Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Ali COŞKUNER - Eğitim Yöneticisi
Devlette kadrolu çalışmak esas olsa da bazen
İkinci Görevin Kanuni Dayanağı
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88. Maddesinde; ikinci görev verilecek memurlar ve görevler açıklanmıştır.
Bu maddeye dayanılarak öğretmenlere; okul ve enstitü müdürlüğü, başyardımcılığı ve yardımcılığı görevleri, ikinci görev olarak yaptırılabilinmektedir.
Geçici Görevlendirmenin Kanuni Dayanağı
657 sayılı Kanunun, (6111/115.md ile değişik) Kurumlar arası geçici süreli görevlendirme başlığı altındaki; 8. ek maddesinde; Bir memurun kurumlar arasında geçici süreli olarak görevlendirmesinin şartları sıralanmıştır;
1-Geçici görevlendirme yapmak isteyen kurumun talebi ve çalıştıkları kurumun izni,
2- Memurun görevlendirileceği kurumda göreve ilişkin 4 üncü ve daha yukarı bir dereceden boş bir kadronun bulunması,
3-Bir yılda altı ayı geçemeyeceği,
4-Memurların göreviyle ilgili olması,
5-Görevlendirilecek memurun muvafakati, aranır.
Ayrıca bu hâller dışında memurlar, kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle ihtiyaç duyulması hâlinde kurumlarınca, Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarında altı aya kadar geçici süreli olarak görevlendirilebilir.” Denilerek bununla ilgili bir yönetmelik çıkarılacağına atıfta bulunulmuştur.
Geçici Görevlendirme İşlemlerinde Tanımlama
Her hangi bir mevzuatta “Kurumlararası” ve “kurumiçi” ile ilgili her hangi bir tanımlama da yapılmamıştır. Kurumiçi geçici görevlendirmelerle ilgili her hangi bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Geçici Görevlendirmenin 2. Görevlendirmeyi Hükümsüz Kılacağı Durum
MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğin “Yöneticilik görevinin sona ereceği hâller” başlığı altındaki 27.madde 1.fıkrada “Eğitim kurumu yöneticilerinden;
a) (09/09/2011- 28020 R.G ile değişik) Yurt dışında eğitim müşaviri, eğitim ataşesi, eğitim ataşe yardımcısı olarak atananlar ile Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonu kararıyla görevlendirilenler ve uluslararası kuruluşlarda ya da yurtiçinde bir yıl ve daha fazla süreyle geçici veya sürekli olarak görevlendirilenlerin yöneticilikleri, … sona erer” denilmiştir.
İzne Ayrılma Durumlarında Vekalet/Geçici Görevlendirme
MEB Personeli İzin Yönergesi’nin İzne Ayrılan Personele Vekalet başlığı altındaki 8.maddede; “İzin vermeye yetkili amirler, izne ayrılacak memura kimin vekalet edeceğini, memurun izne ayrılmasından önce belirler. Vekalet görevinin, özel bir hüküm yoksa, hiyerarşik kademeler dikkate alınarak, izne ayrılan memura makam ve unvan bakımından en yakın olana verilmesi esastır.” Denilmektedir. Bu hükümler de sadece izin yönergesinde kalmamalı ve yasal düzenleme altına alınmalıdır.
Geçici Görevlendirme Alanları
Millî Eğitim Bakanlığı personelinin;
Genel Müdürler,
Gurup başkanları,
İl Milli Eğitim Müdürleri,
İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları,
İlçe Milli Eğitim Müdürleri,
Milli Eğitim Şube Müdürleri,
Bilgisayar eğitici Formatörü,
MEBBİS yöneticisi,
AR-GE Koordinatörü ve görevlileri,
Beden Eğitimi İl Koordinatörü,
Futbol, Basketbol, Voleybol, Atletizm vs İl Koordinatörü,
Okullararası,
Valiliklerde,
Kaymakamlıklarda,
Belediyelerde,
Üniversitelerde ve
Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdürlüklerinde
olmak üzere pek çok alanda vekaleten ya da geçici görevlendirme ile çalıştırılmakta olduğu görülmektedir. Bu görevlendirmelerin ilgili personelin göreviyle ilgili olup olmadığı da tam olarak açık ve net değildir. Görev tanımlaması belli olan bir öğretmenin tanımlanmayan bir görevde çalıştırıldığına da sıkça rastlanmaktadır.
Geçici Görevlendirmede Hukuki Sorunlar
Geçici görevlendirmelerin geniş bir uygulama alanı olmasına rağmen mevzuat yönünden her hangi bir düzenleme bulunmaması hukuki sorunları ortaya çıkarmaktadır. İşte bu yüzden görevlendirmelerin hukuki dayanağı olmadığından tamamen usulsüz oldukları iddialarına ve davalarına muhatap kalınmaktadır. Böyle bir hizmet gereğinden söz edilmesinin yanlış olacağını ve Kamu yararının da bulunmadığını kesinlikle söyleyebiliriz.
Bir memuru/öğretmeni alıp başka bir görevde geçici olarak görevlendirenler ne düşünür bilemem. Fakat ben onun 6 ayda sadece işini tanıyabileceği, takım arkadaşlarını ise hiç tanımayacağı kanaatindeyim. 2 nci bir 6 ay daha görevine devamı hizmetin gereğidir fakat Kanuna aykırıdır. Bir okul idarecisini geçici görevlendirme ile 6 aylığına şube müdürlüğü ya da başka bir işte görevlendirdiğimiz zaman yine aynı durum söz konusudur. Bunların bazılarına olağanüstü başarılarından dolayı valiliklerce takdirname verilmesi kimseyi aldatmasın. Bunun başarıyla değil; başka şeylerle ilgisi olduğunu bilmeyen yoktur. 2 nci bir 6 ay daha görevine devam etmesi ise Kanuna aykırıdır. Kanuna aykırı olarak göreve devam etse bile bu defa da bir yılı doldurduğu takdirde okulundaki asli göreviyle birlikte yürüttüğü okul yöneticiliği görevinin üzerinden alınması gerekmektedir.
Devlet Memurları Kurumiçi ve Kurumlararası Geçici Süreli Görevlendirme Yönetmeliği Düzenlenmeli
Kamu yararı ve hizmetin gereğini yerine getirmek için yapılacak görevlendirmelerin ya da atamaların sağlıklı yapılabilmesi için acilen düzenleme gerekmektedir. Yapılacak düzenlemelerin uygulanabilir olması da son derece önem arz etmektedir. Devletin saygınlığı vurgulanmalıdır.
25 Şubat 2011 tarihli ve 27857 sayılı 1. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 115.md ile değişik657 sayılı Kanunun 8. ek maddesi gereğince 01 Ocak 2012 tarihinden önce Devlet Memurları Geçici Süreli Görevlendirme Yönetmeliği çıkarılması gerekmekte idi. Fakat çıkarılmadı. Geçici görevlendirmeler ise usul ve esassız devam etmektedir.
Bu mevzuatsızlık, disiplin boyutunda da adaletsizlikleri doğurmaktadır. Bazı memurlar mevzuata aykırı iş yapsa disiplin cezası alıyorken; bazıları almamaktadır. Yani öyle bir haldeyiz ki; “mevzuat çiğnenmek için vardır” diyen kimilerini haklı çıkarır gibiyiz. Kamu yararı ve hizmetin gereğini yerine getirmek için ne kanunlar çiğnensin ve ne de kanunlar çiğnesin.
Velhasılı; Devletin itibarı ve kamu idaresine duyulan güveni tesis etmek asli görevimizdir. İşte bu yüzdendir ki uygulamalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak mevzuat düzenlenmelidir. Hem vekaleten ve hem de geçici süreli görevlendirmeler için… Hem kurumiçi ve hem de kurumlararası için…
(personelmeb)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Ali COŞKUNER - Eğitim Yöneticisi
Devlette kadrolu çalışmak esas olsa da bazen
İkinci Görevin Kanuni Dayanağı
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88. Maddesinde; ikinci görev verilecek memurlar ve görevler açıklanmıştır.
Bu maddeye dayanılarak öğretmenlere; okul ve enstitü müdürlüğü, başyardımcılığı ve yardımcılığı görevleri, ikinci görev olarak yaptırılabilinmektedir.
Geçici Görevlendirmenin Kanuni Dayanağı
657 sayılı Kanunun, (6111/115.md ile değişik) Kurumlar arası geçici süreli görevlendirme başlığı altındaki; 8. ek maddesinde; Bir memurun kurumlar arasında geçici süreli olarak görevlendirmesinin şartları sıralanmıştır;
1-Geçici görevlendirme yapmak isteyen kurumun talebi ve çalıştıkları kurumun izni,
2- Memurun görevlendirileceği kurumda göreve ilişkin 4 üncü ve daha yukarı bir dereceden boş bir kadronun bulunması,
3-Bir yılda altı ayı geçemeyeceği,
4-Memurların göreviyle ilgili olması,
5-Görevlendirilecek memurun muvafakati, aranır.
Ayrıca bu hâller dışında memurlar, kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle ihtiyaç duyulması hâlinde kurumlarınca, Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarında altı aya kadar geçici süreli olarak görevlendirilebilir.” Denilerek bununla ilgili bir yönetmelik çıkarılacağına atıfta bulunulmuştur.
Geçici Görevlendirme İşlemlerinde Tanımlama
Her hangi bir mevzuatta “Kurumlararası” ve “kurumiçi” ile ilgili her hangi bir tanımlama da yapılmamıştır. Kurumiçi geçici görevlendirmelerle ilgili her hangi bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Geçici Görevlendirmenin 2. Görevlendirmeyi Hükümsüz Kılacağı Durum
MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğin “Yöneticilik görevinin sona ereceği hâller” başlığı altındaki 27.madde 1.fıkrada “Eğitim kurumu yöneticilerinden;
a) (09/09/2011- 28020 R.G ile değişik) Yurt dışında eğitim müşaviri, eğitim ataşesi, eğitim ataşe yardımcısı olarak atananlar ile Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonu kararıyla görevlendirilenler ve uluslararası kuruluşlarda ya da yurtiçinde bir yıl ve daha fazla süreyle geçici veya sürekli olarak görevlendirilenlerin yöneticilikleri, … sona erer” denilmiştir.
İzne Ayrılma Durumlarında Vekalet/Geçici Görevlendirme
MEB Personeli İzin Yönergesi’nin İzne Ayrılan Personele Vekalet başlığı altındaki 8.maddede; “İzin vermeye yetkili amirler, izne ayrılacak memura kimin vekalet edeceğini, memurun izne ayrılmasından önce belirler. Vekalet görevinin, özel bir hüküm yoksa, hiyerarşik kademeler dikkate alınarak, izne ayrılan memura makam ve unvan bakımından en yakın olana verilmesi esastır.” Denilmektedir. Bu hükümler de sadece izin yönergesinde kalmamalı ve yasal düzenleme altına alınmalıdır.
Geçici Görevlendirme Alanları
Millî Eğitim Bakanlığı personelinin;
Genel Müdürler,
Gurup başkanları,
İl Milli Eğitim Müdürleri,
İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları,
İlçe Milli Eğitim Müdürleri,
Milli Eğitim Şube Müdürleri,
Bilgisayar eğitici Formatörü,
MEBBİS yöneticisi,
AR-GE Koordinatörü ve görevlileri,
Beden Eğitimi İl Koordinatörü,
Futbol, Basketbol, Voleybol, Atletizm vs İl Koordinatörü,
Okullararası,
Valiliklerde,
Kaymakamlıklarda,
Belediyelerde,
Üniversitelerde ve
Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdürlüklerinde
olmak üzere pek çok alanda vekaleten ya da geçici görevlendirme ile çalıştırılmakta olduğu görülmektedir. Bu görevlendirmelerin ilgili personelin göreviyle ilgili olup olmadığı da tam olarak açık ve net değildir. Görev tanımlaması belli olan bir öğretmenin tanımlanmayan bir görevde çalıştırıldığına da sıkça rastlanmaktadır.
Geçici Görevlendirmede Hukuki Sorunlar
Geçici görevlendirmelerin geniş bir uygulama alanı olmasına rağmen mevzuat yönünden her hangi bir düzenleme bulunmaması hukuki sorunları ortaya çıkarmaktadır. İşte bu yüzden görevlendirmelerin hukuki dayanağı olmadığından tamamen usulsüz oldukları iddialarına ve davalarına muhatap kalınmaktadır. Böyle bir hizmet gereğinden söz edilmesinin yanlış olacağını ve Kamu yararının da bulunmadığını kesinlikle söyleyebiliriz.
Bir memuru/öğretmeni alıp başka bir görevde geçici olarak görevlendirenler ne düşünür bilemem. Fakat ben onun 6 ayda sadece işini tanıyabileceği, takım arkadaşlarını ise hiç tanımayacağı kanaatindeyim. 2 nci bir 6 ay daha görevine devamı hizmetin gereğidir fakat Kanuna aykırıdır. Bir okul idarecisini geçici görevlendirme ile 6 aylığına şube müdürlüğü ya da başka bir işte görevlendirdiğimiz zaman yine aynı durum söz konusudur. Bunların bazılarına olağanüstü başarılarından dolayı valiliklerce takdirname verilmesi kimseyi aldatmasın. Bunun başarıyla değil; başka şeylerle ilgisi olduğunu bilmeyen yoktur. 2 nci bir 6 ay daha görevine devam etmesi ise Kanuna aykırıdır. Kanuna aykırı olarak göreve devam etse bile bu defa da bir yılı doldurduğu takdirde okulundaki asli göreviyle birlikte yürüttüğü okul yöneticiliği görevinin üzerinden alınması gerekmektedir.
Devlet Memurları Kurumiçi ve Kurumlararası Geçici Süreli Görevlendirme Yönetmeliği Düzenlenmeli
Kamu yararı ve hizmetin gereğini yerine getirmek için yapılacak görevlendirmelerin ya da atamaların sağlıklı yapılabilmesi için acilen düzenleme gerekmektedir. Yapılacak düzenlemelerin uygulanabilir olması da son derece önem arz etmektedir. Devletin saygınlığı vurgulanmalıdır.
25 Şubat 2011 tarihli ve 27857 sayılı 1. Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 115.md ile değişik657 sayılı Kanunun 8. ek maddesi gereğince 01 Ocak 2012 tarihinden önce Devlet Memurları Geçici Süreli Görevlendirme Yönetmeliği çıkarılması gerekmekte idi. Fakat çıkarılmadı. Geçici görevlendirmeler ise usul ve esassız devam etmektedir.
Bu mevzuatsızlık, disiplin boyutunda da adaletsizlikleri doğurmaktadır. Bazı memurlar mevzuata aykırı iş yapsa disiplin cezası alıyorken; bazıları almamaktadır. Yani öyle bir haldeyiz ki; “mevzuat çiğnenmek için vardır” diyen kimilerini haklı çıkarır gibiyiz. Kamu yararı ve hizmetin gereğini yerine getirmek için ne kanunlar çiğnensin ve ne de kanunlar çiğnesin.
Velhasılı; Devletin itibarı ve kamu idaresine duyulan güveni tesis etmek asli görevimizdir. İşte bu yüzdendir ki uygulamalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak mevzuat düzenlenmelidir. Hem vekaleten ve hem de geçici süreli görevlendirmeler için… Hem kurumiçi ve hem de kurumlararası için…
(personelmeb)
Son Güncelleme: Salı, 06 Mart 2012 17:56
Gösterim: 33101
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen özür durumu atamalarını yeni baştan düzenliyor.

Kamu kurum ve kuruluşlarında eşi öğretmen olarak görev yapanların atanmalarında, öğretmen ihtiyacı olan bölgeler dikkate alınacak. Tüm bunlara rağmen ailesinden ayrılmak istemeyen öğretmenlere ücretsiz izin çıkma hakkı getirildi. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre; her yıl 30 bin öğretmen eş durumundan ya da başka sebeplerle il ve ilçe değişikliği yapıyor. Yapılan yeni düzenleme, memur olan öğretmen eşlerinin de tayinlerine bir düzenleme getirmiş oluyor.
Safure CANTÜRK
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen özür durumu atamalarını yeni baştan düzenliyor.

Kamu kurum ve kuruluşlarında eşi öğretmen olarak görev yapanların atanmalarında, öğretmen ihtiyacı olan bölgeler dikkate alınacak. Tüm bunlara rağmen ailesinden ayrılmak istemeyen öğretmenlere ücretsiz izin çıkma hakkı getirildi. Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre; her yıl 30 bin öğretmen eş durumundan ya da başka sebeplerle il ve ilçe değişikliği yapıyor. Yapılan yeni düzenleme, memur olan öğretmen eşlerinin de tayinlerine bir düzenleme getirmiş oluyor.
Safure CANTÜRK
Son Güncelleme: Pazar, 26 Şubat 2012 22:23
Gösterim: 2462
DES, Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mektupta, öğretmen ve öğretim elemanlarının kamuda en düşük maaş alan grup haline geldiğini ifade ederek, öğretmenler başta olmak üzere eğitim çalışanlarına ek bir ödeme yapılmasını talep etti.
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı ve Genel Sekreter İshak Çelebi imzasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup gönderildi. Mektupta, öğretmen ve öğretim elemanlarının kamuda en düşük maaş alan grup haline geldiği ifade edilerek, öğretmenler başta olmak üzere eğitim çalışanlarına ek bir ödeme yapılması talep edildi. Mektupta, 2011 yılı sonunda çıkarılan 666 sayılı KHK ile aynı unvanla çalışan farklı kurumlardaki personele yönelik ücret eşitsizliğinin büyük oranda giderildiğini ancak öğretmen ve öğretim elemanlarının farklı kurumlarda eşitlerinin bulunmadığı için ek ödemelerinin artırılmadığını belirtildi. En düşük öğretmen aylığının bin 585 TL, ortalama öğretmen aylığının bin 750 TL olduğu hatırlatılan mektupta, dört kişilik bir öğretmen ailesinin kira, gıda, giyecek, yakacak, eğitim, sağlık, haberleşme, ulaşım, aydınlatma ve temizlik gibi zorunlu ve vazgeçilemez ihtiyaçlarını karşılamakta büyük sıkıntılar yaşadığına dikkat çekildi.
‘Memurlara da grev ve siyaset hakkının verilmesini istiyoruz’
Mektupta, sendika olarak çeşitli kampanya ve faaliyetlerle "evet" yönünde destek verdikleri 12 Eylül Referandumu’ndan bu tarafa yaklaşık 17 aydır Toplu Sözleşme Yasası için beklediklerini bildiren Avcı, "Kamu işçilerine verildiği gibi memurlara da grev ve siyaset hakkının verilmesini istiyoruz. Kaliteli, katılımcı ve çağdaş Türk siyaseti için memurlara siyaset hakkının verilmesi elzemdir. Sendikacılık bu sayede sosyal hastalıkların ve siyasi hesapların girdabından kurtulacak, bölgesel güç ve küresel aktör olma yolunda hızlı ilerleyen ülkemizin önemli lokomotif güçlerinden birisi haline gelecektir" dedi.
(Milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
DES, Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mektupta, öğretmen ve öğretim elemanlarının kamuda en düşük maaş alan grup haline geldiğini ifade ederek, öğretmenler başta olmak üzere eğitim çalışanlarına ek bir ödeme yapılmasını talep etti.
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı ve Genel Sekreter İshak Çelebi imzasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup gönderildi. Mektupta, öğretmen ve öğretim elemanlarının kamuda en düşük maaş alan grup haline geldiği ifade edilerek, öğretmenler başta olmak üzere eğitim çalışanlarına ek bir ödeme yapılması talep edildi. Mektupta, 2011 yılı sonunda çıkarılan 666 sayılı KHK ile aynı unvanla çalışan farklı kurumlardaki personele yönelik ücret eşitsizliğinin büyük oranda giderildiğini ancak öğretmen ve öğretim elemanlarının farklı kurumlarda eşitlerinin bulunmadığı için ek ödemelerinin artırılmadığını belirtildi. En düşük öğretmen aylığının bin 585 TL, ortalama öğretmen aylığının bin 750 TL olduğu hatırlatılan mektupta, dört kişilik bir öğretmen ailesinin kira, gıda, giyecek, yakacak, eğitim, sağlık, haberleşme, ulaşım, aydınlatma ve temizlik gibi zorunlu ve vazgeçilemez ihtiyaçlarını karşılamakta büyük sıkıntılar yaşadığına dikkat çekildi.
‘Memurlara da grev ve siyaset hakkının verilmesini istiyoruz’
Mektupta, sendika olarak çeşitli kampanya ve faaliyetlerle "evet" yönünde destek verdikleri 12 Eylül Referandumu’ndan bu tarafa yaklaşık 17 aydır Toplu Sözleşme Yasası için beklediklerini bildiren Avcı, "Kamu işçilerine verildiği gibi memurlara da grev ve siyaset hakkının verilmesini istiyoruz. Kaliteli, katılımcı ve çağdaş Türk siyaseti için memurlara siyaset hakkının verilmesi elzemdir. Sendikacılık bu sayede sosyal hastalıkların ve siyasi hesapların girdabından kurtulacak, bölgesel güç ve küresel aktör olma yolunda hızlı ilerleyen ülkemizin önemli lokomotif güçlerinden birisi haline gelecektir" dedi.
(Milliyet)
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Şubat 2012 11:18
Gösterim: 2065
Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencileri, yaptıkları eylemle pedagojik formasyon uygulamasının yeniden yürürlüğe konulmasını istedi.
Atatürk Üniversitesi Kampüsü içerisindeki Rektörlük binası önünde toplanan bir grup öğrenci, kendilerine öğretmen olma yolunu açan formasyon uygulamasının kaldırılmasına tepki gösterdi. Eyleme çeşitli fakültelerden katılan öğrenciler, "Baba beni okuldan al öğretmen olamıyorum" yazılı bir pankart açtılar. Öğrenciler adına basın açıklaması yapan Güzel Sanatlar Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Hüseyin Rençber, 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kaldırılan formasyon uygulamasının yeniden yürürlüğe
konulmasını istediklerini belirterek, "İşte bizler Atatürk Üniversitesi öğrencileri olarak verilmiş olan pedagojik formasyonun durdurulmasına yönelik kararın geri çekilmesini ve bizim gibi binlerce öğrencinin mağduriyetinin giderilmesini istiyoruz" dedi.
Boş pankart açan bir öğrenci ise, "Bu pankart boş, hiçbir şey yazılı değil. Anlamı da bizde 5 yıl okuyoruz, mezun oluyoruz ve sonuç hiçbir şey olamıyoruz. 4 eşittir sıfır, 5 eşittir sıfır. Bu da 4 yıl okuyoruz, 1 yılda bunun hazırlığı var. Ama yine sonuç sıfır" diye konuştu.
Basın açıklamasının ardından öğrenciler, seslerinin duyulmadığını belirterek, 1 dakikalık sessiz eylem yaptılar schweizer-apotheke.de. Eylem olaysız şekilde sona ererken, çok sayıda güvenlik görevlisi olumsuz bir olay yaşanmaması için tedbir aldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencileri, yaptıkları eylemle pedagojik formasyon uygulamasının yeniden yürürlüğe konulmasını istedi.
Atatürk Üniversitesi Kampüsü içerisindeki Rektörlük binası önünde toplanan bir grup öğrenci, kendilerine öğretmen olma yolunu açan formasyon uygulamasının kaldırılmasına tepki gösterdi. Eyleme çeşitli fakültelerden katılan öğrenciler, "Baba beni okuldan al öğretmen olamıyorum" yazılı bir pankart açtılar. Öğrenciler adına basın açıklaması yapan Güzel Sanatlar Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Hüseyin Rençber, 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kaldırılan formasyon uygulamasının yeniden yürürlüğe
konulmasını istediklerini belirterek, "İşte bizler Atatürk Üniversitesi öğrencileri olarak verilmiş olan pedagojik formasyonun durdurulmasına yönelik kararın geri çekilmesini ve bizim gibi binlerce öğrencinin mağduriyetinin giderilmesini istiyoruz" dedi.
Boş pankart açan bir öğrenci ise, "Bu pankart boş, hiçbir şey yazılı değil. Anlamı da bizde 5 yıl okuyoruz, mezun oluyoruz ve sonuç hiçbir şey olamıyoruz. 4 eşittir sıfır, 5 eşittir sıfır. Bu da 4 yıl okuyoruz, 1 yılda bunun hazırlığı var. Ama yine sonuç sıfır" diye konuştu.
Basın açıklamasının ardından öğrenciler, seslerinin duyulmadığını belirterek, 1 dakikalık sessiz eylem yaptılar schweizer-apotheke.de. Eylem olaysız şekilde sona ererken, çok sayıda güvenlik görevlisi olumsuz bir olay yaşanmaması için tedbir aldı.
Son Güncelleme: Cuma, 24 Şubat 2012 16:36
Gösterim: 2165
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Levent Öz, Türkiye'de binlerce kadının şiddet ve tacize maruz kalmasına rağmen bunun sadece yüzde 2'sinin adliyeye intikal ettiğini söyledi.
Öz, Adana'da tacize uğrayan öğretmenlere sahip çıkılması yerine onların başka bir okula sürgün edilmesinin ise kabul edilemez olduğunu, konuyu komisyona taşıyacaklarını belirtti.
Adana merkezdeki Semerkant İlköğretim Okulu'nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kaldıkları ileri sürülen S.T. ve H.G. adlı iki öğretmenin, konuyla ilgili olarak Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi'ne açtıkları dava sonrasında bir başka okula tayin edildiği yönündeki iddiaların yankısı sürüyor. Konuyla ilgili olarak CHP İl Binası'nda Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ile birlikte toplantı düzenleyen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Levent Öz,
yaşananların kabul edilemez olduğunu söyledi. CHP İl Başkanı Zeydan Karalar'ın da hazır bulunduğu toplantıda konuşan Gök, kadına yönelik şiddet ve tacizin Türkiye'de yaygın olarak görülen bir insan hakkı ihlali olduğunu ve her geçen gün de arttığını belirtti.
"KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SADECE YÜZDE 2'Sİ YARGIYA TAŞINIYOR"
Türkiye'de hemen hemen her gün onlarca kadının şiddet ve tacize maruz kaldığını kaydeden Gök, "Ancak adli makamlara yansıyan istatistikler, Türkiye'de yaşanan bu ağır hak ihlallerinin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Yaşanan olayların sadece yüzde 2'lik bir bölümü yargıya intikal ediyor. Kadın şiddete ya da tacize maruz kaldığı anda ilk başta çevre ya da aile baskısı nedeniyle konuyu yargıya taşıyamıyor. Daha da ilginci, polis merkezine giden kadına burada polis memurları şikayetini geri alması için
kendisine baskı uygulanıyor. Bu nedenle de Türkiye'de kayda alınmayan ve tespiti imkansız binlerce olay var. Genel olarak Türkiye tablosuna bakıldığında sadece o yüzde 2'lik tabloyu görebiliyoruz. Geriye kalan yüzde 98'inden hiçbirimizin haberi yok. Türkiye, ne yazık ki bu acı gerçekleri yaşamaya devam ediyor" dedi.
"ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIMIZ BÜYÜK BİR 'MEDENİ CESARET' GÖSTERDİ"
Semerkant İlköğretim Okulu'nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kalan ve konuyu yargıya taşıdıkları gerekçesiyle 'sürgün'e gönderilen kadın öğretmenlerle ilgili yaşanan gelişmelere dikkat çeken Gök, "Kadınlarımız bu başvuruyu yaparken, ortaya koydukları 'medeni cesaret'i kutlamak gerek. Çünkü bu arkadaşlarımız evli. Yaşadıkları durum sadece kendi iç dünyalarında değil, aynı zamanda ailelerinde de bir travma ve tahribata neden oldu. Ama arkadaşlarımız tüm bunları göğüslediler ve konuyu
yargıya taşıdılar. Belki onlara bu konuyu kapatmaları için baskı uygulandı, bunu bilemeyiz ama gösterdikleri cesaret alkışlanmalı. Peki, onların bu başvurusunun ardından yapılması gereken nedir? Devlet ya da toplumun bu arkadaşlarımıza sahip çıkmasıdır. Böyle oldu mu? Bir müddet sonra görülmüştür ki, öğretmen arkadaşlarımız başka bir okula sürgüne gönderildi" diye konuştu.
"BU NE KADAR AYMAZ VE VURDUMDUYMAZ BİR DURUM"
Levent Gök, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Fiziki ve psikolojik anlamda ağır bir saldırıya maruz kalacaksınız, bu konuda hakkınızı sonuna kadar savunup, saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırılması için mücadele vereceksiniz, bunun karşılığında görevinizden alınıp, başka bir okula sürgüne gönderileceksiniz. Bunun herhangi bir mantıkla ya da kadını korumaya yönelik bir davranış olarak izah etmek mümkün mü? Bu ne kadar aymaz ve vurdumduymaz bir durum. Kadını adeta tacize ve şiddete uğradı diye cezalandırıyorsunuz. Böylesi bir mantığı kabul etmek mümkün değil. Kadına ve insanlığa bakış açısı bu şekilde olduğu müddetçe kadınlarımız kendilerine yönelik en ufak bir haksızlıkta dahi haklarını aramaktan kaçınacaktır. Şiddete maruz kalan, taciz edilen bir kadının toplum tarafından korunup, sahip çıkılması, arkasında durulması, onun acılarının paylaşılması, çektiği ızdırapların ona unutturulması yönünde bir çaba sarf edilmesi gerekirken, böylesi bir yaklaşım içine girilmesi kabul edilir gibi değil."
"ÖĞRETMENLERİN SÜRGÜNE GÖNDERİLMESİ ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL"
Adana'da yaşanan bu olayı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'na taşıyacakları gibi gerekli işlemlerin de yapılmasını sağlayacaklarını dile getiren Gök, konunun takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.
Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ise, bugün yaşananların vahim ve üzücü olduğunu ifade ederek, yaklaşık 1.5 yıl önce yaşanan olayın sürüncemede bırakıldığını, okul müdürü ve hizmetli hakkında idari işlem başlatılmasını beklerken tacize uğrayan öğretmenlerin sürgün edilmesi durumuyla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Böylesi bir yaklaşımın anlaşılamaz olduğunu, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün aldığı bu kararın gerekçesini ne olarak göstereceğini merak ettiklerini belirten Karaca, şunları
söyledi: "Bu iki öğretmen arkadaşımızın mağduriyeti üzerinden Türkiye'de kadınların yaşadığı bu travmanın ortadan kaldırılmasına dönük bir çalışma yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda CHP'nin üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Levent Öz, Türkiye'de binlerce kadının şiddet ve tacize maruz kalmasına rağmen bunun sadece yüzde 2'sinin adliyeye intikal ettiğini söyledi.
Öz, Adana'da tacize uğrayan öğretmenlere sahip çıkılması yerine onların başka bir okula sürgün edilmesinin ise kabul edilemez olduğunu, konuyu komisyona taşıyacaklarını belirtti.
Adana merkezdeki Semerkant İlköğretim Okulu'nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kaldıkları ileri sürülen S.T. ve H.G. adlı iki öğretmenin, konuyla ilgili olarak Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi'ne açtıkları dava sonrasında bir başka okula tayin edildiği yönündeki iddiaların yankısı sürüyor. Konuyla ilgili olarak CHP İl Binası'nda Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ile birlikte toplantı düzenleyen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Levent Öz,
yaşananların kabul edilemez olduğunu söyledi. CHP İl Başkanı Zeydan Karalar'ın da hazır bulunduğu toplantıda konuşan Gök, kadına yönelik şiddet ve tacizin Türkiye'de yaygın olarak görülen bir insan hakkı ihlali olduğunu ve her geçen gün de arttığını belirtti.
"KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SADECE YÜZDE 2'Sİ YARGIYA TAŞINIYOR"
Türkiye'de hemen hemen her gün onlarca kadının şiddet ve tacize maruz kaldığını kaydeden Gök, "Ancak adli makamlara yansıyan istatistikler, Türkiye'de yaşanan bu ağır hak ihlallerinin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Yaşanan olayların sadece yüzde 2'lik bir bölümü yargıya intikal ediyor. Kadın şiddete ya da tacize maruz kaldığı anda ilk başta çevre ya da aile baskısı nedeniyle konuyu yargıya taşıyamıyor. Daha da ilginci, polis merkezine giden kadına burada polis memurları şikayetini geri alması için
kendisine baskı uygulanıyor. Bu nedenle de Türkiye'de kayda alınmayan ve tespiti imkansız binlerce olay var. Genel olarak Türkiye tablosuna bakıldığında sadece o yüzde 2'lik tabloyu görebiliyoruz. Geriye kalan yüzde 98'inden hiçbirimizin haberi yok. Türkiye, ne yazık ki bu acı gerçekleri yaşamaya devam ediyor" dedi.
"ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIMIZ BÜYÜK BİR 'MEDENİ CESARET' GÖSTERDİ"
Semerkant İlköğretim Okulu'nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kalan ve konuyu yargıya taşıdıkları gerekçesiyle 'sürgün'e gönderilen kadın öğretmenlerle ilgili yaşanan gelişmelere dikkat çeken Gök, "Kadınlarımız bu başvuruyu yaparken, ortaya koydukları 'medeni cesaret'i kutlamak gerek. Çünkü bu arkadaşlarımız evli. Yaşadıkları durum sadece kendi iç dünyalarında değil, aynı zamanda ailelerinde de bir travma ve tahribata neden oldu. Ama arkadaşlarımız tüm bunları göğüslediler ve konuyu
yargıya taşıdılar. Belki onlara bu konuyu kapatmaları için baskı uygulandı, bunu bilemeyiz ama gösterdikleri cesaret alkışlanmalı. Peki, onların bu başvurusunun ardından yapılması gereken nedir? Devlet ya da toplumun bu arkadaşlarımıza sahip çıkmasıdır. Böyle oldu mu? Bir müddet sonra görülmüştür ki, öğretmen arkadaşlarımız başka bir okula sürgüne gönderildi" diye konuştu.
"BU NE KADAR AYMAZ VE VURDUMDUYMAZ BİR DURUM"
Levent Gök, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Fiziki ve psikolojik anlamda ağır bir saldırıya maruz kalacaksınız, bu konuda hakkınızı sonuna kadar savunup, saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırılması için mücadele vereceksiniz, bunun karşılığında görevinizden alınıp, başka bir okula sürgüne gönderileceksiniz. Bunun herhangi bir mantıkla ya da kadını korumaya yönelik bir davranış olarak izah etmek mümkün mü? Bu ne kadar aymaz ve vurdumduymaz bir durum. Kadını adeta tacize ve şiddete uğradı diye cezalandırıyorsunuz. Böylesi bir mantığı kabul etmek mümkün değil. Kadına ve insanlığa bakış açısı bu şekilde olduğu müddetçe kadınlarımız kendilerine yönelik en ufak bir haksızlıkta dahi haklarını aramaktan kaçınacaktır. Şiddete maruz kalan, taciz edilen bir kadının toplum tarafından korunup, sahip çıkılması, arkasında durulması, onun acılarının paylaşılması, çektiği ızdırapların ona unutturulması yönünde bir çaba sarf edilmesi gerekirken, böylesi bir yaklaşım içine girilmesi kabul edilir gibi değil."
"ÖĞRETMENLERİN SÜRGÜNE GÖNDERİLMESİ ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL"
Adana'da yaşanan bu olayı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'na taşıyacakları gibi gerekli işlemlerin de yapılmasını sağlayacaklarını dile getiren Gök, konunun takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.
Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ise, bugün yaşananların vahim ve üzücü olduğunu ifade ederek, yaklaşık 1.5 yıl önce yaşanan olayın sürüncemede bırakıldığını, okul müdürü ve hizmetli hakkında idari işlem başlatılmasını beklerken tacize uğrayan öğretmenlerin sürgün edilmesi durumuyla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Böylesi bir yaklaşımın anlaşılamaz olduğunu, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün aldığı bu kararın gerekçesini ne olarak göstereceğini merak ettiklerini belirten Karaca, şunları
söyledi: "Bu iki öğretmen arkadaşımızın mağduriyeti üzerinden Türkiye'de kadınların yaşadığı bu travmanın ortadan kaldırılmasına dönük bir çalışma yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda CHP'nin üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz."
Son Güncelleme: Salı, 21 Şubat 2012 17:57
Gösterim: 2217

