Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

İktidarların yüzyıllardır süre gelen hitap mecralarına artık sosyal medya da eklendi. Sosyal medya uzmanı Richard Stacy politik liderlere yeni stratejiler geliştirmelerini öneriyor.

twitter uzmanıRichard Stacy, geçen hafta Digital Age tarafından sınırlı sayıda katılımcı ile düzenlenen seminer için İstanbul’daydı.

Kurumsal iletişim, sosyal medya ve kriz yönetimi… Richard Stacy’nin uzmanlık alanı bunlar. Bilişim devi IBM, Avrupa Birliği Uzay Ajansı ve Avrupa Komisyonu gibi pek çok kuruma danışmanlık yapmış biri.  Son dönemde yaptığı sosyal medya ve strateji çalışmalarından en öne çıkan söylemlerinden biri; birebir  ve çok taraflı iletişim üzerine. Markalara ve marka isimlere “Sosyal medyada kendi kendine konuşmanız, tek başına etkileyici değil” diyor Stacy ve seçim kampanyalarında sosyal medyada da rekabet içine giren liderlere bir tavsiyede bulunuyor: “Rakibinin yüzüne söyleyemeyeceğini, sosyal medyada da söyleme”

Doğru iletişim ile kitlelere ulaşmak; halkına  ulaşmak sadece ünlüler, firmalar için değil, politik liderler için de bir meziyet. Yüzyıllardır süre gelen iktidarların hitap yöntemlerinde artık sosyal medyanın da yeri var. Örneğin ABD Başkanı Barack Obama en güçlü sosyal medya kampanyalarını yaratan lider. Ülkemizde de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek sosyal medyada fark yaratan liderler arasında.

Liderler, marka isimler  sosyal medyayı nasıl etkili kullanmayı başabilirler ve bu yeni mecraya nasıl uyum sağlayabilirler, Richard Stacy’e sorduk.

Politik liderlerin de internette yeni iletişim aracı Twitter. Facebook’tan daha etkili bir alan onlar için.  Sizce geleneksel medya araçlarında da çokça bilinen bu isimler Twitter’ı nasıl kullanmalı?

Öncelikle Twitter’ın bir araç olduğunu unutmamaları gerekiyor. Kitlelerle buluşmak için, bir diğer yeni araç sadece. Aslında ne Twitter ne de Facebook için de belirli kurallar olmasa da, sadece tek kural söyleyebilirim, neyi önplana çıkarmak istediğiniz ile ilgisi önemli. Günlük hayatta bir politik liderin stratejisi neyse, bunu sosyal medyada da uygulamalı, aynı özelliğini önplana çıkarmalı.

Eğer kişisel yönlerini daha önplana çıkarmak istiyorlarsa, iç seslerini daha çok dinleyip evet bunları paylaşabilirler ya da sadece o an nerede bulunduklarını ve ne yaptıklarını yayınlamak için de kullanabilirler. Buna göre de kendilerinin mi, yoksa bir yardımcının mı kendileri yerine bildiri atmalarına karar verebilirler. Bu bir istikrar sağlar, takip edenler de ne tür bildiriler ile karşılaşacağını bilebilir.

Benim birçok politikacıya benim tavsiye ettiğim şu:

Gördüğüm kadarıyla çoğu sıradan bir kullanıcı gibi davranıyor Twitter’da.  Profesyonel olarak eksikler. En önemlisi kendilerini takip edenleri dinlemeyi bilmeliler, çünkü burası onların birebir iletişim halinde olabilecekleri bir mecra. Hiçbir takipçiyle konuşmamak da bir seçenek ama, bir soruya ya da yoruma  cevap veriyorlarsa, hepsine cevap vermeliler. Önemli olan politikacıların sosyal medyada ne söyledikleri değil, çünkü genelde diğer mecralarda ne söyledilerse benzerlerini burada söylüyorlar. Ama bir kullanıcıya cevap vermeniz, işte bu yeni oluyor.  Onlarla iletişime geçmeniz kullanıcı için artı değer oluyor. Yani bir politikacı sosyal  medyada varsa, orada kendisine yazılan yorumlar ve sorulardan haberdar olmalı. Bunları takip edebilmeli. “İletişimi paylaşmak”… Bunu yapabiliyorlarsa, sosyal medyada başarılı olurlar.

Bir politikacı sosyal medyada ne yapmamalı, bize bu konuda vereceğiniz taktik ne olur?

Çok basit bir hata örneği; ama yapılıyor. Diğer politikacıların yüzüne söylemeyeceklerini Twitter’dan ilan ediyorlar. Burası yazılı bir alan, tüm bildirimler internette kayıtlı kalıyor. Sonradan 

“hayır söylemedim” demek sadece itibarlarını zedeler.  Bir nokta daha var. Gerçek hayattaki gibi aslında, politikacılar kendi siyasi görüşleri doğrultusunda söylediklerinde bir hata görmezler. Ama Twitter’da size anında cevap verebilecek birçok zümreye hitap ediyorsunuz. Yanlış anlaşılmayacak şekilde yazmaya da özen göstermeliler. Bu yüzden akıllarındakileri yazarken bunu unutmamalılar diyorum. Çoğu zaman monolog bir konuşma olduğu için ne kadar çok insanın kendilerini o anda dinleyebileceğini unutuyorlar. İyi söyledikleri bir şeyin değil ama en küçük bir hatanın ne kadar hızlı duyulduğu unutmamalı.

Ama yine de tüm sosyal medya araçları için söylüyorum, hiçbirinin belirli bir kullanma taktikleri yok. Her bir hesap çok kişisel, ve her taktik de, politikacıların buradaki stratejileri için de çok kişisel…

Örneğin Obama’nın 15 milyonu aşkın bir takipçisi kitlesi var ve 600 binden fazla kişiyi takip ediyor. Bu ne anlama gelir? Gerçekçi bir kullanım mı sizce?

Gerekli bir şey değil, ayrıca hiçbir anlamı da yok.  Ne o kadar takipçi Obama’nın tweetlerini hergün okuyor, ne de Obama onların tweetlerini. Değil başkan, diğer kullanıcılar da yapıyor bunu, sanki “like”lamak, arkadaş olmak gibi, kendini takip eden birini o da takibe alıyor. Ama ilginç olanı Obama’nın çok güzel yaptığı bir şey var: İntenernette kendi komünitesini yaratmak ve takipçilerine yol göstermek…  Obama destekçilerinin kendi aralarında da iletişime geçtiği yerler doğdu. Sadece takipçilerin Obama ile konuştuğu platformlar değil, ya da sadece Obama’nın konuştuğu… Obama destekçilerinin kendi aralarında da iletişime geçtiği yerler doğdu. Myobama siteleri gibi.

OBAMA SOSYAL MEDYAYI KONTROL ETME ÇABASINA GİRMİYOR…

Barack Obama’nın bu konuda en başarılı olduğu taraf sosyal medya aracılığı ile kendi destekçilerini kontrol etme çabası içinde olmaması. Bu ortamlarda kullanıcılar Obama’yı destekliyorlar da, onun politikalarını karşılıklı olarak tartışabiliyorlar da. Barack Obama kendisine yöneltilen olumsuz eleştirilere müdahale etmiyor.

Seçim dönemlerinde ise politikacılar çok heyecanlı ve yoğun günler geçiriyorlar, programlarına internet kampanyalarını da katıyorlar. Ama bence sosyal medya kampanyası diye bir şey yok aslında. Geleneksel medya, reklamlar, bunlar kampanya için uygun olan araçlar. Sosyal medyada işler bu kadar genel yürümüyor, daha yakın ilişki kurmak gerekli.

Eğer duyurmanız gereken bir anonsunuz varsa bunun yeri sosyal medya değil, çünkü aynı anda büyük bir grubun sizi karşınızda dinliyor olması gerekir.

Genel bir hitap yöntemini zaten kullanıyorsunuz, bunun için sosyal medyaya gerek yok. Sosyal medya sizin iletişiminizin şeklini belirginleştirdiğiniz, daha kişisel bir yer, bu şekilde onu diğer mecralardan ayırmalısınız. Dediğim gibi sadece kişilerin kendisinin sosyal medyada tek başlarına, monolog halinde ne söylediği değil önemli olan. Sosyal medyada çok daha değerli olan hep beraber konuşabilmek, paylaşabilmek.

(ntvmsnbc)

> Twitter kullanıcılarına uzmanından önemli uyarılar

İktidarların yüzyıllardır süre gelen hitap mecralarına artık sosyal medya da eklendi. Sosyal medya uzmanı Richard Stacy politik liderlere yeni stratejiler geliştirmelerini öneriyor.

twitter uzmanıRichard Stacy, geçen hafta Digital Age tarafından sınırlı sayıda katılımcı ile düzenlenen seminer için İstanbul’daydı.

Kurumsal iletişim, sosyal medya ve kriz yönetimi… Richard Stacy’nin uzmanlık alanı bunlar. Bilişim devi IBM, Avrupa Birliği Uzay Ajansı ve Avrupa Komisyonu gibi pek çok kuruma danışmanlık yapmış biri.  Son dönemde yaptığı sosyal medya ve strateji çalışmalarından en öne çıkan söylemlerinden biri; birebir  ve çok taraflı iletişim üzerine. Markalara ve marka isimlere “Sosyal medyada kendi kendine konuşmanız, tek başına etkileyici değil” diyor Stacy ve seçim kampanyalarında sosyal medyada da rekabet içine giren liderlere bir tavsiyede bulunuyor: “Rakibinin yüzüne söyleyemeyeceğini, sosyal medyada da söyleme”

Doğru iletişim ile kitlelere ulaşmak; halkına  ulaşmak sadece ünlüler, firmalar için değil, politik liderler için de bir meziyet. Yüzyıllardır süre gelen iktidarların hitap yöntemlerinde artık sosyal medyanın da yeri var. Örneğin ABD Başkanı Barack Obama en güçlü sosyal medya kampanyalarını yaratan lider. Ülkemizde de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek sosyal medyada fark yaratan liderler arasında.

Liderler, marka isimler  sosyal medyayı nasıl etkili kullanmayı başabilirler ve bu yeni mecraya nasıl uyum sağlayabilirler, Richard Stacy’e sorduk.

Politik liderlerin de internette yeni iletişim aracı Twitter. Facebook’tan daha etkili bir alan onlar için.  Sizce geleneksel medya araçlarında da çokça bilinen bu isimler Twitter’ı nasıl kullanmalı?

Öncelikle Twitter’ın bir araç olduğunu unutmamaları gerekiyor. Kitlelerle buluşmak için, bir diğer yeni araç sadece. Aslında ne Twitter ne de Facebook için de belirli kurallar olmasa da, sadece tek kural söyleyebilirim, neyi önplana çıkarmak istediğiniz ile ilgisi önemli. Günlük hayatta bir politik liderin stratejisi neyse, bunu sosyal medyada da uygulamalı, aynı özelliğini önplana çıkarmalı.

Eğer kişisel yönlerini daha önplana çıkarmak istiyorlarsa, iç seslerini daha çok dinleyip evet bunları paylaşabilirler ya da sadece o an nerede bulunduklarını ve ne yaptıklarını yayınlamak için de kullanabilirler. Buna göre de kendilerinin mi, yoksa bir yardımcının mı kendileri yerine bildiri atmalarına karar verebilirler. Bu bir istikrar sağlar, takip edenler de ne tür bildiriler ile karşılaşacağını bilebilir.

Benim birçok politikacıya benim tavsiye ettiğim şu:

Gördüğüm kadarıyla çoğu sıradan bir kullanıcı gibi davranıyor Twitter’da.  Profesyonel olarak eksikler. En önemlisi kendilerini takip edenleri dinlemeyi bilmeliler, çünkü burası onların birebir iletişim halinde olabilecekleri bir mecra. Hiçbir takipçiyle konuşmamak da bir seçenek ama, bir soruya ya da yoruma  cevap veriyorlarsa, hepsine cevap vermeliler. Önemli olan politikacıların sosyal medyada ne söyledikleri değil, çünkü genelde diğer mecralarda ne söyledilerse benzerlerini burada söylüyorlar. Ama bir kullanıcıya cevap vermeniz, işte bu yeni oluyor.  Onlarla iletişime geçmeniz kullanıcı için artı değer oluyor. Yani bir politikacı sosyal  medyada varsa, orada kendisine yazılan yorumlar ve sorulardan haberdar olmalı. Bunları takip edebilmeli. “İletişimi paylaşmak”… Bunu yapabiliyorlarsa, sosyal medyada başarılı olurlar.

Bir politikacı sosyal medyada ne yapmamalı, bize bu konuda vereceğiniz taktik ne olur?

Çok basit bir hata örneği; ama yapılıyor. Diğer politikacıların yüzüne söylemeyeceklerini Twitter’dan ilan ediyorlar. Burası yazılı bir alan, tüm bildirimler internette kayıtlı kalıyor. Sonradan 

“hayır söylemedim” demek sadece itibarlarını zedeler.  Bir nokta daha var. Gerçek hayattaki gibi aslında, politikacılar kendi siyasi görüşleri doğrultusunda söylediklerinde bir hata görmezler. Ama Twitter’da size anında cevap verebilecek birçok zümreye hitap ediyorsunuz. Yanlış anlaşılmayacak şekilde yazmaya da özen göstermeliler. Bu yüzden akıllarındakileri yazarken bunu unutmamalılar diyorum. Çoğu zaman monolog bir konuşma olduğu için ne kadar çok insanın kendilerini o anda dinleyebileceğini unutuyorlar. İyi söyledikleri bir şeyin değil ama en küçük bir hatanın ne kadar hızlı duyulduğu unutmamalı.

Ama yine de tüm sosyal medya araçları için söylüyorum, hiçbirinin belirli bir kullanma taktikleri yok. Her bir hesap çok kişisel, ve her taktik de, politikacıların buradaki stratejileri için de çok kişisel…

Örneğin Obama’nın 15 milyonu aşkın bir takipçisi kitlesi var ve 600 binden fazla kişiyi takip ediyor. Bu ne anlama gelir? Gerçekçi bir kullanım mı sizce?

Gerekli bir şey değil, ayrıca hiçbir anlamı da yok.  Ne o kadar takipçi Obama’nın tweetlerini hergün okuyor, ne de Obama onların tweetlerini. Değil başkan, diğer kullanıcılar da yapıyor bunu, sanki “like”lamak, arkadaş olmak gibi, kendini takip eden birini o da takibe alıyor. Ama ilginç olanı Obama’nın çok güzel yaptığı bir şey var: İntenernette kendi komünitesini yaratmak ve takipçilerine yol göstermek…  Obama destekçilerinin kendi aralarında da iletişime geçtiği yerler doğdu. Sadece takipçilerin Obama ile konuştuğu platformlar değil, ya da sadece Obama’nın konuştuğu… Obama destekçilerinin kendi aralarında da iletişime geçtiği yerler doğdu. Myobama siteleri gibi.

OBAMA SOSYAL MEDYAYI KONTROL ETME ÇABASINA GİRMİYOR…

Barack Obama’nın bu konuda en başarılı olduğu taraf sosyal medya aracılığı ile kendi destekçilerini kontrol etme çabası içinde olmaması. Bu ortamlarda kullanıcılar Obama’yı destekliyorlar da, onun politikalarını karşılıklı olarak tartışabiliyorlar da. Barack Obama kendisine yöneltilen olumsuz eleştirilere müdahale etmiyor.

Seçim dönemlerinde ise politikacılar çok heyecanlı ve yoğun günler geçiriyorlar, programlarına internet kampanyalarını da katıyorlar. Ama bence sosyal medya kampanyası diye bir şey yok aslında. Geleneksel medya, reklamlar, bunlar kampanya için uygun olan araçlar. Sosyal medyada işler bu kadar genel yürümüyor, daha yakın ilişki kurmak gerekli.

Eğer duyurmanız gereken bir anonsunuz varsa bunun yeri sosyal medya değil, çünkü aynı anda büyük bir grubun sizi karşınızda dinliyor olması gerekir.

Genel bir hitap yöntemini zaten kullanıyorsunuz, bunun için sosyal medyaya gerek yok. Sosyal medya sizin iletişiminizin şeklini belirginleştirdiğiniz, daha kişisel bir yer, bu şekilde onu diğer mecralardan ayırmalısınız. Dediğim gibi sadece kişilerin kendisinin sosyal medyada tek başlarına, monolog halinde ne söylediği değil önemli olan. Sosyal medyada çok daha değerli olan hep beraber konuşabilmek, paylaşabilmek.

(ntvmsnbc)

Son Güncelleme: Pazar, 13 May 2012 17:55

Gösterim: 1814

Pazar payı ve kullanım oranı her yıl artan akıllı telefonlardaki birbirinden ilginç uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Ücretsiz edinilebilen, bahane bulma uygulaması, zihin tutulması yaşayanlar için profesyonel bahaneler üretiyor.

bahane bulma uygulamasıUygulama indirilebilen marketlerde, yüzlerce program yer alıyor. Bunlar arasında en ilgi çekenler ise ve eğlenceli olan uygulamalar. Finans, sağlık, eğitim gibi başlıklar dışında 'eğlence' kategorisinde yer alan ve ücretsiz edinilebilen, ''bahane bulma'' uygulaması,profesyonel bahaneler üretiyor.

Ücretsiz edinilebilen ''bahane bulma'' uygulaması, en çok kullanılanlar arasında yer alıyor.

''Zihin tutulması'' yaşayanlar için ''Profesyonel bahane üreten'' uygulama size gülümseten bahaneler sunuyor.

Uygulamanın ''Bahane kategorileri'' bölümünde, ''İşten erken çıkmak istiyorsun'', ''Maaşına zam istiyorum'', ''Toplantıya katılmak istemiyorsun'', ''Sabah işe geç kaldın'' gibi başlıklar yer alıyor.

"EVE PİS SU SIZDI ERKEN ÇIKMALIYIM"

Sabah işe geç kalan biri uygulama ile bahane üretmek istediğinde, bulunan bahane, ''Tam işe geliyorum, yaşlı bir teyze elindeki poşetlerle zar zor yürümeye çalışıyor. İnsanlık ölmedi, yardım edeyim dedim, meğer teyze evini taşıyormuş...'' şeklinde.

Uygulama, maaşına zam isteyen birine ise, ''Patron biliyorsun biz tek çocuk beklerken, bir anda üçüz doğdu. Dolayasıyla hesapladığımız giderler bir anda 3'le çarpıldı. Kazancım da buna yetemiyor, senden ricam benim maaşıma biraz artış yapabilir miyiz?'' bahanesini üretiyor.

İşten erken çıkmak isteyen birisi için de ''Patron alt komşu aradı evden pis su sızdığını söyledi, hemen çıkmam gerek'' şeklinde bahane üretiliyor.

(ntvmsnbc)

> Sizin bir ‘bahaneniz’ yoksa O sizin yerinize bulur

Pazar payı ve kullanım oranı her yıl artan akıllı telefonlardaki birbirinden ilginç uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Ücretsiz edinilebilen, bahane bulma uygulaması, zihin tutulması yaşayanlar için profesyonel bahaneler üretiyor.

bahane bulma uygulamasıUygulama indirilebilen marketlerde, yüzlerce program yer alıyor. Bunlar arasında en ilgi çekenler ise ve eğlenceli olan uygulamalar. Finans, sağlık, eğitim gibi başlıklar dışında 'eğlence' kategorisinde yer alan ve ücretsiz edinilebilen, ''bahane bulma'' uygulaması,profesyonel bahaneler üretiyor.

Ücretsiz edinilebilen ''bahane bulma'' uygulaması, en çok kullanılanlar arasında yer alıyor.

''Zihin tutulması'' yaşayanlar için ''Profesyonel bahane üreten'' uygulama size gülümseten bahaneler sunuyor.

Uygulamanın ''Bahane kategorileri'' bölümünde, ''İşten erken çıkmak istiyorsun'', ''Maaşına zam istiyorum'', ''Toplantıya katılmak istemiyorsun'', ''Sabah işe geç kaldın'' gibi başlıklar yer alıyor.

"EVE PİS SU SIZDI ERKEN ÇIKMALIYIM"

Sabah işe geç kalan biri uygulama ile bahane üretmek istediğinde, bulunan bahane, ''Tam işe geliyorum, yaşlı bir teyze elindeki poşetlerle zar zor yürümeye çalışıyor. İnsanlık ölmedi, yardım edeyim dedim, meğer teyze evini taşıyormuş...'' şeklinde.

Uygulama, maaşına zam isteyen birine ise, ''Patron biliyorsun biz tek çocuk beklerken, bir anda üçüz doğdu. Dolayasıyla hesapladığımız giderler bir anda 3'le çarpıldı. Kazancım da buna yetemiyor, senden ricam benim maaşıma biraz artış yapabilir miyiz?'' bahanesini üretiyor.

İşten erken çıkmak isteyen birisi için de ''Patron alt komşu aradı evden pis su sızdığını söyledi, hemen çıkmam gerek'' şeklinde bahane üretiliyor.

(ntvmsnbc)

Son Güncelleme: Pazar, 13 May 2012 13:38

Gösterim: 2051

ABD’nin Teksas eyaletindeki bir hastane, gerçekleşmekte olan beyin ameliyatını sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden canlı paylaştı.

twitter ameliyathane görüntüleriCanlı ameliyat aktarımı, sosyal medyada bir ilk olma özelliği taşıyor.

Hazırlık aşaması dahil olmak üzere tüm çıplaklığıyla takipçilere anlatılan operasyon, paylaşılan fotoğraflarla desteklendi.

Memorial Hermann Hastanesi’nde 21 yaşındaki bir hastanın beyninden bir tümörün alındığı ameliyat, yan odada bulunan sosyal medya ekibi tarafından canlı canlı aktarıldı.

Hastane, daha önce bir kalp ameliyatını bu şekilde yayınlamıştı. Uygulama özellikle tıp öğrencilerini bilgilendirmeyi hedefliyor.

(milliyet)


> Twitter ameliyathaneye kadar girdi

ABD’nin Teksas eyaletindeki bir hastane, gerçekleşmekte olan beyin ameliyatını sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden canlı paylaştı.

twitter ameliyathane görüntüleriCanlı ameliyat aktarımı, sosyal medyada bir ilk olma özelliği taşıyor.

Hazırlık aşaması dahil olmak üzere tüm çıplaklığıyla takipçilere anlatılan operasyon, paylaşılan fotoğraflarla desteklendi.

Memorial Hermann Hastanesi’nde 21 yaşındaki bir hastanın beyninden bir tümörün alındığı ameliyat, yan odada bulunan sosyal medya ekibi tarafından canlı canlı aktarıldı.

Hastane, daha önce bir kalp ameliyatını bu şekilde yayınlamıştı. Uygulama özellikle tıp öğrencilerini bilgilendirmeyi hedefliyor.

(milliyet)


Son Güncelleme: Perşembe, 10 May 2012 11:54

Gösterim: 2310

ABD'de bir hayvanat bahçesindeki 6 orangutan, zihni uyaran bir program çerçevesinde İpad kullanarak insanlarla iletişim kullanmayı öğrendi. Yetkililer İpad'e yaşlı olanlardan ziyade genç olan orangutanların ilgi gösterdiğini belirtti.

orangutan ipadABD'nin Miami kentinde hayvanat bahçesindeki orangutanlar, iletişim kurmak için iPad kullanıyor.

Miami'de Jungle Island'da 6 orangutan, zihni uyaran bir program çerçevesinde iletişim kurmak amacıyla iPad kullanırken, teknoloji ürününü çok seven 8 yaşındaki ikiz orangutanlar, söz konusu tablet bilgisayarla çizim yapıyor, oyun oynuyor ve kelime haznelerini genişletiyor.

Grubun gençlerinin tersine yaşlı orangutanların tabletlere çok fazla ilgi göstermediği gözlendi.

Tablet bilgisayar kullanımının yunuslar üzerinde denendiğini öğrenince geçen yıl orangutanlara iPad kullandırmaya başlayan ve programı denetleyen Linda Jacobs, tabletlerin, insanlar ile nesli tükenmekte olan maymunların iletişim kurmasına yardımcı olacağını umduğunu söyledi.

Jacobs, orangutanların çok zeki olduklarını belirterek, "İletişim kurmak için gerekli zekaya sahipler, ancak doğru donanımları yok, çünkü ses telleri bulunmuyor. Bu nedenle iPad onlara, ne bildiklerini, neler yapabileceklerini ve ne yapmak istediklerini bilmemizi sağlayan bir yöntem sağlıyor" diye konuştu.

Başka hayvanat bahçeleri ve doğa parklarının da benzer çalışmalar yaptıkları biliniyor.

> Artık ONLAR da İPad kullanıyor

ABD'de bir hayvanat bahçesindeki 6 orangutan, zihni uyaran bir program çerçevesinde İpad kullanarak insanlarla iletişim kullanmayı öğrendi. Yetkililer İpad'e yaşlı olanlardan ziyade genç olan orangutanların ilgi gösterdiğini belirtti.

orangutan ipadABD'nin Miami kentinde hayvanat bahçesindeki orangutanlar, iletişim kurmak için iPad kullanıyor.

Miami'de Jungle Island'da 6 orangutan, zihni uyaran bir program çerçevesinde iletişim kurmak amacıyla iPad kullanırken, teknoloji ürününü çok seven 8 yaşındaki ikiz orangutanlar, söz konusu tablet bilgisayarla çizim yapıyor, oyun oynuyor ve kelime haznelerini genişletiyor.

Grubun gençlerinin tersine yaşlı orangutanların tabletlere çok fazla ilgi göstermediği gözlendi.

Tablet bilgisayar kullanımının yunuslar üzerinde denendiğini öğrenince geçen yıl orangutanlara iPad kullandırmaya başlayan ve programı denetleyen Linda Jacobs, tabletlerin, insanlar ile nesli tükenmekte olan maymunların iletişim kurmasına yardımcı olacağını umduğunu söyledi.

Jacobs, orangutanların çok zeki olduklarını belirterek, "İletişim kurmak için gerekli zekaya sahipler, ancak doğru donanımları yok, çünkü ses telleri bulunmuyor. Bu nedenle iPad onlara, ne bildiklerini, neler yapabileceklerini ve ne yapmak istediklerini bilmemizi sağlayan bir yöntem sağlıyor" diye konuştu.

Başka hayvanat bahçeleri ve doğa parklarının da benzer çalışmalar yaptıkları biliniyor.

Son Güncelleme: Pazar, 13 May 2012 16:44

Gösterim: 2234

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Japonya'nın Tokyo kentinde bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bu kapsamda Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanı Hirofumi Hirano ile NEC Üst Yöneticisi (CEO) Nobuhiro Endo ve Mitsubishi Electric Üst Yöneticisi (CEO) Kenichiro Yamanichi ile görüştü.

fatih projesiNEC Üst Yöneticisi (CEO) Nobuhiro Endo ile görüşmesinde ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ergün, Türkiye'nin özellikle Japon firmaları için, dışa açılma noktasında çok önemli fırsatlar içerdiğini dile getirdi. Ergün, Fatih Projesinin, bilgi ve iletişim sektöründe yer alan Japon firmaları için önemli bir fırsat olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

"Projenin ihale sürecinde herkesten daha fazla fedakarlık yaparak, Türkiye'deki üretim miktarını, yerlilik oranını herkesten daha fazla çıkarmayı taahhüt ederek, giren firmanın hiç bir kaybı olmayacaktır. Bilakis projenin geleceği açısından büyük bir kazancı olacaktır. NEC'de projenin bu yönünü görüyor ve projeye karşı çok yakın bir ilgi gösteriyorlar"

Bakan Ergün, kendilerinin ''gelin siz yapın, size verdik'' demelerinin mümkün olmadığını dile getirerek, şu anda şartnamenin hazırlandığını, şartnamede özellikle Ar-Ge merkezinin kurulmasını, hem de üretim merkezinin kurulmasını ve bu üretim merkezinde de yerli üretim katkı merkezinin yıldan yıla sürekli olarak artırılmasını istediklerini anımsattı.

Eylül ayına kadar ihale yapılacak

Fatih Projesinin okullar açılana kadar (Eylül ayına) ihalesinin yapılması ve takvimlendirilmesi gerektiğine işaret eden Ergün, "Eylül ayında okullar açıldığında kaç tane okula kaç tane bilgisayar ve akıllı tahta ilave olacak. Bunların hepsi planlanmış durumda. Pilot uygulama, şu andaki uygulama genişletilecek" dedi.

Japonya ile bilimsel ve teknolojik alanda işbirliği

Bakan Ergün, Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanı Hirofumi Hirano ile görüşmesine ilişkin de, Bilim, sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı arasında bilimsel ve teknolojik alanda işbirliğini öngören bir karar aldıklarını bildirdi.

Ergün, bu anlaşma ile öğrenci değişimi, araştırma merkezleri arasında güçlü işbirliği kurulması, üniversite hocaları arasında karşılıklı değişimin olacağını dile getirdi.

Enerji yatırımları

Bakan Ergün, Mitsubishi Electric Üst Yöneticisi (CEO) Kenichiro Yamanichi ile görüşmesine ilişkin ise, Mitsubishi ile en önemli işbirliğinin uydu alanında yapıldığını kaydetti.

Ergün, otomotiv sektöründe motor yatırımları ve bir marka olarak Mitsubishi'nin Türkiye'de yatırım yapmasının önemli olduğunu, gelecek dönemde Türkiye'yi 4 milyon aracın üretim merkezi olarak tasarladıklarını belirterek, ''Bu konumda Mitsubishi markasının da yer alması gerekir. Mitsubishi yetkilileri, bu konuyu otomotiv grubu ile konuşacaklarını aktardı'' dedi.

> Teknoloji devinden Fatih Projesi'ne büyük yatırım

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Japonya'nın Tokyo kentinde bulunan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bu kapsamda Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanı Hirofumi Hirano ile NEC Üst Yöneticisi (CEO) Nobuhiro Endo ve Mitsubishi Electric Üst Yöneticisi (CEO) Kenichiro Yamanichi ile görüştü.

fatih projesiNEC Üst Yöneticisi (CEO) Nobuhiro Endo ile görüşmesinde ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ergün, Türkiye'nin özellikle Japon firmaları için, dışa açılma noktasında çok önemli fırsatlar içerdiğini dile getirdi. Ergün, Fatih Projesinin, bilgi ve iletişim sektöründe yer alan Japon firmaları için önemli bir fırsat olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

"Projenin ihale sürecinde herkesten daha fazla fedakarlık yaparak, Türkiye'deki üretim miktarını, yerlilik oranını herkesten daha fazla çıkarmayı taahhüt ederek, giren firmanın hiç bir kaybı olmayacaktır. Bilakis projenin geleceği açısından büyük bir kazancı olacaktır. NEC'de projenin bu yönünü görüyor ve projeye karşı çok yakın bir ilgi gösteriyorlar"

Bakan Ergün, kendilerinin ''gelin siz yapın, size verdik'' demelerinin mümkün olmadığını dile getirerek, şu anda şartnamenin hazırlandığını, şartnamede özellikle Ar-Ge merkezinin kurulmasını, hem de üretim merkezinin kurulmasını ve bu üretim merkezinde de yerli üretim katkı merkezinin yıldan yıla sürekli olarak artırılmasını istediklerini anımsattı.

Eylül ayına kadar ihale yapılacak

Fatih Projesinin okullar açılana kadar (Eylül ayına) ihalesinin yapılması ve takvimlendirilmesi gerektiğine işaret eden Ergün, "Eylül ayında okullar açıldığında kaç tane okula kaç tane bilgisayar ve akıllı tahta ilave olacak. Bunların hepsi planlanmış durumda. Pilot uygulama, şu andaki uygulama genişletilecek" dedi.

Japonya ile bilimsel ve teknolojik alanda işbirliği

Bakan Ergün, Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanı Hirofumi Hirano ile görüşmesine ilişkin de, Bilim, sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Japonya Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı arasında bilimsel ve teknolojik alanda işbirliğini öngören bir karar aldıklarını bildirdi.

Ergün, bu anlaşma ile öğrenci değişimi, araştırma merkezleri arasında güçlü işbirliği kurulması, üniversite hocaları arasında karşılıklı değişimin olacağını dile getirdi.

Enerji yatırımları

Bakan Ergün, Mitsubishi Electric Üst Yöneticisi (CEO) Kenichiro Yamanichi ile görüşmesine ilişkin ise, Mitsubishi ile en önemli işbirliğinin uydu alanında yapıldığını kaydetti.

Ergün, otomotiv sektöründe motor yatırımları ve bir marka olarak Mitsubishi'nin Türkiye'de yatırım yapmasının önemli olduğunu, gelecek dönemde Türkiye'yi 4 milyon aracın üretim merkezi olarak tasarladıklarını belirterek, ''Bu konumda Mitsubishi markasının da yer alması gerekir. Mitsubishi yetkilileri, bu konuyu otomotiv grubu ile konuşacaklarını aktardı'' dedi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 09 May 2012 16:13

Gösterim: 2038


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.