Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

%100 sanallaştıran İstanbul Kültür Üniversitesi yazılım  servislerini öğrencilerine ve akademisyenlerine ücretsiz sunacak yeni bir anlaşmaya imza attı.

 

iku microsoft İKÜ ile dünya devi Microsoft’un Dreamspark ve Faculty Connection servislerine ücretsiz erişim olanağı sunan anlaşmanın lansmanı 14 Şubat’ta İKÜ Ataköy Yerleşkesinde gerçekleşti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dursun Koçer toplantıda yaptığı açılış konuşmasında; “21. yüzyılla birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim artık bir zorunluluk. Öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin teknolojiyi sorunsuz ve sınırsız kullanmalarını sağlayacak olanakları yaratmak İKÜ olarak bizim temel sorumluluklarımızdan biridir. Dünya devi Microsoft ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği ile hem öğrencilerimiz hem de akademisyenlerimize karşı çok önemli bir sorumluluğumuzu yerine getirdiğimize inanıyoruz. Bize bu imkânı sağlayan Microsoft yöneticilerine çok teşekkür ediyoruz ve işbirliklerimizin devam edeceğini belirtmek istiyoruz.” dedi.
Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Melek Pulatkonak ise  Microsoft’un tüm dünyada ARGE yatırımlarına 9 milyar dolar harcadığını belirterek dijital ortamda dünya sıralamasında 6. büyük ülke olan Türkiye’nin bu harcamadan daha fazla pay alması gerektiğini vurguladı. Açılış konuşmalarının ardından Microsoft Akademik Programlar Yöneticisi Mustafa Kasap; Dreamspark ve Faculty Connection konusunda bilgi verdi.
Faculty Connection Nedir?: Akademik Personelin Microsoft yazılım geliştirme ve tasarım araçlarını ücretsiz olarak indirmelerini sağlayan bir servistir.
Microsoft DreamSpark Nedir?: Üniversite öğrencilerinin, Microsoft yazılım geliştirme ve tasarım araçlarını ücretsiz olarak indirmelerini sağlayan bir servistir.

> Microsoft'tan İKÜ öğrencilerine ücretsiz yazılım

%100 sanallaştıran İstanbul Kültür Üniversitesi yazılım  servislerini öğrencilerine ve akademisyenlerine ücretsiz sunacak yeni bir anlaşmaya imza attı.

 

iku microsoft İKÜ ile dünya devi Microsoft’un Dreamspark ve Faculty Connection servislerine ücretsiz erişim olanağı sunan anlaşmanın lansmanı 14 Şubat’ta İKÜ Ataköy Yerleşkesinde gerçekleşti.
İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dursun Koçer toplantıda yaptığı açılış konuşmasında; “21. yüzyılla birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim artık bir zorunluluk. Öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin teknolojiyi sorunsuz ve sınırsız kullanmalarını sağlayacak olanakları yaratmak İKÜ olarak bizim temel sorumluluklarımızdan biridir. Dünya devi Microsoft ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği ile hem öğrencilerimiz hem de akademisyenlerimize karşı çok önemli bir sorumluluğumuzu yerine getirdiğimize inanıyoruz. Bize bu imkânı sağlayan Microsoft yöneticilerine çok teşekkür ediyoruz ve işbirliklerimizin devam edeceğini belirtmek istiyoruz.” dedi.
Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Melek Pulatkonak ise  Microsoft’un tüm dünyada ARGE yatırımlarına 9 milyar dolar harcadığını belirterek dijital ortamda dünya sıralamasında 6. büyük ülke olan Türkiye’nin bu harcamadan daha fazla pay alması gerektiğini vurguladı. Açılış konuşmalarının ardından Microsoft Akademik Programlar Yöneticisi Mustafa Kasap; Dreamspark ve Faculty Connection konusunda bilgi verdi.
Faculty Connection Nedir?: Akademik Personelin Microsoft yazılım geliştirme ve tasarım araçlarını ücretsiz olarak indirmelerini sağlayan bir servistir.
Microsoft DreamSpark Nedir?: Üniversite öğrencilerinin, Microsoft yazılım geliştirme ve tasarım araçlarını ücretsiz olarak indirmelerini sağlayan bir servistir.

Son Güncelleme: Salı, 21 Şubat 2012 17:48

Gösterim: 2767

GE’nin Yenilikçilik Barometresi anketine katılan üst düzey Türk yöneticilerin neredeyse tamamı rekabetçi ekonominin ve istihdamın en önemli unsuru olarak yenilikçiliği görüyor.
Yöneticiler yenilikçiliğin yerel ihtiyaçlara cevap vermesi gerektiğini düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde yenilikçilik çalışmalarının itici gücü ortaklıklar ve işbirlikleri olacak.
Yenilikçilik bazlı büyüme potansiyeline sahip sektörlerin başında enerji geliyor.
ge kursatDünyanın lider şirketlerinden GE (General Electric) dünyadaki yenilikçilik ortamını gösteren anketi Yenilikçilik Barometresi’nin (Innovation Barometer) ikincisini yayınladı. Tarafsız bir araştırma şirketi olan StrategyOne tarafından hazırlanan araştırmaya bu sene Türkiye ilk kez dahil edildi. Sonuçlara göre araştırmaya katılan Türk yöneticilerin yüzde 98’i; yenilikçiliği rekabetçi bir ekonomi ve istihdam yaratılması için vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendiriyor.  
GE Türkiye CEO’su Kürşat Özkan tarafından açıklanan ‘Yenilikçilik Barometresi’ dünya genelinde 22 ülkeden 2 bin 800 üst düzey yöneticinin katılımı ile düzenlendi. 15 Ekim - 15 Kasım 2011 tarihlerinde yapılan araştırmaya, Türkiye’den de 100 üst düzey yönetici katıldı. Araştırmaya katılan şirketlerin ortalama çalışan sayısı 1500 olarak açıklanırken, katılan kurumların yüzde 20’sinin çalışan sayısı ise 5 binin üzerinde bulunuyor.
‘Yenilikçilik Barometresi’ yenilikçiliğin ekonomi ve iş gücü yaratma üzerindeki etkileri, günümüzdeki tanımı, pazara özgün yenilikçilik çalışmalarının önemi ve bu konuda başarıya ulaşmak için en önemli faktörler gibi alanlarda global ve Türk yöneticilerin bakış açılarını ortaya koyuyor.  
GE Türkiye CEO’su Kürşat Özkan “Araştırmanın Türkiye bulguları, yenilikçiliğin ve ar-ge’nin ekonomi üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Türk yöneticilerin yenilikçilik konusunda taşıdığı heves ise, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ne kadar rekabetçi bir ekonomiye sahip olacağının göstergesi. Sonuçlar, Türk yöneticilerin ne kadar yapıcı, enerjik ve yaratıcı olduğunu tekrar hatırlatıyor. Her şirket Türkiye’nin hızına yetişmek zorunda. Çıkan sonuçlar Türkiye’nin vizyonu ile birebir örtüşüyor. GE Türkiye olarak, teknoloji ve bilgi birikimimiz ile bu gelişimin bir parçası olmaktan mutluyuz” dedi.  
Özkan’ın verdiği bilgilere göre; Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 98’i rekabetçi ekonomide yenilikçiliğin kaldıraç etkisi yaptığını düşünüyor. Türk katılımcıların yüzde 87’si, yenilikçiliğin yeni işgücü yaratmada önemli olduğuna dikkat çekerken, çevreci bir ekonominin bu yolla mümkün olduğu görüşünü savunanların oranı ise global sonuçlara göre yüzde 85’ken Türkiye’de yüzde 98 seviyesinde bulunuyor.  
‘Yeni dönemde ortaklıklar önemli’
GE’nin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel ortaklıklar ve işbirlikleri ile büyüdüğüne dikkat çeken Özkan “Araştırma sonuçları da GE olarak uyguladığımız stratejinin doğruluğunu kanıtlıyor. Dünya genelinde 3 bine yakın üst düzey yönetici, yenilikçiliğin yeni dönemde işbirlikler ve ortaklıklar üzerine kurulması gerektiğinin altını çiziyor” değerlendirmesinde bulundu. Yenilikçiliğin pazara yönelik çözümler getirmesinin önemine de dikkat çeken Özkan “Araştırma, katılımcıların yüzde 74’ünün pazara özgü ihtiyaçların karşılanması için, yenilikçiliğin hiç olmadığı kadar yerelleşmesi gerektiği görüşünde olduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 86 ile global sonuçların üzerinde bulunuyor” dedi.   
Yenilikçilik Barometresi’ne göre; yenilikçiliğin ortaklıklar yoluyla gerçekleştirilmesi gerektiğine inanan yöneticilerin dünya ortalaması yüzde 86, Türkiye’de ise bu rakam 89. Büyük yenilikçilik çalışmalarının topluma katma değer sağlaması gerektiğini düşünenlerin oranı ise globalde yüzde 84 iken Türkiye’de yüzde 88. Yenilikçiliğin özellikle insanlığın ihtiyaçlarına yönelik çözümler getirmesi gerektiği görüşü ise küresel sonuçlara göre yüzde 76, Türkiye’de bu rakam 84.  
Diğer ülkelerden farklı olarak Türkiye, gelecekte yenilikçiliğin büyük şirketler tarafından omuzlanacağına inanıyor. Bu oran dünyada yüzde 21 iken Türkiye’de ise yüzde 53 seviyesinde. Dünya genelinde katılımcıların yüzde 38’i yenilikçiliğin ortaklıklar yoluyla büyüyeceğine inanırken, Türklerin yüzde 11’i bu görüşte. KOBİ’lerin yenilikçilikte sürükleyici olacağına inanç ise küreselde yüzde 28, Türkiye’de ise yüzde 23.
Türk yöneticiler yenilikçilik çalışmalarının bireylerin yaşamını daha iyi seviyelere taşıyacağı konusunda da küresel meslektaşlarına göre çok daha iyimser. Global ortalamalar yüzde 74 seviyesinde yer alırken, Türk yöneticiler yüzde 83’lük payla bu konuda en heyecanlı grupta yer alıyor.
Türk yöneticilere göre yenilikçilik bazlı büyüme potansiyeli taşıyan sektörlerin başında yüzde 26 ile enerji gelirken, otomotiv ve inşaat yüzde 15 ile ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sıradaki telekomünikasyonun payı ise yüzde 12.  
Yenilikçiliğin başarılı olabilmesi için Türk yöneticilere göre en önemli üç faktör; yüzde 69’la yaratıcı düşünce, yüzde 64 ile teknik uzmanlık ve yüzde 38 ile kamu otoritelerinin sağladığı finansal destek olarak sıralanıyor. 

> GE: İstihdamın temeli inovasyon

GE’nin Yenilikçilik Barometresi anketine katılan üst düzey Türk yöneticilerin neredeyse tamamı rekabetçi ekonominin ve istihdamın en önemli unsuru olarak yenilikçiliği görüyor.
Yöneticiler yenilikçiliğin yerel ihtiyaçlara cevap vermesi gerektiğini düşünüyor.
Önümüzdeki dönemde yenilikçilik çalışmalarının itici gücü ortaklıklar ve işbirlikleri olacak.
Yenilikçilik bazlı büyüme potansiyeline sahip sektörlerin başında enerji geliyor.
ge kursatDünyanın lider şirketlerinden GE (General Electric) dünyadaki yenilikçilik ortamını gösteren anketi Yenilikçilik Barometresi’nin (Innovation Barometer) ikincisini yayınladı. Tarafsız bir araştırma şirketi olan StrategyOne tarafından hazırlanan araştırmaya bu sene Türkiye ilk kez dahil edildi. Sonuçlara göre araştırmaya katılan Türk yöneticilerin yüzde 98’i; yenilikçiliği rekabetçi bir ekonomi ve istihdam yaratılması için vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendiriyor.  
GE Türkiye CEO’su Kürşat Özkan tarafından açıklanan ‘Yenilikçilik Barometresi’ dünya genelinde 22 ülkeden 2 bin 800 üst düzey yöneticinin katılımı ile düzenlendi. 15 Ekim - 15 Kasım 2011 tarihlerinde yapılan araştırmaya, Türkiye’den de 100 üst düzey yönetici katıldı. Araştırmaya katılan şirketlerin ortalama çalışan sayısı 1500 olarak açıklanırken, katılan kurumların yüzde 20’sinin çalışan sayısı ise 5 binin üzerinde bulunuyor.
‘Yenilikçilik Barometresi’ yenilikçiliğin ekonomi ve iş gücü yaratma üzerindeki etkileri, günümüzdeki tanımı, pazara özgün yenilikçilik çalışmalarının önemi ve bu konuda başarıya ulaşmak için en önemli faktörler gibi alanlarda global ve Türk yöneticilerin bakış açılarını ortaya koyuyor.  
GE Türkiye CEO’su Kürşat Özkan “Araştırmanın Türkiye bulguları, yenilikçiliğin ve ar-ge’nin ekonomi üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Türk yöneticilerin yenilikçilik konusunda taşıdığı heves ise, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin ne kadar rekabetçi bir ekonomiye sahip olacağının göstergesi. Sonuçlar, Türk yöneticilerin ne kadar yapıcı, enerjik ve yaratıcı olduğunu tekrar hatırlatıyor. Her şirket Türkiye’nin hızına yetişmek zorunda. Çıkan sonuçlar Türkiye’nin vizyonu ile birebir örtüşüyor. GE Türkiye olarak, teknoloji ve bilgi birikimimiz ile bu gelişimin bir parçası olmaktan mutluyuz” dedi.  
Özkan’ın verdiği bilgilere göre; Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 98’i rekabetçi ekonomide yenilikçiliğin kaldıraç etkisi yaptığını düşünüyor. Türk katılımcıların yüzde 87’si, yenilikçiliğin yeni işgücü yaratmada önemli olduğuna dikkat çekerken, çevreci bir ekonominin bu yolla mümkün olduğu görüşünü savunanların oranı ise global sonuçlara göre yüzde 85’ken Türkiye’de yüzde 98 seviyesinde bulunuyor.  
‘Yeni dönemde ortaklıklar önemli’
GE’nin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel ortaklıklar ve işbirlikleri ile büyüdüğüne dikkat çeken Özkan “Araştırma sonuçları da GE olarak uyguladığımız stratejinin doğruluğunu kanıtlıyor. Dünya genelinde 3 bine yakın üst düzey yönetici, yenilikçiliğin yeni dönemde işbirlikler ve ortaklıklar üzerine kurulması gerektiğinin altını çiziyor” değerlendirmesinde bulundu. Yenilikçiliğin pazara yönelik çözümler getirmesinin önemine de dikkat çeken Özkan “Araştırma, katılımcıların yüzde 74’ünün pazara özgü ihtiyaçların karşılanması için, yenilikçiliğin hiç olmadığı kadar yerelleşmesi gerektiği görüşünde olduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 86 ile global sonuçların üzerinde bulunuyor” dedi.   
Yenilikçilik Barometresi’ne göre; yenilikçiliğin ortaklıklar yoluyla gerçekleştirilmesi gerektiğine inanan yöneticilerin dünya ortalaması yüzde 86, Türkiye’de ise bu rakam 89. Büyük yenilikçilik çalışmalarının topluma katma değer sağlaması gerektiğini düşünenlerin oranı ise globalde yüzde 84 iken Türkiye’de yüzde 88. Yenilikçiliğin özellikle insanlığın ihtiyaçlarına yönelik çözümler getirmesi gerektiği görüşü ise küresel sonuçlara göre yüzde 76, Türkiye’de bu rakam 84.  
Diğer ülkelerden farklı olarak Türkiye, gelecekte yenilikçiliğin büyük şirketler tarafından omuzlanacağına inanıyor. Bu oran dünyada yüzde 21 iken Türkiye’de ise yüzde 53 seviyesinde. Dünya genelinde katılımcıların yüzde 38’i yenilikçiliğin ortaklıklar yoluyla büyüyeceğine inanırken, Türklerin yüzde 11’i bu görüşte. KOBİ’lerin yenilikçilikte sürükleyici olacağına inanç ise küreselde yüzde 28, Türkiye’de ise yüzde 23.
Türk yöneticiler yenilikçilik çalışmalarının bireylerin yaşamını daha iyi seviyelere taşıyacağı konusunda da küresel meslektaşlarına göre çok daha iyimser. Global ortalamalar yüzde 74 seviyesinde yer alırken, Türk yöneticiler yüzde 83’lük payla bu konuda en heyecanlı grupta yer alıyor.
Türk yöneticilere göre yenilikçilik bazlı büyüme potansiyeli taşıyan sektörlerin başında yüzde 26 ile enerji gelirken, otomotiv ve inşaat yüzde 15 ile ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sıradaki telekomünikasyonun payı ise yüzde 12.  
Yenilikçiliğin başarılı olabilmesi için Türk yöneticilere göre en önemli üç faktör; yüzde 69’la yaratıcı düşünce, yüzde 64 ile teknik uzmanlık ve yüzde 38 ile kamu otoritelerinin sağladığı finansal destek olarak sıralanıyor. 

Son Güncelleme: Salı, 21 Şubat 2012 17:20

Gösterim: 1864

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye’deki üniversitelerde 10 bin 412’si burslu olmak üzere 26 bin yabancı öğrencinin okuduğunu açıkladı.

Türkiye'deki yabancı üniversite öğrencileriUluslararası Gençlik Buluşması, Mili Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in katılımıyla ATO Uluslararası Kongre Sarayı'nda gerçekleşti. Gençlik Buluşmasında Konuşan Dinçer, Türkiye’de yaklaşık 26 bin uluslararası öğrencinin öğrenim gördüğünü, uluslararası öğrencilerin eğitim süreçlerini sorunsuz bir şekilde sürdürmesinin en büyük arzuları olduğunu belirtti.Bakan Dinçer, ''Son 10 yıllık döneme baktığımızda, ülkemizdeki yabancı öğrenci sayısında yüzde 30 oranında bir artış sağlandı. Türk yüksek öğretiminin potansiyeli bunun çok üzerinde bulunuyor. Umarım önümüzdeki on yıllık dönemde son on yılda sağladığımız artışın üzerinde bir artışı gerçekleştirmeyi başarabiliriz'' dedi. Türk üniversitelerinde okuyan uluslararası öğrencilerin ülkelere dağılımında özellikle Türk Cumhuriyetlerinden Türk akraba topluluklarından ve Türkiye'ye yakın çevredeki ülkelerin yoğunlukta olduğuna dikkati çeken Bakan Dinçer, ''Ortak tarihe ortak bir geçmişe sahip olduğumuz dost ve kardeş ülkelerden geliyorsunuz. Sizlerle yüzlerce yıllık ortak tarihin ipliği ile dokunmuş sevgi ve gönül bağımız bulunuyor. Dolayısıyla yabancı öğrenci çalışmalarına sadece ekonomik kazanç olarak bakan ve eğitim öğretimin insani boyutunu göz ardı eden ülkelerden bu noktada ciddi bir şekilde ayrışıyoruz'' diye konuştu.
 

‘Türkiye Bursu’ ile 57 üniversitede 10 bin 412 öğrenci öğrenim görüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1960 yılından bu yana çeşitli ülkelerden öğrencilere Türkiye'de eğitim imkânı sağladığını hatırlatan Bakan Dinçer, ''Türkiye Bursu'' ile şu an 57 üniversitede toplam 10 bin 412 öğrencinin öğrenimine devam ettiğini söyledi. Uluslararası öğrencilerin ailelerinden uzakta zorlu ve anlamlı bir süreçte eğitim geçirdiğini ifade eden Bakan Dinçer, ''Bu süreçte tüm kurum ve kuruluşlar ile görevli personel sizlere destek olmak, eğitiminizi huzurlu bir şekilde sürdürmenizi sağlamak için tüm imkânlarını seferber edecektir. Dileğimiz ülkemizde kalacağınız eğitim süresi içerisinde, hayatınızın ve gençlik yıllarınızın en güzel günlerini ve en anlamlı anlarını geçirmenizdir'' dedi. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da hızlı gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Bakan Dinçer, başarıya ulaşmak için eğitim alanındaki yeniliklerin, ülkelerin ihtiyaçları da göz önüne alınarak yakından takip edilip uygulanması gerektiğini belirtti.
 

‘Uluslararası öğrenci sayısını artırmak için çalışmalar sürüyor’

Öğrencileri Türkiye'de ağırlamaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Bakan Dinçer, ''Her biriniz Türk yüksek öğretimini zenginleştiren, kalıcı kardeşlik ve dostluk köprüleri oluşturan, ülkeler arasındaki eğitim ve kültür etkileşimini güçlendiren birer bilim ve kültür elçisi olarak görülüyorsunuz'' dedi. Öğrencilerin eğitim yaşamındaki sorunlarının hızlı bir şekilde çözümlenmesi için tüm hizmetlerin Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı çatısı altında birleştirildiğini anımsattı. Başkanlığın koordinasyonunda gelecek dönemlerde uluslararası öğrenci sayısını artırmak için önemli çalışmalar yapıldığını belirten Bakan Dinçer, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli daha etkili kullanarak daha iyi eğitim ortamı sunmanın gayreti içerisinde olduğunu söyledi.

> Türkiye’de 26 bin yabancı öğrenci okuyor

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Türkiye’deki üniversitelerde 10 bin 412’si burslu olmak üzere 26 bin yabancı öğrencinin okuduğunu açıkladı.

Türkiye'deki yabancı üniversite öğrencileriUluslararası Gençlik Buluşması, Mili Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in katılımıyla ATO Uluslararası Kongre Sarayı'nda gerçekleşti. Gençlik Buluşmasında Konuşan Dinçer, Türkiye’de yaklaşık 26 bin uluslararası öğrencinin öğrenim gördüğünü, uluslararası öğrencilerin eğitim süreçlerini sorunsuz bir şekilde sürdürmesinin en büyük arzuları olduğunu belirtti.Bakan Dinçer, ''Son 10 yıllık döneme baktığımızda, ülkemizdeki yabancı öğrenci sayısında yüzde 30 oranında bir artış sağlandı. Türk yüksek öğretiminin potansiyeli bunun çok üzerinde bulunuyor. Umarım önümüzdeki on yıllık dönemde son on yılda sağladığımız artışın üzerinde bir artışı gerçekleştirmeyi başarabiliriz'' dedi. Türk üniversitelerinde okuyan uluslararası öğrencilerin ülkelere dağılımında özellikle Türk Cumhuriyetlerinden Türk akraba topluluklarından ve Türkiye'ye yakın çevredeki ülkelerin yoğunlukta olduğuna dikkati çeken Bakan Dinçer, ''Ortak tarihe ortak bir geçmişe sahip olduğumuz dost ve kardeş ülkelerden geliyorsunuz. Sizlerle yüzlerce yıllık ortak tarihin ipliği ile dokunmuş sevgi ve gönül bağımız bulunuyor. Dolayısıyla yabancı öğrenci çalışmalarına sadece ekonomik kazanç olarak bakan ve eğitim öğretimin insani boyutunu göz ardı eden ülkelerden bu noktada ciddi bir şekilde ayrışıyoruz'' diye konuştu.
 

‘Türkiye Bursu’ ile 57 üniversitede 10 bin 412 öğrenci öğrenim görüyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1960 yılından bu yana çeşitli ülkelerden öğrencilere Türkiye'de eğitim imkânı sağladığını hatırlatan Bakan Dinçer, ''Türkiye Bursu'' ile şu an 57 üniversitede toplam 10 bin 412 öğrencinin öğrenimine devam ettiğini söyledi. Uluslararası öğrencilerin ailelerinden uzakta zorlu ve anlamlı bir süreçte eğitim geçirdiğini ifade eden Bakan Dinçer, ''Bu süreçte tüm kurum ve kuruluşlar ile görevli personel sizlere destek olmak, eğitiminizi huzurlu bir şekilde sürdürmenizi sağlamak için tüm imkânlarını seferber edecektir. Dileğimiz ülkemizde kalacağınız eğitim süresi içerisinde, hayatınızın ve gençlik yıllarınızın en güzel günlerini ve en anlamlı anlarını geçirmenizdir'' dedi. Her alanda olduğu gibi eğitim alanında da hızlı gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Bakan Dinçer, başarıya ulaşmak için eğitim alanındaki yeniliklerin, ülkelerin ihtiyaçları da göz önüne alınarak yakından takip edilip uygulanması gerektiğini belirtti.
 

‘Uluslararası öğrenci sayısını artırmak için çalışmalar sürüyor’

Öğrencileri Türkiye'de ağırlamaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Bakan Dinçer, ''Her biriniz Türk yüksek öğretimini zenginleştiren, kalıcı kardeşlik ve dostluk köprüleri oluşturan, ülkeler arasındaki eğitim ve kültür etkileşimini güçlendiren birer bilim ve kültür elçisi olarak görülüyorsunuz'' dedi. Öğrencilerin eğitim yaşamındaki sorunlarının hızlı bir şekilde çözümlenmesi için tüm hizmetlerin Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı çatısı altında birleştirildiğini anımsattı. Başkanlığın koordinasyonunda gelecek dönemlerde uluslararası öğrenci sayısını artırmak için önemli çalışmalar yapıldığını belirten Bakan Dinçer, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli daha etkili kullanarak daha iyi eğitim ortamı sunmanın gayreti içerisinde olduğunu söyledi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Şubat 2012 16:02

Gösterim: 3620

Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Bologna Süreci çerçevesinde  üniversitelerin not sistemine kendilerinin karar verdiğini açıkladı.

bologna süreci, üniversiteler, not sistemiBologna Süreci’ne ilişkin gazetelerde çıkan ‘Şimdi Öğrenciler Yandı!’ başlığıyla çıkan haberle ilgili bir açıklama yapan YÖK, her üniversitenin not sistemine kendilerinin karar verebileceğini söyledi. Bologna Sürecinin, Avrupa Yükseköğretim Alanı yaratmayı hedefleyen bir reform süreci olduğunu belirtilen açıklamada: “Süreç üyelik hükümetler/devletlerarası herhangi bir antlaşmaya dayanmamaktadır. Bologna Süreci kapsamında yayımlanan bildirilerin yasal bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Süreç tamamen her ülkenin özgür iradeleri ile katıldıkları bir oluşumdur ve ülkeler Bologna Süreci’nin öngördüğü hedefleri kabul edip etmeme hakkına sahiptirler. Sürece ülke bazında üyelik vardır ve ülkelerin yükseköğretim kurumları sürecin doğal üyesidir” denildi.
 

‘Bologna Süreci’nde tektip üniversite olmaz’

YÖK tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin 19 Mayıs 2001 Prag Bakanlar Konferansı’nda Bologna Sürecine katıldığı ve üye olduğu 2001 yılı itibariyle ülkemizdeki tüm üniversiteler Bologna süresinin bir parçası olduğu belirtildi. Bu nedenle ‘Bologna sürecinin pilot uygulayıcıları olan üniversiteler’ gibi bir tanımlama yapmak mümkün olmadığına değinildi. Açıklamada konuyla ilgili şu ayrıntılara yer verildi: “Avrupa Yükseköğretim Alanında istenmeyen durumun, üye ülkelerin eğitim sistemlerinin tek tip yükseköğretim sistemi haline getirilmesidir. Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda asıl hedeflenen, çeşitliliktir. Amaç, yükseköğretim sistemlerinin kendilerine özgü farklılıkları korunarak birbirleriyle karşılaştırılabilir olması ve uyumlu hale getirilmesinden ibarettir. Bu şekilde, bir ülkeden ya da yükseköğretim sisteminden bir diğerine geçişin kolaylaşması ve böylece öğrenciler ve öğretim elemanları hareketliliği ve istihdamının artırılması planlanmaktadır. Bologna Süreci üniversitelerin not sistemine müdahale eden bir süreç değildir ve her üniversite not sistemine kendisi karar verir. Bologna Süreciyle asıl hedeflenen ulusal kredi sistemlerinin Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) ile uyumlaştırılmasıdır. 13.01.2011 tarihli 6111 sayılı kanunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44. Maddesinde yapılan değişiklikle ders kredilerinin hesaplanmasına ilişkin çerçeve belirlenmiştir. İlgili madde, yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde ders kredilerinin hesaplandığını belirtmektedir. Nitekim çevremizdeki birkaç üniversiteyi bu anlamda gözden geçirmemiz bile farklılığı ortaya koymak için yeterli olacaktır. ‘Üniversitede sınıf geçme notu 65’e çıktı’ haberleri gerçeği yansıtmamakta olup, internet ortamındaki bilgi kirliliğinin genel bir kanıya dönüşmemesi adına bu açıklama yapılmıştır.”

> YÖK: Not sistemine üniversite karar verir

Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Bologna Süreci çerçevesinde  üniversitelerin not sistemine kendilerinin karar verdiğini açıkladı.

bologna süreci, üniversiteler, not sistemiBologna Süreci’ne ilişkin gazetelerde çıkan ‘Şimdi Öğrenciler Yandı!’ başlığıyla çıkan haberle ilgili bir açıklama yapan YÖK, her üniversitenin not sistemine kendilerinin karar verebileceğini söyledi. Bologna Sürecinin, Avrupa Yükseköğretim Alanı yaratmayı hedefleyen bir reform süreci olduğunu belirtilen açıklamada: “Süreç üyelik hükümetler/devletlerarası herhangi bir antlaşmaya dayanmamaktadır. Bologna Süreci kapsamında yayımlanan bildirilerin yasal bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Süreç tamamen her ülkenin özgür iradeleri ile katıldıkları bir oluşumdur ve ülkeler Bologna Süreci’nin öngördüğü hedefleri kabul edip etmeme hakkına sahiptirler. Sürece ülke bazında üyelik vardır ve ülkelerin yükseköğretim kurumları sürecin doğal üyesidir” denildi.
 

‘Bologna Süreci’nde tektip üniversite olmaz’

YÖK tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin 19 Mayıs 2001 Prag Bakanlar Konferansı’nda Bologna Sürecine katıldığı ve üye olduğu 2001 yılı itibariyle ülkemizdeki tüm üniversiteler Bologna süresinin bir parçası olduğu belirtildi. Bu nedenle ‘Bologna sürecinin pilot uygulayıcıları olan üniversiteler’ gibi bir tanımlama yapmak mümkün olmadığına değinildi. Açıklamada konuyla ilgili şu ayrıntılara yer verildi: “Avrupa Yükseköğretim Alanında istenmeyen durumun, üye ülkelerin eğitim sistemlerinin tek tip yükseköğretim sistemi haline getirilmesidir. Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda asıl hedeflenen, çeşitliliktir. Amaç, yükseköğretim sistemlerinin kendilerine özgü farklılıkları korunarak birbirleriyle karşılaştırılabilir olması ve uyumlu hale getirilmesinden ibarettir. Bu şekilde, bir ülkeden ya da yükseköğretim sisteminden bir diğerine geçişin kolaylaşması ve böylece öğrenciler ve öğretim elemanları hareketliliği ve istihdamının artırılması planlanmaktadır. Bologna Süreci üniversitelerin not sistemine müdahale eden bir süreç değildir ve her üniversite not sistemine kendisi karar verir. Bologna Süreciyle asıl hedeflenen ulusal kredi sistemlerinin Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) ile uyumlaştırılmasıdır. 13.01.2011 tarihli 6111 sayılı kanunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44. Maddesinde yapılan değişiklikle ders kredilerinin hesaplanmasına ilişkin çerçeve belirlenmiştir. İlgili madde, yükseköğretim kurumlarının senatoları tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde ders kredilerinin hesaplandığını belirtmektedir. Nitekim çevremizdeki birkaç üniversiteyi bu anlamda gözden geçirmemiz bile farklılığı ortaya koymak için yeterli olacaktır. ‘Üniversitede sınıf geçme notu 65’e çıktı’ haberleri gerçeği yansıtmamakta olup, internet ortamındaki bilgi kirliliğinin genel bir kanıya dönüşmemesi adına bu açıklama yapılmıştır.”

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Şubat 2012 17:51

Gösterim: 3265

AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.

dunya ogrencileri110 ülkede 650 şubesiyle, 1948 yılından bu yana aktif olarak faaliyetlerine devam eden dünyanın en büyük öğrenci değişim organizasyonu olan, üniversite öğrencilerini değişimle tanıştırmak ve onların uluslararası vizyona sahip olmalarına katkı sağlamak misyonuyla yola çıkan AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.
Sankopark AVM'de gerçekleştirilen Ülkeler Panayırı'nda Gaziantep yerelinde AIESEC'in yaptığı “Arkadaşımla Tanış” ve “Engelleri Kaldır” projeleri ile Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yürüttüğü “Bir Dil Bir İnsan” projelerinin Gazianteplilere tanıtımı yapıldı. Gün boyu açık kalan panayıra 19 farklı ülkeden gençler katılarak ülkelerinin tanıtım standlarını kurup, ulusal dans, şarkı, kıyafet ve yiyeceklerini sergilediler. Panayıra katılan ülkeler arasında Brezilya, Ukrayna, Mısır, Japonya, Slovakya, Çin, Pakistan, Tayvan, Kırgızistan, Rusya, Gana, Tunus, Nijerya, Fildişi Sahilleri, Polonya, Fas, Almanya, İtalya ve Türkiye yer aldı.
Gaziantep Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Cahit Bağcı, Gaziamtep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz ve AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan'ın ve yabancı gençlerin katılımıyla gerçekleşen panayır renkli görüntülere sahne oldu.
Panayır açılışında konuşan AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan, bu panayırın gençler arasındaki kültürler arası öğrenme sürecine önemli katkılar sağladığını, tüm üniversiteli gençlerin böylesi uluslararası etkinlikte yer almalarının kişisel gelişimleri için önemli olduğunu anlattı.
Daha sonra söz alan Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz, küreselleşme sürecinde sınırların birer birer kaybolduğu dünyada, tüm insanların kardeşlik, sevgi, barış ve dayanışma çevresinde buluştuğunu vurgulayarak, bugün burada düzenlenen bu uluslar arası ülkeler panayırının da bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü olarak SODES kapsamında yürüttükleri “Bir Dil Bir İnsan” adlı proje kapsamında AIESEC'in Gaziantep'e gelen stajyerlerine Türk Dili Eğitimi vereceklerini, yabancı öğrencilerin Gaziantep'teki orta öğretim kurumlarında öğrencilere yönelik kültürel etkinlikler yapacaklarını anlatan Akyılmaz, kurumlarıyla işbirliği yapan AIESEC temsilcilerine teşekkür edip, bu işbirliklerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Gün boyu açık kalan Ülkeler Panayırı'na büyük ilgi gösteren Gaziantepliler, yabancı gençlerin yöresel kıyafetleri, yiyecekleri, müzikleri ve danslarına hayran kalıp bol bol fotoğraf çektiler.

> Dünya öğrencileri Antep'te buluştu

AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.

dunya ogrencileri110 ülkede 650 şubesiyle, 1948 yılından bu yana aktif olarak faaliyetlerine devam eden dünyanın en büyük öğrenci değişim organizasyonu olan, üniversite öğrencilerini değişimle tanıştırmak ve onların uluslararası vizyona sahip olmalarına katkı sağlamak misyonuyla yola çıkan AIESEC, Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler Koordinasyon Şubesi işbirliğinde Sanko Park'ta Ülkeler Panayırı açtı.
Sankopark AVM'de gerçekleştirilen Ülkeler Panayırı'nda Gaziantep yerelinde AIESEC'in yaptığı “Arkadaşımla Tanış” ve “Engelleri Kaldır” projeleri ile Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü'nün yürüttüğü “Bir Dil Bir İnsan” projelerinin Gazianteplilere tanıtımı yapıldı. Gün boyu açık kalan panayıra 19 farklı ülkeden gençler katılarak ülkelerinin tanıtım standlarını kurup, ulusal dans, şarkı, kıyafet ve yiyeceklerini sergilediler. Panayıra katılan ülkeler arasında Brezilya, Ukrayna, Mısır, Japonya, Slovakya, Çin, Pakistan, Tayvan, Kırgızistan, Rusya, Gana, Tunus, Nijerya, Fildişi Sahilleri, Polonya, Fas, Almanya, İtalya ve Türkiye yer aldı.
Gaziantep Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Cahit Bağcı, Gaziamtep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz ve AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan'ın ve yabancı gençlerin katılımıyla gerçekleşen panayır renkli görüntülere sahne oldu.
Panayır açılışında konuşan AIESEC Gaziantep Şube Başkanı Harun Reşit Karahan, bu panayırın gençler arasındaki kültürler arası öğrenme sürecine önemli katkılar sağladığını, tüm üniversiteli gençlerin böylesi uluslararası etkinlikte yer almalarının kişisel gelişimleri için önemli olduğunu anlattı.
Daha sonra söz alan Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Burhan Akyılmaz, küreselleşme sürecinde sınırların birer birer kaybolduğu dünyada, tüm insanların kardeşlik, sevgi, barış ve dayanışma çevresinde buluştuğunu vurgulayarak, bugün burada düzenlenen bu uluslar arası ülkeler panayırının da bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü olarak SODES kapsamında yürüttükleri “Bir Dil Bir İnsan” adlı proje kapsamında AIESEC'in Gaziantep'e gelen stajyerlerine Türk Dili Eğitimi vereceklerini, yabancı öğrencilerin Gaziantep'teki orta öğretim kurumlarında öğrencilere yönelik kültürel etkinlikler yapacaklarını anlatan Akyılmaz, kurumlarıyla işbirliği yapan AIESEC temsilcilerine teşekkür edip, bu işbirliklerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Gün boyu açık kalan Ülkeler Panayırı'na büyük ilgi gösteren Gaziantepliler, yabancı gençlerin yöresel kıyafetleri, yiyecekleri, müzikleri ve danslarına hayran kalıp bol bol fotoğraf çektiler.

Son Güncelleme: Pazar, 19 Şubat 2012 14:36

Gösterim: 2642


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.