Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

YÖK'ün Mardin Artuklu Üniversitesi'ne Kürtçe öğretmeni yetiştirmek için verdiği 500 kişilik kontenjanı 250'ye indirmesi ve formasyonu olmayanlara formasyon vermeyeceğini açıklamasına Kürtçe öğretmen adayları tepkili.

Öğrenciler; YÖK'e ve YÖK'ün kararının ardından 'Seçmeli Kürtçe Dersi Tezsiz Yüksek Lisans Programı'nı askıya aldığını açıklayan Mardin Artuklu Üniversitesi'ne, rektörlük önünde topluca basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

Mardin Artuklu Üniversitesi Kürtçe Tezsiz Yüksek Lisans Mağdurları Platformu oluşturan öğrenciler adına açıklamayı okuyan Özcan Çiçek, Mardin Artuklu Üniversitesi 'Seçmeli Kürtçe Dersi Tezsiz Yüksek Lisans Programı' öğretmen adayları olarak formasyon ve '500 kişilik kontenjan onayı' zemininde maruz kaldıkları maddî ve manevî mağduriyete dikkat çekmek istediklerini söyledi. Özcan Çicek, hükümet tarafından Kürtçe'nin seçmeli ders olarak ortaöğretimde hayata geçirilmesi kararı alındığında; herhangi bir eğitim materyalinin olmayışı ve Kürtçe dersi öğretmenlerinin yokluğu, ana sorun olarak görülmüş ve haklı olarak hem nitelik hem de nicelik olarak bu alanda donanımlı Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji biriminin etkin bir rol üstlenebileceği fikrinin ortaya atıldı." dedi.

Özcan Çicek açıklama şu görüşlere yer verdi: " Bakanlık ve üniersite arasında bazı formalitelerin ertelenmesi suretiyle acil şekilde aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Mardin Artuklu Üniversitesi ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan yazılı protokol gereği iki ay içerisinde Kurmancî ve Zazakî ders kitapları ve bu ders kitaplarına dayanak teşkil eden programın hazırlanması, 'Kürtçe Tezsiz Yüksek Lisans Programı' adı altında bir programın açılarak bu programa 'Kürtçe öğretmeni' adayının yerleştirilmesini sağlamak ve bu adaylar arasından pedagojik formasyonu olmayanlara formasyon derslerinin verilerek bakanlıkça bu konuda, YÖK ile görüşülüp gerekli onayın çıkarılması, Buna bir teminat olarak kabul eden Mardin Artuklu Üniversitesi söz konusu durumu YÖK'e yazılı olarak bildirmek suretiyle belirlediği 500 kişilik bir kontenjanla çıktığı ilana 2 bin 528 aday müracaat etmiştir. ÖSYM ölçü ve standartlarında yapılan sınav neticesinde de 500 kişi bu programa yerleşmeye hak kazanmıştır."

Yurdun dört bir yanından Kürtçe öğretmen adaylarının kurulu düzenlerini bırakarak Mardin'e geldiğini ve yerleştiğini anlatan Çiçek açıklama da şu bilgileri de yer verdi: "Ancak Artuklu Üniversitesi'nin internet sitesinde; daha önce belirlenmiş 500 kişilik kontenjanın 250'ye indirgendiği, formasyon onayının da verilemeyeceği ve üniversitenin bu sorunun çözüme kavuşturulmaması durumunda “süreçten çekileceği” açıklamasını okuduğumuzda tam anlamıyla bir hayal kırıklığına uğradık. Lisansüstü eğitim programı mevzuatı incelediğinde, Mardin Artuklu Üniversitesi ile birlikte aynı programa başvuran diğer üniversitelere yüzlerce kontenjan tanınmışken, üniversitemize zaten tahsis edilmiş 500 kişilik kontenjanın yarıya düşürülmek istenmesi çok manidar buluyoruz. Bahse konu mevzuat gereğince bir yüksek lisans programı açmak ve pedagojik formasyonu verebilmek için belirli sayıda kadrolu profesör, doçent ve yardımcı doçent unvanlı öğretim üyesi ile bunlara yardımcı olacak öğretim görevlilerinin bulunması zorunludur. Kürdoloji alanında Mardin Artuklu Üniversitesi ile diğer üniversiteleri yetkinlik bağlamında karşılaştırdığımızda bu şartları taşıyan tek üniversitenin Artuklu Üniversitesi'dir.”

Yanlışlık düzeltilmeli

Basın açıklamasından sonra tepkilerini uzun süre alkışlayarak gösteren öğrenciler, olaysız bir şekilde dağıldı. Basın açıklamasına 4 yaşındaki çocuğu ve eşi ile birlikte katılan Ekrem Başak, 2. üniversite olarak okuduğu Kilis Üniversitesi'nde eğitim gördüğü Türkçe Öğretmenliği 4. Sınıfı bırakarak ailesi ile birlikte Mardin'e yerleştiğini anlattı. Bütün ailesini karşısına alarak Mardin'e geldiğini söyleyen Başak, “2. üniversiteyi okuyorum. Kiliste Türkçe öğretmenliği 4 sınıf okuyorum. Bu yıl internetten MAÜ'nün bir sınav açtığını üniversiteye yerleşip atanacağımızı okuduk. Bizde gelip sınava girdik. Meşru bir sınav ile yerleştik. 1 aydır eşimi de çocuklarımı da buraya getirmişim. Bir ay sonra benim buradan gitmem isteniyor. Bunu kendime yediremiyorum. İnsanlığıma yediremiyorum. Gururuma yediremiyorum. Bu durumun yetkililere duyurulmasını istiyorum. Çok duyguluyum. Söyleyecek çok şey var ama söyleyemiyorum. İnsanlar buraya getirilmiş, burada ev tutmuşlar. Bir ay sonra evine git diyemezler. Dedikleri zaman bu haksızlık olur adaletsizlik olur. Onların insanlığına, vicdanına sığınıyorum. Eğer ki bunu kabul ediyorlarsa bende kabul etmişim. Bu durumu daha aileme bildirmemişim. Onlara bildirmeyi kendime yediremiyorum. Bu yaştan sonra ben aileme Mardin'e yerleştim şimdi beni gönderecekler diyemiyorum.”dedi.

Şırnak'tan Tezsiz Kürtçe Yüksek Lisans programını okumak üzere gelen Mardin'e gelen öğrencilerden Muhsin Eren ise yaptığı işten istifa ederek ayrıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini istedi.

(haber7)

> Kürtçe dersi öğretmenlerinden YÖK’e tepki

YÖK'ün Mardin Artuklu Üniversitesi'ne Kürtçe öğretmeni yetiştirmek için verdiği 500 kişilik kontenjanı 250'ye indirmesi ve formasyonu olmayanlara formasyon vermeyeceğini açıklamasına Kürtçe öğretmen adayları tepkili.

Öğrenciler; YÖK'e ve YÖK'ün kararının ardından 'Seçmeli Kürtçe Dersi Tezsiz Yüksek Lisans Programı'nı askıya aldığını açıklayan Mardin Artuklu Üniversitesi'ne, rektörlük önünde topluca basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

Mardin Artuklu Üniversitesi Kürtçe Tezsiz Yüksek Lisans Mağdurları Platformu oluşturan öğrenciler adına açıklamayı okuyan Özcan Çiçek, Mardin Artuklu Üniversitesi 'Seçmeli Kürtçe Dersi Tezsiz Yüksek Lisans Programı' öğretmen adayları olarak formasyon ve '500 kişilik kontenjan onayı' zemininde maruz kaldıkları maddî ve manevî mağduriyete dikkat çekmek istediklerini söyledi. Özcan Çicek, hükümet tarafından Kürtçe'nin seçmeli ders olarak ortaöğretimde hayata geçirilmesi kararı alındığında; herhangi bir eğitim materyalinin olmayışı ve Kürtçe dersi öğretmenlerinin yokluğu, ana sorun olarak görülmüş ve haklı olarak hem nitelik hem de nicelik olarak bu alanda donanımlı Mardin Artuklu Üniversitesi Kürdoloji biriminin etkin bir rol üstlenebileceği fikrinin ortaya atıldı." dedi.

Özcan Çicek açıklama şu görüşlere yer verdi: " Bakanlık ve üniersite arasında bazı formalitelerin ertelenmesi suretiyle acil şekilde aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Mardin Artuklu Üniversitesi ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan yazılı protokol gereği iki ay içerisinde Kurmancî ve Zazakî ders kitapları ve bu ders kitaplarına dayanak teşkil eden programın hazırlanması, 'Kürtçe Tezsiz Yüksek Lisans Programı' adı altında bir programın açılarak bu programa 'Kürtçe öğretmeni' adayının yerleştirilmesini sağlamak ve bu adaylar arasından pedagojik formasyonu olmayanlara formasyon derslerinin verilerek bakanlıkça bu konuda, YÖK ile görüşülüp gerekli onayın çıkarılması, Buna bir teminat olarak kabul eden Mardin Artuklu Üniversitesi söz konusu durumu YÖK'e yazılı olarak bildirmek suretiyle belirlediği 500 kişilik bir kontenjanla çıktığı ilana 2 bin 528 aday müracaat etmiştir. ÖSYM ölçü ve standartlarında yapılan sınav neticesinde de 500 kişi bu programa yerleşmeye hak kazanmıştır."

Yurdun dört bir yanından Kürtçe öğretmen adaylarının kurulu düzenlerini bırakarak Mardin'e geldiğini ve yerleştiğini anlatan Çiçek açıklama da şu bilgileri de yer verdi: "Ancak Artuklu Üniversitesi'nin internet sitesinde; daha önce belirlenmiş 500 kişilik kontenjanın 250'ye indirgendiği, formasyon onayının da verilemeyeceği ve üniversitenin bu sorunun çözüme kavuşturulmaması durumunda “süreçten çekileceği” açıklamasını okuduğumuzda tam anlamıyla bir hayal kırıklığına uğradık. Lisansüstü eğitim programı mevzuatı incelediğinde, Mardin Artuklu Üniversitesi ile birlikte aynı programa başvuran diğer üniversitelere yüzlerce kontenjan tanınmışken, üniversitemize zaten tahsis edilmiş 500 kişilik kontenjanın yarıya düşürülmek istenmesi çok manidar buluyoruz. Bahse konu mevzuat gereğince bir yüksek lisans programı açmak ve pedagojik formasyonu verebilmek için belirli sayıda kadrolu profesör, doçent ve yardımcı doçent unvanlı öğretim üyesi ile bunlara yardımcı olacak öğretim görevlilerinin bulunması zorunludur. Kürdoloji alanında Mardin Artuklu Üniversitesi ile diğer üniversiteleri yetkinlik bağlamında karşılaştırdığımızda bu şartları taşıyan tek üniversitenin Artuklu Üniversitesi'dir.”

Yanlışlık düzeltilmeli

Basın açıklamasından sonra tepkilerini uzun süre alkışlayarak gösteren öğrenciler, olaysız bir şekilde dağıldı. Basın açıklamasına 4 yaşındaki çocuğu ve eşi ile birlikte katılan Ekrem Başak, 2. üniversite olarak okuduğu Kilis Üniversitesi'nde eğitim gördüğü Türkçe Öğretmenliği 4. Sınıfı bırakarak ailesi ile birlikte Mardin'e yerleştiğini anlattı. Bütün ailesini karşısına alarak Mardin'e geldiğini söyleyen Başak, “2. üniversiteyi okuyorum. Kiliste Türkçe öğretmenliği 4 sınıf okuyorum. Bu yıl internetten MAÜ'nün bir sınav açtığını üniversiteye yerleşip atanacağımızı okuduk. Bizde gelip sınava girdik. Meşru bir sınav ile yerleştik. 1 aydır eşimi de çocuklarımı da buraya getirmişim. Bir ay sonra benim buradan gitmem isteniyor. Bunu kendime yediremiyorum. İnsanlığıma yediremiyorum. Gururuma yediremiyorum. Bu durumun yetkililere duyurulmasını istiyorum. Çok duyguluyum. Söyleyecek çok şey var ama söyleyemiyorum. İnsanlar buraya getirilmiş, burada ev tutmuşlar. Bir ay sonra evine git diyemezler. Dedikleri zaman bu haksızlık olur adaletsizlik olur. Onların insanlığına, vicdanına sığınıyorum. Eğer ki bunu kabul ediyorlarsa bende kabul etmişim. Bu durumu daha aileme bildirmemişim. Onlara bildirmeyi kendime yediremiyorum. Bu yaştan sonra ben aileme Mardin'e yerleştim şimdi beni gönderecekler diyemiyorum.”dedi.

Şırnak'tan Tezsiz Kürtçe Yüksek Lisans programını okumak üzere gelen Mardin'e gelen öğrencilerden Muhsin Eren ise yaptığı işten istifa ederek ayrıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini istedi.

(haber7)

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Ekim 2012 17:38

Gösterim: 2153

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ''(Kurban Bayramı tatili) Bayram öncesinden başlayıp aradaki pazartesi salıyı birleştirirsek çok uzun bir tatil oluyor. Bu, turizm sektörü için doping olur ama öteki üretim sektörleri buna çok sıcak bakmıyor. Bu yüzden imkanı olanlar bence tatile gelsinler, olmayanlara da 'Daha kısa bir tatille yetinsinler' demek zorunda kalacağız'' dedi.

Ertuğrul Günay, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin Bodrum'un Ortakent Yahşi beldesindeki Şükran-Rauf Nasuhoğlu Araştırma Eğitim ve Kültür Merkezi binasının açılış törenine katıldı. Bakan Günay, burada yaptığı konuşmada, Muğla'yı yaklaşık 2 hafta önce ziyaret ettiğini ve Fethiye'de şehrin ortasında duran Telmessos Antik Tiyatrosu'nun restorasyonuna başladıklarını söyledi.

Antik tiyatroda gelecek yıl 2 bin-2 bin 500 kişilik etkinliklerin düzenlenebileceğini belirten Günay, tiyatronun hemen yanına müze kurulması için de protokol imzaladıklarını kaydetti.

Milas ve Bodrum'u çok sık ziyaret ettiğini ifade eden Günay, ''Milas'ta yerin altındaki lahit kazısından başlanan yapı, çevreye doğru inanılmaz bir yaygınlık gösteriyor. Umudum ve hayalim odur ki birkaç yıl içinde dünyada akropol kadar bilinen bir mekanı, dünyaya arkeoloji merkezi olarak tanıtmış olacağız. Hemen 5 kilometre yakınındaki Beçin Kalesi de bir Roma, Selçuklu ve Menteşoğlu merkezi olarak bütün görkemiyle yanı başında ayağa kalkmaya başlıyor'' diye konuştu.

Bakan Günay, Şükran-Rauf Nasuhoğlu Araştırma Eğitim ve Kültür Merkezi binasının açılmasına katkı sağlayan Şükran Nasuhoğlu'na teşekkür etti. Bu merkezin Bodrum ve Ortakent Yahşi beldesine armağan edilmesinin çok değerli olduğuna işaret eden Günay, ''Hep birlike Türkiye'yi daha iyi bir yere götürmeye çalışıyoruz. Büyük özveriler içinde ülkemize hizmet eden ve bugün aramızda bulunmayan insanların ruhlarını şad ediyoruz'' diye konuştu.

Bakan Günay daha sonra, Şükran Nasuhoğlu'na, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar da Bakan Günay'a plaket verdi.

Günay, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinin verdiği klasik müzik konserini dinledi ve Şükran-Rauf Nasuhoğlu'nun hayatının anlatıldığı belgeseli izledi.

Bayram tatili

Bakan Günay, törenin ardından bir gazetecinin, Kurban Bayramı tatilinin süresiyle ilgili sorusuna şu yanıtı verdi:

''Pazartesi, salı ve hatta kısmen çarşamba var. Oldukça uzun bir tatil olacak. Bu bir miktar zor görünüyor. Durumu iyi olanlar erken rezervasyon yaptırabilirler. Kamu görevine bağlı olmayanlar ya da işyerleri imkan verenler... Çünkü yazdan kalma günler yaşayacağımızı düşünüyorum. Bayram öncesinden başlayıp aradaki pazartesi salıyı birleştirirsek çok uzun bir tatil oluyor. Bu turizm sektörü için doping olur ama öteki üretim sektörleri buna çok sıcak bakmıyor. Bu yüzden imkanı olanlar bence tatile gelsinler, olmayanlara da 'Daha kısa bir tatille yetinsinler' demek zorunda kalacağız.''

> Kurban bayramı tatili kaç gün olacak?

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ''(Kurban Bayramı tatili) Bayram öncesinden başlayıp aradaki pazartesi salıyı birleştirirsek çok uzun bir tatil oluyor. Bu, turizm sektörü için doping olur ama öteki üretim sektörleri buna çok sıcak bakmıyor. Bu yüzden imkanı olanlar bence tatile gelsinler, olmayanlara da 'Daha kısa bir tatille yetinsinler' demek zorunda kalacağız'' dedi.

Ertuğrul Günay, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin Bodrum'un Ortakent Yahşi beldesindeki Şükran-Rauf Nasuhoğlu Araştırma Eğitim ve Kültür Merkezi binasının açılış törenine katıldı. Bakan Günay, burada yaptığı konuşmada, Muğla'yı yaklaşık 2 hafta önce ziyaret ettiğini ve Fethiye'de şehrin ortasında duran Telmessos Antik Tiyatrosu'nun restorasyonuna başladıklarını söyledi.

Antik tiyatroda gelecek yıl 2 bin-2 bin 500 kişilik etkinliklerin düzenlenebileceğini belirten Günay, tiyatronun hemen yanına müze kurulması için de protokol imzaladıklarını kaydetti.

Milas ve Bodrum'u çok sık ziyaret ettiğini ifade eden Günay, ''Milas'ta yerin altındaki lahit kazısından başlanan yapı, çevreye doğru inanılmaz bir yaygınlık gösteriyor. Umudum ve hayalim odur ki birkaç yıl içinde dünyada akropol kadar bilinen bir mekanı, dünyaya arkeoloji merkezi olarak tanıtmış olacağız. Hemen 5 kilometre yakınındaki Beçin Kalesi de bir Roma, Selçuklu ve Menteşoğlu merkezi olarak bütün görkemiyle yanı başında ayağa kalkmaya başlıyor'' diye konuştu.

Bakan Günay, Şükran-Rauf Nasuhoğlu Araştırma Eğitim ve Kültür Merkezi binasının açılmasına katkı sağlayan Şükran Nasuhoğlu'na teşekkür etti. Bu merkezin Bodrum ve Ortakent Yahşi beldesine armağan edilmesinin çok değerli olduğuna işaret eden Günay, ''Hep birlike Türkiye'yi daha iyi bir yere götürmeye çalışıyoruz. Büyük özveriler içinde ülkemize hizmet eden ve bugün aramızda bulunmayan insanların ruhlarını şad ediyoruz'' diye konuştu.

Bakan Günay daha sonra, Şükran Nasuhoğlu'na, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar da Bakan Günay'a plaket verdi.

Günay, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinin verdiği klasik müzik konserini dinledi ve Şükran-Rauf Nasuhoğlu'nun hayatının anlatıldığı belgeseli izledi.

Bayram tatili

Bakan Günay, törenin ardından bir gazetecinin, Kurban Bayramı tatilinin süresiyle ilgili sorusuna şu yanıtı verdi:

''Pazartesi, salı ve hatta kısmen çarşamba var. Oldukça uzun bir tatil olacak. Bu bir miktar zor görünüyor. Durumu iyi olanlar erken rezervasyon yaptırabilirler. Kamu görevine bağlı olmayanlar ya da işyerleri imkan verenler... Çünkü yazdan kalma günler yaşayacağımızı düşünüyorum. Bayram öncesinden başlayıp aradaki pazartesi salıyı birleştirirsek çok uzun bir tatil oluyor. Bu turizm sektörü için doping olur ama öteki üretim sektörleri buna çok sıcak bakmıyor. Bu yüzden imkanı olanlar bence tatile gelsinler, olmayanlara da 'Daha kısa bir tatille yetinsinler' demek zorunda kalacağız.''

Son Güncelleme: Perşembe, 04 Ekim 2012 13:52

Gösterim: 2974

Diyarbakır'da ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 5. sınıflarında okuyan 37 bin 988 öğrenciden, 3 bin 883'ünün seçtiği Yaşayan Diller ve Lehçeler dersinde yer alan Kürtçe'nin öğretilmesine başlandı. İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Hadi Ağırbaş, henüz ders kitapları olmadan eğitim verildiğini belirtti.

İlde Kürtçe'yi öğrenmek isteyen 3 bin 883 öğrenciden 70'inin öğrenim gördüğü Yenişehir ilçesindeki Aliemiri Ortaokulu'nda da Kürtçe seçmeli ders veriliyor.

İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Hadi Ağırbaş, okulu ziyaretinde, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentteki öğrencilerin Yaşayan Dil ve Lehçeler kapsamında seçtiği dersler için çalışmaları tamamladıklarını, kentte Kürtçe dil öğretimine başlandığını söyledi.

Kürtçe bilen öğretmenler görevlendirildi ama ders kitapları bulunmuyor

Ağırbaş, ''Ancak bu dersin müfredatı var. Bu dersleri verecek öğretmenlerin, bu dersin eğitimini verebileceklerini beyan etmesiyle, ders verecek öğretmenleri de belirledik. Talim Terbiye Kurulu'nca gönderilecek müfredat doğrultusunda öğrencilerimiz eğitim öğretim yılı boyunca haftada 2 saat bu dersin eğitimini alacaklar. Sadece şu an ders kitaplarımız bulunmuyor'' dedi.

> Okullarda Kürtçe derslerine başlandı ama…

Diyarbakır'da ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 5. sınıflarında okuyan 37 bin 988 öğrenciden, 3 bin 883'ünün seçtiği Yaşayan Diller ve Lehçeler dersinde yer alan Kürtçe'nin öğretilmesine başlandı. İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Hadi Ağırbaş, henüz ders kitapları olmadan eğitim verildiğini belirtti.

İlde Kürtçe'yi öğrenmek isteyen 3 bin 883 öğrenciden 70'inin öğrenim gördüğü Yenişehir ilçesindeki Aliemiri Ortaokulu'nda da Kürtçe seçmeli ders veriliyor.

İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Hadi Ağırbaş, okulu ziyaretinde, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentteki öğrencilerin Yaşayan Dil ve Lehçeler kapsamında seçtiği dersler için çalışmaları tamamladıklarını, kentte Kürtçe dil öğretimine başlandığını söyledi.

Kürtçe bilen öğretmenler görevlendirildi ama ders kitapları bulunmuyor

Ağırbaş, ''Ancak bu dersin müfredatı var. Bu dersleri verecek öğretmenlerin, bu dersin eğitimini verebileceklerini beyan etmesiyle, ders verecek öğretmenleri de belirledik. Talim Terbiye Kurulu'nca gönderilecek müfredat doğrultusunda öğrencilerimiz eğitim öğretim yılı boyunca haftada 2 saat bu dersin eğitimini alacaklar. Sadece şu an ders kitaplarımız bulunmuyor'' dedi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Ekim 2012 15:48

Gösterim: 1862

Başbakan Erdoğan’ın Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen konferansa katılması nedeniyle üniversitede olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Çatılara keskin nişancılar yerleştirilirken, listede adı olmayanlar içeri alınmadı. Erdoğan’ı protesto etmek isteyen 12 öğrenci ise gözaltına alındı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Üniversitesi'nin 2012-2013 akademik yıl açılış törenine katıldı.

Başbakan Erdoğan’ın konferansa katılması nedeniyle üniversitede geniş güvenlik önlemleri alındı. Üniversite yerleşkesindeki çatılara keskin nişancıların yerleştirildiği görüldü.

Morfoloji binasında gerçekleştirilen konferansa sadece listede adı olanlar alındı. Öğrenci ve öğretim üyeleri ise yapılan aramalardan sonra salona alındı.

'TERÖRLE ARANIZA MESAFE KOYUN'

Başbakan Erdoğan, konferansta yaptığı konuşmada öğrencilere bazı tavsiyelerde bulundu.

Erdoğan, “Sakın ailenizi unutmayın, aile millet demektir. Kibir ve gurur asla yanınıza yaklaşmasın. Tavrınızı daima hoşgörü ve demokrasiden yana koyun. Şiddet, terör ve kötü alışkanlıklara karşı her zaman mesafeli olun” diye konuştu.

ÖĞRENCİLERE BİBER GAZLI MÜDAHALE

Öte yandan, Başbakan Erdoğan'ın törenin yapılacağı Morfoloji binasına gelişi sırasında, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyesi oldukları belirtilen bir grup, protesto eylemi yapmak istedi.

Güvenlik güçlerinin barikat oluşturarak durdurduğu grup direnince, biber gazıyla müdahalede edildi.

Polis ekipleri, eylemde ısrar eden gruptan 12 kişiyi gözaltına aldı.

(ntv)

> Basından sonra öğrencilere de akreditasyon uygulandı

Başbakan Erdoğan’ın Ankara Üniversitesi’nde düzenlenen konferansa katılması nedeniyle üniversitede olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Çatılara keskin nişancılar yerleştirilirken, listede adı olmayanlar içeri alınmadı. Erdoğan’ı protesto etmek isteyen 12 öğrenci ise gözaltına alındı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Üniversitesi'nin 2012-2013 akademik yıl açılış törenine katıldı.

Başbakan Erdoğan’ın konferansa katılması nedeniyle üniversitede geniş güvenlik önlemleri alındı. Üniversite yerleşkesindeki çatılara keskin nişancıların yerleştirildiği görüldü.

Morfoloji binasında gerçekleştirilen konferansa sadece listede adı olanlar alındı. Öğrenci ve öğretim üyeleri ise yapılan aramalardan sonra salona alındı.

'TERÖRLE ARANIZA MESAFE KOYUN'

Başbakan Erdoğan, konferansta yaptığı konuşmada öğrencilere bazı tavsiyelerde bulundu.

Erdoğan, “Sakın ailenizi unutmayın, aile millet demektir. Kibir ve gurur asla yanınıza yaklaşmasın. Tavrınızı daima hoşgörü ve demokrasiden yana koyun. Şiddet, terör ve kötü alışkanlıklara karşı her zaman mesafeli olun” diye konuştu.

ÖĞRENCİLERE BİBER GAZLI MÜDAHALE

Öte yandan, Başbakan Erdoğan'ın törenin yapılacağı Morfoloji binasına gelişi sırasında, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyesi oldukları belirtilen bir grup, protesto eylemi yapmak istedi.

Güvenlik güçlerinin barikat oluşturarak durdurduğu grup direnince, biber gazıyla müdahalede edildi.

Polis ekipleri, eylemde ısrar eden gruptan 12 kişiyi gözaltına aldı.

(ntv)

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Ekim 2012 16:09

Gösterim: 1712

Milli Eğitim Bakanı Dinçer, yeni eğitim sistemiyle birlikte paradigma değişikliğine gidildiğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanı(MEB) Ömer Dinçer, konuk olduğu AA Editör Masası'nda, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Kemal Öztürk ile editörlerin sorularını yanıtladı.

Eğitim sisteminde yapılanın aslında bir paradigma değişikliği olduğuna işaret eden Dinçer, şöyle konuştu:

"MEB ve Türk kamu idaresi normalde kapalı sistem ve tek taraflı bir ilişkiyle hizmet üretiyordu. Eğitim olarak baktığınızda tek tip bir eğitim yapıyor, tek tip insan yetiştirmeyle çalışıyordu. Biz küresel düzeyde ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri kazandırmak, ulusal düzeyde bu toplumun ihtiyaçların karşılamak üzere bir eğitim yapmaya karar verdik. MEB olarak yaptığımız bu zihniyet değişikliğinden sonra tabii ki çocuklarımızı küresel rekabete hazır hale getireceğiz."

170 bin derslik lazım

Batılı ülkelerden yaklaşık 2 saat az ders verildiğini ifade eden Dinçer, "Onun da sebebi çook açık. Yüzde 50'den fazla oranda ikili eğitim yapıyoruz. Daha fazla ders vermek için elimizde imkanımız yok. Yeni okullar lazım. 170 bin dersliğe ihtiyacımız var. Tekli eğitime geçmemiz lazım" dedi.

İmam hatip lehine gelişme

Geçen hafta sonu itibarıyla imam hatip okulları orta kısmına kaydolan öğrenci sayısının 109 bin olduğunu belirten Dinçer, imam hatip liseleri için ise 258 bin öğrencinin müracaat ettiğini, bunlardan 125-130 bininin kaydını yaptıklarını söyledi.

Dinçer, 28 Şubat kararlarıyla kapatılan imam hatip okullarıyla 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamında açılan imam hatip okullarını mukayese ederek, ''O zamandan beri geçen süreyi, nüfusun büyüklüğünü oranladığınızda birkaç puanlık artış var. Türkiye'de yeniden normal bir sürecin işlemeye başladığını söylemek mümkün. İmam hatip lehine gelişme var. Çünkü yaklaşık 600 civarında okulun kapatıldığını var sayarsanız, 730 civarında okul açmışsanız, o okul sayısında aşağı yukarı yüzde 20'ye yakın artış var demektir'' diye konuştu.

> Dinçer, MEB'in yeni vizyonunu anlattı

Milli Eğitim Bakanı Dinçer, yeni eğitim sistemiyle birlikte paradigma değişikliğine gidildiğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanı(MEB) Ömer Dinçer, konuk olduğu AA Editör Masası'nda, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Kemal Öztürk ile editörlerin sorularını yanıtladı.

Eğitim sisteminde yapılanın aslında bir paradigma değişikliği olduğuna işaret eden Dinçer, şöyle konuştu:

"MEB ve Türk kamu idaresi normalde kapalı sistem ve tek taraflı bir ilişkiyle hizmet üretiyordu. Eğitim olarak baktığınızda tek tip bir eğitim yapıyor, tek tip insan yetiştirmeyle çalışıyordu. Biz küresel düzeyde ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri kazandırmak, ulusal düzeyde bu toplumun ihtiyaçların karşılamak üzere bir eğitim yapmaya karar verdik. MEB olarak yaptığımız bu zihniyet değişikliğinden sonra tabii ki çocuklarımızı küresel rekabete hazır hale getireceğiz."

170 bin derslik lazım

Batılı ülkelerden yaklaşık 2 saat az ders verildiğini ifade eden Dinçer, "Onun da sebebi çook açık. Yüzde 50'den fazla oranda ikili eğitim yapıyoruz. Daha fazla ders vermek için elimizde imkanımız yok. Yeni okullar lazım. 170 bin dersliğe ihtiyacımız var. Tekli eğitime geçmemiz lazım" dedi.

İmam hatip lehine gelişme

Geçen hafta sonu itibarıyla imam hatip okulları orta kısmına kaydolan öğrenci sayısının 109 bin olduğunu belirten Dinçer, imam hatip liseleri için ise 258 bin öğrencinin müracaat ettiğini, bunlardan 125-130 bininin kaydını yaptıklarını söyledi.

Dinçer, 28 Şubat kararlarıyla kapatılan imam hatip okullarıyla 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamında açılan imam hatip okullarını mukayese ederek, ''O zamandan beri geçen süreyi, nüfusun büyüklüğünü oranladığınızda birkaç puanlık artış var. Türkiye'de yeniden normal bir sürecin işlemeye başladığını söylemek mümkün. İmam hatip lehine gelişme var. Çünkü yaklaşık 600 civarında okulun kapatıldığını var sayarsanız, 730 civarında okul açmışsanız, o okul sayısında aşağı yukarı yüzde 20'ye yakın artış var demektir'' diye konuştu.

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Ekim 2012 15:01

Gösterim: 2456


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.