Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bakan Dinçer, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanuna ilişkin, ''Bu kanun halkla devletin barışmasında önemli bir adım olarak da tarihe geçecek'' dedi.
Teklifinin yasalaşmasının ardından teşekkür konuşması yapan Milli Eğitim Bakanı Dinçer, katı, tek tipleştirici bir yapıdan, daha demokratik daha esnek bir yapıya geçişi sağlayan bir düzenleme yapıldığını ifade etti. Dinçer, şunları söyledi: ''Artık bugünden sonra Türk eğitim sisteminde tek tip insan yetiştirmek yerine bu ülkede ve bu toplumda ihtiyacımız yetenekli çocuklar yetiştirmeye, dünyayla rekabet edebilecek bilgi ve kabiliyetlerle donatmaya yönelik bir adım atmış olacağız. Daha da önemlisi, her bir çocuğumuzu ayrı bir birey, potansiyel olarak kabul edip onların her birisinin kendi yetenek ve kabiliyetlerine göre geliştirilebileceği bir zemini de oluşturmuş olacağız. Bu kanun aynı zamanda Türkiye'de halkla devletin barışmasında önemli bir adım olarak da tarihe geçecek. Biz halkla devlet biraz daha yaklaştırdık ve biraz daha fazla barıştırdık. Ben eminim bu barışma artıkça ve geliştikçe Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyetimiz ilelebet ayakta kalmak için güçlü bir desteği de sahip olacak.'' Tüm partilere ve milletvekillerine teşekkür eden Dinçer, ''9 maddedeki desteğinden dolayı MHP milletvekillerimize BDP'den destekleyen milletvekillerimize, her birinize gönülden teşekkür ediyorum'' dedi. AK Parti'li milletvekilleri, teklif yasalaştıktan sonra alkışladılar. Milletvekilleri, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı ve Milli Eğitim Bakanı Dinçer'i tebrik ettiler. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sıradaki tasarı ve teklifler için komisyon ve hükümetin yerine almaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Bakan Dinçer, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanuna ilişkin, ''Bu kanun halkla devletin barışmasında önemli bir adım olarak da tarihe geçecek'' dedi.
Teklifinin yasalaşmasının ardından teşekkür konuşması yapan Milli Eğitim Bakanı Dinçer, katı, tek tipleştirici bir yapıdan, daha demokratik daha esnek bir yapıya geçişi sağlayan bir düzenleme yapıldığını ifade etti. Dinçer, şunları söyledi: ''Artık bugünden sonra Türk eğitim sisteminde tek tip insan yetiştirmek yerine bu ülkede ve bu toplumda ihtiyacımız yetenekli çocuklar yetiştirmeye, dünyayla rekabet edebilecek bilgi ve kabiliyetlerle donatmaya yönelik bir adım atmış olacağız. Daha da önemlisi, her bir çocuğumuzu ayrı bir birey, potansiyel olarak kabul edip onların her birisinin kendi yetenek ve kabiliyetlerine göre geliştirilebileceği bir zemini de oluşturmuş olacağız. Bu kanun aynı zamanda Türkiye'de halkla devletin barışmasında önemli bir adım olarak da tarihe geçecek. Biz halkla devlet biraz daha yaklaştırdık ve biraz daha fazla barıştırdık. Ben eminim bu barışma artıkça ve geliştikçe Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyetimiz ilelebet ayakta kalmak için güçlü bir desteği de sahip olacak.'' Tüm partilere ve milletvekillerine teşekkür eden Dinçer, ''9 maddedeki desteğinden dolayı MHP milletvekillerimize BDP'den destekleyen milletvekillerimize, her birinize gönülden teşekkür ediyorum'' dedi. AK Parti'li milletvekilleri, teklif yasalaştıktan sonra alkışladılar. Milletvekilleri, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı ve Milli Eğitim Bakanı Dinçer'i tebrik ettiler. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sıradaki tasarı ve teklifler için komisyon ve hükümetin yerine almaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
Son Güncelleme: Cuma, 30 Mart 2012 20:08
Gösterim: 2487
Kamuoyunda ''4+4+

Genel Kurul'da 91 red, 1 çekimser oya karşın, 295 oyla kabul edilen kanuna göre, zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek.
İlköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşacak.
8 yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, artık ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulacak. Ancak ortaokullar, imkan ve şartlara göre ilkokul veya liselerle birlikte de kurulabilecek.
İlköğretimin, özel idare bütçelerinden yıllık gelirin en az yüzde 20'si oranında elde edilecek gelirleri; ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılacak.
İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda yapılan bu değişiklikler, Milli Eğitim Kanunu'nda da yapılıyor.
İmam-hatip ortaokulları
İlköğretim kurumları tanımlanırken, ''imam-hatip ortaokulları'' da bu tanımda yer aldı. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.
Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', isteğe bağlı, seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.
Ortaöğretim ise ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarını kapsayacak. Bu okulları bitirenlere, ortaöğretim diploması verilecek.
Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak. Bakanlar Kurulu, uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı erteleyebilecek.
Kanunla, ilgili kanundaki ''8 yıllık kesintisiz ilköğretim'' ibaresi ''ilköğretim ve ortaöğretim'' şeklinde değiştiriliyor ve ''8 yıllık kesintisiz'' ibaresi çıkarılıyor.
Kanun, üniversiteye girişteki katsayı uygulamasına ilişkin düzenlemeler de içeriyor. Buna göre, yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri, imkan, fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almak kaydıyla, YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak.
Yükseköğretim kurumlarına, esasları YÖK tarafından belirlenen merkezi sınavlarla girilecek. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınacak. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü 250, en büyüğü 500 olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülecek. Ortaöğretim başarı puanının yüzde 12'si, yerleştirme puanı hesaplanırken merkezi sınavdan alınan puana eklenecek.
Ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra YÖK kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilecek.
Mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilecek. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Önlisans mezunları için ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde 10'unu geçmeyecek şekilde YÖK kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilecek.
Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurtdışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları YÖK tarafından belirlenecek. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri YÖK tarafından yapılacak.
YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleştirilebilecek.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler bakımından bu kurumların mezunlarının, YÖK tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde, merkezi sınavlarda aldıkları puanlara ilave edilecek, ortaöğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanacak.
Üniversitelerin adları değiştiriliyor
Yasayla, Rize Üniversitesi'nin adı ''Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'', Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi'nin adı ''Abdullah Gül Üniversitesi'', Zonguldak Karaelmas Üniversitesinin adı ''Bülent Ecevit Üniversitesi'', Konya Üniversitesinin adı da ''Necmettin Erbakan Üniversitesi'' şeklinde değiştiriliyor.
Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacak. Alımlara ilişkin usul ve esaslar, iki bakanlığın müşterek hazırlayacağı yönetmelikle rekabete açık şekilde düzenlenecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Kamuoyunda ''4+4+

Genel Kurul'da 91 red, 1 çekimser oya karşın, 295 oyla kabul edilen kanuna göre, zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek.
İlköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşacak.
8 yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, artık ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulacak. Ancak ortaokullar, imkan ve şartlara göre ilkokul veya liselerle birlikte de kurulabilecek.
İlköğretimin, özel idare bütçelerinden yıllık gelirin en az yüzde 20'si oranında elde edilecek gelirleri; ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılacak.
İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda yapılan bu değişiklikler, Milli Eğitim Kanunu'nda da yapılıyor.
İmam-hatip ortaokulları
İlköğretim kurumları tanımlanırken, ''imam-hatip ortaokulları'' da bu tanımda yer aldı. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.
Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur'an-ı Kerim ve ''Hz. Peygamberimizin hayatı'', isteğe bağlı, seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.
Ortaöğretim ise ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarını kapsayacak. Bu okulları bitirenlere, ortaöğretim diploması verilecek.
Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak. Bakanlar Kurulu, uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı erteleyebilecek.
Kanunla, ilgili kanundaki ''8 yıllık kesintisiz ilköğretim'' ibaresi ''ilköğretim ve ortaöğretim'' şeklinde değiştiriliyor ve ''8 yıllık kesintisiz'' ibaresi çıkarılıyor.
Kanun, üniversiteye girişteki katsayı uygulamasına ilişkin düzenlemeler de içeriyor. Buna göre, yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri, imkan, fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almak kaydıyla, YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak.
Yükseköğretim kurumlarına, esasları YÖK tarafından belirlenen merkezi sınavlarla girilecek. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınacak. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü 250, en büyüğü 500 olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülecek. Ortaöğretim başarı puanının yüzde 12'si, yerleştirme puanı hesaplanırken merkezi sınavdan alınan puana eklenecek.
Ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra YÖK kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilecek.
Mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilecek. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
Önlisans mezunları için ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde 10'unu geçmeyecek şekilde YÖK kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilecek.
Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurtdışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları YÖK tarafından belirlenecek. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri YÖK tarafından yapılacak.
YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleştirilebilecek.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler bakımından bu kurumların mezunlarının, YÖK tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde, merkezi sınavlarda aldıkları puanlara ilave edilecek, ortaöğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanacak.
Üniversitelerin adları değiştiriliyor
Yasayla, Rize Üniversitesi'nin adı ''Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'', Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi'nin adı ''Abdullah Gül Üniversitesi'', Zonguldak Karaelmas Üniversitesinin adı ''Bülent Ecevit Üniversitesi'', Konya Üniversitesinin adı da ''Necmettin Erbakan Üniversitesi'' şeklinde değiştiriliyor.
Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayacak. Alımlara ilişkin usul ve esaslar, iki bakanlığın müşterek hazırlayacağı yönetmelikle rekabete açık şekilde düzenlenecek.
Son Güncelleme: Cuma, 30 Mart 2012 17:58
Gösterim: 2449
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, sağlık alanında yapılan suistimalleri önlemek için 1 Temmuz'da e-reçeteye geçeceklerini, reçetelerin kağıda değil elektronik ortamda yazılacağını söyledi. Acar, suistimallerin önlenmesi için bir başka önlem olarak avuç izi damar tarama yöntemiyle kimlik doğrulaması yapacaklarını belirtti.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Acar, 'Risk Odaklı Denetim Modeli' toplantısında sağlık alanında yapılan suistimalleri sıraladı ve onların önüne geçmek için e-reçeteye geçeceklerini, reçetelerin kağıda değil elektronik ortamda yazılacağını söyledi. Acar, "Elektronik reçete uygulaması sayesinde reçete üzerinden yapılan usulsüzlükler önemli ölçüde azalacaktır. Bu uygulama sayesinde hastanede muayene olmayan kişiler adına reçete düzenlenmesi artık mümkün olmayacaktır. E- reçete uygulamasına aile hekimleri de dahil tüm sağlık hizmet sunucularında 01.07.2012 tarihi itibarıyla geçmeyi planlıyoruz" dedi.
Acar, sağlık alanında yapılan suistimalleri şöyle sıraladı:
"Verilmeyen sağlık hizmetinin kuruma fatura edilmesi, genel sağlık sigortalısı olmayan kişilerin genel sağlık sigortalıları üzerinden hizmet verilmesi, sağlık hizmetlerinin gereksiz yere abartılarak kuruma fatura edilmesi, muayene katılım payından kurtulmak için acil olmadığı halde 'acilmiş' işlemi yapılması, ilaç katılım payından muaf olmak için usulsüz raporların düzenlenmesi, belirlenen ilave ücretten daha fazla hastalardan ilave ücret alınması, doktor-ilaç firması ve eczane arasındaki menfaat ilişkisi kurularak suni talep oluşturulması."
Acar, suistimallerin önlenmesi için bir başka önlem olarak avuç izi damar tarama yöntemiyle kimlik doğrulaması yapacaklarını belirtti.
70 MÜFETTİŞ DENETİM YAPACAK
SGK Başkanı Acar, 'Risk Odaklı Denetim Modeli' hakkında bilgi vererek, "Sözleşmeli özel hastaneler ve eczaneler için sigortalıların doktora müracaatından sunulan sağlık hizmeti ve reçetelerin kuruma teslim edildiği sürece kadarki hizmet akış süreçleri oluşturulmuştur. Bu süreçlerde ortaya çıkabilecek olası riskler dikkate alınmak suretiyle ölçülebilen risk faktörleri belirlenmiştir" dedi.
Eczanelerin denetimleriyle alakalı oluşturulan parametreleri de açıklayan Acar, "Söz konusu denetim sistemiyle, veriye dayalı, şeffaf, etkin ve yerinde bir denetim modelinin temellerini atıyoruz" diye konuştu.
70 müfettişin denetim yapacağını belirten Acar, "Artık arkadaşlar denetim yerlerine ellerindeki bilgilerle gidecekler, hangi hastanenin hangi eczanenin ne tür riskler içerdiğini bilerek denetime başlayacaklar" diyerek şu parametrelere dikkat edeceklerini açıkladı:
"En çok reçete yazan 100 doktor ve bunların yazdıkları ilk 10 ilaç ile en çok reçetenin gittiği ilk 10 eczane. Tutar bakımından en çok reçete yazan ilk 10 doktor, bunların yazdıkları 10 ilaç ile tutar olarak en çok ilaç satan 10 eczane. İl içinde tutar bakımında en çok reçete edilen ilk 50 ilaç ve bu ilaçları en çok yazan ilk 10 doktor."
Acar, hastanelerde yapılacak denetimde ise şunlara dikkat edeceklerini belirtti:
"Ayaktan muayene ile birlikte en çok tetkik ve tahlil işlemi yapan ilk 100 hastane. Bu hastanelerde en çok işlem gönderen ilk 10 branş. En çok işlem gönderen ilk 10 doktor. En çok takip alan ilk 100 doktorun en çok yaptığı ilk 50 işlem ve en çok acil takibi alan ilk 100 hastane".
GÜNDE 300 REÇETE YAZILMASINI KURUM OLARAK KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL
Acar, yaptıkları bir çalışma sonunda günlük ortalama 60 ila 300 arasında reçete yazan 861 hekim tespit ettiklerini söyledi. Başkan Acar, çalışmanın sonucunda bir doktorun günde 300 tane reçete yazdığını, 365 günün toplamının ise 67 bin olduğunu açıkladı. 816 doktorun günlük reçete yazma ortalamasının 60 ila 100 olduğunu belirten Acar, toplumda yazdıkları reçete sayısının 12 milyon 400 bin olduğunu bildirdi. Acar, 26 yaşında tüp bebek tedavisi gören bir bayan hastaya bir yıl içerisinde 49 adet reçetede 120 değişik ilaç reçete edildiğini ve bir hastanın bir yıl içinde bu kadar farklı ilaç kullanmasının sonucunda ortaya çıkabilecek zararları kamuoyunun takdirine bıraktığını ifade etti. "Biz kurum olarak bunları cezalandırmak mecburiyetindeyiz" diyen Acar, günde 300 reçete yazılmasını kurum olarak kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, sağlık alanında yapılan suistimalleri önlemek için 1 Temmuz'da e-reçeteye geçeceklerini, reçetelerin kağıda değil elektronik ortamda yazılacağını söyledi. Acar, suistimallerin önlenmesi için bir başka önlem olarak avuç izi damar tarama yöntemiyle kimlik doğrulaması yapacaklarını belirtti.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Acar, 'Risk Odaklı Denetim Modeli' toplantısında sağlık alanında yapılan suistimalleri sıraladı ve onların önüne geçmek için e-reçeteye geçeceklerini, reçetelerin kağıda değil elektronik ortamda yazılacağını söyledi. Acar, "Elektronik reçete uygulaması sayesinde reçete üzerinden yapılan usulsüzlükler önemli ölçüde azalacaktır. Bu uygulama sayesinde hastanede muayene olmayan kişiler adına reçete düzenlenmesi artık mümkün olmayacaktır. E- reçete uygulamasına aile hekimleri de dahil tüm sağlık hizmet sunucularında 01.07.2012 tarihi itibarıyla geçmeyi planlıyoruz" dedi.
Acar, sağlık alanında yapılan suistimalleri şöyle sıraladı:
"Verilmeyen sağlık hizmetinin kuruma fatura edilmesi, genel sağlık sigortalısı olmayan kişilerin genel sağlık sigortalıları üzerinden hizmet verilmesi, sağlık hizmetlerinin gereksiz yere abartılarak kuruma fatura edilmesi, muayene katılım payından kurtulmak için acil olmadığı halde 'acilmiş' işlemi yapılması, ilaç katılım payından muaf olmak için usulsüz raporların düzenlenmesi, belirlenen ilave ücretten daha fazla hastalardan ilave ücret alınması, doktor-ilaç firması ve eczane arasındaki menfaat ilişkisi kurularak suni talep oluşturulması."
Acar, suistimallerin önlenmesi için bir başka önlem olarak avuç izi damar tarama yöntemiyle kimlik doğrulaması yapacaklarını belirtti.
70 MÜFETTİŞ DENETİM YAPACAK
SGK Başkanı Acar, 'Risk Odaklı Denetim Modeli' hakkında bilgi vererek, "Sözleşmeli özel hastaneler ve eczaneler için sigortalıların doktora müracaatından sunulan sağlık hizmeti ve reçetelerin kuruma teslim edildiği sürece kadarki hizmet akış süreçleri oluşturulmuştur. Bu süreçlerde ortaya çıkabilecek olası riskler dikkate alınmak suretiyle ölçülebilen risk faktörleri belirlenmiştir" dedi.
Eczanelerin denetimleriyle alakalı oluşturulan parametreleri de açıklayan Acar, "Söz konusu denetim sistemiyle, veriye dayalı, şeffaf, etkin ve yerinde bir denetim modelinin temellerini atıyoruz" diye konuştu.
70 müfettişin denetim yapacağını belirten Acar, "Artık arkadaşlar denetim yerlerine ellerindeki bilgilerle gidecekler, hangi hastanenin hangi eczanenin ne tür riskler içerdiğini bilerek denetime başlayacaklar" diyerek şu parametrelere dikkat edeceklerini açıkladı:
"En çok reçete yazan 100 doktor ve bunların yazdıkları ilk 10 ilaç ile en çok reçetenin gittiği ilk 10 eczane. Tutar bakımından en çok reçete yazan ilk 10 doktor, bunların yazdıkları 10 ilaç ile tutar olarak en çok ilaç satan 10 eczane. İl içinde tutar bakımında en çok reçete edilen ilk 50 ilaç ve bu ilaçları en çok yazan ilk 10 doktor."
Acar, hastanelerde yapılacak denetimde ise şunlara dikkat edeceklerini belirtti:
"Ayaktan muayene ile birlikte en çok tetkik ve tahlil işlemi yapan ilk 100 hastane. Bu hastanelerde en çok işlem gönderen ilk 10 branş. En çok işlem gönderen ilk 10 doktor. En çok takip alan ilk 100 doktorun en çok yaptığı ilk 50 işlem ve en çok acil takibi alan ilk 100 hastane".
GÜNDE 300 REÇETE YAZILMASINI KURUM OLARAK KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL
Acar, yaptıkları bir çalışma sonunda günlük ortalama 60 ila 300 arasında reçete yazan 861 hekim tespit ettiklerini söyledi. Başkan Acar, çalışmanın sonucunda bir doktorun günde 300 tane reçete yazdığını, 365 günün toplamının ise 67 bin olduğunu açıkladı. 816 doktorun günlük reçete yazma ortalamasının 60 ila 100 olduğunu belirten Acar, toplumda yazdıkları reçete sayısının 12 milyon 400 bin olduğunu bildirdi. Acar, 26 yaşında tüp bebek tedavisi gören bir bayan hastaya bir yıl içerisinde 49 adet reçetede 120 değişik ilaç reçete edildiğini ve bir hastanın bir yıl içinde bu kadar farklı ilaç kullanmasının sonucunda ortaya çıkabilecek zararları kamuoyunun takdirine bıraktığını ifade etti. "Biz kurum olarak bunları cezalandırmak mecburiyetindeyiz" diyen Acar, günde 300 reçete yazılmasını kurum olarak kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Son Güncelleme: Cuma, 30 Mart 2012 17:03
Gösterim: 1740
Asker Karakaş 1 Nisan Pazar günü YGS'ye girecek olan 1 milyon 837 bin adaydan biri ve başvurusunu herkes gibi internet üzerinden yaptı.
Bankaya harcını yatırıp dekontunu aldı. Hatta sınav başvurusu yaptığına dair bir formu da internetten aldı.
ÖSYM'nin internet sitesinden sınava nerede gireceğini görmek istedi. Asker Karakaş, başvuru yaptığını gösteren formunu kaybetti.
Son çare olarak, merkezi Ankara'da bulunan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'ne gitti. Ancak Karakaş'ın kaydının bulunamaması gelecek planlarını da ertelemesine neden oldu.
Asker Karakaş , bu durumdan mağdur olan tek kişi değil. İddialara göre, benzer durumda olan yüzlerce aday var.
Şimdi sınava giremeyecek olan adayların hepsi, ÖSYM'den gelecek haberi bekliyor
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Asker Karakaş 1 Nisan Pazar günü YGS'ye girecek olan 1 milyon 837 bin adaydan biri ve başvurusunu herkes gibi internet üzerinden yaptı.
Bankaya harcını yatırıp dekontunu aldı. Hatta sınav başvurusu yaptığına dair bir formu da internetten aldı.
ÖSYM'nin internet sitesinden sınava nerede gireceğini görmek istedi. Asker Karakaş, başvuru yaptığını gösteren formunu kaybetti.
Son çare olarak, merkezi Ankara'da bulunan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'ne gitti. Ancak Karakaş'ın kaydının bulunamaması gelecek planlarını da ertelemesine neden oldu.
Asker Karakaş , bu durumdan mağdur olan tek kişi değil. İddialara göre, benzer durumda olan yüzlerce aday var.
Şimdi sınava giremeyecek olan adayların hepsi, ÖSYM'den gelecek haberi bekliyor
(milliyet)
Son Güncelleme: Cuma, 30 Mart 2012 17:15
Gösterim: 1651
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, kredili mevduat hesapları (KMH) kapsamında kredi kullanmayı düşünen tüketicileri, banka faizleri ve masrafları konusunda uyardı.
BDDK'dan yapılan yazılı açıklamada, bankalarca (katılım bankaları hariç) KMH kapsamında kullandırılan kredi tutarının 2011'in Aralık ayında ise 7 milyar 395 milyon 431 bin liraya ulaştığı belirtildi.
KMH kapsamında kullandırılan kredilere uygulanacak faiz oranlarının, sağlanabilecek diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların bankalarca serbestçe belirlenebildiğinin anımsatıldığı açıklamada, tüketicilere ''Anılan ürünü kullanmadan önce ilgili bankaların KMH için belirledikleri faiz oranları ile diğer masraflar dikkate alınarak karar verilmeli veya ileride KMH kullanılmak düşünülüyorsa bankaların faiz oranları ile masraflarını karşılaştırmak suretiyle tercih yapması yararlı olacaktır'' uyarısında bulunuldu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, kredili mevduat hesapları (KMH) kapsamında kredi kullanmayı düşünen tüketicileri, banka faizleri ve masrafları konusunda uyardı.
BDDK'dan yapılan yazılı açıklamada, bankalarca (katılım bankaları hariç) KMH kapsamında kullandırılan kredi tutarının 2011'in Aralık ayında ise 7 milyar 395 milyon 431 bin liraya ulaştığı belirtildi.
KMH kapsamında kullandırılan kredilere uygulanacak faiz oranlarının, sağlanabilecek diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların bankalarca serbestçe belirlenebildiğinin anımsatıldığı açıklamada, tüketicilere ''Anılan ürünü kullanmadan önce ilgili bankaların KMH için belirledikleri faiz oranları ile diğer masraflar dikkate alınarak karar verilmeli veya ileride KMH kullanılmak düşünülüyorsa bankaların faiz oranları ile masraflarını karşılaştırmak suretiyle tercih yapması yararlı olacaktır'' uyarısında bulunuldu.
Son Güncelleme: Cuma, 30 Mart 2012 16:47
Gösterim: 1625

