Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı, 17 yıldır uyguladığı yüz yüze okuryazarlık kurslarının ardından bir ilki gerçekleştirerek, okuma yazma bilmeyenler ya da az bilenlerin yararlanabileceği bilgisayar tabanlı okuryazarlık programı geliştirdi.

açev okuma yazma kurslarıAnne Çocuk Eğitim Vakfı, okuma yazma bilmeyenler ya da az bilenlerin yararlanabileceği bilgisayar tabanlı okuryazarlık programı geliştirdi. Okuma yazma bilmeyenler ya da az bilenlerin yararlanacağı portal sayesinde, düşünme ve matematik becerileri de gelişiyor.

Okuryazarlıkta farklı düzeylere sahip olan kişiler istedikleri zaman istedikleri yerde okuduklarını anlama, kendilerini ifade etme, düşünme ve matematik becerilerini geliştirme şansına sahip olabilecekler.

Türkiye ’de 15 yaş ve üzeri 3 milyon kişi okum yazma bilmiyor,3.2 milyon kişi ise bir okuldan mezun değil. AÇEV, iki yıl önce okuma yazma bilmeyen ve az bilen yetişkinler için bu kez sanal ortamda kolları sıvadı. JP Morgan Chase, Empower ve Ashmore Vakıflarının desteğiyle bilgisayar tabanlı okuryazarlık programı, www.acevdeokuyaz.org geliştirildi. Portal, akademisyen ve eğitim uzmanları tarafından iki yılda geliştirildi. Portalın tanıtımı dün yapıldı. Tanıtım toplantısına proje danışmanımız Prof. Dr. Aydın Durgunoğlu, JP Morgan Türkiye Temsilcisi Belma Özmen ve MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü yetkilileri katıldı.

5. sınıfa kadar tüm bilgiler

Portalda okuryazarlık becerilerini geliştirmek isteyenler için ‘okuyorum’, ‘anlıyorum’, ’anlatıyorum’, matematik becerilerini geliştirmek isteyenler için çözüyorum, açık ilköğretim almayı düşünenler için de ‘okula hazırlık’ bölümü bulunuyor. Portaldaki tüm bilgiler, 1-5. sınıf bilgilerine eş değer. Konular anlatılırken barış, çocuk istismarı, aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet gibi başlıklar üzerinden örnekler veriliyor. Böylece bu alanlarda da duyarlılık yaratılıyor, bilgiler veriliyor. Ayrıda portalda ödev yapılabiliyor, tüm portalda ‘metin seslendirme’ fonksiyonu yer aldığı için kullanıcılar kendi yazdıkları metinleri de aynı fonksiyonu kullanarak dinleme imkanına sahip.

AÇEV’in yetişkin okur yazarlık programının uygulandığı halkeğitim merkezlerinde sitenin kullanımı öğretildi. Site test yayına başladı. Bir yılda hiç duyurulmadığı halde site 2270 kullanıcıya ulaştı. Halkeğitim’deki okur yazarlık kursunun ardından kişiler site ile gelişimlerini devam ettirdi. Portalı kullananların yüzde 82’si en az bir düzey atlamaya yetecek kadar puan aldı. Site herkesin kullanımına açık. Bir yılda 10 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor. Portal her türlü bilgiyi içerdiği için bilgisayar olan herkes çevresindeki okumaz yazmaz ya da az düzeyde okuma yazması olan herkese buradan eğitim verebilir.

(radikal)

> Türkiye’nin ilk okuryazarlık portalı

Anne Çocuk Eğitim Vakfı, 17 yıldır uyguladığı yüz yüze okuryazarlık kurslarının ardından bir ilki gerçekleştirerek, okuma yazma bilmeyenler ya da az bilenlerin yararlanabileceği bilgisayar tabanlı okuryazarlık programı geliştirdi.

açev okuma yazma kurslarıAnne Çocuk Eğitim Vakfı, okuma yazma bilmeyenler ya da az bilenlerin yararlanabileceği bilgisayar tabanlı okuryazarlık programı geliştirdi. Okuma yazma bilmeyenler ya da az bilenlerin yararlanacağı portal sayesinde, düşünme ve matematik becerileri de gelişiyor.

Okuryazarlıkta farklı düzeylere sahip olan kişiler istedikleri zaman istedikleri yerde okuduklarını anlama, kendilerini ifade etme, düşünme ve matematik becerilerini geliştirme şansına sahip olabilecekler.

Türkiye ’de 15 yaş ve üzeri 3 milyon kişi okum yazma bilmiyor,3.2 milyon kişi ise bir okuldan mezun değil. AÇEV, iki yıl önce okuma yazma bilmeyen ve az bilen yetişkinler için bu kez sanal ortamda kolları sıvadı. JP Morgan Chase, Empower ve Ashmore Vakıflarının desteğiyle bilgisayar tabanlı okuryazarlık programı, www.acevdeokuyaz.org geliştirildi. Portal, akademisyen ve eğitim uzmanları tarafından iki yılda geliştirildi. Portalın tanıtımı dün yapıldı. Tanıtım toplantısına proje danışmanımız Prof. Dr. Aydın Durgunoğlu, JP Morgan Türkiye Temsilcisi Belma Özmen ve MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü yetkilileri katıldı.

5. sınıfa kadar tüm bilgiler

Portalda okuryazarlık becerilerini geliştirmek isteyenler için ‘okuyorum’, ‘anlıyorum’, ’anlatıyorum’, matematik becerilerini geliştirmek isteyenler için çözüyorum, açık ilköğretim almayı düşünenler için de ‘okula hazırlık’ bölümü bulunuyor. Portaldaki tüm bilgiler, 1-5. sınıf bilgilerine eş değer. Konular anlatılırken barış, çocuk istismarı, aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet gibi başlıklar üzerinden örnekler veriliyor. Böylece bu alanlarda da duyarlılık yaratılıyor, bilgiler veriliyor. Ayrıda portalda ödev yapılabiliyor, tüm portalda ‘metin seslendirme’ fonksiyonu yer aldığı için kullanıcılar kendi yazdıkları metinleri de aynı fonksiyonu kullanarak dinleme imkanına sahip.

AÇEV’in yetişkin okur yazarlık programının uygulandığı halkeğitim merkezlerinde sitenin kullanımı öğretildi. Site test yayına başladı. Bir yılda hiç duyurulmadığı halde site 2270 kullanıcıya ulaştı. Halkeğitim’deki okur yazarlık kursunun ardından kişiler site ile gelişimlerini devam ettirdi. Portalı kullananların yüzde 82’si en az bir düzey atlamaya yetecek kadar puan aldı. Site herkesin kullanımına açık. Bir yılda 10 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor. Portal her türlü bilgiyi içerdiği için bilgisayar olan herkes çevresindeki okumaz yazmaz ya da az düzeyde okuma yazması olan herkese buradan eğitim verebilir.

(radikal)

Son Güncelleme: Salı, 22 May 2012 15:06

Gösterim: 2074

İnsan beyninde "Tanrı noktası" olarak adlandırılan bir bölge olduğunu ve insanların bu alan sayesinde manevi dünyalarıyla bağlantı kurduğunu belirten bilim insanları yaptıkları çalışmada beynin sağ bölümünün de ruhani duyguları beslediğini ortaya çıkardı.

tanrı noktasıABD’de bulunan Missouri Üniversitesi’nden bilim insanları yaptıkları araştırmada dini inançların karmaşık bir duygu yapısı olduğunu ve beyindeki bazı noktaların bu duygulardan sorumlu olduğunu açıkladı.

Bilim insanları insan beyninde “Tanrı noktası” olarak adlandırılan bir alan olduğunu ve bu alanın beyindeki başka yerlerde de dağınık bir biçimde durduğunu öne sürdü.

Üniversitenin Psikoloji bölümünden Prof. Dr. Brick Johnstone araştırmalarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Beyinde dini duyguların temelini oluşturan nöropsikolojik bir alan bulduk. Bu alan beynin çeşitli yerlerine yayılmış. Dini duygular ve maneviyat çok karmaşık bir yapının birbiriyle bağlantısıyla oluşan şeyler. Bu duygular birleştiğinde insanların maneviyatıyla ilgili deneyimler yaşamasını sağlıyor.”

Araştırmalarında ayrıca çeşitli kazalarda kafalarından yaralanan kişileri inceleyen bilim insanları beynin sağ tarafında hasar tespit ettikleri kişilerin dini duyguları daha yoğun yaşadığını ortaya çıkardı.

(ntvmsnbc)

> İnsan beyninde ‘tanrı noktası’ olduğu saptandı

İnsan beyninde "Tanrı noktası" olarak adlandırılan bir bölge olduğunu ve insanların bu alan sayesinde manevi dünyalarıyla bağlantı kurduğunu belirten bilim insanları yaptıkları çalışmada beynin sağ bölümünün de ruhani duyguları beslediğini ortaya çıkardı.

tanrı noktasıABD’de bulunan Missouri Üniversitesi’nden bilim insanları yaptıkları araştırmada dini inançların karmaşık bir duygu yapısı olduğunu ve beyindeki bazı noktaların bu duygulardan sorumlu olduğunu açıkladı.

Bilim insanları insan beyninde “Tanrı noktası” olarak adlandırılan bir alan olduğunu ve bu alanın beyindeki başka yerlerde de dağınık bir biçimde durduğunu öne sürdü.

Üniversitenin Psikoloji bölümünden Prof. Dr. Brick Johnstone araştırmalarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Beyinde dini duyguların temelini oluşturan nöropsikolojik bir alan bulduk. Bu alan beynin çeşitli yerlerine yayılmış. Dini duygular ve maneviyat çok karmaşık bir yapının birbiriyle bağlantısıyla oluşan şeyler. Bu duygular birleştiğinde insanların maneviyatıyla ilgili deneyimler yaşamasını sağlıyor.”

Araştırmalarında ayrıca çeşitli kazalarda kafalarından yaralanan kişileri inceleyen bilim insanları beynin sağ tarafında hasar tespit ettikleri kişilerin dini duyguları daha yoğun yaşadığını ortaya çıkardı.

(ntvmsnbc)

Son Güncelleme: Cumartesi, 05 May 2012 11:01

Gösterim: 1427

Zile Belediyesi, Roma İmparatoru Julius Sezar'ın, Tokat'ın Zile ilçesinde söylediği ''Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)'' sözü için Türk Patent Enstitüsü'nden marka tescil belgesi aldı.
sezarTarihi kaynaklarda Roma İmparatoru Julius Sezar'ın Zile'deki 4 bin yıllık tarihi kalede söylediği ''Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)'' sözünün marka tescili, Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel'in 2,5 yıllık çalışması sonucunda Türk Patent Enstitüsü'nden alındı.
Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, konuyla ilgili olarak tarihi Zile Kalesi'nde yaptığı açıklamada, Zile'nin Anadolu'daki cazibe merkezlerinden biri olduğunu söyledi.

zile_belediyesiSezar'ın söylediği bu tarihi sözün patentini almak için bir süre önce çalışma başlattıklarını belirten Vidinel, "Sezar'ın Zile Kalesi'nde söylediği 'Veni, vidi, vici' sözünün marka tescilini aldık. Bu tescili Şubat ayında aldık, bu sözün tescili 10 yıl boyunca Zile Belediyesi'ne ait. Bizim istediğimize göre her 10 yılda tescil yenilenecek. Bu tescili belediye olarak kültür ve turizmde kullanacağız" diye konuştu.

> Sezar’ın VENİ, VİDİ, VİCİ sözünün patentini kim aldı?

Zile Belediyesi, Roma İmparatoru Julius Sezar'ın, Tokat'ın Zile ilçesinde söylediği ''Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)'' sözü için Türk Patent Enstitüsü'nden marka tescil belgesi aldı.
sezarTarihi kaynaklarda Roma İmparatoru Julius Sezar'ın Zile'deki 4 bin yıllık tarihi kalede söylediği ''Veni, vidi, vici (geldim, gördüm, yendim)'' sözünün marka tescili, Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel'in 2,5 yıllık çalışması sonucunda Türk Patent Enstitüsü'nden alındı.
Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, konuyla ilgili olarak tarihi Zile Kalesi'nde yaptığı açıklamada, Zile'nin Anadolu'daki cazibe merkezlerinden biri olduğunu söyledi.

zile_belediyesiSezar'ın söylediği bu tarihi sözün patentini almak için bir süre önce çalışma başlattıklarını belirten Vidinel, "Sezar'ın Zile Kalesi'nde söylediği 'Veni, vidi, vici' sözünün marka tescilini aldık. Bu tescili Şubat ayında aldık, bu sözün tescili 10 yıl boyunca Zile Belediyesi'ne ait. Bizim istediğimize göre her 10 yılda tescil yenilenecek. Bu tescili belediye olarak kültür ve turizmde kullanacağız" diye konuştu.

Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Nisan 2012 15:28

Gösterim: 4337

Bilim insanları, insan kök hücresinden geliştirilen insan yumurtalarının, 2012 sonlarında insan sperm hücreleriyle döllenebilecek seviyeye getirebileceğini belirtti. Başarılı olunması halinde, insanların kitle üretim halinde, sınırsız çoğalmasının yolu açılacak.

Tüp bebek tedavisinde çığır açabilecek gelişmenin yaşanması halinde, bebek sahibi olmak isteyen çiftler yumurtalarını bağışlamak zorunda kalmayacak. Öte yandan, kök hücrelerden elde edilecek yumurtaların embriyolara nakledilmesiyle insanların çoğalması sınırsız bir döngü haline gelebilir.

Tıp dünyasında Şubat yayımlanan bir araştırmada, üremeye dayana kök hücrelerini, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirdikleri için bağışlayan Japon kadınlar konu edilmişti. ABD’nin Massachusetts Genel Hastanesi’ndeki araştırmacılar, laboratuarda yaptıkları deneylerde, yumurtalığa ait bu kök hücreleri, olgunlaşmamış yumurta hücrelerine dönüştürmeyi başarmıştı.

Ardından farelere nakledilen bu yumurtaların, olgun yumurtalık yapısı elde etmesi sağlandı. Cinsiyet değiştiren kadınlardan alınan kök hücreleri olgun yumurtalara çevirmyi başaran ABD’li araştırmacılar, şimdi İskoçya’nın Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşlarıyla çalışarak, bu yumurtaları döllemek istiyor.

KISIRLIK ORTADAN KALKABİLİR

Sperm enjekte edilmesinin ardından, biilim insanları, yasal sürecin izin verdiği iki haftalık müddet boyunca yumurtanın embriyoya dönüşüp dönüşmediğini kontrol edecek. Alınan sonuca göre embriyolar ya dondurulacak ya da “ölmelerine izin verilecek.” Eğer kök hücrelerden insan yumurtaları elde edilebilirse (oosit), bir gün bu yumurtalar kısırlığın ortadan kaldırılması adına en büyük gelişmelerden biri olabilir.

Kök hücrelerinden elde edilen oositler, menapoz geçiren kadınların yeniden doğurganlık kazanmasını veya kısır kadınların hamile kalmasını sağlayacak. Detayları Independent gazetesinde yer alan yöntem, bazıları tarafından “gençlik iksiri” olarak bile adlandırılıyor. Bunun sebebi şüphesiz kadınların yaşlarına bakmaksızın kök hücrelerinden yapılma oositler sayesinde her zaman doğurgan kalabilecek olmalarına dayanıyor.

KORKUTUCU SENARYOLAR

Kök hücrelerine dayanan embriyo üretiminin son aşamasına gelebilmesi için, biyologlar İngiltere’nin İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji İdaresi’den izin almak zorunda. Eğer izin çıkarsa, bilim insanları 2012’in sonlarına doğru ilk kök hücre bazlı embriyonun elde edilebileceğini belirtiyor.

Kök hücreler, her türlü hücreye göre farklılaşabildikleri için yürütülen araştımanın başarılı olması adına büyük umut vaat ediyor. Ancak, bu araştırmanın kök hücleri sonu gelmeyen bir hücresel materyal kaynağına çevirme olasılığı da bulunuyor.

Kök hücrelere dayanan araştırma, her kadının çocuk sahibi olmasını sağlayabilir. Ancak bu araştırmanın akıllara getirdiği korkutucu senaryolar da mevcut: Kök hücrelerden elde edilen yumurtalar, daha fazla kök hücre içerecek embriyolara dönüşecek. Böylece, hasat edilmiş, kendi kendine yeten kök hücre fabrikaları şeklinde insanlar ortaya çıkacak. İngiliz yetkililerin vereceği karar, insanlığın geleceği adına oldukça önemli bir karar olabilir.

> Bilim insanları bu araştırmayla çığır açabilir!

Bilim insanları, insan kök hücresinden geliştirilen insan yumurtalarının, 2012 sonlarında insan sperm hücreleriyle döllenebilecek seviyeye getirebileceğini belirtti. Başarılı olunması halinde, insanların kitle üretim halinde, sınırsız çoğalmasının yolu açılacak.

Tüp bebek tedavisinde çığır açabilecek gelişmenin yaşanması halinde, bebek sahibi olmak isteyen çiftler yumurtalarını bağışlamak zorunda kalmayacak. Öte yandan, kök hücrelerden elde edilecek yumurtaların embriyolara nakledilmesiyle insanların çoğalması sınırsız bir döngü haline gelebilir.

Tıp dünyasında Şubat yayımlanan bir araştırmada, üremeye dayana kök hücrelerini, cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirdikleri için bağışlayan Japon kadınlar konu edilmişti. ABD’nin Massachusetts Genel Hastanesi’ndeki araştırmacılar, laboratuarda yaptıkları deneylerde, yumurtalığa ait bu kök hücreleri, olgunlaşmamış yumurta hücrelerine dönüştürmeyi başarmıştı.

Ardından farelere nakledilen bu yumurtaların, olgun yumurtalık yapısı elde etmesi sağlandı. Cinsiyet değiştiren kadınlardan alınan kök hücreleri olgun yumurtalara çevirmyi başaran ABD’li araştırmacılar, şimdi İskoçya’nın Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşlarıyla çalışarak, bu yumurtaları döllemek istiyor.

KISIRLIK ORTADAN KALKABİLİR

Sperm enjekte edilmesinin ardından, biilim insanları, yasal sürecin izin verdiği iki haftalık müddet boyunca yumurtanın embriyoya dönüşüp dönüşmediğini kontrol edecek. Alınan sonuca göre embriyolar ya dondurulacak ya da “ölmelerine izin verilecek.” Eğer kök hücrelerden insan yumurtaları elde edilebilirse (oosit), bir gün bu yumurtalar kısırlığın ortadan kaldırılması adına en büyük gelişmelerden biri olabilir.

Kök hücrelerinden elde edilen oositler, menapoz geçiren kadınların yeniden doğurganlık kazanmasını veya kısır kadınların hamile kalmasını sağlayacak. Detayları Independent gazetesinde yer alan yöntem, bazıları tarafından “gençlik iksiri” olarak bile adlandırılıyor. Bunun sebebi şüphesiz kadınların yaşlarına bakmaksızın kök hücrelerinden yapılma oositler sayesinde her zaman doğurgan kalabilecek olmalarına dayanıyor.

KORKUTUCU SENARYOLAR

Kök hücrelerine dayanan embriyo üretiminin son aşamasına gelebilmesi için, biyologlar İngiltere’nin İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji İdaresi’den izin almak zorunda. Eğer izin çıkarsa, bilim insanları 2012’in sonlarına doğru ilk kök hücre bazlı embriyonun elde edilebileceğini belirtiyor.

Kök hücreler, her türlü hücreye göre farklılaşabildikleri için yürütülen araştımanın başarılı olması adına büyük umut vaat ediyor. Ancak, bu araştırmanın kök hücleri sonu gelmeyen bir hücresel materyal kaynağına çevirme olasılığı da bulunuyor.

Kök hücrelere dayanan araştırma, her kadının çocuk sahibi olmasını sağlayabilir. Ancak bu araştırmanın akıllara getirdiği korkutucu senaryolar da mevcut: Kök hücrelerden elde edilen yumurtalar, daha fazla kök hücre içerecek embriyolara dönüşecek. Böylece, hasat edilmiş, kendi kendine yeten kök hücre fabrikaları şeklinde insanlar ortaya çıkacak. İngiliz yetkililerin vereceği karar, insanlığın geleceği adına oldukça önemli bir karar olabilir.

Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Nisan 2012 16:07

Gösterim: 1544

Eski Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, ''Ceviz mutlaka her gün en az 30 gram tüketilmeli, ceviz yiyen kişi eşiyle kavga etmez, evinde huzur olur'' dedi. 

ceviz ye kavga etmeŞen, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) Ordu Valiliği, Ordu Üniversitesi, Ordu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Ordu Ziraat Odası Başkanlığı'nca düzenlenen Ceviz Paneli'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ceviz üretiminde geride olduğunu belirtti.

Çin'in üretiminin 800 bin tondan fazla, Amerika'nın üretiminin ise 400 bin ton civarında olduğunu ifade eden Şen, ''Bizim üretimimiz ise 180 bin ton civarında. Bugün baktığımızda maalesef cevizi dışarıya satamıyoruz. 1970'li yıllarda ceviz satardık, bugün ceviz alan bir ülke konumuna geldik. Dışarıdan 50 bin ton ceviz alıyoruz'' diye konuştu.

Cevizin faydaları

Cevizin birçok faydası bulunduğunu dile getiren Şen, şöyle devam etti:

''Ceviz mutlaka her gün en az 30 gram tüketilmeli, ceviz yiyen kişi eşiyle kavga etmez, evinde huzur olur. Uykusu kaçmaz, çocukları yaramaz olmaz. Çünkü cevizde Omega 3 yağı vardır. Bunu vücut yapamaz ve dışarıdan alır. Bu nedenle ceviz mutlaka tüketilmeli. Omega 3 yağı olmazsa erkekler kadınlarıyla kavga ederler. Evimizde huzurumuz bozulur. Bu bilimseldir, yani Amerikalıların klinik çalışmaları sonucu ortaya çıkmış bir sonuçtur. Bu bizim ziraatçıların çalışması da değil. Ceviz eskilerden kralların yediği bir meyve türüydü aynı zamanda. Dolayısıyla ceviz, mutlak tüketmemiz gereken bir ürün.''

> Ceviz ye kavga etme!

Eski Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, ''Ceviz mutlaka her gün en az 30 gram tüketilmeli, ceviz yiyen kişi eşiyle kavga etmez, evinde huzur olur'' dedi. 

ceviz ye kavga etmeŞen, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) Ordu Valiliği, Ordu Üniversitesi, Ordu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Ordu Ziraat Odası Başkanlığı'nca düzenlenen Ceviz Paneli'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin ceviz üretiminde geride olduğunu belirtti.

Çin'in üretiminin 800 bin tondan fazla, Amerika'nın üretiminin ise 400 bin ton civarında olduğunu ifade eden Şen, ''Bizim üretimimiz ise 180 bin ton civarında. Bugün baktığımızda maalesef cevizi dışarıya satamıyoruz. 1970'li yıllarda ceviz satardık, bugün ceviz alan bir ülke konumuna geldik. Dışarıdan 50 bin ton ceviz alıyoruz'' diye konuştu.

Cevizin faydaları

Cevizin birçok faydası bulunduğunu dile getiren Şen, şöyle devam etti:

''Ceviz mutlaka her gün en az 30 gram tüketilmeli, ceviz yiyen kişi eşiyle kavga etmez, evinde huzur olur. Uykusu kaçmaz, çocukları yaramaz olmaz. Çünkü cevizde Omega 3 yağı vardır. Bunu vücut yapamaz ve dışarıdan alır. Bu nedenle ceviz mutlaka tüketilmeli. Omega 3 yağı olmazsa erkekler kadınlarıyla kavga ederler. Evimizde huzurumuz bozulur. Bu bilimseldir, yani Amerikalıların klinik çalışmaları sonucu ortaya çıkmış bir sonuçtur. Bu bizim ziraatçıların çalışması da değil. Ceviz eskilerden kralların yediği bir meyve türüydü aynı zamanda. Dolayısıyla ceviz, mutlak tüketmemiz gereken bir ürün.''

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Nisan 2012 15:54

Gösterim: 1355


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.