Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın Avusturya'nın Der Standart Gazetesi'nde yayımlanan makalesinde, Türkiye'nin vatandaşlarına AB tarafından vize uygulanan tek aday ülke olduğunu belirtti.

egemen bağışAvrupa Birliği'ne katılmak için ne bir ilgi ne de bir beklentisi olan uzaktaki üçüncü ülkelerin bile Schengen Vizesi'nin istisnai kurallarından faydalandığına dikkati çeken Bağış, "Türk vatandaşlarının maruz bırakıldığı vize hükümleri uygulamada çok masraflı ve yorucu bir prosedür ortaya çıkarmaktadır. Ve ayrıca olumlu yanıtlarda bile yakışık olmayan davranışlardan rahatsızlık duyulmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin bu tür davranış ve politikası çifte standart olarak algılanmakta ve Avrupa Birliği'ne karşı olan yabancılaşma duygusunu güçlendirmektedir" ifadelerini kullandı.

Bağış, Türkiye'nin Ankara Anlaşmasına göre Gümrük Birliği üyesi olduğunu hatırlatarak, şunları belirtti:

"Artan olumlu ekonomik görüntü ve siyasi istikrar sayesinde giderek artan sayıda Türk vatandaşı on yıllar boyunca refah seviyelerine katkıda bulundukları Avrupa ülkelerinden kendi vatandaşlarına dönüş yapmaktadır.

Diğer taraftan Avrupa ülkeleri ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya kalmıştır. Eğer bu küçük düşürücü vize uygulamaları kaldırılırsa, bu ülkeler giderek artan Türk ziyaretçi trafiğinden hem ekonomik hem de sosyal bakımdan faydalanma şansını yakalayacaktır. Türkiye kendi vatandaşları için vizesiz seyahat koşulunu hak etmiş durumdadır."

Türkiye'nin, Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği içinde vizesiz seyahat edebilmesinin sağlanmasında gerekli olan önlemleri yürürlüğe koyduğunu dile getiren Bağış, Entegre Sınır Yönetimi sisteminin uygulanması için hazırlıklar ve biyometrik pasaport verilmesi koşullarının yerine getirildiğini hatırlattı.

Türkiye'nin geri kabul anlaşmasını henüz imzalamadığını belirten Bağış, "Bu gecikmenin sebebi şimdiye kadar Avrupa Komisyonu'nu Türk vatandaşlarının vize muafiyeti konusundaki diyaloğa izin vermeyi ertelemiş olan Avrupa Konseyi'nin tutumudur. Avrupa Birliği ve üye ülkelerden en sonunda doğru ve mantıklı adımı atmalarını ve serbest dolaşım hakkındaki müzakereyi gecikmeden ele almalarını bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

> Türkiye AB’ye ne zaman vizesiz girebilecek?

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın Avusturya'nın Der Standart Gazetesi'nde yayımlanan makalesinde, Türkiye'nin vatandaşlarına AB tarafından vize uygulanan tek aday ülke olduğunu belirtti.

egemen bağışAvrupa Birliği'ne katılmak için ne bir ilgi ne de bir beklentisi olan uzaktaki üçüncü ülkelerin bile Schengen Vizesi'nin istisnai kurallarından faydalandığına dikkati çeken Bağış, "Türk vatandaşlarının maruz bırakıldığı vize hükümleri uygulamada çok masraflı ve yorucu bir prosedür ortaya çıkarmaktadır. Ve ayrıca olumlu yanıtlarda bile yakışık olmayan davranışlardan rahatsızlık duyulmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin bu tür davranış ve politikası çifte standart olarak algılanmakta ve Avrupa Birliği'ne karşı olan yabancılaşma duygusunu güçlendirmektedir" ifadelerini kullandı.

Bağış, Türkiye'nin Ankara Anlaşmasına göre Gümrük Birliği üyesi olduğunu hatırlatarak, şunları belirtti:

"Artan olumlu ekonomik görüntü ve siyasi istikrar sayesinde giderek artan sayıda Türk vatandaşı on yıllar boyunca refah seviyelerine katkıda bulundukları Avrupa ülkelerinden kendi vatandaşlarına dönüş yapmaktadır.

Diğer taraftan Avrupa ülkeleri ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya kalmıştır. Eğer bu küçük düşürücü vize uygulamaları kaldırılırsa, bu ülkeler giderek artan Türk ziyaretçi trafiğinden hem ekonomik hem de sosyal bakımdan faydalanma şansını yakalayacaktır. Türkiye kendi vatandaşları için vizesiz seyahat koşulunu hak etmiş durumdadır."

Türkiye'nin, Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği içinde vizesiz seyahat edebilmesinin sağlanmasında gerekli olan önlemleri yürürlüğe koyduğunu dile getiren Bağış, Entegre Sınır Yönetimi sisteminin uygulanması için hazırlıklar ve biyometrik pasaport verilmesi koşullarının yerine getirildiğini hatırlattı.

Türkiye'nin geri kabul anlaşmasını henüz imzalamadığını belirten Bağış, "Bu gecikmenin sebebi şimdiye kadar Avrupa Komisyonu'nu Türk vatandaşlarının vize muafiyeti konusundaki diyaloğa izin vermeyi ertelemiş olan Avrupa Konseyi'nin tutumudur. Avrupa Birliği ve üye ülkelerden en sonunda doğru ve mantıklı adımı atmalarını ve serbest dolaşım hakkındaki müzakereyi gecikmeden ele almalarını bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 15:31

Gösterim: 2284

Bursa'nın İnegöl ilçesinde, Özel Nilüfer Safvet Koleji’nde elektronik ölçme ve değerlendirme sistemi sayesinde öğrenciler artık parmak kaldırmayacak.

Özel Nilüfer Safvet Koleji, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı başında tüm dersliklere akıllı tahta sistemi kurarak başladığı teknolojik gelişimine "oylama cihazı” ile devam ediyor https://manlig-halsa.se/. Öğrencilerin ölçme ve değerlendirme faaliyetlerine hız kazandıran bu sistemle öğretmenler, öğrenciler ve veliler sınavlarla ilgili istatistiklere anında erişebiliyor. Elektronik ölçme ve değerlendirme sistemi sayesinde öğrenciler kâğıt üzerinde soru cevaplamaktan kurtulurken, öğretmenler de uzun zaman alan sınav neticelerini değerlendirme işini hızla yapabiliyor. Ayrıca sistem sayesinde öğrenciler sorulara parmak kaldırmadan cevap veriyor dk-apotek.com.

Okul Müdürü Bayram Yayla, oylama cihazının bütün sınıflarda kullanılmaya başlandığını, cihazın öğrencilere yeni bir heyecan verdiğini söyledi.

> Parmak kaldırmak tarih oluyor

Bursa'nın İnegöl ilçesinde, Özel Nilüfer Safvet Koleji’nde elektronik ölçme ve değerlendirme sistemi sayesinde öğrenciler artık parmak kaldırmayacak.

Özel Nilüfer Safvet Koleji, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı başında tüm dersliklere akıllı tahta sistemi kurarak başladığı teknolojik gelişimine "oylama cihazı” ile devam ediyor https://manlig-halsa.se/. Öğrencilerin ölçme ve değerlendirme faaliyetlerine hız kazandıran bu sistemle öğretmenler, öğrenciler ve veliler sınavlarla ilgili istatistiklere anında erişebiliyor. Elektronik ölçme ve değerlendirme sistemi sayesinde öğrenciler kâğıt üzerinde soru cevaplamaktan kurtulurken, öğretmenler de uzun zaman alan sınav neticelerini değerlendirme işini hızla yapabiliyor. Ayrıca sistem sayesinde öğrenciler sorulara parmak kaldırmadan cevap veriyor dk-apotek.com.

Okul Müdürü Bayram Yayla, oylama cihazının bütün sınıflarda kullanılmaya başlandığını, cihazın öğrencilere yeni bir heyecan verdiğini söyledi.

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 12:31

Gösterim: 3620

Sabancı Vakfı, “Fark Yaratanlar” programıyla toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlatmaya devam ediyor. Programın yeni Fark Yaratan’ı, üniversite sınavına hazırlanan gençlere gönüllü olarak destek olan Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi oldu.

60 öğrenci üniversiteli oldu

Üniversiteye hazırlık sürecinin zorluğunu bilen ve başka öğrencilere bu konuda yardım eli uzatmayı hedefleyen Boğaziçi Üniversitesi mezunu 5 genç, 2002 yılında Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nin kurdu.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi ilk şubesini, eğitim ve gelir seviyesinin düşük olduğu Ümraniye’de açtı. Kooperatifte, üniversiteye hazırlanan ya da derslerinde desteğe ihtiyacı olan öğrenciler, gönüllü öğretmenlerden ve üniversite öğrencilerinden ders alıyor.

2002 yılında tek şube ile yola çıkan kooperatif bugün, Tuzla, Sultanbeyli, Ataşehir ve Yenibosna’da 4 şube ile öğrencilere destek oluyor. Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nde bugüne kadar ÖSS hazırlık, açık öğretim ve İngilizce alanlarında toplam 1000’i aşkın öğrenciye yaklaşık 200 eğitimci ders verdi. ÖSS'ye hazırlananlardan 60 öğrenci üniversiteli oldu.

Kooperatif hesabını öğrenciler tutuyor

Öğrencilerin yanı sıra öğretmenlerin de ücret karşılığında ortak olduğu kooperatif, dayanışma esasına göre faaliyetini sürdürüyor. Kooperatifin kira, elektrik, su, vergi, çay ve şeker masraflarının yanı sıra eğitim, test kağıdı ve diğer materyallerin masraflarını öğrenci ve öğretmenler birlikte karşılıyor. Öğrencilerden; ÖSS hazırlık için aylık 15 TL, açık öğretim ve İngilizce için 7.5 TL, okuma-yazma dersi için 5 TL alınıyor. Ders veren eğitmenler de ayda ortalama 15 TL ile kooperatife ortak oluyor. Öğrenciler, kooperatifin hesaplarını da tutarak kooperatifin yaşamasına destek oluyor.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi aynı zamanda eğitim sistemindeki sorunlarla ilgili araştırmalar yaparak bu sorunları gündeme taşıyor. Eğitim üzerine yayınlar yapan, paneller ve forumlar düzenleyen Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nin ayrıca, “Uyanış” ve “Tardu” adlı iki tiyatro grubu ve “Yenibosna” adını verdikleri bir de müzik grubu bulunuyor. Kooperatif, eğitim faaliyetleri ve etkinliklerini “Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi Bülteni” adlı yayın ile duyuruyor.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nin fark yaratan hikayesi, www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.org internet sitesinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’dan izlenebiliyor. Programda, 2009 yılından bu yana Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi de dahil 77 ‘Fark Yaratan’ın öyküsü yayınlandı.

(hürriyeteğitim)

> Üniversiteye hazırlıkta İMECE sistemi

Sabancı Vakfı, “Fark Yaratanlar” programıyla toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlatmaya devam ediyor. Programın yeni Fark Yaratan’ı, üniversite sınavına hazırlanan gençlere gönüllü olarak destek olan Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi oldu.

60 öğrenci üniversiteli oldu

Üniversiteye hazırlık sürecinin zorluğunu bilen ve başka öğrencilere bu konuda yardım eli uzatmayı hedefleyen Boğaziçi Üniversitesi mezunu 5 genç, 2002 yılında Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nin kurdu.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi ilk şubesini, eğitim ve gelir seviyesinin düşük olduğu Ümraniye’de açtı. Kooperatifte, üniversiteye hazırlanan ya da derslerinde desteğe ihtiyacı olan öğrenciler, gönüllü öğretmenlerden ve üniversite öğrencilerinden ders alıyor.

2002 yılında tek şube ile yola çıkan kooperatif bugün, Tuzla, Sultanbeyli, Ataşehir ve Yenibosna’da 4 şube ile öğrencilere destek oluyor. Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nde bugüne kadar ÖSS hazırlık, açık öğretim ve İngilizce alanlarında toplam 1000’i aşkın öğrenciye yaklaşık 200 eğitimci ders verdi. ÖSS'ye hazırlananlardan 60 öğrenci üniversiteli oldu.

Kooperatif hesabını öğrenciler tutuyor

Öğrencilerin yanı sıra öğretmenlerin de ücret karşılığında ortak olduğu kooperatif, dayanışma esasına göre faaliyetini sürdürüyor. Kooperatifin kira, elektrik, su, vergi, çay ve şeker masraflarının yanı sıra eğitim, test kağıdı ve diğer materyallerin masraflarını öğrenci ve öğretmenler birlikte karşılıyor. Öğrencilerden; ÖSS hazırlık için aylık 15 TL, açık öğretim ve İngilizce için 7.5 TL, okuma-yazma dersi için 5 TL alınıyor. Ders veren eğitmenler de ayda ortalama 15 TL ile kooperatife ortak oluyor. Öğrenciler, kooperatifin hesaplarını da tutarak kooperatifin yaşamasına destek oluyor.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi aynı zamanda eğitim sistemindeki sorunlarla ilgili araştırmalar yaparak bu sorunları gündeme taşıyor. Eğitim üzerine yayınlar yapan, paneller ve forumlar düzenleyen Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nin ayrıca, “Uyanış” ve “Tardu” adlı iki tiyatro grubu ve “Yenibosna” adını verdikleri bir de müzik grubu bulunuyor. Kooperatif, eğitim faaliyetleri ve etkinliklerini “Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi Bülteni” adlı yayın ile duyuruyor.

Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi’nin fark yaratan hikayesi, www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.org internet sitesinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’dan izlenebiliyor. Programda, 2009 yılından bu yana Mayıs’ta Yaşam Kooperatifi de dahil 77 ‘Fark Yaratan’ın öyküsü yayınlandı.

(hürriyeteğitim)

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 09:56

Gösterim: 2102

Adana’da geçen mart ayında, lise öğrencisi oğlu 17 yaşındaki O.S.K.’nın okuldan atılmasından sorumlu tuttuğu İngilizce öğretmeni 43 yaşındaki Tarık Şimşek’e okul önünde saldırarak sağ kolunu kırdığı iddiasıyla tutuklanan 47 yaşındaki Şakir K. hakkında 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

tarık şimşekMerkez Yüreğir İlçesi’ne bağlı Akıncılar Mahallesi’ndeki Sunar Nuri Çomu Lisesi’nde okuyan O.S.K., iddiaya göre, üst üste sınıf tekrarı yapıp, 13 dersten 11’i zayıf olduğu için okulla ilişiği kesildi. O.S.K.’nın babası Şakir K., oğlunun okuldan atılmasından sorumlu tuttuğu İngilizce öğretmeni Tarık Şimşek’e hakaret edip, tekme ve yumrukla saldırdı. Şimşek de üzerinde taşıdığı biber gazını sıkarak ve yumruklarla karşılık verdi. Okul önündeki kavgayı fark eden lisenin özel güvenlik görevlisi Aydın Parmaksız da öğretmenin yardımına koştu. Olay yerine gelen polis, çevredekilerin de yardımıyla kavgayı ayırırken, baba ve oğlu gözaltına alındı. Hastaneye kaldırılan öğretmenin ise sağ kolunun kırıldığı belirlendi.

Polis merkezinde sorgulanan Şakir K. "Ben markette oturuyordum. İçeri girdi bana saldırdı, ben de kendimi korumak istedim" diye savunma yaptı. İfadelerinin ardından adliyeye sevk edilen Şakir K. tutuklandı, oğlu O.S.K. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Uzun süre olayın şokundan kurtulamadığını söyleyen Tarık Şimşek, "Hayatım tehlikede, bundan sonrası benim ölümüm olabilir" dedi.

Soruşturmasını tamamlayan Cumhuriyet savcısı, olayla ilgili iddianame hazırladı. Adana 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianamede, veli Şakir K. için 18 yıl, öğretmen Tarık Şimşek’in 5 yıl, özel güvenlik görevlisi Aydın Parmaksız’ın da 3 yıla kadar hapsi istendi.

Bu olaydan 15 gün önce de öğrenci, veli ve öğretmen kavga etti. Bu nedenle veli ve öğretmen hakkında 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde, öğrenci için de 1’inci Çocuk Mahkemesi’nde davalar açıldı. Bu davalarda ise öğrenci için 1, veli için 1.5, öğretmen için de 1 yıla kadar hapis cezası istendi. Davaların görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak.

(hürriyet)

> Öğretmenin kolunu kıran veliye 18 yıl istendi

Adana’da geçen mart ayında, lise öğrencisi oğlu 17 yaşındaki O.S.K.’nın okuldan atılmasından sorumlu tuttuğu İngilizce öğretmeni 43 yaşındaki Tarık Şimşek’e okul önünde saldırarak sağ kolunu kırdığı iddiasıyla tutuklanan 47 yaşındaki Şakir K. hakkında 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

tarık şimşekMerkez Yüreğir İlçesi’ne bağlı Akıncılar Mahallesi’ndeki Sunar Nuri Çomu Lisesi’nde okuyan O.S.K., iddiaya göre, üst üste sınıf tekrarı yapıp, 13 dersten 11’i zayıf olduğu için okulla ilişiği kesildi. O.S.K.’nın babası Şakir K., oğlunun okuldan atılmasından sorumlu tuttuğu İngilizce öğretmeni Tarık Şimşek’e hakaret edip, tekme ve yumrukla saldırdı. Şimşek de üzerinde taşıdığı biber gazını sıkarak ve yumruklarla karşılık verdi. Okul önündeki kavgayı fark eden lisenin özel güvenlik görevlisi Aydın Parmaksız da öğretmenin yardımına koştu. Olay yerine gelen polis, çevredekilerin de yardımıyla kavgayı ayırırken, baba ve oğlu gözaltına alındı. Hastaneye kaldırılan öğretmenin ise sağ kolunun kırıldığı belirlendi.

Polis merkezinde sorgulanan Şakir K. "Ben markette oturuyordum. İçeri girdi bana saldırdı, ben de kendimi korumak istedim" diye savunma yaptı. İfadelerinin ardından adliyeye sevk edilen Şakir K. tutuklandı, oğlu O.S.K. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Uzun süre olayın şokundan kurtulamadığını söyleyen Tarık Şimşek, "Hayatım tehlikede, bundan sonrası benim ölümüm olabilir" dedi.

Soruşturmasını tamamlayan Cumhuriyet savcısı, olayla ilgili iddianame hazırladı. Adana 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilen iddianamede, veli Şakir K. için 18 yıl, öğretmen Tarık Şimşek’in 5 yıl, özel güvenlik görevlisi Aydın Parmaksız’ın da 3 yıla kadar hapsi istendi.

Bu olaydan 15 gün önce de öğrenci, veli ve öğretmen kavga etti. Bu nedenle veli ve öğretmen hakkında 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde, öğrenci için de 1’inci Çocuk Mahkemesi’nde davalar açıldı. Bu davalarda ise öğrenci için 1, veli için 1.5, öğretmen için de 1 yıla kadar hapis cezası istendi. Davaların görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak.

(hürriyet)

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 11:23

Gösterim: 2799

Sabah Gazetesi Yazarı Emre Aköz’ün bugünkü yazısı.

Tahmin ettiğim gibi oldu: Türkçenin, Kemalist zihniyet tarafından tıraşlanmasına değinen dünkü yazıma çok sayıda mesaj geldi.

Okurlarımızın en çok takıldıkları noktalardan biri Arap alfabesi ile Japon alfabesini karşılaştırmam oldu. Konuyu biraz açayım...

1900'lü yılların başına kadar Doğu'nun "tabiatı gereği" geri olduğu ve hep geri kalacağı söylenirdi bir kısım Batılı düşünür ve onlara hayran Doğulu aydınlar tarafından...

Ancak 1905'te Japonlar, Ruslara çok ağır bir yenilgi tattırınca, bu bakış açısı ciddi biçimde sarsıldı.

Doğunun da gelişebileceği kabul edildi. Daha da önemlisi, bu işi, kendi değerlerini, inançlarını yitirmeden yapabileceği görüldü. Böylece Japonya imrenilen bir ülke, örnek alınan bir model oluşturdu.

Japonlar inançlarından da, insan ilişkilerinden de, gayet zor öğrenilen alfabelerinden de taviz vermemişlerdi. Sadece üretim biçimlerini, iş yapma tarzlarını değiştirdiler (ki elbette bu da çok büyük bir dönüşümdü.)

Elbette geri gidilmeyecek

Gelelim bize... 1928'de Arap alfabesini bırakıp Latin alfabesine geçtik. Peki bunun gerekçesi neydi?

İlkokuldan başlayarak, bizlere şunlar söylendi: 1) Arap alfabesini öğrenmek zordur... 2) Arap alfabesi gelişmemize engeldir... 3) Arap alfabesi Türkçeye uygun değildir.

Arkadaşlar! Bu saatten sonra elbette alfabemizi değiştirmemizi önermeyeceğim. Milyonlarca insanımız Latin alfabesiyle okuma yazmayı öğrendi, tıkır tıkır kullanıyor. Bugün birileri, "Hadi Arap alfabesine dönelim" dese, önce ben karşı çıkarım.

Japonya örneği önemli

Ancak şunu bilelim: Yukarıda sayılan üç gerekçe de kocaman birer palavradır. Teker teker anlatayım:

1) Boğaziçi'nde okurken bir ara merak sarıp seçmeli olarak Osmanlıca dersi almıştım. Birkaç saat dersten sonra Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum adlı şiirini kitaptan okuyabiliyordum. (Kısaltmalardan dolayı el yazısını okumanın zor olduğu söylenir ama matbu Osmanlıca hiç de zor değil.)

Osmanlı çocukları yüzlerce yıl boyunca bu alfabeyi öğrenerek yetişti ve koca bir imparatorluğu yönetti... Cumhuriyet çocukları niye öğrenemesin?

2) Alfabe denilen yazı kodu ekonomik gelişmeye engel olsaydı, herhalde Japonlar dünyanın en geri ülkelerinden biri olurdu. Çünkü Japon alfabesi, Japonlar için dahi zor bir araç.

3) "Arap alfabesi Türkçeye uygun değil" diyenlere sormak gerek: Latin alfabesi sanki çok mu uygun? Adı üstünde, "Latin" alfabesi; onu da "sonradan" aldı Türkler.

Günümüzde kimi ülkelerde Türkçe, Kiril alfabesiyle yazılıyor; ona ne buyrulur? Eğer dildeki bazı sesleri ifade etmek zor oluyorsa, alfabede reform yaparsın olur biter.

Kürtçedeki ‘X’

Not: "28 Şubat", "Ergenekon", "darbeciler" hakkında yazmama alışmış olan bazı okurlar, bu tip konulara (mesela alfabe) değinmemi yadırgıyor.

Evet çok sıcak bir konu değil. Ancak, dil meselesi hep gündemimizde... Örneğin Kürtler, Kürtçedeki genizden söylenen "hı-he" sesini ifade etmek için kullandıkları "X" harfinin alfabeye alınmasını istiyor.

Düşünün: Batıdan alfabe ithal etmiş bir devletimiz var... Ancak Latin alfabesindeki "X" harfini almayı reddediyor. Ulus devlet ne acayip bir organizasyon, değil mi? Bir yaptığı bir yaptığını tutmuyor.

> Eski alfabe gelişmemize engel miydi?

Sabah Gazetesi Yazarı Emre Aköz’ün bugünkü yazısı.

Tahmin ettiğim gibi oldu: Türkçenin, Kemalist zihniyet tarafından tıraşlanmasına değinen dünkü yazıma çok sayıda mesaj geldi.

Okurlarımızın en çok takıldıkları noktalardan biri Arap alfabesi ile Japon alfabesini karşılaştırmam oldu. Konuyu biraz açayım...

1900'lü yılların başına kadar Doğu'nun "tabiatı gereği" geri olduğu ve hep geri kalacağı söylenirdi bir kısım Batılı düşünür ve onlara hayran Doğulu aydınlar tarafından...

Ancak 1905'te Japonlar, Ruslara çok ağır bir yenilgi tattırınca, bu bakış açısı ciddi biçimde sarsıldı.

Doğunun da gelişebileceği kabul edildi. Daha da önemlisi, bu işi, kendi değerlerini, inançlarını yitirmeden yapabileceği görüldü. Böylece Japonya imrenilen bir ülke, örnek alınan bir model oluşturdu.

Japonlar inançlarından da, insan ilişkilerinden de, gayet zor öğrenilen alfabelerinden de taviz vermemişlerdi. Sadece üretim biçimlerini, iş yapma tarzlarını değiştirdiler (ki elbette bu da çok büyük bir dönüşümdü.)

Elbette geri gidilmeyecek

Gelelim bize... 1928'de Arap alfabesini bırakıp Latin alfabesine geçtik. Peki bunun gerekçesi neydi?

İlkokuldan başlayarak, bizlere şunlar söylendi: 1) Arap alfabesini öğrenmek zordur... 2) Arap alfabesi gelişmemize engeldir... 3) Arap alfabesi Türkçeye uygun değildir.

Arkadaşlar! Bu saatten sonra elbette alfabemizi değiştirmemizi önermeyeceğim. Milyonlarca insanımız Latin alfabesiyle okuma yazmayı öğrendi, tıkır tıkır kullanıyor. Bugün birileri, "Hadi Arap alfabesine dönelim" dese, önce ben karşı çıkarım.

Japonya örneği önemli

Ancak şunu bilelim: Yukarıda sayılan üç gerekçe de kocaman birer palavradır. Teker teker anlatayım:

1) Boğaziçi'nde okurken bir ara merak sarıp seçmeli olarak Osmanlıca dersi almıştım. Birkaç saat dersten sonra Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum adlı şiirini kitaptan okuyabiliyordum. (Kısaltmalardan dolayı el yazısını okumanın zor olduğu söylenir ama matbu Osmanlıca hiç de zor değil.)

Osmanlı çocukları yüzlerce yıl boyunca bu alfabeyi öğrenerek yetişti ve koca bir imparatorluğu yönetti... Cumhuriyet çocukları niye öğrenemesin?

2) Alfabe denilen yazı kodu ekonomik gelişmeye engel olsaydı, herhalde Japonlar dünyanın en geri ülkelerinden biri olurdu. Çünkü Japon alfabesi, Japonlar için dahi zor bir araç.

3) "Arap alfabesi Türkçeye uygun değil" diyenlere sormak gerek: Latin alfabesi sanki çok mu uygun? Adı üstünde, "Latin" alfabesi; onu da "sonradan" aldı Türkler.

Günümüzde kimi ülkelerde Türkçe, Kiril alfabesiyle yazılıyor; ona ne buyrulur? Eğer dildeki bazı sesleri ifade etmek zor oluyorsa, alfabede reform yaparsın olur biter.

Kürtçedeki ‘X’

Not: "28 Şubat", "Ergenekon", "darbeciler" hakkında yazmama alışmış olan bazı okurlar, bu tip konulara (mesela alfabe) değinmemi yadırgıyor.

Evet çok sıcak bir konu değil. Ancak, dil meselesi hep gündemimizde... Örneğin Kürtler, Kürtçedeki genizden söylenen "hı-he" sesini ifade etmek için kullandıkları "X" harfinin alfabeye alınmasını istiyor.

Düşünün: Batıdan alfabe ithal etmiş bir devletimiz var... Ancak Latin alfabesindeki "X" harfini almayı reddediyor. Ulus devlet ne acayip bir organizasyon, değil mi? Bir yaptığı bir yaptığını tutmuyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 09:18

Gösterim: 2117


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.