banner
banner

Eğitimin niteliğini artırmak öğretmenin niteliğini artırmayı gerektirir




Gelişmiş tüm ülkelerde öğretmenin niteliğini artırmaya yönelik arayış ve çabaların gündemin ilk sıralarında yer aldığını belirten MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Cevdet Vural, öğretmenin niteliğini, hizmet öncesi öğretmen eğitimi ile görev başında aldıkları mesleki gelişim programlarının belirlediğini söyledi. Vural, MEB’in yeni mesleki gelişim programlarına yeni yaklaşımlar belirlediğini ifade etti.

cevdet_vural_mebMillî Eğitim Bakanlığında öğretmenlerin yerini ve önemini belirleyen unsurlar nelerdir?
Bir nesli yetiştirme sürecine rehberlik etmenin yanında, anne ve babalardan sonra çocukların hayatına en fazla dokunan ve onları yaşama hazırlayan kişiler öğretmenlerimizdir. Bu yönüyle öğretmenlik tüm kültürlerde önemli ve değerli bir meslektir. Bizim eğitim sistemimizde de öğretmenlerimizin ayrı ve özel bir yeri var. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 43. Maddesinde; “Öğretmenlik mesleği, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği” olarak tanımlanıyor. Öğretmenliğin özel bir ihtisas mesleği olarak kabul edilmesi ve bunun kanun güvencesine alınması önemli bir husus.
Öğretmenlik mesleğine atfettiğimiz bu önem, adaylarımızın öğretmen yetiştiren kurumlara girişinden, mezuniyetine, göreve kabulünden meslek içerisinde yetiştirilmesine kadar birçok alanda tedbirler almayı gerektiriyor. Bugün üniversite yerleşmelerinde öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarını ilk beş tercihine yazan öğrenciler burs ile desteklenmektedir. Meslek öncesi eğitimde Yükseköğretim Kurulu ve Millî Eğitim Bakanlığının işbirliği ve dayanışması birçok uygulamada görülebilir. Öğretmenliğe atamayı, bilindiği gibi merkezi sınavlarla yapıyor ve öğretmenlerimizin görevinin ilk yıllarından itibaren meslek başında yetiştirilmesi ve desteklenmesi için çaba gösteriyoruz.
Türk eğitim sisteminin en önemli unsuru öğretmenlerimizdir. Okula ve sınıfa yansımayan bir uygulamanın eğitim sistemine katkısı olmayacağı gibi başarı şansı da bulunmuyor. Bu gerçeğin farkında olarak eğitimle ilgili kararlarda öğretmenlerimizin görüşlerini dikkate almaya çalışıyor ve tüm yeni uygulamaları öncelikli olarak öğretmen eğitimleri aracılığıyla sahada çalışan meslektaşlarımıza tanıtıyoruz.

208 BİN ÖĞRETMENE EĞİTİM
Pandemi sürecini öğretmenler açısından değerlendirebilir misiniz? Bu dönemde MEB’in öğretmenlere yönelik gerçekleştirdikleri çalışmalardan bahsedebilir misiniz?
Salgın sebebiyle okullarına gidemeyen ve öğrencileriyle yüz yüze buluşamayan öğretmenlerimiz kendilerine sunulan tüm imkânları kullanarak uzaktan eğitim yoluyla öğrencilerine ulaşarak bu dönemde önemli gayret gösterdiler. Herkes gibi, salgın döneminde öğretmenlerimiz de evlerine kapanarak sosyal hayatlarını önemli ölçüde sınırlandırdılar. Bu süreçte, sorumluluklarını derinden hissettikleri öğrencilerinden uzak kalan öğretmenlerimiz, okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerle tekrar bir arada olabilmenin mutluluğunu yaşadılar.
Yine bir hakikatin altını çizmek gerekirse okullar açılmadan sosyal hayatın normalleşemediğini hepimiz gördük. Tüm tedbirlere ve aşı çalışmalarındaki ivmeye rağmen sosyal hayat ancak okullar açıldıktan sonra normalleşebildi.
Biliyorsunuz ki, uzun bir aradan sonra okulları pandemiye yönelik tedbirler alarak açtık. Bu kapsamda sene başı mesleki çalışma döneminde öğretmenlerimize; “Salgın Hastalık Sonrası Psikolojik Sağlamlığı Güçlendirmek, Öğrencilerin Okula Uyumlarını Desteklemek” ve “Salgın Hastalık Psikoeğitim Programları” konularında eğitimler verdik. Bu alanda ön eğitimler alan psikolojik danışmanlar ve rehber öğretmenlerimizöğrencilerimize ve velilerimize de eğitim verdiler.
Salgın döneminde öğrencilerin yüz yüze ve uzaktan yapılan derslere erişimlerinde çeşitli nedenlerle farklılıklar oluştu. Şu an mevcut sınıflarda bulunan öğrencilerin bir alt sınıfa ait kazanımlara yönelik eksikliklerinin olduğunun farkındayız. Bu eksiklerin hangi düzeyde olduğunu öğrenmek üzere kapsamlı bir ölçme çalışması başlattık.
Ayrıca, öncelikle kıdemi beş yıla kadar olan öğretmenlerimizden başlamak üzere 120 saatlik bir eğitim paketi oluşturduk. Bu eğitim paketinin içerisine; kapsayıcı eğitim, öğretimi farklılaştırma, etkinlik temelli ders tasarımı ve dijital içeriklerin entegrasyonu, ölçme değerlendirmede yenilikçi yaklaşımlar, eğitimde drama, sınıf yönetimi ve proje hazırlama yöntemleri konularını dâhil ettik. Bu eğitimleri eğitim öğretim yılının sonuna kadar yaklaşık 208 bin öğretmenimize ulaştırmayı hedefliyoruz.

ŞURA KARARLARI REFERANS OLACAK
Yeni dönemde öğretmenleri bekleyen dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yeni dönemde Millî Eğitim Bakanlığı 3 alanı kendisine stratejik hedef olarak belirledi. Bunlar;

Temel eğitimi fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde güçlendirmek,
Mesleki eğitimi güçlendirmek,
Öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemek.
Eğitimin niteliğini artırmak, öncelikle öğretmenin niteliğini artırmayı gerektirir. Gelişmiş tüm ülkelerde öğretmenin niteliğini artırmaya yönelik arayış ve çaba, gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Öğretmenin niteliğini, hizmet öncesi öğretmen eğitimi ile görev başında aldıkları mesleki gelişim programları belirliyor.
Mesleki gelişim, öğretmenlerin mesleklerini icra ettikleri aşamada ihtiyaç duydukları alanlarda kendilerine profesyonel destek sağlama sürecidir. Öğretimin doğasında yaşanan değişim, öğretim programına dâhil alanlarda yaşanan değişim, eğitim ve öğretimi doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen temel bilimlerdeki değişim, sosyal yapının değişmesine paralel olarak öğretmenden beklentilerin değişmesi, eğitim teknolojilerinde yaşanan değişim, öğretim yöntemlerinde yaşanan değişim, öğrenci özelliklerinde yaşanan değişim gibi onlarca alanda yaşanan değişim mesleki gelişim programlarını zorunlu kılıyor.
Öğretmenlerin mesleki gelişimini bu değişim alanlarına göre yapılandırmak, tüm öğretmenlere ulaşacak şekilde mesleki gelişim programlarını yaygınlaştırmak ve sürekliliğini sağlamak yeni dönemin öncelikleri olacaktır. 1-3 Aralık’ta toplanacak 20. Millî Eğitim Şûrasının ana gündem maddelerinden birini de öğretmenlerin mesleki gelişimi oluşturuyor. Şûra kararları, Bakanlığın bu alanda atacağı adımlar için referans niteliğinde olacaktır.

Teknolojinin öğretmenlik mesleğine etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öğretmenlerimiz, teknolojiyi sınıflarında aşamalı olarak kullanmaya başladı. Yeni teknolojilerin, dersin zenginleştirilmesinde ve öğrenme deneyimlerinin geliştirilmesinde önemli katkılarının olduğunu biliyoruz. Bu sebeple günümüz eğitim teknolojisinin okullarımıza yaygınlaştırılmasında önemli yatırımlar yaptık.
Yeni teknolojiler öğretmenlerde de yeni yeterlik alanlarının oluşmasını gerektiriyor elbette. Her öğretmenin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanabilmesi ve yeni eğitim teknolojilerini eğitim sürecinin bir parçası yapabilmesiiçin dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi, etkinlik temelli ders tasarımı becerilerinin geliştirilmesi konularında yoğun bir eğitim yapıyoruz. Ayrıca ders kitaplarımızda, yardımcı kaynaklarımızda ve EBA sisteminde öğretmenlerin kullanımı için dijital içerikleri kullanıma sunduk. Yapılan bu tür çalışmaların öğretmenlerimizde değişim sağladığını da memnuniyetle görüyoruz.

MESLEKİ GELİŞİM PROGRAMLARINA YENİ BAKIŞ
Türkiye gibi öğretmen sayısı fazla olan ülkelerde yaygın ve sürekliliği olan bir mesleki gelişim programı uygulamanın çeşitli güçlükleri bulunuyor. Tüm öğretmenlere ihtiyaç duyduğu her alanda destek sağlayabilmek için klasik hizmetiçi eğitim uygulamalarının yeterli olmayacağı açıktır. Mesleki gelişim programlarının niteliğini artırmak için klasik uygulamaların dışına çıkmak ve bu alanı yeniden yapılandırmak gerekiyor.

Bu anlamda yeni dönemde;
* Öğretmenlerin mesleki gelişim ihtiyacını belirleyen süreçleri yeniden yapılandırmak,
* Mesleki gelişimi yaygınlaştırmak ve sürekliliğini sağlamak,
* Klasik tek yönlü anlatımdan, uygulamalı ve etkileşimli içeriklere yönelmek,
* Beceri temelli mesleki gelişim programlarını öncelemek,
* Uzaktan eğitimin etkisini artıracak çalışmalar yapmak,
* Mesleki gelişim programların sınıfa yansıyacak yönünü tanımlamak ve bu değişimi izlemek,
* Mesleki gelişim toplulukları aracılığıyla öğretmenler arası etkileşimi güçlendirmek,
* Mesleki gelişimi profesyonelleşmenin bir parçası haline getirmek
gibi yeni yaklaşımlar planlıyoruz.

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.