Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Türkiye’nin dünyada ekonomik güç olarak 16'ıncı, bir hesaba göre bilimsel yayım sıralamasında 23'üncü durumda” olduğunu belirtti.

türkiye bilimsel yayımlarda 23. sıradaDünya bilimsel bilgi birikimine erişim bakımından Türkiye'de yürütülen en önemli projelerden biri olduğu belirtilen ''Elektronik Kaynaklar Ulusal Akademik Lisansı''nın (EKUAL) 8. toplantısı, Belek beldesinde başladı.

Çetinsaya, toplantıda yaptığı konuşmada, dijitalleşme ve internetin bütün üniversiteler ve bilim hayatını dönüştürdüğü yeni bir dünyada yaşandığını söyledi.

Dijitalleşme ve internet imkanlarını kullanmak gerektiğini vurgulayan Çetinsaya, ''Dünyada üretilmiş bilgiyi dijitalleştiren imkanlar, kurumlar var. Bunların sistemlerini mümkün olduğunca çok Türk üniversiteleriyle tanıştırmalıyız'' dedi.

TÜBİTAK'ın dünyada üretilmiş makale ve bilgileri dijital ortamda tüm üniversitelere sunduğunu belirten Çetinsaya, ''Bu büyük bir imkan. Bunun hızlanarak artması lazım'' dedi.

Projelerin Türkiye'yi dünya ile bilimsel yarışta güçlendireceğini dile getiren Çetinsaya, ''Türkiye dünyada ekonomik güç olarak 16'ıncı, bir hesaba göre bilimsel yayım sıralamasında 23'üncü durumda. Türkiye'nin herhangi bir yerindeki herhangi bir üniversite öğrencisinin Harvard'daki öğretim üyesinin ulaştığı kaynaklara aynı şekilde ulaşması veya ODTÜ'deki, İTÜ'deki öğrencinin ulaştığı kaynaklara ulaşması bizim bilimsel yarıştaki yerimizi güçlendirecektir'' diye konuştu.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak da, bilgi üretebilmek için bilgiye erişimin çok önemli olduğunu söyledi. Türkiye'deki üniversitelerin bilgiye, kaynaklara erişimini mümkün hale getirmek için TÜBİTAK'ta ULAKBİM'de 3 proje yaptıklarını anlatan Altunbaşak, bunlardan ilki olan EKUAL sayesinde tüm üniversitelerin elektronik veri tabanlarına erişebileceğini kaydetti.

> Türkiye bilimsel yayım sıralamasında 23. sırada

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Türkiye’nin dünyada ekonomik güç olarak 16'ıncı, bir hesaba göre bilimsel yayım sıralamasında 23'üncü durumda” olduğunu belirtti.

türkiye bilimsel yayımlarda 23. sıradaDünya bilimsel bilgi birikimine erişim bakımından Türkiye'de yürütülen en önemli projelerden biri olduğu belirtilen ''Elektronik Kaynaklar Ulusal Akademik Lisansı''nın (EKUAL) 8. toplantısı, Belek beldesinde başladı.

Çetinsaya, toplantıda yaptığı konuşmada, dijitalleşme ve internetin bütün üniversiteler ve bilim hayatını dönüştürdüğü yeni bir dünyada yaşandığını söyledi.

Dijitalleşme ve internet imkanlarını kullanmak gerektiğini vurgulayan Çetinsaya, ''Dünyada üretilmiş bilgiyi dijitalleştiren imkanlar, kurumlar var. Bunların sistemlerini mümkün olduğunca çok Türk üniversiteleriyle tanıştırmalıyız'' dedi.

TÜBİTAK'ın dünyada üretilmiş makale ve bilgileri dijital ortamda tüm üniversitelere sunduğunu belirten Çetinsaya, ''Bu büyük bir imkan. Bunun hızlanarak artması lazım'' dedi.

Projelerin Türkiye'yi dünya ile bilimsel yarışta güçlendireceğini dile getiren Çetinsaya, ''Türkiye dünyada ekonomik güç olarak 16'ıncı, bir hesaba göre bilimsel yayım sıralamasında 23'üncü durumda. Türkiye'nin herhangi bir yerindeki herhangi bir üniversite öğrencisinin Harvard'daki öğretim üyesinin ulaştığı kaynaklara aynı şekilde ulaşması veya ODTÜ'deki, İTÜ'deki öğrencinin ulaştığı kaynaklara ulaşması bizim bilimsel yarıştaki yerimizi güçlendirecektir'' diye konuştu.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak da, bilgi üretebilmek için bilgiye erişimin çok önemli olduğunu söyledi. Türkiye'deki üniversitelerin bilgiye, kaynaklara erişimini mümkün hale getirmek için TÜBİTAK'ta ULAKBİM'de 3 proje yaptıklarını anlatan Altunbaşak, bunlardan ilki olan EKUAL sayesinde tüm üniversitelerin elektronik veri tabanlarına erişebileceğini kaydetti.

Son Güncelleme: Salı, 29 May 2012 14:19

Gösterim: 2062

Dünyanın en prestijli ve saygın üniversitelerinden biri olan İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nde okuyan Türk öğrenciler, aldıkları zorlu eğitimin yanı sıra, Türkiye'nin gönüllü elçiliğini de yapıyor.

oxfordlu türk öğrencilerKimisi Başbakanların mezun olduğu kolejlerde okuyor, kimisi google gibi yeni arama motorları üzerinde çalışıyor, kimisi de kurduğu Oxford Üniversitesi Türk Topluluğu ile Oxfordlulara ve İngilizlere Türkiye'yi tanıtmayı amaçlıyor.

Oxford Üniversitesi'nde çoğunlukla yüksek lisans ve doktora programlarında okuyan Türk öğrenciler, üniversitenin en önemli kolejlerinden, Christ Church Koleji'nin tarihi binası önünde Anadolu Ajansı (AA) için biraraya geldi.

"Dünyanın yaşayan en eski okulu" olarak da nitelendirilen Oxford Üniversitesi'ndeki kolejlerde okuyan Türk öğrencilerin çoğu, eğitimlerini tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönmeyi ve ülkeye katkıda bulunmayı planlıyor.

Oxford Üniversitesi'ndeki Türk öğrenci sayısındaki azlığın nedenin olarak da birçoğu, burs imkanlarının kısıtlı olmasına bağlıyor.

Thatcher ile aynı okuldan

Oxford Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği alanında doktora yapan Ömer Farukhan Güneş, google, yahoo gibi arama motorlarına alternatif olabilecek yeni bir arama motoru üzerinde çalışmalarını yürütüyor.

İngiltere'nin ilk kadın Başbakanı Margaret Thatcher'ın da mezun olduğu Oxford Üniversitesi Somerville Koleji'nde doktorasını yapan Güneş, "Oxford Üniversitesi çok fazla Başbakan çıkaran bir üniversite. Örneğin, benim bulunduğum kolejden Thatcher mezun" dedi.

Türkiye'ye ilerde dönmeyi planladığını anlatan Güneş, "Buralara geliş ve okuma amacımız ülkeye katkıda bulunmak. Belki 10 yıl sonra Türkiye'de bir okulda hoca olmak isterim ama onun dışında da aslında büyük bir şirketin araştırma-geliştirme bölümünde çalışmak isterim" diye konuştu.

Güneş, Oxford Üniversitesi'nde özellikle Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden gelen öğrencilerin Türkiye'yi çok sevdiğini, Avrupalıların da Türkiye'nin yükselişini takdir etmeye başladığını söyledi.

Oxford'da Türk Topluluğu

Oxford Üniversitesi Linacre Koleji Kültürel Antropoloji bölümünde doktora öğrencisi olan Onur Unutulmaz ise aynı zamanda Oxford Üniversitesi Türk Topluluğu'nun Başkanı.

Türk Topluluğunda sadece Türklerin olmadığını belirten Unutulmaz, yönetim kurulunda dört kişinin yabancı olduğunu söyledi. Unutulmaz, topluluğun amacını "Buradaki Türkleri toplamak, ayrıca Oxford Üniversitesi'ndeki hocalara, öğrencilere ve ziyaretçilere Türk kültürünü, Türkiye'yi tanıtmak" olarak açıkladı.

Oxford Üniversitesi Türk Topluluğuna ilginin yoğun olduğunu kaydeden Unutulmaz, "Türkiye'ye son yıllarda artan ilgi sonucu, topluluğumuza da ilgi arttı. Örneğin film gösterimi gecelerimize ilgi yoğun, kültürel festivalde açtığımız standa oldukça yoğun ilgi gösteriliyor" diye konuştu.

‘Gönüllü elçileriz’

Üniversitenin Oriel Koleji Mühendislik bölümü doktora öğrencisi ve Türk Topluluğu'nun başkan yardımcısı olan Kerem Bayrakçeken de, "Burada ülkemizin gönüllü elçileriyiz" diyerek, topluluğun etkinliklerinden bahsetti.

Bayrakçeken, topluluğun her yıl yapılan kültür fuarlarına düzenli olarak katıldığını, folklor gruplarının bulunduğunu ve folklor kurslarının verildiğini kaydetti. Folklor kurslarına katılanların yarısından fazlasının yabancı olduğunu belirten Bayrakçeken, Türkiye'nin son yıllarda artan önemine paralel olarak, Türkiye'ye ilginin de arttığını söyledi.

Oxford Üniversitesi Türk Topluluğu'na, Oxford'lu Türk öğrencilerin yanı sıra bu şehirde yaşayan Türkler de katkıda bulunuyor. Oxford'da 9 yıldır yaşayan ve avukatlık yapan Nazan Özgür, topluluğun etkinliklerine katılmaktan keyif aldığını söyledi. İngiliz kraliyet hava kuvvetlerinde (RAF) proje görevlisi olarak çalışan ve İngiltere'de 21 yıldır yaşayan Tuna Futtu da, topluluğun düzenlediği tüm aktivitelere katılmaya çalıştığını kaydetti. Oxford'da çalışan ve yine topluluğun parçası olan Deniz Orhon da, bu şehirde yaşamanın çok güzel olduğunu anlattı.

‘Türklerle, Rumlarla olduğumdan daha rahatım’

Oxford Üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi olan ve Oxford'a gelmeden önce Türkiye'de iki yıl yaşayan, Rum asıllı Maria Eliades de, Türk Topluluğu'nun bir parçası olmanın ve Türklerle arkadaş olmanın kendisini mutlu ettiğini, böylece geçmişiyle bağlarını koparmadığını ifade etti.

Oxford'da okuyan Rum öğrencilerden çok, Türk öğrencilerle vakit geçirdiğini söyleyen Eliades, çünkü kendini daha rahat hissettiğini kaydetti. Türkçe de bilen Eliades, Türk Topluluğu'nun etkinliklerine katılarak, Türkçesini de geliştirme fırsatı bulduğunu söyledi.

‘Oxford'a nasıl olsa giremeyiz demeyin’

Sosyoloji bölümünde doktora öğrencisi olan Burcu Özdemir ise birçok Türk öğrencinin Oxford Üniversitesi'ne, "nasıl olsa giremeyiz" diyerek başvurmadığını kaydederek, "Kendilerine güvensinler ve başvursunlar, hiç belli olmaz" tavsiyesinde bulundu.

Oxford Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde doktora sonrası araştırmasını yapan Engin Demir de Türkiye'ye bu yıl döneceğini ve Ankara'da bir üniversitede yardımcı doçent olarak çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.

Modern Ortadoğu Çalışmalarında yüksek lisansına devam eden Kerem Tınaz, doktorasını da Oxford Üniversitesi'nde yapacağını söyledi. Tınaz, "Türkiye'ye elbette dönmek istiyorum. Türkiye'deki akademik hayatın içinde var olarak, akademik hayata bir şeyler vermek istiyorum" dedi. Tınaz ayrıca, Türkiye'nin özellikle son dönemde Ortadoğu'da aktif politikalar yürütmesinin, çalışmalarına etkisi olduğunu anlattı.

Oxford Üniversitesi Exeter Koleji Arkeoloji bölümünde araştırma görevlisi olan Yaman Dalanay ise, üniversitedeki Türk öğrencilerin sayısının azlığına dikkati çekti. Dalanay, Türk öğrenciler için özellikle sosyal bilimler alanında burs kaynaklarının kısıtlı olduğunu, bunun büyük bir eksiklik olduğunu ifade etti.

> Oxford Üniversitesi’nde okuyan Türk dahiler

Dünyanın en prestijli ve saygın üniversitelerinden biri olan İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nde okuyan Türk öğrenciler, aldıkları zorlu eğitimin yanı sıra, Türkiye'nin gönüllü elçiliğini de yapıyor.

oxfordlu türk öğrencilerKimisi Başbakanların mezun olduğu kolejlerde okuyor, kimisi google gibi yeni arama motorları üzerinde çalışıyor, kimisi de kurduğu Oxford Üniversitesi Türk Topluluğu ile Oxfordlulara ve İngilizlere Türkiye'yi tanıtmayı amaçlıyor.

Oxford Üniversitesi'nde çoğunlukla yüksek lisans ve doktora programlarında okuyan Türk öğrenciler, üniversitenin en önemli kolejlerinden, Christ Church Koleji'nin tarihi binası önünde Anadolu Ajansı (AA) için biraraya geldi.

"Dünyanın yaşayan en eski okulu" olarak da nitelendirilen Oxford Üniversitesi'ndeki kolejlerde okuyan Türk öğrencilerin çoğu, eğitimlerini tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönmeyi ve ülkeye katkıda bulunmayı planlıyor.

Oxford Üniversitesi'ndeki Türk öğrenci sayısındaki azlığın nedenin olarak da birçoğu, burs imkanlarının kısıtlı olmasına bağlıyor.

Thatcher ile aynı okuldan

Oxford Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği alanında doktora yapan Ömer Farukhan Güneş, google, yahoo gibi arama motorlarına alternatif olabilecek yeni bir arama motoru üzerinde çalışmalarını yürütüyor.

İngiltere'nin ilk kadın Başbakanı Margaret Thatcher'ın da mezun olduğu Oxford Üniversitesi Somerville Koleji'nde doktorasını yapan Güneş, "Oxford Üniversitesi çok fazla Başbakan çıkaran bir üniversite. Örneğin, benim bulunduğum kolejden Thatcher mezun" dedi.

Türkiye'ye ilerde dönmeyi planladığını anlatan Güneş, "Buralara geliş ve okuma amacımız ülkeye katkıda bulunmak. Belki 10 yıl sonra Türkiye'de bir okulda hoca olmak isterim ama onun dışında da aslında büyük bir şirketin araştırma-geliştirme bölümünde çalışmak isterim" diye konuştu.

Güneş, Oxford Üniversitesi'nde özellikle Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden gelen öğrencilerin Türkiye'yi çok sevdiğini, Avrupalıların da Türkiye'nin yükselişini takdir etmeye başladığını söyledi.

Oxford'da Türk Topluluğu

Oxford Üniversitesi Linacre Koleji Kültürel Antropoloji bölümünde doktora öğrencisi olan Onur Unutulmaz ise aynı zamanda Oxford Üniversitesi Türk Topluluğu'nun Başkanı.

Türk Topluluğunda sadece Türklerin olmadığını belirten Unutulmaz, yönetim kurulunda dört kişinin yabancı olduğunu söyledi. Unutulmaz, topluluğun amacını "Buradaki Türkleri toplamak, ayrıca Oxford Üniversitesi'ndeki hocalara, öğrencilere ve ziyaretçilere Türk kültürünü, Türkiye'yi tanıtmak" olarak açıkladı.

Oxford Üniversitesi Türk Topluluğuna ilginin yoğun olduğunu kaydeden Unutulmaz, "Türkiye'ye son yıllarda artan ilgi sonucu, topluluğumuza da ilgi arttı. Örneğin film gösterimi gecelerimize ilgi yoğun, kültürel festivalde açtığımız standa oldukça yoğun ilgi gösteriliyor" diye konuştu.

‘Gönüllü elçileriz’

Üniversitenin Oriel Koleji Mühendislik bölümü doktora öğrencisi ve Türk Topluluğu'nun başkan yardımcısı olan Kerem Bayrakçeken de, "Burada ülkemizin gönüllü elçileriyiz" diyerek, topluluğun etkinliklerinden bahsetti.

Bayrakçeken, topluluğun her yıl yapılan kültür fuarlarına düzenli olarak katıldığını, folklor gruplarının bulunduğunu ve folklor kurslarının verildiğini kaydetti. Folklor kurslarına katılanların yarısından fazlasının yabancı olduğunu belirten Bayrakçeken, Türkiye'nin son yıllarda artan önemine paralel olarak, Türkiye'ye ilginin de arttığını söyledi.

Oxford Üniversitesi Türk Topluluğu'na, Oxford'lu Türk öğrencilerin yanı sıra bu şehirde yaşayan Türkler de katkıda bulunuyor. Oxford'da 9 yıldır yaşayan ve avukatlık yapan Nazan Özgür, topluluğun etkinliklerine katılmaktan keyif aldığını söyledi. İngiliz kraliyet hava kuvvetlerinde (RAF) proje görevlisi olarak çalışan ve İngiltere'de 21 yıldır yaşayan Tuna Futtu da, topluluğun düzenlediği tüm aktivitelere katılmaya çalıştığını kaydetti. Oxford'da çalışan ve yine topluluğun parçası olan Deniz Orhon da, bu şehirde yaşamanın çok güzel olduğunu anlattı.

‘Türklerle, Rumlarla olduğumdan daha rahatım’

Oxford Üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi olan ve Oxford'a gelmeden önce Türkiye'de iki yıl yaşayan, Rum asıllı Maria Eliades de, Türk Topluluğu'nun bir parçası olmanın ve Türklerle arkadaş olmanın kendisini mutlu ettiğini, böylece geçmişiyle bağlarını koparmadığını ifade etti.

Oxford'da okuyan Rum öğrencilerden çok, Türk öğrencilerle vakit geçirdiğini söyleyen Eliades, çünkü kendini daha rahat hissettiğini kaydetti. Türkçe de bilen Eliades, Türk Topluluğu'nun etkinliklerine katılarak, Türkçesini de geliştirme fırsatı bulduğunu söyledi.

‘Oxford'a nasıl olsa giremeyiz demeyin’

Sosyoloji bölümünde doktora öğrencisi olan Burcu Özdemir ise birçok Türk öğrencinin Oxford Üniversitesi'ne, "nasıl olsa giremeyiz" diyerek başvurmadığını kaydederek, "Kendilerine güvensinler ve başvursunlar, hiç belli olmaz" tavsiyesinde bulundu.

Oxford Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde doktora sonrası araştırmasını yapan Engin Demir de Türkiye'ye bu yıl döneceğini ve Ankara'da bir üniversitede yardımcı doçent olarak çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.

Modern Ortadoğu Çalışmalarında yüksek lisansına devam eden Kerem Tınaz, doktorasını da Oxford Üniversitesi'nde yapacağını söyledi. Tınaz, "Türkiye'ye elbette dönmek istiyorum. Türkiye'deki akademik hayatın içinde var olarak, akademik hayata bir şeyler vermek istiyorum" dedi. Tınaz ayrıca, Türkiye'nin özellikle son dönemde Ortadoğu'da aktif politikalar yürütmesinin, çalışmalarına etkisi olduğunu anlattı.

Oxford Üniversitesi Exeter Koleji Arkeoloji bölümünde araştırma görevlisi olan Yaman Dalanay ise, üniversitedeki Türk öğrencilerin sayısının azlığına dikkati çekti. Dalanay, Türk öğrenciler için özellikle sosyal bilimler alanında burs kaynaklarının kısıtlı olduğunu, bunun büyük bir eksiklik olduğunu ifade etti.

Son Güncelleme: Cuma, 25 May 2012 13:41

Gösterim: 42100

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan temaslarının son gününde başkent Astana'daki Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde düzenlenen diploma törenine katıldı.
basbakan_erdoganErdoğan, "Kazakistan ile eğitim alanındaki işbirliğimize büyük önem veriyoruz. Yani bir Bakaloray, bir Erasmus'u bizler kendi aramızda niçin yapmayalayım. Bizler bunları kendi aramızda rahatlıkla gerçekleştirebiliriz" diye konuştu.Erdoğan, üniversiteden mezun olan üstün başarılı öğrencilere diplomalarını, konakladığı otelde düzenlenen törenle verdi. Başbakan, öğrencilerden birine "Bunda benim imzam var" diyerek "RTE" imzalı bir kravat hediye etti.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, yoğun programı nedeniyle üniversiteyi ziyaret edemediğini belirterek, törende bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Erdoğan, "Kazakistan ziyaretimiz vesilesiyle Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Tabi bizler aslında, Almaatı'da sizlerle bu töreni yapmayı arzu ederdik. Ama yoğun programlarımız nedeniyle bugün bu çatı altında kendimizi Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde hissediyoruz. Ve bu diploma törenini de bu şekilde gerçekleştirmiş oluyoruz. Bugün bir kez daha atayurdumuz Kazakistan'da bulunmaktan, dost ve kardeşlerimizle kucaklaşmaktan büyük bir heyecan duyduğumu şahsım, tüm heyetim adına ifade etmek istiyorum. Kazakistan'ın son dönemde gerçekleştirdiği kalkınma hamlesini, gerçekten takdir duygularıyla izliyoruz. Kardeşleriniz olarak, başarılarınızdan ötürü biz de en az sizler kadar iftihar duyuyoruz. Bu büyük değişimde, değerli dostumuz, Aksakalımız, Cumhurbaşkanı Sayın Nazarbayev'in engin devlet tecrübesi ve vizyonunu elbette, altını çizerek ifade etmemiz lazım. Bu yıl Kazakistan'la diplomatik ilişkilerimizin 20. yılı. Bugün eriştiğimiz seviye hiç şüphesiz tarihi bir aşamadır" dedi.

ERDOĞAN'DAN ERASMUS TEKLİFİ

Erdoğan, "Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin niteliğini belirleyen esas unsur, iki kardeş halkın paylaştıkları ortak değerlerdir. Ortak tarihimiz, kültürümüz, kökenimiz, dilimiz, bütün paylaştığımız bu değerler ülkelerimizi birbirine sarsılmaz biçimde bağlayan unsurlardır. Kazakistan ile eğitim alanındaki işbirliğimize büyük önem veriyoruz. Yani bir Bakaloray, bir Erasmus'u bizler kendi aramızda niçin yapmayalayım. Bizler bunları kendi aramızda rahatlıkla gerçekleştirebiliriz" dedi.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Ve Türkiye dünyanın en ileri eğitim, öğretim merkezleri ile bu adımları atabileceği gibi, aynı şekilde Kazakistan'da bu adımları atabilir. Ve ayrıca Türkiye-Kazakistan arasından Ahmed Yesevi Üniversitesi'nde olduğu gibi, yeni şu anda açılacak üniversitelerde olduğu gibi bu işbirliğini geliştirebiliriz. Türkiye ile Kazakistan arasında eğitim alanındaki işbirliğinin en somut göstergelerinden biri hiç kuşkusuz Ahmed Yesevi Üniversitesi'dir. Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi, yüksek idealleri tam anlamıyla yerine getirebilecek güzide bir üniversite. Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi'nin Orta Asya'da daha kuvvetli bir çekim merkezi haline gelmesi amacıyla hepimiz üzerimize düşeni yapmaya devam etmeliyiz. Türkiye olarak biz üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Zira bu üniversitenin sahip olduğu imkanların geliştirilmesine ve eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik katkılarımızı sürdürmek en büyük arzumuzdur. Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi'nde yetişen öğrencilerin gelecekte, hem Kazakistan'ın refah, huzur ve istikrarının sağlanmasında, hem de iki ülke arasındaki dostane ve yakın ilişkileri daha ileri götürmede önemli görevler üstleneceklerine yürekten inanıyorum. Adeta bunlar, sizleri kastediyorum, misyon şefi olarak görev icra edeceklerdir, yetiştikleri alanlarda veya çok daha farklı genişletilmiş alanlarda. Bu vesile ile bu güzel okulun kurulmasında emeği geçenleri kutluyorum."

> Başbakan Erdoğan'dan Erasmus teklifi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan temaslarının son gününde başkent Astana'daki Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde düzenlenen diploma törenine katıldı.
basbakan_erdoganErdoğan, "Kazakistan ile eğitim alanındaki işbirliğimize büyük önem veriyoruz. Yani bir Bakaloray, bir Erasmus'u bizler kendi aramızda niçin yapmayalayım. Bizler bunları kendi aramızda rahatlıkla gerçekleştirebiliriz" diye konuştu.Erdoğan, üniversiteden mezun olan üstün başarılı öğrencilere diplomalarını, konakladığı otelde düzenlenen törenle verdi. Başbakan, öğrencilerden birine "Bunda benim imzam var" diyerek "RTE" imzalı bir kravat hediye etti.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, yoğun programı nedeniyle üniversiteyi ziyaret edemediğini belirterek, törende bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Erdoğan, "Kazakistan ziyaretimiz vesilesiyle Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Tabi bizler aslında, Almaatı'da sizlerle bu töreni yapmayı arzu ederdik. Ama yoğun programlarımız nedeniyle bugün bu çatı altında kendimizi Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde hissediyoruz. Ve bu diploma törenini de bu şekilde gerçekleştirmiş oluyoruz. Bugün bir kez daha atayurdumuz Kazakistan'da bulunmaktan, dost ve kardeşlerimizle kucaklaşmaktan büyük bir heyecan duyduğumu şahsım, tüm heyetim adına ifade etmek istiyorum. Kazakistan'ın son dönemde gerçekleştirdiği kalkınma hamlesini, gerçekten takdir duygularıyla izliyoruz. Kardeşleriniz olarak, başarılarınızdan ötürü biz de en az sizler kadar iftihar duyuyoruz. Bu büyük değişimde, değerli dostumuz, Aksakalımız, Cumhurbaşkanı Sayın Nazarbayev'in engin devlet tecrübesi ve vizyonunu elbette, altını çizerek ifade etmemiz lazım. Bu yıl Kazakistan'la diplomatik ilişkilerimizin 20. yılı. Bugün eriştiğimiz seviye hiç şüphesiz tarihi bir aşamadır" dedi.

ERDOĞAN'DAN ERASMUS TEKLİFİ

Erdoğan, "Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkilerin niteliğini belirleyen esas unsur, iki kardeş halkın paylaştıkları ortak değerlerdir. Ortak tarihimiz, kültürümüz, kökenimiz, dilimiz, bütün paylaştığımız bu değerler ülkelerimizi birbirine sarsılmaz biçimde bağlayan unsurlardır. Kazakistan ile eğitim alanındaki işbirliğimize büyük önem veriyoruz. Yani bir Bakaloray, bir Erasmus'u bizler kendi aramızda niçin yapmayalayım. Bizler bunları kendi aramızda rahatlıkla gerçekleştirebiliriz" dedi.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Ve Türkiye dünyanın en ileri eğitim, öğretim merkezleri ile bu adımları atabileceği gibi, aynı şekilde Kazakistan'da bu adımları atabilir. Ve ayrıca Türkiye-Kazakistan arasından Ahmed Yesevi Üniversitesi'nde olduğu gibi, yeni şu anda açılacak üniversitelerde olduğu gibi bu işbirliğini geliştirebiliriz. Türkiye ile Kazakistan arasında eğitim alanındaki işbirliğinin en somut göstergelerinden biri hiç kuşkusuz Ahmed Yesevi Üniversitesi'dir. Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi, yüksek idealleri tam anlamıyla yerine getirebilecek güzide bir üniversite. Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi'nin Orta Asya'da daha kuvvetli bir çekim merkezi haline gelmesi amacıyla hepimiz üzerimize düşeni yapmaya devam etmeliyiz. Türkiye olarak biz üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Zira bu üniversitenin sahip olduğu imkanların geliştirilmesine ve eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik katkılarımızı sürdürmek en büyük arzumuzdur. Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi'nde yetişen öğrencilerin gelecekte, hem Kazakistan'ın refah, huzur ve istikrarının sağlanmasında, hem de iki ülke arasındaki dostane ve yakın ilişkileri daha ileri götürmede önemli görevler üstleneceklerine yürekten inanıyorum. Adeta bunlar, sizleri kastediyorum, misyon şefi olarak görev icra edeceklerdir, yetiştikleri alanlarda veya çok daha farklı genişletilmiş alanlarda. Bu vesile ile bu güzel okulun kurulmasında emeği geçenleri kutluyorum."

Son Güncelleme: Perşembe, 24 May 2012 14:27

Gösterim: 1948

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, NATO zirvesinin ardından Chicago’dan sonra geçtiği San Francisco’da teknoloji şirketleri ziyaretlerine başladı.

abdullah gül üniversite logosuGül, önceki gün Stanford Üniversitesi’nde girişmicilik üzerine bir konuşma yaptı. Konuşmanın ardından da Gül’e eşlik eden heyetteki uzmanlar, üniversite içinde incelemelerde bulundu. Heyettekilerden Abdullah Gül Üniversitesi Genel Sekreteri Melih Çalıkoğlu ve mimar Alişan Çırakoğlu, üniversitede uzun süre incelemelerde bulundu. Çırakoğlu, Stanford’u 2013’te öğrenime başlanaması planlanan Kayseri’deki Abdullah Gül Üniversitesi kampusuna model oluşturmak için gezdiklerini söyledi. 3 bin dönüme kurulacak Abdullah Gül Üniversitesi’nde 300 bin metrekare inşaat alanı olacak. Metrekare başına yaklaşık 1000 dolarlık bir maliyet olacağı düşünüldüğünden üniversite toplam 300 milyon dolara mal olacak. Cumhurbaşkanı Gül, kendi adını taşıyan üniversitenin tüm detaylarıyla bizzat ilgileniyor. 10 yıllık bir dönem içinde tamamlanması düşünülen inşaatın planlarının da modern üniversite mimarisine uygun olması için çalışılıyor. Çırakoğlu, iklimi soğuk Kayseri ile öğrencilerin terlik ve şortla dolaştıkları San Francisco’nun birbirinden farklı ama kampusta yaptıkları incelemenin ilham verici olduğunu belirtti. Mühendislik ağırlıklı olacak üniversitenin ağaçlandırmasına şimdiden başlandığını, hazırlık binasının temelinin atıldığını, öğrencilerin mümkün olduğunca kampusta vakit geçirmelerini amaçlayan planlamanın ise sürdüğünü belirtti.

Apple’ın CEO’sundan sunum

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha sonra 6 kişilik bir heyetle Apple şirketini ziyaret etti. Ziyarette Gül ve beraberindekilere Apple’ın konferans salonunda şirketin CEO’su Tim Cook tarafından sunum yapıldı. Cook, iPhone 5’in ne zaman çıkacağı gibi şirket sırlarına giren konularda cevap veremeyeceğini söyledi. Gül, Apple ziyaretinin ardından ise Palo Alto’daki Four Seasons Oteli’nde yatırımcılarla bir araya geldi. Teknoloji alanında girişimci Türklerin de yer aldığı gruptakiler, Gül’e kendileri ve yaptıkları işleri anlattılar.

Google ve Facebook

Gül ve heyet, dün de Google ve Facebook’a ziyarette bulundu. Gül’ü Google’ın kurucusu Sergey Brin karşıladı. Gül, sonra Facebook’a geçti. Ziyarette şirketin kurucusu, kapüşonlu CEO Mark Zuckerberg bulunmadı. Bu ziyaretleriyle ilgili bilgileri ve fotoğrafları twitter’dan da paylaşan Cumhurbaşkanı.  Apple’da CEO Tim Cook, Hayrünnisa Gül ve Ahmet Gül birlikte poz verdi.

Ahmet Gül de heyette

Abdullah Gül’ün San Francisco temaslarında, bütün toplantılara giren bir diğer isim Cumhurbaşkanı’nın oğlu Ahmet Gül oldu. Halen internetteki açık artırma sitesi e-Bay’de çalışan Ahmet Gül, Stanford Üniversitesi’nde eğitim görmüştü.

> Abdullah Gül Üniversitesi’nde Stanford modeli uygulanacak

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, NATO zirvesinin ardından Chicago’dan sonra geçtiği San Francisco’da teknoloji şirketleri ziyaretlerine başladı.

abdullah gül üniversite logosuGül, önceki gün Stanford Üniversitesi’nde girişmicilik üzerine bir konuşma yaptı. Konuşmanın ardından da Gül’e eşlik eden heyetteki uzmanlar, üniversite içinde incelemelerde bulundu. Heyettekilerden Abdullah Gül Üniversitesi Genel Sekreteri Melih Çalıkoğlu ve mimar Alişan Çırakoğlu, üniversitede uzun süre incelemelerde bulundu. Çırakoğlu, Stanford’u 2013’te öğrenime başlanaması planlanan Kayseri’deki Abdullah Gül Üniversitesi kampusuna model oluşturmak için gezdiklerini söyledi. 3 bin dönüme kurulacak Abdullah Gül Üniversitesi’nde 300 bin metrekare inşaat alanı olacak. Metrekare başına yaklaşık 1000 dolarlık bir maliyet olacağı düşünüldüğünden üniversite toplam 300 milyon dolara mal olacak. Cumhurbaşkanı Gül, kendi adını taşıyan üniversitenin tüm detaylarıyla bizzat ilgileniyor. 10 yıllık bir dönem içinde tamamlanması düşünülen inşaatın planlarının da modern üniversite mimarisine uygun olması için çalışılıyor. Çırakoğlu, iklimi soğuk Kayseri ile öğrencilerin terlik ve şortla dolaştıkları San Francisco’nun birbirinden farklı ama kampusta yaptıkları incelemenin ilham verici olduğunu belirtti. Mühendislik ağırlıklı olacak üniversitenin ağaçlandırmasına şimdiden başlandığını, hazırlık binasının temelinin atıldığını, öğrencilerin mümkün olduğunca kampusta vakit geçirmelerini amaçlayan planlamanın ise sürdüğünü belirtti.

Apple’ın CEO’sundan sunum

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha sonra 6 kişilik bir heyetle Apple şirketini ziyaret etti. Ziyarette Gül ve beraberindekilere Apple’ın konferans salonunda şirketin CEO’su Tim Cook tarafından sunum yapıldı. Cook, iPhone 5’in ne zaman çıkacağı gibi şirket sırlarına giren konularda cevap veremeyeceğini söyledi. Gül, Apple ziyaretinin ardından ise Palo Alto’daki Four Seasons Oteli’nde yatırımcılarla bir araya geldi. Teknoloji alanında girişimci Türklerin de yer aldığı gruptakiler, Gül’e kendileri ve yaptıkları işleri anlattılar.

Google ve Facebook

Gül ve heyet, dün de Google ve Facebook’a ziyarette bulundu. Gül’ü Google’ın kurucusu Sergey Brin karşıladı. Gül, sonra Facebook’a geçti. Ziyarette şirketin kurucusu, kapüşonlu CEO Mark Zuckerberg bulunmadı. Bu ziyaretleriyle ilgili bilgileri ve fotoğrafları twitter’dan da paylaşan Cumhurbaşkanı.  Apple’da CEO Tim Cook, Hayrünnisa Gül ve Ahmet Gül birlikte poz verdi.

Ahmet Gül de heyette

Abdullah Gül’ün San Francisco temaslarında, bütün toplantılara giren bir diğer isim Cumhurbaşkanı’nın oğlu Ahmet Gül oldu. Halen internetteki açık artırma sitesi e-Bay’de çalışan Ahmet Gül, Stanford Üniversitesi’nde eğitim görmüştü.

Son Güncelleme: Cuma, 25 May 2012 10:08

Gösterim: 2661

ODTÜ Mühendislik Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Dicleli, mevcut bina ve köprüleri deprem etkisine karşı koruyan ''Deprem Enerji Sönümleyici'' cihazı geliştirdi. Cihaz için Dünya Patent Organizasyonu'ndan patent için teknik onay alındı.

Çelikten yapılan cihazın monte edildiği bina ve köprülerde, deprem enerjisi yapıyı ayakta tutan kolon, kiriş gibi esas yapı elemanları tarafından değil, damperler tarafından emiliyor ve böylece yapının yıkılması engelleniyor.

''Deprem Enerji Sönümleyici'' isimli buluş, ODTÜ'deki araştırmalardan ticari hale dönüştürülen ilk araştırma ürünleri arasında yer alıyor. Buluş için ana konusu yapı malzemeleri olan Alman Maurer Söhne GmbH&Co. KG firması ile lisans anlaşması yapıldı.

ODTÜ Mühendislik Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Dicleli, buluşuyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada iki tür damper teknolojisinin bulunduğunu, geliştirdikleri damperin ise mevcut yöntemlere göre üstünlükleri bulunan yeni bir yöntem olarak dünya literatürüne girip, ürün haline getirildiğini bildirdi.

Yapılarda oluşacak hasar ve buna bağlı can kaybının, yapının temelden ayrılarak temel ile yapı arasına kayıcı yüzeyler ile birlikte monte edilen ve damper olarak adlandırılan enerji sönümleme cihazları tarafından önlenebileceğini belirten Dicleli, ''Bu damperlerin monte edildiği yapılarda, deprem enerjisi yapıyı ayakta tutan kolon, kiriş gibi esas yapı elemanları tarafından değil, deprem etkisi altında temel seviyesinde ötelenen damperler tarafından emilir ve yapının hasar görmesi engellenir. Başka bir deyişle hasar yapıda değil damperlerde meydana gelir'' bilgilerini verdi.

Deprem hasarını yerli teknoloji engelleyecek

ODTÜ Mühendislik Bilimleri bünyesinde mevcut teknolojilere göre pek çok üstünlüğü bulunan ''MRSD'' adı verilen damperin deprem enerjisini sönümlemek üzere üç yıllık aralıksız bir bilimsel çalışma sonucunda geliştirildiğini bildiren Dicleli, şöyle konuştu:

''Damper, üstte ray sistemi ve altta enerji emici sistem olmak üzere iki ana kısımdan oluşuyor. Enerji emici sistem, sekiz çelik silindirden oluşuyor. Çelik silindirler altta bir bağlantı plakasına sabitleniyor, üstte ise sekiz çelik kol ve bu kollara bağlı kayıcılar vasıtasıyla ray sisteminin içerisine oturuyor.

Ray sistemi, bina ve köprülerde üst yapıya, enerji emici sistem ise binalarda temele, köprülerde ise ayaklar üzerine monte ediliyor. Deprem sarsıntısı esnasında ray sistemi ve enerji emici sistem arasında oluşan göreli yatay ötelemeler nedeniyle enerji emici silindirler çelik kolların hareket etmesiyle birlikte dönerek enerji emer ve yapı elemanlarında oluşacak hasarı sınırlıyor. Başka bir deyişle, hasar binada değil enerji emici silindirlerde oluşuyor.''

Üstünlükleri

Prof. Dr. Dicleli, damperlerin Japonya, Yeni Zelanda ve ABD'de 1970'li yıllardan beri yaygın şekilde kullanıldığını dile getirerek, çelikten imal edilen damperin ise piyasada pazarlanan teflon alaşımlı kayıcı malzemelerden ve lastikten yapılmış yabancı kaynaklı bu ürünlere kıyasla çok daha iyi bir performansa sahip olduğunu belirtti.

Cihazda çalışma mekanizmasında depremin şiddetine göre çok daha fazla direnç gösterme özelliğinin bulunduğunu kaydeden Dicleli, ''Cihaza depremin etkisiyle daha çok kuvvet etki ettirdiğinizde cihaz da buna çok daha büyük bir direnç gösteriyor. Yani cihaz kendini akıllı şekilde depremin şiddetine göre uyarlıyor. Bu özellik, cihazı dünyadaki diğer cihazlardan farklı kılıyor'' ifadelerini kullandı.

Cihazın mevcut teknolojilerin aksine çevre faktörlerinden etkilenmediğini, bu nedenle çok sıcak ya da soğuk iklimde yüksek performansla çalıştığını anlatan Dicleli, ayrıca çelikten imal edildiği için aşınma göstermediğini söyledi.

Dicleli, damperlerin servis ömrünün mevcut teknolojilerde 25-50 yıl arasında değişirken, yeni teknolojilerinde 125 yıl olduğunu bildirdi.

Kullanım yerleri

Dicleli, teknolojilerinin daha çok hastane, bilgisayar ekipmanlarının bulunduğu önemli yapılar, data merkezleri, askeri ve devlet yapıları, müzeler gibi önemli yapılarda binanın temeline basit kayıcı mesnetlerle birlikte yerleştirilebileceğini söyledi.

Teknolojinin henüz apartmanlara ve küçük evlere temel seviyesinde koymak için ekonomik olmadığını ancak cihazın diğer bir versiyonunun bu tür binalarda yapısal çerçeve sistemine yerleştirilebileceğini dile getiren Dicleli, ''Cihazımız, Münih Askeri Üniversitesi'ndeki testleri başarıyla sonuçlandı. Bundan sonraki süreçte de laboratuvarımızda cihazı daha ekonomik hale getirmek üzere testleri gerçekleştireceğiz. Bu amaçla cihazı Almanya'da imal ettirdik. Testlerimiz tamamlandıktan sonra cihaz tamamen ticari hale gelebilecek'' dedi.

Prof. Dr. Dicleli, cihazın Dünya Patent Organizasyonu'ndan patent onayını elde ettiklerini belirterek, bundan sonraki süreçte ABD, Avrupa, Çin, Japonya, Hindistan ve Rusya'dan patent alma girişimlerine ODTÜ Teknokent aracılığıyla başladıklarını sözlerine ekledi.

> Depremde binalar artık yıkılmayacak

ODTÜ Mühendislik Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Dicleli, mevcut bina ve köprüleri deprem etkisine karşı koruyan ''Deprem Enerji Sönümleyici'' cihazı geliştirdi. Cihaz için Dünya Patent Organizasyonu'ndan patent için teknik onay alındı.

Çelikten yapılan cihazın monte edildiği bina ve köprülerde, deprem enerjisi yapıyı ayakta tutan kolon, kiriş gibi esas yapı elemanları tarafından değil, damperler tarafından emiliyor ve böylece yapının yıkılması engelleniyor.

''Deprem Enerji Sönümleyici'' isimli buluş, ODTÜ'deki araştırmalardan ticari hale dönüştürülen ilk araştırma ürünleri arasında yer alıyor. Buluş için ana konusu yapı malzemeleri olan Alman Maurer Söhne GmbH&Co. KG firması ile lisans anlaşması yapıldı.

ODTÜ Mühendislik Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Dicleli, buluşuyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada iki tür damper teknolojisinin bulunduğunu, geliştirdikleri damperin ise mevcut yöntemlere göre üstünlükleri bulunan yeni bir yöntem olarak dünya literatürüne girip, ürün haline getirildiğini bildirdi.

Yapılarda oluşacak hasar ve buna bağlı can kaybının, yapının temelden ayrılarak temel ile yapı arasına kayıcı yüzeyler ile birlikte monte edilen ve damper olarak adlandırılan enerji sönümleme cihazları tarafından önlenebileceğini belirten Dicleli, ''Bu damperlerin monte edildiği yapılarda, deprem enerjisi yapıyı ayakta tutan kolon, kiriş gibi esas yapı elemanları tarafından değil, deprem etkisi altında temel seviyesinde ötelenen damperler tarafından emilir ve yapının hasar görmesi engellenir. Başka bir deyişle hasar yapıda değil damperlerde meydana gelir'' bilgilerini verdi.

Deprem hasarını yerli teknoloji engelleyecek

ODTÜ Mühendislik Bilimleri bünyesinde mevcut teknolojilere göre pek çok üstünlüğü bulunan ''MRSD'' adı verilen damperin deprem enerjisini sönümlemek üzere üç yıllık aralıksız bir bilimsel çalışma sonucunda geliştirildiğini bildiren Dicleli, şöyle konuştu:

''Damper, üstte ray sistemi ve altta enerji emici sistem olmak üzere iki ana kısımdan oluşuyor. Enerji emici sistem, sekiz çelik silindirden oluşuyor. Çelik silindirler altta bir bağlantı plakasına sabitleniyor, üstte ise sekiz çelik kol ve bu kollara bağlı kayıcılar vasıtasıyla ray sisteminin içerisine oturuyor.

Ray sistemi, bina ve köprülerde üst yapıya, enerji emici sistem ise binalarda temele, köprülerde ise ayaklar üzerine monte ediliyor. Deprem sarsıntısı esnasında ray sistemi ve enerji emici sistem arasında oluşan göreli yatay ötelemeler nedeniyle enerji emici silindirler çelik kolların hareket etmesiyle birlikte dönerek enerji emer ve yapı elemanlarında oluşacak hasarı sınırlıyor. Başka bir deyişle, hasar binada değil enerji emici silindirlerde oluşuyor.''

Üstünlükleri

Prof. Dr. Dicleli, damperlerin Japonya, Yeni Zelanda ve ABD'de 1970'li yıllardan beri yaygın şekilde kullanıldığını dile getirerek, çelikten imal edilen damperin ise piyasada pazarlanan teflon alaşımlı kayıcı malzemelerden ve lastikten yapılmış yabancı kaynaklı bu ürünlere kıyasla çok daha iyi bir performansa sahip olduğunu belirtti.

Cihazda çalışma mekanizmasında depremin şiddetine göre çok daha fazla direnç gösterme özelliğinin bulunduğunu kaydeden Dicleli, ''Cihaza depremin etkisiyle daha çok kuvvet etki ettirdiğinizde cihaz da buna çok daha büyük bir direnç gösteriyor. Yani cihaz kendini akıllı şekilde depremin şiddetine göre uyarlıyor. Bu özellik, cihazı dünyadaki diğer cihazlardan farklı kılıyor'' ifadelerini kullandı.

Cihazın mevcut teknolojilerin aksine çevre faktörlerinden etkilenmediğini, bu nedenle çok sıcak ya da soğuk iklimde yüksek performansla çalıştığını anlatan Dicleli, ayrıca çelikten imal edildiği için aşınma göstermediğini söyledi.

Dicleli, damperlerin servis ömrünün mevcut teknolojilerde 25-50 yıl arasında değişirken, yeni teknolojilerinde 125 yıl olduğunu bildirdi.

Kullanım yerleri

Dicleli, teknolojilerinin daha çok hastane, bilgisayar ekipmanlarının bulunduğu önemli yapılar, data merkezleri, askeri ve devlet yapıları, müzeler gibi önemli yapılarda binanın temeline basit kayıcı mesnetlerle birlikte yerleştirilebileceğini söyledi.

Teknolojinin henüz apartmanlara ve küçük evlere temel seviyesinde koymak için ekonomik olmadığını ancak cihazın diğer bir versiyonunun bu tür binalarda yapısal çerçeve sistemine yerleştirilebileceğini dile getiren Dicleli, ''Cihazımız, Münih Askeri Üniversitesi'ndeki testleri başarıyla sonuçlandı. Bundan sonraki süreçte de laboratuvarımızda cihazı daha ekonomik hale getirmek üzere testleri gerçekleştireceğiz. Bu amaçla cihazı Almanya'da imal ettirdik. Testlerimiz tamamlandıktan sonra cihaz tamamen ticari hale gelebilecek'' dedi.

Prof. Dr. Dicleli, cihazın Dünya Patent Organizasyonu'ndan patent onayını elde ettiklerini belirterek, bundan sonraki süreçte ABD, Avrupa, Çin, Japonya, Hindistan ve Rusya'dan patent alma girişimlerine ODTÜ Teknokent aracılığıyla başladıklarını sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Perşembe, 24 May 2012 11:27

Gösterim: 2050


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.