Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

TEOG'da tüm soruları doğru olarak cevaplayan öğrencilerden İlker Can Çiçek'in olimpiyat derecesi ile aldığı ek puanlarla 501.21 puana ulaşarak Türkiye birincisi olduğu belirtildi.

Temel Öğretimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı'nda (TEOG) tüm soruları doğru olarak cevaplayan öğrencilerin katılımıyla basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda 240 sorudan tam puan alan öğrencilerin isimleri tek tek okunarak tebrik edildi. Öğrencilerden İlker Can Çiçek'in olimpiyat derecesi ile aldığı ek puanlarla 501.21 puana ulaşarak Türkiye birincisi olduğu belirtildi. Toplantıda başarılı olan öğrencilere plaket verildi.

Toplantının ardından soruları yanıtlayan Özel Sabahattin Zaim Anafen Ortaokulu'ndan mezun olan İlker Can Çiçek, Ulusal Matematik Olimpiyatları'nda Türkiye Birincisi ve Uluslararası Matematik Olimpiyatları'nda dünya ikincisi olduğunu belirterek, ek puan almaya hak kazandığını ve 500'ün üzerinde bir puan aldığını söyledi.

Çiçek, başarısında emeği geçen okulu ve dersanesindeki öğretmenlerine teşekkür ederek, "Öğretmenlerin sadece benim için hazırladığı çalışma planlarını uyguladım. Onların ne fazlasını ne de azını yaptım. Tamamen öğretmenlerimin çizdiği yolda giderek başarıyı yakaladım. düzenli ve disiplinli bir çalışma programı uygulamaya çalıştık. Ayrıca bir matematik olimpiyatçısı olduğum için günde yaklaşık 3-4 saat çalışmam gerekiyordu" dedi.

Çiçek İstanbul içinde bir okul okumak istediğini belirterek başarısından dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. 

> TEOG birincisi tam puandan fazla puan aldı

TEOG'da tüm soruları doğru olarak cevaplayan öğrencilerden İlker Can Çiçek'in olimpiyat derecesi ile aldığı ek puanlarla 501.21 puana ulaşarak Türkiye birincisi olduğu belirtildi.

Temel Öğretimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı'nda (TEOG) tüm soruları doğru olarak cevaplayan öğrencilerin katılımıyla basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda 240 sorudan tam puan alan öğrencilerin isimleri tek tek okunarak tebrik edildi. Öğrencilerden İlker Can Çiçek'in olimpiyat derecesi ile aldığı ek puanlarla 501.21 puana ulaşarak Türkiye birincisi olduğu belirtildi. Toplantıda başarılı olan öğrencilere plaket verildi.

Toplantının ardından soruları yanıtlayan Özel Sabahattin Zaim Anafen Ortaokulu'ndan mezun olan İlker Can Çiçek, Ulusal Matematik Olimpiyatları'nda Türkiye Birincisi ve Uluslararası Matematik Olimpiyatları'nda dünya ikincisi olduğunu belirterek, ek puan almaya hak kazandığını ve 500'ün üzerinde bir puan aldığını söyledi.

Çiçek, başarısında emeği geçen okulu ve dersanesindeki öğretmenlerine teşekkür ederek, "Öğretmenlerin sadece benim için hazırladığı çalışma planlarını uyguladım. Onların ne fazlasını ne de azını yaptım. Tamamen öğretmenlerimin çizdiği yolda giderek başarıyı yakaladım. düzenli ve disiplinli bir çalışma programı uygulamaya çalıştık. Ayrıca bir matematik olimpiyatçısı olduğum için günde yaklaşık 3-4 saat çalışmam gerekiyordu" dedi.

Çiçek İstanbul içinde bir okul okumak istediğini belirterek başarısından dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. 

Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Temmuz 2014 10:29

Gösterim: 3486

artı eğitim dergisi 10. yılını Adile Sultan Sarayı’nda düzenlenen geceyle kutladı. Geceye eğitim camiasının önde gelen isimleri ve sektör temsilcileri katıldı.

artı eğitim dergisi 10. yılını Adile Sultan Sarayı’nda düzenlenen geceyle kutladı. Yılın Eğitimde Başarı Ödülleri’nin de verildiği geceye eğitim camiasının önde gelen isimleri ve sektör temsilcileri katıldı. Artı eğitim Dergisi ve Eğitimtercihi’nin ortaklaşa düzenlediği ödül töreninin açılış konuşmasını artı eğitim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cem Kaçmaz yaptı. İstanbul Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’da geceye katılanlar arasındaydı.

 

İşte ödül alanlar;

Yılın öğretmeni Hamza Tatar-İnan Onuk Şırnak Çok Programlı Lisesi

Yılın Yaşam Boyu Eğitim Ödülü Dr Rüstem Eyüboğlu Eyüboğlu Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı

Yılın Okul Projesi Gezici Bilim Müzesi Bahçeşehir Koleji

Yılın Eğitim Girişimcisi İbrahim Taşel Final Eğitim Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı

Yılın Kamu Kurumu İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü

Yılın Eğitimci Akademisyen Ödülü Prof. Dr. İrfan Erdoğan

Yılın Sivil Toplum Kurumu Türkiye Özel Okullar Birliği

Yılın Bürokratı Bülent Özcan Türkiye Ulusal Ajansı

Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi Baba Beni Okula Gönder Doğan Gazetecilik-ÇYDD

Yılın Eğitim Çözümleri Şirketi INTEL

 Yılın Eğitim Projesi e-okul Milli Eğitim Bakanlığı

 Yılın Eğitim Programı Abbas Güçlü ile Genç Bakış

Yılın Eğitim Yayıncılığı Şirketi Final Yayıncılık

artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü T-BMA Doğa Koleji Uğur Gazanker Doğa Koleji CEO'su

artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü Sınırları Aşan Eğitim Özel Ödülü BAU İnternational Enver Yücel Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı

 artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü Bilfen Filarmoni Orkestrası Bilfen Eğitim Kurumları

artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü Study in Turkey Dr. Mustafa aydın DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı

 İşte artı eğitim Dergisi 10. Yıl kutlamasından kareler;









artı eğitim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cem Kaçmaz









Cem Gülan, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eş Başkanı, Doğan Koleji Kurucu Temsilcisi









İbrahim Taşel Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı









İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, Yusuf Tavukçuoğlu'ndan ödülünü alırken









Doğan Gazetecilik-ÇYDD Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi ödülünü ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü’den alırken

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız









ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Ömer Balıbey

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

--

> artı eğitim Dergisi’nin 10. yılından kareler

artı eğitim dergisi 10. yılını Adile Sultan Sarayı’nda düzenlenen geceyle kutladı. Geceye eğitim camiasının önde gelen isimleri ve sektör temsilcileri katıldı.

artı eğitim dergisi 10. yılını Adile Sultan Sarayı’nda düzenlenen geceyle kutladı. Yılın Eğitimde Başarı Ödülleri’nin de verildiği geceye eğitim camiasının önde gelen isimleri ve sektör temsilcileri katıldı. Artı eğitim Dergisi ve Eğitimtercihi’nin ortaklaşa düzenlediği ödül töreninin açılış konuşmasını artı eğitim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cem Kaçmaz yaptı. İstanbul Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’da geceye katılanlar arasındaydı.

 

İşte ödül alanlar;

Yılın öğretmeni Hamza Tatar-İnan Onuk Şırnak Çok Programlı Lisesi

Yılın Yaşam Boyu Eğitim Ödülü Dr Rüstem Eyüboğlu Eyüboğlu Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı

Yılın Okul Projesi Gezici Bilim Müzesi Bahçeşehir Koleji

Yılın Eğitim Girişimcisi İbrahim Taşel Final Eğitim Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı

Yılın Kamu Kurumu İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü

Yılın Eğitimci Akademisyen Ödülü Prof. Dr. İrfan Erdoğan

Yılın Sivil Toplum Kurumu Türkiye Özel Okullar Birliği

Yılın Bürokratı Bülent Özcan Türkiye Ulusal Ajansı

Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi Baba Beni Okula Gönder Doğan Gazetecilik-ÇYDD

Yılın Eğitim Çözümleri Şirketi INTEL

 Yılın Eğitim Projesi e-okul Milli Eğitim Bakanlığı

 Yılın Eğitim Programı Abbas Güçlü ile Genç Bakış

Yılın Eğitim Yayıncılığı Şirketi Final Yayıncılık

artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü T-BMA Doğa Koleji Uğur Gazanker Doğa Koleji CEO'su

artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü Sınırları Aşan Eğitim Özel Ödülü BAU İnternational Enver Yücel Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı

 artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü Bilfen Filarmoni Orkestrası Bilfen Eğitim Kurumları

artı eğitim Dergisi 10. yıl özel ödülü Study in Turkey Dr. Mustafa aydın DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı

 İşte artı eğitim Dergisi 10. Yıl kutlamasından kareler;









artı eğitim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cem Kaçmaz









Cem Gülan, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eş Başkanı, Doğan Koleji Kurucu Temsilcisi









İbrahim Taşel Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı









İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, Yusuf Tavukçuoğlu'ndan ödülünü alırken









Doğan Gazetecilik-ÇYDD Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi ödülünü ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü’den alırken

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız









ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Köprülü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Ömer Balıbey

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

--

Son Güncelleme: Perşembe, 12 Haziran 2014 15:30

Gösterim: 8831

Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden faciasında, sedye kirlenmesin diye çizmesini çıkarmak isteyen madenci Murat Yalçın, tüm Türkiye’yi duygulandırdı. Daha sonra çizmeleri kaybettiğini anlatan madenci Yalçın'a, Gaziantep’te ilkokulda eğitim gören Mehmet Emin Tunç, biriktirdiği harçlığıyla bir çift çizme aldı.

CİHAN haber ajansından İlkay Göçmen’in haberine göre,  Gaziantep’te ilkokulda eğitim gören Mehmet Emin Tunç, biriktirdiği harçlığıyla sedye kirlenmesin diye çizmesini çıkarmak isteyen madenci Murat Yalçın’a bir çift çizme aldı.

Gaziantep Özel Cahit Nakıboğlu Koleji 3’üncü sınıfta eğitim gören Mehmet Emin Tunç, Murat Yalçın’ın, sedye kirlenmesin diye çizmelerini çıkarmak istediği anın görüntülerinden çok etkilendiğini söyledi. Bu davranıştan dolayı çok duygulandığını anlatan Tunç, “Bütün Gaziantep ve okulumuz yaşanan bu faciadan dolayı çok üzgün. Ben de haberleri izlediğimde Murat Yalçın ağabeyimin yaptığı hareketten çok duygulandım. Daha sonra da o çizmelerin kaybolduğunu öğrendim. Ben de biriktirdiğim harçlığımda bir çizme almak istedim.” dedi.

Okul Müdürü Sinan Kocaman da Soma’da vefat eden madencilere rahmet dileyerek, “Bu olay bizi derinden yaraladı. Hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederiz. Bizim de bir öğrencimiz üzüntüsünü bu şekilde dile getirmiş oldu. Televizyonda gördüğü Murat Yalçın ağabeyinden çok etkilenmiş. Hastanede de çizmesini kaybettiğini öğrenince, kumbarasında biriktirdiği parayla çizme almış. Murat ağabeyini bir nebze mutlu ederse, biz de mutlu olacağız.” diye konuştu.

Mehmet Murat Tunç, aldığı sarı çizmeleri Murat Yalçın’a ulaştırılması için Manisa Valiliği’ne gönderdi.

> 3. sınıf öğrencisi o madenciye harçlığıyla çizme aldı

Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden faciasında, sedye kirlenmesin diye çizmesini çıkarmak isteyen madenci Murat Yalçın, tüm Türkiye’yi duygulandırdı. Daha sonra çizmeleri kaybettiğini anlatan madenci Yalçın'a, Gaziantep’te ilkokulda eğitim gören Mehmet Emin Tunç, biriktirdiği harçlığıyla bir çift çizme aldı.

CİHAN haber ajansından İlkay Göçmen’in haberine göre,  Gaziantep’te ilkokulda eğitim gören Mehmet Emin Tunç, biriktirdiği harçlığıyla sedye kirlenmesin diye çizmesini çıkarmak isteyen madenci Murat Yalçın’a bir çift çizme aldı.

Gaziantep Özel Cahit Nakıboğlu Koleji 3’üncü sınıfta eğitim gören Mehmet Emin Tunç, Murat Yalçın’ın, sedye kirlenmesin diye çizmelerini çıkarmak istediği anın görüntülerinden çok etkilendiğini söyledi. Bu davranıştan dolayı çok duygulandığını anlatan Tunç, “Bütün Gaziantep ve okulumuz yaşanan bu faciadan dolayı çok üzgün. Ben de haberleri izlediğimde Murat Yalçın ağabeyimin yaptığı hareketten çok duygulandım. Daha sonra da o çizmelerin kaybolduğunu öğrendim. Ben de biriktirdiğim harçlığımda bir çizme almak istedim.” dedi.

Okul Müdürü Sinan Kocaman da Soma’da vefat eden madencilere rahmet dileyerek, “Bu olay bizi derinden yaraladı. Hayatını kaybedenlerin yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederiz. Bizim de bir öğrencimiz üzüntüsünü bu şekilde dile getirmiş oldu. Televizyonda gördüğü Murat Yalçın ağabeyinden çok etkilenmiş. Hastanede de çizmesini kaybettiğini öğrenince, kumbarasında biriktirdiği parayla çizme almış. Murat ağabeyini bir nebze mutlu ederse, biz de mutlu olacağız.” diye konuştu.

Mehmet Murat Tunç, aldığı sarı çizmeleri Murat Yalçın’a ulaştırılması için Manisa Valiliği’ne gönderdi.

Son Güncelleme: Cuma, 16 May 2014 13:30

Gösterim: 2848

67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” isimli filmiyle en iyi film ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan, lisedeyken aldığı bir hediyenin hayatını değiştirdiğini söylüyor. İşte Ceylan'ın hayatı...

67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” isimli filmiyle en iyi film ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan, Türk sinemasına adını altın harflerle yazdırdı. Ödül töreninde yaptığı konuşmada Ceylan, "Bu ödülü, Türkiye'nin genç insanlarına ve geçen yıl hayatına kaybedenlere adıyorum" dedi.

Türk sinemasının en önemli yönetmenleri arasında yer alan Nuri Bilge Ceylan, 'Kış Uykusu' isimli filmiyle Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi kazanma başarısını göstererek, ülkemize büyük gurur yaşattı. Daha önce ilk kez Yılmaz Güney’in Yol filmi ile 1982’de bu onuru yaşamıştık ve yıllar sonra Nuri Bilge Ceylan, Türk Sinemasının 100. yılında bu ödülü kazanarak, ödüle ayrı bir anlam kazandırdı.

26 Ocak 1959 yılında İstanbul’un Bakırköy ilçesinde, ziraat mühendisi Mehmet Emin Ceylan ile Fatma Hanım’ın ikinci çocuğu olarak doğan Nuri Bilge Ceylan’ın çocukluğu baba memleketi olan Çanakkale Yenice’de geçer. Ağırbaşlı, içe dönük, az konuşan bir çocuk olan Nuri Bilge’nin eğitim hayatı 5. Sınıfa kadar Yenice’de geçtikten sonra İstanbul’a dönerler ailece. Ve Nuri Bilge, ilkokul beşi, ortaokulu ve liseyi İstanbul’da okur.

Lisedeyken aldığı hediyeyle hayatı değişti

Lise yılları Nuri Bilge Ceylan’ın hayatında önemli bir yere sahip. Çünkü kariyerine yön verecek gelişme tam da bu yıllarda olmuş. Lisedeyken aldığı bir hediyeyle hayatının değiştiğini söyleyen Ceylan, bir röportajında şöyle anlatır: “Çocukluk yıllarımda etrafımda sanata dair hiçbir şey yoktu. Küçük bir kasabada yaşıyordum ve çevremdeki tek sanat türü halk müziği ve biraz da filmlerdi. Fakat ne sergiler vardı ne de ona benzer bir şey. Nasıl oldu da sanata yöneldim, bunu bazen ben de kendime soruyorum. Galiba liseye giderken, İstanbul’da yaşadığım dönemde her şey başladı. Gerçekten bilmiyorum ama ben, kız kardeşim ve kuzenim hep birlikte sanatla ilgilenmeye başlamıştık. Birinin fotoğrafçılıkla ilgili bir kitabı bana hediye ettiğini hatırlıyorum. Belki de o sayede başlamıştır. Küçük bir çocuğa hediye alırken çok dikkatli olmalısınız. O kitap benim hayatımı değiştirdi – fotoğrafçılığı çok eğlenceli bir oyun gibi algılamamı sağladı. Bir karanlık oda yapmıştım ve orada fotoğraf tab ediyordum, zaman içinde bu yaptığımın bir sanat türü olduğunu fark etmeye başladım ve bir şekilde devam ettim. Kız kardeşim de benden sonra fotoğrafçılığa başladı.”

Yine de aklında mühendislik vardır Nuri Bilge Ceylan’ın ve 1976 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği’ni kazanır. Ancak, dönemin siyasi olaylarından ve karışıklığından dolayı okulunu tamamlayamaz.

1978 yılında tekrar üniversite sınavına giren Ceylan, bu kez, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği’ni kazanır. Ceylan’ın lise yıllarında başlayan objektif sevgisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde Fotoğrafçılık Kulübü’ne üye olması ile birlikte profesyonel boyuta taşınır. O dönemde cep harçlığını çıkarmak için arkadaşlarının vesikalık fotoğraflarını çeken Ceylan, ayrıca seçmeli sinema derslerine de girer.

Sinema yapmaya askerdeyken karar verdi

80’li yıllarda çeşitli karikatür ve sanat dergilerine dosyalar hazırlayan Nuri Bilge Ceylan, üniversiteden mezun olduktan sonra Londra ve Katmandu’ya giderek dünyayı tanımaya çalışır. Ceylan, Türkiye’ye döndükten sonra 18 ay boyunca askerlik yaptığı Ankara Mamak’ta, hayatının geri kalanında ne yapmak istediğine karar vermiştir artık: Sinema.

Askerliğini tamamladıktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde bu kez sinema okumaya başlar Ceylan, bir yandan da para kazanmak için fotoğrafçılık yapar.

Adım adım Altın Palmiye'ye tırmandı

Nuri Bilge Ceylan, 1995 yılında çektiği ‘Koza’ adlı kısa filmiyle sinema dünyasına adım attı ve bu filmiyle, Cannes Film Festivali’nin kısalar yarışmasına katılmaya hak kazandı. Bu önemli bir başarıdır. Çünkü festivalin kısalar yarışmasına katılmaya hak kazanan ilk Türk filmidir ‘Koza’.

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı.

2008 Cannes Film Festivali'nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle "En İyi Yönetmen Ödülü"nü aldı.

Nuri Bilge Ceylan'ın "Kış Uykusu" isimli filmi ise 2014 yılında 67. Cannes Film Festivali'nde büyük ödül olan Altın Palmiye'ye layık görüldü.

> Lisedeyken aldığı hediyeyle hayatı değişti

67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” isimli filmiyle en iyi film ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan, lisedeyken aldığı bir hediyenin hayatını değiştirdiğini söylüyor. İşte Ceylan'ın hayatı...

67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” isimli filmiyle en iyi film ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan, Türk sinemasına adını altın harflerle yazdırdı. Ödül töreninde yaptığı konuşmada Ceylan, "Bu ödülü, Türkiye'nin genç insanlarına ve geçen yıl hayatına kaybedenlere adıyorum" dedi.

Türk sinemasının en önemli yönetmenleri arasında yer alan Nuri Bilge Ceylan, 'Kış Uykusu' isimli filmiyle Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi kazanma başarısını göstererek, ülkemize büyük gurur yaşattı. Daha önce ilk kez Yılmaz Güney’in Yol filmi ile 1982’de bu onuru yaşamıştık ve yıllar sonra Nuri Bilge Ceylan, Türk Sinemasının 100. yılında bu ödülü kazanarak, ödüle ayrı bir anlam kazandırdı.

26 Ocak 1959 yılında İstanbul’un Bakırköy ilçesinde, ziraat mühendisi Mehmet Emin Ceylan ile Fatma Hanım’ın ikinci çocuğu olarak doğan Nuri Bilge Ceylan’ın çocukluğu baba memleketi olan Çanakkale Yenice’de geçer. Ağırbaşlı, içe dönük, az konuşan bir çocuk olan Nuri Bilge’nin eğitim hayatı 5. Sınıfa kadar Yenice’de geçtikten sonra İstanbul’a dönerler ailece. Ve Nuri Bilge, ilkokul beşi, ortaokulu ve liseyi İstanbul’da okur.

Lisedeyken aldığı hediyeyle hayatı değişti

Lise yılları Nuri Bilge Ceylan’ın hayatında önemli bir yere sahip. Çünkü kariyerine yön verecek gelişme tam da bu yıllarda olmuş. Lisedeyken aldığı bir hediyeyle hayatının değiştiğini söyleyen Ceylan, bir röportajında şöyle anlatır: “Çocukluk yıllarımda etrafımda sanata dair hiçbir şey yoktu. Küçük bir kasabada yaşıyordum ve çevremdeki tek sanat türü halk müziği ve biraz da filmlerdi. Fakat ne sergiler vardı ne de ona benzer bir şey. Nasıl oldu da sanata yöneldim, bunu bazen ben de kendime soruyorum. Galiba liseye giderken, İstanbul’da yaşadığım dönemde her şey başladı. Gerçekten bilmiyorum ama ben, kız kardeşim ve kuzenim hep birlikte sanatla ilgilenmeye başlamıştık. Birinin fotoğrafçılıkla ilgili bir kitabı bana hediye ettiğini hatırlıyorum. Belki de o sayede başlamıştır. Küçük bir çocuğa hediye alırken çok dikkatli olmalısınız. O kitap benim hayatımı değiştirdi – fotoğrafçılığı çok eğlenceli bir oyun gibi algılamamı sağladı. Bir karanlık oda yapmıştım ve orada fotoğraf tab ediyordum, zaman içinde bu yaptığımın bir sanat türü olduğunu fark etmeye başladım ve bir şekilde devam ettim. Kız kardeşim de benden sonra fotoğrafçılığa başladı.”

Yine de aklında mühendislik vardır Nuri Bilge Ceylan’ın ve 1976 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği’ni kazanır. Ancak, dönemin siyasi olaylarından ve karışıklığından dolayı okulunu tamamlayamaz.

1978 yılında tekrar üniversite sınavına giren Ceylan, bu kez, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği’ni kazanır. Ceylan’ın lise yıllarında başlayan objektif sevgisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde Fotoğrafçılık Kulübü’ne üye olması ile birlikte profesyonel boyuta taşınır. O dönemde cep harçlığını çıkarmak için arkadaşlarının vesikalık fotoğraflarını çeken Ceylan, ayrıca seçmeli sinema derslerine de girer.

Sinema yapmaya askerdeyken karar verdi

80’li yıllarda çeşitli karikatür ve sanat dergilerine dosyalar hazırlayan Nuri Bilge Ceylan, üniversiteden mezun olduktan sonra Londra ve Katmandu’ya giderek dünyayı tanımaya çalışır. Ceylan, Türkiye’ye döndükten sonra 18 ay boyunca askerlik yaptığı Ankara Mamak’ta, hayatının geri kalanında ne yapmak istediğine karar vermiştir artık: Sinema.

Askerliğini tamamladıktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde bu kez sinema okumaya başlar Ceylan, bir yandan da para kazanmak için fotoğrafçılık yapar.

Adım adım Altın Palmiye'ye tırmandı

Nuri Bilge Ceylan, 1995 yılında çektiği ‘Koza’ adlı kısa filmiyle sinema dünyasına adım attı ve bu filmiyle, Cannes Film Festivali’nin kısalar yarışmasına katılmaya hak kazandı. Bu önemli bir başarıdır. Çünkü festivalin kısalar yarışmasına katılmaya hak kazanan ilk Türk filmidir ‘Koza’.

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı.

2008 Cannes Film Festivali'nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle "En İyi Yönetmen Ödülü"nü aldı.

Nuri Bilge Ceylan'ın "Kış Uykusu" isimli filmi ise 2014 yılında 67. Cannes Film Festivali'nde büyük ödül olan Altın Palmiye'ye layık görüldü.

Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Haziran 2014 07:41

Gösterim: 3594

Madenci bir babanın birkaç yıl önce 16 yaşındaki kızı tarafından yapılan bu resim sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı.

Babası, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü Gelik İşletmesi'nde 14 yıldır çalışan Erdemir Anadolu Lisesi 10'uncu sınıf öğrencisi Nihal Acar'ın pastel boya ile yaptığı resim, Soma'daki maden faciasının ardından sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı.

Nihal Acar, madenci babanın baretindeki ışıkla evindeki eşi ve çocuğunu gösteren resimi, 4 yıl önce Türkiye Maden Mühendisleri Odası'nın düzenlediği yarışma için yaptığını söyledi. Nihal Acar, yarışmada derece alamadığı resimi kısa süre önce babasının kendi facebook sayfasında paylaştığını belirtti.

Madenci babasından ilham alarak yaptığı resmi Zonguldak'ta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamasında elinde taşıyan Nihal Acar, "Resim, zor şartlar altında çalışan bir maden işçisinin evini geçindirmeye çalıştığını ve o zorluklara çocukları ve ailesine bakmak için katlandığını anlatıyor. Resmimin ilgi görmesi tabi çok güzel bir duygu" dedi.

Nihal Acar, Soma'daki maden faciasını duyduğunda çok üzüldüğünü, ölen madencilerin ailelerinin acılarını paylaştığını söyledi. Benzer bir olayın kendi babasının başına gelebileceği endişesiyle yaşadığını anlatan Acar, "Her siren sesi duyduğumda, ambulans gördüğümde acaba benim babam mı diye düşünüyorum. Her gün işe gittiğinde geri dönecek mi diye düşünüyorum. Bu çok kötü ve zor bir durum" diye konuştu.

Maden işçisi 40 yaşındaki İlhan Acar ise kızının çizdiği resimi görünce çok duygulandığını söyledi. İlhan Acar, "Kızımın çizdiği resim aslında bizim neden o zor şartlarda yerin altına girmek zorunda kaldığımızı anlatıyor. Daha da güzel anlatılamazdı heralde. Böyle acı bir günde bir çok kişinin duygularını anlatan bir çizim. Resmin sosyal medyada rekor kormasından öte iş cinayetleri ve iş kazaları için önlemler alınmasına vesile olmasını istiyoruz" dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

> İşte o resmi yapan kız

Madenci bir babanın birkaç yıl önce 16 yaşındaki kızı tarafından yapılan bu resim sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı.

Babası, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü Gelik İşletmesi'nde 14 yıldır çalışan Erdemir Anadolu Lisesi 10'uncu sınıf öğrencisi Nihal Acar'ın pastel boya ile yaptığı resim, Soma'daki maden faciasının ardından sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı.

Nihal Acar, madenci babanın baretindeki ışıkla evindeki eşi ve çocuğunu gösteren resimi, 4 yıl önce Türkiye Maden Mühendisleri Odası'nın düzenlediği yarışma için yaptığını söyledi. Nihal Acar, yarışmada derece alamadığı resimi kısa süre önce babasının kendi facebook sayfasında paylaştığını belirtti.

Madenci babasından ilham alarak yaptığı resmi Zonguldak'ta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamasında elinde taşıyan Nihal Acar, "Resim, zor şartlar altında çalışan bir maden işçisinin evini geçindirmeye çalıştığını ve o zorluklara çocukları ve ailesine bakmak için katlandığını anlatıyor. Resmimin ilgi görmesi tabi çok güzel bir duygu" dedi.

Nihal Acar, Soma'daki maden faciasını duyduğunda çok üzüldüğünü, ölen madencilerin ailelerinin acılarını paylaştığını söyledi. Benzer bir olayın kendi babasının başına gelebileceği endişesiyle yaşadığını anlatan Acar, "Her siren sesi duyduğumda, ambulans gördüğümde acaba benim babam mı diye düşünüyorum. Her gün işe gittiğinde geri dönecek mi diye düşünüyorum. Bu çok kötü ve zor bir durum" diye konuştu.

Maden işçisi 40 yaşındaki İlhan Acar ise kızının çizdiği resimi görünce çok duygulandığını söyledi. İlhan Acar, "Kızımın çizdiği resim aslında bizim neden o zor şartlarda yerin altına girmek zorunda kaldığımızı anlatıyor. Daha da güzel anlatılamazdı heralde. Böyle acı bir günde bir çok kişinin duygularını anlatan bir çizim. Resmin sosyal medyada rekor kormasından öte iş cinayetleri ve iş kazaları için önlemler alınmasına vesile olmasını istiyoruz" dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 14 May 2014 17:20

Gösterim: 4596


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.