Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bakan olarak kendisinin ya da Bakanlığının resmi bir Twitter hesabının bulunmadığını belirterek, "Bakanlığımıza atfedilen, şahsıma atfedilen pek çok Twitter hesabı göreceksiniz. Bunların hepsi sosyal medyadaki deyimiyle 'fake' yani sahte hesaplardır" dedi.
Bakan Avcı, bu ay mesleğe yeni atanan öğretmenler için hazırlanan uyum eğitimi programının açılışını, Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) üzerinden canlı yayınla yaptı.
Avcı, öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada, meslek hayatlarının ilk günlerinde onları selamlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Yeni atanan öğretmenlerin eğitimlerini yakın zamanlarda tamamlayarak eğitim ailesine katıldığını dile getiren Avcı, "Sizleri ve eğitim camiamıza katacağınız heyecanı sabırsızlıkla bekliyorduk. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz, Allah yeni görevinizi hayırlı etsin" diye konuştu.
Kıdemli öğretmenlerin genç öğretmenlerin karşısına geçince nasihatvari konuşmaktan kendilerini alıkoyamadıklarını aktaran Avcı, şöyle devam etti:
"Bildiğiniz gibi öğretmenler, milletlerin en önemli gücü. Sizler bizim medeniyetimizin Taptuk Emrelerden Yunus Emrelere, Şeyh Edebalilerden Osman Gazilere, Akşemseddinlerden, Fatih Sultan Mehmetlere ve bugünlere uzanan öğretmenlik zincirinin artık birer halkasısınız. Sizden bu zincire sağlam birer halka olarak dahil olmanızı ve ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştıracak nesilleri yetiştirmenizi bekliyoruz.
Vazifenizi, adından söz ettiğimiz ya da edemediğimiz bütün öğretmenlerimiz gibi önemli gördüğünüze ve hayatınızı bu ideale adayacağınıza inanıyorum."
"Öğretmenler kişilik mimarlarıdır"
Bakan Avcı, insanlık tarihinin son yüzyıllarına etki eden endüstri uygarlığının yerini, aşama aşama yeni bir uygarlığa bıraktığına işaret ederek, bilgi toplumu, endüstri sonrası toplum, enformasyon toplumu gibi adlarla anılan yeni bir döneme girildiğini vurguladı.
Endüstri toplumunun stratejik kaynağını oluşturan sermayenin, enformasyon toplumunda yerini enformasyona veya bilgiye bıraktığına değinen Avcı, şöyle konuştu:
"Bu dönemin de en önemli özelliklerinden biri hızı, hızlı olması... 'Erince vaktimiz yok. Uçaklar hemen kalkıp hemen varıyor, elimizde bir ufak bavulla şurdayız, burdayız' diyen Turgut Uyar zamanın hızını ne güzel anlatmıştı. Yaşanan bu hızlı değişime rağmen öğretmenlik mesleğinin önemi her gün biraz daha artarak devam ediyor. Çünkü öğretmenler, aynı zamanda kişilik mimarlarıdırlar. Bu yönüyle öğretmenlik bütün diğer mesleklerden farklıdır. Farkı sağlayan, öğretmenliğin manevi yönü ve ruhu... Bu ruh olmadan hamurumuz maya tutmaz. Sizden bu ruhu diri tutmanızı bu hevesi taşımanızı ve öğrencilerinizi bu heyecanla yetiştirmenizi bekliyoruz.
Öğretmenin işinin insanla olduğunun altını çizen Avcı, dolayısıyla insan ilişkilerinde her zaman duygusal bir boyutun varlığına işaret etti. Bakan Avcı, öğretmenlerden öğrencilerinin ve velilerin duygularını hep gözönünde tutmalarını ve bu becerilerini üst düzeyde kullanmalarını istedi.
İletişimin en önemli becerilerinden birinin dinleme olduğunu ifade eden Avcı, öğretmenlerden dinleme konusuna da önem vermelerini isteyerek, "Bir çok insan dinlemeyi bir etkilik olarak görmediği ve yeterince önemsemediği için günlük hayatımızda pek çok iletişim çatışmaları da yaşıyoruz. Etkili dinleme bize çok kıymetli ödüller sunan bir beceridir. Sizden bu konuda azami özen göstermenizi bekliyorum" dedi.
"Kimseye tweet atmam. Hiç kimseden de tweet almam"
Bakan Avcı, konuşmasında en etkili iletişimin yüz yüze iletişim olduğunu belirterek, "Günümüzde çok yaygın kullanılan sosyal medya konusunda sizlerden özellikle çok özenli davranmanızı bekliyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Avcı, şöyle konuştu:
"Benim Milli Eğitim Bakanı olarak veya kurum olarak Bakanlığımızın resmen bir Twitter hesabı yok. Bugüne kadar MEB olarak veya kendi adımla veya bakanlık olarak hiç tweet atmadık. Buna rağmen sosyal medyada Bakanlığımıza atfedilen, şahsıma atfedilen pek çok Twitter hesabı göreceksiniz. Bunların hepsi sosyal medyadaki deyimiyle 'fake' yani sahte hesaplardır. Bakanınız size tweet göndermez. Bakanınız size mümkünse yüz yüze, değilse, böyle uzaktan da olsa yine yüz yüze veya mektup yazarak veya mesaj göndererek ulaşmaya çalışır. Onun için sosyal medyada dolaşan Twitter hesaplarına aldanmayınız. Bakanlığımızın bir Twitter hesabı yok. Bakanlığımız size Twitter üzerinden ulaşmaz. Ben kimseye tweet atmam. Hiçkimseden de tweet almam. Onun için sosyal medyadaki bu tür zihin bulandırıcı mesajlar, benim adıma size ulaşırsa lütfen onlara inanmayın.
Özellikle yüz yüze iletişime çok önem vermenizi bekliyorum. Öğrencilerinizle sadece derslerde değil, teneffüslerde de fırsat buldukça birlikte olmaya çalışınız. Onları dinleyiniz. Bırakınız konuşsunlar ve size dertlerini, sorunlarını varsa çözüm önerilerini, eleştirilerini ulaştırsınlar. Bu hem onları zenginleştirir, hem sizi zenginleştirir hem bizi zenginleştirir. Geleceğe ilişkin ümitlerimiz, inşallah bu bahar ve bundan sonraki yıllarda sizinle yeşerecek. Dünyanın en güzel çiçeklerini sizin şefkatli ellerinize emanet ediyoruz. Hepinize başarılar diliyorum"
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bakan olarak kendisinin ya da Bakanlığının resmi bir Twitter hesabının bulunmadığını belirterek, "Bakanlığımıza atfedilen, şahsıma atfedilen pek çok Twitter hesabı göreceksiniz. Bunların hepsi sosyal medyadaki deyimiyle 'fake' yani sahte hesaplardır" dedi.
Bakan Avcı, bu ay mesleğe yeni atanan öğretmenler için hazırlanan uyum eğitimi programının açılışını, Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) üzerinden canlı yayınla yaptı.
Avcı, öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada, meslek hayatlarının ilk günlerinde onları selamlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Yeni atanan öğretmenlerin eğitimlerini yakın zamanlarda tamamlayarak eğitim ailesine katıldığını dile getiren Avcı, "Sizleri ve eğitim camiamıza katacağınız heyecanı sabırsızlıkla bekliyorduk. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz, Allah yeni görevinizi hayırlı etsin" diye konuştu.
Kıdemli öğretmenlerin genç öğretmenlerin karşısına geçince nasihatvari konuşmaktan kendilerini alıkoyamadıklarını aktaran Avcı, şöyle devam etti:
"Bildiğiniz gibi öğretmenler, milletlerin en önemli gücü. Sizler bizim medeniyetimizin Taptuk Emrelerden Yunus Emrelere, Şeyh Edebalilerden Osman Gazilere, Akşemseddinlerden, Fatih Sultan Mehmetlere ve bugünlere uzanan öğretmenlik zincirinin artık birer halkasısınız. Sizden bu zincire sağlam birer halka olarak dahil olmanızı ve ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştıracak nesilleri yetiştirmenizi bekliyoruz.
Vazifenizi, adından söz ettiğimiz ya da edemediğimiz bütün öğretmenlerimiz gibi önemli gördüğünüze ve hayatınızı bu ideale adayacağınıza inanıyorum."
"Öğretmenler kişilik mimarlarıdır"
Bakan Avcı, insanlık tarihinin son yüzyıllarına etki eden endüstri uygarlığının yerini, aşama aşama yeni bir uygarlığa bıraktığına işaret ederek, bilgi toplumu, endüstri sonrası toplum, enformasyon toplumu gibi adlarla anılan yeni bir döneme girildiğini vurguladı.
Endüstri toplumunun stratejik kaynağını oluşturan sermayenin, enformasyon toplumunda yerini enformasyona veya bilgiye bıraktığına değinen Avcı, şöyle konuştu:
"Bu dönemin de en önemli özelliklerinden biri hızı, hızlı olması... 'Erince vaktimiz yok. Uçaklar hemen kalkıp hemen varıyor, elimizde bir ufak bavulla şurdayız, burdayız' diyen Turgut Uyar zamanın hızını ne güzel anlatmıştı. Yaşanan bu hızlı değişime rağmen öğretmenlik mesleğinin önemi her gün biraz daha artarak devam ediyor. Çünkü öğretmenler, aynı zamanda kişilik mimarlarıdırlar. Bu yönüyle öğretmenlik bütün diğer mesleklerden farklıdır. Farkı sağlayan, öğretmenliğin manevi yönü ve ruhu... Bu ruh olmadan hamurumuz maya tutmaz. Sizden bu ruhu diri tutmanızı bu hevesi taşımanızı ve öğrencilerinizi bu heyecanla yetiştirmenizi bekliyoruz.
Öğretmenin işinin insanla olduğunun altını çizen Avcı, dolayısıyla insan ilişkilerinde her zaman duygusal bir boyutun varlığına işaret etti. Bakan Avcı, öğretmenlerden öğrencilerinin ve velilerin duygularını hep gözönünde tutmalarını ve bu becerilerini üst düzeyde kullanmalarını istedi.
İletişimin en önemli becerilerinden birinin dinleme olduğunu ifade eden Avcı, öğretmenlerden dinleme konusuna da önem vermelerini isteyerek, "Bir çok insan dinlemeyi bir etkilik olarak görmediği ve yeterince önemsemediği için günlük hayatımızda pek çok iletişim çatışmaları da yaşıyoruz. Etkili dinleme bize çok kıymetli ödüller sunan bir beceridir. Sizden bu konuda azami özen göstermenizi bekliyorum" dedi.
"Kimseye tweet atmam. Hiç kimseden de tweet almam"
Bakan Avcı, konuşmasında en etkili iletişimin yüz yüze iletişim olduğunu belirterek, "Günümüzde çok yaygın kullanılan sosyal medya konusunda sizlerden özellikle çok özenli davranmanızı bekliyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Avcı, şöyle konuştu:
"Benim Milli Eğitim Bakanı olarak veya kurum olarak Bakanlığımızın resmen bir Twitter hesabı yok. Bugüne kadar MEB olarak veya kendi adımla veya bakanlık olarak hiç tweet atmadık. Buna rağmen sosyal medyada Bakanlığımıza atfedilen, şahsıma atfedilen pek çok Twitter hesabı göreceksiniz. Bunların hepsi sosyal medyadaki deyimiyle 'fake' yani sahte hesaplardır. Bakanınız size tweet göndermez. Bakanınız size mümkünse yüz yüze, değilse, böyle uzaktan da olsa yine yüz yüze veya mektup yazarak veya mesaj göndererek ulaşmaya çalışır. Onun için sosyal medyada dolaşan Twitter hesaplarına aldanmayınız. Bakanlığımızın bir Twitter hesabı yok. Bakanlığımız size Twitter üzerinden ulaşmaz. Ben kimseye tweet atmam. Hiçkimseden de tweet almam. Onun için sosyal medyadaki bu tür zihin bulandırıcı mesajlar, benim adıma size ulaşırsa lütfen onlara inanmayın.
Özellikle yüz yüze iletişime çok önem vermenizi bekliyorum. Öğrencilerinizle sadece derslerde değil, teneffüslerde de fırsat buldukça birlikte olmaya çalışınız. Onları dinleyiniz. Bırakınız konuşsunlar ve size dertlerini, sorunlarını varsa çözüm önerilerini, eleştirilerini ulaştırsınlar. Bu hem onları zenginleştirir, hem sizi zenginleştirir hem bizi zenginleştirir. Geleceğe ilişkin ümitlerimiz, inşallah bu bahar ve bundan sonraki yıllarda sizinle yeşerecek. Dünyanın en güzel çiçeklerini sizin şefkatli ellerinize emanet ediyoruz. Hepinize başarılar diliyorum"
Son Güncelleme: Perşembe, 13 Şubat 2014 17:37
Gösterim: 1531
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, internet düzenlemesine ilişkin, "Yasa üzerinde çalışıyoruz, bir iki sıkıntılı konu var üzerinde çalışıyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ve Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ile basın toplantısı düzenledi. Gül, internet düzenlemesine ilişkin, "Yasa üzerinde çalışıyoruz, bir iki sıkıntılı konu var üzerinde çalışıyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı'na yasayı onaylaması ya da veto etmesi için tanınan süre 15 gün.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, internet düzenlemesine ilişkin, "Yasa üzerinde çalışıyoruz, bir iki sıkıntılı konu var üzerinde çalışıyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ve Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ile basın toplantısı düzenledi. Gül, internet düzenlemesine ilişkin, "Yasa üzerinde çalışıyoruz, bir iki sıkıntılı konu var üzerinde çalışıyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı'na yasayı onaylaması ya da veto etmesi için tanınan süre 15 gün.
Son Güncelleme: Perşembe, 13 Şubat 2014 17:35
Gösterim: 1684
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bin 700 şube müdürünü belirlediği mülakatta, sınav komisyonu üyelerine notları kurşun kalemle vermeleri yönünde talimat verildiği iddia edildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), bin 700 şube müdürünü belirlediği mülakata şaibe karıştı. Zaman Gazetesi’nden İsa Yazar’ın haberine göre, sınav komisyonu üyelerine notları kurşun kalemle vermeleri yönünde talimat verildi.
Ayrıca komisyon üyelerine hesap makinesi dağıtıldı. Uzmanlar kurşun kalem talimatının ve hesap makinesi dağıtılmasının sınava açıkça şaibe karıştırmak anlamına geleceğini belirtiyorlar. Mülakat notlarının kurşun kalemle verilmesiyle gerektiğinde notlarda düzeltme yapılmasının amaçlandığı ifade ediliyor. Zaman’a bilgi veren MEB kaynakları, “Mülakat usulünde kurşun kalem söz konusu olamaz. Notların mülakat kağıtlarına kurşun kalemle yazılması, açıkça şaibe iddialarına yol açar.” diyor.
Mülakat komisyonu üyelerine hesap makinesi dağıtılması da teamüllere aykırı ve örneği olmayan bir uygulama. İddiaya göre bununla, kazanması istenen adayların puanlarının mülakat esnasında toplanması ve düşük puan almasının önlenmesi hedefleniyor. Uzmanlar, mülakata giren komisyon üyelerinin notlarını verip geçmesi gerektiğini belirtiyorlar. Komisyon üyelerinin kimin kaç puan aldığına ve toplam puanının kaç olacağına yönelik hazırlık yapmasının kabul edilemez olduğu ifade ediliyor. MEB çok tartışılacak bir mülakata imza atıyor. 1700 şube müdürlüğü kadrosu için sınavda başarılı olan 5 bin 100 kişi yarışıyor. Mülakatlar 10-28 Şubat tarihleri arasında yapılıyor. Ancak daha mülakat başlamadan şaibe iddiaları dolaşmaya başladı.
Eğitim camiası uzun süredir şube müdürlüğü sınavını konuşuyor. Şube müdürlerinin mülakat ile seçilecek olmasının şaibe iddialarına kapı araladığı belirtiliyor. Eğitimciler, mülakat ile objektif kriterlerin devre dışı bırakıldığına ve sınavın siyasi etkiye açık hale geldiğine dikkat çekiyorlar.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bin 700 şube müdürünü belirlediği mülakatta, sınav komisyonu üyelerine notları kurşun kalemle vermeleri yönünde talimat verildiği iddia edildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), bin 700 şube müdürünü belirlediği mülakata şaibe karıştı. Zaman Gazetesi’nden İsa Yazar’ın haberine göre, sınav komisyonu üyelerine notları kurşun kalemle vermeleri yönünde talimat verildi.
Ayrıca komisyon üyelerine hesap makinesi dağıtıldı. Uzmanlar kurşun kalem talimatının ve hesap makinesi dağıtılmasının sınava açıkça şaibe karıştırmak anlamına geleceğini belirtiyorlar. Mülakat notlarının kurşun kalemle verilmesiyle gerektiğinde notlarda düzeltme yapılmasının amaçlandığı ifade ediliyor. Zaman’a bilgi veren MEB kaynakları, “Mülakat usulünde kurşun kalem söz konusu olamaz. Notların mülakat kağıtlarına kurşun kalemle yazılması, açıkça şaibe iddialarına yol açar.” diyor.
Mülakat komisyonu üyelerine hesap makinesi dağıtılması da teamüllere aykırı ve örneği olmayan bir uygulama. İddiaya göre bununla, kazanması istenen adayların puanlarının mülakat esnasında toplanması ve düşük puan almasının önlenmesi hedefleniyor. Uzmanlar, mülakata giren komisyon üyelerinin notlarını verip geçmesi gerektiğini belirtiyorlar. Komisyon üyelerinin kimin kaç puan aldığına ve toplam puanının kaç olacağına yönelik hazırlık yapmasının kabul edilemez olduğu ifade ediliyor. MEB çok tartışılacak bir mülakata imza atıyor. 1700 şube müdürlüğü kadrosu için sınavda başarılı olan 5 bin 100 kişi yarışıyor. Mülakatlar 10-28 Şubat tarihleri arasında yapılıyor. Ancak daha mülakat başlamadan şaibe iddiaları dolaşmaya başladı.
Eğitim camiası uzun süredir şube müdürlüğü sınavını konuşuyor. Şube müdürlerinin mülakat ile seçilecek olmasının şaibe iddialarına kapı araladığı belirtiliyor. Eğitimciler, mülakat ile objektif kriterlerin devre dışı bırakıldığına ve sınavın siyasi etkiye açık hale geldiğine dikkat çekiyorlar.
Son Güncelleme: Perşembe, 13 Şubat 2014 10:21
Gösterim: 2632
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Suriye vatandaşlarının barınma merkezlerindeki 763 derslikte, okul öncesinden 12. sınıfa kadar 61 bin 557 Suriyeli öğrenciye, 399 Türk, 2 bin 263 gönüllü Suriye vatandaşı öğretmen tarafından eğitim hizmetleri verildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, barınma merkezleri dışında şehir merkezlerinde oturan ve geçici oturum izni olanlardan 6 bin öğrenci de resmi okullara kayıt yaptırdı.
Konaklama merkezlerinde ve şehirlerde oluşturulan eğitim alanlarında uygulanan eğitimin içeriği MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük koordinatörlüğünde yürütülüyor.
Yetişkinlere de eğitim veriliyor
Suriyeliler için konaklama merkezlerinde açılan 183 kursta 7 bin 714 yetişkin Suriye vatandaşına Türkçe öğretimi, dikiş nakış, kuaförlük, hat, ebru sanatı gibi eğitimler de verildi.
Oturum izni almayı bekleyen ve misafir öğrenci olarak kabul edilen öğrenciler de bulunuyor. Bunların yanında pasaportu ve oturma izni bulunmayan Suriye vatandaşlarının okul çağındaki çocuklarının eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Gaziantep'te Büyükşehir Belediyesi, Kilis'te eğitimle ilgili bir vakıf, Şanlıurfa'da Valilik, İstanbul'da birkaç dernek ve gönüllü Suriyeliler, belediyelerin desteğiyle eğitim alanları temin ederek eğitim ihtiyacını karşılamaya çalışan Türkiye genelinde oluşturulan yaklaşık 50 mekanda çalışma yürütüyor. Çalışmalardan 50 bin civarında Suriyeli çocuk yararlandı.
25 bin Suriyeli vatandaş eğitimini tamamladı
Suriyeli öğrencilerin eğitiminde, MEB kadrolu personeli, ücret karşılığı görevlendirilmiş Türk vatandaşı öğretmenler ve gönüllü olarak görev alan Suriye vatandaşı öğretmenler görev yapıyor. Görevlendirilen Türk öğretmenlerden Milli Eğitim Bakanlığı kadrolu personellerinin maaşları MEB tarafından, ders ücreti karşılığı görevlendirilen öğretmenlerin ücretleri AFAD tarafından karşılanıyor.
Türkçe Öğretimi ve Mesleki Eğitim Kursları, barınma merkezlerinin tamamında halk eğitim merkezlerinin desteğiyle Türkçe öğretim kursları ve talep gören alanlarda mesleki eğitim kursları, tesis imkanları ölçüsünde açılıyor. Bugüne kadar 50'nin üzerinde farklı alanda açılan yüzlerce kursa 40 binin üzerinde Suriye vatandaşı katıldı, 25 binden fazla Suriye vatandaşı eğitimlerini tamamladı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, Suriye vatandaşlarının barınma merkezlerindeki 763 derslikte, okul öncesinden 12. sınıfa kadar 61 bin 557 Suriyeli öğrenciye, 399 Türk, 2 bin 263 gönüllü Suriye vatandaşı öğretmen tarafından eğitim hizmetleri verildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, barınma merkezleri dışında şehir merkezlerinde oturan ve geçici oturum izni olanlardan 6 bin öğrenci de resmi okullara kayıt yaptırdı.
Konaklama merkezlerinde ve şehirlerde oluşturulan eğitim alanlarında uygulanan eğitimin içeriği MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük koordinatörlüğünde yürütülüyor.
Yetişkinlere de eğitim veriliyor
Suriyeliler için konaklama merkezlerinde açılan 183 kursta 7 bin 714 yetişkin Suriye vatandaşına Türkçe öğretimi, dikiş nakış, kuaförlük, hat, ebru sanatı gibi eğitimler de verildi.
Oturum izni almayı bekleyen ve misafir öğrenci olarak kabul edilen öğrenciler de bulunuyor. Bunların yanında pasaportu ve oturma izni bulunmayan Suriye vatandaşlarının okul çağındaki çocuklarının eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Gaziantep'te Büyükşehir Belediyesi, Kilis'te eğitimle ilgili bir vakıf, Şanlıurfa'da Valilik, İstanbul'da birkaç dernek ve gönüllü Suriyeliler, belediyelerin desteğiyle eğitim alanları temin ederek eğitim ihtiyacını karşılamaya çalışan Türkiye genelinde oluşturulan yaklaşık 50 mekanda çalışma yürütüyor. Çalışmalardan 50 bin civarında Suriyeli çocuk yararlandı.
25 bin Suriyeli vatandaş eğitimini tamamladı
Suriyeli öğrencilerin eğitiminde, MEB kadrolu personeli, ücret karşılığı görevlendirilmiş Türk vatandaşı öğretmenler ve gönüllü olarak görev alan Suriye vatandaşı öğretmenler görev yapıyor. Görevlendirilen Türk öğretmenlerden Milli Eğitim Bakanlığı kadrolu personellerinin maaşları MEB tarafından, ders ücreti karşılığı görevlendirilen öğretmenlerin ücretleri AFAD tarafından karşılanıyor.
Türkçe Öğretimi ve Mesleki Eğitim Kursları, barınma merkezlerinin tamamında halk eğitim merkezlerinin desteğiyle Türkçe öğretim kursları ve talep gören alanlarda mesleki eğitim kursları, tesis imkanları ölçüsünde açılıyor. Bugüne kadar 50'nin üzerinde farklı alanda açılan yüzlerce kursa 40 binin üzerinde Suriye vatandaşı katıldı, 25 binden fazla Suriye vatandaşı eğitimlerini tamamladı.
Son Güncelleme: Perşembe, 13 Şubat 2014 11:42
Gösterim: 1764
OECD verilerine göre, 6-15 yaş aralığında öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye, Lüksemburg’un onda biri düzeyinde bulunurken, harcama sıralamasında Türkiye 19 bin 821 dolar ile son sırada, Lüksemburg 197 bin 598 dolar ile ilk sırada yer alıyor.
Türk Eğitim Derneğinin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından hazırlanan ve Türkiye eğitim sistemini makro düzeyde genel bir bakış açısıyla değerlendirmek isteyen araştırmacılar ve eğitimle ilgilenenler için bir kaynak olarak planlanan Türkiye Eğitim Atlası, basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya, TEDMEM Direktörü Prof. Dr. Ziya Selçuk ve TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu katıldı.
Atlas, her yıl düzenli olarak yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Örgün Eğitim İstatistikleri’nin yanı sıra yükseköğretim istatistikleri, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) ve OECD Education at a Glance (Bir Bakışta Eğitim) gibi kaynaklardan öne çıkan bilgileri içeriyor.
MEB ve ÖSYM verilerine göre, tüm kademelerde özel okullardaki erkek öğrenci sayısı, kız öğrenci sayısından daha fazla. Geçen yıl 128 bin 867 öğretmen açığı bulunurken, halen 1792 norm fazlası öğretmen bulunuyor. Halen görevde olan onbinlerce öğretmenin sınıf dışında, yönetici, uzman, görevli gibi konumlarda olması, gerçek öğretmen açığı ve dağılımının nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesini zorlaştırıyor.
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kız öğrencilerin devamsızlıkları daha düşükken, diğer bölgelerde bu oran neredeyse birbirine eşit. Liseyi bitiremeyen erkek öğrenci sayısı, kız öğrenci sayısından daha fazla iken, genel ortaöğretimde kız öğrencilerin okullaşma oranı erkeklerden daha yüksek. Mesleki ve teknik ortaöğretimde erkeklerin okullaşma oranı kız öğrencilerden daha fazla.
Tüm bölgelerde erkek öğretim elemanı sayısı, kadın öğretim elemanı sayısından daha yüksek iken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki erkek ve kadın öğretim elemanı sayısı arasındaki fark oransal olarak daha fazla.
TIMSS sonuçlarına göre, Türkiye’de evlerinde eğitim kaynağı az düzeyde olan öğrenci oranı yüzde 54 iken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 21, Rusya Federasyonu’nda yüzde 19’da bulunuyor.
4. sınıf düzeyinde temel beslenme eksikliği nedeniyle öğretimi aksayan öğrenci oranı Türkiye’de yüzde 74, uluslararası ortalamada yüzde 29, Rusya Federasyonu’nda yüzde 17 iken, 4. sınıf düzeyini içeren okullarda kütüphanesi olmayan okul oranı Türkiye’de yüzde 24, uluslararası ortalamada yüzde 13, Rusya Federasyonu’nda yüzde 17.
Türkiye’de 4. sınıf düzeyinde dezavantajlı öğrencilerin bulunduğu okul oranı yüzde 63 iken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 30, Rusya Federasyonu’nda yüzde 13. 4. sınıf düzeyinde Türkiye’deki okulların yüzde 38’inde disiplinsizlikten kaynaklı sorun yaşanmazken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 61, Rusya Federasyonu’nda yüzde 65.
Öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye son sırada
OECD verilerine göre, 2011’de Türkiye’deki yetişkin nüfusun yüzde 68’i ortaöğretim düzeyi altında eğitime sahip iken, OECD ülkeleri ortalamasında bu oran yüzde 25.
6-15 yaş aralığında öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye, Lüksemburg’un onda biri düzeyinde bulunurken, harcama sıralamasında Türkiye 19 bin 821 dolar ile son sırada, Lüksemburg 197 bin 598 dolar ile ilk sırada yer alıyor.
Sosyal, kültürel ve ekonomik (ESCS indeksi) olarak alt düzeydeki (-1 altı) öğrenci oranı Türkiye’de yüzde 69, Rusya Federasyonu’nda yüzde 12, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 15. 2011’de yetişkin kadın istihdam oranı Türkiye’de yüzde 31, Rusya Federasyonu’nda yüzde 72, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 65, AB ortalamasında ise yüzde 66. 3-4 yaş nüfusunda bir eğitim kurumuna kayıtlı nüfus oranı Türkiye’de yüzde 12, Rusya
Federasyonu’nda yüzde 73, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 74, AB ortalamasında yüzde 81 düzeyinde bulunuyor.
Türkiye’de 2000-2011 arasında Türkiye’de 15-19 yaş arasındaki bireylerin eğitime katılımlarında 41 yüzde puan artış sağlanırken, bu oran Rusya Federasyonu’nda 7, OECD ülkeleri ortalamasında 8, AB ortalamasında ise 6 yüzde puan oldu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
OECD verilerine göre, 6-15 yaş aralığında öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye, Lüksemburg’un onda biri düzeyinde bulunurken, harcama sıralamasında Türkiye 19 bin 821 dolar ile son sırada, Lüksemburg 197 bin 598 dolar ile ilk sırada yer alıyor.
Türk Eğitim Derneğinin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından hazırlanan ve Türkiye eğitim sistemini makro düzeyde genel bir bakış açısıyla değerlendirmek isteyen araştırmacılar ve eğitimle ilgilenenler için bir kaynak olarak planlanan Türkiye Eğitim Atlası, basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya, TEDMEM Direktörü Prof. Dr. Ziya Selçuk ve TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu katıldı.
Atlas, her yıl düzenli olarak yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Örgün Eğitim İstatistikleri’nin yanı sıra yükseköğretim istatistikleri, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) ve OECD Education at a Glance (Bir Bakışta Eğitim) gibi kaynaklardan öne çıkan bilgileri içeriyor.
MEB ve ÖSYM verilerine göre, tüm kademelerde özel okullardaki erkek öğrenci sayısı, kız öğrenci sayısından daha fazla. Geçen yıl 128 bin 867 öğretmen açığı bulunurken, halen 1792 norm fazlası öğretmen bulunuyor. Halen görevde olan onbinlerce öğretmenin sınıf dışında, yönetici, uzman, görevli gibi konumlarda olması, gerçek öğretmen açığı ve dağılımının nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesini zorlaştırıyor.
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kız öğrencilerin devamsızlıkları daha düşükken, diğer bölgelerde bu oran neredeyse birbirine eşit. Liseyi bitiremeyen erkek öğrenci sayısı, kız öğrenci sayısından daha fazla iken, genel ortaöğretimde kız öğrencilerin okullaşma oranı erkeklerden daha yüksek. Mesleki ve teknik ortaöğretimde erkeklerin okullaşma oranı kız öğrencilerden daha fazla.
Tüm bölgelerde erkek öğretim elemanı sayısı, kadın öğretim elemanı sayısından daha yüksek iken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki erkek ve kadın öğretim elemanı sayısı arasındaki fark oransal olarak daha fazla.
TIMSS sonuçlarına göre, Türkiye’de evlerinde eğitim kaynağı az düzeyde olan öğrenci oranı yüzde 54 iken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 21, Rusya Federasyonu’nda yüzde 19’da bulunuyor.
4. sınıf düzeyinde temel beslenme eksikliği nedeniyle öğretimi aksayan öğrenci oranı Türkiye’de yüzde 74, uluslararası ortalamada yüzde 29, Rusya Federasyonu’nda yüzde 17 iken, 4. sınıf düzeyini içeren okullarda kütüphanesi olmayan okul oranı Türkiye’de yüzde 24, uluslararası ortalamada yüzde 13, Rusya Federasyonu’nda yüzde 17.
Türkiye’de 4. sınıf düzeyinde dezavantajlı öğrencilerin bulunduğu okul oranı yüzde 63 iken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 30, Rusya Federasyonu’nda yüzde 13. 4. sınıf düzeyinde Türkiye’deki okulların yüzde 38’inde disiplinsizlikten kaynaklı sorun yaşanmazken, bu oran uluslararası ortalamada yüzde 61, Rusya Federasyonu’nda yüzde 65.
Öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye son sırada
OECD verilerine göre, 2011’de Türkiye’deki yetişkin nüfusun yüzde 68’i ortaöğretim düzeyi altında eğitime sahip iken, OECD ülkeleri ortalamasında bu oran yüzde 25.
6-15 yaş aralığında öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye, Lüksemburg’un onda biri düzeyinde bulunurken, harcama sıralamasında Türkiye 19 bin 821 dolar ile son sırada, Lüksemburg 197 bin 598 dolar ile ilk sırada yer alıyor.
Sosyal, kültürel ve ekonomik (ESCS indeksi) olarak alt düzeydeki (-1 altı) öğrenci oranı Türkiye’de yüzde 69, Rusya Federasyonu’nda yüzde 12, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 15. 2011’de yetişkin kadın istihdam oranı Türkiye’de yüzde 31, Rusya Federasyonu’nda yüzde 72, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 65, AB ortalamasında ise yüzde 66. 3-4 yaş nüfusunda bir eğitim kurumuna kayıtlı nüfus oranı Türkiye’de yüzde 12, Rusya
Federasyonu’nda yüzde 73, OECD ülkeleri ortalamasında yüzde 74, AB ortalamasında yüzde 81 düzeyinde bulunuyor.
Türkiye’de 2000-2011 arasında Türkiye’de 15-19 yaş arasındaki bireylerin eğitime katılımlarında 41 yüzde puan artış sağlanırken, bu oran Rusya Federasyonu’nda 7, OECD ülkeleri ortalamasında 8, AB ortalamasında ise 6 yüzde puan oldu.
Son Güncelleme: Çarşamba, 12 Şubat 2014 14:48
Gösterim: 1909

