Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Öğretmenliğe başvuru ve atama kılavuzu yayınlandı

KILAVUZA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Milli Eğitim Bakanlığı 2012-2 öğretmenliğe başvuru ve atama kılavuzunu yayımladı. En çok merak edilen konu hangi branşa kaç öğretmen alınacağıydı. Kontenjanlar Türkçe öğretmenliği 4 bin 634, Okul Öncesi Öğretmenliği 4 bin 377, Fen ve Teknoloji 3 bin 322 olarak sıralanıyor. Kılavuz ve kontenjanlar için başlığa tıklayınız.


klavuz

> Öğretmenliğe başvuru ve atama kılavuzu yayınlandı

Öğretmenliğe başvuru ve atama kılavuzu yayınlandı

KILAVUZA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Milli Eğitim Bakanlığı 2012-2 öğretmenliğe başvuru ve atama kılavuzunu yayımladı. En çok merak edilen konu hangi branşa kaç öğretmen alınacağıydı. Kontenjanlar Türkçe öğretmenliği 4 bin 634, Okul Öncesi Öğretmenliği 4 bin 377, Fen ve Teknoloji 3 bin 322 olarak sıralanıyor. Kılavuz ve kontenjanlar için başlığa tıklayınız.


klavuz

Son Güncelleme: Cuma, 31 Ağustos 2012 23:25

Gösterim: 2264

Ortaokul 5. ve 9. sınıf öğrencileri yeni eğitim öğretim yılında alacakları seçmeli dersleri belirleyerek 10-12 Eylül tarihleri arasında okullarına bildirecek.

secmeli dersMilli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ortaokul 5. ve 9. sınıflarda okutulacak seçmeli derslere ilişkin genelge yayımladı.

Seçmeli derslerle öğrencilerin akademik başarılarının yanında ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerinin geliştirmelerinin amaçlandığını belirten Dinçer, seçmeli derslerin öğrencinin ilgi, yetenek ve isteklerine göre velisinin de rehberliğinde öğrenci tarafından seçileceğine işaret etti.

Bakan Dinçer, 2012-2013 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanacak seçmeli derslerin seçiminde dikkat edilecek hususlara değindi.

Tanıtımlar 3-10 Eylül'de MEB'in internet sitesinde

Buna göre, ortaokullarda kayıtlı 5. sınıf öğrenciler bakanlığın ''www.meb.gov.tr'' internet adresindeki seçmeli derslerin tanıtımlarını 3-10 Eylül 2012 tarihleri arasında inceleyerek hangi dersleri seçeceklerine karar verecek.

Ortaokul 5. sınıf öğrencileri yayımlanacak dilekçeye göre seçmeli dersleri belirleyerek, 10-12 Eylül 2012 tarihleri arasında öğrenim göreceği ortaokul veya imam hatip ortaokul müdürlüğüne ulaştıracak.

Ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5. sınıflarında seçmeli derslerde aynı öğretim programları uygulanacak.

Haftalık ders saati sayısına göre ortaokullarda 8 saat, imam hatip ortaokullarında ise 4 saat seçmeli ders seçilecek.

En az 10 öğrenci seçmeli

Öğretim kurumları 9. sınıf öğrencileri de seçmeli derslerle ilgili yazılı müracaatlarını dilekçe örneğiyle 10-12 Eylül 2012 tarihleri arasında öğrenim görecekleri okul müdürlüğüne ulaştıracak.

En az 10 öğrencinin aynı dersi seçmesi durumunda grup oluşturulacak.

Dilekçeler okul yönetimlerine ulaştıktan sonra 13-14 Eylül 2012 tarihlerinde e-okul sisteminde işlenecek.

Uygulamaya ilişkin öğrenciler ve veliler bilgilendirilecek. Dilekçeler, okulda kolayca görülebilecek yerlere asılacak.

> Öğrenciler seçecekleri dersleri önceden bildirecek

Ortaokul 5. ve 9. sınıf öğrencileri yeni eğitim öğretim yılında alacakları seçmeli dersleri belirleyerek 10-12 Eylül tarihleri arasında okullarına bildirecek.

secmeli dersMilli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ortaokul 5. ve 9. sınıflarda okutulacak seçmeli derslere ilişkin genelge yayımladı.

Seçmeli derslerle öğrencilerin akademik başarılarının yanında ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerinin geliştirmelerinin amaçlandığını belirten Dinçer, seçmeli derslerin öğrencinin ilgi, yetenek ve isteklerine göre velisinin de rehberliğinde öğrenci tarafından seçileceğine işaret etti.

Bakan Dinçer, 2012-2013 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanacak seçmeli derslerin seçiminde dikkat edilecek hususlara değindi.

Tanıtımlar 3-10 Eylül'de MEB'in internet sitesinde

Buna göre, ortaokullarda kayıtlı 5. sınıf öğrenciler bakanlığın ''www.meb.gov.tr'' internet adresindeki seçmeli derslerin tanıtımlarını 3-10 Eylül 2012 tarihleri arasında inceleyerek hangi dersleri seçeceklerine karar verecek.

Ortaokul 5. sınıf öğrencileri yayımlanacak dilekçeye göre seçmeli dersleri belirleyerek, 10-12 Eylül 2012 tarihleri arasında öğrenim göreceği ortaokul veya imam hatip ortaokul müdürlüğüne ulaştıracak.

Ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5. sınıflarında seçmeli derslerde aynı öğretim programları uygulanacak.

Haftalık ders saati sayısına göre ortaokullarda 8 saat, imam hatip ortaokullarında ise 4 saat seçmeli ders seçilecek.

En az 10 öğrenci seçmeli

Öğretim kurumları 9. sınıf öğrencileri de seçmeli derslerle ilgili yazılı müracaatlarını dilekçe örneğiyle 10-12 Eylül 2012 tarihleri arasında öğrenim görecekleri okul müdürlüğüne ulaştıracak.

En az 10 öğrencinin aynı dersi seçmesi durumunda grup oluşturulacak.

Dilekçeler okul yönetimlerine ulaştıktan sonra 13-14 Eylül 2012 tarihlerinde e-okul sisteminde işlenecek.

Uygulamaya ilişkin öğrenciler ve veliler bilgilendirilecek. Dilekçeler, okulda kolayca görülebilecek yerlere asılacak.

Son Güncelleme: Cuma, 31 Ağustos 2012 17:30

Gösterim: 1587

Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER ile Sabah Gazetesi yazarı Yavuz DONAT'ın telefon konuşmasını Yavuz DONAT köşesine taşıdı. İşte o görüşmenin ayrıntıları...

omer dincer 1Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer aradı...

Uzun konuştuk.

Dün "eğitim üzerine" yazmıştık.

Bugün "Bakan'ın söylediklerini" paylaşacağız.

Dinçer "hedefim şu" dedi:

Çocukları küresel rekabete hazır hale getirmek.

Pek çok AB ülkesinde çocuk, 60 aylıkken ilköğretime başlıyor.

Geçen yıl 5 yaş grubunun yüzde 71'i okul öncesi eğitim aldı.

Takdir beklerken, eleştiriliyoruz... Neden?

Bakan'ın "çağdaş eğitim... Küresel rekabete ayak uyduracak eğitim düzeyi" hedefine ancak şapka çıkarılır.

Ama... "4+4+4"ün altyapısı hazır mı?.. "Bu iş" aceleye getirilmedi mi?

Ömer Dinçer'in yanıtı:- Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünüldü... Bütün hazırlıklar yapıldı...

Öğretmenlerin eğitimi dahil.

Öğretmenlere...

Öğretmenler... Başımızın tacı.

Mağdur edilmemeliler... İncitilmemeliler.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer "kesinlikle" dedi:

Öğretmenleri mağdur etmem...

Etmiyorum... Ağustos boyunca eş durumundan ve diğer gerekçelerle 156 bin öğretmen yer değiştirdi... İller, ilçeler arasında... Amacım daha nitelikli bir eğitimi sağlamak iken, bu kadar eleştiriyi hak ediyor muyum?

Aman dikkat

En çok konuşulan, tartışılan konulardan biri...

Üçlü eğitim.

Bakan dedi ki "nasıl olacak?.. Yok böyle bir şey... Mümkün değil."

Öyleyse... Ortalıkta "müthiş bir bilgi kirliliği" var demektir.

Bilgi kirliliği "nereden" kaynaklanıyor?

Bu konu "hayli derin."

Bakan anlattı... "Eğitim konusunu ideolojik platforma çekme gayretleri" de var.

"PKK propagandası" da.

Yeni eğitim yılına sayılı günler kalmışken...

Aman dikkat!

Dün... Bugün

Öğretmen tayinlerini konuşurken Bakan Dinçer "bir şey daha" söyledi:

Geçen yıl 40 bin öğretmen aldık... Bizi alın da, nereye gönderirseniz gönderin diyorlardı... Gönderdik.

Bu yıl 20 bini bize baskı yapıyor...

Gönderdiğimiz yerden almamızı, başka kentlere atamamızı istiyor.

Şimdi herkes elini vicdanına koysun... Bu 20 bin öğretmeni istedikleri yere göndereyim... Ama ya öğretmensiz kalan çocuklarımıza ne diyeceğim?

Mesaj yağmuru

Hazır, konuşmuşken... Ömer Dinçer'e "son günlerdeki mesaj bombardımanından" bahsettik.

Her gün "yüzlerce" mesaj... Yağmur gibi.

Öğretmenlerden... Eş durumu... Tayin istekleri.

- Aynı yağmur size de yağıyor mu sayın Bakan?

Ömer Dinçer "yağmaz olur mu" diye söze başladı.

- Size bir soru soracağım... Sizin için öncelik hangisi?.. Çocuğunuzun daha iyi eğitimi mi?.. Uluslararası rekabete hazır donanıma gelmesi mi?.. Yoksa öğretmenlerin, istedikleri yere tayini mi?

Sabaha kadar

Konu önemli... Tartışılmalı... Gerekiyorsa sabaha kadar. Örneğin Ali Kırca... Yeni yayın döneminin ilk "Siyaset Meydanı"nda eğitim konusunu işleyebilir...

Bakan konuşur... Sivil toplum liderleri, öğretmenler konuşurlar.

Ve diğer TV'ler... Eğitim konusuna uzak kalmamalılar.

İhtiyaç var... Giderilmesi gereken bilgi kirliliği var.

(sabah)

> Dinçer: Bu Kadar Eleştiriyi Hakediyor muyum?

Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER ile Sabah Gazetesi yazarı Yavuz DONAT'ın telefon konuşmasını Yavuz DONAT köşesine taşıdı. İşte o görüşmenin ayrıntıları...

omer dincer 1Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer aradı...

Uzun konuştuk.

Dün "eğitim üzerine" yazmıştık.

Bugün "Bakan'ın söylediklerini" paylaşacağız.

Dinçer "hedefim şu" dedi:

Çocukları küresel rekabete hazır hale getirmek.

Pek çok AB ülkesinde çocuk, 60 aylıkken ilköğretime başlıyor.

Geçen yıl 5 yaş grubunun yüzde 71'i okul öncesi eğitim aldı.

Takdir beklerken, eleştiriliyoruz... Neden?

Bakan'ın "çağdaş eğitim... Küresel rekabete ayak uyduracak eğitim düzeyi" hedefine ancak şapka çıkarılır.

Ama... "4+4+4"ün altyapısı hazır mı?.. "Bu iş" aceleye getirilmedi mi?

Ömer Dinçer'in yanıtı:- Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünüldü... Bütün hazırlıklar yapıldı...

Öğretmenlerin eğitimi dahil.

Öğretmenlere...

Öğretmenler... Başımızın tacı.

Mağdur edilmemeliler... İncitilmemeliler.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer "kesinlikle" dedi:

Öğretmenleri mağdur etmem...

Etmiyorum... Ağustos boyunca eş durumundan ve diğer gerekçelerle 156 bin öğretmen yer değiştirdi... İller, ilçeler arasında... Amacım daha nitelikli bir eğitimi sağlamak iken, bu kadar eleştiriyi hak ediyor muyum?

Aman dikkat

En çok konuşulan, tartışılan konulardan biri...

Üçlü eğitim.

Bakan dedi ki "nasıl olacak?.. Yok böyle bir şey... Mümkün değil."

Öyleyse... Ortalıkta "müthiş bir bilgi kirliliği" var demektir.

Bilgi kirliliği "nereden" kaynaklanıyor?

Bu konu "hayli derin."

Bakan anlattı... "Eğitim konusunu ideolojik platforma çekme gayretleri" de var.

"PKK propagandası" da.

Yeni eğitim yılına sayılı günler kalmışken...

Aman dikkat!

Dün... Bugün

Öğretmen tayinlerini konuşurken Bakan Dinçer "bir şey daha" söyledi:

Geçen yıl 40 bin öğretmen aldık... Bizi alın da, nereye gönderirseniz gönderin diyorlardı... Gönderdik.

Bu yıl 20 bini bize baskı yapıyor...

Gönderdiğimiz yerden almamızı, başka kentlere atamamızı istiyor.

Şimdi herkes elini vicdanına koysun... Bu 20 bin öğretmeni istedikleri yere göndereyim... Ama ya öğretmensiz kalan çocuklarımıza ne diyeceğim?

Mesaj yağmuru

Hazır, konuşmuşken... Ömer Dinçer'e "son günlerdeki mesaj bombardımanından" bahsettik.

Her gün "yüzlerce" mesaj... Yağmur gibi.

Öğretmenlerden... Eş durumu... Tayin istekleri.

- Aynı yağmur size de yağıyor mu sayın Bakan?

Ömer Dinçer "yağmaz olur mu" diye söze başladı.

- Size bir soru soracağım... Sizin için öncelik hangisi?.. Çocuğunuzun daha iyi eğitimi mi?.. Uluslararası rekabete hazır donanıma gelmesi mi?.. Yoksa öğretmenlerin, istedikleri yere tayini mi?

Sabaha kadar

Konu önemli... Tartışılmalı... Gerekiyorsa sabaha kadar. Örneğin Ali Kırca... Yeni yayın döneminin ilk "Siyaset Meydanı"nda eğitim konusunu işleyebilir...

Bakan konuşur... Sivil toplum liderleri, öğretmenler konuşurlar.

Ve diğer TV'ler... Eğitim konusuna uzak kalmamalılar.

İhtiyaç var... Giderilmesi gereken bilgi kirliliği var.

(sabah)

Son Güncelleme: Cuma, 31 Ağustos 2012 15:06

Gösterim: 1546

Danıştay'ın zorunlu din dersi konusundaki içtihadini değiştirmesinden sonra daha önce verdiği kararlar bozuluyor. Antalya'da bir öğrencinin de din dersine girmesi zorunlu tutuldu. Öğrencinin avukatı: Aile ateist, din öğrencinin din dersi almasını istemiyoruz

ateist öğrenci1Danıştay 8. Dairesi’nin müfredatın değiştiğini gerekçe göstererek zorunlu din dersine herkesin girmesine olanak veren kararı ardından daha önce görülen davalar tekrar gündeme geliyor. Danıştay 8. Dairesi, bir vatandaşın başvurusu üzerine, ilköğretim 5. sınıfta öğrenim gören çocuğunun “din dersinden muaf tutulması” yönünde karar veren Antalya 3. İdare Mahkemesi'nin kararını, mevcut müfredatın din eğitimi değil, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi niteliği taşıdığı gerekçesiyle esastan bozdu.

Danıştay 8. Dairesi'nin oy birliği ile aldığı karar Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü ve Muratpaşa Kaymakamlığı'na ulaştırıldı.

Kararda, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulması öngörülen din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Alevi İslam inancı, felsefesi ve kültürü ile ilgili bilgilere de yer verilmesi istemiyle 22 Haziran 2005 tarihinde başvuru yapıldığı hatırlatıldı. Bu başvurunun ardından ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının sosyolojik ve pedagojik yönden incelendiğinin belirtildiği kararda, bilirkişi incelemesinin ardından 2005-2006 eğitim öğretim yılında 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflar için hazırlanan ders kitaplarının Talim ve Terbiye Kurulu'nun kararıyla yürürlükten kaldırıldığı, 2007-2008 eğitim öğretim yılında da yeni programın yürürlüğe girdiği vurgulandı.

Aynı yıldan itibaren okutulan ders kitaplarında din öğretiminde bir mezhebin veya tarikatın esas alınmadığı, kitapların genel olarak mezheplerüstü yaklaşım esas alınarak hazırlandığının altını çizen Danıştay 8. Dairesi kararında, derste okutulan kitaplarda yer alan İslam ile ilgili bilgilerde de Kur'an ve Hz. Muhammed merkezli birleştirici bir yol izlendiği, hiçbir mezhep veya oluşuma atıfta bulunulmadığı anlatıldı.

Kararda, şu ifadelere yer verildi: “Sözkonusu karar sonucunda din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin yeni müfredatı ile din dersi niteliği taşımadığı, içerik olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi olarak kabul edilmesi gerektiği açık olup, davacı tarafından müfredat değişikliğinden sonra 18 Kasım 2008 tarihinde başvuruda bulunulduğu tartışmasızdır. Anayasa 'nın 24. maddesine göre din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu kuşkusuzdur. Bu öğretimin Anayasa 'nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinin dininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması ve devletin dinler karşısında tarafsız kalarak bütün dinsel inançları eşdeğer görmesi gerekmektedir. Öğretimde uygulanan müfredatın belirli bir din anlayışını esas alması durumunda bunun din kültürü ve ahlak bilgisi dersi olarak kabul edilemeyeceği ve din eğitimi halini alacağı açıktır. Nitekim müfredatta yapılan değişiklik sonucunda ülkemizde çoğulculuk anlayışı içinde nesnel ve rasyonel bir şekilde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davacının başvuruda bulunduğu 18 Kasım 2008 tarihinde uygulanan müfredatla din eğitimi yapılmayıp, Anayasa 'nın 24. maddesine uygun olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi yapılmakta olup, anılan madde uyarınca da bir eğitim zorunludur.”

Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 12. maddesinde hiçbir ayrım yapılmadan tüm vatandaşlar için din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu tutulması karşısında davacının çocuğunun bu dersten muaf tutulması isteminin reddinde mevzuata aykırılık görülmediği yönünde karar aldı.

 Davacı avukat: “Aile ateist bir aile”

2008 yılında müvekkilleri adına Muratpaşa Kaymakamlığı'nı mahkemeye veren avukat Nusret Gürgöz, kararın hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle süresinde karar düzeltme talebinde bulunduklarını bildirdi. Gürgöz, karar düzeltme talebinin geri çevrilmesi durumunda konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM)'ne taşıyacaklarını kaydetti.

Gürgöz, Danıştay 8. Dairesi'nin, Hasan ve Eylem Zengin'in 9 Ekim 2007 tarihinde AİHM'ye yaptığı başvurudan sonra müfredatta düzenleme yapıldığı için daha önce onadığı kararları bozmaya başladığını da anımsatarak, şunları kaydetti: “Danıştay 8. Dairesi, bunun eğitim değil bir öğretim olduğu ve hiçbir inanca pozitif ayrımcılık yapılmadığı gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Biz bu kararın aksine, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin 9. maddesinde belirtildiği üzere hiçbir dini inancın kendi iradelerinin dışında öğretilemeyeceğini düşünüyoruz. Burada tartışılması gereken bir şey daha var: Dava dilekçemizde ailenin Alevi olduğuna dair hiçbir ibare yok. Biz felsefi inançlarına aykırı olduğu için dava açtık. Aile ateist (tanrı tanımaz) bir aile, dinsel tüm inançları reddediyor. Aile Alevi olsa dahi bu yapılan öğretim değil, eğitimdir. Dini inanç eğitilir, öğretilmez.”

Gürgöz, AİHM'nin ilgili maddesinin, Sünniler, Aleviler, Yehova Şahitleri, Budistler yanı sıra hiç bir dine inanmayanları da kapsadığını ve insanların inanma özgürlüğü kadar inanmama özgürlüğü olduğunu vurguladı.

Gürgöz, “Sünni bir aile bile 'Ben çocuğuma din eğitimi verilmesini istemiyorum' derse onun tercihine saygı duyulmalıdır. Özetle devlet, hiç kimseye dini zorla öğretemez ve eğitim de veremez” iddiasında bulundu. 

(radikal)

> Ateist öğrenci yargı kararıyla din dersinde!

Danıştay'ın zorunlu din dersi konusundaki içtihadini değiştirmesinden sonra daha önce verdiği kararlar bozuluyor. Antalya'da bir öğrencinin de din dersine girmesi zorunlu tutuldu. Öğrencinin avukatı: Aile ateist, din öğrencinin din dersi almasını istemiyoruz

ateist öğrenci1Danıştay 8. Dairesi’nin müfredatın değiştiğini gerekçe göstererek zorunlu din dersine herkesin girmesine olanak veren kararı ardından daha önce görülen davalar tekrar gündeme geliyor. Danıştay 8. Dairesi, bir vatandaşın başvurusu üzerine, ilköğretim 5. sınıfta öğrenim gören çocuğunun “din dersinden muaf tutulması” yönünde karar veren Antalya 3. İdare Mahkemesi'nin kararını, mevcut müfredatın din eğitimi değil, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi niteliği taşıdığı gerekçesiyle esastan bozdu.

Danıştay 8. Dairesi'nin oy birliği ile aldığı karar Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü ve Muratpaşa Kaymakamlığı'na ulaştırıldı.

Kararda, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulması öngörülen din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Alevi İslam inancı, felsefesi ve kültürü ile ilgili bilgilere de yer verilmesi istemiyle 22 Haziran 2005 tarihinde başvuru yapıldığı hatırlatıldı. Bu başvurunun ardından ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının sosyolojik ve pedagojik yönden incelendiğinin belirtildiği kararda, bilirkişi incelemesinin ardından 2005-2006 eğitim öğretim yılında 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflar için hazırlanan ders kitaplarının Talim ve Terbiye Kurulu'nun kararıyla yürürlükten kaldırıldığı, 2007-2008 eğitim öğretim yılında da yeni programın yürürlüğe girdiği vurgulandı.

Aynı yıldan itibaren okutulan ders kitaplarında din öğretiminde bir mezhebin veya tarikatın esas alınmadığı, kitapların genel olarak mezheplerüstü yaklaşım esas alınarak hazırlandığının altını çizen Danıştay 8. Dairesi kararında, derste okutulan kitaplarda yer alan İslam ile ilgili bilgilerde de Kur'an ve Hz. Muhammed merkezli birleştirici bir yol izlendiği, hiçbir mezhep veya oluşuma atıfta bulunulmadığı anlatıldı.

Kararda, şu ifadelere yer verildi: “Sözkonusu karar sonucunda din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin yeni müfredatı ile din dersi niteliği taşımadığı, içerik olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi olarak kabul edilmesi gerektiği açık olup, davacı tarafından müfredat değişikliğinden sonra 18 Kasım 2008 tarihinde başvuruda bulunulduğu tartışmasızdır. Anayasa 'nın 24. maddesine göre din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu kuşkusuzdur. Bu öğretimin Anayasa 'nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinin dininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması ve devletin dinler karşısında tarafsız kalarak bütün dinsel inançları eşdeğer görmesi gerekmektedir. Öğretimde uygulanan müfredatın belirli bir din anlayışını esas alması durumunda bunun din kültürü ve ahlak bilgisi dersi olarak kabul edilemeyeceği ve din eğitimi halini alacağı açıktır. Nitekim müfredatta yapılan değişiklik sonucunda ülkemizde çoğulculuk anlayışı içinde nesnel ve rasyonel bir şekilde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, davacının başvuruda bulunduğu 18 Kasım 2008 tarihinde uygulanan müfredatla din eğitimi yapılmayıp, Anayasa 'nın 24. maddesine uygun olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi yapılmakta olup, anılan madde uyarınca da bir eğitim zorunludur.”

Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 12. maddesinde hiçbir ayrım yapılmadan tüm vatandaşlar için din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu tutulması karşısında davacının çocuğunun bu dersten muaf tutulması isteminin reddinde mevzuata aykırılık görülmediği yönünde karar aldı.

 Davacı avukat: “Aile ateist bir aile”

2008 yılında müvekkilleri adına Muratpaşa Kaymakamlığı'nı mahkemeye veren avukat Nusret Gürgöz, kararın hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle süresinde karar düzeltme talebinde bulunduklarını bildirdi. Gürgöz, karar düzeltme talebinin geri çevrilmesi durumunda konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM)'ne taşıyacaklarını kaydetti.

Gürgöz, Danıştay 8. Dairesi'nin, Hasan ve Eylem Zengin'in 9 Ekim 2007 tarihinde AİHM'ye yaptığı başvurudan sonra müfredatta düzenleme yapıldığı için daha önce onadığı kararları bozmaya başladığını da anımsatarak, şunları kaydetti: “Danıştay 8. Dairesi, bunun eğitim değil bir öğretim olduğu ve hiçbir inanca pozitif ayrımcılık yapılmadığı gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Biz bu kararın aksine, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin 9. maddesinde belirtildiği üzere hiçbir dini inancın kendi iradelerinin dışında öğretilemeyeceğini düşünüyoruz. Burada tartışılması gereken bir şey daha var: Dava dilekçemizde ailenin Alevi olduğuna dair hiçbir ibare yok. Biz felsefi inançlarına aykırı olduğu için dava açtık. Aile ateist (tanrı tanımaz) bir aile, dinsel tüm inançları reddediyor. Aile Alevi olsa dahi bu yapılan öğretim değil, eğitimdir. Dini inanç eğitilir, öğretilmez.”

Gürgöz, AİHM'nin ilgili maddesinin, Sünniler, Aleviler, Yehova Şahitleri, Budistler yanı sıra hiç bir dine inanmayanları da kapsadığını ve insanların inanma özgürlüğü kadar inanmama özgürlüğü olduğunu vurguladı.

Gürgöz, “Sünni bir aile bile 'Ben çocuğuma din eğitimi verilmesini istemiyorum' derse onun tercihine saygı duyulmalıdır. Özetle devlet, hiç kimseye dini zorla öğretemez ve eğitim de veremez” iddiasında bulundu. 

(radikal)

Son Güncelleme: Cuma, 31 Ağustos 2012 17:06

Gösterim: 2536

AÜ'nün 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde açıköğretim, iktisat, işletme fakülteleri için başvuru tarihi açıklandı.

acıköğretimAnadolu Üniversitesi'nin (AÜ) 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde açıköğretim, iktisat, işletme fakülteleri için internet başvurusu ve kayıt işlemleri 10-25 Eylül'de gerçekleştirilecek.

AÜ Rektörlüğü'nden yapılan açıklamada, 2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) ile yerleştirilip kayıt yaptıracak adaylar, ''yatay geçiş'' ve ''Anadolu Üniversitesi Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (AYÖS)'' ile kayıt hakkı kazananların internet başvurularının ve kayıt işlemlerinin 10-25 Eylül'de gerçekleştirileceği bildirildi.

Açıklamada, mazeretleri nedeniyle kayıt yaptıramayanlar 26, 27 ve 28 Eylül'de bizzat veya yakınları aracılığıyla kayıt yaptırabilecekleri de kaydedildi.

> Açıköğretim kayıtları 10-25 Eylül'de

AÜ'nün 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde açıköğretim, iktisat, işletme fakülteleri için başvuru tarihi açıklandı.

acıköğretimAnadolu Üniversitesi'nin (AÜ) 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde açıköğretim, iktisat, işletme fakülteleri için internet başvurusu ve kayıt işlemleri 10-25 Eylül'de gerçekleştirilecek.

AÜ Rektörlüğü'nden yapılan açıklamada, 2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) ile yerleştirilip kayıt yaptıracak adaylar, ''yatay geçiş'' ve ''Anadolu Üniversitesi Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (AYÖS)'' ile kayıt hakkı kazananların internet başvurularının ve kayıt işlemlerinin 10-25 Eylül'de gerçekleştirileceği bildirildi.

Açıklamada, mazeretleri nedeniyle kayıt yaptıramayanlar 26, 27 ve 28 Eylül'de bizzat veya yakınları aracılığıyla kayıt yaptırabilecekleri de kaydedildi.

Son Güncelleme: Cuma, 31 Ağustos 2012 14:17

Gösterim: 2809


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.