Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Antalya’da basketbol takımları yüzünden iki farklı lisenin öğrencileri adeta meydan savaşı yaptı

Edinilen bilgiye göre, dün öğle saatlerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne ait Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda İlhami Tankut Anadolu Lisesi ile Borsa Anadolu Lisesi basketbol takımları arasında oynanan maçın sonlarına doğru tribünde kavga başladı. Öğrenciler arasındaki kavga, salondan sokağa taştı. İki okul öğrencilerinin Büyükşehir Belediyesi önünde devam eden kavgasını ayırmak isteyen öğretmenleri başarısız olunca, olay yerine çok sayıda polis sevk edildi. Yaklaşık yarım saat süren kavgada her iki okul öğrencilerinin 'Burası Antalya buradan çıkış yok', 'Vur vur inlesin' sloganları ve kavga görüntüleri, kameralar tarafından saniye saniye görüntülendi. Olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahalesi ile ayrılan öğrenci grupları, öğretmenlerinin nezaretinde uzaklaştırıldı.

> Liseli öğrencilerinin kavgası sokaklara taştı

Antalya’da basketbol takımları yüzünden iki farklı lisenin öğrencileri adeta meydan savaşı yaptı

Edinilen bilgiye göre, dün öğle saatlerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne ait Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda İlhami Tankut Anadolu Lisesi ile Borsa Anadolu Lisesi basketbol takımları arasında oynanan maçın sonlarına doğru tribünde kavga başladı. Öğrenciler arasındaki kavga, salondan sokağa taştı. İki okul öğrencilerinin Büyükşehir Belediyesi önünde devam eden kavgasını ayırmak isteyen öğretmenleri başarısız olunca, olay yerine çok sayıda polis sevk edildi. Yaklaşık yarım saat süren kavgada her iki okul öğrencilerinin 'Burası Antalya buradan çıkış yok', 'Vur vur inlesin' sloganları ve kavga görüntüleri, kameralar tarafından saniye saniye görüntülendi. Olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahalesi ile ayrılan öğrenci grupları, öğretmenlerinin nezaretinde uzaklaştırıldı.

Son Güncelleme: Cuma, 30 Kasım 2012 09:56

Gösterim: 2430

Trabzon'da, dere kenarına inşa edilen belediye binası ‘tehlikeli’ olduğu gerekçesiyle boşaltılınca, binaya eski okulları selde yıkılan öğrenciler yerleştirildi. Veliler yüreği ağzında çocuklarını okula gönderiyor.

okul_trabzonTakvim Gazetesi’nin haberine göre, Trabzon'un Köprübaşı İlçesi'ne bağlı Beşköy Beldesi, 7 Ağustos 1998'de yaşanan sel felaketiyle adeta yerle bir oldu. Felakette 75 bina yıkıldı, 44 kişiyi heyelan yuttu. Zamanla yaralarını sarmaya çalışan beldede öğrenciler, başka bir ilçedeki yatılı bölge okuluna verildi. Belediye binası ise, beldenin 2 kilometre çıkışındaki dere yatağına yapıldı. Bir süre burada hizmet veren belediye, 'riskli bölgede bulunması ve merkeze uzaklığı' nedeniyle taşındı. Belediye belde girişindeki prefabrik yapıda hizmet vermeye başlarken 'riskli belediye binası' da 2008 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü'ne devredildi.

MEB, 2009’da binayı okula dönüştürdü

MİLLİ Eğitim Müdürlüğü belediyenin boşalttığı binayı başka ilçelerde eğitim gören Beşköylü çocukların evlerine yakın yerde eğitim görmesi için okula dönüştürdü. Derenin kenarındaki bina 2009 yılından itibaren Adnan Kahveci İlköğretim Okulu olarak hizmet vermeye başladı. 150 mevcutlu okulda öğrenciler

30 metre uçurumun kenarındaki binada tehlikelerle iç içe eğitim görmeye başladı. Aileler ise her yağmurda ve sel riskinde yürekleri ağızda nöbet tutar oldu.

'Burası hazır mezarlık'

BEŞKÖY Belde Başkanı Yahya Narmanlı 'Burası hazır mezarlık' diye isyan etti. AKŞAM'a okulun önünde açıklama yapan Narmanlı, 'Veliler çocukları korkuyla okula gönderiyor. Zamanında belediye binasının riskli olduğuna kanaat getirildi ve benden önceki başkan döneminde bina merkeze taşındı. Bu arada okul yeri aranıyordu, geçici olarak burası Milli Eğitim'e verildi. Burada risk vardı ama acil ihtiyaç olduğu için okul buraya taşındı. Herkes yeni bir okulun yapılmasını umut ediyordu. Ancak başvurduğumuz hiçbir yerden sonuç çıkmadı. Burası her açıdan riskli' diye konuştu.

Önü arkası sağı solu tehlike

Beşköy Belde Başkanı Yahya Narmanlı okuldaki öğrencileri bekleyen tehlikeleri sıraladı:

Okulun üzerinde Şahinkayalar Dağı var. Okul dağdan gelebilecek sel-çığın en kolay yıkabileceği yerde.

Tam karşısında kaya-lar var, zaman zaman kopmalar oluyor, çocuklarımız da bu kayanın altında oynuyor.

Alt kısmı Manahoz deresi. Bahçeyle dere arasında sadece tel örgü var. Bir çocuk düşse, cesedini bile bulamayız.

HES boruları okulun 4-5 metre yanından geçiyor, mayın gibi.

Bir süre önce biri patladı, metrelerce havaya su fışkırdı. Okunun önünde

patlasa, binayı sarsar, çocuk varsa uçurur.

Çocuğumuz gelince şükrediyoruz!

- Dursun Karataş (Veli): Akşam çocuk eve gelince herkes şükrediyor. Oğlum Ali'yi okula gönderirken tedirgin oluyorum. Bir belde huzursuz, kimse sesimizi duymuyor. Yeter artık çektiklerimiz.

- İsmail Ekmekçi (Veli): Bir gün burada minik canlar gidecek, bizim feryadımızı ancak o zaman duyacaklar. Çaresiziz, anlayın artık. Parası olan çocuklarını başka yerde okutuyor. Biz ne yapalım?

(takvim)

> Trabzon’da akıl almaz uygulama!

Trabzon'da, dere kenarına inşa edilen belediye binası ‘tehlikeli’ olduğu gerekçesiyle boşaltılınca, binaya eski okulları selde yıkılan öğrenciler yerleştirildi. Veliler yüreği ağzında çocuklarını okula gönderiyor.

okul_trabzonTakvim Gazetesi’nin haberine göre, Trabzon'un Köprübaşı İlçesi'ne bağlı Beşköy Beldesi, 7 Ağustos 1998'de yaşanan sel felaketiyle adeta yerle bir oldu. Felakette 75 bina yıkıldı, 44 kişiyi heyelan yuttu. Zamanla yaralarını sarmaya çalışan beldede öğrenciler, başka bir ilçedeki yatılı bölge okuluna verildi. Belediye binası ise, beldenin 2 kilometre çıkışındaki dere yatağına yapıldı. Bir süre burada hizmet veren belediye, 'riskli bölgede bulunması ve merkeze uzaklığı' nedeniyle taşındı. Belediye belde girişindeki prefabrik yapıda hizmet vermeye başlarken 'riskli belediye binası' da 2008 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü'ne devredildi.

MEB, 2009’da binayı okula dönüştürdü

MİLLİ Eğitim Müdürlüğü belediyenin boşalttığı binayı başka ilçelerde eğitim gören Beşköylü çocukların evlerine yakın yerde eğitim görmesi için okula dönüştürdü. Derenin kenarındaki bina 2009 yılından itibaren Adnan Kahveci İlköğretim Okulu olarak hizmet vermeye başladı. 150 mevcutlu okulda öğrenciler

30 metre uçurumun kenarındaki binada tehlikelerle iç içe eğitim görmeye başladı. Aileler ise her yağmurda ve sel riskinde yürekleri ağızda nöbet tutar oldu.

'Burası hazır mezarlık'

BEŞKÖY Belde Başkanı Yahya Narmanlı 'Burası hazır mezarlık' diye isyan etti. AKŞAM'a okulun önünde açıklama yapan Narmanlı, 'Veliler çocukları korkuyla okula gönderiyor. Zamanında belediye binasının riskli olduğuna kanaat getirildi ve benden önceki başkan döneminde bina merkeze taşındı. Bu arada okul yeri aranıyordu, geçici olarak burası Milli Eğitim'e verildi. Burada risk vardı ama acil ihtiyaç olduğu için okul buraya taşındı. Herkes yeni bir okulun yapılmasını umut ediyordu. Ancak başvurduğumuz hiçbir yerden sonuç çıkmadı. Burası her açıdan riskli' diye konuştu.

Önü arkası sağı solu tehlike

Beşköy Belde Başkanı Yahya Narmanlı okuldaki öğrencileri bekleyen tehlikeleri sıraladı:

Okulun üzerinde Şahinkayalar Dağı var. Okul dağdan gelebilecek sel-çığın en kolay yıkabileceği yerde.

Tam karşısında kaya-lar var, zaman zaman kopmalar oluyor, çocuklarımız da bu kayanın altında oynuyor.

Alt kısmı Manahoz deresi. Bahçeyle dere arasında sadece tel örgü var. Bir çocuk düşse, cesedini bile bulamayız.

HES boruları okulun 4-5 metre yanından geçiyor, mayın gibi.

Bir süre önce biri patladı, metrelerce havaya su fışkırdı. Okunun önünde

patlasa, binayı sarsar, çocuk varsa uçurur.

Çocuğumuz gelince şükrediyoruz!

- Dursun Karataş (Veli): Akşam çocuk eve gelince herkes şükrediyor. Oğlum Ali'yi okula gönderirken tedirgin oluyorum. Bir belde huzursuz, kimse sesimizi duymuyor. Yeter artık çektiklerimiz.

- İsmail Ekmekçi (Veli): Bir gün burada minik canlar gidecek, bizim feryadımızı ancak o zaman duyacaklar. Çaresiziz, anlayın artık. Parası olan çocuklarını başka yerde okutuyor. Biz ne yapalım?

(takvim)

Son Güncelleme: Cuma, 30 Kasım 2012 15:04

Gösterim: 3545

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yönetmeliğin, eleştirileri görmek için önümüzdeki yıl yürürlüğe gireceğini, 3 gün sonra yürürlüğe girecekmiş gibi 'öldük, bittik' demenin doğru bir tarafı olmadığını belirterek, “Eleştiriler belki yönetmeliğin değişmesine de yol açacak, yeter ki haklı eleştiriler getirelim” dedi.

Arınç: Okul kıyafeti yönetmeliği değişebilirBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe ilişkin, ''Çok eski bir yönetmelik vardı ve artık onun biraz çağ dışı kaldığı veya eleştirildiği dikkate alınmış. Bugünün şartları içinde pedagojiye de dikkat edilerek, toplumsal barışa da dikkat edilerek okullardaki disiplini de içerisine alacak bir düzenleme yapılmış'' dedi.

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ''Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması'' toplantısına katılmak için Marmaris'e gelen Bülent Arınç, toplantının gerçekleştirildiği otelde, TRT Haber Televizyonunda ''45 Artı'' isimli programda yaptığı konuşmada, okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Arınç, eleştirilerin doğal olduğunu, fakat bu eleştirilerin çocukların pedagojik formasyonu üzerinden yapılması gerektiğini söyledi.

Okullardaki disiplin anlayışının çocukların sosyal konularıyla ilgili olması gerektiğini vurgulayan Arınç, ''Okullarımızdaki disiplin anlayışının çocuklarımızın sosyal konularıyla ilgili olması lazım. Maalesef görüyoruz ki CHP'nin bakışı sadece laikliğe aykırılık gibi, geçmişte ağızlarına sakız yaptıkları bir konuyla ilgili. Bu kıyafetlerin şöyle veya böyle olmasının laiklikle ilgisi yok. Bu yönetmelik değişikliğinin de laikliğe aykırı bir tarafı yok'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’na eleştiri

Arınç, Kılıçdaroğlu'nun zaman zaman çok aşırı ve çok çirkin ifadeler kullandığını ifade ederek, ''Sapıklık' gibi bir ifade kullandı ki yine kendi ağzından böyle herhalde gayri ihtiyari saçma bir söz çıktı diye düşünüyorum. Yani çocukların kolsuz kıyafet giymesine karşı olan düşünceyi veya bunu yasak sayan bir anlayışı sapıklık olarak tasvip eden bir ana muhalefet liderini ben ilk defa görüyorum. Kılıçdaroğlu'nun dilini biraz daha dikkatli kullanması lazım ve ağzını temiz tutması lazım. Yarın iktidar olmaya namzet bir ana muhalefet liderine boş konuşmak, çirkin kelimeler kullanmak yakışmaz. 20 defa eleştirebilirsin bu yönetmeliği ama bunun laiklikle, Atatürkçülükle, sapıklıkla bağlantısını kurmak hiç kimseye bir şey getirmez'' diye konuştu.

Yönetmeliğin, eleştirileri görmek için önümüzdeki yıl yürürlüğe gireceğini hatırlatan Arınç, ''Sanki 3 gün sonra yürürlüğe girecekmiş gibi 'öldük, bittik' demenin doğru bir tarafı yok. Eleştiriler belki yönetmeliğin değişmesine de yol açacak, yeter ki haklı eleştiriler getirelim. Ama böyle tam karşıdan 'laiklik elden gitti' diye başlarsanız vallahi sizi dinlemeyiz'' dedi.

> Arınç: Okul kıyafeti yönetmeliği değişebilir

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yönetmeliğin, eleştirileri görmek için önümüzdeki yıl yürürlüğe gireceğini, 3 gün sonra yürürlüğe girecekmiş gibi 'öldük, bittik' demenin doğru bir tarafı olmadığını belirterek, “Eleştiriler belki yönetmeliğin değişmesine de yol açacak, yeter ki haklı eleştiriler getirelim” dedi.

Arınç: Okul kıyafeti yönetmeliği değişebilirBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe ilişkin, ''Çok eski bir yönetmelik vardı ve artık onun biraz çağ dışı kaldığı veya eleştirildiği dikkate alınmış. Bugünün şartları içinde pedagojiye de dikkat edilerek, toplumsal barışa da dikkat edilerek okullardaki disiplini de içerisine alacak bir düzenleme yapılmış'' dedi.

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ''Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması'' toplantısına katılmak için Marmaris'e gelen Bülent Arınç, toplantının gerçekleştirildiği otelde, TRT Haber Televizyonunda ''45 Artı'' isimli programda yaptığı konuşmada, okullarda kıyafet serbestliğini sağlayan değişikliğe ilişkin görüşlerini dile getirdi.

Arınç, eleştirilerin doğal olduğunu, fakat bu eleştirilerin çocukların pedagojik formasyonu üzerinden yapılması gerektiğini söyledi.

Okullardaki disiplin anlayışının çocukların sosyal konularıyla ilgili olması gerektiğini vurgulayan Arınç, ''Okullarımızdaki disiplin anlayışının çocuklarımızın sosyal konularıyla ilgili olması lazım. Maalesef görüyoruz ki CHP'nin bakışı sadece laikliğe aykırılık gibi, geçmişte ağızlarına sakız yaptıkları bir konuyla ilgili. Bu kıyafetlerin şöyle veya böyle olmasının laiklikle ilgisi yok. Bu yönetmelik değişikliğinin de laikliğe aykırı bir tarafı yok'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’na eleştiri

Arınç, Kılıçdaroğlu'nun zaman zaman çok aşırı ve çok çirkin ifadeler kullandığını ifade ederek, ''Sapıklık' gibi bir ifade kullandı ki yine kendi ağzından böyle herhalde gayri ihtiyari saçma bir söz çıktı diye düşünüyorum. Yani çocukların kolsuz kıyafet giymesine karşı olan düşünceyi veya bunu yasak sayan bir anlayışı sapıklık olarak tasvip eden bir ana muhalefet liderini ben ilk defa görüyorum. Kılıçdaroğlu'nun dilini biraz daha dikkatli kullanması lazım ve ağzını temiz tutması lazım. Yarın iktidar olmaya namzet bir ana muhalefet liderine boş konuşmak, çirkin kelimeler kullanmak yakışmaz. 20 defa eleştirebilirsin bu yönetmeliği ama bunun laiklikle, Atatürkçülükle, sapıklıkla bağlantısını kurmak hiç kimseye bir şey getirmez'' diye konuştu.

Yönetmeliğin, eleştirileri görmek için önümüzdeki yıl yürürlüğe gireceğini hatırlatan Arınç, ''Sanki 3 gün sonra yürürlüğe girecekmiş gibi 'öldük, bittik' demenin doğru bir tarafı yok. Eleştiriler belki yönetmeliğin değişmesine de yol açacak, yeter ki haklı eleştiriler getirelim. Ama böyle tam karşıdan 'laiklik elden gitti' diye başlarsanız vallahi sizi dinlemeyiz'' dedi.

Son Güncelleme: Cuma, 30 Kasım 2012 08:31

Gösterim: 2364

Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Doğan’ın bugünkü yazısı

ETEK boyu, saç uzunluğu, küpe deliği, bıyık biçimi, makyaj. Bu ve benzeri nedenlerle Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere soruşturma açıyor. Okul değil, sanki kışla.

“Yetmez ama”, bir de öğretmenlere performans uygulaması getiriliyor. Buradan çıkacak rapora göre, öğretmenlerin ataması, yükselmesi, yer değiştirmesi yapılacak, yani öğretmenlerin hayatı bu rapora bağlı.

Kim verecek bu performans raporunu? Eğitim-Sen bu soruya karşılık veriyor:

“İlk bakışta öğretmenlerin öğrenciler ve veliler tarafından denetleneceği...” Öğretmeni öğrencisi sınava tabi tutacak, öğretmeni veliler denetleyecek. Eğitim-Sen soruya devam ediyor:

“Denetimin ölçüsü ne? Bu durumda öğretmen-öğrenci ilişkisi, öğretmen-veli ilişkisi nereye gider, olumsuz etkilenmez mi?”

VARSA YOKSA DİN

Eğitim-Sen 125 bin öğretmenin sendikası.

Hazırladığı raporda öğretmenlerin ve okulların sorunlarını sayarken, insanın dili tutuluyor. Alo 147 öğretmeni ihbar hattından tutun da, öğretmenlere uygulanan baskı, 4+4+4 ile ağırlık kazanan din derslerine bazı yerlerde öğretmen yerine sakallı müftülerin girmesine kadar uzanan çarpıcı uygulamalara yer veriyor. Ayrıca şunlara dikkat çekiliyor:

“- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilköğretim öğrencilerine “umre ziyareti” yapılması ile ilgili yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “acele ve günlü” olarak 81 ildeki bütün okullara gönderilmiştir.

-Ders kitaplarında Evrim Teorisi ile alay edilerek yaradılışçı görüşler benimsetilmeye çalışılmaktadır.

-Felsefe gurubu derslerine bir çok ilde din kültürü öğretmenleri girmektedir.

-Eğitim müfredatının değiştirilmesinde önerilen “100 Temel Eser” içinde yer alan pek çok hikayede kısaltma ve düzeltmeler yapılarak bu kitaplar İslami söylem eşliğinde yeniden düzenlenmiştir.

- Çevirileri İslami söyleme uydurarak piyasaya süren yayın evlerinin kitapları okullarda tavsiye edilmektedir”.

Dini referansları fazlasıyla gözeten bir eğitim sistemi. Son olarak, buna kılık kıyafet ekleniyor. 4+4+4 ile başlayan eğitimdeki huruç harekatı, Alo 147 ihbar hattı ve performans sistemiyle öğretmenleri kuşatıyor.

Geriye yeni sistemin ürünü olacak “muhafazakar ve dindar gençliği” beklemek kalıyor.

EĞİTİM-SEN TEPKİSİ

Ancak, Eğitim-Sen beklemiyor. Milli Eğitim Bakanına bir mektup yazarak, 5 Aralık’ta ne yapacağını açıklıyor:

“Eğitimin niteliksiz hale gelmesine, bilimsel ve laik eğitimin yıpratılmasına, itaatkar öğrenci, itaatkar öğretmen yaratılmasına karşı eğitim emekçileri olarak 5 Aralık’ta sivil itaatsizlikte bulunuyoruz ve işyerlerimize eşofmanlarımızla gidiyoruz”.

Eğitim-Sen bu uygulamalara karşı düşüncelerini aktarmak üzere Bakan Ömer Dinçer’den randevu istiyor, Dinçer gerekçe göstermeden isteğe olumlu yanıt vermiyor.

Sendikaların sivil itaatsizlik eylemini olumlayan AİHM ve Danıştay’ın kararları var. Yani, yasa dışı bir eylem değil.

Eğitim sistemini allak bullak ederek, öğretmenlerin üstüne böyle otoriter anlayışla gitmek, hem de onları dinlemekten kaçınmak sonuçta Eğitim-Sen’i ve 125 bin öğretmeni isyan ettiriyor.

Muhteşem Yüzyıl’a rakip ‘Kıyam’

Emir belki de, büyük yerden, “Muhteşem Yüzyıl’a rakip buluna...”

Bakıyorlar ki, “Muhteşem Yüzyıl” malı götürüyor, haydi götürsün de, oradaki sahneler ve genel anlamda senaryo “bize uymuyor”, TRT kolları sıvıyor. Yeni bir Osmanlı senaryosu ve fakat mutlaka Osmanlı olacak, “bize uygun yeni bir dizi hazırlana...”

TRT büyük paralar harcıyor, yeni bir senaryo, yeni bir dizi buluyor: “Kıyam”. Senaryo seksen kez gözden geçiriliyor, bir sahne çekiliyor, olmadı baştan, bir karakter canlandırılacak, olmadı baştan, para pul önemli değil, önemli olan Muhteşem Yüzyıl’ı aşağıya çekmek. Boru değil, “Kıyam’ın” arkasında koca TRT, onun arkasında koca devlet var.

Yine de tutmuyor. “Kıyam” epey geriden geliyor.

> 125 bin öğretmen eşofmanla okulda

Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Doğan’ın bugünkü yazısı

ETEK boyu, saç uzunluğu, küpe deliği, bıyık biçimi, makyaj. Bu ve benzeri nedenlerle Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere soruşturma açıyor. Okul değil, sanki kışla.

“Yetmez ama”, bir de öğretmenlere performans uygulaması getiriliyor. Buradan çıkacak rapora göre, öğretmenlerin ataması, yükselmesi, yer değiştirmesi yapılacak, yani öğretmenlerin hayatı bu rapora bağlı.

Kim verecek bu performans raporunu? Eğitim-Sen bu soruya karşılık veriyor:

“İlk bakışta öğretmenlerin öğrenciler ve veliler tarafından denetleneceği...” Öğretmeni öğrencisi sınava tabi tutacak, öğretmeni veliler denetleyecek. Eğitim-Sen soruya devam ediyor:

“Denetimin ölçüsü ne? Bu durumda öğretmen-öğrenci ilişkisi, öğretmen-veli ilişkisi nereye gider, olumsuz etkilenmez mi?”

VARSA YOKSA DİN

Eğitim-Sen 125 bin öğretmenin sendikası.

Hazırladığı raporda öğretmenlerin ve okulların sorunlarını sayarken, insanın dili tutuluyor. Alo 147 öğretmeni ihbar hattından tutun da, öğretmenlere uygulanan baskı, 4+4+4 ile ağırlık kazanan din derslerine bazı yerlerde öğretmen yerine sakallı müftülerin girmesine kadar uzanan çarpıcı uygulamalara yer veriyor. Ayrıca şunlara dikkat çekiliyor:

“- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilköğretim öğrencilerine “umre ziyareti” yapılması ile ilgili yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “acele ve günlü” olarak 81 ildeki bütün okullara gönderilmiştir.

-Ders kitaplarında Evrim Teorisi ile alay edilerek yaradılışçı görüşler benimsetilmeye çalışılmaktadır.

-Felsefe gurubu derslerine bir çok ilde din kültürü öğretmenleri girmektedir.

-Eğitim müfredatının değiştirilmesinde önerilen “100 Temel Eser” içinde yer alan pek çok hikayede kısaltma ve düzeltmeler yapılarak bu kitaplar İslami söylem eşliğinde yeniden düzenlenmiştir.

- Çevirileri İslami söyleme uydurarak piyasaya süren yayın evlerinin kitapları okullarda tavsiye edilmektedir”.

Dini referansları fazlasıyla gözeten bir eğitim sistemi. Son olarak, buna kılık kıyafet ekleniyor. 4+4+4 ile başlayan eğitimdeki huruç harekatı, Alo 147 ihbar hattı ve performans sistemiyle öğretmenleri kuşatıyor.

Geriye yeni sistemin ürünü olacak “muhafazakar ve dindar gençliği” beklemek kalıyor.

EĞİTİM-SEN TEPKİSİ

Ancak, Eğitim-Sen beklemiyor. Milli Eğitim Bakanına bir mektup yazarak, 5 Aralık’ta ne yapacağını açıklıyor:

“Eğitimin niteliksiz hale gelmesine, bilimsel ve laik eğitimin yıpratılmasına, itaatkar öğrenci, itaatkar öğretmen yaratılmasına karşı eğitim emekçileri olarak 5 Aralık’ta sivil itaatsizlikte bulunuyoruz ve işyerlerimize eşofmanlarımızla gidiyoruz”.

Eğitim-Sen bu uygulamalara karşı düşüncelerini aktarmak üzere Bakan Ömer Dinçer’den randevu istiyor, Dinçer gerekçe göstermeden isteğe olumlu yanıt vermiyor.

Sendikaların sivil itaatsizlik eylemini olumlayan AİHM ve Danıştay’ın kararları var. Yani, yasa dışı bir eylem değil.

Eğitim sistemini allak bullak ederek, öğretmenlerin üstüne böyle otoriter anlayışla gitmek, hem de onları dinlemekten kaçınmak sonuçta Eğitim-Sen’i ve 125 bin öğretmeni isyan ettiriyor.

Muhteşem Yüzyıl’a rakip ‘Kıyam’

Emir belki de, büyük yerden, “Muhteşem Yüzyıl’a rakip buluna...”

Bakıyorlar ki, “Muhteşem Yüzyıl” malı götürüyor, haydi götürsün de, oradaki sahneler ve genel anlamda senaryo “bize uymuyor”, TRT kolları sıvıyor. Yeni bir Osmanlı senaryosu ve fakat mutlaka Osmanlı olacak, “bize uygun yeni bir dizi hazırlana...”

TRT büyük paralar harcıyor, yeni bir senaryo, yeni bir dizi buluyor: “Kıyam”. Senaryo seksen kez gözden geçiriliyor, bir sahne çekiliyor, olmadı baştan, bir karakter canlandırılacak, olmadı baştan, para pul önemli değil, önemli olan Muhteşem Yüzyıl’ı aşağıya çekmek. Boru değil, “Kıyam’ın” arkasında koca TRT, onun arkasında koca devlet var.

Yine de tutmuyor. “Kıyam” epey geriden geliyor.

Son Güncelleme: Cuma, 30 Kasım 2012 08:50

Gösterim: 1747

İstanbul’da lisede felsefe öğretmenliği yapan Adnan Marangoz hakkında öğrencilerin dini inançlarına aykırı bilgiler vermek ve ateizm gibi konulardan bahsettiği için soruşturma başlatıldı

Antalya’da yapmış oldukları aile pikniğinde rakı içmeleri nedeniyle haklarında inceleme başlatılan öğretmenlerin ardından bu kez de İstanbul'da bir felsefe öğretmeni hakkında ‘tevhit inancına aykırı bilgiler ile öğrencilerin kafasını bulandırmaktan’ inceleme başlatılması tartışma yarattı.

İstanbul Ataşehir Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi'nde felsefe öğretmenliği yapan Adnan Marangoz hakkında "öğrencilere tevhit inancımıza aykırı bilgiler vermek ve ateizm gibi konulardan bahsederek onların kafasını bulandırmak" suçlamasıyla inceleme başlatıldı. Marangoz, kendisi hakkında başlatılan incelemeye tepki gösterdi.

“Böyle bir şey ilk kez görüyorum”

5-6 gün önce bir müfettişin kendisine açılan soruşturma ile ilgili görüştüğünü söyleyen 20 yıllık Felsefe öğretmeni, “50 yaşındayım. Böyle bir şeyle ilk kez karşılaşıyorum. Bu nasıl bir suçlama?” dedi.

Haberin devamı için tıklayın

> Felsefe yapan felsefe öğretmeni hakkında inceleme

İstanbul’da lisede felsefe öğretmenliği yapan Adnan Marangoz hakkında öğrencilerin dini inançlarına aykırı bilgiler vermek ve ateizm gibi konulardan bahsettiği için soruşturma başlatıldı

Antalya’da yapmış oldukları aile pikniğinde rakı içmeleri nedeniyle haklarında inceleme başlatılan öğretmenlerin ardından bu kez de İstanbul'da bir felsefe öğretmeni hakkında ‘tevhit inancına aykırı bilgiler ile öğrencilerin kafasını bulandırmaktan’ inceleme başlatılması tartışma yarattı.

İstanbul Ataşehir Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi'nde felsefe öğretmenliği yapan Adnan Marangoz hakkında "öğrencilere tevhit inancımıza aykırı bilgiler vermek ve ateizm gibi konulardan bahsederek onların kafasını bulandırmak" suçlamasıyla inceleme başlatıldı. Marangoz, kendisi hakkında başlatılan incelemeye tepki gösterdi.

“Böyle bir şey ilk kez görüyorum”

5-6 gün önce bir müfettişin kendisine açılan soruşturma ile ilgili görüştüğünü söyleyen 20 yıllık Felsefe öğretmeni, “50 yaşındayım. Böyle bir şeyle ilk kez karşılaşıyorum. Bu nasıl bir suçlama?” dedi.

Haberin devamı için tıklayın

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Kasım 2012 17:40

Gösterim: 2463


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.