Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, “Gelişmişlik düzeyimiz artık birbirine benzer eşit yeteneklerden çok, birbirinden çok farklı, yaratıcı, innovaktif bireylerin öne çıkartılmasını zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk bize yeteneğin özelini ve öne çıkanını izleyip hayata kazandırma görevini veriyor” diyor.
Ülkemizde özel yetenekli öğrencilerin seçimi, eğitimi ve çalışma hayatına kazandırılması için yapılan çalışmaları daha izlenebilir ve sistematik hale getirebilecek yöntem arayışlarını sürdürdüklerini belirten MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, “Gelişmişlik düzeyimiz artık birbirine benzer eşit yeteneklerden çok, birbirinden çok farklı, yaratıcı, innovaktif bireylerin öne çıkartılmasını zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk bize yeteneğin özelini ve öne çıkanını izleyip hayata kazandırma görevini veriyor” diyor.
Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü olarak özel yeteneklilerin eğitimi ile ilgili hangi çalışmaları gerçekleştiriyorsunuz? Yakın zamanda özel yeteneklilerin eğitimine yönelik atacağınız adımlar neler olacak?
Özel yeteneklilerin eğitimi konusunda öğretmen eğitimleri, program ve model çalışmaları yapmaktayız. Türkiye´de özel yetenekli öğrencilerin eğitimi ile ilgili olarak en kapsamlı destek eğitim modelinin uygulandığı kurumlar Bilim ve Sanat Merkezleridir (BİLSEM). Aynı zamanda okullarda destek eğitim odalarında da özel yetenekli öğrencilerin eğitim alabilmesini sağlayan ilk adımları attık. BİLSEM´lerdeki eğitimin kalitesini yükseltmek için öğretmenler, akademisyenler ve paydaşlarla çalıştaylar düzenlemekteyiz, ilk defa her bir program için ayrı ayrı olmak üzere 19 etkinlik kılavuzu oluşturduk. BİLSEM´ler klasik okullar gibi kazanımların ölçüldüğü merkezler değil. Etkinlik kılavuzları ile BİLSEM´lerde uygulanacak programlardaki yöntemleri belirlemiş olduk. Ama konunun nasıl, hangi malzemeyle, nerede işleneceğini BİLSEM´lerin öğretmenlerine ve yürütme kurullarına bıraktık. Bu sene, BİLSEM´lerde görsel etkinlik, resim, grafik, edebiyat ve dil uygulamalarımız ağırlıklı olacak. Bunların bir kısmı BİLSEM´lerde, bir kısmı bulundukları illerdeki konuyla ilgili sanat kurumları, atölyeler, müzeler, özel kuruluşlar, Ar-Ge kuruluşlarında yapılacak. Programların büyük kısmı bu mekânlarda işlenecek. Yani öğrencilerimiz hem kendisi yapacak hem kendisinin yaptığı işi bir ustanın nasıl yaptığını gözleyebilecek, izleyebilecek. Çeşitli kurum ziyaretleri, meslek büyüklerinin, bilim adamlarının BİLSEM´lere davet edilmesi gibi etkinliklerle yapılan çalışmaları çeşitlendireceğiz. Müzeler, sanat kurumları, resim galerileri öğrencilerimizin doğal çalışma ortamı olacak. Fen bilimleri öğrencilerimiz de üniversitelerin, kamu ve Ar-Ge kuruluşlarının laboratuvarlarında daha çok çalışma imkanı bulabilecekler.
Bakanlık olarak özel yetenekli öğrenciler için okullarda destek odası oluşturuyorsunuz. Destek odalarında özel yetenekli öğrencilere yönelik hangi etkinlikler yer alacak? Eğitimin hangi kademelerinde uygulanacak? Ayrıca destek odaları ne zaman faaliyete geçecek?
Destek eğitim odaları konusu son derece önem verdiğimiz bir konudur. Özel araç-gereçler ve eğitim materyallerinin sağlandığı destek eğitim odalarında, öğrencilerimizin ihtiyaç duydukları alanlarda zenginleştirilmiş eğitim imkânı sağlanmaktadır. Zenginleştirme, öğrencilerin yetenek alanlarına yönelik etkinlikleri kapsar. Destek odalarının yaygınlaşması ve özel yetenekli çocuklarımızın zenginleştirilmiş eğitime erişebilmesi bizim için önem taşımaktadır. 18 Mayıs 2015 tarihinde yayınladığımız genelge ile ülkemiz genelindeki tüm okullarda destek eğitim odasının açılmasının gerekliliği ve yönetmeliğimizin gereği olarak, ülkemizin hangi noktasında olursa olsun Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden özel yetenek tanısı almış öğrencisi bulunan bütün okullarda, bu öğrenciler için destek eğitim odasının açılması zorunlu hale getirilmiştir. Destek eğitim odalarında eğitim verecek öğretmenlerin eğitimini sağlayabilmek için, 81 ili kapsayan özel yetenekliler eğitici eğitimleri yaparak öğretmenlerimizin de bu konudaki yeterliliğini artırma çalışmalarına devam etmekteyiz.
70 İLDE 83 BİLSEM BULUNUYOR
Ülkemizde özel yetenekli çocuklara destek eğitimi veren BİLSEM sayısı ne kadar? Mevcut sayı yeterli mi? Artırılması için ne gibi çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Türkiye genelinde şu anda 70 ilde 83 BİLSEM bulunmaktadır. BİLSEM´i olmayan çok az sayıda ilimiz kalmıştır. BİLSEM’i olmayan illerimizde de mekân problemini çözerek en kısa zamanda BİLSEM açmak için çalışmaktayız. Daha önce de bahsettiğim gibi destek eğitim odaları ile özel yeteneklilere sunulan eğitim ağını güçlendirerek ve erişimi sağlayarak yeteneklerin değerlendirilmesini hedefliyoruz.
BİLSEM’lerdeki özel yetenekli çocuk sayısı ne kadardır? Bu çocuklar nasıl tespit ediliyor, hangi testler uygulanıyor?
Bireysel incelemesi yapılarak Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden özel yetenekli öğrenci sayımız 19.558’dir. BİLSEM’lere öğrenci seçim süreci, sınıf öğretmenlerinin öğrencilerimizin gözlem formlarını doldurması ve BİLSEM Sınavına yönlendirmesi başlar. Öğrenci seçimini geçen yıl olduğu gibi bu yıl da merkezi bir sınavla yapacağız. Ayrıca bu yıl ilk defa öğrenci seçiminde birinci ve ikinci sınıf öğrencileri 4 bin 500 tablet üzerinden gruplar halinde, randevulu sistemle interaktif sınava alınacaklar. Üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri geçen yıl yaptığımız gibi merkezi sınavla seçilecek. Birinci aşamayı geçen öğrencilerimize uluslararası standardizasyonu sağlanmış olan zekâ testleri uygulanarak, bireysel incelemeleri yapılmaktadır. Belirlenen puanın üstüne çıkan bütün çocuklarımızı BİLSEM’e alıyoruz.
ÖZEL YETENEKLERİ DAHA SİSTEMATİK BİR SEÇME VE EĞİTİM SÜRECİ İLE HAYATA KATMALIYIZ
Ülkemizde özel yetenekli çocukların, gerektiği kadar değerlendirilip, eğitilip, istihdam edilemediği söyleniyor. Buna bağlı olarak diğer ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye, özel yeteneklerin eğitiminde ne derece başarılı?
Ülkemizde özel yetenekli öğrencilerin seçimi, eğitimi ve çalışma hayatına kazandırılması için yapılan çalışmaları daha izlenebilir ve sistematik hale getirebileceğimiz yöntem arayışlarımız sürüyor. Nitelikli insan gücüne ve innovaktif ekonomik süreçlere ihtiyacımız artıkça özel yeteneklilere yatırım yapmanın gerekliliği daha çok hissedilecektir.
Gelişmişlik düzeyimiz artık birbirine benzer eşit yeteneklerden çok, birbirinden çok farklı, yaratıcı, innovaktif bireylerin öne çıkartılmasını zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk bize yeteneğin özelini ve öne çıkanını izleyip hayata kazandırma görevini veriyor.
Bu konuda geç kalındığını söylemek de pek gerçekçi değil. Zira özel yetenekleri kovalayıp değerlendirecek bir ülkenin, gelişmişlik düzeyinin de yüksek olmasını gerektirir. Biz bu gelişmişliği son on yıldır yakaladık. Artık sıradan ve birbirine benzer yeteneklerle bu düzeyimizi yükseltmek imkânı da yok. Şimdi bu özel yetenekleri daha sistematik bir seçme ve eğitim süreci ile hayata katmalıyız. Hedefimiz bu, yaptığımız da bu hedefe ulaşmaktır.
BİLSEM’LERDE 1458 ÖĞRETMEN GÖREV YAPIYOR
Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğretmenlik yapmak için başvuruda bulunan 6 bin 33 öğretmeni puan üstünlüğüne göre mülakata aldık. Bilişim teknolojileri, biyoloji, coğrafya, felsefe, fen bilimleri, fizik, görsel sanatlar, ilköğretim matematik, İngilizce, kimya, matematik, müzik, rehberlik, sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler, Türk dili ve edebiyatı, tarih, teknoloji tasarım ve Türkçe olmak üzere 19 branşta 998 öğretmenin atamasını yapmış bulunmaktayız. Toplam öğretmen sayımız 1458’e ulaşmıştır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, “Gelişmişlik düzeyimiz artık birbirine benzer eşit yeteneklerden çok, birbirinden çok farklı, yaratıcı, innovaktif bireylerin öne çıkartılmasını zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk bize yeteneğin özelini ve öne çıkanını izleyip hayata kazandırma görevini veriyor” diyor.
Ülkemizde özel yetenekli öğrencilerin seçimi, eğitimi ve çalışma hayatına kazandırılması için yapılan çalışmaları daha izlenebilir ve sistematik hale getirebilecek yöntem arayışlarını sürdürdüklerini belirten MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, “Gelişmişlik düzeyimiz artık birbirine benzer eşit yeteneklerden çok, birbirinden çok farklı, yaratıcı, innovaktif bireylerin öne çıkartılmasını zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk bize yeteneğin özelini ve öne çıkanını izleyip hayata kazandırma görevini veriyor” diyor.
Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü olarak özel yeteneklilerin eğitimi ile ilgili hangi çalışmaları gerçekleştiriyorsunuz? Yakın zamanda özel yeteneklilerin eğitimine yönelik atacağınız adımlar neler olacak?
Özel yeteneklilerin eğitimi konusunda öğretmen eğitimleri, program ve model çalışmaları yapmaktayız. Türkiye´de özel yetenekli öğrencilerin eğitimi ile ilgili olarak en kapsamlı destek eğitim modelinin uygulandığı kurumlar Bilim ve Sanat Merkezleridir (BİLSEM). Aynı zamanda okullarda destek eğitim odalarında da özel yetenekli öğrencilerin eğitim alabilmesini sağlayan ilk adımları attık. BİLSEM´lerdeki eğitimin kalitesini yükseltmek için öğretmenler, akademisyenler ve paydaşlarla çalıştaylar düzenlemekteyiz, ilk defa her bir program için ayrı ayrı olmak üzere 19 etkinlik kılavuzu oluşturduk. BİLSEM´ler klasik okullar gibi kazanımların ölçüldüğü merkezler değil. Etkinlik kılavuzları ile BİLSEM´lerde uygulanacak programlardaki yöntemleri belirlemiş olduk. Ama konunun nasıl, hangi malzemeyle, nerede işleneceğini BİLSEM´lerin öğretmenlerine ve yürütme kurullarına bıraktık. Bu sene, BİLSEM´lerde görsel etkinlik, resim, grafik, edebiyat ve dil uygulamalarımız ağırlıklı olacak. Bunların bir kısmı BİLSEM´lerde, bir kısmı bulundukları illerdeki konuyla ilgili sanat kurumları, atölyeler, müzeler, özel kuruluşlar, Ar-Ge kuruluşlarında yapılacak. Programların büyük kısmı bu mekânlarda işlenecek. Yani öğrencilerimiz hem kendisi yapacak hem kendisinin yaptığı işi bir ustanın nasıl yaptığını gözleyebilecek, izleyebilecek. Çeşitli kurum ziyaretleri, meslek büyüklerinin, bilim adamlarının BİLSEM´lere davet edilmesi gibi etkinliklerle yapılan çalışmaları çeşitlendireceğiz. Müzeler, sanat kurumları, resim galerileri öğrencilerimizin doğal çalışma ortamı olacak. Fen bilimleri öğrencilerimiz de üniversitelerin, kamu ve Ar-Ge kuruluşlarının laboratuvarlarında daha çok çalışma imkanı bulabilecekler.
Bakanlık olarak özel yetenekli öğrenciler için okullarda destek odası oluşturuyorsunuz. Destek odalarında özel yetenekli öğrencilere yönelik hangi etkinlikler yer alacak? Eğitimin hangi kademelerinde uygulanacak? Ayrıca destek odaları ne zaman faaliyete geçecek?
Destek eğitim odaları konusu son derece önem verdiğimiz bir konudur. Özel araç-gereçler ve eğitim materyallerinin sağlandığı destek eğitim odalarında, öğrencilerimizin ihtiyaç duydukları alanlarda zenginleştirilmiş eğitim imkânı sağlanmaktadır. Zenginleştirme, öğrencilerin yetenek alanlarına yönelik etkinlikleri kapsar. Destek odalarının yaygınlaşması ve özel yetenekli çocuklarımızın zenginleştirilmiş eğitime erişebilmesi bizim için önem taşımaktadır. 18 Mayıs 2015 tarihinde yayınladığımız genelge ile ülkemiz genelindeki tüm okullarda destek eğitim odasının açılmasının gerekliliği ve yönetmeliğimizin gereği olarak, ülkemizin hangi noktasında olursa olsun Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden özel yetenek tanısı almış öğrencisi bulunan bütün okullarda, bu öğrenciler için destek eğitim odasının açılması zorunlu hale getirilmiştir. Destek eğitim odalarında eğitim verecek öğretmenlerin eğitimini sağlayabilmek için, 81 ili kapsayan özel yetenekliler eğitici eğitimleri yaparak öğretmenlerimizin de bu konudaki yeterliliğini artırma çalışmalarına devam etmekteyiz.
70 İLDE 83 BİLSEM BULUNUYOR
Ülkemizde özel yetenekli çocuklara destek eğitimi veren BİLSEM sayısı ne kadar? Mevcut sayı yeterli mi? Artırılması için ne gibi çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Türkiye genelinde şu anda 70 ilde 83 BİLSEM bulunmaktadır. BİLSEM´i olmayan çok az sayıda ilimiz kalmıştır. BİLSEM’i olmayan illerimizde de mekân problemini çözerek en kısa zamanda BİLSEM açmak için çalışmaktayız. Daha önce de bahsettiğim gibi destek eğitim odaları ile özel yeteneklilere sunulan eğitim ağını güçlendirerek ve erişimi sağlayarak yeteneklerin değerlendirilmesini hedefliyoruz.
BİLSEM’lerdeki özel yetenekli çocuk sayısı ne kadardır? Bu çocuklar nasıl tespit ediliyor, hangi testler uygulanıyor?
Bireysel incelemesi yapılarak Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden özel yetenekli öğrenci sayımız 19.558’dir. BİLSEM’lere öğrenci seçim süreci, sınıf öğretmenlerinin öğrencilerimizin gözlem formlarını doldurması ve BİLSEM Sınavına yönlendirmesi başlar. Öğrenci seçimini geçen yıl olduğu gibi bu yıl da merkezi bir sınavla yapacağız. Ayrıca bu yıl ilk defa öğrenci seçiminde birinci ve ikinci sınıf öğrencileri 4 bin 500 tablet üzerinden gruplar halinde, randevulu sistemle interaktif sınava alınacaklar. Üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri geçen yıl yaptığımız gibi merkezi sınavla seçilecek. Birinci aşamayı geçen öğrencilerimize uluslararası standardizasyonu sağlanmış olan zekâ testleri uygulanarak, bireysel incelemeleri yapılmaktadır. Belirlenen puanın üstüne çıkan bütün çocuklarımızı BİLSEM’e alıyoruz.
ÖZEL YETENEKLERİ DAHA SİSTEMATİK BİR SEÇME VE EĞİTİM SÜRECİ İLE HAYATA KATMALIYIZ
Ülkemizde özel yetenekli çocukların, gerektiği kadar değerlendirilip, eğitilip, istihdam edilemediği söyleniyor. Buna bağlı olarak diğer ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye, özel yeteneklerin eğitiminde ne derece başarılı?
Ülkemizde özel yetenekli öğrencilerin seçimi, eğitimi ve çalışma hayatına kazandırılması için yapılan çalışmaları daha izlenebilir ve sistematik hale getirebileceğimiz yöntem arayışlarımız sürüyor. Nitelikli insan gücüne ve innovaktif ekonomik süreçlere ihtiyacımız artıkça özel yeteneklilere yatırım yapmanın gerekliliği daha çok hissedilecektir.
Gelişmişlik düzeyimiz artık birbirine benzer eşit yeteneklerden çok, birbirinden çok farklı, yaratıcı, innovaktif bireylerin öne çıkartılmasını zorunlu kılıyor. Bu zorunluluk bize yeteneğin özelini ve öne çıkanını izleyip hayata kazandırma görevini veriyor.
Bu konuda geç kalındığını söylemek de pek gerçekçi değil. Zira özel yetenekleri kovalayıp değerlendirecek bir ülkenin, gelişmişlik düzeyinin de yüksek olmasını gerektirir. Biz bu gelişmişliği son on yıldır yakaladık. Artık sıradan ve birbirine benzer yeteneklerle bu düzeyimizi yükseltmek imkânı da yok. Şimdi bu özel yetenekleri daha sistematik bir seçme ve eğitim süreci ile hayata katmalıyız. Hedefimiz bu, yaptığımız da bu hedefe ulaşmaktır.
BİLSEM’LERDE 1458 ÖĞRETMEN GÖREV YAPIYOR
Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğretmenlik yapmak için başvuruda bulunan 6 bin 33 öğretmeni puan üstünlüğüne göre mülakata aldık. Bilişim teknolojileri, biyoloji, coğrafya, felsefe, fen bilimleri, fizik, görsel sanatlar, ilköğretim matematik, İngilizce, kimya, matematik, müzik, rehberlik, sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler, Türk dili ve edebiyatı, tarih, teknoloji tasarım ve Türkçe olmak üzere 19 branşta 998 öğretmenin atamasını yapmış bulunmaktayız. Toplam öğretmen sayımız 1458’e ulaşmıştır.
Son Güncelleme: Salı, 15 Aralık 2015 15:23
Gösterim: 4900
Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, ödüle layık görülen araştırması dışında ikinci önemli araştırmasını anlattı.
Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, İsveç'in başkenti Stockholm'den İstanbul Atatürk Havalimanı'na, ardından da Ankara'ya geldi ve daha sonra Bilkent Üniversitesi'nin kendisi onuruna düzenlediği programa katıldı.
Programa, Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Ali Doğramacı, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, bilim insanları ve Sancar'ın bazı akrabaları katıldı.
Prof. Dr. Sancar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, "Çok mutluyum, gördüğüm ilgiden dolayı hepinize çok minnettarım. Size layık olmaya çalışacağım. Memleketime geldiğim için ayrıca çok sevinçliyim" diye konuştu.
Sancar, bugünkü programı hakkında bilgi verirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüşeceğini belirtti.
Anıtkabir programını görüşecek
19 Mayıs’ta Nobel madalyası ve Nobel diplomasının Anıtkabir’e sunulacağını hatırlatan Sancar, bu işlemler için organizasyonların da bugünkü programında yer alacağını kaydetti.
Aziz Sancar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine ilişkin, "Bana çok gurur verdi. Milletimin bana kıymet verdiğini öğrendim. Çok dokundu bana. Gerçekten nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum ama milletime bu kadar faydası olacağını bilmiyordum. Çok sağolsunlar. Hem yüksek devlet kademelerinden hem bakanından boyacısına kadar herkes ilgi gösteriyor. Bu bana çok mutluluk verdi" ifadelerini kullandı.
İkinci büyük çalışmasının ipuçlarını verdi
Hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları ile Nobel ödülü alan Sancar, ikinci bir araştırmasına ilişkin de, "Önemli çalışmalarımız var. Bu genom onarımının haritasını çiziyoruz. Bu konuda yeni gelişmeler var. DNA onarımını bütün genom seviyesinde yaptık. Bu çok yeni bir şey. Onu da inşallah yayınlarız" ifadelerini kullandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, ödüle layık görülen araştırması dışında ikinci önemli araştırmasını anlattı.
Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, İsveç'in başkenti Stockholm'den İstanbul Atatürk Havalimanı'na, ardından da Ankara'ya geldi ve daha sonra Bilkent Üniversitesi'nin kendisi onuruna düzenlediği programa katıldı.
Programa, Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Ali Doğramacı, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, bilim insanları ve Sancar'ın bazı akrabaları katıldı.
Prof. Dr. Sancar, yaptığı açıklamada, Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, "Çok mutluyum, gördüğüm ilgiden dolayı hepinize çok minnettarım. Size layık olmaya çalışacağım. Memleketime geldiğim için ayrıca çok sevinçliyim" diye konuştu.
Sancar, bugünkü programı hakkında bilgi verirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüşeceğini belirtti.
Anıtkabir programını görüşecek
19 Mayıs’ta Nobel madalyası ve Nobel diplomasının Anıtkabir’e sunulacağını hatırlatan Sancar, bu işlemler için organizasyonların da bugünkü programında yer alacağını kaydetti.
Aziz Sancar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine ilişkin, "Bana çok gurur verdi. Milletimin bana kıymet verdiğini öğrendim. Çok dokundu bana. Gerçekten nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum ama milletime bu kadar faydası olacağını bilmiyordum. Çok sağolsunlar. Hem yüksek devlet kademelerinden hem bakanından boyacısına kadar herkes ilgi gösteriyor. Bu bana çok mutluluk verdi" ifadelerini kullandı.
İkinci büyük çalışmasının ipuçlarını verdi
Hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları ile Nobel ödülü alan Sancar, ikinci bir araştırmasına ilişkin de, "Önemli çalışmalarımız var. Bu genom onarımının haritasını çiziyoruz. Bu konuda yeni gelişmeler var. DNA onarımını bütün genom seviyesinde yaptık. Bu çok yeni bir şey. Onu da inşallah yayınlarız" ifadelerini kullandı.
Son Güncelleme: Salı, 15 Aralık 2015 11:33
Gösterim: 1717
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP), Bilimsel Telif ve Çeviri Eser (TEÇEP) ve Uluslararası Akademi Ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan bilim insanlarını tebrik ederek, gayret, emek, birikim ve eserleriyle bilim dünyasına, Türkiye'ye ve tüm insanlığa katkılar sağlayan bilim adamlarına şükranlarını sunduğunu, TÜBA Başkanı ve üyelerini de bilimin gelişimine verdikleri destek ve teşvikten ötürü kutladığını söyledi.
Erdoğan, sosyal ve beşeri bilimler kategorisinde ödül alan Mehmet Genç, fen ve mühendislik bilimleri kategorisinde ödül alan Linz Johannes Kepler Üniversitesi (Avusturya) Öğretim Üyesi Niyazi Serdar Sarıçiftçi ile Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde ödüle layık görülen Toronto Üniversitesi (Kanada) Öğretim Üyesi ve Ağa Han Üniversitesi (Pakistan) Kadın ve Çocuk Sağlığı Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Zulfikar Ahmed Bhutta'yı kutladı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP), Bilimsel Telif ve Çeviri Eser (TEÇEP) ve Uluslararası Akademi Ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan bilim insanlarını tebrik ederek, gayret, emek, birikim ve eserleriyle bilim dünyasına, Türkiye'ye ve tüm insanlığa katkılar sağlayan bilim adamlarına şükranlarını sunduğunu, TÜBA Başkanı ve üyelerini de bilimin gelişimine verdikleri destek ve teşvikten ötürü kutladığını söyledi.
Erdoğan, sosyal ve beşeri bilimler kategorisinde ödül alan Mehmet Genç, fen ve mühendislik bilimleri kategorisinde ödül alan Linz Johannes Kepler Üniversitesi (Avusturya) Öğretim Üyesi Niyazi Serdar Sarıçiftçi ile Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde ödüle layık görülen Toronto Üniversitesi (Kanada) Öğretim Üyesi ve Ağa Han Üniversitesi (Pakistan) Kadın ve Çocuk Sağlığı Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Zulfikar Ahmed Bhutta'yı kutladı.
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Aralık 2015 14:11
Gösterim: 1396
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni Türkiye'yi bilimin, araştırmanın, geliştirmenin, inovasyonun aydınlığında inşa edeceklerini belirterek, "İnşallah bilim insanlarımızın desteğiyle bu konuda kısa sürede önemli bir mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum. Ben tüm bilim insanlarımıza inanıyorum, güveniyorum" dedi.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP), Bilimsel Telif ve Çeviri Eser (TEÇEP) ve Uluslararası Akademi Ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Erdoğan, sosyal ve beşeri bilimler kategorisinde ödül alan Mehmet Genç, fen ve mühendislik bilimleri kategorisinde ödül alan Linz Johannes Kepler Üniversitesi (Avusturya) Öğretim Üyesi Niyazi Serdar Sarıçiftçi ile Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde ödüle layık görülen Toronto Üniversitesi (Kanada) Öğretim Üyesi ve Ağa Han Üniversitesi (Pakistan) Kadın ve Çocuk Sağlığı Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Zulfikar Ahmed Bhutta'yı da kutladı.
"Eğitim-öğretim müktesebatımızı yeniden canlandırmalıyız"
Her vesileyle bilime ve bilim insanlarına yönelik desteği, teşviki artırarak devam ettireceklerini dile getiren Erdoğan, "Her fırsatta ifade ettiğim gibi artık günümüzdeki öğretmen-öğrenci ilişkisinin yüzeyselliğinden kurtulmak zorundayız. Muallim-talebe kavramlarının ifade ettiği kadim ve derin eğitim-öğretim müktesebatımızı yeniden canlandırmamız gerektiğine inanıyorum. Yeni Türkiye'yi bilimin, araştırmanın, geliştirmenin, inovasyonun aydınlığında inşa edeceğiz. İnşallah bilim insanlarımızın desteğiyle bu konuda kısa sürede önemli bir mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum. Ben tüm bilim insanlarımıza inanıyorum, güveniyorum" diye konuştu.
"Prof. Dr. Sancar, bu sözlerime en güzel örnek"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nobel Ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar'ın, bu sözlerine en güzel örnek olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Düşünün Mardin Savur'da doğmuş. Savur'u bilenleriniz var, inanıyorum ki bu salonda bilmeyenleriniz var. Ben Savur'u yerinde görmüş, tanışmış bir Cumhurbaşkanınızım, iyi bilirim. Şu haliyle gelişmiş durumdadır, ama Aziz Hocamızın ilkokulu okuduğu dönemlere baktığımız zaman kim bilir oralar ne haldeydi? Tüm eğitimini ülkemizde almış, bu coğrafyayla ünsiyetini hiçbir zaman kesmemiş, kaybetmemiş bir kardeşimiz Nobel'e layık görülüyor. Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız; Türkiye'nin sorumluluğu sadece kendisine, kendi vatandaşlarına karşı değildir. Biz, bir yönüyle 300 milyonluk Türk dünyasına, bir yönüyle 1,7 milyarlık İslam alemine, bir yönüyle de 7 milyar insanın tamamına karşı sorumlulukları olan bir ülke ve milletiz. Bizim böyle bir ruh kökümüz var.
"Şu hassas dönemde adım atamazdık, nefes alamazdık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçek anlamda bağımsız, özgür olmanın, istiklaline ve istikbaline sahip çıkmanın yolunun bilimde, ilimde en ileriye ulaşmaktan geçtiğine işaret ederek, "Aksi takdirde sizin için en fazla ihtiyacınız olduğu anda, sizin için en hayati noktada kapıların yüzünüze kapanması tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Şayet biz bugün kendi uydularımıza, kendi yazılımlarımıza, kendi teknolojimize sahip olmasaydık, inanın bana yaşadığımız şu hassas dönemde adım atamazdık, nefes alamazdık" dedi.
Bu nedenle bilime, teknolojiye, araştırma, geliştirmeye dayalı tüm alanları çok önemli gördüğünü vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Geldiğimiz yer önemli olabilir. Ama asla yeterli değildir. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Kamu kurumlarıyla üniversitesiyle el birliği, iş birliği, dayanışma içinde tempomuzu sürekli artırarak, hedeflerimize doğru ilerlemeliyiz. 2023 hedefleri bizim için nihai nokta değil, sadece bir ara duraktır, ara istasyondur. Şimdiden, 2023 sonrasını da düşünmeye, tartışmaya planlamaya başlamalıyız.
Erdoğan, daha sonra önce ödül takdim ettiği üç bilim insanıyla daha sonra da diğer ödül alan bilim insanlarıyla hatıra fotoğraf çektirerek, ödül alanlara resepsiyon verdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni Türkiye'yi bilimin, araştırmanın, geliştirmenin, inovasyonun aydınlığında inşa edeceklerini belirterek, "İnşallah bilim insanlarımızın desteğiyle bu konuda kısa sürede önemli bir mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum. Ben tüm bilim insanlarımıza inanıyorum, güveniyorum" dedi.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GEBİP), Bilimsel Telif ve Çeviri Eser (TEÇEP) ve Uluslararası Akademi Ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Erdoğan, sosyal ve beşeri bilimler kategorisinde ödül alan Mehmet Genç, fen ve mühendislik bilimleri kategorisinde ödül alan Linz Johannes Kepler Üniversitesi (Avusturya) Öğretim Üyesi Niyazi Serdar Sarıçiftçi ile Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde ödüle layık görülen Toronto Üniversitesi (Kanada) Öğretim Üyesi ve Ağa Han Üniversitesi (Pakistan) Kadın ve Çocuk Sağlığı Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Zulfikar Ahmed Bhutta'yı da kutladı.
"Eğitim-öğretim müktesebatımızı yeniden canlandırmalıyız"
Her vesileyle bilime ve bilim insanlarına yönelik desteği, teşviki artırarak devam ettireceklerini dile getiren Erdoğan, "Her fırsatta ifade ettiğim gibi artık günümüzdeki öğretmen-öğrenci ilişkisinin yüzeyselliğinden kurtulmak zorundayız. Muallim-talebe kavramlarının ifade ettiği kadim ve derin eğitim-öğretim müktesebatımızı yeniden canlandırmamız gerektiğine inanıyorum. Yeni Türkiye'yi bilimin, araştırmanın, geliştirmenin, inovasyonun aydınlığında inşa edeceğiz. İnşallah bilim insanlarımızın desteğiyle bu konuda kısa sürede önemli bir mesafe kat edeceğimizi ümit ediyorum. Ben tüm bilim insanlarımıza inanıyorum, güveniyorum" diye konuştu.
"Prof. Dr. Sancar, bu sözlerime en güzel örnek"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nobel Ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar'ın, bu sözlerine en güzel örnek olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Düşünün Mardin Savur'da doğmuş. Savur'u bilenleriniz var, inanıyorum ki bu salonda bilmeyenleriniz var. Ben Savur'u yerinde görmüş, tanışmış bir Cumhurbaşkanınızım, iyi bilirim. Şu haliyle gelişmiş durumdadır, ama Aziz Hocamızın ilkokulu okuduğu dönemlere baktığımız zaman kim bilir oralar ne haldeydi? Tüm eğitimini ülkemizde almış, bu coğrafyayla ünsiyetini hiçbir zaman kesmemiş, kaybetmemiş bir kardeşimiz Nobel'e layık görülüyor. Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız; Türkiye'nin sorumluluğu sadece kendisine, kendi vatandaşlarına karşı değildir. Biz, bir yönüyle 300 milyonluk Türk dünyasına, bir yönüyle 1,7 milyarlık İslam alemine, bir yönüyle de 7 milyar insanın tamamına karşı sorumlulukları olan bir ülke ve milletiz. Bizim böyle bir ruh kökümüz var.
"Şu hassas dönemde adım atamazdık, nefes alamazdık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçek anlamda bağımsız, özgür olmanın, istiklaline ve istikbaline sahip çıkmanın yolunun bilimde, ilimde en ileriye ulaşmaktan geçtiğine işaret ederek, "Aksi takdirde sizin için en fazla ihtiyacınız olduğu anda, sizin için en hayati noktada kapıların yüzünüze kapanması tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Şayet biz bugün kendi uydularımıza, kendi yazılımlarımıza, kendi teknolojimize sahip olmasaydık, inanın bana yaşadığımız şu hassas dönemde adım atamazdık, nefes alamazdık" dedi.
Bu nedenle bilime, teknolojiye, araştırma, geliştirmeye dayalı tüm alanları çok önemli gördüğünü vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Geldiğimiz yer önemli olabilir. Ama asla yeterli değildir. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Kamu kurumlarıyla üniversitesiyle el birliği, iş birliği, dayanışma içinde tempomuzu sürekli artırarak, hedeflerimize doğru ilerlemeliyiz. 2023 hedefleri bizim için nihai nokta değil, sadece bir ara duraktır, ara istasyondur. Şimdiden, 2023 sonrasını da düşünmeye, tartışmaya planlamaya başlamalıyız.
Erdoğan, daha sonra önce ödül takdim ettiği üç bilim insanıyla daha sonra da diğer ödül alan bilim insanlarıyla hatıra fotoğraf çektirerek, ödül alanlara resepsiyon verdi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Aralık 2015 14:19
Gösterim: 1481
Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, bin kişiye "Çevre Görevlisi Vize Eğitimi" verdiklerini, gelecek yıl 5 bin kişiye daha eğitim vereceklerini bildirdi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, eğitimler, "Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik" kapsamında, üniversitelerin çevre mühendisliği, fizik, kimya, biyoloji, biyokimya, jeoloji ve veterinerlik bölümlerinden mezun olanlara verildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Bakan Sarı, aralık ayında Ankara'da toplam bin kişiye "Çevre Görevlisi Vize Eğitimi" verdiklerini belirterek, eğitimlere Ankara, İzmir, Kocaeli, Diyarbakır, Erzurum, Tekirdağ, Batman ve Şırnak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile Bakanlık uzman ekiplerinin katıldığını ifade etti.
Mevzuat hakkında katılımcılara detaylı bilgi verildiğini kaydeden Fatma Güldemet Sarı, "Çevre görevlilerinin sahada karşılaştığı sorunlara çözüm üretilmesi hedeflendi. Eğitimler sonucunda katılımcılara sertifika verildi" dedi.
Sarı, çevre görevlilerinin "sanayicilerin, çevre mevzuatı ile ilgili yükümlülüklerini tam ve zamanında yapmalarını sağlamak, faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre kirliliği oluşturmadan önce gerekli olan önlemleri almalarının temin edilmesini ve dolayısıyla çevrenin korunmasına katkı sağlamak, işletme sahibi ve çalışanlarının çevre mevzuatı konusundaki eğitim ihtiyaçlarının karşılanması ve çevre bilincinin arttırılmasını sağlamak ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amacına yönelik olarak, işletmelerin çevre mevzuatı gereği yapmaları gereken iş ve işlemlerin hızlandırılmasını sağlamakla yükümlü olduğunu" vurguladı.
Tesislere yönelik denetimleri artırmak için eğitimlere devam edeceklerini aktaran Sarı, şöyle devam etti:
"Şu an bin kişiye eğitim verdik. 2016'da 5 bin kişiye daha eğitim vereceğiz. Yine, yeni belge alacak çevre görevlilerine yönelik eğitimlerimiz devam edecek olup, çevre görevlisi sayısını olabildiğince artıracağız ve yeni istihdamlar sağlamış olacağız."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, bin kişiye "Çevre Görevlisi Vize Eğitimi" verdiklerini, gelecek yıl 5 bin kişiye daha eğitim vereceklerini bildirdi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, eğitimler, "Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik" kapsamında, üniversitelerin çevre mühendisliği, fizik, kimya, biyoloji, biyokimya, jeoloji ve veterinerlik bölümlerinden mezun olanlara verildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Bakan Sarı, aralık ayında Ankara'da toplam bin kişiye "Çevre Görevlisi Vize Eğitimi" verdiklerini belirterek, eğitimlere Ankara, İzmir, Kocaeli, Diyarbakır, Erzurum, Tekirdağ, Batman ve Şırnak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile Bakanlık uzman ekiplerinin katıldığını ifade etti.
Mevzuat hakkında katılımcılara detaylı bilgi verildiğini kaydeden Fatma Güldemet Sarı, "Çevre görevlilerinin sahada karşılaştığı sorunlara çözüm üretilmesi hedeflendi. Eğitimler sonucunda katılımcılara sertifika verildi" dedi.
Sarı, çevre görevlilerinin "sanayicilerin, çevre mevzuatı ile ilgili yükümlülüklerini tam ve zamanında yapmalarını sağlamak, faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre kirliliği oluşturmadan önce gerekli olan önlemleri almalarının temin edilmesini ve dolayısıyla çevrenin korunmasına katkı sağlamak, işletme sahibi ve çalışanlarının çevre mevzuatı konusundaki eğitim ihtiyaçlarının karşılanması ve çevre bilincinin arttırılmasını sağlamak ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amacına yönelik olarak, işletmelerin çevre mevzuatı gereği yapmaları gereken iş ve işlemlerin hızlandırılmasını sağlamakla yükümlü olduğunu" vurguladı.
Tesislere yönelik denetimleri artırmak için eğitimlere devam edeceklerini aktaran Sarı, şöyle devam etti:
"Şu an bin kişiye eğitim verdik. 2016'da 5 bin kişiye daha eğitim vereceğiz. Yine, yeni belge alacak çevre görevlilerine yönelik eğitimlerimiz devam edecek olup, çevre görevlisi sayısını olabildiğince artıracağız ve yeni istihdamlar sağlamış olacağız."
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Aralık 2015 11:40
Gösterim: 1298

