Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
YÖK'ün, yeni yükseköğretim yasa tasarısı taslağı hakkındaki görüş ve önerileri aldığı internet sitesi bugüne kadar 1 milyon 94 bin kez tıklandı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, yeni yükseköğretim yasa tasarısı taslağını Milli Eğitim Bakanlığını'na sunan Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK), taslağa ilişkin görüş ve önerileri almak için 5 Kasım'da hayata geçirdiği ''yeniyasa.yok.gov.tr'' internet sitesi bugüne kadar 1 milyon 94 bin kez tıklandı.
Siteyi 210 bin 421 kişi ziyaret etti. Ziyaretçiler 147 bin 31 kez dosya indirdi. Sitede açılan ''Ne düşünüyorsunuz'' bölümüne ise bugüne kadar yaklaşık 4 bin 872 görüş iletildi.
Görüşler arasında araştırma görevlilerinin statüleri, akademik yükselme kriterleri arasında yer alan dil puanı, doçentlik sonrası 5 yıl bekleme şartı, rektör atamaları en fazla tartışılan konular arasında yer aldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK'ün, yeni yükseköğretim yasa tasarısı taslağı hakkındaki görüş ve önerileri aldığı internet sitesi bugüne kadar 1 milyon 94 bin kez tıklandı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, yeni yükseköğretim yasa tasarısı taslağını Milli Eğitim Bakanlığını'na sunan Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK), taslağa ilişkin görüş ve önerileri almak için 5 Kasım'da hayata geçirdiği ''yeniyasa.yok.gov.tr'' internet sitesi bugüne kadar 1 milyon 94 bin kez tıklandı.
Siteyi 210 bin 421 kişi ziyaret etti. Ziyaretçiler 147 bin 31 kez dosya indirdi. Sitede açılan ''Ne düşünüyorsunuz'' bölümüne ise bugüne kadar yaklaşık 4 bin 872 görüş iletildi.
Görüşler arasında araştırma görevlilerinin statüleri, akademik yükselme kriterleri arasında yer alan dil puanı, doçentlik sonrası 5 yıl bekleme şartı, rektör atamaları en fazla tartışılan konular arasında yer aldı.
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Ocak 2013 12:01
Gösterim: 3466
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda siyasi partiler yeni anayasasının “idare ve kamu hizmetleri” bölümüne ilişkin düzenlemelerini hızla olgunlaştırıyor.
Ak Parti, yeni anayasada memur kavramı yerine “kamu görevlileri” şeklinde daha geniş bir ifade kullanmayı planlarken, devletteki kadrolu memur sayısını azaltacak düzenlemelerin önünü açmayı hedefliyor
Böylece belli kurumlardaki memur çalıştırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşları memur alımı yerine daha çok sözleşmeli personele yönelecek.
Böylece belli kurumlardaki memur çalıştırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşları memur alımı yerine daha çok sözleşmeli personele yönelecek.
Ak Parti, yeni anayasada “kamu görevlisi” kavramını kullanarak daha çok sözleşmeli personel çalıştırmanın önünü açacak düzenleme üzerinde dururken, YÖK ve RTÜK gibi kurumların anayasal kurum olmaktan çıkarılması da masaya yatırıldı.
Ak Parti, yeni anayasada memur kavramı yerine “kamu görevlileri” şeklinde daha geniş bir ifade kullanmayı planlarken, devletteki kadrolu memur sayısını azaltacak düzenlemelerin önünü açmayı hedefliyor. Mevcut anayasa yer alan, “kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür” ifadesindeki memurlar ifadesi çıkarılarak sadece “kamu görevlileri” ifadesi bırakılacak. Böylece belli kurumlardaki memur çalıştırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşları memur alımı yerine daha çok sözleşmeli personele yönelecek.
YÖK anayasada yok
RTÜK, YÖK, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu gibi kurumların yanı sıra yeni anayasada kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına da yer verilmemesi planlanıyor. Ak Parti’li kurmayların Başbakan Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde kesinleştireceği bu çalışmanın hayata geçirilmesi halinde sadece Diyanet İşleri anayasal kurum olarak kalacak.
Yerel yönetimler güçlenecek
Yeni anayasada yerel yönetimlerin güçlendirilerek daha etkin hale getirilmesini planlayan Ak Parti, bu konuda 2004’te Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği Kamu Yönetimi Reformu Kanunu’ndaki düzenlemeleri zemin olarak dikkate almayı düşünüyor. Ak Parti’nin önerileri arasında BDP’nin gerçekleşebileceği umudunu taşıdığı “seçilmiş vali” düzenlemesinin olmadığı öğrenildi.
Ak Parti içindeki anayasa komisyonunun masasında olgunlaştırılan “idari ve kamu hizmetleri” ile ilgili düzenlemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak. 21 Ocak’ta TBMM Başkanlığı’na sunulacak önerilere ilişkin son kararı Başbakan verecek.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda siyasi partiler yeni anayasasının “idare ve kamu hizmetleri” bölümüne ilişkin düzenlemelerini hızla olgunlaştırıyor.
Ak Parti, yeni anayasada memur kavramı yerine “kamu görevlileri” şeklinde daha geniş bir ifade kullanmayı planlarken, devletteki kadrolu memur sayısını azaltacak düzenlemelerin önünü açmayı hedefliyor
Böylece belli kurumlardaki memur çalıştırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşları memur alımı yerine daha çok sözleşmeli personele yönelecek.
Böylece belli kurumlardaki memur çalıştırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşları memur alımı yerine daha çok sözleşmeli personele yönelecek.
Ak Parti, yeni anayasada “kamu görevlisi” kavramını kullanarak daha çok sözleşmeli personel çalıştırmanın önünü açacak düzenleme üzerinde dururken, YÖK ve RTÜK gibi kurumların anayasal kurum olmaktan çıkarılması da masaya yatırıldı.
Ak Parti, yeni anayasada memur kavramı yerine “kamu görevlileri” şeklinde daha geniş bir ifade kullanmayı planlarken, devletteki kadrolu memur sayısını azaltacak düzenlemelerin önünü açmayı hedefliyor. Mevcut anayasa yer alan, “kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür” ifadesindeki memurlar ifadesi çıkarılarak sadece “kamu görevlileri” ifadesi bırakılacak. Böylece belli kurumlardaki memur çalıştırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşları memur alımı yerine daha çok sözleşmeli personele yönelecek.
YÖK anayasada yok
RTÜK, YÖK, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu gibi kurumların yanı sıra yeni anayasada kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına da yer verilmemesi planlanıyor. Ak Parti’li kurmayların Başbakan Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde kesinleştireceği bu çalışmanın hayata geçirilmesi halinde sadece Diyanet İşleri anayasal kurum olarak kalacak.
Yerel yönetimler güçlenecek
Yeni anayasada yerel yönetimlerin güçlendirilerek daha etkin hale getirilmesini planlayan Ak Parti, bu konuda 2004’te Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği Kamu Yönetimi Reformu Kanunu’ndaki düzenlemeleri zemin olarak dikkate almayı düşünüyor. Ak Parti’nin önerileri arasında BDP’nin gerçekleşebileceği umudunu taşıdığı “seçilmiş vali” düzenlemesinin olmadığı öğrenildi.
Ak Parti içindeki anayasa komisyonunun masasında olgunlaştırılan “idari ve kamu hizmetleri” ile ilgili düzenlemeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak. 21 Ocak’ta TBMM Başkanlığı’na sunulacak önerilere ilişkin son kararı Başbakan verecek.
(milliyet)
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Ocak 2013 11:52
Gösterim: 1321
Ceylanpınar'da okullar Suriye'deki komşu Rasulayn bölgesindeki çatışmaların yoğunlaşması üzerine tatil edildi
Suriye’nin Haseki iline bağlı Rasulayn bölgesindeki çatışma şiddetlenirken, Ceylanpınar’da okullar güvenlik amaçlı tatil edildi.
Akşam saatlerinde ÖSO ve PYD arasında başlayan çatışma aralıksız devam ederken, çatışma sesleri Şanlıurfa’nın sınıra sıfır noktasında bulunan Ceylanpınar ilçesinden duyulmaya başladı.
Güvenlik gerekçesiyle sınıra sıfır noktada bulunan Ceylanpınar ilçesinde okulların yarın Kaymakamlık tarafından güvenlik amaçlı tatil edildiği açıklandı. Açıklama belediyeye ait hoparlörle anons edildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Ceylanpınar'da okullar Suriye'deki komşu Rasulayn bölgesindeki çatışmaların yoğunlaşması üzerine tatil edildi
Suriye’nin Haseki iline bağlı Rasulayn bölgesindeki çatışma şiddetlenirken, Ceylanpınar’da okullar güvenlik amaçlı tatil edildi.
Akşam saatlerinde ÖSO ve PYD arasında başlayan çatışma aralıksız devam ederken, çatışma sesleri Şanlıurfa’nın sınıra sıfır noktasında bulunan Ceylanpınar ilçesinden duyulmaya başladı.
Güvenlik gerekçesiyle sınıra sıfır noktada bulunan Ceylanpınar ilçesinde okulların yarın Kaymakamlık tarafından güvenlik amaçlı tatil edildiği açıklandı. Açıklama belediyeye ait hoparlörle anons edildi.
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Ocak 2013 10:11
Gösterim: 1676
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, eş özründen ataması yapılmayan öğretmenlerin mağdur edilmesinden dolayı MEB’e tepki gösterdi
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, sendika üyesi bir kadın öğretmenin eş özrüne dayalı olarak İzmir’e atanmak için yaptığı başvurunun “alanında boş kontenjan olmadığı” gerekçesiyle reddedildiğini ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Bostan, “Aile bütünlüğünü koruması gereken bir kurum olan MEB’in binlerce mahkeme kararına rağmen tam aksine işlem yapması bir türlü anlaşılamamaktadır” dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Hanefi Bostan, “İstanbul’da görev yapan bir bayan öğretmen üyemiz, eş özrüne dayalı olarak İzmir iline atanmak için 2012 yılı Öğretmenlerin Özür Durumuna Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzunda bulunan hükümlere göre başvuru yaptığı, ancak atanmak istediği İzmir ilinde 'Alanında boş kontenjan' bulunmadığı gerekçesiyle eş durumundan atama isteğinin reddedilmesi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’na dava açılmıştır. Sendika Avukatımız Şahin Zenginal tarafından İstanbul İdari Mahkemesi'ne açılan davada, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermiştir” dedi.
Mahkemenin kararını değerlendiren Bostan, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 27 Aralık 2012 tarihinde oy birliğiyle aldığı 2012/1935 esas nolu kararında şun ifadelerin yer aldığını söyledi:
'Anayasal güvence altında bulunan aile bütünlüğü ilkesi göz ardı edilerek, eş durumu mazereti nedeniyle yapılan iller arası eş özrüne dayanılarak atanma talebinin, mer’i mevzuat uyarınca kadro durumuna bakılmaksızın öncelikli olarak yerine getirilmesi gerekirken, yapılan başvurunun atanmak isteği ilde 'boş kontenjan bulunmadığı…' gerekçe gösterilerek reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde eşitlik, hakkaniyet ve yukarıda yer alan Anayasa ve diğer mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin eş özrüne dayalı atama olması, eşlerin ayrı yaşamasının aile bütünlüğünü bozacağı nedeniyle uygulaması halinde telafisi güç veya imkansız maddi ve manevi zararlar doğuracağı kaçınılmazdır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. Maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.'
"ÖĞRETMENLERİMİZİN KURU SÖZLERE KARNI TOKTUR"
“Aile bütünlüğünü koruması gereken bir kurum olan MEB’in binlerce mahkeme kararına rağmen tam aksine işlem yapması bir türlü anlaşılamamaktadır” diyen Bostan şunları söyledi:
"Ümit edilir ki bu ve benzeri yargı kararlarından sonra MEB kendine bir çeki düzen vererek buna benzer hak gasbına yönelik işlemlerden vazgeçer ve bir an evvel eş durumu atamalarını gerçekleştirir. Zira haksızlık ve zulümle abat olunamayacağını hâlâ anlayamadılar mı? Mahkeme kararlarına rağmen Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer özür grubu tayinlerine yönelik çok katı bir tutum sergilemekte, aileleri birbirinden koparmakta sakınca görmemektedir. Başbakan ise ailenin önemini konuşmalarında sıkça dile getirmektedir. Hatta Başbakan ‘Aile değerlerimiz, milli bekamızın en önemli teminatıdır’ şeklinde bilboardlara ilan vermiştir. Şayet Başbakan ailenin kutsiyetini vurgulamak, aile değerlerinin önemini belirtmek için bilboardlara ilan veriyorsa, vatandaşlarımıza ‘üç çocuk yapın’ diye çağrıda bulunuyorsa, bu durumda gereğini yerine getirmelidir. Dolayısıyla ilanın sahibi olan Başbakan’ın, bunun aksi bir davranışta bulunması abesle iştigal olur. Öğretmenlerimizin kuru sözlere karnı toktur. Cicili bicili ifadelerle, fiyakalı, cilalı ilanlarla insanların yüzünü güldüremezsiniz. Önemli olan bu sözleri yerine getirme kudretine ve kararlılığına sahip olmaktır. Başbakan sözlerinin arkasında durmalı ve aileleri paramparça eden Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e 'bu aileleri birleştirin' demelidir."
Şubat ataması mutlaka yapılmalı
Sendika olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nı kınadıklarını belirten Hanefi Bostan, “Sendikamızın; ailelerin parçalanmaması, çocukların annesiz, babasız kalmaması, sağlık ve öğrenim özrü mağdurlarının daha fazla acı yaşamaması için Ankara’da birçok noktada luna ve bilboardlarda yer alan 'Ailemi Geri İstiyorum. Aile bütünlüğü için, 2012 Şubat’ta atanan öğretmenleri de kapsayan İl-İlçe Emri ile birlikte 2013 Şubat’ın da kapsamlı özür grubu ataması istiyoruz’ yazılı ilanlar vererek Milli Eğitim Bakanını uyandırmak istedik. Sonunda bize bunu da yaptıran Milli Eğitim Bakanlığı'nı bir kez daha kınıyoruz. Bakanlık; eş, sağlık ve öğrenim özrü tayinlerinin önüne ördüğü duvarları artık yıkmalı ve Şubat ayında mutlaka özür grubu tayini yapmalıdır” diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, eş özründen ataması yapılmayan öğretmenlerin mağdur edilmesinden dolayı MEB’e tepki gösterdi
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, sendika üyesi bir kadın öğretmenin eş özrüne dayalı olarak İzmir’e atanmak için yaptığı başvurunun “alanında boş kontenjan olmadığı” gerekçesiyle reddedildiğini ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Bostan, “Aile bütünlüğünü koruması gereken bir kurum olan MEB’in binlerce mahkeme kararına rağmen tam aksine işlem yapması bir türlü anlaşılamamaktadır” dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Hanefi Bostan, “İstanbul’da görev yapan bir bayan öğretmen üyemiz, eş özrüne dayalı olarak İzmir iline atanmak için 2012 yılı Öğretmenlerin Özür Durumuna Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzunda bulunan hükümlere göre başvuru yaptığı, ancak atanmak istediği İzmir ilinde 'Alanında boş kontenjan' bulunmadığı gerekçesiyle eş durumundan atama isteğinin reddedilmesi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’na dava açılmıştır. Sendika Avukatımız Şahin Zenginal tarafından İstanbul İdari Mahkemesi'ne açılan davada, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermiştir” dedi.
Mahkemenin kararını değerlendiren Bostan, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 27 Aralık 2012 tarihinde oy birliğiyle aldığı 2012/1935 esas nolu kararında şun ifadelerin yer aldığını söyledi:
'Anayasal güvence altında bulunan aile bütünlüğü ilkesi göz ardı edilerek, eş durumu mazereti nedeniyle yapılan iller arası eş özrüne dayanılarak atanma talebinin, mer’i mevzuat uyarınca kadro durumuna bakılmaksızın öncelikli olarak yerine getirilmesi gerekirken, yapılan başvurunun atanmak isteği ilde 'boş kontenjan bulunmadığı…' gerekçe gösterilerek reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde eşitlik, hakkaniyet ve yukarıda yer alan Anayasa ve diğer mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu işlemin eş özrüne dayalı atama olması, eşlerin ayrı yaşamasının aile bütünlüğünü bozacağı nedeniyle uygulaması halinde telafisi güç veya imkansız maddi ve manevi zararlar doğuracağı kaçınılmazdır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27. Maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.'
"ÖĞRETMENLERİMİZİN KURU SÖZLERE KARNI TOKTUR"
“Aile bütünlüğünü koruması gereken bir kurum olan MEB’in binlerce mahkeme kararına rağmen tam aksine işlem yapması bir türlü anlaşılamamaktadır” diyen Bostan şunları söyledi:
"Ümit edilir ki bu ve benzeri yargı kararlarından sonra MEB kendine bir çeki düzen vererek buna benzer hak gasbına yönelik işlemlerden vazgeçer ve bir an evvel eş durumu atamalarını gerçekleştirir. Zira haksızlık ve zulümle abat olunamayacağını hâlâ anlayamadılar mı? Mahkeme kararlarına rağmen Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer özür grubu tayinlerine yönelik çok katı bir tutum sergilemekte, aileleri birbirinden koparmakta sakınca görmemektedir. Başbakan ise ailenin önemini konuşmalarında sıkça dile getirmektedir. Hatta Başbakan ‘Aile değerlerimiz, milli bekamızın en önemli teminatıdır’ şeklinde bilboardlara ilan vermiştir. Şayet Başbakan ailenin kutsiyetini vurgulamak, aile değerlerinin önemini belirtmek için bilboardlara ilan veriyorsa, vatandaşlarımıza ‘üç çocuk yapın’ diye çağrıda bulunuyorsa, bu durumda gereğini yerine getirmelidir. Dolayısıyla ilanın sahibi olan Başbakan’ın, bunun aksi bir davranışta bulunması abesle iştigal olur. Öğretmenlerimizin kuru sözlere karnı toktur. Cicili bicili ifadelerle, fiyakalı, cilalı ilanlarla insanların yüzünü güldüremezsiniz. Önemli olan bu sözleri yerine getirme kudretine ve kararlılığına sahip olmaktır. Başbakan sözlerinin arkasında durmalı ve aileleri paramparça eden Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e 'bu aileleri birleştirin' demelidir."
Şubat ataması mutlaka yapılmalı
Sendika olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nı kınadıklarını belirten Hanefi Bostan, “Sendikamızın; ailelerin parçalanmaması, çocukların annesiz, babasız kalmaması, sağlık ve öğrenim özrü mağdurlarının daha fazla acı yaşamaması için Ankara’da birçok noktada luna ve bilboardlarda yer alan 'Ailemi Geri İstiyorum. Aile bütünlüğü için, 2012 Şubat’ta atanan öğretmenleri de kapsayan İl-İlçe Emri ile birlikte 2013 Şubat’ın da kapsamlı özür grubu ataması istiyoruz’ yazılı ilanlar vererek Milli Eğitim Bakanını uyandırmak istedik. Sonunda bize bunu da yaptıran Milli Eğitim Bakanlığı'nı bir kez daha kınıyoruz. Bakanlık; eş, sağlık ve öğrenim özrü tayinlerinin önüne ördüğü duvarları artık yıkmalı ve Şubat ayında mutlaka özür grubu tayini yapmalıdır” diye konuştu.
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Ocak 2013 09:23
Gösterim: 1564
YÖK yasa taslağının yetersiz olduğunu savunan üniversiteler, açık kalan kontenjanlar için taban puanının düşürülmesini istiyor
Yükseköğretimin geleceğini belirlemek, Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmak için yeniden düzenlenen YÖK yasa taslağı hükümet ve üniversitelerden destek görmedi. Düzenlenen toplantıda bir araya gelen Vakıf Üniversiteler Birliği Başkanı Prof. Dr. Rıfat Sarıcaoğlu. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Yükseköğretim Meclisi Başkanı Bekir Okan ve İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın yaptıkları ortak açıklamada, düzenlenen YÖK taslağı ile Türkiye'nin ileriye taşınmasının mümkün olmadığını belirterek, şunları söylediler: "Geçtiğimiz yıl 1.7 milyon öğrenci sınava girdi. 700 bin öğrenci dışarıda kaldı. Bir tarafta talep varken, bir tarafta üniversitelerde kontenjan açığı var. Bu durum, anlaşılır bir durum değil. Öğrenciler, üniversite okumak için liseye gidiyor. Üniversiteler bölüm açmış. Bölüm için öğretim üyelerini görevlendirmiş. Fiziki imkânlar sağlanmış. Laboratuvarlar kurulmuş. 100 öğrenci yerine, ancak 10 öğrenciyi okutabiliyorsunuz. Bu durum hem ekonomiye hem ülkeye ve ülkenin geleceğine zarar veriyor."
NELER YAPILMALI?
Üniversite adayları, her yıl girdikleri sınav sonucunda tercih ettikleri bölümlere, aldıkları puanlar karşılığında yerleşiyorlar. Yerleştirme işlemi sona erdiğinde, üniversitelerde boş kontenjanlar kalıyor. Boş kontenjanlara yerleşmek isteyen öğrencinin puanı, o bölüme en son giren öğrencinin puanının altında olmaması gerekiyor. Bu nedenle boş kontenjanlara başvuru yapılamıyor. YÖK'ün açık kalan kontenjanlarda, taban puanı düşürmesini isteyen üniversiteler, yabancı öğrencilerin Türkiye'ye gelmesini sağlamak için çalışma yapılmasını ve birkaç yıl yabancı öğrencilerin bir kısmına devlet bursu verilmesi gerektiğini dile getirdiler.
TASLAKTA NELER OLMALI?
Ar-Ge ve İnovasyon.
Yükseköğretimin finasmanı.
Üniversite ve sanayi işbirliği.
Akreditasyon.
Yurtdışından öğrenci alımının teşviki.
(Yaşar Özay Sabah)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK yasa taslağının yetersiz olduğunu savunan üniversiteler, açık kalan kontenjanlar için taban puanının düşürülmesini istiyor
Yükseköğretimin geleceğini belirlemek, Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmak için yeniden düzenlenen YÖK yasa taslağı hükümet ve üniversitelerden destek görmedi. Düzenlenen toplantıda bir araya gelen Vakıf Üniversiteler Birliği Başkanı Prof. Dr. Rıfat Sarıcaoğlu. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Yükseköğretim Meclisi Başkanı Bekir Okan ve İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın yaptıkları ortak açıklamada, düzenlenen YÖK taslağı ile Türkiye'nin ileriye taşınmasının mümkün olmadığını belirterek, şunları söylediler: "Geçtiğimiz yıl 1.7 milyon öğrenci sınava girdi. 700 bin öğrenci dışarıda kaldı. Bir tarafta talep varken, bir tarafta üniversitelerde kontenjan açığı var. Bu durum, anlaşılır bir durum değil. Öğrenciler, üniversite okumak için liseye gidiyor. Üniversiteler bölüm açmış. Bölüm için öğretim üyelerini görevlendirmiş. Fiziki imkânlar sağlanmış. Laboratuvarlar kurulmuş. 100 öğrenci yerine, ancak 10 öğrenciyi okutabiliyorsunuz. Bu durum hem ekonomiye hem ülkeye ve ülkenin geleceğine zarar veriyor."
NELER YAPILMALI?
Üniversite adayları, her yıl girdikleri sınav sonucunda tercih ettikleri bölümlere, aldıkları puanlar karşılığında yerleşiyorlar. Yerleştirme işlemi sona erdiğinde, üniversitelerde boş kontenjanlar kalıyor. Boş kontenjanlara yerleşmek isteyen öğrencinin puanı, o bölüme en son giren öğrencinin puanının altında olmaması gerekiyor. Bu nedenle boş kontenjanlara başvuru yapılamıyor. YÖK'ün açık kalan kontenjanlarda, taban puanı düşürmesini isteyen üniversiteler, yabancı öğrencilerin Türkiye'ye gelmesini sağlamak için çalışma yapılmasını ve birkaç yıl yabancı öğrencilerin bir kısmına devlet bursu verilmesi gerektiğini dile getirdiler.
TASLAKTA NELER OLMALI?
Ar-Ge ve İnovasyon.
Yükseköğretimin finasmanı.
Üniversite ve sanayi işbirliği.
Akreditasyon.
Yurtdışından öğrenci alımının teşviki.
(Yaşar Özay Sabah)
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Ocak 2013 08:01
Gösterim: 1503

