketle her ilde belirlenen bu okullar için merkezi bir sınavın yapılabileceği,

•             Bu sınavların iller bazında ayrı ayrı gerçekleştirilebileceği,

•             Fen liseleri ve Sosyal Bilimler Liseleri için merkezi sınavın devam edeceği ve merkezi bir sınav yapıldığında da bunun tek bir kez ve OKS/SBS benzeri biçiminde olacağı,

•             Özel Okulların her koşulda ya MEB tarafından gerçekleştirilecek olan merkezi sınava tabi olacakları ve yalnızca sınav başarısını gözetecekleri, eğer MEB tarafından merkezi bir sınav yapılmayacaksa da önceki yıllarda olduğu gibi kendi sınav komisyonlarını kurarak bir sınav yapacakları,

konuşulmaktadır, bu bilgiler sayın bakanımızın basın toplantılarında dile getirdiği ifadelerdir.

İstanbul’da Özel Statülü Okul Kapsamına Girebilecek Bazı Okullar

2012
Verileri

Okul Adı

Öğretim Süresi

Yabancı Dili

Kontenjanı

TAVAN PUANI

YÜZDELİK DİLİMİ

1

İSTANBUL / BEYOĞLU / Galatasaray Üniversitesi Galatasaray Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

Fransızca

100

507,424

0,03

2

İSTANBUL / FATİH / İstanbul Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

Almanca

204

500

0,06

3

İSTANBUL / BEŞİKTAŞ / Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

İngilizce

136

496,432

0,11

4

İSTANBUL / KADIKÖY / Kadıköy Anadolu Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

İngilizce

340

494,55

0,39

5

İSTANBUL / FATİH / Cağaloğlu Anadolu Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

Almanca

204

493,307

0,45

6

İSTANBUL / ÜSKÜDAR / Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

İngilizce

170

493,088

0,55

Ara Değerlendirme Sınavları Ne İçin Yapılacaktır?

Gerçekte, SBS sistemi içerisinde yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrencinin tümünün girmesini gerektirecek bir yarış yoktur.  Özel yabancı kolejler için 20-25 bin, belli başlı bazı Anadolu liseleri için de en fazla 250-300 bin adayın yarışı söz konusudur.

Özel statülü Anadolu liseleri ve yüksek puanla öğrenci alan belli başlı diğer Anadolu liseleri MEB tarafından uygulanacak merkezi bir sınav sonucuna göre öğrenci alacaklar ise bu okullar dışında tüm okulların adrese dayalı öğrenci alabileceğini de varsayarsak düşünülen ara değerlendirme sınavları ne için yapılacaktır?

Türk Eğitim Derneği’nin (TED) alt birimi olan TEDMEM, ‘Ortaöğretimde Dönüşüm: Bir Yol Haritası Önerisi’ başlıkla hazırladığı raporda Lise türlerinin azaltılması, bu liselere alımların hem sınav, hem de bölgesel ihtiyaçlara göre yapılması önerisine yer verilmiştir. Çalışmada ‘Niçin Bir Değişime İhtiyaç Var?’ sorusuna da cevap aranmış ve ortaöğretimdeki sorunların kaynağı olarak finansman, erişim, erişilen hizmetin kalitesi, sınav baskısı, öğretmen niteliği, iller ve okullar arası farklılıklar, dershane sistemi, mesleki eğitimin genel eğitim içindeki oranı gibi konular gösterilmiştir.

Bakanlık düz liseleri Anadolu Lisesine dönüştürerek bu konuda önemli bir adım atmıştır. Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Lisesi ve Öğretmen Liseleri gibi nitelikli okulların mevcudiyetini sağlayarak da özel öğrencilerin eğitim alacakları kurumların varlığını korumuştur, bu da çok önemlidir.

Ancak önemli liselerimiz için sınav olacak ise Sayın Nabi Avcı’nın 8. Sınıftan başlayarak 7, 6 ve 5. Sınıfa yayacaklarını söyledikleri merkezi  ara değerlendirme sınavları,  acaba beklendiği gibi öğrenci, öğretmen, okul ve okul yöneticileri hakkında istenilen geri bildirimleri verebilecek mi?  Sanmıyorum.

Bu sınavlar şu anki haliyle kurguladığımız gibi olacak ise Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarının aşağıdaki soruların yanıtlarını da veriyor olmaları gerekir.

1.            8. Sınıftan başlayarak 7, 6 ve 5. Sınıfa yayılacak her dönemde en az bir ya da 2 sınavın çocuklar üzerindeki etkileri hiç düşünüldü mü? Ergenlik, sınanma kaygısı, her dersten sıralanma ve damgalanma riski göz önünde tutuldu mu?

2.            Öğrenciler,  SBS’yi sevmese bile SBS’nin adaletli ve mantıklı olduğunu söylüyorlar, bu sistem farklı bölgeler, okullar ve öğretmenler arasındaki farklılıklardan dolayı bir eşitsizliğe neden olabilir mi?

3.            İl bazında yapılacak sınavlar nedeniyle bir öğrenci ve ailesinin bulunduğu ildeki, semtteki okullara mahkum edilmesinin önüne nasıl geçilebilir? İl bazında uygulanacak sınav tüm Türkiye’ye açık olması düşünülmeli mi?

4.            Okullar arasındaki fiziksel, sosyal ve eğitim alma koşulları aynı ilin hatta aynı ilçenin farklı okullarında bile eşit değilken, öğrencilerden sınav olunacak her derste birbirleriyle rekabeti mümkün müdür?

5.            Sene içinde okul notlarını belirleyecek olan bu sınavların yapılması, öğrencilerin stresini ve sınav maliyetlerini arttırmayacak mıdır?

6.            Ortak sınavlar uygulanması müfredata bağlı olmayı, tek tipliliği özel ve özgül öğrenmeleri göz ardı etmeyi ve ayrıca sınıf içi bireysel dinamikleri yok saymayı getirmeyecek midir? Her çocuk özeldir ve her öğretmen her çocuğun hızına uygun ilerlemek durumundadır. Bu sistemle öğretmenin tanıdığı, bildiği öğrenciye uygun eğitim modeli üretilmesi engellenmektedir. Bunun önüne nasıl geçilecektir?

7.            Bir öğrencinin bir yıla yayılmış öğrenme motivasyonunun her sınavda aynı olması çok da mümkün değildir. Zaman zaman inişler çıkışlar gösterebilecektir. Her sınav öğrencinin stres yükünü artırmayacak mıdır?

8.            Bakan beyin kendisinin ifadesiyle okullar arasında dengesizlik ve öğrencilerin değerlendirilmelerinde sübjektif yaklaşımlar olabilmektedir. Getirilecek olan sistemin bu sorunu aşamayacağını göremiyor muyuz? SBS uygulanan hali ile bile sözü edilen pek çok ölçme ve değerlendirme kriterlerine uygunluk sağlamıyor muydu?

9.            Proje ve sosyal faaliyet ödevleri hangi okulda aynı nitelikte ve nicelikte sürdürülüyor olabilir ki. Elbette özel okulda okuyanlar daha ayrıcalıklı olmayacak mıdır? Öğrencilerin motivasyonları ve başarıları sunulan olanaklarla değişime uğramayacak mıdır? Bu nedenlerle bu tür değişkenlerin etkili olmaması öğretmen-öğrenci, öğretmen-veli ilişkilerini zedelemeyecek midir?

Kısaca getirilmesi düşünülen sistem bir güne değil, birkaç güne, hatta sene içine yayılan bir değerlendirme sistemi.  Peki Bakanlık bunu niye yapıyor? Bu derslerin ortalamalarını alıp öğrenciler hakkında bir fikir sahibi olmak istiyor. Bu konuda varsayalım ki bir bilgi edinildi, yasal mevzuatlar ve kanunlar yanlış yapanlar hakkında yaptırım uygulanmasına izin veriyor mu? Bugüne kadar hangi okullara yaptıkları sübjektif değerlendirmeler için yaptırım uygulanabildi?

Bu ve benzeri sorunlar ön plandayken özellikle ortaöğretime geçiş modelleri içerisinde ülkemiz koşullarına en uygun modelin geliştirilmesi önemlidir. Genel olarak sisteme bütünsel bakmak, güvenilir ve objektif bir yerleştirme sistemi yaratabilmek her şeyden daha önemlidir. Yeni sistemin belki de en önemli artısı her öğrencinin içinde olmayacağı bir yarış alanı yaratması olacaktır. Bu sistemle özel okullar ve özel statülü sayılan okullarla ilgilenen yaklaşık 250-300 bin öğrenci dışındaki öğrenciler sınav stresi yaşamayabilirler, dershane ve özel ders yükü altında kalmayabilirler bu da önemli bir kazanımdır.

Ülkemizde hem ulusal düzeyde yapılan sınavlarla hem de uluslararası platformda gerçekleştirilen TIMSS, PISA, PIRLS gibi uygulamalara sınavlar ve eğitim sistemimiz hakkında yeterince genel bilgiler edinebilmekteyiz. Bu nedenle zaten özel statülü okullar için sınav var ise yıllara yayılan çoklu ara değerlendirme sınavlarına gerek olmadığını düşünüyorum.

Bakanlığın yeni sistemin ayrıntılarını geniş bir paydaş kitlesiyle değerlendirmesi gerekir.  Öğretmen ve yöneticiler, veliler ve öğrenciler, eğitim yazarları, mesleki dernekler ve kuruluşlar bu değerlendirmenin içerisinde olmalılar. Ama ne yazık ki birkaç sınırlı paydaş dışında geniş kitlelerin görüşü alınmamaktadır.

Alpaslan Dartan

Türk PDR Derneği İstanbul Şube Başkanı

Terakki Vakfı Okulları

> SBS kalkıyor ama sınav yine var, peki ama neden?

SBS kalkıyor ama sınav yine var, peki ama neden? Alparslan Dartan yazdı...

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı kendisinden önceki bakanlara göre kamuoyunun daha büyük bir çoğunluğunun sempatisi ve güven duygusuyla bu koltuğa oturmuştur. Bilgi, beceri ve deneyim açısından da bu güveni hak etmiştir. Ancak sınavlar, dershaneler ve eğitimdeki kalite sorunu gibi önemli pek çok sorunu da göreve geldiğinde masasında bulmuştur. Özellikle ortaöğretime geçiş aşamasında karşılaşılan sorunlar, gerçekte yabancısı olmadığı acı bir gerçekle yüz yüze gelmesini sağlamıştır.

Sayın Nabi Avcı, son yıllarda eğitim sisteminde köklü değişiklik ve yenilikleri içeren yoğun bir çalışma içerisinde bulunduklarını, yürütülen çalışmaların içerisinde ortaöğretime geçiş sistemi ve sınavlar konusunun özellikli ve öncelikli alanları olduğunu sık sık dile getirmiştir.

Bilinen bir gerçek var ki Sayın Avcı, seneye Seviye Belirleme Sınavları’nın (SBS) kaldırılacağını, SBS yerine yıl içine yayılmış yazılıların uygulanacağını bu yazılıların merkezi olacağını ve taleplerin fazla olduğu özel statülü bazı okullara da yine merkezi bir sınav yapılabileceğini söylemiştir.

Ayrıntıları belli olmamakla beraber dile getirilen değişikliklere bakacak olur isek;

•             Düz liseler Anadolu lisesine dönüştürüldüğünden bu liselere girişte öğrenciler 8’inci sınıfın mayıs ayında ön başvuru yapacakları,

•             Başvuruların okul kontenjanının altında olursa kesin kayıtların yapılacağı ve eğer başvuranların sayısı o okulun kontenjanını aşarsa il bazında sınav uygulamasına gidileceği ve belirlenen seçme kriterlerinin devreye gireceği,

•             Liselere girişte kullanılmak üzere Matematik, Türkçe, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilimleri alanlarında yıl içerisinde bir ya da iki merkezi sınav yapılacağı,

•             Öğrencilerin başarı puanını belirlemede spor, bilim, sanat vs. gibi faaliyetlerin de etkili olacağı,

•             Galatasaray, İstanbul Erkek, Kadıköy Anadolu gibi bazı özel statülü okullar için talebin baştan çok olacağı varsayımından hareketle her ilde belirlenen bu okullar için merkezi bir sınavın yapılabileceği,

•             Bu sınavların iller bazında ayrı ayrı gerçekleştirilebileceği,

•             Fen liseleri ve Sosyal Bilimler Liseleri için merkezi sınavın devam edeceği ve merkezi bir sınav yapıldığında da bunun tek bir kez ve OKS/SBS benzeri biçiminde olacağı,

•             Özel Okulların her koşulda ya MEB tarafından gerçekleştirilecek olan merkezi sınava tabi olacakları ve yalnızca sınav başarısını gözetecekleri, eğer MEB tarafından merkezi bir sınav yapılmayacaksa da önceki yıllarda olduğu gibi kendi sınav komisyonlarını kurarak bir sınav yapacakları,

konuşulmaktadır, bu bilgiler sayın bakanımızın basın toplantılarında dile getirdiği ifadelerdir.

İstanbul’da Özel Statülü Okul Kapsamına Girebilecek Bazı Okullar

2012
Verileri

Okul Adı

Öğretim Süresi

Yabancı Dili

Kontenjanı

TAVAN PUANI

YÜZDELİK DİLİMİ

1

İSTANBUL / BEYOĞLU / Galatasaray Üniversitesi Galatasaray Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

Fransızca

100

507,424

0,03

2

İSTANBUL / FATİH / İstanbul Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

Almanca

204

500

0,06

3

İSTANBUL / BEŞİKTAŞ / Beşiktaş Kabataş Erkek Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

İngilizce

136

496,432

0,11

4

İSTANBUL / KADIKÖY / Kadıköy Anadolu Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

İngilizce

340

494,55

0,39

5

İSTANBUL / FATİH / Cağaloğlu Anadolu Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

Almanca

204

493,307

0,45

6

İSTANBUL / ÜSKÜDAR / Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi

Hazırlık + 4 yıl

İngilizce

170

493,088

0,55

Ara Değerlendirme Sınavları Ne İçin Yapılacaktır?

Gerçekte, SBS sistemi içerisinde yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrencinin tümünün girmesini gerektirecek bir yarış yoktur.  Özel yabancı kolejler için 20-25 bin, belli başlı bazı Anadolu liseleri için de en fazla 250-300 bin adayın yarışı söz konusudur.

Özel statülü Anadolu liseleri ve yüksek puanla öğrenci alan belli başlı diğer Anadolu liseleri MEB tarafından uygulanacak merkezi bir sınav sonucuna göre öğrenci alacaklar ise bu okullar dışında tüm okulların adrese dayalı öğrenci alabileceğini de varsayarsak düşünülen ara değerlendirme sınavları ne için yapılacaktır?

Türk Eğitim Derneği’nin (TED) alt birimi olan TEDMEM, ‘Ortaöğretimde Dönüşüm: Bir Yol Haritası Önerisi’ başlıkla hazırladığı raporda Lise türlerinin azaltılması, bu liselere alımların hem sınav, hem de bölgesel ihtiyaçlara göre yapılması önerisine yer verilmiştir. Çalışmada ‘Niçin Bir Değişime İhtiyaç Var?’ sorusuna da cevap aranmış ve ortaöğretimdeki sorunların kaynağı olarak finansman, erişim, erişilen hizmetin kalitesi, sınav baskısı, öğretmen niteliği, iller ve okullar arası farklılıklar, dershane sistemi, mesleki eğitimin genel eğitim içindeki oranı gibi konular gösterilmiştir.

Bakanlık düz liseleri Anadolu Lisesine dönüştürerek bu konuda önemli bir adım atmıştır. Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Lisesi ve Öğretmen Liseleri gibi nitelikli okulların mevcudiyetini sağlayarak da özel öğrencilerin eğitim alacakları kurumların varlığını korumuştur, bu da çok önemlidir.

Ancak önemli liselerimiz için sınav olacak ise Sayın Nabi Avcı’nın 8. Sınıftan başlayarak 7, 6 ve 5. Sınıfa yayacaklarını söyledikleri merkezi  ara değerlendirme sınavları,  acaba beklendiği gibi öğrenci, öğretmen, okul ve okul yöneticileri hakkında istenilen geri bildirimleri verebilecek mi?  Sanmıyorum.

Bu sınavlar şu anki haliyle kurguladığımız gibi olacak ise Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarının aşağıdaki soruların yanıtlarını da veriyor olmaları gerekir.

1.            8. Sınıftan başlayarak 7, 6 ve 5. Sınıfa yayılacak her dönemde en az bir ya da 2 sınavın çocuklar üzerindeki etkileri hiç düşünüldü mü? Ergenlik, sınanma kaygısı, her dersten sıralanma ve damgalanma riski göz önünde tutuldu mu?

2.            Öğrenciler,  SBS’yi sevmese bile SBS’nin adaletli ve mantıklı olduğunu söylüyorlar, bu sistem farklı bölgeler, okullar ve öğretmenler arasındaki farklılıklardan dolayı bir eşitsizliğe neden olabilir mi?

3.            İl bazında yapılacak sınavlar nedeniyle bir öğrenci ve ailesinin bulunduğu ildeki, semtteki okullara mahkum edilmesinin önüne nasıl geçilebilir? İl bazında uygulanacak sınav tüm Türkiye’ye açık olması düşünülmeli mi?

4.            Okullar arasındaki fiziksel, sosyal ve eğitim alma koşulları aynı ilin hatta aynı ilçenin farklı okullarında bile eşit değilken, öğrencilerden sınav olunacak her derste birbirleriyle rekabeti mümkün müdür?

5.            Sene içinde okul notlarını belirleyecek olan bu sınavların yapılması, öğrencilerin stresini ve sınav maliyetlerini arttırmayacak mıdır?

6.            Ortak sınavlar uygulanması müfredata bağlı olmayı, tek tipliliği özel ve özgül öğrenmeleri göz ardı etmeyi ve ayrıca sınıf içi bireysel dinamikleri yok saymayı getirmeyecek midir? Her çocuk özeldir ve her öğretmen her çocuğun hızına uygun ilerlemek durumundadır. Bu sistemle öğretmenin tanıdığı, bildiği öğrenciye uygun eğitim modeli üretilmesi engellenmektedir. Bunun önüne nasıl geçilecektir?

7.            Bir öğrencinin bir yıla yayılmış öğrenme motivasyonunun her sınavda aynı olması çok da mümkün değildir. Zaman zaman inişler çıkışlar gösterebilecektir. Her sınav öğrencinin stres yükünü artırmayacak mıdır?

8.            Bakan beyin kendisinin ifadesiyle okullar arasında dengesizlik ve öğrencilerin değerlendirilmelerinde sübjektif yaklaşımlar olabilmektedir. Getirilecek olan sistemin bu sorunu aşamayacağını göremiyor muyuz? SBS uygulanan hali ile bile sözü edilen pek çok ölçme ve değerlendirme kriterlerine uygunluk sağlamıyor muydu?

9.            Proje ve sosyal faaliyet ödevleri hangi okulda aynı nitelikte ve nicelikte sürdürülüyor olabilir ki. Elbette özel okulda okuyanlar daha ayrıcalıklı olmayacak mıdır? Öğrencilerin motivasyonları ve başarıları sunulan olanaklarla değişime uğramayacak mıdır? Bu nedenlerle bu tür değişkenlerin etkili olmaması öğretmen-öğrenci, öğretmen-veli ilişkilerini zedelemeyecek midir?

Kısaca getirilmesi düşünülen sistem bir güne değil, birkaç güne, hatta sene içine yayılan bir değerlendirme sistemi.  Peki Bakanlık bunu niye yapıyor? Bu derslerin ortalamalarını alıp öğrenciler hakkında bir fikir sahibi olmak istiyor. Bu konuda varsayalım ki bir bilgi edinildi, yasal mevzuatlar ve kanunlar yanlış yapanlar hakkında yaptırım uygulanmasına izin veriyor mu? Bugüne kadar hangi okullara yaptıkları sübjektif değerlendirmeler için yaptırım uygulanabildi?

Bu ve benzeri sorunlar ön plandayken özellikle ortaöğretime geçiş modelleri içerisinde ülkemiz koşullarına en uygun modelin geliştirilmesi önemlidir. Genel olarak sisteme bütünsel bakmak, güvenilir ve objektif bir yerleştirme sistemi yaratabilmek her şeyden daha önemlidir. Yeni sistemin belki de en önemli artısı her öğrencinin içinde olmayacağı bir yarış alanı yaratması olacaktır. Bu sistemle özel okullar ve özel statülü sayılan okullarla ilgilenen yaklaşık 250-300 bin öğrenci dışındaki öğrenciler sınav stresi yaşamayabilirler, dershane ve özel ders yükü altında kalmayabilirler bu da önemli bir kazanımdır.

Ülkemizde hem ulusal düzeyde yapılan sınavlarla hem de uluslararası platformda gerçekleştirilen TIMSS, PISA, PIRLS gibi uygulamalara sınavlar ve eğitim sistemimiz hakkında yeterince genel bilgiler edinebilmekteyiz. Bu nedenle zaten özel statülü okullar için sınav var ise yıllara yayılan çoklu ara değerlendirme sınavlarına gerek olmadığını düşünüyorum.

Bakanlığın yeni sistemin ayrıntılarını geniş bir paydaş kitlesiyle değerlendirmesi gerekir.  Öğretmen ve yöneticiler, veliler ve öğrenciler, eğitim yazarları, mesleki dernekler ve kuruluşlar bu değerlendirmenin içerisinde olmalılar. Ama ne yazık ki birkaç sınırlı paydaş dışında geniş kitlelerin görüşü alınmamaktadır.

Alpaslan Dartan

Türk PDR Derneği İstanbul Şube Başkanı

Terakki Vakfı Okulları

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Ağustos 2013 10:14

Gösterim: 4163


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.