Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Avrupa Birliği'nin en büyük eğitim projesi Erasmus'a Türkiye'den katılan öğrenci sayısı 10 bini geçti, en çok tercih edilen ülkeler Almanya ve Polonya.

erasmusta tercih edilen ülkeler2010–2011 akademik yılında Türkiye'den Erasmus öğrenci değişim programına yüzde 15 artışla 10.095 öğrenci katılırken, bunlardan 1786'sı Almanya ve 1511'i Polonya'daki üniversiteleri tercih etti.

Geçen yıl en fazla Türk öğrenci çeken diğer Avrupa ülkeleri 954 öğrenciyle İtalya, 727 öğrenciyle İspanya, 544 öğrenciyle Hollanda, 541 öğrenciyle Fransa, 498 öğrenciyle Çek Cumhuriyeti, 402 öğrenciyle İngiltere, 396 öğrenciyle İsveç, 394 öğrenciyle Macaristan, 356 öğrenciyle Portekiz ve 297 öğrenciyle Belçika oldu.

Buna mukabil 2010–2011 akademik yılında 4288 Avrupalı öğrenci Türkiye'deki üniversiteleri tercih etti. Bu dönemde Almanya'dan 1038, Polonya'dan 566, Fransa'dan 386, Hollanda'dan 376, İtalya ve İspanya'dan 259'ar, Litvanya'dan 234, Çek Cumhuriyeti'nden 163 ve Belçika'dan 137 öğrenci Türkiye'de eğitim aldı.

27 AB üyesi ve Türkiye'yle birlikte İsviçre, Norveç, Hırvatistan, İzlanda ve Lichtenstein'ın dahil olduğu Erasmus programından 2010–2011 akademik yılında yüzde 8,5 artışla toplam 231.410 öğrenci faydalandı. Erasmus kapsamındaki akademisyen değişim programına katılanların sayısı da 43 bine yaklaştı

Yarıya yakını AB bütçesinden olmak üzere yılda 480 milyon avro kaynak ayrılan Erasmus programına 2004–2005 eğitim yılında dahil olan Türkiye, Avrupa'ya gönderdiği öğrenci sayısını her yıl büyük oranlarda artırmayı başardı.

Türkiye, 2010–2011 akademik yılında dışarıya gönderdiği 10.095 öğrenciyle bu alanda 7. sıraya yükseldi. Bu dönemde Erasmus'a en çok katılan ülkeler Türkiye'yle birlikte 36.183 öğrenciyle İspanya, 31.747 öğrenciyle Fransa, 30.274 öğrenciyle Almanya, 22.031 öğrenciyle İtalya, 14.234 öğrenciyle Polonya ve 12.833 öğrenciyle İngiltere oldu.

> Erasmus'ta en çok hangi ülkeler tercih ediliyor?

Avrupa Birliği'nin en büyük eğitim projesi Erasmus'a Türkiye'den katılan öğrenci sayısı 10 bini geçti, en çok tercih edilen ülkeler Almanya ve Polonya.

erasmusta tercih edilen ülkeler2010–2011 akademik yılında Türkiye'den Erasmus öğrenci değişim programına yüzde 15 artışla 10.095 öğrenci katılırken, bunlardan 1786'sı Almanya ve 1511'i Polonya'daki üniversiteleri tercih etti.

Geçen yıl en fazla Türk öğrenci çeken diğer Avrupa ülkeleri 954 öğrenciyle İtalya, 727 öğrenciyle İspanya, 544 öğrenciyle Hollanda, 541 öğrenciyle Fransa, 498 öğrenciyle Çek Cumhuriyeti, 402 öğrenciyle İngiltere, 396 öğrenciyle İsveç, 394 öğrenciyle Macaristan, 356 öğrenciyle Portekiz ve 297 öğrenciyle Belçika oldu.

Buna mukabil 2010–2011 akademik yılında 4288 Avrupalı öğrenci Türkiye'deki üniversiteleri tercih etti. Bu dönemde Almanya'dan 1038, Polonya'dan 566, Fransa'dan 386, Hollanda'dan 376, İtalya ve İspanya'dan 259'ar, Litvanya'dan 234, Çek Cumhuriyeti'nden 163 ve Belçika'dan 137 öğrenci Türkiye'de eğitim aldı.

27 AB üyesi ve Türkiye'yle birlikte İsviçre, Norveç, Hırvatistan, İzlanda ve Lichtenstein'ın dahil olduğu Erasmus programından 2010–2011 akademik yılında yüzde 8,5 artışla toplam 231.410 öğrenci faydalandı. Erasmus kapsamındaki akademisyen değişim programına katılanların sayısı da 43 bine yaklaştı

Yarıya yakını AB bütçesinden olmak üzere yılda 480 milyon avro kaynak ayrılan Erasmus programına 2004–2005 eğitim yılında dahil olan Türkiye, Avrupa'ya gönderdiği öğrenci sayısını her yıl büyük oranlarda artırmayı başardı.

Türkiye, 2010–2011 akademik yılında dışarıya gönderdiği 10.095 öğrenciyle bu alanda 7. sıraya yükseldi. Bu dönemde Erasmus'a en çok katılan ülkeler Türkiye'yle birlikte 36.183 öğrenciyle İspanya, 31.747 öğrenciyle Fransa, 30.274 öğrenciyle Almanya, 22.031 öğrenciyle İtalya, 14.234 öğrenciyle Polonya ve 12.833 öğrenciyle İngiltere oldu.

Son Güncelleme: Salı, 08 May 2012 16:26

Gösterim: 7418

YÖK üniversitelerde köklü değişikliklere gidiyor. YÖK, üniversitelerin bazı bölümlerini kapatma kararı aldı.

Her yıl üniversite kontenjanlarını ortalama yüzde 20 oranında artıran YÖK , bu yıl devlet üniversitelerinde başta fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimler bölümlerini “kapatma” yoluyla kontenjan düşürüyor.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) devlet üniversitelerinde yaşama geçecek radikal kararlar alıyor. Bunlardan biri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın talebiyle eğitim fakültelerindeki “ikinci öğretim programları”nın kapatılması. Bir diğeri ise İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki üniversitelerde “Dolmuyor” denilerek fizik, kimya, biyoloji gibi temel eğitim veren programları kapatmak. Kapatılması düşünülenlere, yine kontenjanı doldurma sorunu yaşayan “deniz ürünleri” gibi bölümlerin eklenmesi planlanıyor.

25 BİNLİK AZALMA 

YÖK’ün bu kararıyla devlet üniversitelerinin lisans programlarında en az 25 bin kontenjan azalacak. Ancak “kapatılacak programlar listesinin” henüz kesinleşmediği belirtilerek bu rakamın daha da yükseleceği belirtiliyor. Akademisyenler ise temel bilimleri “dolmuyor” diye kapatmanın temel eğitime darbe vurmak olduğunu söylerken, “YÖK, dolmayan kontenjanlar sorununu bölüm kapatarak, çözmeye çalışıyor” diyor.

67 BİN BOŞ KONTENJAN 

Devlet üniversitelerinde lisans programlarının kontenjanı, geçen yıl 310 bin 877’ydi. Önlisans programlarıyla birlikte bu sayı 560 bini buluyordu. Devlet, vakıf ve KKTC üniversiteleriyle birlikte açıköğretim hariç üniversitelerdeki toplam sayı ise 655 bin 941’di. Bunun 33 bini devlette olmak üzere 67 bini boş kalmıştı.

> YÖK hangi bölümleri kapatıyor?

YÖK üniversitelerde köklü değişikliklere gidiyor. YÖK, üniversitelerin bazı bölümlerini kapatma kararı aldı.

Her yıl üniversite kontenjanlarını ortalama yüzde 20 oranında artıran YÖK , bu yıl devlet üniversitelerinde başta fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimler bölümlerini “kapatma” yoluyla kontenjan düşürüyor.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) devlet üniversitelerinde yaşama geçecek radikal kararlar alıyor. Bunlardan biri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın talebiyle eğitim fakültelerindeki “ikinci öğretim programları”nın kapatılması. Bir diğeri ise İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki üniversitelerde “Dolmuyor” denilerek fizik, kimya, biyoloji gibi temel eğitim veren programları kapatmak. Kapatılması düşünülenlere, yine kontenjanı doldurma sorunu yaşayan “deniz ürünleri” gibi bölümlerin eklenmesi planlanıyor.

25 BİNLİK AZALMA 

YÖK’ün bu kararıyla devlet üniversitelerinin lisans programlarında en az 25 bin kontenjan azalacak. Ancak “kapatılacak programlar listesinin” henüz kesinleşmediği belirtilerek bu rakamın daha da yükseleceği belirtiliyor. Akademisyenler ise temel bilimleri “dolmuyor” diye kapatmanın temel eğitime darbe vurmak olduğunu söylerken, “YÖK, dolmayan kontenjanlar sorununu bölüm kapatarak, çözmeye çalışıyor” diyor.

67 BİN BOŞ KONTENJAN 

Devlet üniversitelerinde lisans programlarının kontenjanı, geçen yıl 310 bin 877’ydi. Önlisans programlarıyla birlikte bu sayı 560 bini buluyordu. Devlet, vakıf ve KKTC üniversiteleriyle birlikte açıköğretim hariç üniversitelerdeki toplam sayı ise 655 bin 941’di. Bunun 33 bini devlette olmak üzere 67 bini boş kalmıştı.

Son Güncelleme: Salı, 08 May 2012 09:45

Gösterim: 2983

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya üniversitelerin kendilerine özgü hedef ve stratejiler belirlemelerinin ve güçlü bir yükseköğretim sistemi inşa etmelerinin olmazsa olmazlardan olduğunu vurguladı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya Kafkasya bölgesindeki üniversitelerin bilim, kültür ve sosyal alanda işbirliği ile bilimsel dayanışmayı geliştirmek amacıyla 2009 yılında Ardahan Üniversitesi öncülüğünde 7 üniversite tarafından kurulan Kafkasya Üniversiteler Birliği'nin (KUNİB) üye sayısı 42'ye ulaştı. Yeni üniversitelerin birliğe katılımına ilişkin imza töreni ve 2. Olağan Kongre, Gürcistan'ın Batum kentinde yapıldı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya üniversitelerin kendilerine özgü hedef ve stratejiler belirlemelerinin ve güçlü bir yüksek öğretim sistemi inşa etmelerinin olmazsa olmazlardan olduğunu vurguladı.

''Üniversite demek, çeşitlilik demektir'' diyen Çetinsaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Her üniversitenin aynı alanlara yönelmesi, aynı alanlarda ürünler ortaya koyması düşünülemez. Üniversitelerimiz, kendilerine stratejik alanlar seçmeli ve bu alanlarda yoğunlaşmalı. 21. yüzyılda farklı bir dünya olacak, farklılıkların bir arada yaşanacağı bir yüzyıl olacak. Böyle bir dünyada tek bir uluslararasılaşma stratejisi izleyemeyiz. Kendi çevremizde, kendi bölgemizde yeni süreçler, yeni işbirliği projeleri yaratmalıyız. Üniversitelerimiz de uluslararası öğrenci ve öğretim elemanlarının sayısını arttırmalı ve onlara sağlıklı ortamlar oluşturmalı. Bölgemizde ortak üniversitelerin açılmasına çalışmalıyız. Bu düşünceler ışığında Kafkasya Üniversiteler Birliği'nin kuruluşunu, faaliyetlerini bu çerçevede, bu manada atılmış önemli bir adım olarak görüyorum.''

Kafkasya ülkelerindeki rektörler güçlerini birleştirdi

KUNİB Başkanı ve Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, insanların içine kapanıp kendileriyle savaştıkları zaman başarıya ulaşmalarının mümkün olmadığını dile getirerek, ''Büyüyerek, birleşerek gelişen bir dünya sürecinde, Kafkasya ülkelerinin birbirlerine sınırlarını kapatmaları, birbirlerine sırtlarını dönmeleri elbette beklenemezdi. Kafkasya ülkelerindeki rektörler de birleşerek ortak bir gelecek perspektifi oluşturmak üzere güçlerini birleştirdi. Kafkasya Üniversiteler Birliği, üzerinde yaşadığımız toprakların geçmişini, kültürünü, kaynaklarını, değerlerini ortak olarak düşünmek, projeler yapmak ve bu kaynakları dünyaya açma girişimidir'' şeklinde konuştu.

> YÖK Başkanı’ndan üniversitelere mesaj

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya üniversitelerin kendilerine özgü hedef ve stratejiler belirlemelerinin ve güçlü bir yükseköğretim sistemi inşa etmelerinin olmazsa olmazlardan olduğunu vurguladı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya Kafkasya bölgesindeki üniversitelerin bilim, kültür ve sosyal alanda işbirliği ile bilimsel dayanışmayı geliştirmek amacıyla 2009 yılında Ardahan Üniversitesi öncülüğünde 7 üniversite tarafından kurulan Kafkasya Üniversiteler Birliği'nin (KUNİB) üye sayısı 42'ye ulaştı. Yeni üniversitelerin birliğe katılımına ilişkin imza töreni ve 2. Olağan Kongre, Gürcistan'ın Batum kentinde yapıldı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya üniversitelerin kendilerine özgü hedef ve stratejiler belirlemelerinin ve güçlü bir yüksek öğretim sistemi inşa etmelerinin olmazsa olmazlardan olduğunu vurguladı.

''Üniversite demek, çeşitlilik demektir'' diyen Çetinsaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Her üniversitenin aynı alanlara yönelmesi, aynı alanlarda ürünler ortaya koyması düşünülemez. Üniversitelerimiz, kendilerine stratejik alanlar seçmeli ve bu alanlarda yoğunlaşmalı. 21. yüzyılda farklı bir dünya olacak, farklılıkların bir arada yaşanacağı bir yüzyıl olacak. Böyle bir dünyada tek bir uluslararasılaşma stratejisi izleyemeyiz. Kendi çevremizde, kendi bölgemizde yeni süreçler, yeni işbirliği projeleri yaratmalıyız. Üniversitelerimiz de uluslararası öğrenci ve öğretim elemanlarının sayısını arttırmalı ve onlara sağlıklı ortamlar oluşturmalı. Bölgemizde ortak üniversitelerin açılmasına çalışmalıyız. Bu düşünceler ışığında Kafkasya Üniversiteler Birliği'nin kuruluşunu, faaliyetlerini bu çerçevede, bu manada atılmış önemli bir adım olarak görüyorum.''

Kafkasya ülkelerindeki rektörler güçlerini birleştirdi

KUNİB Başkanı ve Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, insanların içine kapanıp kendileriyle savaştıkları zaman başarıya ulaşmalarının mümkün olmadığını dile getirerek, ''Büyüyerek, birleşerek gelişen bir dünya sürecinde, Kafkasya ülkelerinin birbirlerine sınırlarını kapatmaları, birbirlerine sırtlarını dönmeleri elbette beklenemezdi. Kafkasya ülkelerindeki rektörler de birleşerek ortak bir gelecek perspektifi oluşturmak üzere güçlerini birleştirdi. Kafkasya Üniversiteler Birliği, üzerinde yaşadığımız toprakların geçmişini, kültürünü, kaynaklarını, değerlerini ortak olarak düşünmek, projeler yapmak ve bu kaynakları dünyaya açma girişimidir'' şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: Pazar, 06 May 2012 11:14

Gösterim: 2405

Yeni fakülte ve yüksekokulların kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kararlara göre, Nevşehir Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak İlahiyat Fakültesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak da Güzel Sanatlar Fakültesi ile Mimarlık Fakültesi kurulacak.

Yalova Üniversitesi ve Dumlupınar Üniversitesi rektörlüklerine bağlı yabancı diller yüksekokulları, Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak da Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulması kararlaştırıldı.

> Yeni fakülte ve yüksekokullar geliyor

Yeni fakülte ve yüksekokulların kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.

Kararlara göre, Nevşehir Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak İlahiyat Fakültesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak da Güzel Sanatlar Fakültesi ile Mimarlık Fakültesi kurulacak.

Yalova Üniversitesi ve Dumlupınar Üniversitesi rektörlüklerine bağlı yabancı diller yüksekokulları, Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak da Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu kurulması kararlaştırıldı.

Son Güncelleme: Pazar, 06 May 2012 11:33

Gösterim: 2073

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü akademisyenleri, Türkiye'de ilk kez yüksek güç ve frekanslı elektromanyetik enerjiyi bir noktadan diğer noktaya kablosuz olarak aktarmayı başardı.  

süleyman demirel üniversitesiSDÜ Plazma Araştırma Laboratuarı Sorumlusu ve Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lütfi Öksüz, gazetecilere yaptığı açıklamada, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile Kanada ve ABD'den uzmanların da yer aldığı ekibin, bir metre uzaklıktaki neon lambaları, aralarında hiç bir kablo bağlantısı olmadan yakmayı başardığını söyledi. 

 Türkiye'de ilk kez, yüksek güç ve frekanslı elektromanyetik enerjiyi bir noktadan diğer noktaya kablosuz aktarmayı başardıklarını belirten Öksüz, aktarılan enerji miktarının da 2 gigawatt olduğunu bildirdi. Sistemin gelecekte ülke savunması için stratejik değer taşıdığına değinen Lütfi Öksüz, ''Yüksek güçteki enerjinin transferi, karşısında elektrikle çalışan ne varsa yakılıp, yıkılması demek. Tankları, uçakları, uyduları, mayınları, yani aklınıza gelecek ne varsa tahrip edebilir'' dedi. 
Hedeflerinin bir metrelik aktarım mesafesini artırmak olduğunu ve bunu gerçekleştirmek için sadece mali desteğe ihtiyaçlarının bulunduğunu dile getiren Öksüz, şunları söyledi: 
''Amacımız, laboratuarda gerçekleştirdiğimiz deneydeki bir metrelik mesafeyi binlerce kilometreye çıkartabilmek. Eğer bir uyduyu düşürmek istiyorsak o kadar mesafeye gidebilecek sistemi kurabilmeyi istiyoruz. Bu mümkün. Şu anda tek eksiğimiz, sistemi geliştirebilmek için parasal destek. Bu sistemi savaş uçağında kullanırsanız, düşman savaş uçağını elektromanyetik dalga göndermek suretiyle düşürebilirsiniz. Düşman ülkenin, hidroelektrik ya da nükleer elektrik santrallerini durdurabilir, düşman ülkenin tüm elektrik sistemini göçertebilirsiniz. Eğer yeterli destek verilirse, bu sistemi geliştirip savunma sanayine hazır hale getirebiliriz.'' 
Doç. Dr. Lütfi Öksüz, benzer bir sistemin ABD'de geliştirildiğini ve bu sistemin insanlar üzerinde yanma hissi oluşturduğunu anlattı. Öksüz, ''ABD ve Kanadalı ortaklarımız var. ABD ve Rusya bu konu üzerinde çok ciddi çalışıyor. Sistemin farklı bilimsel uygulamaları var'' diye konuştu. 
Sistemin önce enerjiyi depoladığını, daha sonra da 10 üzeri eksi 9 saniyede boşaltıldığını anlatan Öksüz, yüksek boşaltma hızıyla elde edilen gücün de neon lambayı yaktığını anlattı. Cihazın 3-4 metre uzunluğunda bir topa benzediğini ifade eden Öksüz, istenirse cihazı daha küçük boyutlarda üretme şansları olduğunu kaydetti. ABD ve Rusya'da halen kullanılan sistemin ilk yerli üretimini sağladıklarına değinen Lütfi Öksüz, ''Ancak küçültülüp farklı amaçlarla kullanılmasını sağlamak için maddi destek gerekiyor'' dedi. 

> Bilim adamları Türkiye'de bir ilke imza attı

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü akademisyenleri, Türkiye'de ilk kez yüksek güç ve frekanslı elektromanyetik enerjiyi bir noktadan diğer noktaya kablosuz olarak aktarmayı başardı.  

süleyman demirel üniversitesiSDÜ Plazma Araştırma Laboratuarı Sorumlusu ve Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lütfi Öksüz, gazetecilere yaptığı açıklamada, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile Kanada ve ABD'den uzmanların da yer aldığı ekibin, bir metre uzaklıktaki neon lambaları, aralarında hiç bir kablo bağlantısı olmadan yakmayı başardığını söyledi. 

 Türkiye'de ilk kez, yüksek güç ve frekanslı elektromanyetik enerjiyi bir noktadan diğer noktaya kablosuz aktarmayı başardıklarını belirten Öksüz, aktarılan enerji miktarının da 2 gigawatt olduğunu bildirdi. Sistemin gelecekte ülke savunması için stratejik değer taşıdığına değinen Lütfi Öksüz, ''Yüksek güçteki enerjinin transferi, karşısında elektrikle çalışan ne varsa yakılıp, yıkılması demek. Tankları, uçakları, uyduları, mayınları, yani aklınıza gelecek ne varsa tahrip edebilir'' dedi. 
Hedeflerinin bir metrelik aktarım mesafesini artırmak olduğunu ve bunu gerçekleştirmek için sadece mali desteğe ihtiyaçlarının bulunduğunu dile getiren Öksüz, şunları söyledi: 
''Amacımız, laboratuarda gerçekleştirdiğimiz deneydeki bir metrelik mesafeyi binlerce kilometreye çıkartabilmek. Eğer bir uyduyu düşürmek istiyorsak o kadar mesafeye gidebilecek sistemi kurabilmeyi istiyoruz. Bu mümkün. Şu anda tek eksiğimiz, sistemi geliştirebilmek için parasal destek. Bu sistemi savaş uçağında kullanırsanız, düşman savaş uçağını elektromanyetik dalga göndermek suretiyle düşürebilirsiniz. Düşman ülkenin, hidroelektrik ya da nükleer elektrik santrallerini durdurabilir, düşman ülkenin tüm elektrik sistemini göçertebilirsiniz. Eğer yeterli destek verilirse, bu sistemi geliştirip savunma sanayine hazır hale getirebiliriz.'' 
Doç. Dr. Lütfi Öksüz, benzer bir sistemin ABD'de geliştirildiğini ve bu sistemin insanlar üzerinde yanma hissi oluşturduğunu anlattı. Öksüz, ''ABD ve Kanadalı ortaklarımız var. ABD ve Rusya bu konu üzerinde çok ciddi çalışıyor. Sistemin farklı bilimsel uygulamaları var'' diye konuştu. 
Sistemin önce enerjiyi depoladığını, daha sonra da 10 üzeri eksi 9 saniyede boşaltıldığını anlatan Öksüz, yüksek boşaltma hızıyla elde edilen gücün de neon lambayı yaktığını anlattı. Cihazın 3-4 metre uzunluğunda bir topa benzediğini ifade eden Öksüz, istenirse cihazı daha küçük boyutlarda üretme şansları olduğunu kaydetti. ABD ve Rusya'da halen kullanılan sistemin ilk yerli üretimini sağladıklarına değinen Lütfi Öksüz, ''Ancak küçültülüp farklı amaçlarla kullanılmasını sağlamak için maddi destek gerekiyor'' dedi. 

Son Güncelleme: Cuma, 04 May 2012 18:01

Gösterim: 1838


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.