Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı ''Meslekiçi Eğitim İhtiyacını Belirleme Anketi'' sonuçları açıklandı.

ogretmen istekleriMilli Eğitim Bakanlığı'nın 57 bin 358 öğretmenin katılımıyla yaptığı ''Meslekiçi Eğitim İhtiyacını Belirleme Anketi''nin sonuçlarına göre, öğretmenlerin yüzde 66,6'sı İngilizce öğrenmek, yüzde 33,2'si de Türkçeyi etkin kullanmak istiyor.

Haziran-Temmuz aylarında on-line olarak düzenlenen ankette öğretmenlere unvanı, branşı, meslek içi eğitim ihtiyacını belirlemeye yönelik mesleki gelişim konuları, dil eğitimleri, bilişim teknolojisi alanı konuları, kişisel gelişim konuları soruldu. Katılımcıların yüzde 45'ini kadın, yüzde 55'ini erkekler oluşturdu.

Görev yaptığı okul türü sorulan öğretmenlerin yüzde 74,15'i ilköğretim okulunda, geriye kalanlar ise diğer okullarda görev yaptığını belirtti.

Öğretmenlerin branşlarına bakıldığında sınıf öğretmenliği yüzde 42,58 ile başı çekerken, bu branşı yüzde 5,52 ile İngilizce, yüzde 4,46 ile Türkçe, yüzde 4,28 ile okul öncesi öğretmenliği takip etti.

Ankete katılanların yüzde 37,83'ü il merkezinde, yüzde 40,29'u ilçe merkezinde, yüzde 21,88'i ise köy-kasabada çalıştığını ifade etti.

Katılımcıların yarıya yakını (yüzde 43,94), mesleki gelişim için nelere ihtiyacı duyduklarına ilişkin soruya ''öğretim teknolojileri ve materyal geliştirmeyi'' yerleştirdi.

Öğretmenlerin yüzde 36'sı ise ''sınıfta ilk ders, sınıf içi davranışlar, öğrenci davranışlarını etkileyen etmenler'' konularında eğitim ihtiyacı duyduğu görüşünü bildirdi.

Öğretmenlerin yüzde 34'ü de ''rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, yeni gelişmeler ve araştırmalar, sınav kaygısıyla baş etme yolları'' konularında hizmet içi eğitim ihtiyacını vurguladı. ''Özel öğretim yöntemleri'' eğitimi almak isteyen öğretmenlerin oranı ise yüzde 33 olarak belirlendi.

''Gelişim psikolojisi'' konusunda eğitime ihtiyaç duyan katılımcıların oranı yüzde 29'da kalırken, bu seçeneği işaretleyenler, gelişimi etkileyen faktörler, gelişim kuramları, gelişim psikolojisi alanındaki son gelişmeler ve araştırmalara ilişkin ayrıntılı bilgi sahibi olmak istediğini belirtti.

Öğretmenlerin yüzde 25'i de ''öğrenme öğretme kuram ve yaklaşımları'', yüzde 21'i ''ölçme ve değerlendirme'', yüzde 19,7'si ise ''program geliştirme ve öğretim'' konularında mesleki gelişime ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu.

En çok İngilizce öğrenmek ve Türkçeyi etkin kullanmak istiyorlar

Ankette katılımcılara ihtiyaç duydukları dil eğitimine yönelik sorular da soruldu. Öğretmenlerin yarıdan fazlası (yüzde 66,6) en çok İngilizce öğrenmek, yüzde 33,2'si de Türkçeyi etkin kullanmak istiyor.

Öğretmenlerin öğrenmek istediği diğer diller ise yüzde 15,20 ile Arapça, yüzde 15,09 ile Almanca, yüzde 8,32 ile Fransızca, yüzde 6,15 ile Rusça, yüzde 5,06 ile Çince, yüzde 4,82 ile İspanyolca, yüzde 4,54 ile İtalyanca ve yüzde 3,29 ile Japonca olarak sıralandı.

Etkileşimli tahta kullanımı eğitimi istiyorlar

Bilişim teknolojisinde eğitim ihtiyacı duyulan konular sorulduğunda öğretmenler önceliği etkileşimli tahta kullanımına verdi. Öğretmenlerin yüzde 30,2'si FATİH Projesi'nde kullanılacak etkileşimli tahta kullanımına ilişkin eğitim ihtiyacına vurgu yaptı.

Öğretmenlere ankette kişisel gelişim ihtiyacı duyduğu konular da soruldu. Katılımcıların yüzde 37,04'ü ilgili soruya ''Anlayarak Hızlı Okuma Teknikleri'' yanıtını verdi. Anket sonuçlarına göre, kişisel gelişimleri için öğretmenlerin yüzde 30,82'si ''Dikkat Artırma Teknikleri'', yüzde 24,02'si ''Diksiyon ve Güzel Konuşma'', yüzde 23,22'si ''Beden Dili Eğitimi'', yüzde 18,61'i ve ''Çatışma ve Stres Yönetimi'' eğitimi istedi.

Anketteki açık uçlu sorular öğretmenlerin verdiği yanıtlara göre, mesleki gelişim konusunda en çok eğitim ihtiyacı duydukları konular eğitim materyali hazırlama, mesleki alan eğitimleri, sınıf yönetimi rehberlik, mesleki teknik eğitim, bilişim teknolojisi alanı eğitimleri ve yaratıcı drama tiyatro oldu.

Açık uçlu sorulara verilen cevaplarda, öğretmenler kişisel gelişimde en çok mesleki teknik eğitimde kullanılan bilgi teknolojileri yazılımları konusunda eğitim ihtiyacını dile getirdi. Mesleki eğitimde atölye eğitimleri, bilgisayar konulu eğitimler, akıllı tahta kullanımı ve 4 4 4 mevzuatı katılımcıların kişisel gelişimi için ihtiyaç duyduğu diğer konular oldu.

''Sonucu sorguladık''

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bakanlık olarak öğretmenlerin ne istediğini anlamak amacıyla bir ihtiyaç analizi çıkardıklarını söyledi.

Ankete katılan öğretmenlerin kişisel gelişimleriyle ilgili ilk olarak İngilizce, ikinci olarak da Türkçeyi etkin kullanma eğitimine ihtiyaç duyduklarının anlaşıldığını belirten Balıbey, şöyle devam etti:

''Sonucun neden böyle olduğuna ilişkin sorgulama yaptık. Öğretmenler konuşma dili olarak değil, öğretim dili olarak Türkçe'yi istediklerini söyledi. Konuşmada elbette bir şekilde dertlerini anlatıyorlar ama öğretim dilinde Türkçe branşı dışında öğretmenlik yapanlar, ders anlatırken hem gramer hem de iletişim açısından daha iyi olmayı istiyor. Öğrenciye yaklaşımda dil çok önemli. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.''

Öğretmenlerin mesleki gelişimde sınıf yönetimi ve öfke yönetimi istediğini anlatan Balıbey, kişisel gelişimde de birçok istekle karşılaştıklarını, bütün bu istekleri değerlendirerek ilk 5 veya 8'de yer alanlar konusunda çalışma yapacaklarını dile getirdi.

Uzaktan eğitim yöntemiyle yapılacak dersleri uzman akademisyenlerin vereceğini belirten Balıbey, ''Bu anket ihtiyaçları doğrultusunda 15 saatlik bir seminer düzenleyeceğiz'' dedi.

Kişisel gelişim eğitimi daha sonra

Yabancı dil eğitimini daha sonra vereceklerini anlatan Balıbey, öğretmenlerin eğitimde aldığı bilgilerin ilk etapta sınıfa yansıması gerektiğini vurguladı.

Haziran ayında öğretmenlere verilen hizmet içi eğitimin sonuçlarını da değerlendiren Balıbey, öğretmenlerin yüzde 65'inin aldıkları eğitimden memnun olduğunu söyledi. Geri kalanların ise büyük bir kısmının günde 5 saat eğitim alınması nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını ilettiklerini anlatan Balıbey, ''Eğitimde Doğan Cüceloğlu, Ahmet Şerif İzgören gibi akademisyenler vardı. Onlardan çok memnun kalmışlardı. Bakanlık bürokratları değil de konusunda uzmanların öğretmenlerimizi mutlu ettiğini gördük'' diye konuştu.

Balıbey, 3-14 Eylül'de hizmet içi eğitim yapacaklarını ifade ederek, eğitimde öğretmenlerin anket sonuçlarına göre ortaya çıkan isteklerinin de dikkate alınacağını kaydetti.

> Öğretmenleri en çok istediği şey!

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı ''Meslekiçi Eğitim İhtiyacını Belirleme Anketi'' sonuçları açıklandı.

ogretmen istekleriMilli Eğitim Bakanlığı'nın 57 bin 358 öğretmenin katılımıyla yaptığı ''Meslekiçi Eğitim İhtiyacını Belirleme Anketi''nin sonuçlarına göre, öğretmenlerin yüzde 66,6'sı İngilizce öğrenmek, yüzde 33,2'si de Türkçeyi etkin kullanmak istiyor.

Haziran-Temmuz aylarında on-line olarak düzenlenen ankette öğretmenlere unvanı, branşı, meslek içi eğitim ihtiyacını belirlemeye yönelik mesleki gelişim konuları, dil eğitimleri, bilişim teknolojisi alanı konuları, kişisel gelişim konuları soruldu. Katılımcıların yüzde 45'ini kadın, yüzde 55'ini erkekler oluşturdu.

Görev yaptığı okul türü sorulan öğretmenlerin yüzde 74,15'i ilköğretim okulunda, geriye kalanlar ise diğer okullarda görev yaptığını belirtti.

Öğretmenlerin branşlarına bakıldığında sınıf öğretmenliği yüzde 42,58 ile başı çekerken, bu branşı yüzde 5,52 ile İngilizce, yüzde 4,46 ile Türkçe, yüzde 4,28 ile okul öncesi öğretmenliği takip etti.

Ankete katılanların yüzde 37,83'ü il merkezinde, yüzde 40,29'u ilçe merkezinde, yüzde 21,88'i ise köy-kasabada çalıştığını ifade etti.

Katılımcıların yarıya yakını (yüzde 43,94), mesleki gelişim için nelere ihtiyacı duyduklarına ilişkin soruya ''öğretim teknolojileri ve materyal geliştirmeyi'' yerleştirdi.

Öğretmenlerin yüzde 36'sı ise ''sınıfta ilk ders, sınıf içi davranışlar, öğrenci davranışlarını etkileyen etmenler'' konularında eğitim ihtiyacı duyduğu görüşünü bildirdi.

Öğretmenlerin yüzde 34'ü de ''rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, yeni gelişmeler ve araştırmalar, sınav kaygısıyla baş etme yolları'' konularında hizmet içi eğitim ihtiyacını vurguladı. ''Özel öğretim yöntemleri'' eğitimi almak isteyen öğretmenlerin oranı ise yüzde 33 olarak belirlendi.

''Gelişim psikolojisi'' konusunda eğitime ihtiyaç duyan katılımcıların oranı yüzde 29'da kalırken, bu seçeneği işaretleyenler, gelişimi etkileyen faktörler, gelişim kuramları, gelişim psikolojisi alanındaki son gelişmeler ve araştırmalara ilişkin ayrıntılı bilgi sahibi olmak istediğini belirtti.

Öğretmenlerin yüzde 25'i de ''öğrenme öğretme kuram ve yaklaşımları'', yüzde 21'i ''ölçme ve değerlendirme'', yüzde 19,7'si ise ''program geliştirme ve öğretim'' konularında mesleki gelişime ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu.

En çok İngilizce öğrenmek ve Türkçeyi etkin kullanmak istiyorlar

Ankette katılımcılara ihtiyaç duydukları dil eğitimine yönelik sorular da soruldu. Öğretmenlerin yarıdan fazlası (yüzde 66,6) en çok İngilizce öğrenmek, yüzde 33,2'si de Türkçeyi etkin kullanmak istiyor.

Öğretmenlerin öğrenmek istediği diğer diller ise yüzde 15,20 ile Arapça, yüzde 15,09 ile Almanca, yüzde 8,32 ile Fransızca, yüzde 6,15 ile Rusça, yüzde 5,06 ile Çince, yüzde 4,82 ile İspanyolca, yüzde 4,54 ile İtalyanca ve yüzde 3,29 ile Japonca olarak sıralandı.

Etkileşimli tahta kullanımı eğitimi istiyorlar

Bilişim teknolojisinde eğitim ihtiyacı duyulan konular sorulduğunda öğretmenler önceliği etkileşimli tahta kullanımına verdi. Öğretmenlerin yüzde 30,2'si FATİH Projesi'nde kullanılacak etkileşimli tahta kullanımına ilişkin eğitim ihtiyacına vurgu yaptı.

Öğretmenlere ankette kişisel gelişim ihtiyacı duyduğu konular da soruldu. Katılımcıların yüzde 37,04'ü ilgili soruya ''Anlayarak Hızlı Okuma Teknikleri'' yanıtını verdi. Anket sonuçlarına göre, kişisel gelişimleri için öğretmenlerin yüzde 30,82'si ''Dikkat Artırma Teknikleri'', yüzde 24,02'si ''Diksiyon ve Güzel Konuşma'', yüzde 23,22'si ''Beden Dili Eğitimi'', yüzde 18,61'i ve ''Çatışma ve Stres Yönetimi'' eğitimi istedi.

Anketteki açık uçlu sorular öğretmenlerin verdiği yanıtlara göre, mesleki gelişim konusunda en çok eğitim ihtiyacı duydukları konular eğitim materyali hazırlama, mesleki alan eğitimleri, sınıf yönetimi rehberlik, mesleki teknik eğitim, bilişim teknolojisi alanı eğitimleri ve yaratıcı drama tiyatro oldu.

Açık uçlu sorulara verilen cevaplarda, öğretmenler kişisel gelişimde en çok mesleki teknik eğitimde kullanılan bilgi teknolojileri yazılımları konusunda eğitim ihtiyacını dile getirdi. Mesleki eğitimde atölye eğitimleri, bilgisayar konulu eğitimler, akıllı tahta kullanımı ve 4 4 4 mevzuatı katılımcıların kişisel gelişimi için ihtiyaç duyduğu diğer konular oldu.

''Sonucu sorguladık''

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bakanlık olarak öğretmenlerin ne istediğini anlamak amacıyla bir ihtiyaç analizi çıkardıklarını söyledi.

Ankete katılan öğretmenlerin kişisel gelişimleriyle ilgili ilk olarak İngilizce, ikinci olarak da Türkçeyi etkin kullanma eğitimine ihtiyaç duyduklarının anlaşıldığını belirten Balıbey, şöyle devam etti:

''Sonucun neden böyle olduğuna ilişkin sorgulama yaptık. Öğretmenler konuşma dili olarak değil, öğretim dili olarak Türkçe'yi istediklerini söyledi. Konuşmada elbette bir şekilde dertlerini anlatıyorlar ama öğretim dilinde Türkçe branşı dışında öğretmenlik yapanlar, ders anlatırken hem gramer hem de iletişim açısından daha iyi olmayı istiyor. Öğrenciye yaklaşımda dil çok önemli. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.''

Öğretmenlerin mesleki gelişimde sınıf yönetimi ve öfke yönetimi istediğini anlatan Balıbey, kişisel gelişimde de birçok istekle karşılaştıklarını, bütün bu istekleri değerlendirerek ilk 5 veya 8'de yer alanlar konusunda çalışma yapacaklarını dile getirdi.

Uzaktan eğitim yöntemiyle yapılacak dersleri uzman akademisyenlerin vereceğini belirten Balıbey, ''Bu anket ihtiyaçları doğrultusunda 15 saatlik bir seminer düzenleyeceğiz'' dedi.

Kişisel gelişim eğitimi daha sonra

Yabancı dil eğitimini daha sonra vereceklerini anlatan Balıbey, öğretmenlerin eğitimde aldığı bilgilerin ilk etapta sınıfa yansıması gerektiğini vurguladı.

Haziran ayında öğretmenlere verilen hizmet içi eğitimin sonuçlarını da değerlendiren Balıbey, öğretmenlerin yüzde 65'inin aldıkları eğitimden memnun olduğunu söyledi. Geri kalanların ise büyük bir kısmının günde 5 saat eğitim alınması nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını ilettiklerini anlatan Balıbey, ''Eğitimde Doğan Cüceloğlu, Ahmet Şerif İzgören gibi akademisyenler vardı. Onlardan çok memnun kalmışlardı. Bakanlık bürokratları değil de konusunda uzmanların öğretmenlerimizi mutlu ettiğini gördük'' diye konuştu.

Balıbey, 3-14 Eylül'de hizmet içi eğitim yapacaklarını ifade ederek, eğitimde öğretmenlerin anket sonuçlarına göre ortaya çıkan isteklerinin de dikkate alınacağını kaydetti.

Son Güncelleme: Pazar, 29 Temmuz 2012 12:46

Gösterim: 3335

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen eş tayinlerine ilişkin protokolü iptal etti.

Asker eşi olan öğretmene kötü haberMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), Genelkurmay Başkanlığı ile var olan öğretmen eş tayinlerine ilişkin protokolü iptal etti.

Böylece, eşi asker olan öğretmenlerin tayininde sağlanan ayrıcalık ortadan kaldırıldı.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldikten sonra, öğretmenlik mesleğinin, hâkimlik, savcılık, askerlik, valilik gibi görevlerden daha düşük profilde bir meslek olmadığını belirterek eş durumu tayinlerde bu duruma dikkat edilmesi gerektiğini söylemişti.

Öğretmen, 2 yıllık ücretsiz izin alarak ancak eşinin tayininin çıktığı yere gidecek.

(sabah)

> Asker eşi olan öğretmene kötü haber

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen eş tayinlerine ilişkin protokolü iptal etti.

Asker eşi olan öğretmene kötü haberMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), Genelkurmay Başkanlığı ile var olan öğretmen eş tayinlerine ilişkin protokolü iptal etti.

Böylece, eşi asker olan öğretmenlerin tayininde sağlanan ayrıcalık ortadan kaldırıldı.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldikten sonra, öğretmenlik mesleğinin, hâkimlik, savcılık, askerlik, valilik gibi görevlerden daha düşük profilde bir meslek olmadığını belirterek eş durumu tayinlerde bu duruma dikkat edilmesi gerektiğini söylemişti.

Öğretmen, 2 yıllık ücretsiz izin alarak ancak eşinin tayininin çıktığı yere gidecek.

(sabah)

Son Güncelleme: Cuma, 27 Temmuz 2012 15:43

Gösterim: 2097

Eğitim bir toplum için en önemli unsurdur. Eğitime verilen önem o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir. Eğitim kalitesinin yükselmesi ve toplumun geleceği için çağdaş eğitim yöntemlerinin uygulanması gerekir. Geçmişe baktığımızda, eğitime önem veren ülkelerin her zaman güçlü ülkeler olduğunu, önem vermeyenlerin ise çağın gerisinde kaldığını görüyoruz.

Eğitimin kalitesinin artmasının en önemli unsurlarından biri öğretmenin kalitesidir. İyi bir eğitim sistemi için alan bilgisi yeterli, pedagojik formasyon almış ve genel kültür seviyesi yüksek öğretmenlerin bu sistemde görevlendirilmesi gerekir.

Çağdaş bir eğitim de sadece alanında uzman kişilerin derse girdiği bir eğitim sistemiyle yakalanabilir.

Ücretli Öğretmenlik Nedir?:

Ücretli öğretmenlik atanamayan üniversite mezunlarının kadrolu bir öğretmenin aldığı maaşın ortalama 1/3 ünü alarak yaptığı öğretmenliktir. Ücretli öğretmenlik uygulamasında ücretli öğretmenlik yapanların lisans eğitiminde aldığı branş eğitiminin dışında farklı branşlarda da öğretmenlik yaptıkları görülmektedir.

Ücretli Öğretmenliğin Eğitim Sistemine Verdiği Zararlar:

Ülkemizde çoğu branş öğretmeni yüksek puanlar almasına rağmen verilen az kontenjanlar sebebiyle atanamamaktadır ve boş kalan kadrolar bu alanda branşta eğitim almamış, işin ehli olmayan, çoğu da Kpss’den düşük puan alan öğretmenlerle kapatılmaktadır. Bu da eğitimin kalitesini ciddi derecede düşürmektedir.

Kendi branşı olmayan derslere görevlendirilen ücretli öğretmenler alan bilgisi yönünden zayıf olduklarından öğrencilere yeterli derecede bilgiyi aktaramamaktadır.

Ayrıca ücretli öğretmenlerin büyük bir kısmı eğitim yılının ilk döneminde göreve başlayıp ikinci dönem görevi bırakmaktadırlar. Giden öğretmenin yerine hemen bir öğretmen bulunamamakta, bazen bulunana kadar 1-2 hafta hatta 1 ay geçmekte, bu durum yüzünden dersler boş geçmektedir. Dersi boş geçen ve sık sık öğretmenleri değişen öğrenciler bu durumdan fazlasıyla olumsuz etkilenmektedir. Bu olumsuz durumdan veliler de fazlasıyla şikayetçidir. Ücretli öğretmenler bir yandan ücretli öğretmenlik yaparken diğer yandan da Kpss ye hazırlanmaktadır. Kpss ye hazırlanan öğretmenler de yorgun olmakta ve ne Kpss ye yeterli çalışabilmekte ne de girdikleri derslerde performanslarını yeteri kadar kullanabilmektedir.

En önemli sıkıntılardan biri de lisans eğitimi olarak öğretmenlik fakültelerini bitirmeyen ya da pedagojik formasyonu olmayan kişilerin ücretli öğretmen olarak görevlendirilmesidir. Görevlendirmelerde Pedagojik Formasyon eğitimi almamış herhangi bir lisans eğitimi almış kişilerin, 2 yıllık üniversite bitirmiş kişilerin ve hatta eğitimle hiç alakası olmayan bölümlerden mezun olan kişilerin öğretmen olarak görevlendirildiği görülmektedir ve bu eğitimin kalitesini açık ve net bir şekilde düşürmektedir.

Ücretli Öğretmenlik Yapanların Çalışma Şartları ve Ücretli Öğretmenlerin Çektikleri Sıkıntılar:

Ücretli öğretmenler girdikleri ders saati başına ücret almaktadır, bu da kadrolu bir öğretmenin maaşının ortalama 1/3üne denk gelmektedir.

Ücretli öğretmenlik yapanların diğer sorunu sigorta meselesidir. Ücretli öğretmenlik yapanların sigortaları tam yatmamaktadır. Girdikleri ders saatine göre ayda 13-15-18 gün gibi sigortası yatan ücretli öğretmenler görülmektedir. Kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmasına rağmen az maaş alan ve sigortası tam yatmayan ücretli öğretmenlerin psikolojisi bu durumdan olumsuz etkilenmekte, bu durumda haliyle eğitimin kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Ücretli öğretmenlik yapan öğretmenler çalıştıkları okullarda görev esnasında da çeşitli sorunlar yaşamaktadırlar. Ücretli öğretmenlere 2. sınıf öğretmen muamelesi yapanların olduğu görülmektedir. Bazı öğrenciler, görev yaptığı yerdeki öğretmenler, idareciler hatta bazı veliler ücretli öğretmene diğer öğretmen kadar değer vermemektedir. Bazı okul müdürleri de ücretli öğretmenlere görevi olmayan sorumluluklar ( nöbet tutma, törenlere gitme, özel haftalarda program hazırlama vb. ) vermektedirler.

Ayrıca ücretli öğretmenlik yapanların yaptıkları dönem içinde bile çalışma garantisi yoktur. Yerine biri atanırsa, müdür tarafından tercih edilmezse anında görevine son verilmektedir. Geleceği konusunda da şüphe duyulan, ailesi ve çevresi tarafından da küçümsenen, önemsenmeyen bir öğretmenlik yapmak bu öğretmenlerimizin psikolojisini bozmaktadır.

Ayrıca yüksek puanlar alıp öğretmenlik fakültelerini kazanan kişiler mezun olduklarında, öğretmenlik fakültesi bitirmeyen ya da pedagojik formasyon eğitimi almamış hatta eğitimle hiçbir ilişkisi olmayan ve çoğu da 2 yıllık üniversiteleri bitirmiş kişilerle aynı statü de çalışmaktadır. Bu durum öğretmen olarak atanması gereken öğretmenleri fazlasıyla üzmektedir.

Çözüm Önerimiz:

Sonuç olarak şöyle diyebiliriz ki ücretli öğretmenlik uygulaması eğitim sistemimize zarar vermektedir ve bir an önce kaldırılmalıdır. Ülkemizde 100 binden fazla öğretmen ihtiyacı ve 200 binden fazla öğretmen olmayı bekleyen aday varken daha düşük maaşa ve kadrolu öğretmenlerden daha az bir hakka sahip olan, çoğu da kendi alanı dışındaki branş derslerine giren ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesine son verilmelidir.

Ücretli öğretmenlik uygulaması yerine kadrolu öğretmen ataması yapılması hem eğitim kalitesini yükseltecek hem de ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan öğretmen ataması sorununu çözecek ve kadro bekleyen öğretmenlere iş imkanı sağlayacaktır.

ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK YAPAN ARKADAŞLARIN GÖRÜŞLERİ VE YAŞADIKLARI SIKINTILAR

*Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki, kimse puslu ve sisli havada araç kullandığında yaşadığı veya yaşayacağı tedirginliği yaşamasın. Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki; hiçbir öğretmen adayı gelecek kaygısı yaşamasın. Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki, hiçbir öğrenci o sevdiği ve de çok şey öğrendiği öğretmeninin ilişiği kesildiğinde üzülmesin.... Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki yaşanan sevdalar, (evlilikle sonuçlanabilecek aşklar) atanamadıklarından dolayı hüsranla sonuçlanmasın...

*Küçümsemek için söylemiyorum asla ama lise mezunlarıyla aynı statüye konulmak bana hiç adil gelmiyor! Ben 4 yıl eğitim almak için o kadar çaba harcadım ki benimle birlikte bir sürü arkadaşım da uğraştı ama açıklar kız meslek lisesi veya iki yıllık mezunlarıyla kapatılmaya çalışılınca onlar açıkta kaldı.

*Ben kpss iptal edildiği için 3 ay ücret karşılığı çalıştım. O çocuklara hiç verimli olamadım tam birbirimize alıştık atamam yapıldı ve ayrıldım. Arkamdan ağlayan Muhammed'imi hiç unutmuyorum :(

*Hangi meslekte ücretli var Allah aşkına ya. Ne polis, ne hemşire, ne doktor ,ne avukat. Şiddetle ücretli öğretmenlik gibi bir saçmalığın kalması taraftarıyım.

*Ben bi süre yapmıştım ücretli öğretmenlik, maddi şartlar dolayısıyla :( ama bırakmak zorunda kalınca çocuklar öğretmensiz kaldı. Yerime ücretli başka arkadaşı gönderdim sırf çocuklara yazık olmasın diye, oda fenciydi benim gibi... ama kpss yaklaşınca hepsi bırakmış okulu gitmiş. Düşünün okulda böyle yapan 4 branş öğretmeni varsa, her okulda 4 er tane açık var demektir. Bu olay İstanbul’un göbeğinde oluyor, öğretmenler atanamamaktan yakınırken, öğrenciler öğretmensizlikten yakınıyor... Bu nasıl istihdamı karşılama anlayışıdır eyyy Dinçer!

*Ben 4 yılda 6 okul değiştirdim.. en son ayrıldığım okulda çocuklar yeter artık sizde mi gidiyorsunuz diye isyan ediyorlardı.. Ücretli öğretmenliği yapan için ( maddi manevi..) Sıkıntısı bir tarafa çocukların çektiği sıkıntı bir tarafa.. Nereden bakarsanız bakın mantığa aykırı...

*5 yıl boyunca ücretli öğretmenlik yaptım diğer öğretmenler tarafından sanki her an gideceğimiz için 2.sınıf vatandaş yerine konuyoruz bazı veliler ücretli öğretmenlik yapan öğretmenleri çok küçümsüyorlarmış. Birçok veli ücretli öğretmeni takmıyor bile.

*Arkadaşlar 2 senedir İzmir de ücretli öğretmen olarak çalıştım parça parça tabi 2-3 ay bir okul sonra başka bir okul... Evet rezillikti ama öğrencilerinizle sınıfta baş başa kalıp ders anlatmak çok güzel bir duygu en azından onlara bir şeyler öğretebildiğim için çok mutluyum ama geçen sene okulda şöyle iğrenç ve utanç verici bir olay yaşadım: sabah okula gittim elinde matematik kitaplı, önlüklü yeni bir hoca şaşırdım hayırdır dedim kendi kendime bu kim? Neyse ben aldım kitaplarımı dosyamı tam merdivenlerden çıkacağım müdür beyin odasına çağırdılar beni. Gittim ve aynen kişiliksiz müdürün bana söylediği 'tanıştırayım hocam yeni matematik öğretmenimiz'. Damdan düşer gibi ne hale geldiğimi ne olduğunu anlamadım, neden dün haber vermediniz olacak şey mi dedim? Bana verdiği cevap dün bir hocanın babası ölmüş onun cenazesine gitmişler unutmuşlar falan filan, bir iki kıvırdı dansöz gibi... Sonuç olarak beni resmen kovdular yazıklar olsun böyle idarecilere daha onlar bizi anlamıyor başkalarına bir şey dememeli. Aldım eşyalarımı ağlaya ağlaya eve geldim olan sadece bana oldu.

Bunu anlatmamım nedeni ise asla ben ücretli yapıyorum deyip bir plan falan yapmayın her gün okula giderken acaba bugün derse girecek miyim diye düşünün

*3 YIL ücretli öğretmenlik yaptım. Mezun olunca insan hayatta en iyi yapabileceği işin kendi işi olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor. Çalıştığım süre zarfında işin en keyifli en katlanılacak kısmı öğrenciydi tabi. Son yıllardaki gibi doğru dürüst haberleri bile yoktu ücretli işinden. Ancak ne zaman nerdeyse herkesin evine bir ücretli öğretmen düştü işin rengi değişti...hala da konudaki bilinç yeterli değil. Öğrencinin suçu günahı ne arada dedim, elimden geldiğince özveri gösterdim. öğrenciden geriye kalan zamanlarsa kendimi DEĞERSİZ hissetmeme neden oldu. TAM YATMAYAN SİGORTA UYGULAMASI VS DE İŞİN CAN SIKAN MADDİ BOYUTU TABİ...

*Ayrıca arkadaşlar ücretli konusunda esas faaliyetler ilköğretim okullarından geçiyor. neden mi? İlkokul öğrencisi öğretmenin bilgisini kimliğini sorgulayamıyor elbette. Onun için herkes öğretmen... Üniversite mezunu her önüne gelen özellikle ilkokul tercih ediyor. 2. yılımda şube de listelere bakarken bir bayan geldi yanıma... ilkokul tercih edicem deyince.. gülümseyerek sınıfçı mısın dedim ? yok dedi.. heee sen de lise branş o halde? dedim biraz üzülerek( ben edebiyatçıyım ya ) yok dedi...EEEEEEEEEEEE? dedim. merakla ve sinirle MOBİLYA TASARIM dedi... kızın yüzüne öylece bakakalışım geliyor aklıma..

* Yıl içinde tam altı kez öğretmenleri değiştiği için hüngür hüngür ağlayan çocuklar biliyorum. Bunlar İstanbul'da bir okuldalar ve kimsenin almak istemediği sorunlu damgası vurulmuş farklı sosyo ekonomik düzeyde olan ilköğretim 3. sınıf öğrencileri.. Yılın ilk öğretmeni bir ücretli öğretmendi, kpss ye hazırlanacağını söyleyerek işi bıraktı. Bir sonraki ücretli öğretmeni çağırdılar; tam çocukları toparlamak üzereyken bu kez kadrolu ama ruhsal problemleri olan(anlaşılan bulunduğu okuldan uzaklaştırılmış) yeni bir öğretmen geldi. Bütün çocukların dışarılarda olduğu, sınıf içi disiplini sağlayamadığı gerekçesiyle öğretmen yeniden gönderildi. İkinci gelen ücretli öğretmen yeniden sınıfı toparlamak için çaba sarfetti. Sınıfta hiperaktivite bozukluğu olan ve ilaç tedavisi alan çocuklar olduğunu da eklemeliyim. Zor bir görevdi bu öğretmenimiz için ,ama o da ne? Okulun kapanmasına tam 15 gün kala yeni bir öğretmen geldi. Kendisi daha önce başka bir okulda müdür yardımcısı olarak çalışıyormuş ve istediği okulu seçme şansı varmış! O çocukların gözyaşlarını, çığlıklarını görmelisiniz. Öğretmenler odasının hemen yanına diz çöküp ağladılar.. Biz de onlarla birlikte...Müdür böyle şeylerin olabileceğini söylüyordu. İsyan ediyorduk ;ama faydası yoktu. Evet.. Ben ücretli öğretmendim, kendi açımdan bir yığın sorun yaşıyordum görevimle ilgili: hafta 3 gün çalışıyor gösterilmek üçte bir ücret almak ve kadrolu öğretmenlere verilen bütün görevleri üstlenmek...Ama bir de karşı kıyı vardı.. O miniklerin defalarca dalgalarla boğuşan kıyıları...

Onur Şahin

> Ücretli Öğretmenlik Neden Kaldırılmalıdır?

Eğitim bir toplum için en önemli unsurdur. Eğitime verilen önem o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir. Eğitim kalitesinin yükselmesi ve toplumun geleceği için çağdaş eğitim yöntemlerinin uygulanması gerekir. Geçmişe baktığımızda, eğitime önem veren ülkelerin her zaman güçlü ülkeler olduğunu, önem vermeyenlerin ise çağın gerisinde kaldığını görüyoruz.

Eğitimin kalitesinin artmasının en önemli unsurlarından biri öğretmenin kalitesidir. İyi bir eğitim sistemi için alan bilgisi yeterli, pedagojik formasyon almış ve genel kültür seviyesi yüksek öğretmenlerin bu sistemde görevlendirilmesi gerekir.

Çağdaş bir eğitim de sadece alanında uzman kişilerin derse girdiği bir eğitim sistemiyle yakalanabilir.

Ücretli Öğretmenlik Nedir?:

Ücretli öğretmenlik atanamayan üniversite mezunlarının kadrolu bir öğretmenin aldığı maaşın ortalama 1/3 ünü alarak yaptığı öğretmenliktir. Ücretli öğretmenlik uygulamasında ücretli öğretmenlik yapanların lisans eğitiminde aldığı branş eğitiminin dışında farklı branşlarda da öğretmenlik yaptıkları görülmektedir.

Ücretli Öğretmenliğin Eğitim Sistemine Verdiği Zararlar:

Ülkemizde çoğu branş öğretmeni yüksek puanlar almasına rağmen verilen az kontenjanlar sebebiyle atanamamaktadır ve boş kalan kadrolar bu alanda branşta eğitim almamış, işin ehli olmayan, çoğu da Kpss’den düşük puan alan öğretmenlerle kapatılmaktadır. Bu da eğitimin kalitesini ciddi derecede düşürmektedir.

Kendi branşı olmayan derslere görevlendirilen ücretli öğretmenler alan bilgisi yönünden zayıf olduklarından öğrencilere yeterli derecede bilgiyi aktaramamaktadır.

Ayrıca ücretli öğretmenlerin büyük bir kısmı eğitim yılının ilk döneminde göreve başlayıp ikinci dönem görevi bırakmaktadırlar. Giden öğretmenin yerine hemen bir öğretmen bulunamamakta, bazen bulunana kadar 1-2 hafta hatta 1 ay geçmekte, bu durum yüzünden dersler boş geçmektedir. Dersi boş geçen ve sık sık öğretmenleri değişen öğrenciler bu durumdan fazlasıyla olumsuz etkilenmektedir. Bu olumsuz durumdan veliler de fazlasıyla şikayetçidir. Ücretli öğretmenler bir yandan ücretli öğretmenlik yaparken diğer yandan da Kpss ye hazırlanmaktadır. Kpss ye hazırlanan öğretmenler de yorgun olmakta ve ne Kpss ye yeterli çalışabilmekte ne de girdikleri derslerde performanslarını yeteri kadar kullanabilmektedir.

En önemli sıkıntılardan biri de lisans eğitimi olarak öğretmenlik fakültelerini bitirmeyen ya da pedagojik formasyonu olmayan kişilerin ücretli öğretmen olarak görevlendirilmesidir. Görevlendirmelerde Pedagojik Formasyon eğitimi almamış herhangi bir lisans eğitimi almış kişilerin, 2 yıllık üniversite bitirmiş kişilerin ve hatta eğitimle hiç alakası olmayan bölümlerden mezun olan kişilerin öğretmen olarak görevlendirildiği görülmektedir ve bu eğitimin kalitesini açık ve net bir şekilde düşürmektedir.

Ücretli Öğretmenlik Yapanların Çalışma Şartları ve Ücretli Öğretmenlerin Çektikleri Sıkıntılar:

Ücretli öğretmenler girdikleri ders saati başına ücret almaktadır, bu da kadrolu bir öğretmenin maaşının ortalama 1/3üne denk gelmektedir.

Ücretli öğretmenlik yapanların diğer sorunu sigorta meselesidir. Ücretli öğretmenlik yapanların sigortaları tam yatmamaktadır. Girdikleri ders saatine göre ayda 13-15-18 gün gibi sigortası yatan ücretli öğretmenler görülmektedir. Kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmasına rağmen az maaş alan ve sigortası tam yatmayan ücretli öğretmenlerin psikolojisi bu durumdan olumsuz etkilenmekte, bu durumda haliyle eğitimin kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Ücretli öğretmenlik yapan öğretmenler çalıştıkları okullarda görev esnasında da çeşitli sorunlar yaşamaktadırlar. Ücretli öğretmenlere 2. sınıf öğretmen muamelesi yapanların olduğu görülmektedir. Bazı öğrenciler, görev yaptığı yerdeki öğretmenler, idareciler hatta bazı veliler ücretli öğretmene diğer öğretmen kadar değer vermemektedir. Bazı okul müdürleri de ücretli öğretmenlere görevi olmayan sorumluluklar ( nöbet tutma, törenlere gitme, özel haftalarda program hazırlama vb. ) vermektedirler.

Ayrıca ücretli öğretmenlik yapanların yaptıkları dönem içinde bile çalışma garantisi yoktur. Yerine biri atanırsa, müdür tarafından tercih edilmezse anında görevine son verilmektedir. Geleceği konusunda da şüphe duyulan, ailesi ve çevresi tarafından da küçümsenen, önemsenmeyen bir öğretmenlik yapmak bu öğretmenlerimizin psikolojisini bozmaktadır.

Ayrıca yüksek puanlar alıp öğretmenlik fakültelerini kazanan kişiler mezun olduklarında, öğretmenlik fakültesi bitirmeyen ya da pedagojik formasyon eğitimi almamış hatta eğitimle hiçbir ilişkisi olmayan ve çoğu da 2 yıllık üniversiteleri bitirmiş kişilerle aynı statü de çalışmaktadır. Bu durum öğretmen olarak atanması gereken öğretmenleri fazlasıyla üzmektedir.

Çözüm Önerimiz:

Sonuç olarak şöyle diyebiliriz ki ücretli öğretmenlik uygulaması eğitim sistemimize zarar vermektedir ve bir an önce kaldırılmalıdır. Ülkemizde 100 binden fazla öğretmen ihtiyacı ve 200 binden fazla öğretmen olmayı bekleyen aday varken daha düşük maaşa ve kadrolu öğretmenlerden daha az bir hakka sahip olan, çoğu da kendi alanı dışındaki branş derslerine giren ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesine son verilmelidir.

Ücretli öğretmenlik uygulaması yerine kadrolu öğretmen ataması yapılması hem eğitim kalitesini yükseltecek hem de ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan öğretmen ataması sorununu çözecek ve kadro bekleyen öğretmenlere iş imkanı sağlayacaktır.

ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK YAPAN ARKADAŞLARIN GÖRÜŞLERİ VE YAŞADIKLARI SIKINTILAR

*Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki, kimse puslu ve sisli havada araç kullandığında yaşadığı veya yaşayacağı tedirginliği yaşamasın. Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki; hiçbir öğretmen adayı gelecek kaygısı yaşamasın. Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki, hiçbir öğrenci o sevdiği ve de çok şey öğrendiği öğretmeninin ilişiği kesildiğinde üzülmesin.... Ücretli öğretmenlik kaldırılsın ki yaşanan sevdalar, (evlilikle sonuçlanabilecek aşklar) atanamadıklarından dolayı hüsranla sonuçlanmasın...

*Küçümsemek için söylemiyorum asla ama lise mezunlarıyla aynı statüye konulmak bana hiç adil gelmiyor! Ben 4 yıl eğitim almak için o kadar çaba harcadım ki benimle birlikte bir sürü arkadaşım da uğraştı ama açıklar kız meslek lisesi veya iki yıllık mezunlarıyla kapatılmaya çalışılınca onlar açıkta kaldı.

*Ben kpss iptal edildiği için 3 ay ücret karşılığı çalıştım. O çocuklara hiç verimli olamadım tam birbirimize alıştık atamam yapıldı ve ayrıldım. Arkamdan ağlayan Muhammed'imi hiç unutmuyorum :(

*Hangi meslekte ücretli var Allah aşkına ya. Ne polis, ne hemşire, ne doktor ,ne avukat. Şiddetle ücretli öğretmenlik gibi bir saçmalığın kalması taraftarıyım.

*Ben bi süre yapmıştım ücretli öğretmenlik, maddi şartlar dolayısıyla :( ama bırakmak zorunda kalınca çocuklar öğretmensiz kaldı. Yerime ücretli başka arkadaşı gönderdim sırf çocuklara yazık olmasın diye, oda fenciydi benim gibi... ama kpss yaklaşınca hepsi bırakmış okulu gitmiş. Düşünün okulda böyle yapan 4 branş öğretmeni varsa, her okulda 4 er tane açık var demektir. Bu olay İstanbul’un göbeğinde oluyor, öğretmenler atanamamaktan yakınırken, öğrenciler öğretmensizlikten yakınıyor... Bu nasıl istihdamı karşılama anlayışıdır eyyy Dinçer!

*Ben 4 yılda 6 okul değiştirdim.. en son ayrıldığım okulda çocuklar yeter artık sizde mi gidiyorsunuz diye isyan ediyorlardı.. Ücretli öğretmenliği yapan için ( maddi manevi..) Sıkıntısı bir tarafa çocukların çektiği sıkıntı bir tarafa.. Nereden bakarsanız bakın mantığa aykırı...

*5 yıl boyunca ücretli öğretmenlik yaptım diğer öğretmenler tarafından sanki her an gideceğimiz için 2.sınıf vatandaş yerine konuyoruz bazı veliler ücretli öğretmenlik yapan öğretmenleri çok küçümsüyorlarmış. Birçok veli ücretli öğretmeni takmıyor bile.

*Arkadaşlar 2 senedir İzmir de ücretli öğretmen olarak çalıştım parça parça tabi 2-3 ay bir okul sonra başka bir okul... Evet rezillikti ama öğrencilerinizle sınıfta baş başa kalıp ders anlatmak çok güzel bir duygu en azından onlara bir şeyler öğretebildiğim için çok mutluyum ama geçen sene okulda şöyle iğrenç ve utanç verici bir olay yaşadım: sabah okula gittim elinde matematik kitaplı, önlüklü yeni bir hoca şaşırdım hayırdır dedim kendi kendime bu kim? Neyse ben aldım kitaplarımı dosyamı tam merdivenlerden çıkacağım müdür beyin odasına çağırdılar beni. Gittim ve aynen kişiliksiz müdürün bana söylediği 'tanıştırayım hocam yeni matematik öğretmenimiz'. Damdan düşer gibi ne hale geldiğimi ne olduğunu anlamadım, neden dün haber vermediniz olacak şey mi dedim? Bana verdiği cevap dün bir hocanın babası ölmüş onun cenazesine gitmişler unutmuşlar falan filan, bir iki kıvırdı dansöz gibi... Sonuç olarak beni resmen kovdular yazıklar olsun böyle idarecilere daha onlar bizi anlamıyor başkalarına bir şey dememeli. Aldım eşyalarımı ağlaya ağlaya eve geldim olan sadece bana oldu.

Bunu anlatmamım nedeni ise asla ben ücretli yapıyorum deyip bir plan falan yapmayın her gün okula giderken acaba bugün derse girecek miyim diye düşünün

*3 YIL ücretli öğretmenlik yaptım. Mezun olunca insan hayatta en iyi yapabileceği işin kendi işi olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor. Çalıştığım süre zarfında işin en keyifli en katlanılacak kısmı öğrenciydi tabi. Son yıllardaki gibi doğru dürüst haberleri bile yoktu ücretli işinden. Ancak ne zaman nerdeyse herkesin evine bir ücretli öğretmen düştü işin rengi değişti...hala da konudaki bilinç yeterli değil. Öğrencinin suçu günahı ne arada dedim, elimden geldiğince özveri gösterdim. öğrenciden geriye kalan zamanlarsa kendimi DEĞERSİZ hissetmeme neden oldu. TAM YATMAYAN SİGORTA UYGULAMASI VS DE İŞİN CAN SIKAN MADDİ BOYUTU TABİ...

*Ayrıca arkadaşlar ücretli konusunda esas faaliyetler ilköğretim okullarından geçiyor. neden mi? İlkokul öğrencisi öğretmenin bilgisini kimliğini sorgulayamıyor elbette. Onun için herkes öğretmen... Üniversite mezunu her önüne gelen özellikle ilkokul tercih ediyor. 2. yılımda şube de listelere bakarken bir bayan geldi yanıma... ilkokul tercih edicem deyince.. gülümseyerek sınıfçı mısın dedim ? yok dedi.. heee sen de lise branş o halde? dedim biraz üzülerek( ben edebiyatçıyım ya ) yok dedi...EEEEEEEEEEEE? dedim. merakla ve sinirle MOBİLYA TASARIM dedi... kızın yüzüne öylece bakakalışım geliyor aklıma..

* Yıl içinde tam altı kez öğretmenleri değiştiği için hüngür hüngür ağlayan çocuklar biliyorum. Bunlar İstanbul'da bir okuldalar ve kimsenin almak istemediği sorunlu damgası vurulmuş farklı sosyo ekonomik düzeyde olan ilköğretim 3. sınıf öğrencileri.. Yılın ilk öğretmeni bir ücretli öğretmendi, kpss ye hazırlanacağını söyleyerek işi bıraktı. Bir sonraki ücretli öğretmeni çağırdılar; tam çocukları toparlamak üzereyken bu kez kadrolu ama ruhsal problemleri olan(anlaşılan bulunduğu okuldan uzaklaştırılmış) yeni bir öğretmen geldi. Bütün çocukların dışarılarda olduğu, sınıf içi disiplini sağlayamadığı gerekçesiyle öğretmen yeniden gönderildi. İkinci gelen ücretli öğretmen yeniden sınıfı toparlamak için çaba sarfetti. Sınıfta hiperaktivite bozukluğu olan ve ilaç tedavisi alan çocuklar olduğunu da eklemeliyim. Zor bir görevdi bu öğretmenimiz için ,ama o da ne? Okulun kapanmasına tam 15 gün kala yeni bir öğretmen geldi. Kendisi daha önce başka bir okulda müdür yardımcısı olarak çalışıyormuş ve istediği okulu seçme şansı varmış! O çocukların gözyaşlarını, çığlıklarını görmelisiniz. Öğretmenler odasının hemen yanına diz çöküp ağladılar.. Biz de onlarla birlikte...Müdür böyle şeylerin olabileceğini söylüyordu. İsyan ediyorduk ;ama faydası yoktu. Evet.. Ben ücretli öğretmendim, kendi açımdan bir yığın sorun yaşıyordum görevimle ilgili: hafta 3 gün çalışıyor gösterilmek üçte bir ücret almak ve kadrolu öğretmenlere verilen bütün görevleri üstlenmek...Ama bir de karşı kıyı vardı.. O miniklerin defalarca dalgalarla boğuşan kıyıları...

Onur Şahin

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Temmuz 2012 16:27

Gösterim: 14821

Öğretmenlerin iller arası yer değiştirme başvuruları pazartesi başlıyor

İller Arası Yer Değiştirme Kılavuzu için tıklayınız

Öğretmenler iller arası yer değiştirme başvurularını 30 Temmuz-6 Ağustos arasında yapabilecek. Atamalar 8 Ağustos’ta yapılarak aynı gün sonuçlar ilan edilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, ‘Öğretmenlerin İller Arası Yer Değiştirme Kılavuzu’nu yayınladı. Kılavuza göre başvurular 30 Temmuz Pazartesi günü başlayacak. Öğretmenler başvurularını kullanıcı adı ve şifreleri ile http://mebbis.meb.gov.tr veya http://ikgm.meb.gov.tr adreslerinde yer alan Elektronik Başvuru Formu’nu kullanarak yapabilecekler. Başvurular 6 Ağustos Pazartesi günü sona erecek. 8 Ağustos Çarşamba günü atamalar yapılarak, sonuçlar ilan edilecek.

Öğretmenlerin yeni görev yerine başlama işlemleri ise 9 Ağustos Perşembe günü başlayacak.

Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayan, bu yükümlülüğünü tamamlayan ya da bu yükümlülükten muaf tutulan öğretmenler ile sağlık ve eş durumu özrü nedeniyle zorunlu çalışma yükümlülüğü ertelenmiş öğretmenlerden bulundukları ilde 15 Eylül tarihi itibarıyla en az 3 (üç) yıl süreyle fiilen öğretmen olarak görev yapanlar iller arasında yer değiştirme başvurusunda bulunabilecekler.

Öğretmenler, başvurularını şahsen yapacaklar. Görev yaptığı il ya da ilçe dışında bulunan ve iller arası yer değiştirme başvurusu yapan öğretmenler, iletişim araçlarıyla (e-posta,telefon, faks vb.) kadrolarının bulunduğu okul müdürlüğünü bilgilendirmek şartıyla başvurularının onaylanmasını isteyecek. Okul yöneticileri başvuruları süresi içinde onaylayacak. Başvurusu onaylanan öğretmenlere ait Başvuru Formu’nun çıktısı okul müdürlüklerince öğretmenlere göreve başladıklarında imzalattırılacak. Başvuru Formunun eksiksiz ve doğru doldurulmasından öğretmenler sorumlu olacak.

(hürriyeteğitim)

> Öğretmenlerin iller arası atama başvuruları başlıyor

Öğretmenlerin iller arası yer değiştirme başvuruları pazartesi başlıyor

İller Arası Yer Değiştirme Kılavuzu için tıklayınız

Öğretmenler iller arası yer değiştirme başvurularını 30 Temmuz-6 Ağustos arasında yapabilecek. Atamalar 8 Ağustos’ta yapılarak aynı gün sonuçlar ilan edilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, ‘Öğretmenlerin İller Arası Yer Değiştirme Kılavuzu’nu yayınladı. Kılavuza göre başvurular 30 Temmuz Pazartesi günü başlayacak. Öğretmenler başvurularını kullanıcı adı ve şifreleri ile http://mebbis.meb.gov.tr veya http://ikgm.meb.gov.tr adreslerinde yer alan Elektronik Başvuru Formu’nu kullanarak yapabilecekler. Başvurular 6 Ağustos Pazartesi günü sona erecek. 8 Ağustos Çarşamba günü atamalar yapılarak, sonuçlar ilan edilecek.

Öğretmenlerin yeni görev yerine başlama işlemleri ise 9 Ağustos Perşembe günü başlayacak.

Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayan, bu yükümlülüğünü tamamlayan ya da bu yükümlülükten muaf tutulan öğretmenler ile sağlık ve eş durumu özrü nedeniyle zorunlu çalışma yükümlülüğü ertelenmiş öğretmenlerden bulundukları ilde 15 Eylül tarihi itibarıyla en az 3 (üç) yıl süreyle fiilen öğretmen olarak görev yapanlar iller arasında yer değiştirme başvurusunda bulunabilecekler.

Öğretmenler, başvurularını şahsen yapacaklar. Görev yaptığı il ya da ilçe dışında bulunan ve iller arası yer değiştirme başvurusu yapan öğretmenler, iletişim araçlarıyla (e-posta,telefon, faks vb.) kadrolarının bulunduğu okul müdürlüğünü bilgilendirmek şartıyla başvurularının onaylanmasını isteyecek. Okul yöneticileri başvuruları süresi içinde onaylayacak. Başvurusu onaylanan öğretmenlere ait Başvuru Formu’nun çıktısı okul müdürlüklerince öğretmenlere göreve başladıklarında imzalattırılacak. Başvuru Formunun eksiksiz ve doğru doldurulmasından öğretmenler sorumlu olacak.

(hürriyeteğitim)

Son Güncelleme: Cuma, 27 Temmuz 2012 13:51

Gösterim: 1772

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde değişikliğe gitti.

Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle 6 Mayıs 2010 tarihli yönetmeliğin 41. maddesinin, ''İl içinde yapılan atamalarla fazlalığın giderilememesi durumunda valiliklerce fazlalığın giderilmesine yönelik il içinde yapılacak yer değiştirmeler, zamana bağlı olmaksızın ancak öğretim yılının başladığı tarihten itibaren en geç mart ayı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir'' şeklindeki 5. fıkrasından ''ancak öğretim yılının başladığı tarihten itibaren'' ibaresi çıkarıldı.

Yönetmeliğe, norm fazlası öğretmen bulunması durumunda öğretmen görevlendirmesine ilişkin, ''Herhangi bir branşta norm kadro fazlası bulunan illerde fazla bulunan branşta ek ders ücreti karşılığında görevlendirme yapılamaz, vekil öğretmen çalıştırılamaz'' maddesi eklendi.

''Yatılı ilköğretim bölge okullarında'' ibaresinin ''yatılı bölge ortaokullarında'' olarak değiştirildiği yönetmelik, yürürlüğe girdi.

> Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği değişti

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde değişikliğe gitti.

Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle 6 Mayıs 2010 tarihli yönetmeliğin 41. maddesinin, ''İl içinde yapılan atamalarla fazlalığın giderilememesi durumunda valiliklerce fazlalığın giderilmesine yönelik il içinde yapılacak yer değiştirmeler, zamana bağlı olmaksızın ancak öğretim yılının başladığı tarihten itibaren en geç mart ayı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir'' şeklindeki 5. fıkrasından ''ancak öğretim yılının başladığı tarihten itibaren'' ibaresi çıkarıldı.

Yönetmeliğe, norm fazlası öğretmen bulunması durumunda öğretmen görevlendirmesine ilişkin, ''Herhangi bir branşta norm kadro fazlası bulunan illerde fazla bulunan branşta ek ders ücreti karşılığında görevlendirme yapılamaz, vekil öğretmen çalıştırılamaz'' maddesi eklendi.

''Yatılı ilköğretim bölge okullarında'' ibaresinin ''yatılı bölge ortaokullarında'' olarak değiştirildiği yönetmelik, yürürlüğe girdi.

Son Güncelleme: Salı, 24 Temmuz 2012 12:28

Gösterim: 3503


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.