Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

ÖSYM, LYS Türkiye 652'ncisi olduğunu iddia eden öğrencinin sonuç belgesinin sahte olduğunu açıkladı.

belgeÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), LYS Türkiye 652'ncisi olduğu halde açıkta kaldığı iddia edilen adayın, gerçek sonuç belgesi ile sahtesi karşılaştırıldığında, puanlarıyla oynadığının açıkça görüldüğü bildirildi.

ÖSYM, LYS'de Türkiye 652'ncisi olan adayın açıkta kaldığına ilişkin haber üzerine yazılı açıklama yaptı.

Haberde adı geçen adayın son tercihi Çukurova Tıp Fakültesi'ne yerleşmesi için Y-MF-3 puan türünde en az 501,01220 puan alması gerektiği belirtilen açıklamada, ''Halbuki adayın Y-MF-3 türündeki puanı 308,63577 ve başarı sırası da 114 bin 76'dır. Adayın bu puanla tercihlerinin ötesinde hiçbir tıp fakültesine yerleşmesi mümkün değildir'' ifadeleri kullanıldı ve açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Sahte belgede adayın Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) eklenmemiş MF-3 puanına, AOBP'si eklendiğinde Y-MF-3 puanı elde edilmesi gerekirken, bambaşka bir puan ortaya çıkmaktadır. Bu da sahteciliği açıkça göstermektedir.''

> ÖSYM: O belge sahte

ÖSYM, LYS Türkiye 652'ncisi olduğunu iddia eden öğrencinin sonuç belgesinin sahte olduğunu açıkladı.

belgeÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), LYS Türkiye 652'ncisi olduğu halde açıkta kaldığı iddia edilen adayın, gerçek sonuç belgesi ile sahtesi karşılaştırıldığında, puanlarıyla oynadığının açıkça görüldüğü bildirildi.

ÖSYM, LYS'de Türkiye 652'ncisi olan adayın açıkta kaldığına ilişkin haber üzerine yazılı açıklama yaptı.

Haberde adı geçen adayın son tercihi Çukurova Tıp Fakültesi'ne yerleşmesi için Y-MF-3 puan türünde en az 501,01220 puan alması gerektiği belirtilen açıklamada, ''Halbuki adayın Y-MF-3 türündeki puanı 308,63577 ve başarı sırası da 114 bin 76'dır. Adayın bu puanla tercihlerinin ötesinde hiçbir tıp fakültesine yerleşmesi mümkün değildir'' ifadeleri kullanıldı ve açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Sahte belgede adayın Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) eklenmemiş MF-3 puanına, AOBP'si eklendiğinde Y-MF-3 puanı elde edilmesi gerekirken, bambaşka bir puan ortaya çıkmaktadır. Bu da sahteciliği açıkça göstermektedir.''

Son Güncelleme: Pazar, 19 Ağustos 2012 09:28

Gösterim: 1922

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 4+4+4 yasası ile ortaokullar için seçmeli ders olarak okutulacak olan Kuranıkerim, Hz. Peygamber'in yaşamı ve temel dini bilgiler derslerini ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgesine de ekledi.

liseAnkara Bürosu - MEB, 4+4+4 sistemi ile ortaokullar için çok tartışılan Kuranıkerim, Hz. Peygamber’in yaşamı ve temel din bilgileri derslerini ortaöğretim kurumlarında da seçmeli ders olarak okutacak. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgelerinde yapılan değişiklikle söz konusu dersler lise müfredatına da girdi. Genel, Anadolu, fen, sosyal bilimler, güzel sanatlar ve spor liseleri ile birlikte, Anadolu öğretmen, meslek, Anadolu meslek, teknik, Anadolu teknik, sağlık meslek ve Anadolu sağlık meslek liselerinde yeni eğitim öğretim döneminden itibaren uygulanacak yeni haftalık ders çizelgesine dini içerikli derslerin yanı sıra sosyal etkinlik ve proje hazırlama seçmeli dersleri de eklendi.

Temel dini bilgiler 1 saat az

Ortaokul müfredatına eklenen ve isteğe bağlı olarak İslam, Hıristiyanlık, Musevilik dinleri ve Alevilik inancına ait bilgilerin verilmesi öngörülen temel dini bilgiler dersi, ortaokul haftalık ders saati çizelgesinde haftada 2 saat olarak belirlenmişti. Liseler için hazırlanan çizelgede ise bu ders 1 veya 2 saat olarak yer aldı. Kuranıkerim ve Hz. Peygamber’in hayatı dersleri ise çizelgedeki iki saatlik yerini korudu.

Ders saatleri arttı

Tüm ortaöğretim kurumlarında uygulanacak toplam haftalık ders saati arttı. Genel liselerde 30 olan toplam ders saati 37’ye çıkarken, bu rakam Anadolu, fen, sosyal bilimler liselerinde 35’ten 40’a çıktı.

> Kuran-ı Kerim dersi lise müfredatında

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 4+4+4 yasası ile ortaokullar için seçmeli ders olarak okutulacak olan Kuranıkerim, Hz. Peygamber'in yaşamı ve temel dini bilgiler derslerini ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgesine de ekledi.

liseAnkara Bürosu - MEB, 4+4+4 sistemi ile ortaokullar için çok tartışılan Kuranıkerim, Hz. Peygamber’in yaşamı ve temel din bilgileri derslerini ortaöğretim kurumlarında da seçmeli ders olarak okutacak. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgelerinde yapılan değişiklikle söz konusu dersler lise müfredatına da girdi. Genel, Anadolu, fen, sosyal bilimler, güzel sanatlar ve spor liseleri ile birlikte, Anadolu öğretmen, meslek, Anadolu meslek, teknik, Anadolu teknik, sağlık meslek ve Anadolu sağlık meslek liselerinde yeni eğitim öğretim döneminden itibaren uygulanacak yeni haftalık ders çizelgesine dini içerikli derslerin yanı sıra sosyal etkinlik ve proje hazırlama seçmeli dersleri de eklendi.

Temel dini bilgiler 1 saat az

Ortaokul müfredatına eklenen ve isteğe bağlı olarak İslam, Hıristiyanlık, Musevilik dinleri ve Alevilik inancına ait bilgilerin verilmesi öngörülen temel dini bilgiler dersi, ortaokul haftalık ders saati çizelgesinde haftada 2 saat olarak belirlenmişti. Liseler için hazırlanan çizelgede ise bu ders 1 veya 2 saat olarak yer aldı. Kuranıkerim ve Hz. Peygamber’in hayatı dersleri ise çizelgedeki iki saatlik yerini korudu.

Ders saatleri arttı

Tüm ortaöğretim kurumlarında uygulanacak toplam haftalık ders saati arttı. Genel liselerde 30 olan toplam ders saati 37’ye çıkarken, bu rakam Anadolu, fen, sosyal bilimler liselerinde 35’ten 40’a çıktı.

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Ağustos 2012 10:35

Gösterim: 2108

Türkiye'de adrese dayalı nüfus kayıt sisitemiyle bu yıl 66-72 ay arası 600 bin çocuk okula kaydedildi. Ailelerin, 60-66 ay arası çocukları okula göndemek istemezse dilekçe vermesi yeterli. 66 aydan sonra çocuğunu okula göndermek istemeyenler rapor almak zorunda.

okula kayıtTürk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi, bu yıl adrese dayalı kayıt sistemiyle tüm Türkiye’de 66-72 ay arası 600 bin çocuğun okula kaydedildiğini açıkladı. İstanbulda ise 373 bin yeni kayıt yapıldı. Ancak, yeni eğitim sistemiyle birlikte okula başlama yaşının aşağı çekilmesi velileri endişelendiriyor.

60-66 aylık çocuğu olan velilerin içi biraz daha rahat. Çünkü onlar yalnızca dilekçe vererek çocuklarını okula göndermeyebiliyor. 66 ayını dolduran çocuklar için aynı durum söz konusu değil. Çocuğunu okula göndermek istemeyen veli bunun için devlet hastanesinden rapor almak zorunda.

Milliyet'in haberine göre, Milli Eğitim’in gözü de birinci sınıfa başlayacak çocuklarda. Geçen yıl İstanbul’da birinci sınıfa 220 bin öğrenci kayıt olurken bu yıl adrese dayalı kayıt sisteminde tam 373 bin yeni kayıt bulunuyor. Bu rakam ise çocuğu okula başlayacak velileri korkutuyor. Sınıf mevcutları kaç olacak, çocuğumuz 70 kişilik sınıflarda mı okuyacak endişesi dile getirilirken, 373 bin yeni kaydın sistem üzerinde olduğunu söyleyen İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, “Söylenildiği şekilde bir infial yok” dedi.

Rapor almak zorunlu

60 aylıktan itibaren tüm çocukların adrese dayalı kayıt sistemine göre okullara kayıtlarının yapıldığını belirten Yıldız, bu çocukların 114 bininin 60-66 ay arasında yani okula başlayıp başlamama kararının veliye bırakıldığı çocuklar olduğunu söyledi. 373 bin öğrencinin tamamının kayıt yaptırmayacağını söyleyen Yıldız, “Bu öğrencilerden kaçının ailesi çocuğunu okula gönderir, kaçının rapor alır şu an biz de bilmiyoruz. Ayrıca özel okullara gidecek öğrenciler de var. Özellikle göç alan daha dar gelirli ailelerin yaşadığı bölgelerde kayıt oranının yüksek olacaktır. Bu bölgelerde sıkıntı yaşanabilir. Ancak, söylenildiği gibi bir infial olacak değil. Sınıfların kalabalık olmaması için çeşitli formüller üreteceğiz. Bu projeler içinde özellikle söylemek istiyorum öğretmen odalarına, kütüphanelere, laboratuvarlara dokunulmayacak. Bundan herkes emin olsun” dedi.

Muammer Yıldız, birinci sınıfa yoğun başlangıcın olduğu okullarda ikinci üçüncü veya dördüncü sınıflardan şube alarak birinci sınıfa verebileceklerini söylüyor. 40 kişilik sınıfları aşmak istemediklerini ama yine bölgeye bağlı olarak üzerine çıkan sınıflar da olabileceğini ekliyor.

(cumhuriyet)

> 600 bin ailenin zor kararı

Türkiye'de adrese dayalı nüfus kayıt sisitemiyle bu yıl 66-72 ay arası 600 bin çocuk okula kaydedildi. Ailelerin, 60-66 ay arası çocukları okula göndemek istemezse dilekçe vermesi yeterli. 66 aydan sonra çocuğunu okula göndermek istemeyenler rapor almak zorunda.

okula kayıtTürk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi, bu yıl adrese dayalı kayıt sistemiyle tüm Türkiye’de 66-72 ay arası 600 bin çocuğun okula kaydedildiğini açıkladı. İstanbulda ise 373 bin yeni kayıt yapıldı. Ancak, yeni eğitim sistemiyle birlikte okula başlama yaşının aşağı çekilmesi velileri endişelendiriyor.

60-66 aylık çocuğu olan velilerin içi biraz daha rahat. Çünkü onlar yalnızca dilekçe vererek çocuklarını okula göndermeyebiliyor. 66 ayını dolduran çocuklar için aynı durum söz konusu değil. Çocuğunu okula göndermek istemeyen veli bunun için devlet hastanesinden rapor almak zorunda.

Milliyet'in haberine göre, Milli Eğitim’in gözü de birinci sınıfa başlayacak çocuklarda. Geçen yıl İstanbul’da birinci sınıfa 220 bin öğrenci kayıt olurken bu yıl adrese dayalı kayıt sisteminde tam 373 bin yeni kayıt bulunuyor. Bu rakam ise çocuğu okula başlayacak velileri korkutuyor. Sınıf mevcutları kaç olacak, çocuğumuz 70 kişilik sınıflarda mı okuyacak endişesi dile getirilirken, 373 bin yeni kaydın sistem üzerinde olduğunu söyleyen İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, “Söylenildiği şekilde bir infial yok” dedi.

Rapor almak zorunlu

60 aylıktan itibaren tüm çocukların adrese dayalı kayıt sistemine göre okullara kayıtlarının yapıldığını belirten Yıldız, bu çocukların 114 bininin 60-66 ay arasında yani okula başlayıp başlamama kararının veliye bırakıldığı çocuklar olduğunu söyledi. 373 bin öğrencinin tamamının kayıt yaptırmayacağını söyleyen Yıldız, “Bu öğrencilerden kaçının ailesi çocuğunu okula gönderir, kaçının rapor alır şu an biz de bilmiyoruz. Ayrıca özel okullara gidecek öğrenciler de var. Özellikle göç alan daha dar gelirli ailelerin yaşadığı bölgelerde kayıt oranının yüksek olacaktır. Bu bölgelerde sıkıntı yaşanabilir. Ancak, söylenildiği gibi bir infial olacak değil. Sınıfların kalabalık olmaması için çeşitli formüller üreteceğiz. Bu projeler içinde özellikle söylemek istiyorum öğretmen odalarına, kütüphanelere, laboratuvarlara dokunulmayacak. Bundan herkes emin olsun” dedi.

Muammer Yıldız, birinci sınıfa yoğun başlangıcın olduğu okullarda ikinci üçüncü veya dördüncü sınıflardan şube alarak birinci sınıfa verebileceklerini söylüyor. 40 kişilik sınıfları aşmak istemediklerini ama yine bölgeye bağlı olarak üzerine çıkan sınıflar da olabileceğini ekliyor.

(cumhuriyet)

Son Güncelleme: Cumartesi, 18 Ağustos 2012 15:29

Gösterim: 1558

Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Konseyi Başkanı Özdemir Aktan, 66-72 aylık çocuklarının okula erken başlamalarını engelleyecek bir rapor alınmasının, ilerleyen zamanlarda çocuğun hayatını etkileyebileceği öne sürdü.

ilkokul öğrenciTTB Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Konseyi Başkanı Özdemir Aktan, 4+4+4 sistemi ile okula başlama yaşının 72 ayın altına çekilmesinin beraberinde pek çok sorun getireceği belirtti.

Çocukları "bedenen ve zihnen gelişmemiş" diye damgalamanın ve bakanlıkların aileleri buna zorlanmasının büyük bir haksızlık olduğuna dikkat çeken Aktan, 66-72 aylık çocuklarının okula erken başlamalarını engelleyecek bir rapor alınmasının, ilerleyen zamanlarda çocuğun hayatını etkileyebileceği söyledi. Çocuğunu erken yaşta okula göndermek istemeyen anne babaların üzerinde psikolojik baskı kurmaktan vazgeçilmesi gerektiğini savunan Aktan, şöyle konuştu: "Aylardır 4+4+4 eğitim sistemiyle okula başlama yaşının 72 ayın altına çekilmesini tartışıyoruz. Sağlık Bakanlığı, 6 Ağustos günü yayınladığı duyuru ile 66 ay ve üzeri çocuklara verilecek raporları kamu ve özel hastanelerle kısıtlıyor. Toplum mühendisliği, Sağlık Bakanlığı'nın işi değildir. Hekimlik mesleğini kendi ideolojik, politik amaçlarınıza alet etme çabanızdan vazgeçin."

'66-72 ay arası çocuklar oyun çocuğudur'

Aktan, okula erken başlamamak için rapor alan çocukların diğer arkadaşları tarafından dışlanacağını, hayatı boyunca bunu bir damga olarak taşıyacağını dile getirerek, "Bu açıklamamız, yaşları 66-72 ay arasında olan 600 bin çocuğumuza Türkiye'deki hekimlerin raporudur" dedi.

'Anormal olan bilimdışı biçimde okula erken başlamaya zorlamalarıdır' dk-apotek.com

"Çocuklarımızın gelişimi normaldir, anormal olan bilimdışı biçimde erken okula başlamaya zorlamalarıdır" diyen Aktan, siyasi iktidarın "dindar ve kindar nesil" yetiştirmek için, oyun çağındaki çocukları okula başlamaya zorladığını kaydetti https://manlig-halsa.se/. Siyasal iktidarın, yaptığı düzenlemenin dayanaklarını açıklayamadığını söyleyen Aktan, şunları ifade etti: "Bu karanlık zihniyet, bütün toplumu kendi gerici dünya görüşü doğrultusunda yukarıdan aşağıya şekillendiriyor; çocuklarımızın geleceğini karartmaya çalışıyor. 'Dindar ve kindar' bir nesil yetiştirmek için, henüz oyun çağındaki çocuklarımızı okula başlamaya zorluyor. Çocukları 'dindar ve kindar nesil' yetiştirmek, emellerine alet etmek isteyenlere karşı doktor amcaları ve teyzeleri, umudumuzun çiçeklerinin hep yanında olacak."

(cumhuriyet)

> 'Rapor, çocuğun hayatını etkileyebilir'

Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Konseyi Başkanı Özdemir Aktan, 66-72 aylık çocuklarının okula erken başlamalarını engelleyecek bir rapor alınmasının, ilerleyen zamanlarda çocuğun hayatını etkileyebileceği öne sürdü.

ilkokul öğrenciTTB Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Konseyi Başkanı Özdemir Aktan, 4+4+4 sistemi ile okula başlama yaşının 72 ayın altına çekilmesinin beraberinde pek çok sorun getireceği belirtti.

Çocukları "bedenen ve zihnen gelişmemiş" diye damgalamanın ve bakanlıkların aileleri buna zorlanmasının büyük bir haksızlık olduğuna dikkat çeken Aktan, 66-72 aylık çocuklarının okula erken başlamalarını engelleyecek bir rapor alınmasının, ilerleyen zamanlarda çocuğun hayatını etkileyebileceği söyledi. Çocuğunu erken yaşta okula göndermek istemeyen anne babaların üzerinde psikolojik baskı kurmaktan vazgeçilmesi gerektiğini savunan Aktan, şöyle konuştu: "Aylardır 4+4+4 eğitim sistemiyle okula başlama yaşının 72 ayın altına çekilmesini tartışıyoruz. Sağlık Bakanlığı, 6 Ağustos günü yayınladığı duyuru ile 66 ay ve üzeri çocuklara verilecek raporları kamu ve özel hastanelerle kısıtlıyor. Toplum mühendisliği, Sağlık Bakanlığı'nın işi değildir. Hekimlik mesleğini kendi ideolojik, politik amaçlarınıza alet etme çabanızdan vazgeçin."

'66-72 ay arası çocuklar oyun çocuğudur'

Aktan, okula erken başlamamak için rapor alan çocukların diğer arkadaşları tarafından dışlanacağını, hayatı boyunca bunu bir damga olarak taşıyacağını dile getirerek, "Bu açıklamamız, yaşları 66-72 ay arasında olan 600 bin çocuğumuza Türkiye'deki hekimlerin raporudur" dedi.

'Anormal olan bilimdışı biçimde okula erken başlamaya zorlamalarıdır' dk-apotek.com

"Çocuklarımızın gelişimi normaldir, anormal olan bilimdışı biçimde erken okula başlamaya zorlamalarıdır" diyen Aktan, siyasi iktidarın "dindar ve kindar nesil" yetiştirmek için, oyun çağındaki çocukları okula başlamaya zorladığını kaydetti https://manlig-halsa.se/. Siyasal iktidarın, yaptığı düzenlemenin dayanaklarını açıklayamadığını söyleyen Aktan, şunları ifade etti: "Bu karanlık zihniyet, bütün toplumu kendi gerici dünya görüşü doğrultusunda yukarıdan aşağıya şekillendiriyor; çocuklarımızın geleceğini karartmaya çalışıyor. 'Dindar ve kindar' bir nesil yetiştirmek için, henüz oyun çağındaki çocuklarımızı okula başlamaya zorluyor. Çocukları 'dindar ve kindar nesil' yetiştirmek, emellerine alet etmek isteyenlere karşı doktor amcaları ve teyzeleri, umudumuzun çiçeklerinin hep yanında olacak."

(cumhuriyet)

Son Güncelleme: Cumartesi, 18 Ağustos 2012 15:47

Gösterim: 3144

Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'ni değiştirerek, özellikle izinsiz yürüyüş, boykot, cinsel taciz, silah ve bıçak kullanma ve taşıma, alkol alma, öğretim görevlilerine saldırma ve kavga gibi suçlarda öğrencilere ağır disiplin suçları getirdi.

ykYükseköğretim Kurulu (YÖK), 27 yıllık Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'ni değiştirerek, özellikle izinsiz yürüyüş, boykot, cinsel taciz, silah ve bıçak kullanma ve taşıma, alkol alma, öğretim görevlilerine saldırma ve kavga gibi suçlarda öğrencilere ağır disiplin suçları getirdi.

YÖK tarafından hazırlanan "Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, 1985 tarihli 27 yıllık eski yönetmenlik yürürlükten kaldırılırken, yeni yönetmenlik, özellikle üniversitelerdeki siyasi eylem ve yürüyüşleri önleyici ağır disiplin suçları getiriyor.

Okuldan atılma suçları

Yapılan değişikliğe göre, Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçlarının, "Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek, Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak ve Kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmek" şeklinde olduğu kaydedildi.

Silah ve bıçak taşıyana, eylem yapana 2 yarıyıl uzaklaştırma

Yükseköğretim kurumundan 2 yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren disiplin suçlar ise şu şekilde uygulanacak, " Yükseköğretim kurumu görevlilerine karşı cebir ve şiddet kullanarak görevin yapılmasına engel olmak, Öğrencilere karşı cebir ve şiddet kullanarak yükseköğretim hizmetlerinden yararlanmalarını engellemek, Bir kimseyi veya grubu, cebir veya tehditle suç sayılan bir eylemi düzenlemeye veya böyle bir eyleme katılmaya zorlamak, Yükseköğretim kurumları içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak, taşımak, bulundurmak, Sınavlarda tehditle kopya çekmek, kopya çeken öğrencilerin sınav salonundan çıkarılmasına engel olmak, kendi yerine başkasını sınava sokmak veya başkasının yerine sınava girmek, Yükseköğretim kurumlarında cinsel tacizde bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri taşımak ve bulundurmak ve Yükseköğretim kurumunun bilişim sistemine girerek kendisine veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamak."

1 Yarıyıl ceza verielecek eylemler

Yükseköğretim kurumundan 1 yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler de ise, "Yükseköğretim kurumu personeli ve öğrencilerini tehdit etmek, Yükseköğretim kurumlarında işgal ve benzeri fiillerle yükseköğretim kurumunun hizmetlerini engelleyici eylemlerde bulunmak, Kurum personeli ve öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında hırsızlık yapmak, Yükseköğretim kurumu bünyesinde mevcut bina, demirbaş eşya ve benzeri malzemeyi tahrip etmek veya bilişim sistemine zarar vermek, Sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek ile Seminer, tez ve yayınlarında intihal yapmak" şeklindeki maddeler üzerinde uygulama yapılacak.

Üniversitede alkol yok, boykot yok, izinsiz yürüyüş yok

Yükseköğretim kurumundan 1 haftadan 1 aya kadar uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler için ise uygulanacak maddeler şu şekilde, " Öğrenme ve öğretme hürriyetini engelleyici eylemlerde bulunmak, Disiplin soruşturmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemek, Yükseköğretim kurumundan aldığı kendine hak sağlayan bir belgeyi başkasına vererek kullandırmak veya başkasına ait bir belgeyi kullanmak, Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumu personelinin, kurum içinde ya da dışında, şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumunda alkollü içki içmek ile Yükseköğretim kurumuna ait kapalı ve açık mahallerde yetkililerden izin almadan toplantılar düzenlemek."

Kınama cezası verilecek maddeler

"Yükseköğretim kurumu yetkililerince istenilen bilgileri eksik veya yanlış bildirmek, Ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, bilimsel toplantı ve konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak, Yükseköğretim kurumu içinde izinsiz afiş ve pankart asmak, Yükseköğretim kurumunca asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmek, Sınavlarda kopyaya teşebbüs etmek" şeklindeki suçlar için ise öğrencilere Kınama Cezası verilecek.

Uyarı cezası uygulanacak eylemler

Üniversitelerde uyarma cezasını gerektiren eylemler ise şu şekilde; " Yükseköğretim kurumu yetkililerince sorulan hususları haklı bir sebep olmadan zamanında cevaplandırmamak, Yükseköğretim kurumu yetkililerince tesbit edilen yerler dışında ilan asmak, Yükseköğretim kurumunun izniyle asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmek."

Yönetmenliğe göre, aynı olaydan dolayı, öğrenci hakkında ceza kovuşturmasının başlamış olması, disiplin soruşturmasını geciktirmeyecek. Öğrenci hakkında ceza kovuşturması açılmış olması, kanuna göre mahkum olması veya olmaması disiplin cezasının verilmesine engel teşkil etmeyecek. .

> 27 yıllık YÖK yönetmeliği değişti

Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'ni değiştirerek, özellikle izinsiz yürüyüş, boykot, cinsel taciz, silah ve bıçak kullanma ve taşıma, alkol alma, öğretim görevlilerine saldırma ve kavga gibi suçlarda öğrencilere ağır disiplin suçları getirdi.

ykYükseköğretim Kurulu (YÖK), 27 yıllık Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'ni değiştirerek, özellikle izinsiz yürüyüş, boykot, cinsel taciz, silah ve bıçak kullanma ve taşıma, alkol alma, öğretim görevlilerine saldırma ve kavga gibi suçlarda öğrencilere ağır disiplin suçları getirdi.

YÖK tarafından hazırlanan "Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, 1985 tarihli 27 yıllık eski yönetmenlik yürürlükten kaldırılırken, yeni yönetmenlik, özellikle üniversitelerdeki siyasi eylem ve yürüyüşleri önleyici ağır disiplin suçları getiriyor.

Okuldan atılma suçları

Yapılan değişikliğe göre, Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçlarının, "Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek, Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak ve Kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmek" şeklinde olduğu kaydedildi.

Silah ve bıçak taşıyana, eylem yapana 2 yarıyıl uzaklaştırma

Yükseköğretim kurumundan 2 yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren disiplin suçlar ise şu şekilde uygulanacak, " Yükseköğretim kurumu görevlilerine karşı cebir ve şiddet kullanarak görevin yapılmasına engel olmak, Öğrencilere karşı cebir ve şiddet kullanarak yükseköğretim hizmetlerinden yararlanmalarını engellemek, Bir kimseyi veya grubu, cebir veya tehditle suç sayılan bir eylemi düzenlemeye veya böyle bir eyleme katılmaya zorlamak, Yükseköğretim kurumları içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak, taşımak, bulundurmak, Sınavlarda tehditle kopya çekmek, kopya çeken öğrencilerin sınav salonundan çıkarılmasına engel olmak, kendi yerine başkasını sınava sokmak veya başkasının yerine sınava girmek, Yükseköğretim kurumlarında cinsel tacizde bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri taşımak ve bulundurmak ve Yükseköğretim kurumunun bilişim sistemine girerek kendisine veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamak."

1 Yarıyıl ceza verielecek eylemler

Yükseköğretim kurumundan 1 yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler de ise, "Yükseköğretim kurumu personeli ve öğrencilerini tehdit etmek, Yükseköğretim kurumlarında işgal ve benzeri fiillerle yükseköğretim kurumunun hizmetlerini engelleyici eylemlerde bulunmak, Kurum personeli ve öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında hırsızlık yapmak, Yükseköğretim kurumu bünyesinde mevcut bina, demirbaş eşya ve benzeri malzemeyi tahrip etmek veya bilişim sistemine zarar vermek, Sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek ile Seminer, tez ve yayınlarında intihal yapmak" şeklindeki maddeler üzerinde uygulama yapılacak.

Üniversitede alkol yok, boykot yok, izinsiz yürüyüş yok

Yükseköğretim kurumundan 1 haftadan 1 aya kadar uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler için ise uygulanacak maddeler şu şekilde, " Öğrenme ve öğretme hürriyetini engelleyici eylemlerde bulunmak, Disiplin soruşturmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemek, Yükseköğretim kurumundan aldığı kendine hak sağlayan bir belgeyi başkasına vererek kullandırmak veya başkasına ait bir belgeyi kullanmak, Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumu personelinin, kurum içinde ya da dışında, şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumunda alkollü içki içmek ile Yükseköğretim kurumuna ait kapalı ve açık mahallerde yetkililerden izin almadan toplantılar düzenlemek."

Kınama cezası verilecek maddeler

"Yükseköğretim kurumu yetkililerince istenilen bilgileri eksik veya yanlış bildirmek, Ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, bilimsel toplantı ve konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak, Yükseköğretim kurumu içinde izinsiz afiş ve pankart asmak, Yükseköğretim kurumunca asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmek, Sınavlarda kopyaya teşebbüs etmek" şeklindeki suçlar için ise öğrencilere Kınama Cezası verilecek.

Uyarı cezası uygulanacak eylemler

Üniversitelerde uyarma cezasını gerektiren eylemler ise şu şekilde; " Yükseköğretim kurumu yetkililerince sorulan hususları haklı bir sebep olmadan zamanında cevaplandırmamak, Yükseköğretim kurumu yetkililerince tesbit edilen yerler dışında ilan asmak, Yükseköğretim kurumunun izniyle asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmek."

Yönetmenliğe göre, aynı olaydan dolayı, öğrenci hakkında ceza kovuşturmasının başlamış olması, disiplin soruşturmasını geciktirmeyecek. Öğrenci hakkında ceza kovuşturması açılmış olması, kanuna göre mahkum olması veya olmaması disiplin cezasının verilmesine engel teşkil etmeyecek. .

Son Güncelleme: Cumartesi, 18 Ağustos 2012 13:54

Gösterim: 2741


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.