Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bahçeşehir Üniversitesi her okula bir kütüphane kurmak için kitap toplama kampanyası başlattı.
Türkiye’de kitap okumayan çocuk kalmasın diye Bahçeşehir Üniversitesi, Şişli Belediyesi ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci Konseyi işbirliğiyle yeni bir sosyal sorumluluk kampanyası başlıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş ve Şişli kampuslarında kurulan stantlar aracılığıyla toplanacak kitaplar, Şişli Belediyesi’nin desteğiyle ihtiyacı olan tüm okullara dağıtılacak. Kampanya aracılığıyla toplanacak kitaplarda herhangi bir ayrım yapılmıyor. Dünya klasikleri, test kitapları, çocuk kitapları, romanlar, hikayeler… Yaş aralığı ve okul sınırı olmaksızın 26 Mart – 13 Nisan 2012 tarihleri arasında toplanacak kitaplar her yaş grubundan farklı nitelikteki okullara dağıtılacak. Siz de bağışlayacağınız bir kitap ile “Her Okula Bir Kütüphane” kampanyamıza destek verebilirsiniz.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Bahçeşehir Üniversitesi her okula bir kütüphane kurmak için kitap toplama kampanyası başlattı.
Türkiye’de kitap okumayan çocuk kalmasın diye Bahçeşehir Üniversitesi, Şişli Belediyesi ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci Konseyi işbirliğiyle yeni bir sosyal sorumluluk kampanyası başlıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş ve Şişli kampuslarında kurulan stantlar aracılığıyla toplanacak kitaplar, Şişli Belediyesi’nin desteğiyle ihtiyacı olan tüm okullara dağıtılacak. Kampanya aracılığıyla toplanacak kitaplarda herhangi bir ayrım yapılmıyor. Dünya klasikleri, test kitapları, çocuk kitapları, romanlar, hikayeler… Yaş aralığı ve okul sınırı olmaksızın 26 Mart – 13 Nisan 2012 tarihleri arasında toplanacak kitaplar her yaş grubundan farklı nitelikteki okullara dağıtılacak. Siz de bağışlayacağınız bir kitap ile “Her Okula Bir Kütüphane” kampanyamıza destek verebilirsiniz.
Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Mart 2012 15:42
Gösterim: 2379
Yolsuzlukları açığa çıkardığı için Yozgat Bozok Üniversitesi’nden ilişiği kesilen eski Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Acar, mobbing uygulandığı gerekçesiyle açtığı davadan 20 bin liralık rekor tazminat kazandı.
Yozgat Bozok Üniversitesi’ndeki yolsuzlukları açığa çıkararak, savcılığın 27 sanık hakkında dava açması sürecini başlatan eski Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Acar’ın duyarlılığı, konumunu ve unvanını kaybetmesine yol açtı. Dönemin rektörü, hakkında 9 ayrı soruşturma açarak, yolsuzluk dosyasında yargılananları bu soruşturmalarda muhakkik olarak tayin etti. Rektör, daha sonra da Acar’ın profesörlük ünvanını alarak, üniversiteyle ilişiğini kesti indigenerics.com. Buna karşılık mobbing davası açan Acar, rektörü rekor bir tazminata mahkzm ettirdi. Mahkeme, talep ettiği 20 bin liralık tazminatın bütününün Acar’a ödenmesine hükmetti.
30 Mart 2009’da Bozok Üniversitesi Rektörlüğü tarafından profesör olarak atanan, 2 ay sonra da Tıp Fakültesi Dekanlığı’na getirilen Prof. Dr. Hasan Acar, kısa sürede başarılı işlere imza attı. Dekanlığı sürerken, üniversitedeki usulsüz bazı işlemlerden kuşkulanan Acar, dönemin rektörü Prof. Dr. İnci Varinli’ye duyumlarını ve tanıklık ettiği yolsuzlukları anlattığı bir yazı gönderdi. Varinli’den “işiyle ilgilenmesi” tavsiyesi ve “üniversitenin bütün personeline güvendiği” yanıtını alan Acar, iddialarının takipçisi oldu.
9 ayrı soruşturma
Yozgat Başsavcılığı’na başvuran Acar, üniversiteye yapılan alımlarda sadece belli firmalar lehine hareket edildiğini ve devletin zarara sokulduğunu belirterek, Bozok Üniversitesi’nde görevli bazı bürokratlar ve işadamları hakkında suç duyurusunda bulundu. Açılan soruşturmada çok sayıda şüpheli tutuklandı. Yozgat Başsavcılığı da iddiaları ciddi bularak, 27 sanık hakkında Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.
Ancak bu dava, Acar’ın üniversitedeki sonu oldu. Rektör Varinli, Acar hakkında ardı ardına idari soruşturmalar başlattı. Hakkında 9 ayrı soruşturma başlatılan Acar’a yöneltilen bazı suçlamalar şu şekilde:
- Genel cerrah olan ve özellikle sağlıklı beslenme konusunda çok sayıda çalışması olan Acar’ın, Yozgat’taki bir fırıncıya bol kepekli ekmek üretmesini tavsiye etmesi, fırıncının tavsiyede bulunanın Acar olduğunu belirterek satış yapması.
- Yozgat’ta açılan balıkçının, Acar’ın balığın faydalarına yönelik beyanlarını levha haline getirmesi.
- Acar’ın, bir yakınının ve yakınının annesinin ameliyatlarını Ankara’da yapması.
- Ankara’da doktorların katıldığı bir kokteyle gitmesi.
- 6 ayrı hastalığı bulunan Şeyma adlı bebekle özel olarak ilgilenmesi, bu konunun basına yansıması.
- Başhekime hakaret.
İlişiği kesildi
Rektörlüğün suçlu bulduğu Acar’ın profesörlük ünvanı geri alındı, üniversiteyle de ilişiği kesildi. Acar, YÖK’e ve idare mahkemesine ayrı ayrı başvurular yaptı. Verilen 8 ceza YÖK ve mahkemeler tarafından iptal edildi; sadece bir “kınama” cezası yargıya taşınmadığından kesinleşti. İlişiğinin kesilmesi işleminin iptali için de dava açan Acar, Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne de Varinli’nin kendisine mobbing uyguladığı gerekçesiyle tazminat davası açtı. Mahkeme, Acar’ın talep ettiği 20 bin liralık tazminatın tamamının Varinli tarafından ödenmesi gerektiğine karar verdi.
‘Neden daha önce açmadın?’
Kararda, Acar’ın hastanede aldığı görevler ve Yozgat’taki yolsuzluk davasıyla ilgili süreç özetlendikten sonra, 2 rektör yardımcısı, genel sekreter, başhekim, 4 daire başkanı ve 3 şube müdürünün de aralarında bulunduğu sanıklar hakkındaki davanın sürdüğü kaydedildi. Varinli’nin buna karşılık, tutuklanan personel hakkında bile soruşturma açmadığına işaret edilen kararda, Acar’ın bu süreçte dekanlık görevinden Yozgat’ın diğer ucundaki meslek yüksekokuluna sürüldüğü, aşağılayıcı, suçlayıcı yazılarla taciz edildiği belirtildi. Acar’ın tehdit mesajları da aldığına işaret edilen kararda, yaşadıklarının etkisiyle Ankara Belediye Hastanesi’nden Depresif Reaksiyon tanısıyla 30 gün rapor aldığı vurgulandı. Acar’ın tanıklarının anlatımlarına da yer verilen kararda şöyle denildi: “O dönemde rektör olan davalının davacı aleyhine soruşturmalar başlattığı anlaşılmaktadır. Tanıkların beyanından, yolsuzluk şikâyeti yapılana kadar soruşturma başlatmayan rektörün daha sonra üst üste soruşturmalar başlattığı, yetkilerini suistimal ederek, soruşturma baskısıyla davacıyı yıldırmaya çalıştığı, manen yıpratmak maksadıyla hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Soruşturma konuları da mahkememizce ciddi bulunmamıştır.”
(Milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Yolsuzlukları açığa çıkardığı için Yozgat Bozok Üniversitesi’nden ilişiği kesilen eski Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Acar, mobbing uygulandığı gerekçesiyle açtığı davadan 20 bin liralık rekor tazminat kazandı.
Yozgat Bozok Üniversitesi’ndeki yolsuzlukları açığa çıkararak, savcılığın 27 sanık hakkında dava açması sürecini başlatan eski Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Acar’ın duyarlılığı, konumunu ve unvanını kaybetmesine yol açtı. Dönemin rektörü, hakkında 9 ayrı soruşturma açarak, yolsuzluk dosyasında yargılananları bu soruşturmalarda muhakkik olarak tayin etti. Rektör, daha sonra da Acar’ın profesörlük ünvanını alarak, üniversiteyle ilişiğini kesti indigenerics.com. Buna karşılık mobbing davası açan Acar, rektörü rekor bir tazminata mahkzm ettirdi. Mahkeme, talep ettiği 20 bin liralık tazminatın bütününün Acar’a ödenmesine hükmetti.
30 Mart 2009’da Bozok Üniversitesi Rektörlüğü tarafından profesör olarak atanan, 2 ay sonra da Tıp Fakültesi Dekanlığı’na getirilen Prof. Dr. Hasan Acar, kısa sürede başarılı işlere imza attı. Dekanlığı sürerken, üniversitedeki usulsüz bazı işlemlerden kuşkulanan Acar, dönemin rektörü Prof. Dr. İnci Varinli’ye duyumlarını ve tanıklık ettiği yolsuzlukları anlattığı bir yazı gönderdi. Varinli’den “işiyle ilgilenmesi” tavsiyesi ve “üniversitenin bütün personeline güvendiği” yanıtını alan Acar, iddialarının takipçisi oldu.
9 ayrı soruşturma
Yozgat Başsavcılığı’na başvuran Acar, üniversiteye yapılan alımlarda sadece belli firmalar lehine hareket edildiğini ve devletin zarara sokulduğunu belirterek, Bozok Üniversitesi’nde görevli bazı bürokratlar ve işadamları hakkında suç duyurusunda bulundu. Açılan soruşturmada çok sayıda şüpheli tutuklandı. Yozgat Başsavcılığı da iddiaları ciddi bularak, 27 sanık hakkında Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.
Ancak bu dava, Acar’ın üniversitedeki sonu oldu. Rektör Varinli, Acar hakkında ardı ardına idari soruşturmalar başlattı. Hakkında 9 ayrı soruşturma başlatılan Acar’a yöneltilen bazı suçlamalar şu şekilde:
- Genel cerrah olan ve özellikle sağlıklı beslenme konusunda çok sayıda çalışması olan Acar’ın, Yozgat’taki bir fırıncıya bol kepekli ekmek üretmesini tavsiye etmesi, fırıncının tavsiyede bulunanın Acar olduğunu belirterek satış yapması.
- Yozgat’ta açılan balıkçının, Acar’ın balığın faydalarına yönelik beyanlarını levha haline getirmesi.
- Acar’ın, bir yakınının ve yakınının annesinin ameliyatlarını Ankara’da yapması.
- Ankara’da doktorların katıldığı bir kokteyle gitmesi.
- 6 ayrı hastalığı bulunan Şeyma adlı bebekle özel olarak ilgilenmesi, bu konunun basına yansıması.
- Başhekime hakaret.
İlişiği kesildi
Rektörlüğün suçlu bulduğu Acar’ın profesörlük ünvanı geri alındı, üniversiteyle de ilişiği kesildi. Acar, YÖK’e ve idare mahkemesine ayrı ayrı başvurular yaptı. Verilen 8 ceza YÖK ve mahkemeler tarafından iptal edildi; sadece bir “kınama” cezası yargıya taşınmadığından kesinleşti. İlişiğinin kesilmesi işleminin iptali için de dava açan Acar, Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne de Varinli’nin kendisine mobbing uyguladığı gerekçesiyle tazminat davası açtı. Mahkeme, Acar’ın talep ettiği 20 bin liralık tazminatın tamamının Varinli tarafından ödenmesi gerektiğine karar verdi.
‘Neden daha önce açmadın?’
Kararda, Acar’ın hastanede aldığı görevler ve Yozgat’taki yolsuzluk davasıyla ilgili süreç özetlendikten sonra, 2 rektör yardımcısı, genel sekreter, başhekim, 4 daire başkanı ve 3 şube müdürünün de aralarında bulunduğu sanıklar hakkındaki davanın sürdüğü kaydedildi. Varinli’nin buna karşılık, tutuklanan personel hakkında bile soruşturma açmadığına işaret edilen kararda, Acar’ın bu süreçte dekanlık görevinden Yozgat’ın diğer ucundaki meslek yüksekokuluna sürüldüğü, aşağılayıcı, suçlayıcı yazılarla taciz edildiği belirtildi. Acar’ın tehdit mesajları da aldığına işaret edilen kararda, yaşadıklarının etkisiyle Ankara Belediye Hastanesi’nden Depresif Reaksiyon tanısıyla 30 gün rapor aldığı vurgulandı. Acar’ın tanıklarının anlatımlarına da yer verilen kararda şöyle denildi: “O dönemde rektör olan davalının davacı aleyhine soruşturmalar başlattığı anlaşılmaktadır. Tanıkların beyanından, yolsuzluk şikâyeti yapılana kadar soruşturma başlatmayan rektörün daha sonra üst üste soruşturmalar başlattığı, yetkilerini suistimal ederek, soruşturma baskısıyla davacıyı yıldırmaya çalıştığı, manen yıpratmak maksadıyla hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Soruşturma konuları da mahkememizce ciddi bulunmamıştır.”
(Milliyet)
Son Güncelleme: Pazar, 25 Mart 2012 21:18
Gösterim: 4312
Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği ve Elektrik - Elektronik Mühendisliği öğrencilerine, Gülsan Holding A.Ş. İnsan Kaynakları Direktörü Hamdi Özçelikel tarafından "Diploma Yetmez" konulu konferans verildi.
Makine Mühendisliği Bölümü Konferans Salonunda düzenlenen konferansta, gelecek yıllarda küreselleşmenin daha fazla yaşanacağını belirten Özçelikel, müşteri odaklı bir çalışan olmanın işe girimlerde önemli bir unsur olduğunu ifade etti. Özçelikel, önümüzdeki yıllarda paranın yerini bilginin alacağını vurguladı. Meslekte uzman olmanın önemine dikkat çeken Özçelikel, "Okulunuz bitti diyelim ki makine mühendisi oldunuz. Mühendislik çok geniş bir yelpazedir. Zaten herkes sizden her konuda uzman olmanızı beklemiyor. Belirli konularda uzman olmanız sizin aranılan insan olmanızda önemli bir faktördür. Uzmanlık gelecekte daha fazla ön plana çıkacaktır. İsteseniz de istemeseniz de değişim sürekli devam ediyor. Buna ayak uydurmak zorundasınız. Bu nedenle seve seve ayak uydurmaya çalışın" şeklinde konuştu. Teknolojiyi takip etmenin önemli olduğunu söyleyen Özçelikel, "Bilgiye sahip olan değil, teknolojiyi yönetebilen elemanlar şirketler tarafından daha çok tercih edilecektir. Artık insanlar, ürünler, fikirler ön plana çıkacak. Gelecekteki toplumlar arası, ekonomiler arası savaşta en güçlü silah insanlar, insanların ürettiği ürünler ve insanın ürettiği fikirler daha revaçta olacak. Şirketler az sayıda, deneyimli ve genç insanları şirketlerinde tutmak, onlarla birlikte yola devam etmek isteyeceklerdir" dedi.
Özçelikel, "Bilgi bugün güç demektir ama bu yarın böyle olmayabilir. Siz zaten bilmek zorundasınız, bu sizin birinci amacınız olmalı. Gelecekte güvence ve kıdem yerine performans daha fazla önem kazanacak. Yani sizin bir şirkette 20 yıl çalışıyor olmanız veya şirkette bir tanıdığınızın olması sizin oradan emekli olacağınız anlamına gelmiyor. Başkalarına güvenerek değil, bir yere gelmek için kendi tırnaklarınızla bir şeyleri kazımanız gerekiyor" diye konuştu.Ekip çalışmalarının şirketler için önemli olduğunu söyleyen Özçelikel, "Geleceğin şirketlerinde hiyerarşik kademe olabildiğince azalacak. Yatay organizasyonlar ön plana çıkacağı için takımlar ağırlık kazanacak. Bu nedenle işe alınan kişinin diğer insanlarla uyumlu çalışıp çalışamayacağı, ya da bir takımı yönlendirip, yönlendiremeyeceği önemli olacak" şeklinde konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği ve Elektrik - Elektronik Mühendisliği öğrencilerine, Gülsan Holding A.Ş. İnsan Kaynakları Direktörü Hamdi Özçelikel tarafından "Diploma Yetmez" konulu konferans verildi.
Makine Mühendisliği Bölümü Konferans Salonunda düzenlenen konferansta, gelecek yıllarda küreselleşmenin daha fazla yaşanacağını belirten Özçelikel, müşteri odaklı bir çalışan olmanın işe girimlerde önemli bir unsur olduğunu ifade etti. Özçelikel, önümüzdeki yıllarda paranın yerini bilginin alacağını vurguladı. Meslekte uzman olmanın önemine dikkat çeken Özçelikel, "Okulunuz bitti diyelim ki makine mühendisi oldunuz. Mühendislik çok geniş bir yelpazedir. Zaten herkes sizden her konuda uzman olmanızı beklemiyor. Belirli konularda uzman olmanız sizin aranılan insan olmanızda önemli bir faktördür. Uzmanlık gelecekte daha fazla ön plana çıkacaktır. İsteseniz de istemeseniz de değişim sürekli devam ediyor. Buna ayak uydurmak zorundasınız. Bu nedenle seve seve ayak uydurmaya çalışın" şeklinde konuştu. Teknolojiyi takip etmenin önemli olduğunu söyleyen Özçelikel, "Bilgiye sahip olan değil, teknolojiyi yönetebilen elemanlar şirketler tarafından daha çok tercih edilecektir. Artık insanlar, ürünler, fikirler ön plana çıkacak. Gelecekteki toplumlar arası, ekonomiler arası savaşta en güçlü silah insanlar, insanların ürettiği ürünler ve insanın ürettiği fikirler daha revaçta olacak. Şirketler az sayıda, deneyimli ve genç insanları şirketlerinde tutmak, onlarla birlikte yola devam etmek isteyeceklerdir" dedi.
Özçelikel, "Bilgi bugün güç demektir ama bu yarın böyle olmayabilir. Siz zaten bilmek zorundasınız, bu sizin birinci amacınız olmalı. Gelecekte güvence ve kıdem yerine performans daha fazla önem kazanacak. Yani sizin bir şirkette 20 yıl çalışıyor olmanız veya şirkette bir tanıdığınızın olması sizin oradan emekli olacağınız anlamına gelmiyor. Başkalarına güvenerek değil, bir yere gelmek için kendi tırnaklarınızla bir şeyleri kazımanız gerekiyor" diye konuştu.Ekip çalışmalarının şirketler için önemli olduğunu söyleyen Özçelikel, "Geleceğin şirketlerinde hiyerarşik kademe olabildiğince azalacak. Yatay organizasyonlar ön plana çıkacağı için takımlar ağırlık kazanacak. Bu nedenle işe alınan kişinin diğer insanlarla uyumlu çalışıp çalışamayacağı, ya da bir takımı yönlendirip, yönlendiremeyeceği önemli olacak" şeklinde konuştu.
Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 12:53
Gösterim: 1909
Demokratik Sol Parti (DSP) Kurucu Genel Başkanı Rahşan Ecevit, Kdz. Ereğli'de kurulması planlanan yeni üniversiteye eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in adının verilmesi talebini kabul ettiğini söyledi.
Rahşan Ecevit, Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TSO) ilçede kurulması düşünülen Bülent Ecevit Üniversitesi çalışmaları kapsamında TSO Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıya katılmak üzere Ereğli'ye geldi. Üniversite konusunda Ankara'da birçok soruyla karşılaştığını belirten Rahşan Ecevit, şöyle konuştu: "Önce ilçelerde olmuyor, çünkü 'ilçelerde olursa diğer ilçeler de ister' diyorlar.
Yolda aklıma geldi, acaba nüfusunuzu artırırsanız da il olsanız diye. O zaman üniversite olur. Üzerinde durmak lazım. Oturup toplanıp bunu uzun uzun konuşmak lazım, ne şekilde bunu elde edebiliriz diye. Bugünkü yasalara göre bu olmuyor. Kime gitseniz size ilçe olduğunuzu söyleyecekler. Belki de önce ilçelikten kurtulmak gerekiyor.
Üniversite kurulursa Bülent Ecevit isminin verilmesini çok isterim. Ancak, bunun için şartlar ne kadar uygun bilemiyorum. Eğer tek mesele isim ise ben çoktan verdim. Bunun nasıl başarılacağını da duymak istiyorum. Ben şahsen çok mutlu olurum. Eşimin de çok memnun olacağına eminim.
Şu sırada belki onun da ruhu buradadır."Toplantıda konuşan Kdz. Ereğli TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Genç, ilçede üniversite kurulması konusunda yürüttükleri çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Ankara'da yürüttükleri görüşmeler kapsamında Rahşan Ecevit'i de evinde ziyaret ederek Ereğli'ye davet ettiklerini hatırlatan Genç, şunları söyledi: "Biz, bölge belediyeleri, tüm siyasi parti örgütleri, sivil toplum kuruluşları, bölge sendikaları, bölge işadamları ve bölge insanıyla bu konunun arkasında desteği sürdürebilirsek bölgemizde yeni bir üniversite istiyoruz ve bunun isminin Bülent Ecevit Üniversitesi olmasını canı gönülden istiyor talep ediyoruz.
Bülent Ecevit, çeliğin üretildiği, kömürün çıkarıldığı yerlerle özdeşleşmiş bir isimdir. Bülent Ecevit Üniversitesi bizim bölgemizde olmalıdır. Bülent Ecevit Üniversitesi'ne alt yapı açısından tamamen hazır durumdayız. Toplantılarımızın devamlarını yapmaya devam edeceğiz ki sonuç alalım."
Gülüç Belediye Başkanı Aydın Güngör de, Rahşan Ecevit'in ziyaretinden onur duyduğunu dile getirdi. Üniversite konusunda projenin sonuca ulaşması için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini belirten Güngör, sözlerine şöyle devam etti: "Çok güzel bir deyiş vardır, 'karanlıktan korkma, bir ışık da sen yak' Bilim karanlığın en büyük düşmanıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün en önemli mesajı, 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' Bilimin ışığı da üniversitelerdir.
Bu nedenle bugünkü birlikteliğimizin ülkemizin aydınlık geleceğine katkı sunma anlamında bir kilometre taşıdır. İsminin Zonguldak'ın emeğin, barışın ve çağdaşlığın simgesi Bülent Ecevit olarak düşünülmesi ayrı bir vefa örneğidir. Güzel Ereğli'yi dünya markası yapacağına emin olduğum bu proje için herkes sonuç alana kadar omuz vermelidir. Bu toplumsal güç ve düşünce Ankara'da ses getirecektir.
Ereğli aydınlığa koşmaya karar vermiştir." Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık da, bir şeyi talep ederken alt yapısının sağlam olması gerektiğini söyledi. Uzun yıllardan beri bir üniversite hayaliyle yaşadıklarını anlatan Posbıyık, şöyle konuştu: "Başta TSO olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızın hummalı faaliyetleri için teşekkür ediyoruz.
Ankara'da günlerce kaldılar ve Zekiye Rahşan Ecevit'e kadar ulaştılar. Ecevit'lerden beklenen oldu ve 'Bülent Ecevit ismi Ereğli'ye yakışır' diye tarihi bir lafı oldu. Kendisi bize merhum Bülent Ecevit'in emanetidir.
Bu hareket Ereğli'de başka bir hareketin başlangıcı olacaktır. Bu birlikteliğin ilçenin diğer konularına da sirayet edeceğinin sinyalini almış bulunuyorum. Rahşan hanımefendinin Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli'ye yakışır sözü bizi zaten amacımıza ulaştırmıştır."
Posbıyık, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi'nin bulunduğu bölgeyi pafta üzerinde anlatarak üniversite yerleşke alanı hakkında bilgi verdi.
İki bölge olduğunu anlatan Posbıyık, sözlerine şöyle devam etti: "Fakülte yapmak için bin metrekare alanımız hazır.
Bir işadamımız buna katkıda bulunuruz derse, hemen buraya bir fakülte yapabiliriz. Taban alanını bin 200 metrekareye çıkarabiliyoruz. 25 bin metrekare alanda bir idare binası, bir fakülte buraya yapılabilir. Belediye olarak üzerinde çalıştığımız olay şu, Osmantepe diye bilinen alan için çalışıyoruz. Bu yeri bulduğumuzda eski rektörümüz Bektaş Açıkgöz'ü buraya götürdük.
Açıkgöz, 'İzmir'de bile böyle deniz ayağının altında, Alaplı yakınında, gelişmeye mütemayil bir üniversite alanı yok' dedi. Burası 240 bin metrekare vasfını yitirmiş ormandan oluşuyor. Buranın üniversite alanı olarak belirlenmesi için ihaleye çıktık. Pafta bittikten sonra bu alan 240 bin metrekare, ilaveleriyle birlikte yaklaşık üç yüz bin metrekare alan üniversite alanı olarak ilan edilecek. İnşallah TSO'nun önderliğiyle ve Sayın Rahşan Ecevit'in desteğiyle bu işi halledeceğimize inanıyorum"
Eski Ereğli Belediye başkanlarından Ruhi Cöbekoğlu, bu gün hayatının en önemli günlerinden birini yaşadığını söyledi. Eski Genel Başkanı Bülent Ecevit'in bu toplantıya ruh verdiğini dile getiren Cöbekoğlu, şöyle konuştu: "Hem bu, hem de TSO'nun Ereğli'ye yeniden ruh vermesini gördüğüm için iki defa mutluyum. Ben bir dönem de TSO başkanlığı yaptım. TSO'nun kurulmasını temin ettim. Arkadaşlarım o günden beri bu konuda hem çalışıyorlar hem de daha iyisini yapmak için devam ediyorlar.
Bugün Ereğli TSO Türkiye çapında ismi olan bir oda olmuştur. Bunun için bu çalışmayı yapanlara da teşekkür ediyorum. Bu mutlu günde TSO'nun bu büyük atılımı, Türkiye'de bir yeni üniversitenin kurulması yolunda çalışmaları yanında, sevgili genel başkanıma ve sevgili Rahşan hanımefendiye teşekkürlerimi sunuyorum"
Konuşmaların ardından Rahşan Ecevit, belediye başkanları ve TSO yöneticileri ile birlikte ilçenin sahil kesiminde inşa edilen Bülent Ecevit Parkı'nı gezdi. Gezi sırasında Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Rahşan Ecevit'e yerel l Ereğli'yi dünya markası yürünlerden oluşan hediyeler verdi. Ecevit daha sonra ilçedeki Çınaraltı mevkiindeki çay molasında vatandaşlarla sohbet etti. Ecevit, ağırlanacağı otelde TSO tarafından kendileri için düzenlenen yemeğe katıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Demokratik Sol Parti (DSP) Kurucu Genel Başkanı Rahşan Ecevit, Kdz. Ereğli'de kurulması planlanan yeni üniversiteye eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in adının verilmesi talebini kabul ettiğini söyledi.
Rahşan Ecevit, Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TSO) ilçede kurulması düşünülen Bülent Ecevit Üniversitesi çalışmaları kapsamında TSO Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıya katılmak üzere Ereğli'ye geldi. Üniversite konusunda Ankara'da birçok soruyla karşılaştığını belirten Rahşan Ecevit, şöyle konuştu: "Önce ilçelerde olmuyor, çünkü 'ilçelerde olursa diğer ilçeler de ister' diyorlar.
Yolda aklıma geldi, acaba nüfusunuzu artırırsanız da il olsanız diye. O zaman üniversite olur. Üzerinde durmak lazım. Oturup toplanıp bunu uzun uzun konuşmak lazım, ne şekilde bunu elde edebiliriz diye. Bugünkü yasalara göre bu olmuyor. Kime gitseniz size ilçe olduğunuzu söyleyecekler. Belki de önce ilçelikten kurtulmak gerekiyor.
Üniversite kurulursa Bülent Ecevit isminin verilmesini çok isterim. Ancak, bunun için şartlar ne kadar uygun bilemiyorum. Eğer tek mesele isim ise ben çoktan verdim. Bunun nasıl başarılacağını da duymak istiyorum. Ben şahsen çok mutlu olurum. Eşimin de çok memnun olacağına eminim.
Şu sırada belki onun da ruhu buradadır."Toplantıda konuşan Kdz. Ereğli TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Genç, ilçede üniversite kurulması konusunda yürüttükleri çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Ankara'da yürüttükleri görüşmeler kapsamında Rahşan Ecevit'i de evinde ziyaret ederek Ereğli'ye davet ettiklerini hatırlatan Genç, şunları söyledi: "Biz, bölge belediyeleri, tüm siyasi parti örgütleri, sivil toplum kuruluşları, bölge sendikaları, bölge işadamları ve bölge insanıyla bu konunun arkasında desteği sürdürebilirsek bölgemizde yeni bir üniversite istiyoruz ve bunun isminin Bülent Ecevit Üniversitesi olmasını canı gönülden istiyor talep ediyoruz.
Bülent Ecevit, çeliğin üretildiği, kömürün çıkarıldığı yerlerle özdeşleşmiş bir isimdir. Bülent Ecevit Üniversitesi bizim bölgemizde olmalıdır. Bülent Ecevit Üniversitesi'ne alt yapı açısından tamamen hazır durumdayız. Toplantılarımızın devamlarını yapmaya devam edeceğiz ki sonuç alalım."
Gülüç Belediye Başkanı Aydın Güngör de, Rahşan Ecevit'in ziyaretinden onur duyduğunu dile getirdi. Üniversite konusunda projenin sonuca ulaşması için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini belirten Güngör, sözlerine şöyle devam etti: "Çok güzel bir deyiş vardır, 'karanlıktan korkma, bir ışık da sen yak' Bilim karanlığın en büyük düşmanıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün en önemli mesajı, 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' Bilimin ışığı da üniversitelerdir.
Bu nedenle bugünkü birlikteliğimizin ülkemizin aydınlık geleceğine katkı sunma anlamında bir kilometre taşıdır. İsminin Zonguldak'ın emeğin, barışın ve çağdaşlığın simgesi Bülent Ecevit olarak düşünülmesi ayrı bir vefa örneğidir. Güzel Ereğli'yi dünya markası yapacağına emin olduğum bu proje için herkes sonuç alana kadar omuz vermelidir. Bu toplumsal güç ve düşünce Ankara'da ses getirecektir.
Ereğli aydınlığa koşmaya karar vermiştir." Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık da, bir şeyi talep ederken alt yapısının sağlam olması gerektiğini söyledi. Uzun yıllardan beri bir üniversite hayaliyle yaşadıklarını anlatan Posbıyık, şöyle konuştu: "Başta TSO olmak üzere sivil toplum kuruluşlarımızın hummalı faaliyetleri için teşekkür ediyoruz.
Ankara'da günlerce kaldılar ve Zekiye Rahşan Ecevit'e kadar ulaştılar. Ecevit'lerden beklenen oldu ve 'Bülent Ecevit ismi Ereğli'ye yakışır' diye tarihi bir lafı oldu. Kendisi bize merhum Bülent Ecevit'in emanetidir.
Bu hareket Ereğli'de başka bir hareketin başlangıcı olacaktır. Bu birlikteliğin ilçenin diğer konularına da sirayet edeceğinin sinyalini almış bulunuyorum. Rahşan hanımefendinin Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli'ye yakışır sözü bizi zaten amacımıza ulaştırmıştır."
Posbıyık, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi'nin bulunduğu bölgeyi pafta üzerinde anlatarak üniversite yerleşke alanı hakkında bilgi verdi.
İki bölge olduğunu anlatan Posbıyık, sözlerine şöyle devam etti: "Fakülte yapmak için bin metrekare alanımız hazır.
Bir işadamımız buna katkıda bulunuruz derse, hemen buraya bir fakülte yapabiliriz. Taban alanını bin 200 metrekareye çıkarabiliyoruz. 25 bin metrekare alanda bir idare binası, bir fakülte buraya yapılabilir. Belediye olarak üzerinde çalıştığımız olay şu, Osmantepe diye bilinen alan için çalışıyoruz. Bu yeri bulduğumuzda eski rektörümüz Bektaş Açıkgöz'ü buraya götürdük.
Açıkgöz, 'İzmir'de bile böyle deniz ayağının altında, Alaplı yakınında, gelişmeye mütemayil bir üniversite alanı yok' dedi. Burası 240 bin metrekare vasfını yitirmiş ormandan oluşuyor. Buranın üniversite alanı olarak belirlenmesi için ihaleye çıktık. Pafta bittikten sonra bu alan 240 bin metrekare, ilaveleriyle birlikte yaklaşık üç yüz bin metrekare alan üniversite alanı olarak ilan edilecek. İnşallah TSO'nun önderliğiyle ve Sayın Rahşan Ecevit'in desteğiyle bu işi halledeceğimize inanıyorum"
Eski Ereğli Belediye başkanlarından Ruhi Cöbekoğlu, bu gün hayatının en önemli günlerinden birini yaşadığını söyledi. Eski Genel Başkanı Bülent Ecevit'in bu toplantıya ruh verdiğini dile getiren Cöbekoğlu, şöyle konuştu: "Hem bu, hem de TSO'nun Ereğli'ye yeniden ruh vermesini gördüğüm için iki defa mutluyum. Ben bir dönem de TSO başkanlığı yaptım. TSO'nun kurulmasını temin ettim. Arkadaşlarım o günden beri bu konuda hem çalışıyorlar hem de daha iyisini yapmak için devam ediyorlar.
Bugün Ereğli TSO Türkiye çapında ismi olan bir oda olmuştur. Bunun için bu çalışmayı yapanlara da teşekkür ediyorum. Bu mutlu günde TSO'nun bu büyük atılımı, Türkiye'de bir yeni üniversitenin kurulması yolunda çalışmaları yanında, sevgili genel başkanıma ve sevgili Rahşan hanımefendiye teşekkürlerimi sunuyorum"
Konuşmaların ardından Rahşan Ecevit, belediye başkanları ve TSO yöneticileri ile birlikte ilçenin sahil kesiminde inşa edilen Bülent Ecevit Parkı'nı gezdi. Gezi sırasında Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Rahşan Ecevit'e yerel l Ereğli'yi dünya markası yürünlerden oluşan hediyeler verdi. Ecevit daha sonra ilçedeki Çınaraltı mevkiindeki çay molasında vatandaşlarla sohbet etti. Ecevit, ağırlanacağı otelde TSO tarafından kendileri için düzenlenen yemeğe katıldı.
Son Güncelleme: Pazar, 25 Mart 2012 14:08
Gösterim: 3280
97 eğitim fakültesi dekanını davet eden Milli Eğitim Bakanlığı geleceğin öğretmenlerini yetiştirmek için yol haritası belirleyecek. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) işbirliğince eğitim fakültesi dekanlarının katılacağı toplantı düzenlenecek.
Toplantıda eğitim fakültelerine öğrenci seçim sürecine ilişkin standartların oluşturulması, öğretmen yetiştiren kurumların yeniden yapılandırılması gibi önemli konular ele alınacak. Bakanlık ve YÖK tarafından ”Nitelikli Öğretmen Yetiştirmede Eğitim Fakültelerinin İşlevi ve Yeni Yaklaşımlar” konulu toplantı düzenlenecek. 26 Mart Pazartesi günü Başkent Öğretmenevi’ndeki toplantıya eğitim fakültelerinin dekanları katılacak.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, toplantı öncesi eğitim fakültesi dekanlarına davet mektubu gönderdi. Dinçer mektubunda, 21. yüzyılın küreselleşmenin de etkisiyle bilimsel, teknolojik ve toplumsal gelişimlerin yaşandığını, bunların geleneklerde, kurumlarda, düşünce, değer ve davranışlarda değişim süreçlerini başlattığını bildirdi.
Bu değişimden en çok etkilenen alanların başında eğitim ve öğretmenlik mesleğinin geldiğini belirten Bakan Dinçer, şunları kaydetti: ”Eğitim yaklaşımlarını, öğrenme süreçlerini, öğrenci profilini değiştiren bilgi çağı, bir öğretmenden beklenen nitelikleri de değiştirmiştir.
Bilgi toplumunun nitelikli öğretmenlerini yetiştirme çabamızda, öğretmen aday adaylarının öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarına seçimi, bu seçime temel oluşturan nüfus-öğretmen ihtiyacı dengesi, öğretmen yetiştirmeye ilişkin programların öğretmen yeterlilikleriyle olan ilişkisi ve mesleğe geçişte esas olan seçme sistemi temel sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı olarak on yıllardır nicel sorunları çözme noktasında gösterdiğimiz gayreti, bundan sonra niteliğin yükseltilmesi ve eğitim sistemini etkin ve verimli hale getirmek yönünde göstermek üzere başlattığımız çalışmalarda eğitimin tüm paydaşlarının görüş ve katkıları büyük öneme sahiptir.”
97 eğitim fakültesi dekanın katılacağı belirtilen toplantıda, eğitim fakültelerine öğrenci seçim sürecine ilişkin standartların oluşturulması, öğretmen yetiştiren kurumların yeniden yapılandırılması, hizmet öncesi öğretmen eğitimi programlarının yeniden ele alınacak.
Toplantıda ayrıca, fakülte-okul işbirliğinin öğretmenlik uygulaması temelinde yeniden düzenlenmesi, hizmet öncesi öğretmen eğitim akreditasyonu çalışmalarının yapılması, öğretmenlik alanlarına ilişkin uzun projeksiyonların oluşturulması ve normların belirlenmesi, KPSS eğitim bilimleri testinin alan bilgisini de içerecek şekilde yapılması konuları görüşülecek.
Milli Eğitim Bakanı Dinçer ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın açılış konuşmalarını yapacağı toplantıda panel de düzenlenecek.
”Eğitim Fakültelerinde Öğretmen Yetiştirme Süreci ve Yeni Yaklaşımlar” konulu panelde, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Cemil Öztürk, Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yüksel Kavak görüşlerini paylaşacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
97 eğitim fakültesi dekanını davet eden Milli Eğitim Bakanlığı geleceğin öğretmenlerini yetiştirmek için yol haritası belirleyecek. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) işbirliğince eğitim fakültesi dekanlarının katılacağı toplantı düzenlenecek.
Toplantıda eğitim fakültelerine öğrenci seçim sürecine ilişkin standartların oluşturulması, öğretmen yetiştiren kurumların yeniden yapılandırılması gibi önemli konular ele alınacak. Bakanlık ve YÖK tarafından ”Nitelikli Öğretmen Yetiştirmede Eğitim Fakültelerinin İşlevi ve Yeni Yaklaşımlar” konulu toplantı düzenlenecek. 26 Mart Pazartesi günü Başkent Öğretmenevi’ndeki toplantıya eğitim fakültelerinin dekanları katılacak.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, toplantı öncesi eğitim fakültesi dekanlarına davet mektubu gönderdi. Dinçer mektubunda, 21. yüzyılın küreselleşmenin de etkisiyle bilimsel, teknolojik ve toplumsal gelişimlerin yaşandığını, bunların geleneklerde, kurumlarda, düşünce, değer ve davranışlarda değişim süreçlerini başlattığını bildirdi.
Bu değişimden en çok etkilenen alanların başında eğitim ve öğretmenlik mesleğinin geldiğini belirten Bakan Dinçer, şunları kaydetti: ”Eğitim yaklaşımlarını, öğrenme süreçlerini, öğrenci profilini değiştiren bilgi çağı, bir öğretmenden beklenen nitelikleri de değiştirmiştir.
Bilgi toplumunun nitelikli öğretmenlerini yetiştirme çabamızda, öğretmen aday adaylarının öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarına seçimi, bu seçime temel oluşturan nüfus-öğretmen ihtiyacı dengesi, öğretmen yetiştirmeye ilişkin programların öğretmen yeterlilikleriyle olan ilişkisi ve mesleğe geçişte esas olan seçme sistemi temel sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı olarak on yıllardır nicel sorunları çözme noktasında gösterdiğimiz gayreti, bundan sonra niteliğin yükseltilmesi ve eğitim sistemini etkin ve verimli hale getirmek yönünde göstermek üzere başlattığımız çalışmalarda eğitimin tüm paydaşlarının görüş ve katkıları büyük öneme sahiptir.”
97 eğitim fakültesi dekanın katılacağı belirtilen toplantıda, eğitim fakültelerine öğrenci seçim sürecine ilişkin standartların oluşturulması, öğretmen yetiştiren kurumların yeniden yapılandırılması, hizmet öncesi öğretmen eğitimi programlarının yeniden ele alınacak.
Toplantıda ayrıca, fakülte-okul işbirliğinin öğretmenlik uygulaması temelinde yeniden düzenlenmesi, hizmet öncesi öğretmen eğitim akreditasyonu çalışmalarının yapılması, öğretmenlik alanlarına ilişkin uzun projeksiyonların oluşturulması ve normların belirlenmesi, KPSS eğitim bilimleri testinin alan bilgisini de içerecek şekilde yapılması konuları görüşülecek.
Milli Eğitim Bakanı Dinçer ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya’nın açılış konuşmalarını yapacağı toplantıda panel de düzenlenecek.
”Eğitim Fakültelerinde Öğretmen Yetiştirme Süreci ve Yeni Yaklaşımlar” konulu panelde, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, Eğitim Fakülteleri Dekanlar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Cemil Öztürk, Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yüksel Kavak görüşlerini paylaşacak.
Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 10:49
Gösterim: 2128

