Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve diyabet alanında gerçekleştirdiği çalışmalarla Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği (EASD) ve Novo Nordisk Vakfı tarafından verilen EASD–Novo Nordisk Vakfı Diyabet Mükemmeliyet Ödülü’nün bu yılki sahibi oldu. 

GokhanHotamisligilHarvard Üniversitesi bünyesinde genetik ve kompleks hastalıklar üzerine araştırmalar yapan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nin başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve diyabet arasındaki ilişki ile bu hastalıkların muhtemel tedavi yolları konusunda yaptığı çığır açıcı çalışmalar nedeniyle EASD–Novo Nordisk Vakfı Diyabet Ödülü’ne layık görüldü.

Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği (EASD) ve Novo Nordisk Vakfı tarafından verilen EASD–Novo Nordisk Vakfı Diyabet Mükemmellik Ödülü, tüm dünyada 425 milyondan fazla kişinin mücadele ettiği diyabet ve 650 milyon kişide görülen obezite alanında yenilikçi araştırmaları teşvik etmek amacıyla üstün başarı gösteren bilim insanlarına veriliyor. Hotamışlıgil’e ödülü, 3 Ekim tarihinde Almanya’nın Berlin şehrinde gerçekleştirilecek 54. EASD Yıllık Toplantısı’nda düzenlenecek törenle takdim edilecek.

Ödüle ilişkin konuşan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “Diyabet araştırmaları alanındaki bu en prestijli ödüle layık görüldüğüm için büyük onur duyuyorum. Böyle bir ödülü meslektaşlarımdan almış olmak da ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağı. Ödülü öğrencilerim, asistanlarım ve meslektaşlarım adına kabul ediyorum; onların fedakârlığı ve gayreti olmadan bahsi geçen başarıların hiçbiri gerçekleştirilemezdi. İlkokuldan itibaren bana yol gösteren ve hayatımda büyük etkileri olan olağanüstü öğretmenlerim ve akıl hocalarımın yanı sıra 25 yıl boyunca çalışmalarımıza cömertçe destek sağlayan herkese minnettarım. Gösterdikleri sonsuz sevgi, destek ve sabır için de aileme teşekkür ediyorum. Umarım tüm bu çabalarımız insanlığa ufak bile olsa bir katkıda bulunur ve bu ödüle giden yolda bana destek olup ışık tutanlara olan gönül borcumun küçük bir karşılığını teşkil eder. Aldığım ödülün büyük bir bölümünü araştırmalarımız için kullanılmak üzere Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’ne aktaracağım” dedi.

EASD Başkanı Prof. Juleen Zierath ise şunları söyledi: “Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, metabolik hastalıkların araştırılmasında öncü bir isim. Bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalar, yaygın ve karmaşık hastalıkların genetik mekanizmaları ile tedavi yöntemleri üzerine odaklanan ve çok yeni bir alan olan “immunometabolism”de çığır açıcı bilgilerin edinilmesine yol açtı. Yaptığı keşifler metabolik hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesinde kullanılan mevcut yaklaşımları oluşturdu. Ayrıca Hotamışlıgil 100’den fazla öğrenci ve bilim insanını eğitmiş ve yol göstermiş olan örnek bir öğretmen. Kendisinin bu ödülü almayı her hususta hak ettiğine inanıyorum.” 

Novo Nordisk Vakfı CEO’su Birgitte Nauntofte ise “Vakıf olarak bu ödülle bilim insanlarını teşvik etmeyi ve onurlandırmayı amaçlıyoruz. Diyabet alanındaki gelişmelere kesin surette katkıda bulunan olağanüstü çalışmalarından ve çığır açıcı katkılarından ötürü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’i kutluyoruz” dedi

> Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’e Avrupa’dan Büyük Ödül

Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve diyabet alanında gerçekleştirdiği çalışmalarla Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği (EASD) ve Novo Nordisk Vakfı tarafından verilen EASD–Novo Nordisk Vakfı Diyabet Mükemmeliyet Ödülü’nün bu yılki sahibi oldu. 

GokhanHotamisligilHarvard Üniversitesi bünyesinde genetik ve kompleks hastalıklar üzerine araştırmalar yapan Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nin başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve diyabet arasındaki ilişki ile bu hastalıkların muhtemel tedavi yolları konusunda yaptığı çığır açıcı çalışmalar nedeniyle EASD–Novo Nordisk Vakfı Diyabet Ödülü’ne layık görüldü.

Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği (EASD) ve Novo Nordisk Vakfı tarafından verilen EASD–Novo Nordisk Vakfı Diyabet Mükemmellik Ödülü, tüm dünyada 425 milyondan fazla kişinin mücadele ettiği diyabet ve 650 milyon kişide görülen obezite alanında yenilikçi araştırmaları teşvik etmek amacıyla üstün başarı gösteren bilim insanlarına veriliyor. Hotamışlıgil’e ödülü, 3 Ekim tarihinde Almanya’nın Berlin şehrinde gerçekleştirilecek 54. EASD Yıllık Toplantısı’nda düzenlenecek törenle takdim edilecek.

Ödüle ilişkin konuşan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “Diyabet araştırmaları alanındaki bu en prestijli ödüle layık görüldüğüm için büyük onur duyuyorum. Böyle bir ödülü meslektaşlarımdan almış olmak da ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağı. Ödülü öğrencilerim, asistanlarım ve meslektaşlarım adına kabul ediyorum; onların fedakârlığı ve gayreti olmadan bahsi geçen başarıların hiçbiri gerçekleştirilemezdi. İlkokuldan itibaren bana yol gösteren ve hayatımda büyük etkileri olan olağanüstü öğretmenlerim ve akıl hocalarımın yanı sıra 25 yıl boyunca çalışmalarımıza cömertçe destek sağlayan herkese minnettarım. Gösterdikleri sonsuz sevgi, destek ve sabır için de aileme teşekkür ediyorum. Umarım tüm bu çabalarımız insanlığa ufak bile olsa bir katkıda bulunur ve bu ödüle giden yolda bana destek olup ışık tutanlara olan gönül borcumun küçük bir karşılığını teşkil eder. Aldığım ödülün büyük bir bölümünü araştırmalarımız için kullanılmak üzere Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’ne aktaracağım” dedi.

EASD Başkanı Prof. Juleen Zierath ise şunları söyledi: “Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, metabolik hastalıkların araştırılmasında öncü bir isim. Bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalar, yaygın ve karmaşık hastalıkların genetik mekanizmaları ile tedavi yöntemleri üzerine odaklanan ve çok yeni bir alan olan “immunometabolism”de çığır açıcı bilgilerin edinilmesine yol açtı. Yaptığı keşifler metabolik hastalıkların anlaşılması ve tedavi edilmesinde kullanılan mevcut yaklaşımları oluşturdu. Ayrıca Hotamışlıgil 100’den fazla öğrenci ve bilim insanını eğitmiş ve yol göstermiş olan örnek bir öğretmen. Kendisinin bu ödülü almayı her hususta hak ettiğine inanıyorum.” 

Novo Nordisk Vakfı CEO’su Birgitte Nauntofte ise “Vakıf olarak bu ödülle bilim insanlarını teşvik etmeyi ve onurlandırmayı amaçlıyoruz. Diyabet alanındaki gelişmelere kesin surette katkıda bulunan olağanüstü çalışmalarından ve çığır açıcı katkılarından ötürü Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’i kutluyoruz” dedi

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Eylül 2018 13:39

Gösterim: 1323

Atatürk’ün “Bilgi söz olmaktan çıkmalı, işe yaramalıdır”, düşüncesini hayata kazandıran Enstitü Koleji, Cumhuriyet tarihinin ilk alfabelerinden abaküslere, ilk defterlerden laboratuvar gereçlerine uzanan bir hafıza oluşturuyor.

enstitu_kolej_muzeOkul Müzesi, Müzecilik alanında, çocuk tarihi konusunda pek çok değerli çalışma yapan Sunay Akın Küratörlüğünde ve sahne sanatları tasarım Sanatçısı Ayhan Doğan’ın tasarımı ile gerçekleşmiştir. Sunay Akın, Okul Müzesi hakkında şunları söyledi: “Müzeciliğin gelişiminde ve yaygınlaştırılmasında özel okulların katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda, Okul Müzesi geleceğe yönelik çok değerli ve önemli bir adım atmış oluyor. Okul, sadece içinde sınıf ve atölyelerin olduğu dört duvar değildir, olmamalıdır. Müzeler, eğitim hayatının en önemli ve en saygın mekanlarıdır. Okullarda anlatılan bilgiler; müzelerde sergilenir, paylaşılır ve korunur. Okul Müzesi her yaşta ziyaretçiye seslenen bir bilgi mabedidir. Anadolu Yakasında Oyuncak Müzesi, Oyun Müzesi, Masal Müzesi ve Barış Manço Müzesi’nin yanında İstanbul’a bir de Okul Müzesi kazandırma şansı veren Enstitü Koleji’ne teşekkür ederim.”

Okul Müzesi, 14 Eylül 2018 Cuma günü saat:17.00 da, Köy Enstitüleri’nin yetiştirdiği değerli öğretmenler ve Osman Şahin’in katılımıyla kapılarını ziyaretçilerine açacak. Ataşehir’de bulunan Okul Müzesi hafta sonları da ziyaretçilerine açık olacak.

> Enstitü Koleji’nin Okul Müzesi kapılarını açıyor

Atatürk’ün “Bilgi söz olmaktan çıkmalı, işe yaramalıdır”, düşüncesini hayata kazandıran Enstitü Koleji, Cumhuriyet tarihinin ilk alfabelerinden abaküslere, ilk defterlerden laboratuvar gereçlerine uzanan bir hafıza oluşturuyor.

enstitu_kolej_muzeOkul Müzesi, Müzecilik alanında, çocuk tarihi konusunda pek çok değerli çalışma yapan Sunay Akın Küratörlüğünde ve sahne sanatları tasarım Sanatçısı Ayhan Doğan’ın tasarımı ile gerçekleşmiştir. Sunay Akın, Okul Müzesi hakkında şunları söyledi: “Müzeciliğin gelişiminde ve yaygınlaştırılmasında özel okulların katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda, Okul Müzesi geleceğe yönelik çok değerli ve önemli bir adım atmış oluyor. Okul, sadece içinde sınıf ve atölyelerin olduğu dört duvar değildir, olmamalıdır. Müzeler, eğitim hayatının en önemli ve en saygın mekanlarıdır. Okullarda anlatılan bilgiler; müzelerde sergilenir, paylaşılır ve korunur. Okul Müzesi her yaşta ziyaretçiye seslenen bir bilgi mabedidir. Anadolu Yakasında Oyuncak Müzesi, Oyun Müzesi, Masal Müzesi ve Barış Manço Müzesi’nin yanında İstanbul’a bir de Okul Müzesi kazandırma şansı veren Enstitü Koleji’ne teşekkür ederim.”

Okul Müzesi, 14 Eylül 2018 Cuma günü saat:17.00 da, Köy Enstitüleri’nin yetiştirdiği değerli öğretmenler ve Osman Şahin’in katılımıyla kapılarını ziyaretçilerine açacak. Ataşehir’de bulunan Okul Müzesi hafta sonları da ziyaretçilerine açık olacak.

Son Güncelleme: Perşembe, 13 Eylül 2018 15:31

Gösterim: 1645

Ölçme, Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığına Prof. Dr. Halis Aygün atandı.

halis_aygun_osymProf. Dr. Halis Aygün, 1968 yılında Giresun Şebinkarahisar’da doğdu. 1989 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünden mezun olan Aygün, Yüksek Lisansını 1992 yılında aynı üniversitede tamamladı. Aygün, doktorasını 1997'de London City University'de tamamladı. 1989-1993 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi, Matematik Bölümü, Topoloji Anabilim Dalında araştırma görevlisi olan Aygün, Kocaeli Üniversitesi'nde 1998'de yardımcı doçent, 2000'de doçent ve 2006 yılında da profesör unvanını aldı.

 

> ÖSYM'ye yeni başkan geldi

Ölçme, Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığına Prof. Dr. Halis Aygün atandı.

halis_aygun_osymProf. Dr. Halis Aygün, 1968 yılında Giresun Şebinkarahisar’da doğdu. 1989 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünden mezun olan Aygün, Yüksek Lisansını 1992 yılında aynı üniversitede tamamladı. Aygün, doktorasını 1997'de London City University'de tamamladı. 1989-1993 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi, Matematik Bölümü, Topoloji Anabilim Dalında araştırma görevlisi olan Aygün, Kocaeli Üniversitesi'nde 1998'de yardımcı doçent, 2000'de doçent ve 2006 yılında da profesör unvanını aldı.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 06 Eylül 2018 10:56

Gösterim: 1075

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dünya üzerindeki teknolojinin gelişimi ve rekabete dikkati çekerek, "Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım eğitimde. Bunu gerçekten yapabiliriz. Çok çok farklı bir çağ geliyor. Dijitalin, biyolojik olanın birlikte olduğu bir tekillik çağı geliyor. Bizim bu çağa hazırlanmamız lazım." dedi.

ziya_selcuk_konferans2023´e Doğru Türkiye Eğitim Sistemi "Bulma Konferansı"nda Bakan Selçuk, dünyadaki büyük ülkelere ve eğitim reformunda başarılı olan ülkelere bakıldığında büyük liderliklerle eğitim projelerinin başarılı olduğunu anlattı. Açılışta, yönetmenliğini Semih Kaplanoğlu´nun yaptığı Bal filmindeki Yusuf´un okuldaki öğrenme sahnelerinin yer aldığı bölüm izletilen konferansta Bakan Selçuk, salonda bulunan Kaplanoğlu´na teşekkür ederek konuşmasında Yusuf karakterine atıflarda bulundu.
Kendisinin görevi kabul etmesinin nedeninin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan´ın liderliği olduğunu ifade eden Selçuk, "Eğer böyle bir liderlik olmasa gerçekten bir bakanın böyle bir işin altından kalkması -kim olursa olsun- çok zor görünüyor. Bir öğretmen lokomotif olmayı kabul ettiğinde bütün öğrenciler arkasından çuf çuf diye vagon olmayı hemen kabul ederler. Bu okul müdürleri için de böyledir, ilçe milli eğitim müdürleri için de söz konusudur." diye konuştu.
Selçuk, liderliğin izinde meseleye sahip çıkılması halinde karamsarlık ve eksikliklere rağmen Türkiye için çok güzel bir ufuk gördüğünü dile getirerek, "Türkiye´nin şimdiye kadar ortaya koyduğu birçok başarıyı eğitimle taçlandırmasının zamanı geldi" dedi.
Bakan Ziya Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu toplantının adına biz ´bulma konferansı´ dedik. Bunu asimetrik bir düşünce ya da farklı bir şey olsun diye yapmadık. Bu toplum Katip Çelebi´den beri, 1610´dan beri arıyor. Artık bulalım. Tanzimattan beri arıyor. Artık bulalım. Bulduğumuz şey aslında aslında olduğumuz şey. Dolayısıyla bulmakla olmak arasındaki ilişkiyi biz kurduğumuzda zaten meselenin çok büyük bir kısmı çözülmüş olacak. Biz bulmak için buradayız ama bir taraftan da ezberi ve taklidi bırakıp tahkike geçmek için de buradayız. Yaptığımız işe bir sual sorduğumuzda, ´yaptığımız iş daha çok taklitle mi, ezberle mi yoksa tahkikle mi ilgili?´ Bunun yanıtı ortaya konduğunda zaten bizim fotoğrafımız da çıkmış olacak."
Salonda çok farklı meslek gruplarından insanların bulunduğunu hatırlatan Selçuk, "Biz biraz araştırma için, sorgulama için, akıl için, kalp için buradayız. İyi ki buradasınız. Eğitim sadece eğitim değildir. Çünkü eğitim antropolojidir, nörobilimdir, biyolojidir, ilahiyattır, felsefedir." dedi.  

"Eğitimde kıyameti koparmamız lazım"
Salonda bulunanların iltifata ihtiyacı olmadığını, gruba bir isim verilmesi gerekirse "Bir şey yapma grubu" denileceğini dile getiren Selçuk, şunları kaydetti: "Bizim bir şey yapmamız lazım. Dahi, üstün zekalı insan sayısı bizim ülkemizin nüfusu kadar olan ülkeler var dünyada. Başka bir rekabet var, başka bir anlayış, başka bir yarış, başka bir bilim ve teknoloji var. Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım eğitimde. Bunu gerçekten yapabiliriz. Çok çok farklı bir çağ geliyor. Dijitalin, biyolojik olanın birlikte olduğu bir tekillik çağı geliyor. Bizim bu çağa hazırlanmamız lazım. Sadece gelecek için değil şimdi için bir şey yapmamız lazım. Eğitim çocukları geleceğe hazırlamak değildir. Eğitim çocukları şimdiye uyandırmaktır. Eğer şimdiye uyanmazsanız gelecek tasavvurunuz olmaz. Bizim şimdiye uyanmamız lazım. Çocukları uyandırmamız lazım."

"Sivri akıllara ihtiyacımız var"
Bakan Selçuk, Türkiye´nin problemlerinin büyük olduğunu bu sebeple sorunların çözümü için "sivri akıllara" ihtiyaç duyduklarını bildirdi. "Ortak akıldan uzaklaşıp ezberleri bozmamız lazım" diyen Selçuk, "20 kişinin 18´inin ortak karar kıldığı bir ortak akıl bizim problemimizin çözümü değildir. Bizim problemimiz öyle devasa ki bizim sivri akıllara ihtiyacımız. Orta akıl ortalama akla götürür ortalama problemler söz konusuysa... Bizim sivri akıllara ihtiyacımız var. Çünkü bizim derdimiz büyük. ´Biz´ olmak istemiyoruz. Eğer ´siz, biz´ derseniz bu zımni olarak ´onlar´ demektir. ´Biz´ diyen birisi varsa ´onlar´ diyordur. ´Biz´ olmayı aşıp hepimiz olmak durumundayız." değerlendirmesini yaptı. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, inovasyon peşinde olmadıklarını, yenilenerek dönüşmek istediklerini anlattı. "Yahya Kemal´in deyişiyle ´imtidad´ peşindeyiz. Yani yenilenerek dönüşmek peşindeyiz." ifadelerini kullanan Bakan Selçuk, şöyle devam etti: "Eğer bu konuda biraz mesafe alabilirsek -ki almalıyız- bizim yeni çekirdeklere, tohumlara ihtiyacımız var. Tabiatın bir kaidesi vardır. Herhangi bir bitkinin yeni bir filiz verebilmesi için tohumunun çürümesi lazım toprakta, dağılması lazım. Çünkü yeni filiz zaten tohumu getirecek size. Bin senedir duran bir tohumu muhafaza etmenin bir alemi yok. Onun toprakta dağılması gerekiyor ve yeni filiz verip, yeni bir medeniyet çekirdeğinin müjdesini taşıması gerekiyor. Biz hala kısırlaşmış bir tohumu muhafaza etmeye çalıştığımızda, muhafaza ettiğimiz şeyin bizi zehirlediğini farkederiz."
Dışarıdan propagandist şekilde çocuklara verilen, hayattan uzak, bayat müfredatların sorgulanması gerektiğini, bunlar için görevde olduklarını diye getiren Selçuk, eğitim ve zorunlu kelimesini yan yana getirenlere ´durun´ demek için burada olduklarını vurguladı.  

"Yağmur ´size su var, size yok´ demez"
 Bakan Selçuk, şunları söyledi: "Eğitimi endüstrinin ihtiyacıyla sınırlayanlara ´lütfen gökyüzüne bakın´ demek için buradayız. Milyarlarca yıldır her gün doğan ama asla bıktırmayan güneşi anlamak için buradayız. Güneş olmak için buradayız. Yağmur olmak için buradayız. Çünkü güneş hiçbir nebatı, otu, kurdu, kuşu, çocuğu, evlatlarımızın hiçbirisini ayırmadan hepsini ısıtır. Biz yağmur olmak zorundayız. Yağmur ´size su var size yok´ demez. Ne varsa herkese dağıtır. Böyle olduğumuzda mutlak surette hakikat kelimesini kullanmanın iznine de erişmiş oluruz. Eğer bunu yapabileceksek artı ya da eksi olmak için burada değiliz biz. Biz artı ve eksinin çarpışması sonucu ortaya çıkan enerji için buradayız. Kutupsuz sevgi için buradayız. Artı eksi için burada değiliz. Koşulsuz sevgi için buradayız. Bizim bilimle, aklı, gönlü, kokteyl yapmaya ihtiyacımız var. Bizim çift kanatlı olmaya ihtiyacımız var. Evrensel anlayışın yerel temsili için düşünmeye ihtiyacımız var. Bu nedenle ´yerli düşün küresel davran´ demek durumundayız. ´Küresel düşün yerel davran´ dediğimizde bunun farkını ortaya koyma ihtiyacımız var. Bizim kavramlarımızı yıkamaya ihtiyacımız var. Karnından doğdukları medeniyetin sesini soluğunu taşıyan kavramları yeniden sorgulama ihtiyacımız var."
"Teneffüs" kelimesi üzerinde duran Selçuk, "Bir dalgıç denizin dibine girmiştir, sünger toplamak için teçhizatı da yoktur ve aşağıda o kadar bunalır ki birden yukarı çıkıp teneffüs alır. Ders nedir ki çıkıp da teneffüs alma ihtiyacı doğuran bir şeydir. Bu teneffüse teneffüs diyen ne kadar zeki bir adammış. İçeride yapılanın farkındaymış. Neden Türkiye´de sınıfların kapılarının iç tarafının boyası aşırı derecede silinmiş ya da kapı kırılmıştır iç tarafı ama kapıların dış tarafında hiçbir bozulma yoktur. Çünkü çocukların sınıflara giriş hızıyla sınıftan çıkış hızları arasındaki fark inanılmazdır." değerlendirmesini yaptı.

"Deli gömleklerimizi yakalım"
 Bütün bu kelimeleri düşünürken ve üzerinde çalışırken gerçekçi bir amaç ve sağlam bir metot ortaya koyulması gerektiğini belirterek, bunu sağlamak için yeterli kudret, irade ve bilimin bulunduğunu söyleyen Selçuk, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bunun için inanın kudret var, irade var ve şimdi bilim var. Bilim olmadan bu ikisi bir işe yaramaz. Yani kudret ve irade ikilemesi bir işe yaramaz. Eğer bilim varsa işe yarar. Gelin hep beraber bu ülkeyi aklın, bilimin, gönlün merkezi yapalım ve medeniyete yeni bir filiz için muhafaza ettiklerimizin zehrini akıtalım. Çocuğumuzu sevdiğimiz kadar çocuk kavramını da sevelim. Öğretmenlere sahip çıkalım ki çocuklar onların vesilesiyle özgür akla koşsunlar. Hepimiz deli gömleklerimizi yakalım gitsin. Cemil Meriç´in ruhu şad olsun. Biz evrensel doğayla uyumlu güçlü bir felsefeye sahip gerçekçi bir amaca sahip sağlam bir metoda sahip bir paradigmayı konuşalım ve bu bizim dünyaya hediyemiz olsun, niye olmasın ki? Yusuflara el verelim. Şimdi ve gelecek hikayesini konuşalım. Şimdiye kadar başardıklarımızı Türkiye olarak eğitimle taçlandıralım."
Toplumun farklı kesimlerinden ve uzmanlık alanlarından temsilcilerin buluştuğu konferansa, bilimden sanata, hukuktan medyaya, spordan iş dünyasına, sendikalardan düşünce kuruluşlarına kadar 21 farklı alandan 100’ün üzerinde eğitim gönüllüsü katıldı.

 

 

 

> Eğitimde 'kıyameti kopartmak' için toplandılar

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dünya üzerindeki teknolojinin gelişimi ve rekabete dikkati çekerek, "Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım eğitimde. Bunu gerçekten yapabiliriz. Çok çok farklı bir çağ geliyor. Dijitalin, biyolojik olanın birlikte olduğu bir tekillik çağı geliyor. Bizim bu çağa hazırlanmamız lazım." dedi.

ziya_selcuk_konferans2023´e Doğru Türkiye Eğitim Sistemi "Bulma Konferansı"nda Bakan Selçuk, dünyadaki büyük ülkelere ve eğitim reformunda başarılı olan ülkelere bakıldığında büyük liderliklerle eğitim projelerinin başarılı olduğunu anlattı. Açılışta, yönetmenliğini Semih Kaplanoğlu´nun yaptığı Bal filmindeki Yusuf´un okuldaki öğrenme sahnelerinin yer aldığı bölüm izletilen konferansta Bakan Selçuk, salonda bulunan Kaplanoğlu´na teşekkür ederek konuşmasında Yusuf karakterine atıflarda bulundu.
Kendisinin görevi kabul etmesinin nedeninin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan´ın liderliği olduğunu ifade eden Selçuk, "Eğer böyle bir liderlik olmasa gerçekten bir bakanın böyle bir işin altından kalkması -kim olursa olsun- çok zor görünüyor. Bir öğretmen lokomotif olmayı kabul ettiğinde bütün öğrenciler arkasından çuf çuf diye vagon olmayı hemen kabul ederler. Bu okul müdürleri için de böyledir, ilçe milli eğitim müdürleri için de söz konusudur." diye konuştu.
Selçuk, liderliğin izinde meseleye sahip çıkılması halinde karamsarlık ve eksikliklere rağmen Türkiye için çok güzel bir ufuk gördüğünü dile getirerek, "Türkiye´nin şimdiye kadar ortaya koyduğu birçok başarıyı eğitimle taçlandırmasının zamanı geldi" dedi.
Bakan Ziya Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu toplantının adına biz ´bulma konferansı´ dedik. Bunu asimetrik bir düşünce ya da farklı bir şey olsun diye yapmadık. Bu toplum Katip Çelebi´den beri, 1610´dan beri arıyor. Artık bulalım. Tanzimattan beri arıyor. Artık bulalım. Bulduğumuz şey aslında aslında olduğumuz şey. Dolayısıyla bulmakla olmak arasındaki ilişkiyi biz kurduğumuzda zaten meselenin çok büyük bir kısmı çözülmüş olacak. Biz bulmak için buradayız ama bir taraftan da ezberi ve taklidi bırakıp tahkike geçmek için de buradayız. Yaptığımız işe bir sual sorduğumuzda, ´yaptığımız iş daha çok taklitle mi, ezberle mi yoksa tahkikle mi ilgili?´ Bunun yanıtı ortaya konduğunda zaten bizim fotoğrafımız da çıkmış olacak."
Salonda çok farklı meslek gruplarından insanların bulunduğunu hatırlatan Selçuk, "Biz biraz araştırma için, sorgulama için, akıl için, kalp için buradayız. İyi ki buradasınız. Eğitim sadece eğitim değildir. Çünkü eğitim antropolojidir, nörobilimdir, biyolojidir, ilahiyattır, felsefedir." dedi.  

"Eğitimde kıyameti koparmamız lazım"
Salonda bulunanların iltifata ihtiyacı olmadığını, gruba bir isim verilmesi gerekirse "Bir şey yapma grubu" denileceğini dile getiren Selçuk, şunları kaydetti: "Bizim bir şey yapmamız lazım. Dahi, üstün zekalı insan sayısı bizim ülkemizin nüfusu kadar olan ülkeler var dünyada. Başka bir rekabet var, başka bir anlayış, başka bir yarış, başka bir bilim ve teknoloji var. Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım eğitimde. Bunu gerçekten yapabiliriz. Çok çok farklı bir çağ geliyor. Dijitalin, biyolojik olanın birlikte olduğu bir tekillik çağı geliyor. Bizim bu çağa hazırlanmamız lazım. Sadece gelecek için değil şimdi için bir şey yapmamız lazım. Eğitim çocukları geleceğe hazırlamak değildir. Eğitim çocukları şimdiye uyandırmaktır. Eğer şimdiye uyanmazsanız gelecek tasavvurunuz olmaz. Bizim şimdiye uyanmamız lazım. Çocukları uyandırmamız lazım."

"Sivri akıllara ihtiyacımız var"
Bakan Selçuk, Türkiye´nin problemlerinin büyük olduğunu bu sebeple sorunların çözümü için "sivri akıllara" ihtiyaç duyduklarını bildirdi. "Ortak akıldan uzaklaşıp ezberleri bozmamız lazım" diyen Selçuk, "20 kişinin 18´inin ortak karar kıldığı bir ortak akıl bizim problemimizin çözümü değildir. Bizim problemimiz öyle devasa ki bizim sivri akıllara ihtiyacımız. Orta akıl ortalama akla götürür ortalama problemler söz konusuysa... Bizim sivri akıllara ihtiyacımız var. Çünkü bizim derdimiz büyük. ´Biz´ olmak istemiyoruz. Eğer ´siz, biz´ derseniz bu zımni olarak ´onlar´ demektir. ´Biz´ diyen birisi varsa ´onlar´ diyordur. ´Biz´ olmayı aşıp hepimiz olmak durumundayız." değerlendirmesini yaptı. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, inovasyon peşinde olmadıklarını, yenilenerek dönüşmek istediklerini anlattı. "Yahya Kemal´in deyişiyle ´imtidad´ peşindeyiz. Yani yenilenerek dönüşmek peşindeyiz." ifadelerini kullanan Bakan Selçuk, şöyle devam etti: "Eğer bu konuda biraz mesafe alabilirsek -ki almalıyız- bizim yeni çekirdeklere, tohumlara ihtiyacımız var. Tabiatın bir kaidesi vardır. Herhangi bir bitkinin yeni bir filiz verebilmesi için tohumunun çürümesi lazım toprakta, dağılması lazım. Çünkü yeni filiz zaten tohumu getirecek size. Bin senedir duran bir tohumu muhafaza etmenin bir alemi yok. Onun toprakta dağılması gerekiyor ve yeni filiz verip, yeni bir medeniyet çekirdeğinin müjdesini taşıması gerekiyor. Biz hala kısırlaşmış bir tohumu muhafaza etmeye çalıştığımızda, muhafaza ettiğimiz şeyin bizi zehirlediğini farkederiz."
Dışarıdan propagandist şekilde çocuklara verilen, hayattan uzak, bayat müfredatların sorgulanması gerektiğini, bunlar için görevde olduklarını diye getiren Selçuk, eğitim ve zorunlu kelimesini yan yana getirenlere ´durun´ demek için burada olduklarını vurguladı.  

"Yağmur ´size su var, size yok´ demez"
 Bakan Selçuk, şunları söyledi: "Eğitimi endüstrinin ihtiyacıyla sınırlayanlara ´lütfen gökyüzüne bakın´ demek için buradayız. Milyarlarca yıldır her gün doğan ama asla bıktırmayan güneşi anlamak için buradayız. Güneş olmak için buradayız. Yağmur olmak için buradayız. Çünkü güneş hiçbir nebatı, otu, kurdu, kuşu, çocuğu, evlatlarımızın hiçbirisini ayırmadan hepsini ısıtır. Biz yağmur olmak zorundayız. Yağmur ´size su var size yok´ demez. Ne varsa herkese dağıtır. Böyle olduğumuzda mutlak surette hakikat kelimesini kullanmanın iznine de erişmiş oluruz. Eğer bunu yapabileceksek artı ya da eksi olmak için burada değiliz biz. Biz artı ve eksinin çarpışması sonucu ortaya çıkan enerji için buradayız. Kutupsuz sevgi için buradayız. Artı eksi için burada değiliz. Koşulsuz sevgi için buradayız. Bizim bilimle, aklı, gönlü, kokteyl yapmaya ihtiyacımız var. Bizim çift kanatlı olmaya ihtiyacımız var. Evrensel anlayışın yerel temsili için düşünmeye ihtiyacımız var. Bu nedenle ´yerli düşün küresel davran´ demek durumundayız. ´Küresel düşün yerel davran´ dediğimizde bunun farkını ortaya koyma ihtiyacımız var. Bizim kavramlarımızı yıkamaya ihtiyacımız var. Karnından doğdukları medeniyetin sesini soluğunu taşıyan kavramları yeniden sorgulama ihtiyacımız var."
"Teneffüs" kelimesi üzerinde duran Selçuk, "Bir dalgıç denizin dibine girmiştir, sünger toplamak için teçhizatı da yoktur ve aşağıda o kadar bunalır ki birden yukarı çıkıp teneffüs alır. Ders nedir ki çıkıp da teneffüs alma ihtiyacı doğuran bir şeydir. Bu teneffüse teneffüs diyen ne kadar zeki bir adammış. İçeride yapılanın farkındaymış. Neden Türkiye´de sınıfların kapılarının iç tarafının boyası aşırı derecede silinmiş ya da kapı kırılmıştır iç tarafı ama kapıların dış tarafında hiçbir bozulma yoktur. Çünkü çocukların sınıflara giriş hızıyla sınıftan çıkış hızları arasındaki fark inanılmazdır." değerlendirmesini yaptı.

"Deli gömleklerimizi yakalım"
 Bütün bu kelimeleri düşünürken ve üzerinde çalışırken gerçekçi bir amaç ve sağlam bir metot ortaya koyulması gerektiğini belirterek, bunu sağlamak için yeterli kudret, irade ve bilimin bulunduğunu söyleyen Selçuk, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bunun için inanın kudret var, irade var ve şimdi bilim var. Bilim olmadan bu ikisi bir işe yaramaz. Yani kudret ve irade ikilemesi bir işe yaramaz. Eğer bilim varsa işe yarar. Gelin hep beraber bu ülkeyi aklın, bilimin, gönlün merkezi yapalım ve medeniyete yeni bir filiz için muhafaza ettiklerimizin zehrini akıtalım. Çocuğumuzu sevdiğimiz kadar çocuk kavramını da sevelim. Öğretmenlere sahip çıkalım ki çocuklar onların vesilesiyle özgür akla koşsunlar. Hepimiz deli gömleklerimizi yakalım gitsin. Cemil Meriç´in ruhu şad olsun. Biz evrensel doğayla uyumlu güçlü bir felsefeye sahip gerçekçi bir amaca sahip sağlam bir metoda sahip bir paradigmayı konuşalım ve bu bizim dünyaya hediyemiz olsun, niye olmasın ki? Yusuflara el verelim. Şimdi ve gelecek hikayesini konuşalım. Şimdiye kadar başardıklarımızı Türkiye olarak eğitimle taçlandıralım."
Toplumun farklı kesimlerinden ve uzmanlık alanlarından temsilcilerin buluştuğu konferansa, bilimden sanata, hukuktan medyaya, spordan iş dünyasına, sendikalardan düşünce kuruluşlarına kadar 21 farklı alandan 100’ün üzerinde eğitim gönüllüsü katıldı.

 

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 08 Eylül 2018 16:23

Gösterim: 1391

F. Nurullah DAL / Türkiye Özel Okullar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

nurullah_dalÜlkemizde gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ve 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan genel seçim sonucunda yeni yürütme sistemine geçildiği malumdur. Yeni sistemin gelişen ve büyüyen Türkiye için gerekli olduğuna inanıyorum. Her sektörün hizmet verdiği alanla ilgili olarak yeni sistem hakkında farklı bakış açısı ve değerlendirmeleri olabilecektir.

Yeni sistemdeki Mili Eğitim Bakanına ve Bakanlığına bakışı ve gelişmeleri eğitim hizmeti veren sektörümüzün penceresinden değerlendirirsek:

Milli Eğitim Bakanlığı görevine Prof. Dr. Ziya Selçuk'un getirilmesinin isabetli bir karar olduğunun kamuoyunda çoğunlukla kabul gördüğünü peşinen belirtmek isterim. Sayın Bakanımızın şimdiye kadar eğitim olaylarına hep gerçekçi ve mantıklı yaklaşımlarına tanık olduk. Bence her kesimin Yeni Bakanımıza karşı olan memnuniyetinde bu algının büyük payı vardır. Gerçi sorumluluk altındaki kararların ve ifadelerin çok daha bağlayıcı ve dikkat gerektirdiği biliniyor. Ancak daha önce Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığından da tanıdığımız Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk'un, temel prensiplerinden vazgeçmeyeceği inancındayım.

Yeni Bakanımız merhum Avni Akyol gibi (tabiri caiz ise) eğitimin mutfağından geldiği için herkes sorunlarını, isteklerini, eleştirilerini veya memnuniyetini kolaylıkla anlatabilecektir. Eleştirdiği konu haklı ve doğru ise Bakanın kendisine teşekkür edeceği algısı eğitim camiasında yaygındır.

Son dönemlerde eğitim alanındaki ani kararlar, sık uygulama değişiklikleri veliler, öğrenci ve öğretmenler arasında ve genel anlamda kamuoyunda memnuniyetsizliklere sebep oldu. Tabii ki bu durum Sayın Bakana karşı beklentilerin çıtasını da yükseltiyor.

Sınav eğitimin temel ögelerinden biridir. Ancak şu anda maalesef kimsenin adını bile anmak istemediği bir kavrama dönüştü. Dolayısıyla öncelikle toplumda bir “Sınavla Barışma” bilinci oluşturulmalıdır. PISA ve benzeri sınavlarda ülkemizin alt sıralara düşmesi eğitim sistemimize ve ders programlarımıza, haklı veya haksız olarak birçok eleştiri getirmiştir. Bu durumun düzeltilmesi öğrencilerimize ve kamuoyuna güven duygusu verecektir.

Milli Eğitim Bakanlığının ne boyutlarda hizmet verdiği, bir çok ülkenin yönetimini geçtiğinin farkındayız. Beklentilerin yüksek olduğunu da az önce belirttik. Allah Bakanımıza güç kuvvet versin.

Tabii ki bu arada özel okullarımızın da beklentileri, çözümünü dilediği alanlar vardır. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün çaba ve gayretlerini her zaman takdir ettiğimizi belirtelim. Fakat yasal boyutlarda yapılması gerekenleri Sayın Bakanımızdan bekleyeceğiz.

Ancak, Milli Eğitim Bakanlığının bir çalışma yaptığını, üç yıllık süre için planlama hazırlıkları üzerinde çalışıldığını biliyoruz. Bu nedenle şu aşamada Sayın Bakanımızın duyuracağı bu sürece ait planlamayı bekliyoruz.

Eğitim dünyasında ve eğitim teknolojileri alanında sürekli ve hızlı değişimler her zaman olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Bu bağlamda bir şablon koyup hizmetleri sürekli onunla yürütme olanağı yoktur. Özel okullar olarak Bakanlığımızca eğitim alanında yapılacak her atılımda tarafımıza düşen görevi yapmaya hazırız.

Sayın Bakanımızı ve çalışma arkadaşlarını Tebrik ediyor şahsım, yönetim kurulumuz ve bütün üyelerimiz adına samimi başarı dileklerimi iletiyorum.

> Eğitimde yeni dönem ve beklentiler

F. Nurullah DAL / Türkiye Özel Okullar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

nurullah_dalÜlkemizde gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ve 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan genel seçim sonucunda yeni yürütme sistemine geçildiği malumdur. Yeni sistemin gelişen ve büyüyen Türkiye için gerekli olduğuna inanıyorum. Her sektörün hizmet verdiği alanla ilgili olarak yeni sistem hakkında farklı bakış açısı ve değerlendirmeleri olabilecektir.

Yeni sistemdeki Mili Eğitim Bakanına ve Bakanlığına bakışı ve gelişmeleri eğitim hizmeti veren sektörümüzün penceresinden değerlendirirsek:

Milli Eğitim Bakanlığı görevine Prof. Dr. Ziya Selçuk'un getirilmesinin isabetli bir karar olduğunun kamuoyunda çoğunlukla kabul gördüğünü peşinen belirtmek isterim. Sayın Bakanımızın şimdiye kadar eğitim olaylarına hep gerçekçi ve mantıklı yaklaşımlarına tanık olduk. Bence her kesimin Yeni Bakanımıza karşı olan memnuniyetinde bu algının büyük payı vardır. Gerçi sorumluluk altındaki kararların ve ifadelerin çok daha bağlayıcı ve dikkat gerektirdiği biliniyor. Ancak daha önce Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığından da tanıdığımız Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk'un, temel prensiplerinden vazgeçmeyeceği inancındayım.

Yeni Bakanımız merhum Avni Akyol gibi (tabiri caiz ise) eğitimin mutfağından geldiği için herkes sorunlarını, isteklerini, eleştirilerini veya memnuniyetini kolaylıkla anlatabilecektir. Eleştirdiği konu haklı ve doğru ise Bakanın kendisine teşekkür edeceği algısı eğitim camiasında yaygındır.

Son dönemlerde eğitim alanındaki ani kararlar, sık uygulama değişiklikleri veliler, öğrenci ve öğretmenler arasında ve genel anlamda kamuoyunda memnuniyetsizliklere sebep oldu. Tabii ki bu durum Sayın Bakana karşı beklentilerin çıtasını da yükseltiyor.

Sınav eğitimin temel ögelerinden biridir. Ancak şu anda maalesef kimsenin adını bile anmak istemediği bir kavrama dönüştü. Dolayısıyla öncelikle toplumda bir “Sınavla Barışma” bilinci oluşturulmalıdır. PISA ve benzeri sınavlarda ülkemizin alt sıralara düşmesi eğitim sistemimize ve ders programlarımıza, haklı veya haksız olarak birçok eleştiri getirmiştir. Bu durumun düzeltilmesi öğrencilerimize ve kamuoyuna güven duygusu verecektir.

Milli Eğitim Bakanlığının ne boyutlarda hizmet verdiği, bir çok ülkenin yönetimini geçtiğinin farkındayız. Beklentilerin yüksek olduğunu da az önce belirttik. Allah Bakanımıza güç kuvvet versin.

Tabii ki bu arada özel okullarımızın da beklentileri, çözümünü dilediği alanlar vardır. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün çaba ve gayretlerini her zaman takdir ettiğimizi belirtelim. Fakat yasal boyutlarda yapılması gerekenleri Sayın Bakanımızdan bekleyeceğiz.

Ancak, Milli Eğitim Bakanlığının bir çalışma yaptığını, üç yıllık süre için planlama hazırlıkları üzerinde çalışıldığını biliyoruz. Bu nedenle şu aşamada Sayın Bakanımızın duyuracağı bu sürece ait planlamayı bekliyoruz.

Eğitim dünyasında ve eğitim teknolojileri alanında sürekli ve hızlı değişimler her zaman olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Bu bağlamda bir şablon koyup hizmetleri sürekli onunla yürütme olanağı yoktur. Özel okullar olarak Bakanlığımızca eğitim alanında yapılacak her atılımda tarafımıza düşen görevi yapmaya hazırız.

Sayın Bakanımızı ve çalışma arkadaşlarını Tebrik ediyor şahsım, yönetim kurulumuz ve bütün üyelerimiz adına samimi başarı dileklerimi iletiyorum.

Son Güncelleme: Perşembe, 30 Ağustos 2018 11:51

Gösterim: 1039


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.