Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ABD ziyareti sırasında Fatih Projesiyle ilgili yaptığı açıklamada ''Yoksa bir şeyi ithal ediyor gibi bir hale düşerse bize yük olur ve kayıp olur'' dedi
İnternetin ve teknoloji şirketlerinin eğitime büyük hizmetleri olabileceğinin altını çizen Gül, ''Hani İbrahim Tatlıses demişti, 'Oxford var da biz mi gitmedik'. Şimdi Oxford her yerde'' dedi. Gül, bilgiye ulaşmada internetin doğru kullanımının önemine işaret etti.
FATİH Projesinin Silikon Vadisi'nde yakından takip edildiğini anlatan Gül, 15 milyar dolarla ulaşan bir projenin söz konusu olduğuna dikkati çekti. Gül, Türkiye açısından konunun ''mal ticareti'' gibi olmaması gerektiğini, bu vesileyle Türkiye'deki teknoloji şirketlerinin gelişmesi, oluşması, yeni iş alanlarının açılması, kabiliyetli gençlerin bu şekilde değerlendirilmesi şeklinde olması halinde kazanç sağlayacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, ''Yoksa bir şeyi ithal ediyor gibi bir hale düşerse bize yük olur ve kayıp olur'' dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ABD ziyareti sırasında Fatih Projesiyle ilgili yaptığı açıklamada ''Yoksa bir şeyi ithal ediyor gibi bir hale düşerse bize yük olur ve kayıp olur'' dedi
İnternetin ve teknoloji şirketlerinin eğitime büyük hizmetleri olabileceğinin altını çizen Gül, ''Hani İbrahim Tatlıses demişti, 'Oxford var da biz mi gitmedik'. Şimdi Oxford her yerde'' dedi. Gül, bilgiye ulaşmada internetin doğru kullanımının önemine işaret etti.
FATİH Projesinin Silikon Vadisi'nde yakından takip edildiğini anlatan Gül, 15 milyar dolarla ulaşan bir projenin söz konusu olduğuna dikkati çekti. Gül, Türkiye açısından konunun ''mal ticareti'' gibi olmaması gerektiğini, bu vesileyle Türkiye'deki teknoloji şirketlerinin gelişmesi, oluşması, yeni iş alanlarının açılması, kabiliyetli gençlerin bu şekilde değerlendirilmesi şeklinde olması halinde kazanç sağlayacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, ''Yoksa bir şeyi ithal ediyor gibi bir hale düşerse bize yük olur ve kayıp olur'' dedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 26 May 2012 10:48
Gösterim: 1692
Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden 3’üncü Yargı Paketi’nde ilkokul ve orta öğretim öğrencilerine de dava açma imkanı verildi.
Komisyon, paketin idari yargıyla ilgili 32 maddesini kabul etti. Düzenlemeyle Danıştay üyeliklerine atanma konusunda düzenlemeler getirilirken, aynı sebepten ikinci kez yürütmenin durdurulması istenmeyecek.Tasarıya göre, idare ve vergi mahkemelerinin, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin sınıf geçmelerine ve not tespitine ilişkin işlemlerinin yanısıra; kayıt, nakil, ilişik kesme ve disiplin cezalarına ilişkin işlemlerle yükseköğretim öğrencilerinin sınıf geçme ve notlarının tespitine ilişkin işlemlere de bölge idare mahkemesinde itiraz edilebilecek.
(Star)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden 3’üncü Yargı Paketi’nde ilkokul ve orta öğretim öğrencilerine de dava açma imkanı verildi.
Komisyon, paketin idari yargıyla ilgili 32 maddesini kabul etti. Düzenlemeyle Danıştay üyeliklerine atanma konusunda düzenlemeler getirilirken, aynı sebepten ikinci kez yürütmenin durdurulması istenmeyecek.Tasarıya göre, idare ve vergi mahkemelerinin, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin sınıf geçmelerine ve not tespitine ilişkin işlemlerinin yanısıra; kayıt, nakil, ilişik kesme ve disiplin cezalarına ilişkin işlemlerle yükseköğretim öğrencilerinin sınıf geçme ve notlarının tespitine ilişkin işlemlere de bölge idare mahkemesinde itiraz edilebilecek.
(Star)
Son Güncelleme: Cumartesi, 26 May 2012 10:05
Gösterim: 3641
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, okul kapandıktan sonra 5 hafta süreyle, haftada 36 saat olmak üzere 258 bin öğretmen için eğitim programı tertip ettiklerini belirtti.
TOBB ETÜ öğrenci konseyinin düzenlediği konferansa katılan Bakan Dinçer, bakanlığın yaptığı çalışmalara, Okullar Hayat Olsun Projesi ile Fatih Projesi'ne ve zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına ilişkin düzenlemeye değindi.
Eğitim sisteminde paradigma değişikliğine gittiklerini belirten Dinçer, eğitimde farklılıkların gözetilmesinin önemine işaret etti. Dinçer, çocukların küresel düzeyde rekabet gücünü yakalayabilecek bilgi ve yeteneklere sahip olması gerektiğini belirterek, çocukların toplumsal ve ahlaki değerleri, sosyal sorumluluğu, tarih bilinci taşıyacakları bilgi sahibi olmaları gerektiğini söyledi.
Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını anımsatan Dinçer, ilköğretim ve ortaöğretimdeki okullaşma oranları hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin ortaöğretimde okullaşma oranında dünyanın gerisinde olduğunu ifade eden Dinçer, "AB, 2020'ye kadar toplam nüfusun lise mezunu olma oranını yüzde 90 ve üzerine çıkartmayı hedefliyor. Türkiye'deki nüfusun lise mezunu olma oranı yüzde 28. Biz, eğitimi 12 yıla çıkarmakla aslında 2020, 2023 yılına Türkiye'deki lise mezunu seviyesinin oranını artırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Üniversite eğitimini de tüm çocuklara yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Dinçer, eğitimi kanunen 12 yıla çıkarmanın bu hedeflerin gerçekleşmesi açısından yeterli olmayacağını, idari tedbirlerle ve hayat boyu öğrenme yöntemleriyle bunun desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
İlk 4 yılda temel becerilerin kazandırılacağının ifade eden Dinçer, ortaokulda ise temel derslerin yanı sıra seçmeli derslerin olacağını belirtti. Öğrencilerin ilgilerine göre ders seçebileceğini, seçmeli ders sayısının artacağını bildiren Dinçer, şöyle devam etti: "Lisede ise çocuklarımıza daha farklı bir uygulama yapacağız. çocuklarımızın önemli bir kısmı fen liselerine, sosyal bilgiler liselerine gidebilmek için veya Anadolu liselerine gidebilmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Ama çocuklarımızın kabiliyetine göre gidebileceği kapasitede okula sahip değiliz. Yeni bir uygulamayla liselerimizde, fen lisesi, sosyal bilgiler programlarını uygulamaya başlayacağız. matematik, edebiyat ve güzel sanatlar gibi programları da uygulamaya başlayacağız. Böylece çocuklar bir fen lisesine gitmeden fen derslerini alabilme imkanını sahip olacak. Türkiye'nin her yerindeki çocuğumuz kendi kabiliyetine göre bir alana gidebilecek." Meslek lisesine giden öğrenciler için ise 2. sınıftan sonra mesleki tercihlerini yapmalarını sağlayacaklarını anlatan Dinçer, bu yapı içerisinde farklı bir program tercihinde bulunan öğrencilerin de değişikliğe gidebileceğini ifade etti.
"Bir yıl daha az eğitim veriyoruz"
İlköğretime başlama yaşına ilişkin düzenlemeye de değinen Dinçer, "İlköğretime 66 ayını dolduranların kaydı yapılacak. Müfredat onlara göre hazırlanacak. Zaten biz 60-72 aylık çocukların yüzde 70'ini okullarımızda okul öncesi eğitime almıştık. Biz okulda olan çocukların sadece 66 ay ve sonrası doğumlularını kaydedeceğiz. Aralık ayında okuma bayramı yapabilmek için bütün çocuklara okuma yazmayı öğreteceğiz diye çaba da sarf etmeyeceğiz. Çocuklara daha çok oyun oynamayı, oynayarak öğretmeyi ve daha esnek bir programı uygulayacağız" diye konuştu.
Ders saatlerine ilişkin de bilgi veren Dinçer, 1. sınıftan 8. sınıfa kadar yılda 720 saat ders verildiğini, hiçbir ülkenin 1. sınıfta okuyan çocuğa bu kadar saat ders vermediğini ifade etti.
Bakan Dinçer, "8 yıllık süre içerisinde 43 ülkenin ortalamasına göre 674 saat eksik ders veriyoruz. Neredeyse biz, 8 yıllık süre içerisinde dünyadaki akranlarından bir yıl daha az eğitim veriyoruz çocuklarımıza" dedi.
Bütün ülkelerin kendi ana dillerini çocuklarına öğretebilmek için müfredatlarında önemli bir yer ayırdıklarını ifade eden Dinçer, "43 ülkeyle mukayese edildiğinde, yine biz Türkçe'yi öğretebilmek için 200 saat daha fazla zaman ayırıyoruz. Buna karşın lisede ve üniversitede Türkçe dersi veriyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
"Yüksek lisans ve doktorayı teşvik ediyoruz"
Konuşmasının ardından konferansa katılan öğrencilerin sorularını yanıtlayan Dinçer, "4 4 4 düzenlemesi ne zaman tam anlamıyla uygulanabilecek?" sorusu üzerine, yeni sistemin bütün boyutlarıyla hayata geçirilmesi için 4 yıla ihtiyaç olduğunu söyledi.
Seçmeli dersler ne olacak?
"Seçmeli dersler neler olacak?" sorusuna Dinçer, seçimlik derslerin hangileri olacağı konusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Mesela, din Bilgisi diye bir ders koyacağız. Orada, Hristiyan ise birisi kendi dinini öğrenebilecek, Musevi ise öğrenebilecek. Onun dışında kişisel kabiliyetlere göre dersler olacak. Zengin bir seçmeli ders olacak" cevabını verdi.
Bakan Dinçer, "Yüksek lisans veya doktora yapacak öğretmenlere bakanlığın bir desteği olacak mı?" sorusu üzerine, öğretmenlerin yetişmesiyle ilgili tedbirler almak için çalıştıklarını belirtti.
Öğretmenleri kapsamlı bir seçme sürecinden geçirmeyi istediklerini ifade eden Dinçer, öğretmenlerin eğitim ve gelişim çabalarının önünü kesecek bugüne kadar hiçbir karar vermediklerini bildirdi.
Öğretmenlerin bulunduğu ilde lisansüstü eğitim yapacağının altını çizen Bakan Dinçer, 5 yıl öğretmenlik tecrübesi yaşamadan bir kişinin eğitim açısından yüksek lisans almasının katkısı olmayacağını ifade etti.
Öğretmenlerin yüksek lisans ve doktora yapmasını teşvik ettiklerini vurgulayan Dinçer, şöyle konuştu: "İl müdürlerine talimat verdim, yüksek lisans veya doktora yapmak isteyen öğretmenlere izin vereceksiniz, ders programlarını buna göre ayarlayacaksınız diye.
Biz, bu sene haziran ayının 8'inden sonra, okul kapandıktan sonra 3 hafta süreyle ve eylül ayında okul açılmadan iki hafta önce toplam 5 hafta süreyle, haftada 36 saat olmak üzere 258 bin öğretmenimiz için eğitim programı tertip ediyoruz. Bunu her yıl yapacağız, hatta ara dönemlerde yapacağız, hafta sonlarında yapacağız. Biz öğretmenlerin yetişmesi ve gelişmesi için elimizden geleni yapacağız." Seviye belirleme sınavı ve üniversiteye giriş sınavlarına ilişkin bir soruya ise Dinçer, sınav sonuçlarına bakarak öğrencilerin eğitimdeki başarı seviyesini, eğitimdeki kalitesini görme imkanı olmadığı karşılığını verdi.
Dinçer, şunları belirtti: "Sınavda, 'sıfır çeken çocuk' dediğimiz çocuk aslında gerçekten sıfır bilgi ve yeteneğe sahip çocuk anlamına gelmiyor. Sistemik olarak insanları sıralayacağımız bir sınav yapıyoruz. Sonuçları da ona göre değerlendiriyoruz. Göreli olarak o çocuk zayıf gözüküyor. Sınav sistemini değiştirmek istiyoruz. Artık bundan sonra çocuklarımızın başarını ölçmek ve onların sıralamasını yapmak için değil, Milli Eğitim Bakanlığı'nın başarısını ölçmek ve sıralamasını yapmak için kullanalım istiyoruz" diye konuştu.
(haber7)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, okul kapandıktan sonra 5 hafta süreyle, haftada 36 saat olmak üzere 258 bin öğretmen için eğitim programı tertip ettiklerini belirtti.
TOBB ETÜ öğrenci konseyinin düzenlediği konferansa katılan Bakan Dinçer, bakanlığın yaptığı çalışmalara, Okullar Hayat Olsun Projesi ile Fatih Projesi'ne ve zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına ilişkin düzenlemeye değindi.
Eğitim sisteminde paradigma değişikliğine gittiklerini belirten Dinçer, eğitimde farklılıkların gözetilmesinin önemine işaret etti. Dinçer, çocukların küresel düzeyde rekabet gücünü yakalayabilecek bilgi ve yeteneklere sahip olması gerektiğini belirterek, çocukların toplumsal ve ahlaki değerleri, sosyal sorumluluğu, tarih bilinci taşıyacakları bilgi sahibi olmaları gerektiğini söyledi.
Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını anımsatan Dinçer, ilköğretim ve ortaöğretimdeki okullaşma oranları hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin ortaöğretimde okullaşma oranında dünyanın gerisinde olduğunu ifade eden Dinçer, "AB, 2020'ye kadar toplam nüfusun lise mezunu olma oranını yüzde 90 ve üzerine çıkartmayı hedefliyor. Türkiye'deki nüfusun lise mezunu olma oranı yüzde 28. Biz, eğitimi 12 yıla çıkarmakla aslında 2020, 2023 yılına Türkiye'deki lise mezunu seviyesinin oranını artırmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Üniversite eğitimini de tüm çocuklara yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Dinçer, eğitimi kanunen 12 yıla çıkarmanın bu hedeflerin gerçekleşmesi açısından yeterli olmayacağını, idari tedbirlerle ve hayat boyu öğrenme yöntemleriyle bunun desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
İlk 4 yılda temel becerilerin kazandırılacağının ifade eden Dinçer, ortaokulda ise temel derslerin yanı sıra seçmeli derslerin olacağını belirtti. Öğrencilerin ilgilerine göre ders seçebileceğini, seçmeli ders sayısının artacağını bildiren Dinçer, şöyle devam etti: "Lisede ise çocuklarımıza daha farklı bir uygulama yapacağız. çocuklarımızın önemli bir kısmı fen liselerine, sosyal bilgiler liselerine gidebilmek için veya Anadolu liselerine gidebilmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Ama çocuklarımızın kabiliyetine göre gidebileceği kapasitede okula sahip değiliz. Yeni bir uygulamayla liselerimizde, fen lisesi, sosyal bilgiler programlarını uygulamaya başlayacağız. matematik, edebiyat ve güzel sanatlar gibi programları da uygulamaya başlayacağız. Böylece çocuklar bir fen lisesine gitmeden fen derslerini alabilme imkanını sahip olacak. Türkiye'nin her yerindeki çocuğumuz kendi kabiliyetine göre bir alana gidebilecek." Meslek lisesine giden öğrenciler için ise 2. sınıftan sonra mesleki tercihlerini yapmalarını sağlayacaklarını anlatan Dinçer, bu yapı içerisinde farklı bir program tercihinde bulunan öğrencilerin de değişikliğe gidebileceğini ifade etti.
"Bir yıl daha az eğitim veriyoruz"
İlköğretime başlama yaşına ilişkin düzenlemeye de değinen Dinçer, "İlköğretime 66 ayını dolduranların kaydı yapılacak. Müfredat onlara göre hazırlanacak. Zaten biz 60-72 aylık çocukların yüzde 70'ini okullarımızda okul öncesi eğitime almıştık. Biz okulda olan çocukların sadece 66 ay ve sonrası doğumlularını kaydedeceğiz. Aralık ayında okuma bayramı yapabilmek için bütün çocuklara okuma yazmayı öğreteceğiz diye çaba da sarf etmeyeceğiz. Çocuklara daha çok oyun oynamayı, oynayarak öğretmeyi ve daha esnek bir programı uygulayacağız" diye konuştu.
Ders saatlerine ilişkin de bilgi veren Dinçer, 1. sınıftan 8. sınıfa kadar yılda 720 saat ders verildiğini, hiçbir ülkenin 1. sınıfta okuyan çocuğa bu kadar saat ders vermediğini ifade etti.
Bakan Dinçer, "8 yıllık süre içerisinde 43 ülkenin ortalamasına göre 674 saat eksik ders veriyoruz. Neredeyse biz, 8 yıllık süre içerisinde dünyadaki akranlarından bir yıl daha az eğitim veriyoruz çocuklarımıza" dedi.
Bütün ülkelerin kendi ana dillerini çocuklarına öğretebilmek için müfredatlarında önemli bir yer ayırdıklarını ifade eden Dinçer, "43 ülkeyle mukayese edildiğinde, yine biz Türkçe'yi öğretebilmek için 200 saat daha fazla zaman ayırıyoruz. Buna karşın lisede ve üniversitede Türkçe dersi veriyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
"Yüksek lisans ve doktorayı teşvik ediyoruz"
Konuşmasının ardından konferansa katılan öğrencilerin sorularını yanıtlayan Dinçer, "4 4 4 düzenlemesi ne zaman tam anlamıyla uygulanabilecek?" sorusu üzerine, yeni sistemin bütün boyutlarıyla hayata geçirilmesi için 4 yıla ihtiyaç olduğunu söyledi.
Seçmeli dersler ne olacak?
"Seçmeli dersler neler olacak?" sorusuna Dinçer, seçimlik derslerin hangileri olacağı konusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Mesela, din Bilgisi diye bir ders koyacağız. Orada, Hristiyan ise birisi kendi dinini öğrenebilecek, Musevi ise öğrenebilecek. Onun dışında kişisel kabiliyetlere göre dersler olacak. Zengin bir seçmeli ders olacak" cevabını verdi.
Bakan Dinçer, "Yüksek lisans veya doktora yapacak öğretmenlere bakanlığın bir desteği olacak mı?" sorusu üzerine, öğretmenlerin yetişmesiyle ilgili tedbirler almak için çalıştıklarını belirtti.
Öğretmenleri kapsamlı bir seçme sürecinden geçirmeyi istediklerini ifade eden Dinçer, öğretmenlerin eğitim ve gelişim çabalarının önünü kesecek bugüne kadar hiçbir karar vermediklerini bildirdi.
Öğretmenlerin bulunduğu ilde lisansüstü eğitim yapacağının altını çizen Bakan Dinçer, 5 yıl öğretmenlik tecrübesi yaşamadan bir kişinin eğitim açısından yüksek lisans almasının katkısı olmayacağını ifade etti.
Öğretmenlerin yüksek lisans ve doktora yapmasını teşvik ettiklerini vurgulayan Dinçer, şöyle konuştu: "İl müdürlerine talimat verdim, yüksek lisans veya doktora yapmak isteyen öğretmenlere izin vereceksiniz, ders programlarını buna göre ayarlayacaksınız diye.
Biz, bu sene haziran ayının 8'inden sonra, okul kapandıktan sonra 3 hafta süreyle ve eylül ayında okul açılmadan iki hafta önce toplam 5 hafta süreyle, haftada 36 saat olmak üzere 258 bin öğretmenimiz için eğitim programı tertip ediyoruz. Bunu her yıl yapacağız, hatta ara dönemlerde yapacağız, hafta sonlarında yapacağız. Biz öğretmenlerin yetişmesi ve gelişmesi için elimizden geleni yapacağız." Seviye belirleme sınavı ve üniversiteye giriş sınavlarına ilişkin bir soruya ise Dinçer, sınav sonuçlarına bakarak öğrencilerin eğitimdeki başarı seviyesini, eğitimdeki kalitesini görme imkanı olmadığı karşılığını verdi.
Dinçer, şunları belirtti: "Sınavda, 'sıfır çeken çocuk' dediğimiz çocuk aslında gerçekten sıfır bilgi ve yeteneğe sahip çocuk anlamına gelmiyor. Sistemik olarak insanları sıralayacağımız bir sınav yapıyoruz. Sonuçları da ona göre değerlendiriyoruz. Göreli olarak o çocuk zayıf gözüküyor. Sınav sistemini değiştirmek istiyoruz. Artık bundan sonra çocuklarımızın başarını ölçmek ve onların sıralamasını yapmak için değil, Milli Eğitim Bakanlığı'nın başarısını ölçmek ve sıralamasını yapmak için kullanalım istiyoruz" diye konuştu.
(haber7)
Son Güncelleme: Cuma, 25 May 2012 15:28
Gösterim: 1781
Bolu'da maddi durumu iyi olmayan öğrenciler yararına düzenlenen kermeste, Antalya'dan getirilen deve açık artırmayla 45 bin liraya satıldı ve öğrencilere deve eti ikram edildi.
Bolu Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği tarafından maddi durumu iyi olmayan öğrenciler için Karaçayır Mahallesi'nde kermes düzenlendi.
Anıtpark'ta mehteran gösterisi ile başlayan ve Hükümet Meydanı'nda devam eden kermesin açılışında konuşan Bolu Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği Başkanı Hüseyin Yılmaz, İslam anlayışında eğitim ve öğretimin önemine dikkat çekti.
Yılmaz, kermesin Türk gençliğinin vatan ve millet sevgisi ile yetişmesini sağlamayı amaçladığını ifade ederek, ''Derneğimiz yıllardır faaliyetine devam etmekte. Dernek faaliyetlerimizin temelinde ilimle ve bilimle yetişen neslimizin tam manasıyla donanımlı olması vardır'' diye konuştu.
Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz da kermeslerin ihtiyaç sahibi çocukların geleceğe taşınmasına katkı sağladığını söyledi. Yılmaz, vatandaşların kermeslere katılarak ihtiyaç sahibi öğrencilere katkıda bulunmasını istedi.
Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz ile Bolu Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği Başkanı Hüseyin Yılmaz kermesin açılışını yaptı.
Kermeste, Antalya'dan getirilen deve 10 bin lira bedelle başlayan açık artırmada 45 bin liraya satıldı. Deveyi alan ve kermes ağası seçilen Mehmet Demir, kermese katkıda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Demir, imkanları ölçüsünde ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım etmeye devam edeceğini belirtti.
Bu arada kermese gelenlere deve eti ikram edildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Bolu'da maddi durumu iyi olmayan öğrenciler yararına düzenlenen kermeste, Antalya'dan getirilen deve açık artırmayla 45 bin liraya satıldı ve öğrencilere deve eti ikram edildi.
Bolu Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği tarafından maddi durumu iyi olmayan öğrenciler için Karaçayır Mahallesi'nde kermes düzenlendi.
Anıtpark'ta mehteran gösterisi ile başlayan ve Hükümet Meydanı'nda devam eden kermesin açılışında konuşan Bolu Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği Başkanı Hüseyin Yılmaz, İslam anlayışında eğitim ve öğretimin önemine dikkat çekti.
Yılmaz, kermesin Türk gençliğinin vatan ve millet sevgisi ile yetişmesini sağlamayı amaçladığını ifade ederek, ''Derneğimiz yıllardır faaliyetine devam etmekte. Dernek faaliyetlerimizin temelinde ilimle ve bilimle yetişen neslimizin tam manasıyla donanımlı olması vardır'' diye konuştu.
Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz da kermeslerin ihtiyaç sahibi çocukların geleceğe taşınmasına katkı sağladığını söyledi. Yılmaz, vatandaşların kermeslere katılarak ihtiyaç sahibi öğrencilere katkıda bulunmasını istedi.
Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz ile Bolu Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği Başkanı Hüseyin Yılmaz kermesin açılışını yaptı.
Kermeste, Antalya'dan getirilen deve 10 bin lira bedelle başlayan açık artırmada 45 bin liraya satıldı. Deveyi alan ve kermes ağası seçilen Mehmet Demir, kermese katkıda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Demir, imkanları ölçüsünde ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım etmeye devam edeceğini belirtti.
Bu arada kermese gelenlere deve eti ikram edildi.
Son Güncelleme: Cuma, 25 May 2012 16:50
Gösterim: 1948
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “Başbakan Erdoğan ‘Öğretmenler 15 saat çalışıyor, en düşük 1624 lira alıyor’ diyor. Bu doğru bilgi değil. Öğretmenler de diğer memurlar gibi 8 saat çalışır” dedi.
İnce, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''baskı ve zulmün dışında en iyi yapabildiği şeyin yalan-yanlış konuşmak olduğunu, 10 yıldır bu ülke için yaptığı kötülükleri, tarihin kaydettiğini'' savundu.
Erdoğan'ın, ''terörle mücadele'', ''siyasi uzantılarıyla müzakere'' ederiz dediğini ifade eden İnce, ''Peki o zaman Oslo'daki görüşme yapılan kişiler, siyasi uzantılar mıdır Sayın Başbakan?'' diye sordu.
İnce, Erdoğan'ın ele aldığı konulardan bir diğerinin ise tutuklu milletvekilleri olduğunu belirterek, ''Diyor ki 'Yargı sürecinin sonu beklenecek.' Soralım o zaman MİT Müsteşarı için neden yargı sürecini bekleme gereği duymadınız? Biz biliyoruz ki o insanlar yargı konusu olabilecek konulardan değil, senin kinin ve nefretinin esiridir. Türkiye Cumhuriyeti kin ve nefrete kendini teslim etmiş bir Başbakan ile yol alamaz, özgürleşemez, geleceğini güvenle inşa edemez'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın öğretmenler ve toplu sözleşme süreciyle ilgili sözlerine değinen İnce, şunları kaydetti:
''(Öğretmenler 15 saat çalışıyor, en düşük 1624 lira alıyor) diyor. Bu doğru bilgi değil. Öğretmenler de diğer memurlar gibi 8 saat çalışır. Ancak bunun 3 saati ders, geri kalanı derse hazırlık, rehberlik ve yönetime yardımcı olmak biçiminde planlanmıştır. Ancak okullarımızdaki imkansızlıklar nedeniyle öğretmenler hazırlık kısmını evlerinde, rehberlik ve yönetimle ilgili işleri sınırlı biçimde okulda yapmaktadırlar. Buna rağmen örneğin ilköğretimde öğretmen 180 iş gününde günlük 6 saat derse girmektedir. Bu iki rakamı çarparsa öğretmenin ne kadar çalıştığını kendisi bulabilir.
OECD ülkelerinde ilköğretimde öğretmenlerin çalışma süresi ortalaması 779 saattir. Sayın Başbakan'a bir teklifim var. Her okulda öğretmenlere tam donanımlı kişisel çalışma odası verilsin. Öğretmenler bütün işlerini okulda yapabilsinler. İkincisi yeterli öğretmen istihdamı yapılsın, öğretmen günde 3 saatin dışında derse girmesin. Ek ders uygulaması tümüyle kaldırılsın.
Öğretmenlik mesleği memurluk değildir. Kanunda belirtildiği gibi özel uzmanlık gerektiren bir meslektir. Sayın Başbakan, OECD'nin 'Bir Bakışta Eğitim Raporu'nu iyi okumalıdır. Oradaki bilgilerin gökyüzünden derlenmediğini bilmesi gerekir.''
Devleti temsil makamlarında bulunanların, halka yalan-yanlış bilgi veremeyeceklerini belirten İnce, ''Görülüyor ki Başbakan ile Sevgili Bakan'ı 'tencere kapak' misali gibiler. Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmasalar da birbirlerine yakışıyorlar'' ifadesini kullandı.
Muharrem İnce, Anayasa Mahkemesi'nin eğitimde ''4 4 4 düzenlemesiyle'' ilgili İçtüzük ihlali yönünden yaptıkları başvuruyu reddetmesini beklediklerini, mevcut Anayasa Mahkemesi'nden hak, hukuk beklemediklerini belirtti. İnce, ''Onlar yargıç olma vasfını kuruluş kanunu ile zaten kaybettiler. Biz sistemin biçimsel görünümünü tamamlamak için bu başvuruları yapmak durumundayız. Yoksa oradan hukuki karar beklediğimizden değil. Artık Anayasa Mahkemesi'nin de güvence altına aldığı bu uygulamayla bundan sonra komisyonlarda çoğunluğu sağlayanlar, döverek tasarı ve teklifleri geçirebilirler'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, 'İsrail adım atarsa oturulur konuşulur' dediğini, oysa İsrail ile görüşmelerin şu anda yapıldığını savunan İnce, şu ifadelere yer verdi:
''İsrail Chanel 10 Televizyonu'nun, geçen hafta Başbakan Erdoğan'ın, Netanyahu'ya özel temsilci gönderdiği haberi, bizim basınımızda da yer almıştır. Bu bilgi yalanlanmış da değildir. Türkiye, İsrail karşısında 'şu özürü dile, istediğinizi yapayım' noktasına gelmiş, getirilmiştir.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “Başbakan Erdoğan ‘Öğretmenler 15 saat çalışıyor, en düşük 1624 lira alıyor’ diyor. Bu doğru bilgi değil. Öğretmenler de diğer memurlar gibi 8 saat çalışır” dedi.
İnce, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''baskı ve zulmün dışında en iyi yapabildiği şeyin yalan-yanlış konuşmak olduğunu, 10 yıldır bu ülke için yaptığı kötülükleri, tarihin kaydettiğini'' savundu.
Erdoğan'ın, ''terörle mücadele'', ''siyasi uzantılarıyla müzakere'' ederiz dediğini ifade eden İnce, ''Peki o zaman Oslo'daki görüşme yapılan kişiler, siyasi uzantılar mıdır Sayın Başbakan?'' diye sordu.
İnce, Erdoğan'ın ele aldığı konulardan bir diğerinin ise tutuklu milletvekilleri olduğunu belirterek, ''Diyor ki 'Yargı sürecinin sonu beklenecek.' Soralım o zaman MİT Müsteşarı için neden yargı sürecini bekleme gereği duymadınız? Biz biliyoruz ki o insanlar yargı konusu olabilecek konulardan değil, senin kinin ve nefretinin esiridir. Türkiye Cumhuriyeti kin ve nefrete kendini teslim etmiş bir Başbakan ile yol alamaz, özgürleşemez, geleceğini güvenle inşa edemez'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın öğretmenler ve toplu sözleşme süreciyle ilgili sözlerine değinen İnce, şunları kaydetti:
''(Öğretmenler 15 saat çalışıyor, en düşük 1624 lira alıyor) diyor. Bu doğru bilgi değil. Öğretmenler de diğer memurlar gibi 8 saat çalışır. Ancak bunun 3 saati ders, geri kalanı derse hazırlık, rehberlik ve yönetime yardımcı olmak biçiminde planlanmıştır. Ancak okullarımızdaki imkansızlıklar nedeniyle öğretmenler hazırlık kısmını evlerinde, rehberlik ve yönetimle ilgili işleri sınırlı biçimde okulda yapmaktadırlar. Buna rağmen örneğin ilköğretimde öğretmen 180 iş gününde günlük 6 saat derse girmektedir. Bu iki rakamı çarparsa öğretmenin ne kadar çalıştığını kendisi bulabilir.
OECD ülkelerinde ilköğretimde öğretmenlerin çalışma süresi ortalaması 779 saattir. Sayın Başbakan'a bir teklifim var. Her okulda öğretmenlere tam donanımlı kişisel çalışma odası verilsin. Öğretmenler bütün işlerini okulda yapabilsinler. İkincisi yeterli öğretmen istihdamı yapılsın, öğretmen günde 3 saatin dışında derse girmesin. Ek ders uygulaması tümüyle kaldırılsın.
Öğretmenlik mesleği memurluk değildir. Kanunda belirtildiği gibi özel uzmanlık gerektiren bir meslektir. Sayın Başbakan, OECD'nin 'Bir Bakışta Eğitim Raporu'nu iyi okumalıdır. Oradaki bilgilerin gökyüzünden derlenmediğini bilmesi gerekir.''
Devleti temsil makamlarında bulunanların, halka yalan-yanlış bilgi veremeyeceklerini belirten İnce, ''Görülüyor ki Başbakan ile Sevgili Bakan'ı 'tencere kapak' misali gibiler. Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmasalar da birbirlerine yakışıyorlar'' ifadesini kullandı.
Muharrem İnce, Anayasa Mahkemesi'nin eğitimde ''4 4 4 düzenlemesiyle'' ilgili İçtüzük ihlali yönünden yaptıkları başvuruyu reddetmesini beklediklerini, mevcut Anayasa Mahkemesi'nden hak, hukuk beklemediklerini belirtti. İnce, ''Onlar yargıç olma vasfını kuruluş kanunu ile zaten kaybettiler. Biz sistemin biçimsel görünümünü tamamlamak için bu başvuruları yapmak durumundayız. Yoksa oradan hukuki karar beklediğimizden değil. Artık Anayasa Mahkemesi'nin de güvence altına aldığı bu uygulamayla bundan sonra komisyonlarda çoğunluğu sağlayanlar, döverek tasarı ve teklifleri geçirebilirler'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, 'İsrail adım atarsa oturulur konuşulur' dediğini, oysa İsrail ile görüşmelerin şu anda yapıldığını savunan İnce, şu ifadelere yer verdi:
''İsrail Chanel 10 Televizyonu'nun, geçen hafta Başbakan Erdoğan'ın, Netanyahu'ya özel temsilci gönderdiği haberi, bizim basınımızda da yer almıştır. Bu bilgi yalanlanmış da değildir. Türkiye, İsrail karşısında 'şu özürü dile, istediğinizi yapayım' noktasına gelmiş, getirilmiştir.''
Son Güncelleme: Cuma, 25 May 2012 15:12
Gösterim: 2533

