Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

URAP’ın Dünyanın Akademik Performansı En yüksek 2000 Üniversitesi sıralamasında Harvard birinci sıradaki yerini korurken Türkiye özel sıralamasında ise Hacettepe Üniversitesi ilk sırada yer aldı. Dünya sıralamasında ilk 500'de 4, ilk bin arasında 19, ilk 2 bin arasında 73 Türk üniversitesi yer aldı

akademisyenURAP Laboratuvarı tarafından hazırlanan "Dünyanın Akademik Performansı En yüksek 2000 Üniversitesi" sıralamasında Harvard Üniversitesi, Türkiye özel sıralamasında ise Hacettepe Üniversitesi ilk sırada yer aldı.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP Laboratuvarı'nın 2010'dan itibaren hazırlandığı "Dünyanın Akademik Performansı En yüksek 2000 Üniversitesi ve Türkiye Özel Sıralaması (125 Üniversite)"  açıklandı.

Dünya sıralamasında Harvard en yüksek akademik performansa sahip üniversite oldu. Bu üniversiteyi John Hopkins, Toronto, Stanford, UC Berkeley izledi. Dünyanın ilk 20 üniversitesi arasında ABD'den 14, İngiltere’den 4, Kanada ve Japonya’dan birer üniversite yer aldı.

AA muhabirine açıklama yapan URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, 2003 yılından itibaren dünyadaki üniversitelerin ARWU-Jiao Tong (Çin), Times (İngiltere), QS (İngiltere), Leiden (Hollanda), HEEACT (Tayvan), Webometrics (İspanya), SCImago (İspanya) gibi sistemlerle çeşitli kriterlere göre sıralandığını anlattı.

Sıralamaların ilk 500 ile sınırlandırılmasının özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki üniversitelerin küresel, bölgesel ve ulusal düzeyde durumlarını değerlendirememesine neden olduğunu savunan Akbulut, bu ihtiyacı karşılamak amacıyla URAP olarak dünyada da bilinilirliği ve saygınlığı olan bir sıralama sistemi hazırladıklarını söyledi.

URAP sıralamalardaki eğitim kurumlarının dünyadaki üniversitelerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu belirten Akbulut, bu nedenle sıralamanın mevcut sistemler içerisindeki en geniş kapsamlı sıralamalardan olduğunu bildirdi.

Sıralamalarda TÜBİTAK, Çin Bilimler Akademisi, Rusya Bilimler Akademisi gibi devlet kurumların kapsam dışında tutulduğunu ifede eden Akbulut, şöyle devam etti:

"Dünya sıralamasında makale sayısı, toplam doküman sayısı, araştırmanın etkisinin tespitinin amaçlandığı atıf sayısı, bilimsel etkinin baz alındığı toplam dergi etkinlik çarpanı ve uluslararası işbirliği gibi 6 performans kriteri, Türkiye sıralamasında ise öğretim üyesi başına düşen yayın sayısı, atıf sayısı,  öğretim üyesi başına düşen atıf sayısı, toplam bilimsel doküman sayısı, kişi başına düşen toplam doküman sayısı, doktora öğrenci sayısı, doktora öğrenci oranı, kişi başına düşen öğrenci sayısı gibi bilimsel üretkenliğe dayanan 9  performans kriterinin kullanıldı." 

Akademik performansa dayalı URAP sıralamasında iki başlılığın yer aldığını aktaran Akbulut, dünya sıralamasında en çok yayını olan 3 bin üniversite arasından performası en yüksek 2 bin üniversitenin, Türkiye sıralamasında ise YÖK'ün 2010 yılı yayın sıralamasında yer verdiği 125 üniversitenin değerlendirmeye tabi tutulduğunu dile getirdi.

İlk 500'de 4 Türk üniversitesi var

Dünya sıralamasında uluslararası alanda güvenilirliği kabul edilen Scopus ve Web of Science gibi kuruluşların verilerinin kullanıldığını aktaran Akbulut  “Dünya sıralamasında 3 bin üniversiteden en iyi performas gösteren 2 bin üniversitesini sıraladık. Sıralamada ilk yirmiye Harvard, Johns Hopkins, Toronto, Stanford, California Berkeley, Oxford,  Washington Seattle,  Michigan Ann Arbor , California Los Angeles, Cambridge, Tokyo, California San Diego, Pennsylvania, Massachusetts Institute of Technology, California San Francisco, Imperial College, Columbia University New York, Yale, College London, Duke Üniversitesi girdi. Türkiye'den ise Ege Üniversitesi (486), ODTÜ (474), Hacettepe Üniversitesi (458) ve İstanbul Üniversitesi (417) ilk 500 arasına yer aldı. Dünyanın ilk bin üniversitesi arasında 19, ilk 2 bin arasında 73 Türk üniversitesi yer alma başarısını gösterdi" diye konuştu.

Türk üniversiteleri üst sıralara yükseldi

Dünya sıralamasında bu yıl Boğaziçi, İTÜ ve Bilkent Üniversitelerinin ise üst sıralara yükseldiğini vurgulayan Akbulut, yeni kurulan TOBB ve Doğuş Üniversitelerininde sıralamada hızlı bir yükselme kaydettiğine dikkati çekti. Akbulut, bazı Türk üniversitelerinin dünya sıralamasında gerilemesinin akademik performansındaki düşüşten kaynaklanmadığının altını çizdi.

Son yıllarda İsviçre'de CERN’de yapılan uluslararası çalışmalar sonucunda Higgs Bozonu'nun varlığının kanıtlandığını anımsatan Akbulut, bu çalışmalarla ilgili, her birinde 100'den fazla yazar adı olan 4 bine yakın bilimsel makalenin yayınlandığını kaydetti.

Akbulut, "CERN'de 1-2 elemanı çalışan üniversitelerin makale sayıları 100 veya fazla, atıf sayıları ise 400 veya daha fazla arttı. Bu nedenle CERN'de elemanları çalışan üniversiteler sıralamada normalden fazla yükselince diğerleri geride kalmış oldu. Bu durum çok sayıda dünya üniversitesini etkilese de birkaç yıl içinde bu fark normal düzeye iner" diye konuştu.

Türkiye sıralaması

Türkiye sıralamasında ise YÖK, ÖSYM, Web of Science gibi güvenilir kaynaklardan alınan verilerin kullanıldığı anlatan Akbulut, Türkiye özel sıralamasının sonuçları da dünya sıralamasına paralel bir gelişme gösterdiğini ifade etti.

İlk 20 Türk üniversitesi sıralamasında birinci sırada Hacettepe Üniversitesinin yer aldığını belirtten Akbulut, şöyle devam etti:

"Hacettepe’nin ardından sırasıyla ODTÜ, İstanbul, İstanbul Teknik, Ege, Ankara, Boğaziçi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Sabancı, Bilkent, İzmir İleri Teknoloji Enstitüsü, Koç, Selçuk, Atatürk, Çukurova, Gaziantep, Erciyes, TOBB ve Fatih Üniversiteleri geliyor. Sıralamayı  üniversiteleri iyi veya kötü olarak sınıflandırmak amacıyla değil üniversitelerin konumları hakkında bilgi sahibi olması ve  karşılaştırmalarla belirli ölçütlere göre gelişmeye açık yanlarını fark etmesi amacıyla hazırladık. Umarız katkısı olur." 

Akbulut, bu çalışmayı kalabalık bir akademisyen grubunun yaptığını da sözlerine ekledi.

> Akademik performansı en yüksek üniversite belli oldu

URAP’ın Dünyanın Akademik Performansı En yüksek 2000 Üniversitesi sıralamasında Harvard birinci sıradaki yerini korurken Türkiye özel sıralamasında ise Hacettepe Üniversitesi ilk sırada yer aldı. Dünya sıralamasında ilk 500'de 4, ilk bin arasında 19, ilk 2 bin arasında 73 Türk üniversitesi yer aldı

akademisyenURAP Laboratuvarı tarafından hazırlanan "Dünyanın Akademik Performansı En yüksek 2000 Üniversitesi" sıralamasında Harvard Üniversitesi, Türkiye özel sıralamasında ise Hacettepe Üniversitesi ilk sırada yer aldı.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP Laboratuvarı'nın 2010'dan itibaren hazırlandığı "Dünyanın Akademik Performansı En yüksek 2000 Üniversitesi ve Türkiye Özel Sıralaması (125 Üniversite)"  açıklandı.

Dünya sıralamasında Harvard en yüksek akademik performansa sahip üniversite oldu. Bu üniversiteyi John Hopkins, Toronto, Stanford, UC Berkeley izledi. Dünyanın ilk 20 üniversitesi arasında ABD'den 14, İngiltere’den 4, Kanada ve Japonya’dan birer üniversite yer aldı.

AA muhabirine açıklama yapan URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, 2003 yılından itibaren dünyadaki üniversitelerin ARWU-Jiao Tong (Çin), Times (İngiltere), QS (İngiltere), Leiden (Hollanda), HEEACT (Tayvan), Webometrics (İspanya), SCImago (İspanya) gibi sistemlerle çeşitli kriterlere göre sıralandığını anlattı.

Sıralamaların ilk 500 ile sınırlandırılmasının özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki üniversitelerin küresel, bölgesel ve ulusal düzeyde durumlarını değerlendirememesine neden olduğunu savunan Akbulut, bu ihtiyacı karşılamak amacıyla URAP olarak dünyada da bilinilirliği ve saygınlığı olan bir sıralama sistemi hazırladıklarını söyledi.

URAP sıralamalardaki eğitim kurumlarının dünyadaki üniversitelerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu belirten Akbulut, bu nedenle sıralamanın mevcut sistemler içerisindeki en geniş kapsamlı sıralamalardan olduğunu bildirdi.

Sıralamalarda TÜBİTAK, Çin Bilimler Akademisi, Rusya Bilimler Akademisi gibi devlet kurumların kapsam dışında tutulduğunu ifede eden Akbulut, şöyle devam etti:

"Dünya sıralamasında makale sayısı, toplam doküman sayısı, araştırmanın etkisinin tespitinin amaçlandığı atıf sayısı, bilimsel etkinin baz alındığı toplam dergi etkinlik çarpanı ve uluslararası işbirliği gibi 6 performans kriteri, Türkiye sıralamasında ise öğretim üyesi başına düşen yayın sayısı, atıf sayısı,  öğretim üyesi başına düşen atıf sayısı, toplam bilimsel doküman sayısı, kişi başına düşen toplam doküman sayısı, doktora öğrenci sayısı, doktora öğrenci oranı, kişi başına düşen öğrenci sayısı gibi bilimsel üretkenliğe dayanan 9  performans kriterinin kullanıldı." 

Akademik performansa dayalı URAP sıralamasında iki başlılığın yer aldığını aktaran Akbulut, dünya sıralamasında en çok yayını olan 3 bin üniversite arasından performası en yüksek 2 bin üniversitenin, Türkiye sıralamasında ise YÖK'ün 2010 yılı yayın sıralamasında yer verdiği 125 üniversitenin değerlendirmeye tabi tutulduğunu dile getirdi.

İlk 500'de 4 Türk üniversitesi var

Dünya sıralamasında uluslararası alanda güvenilirliği kabul edilen Scopus ve Web of Science gibi kuruluşların verilerinin kullanıldığını aktaran Akbulut  “Dünya sıralamasında 3 bin üniversiteden en iyi performas gösteren 2 bin üniversitesini sıraladık. Sıralamada ilk yirmiye Harvard, Johns Hopkins, Toronto, Stanford, California Berkeley, Oxford,  Washington Seattle,  Michigan Ann Arbor , California Los Angeles, Cambridge, Tokyo, California San Diego, Pennsylvania, Massachusetts Institute of Technology, California San Francisco, Imperial College, Columbia University New York, Yale, College London, Duke Üniversitesi girdi. Türkiye'den ise Ege Üniversitesi (486), ODTÜ (474), Hacettepe Üniversitesi (458) ve İstanbul Üniversitesi (417) ilk 500 arasına yer aldı. Dünyanın ilk bin üniversitesi arasında 19, ilk 2 bin arasında 73 Türk üniversitesi yer alma başarısını gösterdi" diye konuştu.

Türk üniversiteleri üst sıralara yükseldi

Dünya sıralamasında bu yıl Boğaziçi, İTÜ ve Bilkent Üniversitelerinin ise üst sıralara yükseldiğini vurgulayan Akbulut, yeni kurulan TOBB ve Doğuş Üniversitelerininde sıralamada hızlı bir yükselme kaydettiğine dikkati çekti. Akbulut, bazı Türk üniversitelerinin dünya sıralamasında gerilemesinin akademik performansındaki düşüşten kaynaklanmadığının altını çizdi.

Son yıllarda İsviçre'de CERN’de yapılan uluslararası çalışmalar sonucunda Higgs Bozonu'nun varlığının kanıtlandığını anımsatan Akbulut, bu çalışmalarla ilgili, her birinde 100'den fazla yazar adı olan 4 bine yakın bilimsel makalenin yayınlandığını kaydetti.

Akbulut, "CERN'de 1-2 elemanı çalışan üniversitelerin makale sayıları 100 veya fazla, atıf sayıları ise 400 veya daha fazla arttı. Bu nedenle CERN'de elemanları çalışan üniversiteler sıralamada normalden fazla yükselince diğerleri geride kalmış oldu. Bu durum çok sayıda dünya üniversitesini etkilese de birkaç yıl içinde bu fark normal düzeye iner" diye konuştu.

Türkiye sıralaması

Türkiye sıralamasında ise YÖK, ÖSYM, Web of Science gibi güvenilir kaynaklardan alınan verilerin kullanıldığı anlatan Akbulut, Türkiye özel sıralamasının sonuçları da dünya sıralamasına paralel bir gelişme gösterdiğini ifade etti.

İlk 20 Türk üniversitesi sıralamasında birinci sırada Hacettepe Üniversitesinin yer aldığını belirtten Akbulut, şöyle devam etti:

"Hacettepe’nin ardından sırasıyla ODTÜ, İstanbul, İstanbul Teknik, Ege, Ankara, Boğaziçi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Sabancı, Bilkent, İzmir İleri Teknoloji Enstitüsü, Koç, Selçuk, Atatürk, Çukurova, Gaziantep, Erciyes, TOBB ve Fatih Üniversiteleri geliyor. Sıralamayı  üniversiteleri iyi veya kötü olarak sınıflandırmak amacıyla değil üniversitelerin konumları hakkında bilgi sahibi olması ve  karşılaştırmalarla belirli ölçütlere göre gelişmeye açık yanlarını fark etmesi amacıyla hazırladık. Umarız katkısı olur." 

Akbulut, bu çalışmayı kalabalık bir akademisyen grubunun yaptığını da sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Cumartesi, 26 Ekim 2013 12:25

Gösterim: 1853

Nevşehir Üniversitesi'nin adının Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesini öngören düzenleme TBMM’de kabul edildi.

Nevşehir Üniversitesi'nin adının Hacı Bektaş Veli, Siirt'in Aydınlar ilçesinin adının da Tillo olarak değiştirilmesini öngören kanun teklifi, TBMM Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik Komisyonu'nda kabul edildi.

Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi Bakan Avcı'nın isteği üzerine Nevşehir Hacı Bektaş Veli olarak değiştirildi

Komisyonda kabul edilen teklife göre, Nevşehir Üniversitesi'nin adı Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olacak. Teklifte Hacı Bektaş-ı Veli olarak öngörülen üniversite isminin, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın önerisi doğrultusunda Hacı Bektaş Veli olarak düzeltilmesi konusunda komisyon başkanlığı redaksiyon yetkisi aldı.

Üniversitenin diğer mevzuattaki isimleri de yapılan değişiklik doğrultusunda değişecek.

Siirt'in Aydınlar ilçesinin adı da eskiden olduğu gibi Tillo olacak.

Teklifin kabul edilmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Avcı, Demokratikleşme Paketi'ndeki ilk düzenlemenin Meclis'te yasalaşma yolunda olduğunun ifade edilmesi üzerine, "Güzel bir adım oldu. Komisyonumuz kendisine yakışan olgunlukla konuları tartıştı. Hayırlı olsun" dedi.

Komisyon Başkanı AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık da teklifin ne zaman Genel Kurul gündemine gelebileceğinin sorulması üzerine, muhalefet şerhi geldikten sonra teklifi Meclis Başkanlığı'na göndereceklerini, uzlaşma olması halinde Danışma Kurulu önerisiyle, olmaması halinde AK Parti Grubu'nun önerisiyle teklifin Genel Kurul'da görüşüleceğini söyledi.

 

 

 

 

> Hacı Bektaş Veli Üniversitesi ismine Bakan Avcı rötuşu

Nevşehir Üniversitesi'nin adının Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesini öngören düzenleme TBMM’de kabul edildi.

Nevşehir Üniversitesi'nin adının Hacı Bektaş Veli, Siirt'in Aydınlar ilçesinin adının da Tillo olarak değiştirilmesini öngören kanun teklifi, TBMM Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik Komisyonu'nda kabul edildi.

Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi Bakan Avcı'nın isteği üzerine Nevşehir Hacı Bektaş Veli olarak değiştirildi

Komisyonda kabul edilen teklife göre, Nevşehir Üniversitesi'nin adı Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olacak. Teklifte Hacı Bektaş-ı Veli olarak öngörülen üniversite isminin, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın önerisi doğrultusunda Hacı Bektaş Veli olarak düzeltilmesi konusunda komisyon başkanlığı redaksiyon yetkisi aldı.

Üniversitenin diğer mevzuattaki isimleri de yapılan değişiklik doğrultusunda değişecek.

Siirt'in Aydınlar ilçesinin adı da eskiden olduğu gibi Tillo olacak.

Teklifin kabul edilmesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Avcı, Demokratikleşme Paketi'ndeki ilk düzenlemenin Meclis'te yasalaşma yolunda olduğunun ifade edilmesi üzerine, "Güzel bir adım oldu. Komisyonumuz kendisine yakışan olgunlukla konuları tartıştı. Hayırlı olsun" dedi.

Komisyon Başkanı AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık da teklifin ne zaman Genel Kurul gündemine gelebileceğinin sorulması üzerine, muhalefet şerhi geldikten sonra teklifi Meclis Başkanlığı'na göndereceklerini, uzlaşma olması halinde Danışma Kurulu önerisiyle, olmaması halinde AK Parti Grubu'nun önerisiyle teklifin Genel Kurul'da görüşüleceğini söyledi.

 

 

 

 

Son Güncelleme: Perşembe, 24 Ekim 2013 17:00

Gösterim: 1743

Türkiye'deki üniversitelerde, 160 ülkeden 44 bin 25 yabancı uyruklu öğrenci öğrenim görüyor. Bu öğrenciler arasında iç karışıklık yaşanan Suriye ve Mısır'dan da öğrenciler bulunuyor.

ogrenciyabanciÖğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) istatistiklerine göre, önemli bir kısmı Türk cumhuriyetleri ile Türkiye'ye yakın ülkelerden gelen 44 bin 25 yabancı uyruklu öğrencinin 15 bin 189'ünü kız, 28 bin 836'sını erkek öğrenciler oluşturuyor.

Bu öğrenciler arasında iç karışıklık yaşanan ülkelerden Suriye'den 962, Mısır'dan 33 öğrenci de bulunuyor. Suriye'den, geçen yıl üniversitelere 77'si kız olmak üzere 418, Mısır'dan ise 2'si kız olmak üzere 16 öğrenci Türk üniversitelerine kayıt yaptırdı.

YÖK'ün Mısır ve Suriye gibi şiddet olayları ve insani kriz nedeniyle eğitim öğretimin sürdürülemez olduğu ülkelerde öğrenim gören öğrencilerin, Türk üniversitelerinde okumalarına imkan sağlayan düzenlemesiyle bu sayının artması bekleniyor.  

YÖK'ün düzenlemesiyle 2013-2014 eğitim öğretim döneminden önce Suriye ve Mısır'da ön lisans, lisans ve lisansüstü (Tıpta Uzmanlık ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık programları hariç) düzeyde eğitime başlayan Türk vatandaşı, bu ülkelerin vatandaşı ile bu ülkelerdeki yabancı uyruklu öğrenciler, Türk yüksek öğretim kurumlarına yatay geçiş yapabilecek. Öğrenciler, gerekli tüm belgelere sahip ise birinci sınıfa ve son sınıfa yatay geçiş yaptırabilecek. Yatay geçiş başvuruları yüksek öğretim kurumları tarafından değerlendirilecek.

Yatay geçiş için istenen belgelere sahip olmayan öğrenciler, Gaziantep, Kilis 7 Aralık, Şanlıurfa Harran, Hatay Mustafa Kemal, Osmaniye Korkut Ata, Çukurova ve Mersin üniversitelerinde özel öğrenci olarak ders alabilecek, belgelerini sağlayanlar da yatay geçiş yapabilecek.

11 ülkeden 1'er öğrenci var

Türkiye'deki üniversitelerde, Suriye ve Mısırlı öğrenciler dışında, 7 bin 379 Azerbaycan, 6 bin 136 Türkmenistan, 4 bin 221 KKTC, bin 822 Almanya, bin 704 Yunanistan, bin 679 Afganistan, bin 690 İran, bin 263 Bulgaristan, 962 Suriye, 922 Kazakistan, Moğolistan 901, Kosova 735, 713 Rusya, 573 Irak, 535 Makedonya, 513 Nijerya, 507 Arnavutluk uyruklu öğrenci eğitim görüyor. 

Türkiye'de Arjantin, Britanya, Barbados, Demokratik Yemen, Dominik Cumhuriyet, Kolombiya, Liechtenstein, Nikaragua,  Saint Lucia, Sainv Vincent ve Grenadines, Uruguay, Venezualla uyruklu ise 1'er öğrenci okuyor.

Ayrıca, üniversitelerde ""uyruksuz" olarak görünen 7 öğrenci de bulunuyor.

Askeri okulların yer aldığı diğer eğitim kurumlarının da 774 öğrencisi var.

En fazla öğrenci Anadolu ve İstanbul'da 

Anadolu Üniversitesinde 8 bin 620, İstanbul Üniversitesinde 3 bin 31, Marmara Üniversitesinde bin 683, ODTÜ'de bin 634, Ankara Üniversitesinde bin 600, Hacettepe Üniversitesinde 995, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde 992, Uludağ Üniversitesinde 974, Gazi Üniversitesinde 950, Ege Üniversitesinde 945 yabancı öğrenci bulunuyor.

> Türk üniversitelerinde 44 bin yabancı uyruklu öğrenci var

Türkiye'deki üniversitelerde, 160 ülkeden 44 bin 25 yabancı uyruklu öğrenci öğrenim görüyor. Bu öğrenciler arasında iç karışıklık yaşanan Suriye ve Mısır'dan da öğrenciler bulunuyor.

ogrenciyabanciÖğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) istatistiklerine göre, önemli bir kısmı Türk cumhuriyetleri ile Türkiye'ye yakın ülkelerden gelen 44 bin 25 yabancı uyruklu öğrencinin 15 bin 189'ünü kız, 28 bin 836'sını erkek öğrenciler oluşturuyor.

Bu öğrenciler arasında iç karışıklık yaşanan ülkelerden Suriye'den 962, Mısır'dan 33 öğrenci de bulunuyor. Suriye'den, geçen yıl üniversitelere 77'si kız olmak üzere 418, Mısır'dan ise 2'si kız olmak üzere 16 öğrenci Türk üniversitelerine kayıt yaptırdı.

YÖK'ün Mısır ve Suriye gibi şiddet olayları ve insani kriz nedeniyle eğitim öğretimin sürdürülemez olduğu ülkelerde öğrenim gören öğrencilerin, Türk üniversitelerinde okumalarına imkan sağlayan düzenlemesiyle bu sayının artması bekleniyor.  

YÖK'ün düzenlemesiyle 2013-2014 eğitim öğretim döneminden önce Suriye ve Mısır'da ön lisans, lisans ve lisansüstü (Tıpta Uzmanlık ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık programları hariç) düzeyde eğitime başlayan Türk vatandaşı, bu ülkelerin vatandaşı ile bu ülkelerdeki yabancı uyruklu öğrenciler, Türk yüksek öğretim kurumlarına yatay geçiş yapabilecek. Öğrenciler, gerekli tüm belgelere sahip ise birinci sınıfa ve son sınıfa yatay geçiş yaptırabilecek. Yatay geçiş başvuruları yüksek öğretim kurumları tarafından değerlendirilecek.

Yatay geçiş için istenen belgelere sahip olmayan öğrenciler, Gaziantep, Kilis 7 Aralık, Şanlıurfa Harran, Hatay Mustafa Kemal, Osmaniye Korkut Ata, Çukurova ve Mersin üniversitelerinde özel öğrenci olarak ders alabilecek, belgelerini sağlayanlar da yatay geçiş yapabilecek.

11 ülkeden 1'er öğrenci var

Türkiye'deki üniversitelerde, Suriye ve Mısırlı öğrenciler dışında, 7 bin 379 Azerbaycan, 6 bin 136 Türkmenistan, 4 bin 221 KKTC, bin 822 Almanya, bin 704 Yunanistan, bin 679 Afganistan, bin 690 İran, bin 263 Bulgaristan, 962 Suriye, 922 Kazakistan, Moğolistan 901, Kosova 735, 713 Rusya, 573 Irak, 535 Makedonya, 513 Nijerya, 507 Arnavutluk uyruklu öğrenci eğitim görüyor. 

Türkiye'de Arjantin, Britanya, Barbados, Demokratik Yemen, Dominik Cumhuriyet, Kolombiya, Liechtenstein, Nikaragua,  Saint Lucia, Sainv Vincent ve Grenadines, Uruguay, Venezualla uyruklu ise 1'er öğrenci okuyor.

Ayrıca, üniversitelerde ""uyruksuz" olarak görünen 7 öğrenci de bulunuyor.

Askeri okulların yer aldığı diğer eğitim kurumlarının da 774 öğrencisi var.

En fazla öğrenci Anadolu ve İstanbul'da 

Anadolu Üniversitesinde 8 bin 620, İstanbul Üniversitesinde 3 bin 31, Marmara Üniversitesinde bin 683, ODTÜ'de bin 634, Ankara Üniversitesinde bin 600, Hacettepe Üniversitesinde 995, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde 992, Uludağ Üniversitesinde 974, Gazi Üniversitesinde 950, Ege Üniversitesinde 945 yabancı öğrenci bulunuyor.

Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Ekim 2013 11:19

Gösterim: 1560

AÖF  tarafından Muş hariç tüm illerde ve 9 ilçedeki 94 merkezde gerçekleştirilecek uzaktan öğretimde akademik danışmanlık derslerinin güz dönemi, 9 Kasım'da başlayacak 24 Ocak'ta sona erecek.

Anadolu Üniversitesi'nin (AÜ) uzaktan öğretim uygulayan Açıköğretim, İktisat ve İşletme fakülteleri öğrencilerine yönelik yüz yüze akademik danışmanlık derslerinin güz dönemi, 9 Kasım'da başlayacak.

AÜ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Muş hariç tüm illerde ve 9 ilçede (Alanya, Bandırma, Biga, Bozüyük, Elbistan, Fethiye, İnegöl, İskenderun, Nazilli) olmak üzere 94 merkezde (İstanbul 3 merkez, Ankara, İzmir ve Eskişehir 2 merkez) gerçekleştirilecek akademik danışmanlık derslerine öğrenciler, öğrenci kimliklerini gösterip, hiçbir ücret ödemeksizin katılabilecek. 

Devam zorunluluğu bulunmayan ve öğrenilmesinde güçlük çekilen bazı derslere yönelik yüz yüze eğitim, 24 Ocak'ta sona erecek. 

Öğrencilerin, derslerin yapılacağı derslikleri, derslerin gün ve saatlerini, kasım ayının ilk haftasından itibaren bulundukları ildeki AÖF bürosuna başvurarak ya da "www.anadolu.edu.tr" adresindeki "Açıköğretim" başlığı altındaki "Akademik Danışmanlık Hizmetleri" bölümünü inceleyerek öğrenebileceği belirtildi. 2013-2014 öğretim yılı güz döneminde akademik danışmanlık kapsamında yüz yüze öğretimi yapılacak 12 dersin ise "Matematik-1, Genel Muhasebe-1, İktisada Giriş-1, Osmanlı Türkçesine Giriş-1, İstatistik-1, Finansal Yönetim-1, İngilizce-1, Eski Türk Edebiyatı'na Giriş: Biçim ve Ölçü, Dönem Sonu İşlemleri, Mikro İktisat, Maliyet Muhasebesi ve Türk Vergi Sistemi" olduğu kaydedildi.

> AÖF akademik danışmanlık dersleri 9 Kasım'da başlayacak

AÖF  tarafından Muş hariç tüm illerde ve 9 ilçedeki 94 merkezde gerçekleştirilecek uzaktan öğretimde akademik danışmanlık derslerinin güz dönemi, 9 Kasım'da başlayacak 24 Ocak'ta sona erecek.

Anadolu Üniversitesi'nin (AÜ) uzaktan öğretim uygulayan Açıköğretim, İktisat ve İşletme fakülteleri öğrencilerine yönelik yüz yüze akademik danışmanlık derslerinin güz dönemi, 9 Kasım'da başlayacak.

AÜ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Muş hariç tüm illerde ve 9 ilçede (Alanya, Bandırma, Biga, Bozüyük, Elbistan, Fethiye, İnegöl, İskenderun, Nazilli) olmak üzere 94 merkezde (İstanbul 3 merkez, Ankara, İzmir ve Eskişehir 2 merkez) gerçekleştirilecek akademik danışmanlık derslerine öğrenciler, öğrenci kimliklerini gösterip, hiçbir ücret ödemeksizin katılabilecek. 

Devam zorunluluğu bulunmayan ve öğrenilmesinde güçlük çekilen bazı derslere yönelik yüz yüze eğitim, 24 Ocak'ta sona erecek. 

Öğrencilerin, derslerin yapılacağı derslikleri, derslerin gün ve saatlerini, kasım ayının ilk haftasından itibaren bulundukları ildeki AÖF bürosuna başvurarak ya da "www.anadolu.edu.tr" adresindeki "Açıköğretim" başlığı altındaki "Akademik Danışmanlık Hizmetleri" bölümünü inceleyerek öğrenebileceği belirtildi. 2013-2014 öğretim yılı güz döneminde akademik danışmanlık kapsamında yüz yüze öğretimi yapılacak 12 dersin ise "Matematik-1, Genel Muhasebe-1, İktisada Giriş-1, Osmanlı Türkçesine Giriş-1, İstatistik-1, Finansal Yönetim-1, İngilizce-1, Eski Türk Edebiyatı'na Giriş: Biçim ve Ölçü, Dönem Sonu İşlemleri, Mikro İktisat, Maliyet Muhasebesi ve Türk Vergi Sistemi" olduğu kaydedildi.

Son Güncelleme: Salı, 22 Ekim 2013 14:02

Gösterim: 1743

YÖK Başkanı Çetinsaya, "Öğretim üyelerinin özlük haklarını dünyada karşılaştırılabilir seviyelere getirebilirsek, ülkemiz yüksek öğretim sisteminin uluslararasılaşması anlamında büyük bir üstünlüğe sahip olabilir. Biz eğer Türkiye olarak 21. yüzyılda rekabet edeceksek ve 2023 hedeflerini tutturabileceksek mutlaka bu nitelikli doktora ve öğretim üyesi kazanmaya, doğal olarak özlük haklarına önem vermeliyiz" dedi.

Çin Burs Konseyi'nin düzenlediği Lisansüstü Bursları Fuarı vesilesiyle temaslarda bulunmak üzere Pekin'e gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, AA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Çin'de yaptıkları toplantılarda en çok ön plana çıkan konunun "kalite" meselesi olduğunu vurgulayan Çetinsaya, "Türkiye'de son 10 yılda özellikle çok büyük bir gelişme katettik ama bunu kalite süreçleriyle taçlandırmamız lazım. Uluslararası alanda rekabet edebilmemiz için kalite süreçlerini yüksek öğretim sistemimizin temel taşı yapmamız lazım" ifadelerini kullandı.

Çetinsaya, Türkiye'deki yükseköğretimin, diğer iş kolları ya da Çin gibi dünyanın yüksek öğretim anlamında önde gelen ülkeleriyle kıyaslandığında, öğretim üyelerinin özlük hakları anlamında bir dezavantaj görüldüğü belirterek şunları söyledi:

"Bu durum tabii parlak ve idealist, nitelikli doktora yapmaya yöneltmemiz gereken gençlerin bu alana ilgisi azaltıyor. Biz eğer Türkiye olarak 21. yüzyılda rekabet edeceksek ve 2023 hedeflerini tutturabileceksek mutlaka bu nitelikli doktora ve öğretim üyesi kazanmaya, doğal olarak özlük haklarına önem vermeliyiz.

Eğer öğretim üyelerin, yardımcı doçentlerin ve özellikle asistanların özlük haklarını dünyadaki karşılaştırılabilir seviyelere getirebilirsek, en parlak beyinleri üniversitelere çekebilirsek ülkemizin hem yüksek öğretim sistemi hem de uluslararasılaşması anlamında büyük bir üstünlüğe sahip olabiliriz diye düşünüyorum. Aksi takdirde bu dezavantajlı durum bütün politikalarımızı etkileyecek negatif bir yola doğru gidecektir"

> Üniversitelerde özlük haklarına önem vermeliyiz

YÖK Başkanı Çetinsaya, "Öğretim üyelerinin özlük haklarını dünyada karşılaştırılabilir seviyelere getirebilirsek, ülkemiz yüksek öğretim sisteminin uluslararasılaşması anlamında büyük bir üstünlüğe sahip olabilir. Biz eğer Türkiye olarak 21. yüzyılda rekabet edeceksek ve 2023 hedeflerini tutturabileceksek mutlaka bu nitelikli doktora ve öğretim üyesi kazanmaya, doğal olarak özlük haklarına önem vermeliyiz" dedi.

Çin Burs Konseyi'nin düzenlediği Lisansüstü Bursları Fuarı vesilesiyle temaslarda bulunmak üzere Pekin'e gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, AA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Çin'de yaptıkları toplantılarda en çok ön plana çıkan konunun "kalite" meselesi olduğunu vurgulayan Çetinsaya, "Türkiye'de son 10 yılda özellikle çok büyük bir gelişme katettik ama bunu kalite süreçleriyle taçlandırmamız lazım. Uluslararası alanda rekabet edebilmemiz için kalite süreçlerini yüksek öğretim sistemimizin temel taşı yapmamız lazım" ifadelerini kullandı.

Çetinsaya, Türkiye'deki yükseköğretimin, diğer iş kolları ya da Çin gibi dünyanın yüksek öğretim anlamında önde gelen ülkeleriyle kıyaslandığında, öğretim üyelerinin özlük hakları anlamında bir dezavantaj görüldüğü belirterek şunları söyledi:

"Bu durum tabii parlak ve idealist, nitelikli doktora yapmaya yöneltmemiz gereken gençlerin bu alana ilgisi azaltıyor. Biz eğer Türkiye olarak 21. yüzyılda rekabet edeceksek ve 2023 hedeflerini tutturabileceksek mutlaka bu nitelikli doktora ve öğretim üyesi kazanmaya, doğal olarak özlük haklarına önem vermeliyiz.

Eğer öğretim üyelerin, yardımcı doçentlerin ve özellikle asistanların özlük haklarını dünyadaki karşılaştırılabilir seviyelere getirebilirsek, en parlak beyinleri üniversitelere çekebilirsek ülkemizin hem yüksek öğretim sistemi hem de uluslararasılaşması anlamında büyük bir üstünlüğe sahip olabiliriz diye düşünüyorum. Aksi takdirde bu dezavantajlı durum bütün politikalarımızı etkileyecek negatif bir yola doğru gidecektir"

Son Güncelleme: Cumartesi, 19 Ekim 2013 12:47

Gösterim: 1451


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.