Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Bartın'ın Ulus ilçesinde, ilçe halkının ve hayırsever vatandaşların katkılarıyla Bartın Üniversitesi'ne bağlı 3 bin metrekare kapalı alana sahip 3 katlı meslek yüksekokulu binası yapıldı.

bagis yuksekokulBartın Üniversitesi'nin 2008'de kurulmasının ardından ilçede 2011 yılında meslek yüksekokulu açıldı. Eğitim-öğretime 40 öğrenciyle başlayan ve bugün 300 öğrenciye ulaşan yüksekokulun faaliyetini ilçe özel idaresi binasında elverişsiz ortamda sürdürmesi üzerine ilçede meslek yüksekokulu binası yapılması için çalışma başlatıldı.

Ulus'a Hizmet Vakfı'nın öncülüğündeki girişimlerle ilçe merkezinde il özel idaresi şantiyesi olarak kullanılan 5 bin 350 metrekarelik bir alanın vakfa tahsis edilmesinin ardından bina yapımı için kampanya başlatıldı.

Binanın hayırsever katkısıyla inşa edilebilmesi amacıyla başlatılan kampanyayla geçen yıl temeli atılan meslek yüksekokulu binası tamamlanma aşamasına geldi.

Kasım ayında rektörlüğe teslim edilecek

Vakfın Başkanı Ziya Çelik, hayırseverlerin katkısıyla bugüne kadar bin 500'ün üzerinde üniversite öğrencisine burs sağlayan bir vakıf olduklarını söyledi.

Bartın Üniversitesi'nin kurulmasıyla ilçeye bir yüksekokul veya fakülte açılması sevdasında olduklarını, vakıf, belediye ve kaymakamlığın girişimi, rektörlüğün de desteğiyle ilçeye yüksekokul açıldığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak, şu anda bu yüksekokulda öğrenim gören 300 öğrencimiz, öğretime elverişli olmayan ilçe özel idare binasında bulunuyor. Bizde bu nedenle harekete geçtik. 2 yıl önce ilk adımı atmamızın ardından geçen yıl Kasım ayında temelini attık ve ortaya görkemli bir bina çıktı. Bu bina, tüm ilçe halkının, eşimizin dostumuzun, büyük şehirlerdeki hemşehrilerimizin katkılarıyla tamamlanma aşamasına geldi. Hayırseverlerden 1 liradan, 10 liraya, 100 liradan 250 bin liraya kadar bağış yapan da oldu."

Çelik, toplam 2 milyon 500 bin liraya mal olan meslek yüksekokulunda 2 milyon lirayı bağışlardan karşıladıklarını dile diterirek, "Son düzenlemeleri yapılan 3 bin metrekare kapalı alana sahip binamızın anahtarlarını 12 Kasım'da Sayın Rektörümüze teslim etmeyi düşünüyoruz. Tabii bu sadece vakfın değil, kaymakamlığımızın, belediyemizin, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm ilçe halkının başarısıdır. İnşallah bu çalışmalarımızın semeresini birkaç yıl içinde bini aşan öğrenci sayımızla ilçe nüfusumuzu arttırarak almış olacağız" diye konuştu.

Yeni kuşaklara yapılabilecek en büyük iyilik

Kendisinin ilçede 25 yıl öğretmenlik yaptığını, eğitim ve öğretimin öneminin bilinciyle hareket ettiğini vurgulayan Çelik, "İlçemize, ilçe halkına, gençliğe, yeni kuşaklara yapılabilecek en büyük iyilik olarak gördüğümüz meslek yüksekokulu binamız, ilçe halkının sevgisi, muhabbeti, birlik, beraberlik ve dayanışması ile yükselmiştir" dedi.

Bina inşaatı için çeşitli firmalardan demirden çimentosuna birçok malzeme alarak borçlandıklarını da aktaran Çelik, "Şu anda 650-700 bin lira gibi bir borcumuz var. Bu borcun altından nasıl kalkarız bunun düşüncesi içindeyiz ama inanıyoruz ki, bizim sesimizi duyan büyüklerimiz inşallah bizi bu yükten de kurtaracaklardır" diye konuştu.

Bartın Valisi Seyfettin Azizoğlu da ilçe halkının eğitim konusundaki azim ve gayret göstererek örnek bir davranış sergilediğini söyledi.

Azizoğlu, "Ulus halkı, kendi gayretleriyle ülkemizin geleceğinin mimarlarını ve yöneticilerini yetiştirecek bir yüksekokulu inşa etmiştir. Bu güzel projenin ortaya çıkarılmasında emeği geçen, maddi manevi katkı sunan herkese teşekkür ediyorum" ifadesini kullandı.

> Topladıkları bağışlarla yüksekokul binası yaptırdılar

Bartın'ın Ulus ilçesinde, ilçe halkının ve hayırsever vatandaşların katkılarıyla Bartın Üniversitesi'ne bağlı 3 bin metrekare kapalı alana sahip 3 katlı meslek yüksekokulu binası yapıldı.

bagis yuksekokulBartın Üniversitesi'nin 2008'de kurulmasının ardından ilçede 2011 yılında meslek yüksekokulu açıldı. Eğitim-öğretime 40 öğrenciyle başlayan ve bugün 300 öğrenciye ulaşan yüksekokulun faaliyetini ilçe özel idaresi binasında elverişsiz ortamda sürdürmesi üzerine ilçede meslek yüksekokulu binası yapılması için çalışma başlatıldı.

Ulus'a Hizmet Vakfı'nın öncülüğündeki girişimlerle ilçe merkezinde il özel idaresi şantiyesi olarak kullanılan 5 bin 350 metrekarelik bir alanın vakfa tahsis edilmesinin ardından bina yapımı için kampanya başlatıldı.

Binanın hayırsever katkısıyla inşa edilebilmesi amacıyla başlatılan kampanyayla geçen yıl temeli atılan meslek yüksekokulu binası tamamlanma aşamasına geldi.

Kasım ayında rektörlüğe teslim edilecek

Vakfın Başkanı Ziya Çelik, hayırseverlerin katkısıyla bugüne kadar bin 500'ün üzerinde üniversite öğrencisine burs sağlayan bir vakıf olduklarını söyledi.

Bartın Üniversitesi'nin kurulmasıyla ilçeye bir yüksekokul veya fakülte açılması sevdasında olduklarını, vakıf, belediye ve kaymakamlığın girişimi, rektörlüğün de desteğiyle ilçeye yüksekokul açıldığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak, şu anda bu yüksekokulda öğrenim gören 300 öğrencimiz, öğretime elverişli olmayan ilçe özel idare binasında bulunuyor. Bizde bu nedenle harekete geçtik. 2 yıl önce ilk adımı atmamızın ardından geçen yıl Kasım ayında temelini attık ve ortaya görkemli bir bina çıktı. Bu bina, tüm ilçe halkının, eşimizin dostumuzun, büyük şehirlerdeki hemşehrilerimizin katkılarıyla tamamlanma aşamasına geldi. Hayırseverlerden 1 liradan, 10 liraya, 100 liradan 250 bin liraya kadar bağış yapan da oldu."

Çelik, toplam 2 milyon 500 bin liraya mal olan meslek yüksekokulunda 2 milyon lirayı bağışlardan karşıladıklarını dile diterirek, "Son düzenlemeleri yapılan 3 bin metrekare kapalı alana sahip binamızın anahtarlarını 12 Kasım'da Sayın Rektörümüze teslim etmeyi düşünüyoruz. Tabii bu sadece vakfın değil, kaymakamlığımızın, belediyemizin, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm ilçe halkının başarısıdır. İnşallah bu çalışmalarımızın semeresini birkaç yıl içinde bini aşan öğrenci sayımızla ilçe nüfusumuzu arttırarak almış olacağız" diye konuştu.

Yeni kuşaklara yapılabilecek en büyük iyilik

Kendisinin ilçede 25 yıl öğretmenlik yaptığını, eğitim ve öğretimin öneminin bilinciyle hareket ettiğini vurgulayan Çelik, "İlçemize, ilçe halkına, gençliğe, yeni kuşaklara yapılabilecek en büyük iyilik olarak gördüğümüz meslek yüksekokulu binamız, ilçe halkının sevgisi, muhabbeti, birlik, beraberlik ve dayanışması ile yükselmiştir" dedi.

Bina inşaatı için çeşitli firmalardan demirden çimentosuna birçok malzeme alarak borçlandıklarını da aktaran Çelik, "Şu anda 650-700 bin lira gibi bir borcumuz var. Bu borcun altından nasıl kalkarız bunun düşüncesi içindeyiz ama inanıyoruz ki, bizim sesimizi duyan büyüklerimiz inşallah bizi bu yükten de kurtaracaklardır" diye konuştu.

Bartın Valisi Seyfettin Azizoğlu da ilçe halkının eğitim konusundaki azim ve gayret göstererek örnek bir davranış sergilediğini söyledi.

Azizoğlu, "Ulus halkı, kendi gayretleriyle ülkemizin geleceğinin mimarlarını ve yöneticilerini yetiştirecek bir yüksekokulu inşa etmiştir. Bu güzel projenin ortaya çıkarılmasında emeği geçen, maddi manevi katkı sunan herkese teşekkür ediyorum" ifadesini kullandı.

Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Ekim 2015 16:27

Gösterim: 1588

QS’in ‘Yükselen Avrupa ve Merkez Asya 2015-2016’ sıralamasına Türkiye’den 16 üniversite girdi. En başarılı Türk üniversiteleri 11’inci sırada yer alan Bilkent ve Orta Doğu Teknik oldu.

universiteLondra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, ‘Yükselen Avrupa ve Merkez Asya En İyi Üniversiteler 2015-2016’ sıralamasını Boğaziçi Üniversitesi’nde açıkladı. Bu yıl ikincisi yapılan listede 150 üniversite yer aldı. Türkiye, sıralamaya 16 üniversiteyi sokmayı başardı.

QS, bu listede, üniversiteleri akademik intiba, öğrenci-fakülte oranı, araştırma etkisi, uluslararası görünüm gibi kriterlere göre sıraladı. Türkiye’den 12 üniversite ilk 100’de yer alırken, en iyi dereceleri 11’inciliğe yerleşen Bilkent ve Orta Doğu Teknik üniversiteleri elde etti. Onları Sabancı Üniversitesi 14, Koç Üniversitesi 15, Boğaziçi ve İstanbul üniversiteleri 17’nci sıra ile takip etti. İstanbul Teknik Üniversitesi 30’uncu, Hacettepe Üniversitesi ise 34’üncü olarak ilk 50’de yer almayı başardı.

İlk iki sıra Rusya’nın

İlk sırada Rusya’dan Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi var. İkinci sıraya da yine Rusya’dan Novosibirsk Devlet Üniversitesi yerleşti. Üçüncü ise Çek Cumhuriyeti’nden Charles Üniversitesi’nin oldu.

Listede temsil bazında sıralamada Rusya en başarılı ülke olurken, Türkiye ikinci, Polonya ve Çek Cumhuriyeti ise üçüncü sırada yer aldı.

Sıralamaya Azerbaycan, Belarus, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye ve Ukrayna olmak üzere 20 ülkedeki üniversiteler katıldı.

Türk üniversitelerinin sıralamadaki yeri

11-Orta Doğu Teknik Üniversitesi

11-Bilkent Üniversitesi

14-Sabancı Üniversitesi

15-Koç Üniversitesi

17-Boğaziçi Üniversitesi

17-İstanbul Üniversitesi

30-İstanbul Teknik Üniversitesi

34-Hacettepe Üniversitesi

56-Ankara Üniversitesi

73-Ege Üniversitesi,

83-Gazi Üniversitesi

91-Dokuz Eylül Üniversitesi

111-120-Çukurova Üniversitesi

111-120-Atatürk Üniversitesi

131-140-Akdeniz Üniversitesi

131-140 İstanbul Bilgi Üniversitesi

İlk 10 sırada yer alan üniversiteler

1-Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi/Rusya

2-Novosibirsk Devlet Üniversitesi/Rusya

3-Charles Üniversitesi/Çek Cumhuriyeti

4-Tartu Üniversitesi/Estonya

5-St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya

6-Varşova Üniversitesi/Polonya

7-Jagiellonian Üniversitesi/Polonya

8-Prag Teknik Üniversitesi/Çek Cumhuriyeti

9-Masaryk Üniversitesi/Çek Cumhuriyeti

10-Moscow Instıtute of Physics and Technology State University/Rusya

> İlk 20’de 6 üniversitemiz var

QS’in ‘Yükselen Avrupa ve Merkez Asya 2015-2016’ sıralamasına Türkiye’den 16 üniversite girdi. En başarılı Türk üniversiteleri 11’inci sırada yer alan Bilkent ve Orta Doğu Teknik oldu.

universiteLondra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, ‘Yükselen Avrupa ve Merkez Asya En İyi Üniversiteler 2015-2016’ sıralamasını Boğaziçi Üniversitesi’nde açıkladı. Bu yıl ikincisi yapılan listede 150 üniversite yer aldı. Türkiye, sıralamaya 16 üniversiteyi sokmayı başardı.

QS, bu listede, üniversiteleri akademik intiba, öğrenci-fakülte oranı, araştırma etkisi, uluslararası görünüm gibi kriterlere göre sıraladı. Türkiye’den 12 üniversite ilk 100’de yer alırken, en iyi dereceleri 11’inciliğe yerleşen Bilkent ve Orta Doğu Teknik üniversiteleri elde etti. Onları Sabancı Üniversitesi 14, Koç Üniversitesi 15, Boğaziçi ve İstanbul üniversiteleri 17’nci sıra ile takip etti. İstanbul Teknik Üniversitesi 30’uncu, Hacettepe Üniversitesi ise 34’üncü olarak ilk 50’de yer almayı başardı.

İlk iki sıra Rusya’nın

İlk sırada Rusya’dan Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi var. İkinci sıraya da yine Rusya’dan Novosibirsk Devlet Üniversitesi yerleşti. Üçüncü ise Çek Cumhuriyeti’nden Charles Üniversitesi’nin oldu.

Listede temsil bazında sıralamada Rusya en başarılı ülke olurken, Türkiye ikinci, Polonya ve Çek Cumhuriyeti ise üçüncü sırada yer aldı.

Sıralamaya Azerbaycan, Belarus, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye ve Ukrayna olmak üzere 20 ülkedeki üniversiteler katıldı.

Türk üniversitelerinin sıralamadaki yeri

11-Orta Doğu Teknik Üniversitesi

11-Bilkent Üniversitesi

14-Sabancı Üniversitesi

15-Koç Üniversitesi

17-Boğaziçi Üniversitesi

17-İstanbul Üniversitesi

30-İstanbul Teknik Üniversitesi

34-Hacettepe Üniversitesi

56-Ankara Üniversitesi

73-Ege Üniversitesi,

83-Gazi Üniversitesi

91-Dokuz Eylül Üniversitesi

111-120-Çukurova Üniversitesi

111-120-Atatürk Üniversitesi

131-140-Akdeniz Üniversitesi

131-140 İstanbul Bilgi Üniversitesi

İlk 10 sırada yer alan üniversiteler

1-Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi/Rusya

2-Novosibirsk Devlet Üniversitesi/Rusya

3-Charles Üniversitesi/Çek Cumhuriyeti

4-Tartu Üniversitesi/Estonya

5-St. Petersburg Devlet Üniversitesi/Rusya

6-Varşova Üniversitesi/Polonya

7-Jagiellonian Üniversitesi/Polonya

8-Prag Teknik Üniversitesi/Çek Cumhuriyeti

9-Masaryk Üniversitesi/Çek Cumhuriyeti

10-Moscow Instıtute of Physics and Technology State University/Rusya

Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Ekim 2015 13:53

Gösterim: 1807

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, beraberinde kurul üyeleri ve Türkiye'deki üniversitelerin rektörlerinden oluşan heyet ile Makedonya'nın başkenti Üsküp'e ziyaret gerçekleştirdi.

Ziyareti kapsamında Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Ömür Şölendil ile görüşen Saraç, daha sonra Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanlığına ziyarette bulundu. Burada bakan yardımcısı Spiro Ristovski ile görüşen Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen ay YÖK yönetimi olarak Afrika'da Fransızca konuşan bazı ülkelere ziyarette bulunduklarını, sonuç üretici birtakım anlaşmalar imzaladıklarını anlattı.

Yekta Saraç, Türkiye ve Makedonya arasında yüksek öğretim alanındaki işbirliğinin daha iyi seviyeye çıkarabilmek adına Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanı ile görüştüklerini belirterek, yaklaşık 18 yıl önce iki ülke arasında imzalanan mutabakat muhtırası ile ilgili yeniden bir güncelleme yapılması noktasında anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Sonuç alıcı protokoller ve görüşmeler yaptıklarını vurgulayan Saraç, alınan sonuçların tümünün pratiğe dönüşecek nitelikte olmasına dikkat ettiklerini dile getirdi.

Makedonya ziyareti kapsamında Makedonya Bilimler Akademisi (MANU) Başkanı Prof. Dr. Vlado Kambovski, Devlet Bakanı Furkan Çako ve Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov ile de görüşecek olan Saraç ve beraberindeki heyet, daha sonra Makedonya'daki üniversitelerin rektörleri ile bir araya gelerek ülkedeki programını tamamlayacak.

> YÖK ve Rektörlerden Makedonya’ya ziyaret

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, beraberinde kurul üyeleri ve Türkiye'deki üniversitelerin rektörlerinden oluşan heyet ile Makedonya'nın başkenti Üsküp'e ziyaret gerçekleştirdi.

Ziyareti kapsamında Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Ömür Şölendil ile görüşen Saraç, daha sonra Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanlığına ziyarette bulundu. Burada bakan yardımcısı Spiro Ristovski ile görüşen Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen ay YÖK yönetimi olarak Afrika'da Fransızca konuşan bazı ülkelere ziyarette bulunduklarını, sonuç üretici birtakım anlaşmalar imzaladıklarını anlattı.

Yekta Saraç, Türkiye ve Makedonya arasında yüksek öğretim alanındaki işbirliğinin daha iyi seviyeye çıkarabilmek adına Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanı ile görüştüklerini belirterek, yaklaşık 18 yıl önce iki ülke arasında imzalanan mutabakat muhtırası ile ilgili yeniden bir güncelleme yapılması noktasında anlaşmaya vardıklarını söyledi.

Sonuç alıcı protokoller ve görüşmeler yaptıklarını vurgulayan Saraç, alınan sonuçların tümünün pratiğe dönüşecek nitelikte olmasına dikkat ettiklerini dile getirdi.

Makedonya ziyareti kapsamında Makedonya Bilimler Akademisi (MANU) Başkanı Prof. Dr. Vlado Kambovski, Devlet Bakanı Furkan Çako ve Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov ile de görüşecek olan Saraç ve beraberindeki heyet, daha sonra Makedonya'daki üniversitelerin rektörleri ile bir araya gelerek ülkedeki programını tamamlayacak.

Son Güncelleme: Salı, 20 Ekim 2015 14:26

Gösterim: 1166

YÖK Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" konusunda üniversitelilerin farkındalığını artırmak amacıyla 8 bölgede seminerler düzenleyecek.

yokYükseköğretim Kurulu (YÖK) Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" konusunda üniversitelilerin farkındalığını artırmak amacıyla 8 bölgede seminerler düzenleyecek.

Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi'nin başkanlığına eski Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu'nun getirilmesinin ardından oluşturulan komisyon, çalışmalarına başladı.

Bu kapsamda, birim, kadına şiddet, kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı psikolojik tacizler, gündelik yaşam pratiklerinde cinsiyetçi değer ve yargılar gibi sorunların, derslerle, seminerlerle, bilgilendirme ve farkındalık yaratma politikalarıyla aşılabilmesi için bir dizi projeyi hayata geçirecek.

İlk seminer Amasya’da verilecek

Öncelikle, öğrencilerin farkındalıklarının artırılması için 8 bölgede toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda seminerler düzenlenecek. Seminerlerin ilki 26 Ekim'de Amasya'da, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine verilecek. Programa, bölgedeki diğer illerdeki üniversitelerin öğrencileri de katılabilecek.

Seminerlerde, toplumsal yaşamda kadınların karşılaştıkları güçlükler, üniversitelerde cereyan eden kadın öğretim elemanlarına yönelik şiddet, mobbing, kadın öğretim elemanlarının statülerinin güçlendirilmesi, karşılaştıkları zorluklara karşı alınacak tedbirler konularında bilgilendirme yapılacak.

Rektörlerin 14'ü kadın

Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi yetkililerinden alınan bilgiye göre, üniversite öğrencilerinin yüzde 43'ü, akademisyenlerin ise yüzde 45'i kadınlardan oluşuyor. Ülke genelindeki 185 üniversitenin sadece 14'ünde kadın rektör bulunuyor.

Ülke genelindeki  20 bin 880 profesörün 6 bin 128'i kadın, 14 bin 752 erkek iken, 14 bin 140 doçentin 4 bin 848'i kadın, 9 bin 292'si erkek. 33 bin 323 yardımcı doçentin 13 bin 171'i kadın, 20 bin 152'si erkeklerden oluşurken, 45 bin 399 araştırma görevlisi arasında ise 22 bin 609 kadın, 22 bin 790 erkek araştırma görevlisi bulunuyor.

> YÖK cinsiyet eşitliği ve adaletini anlatacak

YÖK Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" konusunda üniversitelilerin farkındalığını artırmak amacıyla 8 bölgede seminerler düzenleyecek.

yokYükseköğretim Kurulu (YÖK) Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" konusunda üniversitelilerin farkındalığını artırmak amacıyla 8 bölgede seminerler düzenleyecek.

Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi'nin başkanlığına eski Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu'nun getirilmesinin ardından oluşturulan komisyon, çalışmalarına başladı.

Bu kapsamda, birim, kadına şiddet, kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı psikolojik tacizler, gündelik yaşam pratiklerinde cinsiyetçi değer ve yargılar gibi sorunların, derslerle, seminerlerle, bilgilendirme ve farkındalık yaratma politikalarıyla aşılabilmesi için bir dizi projeyi hayata geçirecek.

İlk seminer Amasya’da verilecek

Öncelikle, öğrencilerin farkındalıklarının artırılması için 8 bölgede toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda seminerler düzenlenecek. Seminerlerin ilki 26 Ekim'de Amasya'da, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine verilecek. Programa, bölgedeki diğer illerdeki üniversitelerin öğrencileri de katılabilecek.

Seminerlerde, toplumsal yaşamda kadınların karşılaştıkları güçlükler, üniversitelerde cereyan eden kadın öğretim elemanlarına yönelik şiddet, mobbing, kadın öğretim elemanlarının statülerinin güçlendirilmesi, karşılaştıkları zorluklara karşı alınacak tedbirler konularında bilgilendirme yapılacak.

Rektörlerin 14'ü kadın

Akademide Kadın Çalışmaları ve Sorunları Birimi yetkililerinden alınan bilgiye göre, üniversite öğrencilerinin yüzde 43'ü, akademisyenlerin ise yüzde 45'i kadınlardan oluşuyor. Ülke genelindeki 185 üniversitenin sadece 14'ünde kadın rektör bulunuyor.

Ülke genelindeki  20 bin 880 profesörün 6 bin 128'i kadın, 14 bin 752 erkek iken, 14 bin 140 doçentin 4 bin 848'i kadın, 9 bin 292'si erkek. 33 bin 323 yardımcı doçentin 13 bin 171'i kadın, 20 bin 152'si erkeklerden oluşurken, 45 bin 399 araştırma görevlisi arasında ise 22 bin 609 kadın, 22 bin 790 erkek araştırma görevlisi bulunuyor.

Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Ekim 2015 11:23

Gösterim: 1450

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, İTÜ Evrensel Tekstil Tasarım Merkezi'nin engellilerin hayatını kolaylaştıracak kumaş üretimi ve tekstil tasarımı yapılacak Türkiye'deki ilk merkez olduğunu söyledi.

emine erdoganCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, tasarımların insana hizmet eksenli planlanması gerektiğini belirterek, "Engelliler İçin Tekstil Tasarım Merkezi Projesi'ni bu nedenle çok önemsiyorum. Türkiye'de ilk kez böyle bir merkez açılıyor. İnşallah burada engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracak kumaş üretimi ve tekstil tasarımı yapılacak" dedi.

Emine Erdoğan, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde kurulan "İTÜ Evrensel Tekstil Tasarım Merkezi"nin açılışında yaptığı konuşmada, üniversitelerin özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak hayata dokunmalarının takdire şayan olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Evrensel tasarım" olgusunun, tüm dünyada son 20-30 yıl içinde yaygınlık kazanan yeni bir bakış açısını ifade ettiğini dile getirerek, "Aslında 'herkes için tasarım' demektir. Bu bakış açısına göre, engellerden etkilenenler, sadece klasik anlamda 'engelli' tanımına giren bireylerden oluşmaz. Her insan bebeklik, çocukluk döneminde bazı kısıtlamalar yaşar. Birçok insan hamilelik, yaşlılık, kaza gibi çeşitli sebeplerle engellere sahip olabilir. Bu nedenle engellileri toplumun küçük bir bölümü olarak değerlendirmemeliyiz. Hepimiz hayatımızın bir döneminde fiziksel engellerle karşılaşıyoruz" diye konuştu. 

Emine Erdoğan, hayatın tamamen doğal sınırlardan değil, yapılı çevrelerden oluştuğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Engelliler İçin Tekstil Tasarım Merkezi Projesi'ni bu nedenle çok önemsiyorum. Türkiye'de ilk kez böyle bir merkez açılıyor. İnşallah burada engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracak kumaş üretimi ve tekstil tasarımı yapılacak. Umuyorum ki, bu merkez vesilesiyle 'evrensel tasarım' tüm hazır giyim mağazalarının, tüm mimari uygulamaların gündemine girer. Böylece toplumda, sosyal adaleti gerçekleştirme imkanı buluruz. 'Basit ve sezgisel kullanım imkanı' ile kalıcı engeli bulunan kardeşlerimizin sıkıntılarını bir ölçüde hafifletmiş oluruz."

Engelli haklarını korumak adına en önemli vazife devlete düşüyor

Bugüne kadar engellilerle ilgili çok sayıda sosyal sorumluluk projesine destek verdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hep söylediğim birşey var; zihinlerdeki engeli kaldırırsak, fiziksel engelleri de daha kolay aşabiliriz. Toplumun tüm kesimlerinin bu konuda duyarlı olması gerekir. Kuşkusuz engelli haklarını korumak adına en önemli vazife devlete düşüyor. Bu anlamda, son 13 yılda devletimizin devrim sayılabilecek adımlar attığını söyleyebilirim. Mesela, ülkemizde Engelliler Kanunu ilk kez 2005'te çıkarıldı. 1500 maddelik bir Engelliler Hukuku oluşturuldu. 2007'de, bağlayıcı nitelikteki tek uluslararası belge olan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesine ilk imza koyan ülkeler arasında yer aldık. 2010 yılında ise, engellilere pozitif ayrımcılık ilkesi, anayasal güvence altına alındı."

Merkez sayesinde 'evrensel tasarım' yaklaşımı yaygınlaşacak

Erdoğan, yaşantıya dönüşmeyen bilginin gerçek bilgi değil sadece malumat olduğunu ifade ederek, "Engellilerin haklarının olduğunu biliyorsak, buna inanıyorsak, onların hukukuna da fiilen saygı göstermek durumundayız. Onlara bir engel de biz çıkarmamalıyız. Gölge etmediğimiz durumlarda onlar umut ve gayretleri ile nice başarıya imza atıyorlar" dedi. 

İTÜ Gümüşsuyu Yerleşkesi'nde engelli bireylerin ihtiyaçları düşünülerek kumaş, giysi ve diğer tekstil tasarımlarının yapılacağı, numunelerin üretileceği merkezin açılışı Emine Erdoğan ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca tarafından yapıldı. Açılışın ardından Erdoğan, merkezi ziyaret ederek, tasarım atölyeleri ve cihazlar hakkında bilgi aldı.

> Engelliler için İTÜ Evrensel Tekstil Tasarım Merkezi açıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, İTÜ Evrensel Tekstil Tasarım Merkezi'nin engellilerin hayatını kolaylaştıracak kumaş üretimi ve tekstil tasarımı yapılacak Türkiye'deki ilk merkez olduğunu söyledi.

emine erdoganCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, tasarımların insana hizmet eksenli planlanması gerektiğini belirterek, "Engelliler İçin Tekstil Tasarım Merkezi Projesi'ni bu nedenle çok önemsiyorum. Türkiye'de ilk kez böyle bir merkez açılıyor. İnşallah burada engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracak kumaş üretimi ve tekstil tasarımı yapılacak" dedi.

Emine Erdoğan, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde kurulan "İTÜ Evrensel Tekstil Tasarım Merkezi"nin açılışında yaptığı konuşmada, üniversitelerin özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak hayata dokunmalarının takdire şayan olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Evrensel tasarım" olgusunun, tüm dünyada son 20-30 yıl içinde yaygınlık kazanan yeni bir bakış açısını ifade ettiğini dile getirerek, "Aslında 'herkes için tasarım' demektir. Bu bakış açısına göre, engellerden etkilenenler, sadece klasik anlamda 'engelli' tanımına giren bireylerden oluşmaz. Her insan bebeklik, çocukluk döneminde bazı kısıtlamalar yaşar. Birçok insan hamilelik, yaşlılık, kaza gibi çeşitli sebeplerle engellere sahip olabilir. Bu nedenle engellileri toplumun küçük bir bölümü olarak değerlendirmemeliyiz. Hepimiz hayatımızın bir döneminde fiziksel engellerle karşılaşıyoruz" diye konuştu. 

Emine Erdoğan, hayatın tamamen doğal sınırlardan değil, yapılı çevrelerden oluştuğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Engelliler İçin Tekstil Tasarım Merkezi Projesi'ni bu nedenle çok önemsiyorum. Türkiye'de ilk kez böyle bir merkez açılıyor. İnşallah burada engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracak kumaş üretimi ve tekstil tasarımı yapılacak. Umuyorum ki, bu merkez vesilesiyle 'evrensel tasarım' tüm hazır giyim mağazalarının, tüm mimari uygulamaların gündemine girer. Böylece toplumda, sosyal adaleti gerçekleştirme imkanı buluruz. 'Basit ve sezgisel kullanım imkanı' ile kalıcı engeli bulunan kardeşlerimizin sıkıntılarını bir ölçüde hafifletmiş oluruz."

Engelli haklarını korumak adına en önemli vazife devlete düşüyor

Bugüne kadar engellilerle ilgili çok sayıda sosyal sorumluluk projesine destek verdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hep söylediğim birşey var; zihinlerdeki engeli kaldırırsak, fiziksel engelleri de daha kolay aşabiliriz. Toplumun tüm kesimlerinin bu konuda duyarlı olması gerekir. Kuşkusuz engelli haklarını korumak adına en önemli vazife devlete düşüyor. Bu anlamda, son 13 yılda devletimizin devrim sayılabilecek adımlar attığını söyleyebilirim. Mesela, ülkemizde Engelliler Kanunu ilk kez 2005'te çıkarıldı. 1500 maddelik bir Engelliler Hukuku oluşturuldu. 2007'de, bağlayıcı nitelikteki tek uluslararası belge olan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesine ilk imza koyan ülkeler arasında yer aldık. 2010 yılında ise, engellilere pozitif ayrımcılık ilkesi, anayasal güvence altına alındı."

Merkez sayesinde 'evrensel tasarım' yaklaşımı yaygınlaşacak

Erdoğan, yaşantıya dönüşmeyen bilginin gerçek bilgi değil sadece malumat olduğunu ifade ederek, "Engellilerin haklarının olduğunu biliyorsak, buna inanıyorsak, onların hukukuna da fiilen saygı göstermek durumundayız. Onlara bir engel de biz çıkarmamalıyız. Gölge etmediğimiz durumlarda onlar umut ve gayretleri ile nice başarıya imza atıyorlar" dedi. 

İTÜ Gümüşsuyu Yerleşkesi'nde engelli bireylerin ihtiyaçları düşünülerek kumaş, giysi ve diğer tekstil tasarımlarının yapılacağı, numunelerin üretileceği merkezin açılışı Emine Erdoğan ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca tarafından yapıldı. Açılışın ardından Erdoğan, merkezi ziyaret ederek, tasarım atölyeleri ve cihazlar hakkında bilgi aldı.

Son Güncelleme: Pazartesi, 19 Ekim 2015 16:04

Gösterim: 1489


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.