Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Dünyada 100 milyar dolarlık, Türkiye’de ise 3 milyar dolarlık bir pazara sahip olan özel güvenlik sektöründe, ekonomik büyüklük ve istihdam sayısı gittikçe artıyor.
1500 güvenlik şirketi ve yaklaşık 250 bin çalışanı ile İngiltere'den sonra en fazla özel güvenlik görevlisi istihdam eden ülke olan Türkiye’de eğitimli eleman açığı yaşanıyor. Özel Güvenlik ve Koruma Programı adıyla ön lisans eğitimi veren üniversiteler ile sektör işbirliklerinin geliştirilmesi halinde bu açığın çok uzun olmayan bir zaman diliminde kapanacağı belirtiliyor.
Osman Öztürk / Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma Programı Genel Koordinatörü ve CSG-City Security Group Yönetim Kurulu Başkanı
SEKTÖR ÜLKEMİZDE 3 MİLYAR DOLARLIK BİR PAZARA SAHİP
Özel güvenlik sektörünün ülkemizde halen yürürlükte olan 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna göre yürütüldüğünü belirten Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma Programı Genel Koordinatörü ve CSG-City Security Group Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, özel güvenlik şirketlerinin yapılanması, özel güvenlik görevlilerinin mali ve özlük durumu, eğitim ve çalışma koşullarına ilişkin düzenlemeler konusunda yeterli görülmediğini ve birçok sorunla karşılaşıldığını söyledi.
“Her geçen gün dünyada ve ülkemizde büyüyen özel güvenlik sektörünü bir güvenlik endüstrisi olarak görmek ve bir güvenlik mühendisliği alanı gibi algılamak gerekiyor” diyen Öztürk, son 20 yılda dünyada özel güvenlik endüstrisinde çalışanların sayısının 20 milyonu geçtiğinin bilgisini verdi.
Dünyada 100 milyar dolarlık bir pazara sahip özel güvenlik sektöründe, ekonomik büyüklük ve istihdam sayısı gittikçe arttığını kaydeden Öztürk, “AB ülkelerinde ise özel güvenlik 1,8 milyon çalışanı, 50.000 civarında şirketi ve 15 milyar € yıllık geliri ile en önde gelen sektörler arasında bulunuyor. Ülkemizde ise, özel güvenlik sektörü 3 milyar dolarlık bir pazar oluşturmakta, 1.264.481 sertifikalı, 1358 güvenlik şirketi ve 286.227 kişi çalışanı ile istihdama önemli katkılar sağlamaktadır” şeklinde konuştu.
ÖZEL GÜVENLİK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI
Osman Öztürk, özel güvenlik sektörünün sorunlarını şöyle sıraladı:
• Özel güvenlik görevlilerinin eğitiminin yetersiz oluşu
• Düşük profesyonel standartlar
• Yetersiz yasal hesap verilebilirlik mekanizmaları
• Branş yönteminin olmayışı
• Yetki belirsizliği
• Özlük durumu ve denetiminin profesyonelce yapılamaması
• Eğitim ve denetim eksikliği
• Toplumdaki özel güvenlik algısı
• Mesleğin ekonomik politikası
• Şirketlerde kurumsallaşma ve şirket - özel güvenlik görevlisi ilişkisi oluşmaması(çalışma ve sözleşme süreleri belirlenmediğinden)
• Zayıf standartlar, donanım, eğitim, çalışma saatleri, düşük ücretlendirmenin sonucunda kalitesi düşük güvenlik sağlanması
MEZUNLARIMIZIN KENDİ GÜVENLİK PROJELERİMİZDE DENEYİM KAZANMASINI SAĞLIYORUZ
Türkiye’de Özel Güvenlik ve Koruma Programı bulunan ilk vakıf üniversitesinin Bahçeşehir Üniversitesi olduğunu belirten Osman Öztürk şunları söyledi: “Özel Güvenlik ve Koruma Programı dört yarıyıllık ve isteğe bağlı olarak bir sene İngilizce Hazırlık Sınıfı bulunan ve ön lisans dersleri Türkçe okutulan, bununla beraber hazırlık sınıfı dışında her dönem İngilizce dersleri olan iki yıllık bir yükseköğretim programıdır. Ön lisans programımızda işbaşı eğitimine ve staj programlarına önem verilmektedir. Öğrencilerimizin alanında uzmanlık ve deneyim kazanmalarına yönelik staj çalışmaları, sektör-üniversite işbirliği ile CO-OP ortamında gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerimiz mezun olduktan sonra sürekli izlenmekte, kendilerinin görüşlerine başvurularak ve gerektiğinde kendilerine her türlü akademik danışmanlık hizmetleri karşılıksız verilerek mezuniyet sonrasında da destek sağlanmaktadır.”
“CSG-City Security Group olarak; Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma Programı ile CO-OP ortamında yaptığımız işbirliği ile teori ve pratiği birleştirerek, öğrencilere staj ve iş olanakları sağlamakta, üniversite ve özel güvenlik sektörü işbirliğinde öncü bir rol üstlenmekteyiz” diyen Öztürk, bu konuda özellikle Okul Güvenliği, Otel Güvenliği, Yurt Güvenliği, AVM Güvenliği, Siber Güvenlik, Stadyum Güvenliği, Rezidans Güvenliği, K9, Havacılık ve Marina Güvenliği gibi uzmanlık gerektiren güvenlik alanlarında CSG Güvenlik Şirketi ve BAU işbirliği ile akademik boyutta projeler yaptıklarını belirtti. Öztürk, “Öncelikle mezunlarımızın kendi güvenlik projelerimizde deneyim kazanmasını sağlarken çalışmak isteyenlere de iş bulma konusunda imkânlar sunulmaktadır” diyerek sözlerini sürdürdü.
ALANINIZDA DENEYİMLİ ve UZMAN DEĞİLSENİZ BAŞARILI OLAMAZSINIZ
CSG olarak; marka değerlerinin bir gereği olarak personel seçiminde titiz davrandıklarını ifade eden Osman Öztürk, “Personelimize akademik ve alan eğitimini periyodik olarak vermekte, çalışma iklimini sürekli geliştirmekteyiz. CSG Personeli; etkili bir kariyere sahip olduğunu bilir, takım ruhuna ve kurumsal aidiyet duygusuna sahip ve motivasyonları yüksektir. Pozitif iletişimi güçlü, sevgi ve sorumluluk sahibidir. Disiplinli, nazik ve saygılıdır. Global yapımız ve akademik bakışımız; bilgi çağı dünyasının gereklerine uygun olarak sektörde öncü ve lider olma perspektifimize güç katacak, hizmette kalite ve ‘Güvenlik Mühendisliği’ konseptini gündeme taşımamızda ve sektörün sağlıklı büyümesinde misyon ve vizyonumuzu ortaya koyacaktır” diye ifade etti.
Özel güvenlik teşkilatının sistematiği oluşturulmuş, standartlara bağlı, genel güvenliğin organik yapısı içinde korunan, hiyerarşik düzen ve yapısı bulunan iç ve dış denetime bağlı ve profesyonel geçişlere hazır, akademik kariyerini marka değerini yaratmak için kullanan, mesleki ve ticari kaygıdan uzak, sosyal, ekonomik, akademik ve hukuksal boyutta yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Osman Öztürk, “5188 sayılı yasa güncellenmeli, pratik ile entegrasyonu sağlanmalı ve sektöre yasa ile bir tanım belirlenmeli, özel güvenlik iş etiği kuralları, çalışanlar için net standartlar, çalışma koşulları ve nitelikleri, mesleki yeterlilik kriterleri, üniversiteli özel güvenlik yapısı oluşturulmalıdır” dedi.
Her geçen gün artan güvenlik ihtiyacı ve endişesinin, özel güvenlik yapılarının uzmanlığını gündeme taşıdığını belirten Öztürk, “Eğer alanınızda deneyimli ve uzman değilseniz başarılı olamazsınız. Bu nedenle CSG güvenlik şirketi olarak ülkemizde ilk olarak CSG Güvenli Okul Akreditasyon Projemizi faaliyete geçirdik” dedi.
Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç / Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Özel Güvenlik ve Koruma Programı Başkanı
SADECE, TEORİK BİLGİLER DEĞİL, UYGULAMAYA DA YER VERİYORUZ
Özel Güvenlik ve Koruma programının 2 yıllık ön lisans eğitimi veren bir program olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç, “Programda sadece, teorik bilgiler değil, uygulamaya yönelik faaliyetlere de yer vermekteyiz. Staj ve mesleki eğitim konusunda öncelikli olarak Uludağ Üniversitesi güvenlik müdürlüğü ile birlikte çalışmaktayız. Bu kapsamda öğrencilerimiz başta üniversitemizin Tıp Fakültesi Hastanesi olmak üzere yerleşke içerisinde belirli güvenlik noktalarında uygulamalı eğitim almaktadır. Üniversite dışında ise çeşitli özel güvenlik şirketleri ve fabrikalarla ortaklaşa çalışmaktayız. Birlikte çalıştığımız sektörlerle staj ve mesleki eğitimin yanı sıra, seminerler de düzenlemekteyiz. İstihdam konusunda ise açık pozisyonlar sektör tarafımıza bildirildiğinde mezun olan ve mezun olabilecek durumda olan öğrencilerimizle iletişime geçilmektedir” dedi.
Özel Güvenlik ve Koruma programından mezun olan öğrencilerin, özel güvenlik firmaları ve kamu kurumlarının güvenlik birimlerinde istihdam edilebildiğini ifade eden Güleç, ayrıca KPSS sınavından yeterli puanı almak şartıyla kamu yönetiminde istihdam edildiklerini söyledi.
“Sektörde kariyer yapmak için, sektör deneyimi ve ekip çalışmasına yatkınlık başlıca kriterler arasında gelir” diyen Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç, bunun dışında yabancı dil bilgisine sahip olmanın ve değişen teknolojiye bağlı olarak güvenlik teknolojilerini yakından takip etmenin ve alana hakim olmanın aranan özellikler arasında olduğunu belirtti.
Özel Güvenlik ve Koruma Programı’nda öğrenim görmek isteyen öğrencilerin lise ve dengi okul diploması ön gereği ile YÖK’ün ilgili mevzuatı doğrultusunda ÖSYM tarafından yerleştirildiğini kaydeden Güleç, “Programa katılacak erkek öğrencilerin boylarının en az 1.75cm, kız öğrencilerin en az 1.65 cm olması gerekmektedir. Ayrıca Devlet hastanesinden sağlık raporu ve adli sicil belgesi istenir. Görüldüğü gibi bu programa öğrenci alırken Uludağ Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma programı olarak bazı özel şartlar aramaktayız. Ancak konu ile ilgili yaptığım bir çalışmada Türkiye geneli Özel Güvenlik ve Koruma ön lisans programlarına öğrenci alımı özel şartlarında bir standardın olmadığını saptadım. Bazı üniversitelerin bir, bazılarının birden fazla, bazılarının ise hiç özel şart aramadığı gördüm. Uluslararası bir sempozyumda sunmak için yaptığım çalışmada; bir veya birden fazla özel şart ile öğrenci alan üniversitelerin de özel şartlarının birbirleri ile aynı olmadığı tespit ettim” diye konuştu.
ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN SAYILARINDA ÇOK HIZLI BİR ARTIŞ VAR
Toplumsal hayatın her alanında oluşan güvenlik riskleri ve tehlikelerinin önlenmesinde bireysel ya da kamusal önlemlerin ve önleyicilerin sayısının her geçen gün arttığına dikkat çeken Güleç, “Bu çerçevede Türkiye’de ve dünyada özel güvenlik görevlilerinin sayılarında çok hızlı bir artış görülmektedir. 2004 yılında yürürlüğe giren ‘5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Yasa’ ile sadece Özel Güvenlik ve Koruma ön lisans programları açılmakla kalmamış, aynı zamanda faal özel güvenlik şirketlerinin sayıları da hızla artmıştır. Özel güvenlik sektörü yasal yapının uygun hale getirilmesi ile birlikte ülkemizde de hızla büyümeye başlamıştır. Hatta daha önceleri akla getirilmesi güç olan askerlik şubeleri ve Danıştay gibi pek çok kritik alan bile artık özel güvenlik şirketlerince korunmaya başlamıştır” dedi.
Özel güvenlik şirketlerinin yıllara göre sayıları
|
YIL |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008 |
2009 |
2010 |
2011 |
2012 |
2013 |
2014 |
|
KURUM SAYISI |
21 |
512 |
782 |
914 |
1005 |
1108 |
1212 |
1247 |
1279 |
1299 |
1306 |
Sektörün istihdam olanaklarından da bahseden Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç, sözlerine şöyle devam etti:
“Özel güvenlik şirketlerinin sayılarının gösterildiği Tablo’da da görüldüğü üzere Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Yasa’nın çıktığı yıl faaliyet izni alan şirket sayısında hızlı bir artış olmuş, onu takip eden yıllarda da her yıl şirket sayısı ortalama 100 adet artmıştır. Bu artış beraberinde istihdam artışını da getirmiştir. 2004 yılına ait verisi bulunmayan, 2005 yılında ise sertifika alan özel güvenlik görevlisi toplam sayısı 76.587 iken, 2006, 2008, 2009 ve 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında 100 bin eşiğinin üzerinde gerçekleşmiş ve 2014 ilk çeyreğinde tüm yıllar toplamı olarak 1.147.241’e yükselmiştir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) 2014 yılı “Türkiye Özel Güvenlik Hizmetleri Meclisi Sektör Raporu”nda dünyada kayıtlı özel güvenlik görevlisi sayısının son 30 yılda yaklaşık yüzde 300 artarak 20 milyona ulaştığı belirtilmektedir. Söz konusu raporda, Türkiye'nin 1500 güvenlik şirketi ve yaklaşık 250 bin çalışanı ile İngiltere'den sonra en fazla özel güvenlik görevlisi istihdam eden ülke konumunda bulunduğu belirtilmektedir. Ancak düşük ücret politikası nedeniyle Avrupa ile karşılaştırıldığında sektörün yıllık cirosunun düşük kaldığı da kaydedilmiştir. Güvenlik görevlilerinin ücretlerinin iyileştirilmesi konusunda ise ülkemizde halen kayda değer bir gelişme kaydedilememiştir.”
Dünyada ve Türkiye’de özel güvenlik sektöründe istihdam açığının bulunduğunu belirten Güleç, ülkemizde bu istihdam açığını karşılamak ve sektöre özel güvenlik görevlisi yetiştirmek için 2004 yılında, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirleme amaçlı 5188 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte “Özel Güvenlik ve Koruma” adı altında ön lisans programları açıldığını söyledi.
Daha önce yaptığı bir araştırmada kurulduğu yıldan itibaren her yıl farklı üniversiteler tarafından açılan Özel Güvenlik ve Koruma programı sayıları ile öğrenci kontenjanı sayılarının arttığını gözlemlediğini ifade eden Güleç, “Bu programların açılmasında arz talep dengesinin önemli olduğu göz ardı edilemez. Öğrencilerin bu programı tercih etmesinde ülkemizde özel güvenliğin yeni bir istihdam alanı olarak ortaya çıkması; öğrenci talebinin olması da üniversitelerin bu programı açmalarında etkili olmuştur” diye konuştu.
Öğr. Gör. A. Serdar Gültek / İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler MYO Özel Güvenlik ve Koruma Programı Başkanı
ÖĞRENCİLERİMİZİN MEZUN OLUNCA İŞ BULMA SIKINTISI YOK
2002 yılından beri hizmet vermekte olan Özel Güvenlik ve Koruma Programı’nın sektörün bilgi birikimi ve beceriye sahip çalışan ihtiyacını karşılamaya yönelik eğitim vermek üzere kurulduğunu belirten Öğr. Gör. A. Serdar Gültek, 4 yarıyıl süren müfredat kapsamında hukuk, iletişim, teknoloji ve yakın savunma teknikleri konularında topyekün bir eğitim sağladıklarını söyledi.
Öğrencilerine 2. yarıyıl ve 4. yarıyıl sonunda zorunlu staj çalışması gerçekleştirdiklerini ifade eden Serdar Gültek, sözlerine şöyle devam etti: “Her bir staj 30 iş günü sürmektedir. Eğitim yılı boyunca derslerde işlenen konuların pratik uygulamasında çalışmalarını sağlamak üzere yayımlanan bir yönergemiz vardır. Bu yönerge gereğince öğrencilerimizin özel güvenlik hizmeti sağlayan şirketlerin pazarlama, insan kaynakları ve operasyon yönetimi birimlerinde ayrı ayrı çalışmalar gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Staj çalışmaları süresince öğrencilerimizin sahip olması gereken iş kazalarına karşı sigorta primleri üniversitemiz tarafından ilgili kuruma yatırılmaktadır. Ülkemizde hizmet sağlayan güzide kurumlarla olan karşılıklı ilişkiler çerçevesinde dileyen öğrenci bizim yönlendirdiğimiz birimlerde, dileyen öğrenci kendi memleketinde kendi belirlediği birimde staj çalışması yapabilmektedir. Öğrencilerimizin mezun olunca iş bulma sıkıntıları yoktur. Ancak mezuniyet sonrası sektör ortalamasının üzerinde bir kazanca sahip olmaları, kısa zamanda proje amiri, proje yöneticisi gibi konumlarda görev alabilmeleri için sektörün öncü firmaları ile ortak programlar yürütülmektedir. Sektörün çoğunluğuna hizmet vermekte olan ve Özel Güvenlik Federasyonu bünyesinde bulunan şirketlerle yaptığımız çalışmalar örnek gösterilebilir.”
“2004 yılında programımızı ilk mezunları vermiştir. O tarihten bu yana mezunlarımız kişisel gelişimlerine bağlı olarak proje müdürü, bölge müdürü pozisyonlarında görev alabilmektedir” diyen Gültek, kariyerlerinin ilk başında hemen hemen bütün şirketlerin mezunlarını özel güvenlik görevlisi olarak işe başlattıklarını dile getirdi. Gültek, “Mezunlarımız hukuki bilgileri, teknoloji bilgileri, işin idaresine yönelik bilgileri doğrultusunda 3 ay ila 2 yıllık bir dönem içinde amir olarak terfi etmektedirler. Mezunlarımız özel sektör şirketlerinde görev yapabileceği gibi güvenlik ve koruma memuru olarak kamu kurumlarında hizmet verebilmektedir. KPSS sınavı sonucuna bağlı olarak kamu kurumlarının ilan ettiği kadrolara atanmaktadırlar. Özel sektör veya kamu şirketleri olsun mezunlarımızın iyi bir kariyere sahip olmaları için daha öğrencilikleri sırasında kişisel gelişim için çaba göstermeleri gerekmektedir. Dinamik bir iş ortamında çalışılmaktadır, sık sık yöneticilere ve müşteriye raporlama yapılması gerekmektedir. Bilgisayarda rapor yazabilmeli, tablolar oluşturabilmeli, sunum dosyaları hazırlayabilmelidir. En az otomobil sürecek seviyede sürücü ehliyetine sahip olmalıdır. Mutlaka tüm dünyanın konuştuğu dil olan İngilizce öğrenilmelidir. Ayrıca ülkemizin orta vadeli gelecekte komşuları ile ilişkileri gözetildiğinde Farsça, Arapça, Rusça dillerinden birisinin daha öğrenilmesi bambaşka iş imkanları sağlayacaktır. Mezunlarımız 30’lu yaşlarına geldiğinde şef kadrosundan ileri bir kariyer hedefliyorlarsa, müdürlük yapmak istiyorlarsa mutlaka 4 yıllık bir lisans programına devam edip, mezun olmalıdırlar. Günümüzde birçok üniversite açıktan ve uzaktan lisans programlarını uygun koşullarda sunmaktadır. Mezunlarımız çalışırken lisans eğitimlerine devam edebilirler.”
YÖNETİCİ ÇALIŞAN AÇIĞI BÜYÜK PROBLEM
Sektörde çalışabilmek için Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan Özel Güvenlik Daire Başkanlığından sertifika edinmek gerektiğini kaydeden Gültek, gün itibariyle 800 binin kişi bu sertifikaya sahip olup, yaklaşık 250 bin kişinin sektörde çalıştığını söyledi. 1500 civarında firmadan 1.000 tanesinin İstanbul’da hizmet verdiğini ifade eden Gültek, çalışanların büyük çoğunluğunun lise mezunu olduğunu belirtti.
Güvenlik sektöründe özel güvenlik görevlisi olarak eleman açığı her zaman mevcut olduğunu ifade eden Gültek, ayrıca özel güvenlik yöneticisi açığının da hiçbir zaman kapanmadığını vurguladı. Gültek, “Firmalar bu açığı emniyet teşkilatında komiser, emniyet amir, emniyet müdürü hizmet verirken ayrılan veya emekli olan kişilerce veya silahlı kuvvetlerde astsubay, subay olarak hizmet verirken ayrılan veya emekli olan kişilerce kapatmaya çalışmaktadır. Hem bu kişilerin sayısı yetersiz kalmakta hem de kamu hiyerarşisi içinde uzun yıllar görev yapan bu kişiler özel sektörü dinamiklerine uyum sağlamakta güçlük çekmektedirler. Dolayısıyla yönetici çalışan açığı büyük problemdir” dedi. 43 üniversite bünyesinde özel güvenlik ve koruma programının mevcut olduğunu dile getiren Gültek, ülkemizde ve dünyada yaşanan değişimlerin kalifiye çalışan ihtiyacını daha da artırdığını kaydetti.
İstanbul Üniversitesi olarak çok yakın zamanda tamamen özel güvenlik sektörüne yönelik, en son teknolojiye sahip cihazlar ile Giriş Kontrol Sistemleri Operatörlüğü, Giriş Kontrol Sistemleri Yöneticiliği, Güvenlik Kameraları CCTV Sistem Operatörlüğü ve CCTV Sistem Yöneticiliği sertifika programlarını sektöre sunacaklarının bilgisini veren Gültek, “Gerek bu sertifika programları gerekse özel güvenlik görevlisinin daha kaliteli, daha verimli, daha güvenli hizmet verebilmesi için Mesleki Yeterlilik Kurumu ile birlikte Ulusal Meslek Standartlarını yazmaktayız, ulusal Mesleki Yeterlilikleri tanımlamaktayız. Özel sektör şirketleri, sivil toplum kuruluşları ve üniversite işbirliği ile bu çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Diğer üniversitelerde yer alan Özel Güvenlik ve Koruma programlarının da üniversite – sektör işbirliklerini geliştirmesi halinde eleman açıkları çok uzun olmayan bir zaman diliminde kapanacaktır” diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim ve Sektör
Dünyada 100 milyar dolarlık, Türkiye’de ise 3 milyar dolarlık bir pazara sahip olan özel güvenlik sektöründe, ekonomik büyüklük ve istihdam sayısı gittikçe artıyor.
1500 güvenlik şirketi ve yaklaşık 250 bin çalışanı ile İngiltere'den sonra en fazla özel güvenlik görevlisi istihdam eden ülke olan Türkiye’de eğitimli eleman açığı yaşanıyor. Özel Güvenlik ve Koruma Programı adıyla ön lisans eğitimi veren üniversiteler ile sektör işbirliklerinin geliştirilmesi halinde bu açığın çok uzun olmayan bir zaman diliminde kapanacağı belirtiliyor.
Osman Öztürk / Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma Programı Genel Koordinatörü ve CSG-City Security Group Yönetim Kurulu Başkanı
SEKTÖR ÜLKEMİZDE 3 MİLYAR DOLARLIK BİR PAZARA SAHİP
Özel güvenlik sektörünün ülkemizde halen yürürlükte olan 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna göre yürütüldüğünü belirten Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma Programı Genel Koordinatörü ve CSG-City Security Group Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, özel güvenlik şirketlerinin yapılanması, özel güvenlik görevlilerinin mali ve özlük durumu, eğitim ve çalışma koşullarına ilişkin düzenlemeler konusunda yeterli görülmediğini ve birçok sorunla karşılaşıldığını söyledi.
“Her geçen gün dünyada ve ülkemizde büyüyen özel güvenlik sektörünü bir güvenlik endüstrisi olarak görmek ve bir güvenlik mühendisliği alanı gibi algılamak gerekiyor” diyen Öztürk, son 20 yılda dünyada özel güvenlik endüstrisinde çalışanların sayısının 20 milyonu geçtiğinin bilgisini verdi.
Dünyada 100 milyar dolarlık bir pazara sahip özel güvenlik sektöründe, ekonomik büyüklük ve istihdam sayısı gittikçe arttığını kaydeden Öztürk, “AB ülkelerinde ise özel güvenlik 1,8 milyon çalışanı, 50.000 civarında şirketi ve 15 milyar € yıllık geliri ile en önde gelen sektörler arasında bulunuyor. Ülkemizde ise, özel güvenlik sektörü 3 milyar dolarlık bir pazar oluşturmakta, 1.264.481 sertifikalı, 1358 güvenlik şirketi ve 286.227 kişi çalışanı ile istihdama önemli katkılar sağlamaktadır” şeklinde konuştu.
ÖZEL GÜVENLİK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI
Osman Öztürk, özel güvenlik sektörünün sorunlarını şöyle sıraladı:
• Özel güvenlik görevlilerinin eğitiminin yetersiz oluşu
• Düşük profesyonel standartlar
• Yetersiz yasal hesap verilebilirlik mekanizmaları
• Branş yönteminin olmayışı
• Yetki belirsizliği
• Özlük durumu ve denetiminin profesyonelce yapılamaması
• Eğitim ve denetim eksikliği
• Toplumdaki özel güvenlik algısı
• Mesleğin ekonomik politikası
• Şirketlerde kurumsallaşma ve şirket - özel güvenlik görevlisi ilişkisi oluşmaması(çalışma ve sözleşme süreleri belirlenmediğinden)
• Zayıf standartlar, donanım, eğitim, çalışma saatleri, düşük ücretlendirmenin sonucunda kalitesi düşük güvenlik sağlanması
MEZUNLARIMIZIN KENDİ GÜVENLİK PROJELERİMİZDE DENEYİM KAZANMASINI SAĞLIYORUZ
Türkiye’de Özel Güvenlik ve Koruma Programı bulunan ilk vakıf üniversitesinin Bahçeşehir Üniversitesi olduğunu belirten Osman Öztürk şunları söyledi: “Özel Güvenlik ve Koruma Programı dört yarıyıllık ve isteğe bağlı olarak bir sene İngilizce Hazırlık Sınıfı bulunan ve ön lisans dersleri Türkçe okutulan, bununla beraber hazırlık sınıfı dışında her dönem İngilizce dersleri olan iki yıllık bir yükseköğretim programıdır. Ön lisans programımızda işbaşı eğitimine ve staj programlarına önem verilmektedir. Öğrencilerimizin alanında uzmanlık ve deneyim kazanmalarına yönelik staj çalışmaları, sektör-üniversite işbirliği ile CO-OP ortamında gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerimiz mezun olduktan sonra sürekli izlenmekte, kendilerinin görüşlerine başvurularak ve gerektiğinde kendilerine her türlü akademik danışmanlık hizmetleri karşılıksız verilerek mezuniyet sonrasında da destek sağlanmaktadır.”
“CSG-City Security Group olarak; Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma Programı ile CO-OP ortamında yaptığımız işbirliği ile teori ve pratiği birleştirerek, öğrencilere staj ve iş olanakları sağlamakta, üniversite ve özel güvenlik sektörü işbirliğinde öncü bir rol üstlenmekteyiz” diyen Öztürk, bu konuda özellikle Okul Güvenliği, Otel Güvenliği, Yurt Güvenliği, AVM Güvenliği, Siber Güvenlik, Stadyum Güvenliği, Rezidans Güvenliği, K9, Havacılık ve Marina Güvenliği gibi uzmanlık gerektiren güvenlik alanlarında CSG Güvenlik Şirketi ve BAU işbirliği ile akademik boyutta projeler yaptıklarını belirtti. Öztürk, “Öncelikle mezunlarımızın kendi güvenlik projelerimizde deneyim kazanmasını sağlarken çalışmak isteyenlere de iş bulma konusunda imkânlar sunulmaktadır” diyerek sözlerini sürdürdü.
ALANINIZDA DENEYİMLİ ve UZMAN DEĞİLSENİZ BAŞARILI OLAMAZSINIZ
CSG olarak; marka değerlerinin bir gereği olarak personel seçiminde titiz davrandıklarını ifade eden Osman Öztürk, “Personelimize akademik ve alan eğitimini periyodik olarak vermekte, çalışma iklimini sürekli geliştirmekteyiz. CSG Personeli; etkili bir kariyere sahip olduğunu bilir, takım ruhuna ve kurumsal aidiyet duygusuna sahip ve motivasyonları yüksektir. Pozitif iletişimi güçlü, sevgi ve sorumluluk sahibidir. Disiplinli, nazik ve saygılıdır. Global yapımız ve akademik bakışımız; bilgi çağı dünyasının gereklerine uygun olarak sektörde öncü ve lider olma perspektifimize güç katacak, hizmette kalite ve ‘Güvenlik Mühendisliği’ konseptini gündeme taşımamızda ve sektörün sağlıklı büyümesinde misyon ve vizyonumuzu ortaya koyacaktır” diye ifade etti.
Özel güvenlik teşkilatının sistematiği oluşturulmuş, standartlara bağlı, genel güvenliğin organik yapısı içinde korunan, hiyerarşik düzen ve yapısı bulunan iç ve dış denetime bağlı ve profesyonel geçişlere hazır, akademik kariyerini marka değerini yaratmak için kullanan, mesleki ve ticari kaygıdan uzak, sosyal, ekonomik, akademik ve hukuksal boyutta yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Osman Öztürk, “5188 sayılı yasa güncellenmeli, pratik ile entegrasyonu sağlanmalı ve sektöre yasa ile bir tanım belirlenmeli, özel güvenlik iş etiği kuralları, çalışanlar için net standartlar, çalışma koşulları ve nitelikleri, mesleki yeterlilik kriterleri, üniversiteli özel güvenlik yapısı oluşturulmalıdır” dedi.
Her geçen gün artan güvenlik ihtiyacı ve endişesinin, özel güvenlik yapılarının uzmanlığını gündeme taşıdığını belirten Öztürk, “Eğer alanınızda deneyimli ve uzman değilseniz başarılı olamazsınız. Bu nedenle CSG güvenlik şirketi olarak ülkemizde ilk olarak CSG Güvenli Okul Akreditasyon Projemizi faaliyete geçirdik” dedi.
Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç / Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Özel Güvenlik ve Koruma Programı Başkanı
SADECE, TEORİK BİLGİLER DEĞİL, UYGULAMAYA DA YER VERİYORUZ
Özel Güvenlik ve Koruma programının 2 yıllık ön lisans eğitimi veren bir program olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç, “Programda sadece, teorik bilgiler değil, uygulamaya yönelik faaliyetlere de yer vermekteyiz. Staj ve mesleki eğitim konusunda öncelikli olarak Uludağ Üniversitesi güvenlik müdürlüğü ile birlikte çalışmaktayız. Bu kapsamda öğrencilerimiz başta üniversitemizin Tıp Fakültesi Hastanesi olmak üzere yerleşke içerisinde belirli güvenlik noktalarında uygulamalı eğitim almaktadır. Üniversite dışında ise çeşitli özel güvenlik şirketleri ve fabrikalarla ortaklaşa çalışmaktayız. Birlikte çalıştığımız sektörlerle staj ve mesleki eğitimin yanı sıra, seminerler de düzenlemekteyiz. İstihdam konusunda ise açık pozisyonlar sektör tarafımıza bildirildiğinde mezun olan ve mezun olabilecek durumda olan öğrencilerimizle iletişime geçilmektedir” dedi.
Özel Güvenlik ve Koruma programından mezun olan öğrencilerin, özel güvenlik firmaları ve kamu kurumlarının güvenlik birimlerinde istihdam edilebildiğini ifade eden Güleç, ayrıca KPSS sınavından yeterli puanı almak şartıyla kamu yönetiminde istihdam edildiklerini söyledi.
“Sektörde kariyer yapmak için, sektör deneyimi ve ekip çalışmasına yatkınlık başlıca kriterler arasında gelir” diyen Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç, bunun dışında yabancı dil bilgisine sahip olmanın ve değişen teknolojiye bağlı olarak güvenlik teknolojilerini yakından takip etmenin ve alana hakim olmanın aranan özellikler arasında olduğunu belirtti.
Özel Güvenlik ve Koruma Programı’nda öğrenim görmek isteyen öğrencilerin lise ve dengi okul diploması ön gereği ile YÖK’ün ilgili mevzuatı doğrultusunda ÖSYM tarafından yerleştirildiğini kaydeden Güleç, “Programa katılacak erkek öğrencilerin boylarının en az 1.75cm, kız öğrencilerin en az 1.65 cm olması gerekmektedir. Ayrıca Devlet hastanesinden sağlık raporu ve adli sicil belgesi istenir. Görüldüğü gibi bu programa öğrenci alırken Uludağ Üniversitesi Özel Güvenlik ve Koruma programı olarak bazı özel şartlar aramaktayız. Ancak konu ile ilgili yaptığım bir çalışmada Türkiye geneli Özel Güvenlik ve Koruma ön lisans programlarına öğrenci alımı özel şartlarında bir standardın olmadığını saptadım. Bazı üniversitelerin bir, bazılarının birden fazla, bazılarının ise hiç özel şart aramadığı gördüm. Uluslararası bir sempozyumda sunmak için yaptığım çalışmada; bir veya birden fazla özel şart ile öğrenci alan üniversitelerin de özel şartlarının birbirleri ile aynı olmadığı tespit ettim” diye konuştu.
ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN SAYILARINDA ÇOK HIZLI BİR ARTIŞ VAR
Toplumsal hayatın her alanında oluşan güvenlik riskleri ve tehlikelerinin önlenmesinde bireysel ya da kamusal önlemlerin ve önleyicilerin sayısının her geçen gün arttığına dikkat çeken Güleç, “Bu çerçevede Türkiye’de ve dünyada özel güvenlik görevlilerinin sayılarında çok hızlı bir artış görülmektedir. 2004 yılında yürürlüğe giren ‘5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Yasa’ ile sadece Özel Güvenlik ve Koruma ön lisans programları açılmakla kalmamış, aynı zamanda faal özel güvenlik şirketlerinin sayıları da hızla artmıştır. Özel güvenlik sektörü yasal yapının uygun hale getirilmesi ile birlikte ülkemizde de hızla büyümeye başlamıştır. Hatta daha önceleri akla getirilmesi güç olan askerlik şubeleri ve Danıştay gibi pek çok kritik alan bile artık özel güvenlik şirketlerince korunmaya başlamıştır” dedi.
Özel güvenlik şirketlerinin yıllara göre sayıları
|
YIL |
2004 |
2005 |
2006 |
2007 |
2008 |
2009 |
2010 |
2011 |
2012 |
2013 |
2014 |
|
KURUM SAYISI |
21 |
512 |
782 |
914 |
1005 |
1108 |
1212 |
1247 |
1279 |
1299 |
1306 |
Sektörün istihdam olanaklarından da bahseden Yrd. Doç. Dr. Melda Medine Güleç, sözlerine şöyle devam etti:
“Özel güvenlik şirketlerinin sayılarının gösterildiği Tablo’da da görüldüğü üzere Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Yasa’nın çıktığı yıl faaliyet izni alan şirket sayısında hızlı bir artış olmuş, onu takip eden yıllarda da her yıl şirket sayısı ortalama 100 adet artmıştır. Bu artış beraberinde istihdam artışını da getirmiştir. 2004 yılına ait verisi bulunmayan, 2005 yılında ise sertifika alan özel güvenlik görevlisi toplam sayısı 76.587 iken, 2006, 2008, 2009 ve 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında 100 bin eşiğinin üzerinde gerçekleşmiş ve 2014 ilk çeyreğinde tüm yıllar toplamı olarak 1.147.241’e yükselmiştir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) 2014 yılı “Türkiye Özel Güvenlik Hizmetleri Meclisi Sektör Raporu”nda dünyada kayıtlı özel güvenlik görevlisi sayısının son 30 yılda yaklaşık yüzde 300 artarak 20 milyona ulaştığı belirtilmektedir. Söz konusu raporda, Türkiye'nin 1500 güvenlik şirketi ve yaklaşık 250 bin çalışanı ile İngiltere'den sonra en fazla özel güvenlik görevlisi istihdam eden ülke konumunda bulunduğu belirtilmektedir. Ancak düşük ücret politikası nedeniyle Avrupa ile karşılaştırıldığında sektörün yıllık cirosunun düşük kaldığı da kaydedilmiştir. Güvenlik görevlilerinin ücretlerinin iyileştirilmesi konusunda ise ülkemizde halen kayda değer bir gelişme kaydedilememiştir.”
Dünyada ve Türkiye’de özel güvenlik sektöründe istihdam açığının bulunduğunu belirten Güleç, ülkemizde bu istihdam açığını karşılamak ve sektöre özel güvenlik görevlisi yetiştirmek için 2004 yılında, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirleme amaçlı 5188 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte “Özel Güvenlik ve Koruma” adı altında ön lisans programları açıldığını söyledi.
Daha önce yaptığı bir araştırmada kurulduğu yıldan itibaren her yıl farklı üniversiteler tarafından açılan Özel Güvenlik ve Koruma programı sayıları ile öğrenci kontenjanı sayılarının arttığını gözlemlediğini ifade eden Güleç, “Bu programların açılmasında arz talep dengesinin önemli olduğu göz ardı edilemez. Öğrencilerin bu programı tercih etmesinde ülkemizde özel güvenliğin yeni bir istihdam alanı olarak ortaya çıkması; öğrenci talebinin olması da üniversitelerin bu programı açmalarında etkili olmuştur” diye konuştu.
Öğr. Gör. A. Serdar Gültek / İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler MYO Özel Güvenlik ve Koruma Programı Başkanı
ÖĞRENCİLERİMİZİN MEZUN OLUNCA İŞ BULMA SIKINTISI YOK
2002 yılından beri hizmet vermekte olan Özel Güvenlik ve Koruma Programı’nın sektörün bilgi birikimi ve beceriye sahip çalışan ihtiyacını karşılamaya yönelik eğitim vermek üzere kurulduğunu belirten Öğr. Gör. A. Serdar Gültek, 4 yarıyıl süren müfredat kapsamında hukuk, iletişim, teknoloji ve yakın savunma teknikleri konularında topyekün bir eğitim sağladıklarını söyledi.
Öğrencilerine 2. yarıyıl ve 4. yarıyıl sonunda zorunlu staj çalışması gerçekleştirdiklerini ifade eden Serdar Gültek, sözlerine şöyle devam etti: “Her bir staj 30 iş günü sürmektedir. Eğitim yılı boyunca derslerde işlenen konuların pratik uygulamasında çalışmalarını sağlamak üzere yayımlanan bir yönergemiz vardır. Bu yönerge gereğince öğrencilerimizin özel güvenlik hizmeti sağlayan şirketlerin pazarlama, insan kaynakları ve operasyon yönetimi birimlerinde ayrı ayrı çalışmalar gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Staj çalışmaları süresince öğrencilerimizin sahip olması gereken iş kazalarına karşı sigorta primleri üniversitemiz tarafından ilgili kuruma yatırılmaktadır. Ülkemizde hizmet sağlayan güzide kurumlarla olan karşılıklı ilişkiler çerçevesinde dileyen öğrenci bizim yönlendirdiğimiz birimlerde, dileyen öğrenci kendi memleketinde kendi belirlediği birimde staj çalışması yapabilmektedir. Öğrencilerimizin mezun olunca iş bulma sıkıntıları yoktur. Ancak mezuniyet sonrası sektör ortalamasının üzerinde bir kazanca sahip olmaları, kısa zamanda proje amiri, proje yöneticisi gibi konumlarda görev alabilmeleri için sektörün öncü firmaları ile ortak programlar yürütülmektedir. Sektörün çoğunluğuna hizmet vermekte olan ve Özel Güvenlik Federasyonu bünyesinde bulunan şirketlerle yaptığımız çalışmalar örnek gösterilebilir.”
“2004 yılında programımızı ilk mezunları vermiştir. O tarihten bu yana mezunlarımız kişisel gelişimlerine bağlı olarak proje müdürü, bölge müdürü pozisyonlarında görev alabilmektedir” diyen Gültek, kariyerlerinin ilk başında hemen hemen bütün şirketlerin mezunlarını özel güvenlik görevlisi olarak işe başlattıklarını dile getirdi. Gültek, “Mezunlarımız hukuki bilgileri, teknoloji bilgileri, işin idaresine yönelik bilgileri doğrultusunda 3 ay ila 2 yıllık bir dönem içinde amir olarak terfi etmektedirler. Mezunlarımız özel sektör şirketlerinde görev yapabileceği gibi güvenlik ve koruma memuru olarak kamu kurumlarında hizmet verebilmektedir. KPSS sınavı sonucuna bağlı olarak kamu kurumlarının ilan ettiği kadrolara atanmaktadırlar. Özel sektör veya kamu şirketleri olsun mezunlarımızın iyi bir kariyere sahip olmaları için daha öğrencilikleri sırasında kişisel gelişim için çaba göstermeleri gerekmektedir. Dinamik bir iş ortamında çalışılmaktadır, sık sık yöneticilere ve müşteriye raporlama yapılması gerekmektedir. Bilgisayarda rapor yazabilmeli, tablolar oluşturabilmeli, sunum dosyaları hazırlayabilmelidir. En az otomobil sürecek seviyede sürücü ehliyetine sahip olmalıdır. Mutlaka tüm dünyanın konuştuğu dil olan İngilizce öğrenilmelidir. Ayrıca ülkemizin orta vadeli gelecekte komşuları ile ilişkileri gözetildiğinde Farsça, Arapça, Rusça dillerinden birisinin daha öğrenilmesi bambaşka iş imkanları sağlayacaktır. Mezunlarımız 30’lu yaşlarına geldiğinde şef kadrosundan ileri bir kariyer hedefliyorlarsa, müdürlük yapmak istiyorlarsa mutlaka 4 yıllık bir lisans programına devam edip, mezun olmalıdırlar. Günümüzde birçok üniversite açıktan ve uzaktan lisans programlarını uygun koşullarda sunmaktadır. Mezunlarımız çalışırken lisans eğitimlerine devam edebilirler.”
YÖNETİCİ ÇALIŞAN AÇIĞI BÜYÜK PROBLEM
Sektörde çalışabilmek için Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan Özel Güvenlik Daire Başkanlığından sertifika edinmek gerektiğini kaydeden Gültek, gün itibariyle 800 binin kişi bu sertifikaya sahip olup, yaklaşık 250 bin kişinin sektörde çalıştığını söyledi. 1500 civarında firmadan 1.000 tanesinin İstanbul’da hizmet verdiğini ifade eden Gültek, çalışanların büyük çoğunluğunun lise mezunu olduğunu belirtti.
Güvenlik sektöründe özel güvenlik görevlisi olarak eleman açığı her zaman mevcut olduğunu ifade eden Gültek, ayrıca özel güvenlik yöneticisi açığının da hiçbir zaman kapanmadığını vurguladı. Gültek, “Firmalar bu açığı emniyet teşkilatında komiser, emniyet amir, emniyet müdürü hizmet verirken ayrılan veya emekli olan kişilerce veya silahlı kuvvetlerde astsubay, subay olarak hizmet verirken ayrılan veya emekli olan kişilerce kapatmaya çalışmaktadır. Hem bu kişilerin sayısı yetersiz kalmakta hem de kamu hiyerarşisi içinde uzun yıllar görev yapan bu kişiler özel sektörü dinamiklerine uyum sağlamakta güçlük çekmektedirler. Dolayısıyla yönetici çalışan açığı büyük problemdir” dedi. 43 üniversite bünyesinde özel güvenlik ve koruma programının mevcut olduğunu dile getiren Gültek, ülkemizde ve dünyada yaşanan değişimlerin kalifiye çalışan ihtiyacını daha da artırdığını kaydetti.
İstanbul Üniversitesi olarak çok yakın zamanda tamamen özel güvenlik sektörüne yönelik, en son teknolojiye sahip cihazlar ile Giriş Kontrol Sistemleri Operatörlüğü, Giriş Kontrol Sistemleri Yöneticiliği, Güvenlik Kameraları CCTV Sistem Operatörlüğü ve CCTV Sistem Yöneticiliği sertifika programlarını sektöre sunacaklarının bilgisini veren Gültek, “Gerek bu sertifika programları gerekse özel güvenlik görevlisinin daha kaliteli, daha verimli, daha güvenli hizmet verebilmesi için Mesleki Yeterlilik Kurumu ile birlikte Ulusal Meslek Standartlarını yazmaktayız, ulusal Mesleki Yeterlilikleri tanımlamaktayız. Özel sektör şirketleri, sivil toplum kuruluşları ve üniversite işbirliği ile bu çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Diğer üniversitelerde yer alan Özel Güvenlik ve Koruma programlarının da üniversite – sektör işbirliklerini geliştirmesi halinde eleman açıkları çok uzun olmayan bir zaman diliminde kapanacaktır” diye konuştu.
Son Güncelleme: Çarşamba, 27 Ocak 2016 09:21
Gösterim: 2296
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, kendi işini kurmak isteyen gençlere 50 bin lira hibe ve istemeleri halinde 100 bin lira da faizsiz kredi verileceğini bildirdi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AK Parti'nin seçim öncesinde vadettiği her şeyi tek tek hayata geçirdiğini belirterek, kendi işini kurmak isteyen gençlere 50 bin lira hibe ve istemeleri halinde 100 bin lira da faizsiz kredi verileceğini bildirdi.
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Işık, gerek Bakanlık bünyesinde gerekse de KOSGEB'de hayata geçirdikleri proje ve programlarla gençleri, kadınları ve tüm girişimcileri desteklediklerini söyledi.
İhtiyaç görülen her alanda desteklerin artarak devam ettiğini vurgulayan Işık, revize edilen Girişimcilik Destek Programı ile yeni girişimcilere verilen desteğin hibe kısmının 30 bin liradan 50 bin liraya, sabit yatırım desteği adı altındaki faizsiz kredi desteğinin ise 70 bin liradan 100 bin liraya çıkarıldığına dikkati çekti.
Işık, 17 Aralık'tan itibaren projesi onaylanıp kurullara girmeye hak kazanan tüm girişimcilerin söz konusu desteklerden yararlanabileceğine işaret ederek, "AK Parti olarak seçim öncesinde ne vadettiysek, hepsini bir bir hayata geçiriyoruz. Kendi işini kurmak isteyen gençlerimize 50 bin lira hibe ve istemesi halinde 100 bin lira da faizsiz kredi vereceğiz. Uygulama 17 Aralık itibarıyla başladı. Genç girişimcilerimizi KOSGEB aracılığıyla uyguladığımız programa başvurmaya davet ediyorum" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim ve Sektör
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, kendi işini kurmak isteyen gençlere 50 bin lira hibe ve istemeleri halinde 100 bin lira da faizsiz kredi verileceğini bildirdi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AK Parti'nin seçim öncesinde vadettiği her şeyi tek tek hayata geçirdiğini belirterek, kendi işini kurmak isteyen gençlere 50 bin lira hibe ve istemeleri halinde 100 bin lira da faizsiz kredi verileceğini bildirdi.
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Işık, gerek Bakanlık bünyesinde gerekse de KOSGEB'de hayata geçirdikleri proje ve programlarla gençleri, kadınları ve tüm girişimcileri desteklediklerini söyledi.
İhtiyaç görülen her alanda desteklerin artarak devam ettiğini vurgulayan Işık, revize edilen Girişimcilik Destek Programı ile yeni girişimcilere verilen desteğin hibe kısmının 30 bin liradan 50 bin liraya, sabit yatırım desteği adı altındaki faizsiz kredi desteğinin ise 70 bin liradan 100 bin liraya çıkarıldığına dikkati çekti.
Işık, 17 Aralık'tan itibaren projesi onaylanıp kurullara girmeye hak kazanan tüm girişimcilerin söz konusu desteklerden yararlanabileceğine işaret ederek, "AK Parti olarak seçim öncesinde ne vadettiysek, hepsini bir bir hayata geçiriyoruz. Kendi işini kurmak isteyen gençlerimize 50 bin lira hibe ve istemesi halinde 100 bin lira da faizsiz kredi vereceğiz. Uygulama 17 Aralık itibarıyla başladı. Genç girişimcilerimizi KOSGEB aracılığıyla uyguladığımız programa başvurmaya davet ediyorum" diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Aralık 2015 12:23
Gösterim: 1595
İlk iki yıllık hedefi yıllık ortalama 290 Bin TL maaşla 1000 yeni istihdam olan ABD merkezli Crossover 2015 yılının Kasım ayı itibariyle Türkiye operasyonuna resmi olarak başladı.
Crossover iki yılda Türkiye’den 1000 yeteneği farklı pozisyonlarda istihdam ederek, mali değeri iki yılda 50 milyon dolara ulaşacak bir operasyonla Türkiye’deki yetişmiş insan kaynağını kendi sistemi üzerinden uzaktan yöneterek küresel ölçekli bilişim teknolojisi projelerinde kullanılmasını hedefliyor.
Halihazırda Türkiye’de 22, dünyada ise toplam 1150 profesyonelin küresel şirketler tarafından istihdam edilmesini sağlayan Crossover ciddi testlere tabi tuttuğu yetenekleri işletmelerin gözünde diğer binlerce CV’den ayrılmaları için ölçüyor ve yıllık 100 bin dolar ve üzeri kazandıran iş pozisyonlarına kişilerin yerleşmesini sağlıyor. 80 farklı ülkede en iyi insan kaynağını teknolojinin imkanlarını kullanarak araştırıp bulan Crossover, kişileri en iyi işletmelerle buluşturarak iki taraflı fayda sağlamayı amaçlıyor. Crossover, uyguladığı birçok seçme ve değerlendirme sürecinde o kadar iddialı ki işletmelere memnun kalmadıkları elemanlar için geri ödeme garantisi veriyor.
Crossover, Türkiye’ye %100 uzaktan çalışma modelini getiren ilk şirket!
Crossover, yetenekli insan kaynağının uzaktan çalışabilmesine olanak sağlayan WorkSmart adını verdikleri bir yazılıma sahip. Worksmart, kişilerin iş verimliliğini arttırırken takım arkadaşları arasındaki mesafe sorununu ortadan kaldırarak kişinin yaşadığı yeri değiştirmeden hak ettiği geliri elde etmesini sağlıyor. Çalışanların anlık performanslarının ölçülmesini ve işverene serbest çalışma saatlerinin tüm detaylarıyla raporlanmasını mümkün kılan WorkSmart, bu sayede kişilere ülkemizin herhangi bir yerinden Amerika’daki bir teknoloji şirketinde yönetici olarak çalışabilme imkanını kazandırıyor.
Şirketin CEO’su Andy Tryba, uzun yıllar Intel’de üst düzey yöneticilik ve Beyaz Saray’da Yüksek Teknoloji Temelinde İş ve Rekabet başlıklı başkanlık konseyine direktörlük yapmış bir isim.
Crossover’ın temelinde Andy’nin “Biz misyonumuz gereği şuna inanıyoruz; iyi maaş ödeyen işleri dünyanın neresinde olursa olsun gerçekten işinin ehline verirsek, dünya pozitif anlamda köklü bir şekilde değişir” düşüncesi yatıyor.
Crossover Türkiye’de Kasım ayı itibariyle Ülke Genel Müdürü olarak görev yapmaya başlayan Sinan Ata, “Crossover’ın Türkiye’deki ilk hedefinin ulaşılabilir olmak ve misyonunu Türk yeteneklere doğru anlatarak, onlara hak ettikleri ücretleri kazandırabilmek.” diyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim ve Sektör
İlk iki yıllık hedefi yıllık ortalama 290 Bin TL maaşla 1000 yeni istihdam olan ABD merkezli Crossover 2015 yılının Kasım ayı itibariyle Türkiye operasyonuna resmi olarak başladı.
Crossover iki yılda Türkiye’den 1000 yeteneği farklı pozisyonlarda istihdam ederek, mali değeri iki yılda 50 milyon dolara ulaşacak bir operasyonla Türkiye’deki yetişmiş insan kaynağını kendi sistemi üzerinden uzaktan yöneterek küresel ölçekli bilişim teknolojisi projelerinde kullanılmasını hedefliyor.
Halihazırda Türkiye’de 22, dünyada ise toplam 1150 profesyonelin küresel şirketler tarafından istihdam edilmesini sağlayan Crossover ciddi testlere tabi tuttuğu yetenekleri işletmelerin gözünde diğer binlerce CV’den ayrılmaları için ölçüyor ve yıllık 100 bin dolar ve üzeri kazandıran iş pozisyonlarına kişilerin yerleşmesini sağlıyor. 80 farklı ülkede en iyi insan kaynağını teknolojinin imkanlarını kullanarak araştırıp bulan Crossover, kişileri en iyi işletmelerle buluşturarak iki taraflı fayda sağlamayı amaçlıyor. Crossover, uyguladığı birçok seçme ve değerlendirme sürecinde o kadar iddialı ki işletmelere memnun kalmadıkları elemanlar için geri ödeme garantisi veriyor.
Crossover, Türkiye’ye %100 uzaktan çalışma modelini getiren ilk şirket!
Crossover, yetenekli insan kaynağının uzaktan çalışabilmesine olanak sağlayan WorkSmart adını verdikleri bir yazılıma sahip. Worksmart, kişilerin iş verimliliğini arttırırken takım arkadaşları arasındaki mesafe sorununu ortadan kaldırarak kişinin yaşadığı yeri değiştirmeden hak ettiği geliri elde etmesini sağlıyor. Çalışanların anlık performanslarının ölçülmesini ve işverene serbest çalışma saatlerinin tüm detaylarıyla raporlanmasını mümkün kılan WorkSmart, bu sayede kişilere ülkemizin herhangi bir yerinden Amerika’daki bir teknoloji şirketinde yönetici olarak çalışabilme imkanını kazandırıyor.
Şirketin CEO’su Andy Tryba, uzun yıllar Intel’de üst düzey yöneticilik ve Beyaz Saray’da Yüksek Teknoloji Temelinde İş ve Rekabet başlıklı başkanlık konseyine direktörlük yapmış bir isim.
Crossover’ın temelinde Andy’nin “Biz misyonumuz gereği şuna inanıyoruz; iyi maaş ödeyen işleri dünyanın neresinde olursa olsun gerçekten işinin ehline verirsek, dünya pozitif anlamda köklü bir şekilde değişir” düşüncesi yatıyor.
Crossover Türkiye’de Kasım ayı itibariyle Ülke Genel Müdürü olarak görev yapmaya başlayan Sinan Ata, “Crossover’ın Türkiye’deki ilk hedefinin ulaşılabilir olmak ve misyonunu Türk yeteneklere doğru anlatarak, onlara hak ettikleri ücretleri kazandırabilmek.” diyor.
Son Güncelleme: Cuma, 11 Aralık 2015 16:14
Gösterim: 1001
(İKMİB), Avrupa Birliği'nin Hayat Boyu Öğrenme Programı kapsamında hazırladığı Chemical Movetech Projesi'ni uygulamaya geçirdi. Buna göre kimya sektörünün ihtiyaç duyduğu Elektronik Eğitim Platformu, 5 dilde yayın yapacak.
İKMİB'den yapılan açıklamaya göre Chemical Movetech Projesi, İKMİB koordinatörlüğünde, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve EğitimVakfı (PAGEV), İspanya, Polonya ile Litvanya ortaklığında hazırlandı.
Proje kapsamında geliştirilen ve kimya sektörünün ihtiyaç duyduğu Elektronik Eğitim Platformu, Türkçe, İngilizce, Lehçe, İspanyolca ve Litvanca olmak üzere 5 dilde hizmet verecek.
Sektör çalışanları için özel olarak geliştirilen modüller ve platform, video, animasyon, sınav ve anketler ile desteklenerek interaktif hale getirildi.
Chemical Movetech Projesi'ndeki eğitim modülleri ilaç, kimyevi ürünler (boya ve sabun) ve plastik olmak üzere üç ana kategoride dört meslek grubu için hazırlandı.
Kullanıcıların ham maddelerin, üretim prosesleri, iş sağlığı ve güvenliği ile atık ve ambalaj konularına ilişkin bilgilere ulaşabileceği eğitim modülleri http://chemicalmovetechportal.eu/ üzerinden sektöre açıldı.
Üniversitelerin ve meslek liselerinin ilgili bölümlerinde okuyan öğrenciler bu eğitim sistemine üye olarak faydalanabilecek. Eğitim modüllerinin sayısı ve içerikleri ise her yıl ihtiyaçlara göre artarak devam edecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Chemical Movetech Projesi'ni başlattıklarını bildirdi.
Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü ve genç nüfusun arttığına işaret eden Akyüz, genç nüfusun istihdam sorunu için çözüm önerileri aranırken sanayicinin ise nitelikli iş gücüne ulaşmakta büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi.
İhracat performansıyla Türkiye'nin lider sektörlerinden biri konumuna yükselen kimyada da durumun farklı olmadığını vurgulayan Akyüz, "Birlik olarak bizler de Avrupa Birliği'nin Hayat Boyu Öğrenme Hibe Programı'ndan hibe desteği alarak Chemical Movetech Projesi'ni hayata geçirdik" ifadelerini kullandı.
Kimya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyenlerin kullanılan ham maddelerin özellikleri, üretim teknolojileri, iş sağlığı ve güvenliği ile atık konularında bilgi ve beceri düzeylerini artırmayı hedeflediklerine dikkati çeken Akyüz, şunları kaydetti:
"Dünya hızla değişiyor ve teknolojinin olanaklarını kullanarak bu değişime çok daha hızlı adapte olmak mümkün. Hazırladığımız eğitim platformu sayesinde artık güncel bilgilere ulaşmak çok kolaylaşacak. Bu çalışmaların hem işçi ve işveren, hem de sektörümüz açısından faydalı olacağına inanıyoruz."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim ve Sektör
(İKMİB), Avrupa Birliği'nin Hayat Boyu Öğrenme Programı kapsamında hazırladığı Chemical Movetech Projesi'ni uygulamaya geçirdi. Buna göre kimya sektörünün ihtiyaç duyduğu Elektronik Eğitim Platformu, 5 dilde yayın yapacak.
İKMİB'den yapılan açıklamaya göre Chemical Movetech Projesi, İKMİB koordinatörlüğünde, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve EğitimVakfı (PAGEV), İspanya, Polonya ile Litvanya ortaklığında hazırlandı.
Proje kapsamında geliştirilen ve kimya sektörünün ihtiyaç duyduğu Elektronik Eğitim Platformu, Türkçe, İngilizce, Lehçe, İspanyolca ve Litvanca olmak üzere 5 dilde hizmet verecek.
Sektör çalışanları için özel olarak geliştirilen modüller ve platform, video, animasyon, sınav ve anketler ile desteklenerek interaktif hale getirildi.
Chemical Movetech Projesi'ndeki eğitim modülleri ilaç, kimyevi ürünler (boya ve sabun) ve plastik olmak üzere üç ana kategoride dört meslek grubu için hazırlandı.
Kullanıcıların ham maddelerin, üretim prosesleri, iş sağlığı ve güvenliği ile atık ve ambalaj konularına ilişkin bilgilere ulaşabileceği eğitim modülleri http://chemicalmovetechportal.eu/ üzerinden sektöre açıldı.
Üniversitelerin ve meslek liselerinin ilgili bölümlerinde okuyan öğrenciler bu eğitim sistemine üye olarak faydalanabilecek. Eğitim modüllerinin sayısı ve içerikleri ise her yıl ihtiyaçlara göre artarak devam edecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Chemical Movetech Projesi'ni başlattıklarını bildirdi.
Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü ve genç nüfusun arttığına işaret eden Akyüz, genç nüfusun istihdam sorunu için çözüm önerileri aranırken sanayicinin ise nitelikli iş gücüne ulaşmakta büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi.
İhracat performansıyla Türkiye'nin lider sektörlerinden biri konumuna yükselen kimyada da durumun farklı olmadığını vurgulayan Akyüz, "Birlik olarak bizler de Avrupa Birliği'nin Hayat Boyu Öğrenme Hibe Programı'ndan hibe desteği alarak Chemical Movetech Projesi'ni hayata geçirdik" ifadelerini kullandı.
Kimya sektöründe çalışan ya da çalışmak isteyenlerin kullanılan ham maddelerin özellikleri, üretim teknolojileri, iş sağlığı ve güvenliği ile atık konularında bilgi ve beceri düzeylerini artırmayı hedeflediklerine dikkati çeken Akyüz, şunları kaydetti:
"Dünya hızla değişiyor ve teknolojinin olanaklarını kullanarak bu değişime çok daha hızlı adapte olmak mümkün. Hazırladığımız eğitim platformu sayesinde artık güncel bilgilere ulaşmak çok kolaylaşacak. Bu çalışmaların hem işçi ve işveren, hem de sektörümüz açısından faydalı olacağına inanıyoruz."
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Aralık 2015 11:58
Gösterim: 763
Çok genç, potansiyeli geniş bir sektör olan sigortacılığın, en önemli sorunu yetişmiş personel bulunamaması. Bu sorunun çözümü için sektör temsilcileri, sigortacılık okullarının staj sürelerini daha da artırmasını talep ediyor. Üniversiteler ise öğrencilerine teorik bilginin yanı sıra, sektördeki şirketlerle işbirliğine giderek uygulama imkanı da sunuyor.

H. Necmi Üze / Profesyonel Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
SİGORTACILIK GELECEĞİN MESLEĞİDİR
Profesyonel Sigorta Acenteleri Derneği kısa adı ile PASAD, yaklaşık 5 yıl önce kurulmuş 200’den fazla üyesi olan bir dernek. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı H. Necmi Üze, ülkemizdeki sigortacılık sektörünün durumunu şöyle değerlendirdi:
“Ülkemizde sigortacılık sektörü şu an potansiyelinin yaklaşık 6 kat gerisinde. Rakamlarla ifade etmek gerekirse sektör GSYH yaklaşık %1,5 ine tekabül ediyor. Bu oran dünya ortalamasında %5 gelişmiş ülkelerde daha fazla. 2015 yılında sektörün 28-30 milyar TL gibi bir büyüklüğe ulaşmasını bekliyoruz. Türkiye’nin sigorta sektöründe alacağı çok yol var. Bu yüzden gelecekte çok daha büyüyeceğini düşünüyoruz. Nitekim 2015 yılının ilk yarısında sektör %14 büyüdü. Piyasaların 2015 yılının ilk yarısındaki durumuna baktığımızda bu iyi bir oran. Sigortacılık geleceğin mesleğidir diyebilirim.”
Sigortacılık sektöründeki istihdam verilerini iki kısma ayırarak inceleyebileceğimizi belirten H. Necmi Üze, “Sigorta şirketlerinin sağladığı istihdam yaklaşık 18.000 kişi, sigorta satışını sağlayan personelin istihdamı yaklaşık 47.000 kişidir. Şirketlerin toplam istihdamının 12.565 kişisi merkez ve bölgelerde çalışan personeller ve kalanı pazarlama personellerinden oluşmaktadır. Türkiye’ de sigorta sektörüne en çok istihdamı biz acenteler sağlamaktayız. Türkiye’de toplam sigorta acentesi sayısı 15.590 toplam çalışan sayısı 43.500 civarındadır. Bunun dışında 124 adet broker 2000 personel istihdam etmektedir. Yaklaşık 600- 700 adette diğer satış kanallarının personelleri bulunmaktadır” diye konuştu.
H. Necmi Üze, acentelerin eğitim durumlarına bakıldığında genellikle lise öğrenimli olduklarını ancak yeni çıkan yasa ve yönetmeliklerle bu durumun hızla yüksekokul ve üzeri eğitim alan personele dönüştüğünü dile getirerek, “Sektörün istihdamı sektörün büyüme hızına göre artacağı inancındayız. Geçen seneki veriler göz önünde bulunduğunda istihdamın büyüme hızı ile paralel olarak arttığı gözlemlenmektedir” ifadelerini kullandı.
Sektörde en önemli sorunun yetişmiş personel bulunamaması olduğunu ifade eden Üze, “Aslına bakarsanız yeteri kadar sigortacılık meslek lisesi ve sigortacılık meslek yüksekokulu olmasına rağmen yetişmiş personel sayısının yetersiz olmasının en önemlisi okulların verdiği eğitimin çok teorik kalması staj sürelerinin düşük olmasından ileri gelmektedir. Çocuklarımız okulda öğrendiklerinden ziyade stajda yaptıkları pratikle iş hayatına hazırlanmaktadırlar. Bizce staj sürelerinin çok daha fazla olması gerekmektedir. Bu şekilde çocuklarımız okuldan mezun olduklarında hemen hemen yetişmiş personel vasfına sahip olabilirler” dedi.
Sigortacılık mesleğini yapmak isteyenlerde bulunması gereken özelliklere değinen H. Necmi Üze, şöyle konuştu:
“Mesleğimize giriş için en az sigortacılık yüksekokulu mezunu olmak ve sigorta eğitim merkezinin sınavını kazanmak gerekiyor. Ayrıca bizim mesleğimizin özü güvendir. Bunun dışında meslekte başarılı olmak isteyen birinin, sayısal düşünebilme kabiliyetinin gelişmiş olması, çok dikkatli ve sabırlı olması, sosyal ilişkilerde başarılı ve dışa dönük kimseler olması gerekiyor.”
Sektördeki bir personelin tecrübe kazandıkça gelirinin arttığını ifade eden Üze, mesleğe yeni girmiş bir personelin 2000-2500 TL arasında bir ücret aldığını da sözlerine ekledi.
Doç. Dr. İdil Özlem Koç / Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı
SEKTÖR DAHA FAZLA MEZUNA İHTİYAÇ DUYACAK
1995 yılında eğitim hayatına başlayan Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu sigortacılıkta 4 yıllık eğitim vermeye başlayan ilk kurum olma özelliğini taşıyor. Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. İdil Özlem Koç, ilk iki yılda, daha çok ekonomi, işletme, matematik, hukuk, finans gibi temel derslerin ağırlıklı olarak verildiğini, 3.yıldan itibaren de uzmanlık derslerinin işlerlik kazandığını dile getirdi.
“Bölüm olarak, genelde müfredatı; öğrencilerimizin mikro bazlı değil genel bakış açısıyla ve küresel bir perspektiften düşünme yeteneklerini ve işe yatkınlarını artıracak ve aynı zamanda sektörün gereksinimlerine de uyum sağlayacak bir yelpazeyi meydana getiren derslerden oluşturmaya çalışıyoruz” diyen Doç. Dr. İdil Özlem Koç, böylece öğrencilerin teorik bilginin yanı sıra, uygulama hakkında da fikir sahibi olduğunu, ayrıca üst düzey sektör temsilcileriyle aynı ortamı bir dönem boyunca paylaştığını ifade etti.
Doç. Dr. İdil Özlem Koç, sigortacılık derslerine giriş yapan öğrencinin, 4.yarıyıldan itibaren sektörde 1 ay staj yapma zorunluluğunun olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Öğrencilerimiz stajlarını sektörün her kurumunda yapabilmektedirler. Bizim öğrencilerimize staj konusunda en büyük katkımız, önceden belirlediğimiz ve irtibat kurduğumuz birkaç sigorta şirketine müracaatları konusunda destek sağlamak. Tabi bu kabullerin yine kendi CV ve çalışma performanslarına bağlı olacağını belirtmek isterim. Çünkü öğrencilerimizin staja kabul konusunda gösterecekleri performansın onları, staj yaparken daha fazla motive ettiğini gördük. Stajlar sonrasında ise, dönem başlarında staja dair paylaşım toplantılarında, sigorta şirketleri ve yapılan faaliyetler konusunda öğrencilerimizden geri bildirimler alıyor ve gelecek seneler için bu verileri değerlendiriyoruz. Okul sonrası iş olanakları için kariyer planlaması yapan sektör kuruluşlarından bazılarının genellikle bizimle koordineli çalışması yararlı olmaktadır. Fakat bu çabalar organize olmayıp, sektörle kurduğumuz yakın bağların doğal sonucu niteliğindedir. Söz konusu kariyer planlaması çalışmalarında sektörde yer edinmiş eski mezunlarımızın katkıları da azımsanmayacak niteliktedir. Bu arada sektörde çalışan mezunlarımız ile 3. ve 4. sınıf sektörün müstakbel sigortacılarını bir araya getiren konferanslar düzenliyoruz. Bu konferanslarda kendilerinden birilerini görmek, deneyimlerini, attıkları adımları öğrenmek ve hedeflerinin geçerliliğini (yapılabilirliğini) sınamak onların mezuniyet sonrası kararlarına yol gösteriyor. Ayrıca bazen sektörden gelen talepler doğrultusunda, çeşitli sigortacılık kurumları ile kariyer günleri organize ediyoruz. Böylece mezuniyeti yaklaşmış öğrencilerimize; sektörden gelecek iş tekliflerini anında karşılamaya ve desteklemeye aracılık etmiş oluyoruz.”
Sigortacılık sektörünün, çok çeşitli ve değişik ortamlarda çalışma fırsatı veren nadir sektörden biri olduğunu da belirten Doç. Dr. İdil Özlem Koç, “Örneğin, en üstten başlarsak, kamu ve denetleme görevini yerine getiren kamu kurumu olarak; Hazine Müsteşarlığı, Sigorta Denetleme Kurulu, Sigortacılık Genel Müdürlüğü, sosyal güvenlik kurumları, sigorta şirketleri olarak ise, hayat dışı, hayat ve emeklilik şirketleri, reasürans şirketleri, mesleki kurumlar olarak, Doğal Afet Sigortaları Kurumu, Tarım Sigortaları Havuzu, Güvence Hesabı, Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Emeklilik Gözetim Merkezi, Sigortacılık Eğitim Merkezi, Sigorta Tahkim Komisyonu, mesleki kuruluşlar olarak; Türkiye Sigorta Birliği, Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, Sigorta Acenteleri İcra Komitesi, yardımcı hizmetler olarak da; acenteler, sigorta ve reasürans brokerleri, sigorta ve tarım eksperleri, bireysel emeklilik aracıları ve mesleki organizasyonlarda; başka deyişle sigorta şirketleri, eksperler, acenteler, brokerlar ve aktüerler tarafından kurulan dernek ve vakıflarda çalışabilirler” dedi.
Sigortacılık sektörünün çok genç, potansiyeli geniş bir sektör olduğunu belirten Doç. Dr. İdil Özlem Koç, “Bugün olarak sektörün GSYH’dan aldığı pay çok sınırlıdır. Ancak bu pay arttıkça sektör büyüyecek ve büyümektedir. Sadece Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu Sigortacılık bölümünde değil, çok sayıda üniversitenin sigortacılık alanında lisans eğitimi verilmektedir. Son yıllarda fakültelerde sigortacılık bölümleri hızla artmaktadır. Her sene yüzlerce sayıda genç mezun sektöre dahil olmaktadır. Sektör daha doymamıştır. Daha çok sayıda mezunumuza ihtiyaç duyulacaktır” diye konuştu.
Doç. Dr. Haşim Özüdoğru / Gazi Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı
GELECEĞİN ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİNİ YETİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ
Sigortacılık sektörünün ve sigortacılık hizmetlerinin gelişmesini ve yaygınlaşmasını sağlayacak, sektörün verimliliğini arttıracak yetişmiş iş gücü kazandırılmasını hedefleyen Gazi Üniversitesi Sigortacılık Bölümü, 4 yıllık eğitim veriyor ve Yükseköğretime Geçiş Sınavı sonucunda YGS-6 puan türüyle öğrenci alıyor. Gazi Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, sigortacılık eğitiminde sigorta ile ilgili alan derslerinin yanında matematik, istatistik, muhasebe ve hukuk gibi temel derslerin de verildiğini ve geniş bir seçmeli ders yelpazesinin bulunmadığını söyledi. “Bölümümüzde Erasmus Öğrenci Değişim programı kapsamında anlaşmalı olduğu okullar da bulunmaktadır dileyen öğrenciler bu programa başvurabilir” diyen Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, öğrencilerinin 3. sınıfı bitirdiğinde 1 aylık zorunlu stajının bulunduğunu da belirtti.
Bölümümüz sigorta şirketleri ve bankalar ile öğrencilerimizin stajı ve istihdamı üzerine anlaşmalarda bulunmaktadır. Dileyen öğrencilerimiz kendi istedikleri/ayarladıkları sigorta şirketleri ya da bankalarda da staj yapabilmektedir” dedi.
Sigortacılık bölümünden mezun olan öğrenciler için sigorta şirketleri, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, reasürans şirketleri, Hazine Müsteşarlığı, Sigortacılık Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumlarının ilgili bölümlerinde istihdam olanağı bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, “Günümüzde kamu bankalarının çoğunda mezunlarımız üst düzey yönetici olarak görev yapmaktadır. Ayrıca Bankalar ve bankacılık dışı finansal kurumlar ile BDDK, TCMB, SPK, İMKB gibi kamu kurumlarında istihdam olanağı bulunmaktadır” dedi.
Sigortacılık bölümünde okumak ve sektörde kariyer yapmak isteyen öğrencilerin analitik düşünce sistemine sahip, matematik ve sosyal zekası yüksek, iletişim gücü kuvvetli olması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, sözlerine şöyle devam etti:
“Sigortacılık sektöründe eğitimli eleman sıkıntısı yaşanıyor. Biz de sigortacılık bölümü olarak sigorta şirketleri ile işbirliği içinde sektörün ihtiyaçlarına uygun eleman ve geleceğin üst düzey yöneticilerini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Eğitim programımız derslerini ve içeriklerini de sektör ile iletişim halinde bulunarak hazırlıyoruz.”
Erdal Serbest / AXA SİGORTA Eğitim, Gelişim ve İç İletişim Müdürü
HER YIL 60 ÖĞRENCİYİ ŞİRKETİMİZE DAVET EDİYORUZ
Sigortacılığın gelişmiş ülkelerde bir bilim dalı olarak ele alındığını, geliştirilmesi için yapılan çalışmalarda çok yönlü ve her türlü güven ve tüketici ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunu ifade eden Erdal Serbest, “Alınan aksiyonlar geçici ve anlık etkiyi değil daha çok uzun vadeli ve sürdürülebilir başarıyı hedeflemekte, ortaya konan başarıda söz konusu işkolunun geçmişinde yaşanan tecrübe, deneyim ve konuya verilen önem nedeni ile özellikle eğitimine gösterilen özen de önemli yer tutmaktadır” dedi.
Sigortacılığın Türkiye geçmişine baktığımızda yine önemli çalışmaların yapıldığını, ancak belli dönemlerde tüketici güvenini zedeleyen önemli olumsuzlukların yaşandığının gözlemlendiğini kaydeden Erdal Serbest, yakın geçmişimizde alınan dersler ve kamu otoritesinin önemli karar ve destekleri ile sigortacılık sektörünü geçmişi ile karşılaştırıldığında çok önemli yol almış durumda olduğunu söyledi.
Bu önemli gelişmelerin yanında yine son zamanlarda gerek şirket satın almaları gerekse birleşme veya ortaklıklar yolu ile küresel sigorta oyuncularının ülkemize gösterdikleri ilgi ve dolayısı ile taşıdıkları tecrübelerin, sigortacılık mesleğine farklı bir bakış açısı ve itibar kazandırmaya başladığını ifade eden Erdal Serbest, “Bu kabuk değişiminde, genel çalışan profili değişimine paralel olarak genç ve farklı bakış açılarına sahip sigortacılar da çok etkin olmuşlardır. Dolayısıyla gelecek süreçte tüketici ihtiyaçlarına paralel olarak sigortacılığın gelişeceğine ve tercih edilen bir iş kolu haline geleceğine dönük inancımız tamdır” diye konuştu.
Sigortacılık sektörünün yetişmiş çalışan kaynağı açısından sayısı görece olarak çok da fazla olmayan üniversiteler tarafından desteklendiğini belirten Serbest, ancak gerçek ihtiyacın nicelikten çok, nitelik olarak sigorta iş ailesinin beklentilerini karşılayabilecek kaynağın kazandırılması olduğunu ifade etti.
“Son yıllarda özellikle okul – sektör işbirlikleri sayesinde gerçekleştirilen çalışmalarla hem okullar müfredatlarını şirket beklentilerine göre planlamakta ve güncellemekte, aynı zamanda şirketler de tecrübe birikimlerini öğrenciler ile paylaşma şansına kavuşmaktadır” diyen Erdal Serbest, bu süreçte en önemli unsurun staj programları olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Bu çalışmalar sayesinde hem şirketler çalışan kaynağını bilgi ve beceri açısından tanıma fırsatı bulurken, öğrenciler de çalışma şartlarını gerçek ortamda deneyimleme şansına kavuşmaktadırlar. AXA SİGORTA olarak her yıl kurumsal sorumluluğumuzun da bir gereği olduğuna inandığımız staj programı için yaklaşık 60 öğrencimizi şirketimize davet ediyoruz. Şirketler olarak okullardan beklentimiz, öğrencilerini çağın ve gelişen sektörün gereklerine uygun bilgiler ve kurumsal ortamın davranış şekillerine uygun donanımlarla profesyonel hayata hazırlamalarıdır.”
AXA SİGORTA’da çalışan sayısının 775 olduğu bilgisini veren Erdal Serbest, “İçimizde sigortacılık mezunları olduğu kadar farklı iş kolları için diğer bölümlerden de mezun arkadaşlarımız bulunmakta, çalışanlarımızın %10’unu yüksek lisans ya da doktora mezunu arkadaşlar, %83’ünü üniversite mezunu arkadaşlar, %7’sini ise lise mezunu arkadaşlar oluşturmaktadır. Çalışan seçimi aşamasında uzun yıllardır yapılandırılmış bir işe alım süreci yürütülmektedir. Şirketimize iletilen özgeçmişler işin niteliğine ve gerekliliklerine göre değerlendirildikten sonra adaylar ile aşamalı birebir görüşmeler gerçekleştirilmektedir. Değerlendirmelerden geçen adaylar kurum kültürü ve pozisyona uyum karşılaştırması için kişilik anketine davet edilmekte ve yine pozisyonun gerekliliklerine göre bilgisayar ve yabancı dil seviye değerlendirmesine tabii tutulmaktadır” dedi.
Bütün sektörlerde olduğu gibi sigorta sektöründe de zaman zaman yetişmiş çalışan ihtiyacı yaşandığını kaydeden Erdal Serbest, bu ihtiyacın çoğu zaman Aktüerya ya da Bilgi İşlem gibi özel iş kolları için ortaya çıktığı gözlemlendiğini belirten Serbest, “Sigorta şirketleri olarak bu ihtiyacı giderebilmek için uyguladığımız çözümlerden birisi bu konularda eğitim veren okullarla yakın işbirliği içinde olmak ve henüz öğrenciler okurken istihdam etmek üzere yapılan çalışmalardır. AXA SİGORTA olarak hem sektörümüzü / iş kolumuzu tanıtmak hem de sigortacılığa olan ilgiyi yükseltmek üzere şirket yöneticileri olarak her yıl yaklaşık 20 okulu ziyaret ediyor, seminer ya da paneller ile hem sigortacılık konusunda bilgi veriyor hem de öğrencilerimizi profesyonel yaşama hazırlamak üzere ipuçları paylaşıyoruz. Bunun yanında özellikle son zamanlarda sektörel eğitimler veren özel sektör girişimleri de ileriki dönemde çözüm kaynağı olabilecektir” şeklinde konuştu.
Her ne kadar ülkemizde yükselen işsizlik oranlarından bahsedilse de, şirketlerin yetişmiş ve nitelikli çalışan bulamamaktan şikâyetçi olduğunu belirten Erdal Serbest, “Şirketlerin arzuladığı çalışan olmak ve binlerce aday arasından sıyrılabilmek için aday arkadaşların kendilerini sektörün özellik ve gelişimine göre kendilerini hazırlamaları ve fark yaratacak çalışmaları özgeçmişlerine eklemeleri gereklidir. Bunlar, eğitim sürecinde gerçekleştirilen mümkünse ilgili sektörde gerçekleştirilen stajlar, küresel şirketlerin beklentilerini karşılamak ve özellikle yönetsel pozisyonlar hedefleniyor ise yabancı dil bilgisi yanında belli bir konuda uzmanlaşma gibi hazırlıklardır” dedi.
“Mevcut çalışanların ise bilgi ve yetkinliklerini geliştirmek için her fırsatı değerlendirmeleri, sektörü hem yerel hem de küresel olarak yakından takip ederek kendi iş konularına ait gelişim ve yenilikleri sorumlu oldukları işe adapte etmeleri şirket içindeki varlıklarını daha bir öne çıkartacak ve fark yaratacak” diyen Erdal Serbest, en önemli konunun ise aday olunan işe duyulan tutku ve başarı isteği olduğunu dile getirerek, kişilerin seçimlerini yaparken hedeflerini gerçekleştirebilecekleri ortamlara sahip şirketleri tercih etmelerini ve seçici olmalarını önerdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim ve Sektör
Çok genç, potansiyeli geniş bir sektör olan sigortacılığın, en önemli sorunu yetişmiş personel bulunamaması. Bu sorunun çözümü için sektör temsilcileri, sigortacılık okullarının staj sürelerini daha da artırmasını talep ediyor. Üniversiteler ise öğrencilerine teorik bilginin yanı sıra, sektördeki şirketlerle işbirliğine giderek uygulama imkanı da sunuyor.

H. Necmi Üze / Profesyonel Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
SİGORTACILIK GELECEĞİN MESLEĞİDİR
Profesyonel Sigorta Acenteleri Derneği kısa adı ile PASAD, yaklaşık 5 yıl önce kurulmuş 200’den fazla üyesi olan bir dernek. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı H. Necmi Üze, ülkemizdeki sigortacılık sektörünün durumunu şöyle değerlendirdi:
“Ülkemizde sigortacılık sektörü şu an potansiyelinin yaklaşık 6 kat gerisinde. Rakamlarla ifade etmek gerekirse sektör GSYH yaklaşık %1,5 ine tekabül ediyor. Bu oran dünya ortalamasında %5 gelişmiş ülkelerde daha fazla. 2015 yılında sektörün 28-30 milyar TL gibi bir büyüklüğe ulaşmasını bekliyoruz. Türkiye’nin sigorta sektöründe alacağı çok yol var. Bu yüzden gelecekte çok daha büyüyeceğini düşünüyoruz. Nitekim 2015 yılının ilk yarısında sektör %14 büyüdü. Piyasaların 2015 yılının ilk yarısındaki durumuna baktığımızda bu iyi bir oran. Sigortacılık geleceğin mesleğidir diyebilirim.”
Sigortacılık sektöründeki istihdam verilerini iki kısma ayırarak inceleyebileceğimizi belirten H. Necmi Üze, “Sigorta şirketlerinin sağladığı istihdam yaklaşık 18.000 kişi, sigorta satışını sağlayan personelin istihdamı yaklaşık 47.000 kişidir. Şirketlerin toplam istihdamının 12.565 kişisi merkez ve bölgelerde çalışan personeller ve kalanı pazarlama personellerinden oluşmaktadır. Türkiye’ de sigorta sektörüne en çok istihdamı biz acenteler sağlamaktayız. Türkiye’de toplam sigorta acentesi sayısı 15.590 toplam çalışan sayısı 43.500 civarındadır. Bunun dışında 124 adet broker 2000 personel istihdam etmektedir. Yaklaşık 600- 700 adette diğer satış kanallarının personelleri bulunmaktadır” diye konuştu.
H. Necmi Üze, acentelerin eğitim durumlarına bakıldığında genellikle lise öğrenimli olduklarını ancak yeni çıkan yasa ve yönetmeliklerle bu durumun hızla yüksekokul ve üzeri eğitim alan personele dönüştüğünü dile getirerek, “Sektörün istihdamı sektörün büyüme hızına göre artacağı inancındayız. Geçen seneki veriler göz önünde bulunduğunda istihdamın büyüme hızı ile paralel olarak arttığı gözlemlenmektedir” ifadelerini kullandı.
Sektörde en önemli sorunun yetişmiş personel bulunamaması olduğunu ifade eden Üze, “Aslına bakarsanız yeteri kadar sigortacılık meslek lisesi ve sigortacılık meslek yüksekokulu olmasına rağmen yetişmiş personel sayısının yetersiz olmasının en önemlisi okulların verdiği eğitimin çok teorik kalması staj sürelerinin düşük olmasından ileri gelmektedir. Çocuklarımız okulda öğrendiklerinden ziyade stajda yaptıkları pratikle iş hayatına hazırlanmaktadırlar. Bizce staj sürelerinin çok daha fazla olması gerekmektedir. Bu şekilde çocuklarımız okuldan mezun olduklarında hemen hemen yetişmiş personel vasfına sahip olabilirler” dedi.
Sigortacılık mesleğini yapmak isteyenlerde bulunması gereken özelliklere değinen H. Necmi Üze, şöyle konuştu:
“Mesleğimize giriş için en az sigortacılık yüksekokulu mezunu olmak ve sigorta eğitim merkezinin sınavını kazanmak gerekiyor. Ayrıca bizim mesleğimizin özü güvendir. Bunun dışında meslekte başarılı olmak isteyen birinin, sayısal düşünebilme kabiliyetinin gelişmiş olması, çok dikkatli ve sabırlı olması, sosyal ilişkilerde başarılı ve dışa dönük kimseler olması gerekiyor.”
Sektördeki bir personelin tecrübe kazandıkça gelirinin arttığını ifade eden Üze, mesleğe yeni girmiş bir personelin 2000-2500 TL arasında bir ücret aldığını da sözlerine ekledi.
Doç. Dr. İdil Özlem Koç / Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı
SEKTÖR DAHA FAZLA MEZUNA İHTİYAÇ DUYACAK
1995 yılında eğitim hayatına başlayan Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu sigortacılıkta 4 yıllık eğitim vermeye başlayan ilk kurum olma özelliğini taşıyor. Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. İdil Özlem Koç, ilk iki yılda, daha çok ekonomi, işletme, matematik, hukuk, finans gibi temel derslerin ağırlıklı olarak verildiğini, 3.yıldan itibaren de uzmanlık derslerinin işlerlik kazandığını dile getirdi.
“Bölüm olarak, genelde müfredatı; öğrencilerimizin mikro bazlı değil genel bakış açısıyla ve küresel bir perspektiften düşünme yeteneklerini ve işe yatkınlarını artıracak ve aynı zamanda sektörün gereksinimlerine de uyum sağlayacak bir yelpazeyi meydana getiren derslerden oluşturmaya çalışıyoruz” diyen Doç. Dr. İdil Özlem Koç, böylece öğrencilerin teorik bilginin yanı sıra, uygulama hakkında da fikir sahibi olduğunu, ayrıca üst düzey sektör temsilcileriyle aynı ortamı bir dönem boyunca paylaştığını ifade etti.
Doç. Dr. İdil Özlem Koç, sigortacılık derslerine giriş yapan öğrencinin, 4.yarıyıldan itibaren sektörde 1 ay staj yapma zorunluluğunun olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Öğrencilerimiz stajlarını sektörün her kurumunda yapabilmektedirler. Bizim öğrencilerimize staj konusunda en büyük katkımız, önceden belirlediğimiz ve irtibat kurduğumuz birkaç sigorta şirketine müracaatları konusunda destek sağlamak. Tabi bu kabullerin yine kendi CV ve çalışma performanslarına bağlı olacağını belirtmek isterim. Çünkü öğrencilerimizin staja kabul konusunda gösterecekleri performansın onları, staj yaparken daha fazla motive ettiğini gördük. Stajlar sonrasında ise, dönem başlarında staja dair paylaşım toplantılarında, sigorta şirketleri ve yapılan faaliyetler konusunda öğrencilerimizden geri bildirimler alıyor ve gelecek seneler için bu verileri değerlendiriyoruz. Okul sonrası iş olanakları için kariyer planlaması yapan sektör kuruluşlarından bazılarının genellikle bizimle koordineli çalışması yararlı olmaktadır. Fakat bu çabalar organize olmayıp, sektörle kurduğumuz yakın bağların doğal sonucu niteliğindedir. Söz konusu kariyer planlaması çalışmalarında sektörde yer edinmiş eski mezunlarımızın katkıları da azımsanmayacak niteliktedir. Bu arada sektörde çalışan mezunlarımız ile 3. ve 4. sınıf sektörün müstakbel sigortacılarını bir araya getiren konferanslar düzenliyoruz. Bu konferanslarda kendilerinden birilerini görmek, deneyimlerini, attıkları adımları öğrenmek ve hedeflerinin geçerliliğini (yapılabilirliğini) sınamak onların mezuniyet sonrası kararlarına yol gösteriyor. Ayrıca bazen sektörden gelen talepler doğrultusunda, çeşitli sigortacılık kurumları ile kariyer günleri organize ediyoruz. Böylece mezuniyeti yaklaşmış öğrencilerimize; sektörden gelecek iş tekliflerini anında karşılamaya ve desteklemeye aracılık etmiş oluyoruz.”
Sigortacılık sektörünün, çok çeşitli ve değişik ortamlarda çalışma fırsatı veren nadir sektörden biri olduğunu da belirten Doç. Dr. İdil Özlem Koç, “Örneğin, en üstten başlarsak, kamu ve denetleme görevini yerine getiren kamu kurumu olarak; Hazine Müsteşarlığı, Sigorta Denetleme Kurulu, Sigortacılık Genel Müdürlüğü, sosyal güvenlik kurumları, sigorta şirketleri olarak ise, hayat dışı, hayat ve emeklilik şirketleri, reasürans şirketleri, mesleki kurumlar olarak, Doğal Afet Sigortaları Kurumu, Tarım Sigortaları Havuzu, Güvence Hesabı, Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Emeklilik Gözetim Merkezi, Sigortacılık Eğitim Merkezi, Sigorta Tahkim Komisyonu, mesleki kuruluşlar olarak; Türkiye Sigorta Birliği, Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, Sigorta Acenteleri İcra Komitesi, yardımcı hizmetler olarak da; acenteler, sigorta ve reasürans brokerleri, sigorta ve tarım eksperleri, bireysel emeklilik aracıları ve mesleki organizasyonlarda; başka deyişle sigorta şirketleri, eksperler, acenteler, brokerlar ve aktüerler tarafından kurulan dernek ve vakıflarda çalışabilirler” dedi.
Sigortacılık sektörünün çok genç, potansiyeli geniş bir sektör olduğunu belirten Doç. Dr. İdil Özlem Koç, “Bugün olarak sektörün GSYH’dan aldığı pay çok sınırlıdır. Ancak bu pay arttıkça sektör büyüyecek ve büyümektedir. Sadece Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu Sigortacılık bölümünde değil, çok sayıda üniversitenin sigortacılık alanında lisans eğitimi verilmektedir. Son yıllarda fakültelerde sigortacılık bölümleri hızla artmaktadır. Her sene yüzlerce sayıda genç mezun sektöre dahil olmaktadır. Sektör daha doymamıştır. Daha çok sayıda mezunumuza ihtiyaç duyulacaktır” diye konuştu.
Doç. Dr. Haşim Özüdoğru / Gazi Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı
GELECEĞİN ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİNİ YETİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ
Sigortacılık sektörünün ve sigortacılık hizmetlerinin gelişmesini ve yaygınlaşmasını sağlayacak, sektörün verimliliğini arttıracak yetişmiş iş gücü kazandırılmasını hedefleyen Gazi Üniversitesi Sigortacılık Bölümü, 4 yıllık eğitim veriyor ve Yükseköğretime Geçiş Sınavı sonucunda YGS-6 puan türüyle öğrenci alıyor. Gazi Üniversitesi Sigortacılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, sigortacılık eğitiminde sigorta ile ilgili alan derslerinin yanında matematik, istatistik, muhasebe ve hukuk gibi temel derslerin de verildiğini ve geniş bir seçmeli ders yelpazesinin bulunmadığını söyledi. “Bölümümüzde Erasmus Öğrenci Değişim programı kapsamında anlaşmalı olduğu okullar da bulunmaktadır dileyen öğrenciler bu programa başvurabilir” diyen Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, öğrencilerinin 3. sınıfı bitirdiğinde 1 aylık zorunlu stajının bulunduğunu da belirtti.
Bölümümüz sigorta şirketleri ve bankalar ile öğrencilerimizin stajı ve istihdamı üzerine anlaşmalarda bulunmaktadır. Dileyen öğrencilerimiz kendi istedikleri/ayarladıkları sigorta şirketleri ya da bankalarda da staj yapabilmektedir” dedi.
Sigortacılık bölümünden mezun olan öğrenciler için sigorta şirketleri, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, reasürans şirketleri, Hazine Müsteşarlığı, Sigortacılık Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumlarının ilgili bölümlerinde istihdam olanağı bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, “Günümüzde kamu bankalarının çoğunda mezunlarımız üst düzey yönetici olarak görev yapmaktadır. Ayrıca Bankalar ve bankacılık dışı finansal kurumlar ile BDDK, TCMB, SPK, İMKB gibi kamu kurumlarında istihdam olanağı bulunmaktadır” dedi.
Sigortacılık bölümünde okumak ve sektörde kariyer yapmak isteyen öğrencilerin analitik düşünce sistemine sahip, matematik ve sosyal zekası yüksek, iletişim gücü kuvvetli olması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Haşim Özüdoğru, sözlerine şöyle devam etti:
“Sigortacılık sektöründe eğitimli eleman sıkıntısı yaşanıyor. Biz de sigortacılık bölümü olarak sigorta şirketleri ile işbirliği içinde sektörün ihtiyaçlarına uygun eleman ve geleceğin üst düzey yöneticilerini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Eğitim programımız derslerini ve içeriklerini de sektör ile iletişim halinde bulunarak hazırlıyoruz.”
Erdal Serbest / AXA SİGORTA Eğitim, Gelişim ve İç İletişim Müdürü
HER YIL 60 ÖĞRENCİYİ ŞİRKETİMİZE DAVET EDİYORUZ
Sigortacılığın gelişmiş ülkelerde bir bilim dalı olarak ele alındığını, geliştirilmesi için yapılan çalışmalarda çok yönlü ve her türlü güven ve tüketici ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunu ifade eden Erdal Serbest, “Alınan aksiyonlar geçici ve anlık etkiyi değil daha çok uzun vadeli ve sürdürülebilir başarıyı hedeflemekte, ortaya konan başarıda söz konusu işkolunun geçmişinde yaşanan tecrübe, deneyim ve konuya verilen önem nedeni ile özellikle eğitimine gösterilen özen de önemli yer tutmaktadır” dedi.
Sigortacılığın Türkiye geçmişine baktığımızda yine önemli çalışmaların yapıldığını, ancak belli dönemlerde tüketici güvenini zedeleyen önemli olumsuzlukların yaşandığının gözlemlendiğini kaydeden Erdal Serbest, yakın geçmişimizde alınan dersler ve kamu otoritesinin önemli karar ve destekleri ile sigortacılık sektörünü geçmişi ile karşılaştırıldığında çok önemli yol almış durumda olduğunu söyledi.
Bu önemli gelişmelerin yanında yine son zamanlarda gerek şirket satın almaları gerekse birleşme veya ortaklıklar yolu ile küresel sigorta oyuncularının ülkemize gösterdikleri ilgi ve dolayısı ile taşıdıkları tecrübelerin, sigortacılık mesleğine farklı bir bakış açısı ve itibar kazandırmaya başladığını ifade eden Erdal Serbest, “Bu kabuk değişiminde, genel çalışan profili değişimine paralel olarak genç ve farklı bakış açılarına sahip sigortacılar da çok etkin olmuşlardır. Dolayısıyla gelecek süreçte tüketici ihtiyaçlarına paralel olarak sigortacılığın gelişeceğine ve tercih edilen bir iş kolu haline geleceğine dönük inancımız tamdır” diye konuştu.
Sigortacılık sektörünün yetişmiş çalışan kaynağı açısından sayısı görece olarak çok da fazla olmayan üniversiteler tarafından desteklendiğini belirten Serbest, ancak gerçek ihtiyacın nicelikten çok, nitelik olarak sigorta iş ailesinin beklentilerini karşılayabilecek kaynağın kazandırılması olduğunu ifade etti.
“Son yıllarda özellikle okul – sektör işbirlikleri sayesinde gerçekleştirilen çalışmalarla hem okullar müfredatlarını şirket beklentilerine göre planlamakta ve güncellemekte, aynı zamanda şirketler de tecrübe birikimlerini öğrenciler ile paylaşma şansına kavuşmaktadır” diyen Erdal Serbest, bu süreçte en önemli unsurun staj programları olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Bu çalışmalar sayesinde hem şirketler çalışan kaynağını bilgi ve beceri açısından tanıma fırsatı bulurken, öğrenciler de çalışma şartlarını gerçek ortamda deneyimleme şansına kavuşmaktadırlar. AXA SİGORTA olarak her yıl kurumsal sorumluluğumuzun da bir gereği olduğuna inandığımız staj programı için yaklaşık 60 öğrencimizi şirketimize davet ediyoruz. Şirketler olarak okullardan beklentimiz, öğrencilerini çağın ve gelişen sektörün gereklerine uygun bilgiler ve kurumsal ortamın davranış şekillerine uygun donanımlarla profesyonel hayata hazırlamalarıdır.”
AXA SİGORTA’da çalışan sayısının 775 olduğu bilgisini veren Erdal Serbest, “İçimizde sigortacılık mezunları olduğu kadar farklı iş kolları için diğer bölümlerden de mezun arkadaşlarımız bulunmakta, çalışanlarımızın %10’unu yüksek lisans ya da doktora mezunu arkadaşlar, %83’ünü üniversite mezunu arkadaşlar, %7’sini ise lise mezunu arkadaşlar oluşturmaktadır. Çalışan seçimi aşamasında uzun yıllardır yapılandırılmış bir işe alım süreci yürütülmektedir. Şirketimize iletilen özgeçmişler işin niteliğine ve gerekliliklerine göre değerlendirildikten sonra adaylar ile aşamalı birebir görüşmeler gerçekleştirilmektedir. Değerlendirmelerden geçen adaylar kurum kültürü ve pozisyona uyum karşılaştırması için kişilik anketine davet edilmekte ve yine pozisyonun gerekliliklerine göre bilgisayar ve yabancı dil seviye değerlendirmesine tabii tutulmaktadır” dedi.
Bütün sektörlerde olduğu gibi sigorta sektöründe de zaman zaman yetişmiş çalışan ihtiyacı yaşandığını kaydeden Erdal Serbest, bu ihtiyacın çoğu zaman Aktüerya ya da Bilgi İşlem gibi özel iş kolları için ortaya çıktığı gözlemlendiğini belirten Serbest, “Sigorta şirketleri olarak bu ihtiyacı giderebilmek için uyguladığımız çözümlerden birisi bu konularda eğitim veren okullarla yakın işbirliği içinde olmak ve henüz öğrenciler okurken istihdam etmek üzere yapılan çalışmalardır. AXA SİGORTA olarak hem sektörümüzü / iş kolumuzu tanıtmak hem de sigortacılığa olan ilgiyi yükseltmek üzere şirket yöneticileri olarak her yıl yaklaşık 20 okulu ziyaret ediyor, seminer ya da paneller ile hem sigortacılık konusunda bilgi veriyor hem de öğrencilerimizi profesyonel yaşama hazırlamak üzere ipuçları paylaşıyoruz. Bunun yanında özellikle son zamanlarda sektörel eğitimler veren özel sektör girişimleri de ileriki dönemde çözüm kaynağı olabilecektir” şeklinde konuştu.
Her ne kadar ülkemizde yükselen işsizlik oranlarından bahsedilse de, şirketlerin yetişmiş ve nitelikli çalışan bulamamaktan şikâyetçi olduğunu belirten Erdal Serbest, “Şirketlerin arzuladığı çalışan olmak ve binlerce aday arasından sıyrılabilmek için aday arkadaşların kendilerini sektörün özellik ve gelişimine göre kendilerini hazırlamaları ve fark yaratacak çalışmaları özgeçmişlerine eklemeleri gereklidir. Bunlar, eğitim sürecinde gerçekleştirilen mümkünse ilgili sektörde gerçekleştirilen stajlar, küresel şirketlerin beklentilerini karşılamak ve özellikle yönetsel pozisyonlar hedefleniyor ise yabancı dil bilgisi yanında belli bir konuda uzmanlaşma gibi hazırlıklardır” dedi.
“Mevcut çalışanların ise bilgi ve yetkinliklerini geliştirmek için her fırsatı değerlendirmeleri, sektörü hem yerel hem de küresel olarak yakından takip ederek kendi iş konularına ait gelişim ve yenilikleri sorumlu oldukları işe adapte etmeleri şirket içindeki varlıklarını daha bir öne çıkartacak ve fark yaratacak” diyen Erdal Serbest, en önemli konunun ise aday olunan işe duyulan tutku ve başarı isteği olduğunu dile getirerek, kişilerin seçimlerini yaparken hedeflerini gerçekleştirebilecekleri ortamlara sahip şirketleri tercih etmelerini ve seçici olmalarını önerdi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Ekim 2015 12:12
Gösterim: 3672

