Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Ders planlarını satarak milyoner oldu

Faturalarını bile ödemekte zorluk çeken bir anaokulu öğretmeni, öyle bir projeye imza attı ki; hayatı tümüyle değişti

Georgia eyaletinde anaokulu öğretmenliği yapan 43 yaşındaki Deanna, ders planlarını satarak tam 1 milyon dolar kazandı. Notlarını internet üzerinden satışa çıkaran Deanna, maddi sıkıntılarına böylece son vermiş oldu. Deanne, aynı zamanda öğretmen olan eşi ve 3 çocuğu olduğunu açıklarken, projeye karar verirken bu kadar para kazanabileceğini hiç düşünmediğini belirtti.

 

Jump şöyle konuştu:

 “O gün öğrencilerinize dinozorlarla ilgili bir ders vermek istiyorsunuz diyelim. Benim hazırladığım paketi satın aldığınızda dinozorlarla ilgili yapabileceğiniz her türlü aktiviteye ulaşıyorsunuz.

Ayrıca o ders için kullanabileceğiniz kaynak kitapların listesi de satın aldığınız paket içinde mevcut.”

Jump’ın üye olduğu site Paul Edelman adındaki New Yorklu başka bir öğretmen tarafından 2006 yılında kuruldu.

 

 

> Öğretmen bunu yaparak milyoner oldu!

Ders planlarını satarak milyoner oldu

Faturalarını bile ödemekte zorluk çeken bir anaokulu öğretmeni, öyle bir projeye imza attı ki; hayatı tümüyle değişti

Georgia eyaletinde anaokulu öğretmenliği yapan 43 yaşındaki Deanna, ders planlarını satarak tam 1 milyon dolar kazandı. Notlarını internet üzerinden satışa çıkaran Deanna, maddi sıkıntılarına böylece son vermiş oldu. Deanne, aynı zamanda öğretmen olan eşi ve 3 çocuğu olduğunu açıklarken, projeye karar verirken bu kadar para kazanabileceğini hiç düşünmediğini belirtti.

 

Jump şöyle konuştu:

 “O gün öğrencilerinize dinozorlarla ilgili bir ders vermek istiyorsunuz diyelim. Benim hazırladığım paketi satın aldığınızda dinozorlarla ilgili yapabileceğiniz her türlü aktiviteye ulaşıyorsunuz.

Ayrıca o ders için kullanabileceğiniz kaynak kitapların listesi de satın aldığınız paket içinde mevcut.”

Jump’ın üye olduğu site Paul Edelman adındaki New Yorklu başka bir öğretmen tarafından 2006 yılında kuruldu.

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Ekim 2012 08:46

Gösterim: 2658

Henüz üniversite yıllarındayken iş fikrini hayata geçirerek, genç girişimcilerin arasına katılan Teoman Tunç, Vamelya.com adlı internet sitesi ile e-ticaret alanında faaliyet gösteriyor. Bir iş fikrini gerçekleştirmek için paranın tek kriter olmadığına inanan Tunç, para harcamadan da birçok işin yapılabileceğini ve başarılı olunabileceğini söylüyor.

Teoman Tunç:

Girişimcilik, para harcamadan para kazanma sanatıdır

En basit tanımıyla belli alanlarda iş yapmayı kafasına koyan, bu amaçla da bir sermaye ortaya koyarak, risk alarak kar elde etmeye çalışan kişi, girişimcidir. Türkiye gibi bir ülkede bunun hiç de kolay olmadığı ortadayken, hele de genç birinin bu yola çıkması ve başarılı olması, her yönüyle takdir edilmesi gereken bir durum. Son yıllarda birbiri ardında başarı kazanan bu gençler, özellikle e-ticaret alanında fark yaratmaya odaklanıyorlar. Bu gençlerden biri de Teoman Tunç. Henüz 25 yaşında, yani yolun çok başında olan Tunç, 2 arkadaşıyla birlikte kurduğu Vamelya.com adlı internet sitesiyle önemli işlere imza atıyor. 2010 yılında Doğuş Üniversitesi Grafik Tasarımı bölümünden mezun olan Tunç, henüz üniversite yıllarındayken, kafasında çeşitli iş projeleriyle gezmeye başlamış ve çeşitli girişimlerde bulunmuş. Bu işi yapmayı çok önceden kafasında kuran Tunç, tasarımsal anlamda webe yönelmek için seçtiği bölümünün son sınıfındayken de Vamelya’yı kurmuş. İnternet üzerinde çevrimiçi alışveriş yapılan sitenin, hemen ilk bakışta aynı işe yarayan benzerlerinden birçok farklı özelliklere sahip olduğu görülüyor. Yola birlikte çıktıkları arkadaşlarından biri olan Alev Yağlı tarafından hazırlanan site, farklı tasarımıyla önce göze hitap ediyor. Teoman Tunç ile bu girişimin öyküsünü ve genç bir girişimcinin başarıya ulaşması için izlemesi gereken stratejiler üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetin bazı noktalarında, tasarımcı Alev Yağlı da bize dahil oldu.

E-ticaret işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Her dönemin öne çıkan bir işi vardır. Benim babam tekstilci… Nasıl ki babalarımızın devri tekstil ise bu dönemin de e-ticaret devri olduğunu düşünüyorum. Gelecek kuşakların perakendeden alışveriş yapmak yerine, e-ticarete yönelecekleri belliydi. E-ticaretin büyük bir geleceği var. Buradan insanların daha hızlı şekilde alışveriş yapabildiklerini gördük ve bu nedenle de bu alana yöneldik.

Vamelya.com’u kurma süreciniz nasıl başladı, biraz anlatabilir misiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Yaklaşık 8 ay boyunca projenin arka planını oluşturmak için çalıştık, ön hazırlık yaptık. Yazılım ve tasarımsal anlamda bir yoğunluktu bu. İsmini, tasarımını, ürünlerini, her şeyini önceden belirleyip ona göre hareket ettik ve yolumuzu çizdik. Arkadaşlarım Alev Yağlı ve Bülent Bayraktar ile beraber bu girişimi ilerlettim. Ne kadar kuvvetli bir grup olursanız, o kadar hızlı ve daha yaygın bir biçimde hareket edersiniz. Tasarımın oturtulması ve demo süreci biraz sancılı geçti. Ürünlerle ilgili de riskler olabiliyor, satıp satmayacağı konusunda emin olamıyorsunuz. 8 ay boyunca bir ekip çalışıyor o ekibin bir maliyeti var. Giderlerinizi en aza indirip, bu ekip ile beraber bir şeyler çıkartmanız gerekiyor. Biz en iyisini çıkartmaya çalıştık, başarılı olduğumuza da inanıyoruz.

Genç bir insanın Türkiye’de iş fikrini başarıya ulaştırması için ne yapması gerekiyor? Bu kolay bir süreç mi?

Aslında kolay! Öncelikle inanması gerekiyor. Projeyi dikkatli bir biçimde iş planlarına bölmesi, nasıl hareket etmesi gerektiğini iyice planlaması ve öyle yola çıkması gerekiyor. Daha sonrasında yakın çevresini, ne iş yapıyorlarsa ya da hangi işin patronu ise beraberinde toplaması gerekiyor. İşinde uzman olan çevresi, dostları ile hareket ederse daha hızlı ilerler. İnsanın çevresi, girişimine ön ayak olunmasını sağlar. Bizim bir arkadaşımız kozmetikçi, diğer bir arkadaşımız tekstilci. Bir girişim, hepsinin toplamı ile oluşuyor. Böylece birtakım kuvvetleri birleştirmiş oluyorsunuz.

MALİYETLERİ EN AZA İNDİRMEDEN GİRİŞİM OLMAZ

Etrafımıza baktığımızda, birçok gencin kafasında bazı iş fikirleri olduğunu görüyoruz. Kafasında bir girişim tasarlayan genç ne yapmalı, nereden başlamalı?

İnsanlar her şeyin paraya bağlı olduğunu düşünüyorlar ama paraya ihtiyaç duyulmadan da bir şeyler yapılabilir. Biz aslında para harcamadan para kazanma sanatı yapıyoruz. Bir fikri hayata geçirmeyi düşünüyoruz ve oluşturuyoruz. Beraber oluşturduğumuz için de herhangi bir masraf yapmıyoruz. Maliyeti en aza indirmeden girişim olmaz. Bazı şeyleri sıfırdan yapabilir, gayret gösterip parasızken de bir oluşum haline getirebilirsiniz.

“Para harcamadan para kazanma sanatı” nedir? Bunu biraz açabilir misiniz?

Açıkçası bunu, çevrenizi kullanarak yapabilirsiniz. Belli yayın kuruluşlarında dostlarınız varsa, güçlü bir çevreye sahipseniz, bir şeylerin reklamını para harcamadan yapabilirsiniz. Bu çevre ile olur. Mesela biz internet sitemizi başka birine yaptırmış olsaydık, en az 1,5 sene zaman kaybımız olacaktı. Parasız bir şekilde bir şeyleri sıfırdan yaratmak her zaman daha tatlı oluyor. Para olduğunda girişimciliğin bir anlamı olmaz. Önce kendi üniversitem olduğu için Doğuş Üniversitesi ile gidip konuştum. Bir hafta boyunca bedava stantta sitemizin tanıtımını yapacağız. Normalde üniversiteler bu tip tanıtımlar için ücret talep ederler. Ben üniversitenin eski öğrencisi olduğum için ücret talep edilmedi. 23 Ekim- 30 Ekim arasında tanıtımımızı yapacağız.

Alev Yağlı: Ben Teoman’ın arkadaşı olmasaydım, siteyi başkasına tasarlasaydım, bundan çok para kazanırdım. Ama biz birlikte hareket etmek istedik. Kendi işim gibi sahiplendim, kendi projem gibi bakıyorum projeye. En ufak detayına kadar her şeyi ile ilgilendik. Dışarıdan birini tutsaydık, istediğimiz şeyleri yapamazdı çünkü profesyonel bir iş olarak yaklaşacaktı konuya.

GENÇLERİN BİRÇOK FİKRİ VAR AMA YÖNLERİNİ BULAMIYORLAR

Sizin gibi, kafasında bin bir projeyle dolaşan genç girişimcilerin sayısı çok mu? Türk gençlerinin girişimcilik meselesine olan bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası çok var ama onları yönlendirebilecek çevreleri ve dostları yok. Herkes bazı şeylere sadece parasal anlamda baktığı için, yönlerini bulamıyorlar. Gençlerin fikirleri gün yüzüne çıkabilse, projeler gerçekleştirilse Türkiye daha iyi konumlara gelebilir.

Alev Yağlı: İnsanlar, Markafoni başlangıçta 11 trilyon para harcadı gibi haberler okuyorlar. Bu tip haberlerin ardından da iş kurmak için uçuk rakamların harcandığını düşünüyorlar. Bu nedenle genç girişimciler korkuyor. Kafaları çalışsa da bu kadar yüklü miktarda parayı nasıl temin edeceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle de birçok girişimci, daha fikir aşamasında projesini rafa kaldırıyor.

Türkiye’de bu tarz fırsatlar var ancak, insanlarda son vuruşu yapacak cesaret yok anladığım kadarıyla…

Kesinlikle doğru kelime cesaret… Bir genç girişimcinin insanlarla olan sosyal diyalogu çok güçlü olmalı, sosyal çevresi çok sağlam olmalı. İçinize kapanık olursanız, düşüncelerinizi insanlara yansıtmazsanız, beraber hareket etmek yerine bencilce davranırsanız, kafanızdaki proje batmaya, başarısız olmaya mahkûmdur. Beraber bir oluşumla ilerlediğiniz sürece ise her zaman kazanırsınız. İnanan bir topluluk lazım…

Genç girişimcilere dair birçok dernek olduğunu görüyoruz. Bu dernekler ne ölçüde yardımcı oluyor?

Dernekler kesinlikle yardımcı oluyor. Girişimci Gençler Derneği adında bir dernek var. Ben de bu derneğin aktif bir üyesiyim. Girişimci insanlar yetiştirmek ve özgüven sahibi olmalarını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan da fikir hırsızlığı diye bir durum var. Gençler bundan da çekiniyor olabilirler. Bu yüzden bu derneği kurduk zaten. Bu tür derneklerin tümüyle çalışıyoruz. İnsanları kucaklıyoruz, teşvik ediyoruz... İnsanların fikirlerini çalacak kadar hain insanlar olamayız, çünkü bizim kalbimiz temiz. Gerçekten bir şey yapmak isteyen girişimciye nasıl yardım etmemiz gerekiyorsa ederiz. Desteğimizi hiçbir zaman esirgemeyiz.

GİRİŞİMCİLİK, KESİNLİKLE CESARET GEREKTİRİYOR

İyi bir girişimci olmak için neler yapmak lazım?

Girişimcilik her zaman paraya bağlı derler. Bu aslında tamamen cesaret ile alakalı. Girişimci bir insanın projesine ve kendisine inanması lazım ve çevresinin hangi materyallere sahip olduğunu bilmesi gerekiyor. Kimin hangi işi yaptığını iyice planlamalı ve onlara ön ayak olup bir oluşum sağlamak, her zaman daha hızlı bir sonuç sağlar. Para çoğu zaman gereksiz bir materyal... Girişimcilerin, çevrelerinden ne ölçüde yararlanabileceklerine bakmaları gerekiyor. Ben Vamalya.com’a çok büyük miktarlarda para harcamadım, harcamayacağım da. Her şeyi kendim getiriyorum, kendim üretiyorum. Elbette para lazım ama ürüne yatırım yapmak gerek. Ürünün satışı ile kar elde edilince, girişim ister istemez devam ediyor. Bu tekne böyle yürür. Başlangıçta elinizdeki parayı kaptırırsanız, işiniz başarısızlığa sürüklenir. Girişimciler iş planlamasını doğru yapmalı, emin adımlarla ilerlemeli, adımlarını iyi şekilde atmalı; girişim, bu sayede başarıya ulaşır.

Eğitimtercihi

> Para harcamadan birçok işin yapılabileceğini kanıtladı

Henüz üniversite yıllarındayken iş fikrini hayata geçirerek, genç girişimcilerin arasına katılan Teoman Tunç, Vamelya.com adlı internet sitesi ile e-ticaret alanında faaliyet gösteriyor. Bir iş fikrini gerçekleştirmek için paranın tek kriter olmadığına inanan Tunç, para harcamadan da birçok işin yapılabileceğini ve başarılı olunabileceğini söylüyor.

Teoman Tunç:

Girişimcilik, para harcamadan para kazanma sanatıdır

En basit tanımıyla belli alanlarda iş yapmayı kafasına koyan, bu amaçla da bir sermaye ortaya koyarak, risk alarak kar elde etmeye çalışan kişi, girişimcidir. Türkiye gibi bir ülkede bunun hiç de kolay olmadığı ortadayken, hele de genç birinin bu yola çıkması ve başarılı olması, her yönüyle takdir edilmesi gereken bir durum. Son yıllarda birbiri ardında başarı kazanan bu gençler, özellikle e-ticaret alanında fark yaratmaya odaklanıyorlar. Bu gençlerden biri de Teoman Tunç. Henüz 25 yaşında, yani yolun çok başında olan Tunç, 2 arkadaşıyla birlikte kurduğu Vamelya.com adlı internet sitesiyle önemli işlere imza atıyor. 2010 yılında Doğuş Üniversitesi Grafik Tasarımı bölümünden mezun olan Tunç, henüz üniversite yıllarındayken, kafasında çeşitli iş projeleriyle gezmeye başlamış ve çeşitli girişimlerde bulunmuş. Bu işi yapmayı çok önceden kafasında kuran Tunç, tasarımsal anlamda webe yönelmek için seçtiği bölümünün son sınıfındayken de Vamelya’yı kurmuş. İnternet üzerinde çevrimiçi alışveriş yapılan sitenin, hemen ilk bakışta aynı işe yarayan benzerlerinden birçok farklı özelliklere sahip olduğu görülüyor. Yola birlikte çıktıkları arkadaşlarından biri olan Alev Yağlı tarafından hazırlanan site, farklı tasarımıyla önce göze hitap ediyor. Teoman Tunç ile bu girişimin öyküsünü ve genç bir girişimcinin başarıya ulaşması için izlemesi gereken stratejiler üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetin bazı noktalarında, tasarımcı Alev Yağlı da bize dahil oldu.

E-ticaret işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Her dönemin öne çıkan bir işi vardır. Benim babam tekstilci… Nasıl ki babalarımızın devri tekstil ise bu dönemin de e-ticaret devri olduğunu düşünüyorum. Gelecek kuşakların perakendeden alışveriş yapmak yerine, e-ticarete yönelecekleri belliydi. E-ticaretin büyük bir geleceği var. Buradan insanların daha hızlı şekilde alışveriş yapabildiklerini gördük ve bu nedenle de bu alana yöneldik.

Vamelya.com’u kurma süreciniz nasıl başladı, biraz anlatabilir misiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Yaklaşık 8 ay boyunca projenin arka planını oluşturmak için çalıştık, ön hazırlık yaptık. Yazılım ve tasarımsal anlamda bir yoğunluktu bu. İsmini, tasarımını, ürünlerini, her şeyini önceden belirleyip ona göre hareket ettik ve yolumuzu çizdik. Arkadaşlarım Alev Yağlı ve Bülent Bayraktar ile beraber bu girişimi ilerlettim. Ne kadar kuvvetli bir grup olursanız, o kadar hızlı ve daha yaygın bir biçimde hareket edersiniz. Tasarımın oturtulması ve demo süreci biraz sancılı geçti. Ürünlerle ilgili de riskler olabiliyor, satıp satmayacağı konusunda emin olamıyorsunuz. 8 ay boyunca bir ekip çalışıyor o ekibin bir maliyeti var. Giderlerinizi en aza indirip, bu ekip ile beraber bir şeyler çıkartmanız gerekiyor. Biz en iyisini çıkartmaya çalıştık, başarılı olduğumuza da inanıyoruz.

Genç bir insanın Türkiye’de iş fikrini başarıya ulaştırması için ne yapması gerekiyor? Bu kolay bir süreç mi?

Aslında kolay! Öncelikle inanması gerekiyor. Projeyi dikkatli bir biçimde iş planlarına bölmesi, nasıl hareket etmesi gerektiğini iyice planlaması ve öyle yola çıkması gerekiyor. Daha sonrasında yakın çevresini, ne iş yapıyorlarsa ya da hangi işin patronu ise beraberinde toplaması gerekiyor. İşinde uzman olan çevresi, dostları ile hareket ederse daha hızlı ilerler. İnsanın çevresi, girişimine ön ayak olunmasını sağlar. Bizim bir arkadaşımız kozmetikçi, diğer bir arkadaşımız tekstilci. Bir girişim, hepsinin toplamı ile oluşuyor. Böylece birtakım kuvvetleri birleştirmiş oluyorsunuz.

MALİYETLERİ EN AZA İNDİRMEDEN GİRİŞİM OLMAZ

Etrafımıza baktığımızda, birçok gencin kafasında bazı iş fikirleri olduğunu görüyoruz. Kafasında bir girişim tasarlayan genç ne yapmalı, nereden başlamalı?

İnsanlar her şeyin paraya bağlı olduğunu düşünüyorlar ama paraya ihtiyaç duyulmadan da bir şeyler yapılabilir. Biz aslında para harcamadan para kazanma sanatı yapıyoruz. Bir fikri hayata geçirmeyi düşünüyoruz ve oluşturuyoruz. Beraber oluşturduğumuz için de herhangi bir masraf yapmıyoruz. Maliyeti en aza indirmeden girişim olmaz. Bazı şeyleri sıfırdan yapabilir, gayret gösterip parasızken de bir oluşum haline getirebilirsiniz.

“Para harcamadan para kazanma sanatı” nedir? Bunu biraz açabilir misiniz?

Açıkçası bunu, çevrenizi kullanarak yapabilirsiniz. Belli yayın kuruluşlarında dostlarınız varsa, güçlü bir çevreye sahipseniz, bir şeylerin reklamını para harcamadan yapabilirsiniz. Bu çevre ile olur. Mesela biz internet sitemizi başka birine yaptırmış olsaydık, en az 1,5 sene zaman kaybımız olacaktı. Parasız bir şekilde bir şeyleri sıfırdan yaratmak her zaman daha tatlı oluyor. Para olduğunda girişimciliğin bir anlamı olmaz. Önce kendi üniversitem olduğu için Doğuş Üniversitesi ile gidip konuştum. Bir hafta boyunca bedava stantta sitemizin tanıtımını yapacağız. Normalde üniversiteler bu tip tanıtımlar için ücret talep ederler. Ben üniversitenin eski öğrencisi olduğum için ücret talep edilmedi. 23 Ekim- 30 Ekim arasında tanıtımımızı yapacağız.

Alev Yağlı: Ben Teoman’ın arkadaşı olmasaydım, siteyi başkasına tasarlasaydım, bundan çok para kazanırdım. Ama biz birlikte hareket etmek istedik. Kendi işim gibi sahiplendim, kendi projem gibi bakıyorum projeye. En ufak detayına kadar her şeyi ile ilgilendik. Dışarıdan birini tutsaydık, istediğimiz şeyleri yapamazdı çünkü profesyonel bir iş olarak yaklaşacaktı konuya.

GENÇLERİN BİRÇOK FİKRİ VAR AMA YÖNLERİNİ BULAMIYORLAR

Sizin gibi, kafasında bin bir projeyle dolaşan genç girişimcilerin sayısı çok mu? Türk gençlerinin girişimcilik meselesine olan bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası çok var ama onları yönlendirebilecek çevreleri ve dostları yok. Herkes bazı şeylere sadece parasal anlamda baktığı için, yönlerini bulamıyorlar. Gençlerin fikirleri gün yüzüne çıkabilse, projeler gerçekleştirilse Türkiye daha iyi konumlara gelebilir.

Alev Yağlı: İnsanlar, Markafoni başlangıçta 11 trilyon para harcadı gibi haberler okuyorlar. Bu tip haberlerin ardından da iş kurmak için uçuk rakamların harcandığını düşünüyorlar. Bu nedenle genç girişimciler korkuyor. Kafaları çalışsa da bu kadar yüklü miktarda parayı nasıl temin edeceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle de birçok girişimci, daha fikir aşamasında projesini rafa kaldırıyor.

Türkiye’de bu tarz fırsatlar var ancak, insanlarda son vuruşu yapacak cesaret yok anladığım kadarıyla…

Kesinlikle doğru kelime cesaret… Bir genç girişimcinin insanlarla olan sosyal diyalogu çok güçlü olmalı, sosyal çevresi çok sağlam olmalı. İçinize kapanık olursanız, düşüncelerinizi insanlara yansıtmazsanız, beraber hareket etmek yerine bencilce davranırsanız, kafanızdaki proje batmaya, başarısız olmaya mahkûmdur. Beraber bir oluşumla ilerlediğiniz sürece ise her zaman kazanırsınız. İnanan bir topluluk lazım…

Genç girişimcilere dair birçok dernek olduğunu görüyoruz. Bu dernekler ne ölçüde yardımcı oluyor?

Dernekler kesinlikle yardımcı oluyor. Girişimci Gençler Derneği adında bir dernek var. Ben de bu derneğin aktif bir üyesiyim. Girişimci insanlar yetiştirmek ve özgüven sahibi olmalarını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan da fikir hırsızlığı diye bir durum var. Gençler bundan da çekiniyor olabilirler. Bu yüzden bu derneği kurduk zaten. Bu tür derneklerin tümüyle çalışıyoruz. İnsanları kucaklıyoruz, teşvik ediyoruz... İnsanların fikirlerini çalacak kadar hain insanlar olamayız, çünkü bizim kalbimiz temiz. Gerçekten bir şey yapmak isteyen girişimciye nasıl yardım etmemiz gerekiyorsa ederiz. Desteğimizi hiçbir zaman esirgemeyiz.

GİRİŞİMCİLİK, KESİNLİKLE CESARET GEREKTİRİYOR

İyi bir girişimci olmak için neler yapmak lazım?

Girişimcilik her zaman paraya bağlı derler. Bu aslında tamamen cesaret ile alakalı. Girişimci bir insanın projesine ve kendisine inanması lazım ve çevresinin hangi materyallere sahip olduğunu bilmesi gerekiyor. Kimin hangi işi yaptığını iyice planlamalı ve onlara ön ayak olup bir oluşum sağlamak, her zaman daha hızlı bir sonuç sağlar. Para çoğu zaman gereksiz bir materyal... Girişimcilerin, çevrelerinden ne ölçüde yararlanabileceklerine bakmaları gerekiyor. Ben Vamalya.com’a çok büyük miktarlarda para harcamadım, harcamayacağım da. Her şeyi kendim getiriyorum, kendim üretiyorum. Elbette para lazım ama ürüne yatırım yapmak gerek. Ürünün satışı ile kar elde edilince, girişim ister istemez devam ediyor. Bu tekne böyle yürür. Başlangıçta elinizdeki parayı kaptırırsanız, işiniz başarısızlığa sürüklenir. Girişimciler iş planlamasını doğru yapmalı, emin adımlarla ilerlemeli, adımlarını iyi şekilde atmalı; girişim, bu sayede başarıya ulaşır.

Eğitimtercihi

Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Eylül 2012 13:20

Gösterim: 5219

İzmir'de 74 yaşındaki Mehmet Deniz, 3 üniversite diploması aldıktan sonra torunuyla girdiği üniversite sınavında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı.

74 yaşında dördüncü üniversiteyi okuyacakKarşıyaka'daki evinin bir odasını üniversite diplomaları, sertifikalar ve başarı belgeleri ile donatan Deniz, AA muhabirine Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde dünyaya geldiğini, uzun yıllar astsubay olarak hizmet verdiğini, emekli olduktan sonra da Almanya'da bir süre yaşadığını anlattı.

Almanca ve Rusça öğrendiğini, her iki dilde de yeminli tercüman olarak çalıştığını dile getiren Mehmet Deniz, 1995 yılından bu yana da üniversite sınavlarına girdiğini belirtti.

Üniversite eğitiminin yanı sıra Türk Sanat Müziği korolarında şarkı söylediğini, çeşitli kurslara katıldığını, gönüllü projelerde görev aldığını, bu nedenle örgün eğitim yerine açık öğretim fakültelerini ve bölümlerini tercih ettiğini söyleyen Mehmet Deniz, şöyle konuştu:

''Herhangi bir hazırlık yapmadan, hiç çalışmadan üniversite sınavlarına katılıyorum. İlk girişimde açıköğretim fakültesi büro yönetimini kazandım. Daha sonra da işletme ve iktisat bölümlerini tamamladım. Son olarak küçük torunumla aynı yıl üniversiteye girdim ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandım. Birçok kişinin sıfır çektiği sınava hiç hazırlanmadan girip bir bölümü kazanmak benim için önemli. Kahvehane kültürüm hiç yoktur. İskambil oynamak yerine üniversite eğitimi alıyorum. Hızıma da kimse yetişemiyor. Torunlarımla üniversite okuyorum.''

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü özellikle tercih ettiğini anlatan Mehmet Deniz, ''Daha 74 yaşındayım, çok projelerim var. 5-6 üniversite daha bitirmek istiyorum'' diye konuştu.

Torun Uzun: ''O, çok özel biri''

Dedesi Mehmet Deniz ile aynı evde yaşayan ve aynı yıl üniversite sınavına girerek Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Sanat Tarihi Bölümü'nü kazanan torunu Asil Uzun da (21) dedesiyle gurur duyduğunu ifade etti.

Mehmet Deniz'in üniversite öğrencilerinden daha çalışkan biri olduğunu söyleyen Uzun, ''Kendi yaşıtlarım, arkadaşlarım arasında bile onun kadar aktif olanını görmedim. Yüzlerce sertifikası var, son olarak işaret dilini bile öğrendi'' dedi.

Dedesi ile üniversite ve eğitim üzerine sohbetler yaptıklarını anlatan Uzun, şunları kaydetti:

''Ben aslında onun sosyoloji okumasını istiyordum. Ancak o, Türk Dili ve Edebiyatı'nı tercih etti. Örgün eğitim alacak puanlara ve kapasiteye sahip olmasına karşın, her gün okula gitmek zor olacağı için açıköğretim bölümlerine devam ediyor. O çok özel biri. Aynı sınıfta, yan yana ders alsak üniversite öğrencilerinden farkı olmaz.''

> 74 yaşında dördüncü üniversiteyi okuyacak

İzmir'de 74 yaşındaki Mehmet Deniz, 3 üniversite diploması aldıktan sonra torunuyla girdiği üniversite sınavında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı.

74 yaşında dördüncü üniversiteyi okuyacakKarşıyaka'daki evinin bir odasını üniversite diplomaları, sertifikalar ve başarı belgeleri ile donatan Deniz, AA muhabirine Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde dünyaya geldiğini, uzun yıllar astsubay olarak hizmet verdiğini, emekli olduktan sonra da Almanya'da bir süre yaşadığını anlattı.

Almanca ve Rusça öğrendiğini, her iki dilde de yeminli tercüman olarak çalıştığını dile getiren Mehmet Deniz, 1995 yılından bu yana da üniversite sınavlarına girdiğini belirtti.

Üniversite eğitiminin yanı sıra Türk Sanat Müziği korolarında şarkı söylediğini, çeşitli kurslara katıldığını, gönüllü projelerde görev aldığını, bu nedenle örgün eğitim yerine açık öğretim fakültelerini ve bölümlerini tercih ettiğini söyleyen Mehmet Deniz, şöyle konuştu:

''Herhangi bir hazırlık yapmadan, hiç çalışmadan üniversite sınavlarına katılıyorum. İlk girişimde açıköğretim fakültesi büro yönetimini kazandım. Daha sonra da işletme ve iktisat bölümlerini tamamladım. Son olarak küçük torunumla aynı yıl üniversiteye girdim ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandım. Birçok kişinin sıfır çektiği sınava hiç hazırlanmadan girip bir bölümü kazanmak benim için önemli. Kahvehane kültürüm hiç yoktur. İskambil oynamak yerine üniversite eğitimi alıyorum. Hızıma da kimse yetişemiyor. Torunlarımla üniversite okuyorum.''

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü özellikle tercih ettiğini anlatan Mehmet Deniz, ''Daha 74 yaşındayım, çok projelerim var. 5-6 üniversite daha bitirmek istiyorum'' diye konuştu.

Torun Uzun: ''O, çok özel biri''

Dedesi Mehmet Deniz ile aynı evde yaşayan ve aynı yıl üniversite sınavına girerek Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Sanat Tarihi Bölümü'nü kazanan torunu Asil Uzun da (21) dedesiyle gurur duyduğunu ifade etti.

Mehmet Deniz'in üniversite öğrencilerinden daha çalışkan biri olduğunu söyleyen Uzun, ''Kendi yaşıtlarım, arkadaşlarım arasında bile onun kadar aktif olanını görmedim. Yüzlerce sertifikası var, son olarak işaret dilini bile öğrendi'' dedi.

Dedesi ile üniversite ve eğitim üzerine sohbetler yaptıklarını anlatan Uzun, şunları kaydetti:

''Ben aslında onun sosyoloji okumasını istiyordum. Ancak o, Türk Dili ve Edebiyatı'nı tercih etti. Örgün eğitim alacak puanlara ve kapasiteye sahip olmasına karşın, her gün okula gitmek zor olacağı için açıköğretim bölümlerine devam ediyor. O çok özel biri. Aynı sınıfta, yan yana ders alsak üniversite öğrencilerinden farkı olmaz.''

Son Güncelleme: Pazar, 09 Eylül 2012 10:43

Gösterim: 1778

Diyarbakırlı Güldan Güneş maddi durumu iyi olmayan ailesine destek olmak için temizlikçilik yaptı. Üniversite sınavından 490 puan alan Güneş, ailesinin gururu oldu

Diyarbakırlı 18 yaşındaki Güldan Güneş, bir yandan evlere gündelikçi olarak temizliğe gitti, bir yandan da ders çalışarak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Ailesi, kızlarıyla gurur duyuyor.

"HAYALİ GENETİKTİ"

Güneydoğu'da 90'lı yıllarda terör olayları yüzünden köylerini boşaltmak zorunda kalan 3 çocuklu Güneş Ailesi yıllar önce Diyarbakır'a yerleşti. Ailenin en büyük kızı Güldan'ın hayali üniversitede okumaktı. Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için Güldan bir yandan annesiyle birlikte evlere temizliğe gitti, bir yandan da sınava hazırlandı. Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesi'ni bitiren Güldan Güneş sınavda 490 puan alarak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Sınavı kazanmasında öğretmenlerinin de desteğinin büyük olduğunu söyleyen Güldan Güneş, "Çok çalıştım ve öğretmenlerimin de desteğiyle başardım. Tüm imkansızlıklara rağmen okudum. Aileme destek olmak için annemle birlikte çalıştım. Aslında hayalim genetik mühendisliğiydi. Yine de doktor olup, bölge insanına hizmet edeceğim için sevinçliyim" şeklinde konuştu. Güldan'ın annesi Fatma Güneş ise, eşinin 2 yıl önce cezaevine girdiğini, bu süreçte kızıyla birlikte çalıştıklarını söyledi. Anne Güneş, "Onun okuması için çok çaba gösterdim. Kızım hem aileye destek oldu hem ders çalıştı. Tıp Fakültesini kazanarak ailemizin gururu oldu. Yokluk içinde yaşamamıza rağmen dişimizi tırnağımıza takarak onun okuması için çalışacağız" dedi. Geçtiğimiz günlerde cezaevinden tahliye olan Abdulkadir Güneş de, kızının Tıp Fakültesi'ni kazandığını öğrenince büyük mutluluk yaşadıklarını söyledi.(takvim)

> Temizlikçilik yaparak tıp fakültesini kazandı

Diyarbakırlı Güldan Güneş maddi durumu iyi olmayan ailesine destek olmak için temizlikçilik yaptı. Üniversite sınavından 490 puan alan Güneş, ailesinin gururu oldu

Diyarbakırlı 18 yaşındaki Güldan Güneş, bir yandan evlere gündelikçi olarak temizliğe gitti, bir yandan da ders çalışarak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Ailesi, kızlarıyla gurur duyuyor.

"HAYALİ GENETİKTİ"

Güneydoğu'da 90'lı yıllarda terör olayları yüzünden köylerini boşaltmak zorunda kalan 3 çocuklu Güneş Ailesi yıllar önce Diyarbakır'a yerleşti. Ailenin en büyük kızı Güldan'ın hayali üniversitede okumaktı. Ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için Güldan bir yandan annesiyle birlikte evlere temizliğe gitti, bir yandan da sınava hazırlandı. Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesi'ni bitiren Güldan Güneş sınavda 490 puan alarak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazandı. Sınavı kazanmasında öğretmenlerinin de desteğinin büyük olduğunu söyleyen Güldan Güneş, "Çok çalıştım ve öğretmenlerimin de desteğiyle başardım. Tüm imkansızlıklara rağmen okudum. Aileme destek olmak için annemle birlikte çalıştım. Aslında hayalim genetik mühendisliğiydi. Yine de doktor olup, bölge insanına hizmet edeceğim için sevinçliyim" şeklinde konuştu. Güldan'ın annesi Fatma Güneş ise, eşinin 2 yıl önce cezaevine girdiğini, bu süreçte kızıyla birlikte çalıştıklarını söyledi. Anne Güneş, "Onun okuması için çok çaba gösterdim. Kızım hem aileye destek oldu hem ders çalıştı. Tıp Fakültesini kazanarak ailemizin gururu oldu. Yokluk içinde yaşamamıza rağmen dişimizi tırnağımıza takarak onun okuması için çalışacağız" dedi. Geçtiğimiz günlerde cezaevinden tahliye olan Abdulkadir Güneş de, kızının Tıp Fakültesi'ni kazandığını öğrenince büyük mutluluk yaşadıklarını söyledi.(takvim)

Son Güncelleme: Pazar, 09 Eylül 2012 13:01

Gösterim: 3470

Hiç kimse akıl sır erdiremiyor. Bu ikizlerin her şeyi aynı sınav sonuçları, sınavda yaptıkları yanlış sorular

Milliyet’in haberine göre, Yozgat’ın Sorgun İlçesi’nde tek yumurta ikizleri 14 yaşındaki Özgür ve Mehmet Eser, girdikleri Seviye Belirleme Sınavı’nda (SBS) aynı puanı aldı.

Özgür ve Mehmet EserSınavı aynı sürede bitirip, sorulara aynı yanlış ve doğru yanıtları veren ikizlerin, geçen yılki SBS sonuçları ile Orta Öğretim Yerleştirme puanlarının da aynı olduğu belirtildi.

Sorgun İlçesi’nde pastane işleten Erol ile ev hanımı Sevim Eser çiftinin tek yumurta ikizi çocukları Özgür ve Mehmet, girdikleri SBS’de 485’er puan, Orta Öğretim Yerleştirme Sınavı’ndan da 484.2’er puan aldı. İkizlerin, sınavda doğru ve yanlış cevap verdikleri soruların da aynı olması, Türkçe testinde aynı 2 soruya yanlış cevap vermeleri dikkat çekti. Milli Egemenlik İlköğretim Okulu’nu bitiren ikiz kardeşlerin not ortalamalarının da aynı olduğu kaydedildi.

TERCİHLERİ DE AYNI OLDU

Aynı puanı alan ikizler Özgür ve Mehmet Eser’in tercihleri de aynı oldu. İlk tercihleri Bursa, ikinci tercihleri de Samsun’da fen lisesi olan ikizler, şimdi heyecanla gidecekleri okullarının belirlenmesini bekliyor. İkizler, "Aynı puanı aldığımız için çok mutlu olduk. Çünkü biz bir birimizden ayrılamayız. Aynı puanları aldığımız için aynı tercihleri yaptık umarım aynı okulla gideriz" dedi.

’ÖZGÜR BİRAZ DAHA ASABİ’

İkizlerinin başarılarıyla gurur duyduğunu kaydeden baba Erol Eser şunları anlattı:

"Özgür, Mehmet’e göre biraz daha asabi. Ancak diğer bütün özellikleri aynı. İkisi de çok çalışkan ve başarılılar. Sınavlarda ikisinden de başarı bekliyorduk, ancak aynı puanı almaları bizi biraz şaşırttı. Okuldaki derslerdeki başarıları da aynı, ortalama puanları da. Bundan sonra girecekleri bir sınavda birisinin sınav sonucunu öğrenmemiz yeterli olacak sanırım. Çünkü her şeyleri aynı."

’TELEPATİ YOLUYLA MI İLETİŞİM KURUYORSUNUZ?’

Anne Sevim Erol ise ikizlerinin bir birlerinde bir saniye olsun ayrı kalamadıklarını belirterek şunları söyledi:

"Bazen tartışıyorlar, ama arada kısa süre geçmeden hemen barışıyorlar. Birbirlerinden asla ayrı duramıyorlar. Eğitim hayatlarında hep başarılıydılar. İkisi de aynı başarıyı gösterdi. İnşallah ikisi de aynı fen lisesine gider ve ilerde de aynı puanı yine alıp, aynı üniversiteye giderler. Orta Öğretim Yerleştirme Puanları, geçen seneki SBS puanları da aynıydı. Hatta sadece Türkçe’den ikişer yanlışları var ve ikisinin de yanlış soruları aynı. Yani aynı soruları yanlış yapıyorlar. Öğretmenleri, ’Siz telepati yoluyla mı iletişim kuruyorsunuz? Nasıl oluyor da yanlışınız doğrunuz aynı?’ diye soruyorlar."

(milliyet)

> Türkiye bu ikizleri konuşuyor

Hiç kimse akıl sır erdiremiyor. Bu ikizlerin her şeyi aynı sınav sonuçları, sınavda yaptıkları yanlış sorular

Milliyet’in haberine göre, Yozgat’ın Sorgun İlçesi’nde tek yumurta ikizleri 14 yaşındaki Özgür ve Mehmet Eser, girdikleri Seviye Belirleme Sınavı’nda (SBS) aynı puanı aldı.

Özgür ve Mehmet EserSınavı aynı sürede bitirip, sorulara aynı yanlış ve doğru yanıtları veren ikizlerin, geçen yılki SBS sonuçları ile Orta Öğretim Yerleştirme puanlarının da aynı olduğu belirtildi.

Sorgun İlçesi’nde pastane işleten Erol ile ev hanımı Sevim Eser çiftinin tek yumurta ikizi çocukları Özgür ve Mehmet, girdikleri SBS’de 485’er puan, Orta Öğretim Yerleştirme Sınavı’ndan da 484.2’er puan aldı. İkizlerin, sınavda doğru ve yanlış cevap verdikleri soruların da aynı olması, Türkçe testinde aynı 2 soruya yanlış cevap vermeleri dikkat çekti. Milli Egemenlik İlköğretim Okulu’nu bitiren ikiz kardeşlerin not ortalamalarının da aynı olduğu kaydedildi.

TERCİHLERİ DE AYNI OLDU

Aynı puanı alan ikizler Özgür ve Mehmet Eser’in tercihleri de aynı oldu. İlk tercihleri Bursa, ikinci tercihleri de Samsun’da fen lisesi olan ikizler, şimdi heyecanla gidecekleri okullarının belirlenmesini bekliyor. İkizler, "Aynı puanı aldığımız için çok mutlu olduk. Çünkü biz bir birimizden ayrılamayız. Aynı puanları aldığımız için aynı tercihleri yaptık umarım aynı okulla gideriz" dedi.

’ÖZGÜR BİRAZ DAHA ASABİ’

İkizlerinin başarılarıyla gurur duyduğunu kaydeden baba Erol Eser şunları anlattı:

"Özgür, Mehmet’e göre biraz daha asabi. Ancak diğer bütün özellikleri aynı. İkisi de çok çalışkan ve başarılılar. Sınavlarda ikisinden de başarı bekliyorduk, ancak aynı puanı almaları bizi biraz şaşırttı. Okuldaki derslerdeki başarıları da aynı, ortalama puanları da. Bundan sonra girecekleri bir sınavda birisinin sınav sonucunu öğrenmemiz yeterli olacak sanırım. Çünkü her şeyleri aynı."

’TELEPATİ YOLUYLA MI İLETİŞİM KURUYORSUNUZ?’

Anne Sevim Erol ise ikizlerinin bir birlerinde bir saniye olsun ayrı kalamadıklarını belirterek şunları söyledi:

"Bazen tartışıyorlar, ama arada kısa süre geçmeden hemen barışıyorlar. Birbirlerinden asla ayrı duramıyorlar. Eğitim hayatlarında hep başarılıydılar. İkisi de aynı başarıyı gösterdi. İnşallah ikisi de aynı fen lisesine gider ve ilerde de aynı puanı yine alıp, aynı üniversiteye giderler. Orta Öğretim Yerleştirme Puanları, geçen seneki SBS puanları da aynıydı. Hatta sadece Türkçe’den ikişer yanlışları var ve ikisinin de yanlış soruları aynı. Yani aynı soruları yanlış yapıyorlar. Öğretmenleri, ’Siz telepati yoluyla mı iletişim kuruyorsunuz? Nasıl oluyor da yanlışınız doğrunuz aynı?’ diye soruyorlar."

(milliyet)

Son Güncelleme: Perşembe, 02 Ağustos 2012 15:35

Gösterim: 2266


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.