Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Sosyal medyaya bugün yeni bir ses kaydı daha düştü. Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Mustafa Varank ile HaberTürk’ün başındaki isim olan Fatih Saraç’a ait olduğu iddia edilen ses kaydında YÖK Başkanı Çetinsaya’ya yönelik ifadeler yer aldı.
Eğitimtercihi- Hükümet ile Cemaat arasında kaset savaşlarına bir yenisi daha eklendi. Sosyal medyada yayınlanan Başbakan’ın danışmanı Mustafa Varank ile HaberTürk’ün başındaki isim olan Fatih Saraç’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarında YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın açıklamalarından duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.
YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya 12 Kasım 2013 tarihinde değiştirilen disiplin yönetmeliği ile ilgili "Üniversiteler olayları yönetmeliğe bağladı, taleplere direnemedik" açıklamasında bulunmuştu. YÖK Başkanı o tarihte şu açıklamayı yapmıştı;
“Bizim 1987 tarihli bir yönetmeliğimiz vardı. Törenlerde misafirin yerine oturmak gibi disiplin cezaları öngören bir yönetmelikti. Demokratikleşme paketleri çıkarken, paralelinde o da Ağustos 2012’de büyük ölçüde değişti. Fakat, yayımlanır yayımlanmaz bir bombardımana tabi tutuldu. Kamuoyu önünde gençleri disiplinsiz yetiştiren, aykırı hareket etmeye yönlendiren bir disiplin yönetmeliği algısı yaratıldı. Aralık 2012’den itibaren öğrenci olayları artmaya başlayınca ve hızlanınca, paydaşlarımızdan (üniversitelerden, rektörlüklerden) çok eleştiri geldi. Yoğun bir şekilde öğrenci olaylarının artmasını disiplin yönetmeliğinin gerekli mekanizmaları sunmamasına bağladılar. Biz de ağır bir bombardıman altında kaldık. Öyle bir noktaya geldi ki paydaşlardan gelen eleştirilere direnemedik, gelen dilekçeler, raporlar doğrultusunda değişiklik yapma ihtiyacı duyduk.”
YÖK Başkanı’na yönelik eşşek herif ifadesi
Kayıtlarda Fatih Saraç, Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Mustafa Varank'ı arayarak haberleri hatırlatıyor ve "büyüğümüz bunları biliyor mu" diye soruyor.
YÖK Başkanı Çetinsaya'nın "rahatsızım" söylemine kızan Saraç "hayatında YÖK Başkanlığını mı görmüş eşek herif" sözleri ile tepki veriyor.
Ardından kullandığı ifadeler ise ilginç. YÖK Başkanı için "ipinin kimde olduğunu biliyorsun" ifadesini kullanan Saraç YÖK Başkanı için ayrıca "kukla" ifadesini kullanıyor.
Ses kayıtlarında Varank ile Saraç arasında şu diyaloglar geçiyor;
Saraç;
-YÖK Başkanı dün Radikal’e çıktı, bugün sola çıktı, rahatsızım falan dedi ya
Varank;
-evet
Saraç;
Ben bi vurayım ya
Varank;
-ya sen vurursan yanlış anlaşılır abicim
Saraç;
-ama kardeşim neden rahatsız oluyormuş hayatında o yök başkanlığımı görmüş eşşek herif
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sosyal medyaya bugün yeni bir ses kaydı daha düştü. Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Mustafa Varank ile HaberTürk’ün başındaki isim olan Fatih Saraç’a ait olduğu iddia edilen ses kaydında YÖK Başkanı Çetinsaya’ya yönelik ifadeler yer aldı.
Eğitimtercihi- Hükümet ile Cemaat arasında kaset savaşlarına bir yenisi daha eklendi. Sosyal medyada yayınlanan Başbakan’ın danışmanı Mustafa Varank ile HaberTürk’ün başındaki isim olan Fatih Saraç’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarında YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın açıklamalarından duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.
YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya 12 Kasım 2013 tarihinde değiştirilen disiplin yönetmeliği ile ilgili "Üniversiteler olayları yönetmeliğe bağladı, taleplere direnemedik" açıklamasında bulunmuştu. YÖK Başkanı o tarihte şu açıklamayı yapmıştı;
“Bizim 1987 tarihli bir yönetmeliğimiz vardı. Törenlerde misafirin yerine oturmak gibi disiplin cezaları öngören bir yönetmelikti. Demokratikleşme paketleri çıkarken, paralelinde o da Ağustos 2012’de büyük ölçüde değişti. Fakat, yayımlanır yayımlanmaz bir bombardımana tabi tutuldu. Kamuoyu önünde gençleri disiplinsiz yetiştiren, aykırı hareket etmeye yönlendiren bir disiplin yönetmeliği algısı yaratıldı. Aralık 2012’den itibaren öğrenci olayları artmaya başlayınca ve hızlanınca, paydaşlarımızdan (üniversitelerden, rektörlüklerden) çok eleştiri geldi. Yoğun bir şekilde öğrenci olaylarının artmasını disiplin yönetmeliğinin gerekli mekanizmaları sunmamasına bağladılar. Biz de ağır bir bombardıman altında kaldık. Öyle bir noktaya geldi ki paydaşlardan gelen eleştirilere direnemedik, gelen dilekçeler, raporlar doğrultusunda değişiklik yapma ihtiyacı duyduk.”
YÖK Başkanı’na yönelik eşşek herif ifadesi
Kayıtlarda Fatih Saraç, Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Mustafa Varank'ı arayarak haberleri hatırlatıyor ve "büyüğümüz bunları biliyor mu" diye soruyor.
YÖK Başkanı Çetinsaya'nın "rahatsızım" söylemine kızan Saraç "hayatında YÖK Başkanlığını mı görmüş eşek herif" sözleri ile tepki veriyor.
Ardından kullandığı ifadeler ise ilginç. YÖK Başkanı için "ipinin kimde olduğunu biliyorsun" ifadesini kullanan Saraç YÖK Başkanı için ayrıca "kukla" ifadesini kullanıyor.
Ses kayıtlarında Varank ile Saraç arasında şu diyaloglar geçiyor;
Saraç;
-YÖK Başkanı dün Radikal’e çıktı, bugün sola çıktı, rahatsızım falan dedi ya
Varank;
-evet
Saraç;
Ben bi vurayım ya
Varank;
-ya sen vurursan yanlış anlaşılır abicim
Saraç;
-ama kardeşim neden rahatsız oluyormuş hayatında o yök başkanlığımı görmüş eşşek herif
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Şubat 2014 13:09
Gösterim: 2791
Milli Eğitim Bakanı Avcı, komisyonda kendisine yönelik ifadelerle ilgili "Şahsıma yönelik sempati cümlesine çok teşekkür ediyorum ama hemen arkasından gelen 'kandırılmış, sempatik bakan' imajı hoşuma gitmedi" dedi.
Dershaneler ile ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Tasarının görüşmelerine bugün devam edilecek.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda görüşülen, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz alan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, "Bütün cemaatlerin şöyle bir hastalığı vardır, cemaat önce kendisini sonra başkalarını sever" dedi.
Bir milyon 200 bin öğrencinin 4 bin 200 dershaneye gittiğini belirten Özdağ, "Bunların sadece 500'ü cemaate ait. Biz bu düzenlemeyi cemaat için yapmıyoruz, bu rakam da bunu gösteriyor" dedi.
"Ne oldu da cemaatle kötü oldunuz? diye suçlandıklarını" ifade eden Özdağ, "İnsanlar fikirleri değişebilir. Değişen duruma göre siz de düşüncelerinizi yeniden değerlendirebilirsiniz. Geçmişte faşist dediğiniz kişilerle ittifak yaptınız, Ecevit de cemaate övgüler yağdırmıştır. CHP"nin geçmişte F tipi dediğiyle şimdi arası iyi. Dün 'go home yankee' diyenler, 'Amerikan donanmasını denize döktük' diyenler, 'yolumuz Deniz Gezmişlerin yoludur' diyenlerin yolları şimdi ABD rezidansından geçiyor. CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı, AK Parti Genel Başkanı, ABD, İran, Japonya ile de görüşebilir, bir büyükelçi genel başkanı ziyaret edebilir ama bir genel başkan büyükelçiliği ziyaret eder mi? 'Deniz Gezmiş'in yolundan giden partinin genel başkanının yolu bugün ABD Büyükelçiliğinden geçiyor" diye konuştu.
AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ise kimsenin iktidarı başka yollarla zayıflatma yoluna gitmemesi gerektiğini belirterek, "Bunu yapmak isteyenlerin iştahını kursağına tıkayacak çelik irade olduğunu herkes görecek" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter de CHP'nin cemaatle işbirliği yapmadığını belirterek, "Kürsüden cemaatle ilgili olumsuz bir cümle sarfedildiğinde, AKP milletvekillerinin nasıl saldırıda bulunduklarını gördüm. Bir konuşmamda 'ışık evleri' dediğim için AKP'li bir milletvekili dövmek için üzerime yürüdü ama CHP'liler yolunu kesti. Sonra kendisiyle konuştuğumda 'evet dövecektim' dedi. Cemaatle kimin kol kola, el ele olduğunu bütün Türkiye biliyor" diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri de tasarıyla bakanlığın bütün bürokrasisinin görevden alındığını kaydederek, "Burası aşiret devleti, çadır devleti değil, bunu yapamazsınız" dedi.
Cemaatle ilgili tartışmalara değinen Yeniçeri, "Burada olmayan, kendini savunan bir grubu eleştiriyoruz, tek yanlı boks yapıyoruz" sözlerini sarfetti.
Tartışma yaşandı
Komisyon Başkanı Naci Bostancı'nın, AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır'a söz vermesi tartışmaya neden oldu.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ "Sıra bende, ben 5. sıradayım" diyerek itiraz etti. Bostancı "İstirham ederim" deyince, Serindağ "Söz vereceksiniz" dedi. Bunun üzerine Bostancı, milletvekillerine sırayla konuşma izni verdiğini söyledi. Serindağ da "Orada oturarak keyfi düzen yapamazsınız, düzen adil düzen olmalı" dedi.
CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD Büyükelçisinin yemeğine katılmasının eleştirildiğini ifade ederek, "Bizler görüşmelerimizi her yerde açıklamaktan çekinmeyiz, böyle bir kompleksimiz yok. Başbakanı danışmanı Cüneyd Zapsu, ABD'de, 'Aman deliğe süpürmeyin, kullanın' demedi mi? Konuşturmayın bizi. Bizler herhangi bir ülkenin maşası olamayız" diye konuştu.
Konuşma sırası, sivil toplum örgütlerine gelince, komisyona davet edilmeyen Eğitim İş Sendikası temsilcisi de konuşmak istedi. Komisyon Başkanı Naci Bostancı ise en çok üyeye sahip 3 sendikayı çağırdıklarını ve onların konuşabileceklerini söyledi.
CHP'li Baydar, bu duruma tepki göstererek, "Biz davet ettik, konuşabilir" dedi. Bunun üzerine Bostancı, "Herkes 'ben bunu çağırdım, konuşmalı' diyemez" diye konuştu.
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, tasarıyı eleştirerek, Milli Eğitim Bakanlığının sürekli müdür ve müdür yardımcısı atayan, eğitim kalitesi ve öğretmen yetiştirme ile yakından uzaktan hiç bir ilgisi olmayan bakanlık olduğunu iddia etti. Koncuk, iktidarın tasarıyla kendi getirdiği bürokratları görevden aldığını söyledi.
Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Ölmez ile Eğitim İş-Genel Başkanı Veli Demir de tasarıya ilişkin görüşlerini dile getirdi.
"Kandırılmış, sempatik bakan' imajı hoşuma gitmedi"
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, milletvekillerinin tasarı üzerinde yaptığı eleştiri ve satır aralarındaki önerilerinden yararlanacaklarını belirterek, el birliğiyle daha makul sonuçlar üreteceklerini söyledi. Avcı, "Arkadaşlar bütün konuşmaları not ettiler. İçinde katıldıklarımız var, katılmadıklarımız var. Katılmadıklarımız daha çok" dedi.
Bazı milletvekillerinin kendisine yönelik "sempatik bakan" sözüyle ilgili de Avcı, "Şahsıma yönelik sempati cümlesine çok teşekkür ediyorum ama hemen arkasından gelen 'kandırılmış, sempatik bakan' imajı hoşuma gitmedi. Tasarı, hükümet tasarısıdır ve siyasi sorumluluk gerektiren bir düzenlemedir, o siyasi sorumluluk da bakanlığımıza aittir" diye konuştu.
Bakan Avcı, tasarının hazırlık aşamasında ilgili 4 sivil toplum kuruluşu ile yüz yüze toplantılar yaptıklarını, bazı STK'lardan da yazılı görüşler aldıklarını söyledi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından, CHP ve MHP'nin, tasarının alt komisyona gönderilmesine ilişkin önergesi oylandı. Yapılan oylamada önerge kabul edilmedi.
Komisyon Başkanı Bostancı, tasarının görüşmelerine bugün devam edileceğini belirterek, toplantıyı sona erdirdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, komisyonda kendisine yönelik ifadelerle ilgili "Şahsıma yönelik sempati cümlesine çok teşekkür ediyorum ama hemen arkasından gelen 'kandırılmış, sempatik bakan' imajı hoşuma gitmedi" dedi.
Dershaneler ile ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Tasarının görüşmelerine bugün devam edilecek.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda görüşülen, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde söz alan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, "Bütün cemaatlerin şöyle bir hastalığı vardır, cemaat önce kendisini sonra başkalarını sever" dedi.
Bir milyon 200 bin öğrencinin 4 bin 200 dershaneye gittiğini belirten Özdağ, "Bunların sadece 500'ü cemaate ait. Biz bu düzenlemeyi cemaat için yapmıyoruz, bu rakam da bunu gösteriyor" dedi.
"Ne oldu da cemaatle kötü oldunuz? diye suçlandıklarını" ifade eden Özdağ, "İnsanlar fikirleri değişebilir. Değişen duruma göre siz de düşüncelerinizi yeniden değerlendirebilirsiniz. Geçmişte faşist dediğiniz kişilerle ittifak yaptınız, Ecevit de cemaate övgüler yağdırmıştır. CHP"nin geçmişte F tipi dediğiyle şimdi arası iyi. Dün 'go home yankee' diyenler, 'Amerikan donanmasını denize döktük' diyenler, 'yolumuz Deniz Gezmişlerin yoludur' diyenlerin yolları şimdi ABD rezidansından geçiyor. CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı, AK Parti Genel Başkanı, ABD, İran, Japonya ile de görüşebilir, bir büyükelçi genel başkanı ziyaret edebilir ama bir genel başkan büyükelçiliği ziyaret eder mi? 'Deniz Gezmiş'in yolundan giden partinin genel başkanının yolu bugün ABD Büyükelçiliğinden geçiyor" diye konuştu.
AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ise kimsenin iktidarı başka yollarla zayıflatma yoluna gitmemesi gerektiğini belirterek, "Bunu yapmak isteyenlerin iştahını kursağına tıkayacak çelik irade olduğunu herkes görecek" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter de CHP'nin cemaatle işbirliği yapmadığını belirterek, "Kürsüden cemaatle ilgili olumsuz bir cümle sarfedildiğinde, AKP milletvekillerinin nasıl saldırıda bulunduklarını gördüm. Bir konuşmamda 'ışık evleri' dediğim için AKP'li bir milletvekili dövmek için üzerime yürüdü ama CHP'liler yolunu kesti. Sonra kendisiyle konuştuğumda 'evet dövecektim' dedi. Cemaatle kimin kol kola, el ele olduğunu bütün Türkiye biliyor" diye konuştu.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri de tasarıyla bakanlığın bütün bürokrasisinin görevden alındığını kaydederek, "Burası aşiret devleti, çadır devleti değil, bunu yapamazsınız" dedi.
Cemaatle ilgili tartışmalara değinen Yeniçeri, "Burada olmayan, kendini savunan bir grubu eleştiriyoruz, tek yanlı boks yapıyoruz" sözlerini sarfetti.
Tartışma yaşandı
Komisyon Başkanı Naci Bostancı'nın, AK Parti Samsun Milletvekili Tülay Bakır'a söz vermesi tartışmaya neden oldu.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ "Sıra bende, ben 5. sıradayım" diyerek itiraz etti. Bostancı "İstirham ederim" deyince, Serindağ "Söz vereceksiniz" dedi. Bunun üzerine Bostancı, milletvekillerine sırayla konuşma izni verdiğini söyledi. Serindağ da "Orada oturarak keyfi düzen yapamazsınız, düzen adil düzen olmalı" dedi.
CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD Büyükelçisinin yemeğine katılmasının eleştirildiğini ifade ederek, "Bizler görüşmelerimizi her yerde açıklamaktan çekinmeyiz, böyle bir kompleksimiz yok. Başbakanı danışmanı Cüneyd Zapsu, ABD'de, 'Aman deliğe süpürmeyin, kullanın' demedi mi? Konuşturmayın bizi. Bizler herhangi bir ülkenin maşası olamayız" diye konuştu.
Konuşma sırası, sivil toplum örgütlerine gelince, komisyona davet edilmeyen Eğitim İş Sendikası temsilcisi de konuşmak istedi. Komisyon Başkanı Naci Bostancı ise en çok üyeye sahip 3 sendikayı çağırdıklarını ve onların konuşabileceklerini söyledi.
CHP'li Baydar, bu duruma tepki göstererek, "Biz davet ettik, konuşabilir" dedi. Bunun üzerine Bostancı, "Herkes 'ben bunu çağırdım, konuşmalı' diyemez" diye konuştu.
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, tasarıyı eleştirerek, Milli Eğitim Bakanlığının sürekli müdür ve müdür yardımcısı atayan, eğitim kalitesi ve öğretmen yetiştirme ile yakından uzaktan hiç bir ilgisi olmayan bakanlık olduğunu iddia etti. Koncuk, iktidarın tasarıyla kendi getirdiği bürokratları görevden aldığını söyledi.
Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Ölmez ile Eğitim İş-Genel Başkanı Veli Demir de tasarıya ilişkin görüşlerini dile getirdi.
"Kandırılmış, sempatik bakan' imajı hoşuma gitmedi"
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, milletvekillerinin tasarı üzerinde yaptığı eleştiri ve satır aralarındaki önerilerinden yararlanacaklarını belirterek, el birliğiyle daha makul sonuçlar üreteceklerini söyledi. Avcı, "Arkadaşlar bütün konuşmaları not ettiler. İçinde katıldıklarımız var, katılmadıklarımız var. Katılmadıklarımız daha çok" dedi.
Bazı milletvekillerinin kendisine yönelik "sempatik bakan" sözüyle ilgili de Avcı, "Şahsıma yönelik sempati cümlesine çok teşekkür ediyorum ama hemen arkasından gelen 'kandırılmış, sempatik bakan' imajı hoşuma gitmedi. Tasarı, hükümet tasarısıdır ve siyasi sorumluluk gerektiren bir düzenlemedir, o siyasi sorumluluk da bakanlığımıza aittir" diye konuştu.
Bakan Avcı, tasarının hazırlık aşamasında ilgili 4 sivil toplum kuruluşu ile yüz yüze toplantılar yaptıklarını, bazı STK'lardan da yazılı görüşler aldıklarını söyledi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından, CHP ve MHP'nin, tasarının alt komisyona gönderilmesine ilişkin önergesi oylandı. Yapılan oylamada önerge kabul edilmedi.
Komisyon Başkanı Bostancı, tasarının görüşmelerine bugün devam edileceğini belirterek, toplantıyı sona erdirdi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Şubat 2014 12:11
Gösterim: 1460
Milli Eğitim Bakanı Avcı, MEB ve dershaneler ile ilgili tasarının neler getirdiğini anlattı. Avcı, "Özel dershaneler faaliyetlerini 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebilecek, bu dershaneler özel okullara ve geçici olarak açık öğretim yapan liselere dönüşebilecek. Gerekli dönüşümü yapabilmeleri için bu kurumlara 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bitimine kadar süre verilecek" açıklamasında bulundu. İşte ayrıntılar...
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, özel dershanelerin faaliyetlerini 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebileceğini, bu dershanelerin özel okullara ve geçici olarak açık öğretim yapan liselere dönüşebileceğini söyledi.
Dershaneler ile ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının görüşmelerine TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda başlandı.
Tasarıyı komisyona sunan Bakan Avcı, tasarıyla neyi amaçladıklarını, ne tür düzenlemeleri öngördüklerini anlattı. Avcı'nın verdiği bilgiye göre tasarı şu düzenlemeleri içeriyor:
- Aday öğretmenlikten öğretmenliğe geçişte sınav uygulanması, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarını mahkeme kararı ile elde edenlerin, mahkeme kararlarının aleyhlerine kesinleşmesi halinde bu kişilere unvanlarının iptal edildiği tarihten önce yapılan ödemeler geri alınmayacak.
- Yurtdışına eğitim amacıyla gönderilecek öğrencilere, yurtdışında yaşayan vatandaşların eğitim ihtiyaçlarına ve yüksek öğretime ilişkin bakanlığa verilen görevleri yürütmek üzere, Yüksek Öğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürlüğü kurulacak.
- Ölçme ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü ihdas edilerek, halen Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nce görülen sınav hizmetleri ihtisaslaştırılacak.
- Müstakil hizmet birimi olan grup başkanlıkları daire başkanlığına dönüştürülecek.
- Yurtdışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atanabilme şartları yeniden ele alınarak 652 sayılı KHK'ya eklenecek.
- Bakanlıkça belirlenen özür gruplarına bağlı yer değiştirmeler, okul ve kurum müdürlerinin görevlendirilmeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların geçici olarak bakanlıkta istihdam edilebilmeleri düzenlenecek.
- Talim ve Terbiye Kurulu, bakanlığın bilimsel danışma ve inceleme organı olarak düzenlenecek, kurulun eğitim politikaları konusundaki karar alma yetkileri, ilgili hizmet birimlerine devredilecek.
- Uzmanlaşma, etkinlik ve işbölümünün sağlanması amacıyla, il milli eğitim müdürlükleri bünyesindeki eğitim denetmenleri başkanlıkları, rehberlik ve denetim başkanlığının taşra birimlerine dönüştürülecek.
- Bakanlık denetçiler ile il eğitim denetmenleri, eğitim denetmeni unvanı altında birleştirilecek.
- Eğitim programlarının taslak ders kitapları ile diğer eğitim araç ve gerekçelerinin, bakanlıkça yapılan sınavların sorularının hazırlatılması veya inceletilmesi karşılığı ödenecek bedel ve telif ücretlerinin ders kitabı, eğitim araç ve gereci ile sınav sorularının hazırlanmasında görevlendirilenler ile bakanlıkça yapılan sınavlarda görev alanlara ödenecek ücretin, bakanlığa incelenmesi amacıyla sunulan taslak ders kitapları ile diğer ders araç ve gerekçeleri karşılığı tahsil edilerek döner sermaye hesabına yatırılacak bedel bakanlıkça tespit edilecek.
- Halen ÖSYM Başkanlığı'na sınav ücretleri konusunda verilen yetki kaldırılacak.
- Bakanlık merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üyesi, müsteşar yardımcısı, genel müdür, strateji geliştirme başkanı, inşaat ve emlak grup başkanı ve grup başkanı kadrolarında bulunanlarla, taşra teşkilatında il müdürü kadrolarında bulunanların görevleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, hiç bir işleme gerek kalmaksızın sona erecek.
- Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üyesi, Müsteşar yardımcısı, genel müdür, strateji geliştirme başkanı kadrolarında bulunanlar, şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen bakanlık müşavirliği kadrolarına atanacak.
- Bakanlıkta grup başkanı ve il müdürü olarak görev yapmakta olanlar ile halen şahsa bağlı daire başkanı, şube müdürü ve il müdürü kadrolarında bulunanlar özlük hakları korunmak suretiyle, şahsa bağlı eğitim uzmanı kadrolarına atanacak. Bu şekilde eğitim uzmanı olarak atanacaklar, harcırah almaksızın okullarda öğretmen olarak görevlendirilecek.
- Yurtdışında bakanlığa bağlı olarak büyükelçilikler ve başkonsolusluklar bünyesinde faaliyet gösteren okulların hizmet binası yapımı, donatımı, kefalet ücreti ve kira giderleri ile bakanlıkça uygun görülen diğer ihtiyaçları, bakanlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanacak.
- Yurt içi veya yurtdışında yerli veya yabancı kuruluşlar ya da başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ulusal veya uluslararası proje okullarına, bakan onayı proje okulu olarak seçilen kurumlara, belirli eğitim reformu ve programlarının uygulandığı kurumlara, bakan onayı ile doğrudan bakanlığa bağlanan kuramlara öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri doğrudan bakanlıkça yapılacak.
- Lisansüstü eğitim amacıyla yurtdışına gönderilecek öğrencilerin seçiminde, ALES yanında, sözlü sınav da yapılacak.
- Milli Eğitim Bakanlığı adına yurtdışına gönderilenlerden, doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerine yerine getirmek üzere yurda dönenler eğitim uzmanı kadrolarına atanacak.
- Lisans üstü eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen kişilerin, yurtdışında eğitim amacıyla geçirdikleri süreler memuriyette geçmiş sayılarak derece ve kademe ilerleme hesabında dikkate alınacak.
- Özel dershaneler faaliyetleri 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebilecek, bu dershaneler özel okullara ve geçici olarak açık öğretim yapan liselere dönüşebilecek, gerekli dönüşümü yapabilmeleri için bu kurumlara 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bitimine kadar süre verilecek.
- Öğrenci etüt eğitim merkezleri 12 yaş altındakilere yönelik olacak. Her ne ad altında olursa olsun, bütün eğitim ve öğretim hizmeti sunanlar bakanlığını denetimine tabi tutulacak.
- Hazine'ye ait taşınmaz mallar üzerinde dönüşüm programına dahil dershaneler lehine, bedelsiz olarak en fazla 25 yıl süreli irtifak hakkı tesis edilebilecek. Mülkiyeti Hazine'ye ait olup, bakanlığa tahsis edilen taşınmazlar üzerindeki okul binaları kiraya verilecek.
- Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek teşvik tedbirlerinin yanısıra, bu kurumlarda çalışmakta olan öğretmenler bakanlıkta istihdam edilebilecek.
- Dönüşüm kapsamındaki kurumlarda ve diğer özel öğretim kurumlarında okuyan öğrenciler için eğitim-öğretim desteğinde bulunulacak.
Muhalefet alt komisyona gönderilmesini istedi
Usul hakkında söz alan CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinde hüsran beklediği için bu tasarıyı getirdiğini iddia etti. İlgili STK'ların bu tasarıya karşı çıktığını savunan Baydar, tasarının alt komisyona gönderilmesini ve orada gerekli katkıların verilmesini istedi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Hükümetin, bazı gruplarla arasındaki çatışmalara karşılık vermek amacıyla bu tasarıyı getirdiğini ileri sürerek, tasarının alt komisyona havale edilmesini talep etti.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, bakanlığın teşkilat kanununun eski bakan Ömer Dinçer zamanında değiştiğini ifade ederek, "Ne oldu da yeni bir teşkilat yasasına ihtiyaç hissedildi?" diye sordu.
AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, 30 Mart seçim sonrasına ilişkin hüsran korkularının olmadığını, tam tersine galibiyetle çıkacaklarını belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, "(Benim yeteri kadar gücüm, yeteri kadar oyum var) zihniyetinin olmadığını göstermek için, bu tasarıyı alt komisyona sevkedin, orada muhalefet gerekli katkıları yapacaktır. Herşey burada tartışılmalı. Bu tartışmayı yapamıyorsak, size yönelik, 'seçimden önce cemaate gözdağı vermeyi hedefleyen bir yasayı geçirmek istediğiniz' gibi bir suçlama hakkımız olur" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Bakan Avcı'ya yönelik, "Siz çok babacan, işbirliğine açık, sevimli bir algınız var, en azından fiziki görünüşüz öyle. Ancak bunun böyle olmadığını 4+4+4 görüşmelerinde gördük. Eğer derdiniz, bir yerlerle hesaplaşmak ise sadece dershane konusunu getirseydiniz buraya, eğitim sistemini allak bullak eden bir değişiklik yapmasaydınız" sözlerini sarfetti.
Eğer tasarı alt komisyona gönderilmezse, alt komisyonda kaybedilecek zamandan daha çok zaman kaybettireceklerini belirten Altay, "İstanbul'da 3 bin kurum var. Buralara onar kişi başvursa 30 bin başvuru olacak. 30 bin başvuruyu İstanbul Valisi objektif kriterlere dayanarak belirleyecek derseniz, muhalefet milletvekilleri buradan çıksın, 10 dakikada geçirin" dedi.
Altay'a yanıt veren Bakan Avcı, valilerin keyfi atamalarının olmayacağını, okul müdürlerini valilerin resen atayacağı konusunun doğru olmadığını belirtti.
CHP'li Altay, çocuğunun özel okulda okuduğu halde dershaneye gittiğini ifade ederek, "Gelin bu kavgayı başka alanlarda yapın. Tehdit olarak algılamayın ama İçtüzük'ten kaynaklı haklarımızı kullanacağız. Biz eşkıya değiliz, siz de derebeyi değilsiniz" dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, tasarıyla il milli eğitim müdürlerinin görevlerin sona erecek olmasını eleştirerek, "İhtilal mı var, neden görevleri sona eriyor?" diye sordu.
Bu düzenlemenin neden yapıldığını sağır sultanın bile bildiğini ifade eden Serindağ, "Düne kadar kol kola yürüdüğünüz, iktidara ortak ettiğiniz, Başbakan Yardımcısını 'bir talimat ve emirleri var mı?' dediğiniz bir camia ile yollarınızı ayırıyorsunuz" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, cemaat ile bir sorunlarının olmadığını ifade ederek, "Cumhuriyete, geleceğimize kasteden bir çete ile mücadele ediyoruz" diye konuştu.
Tekrar söz alan CHP'li Baydar'ın sözleri komisyonda tartışmaya neden oldu.
Bakan Avcı'nın, tasarının seçimler sonrasında geleceğini söylemesine rağmen, seçim sonuçları için duyulan kaygı nedeniyle seçimden önce getirildiğini iddia eden Baydar, "Seçimden zaferle çıkacağınızı söylüyorsunuz, o zaman bu acele neden? Bugün yaşadıklarımız bir devrin kapandığının göstergesidir. Çocuğunu özel ders dahi aldırmayacak bir tane milletvekili çıksın, ben de destek vereceğim. Eğer alt komisyona göndermezseniz, aynı süreye tekabül edecek şekilde Anayasa ve İçtüzük'ten kaynaklanacak engellemeyi yapacağız" diye konuştu.
AK Parti'li milletvekilleri Baydar'ın bu sözlerini tepki gösterirken, AK Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım da "Tehditlere boyun eğmeyeceğiz" dedi.
Tasarının görüşmeleri sürüyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, MEB ve dershaneler ile ilgili tasarının neler getirdiğini anlattı. Avcı, "Özel dershaneler faaliyetlerini 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebilecek, bu dershaneler özel okullara ve geçici olarak açık öğretim yapan liselere dönüşebilecek. Gerekli dönüşümü yapabilmeleri için bu kurumlara 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bitimine kadar süre verilecek" açıklamasında bulundu. İşte ayrıntılar...
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, özel dershanelerin faaliyetlerini 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebileceğini, bu dershanelerin özel okullara ve geçici olarak açık öğretim yapan liselere dönüşebileceğini söyledi.
Dershaneler ile ilgili düzenlemeleri de içeren tasarının görüşmelerine TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda başlandı.
Tasarıyı komisyona sunan Bakan Avcı, tasarıyla neyi amaçladıklarını, ne tür düzenlemeleri öngördüklerini anlattı. Avcı'nın verdiği bilgiye göre tasarı şu düzenlemeleri içeriyor:
- Aday öğretmenlikten öğretmenliğe geçişte sınav uygulanması, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanlarını mahkeme kararı ile elde edenlerin, mahkeme kararlarının aleyhlerine kesinleşmesi halinde bu kişilere unvanlarının iptal edildiği tarihten önce yapılan ödemeler geri alınmayacak.
- Yurtdışına eğitim amacıyla gönderilecek öğrencilere, yurtdışında yaşayan vatandaşların eğitim ihtiyaçlarına ve yüksek öğretime ilişkin bakanlığa verilen görevleri yürütmek üzere, Yüksek Öğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürlüğü kurulacak.
- Ölçme ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü ihdas edilerek, halen Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nce görülen sınav hizmetleri ihtisaslaştırılacak.
- Müstakil hizmet birimi olan grup başkanlıkları daire başkanlığına dönüştürülecek.
- Yurtdışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atanabilme şartları yeniden ele alınarak 652 sayılı KHK'ya eklenecek.
- Bakanlıkça belirlenen özür gruplarına bağlı yer değiştirmeler, okul ve kurum müdürlerinin görevlendirilmeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların geçici olarak bakanlıkta istihdam edilebilmeleri düzenlenecek.
- Talim ve Terbiye Kurulu, bakanlığın bilimsel danışma ve inceleme organı olarak düzenlenecek, kurulun eğitim politikaları konusundaki karar alma yetkileri, ilgili hizmet birimlerine devredilecek.
- Uzmanlaşma, etkinlik ve işbölümünün sağlanması amacıyla, il milli eğitim müdürlükleri bünyesindeki eğitim denetmenleri başkanlıkları, rehberlik ve denetim başkanlığının taşra birimlerine dönüştürülecek.
- Bakanlık denetçiler ile il eğitim denetmenleri, eğitim denetmeni unvanı altında birleştirilecek.
- Eğitim programlarının taslak ders kitapları ile diğer eğitim araç ve gerekçelerinin, bakanlıkça yapılan sınavların sorularının hazırlatılması veya inceletilmesi karşılığı ödenecek bedel ve telif ücretlerinin ders kitabı, eğitim araç ve gereci ile sınav sorularının hazırlanmasında görevlendirilenler ile bakanlıkça yapılan sınavlarda görev alanlara ödenecek ücretin, bakanlığa incelenmesi amacıyla sunulan taslak ders kitapları ile diğer ders araç ve gerekçeleri karşılığı tahsil edilerek döner sermaye hesabına yatırılacak bedel bakanlıkça tespit edilecek.
- Halen ÖSYM Başkanlığı'na sınav ücretleri konusunda verilen yetki kaldırılacak.
- Bakanlık merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üyesi, müsteşar yardımcısı, genel müdür, strateji geliştirme başkanı, inşaat ve emlak grup başkanı ve grup başkanı kadrolarında bulunanlarla, taşra teşkilatında il müdürü kadrolarında bulunanların görevleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, hiç bir işleme gerek kalmaksızın sona erecek.
- Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve üyesi, Müsteşar yardımcısı, genel müdür, strateji geliştirme başkanı kadrolarında bulunanlar, şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen bakanlık müşavirliği kadrolarına atanacak.
- Bakanlıkta grup başkanı ve il müdürü olarak görev yapmakta olanlar ile halen şahsa bağlı daire başkanı, şube müdürü ve il müdürü kadrolarında bulunanlar özlük hakları korunmak suretiyle, şahsa bağlı eğitim uzmanı kadrolarına atanacak. Bu şekilde eğitim uzmanı olarak atanacaklar, harcırah almaksızın okullarda öğretmen olarak görevlendirilecek.
- Yurtdışında bakanlığa bağlı olarak büyükelçilikler ve başkonsolusluklar bünyesinde faaliyet gösteren okulların hizmet binası yapımı, donatımı, kefalet ücreti ve kira giderleri ile bakanlıkça uygun görülen diğer ihtiyaçları, bakanlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanacak.
- Yurt içi veya yurtdışında yerli veya yabancı kuruluşlar ya da başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ulusal veya uluslararası proje okullarına, bakan onayı proje okulu olarak seçilen kurumlara, belirli eğitim reformu ve programlarının uygulandığı kurumlara, bakan onayı ile doğrudan bakanlığa bağlanan kuramlara öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri doğrudan bakanlıkça yapılacak.
- Lisansüstü eğitim amacıyla yurtdışına gönderilecek öğrencilerin seçiminde, ALES yanında, sözlü sınav da yapılacak.
- Milli Eğitim Bakanlığı adına yurtdışına gönderilenlerden, doktora öğrenimlerini başarıyla tamamladıktan sonra mecburi hizmet yükümlülüklerine yerine getirmek üzere yurda dönenler eğitim uzmanı kadrolarına atanacak.
- Lisans üstü eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen kişilerin, yurtdışında eğitim amacıyla geçirdikleri süreler memuriyette geçmiş sayılarak derece ve kademe ilerleme hesabında dikkate alınacak.
- Özel dershaneler faaliyetleri 1 Eylül 2015 tarihine kadar sürdürebilecek, bu dershaneler özel okullara ve geçici olarak açık öğretim yapan liselere dönüşebilecek, gerekli dönüşümü yapabilmeleri için bu kurumlara 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bitimine kadar süre verilecek.
- Öğrenci etüt eğitim merkezleri 12 yaş altındakilere yönelik olacak. Her ne ad altında olursa olsun, bütün eğitim ve öğretim hizmeti sunanlar bakanlığını denetimine tabi tutulacak.
- Hazine'ye ait taşınmaz mallar üzerinde dönüşüm programına dahil dershaneler lehine, bedelsiz olarak en fazla 25 yıl süreli irtifak hakkı tesis edilebilecek. Mülkiyeti Hazine'ye ait olup, bakanlığa tahsis edilen taşınmazlar üzerindeki okul binaları kiraya verilecek.
- Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek teşvik tedbirlerinin yanısıra, bu kurumlarda çalışmakta olan öğretmenler bakanlıkta istihdam edilebilecek.
- Dönüşüm kapsamındaki kurumlarda ve diğer özel öğretim kurumlarında okuyan öğrenciler için eğitim-öğretim desteğinde bulunulacak.
Muhalefet alt komisyona gönderilmesini istedi
Usul hakkında söz alan CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinde hüsran beklediği için bu tasarıyı getirdiğini iddia etti. İlgili STK'ların bu tasarıya karşı çıktığını savunan Baydar, tasarının alt komisyona gönderilmesini ve orada gerekli katkıların verilmesini istedi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Hükümetin, bazı gruplarla arasındaki çatışmalara karşılık vermek amacıyla bu tasarıyı getirdiğini ileri sürerek, tasarının alt komisyona havale edilmesini talep etti.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, bakanlığın teşkilat kanununun eski bakan Ömer Dinçer zamanında değiştiğini ifade ederek, "Ne oldu da yeni bir teşkilat yasasına ihtiyaç hissedildi?" diye sordu.
AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, 30 Mart seçim sonrasına ilişkin hüsran korkularının olmadığını, tam tersine galibiyetle çıkacaklarını belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, "(Benim yeteri kadar gücüm, yeteri kadar oyum var) zihniyetinin olmadığını göstermek için, bu tasarıyı alt komisyona sevkedin, orada muhalefet gerekli katkıları yapacaktır. Herşey burada tartışılmalı. Bu tartışmayı yapamıyorsak, size yönelik, 'seçimden önce cemaate gözdağı vermeyi hedefleyen bir yasayı geçirmek istediğiniz' gibi bir suçlama hakkımız olur" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Bakan Avcı'ya yönelik, "Siz çok babacan, işbirliğine açık, sevimli bir algınız var, en azından fiziki görünüşüz öyle. Ancak bunun böyle olmadığını 4+4+4 görüşmelerinde gördük. Eğer derdiniz, bir yerlerle hesaplaşmak ise sadece dershane konusunu getirseydiniz buraya, eğitim sistemini allak bullak eden bir değişiklik yapmasaydınız" sözlerini sarfetti.
Eğer tasarı alt komisyona gönderilmezse, alt komisyonda kaybedilecek zamandan daha çok zaman kaybettireceklerini belirten Altay, "İstanbul'da 3 bin kurum var. Buralara onar kişi başvursa 30 bin başvuru olacak. 30 bin başvuruyu İstanbul Valisi objektif kriterlere dayanarak belirleyecek derseniz, muhalefet milletvekilleri buradan çıksın, 10 dakikada geçirin" dedi.
Altay'a yanıt veren Bakan Avcı, valilerin keyfi atamalarının olmayacağını, okul müdürlerini valilerin resen atayacağı konusunun doğru olmadığını belirtti.
CHP'li Altay, çocuğunun özel okulda okuduğu halde dershaneye gittiğini ifade ederek, "Gelin bu kavgayı başka alanlarda yapın. Tehdit olarak algılamayın ama İçtüzük'ten kaynaklı haklarımızı kullanacağız. Biz eşkıya değiliz, siz de derebeyi değilsiniz" dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, tasarıyla il milli eğitim müdürlerinin görevlerin sona erecek olmasını eleştirerek, "İhtilal mı var, neden görevleri sona eriyor?" diye sordu.
Bu düzenlemenin neden yapıldığını sağır sultanın bile bildiğini ifade eden Serindağ, "Düne kadar kol kola yürüdüğünüz, iktidara ortak ettiğiniz, Başbakan Yardımcısını 'bir talimat ve emirleri var mı?' dediğiniz bir camia ile yollarınızı ayırıyorsunuz" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, cemaat ile bir sorunlarının olmadığını ifade ederek, "Cumhuriyete, geleceğimize kasteden bir çete ile mücadele ediyoruz" diye konuştu.
Tekrar söz alan CHP'li Baydar'ın sözleri komisyonda tartışmaya neden oldu.
Bakan Avcı'nın, tasarının seçimler sonrasında geleceğini söylemesine rağmen, seçim sonuçları için duyulan kaygı nedeniyle seçimden önce getirildiğini iddia eden Baydar, "Seçimden zaferle çıkacağınızı söylüyorsunuz, o zaman bu acele neden? Bugün yaşadıklarımız bir devrin kapandığının göstergesidir. Çocuğunu özel ders dahi aldırmayacak bir tane milletvekili çıksın, ben de destek vereceğim. Eğer alt komisyona göndermezseniz, aynı süreye tekabül edecek şekilde Anayasa ve İçtüzük'ten kaynaklanacak engellemeyi yapacağız" diye konuştu.
AK Parti'li milletvekilleri Baydar'ın bu sözlerini tepki gösterirken, AK Parti Bursa Milletvekili Bedrettin Yıldırım da "Tehditlere boyun eğmeyeceğiz" dedi.
Tasarının görüşmeleri sürüyor.
Son Güncelleme: Cuma, 21 Şubat 2014 18:29
Gösterim: 1795
Yurt dışında çalışıp Türkiye'ye dönme kararı alanlarla, eğitimini yurt dışında tamamlayan doktorlar zorunlu hizmetten muaf olacak. Bu kişiler 18 Temmuz'a kadar Sağlık Bakanlığına başvurabilecek.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 3359 sayılı kanuna eklenen geçici 9. maddeyle, devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf tutulacak tabip ve uzman tabiplerle ilgili tereddütlerin giderilmesi ve uygulamada birliğin sağlanması için düzenleme yaptı.
Yurt dışında çalışıp Türkiye'ye dönmek isteyenlerle, eğitimini yurt dışında tamamlayan doktorlar için örnek dilekçeler hazırlandı.
1 Ocak 2013'ten önce Türkiye'deki bir tıp fakültesini bitirip yurt dışında mesleki faaliyette bulunanlardan, Türkiye’ye dönmek isteyen tabip ve uzman tabipler, çalıştıkları ülkenin yetkili mercileri tarafından verilen belgenin Türkçe çevirisinin konsolosluk onaylı sureti, pasaport fotokopisi ve yurt dışında mesleki faaliyette bulundukları döneme ait giriş çıkışlarını gösterir Emniyet Genel Müdürlüğünden alacakları belgenin aslı ve örnek dilekçeyle 6 ay içinde Sağlık Bakanlığına başvurmaları halinde zorunlu hizmet yapmayacaklar.
Yurt dışında öğrenim görenler
18 Ocak 2014 tarihinden önce yurt dışında eğitimlerini tamamlayanlardan da Türkiye'de çalışmak isteyenler, yurt dışından aldıkları tıp diplomasının Türkçe çevirisinin konsolosluk onaylı sureti, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan diploma denklik belgesinin sureti, yurt dışından aldıkları uzmanlık veya yan dal uzmanlık belgesinin Türkçe çevirisinin konsolosluk onaylı suretiyle denklik işlemleri için gerekli belgeleri, diploma ve uzmanlık harcı makbuzu, kimlik fotokopisi ve örnek dilekçeyle 18 Temmuza kadar başvuru yaptıkları takdirde devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf olacak.
18 Ocak 2014 öncesinde yurt dışında eğitimlerini tamamlayıp denkliğini alamayan tabip ve uzman tabipler için denklik şartı aranacak.
Düzenleme ne getiriyor?
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun geçici 9 maddesine göre, 1 Ocak 2013 tarihinden önce yurt dışında mesleki faaliyette bulunan tabipler ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yurt dışında eğitimlerini tamamlayanlar, 6 ay içinde Türkiye'ye dönmek ve en az 3 yıl süreyle Türkiye'de fiilen meslek icrasında bulunmak şartıyla devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf sayılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yurt dışında çalışıp Türkiye'ye dönme kararı alanlarla, eğitimini yurt dışında tamamlayan doktorlar zorunlu hizmetten muaf olacak. Bu kişiler 18 Temmuz'a kadar Sağlık Bakanlığına başvurabilecek.
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 3359 sayılı kanuna eklenen geçici 9. maddeyle, devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf tutulacak tabip ve uzman tabiplerle ilgili tereddütlerin giderilmesi ve uygulamada birliğin sağlanması için düzenleme yaptı.
Yurt dışında çalışıp Türkiye'ye dönmek isteyenlerle, eğitimini yurt dışında tamamlayan doktorlar için örnek dilekçeler hazırlandı.
1 Ocak 2013'ten önce Türkiye'deki bir tıp fakültesini bitirip yurt dışında mesleki faaliyette bulunanlardan, Türkiye’ye dönmek isteyen tabip ve uzman tabipler, çalıştıkları ülkenin yetkili mercileri tarafından verilen belgenin Türkçe çevirisinin konsolosluk onaylı sureti, pasaport fotokopisi ve yurt dışında mesleki faaliyette bulundukları döneme ait giriş çıkışlarını gösterir Emniyet Genel Müdürlüğünden alacakları belgenin aslı ve örnek dilekçeyle 6 ay içinde Sağlık Bakanlığına başvurmaları halinde zorunlu hizmet yapmayacaklar.
Yurt dışında öğrenim görenler
18 Ocak 2014 tarihinden önce yurt dışında eğitimlerini tamamlayanlardan da Türkiye'de çalışmak isteyenler, yurt dışından aldıkları tıp diplomasının Türkçe çevirisinin konsolosluk onaylı sureti, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan diploma denklik belgesinin sureti, yurt dışından aldıkları uzmanlık veya yan dal uzmanlık belgesinin Türkçe çevirisinin konsolosluk onaylı suretiyle denklik işlemleri için gerekli belgeleri, diploma ve uzmanlık harcı makbuzu, kimlik fotokopisi ve örnek dilekçeyle 18 Temmuza kadar başvuru yaptıkları takdirde devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf olacak.
18 Ocak 2014 öncesinde yurt dışında eğitimlerini tamamlayıp denkliğini alamayan tabip ve uzman tabipler için denklik şartı aranacak.
Düzenleme ne getiriyor?
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunun geçici 9 maddesine göre, 1 Ocak 2013 tarihinden önce yurt dışında mesleki faaliyette bulunan tabipler ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yurt dışında eğitimlerini tamamlayanlar, 6 ay içinde Türkiye'ye dönmek ve en az 3 yıl süreyle Türkiye'de fiilen meslek icrasında bulunmak şartıyla devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf sayılacak.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Şubat 2014 11:37
Gösterim: 1486
Dershanelerin kapatılmasını öngören kanun tasarısı, Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Komisyon toplantısına Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı geldiği sırada CHP’liler pankart açtı.
Bakan Avcı'ya pankartlı tepki
Dershanelerin kapatılması ve Milli Eğitim’deki bazı düzenlemeleri içeren tasarı komisyonda görüşülmeye başlandı.
Görüşmelere geçilmeden önce Komisyon Başkanı Naci Bostancı ve Bakan Nabi Avcı yerini aldı.
Bu sırada, CHP’li Nur Serter ve Mehmet Haberal, ‘Çocuğunu dershaneye göndermeyen milletvekili arıyorum’ yazılı pankart açtı.
Kameralar biraz görüntü aldıktan sonra komisyon üyeleri tasarıyı görüşmeye başladı.
Kaynak Hürriyet
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Dershanelerin kapatılmasını öngören kanun tasarısı, Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. Komisyon toplantısına Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı geldiği sırada CHP’liler pankart açtı.
Bakan Avcı'ya pankartlı tepki
Dershanelerin kapatılması ve Milli Eğitim’deki bazı düzenlemeleri içeren tasarı komisyonda görüşülmeye başlandı.
Görüşmelere geçilmeden önce Komisyon Başkanı Naci Bostancı ve Bakan Nabi Avcı yerini aldı.
Bu sırada, CHP’li Nur Serter ve Mehmet Haberal, ‘Çocuğunu dershaneye göndermeyen milletvekili arıyorum’ yazılı pankart açtı.
Kameralar biraz görüntü aldıktan sonra komisyon üyeleri tasarıyı görüşmeye başladı.
Kaynak Hürriyet
Son Güncelleme: Cuma, 21 Şubat 2014 16:42
Gösterim: 1785

