Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Kamu kurum ve kuruluşlarında 2013 yılında istihdam edilecek azami geçici personel sayısı, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Bakanlar Kurulu'nun Resmi Gazetede yayımlanarak, 1 Ocak 2013'ten geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ''Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Kararı''yla, özelleştirme uygulamalarının ardından işsiz kalıp, tekrar kamuya dönen geçici personelin istihdam koşulları düzenlendi.
Buna göre, bu yıl geçici mahiyetteki işleri yürütmek üzere kamu kurum ve kuruluşlarında azami 47 bin kişi istihdam edilecek ve bunların istihdam süresi, 11 ay 28 günü geçmeyecek.
Bu karar uyarınca istihdam edilecek yükseköğrenim mezunu geçici personele 21 bin 250, lise ve dengi okul mezunlarına 19 bin 275, ilköğretim mezunlarına (ilkokul veya okuryazar dahil) 17 bin 275 gösterge rakamının memur maaş katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar aylık brüt ücret ödenebilecek
Kararda, 2013 içinde geçici personel istihdam edecek kuruluşlar ile personel sayıları da şu şekilde belirlendi:
KURUM ADI ADEDİ
------------------------------------------------------------
Avrupa Birliği Bakanlığı 50
Adalet Bakanlığı 4.500
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 750
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 100
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 200
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 600
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 50
Gençlik ve Spor Bakanlığı 50
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 3.500
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 300
İçişleri Bakanlığı 4.500
Kültür ve Turizm Bakanlığı 1.000
Maliye Bakanlığı 1.500
Milli Eğitim Bakanlığı 15.000
Milli Savunma Bakanlığı 50
Orman ve Su İşleri Bakanlığı 1.000
Sağlık Bakanlığı 1.000
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 500
Danıştay Başkanlığı 100
Yargıtay Başkanlığı 150
Devlet Personel Başkanlığı 50
Gelir İdaresi Başkanlığı 800
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı 1.500
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı 2.500
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 100
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 250
Karayolları Genel Müdürlüğü 250
Orman Genel Müdürlüğü 1.500
Spor Genel Müdürlüğü 150
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 1.250
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 250
Üniversiteler 3.500
TOPLAM 47.000
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Kamu kurum ve kuruluşlarında 2013 yılında istihdam edilecek azami geçici personel sayısı, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Bakanlar Kurulu'nun Resmi Gazetede yayımlanarak, 1 Ocak 2013'ten geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ''Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Kararı''yla, özelleştirme uygulamalarının ardından işsiz kalıp, tekrar kamuya dönen geçici personelin istihdam koşulları düzenlendi.
Buna göre, bu yıl geçici mahiyetteki işleri yürütmek üzere kamu kurum ve kuruluşlarında azami 47 bin kişi istihdam edilecek ve bunların istihdam süresi, 11 ay 28 günü geçmeyecek.
Bu karar uyarınca istihdam edilecek yükseköğrenim mezunu geçici personele 21 bin 250, lise ve dengi okul mezunlarına 19 bin 275, ilköğretim mezunlarına (ilkokul veya okuryazar dahil) 17 bin 275 gösterge rakamının memur maaş katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar aylık brüt ücret ödenebilecek
Kararda, 2013 içinde geçici personel istihdam edecek kuruluşlar ile personel sayıları da şu şekilde belirlendi:
KURUM ADI ADEDİ
------------------------------------------------------------
Avrupa Birliği Bakanlığı 50
Adalet Bakanlığı 4.500
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 750
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 100
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 200
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 600
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 50
Gençlik ve Spor Bakanlığı 50
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 3.500
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 300
İçişleri Bakanlığı 4.500
Kültür ve Turizm Bakanlığı 1.000
Maliye Bakanlığı 1.500
Milli Eğitim Bakanlığı 15.000
Milli Savunma Bakanlığı 50
Orman ve Su İşleri Bakanlığı 1.000
Sağlık Bakanlığı 1.000
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 500
Danıştay Başkanlığı 100
Yargıtay Başkanlığı 150
Devlet Personel Başkanlığı 50
Gelir İdaresi Başkanlığı 800
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı 1.500
Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı 2.500
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 100
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 250
Karayolları Genel Müdürlüğü 250
Orman Genel Müdürlüğü 1.500
Spor Genel Müdürlüğü 150
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 1.250
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 250
Üniversiteler 3.500
TOPLAM 47.000
Son Güncelleme: Cuma, 28 Aralık 2012 11:36
Gösterim: 1453
ODTÜ Rektörü Prof Dr. Ahmet Acar, Başbakan Erdoğan’la dün yaptığı 1 saatlik görüşmenin olumlu geçtiğini ve kampüste yaşanan olayların başından sonuna nasıl geliştiği konusunda Erdoğan’a bilgi verdiğini açıkladı.
Prof. Acar, Erdoğan’la dün yaptığı görüşmeyi Hürriyet’e anlattı Acar, “Çok genel konular konuştuk. Gayet olumluydu. Sorun yok” dedi. Acar, daha sonra Köşk’ü ziyaret edip Gül’ü bilgilendirdi.
Erdoğan’ın yanında 1 saat kalan Prof. Dr. Ahmet Acar, görüşmenin ayrıntılarını Hürriyet’le paylaştı. Acar, “Çok genel konular konuştuk. Gayet olumluydu. Sorun yok” dedi. Acar, şunları söyledi: “Kampusumuzda yaşanan olaylarla ilgili bilgi paylaştım. Olayın en başından nasıl geliştiğini, neler olduğunu tek tek anlattım. Kampüsümüzün güvenliği ile ilgili genel prosedür hakkında bilgi verdim. Benim en büyük tepkimin olaylarla alakası bulunmayan insanların, özellikle de üniversite içindeki kreşte bulunan 3-6 yaş arası çocukların gazdan etkilenmesi olduğunu ifade ettim. Gayet olumlu bir görüşme yaptık.” Acar, “Başbakan’ın öğretim üyeleri ve öğrencilere yönelik sert tepkisi de gündeme geldi mi?” sorusu üzerine, “Hayır. Sadece çok genel değerlendirmelerde bulunduk. O konular konuşulmadı” dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyaretinin de kendi isteğiyle olduğunu belirterek, “Randevuyu ben talep ettim. Bilgilendirme amaçlı bir ziyaret” dedi. Acar ve Gül’ün görüşmesi 45 dakika sürdü, açıklama yapılmadı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ODTÜ Rektörü Prof Dr. Ahmet Acar, Başbakan Erdoğan’la dün yaptığı 1 saatlik görüşmenin olumlu geçtiğini ve kampüste yaşanan olayların başından sonuna nasıl geliştiği konusunda Erdoğan’a bilgi verdiğini açıkladı.
Prof. Acar, Erdoğan’la dün yaptığı görüşmeyi Hürriyet’e anlattı Acar, “Çok genel konular konuştuk. Gayet olumluydu. Sorun yok” dedi. Acar, daha sonra Köşk’ü ziyaret edip Gül’ü bilgilendirdi.
Erdoğan’ın yanında 1 saat kalan Prof. Dr. Ahmet Acar, görüşmenin ayrıntılarını Hürriyet’le paylaştı. Acar, “Çok genel konular konuştuk. Gayet olumluydu. Sorun yok” dedi. Acar, şunları söyledi: “Kampusumuzda yaşanan olaylarla ilgili bilgi paylaştım. Olayın en başından nasıl geliştiğini, neler olduğunu tek tek anlattım. Kampüsümüzün güvenliği ile ilgili genel prosedür hakkında bilgi verdim. Benim en büyük tepkimin olaylarla alakası bulunmayan insanların, özellikle de üniversite içindeki kreşte bulunan 3-6 yaş arası çocukların gazdan etkilenmesi olduğunu ifade ettim. Gayet olumlu bir görüşme yaptık.” Acar, “Başbakan’ın öğretim üyeleri ve öğrencilere yönelik sert tepkisi de gündeme geldi mi?” sorusu üzerine, “Hayır. Sadece çok genel değerlendirmelerde bulunduk. O konular konuşulmadı” dedi.
Acar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyaretinin de kendi isteğiyle olduğunu belirterek, “Randevuyu ben talep ettim. Bilgilendirme amaçlı bir ziyaret” dedi. Acar ve Gül’ün görüşmesi 45 dakika sürdü, açıklama yapılmadı.
Son Güncelleme: Cuma, 28 Aralık 2012 13:55
Gösterim: 1471
Başbakan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 76. yıl dönümü dolayısıyla AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, "Birileri ellerinde döner bıçaklarıyla molotoflarla sapanlarla demir bilyelerle kilit taşlarıyla dolaşabilir ama AK Parti'nin gençliği bilgisayarıyla dolaşacak" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 76. yıl dönümü dolayısıyla AK Parti Gençlik Kolları tarafından parti genel merkezinde düzenlenen anma programına katıldı.
Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından gençlere seslenen Başbakan Erdoğan, Akif'in Çanakkale Destanı şiirinin son bölümündeki ''Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor peygamber'' mısrasını okudu.
Bu şiirin içinde çok ilginç tespitler olduğunu, Akif'in Bedir zaferiyle Çanakkale zaferini kıyasladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bununla ilgili çok eleştirenler oldu merhum Akif'i, ama onlar Akif'in baktığı pencereden bakmadılar. Orada aslında tespit, o nazlanış, o yakalayış farklıydı. Akif, Mehmetçiğin destanını yazdığı kadar, şehitlerin ruhuna en güzel Fatiha tefsirlerini yazdığı kadar istikbale, atiye yönelik de bizlere çok anlamlı bir miras bıraktı.
Akif her zaman okumayı, araştırmayı, ilmi teşvik etti. Maziden devralınan mirasın öz güven içinde atiye taşınmasını, yani geleceğe taşınmasını tavsiye etti. Akif'in Asım'dan ve Asım'ın neslinden beklediği buydu. Göğsünde imanla her bir gencin istikbali şekillendirecek bir ruh ve aksiyona sahip olmasını istedi. Ben, siz genç kardeşlerimden bunu istiyorum. Birileri ellerinde döner bıçaklarıyla dolaşabilir, birileri ellerinde molotoflarla dolaşabilir, birileri ellerinde sapanlarla demir bilyelerle dolaşabilir, birileri ellerinde birçok çeşitli, akla hayale gelmez, kilit taşlarıyla şunla bunla dolaşabilir, ama AK Parti'nin gençliği bilgisayarıyla dolaşacak, o tuşlarla dünyaya evet yeniden dirilişimizin destanını yazacak.''
''Bu medeniyetin evladıydı''
Mehmet Akif'in babası Mehmet Tahir Efendi'nin Kosova sınırları içindeki İpek kasabasında doğmuş alim bir zat olduğunu anlatan Erdoğan, şunları belirtti:
''Nereden nereye. Biz de nerelerden geliyoruz. Onun için sorumluluğumuzun, mesuliyetimizin ne kadar büyük olduğunu iyi bilelim. Mehmet Akif'in merhume annesi Emine Şerife Hanım aslen Buharalı. Tokatlı bir aileye mensup. Yani Mehmet Akif köken itibariyle bir Arnavut'tu. Ama Akif'te öyle bir milliyetçilik anlayışı vardı ki Türkiye'nin İstiklal Marşı'nı yazacak kadar, dikkat edin Arnavut Türk milletinin İstiklal Marşı'nı yazıyor. Bu milletin, bu toprakların, bu medeniyetin evladıydı.
Şimdi neye gayret ediyorlar bu ülkede, bu güzel ülkemde. Fitneyi, nifakı içimize sokmak, içeriden ve dışarıdan bizi bölmek parçalamak için, böl-parçala-yönet anlayışıyla bunun gayreti içindeler. İşte bu mısralar Akif'in dilinde ve gönlünde farklı bir şekilde tezahür etse de aslında asırlar öncesinden, Ahmet Yesevi'nin asırlar öncesinden, Hz. Mevlana'nın, Yunus Emre'nin mısralarıdır. Bu mısralar ilhamını Kur'an-ı Kerim'den almış mısralardır. İşte bu mısralara sahip çıkıp. Bunları ulaşabildiğimiz her kardeşimize, her coğrafyaya anlatmak, bize Akif'ten tevarüs etmiş bir emanettir, bir mesuliyettir.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 76. yıl dönümü dolayısıyla AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, "Birileri ellerinde döner bıçaklarıyla molotoflarla sapanlarla demir bilyelerle kilit taşlarıyla dolaşabilir ama AK Parti'nin gençliği bilgisayarıyla dolaşacak" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 76. yıl dönümü dolayısıyla AK Parti Gençlik Kolları tarafından parti genel merkezinde düzenlenen anma programına katıldı.
Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından gençlere seslenen Başbakan Erdoğan, Akif'in Çanakkale Destanı şiirinin son bölümündeki ''Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor peygamber'' mısrasını okudu.
Bu şiirin içinde çok ilginç tespitler olduğunu, Akif'in Bedir zaferiyle Çanakkale zaferini kıyasladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bununla ilgili çok eleştirenler oldu merhum Akif'i, ama onlar Akif'in baktığı pencereden bakmadılar. Orada aslında tespit, o nazlanış, o yakalayış farklıydı. Akif, Mehmetçiğin destanını yazdığı kadar, şehitlerin ruhuna en güzel Fatiha tefsirlerini yazdığı kadar istikbale, atiye yönelik de bizlere çok anlamlı bir miras bıraktı.
Akif her zaman okumayı, araştırmayı, ilmi teşvik etti. Maziden devralınan mirasın öz güven içinde atiye taşınmasını, yani geleceğe taşınmasını tavsiye etti. Akif'in Asım'dan ve Asım'ın neslinden beklediği buydu. Göğsünde imanla her bir gencin istikbali şekillendirecek bir ruh ve aksiyona sahip olmasını istedi. Ben, siz genç kardeşlerimden bunu istiyorum. Birileri ellerinde döner bıçaklarıyla dolaşabilir, birileri ellerinde molotoflarla dolaşabilir, birileri ellerinde sapanlarla demir bilyelerle dolaşabilir, birileri ellerinde birçok çeşitli, akla hayale gelmez, kilit taşlarıyla şunla bunla dolaşabilir, ama AK Parti'nin gençliği bilgisayarıyla dolaşacak, o tuşlarla dünyaya evet yeniden dirilişimizin destanını yazacak.''
''Bu medeniyetin evladıydı''
Mehmet Akif'in babası Mehmet Tahir Efendi'nin Kosova sınırları içindeki İpek kasabasında doğmuş alim bir zat olduğunu anlatan Erdoğan, şunları belirtti:
''Nereden nereye. Biz de nerelerden geliyoruz. Onun için sorumluluğumuzun, mesuliyetimizin ne kadar büyük olduğunu iyi bilelim. Mehmet Akif'in merhume annesi Emine Şerife Hanım aslen Buharalı. Tokatlı bir aileye mensup. Yani Mehmet Akif köken itibariyle bir Arnavut'tu. Ama Akif'te öyle bir milliyetçilik anlayışı vardı ki Türkiye'nin İstiklal Marşı'nı yazacak kadar, dikkat edin Arnavut Türk milletinin İstiklal Marşı'nı yazıyor. Bu milletin, bu toprakların, bu medeniyetin evladıydı.
Şimdi neye gayret ediyorlar bu ülkede, bu güzel ülkemde. Fitneyi, nifakı içimize sokmak, içeriden ve dışarıdan bizi bölmek parçalamak için, böl-parçala-yönet anlayışıyla bunun gayreti içindeler. İşte bu mısralar Akif'in dilinde ve gönlünde farklı bir şekilde tezahür etse de aslında asırlar öncesinden, Ahmet Yesevi'nin asırlar öncesinden, Hz. Mevlana'nın, Yunus Emre'nin mısralarıdır. Bu mısralar ilhamını Kur'an-ı Kerim'den almış mısralardır. İşte bu mısralara sahip çıkıp. Bunları ulaşabildiğimiz her kardeşimize, her coğrafyaya anlatmak, bize Akif'ten tevarüs etmiş bir emanettir, bir mesuliyettir.''
Son Güncelleme: Cuma, 28 Aralık 2012 07:40
Gösterim: 1468
Başbakan Yardımcısı Arınç, 32. Gün programında ODTÜ ile ilgili yaptığı açıklamada öğrenciler için, "Demir leblebilerle misket atmaya kalkarsanız oraya polis mutlaka gelir ve insanların güvenliğini sağlamaya çalışır" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kanal D televizyonunda yayınlanan, ''32. Gün'' programında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.
Arınç, ODTÜ'deki olaylar hatırlatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"Protestonuzu yapın, selametle gidin. Bu türlüsü bir protesto, bir eleştiri hakkı olarak görmek mümkün. Ben de onları desteklerim, ben de onları alkışlarım. Ama yumurta atmak kadar değil. O bile masum kalacak birtakım gösterilere dönüşürse, demir leblebilerle misket atmaya kalkarsanız, varillerle bir şeyleri yakmaya çalışırsanız, özellikle yüzlerinizi, gözlerinizi bağlayarak molotof, yanıcı maddelerle hücum ederseniz oraya polis mutlaka gelir ve orada insanların güvenliğini sağlamaya çalışır.''
ODTÜ'de olay çıkartanların seyyar ekipler olduğunu ifade eden Arınç, "Flamalarına bakarsanız eğer hepsinin hangi fikirlerde olduğunu görebilirsiniz. Bunlar orayı karıştırmak için gelmişler. Ve polisle bunun için çatışıyorlar. Görüntüler çok tehlikeli. Şüphesiz poliste onlara karşı elindeki imkanları ister az, ister çok kullanmış'' diye konuştu.
''Polis biraz sert değil mi?'' sorusuna ise Arınç, ''Olabilir. Bunu İçişleri Bakanı da söylüyor, biz de söylüyoruz. Dünyada genel kabul görmüş bir kabul var. Orantısız güç kullanmamak lazım'' dedi.
Rektörün istifasına gerek yok
Bülent Arınç, ''ODTÜ rektörü istifa etmeli mi?'' sorusuna ise ''Hayır. YÖK zaten bununla ilgili bir soruşturma başlattı. YÖK'ün bulacağı nedir veya bunun müeyyidesi nedir bilmiyorum. Ama ben Sayın Rektörü, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'na katılan bir Başbakan Yardımcısı olarak biliyorum ve bildiğim kadarıyla ikinci defa atandı. Sayın Cumhurbaşkanımız onu tercih ettiler. Mutlaka bu tercihte önemli ve olumlu faktörler rol oynamış olabilir. Buradan çıkaracağımız dersler olabilir ama ben 'Sayın Rektörün istifasına gerek yok' diye düşünüyorum'' ifadesini kullandı.
İkisi de yanlış yaptı
''Polisin tutumu bizi tahrik etti'' sözlerine katılmadığını belirten Arınç, şunları kaydetti:
''Tam tersi onların eylemlerine karşı polis belki haddinden fazla biraz taşkınlık yapmış olabilir. İsterseniz ikisine de 'yanlış yaptı' diyelim ama bir yanlış yapan var. O da o günkü eylemleri bu şekilde şiddete dönüştüren öğrenciler ve onların liderleri. Belki onların arkadaki siyasi destekçileri. Bunlar çok açık, iki kere iki dört. Raporlar, ifadeler, hepsi bize bunu gösteriyor. Bunu meşru bulamayız. Bu, yanlıştır. Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu var istediği yerde gösteri yapabilir, slogan atabilir, beğenmediğini ifade edebilir.''
Yetkileri yeniden belirlenebilir
Başkanlık sistemi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soruları da yanıtlayan Arınç,halkın seçeceği cumhurbaşkanının mevcut yetkilerle devam edeceğini belirterek şunları kaydetti:
"4 partinin de anlaşamadığı bir konuyu bir kenara çekmek zorunda kalacağız. Fakat şu olabilir, mevcut sistem içerisinde cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte yetkilerinin yeni anayasa çalışmasıyla yeniden belirlenmesi gündeme gelebilir. Yıl sonuna geldiğimiz için komisyonun görev süresi de bitiyor. İnisiyatif Meclis Başkanı'nda, derse ki 'neredeyse sonuna geldik, yıl bitiyor diye bu işi bitirmeyelim 3 ay daha çalışalım' ve Sayın Başbakan ve diğer genel başkanlar rıza gösterirse bu komisyonun çalışmaları sürecek ve ben eminim iyi şekilde sonuçlanacak. Ümitli olmak lazım.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Yardımcısı Arınç, 32. Gün programında ODTÜ ile ilgili yaptığı açıklamada öğrenciler için, "Demir leblebilerle misket atmaya kalkarsanız oraya polis mutlaka gelir ve insanların güvenliğini sağlamaya çalışır" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kanal D televizyonunda yayınlanan, ''32. Gün'' programında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.
Arınç, ODTÜ'deki olaylar hatırlatılarak, değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"Protestonuzu yapın, selametle gidin. Bu türlüsü bir protesto, bir eleştiri hakkı olarak görmek mümkün. Ben de onları desteklerim, ben de onları alkışlarım. Ama yumurta atmak kadar değil. O bile masum kalacak birtakım gösterilere dönüşürse, demir leblebilerle misket atmaya kalkarsanız, varillerle bir şeyleri yakmaya çalışırsanız, özellikle yüzlerinizi, gözlerinizi bağlayarak molotof, yanıcı maddelerle hücum ederseniz oraya polis mutlaka gelir ve orada insanların güvenliğini sağlamaya çalışır.''
ODTÜ'de olay çıkartanların seyyar ekipler olduğunu ifade eden Arınç, "Flamalarına bakarsanız eğer hepsinin hangi fikirlerde olduğunu görebilirsiniz. Bunlar orayı karıştırmak için gelmişler. Ve polisle bunun için çatışıyorlar. Görüntüler çok tehlikeli. Şüphesiz poliste onlara karşı elindeki imkanları ister az, ister çok kullanmış'' diye konuştu.
''Polis biraz sert değil mi?'' sorusuna ise Arınç, ''Olabilir. Bunu İçişleri Bakanı da söylüyor, biz de söylüyoruz. Dünyada genel kabul görmüş bir kabul var. Orantısız güç kullanmamak lazım'' dedi.
Rektörün istifasına gerek yok
Bülent Arınç, ''ODTÜ rektörü istifa etmeli mi?'' sorusuna ise ''Hayır. YÖK zaten bununla ilgili bir soruşturma başlattı. YÖK'ün bulacağı nedir veya bunun müeyyidesi nedir bilmiyorum. Ama ben Sayın Rektörü, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'na katılan bir Başbakan Yardımcısı olarak biliyorum ve bildiğim kadarıyla ikinci defa atandı. Sayın Cumhurbaşkanımız onu tercih ettiler. Mutlaka bu tercihte önemli ve olumlu faktörler rol oynamış olabilir. Buradan çıkaracağımız dersler olabilir ama ben 'Sayın Rektörün istifasına gerek yok' diye düşünüyorum'' ifadesini kullandı.
İkisi de yanlış yaptı
''Polisin tutumu bizi tahrik etti'' sözlerine katılmadığını belirten Arınç, şunları kaydetti:
''Tam tersi onların eylemlerine karşı polis belki haddinden fazla biraz taşkınlık yapmış olabilir. İsterseniz ikisine de 'yanlış yaptı' diyelim ama bir yanlış yapan var. O da o günkü eylemleri bu şekilde şiddete dönüştüren öğrenciler ve onların liderleri. Belki onların arkadaki siyasi destekçileri. Bunlar çok açık, iki kere iki dört. Raporlar, ifadeler, hepsi bize bunu gösteriyor. Bunu meşru bulamayız. Bu, yanlıştır. Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu var istediği yerde gösteri yapabilir, slogan atabilir, beğenmediğini ifade edebilir.''
Yetkileri yeniden belirlenebilir
Başkanlık sistemi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soruları da yanıtlayan Arınç,halkın seçeceği cumhurbaşkanının mevcut yetkilerle devam edeceğini belirterek şunları kaydetti:
"4 partinin de anlaşamadığı bir konuyu bir kenara çekmek zorunda kalacağız. Fakat şu olabilir, mevcut sistem içerisinde cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte yetkilerinin yeni anayasa çalışmasıyla yeniden belirlenmesi gündeme gelebilir. Yıl sonuna geldiğimiz için komisyonun görev süresi de bitiyor. İnisiyatif Meclis Başkanı'nda, derse ki 'neredeyse sonuna geldik, yıl bitiyor diye bu işi bitirmeyelim 3 ay daha çalışalım' ve Sayın Başbakan ve diğer genel başkanlar rıza gösterirse bu komisyonun çalışmaları sürecek ve ben eminim iyi şekilde sonuçlanacak. Ümitli olmak lazım.''
Son Güncelleme: Cuma, 28 Aralık 2012 09:36
Gösterim: 1632
Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga dün akşam saatlerinde yazılı bir açıklama yaptı ve “Açıklamanın Başbakan’ın eleştirileri ile aynı günde denk gelmesi, olayın gündemde olmasından kaynaklanan bir tesadüftür” dedi ve öğrencilerden özür diledi
ODTÜ’de yaşanan olayların ardından İstanbul’da üniversitelerin yayınladığı bildirileree tepkilerden biri de Galatasaray Üniversitesi öğrencilerinden geldi. Rektörlük binası önünde toplanan öğrenciler Rektör Prof. Dr. Ethem Tolga’ın bizlerle konuşmasını, ortak bildirideki imzasını çekmesini ya da istifa etmesini istiyoruz yoksa eylemlerimize devam edeceğiz açıklaması yaptı. Bunun üzerine üç öğrenci ile konuşmayı kabul eden Rektör Tolga “Sabah basına açıklama yaptım, sanırım yanlış anlaşılma söz konusu, polisin uyguladığı orantısız güce de karşıyım” dedi ancak bu açıklama yeterli bulunmadı ve protestolar devam etti.
Prof. Tolga dün akşam saatlerinde yazılı bir açıklama yaptı ve “Açıklamanın Başbakan’ın eleştirileri ile aynı günde denk gelmesi, olayın gündemde olmasından kaynaklanan bir tesadüftür” dedi.
Ancak bu açıklama da öğrencileri tatmin etmedi. Öğrenciler, “Rektör Prof. Dr. Ethem Tolga bizimle konuşana kadar bekleyeceğiz. Bildirinin altındaki imzasını geri çekmesini ya da istifa etmesini istiyoruz” dedi. Rektör yaptığı görüşmelerin ardından megafonla öğrencilere seslendi. Daha önce yaptığı açıklamanın aynısını tekrar yapan Prof. Dr. Ethem Tolga, konuşmasının sonunda yanlış anlaşıldığını söyleyerek özür diledi. Bunun üzerine öğrenciler dağıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga dün akşam saatlerinde yazılı bir açıklama yaptı ve “Açıklamanın Başbakan’ın eleştirileri ile aynı günde denk gelmesi, olayın gündemde olmasından kaynaklanan bir tesadüftür” dedi ve öğrencilerden özür diledi
ODTÜ’de yaşanan olayların ardından İstanbul’da üniversitelerin yayınladığı bildirileree tepkilerden biri de Galatasaray Üniversitesi öğrencilerinden geldi. Rektörlük binası önünde toplanan öğrenciler Rektör Prof. Dr. Ethem Tolga’ın bizlerle konuşmasını, ortak bildirideki imzasını çekmesini ya da istifa etmesini istiyoruz yoksa eylemlerimize devam edeceğiz açıklaması yaptı. Bunun üzerine üç öğrenci ile konuşmayı kabul eden Rektör Tolga “Sabah basına açıklama yaptım, sanırım yanlış anlaşılma söz konusu, polisin uyguladığı orantısız güce de karşıyım” dedi ancak bu açıklama yeterli bulunmadı ve protestolar devam etti.
Prof. Tolga dün akşam saatlerinde yazılı bir açıklama yaptı ve “Açıklamanın Başbakan’ın eleştirileri ile aynı günde denk gelmesi, olayın gündemde olmasından kaynaklanan bir tesadüftür” dedi.
Ancak bu açıklama da öğrencileri tatmin etmedi. Öğrenciler, “Rektör Prof. Dr. Ethem Tolga bizimle konuşana kadar bekleyeceğiz. Bildirinin altındaki imzasını geri çekmesini ya da istifa etmesini istiyoruz” dedi. Rektör yaptığı görüşmelerin ardından megafonla öğrencilere seslendi. Daha önce yaptığı açıklamanın aynısını tekrar yapan Prof. Dr. Ethem Tolga, konuşmasının sonunda yanlış anlaşıldığını söyleyerek özür diledi. Bunun üzerine öğrenciler dağıldı.
Son Güncelleme: Cuma, 28 Aralık 2012 00:22
Gösterim: 2100


