Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanı Avcı, bir öğrencinin "Sınıflarda kullanılacak tabletlerin eğitime yansıması nasıl olacak?" sorusu üzerine, "Öncelikle bu sadece bir araç. Sadece bazı şeyleri belki daha hızlı, kolay yapmamızı sağlayacak araç. Fakat asıl, esas ve temel olan kağıt ve kalemdir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın himayesinde, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Çocuk Vakfı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen 1. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi'nin "Medya Okur Yazarlığı" başlıklı oturumunun moderatörlüğünü, Milli Eğitim Bakanı Avcı yaptı.
Bir öğrencinin "Sınıflarda kullanılacak tabletlerin eğitime yansıması nasıl olacak?" sorusu üzerine Bakan Avcı, "Öncelikle bu sadece bir araç. Sadece bazı şeyleri belki daha hızlı, kolay yapmamızı sağlayacak araç. Fakat asıl, esas ve temel olan kağıt ve kalemdir" dedi.
Avrupa'da medya okuryazarlığından çok, temel okuryazarlığa yönelik kampanyaların düzenlendiğini aktaran Bakan Avcı, "Tabletleri derslerinizi işlerken, bazı konuları izlerken, kaydederken, birbirlerinizle ve öğretmenlerinizle paylaşırken kullanalım. Onlar pek çok işimizi kolaylaştırıyor olabilir. Fakat bizim gerçek üretkenliğimizi ilk dışarı vuracak olan alet, işte bu gördüğünüz alçak gönüllü kalemlerimizdir. Kurşun kalemlerimizdir" diye konuştu.
Tabletlerin sınıf ortamını nasıl değiştirdiğini kendilerinin de çok merak ettiğini dile getiren Avcı, "Bununla ilgili araştırmalar yapılıyor. Bütün dünyada yapılıyor. Biz de yapıyoruz. Bunlarla ilgili henüz net sonuçlar aldığımız söylenemez. Çünkü çok değişken bir alan. Fakat olumlu etkilerinin daha fazla olduğunu ümit ediyoruz" diye konuştu.
Bir öğrencinin çocuk programlarındaki çocuk karakterleriyle ilgili sorusuna ise Bakan Avcı, "Çocuklar böyledir. Kahramanlarla kendilerini özdeşleştirirler. Bu her zaman kötü bir şey değildir. Bir çok ünlü edebiyat eseri de çocuklar kendileriyle özdeşleştirdiği için bu kadar gözde olmuştur. Sözünü ettiğiniz veya göndermede bulunduğunuz tehlikeli yanlış anlamaları ben de tekrar etmek istemiyorum ama anladım. Arada olur öyle yanlış anlamalar. Bu sanatın özünde de vardır. Bazen yanlış anlaşılır. Dokuzuncu kattan Süpermen olmamak kaydıyla, bu o kadar kötü bir şey değildir" yanıtını verdi.-
"Fatih Projesi, medya okuryazarlığıyla doğrudan ilişkili"
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezih Orhon, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Fatih Projesi"nin medya okuryazarlığıyla doğrudan ilişkili, birbirine kaynak, içerik ve ortam sunan bir proje olduğunu ifade ederek, "Bir özeleştiride bulunalım. Neden? Çünkü biz medya okuryazarlığı sorumluluğunu sürekli medyaya ve Milli Eğitim Bakanlığı'na atıyoruz. Benim gibi iletişim fakültesi temsilcisi 10 kişi yok salonda. Taşın altına elimizi sokmak istediğimizde hiç kimseyi göremiyoruz" diye konuştu.
Medya okuryazarlığının paydaşlar açısından bir sorumluluk olduğunu belirten Orhon, Avrupa'da ve dünyada medya okuryazarlığının, temel okur yazarlık seviyesine getirildiğini aktardı.
Türkiye'de medya okuryazarlığına hala politik açılardan bakıldığını vurgulayan Orhon, "Medya okuryazarlığı dünyada uzmanlaşmaya gitmiş durumda. Örneğin medya okuryazarlığı kavramıyla birlikte, obeziteyi nasıl tartışacağız? Engelli kardeşlerle birlikte nasıl yer alacağız. Bunlar medya içerisinde nasıl yer alacak. Çocuğun medya içerisindeki konumu ne şekilde yer alıyor. Bunları görmemiz gerekiyor" dedi.
Çocuklar için medya takibinin yapılması gerektiğini dile getiren Orhon, "medya diyeti" kapsamında, kişilerin telefon, bilgisayar gibi çeşitli ekranlarda ne kadar süre geçirdiklerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Orhon, medya okuryazarlığıyla aktif vatandaşlığın hedeflendiğini kaydetti.
"Medya okuryazarlığı konusundan gelecek yıllarda daha fazla söz edilecek"
RTÜK Daire Başkan Yardımcısı Dr. Yaşar Uğurlu da medya okuryazarlığı konusundan gelecek yıllarda daha fazla söz edileceğini belirtti.
Medyanın tarihsel gelişimini katılımcılara anlatan Uğurlu, "Medya bizim sosyal niteliklerimizi, sağlığımızı, kültürümüzü ve tüketim biçimimizi belirliyor. Birlikteyiz ama birbirimizle paylaşmıyoruz. Modernite teknolojiye dayalı olarak rasyoneliteyi, bireyselliği öne çıkartıyor. Çünkü herkesi içermek istiyor. Bunun içinde tüm donanımlarının alt yapısını buna göre kuruyor. Medya, çocuklarımızı gözümüzün içine baka baka eğitiyor ve sosyalleştiriyor. Onun kurduğu sınırlar içerisinde davranıyoruz. Bunun adına da 'küresel köy' diyoruz" diye konuştu.
Uğurlu, çocuklara beceri geliştirecek medya kullanma alışkanlığını kazandırmak gerektiğine dikkati çekerek "Beceriye dayalı bir şey yaptırmıyoruz. Çocuk bilgiyi kendine dönüştürmüyor. Bilgi aksesuar olarak kalıyor" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, bir öğrencinin "Sınıflarda kullanılacak tabletlerin eğitime yansıması nasıl olacak?" sorusu üzerine, "Öncelikle bu sadece bir araç. Sadece bazı şeyleri belki daha hızlı, kolay yapmamızı sağlayacak araç. Fakat asıl, esas ve temel olan kağıt ve kalemdir" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın himayesinde, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Çocuk Vakfı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen 1. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi'nin "Medya Okur Yazarlığı" başlıklı oturumunun moderatörlüğünü, Milli Eğitim Bakanı Avcı yaptı.
Bir öğrencinin "Sınıflarda kullanılacak tabletlerin eğitime yansıması nasıl olacak?" sorusu üzerine Bakan Avcı, "Öncelikle bu sadece bir araç. Sadece bazı şeyleri belki daha hızlı, kolay yapmamızı sağlayacak araç. Fakat asıl, esas ve temel olan kağıt ve kalemdir" dedi.
Avrupa'da medya okuryazarlığından çok, temel okuryazarlığa yönelik kampanyaların düzenlendiğini aktaran Bakan Avcı, "Tabletleri derslerinizi işlerken, bazı konuları izlerken, kaydederken, birbirlerinizle ve öğretmenlerinizle paylaşırken kullanalım. Onlar pek çok işimizi kolaylaştırıyor olabilir. Fakat bizim gerçek üretkenliğimizi ilk dışarı vuracak olan alet, işte bu gördüğünüz alçak gönüllü kalemlerimizdir. Kurşun kalemlerimizdir" diye konuştu.
Tabletlerin sınıf ortamını nasıl değiştirdiğini kendilerinin de çok merak ettiğini dile getiren Avcı, "Bununla ilgili araştırmalar yapılıyor. Bütün dünyada yapılıyor. Biz de yapıyoruz. Bunlarla ilgili henüz net sonuçlar aldığımız söylenemez. Çünkü çok değişken bir alan. Fakat olumlu etkilerinin daha fazla olduğunu ümit ediyoruz" diye konuştu.
Bir öğrencinin çocuk programlarındaki çocuk karakterleriyle ilgili sorusuna ise Bakan Avcı, "Çocuklar böyledir. Kahramanlarla kendilerini özdeşleştirirler. Bu her zaman kötü bir şey değildir. Bir çok ünlü edebiyat eseri de çocuklar kendileriyle özdeşleştirdiği için bu kadar gözde olmuştur. Sözünü ettiğiniz veya göndermede bulunduğunuz tehlikeli yanlış anlamaları ben de tekrar etmek istemiyorum ama anladım. Arada olur öyle yanlış anlamalar. Bu sanatın özünde de vardır. Bazen yanlış anlaşılır. Dokuzuncu kattan Süpermen olmamak kaydıyla, bu o kadar kötü bir şey değildir" yanıtını verdi.-
"Fatih Projesi, medya okuryazarlığıyla doğrudan ilişkili"
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nezih Orhon, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Fatih Projesi"nin medya okuryazarlığıyla doğrudan ilişkili, birbirine kaynak, içerik ve ortam sunan bir proje olduğunu ifade ederek, "Bir özeleştiride bulunalım. Neden? Çünkü biz medya okuryazarlığı sorumluluğunu sürekli medyaya ve Milli Eğitim Bakanlığı'na atıyoruz. Benim gibi iletişim fakültesi temsilcisi 10 kişi yok salonda. Taşın altına elimizi sokmak istediğimizde hiç kimseyi göremiyoruz" diye konuştu.
Medya okuryazarlığının paydaşlar açısından bir sorumluluk olduğunu belirten Orhon, Avrupa'da ve dünyada medya okuryazarlığının, temel okur yazarlık seviyesine getirildiğini aktardı.
Türkiye'de medya okuryazarlığına hala politik açılardan bakıldığını vurgulayan Orhon, "Medya okuryazarlığı dünyada uzmanlaşmaya gitmiş durumda. Örneğin medya okuryazarlığı kavramıyla birlikte, obeziteyi nasıl tartışacağız? Engelli kardeşlerle birlikte nasıl yer alacağız. Bunlar medya içerisinde nasıl yer alacak. Çocuğun medya içerisindeki konumu ne şekilde yer alıyor. Bunları görmemiz gerekiyor" dedi.
Çocuklar için medya takibinin yapılması gerektiğini dile getiren Orhon, "medya diyeti" kapsamında, kişilerin telefon, bilgisayar gibi çeşitli ekranlarda ne kadar süre geçirdiklerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Orhon, medya okuryazarlığıyla aktif vatandaşlığın hedeflendiğini kaydetti.
"Medya okuryazarlığı konusundan gelecek yıllarda daha fazla söz edilecek"
RTÜK Daire Başkan Yardımcısı Dr. Yaşar Uğurlu da medya okuryazarlığı konusundan gelecek yıllarda daha fazla söz edileceğini belirtti.
Medyanın tarihsel gelişimini katılımcılara anlatan Uğurlu, "Medya bizim sosyal niteliklerimizi, sağlığımızı, kültürümüzü ve tüketim biçimimizi belirliyor. Birlikteyiz ama birbirimizle paylaşmıyoruz. Modernite teknolojiye dayalı olarak rasyoneliteyi, bireyselliği öne çıkartıyor. Çünkü herkesi içermek istiyor. Bunun içinde tüm donanımlarının alt yapısını buna göre kuruyor. Medya, çocuklarımızı gözümüzün içine baka baka eğitiyor ve sosyalleştiriyor. Onun kurduğu sınırlar içerisinde davranıyoruz. Bunun adına da 'küresel köy' diyoruz" diye konuştu.
Uğurlu, çocuklara beceri geliştirecek medya kullanma alışkanlığını kazandırmak gerektiğine dikkati çekerek "Beceriye dayalı bir şey yaptırmıyoruz. Çocuk bilgiyi kendine dönüştürmüyor. Bilgi aksesuar olarak kalıyor" dedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 16 Kasım 2013 10:53
Gösterim: 1851
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dershanelerin kapatılması ve öğrenci evleri tartışması ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu.
Gül öğrenci evi tartışmaları ile ilgili "Bunlardan ortaya çıkan eğer çeşitli rahatsızlıklar söz konusu olursa, problemler, adli meseleler olursa tabii ki gereği yapılır ama Türkiye bir hukuk ülkesidir. Hepsi hukukun üstünlüğü çerçevesi ve ihtiyaçlar çerçevesinde olacak konulardır. Siyasetin doğası gereği herkes bir tarafa çekerek yorum yapıyor gördüğüm kadarıyla."
Dershanelerin kapatılması
Gül, dershanelerin kapatılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar varken o okullara paralel başka kurumların olması aslında hoş değil. Ama bunun sebeplerini doğuran ihtiyaçların ortadan kaldırmak gerek. Arz-talep meselesi." dedi.
Gül'ün açıklaması şöyle;
Uzun vadeli bir program var. Okullar varken o okullara paralel başka kurumların olması aslında hoş değil. Ama bunun sebeplerini doğuran ihtiyaçların ortadan kaldırmak gerek. Arz-talep meselesi. Bütün fikirler dinlenecektir. Bildiğim kadarıyla kesinleşmiş değil. Çalışma aşamasında. Bütün bunlar dikkate alınarak bir çalışma yapılacaktır
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dershanelerin kapatılması ve öğrenci evleri tartışması ile ilgili olarak açıklamalarda bulundu.
Gül öğrenci evi tartışmaları ile ilgili "Bunlardan ortaya çıkan eğer çeşitli rahatsızlıklar söz konusu olursa, problemler, adli meseleler olursa tabii ki gereği yapılır ama Türkiye bir hukuk ülkesidir. Hepsi hukukun üstünlüğü çerçevesi ve ihtiyaçlar çerçevesinde olacak konulardır. Siyasetin doğası gereği herkes bir tarafa çekerek yorum yapıyor gördüğüm kadarıyla."
Dershanelerin kapatılması
Gül, dershanelerin kapatılmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar varken o okullara paralel başka kurumların olması aslında hoş değil. Ama bunun sebeplerini doğuran ihtiyaçların ortadan kaldırmak gerek. Arz-talep meselesi." dedi.
Gül'ün açıklaması şöyle;
Uzun vadeli bir program var. Okullar varken o okullara paralel başka kurumların olması aslında hoş değil. Ama bunun sebeplerini doğuran ihtiyaçların ortadan kaldırmak gerek. Arz-talep meselesi. Bütün fikirler dinlenecektir. Bildiğim kadarıyla kesinleşmiş değil. Çalışma aşamasında. Bütün bunlar dikkate alınarak bir çalışma yapılacaktır
Son Güncelleme: Cuma, 15 Kasım 2013 12:21
Gösterim: 1217
Fethullah Gülen, dershanelerin kapatılması ile ilgili Zaman Gazetesi’nin haberinin ardından bir açıklama yaptı.
herkul.org'tan yapılan açıklamada; Zaman Gazetesi'nin yayınladığı dershaneleri kapatmaya yönelik taslakla ilgili Gülen'in ‘Musibetler karşısında dişini sıkıp sabretmeli’ dediği öğrenildi. Ayrıca Gülen’in çok üzülmekle beraber haber duyulur duyulmaz “hâcet namazı” çağrısı yaptığı belirtildi. Fethullah Gülen, "Mümin sarsılabilir ama devrilmez, meseleye öyle bakmak lazım" ifadelerini kullandığı açıklandı.
Gülen'in Hürriyet'te yer alan açıklaması şöyle;
''Mümin sarsılabilir ama devrilmez, meseleye öyle bakmak lazım. Bir balyoz gibi tepene inen musibetler karşısında dişini sıkmak. Sabır çok önemli. Firavun aleyhinizde ise, Karuın aleyhinizde ise isabetli bir yolda yürüyorsunuz demektir. Ara sıra yağmur yağar rahmet, bazen de yağmur damlaları bir araya gelir, ceviz gibi dolu halinde inelim. Yere inince o da rahmettir de. Dolu düştüğü zaman paniğe kapılma. ''
Özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlara dair söylenen "Bir tane öğretmen arkadaşımızın bile dershaneler kapanırsa ne iş yaparız gibi hiç bir endişesi yok. Arkadaşlarımız kaygısı yok" şeklindeki sözler üzerine Gülen, şu ifadeleri kullandı:
''"Teşekkür ederim, demek ki oturmuş arkadaşlar. Hizmet duygusu düşüncesi itibariyle, elmacık kadar dalya olmuş. Cennetin kapılarını bile bunlar kapamak isteyebilirler. Bunlar girmesinler biz girelim, en azında önce biz girelim. Bunların zaten girmeye hakkı yok diyenler çıkabilir. 60 ihtilalinden bu yana onu da gördük tokadını yedik, 70 darbesini gördük tekmesini yedik. 80 darbesini gördük onunda çiftesini yedik.
Hepsinden bir şey yedik. Fakat tekme atan tokat atan çifte atanın şimdi hesapları görülüyor. Biz yapmadık onu, kader hüküm verdi ve kaderin o mevzuda figürü olarak kullandığı insanlar, onları öyle yaptılar.Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimden bir imkan olsa ben onların hepsine serbestsiniz derim. Ne var ki birileri onları planlıyor, yapıyor, 'Topuklarını birbirlerine vurdu. Karşımızda dimdik durdu bu adamlar. Bunlara bunu dedirttik.' diyorlar bir taraftan kapalı kapılar ardından diyorlar, fakat bir taraftan da camia onu sanki bir kısım elamanlarıyla yaptırtıyormuş gibi onlara fısıldıyor. Bir taşla iki kuşu vurma gibi bir nifak hareketi içinde bulunuyorlar. Bana yakışmayan şeyler ama müsadenizle bu kadarını da söyleyeyim."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Fethullah Gülen, dershanelerin kapatılması ile ilgili Zaman Gazetesi’nin haberinin ardından bir açıklama yaptı.
herkul.org'tan yapılan açıklamada; Zaman Gazetesi'nin yayınladığı dershaneleri kapatmaya yönelik taslakla ilgili Gülen'in ‘Musibetler karşısında dişini sıkıp sabretmeli’ dediği öğrenildi. Ayrıca Gülen’in çok üzülmekle beraber haber duyulur duyulmaz “hâcet namazı” çağrısı yaptığı belirtildi. Fethullah Gülen, "Mümin sarsılabilir ama devrilmez, meseleye öyle bakmak lazım" ifadelerini kullandığı açıklandı.
Gülen'in Hürriyet'te yer alan açıklaması şöyle;
''Mümin sarsılabilir ama devrilmez, meseleye öyle bakmak lazım. Bir balyoz gibi tepene inen musibetler karşısında dişini sıkmak. Sabır çok önemli. Firavun aleyhinizde ise, Karuın aleyhinizde ise isabetli bir yolda yürüyorsunuz demektir. Ara sıra yağmur yağar rahmet, bazen de yağmur damlaları bir araya gelir, ceviz gibi dolu halinde inelim. Yere inince o da rahmettir de. Dolu düştüğü zaman paniğe kapılma. ''
Özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlara dair söylenen "Bir tane öğretmen arkadaşımızın bile dershaneler kapanırsa ne iş yaparız gibi hiç bir endişesi yok. Arkadaşlarımız kaygısı yok" şeklindeki sözler üzerine Gülen, şu ifadeleri kullandı:
''"Teşekkür ederim, demek ki oturmuş arkadaşlar. Hizmet duygusu düşüncesi itibariyle, elmacık kadar dalya olmuş. Cennetin kapılarını bile bunlar kapamak isteyebilirler. Bunlar girmesinler biz girelim, en azında önce biz girelim. Bunların zaten girmeye hakkı yok diyenler çıkabilir. 60 ihtilalinden bu yana onu da gördük tokadını yedik, 70 darbesini gördük tekmesini yedik. 80 darbesini gördük onunda çiftesini yedik.
Hepsinden bir şey yedik. Fakat tekme atan tokat atan çifte atanın şimdi hesapları görülüyor. Biz yapmadık onu, kader hüküm verdi ve kaderin o mevzuda figürü olarak kullandığı insanlar, onları öyle yaptılar.Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimden bir imkan olsa ben onların hepsine serbestsiniz derim. Ne var ki birileri onları planlıyor, yapıyor, 'Topuklarını birbirlerine vurdu. Karşımızda dimdik durdu bu adamlar. Bunlara bunu dedirttik.' diyorlar bir taraftan kapalı kapılar ardından diyorlar, fakat bir taraftan da camia onu sanki bir kısım elamanlarıyla yaptırtıyormuş gibi onlara fısıldıyor. Bir taşla iki kuşu vurma gibi bir nifak hareketi içinde bulunuyorlar. Bana yakışmayan şeyler ama müsadenizle bu kadarını da söyleyeyim."
Son Güncelleme: Cuma, 15 Kasım 2013 11:04
Gösterim: 2228
Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama da dershane derneklerinden geldi. Türkiye’de faaliyet gösteren tüm dershaneler ortak bir bildiri yayınladı.
Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama da dershane derneklerinden geldi. Yapılan yazılı açıklamada, "Hükümetin, yeni demokratikleşme paketinde açıkladığının aksine bir tutumla sektör temsilcileriyle hiç görüşmeden hatta yok sayarak mevcut özel okulların sürdürülebilir olmadığı ortadayken; okula dönüşümü tek alternatif gibi sunması, dönüşemeyenleri kapatması, sistem dışına çıkarması olasılığı, beraberinde bunlara yönelik tasarrufun niteliğine ve içeriğine bağlı olarak bir dizi hukuksal uyuşmazlıkları da beraberinde getirecektir." denildi.
İşte dershanelerden yapılan ortak açıklamanın tam metni;
Son bir buçuk yıldır, Sayın Başbakan Erdoğan’ın 25 Mart 2012’de "Üniversite giriş sınavlarını da, üniversite hazırlık kurslarını da ortadan kaldırıyoruz." açıklamalarıyla başlayan ve dershanelerin kapatılması, sistem dışına çıkarılması gibi farklı algılamalar yaratan, hiç gündemden düşmeyen, zaman zaman özel dershane girişimcilerini rencide edecek haksızlıklar içeren dershane tartışmaları, dün (14 Kasım 2013) medyada yer alan son haberlerle yeni bir boyut kazanmıştır.
Bu güne değin bu tartışmalar, temsil ettiğimiz özel öğretim kurumları girişimcilerinde maddi manevi önemli kayıplar yaratmıştır.
İşleri, talep eden veli ve öğrencilerimize eğitim hizmeti sunmak olan kurumlarımızı bu kadar zan altında bırakmak, itibarsızlaştırmak büyük haksızlıktır.
Bu tartışmaların artık son bulması için; şimdiye kadar yaptığımız açıklamalarımızda “Başından beri yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak biz de ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı olanı her şeyin önünde tuttuğumuzu; özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılmasını; bundan ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler çıkabileceğini; bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere konuya taraf yöneticilerimizin kapılarını kapamayacaklarına inancımızı” belirttik.
Bakanlığımızın, söz konusu haberin içeriğinin doğruluğunu teyit anlamına gelen sadece bazı ifadelerin yanlışlığına yönelik dünkü açıklaması, şimdiye kadar var olan kararsızlık ve ne yapılacağını konunun taraflarıyla, kamuoyuyla paylaşmama anlayışının devamından başka bir anlam taşımamaktadır.
Özel dershane ve diğer özel öğretim kurucularını temsil eden dernekler olarak tartışmaların başından beri yasalar karşısında haklarımızı biliyoruz.
Bu tartışmalar sürecinde hep sükûnet içinde olduk, hukuka bağlı devletimize güven duygusuyla hareket ettik. Böyle davranmayı da sürdürmek istiyoruz.
Hükümetin, yeni demokratikleşme paketinde açıkladığının aksine bir tutumla sektör temsilcileriyle hiç görüşmeden hatta yok sayarak mevcut özel okulların sürdürülebilir olmadığı ortadayken; okula dönüşümü tek alternatif gibi sunması, dönüşemeyenleri kapatması, sistem dışına çıkarması olasılığı, beraberinde bunlara yönelik tasarrufun niteliğine ve içeriğine bağlı olarak bir dizi hukuksal uyuşmazlıkları da beraberinde getirecektir.
Fırsat eşitliği sağlamak adına fırsat eşitsizliğini artıracak ve daha çok kargaşa yaratacak bir düzenlemenin muhatabı olmamak; ulusal ve evrensel hukuk içinde haklarımızı savunmak durumunda kalmayacağımıza inanmak istiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
ÖZ-DE-BİR Özel Dershaneler Birliği Derneği
GÜVENDER Güven Dersane Sahipleri Derneği
TÖDER Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği Temsilcileri ve
ÖZDER, İSTANBUL KÜLTÜRBİR, İSTANBUL KONSEPTDER, GEBZE DERSANELER EĞİTİM BİRLİĞİ DERNEĞİ,
ÇORUM ÇÖZDEBİR DERSHANELER BİRLİĞİ, AMASYA AÖZDEBİR DERSANELER BİRLİĞİ,
SİVAS KIZILIRMAK DERSANELER BİRLİĞİ, AĞRI DERSANELER BİRLİĞİ, ORDU FATSA ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ,
KARS DERSANELER BİRLİĞİ, ERZURUM DERSANELER BİRLİĞİ, ERZURUM PALANDÖKEN DERSANELER BİRLİĞİ,
K.MARAŞ KARDERBİR, OSMANİYE DERSANELER BİRLİĞİ, MALATYA MADERBİR,
HATAY ANTAKYA DERSHANECİLER BİRLİĞİ, İSKENDERUN DERSHANECİLER BİRLİĞİ,
ANTALYA DERSANELER BİRLİĞİ, AYDIN AYDERBİR, BALIKESİR BALDER, BURDUR ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ, DENİZLİ DEYDER, İZMİR ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ İZ-Ö-DER,
DÜZCE DERSANELER EĞİTİM BİRLİĞİ DERNEĞİ, BOLU ABANT EGİTİME DESTEK DERNEGİ,
KÜTAHYA ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ…
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama da dershane derneklerinden geldi. Türkiye’de faaliyet gösteren tüm dershaneler ortak bir bildiri yayınladı.
Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama da dershane derneklerinden geldi. Yapılan yazılı açıklamada, "Hükümetin, yeni demokratikleşme paketinde açıkladığının aksine bir tutumla sektör temsilcileriyle hiç görüşmeden hatta yok sayarak mevcut özel okulların sürdürülebilir olmadığı ortadayken; okula dönüşümü tek alternatif gibi sunması, dönüşemeyenleri kapatması, sistem dışına çıkarması olasılığı, beraberinde bunlara yönelik tasarrufun niteliğine ve içeriğine bağlı olarak bir dizi hukuksal uyuşmazlıkları da beraberinde getirecektir." denildi.
İşte dershanelerden yapılan ortak açıklamanın tam metni;
Son bir buçuk yıldır, Sayın Başbakan Erdoğan’ın 25 Mart 2012’de "Üniversite giriş sınavlarını da, üniversite hazırlık kurslarını da ortadan kaldırıyoruz." açıklamalarıyla başlayan ve dershanelerin kapatılması, sistem dışına çıkarılması gibi farklı algılamalar yaratan, hiç gündemden düşmeyen, zaman zaman özel dershane girişimcilerini rencide edecek haksızlıklar içeren dershane tartışmaları, dün (14 Kasım 2013) medyada yer alan son haberlerle yeni bir boyut kazanmıştır.
Bu güne değin bu tartışmalar, temsil ettiğimiz özel öğretim kurumları girişimcilerinde maddi manevi önemli kayıplar yaratmıştır.
İşleri, talep eden veli ve öğrencilerimize eğitim hizmeti sunmak olan kurumlarımızı bu kadar zan altında bırakmak, itibarsızlaştırmak büyük haksızlıktır.
Bu tartışmaların artık son bulması için; şimdiye kadar yaptığımız açıklamalarımızda “Başından beri yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak biz de ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı olanı her şeyin önünde tuttuğumuzu; özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılmasını; bundan ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler çıkabileceğini; bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere konuya taraf yöneticilerimizin kapılarını kapamayacaklarına inancımızı” belirttik.
Bakanlığımızın, söz konusu haberin içeriğinin doğruluğunu teyit anlamına gelen sadece bazı ifadelerin yanlışlığına yönelik dünkü açıklaması, şimdiye kadar var olan kararsızlık ve ne yapılacağını konunun taraflarıyla, kamuoyuyla paylaşmama anlayışının devamından başka bir anlam taşımamaktadır.
Özel dershane ve diğer özel öğretim kurucularını temsil eden dernekler olarak tartışmaların başından beri yasalar karşısında haklarımızı biliyoruz.
Bu tartışmalar sürecinde hep sükûnet içinde olduk, hukuka bağlı devletimize güven duygusuyla hareket ettik. Böyle davranmayı da sürdürmek istiyoruz.
Hükümetin, yeni demokratikleşme paketinde açıkladığının aksine bir tutumla sektör temsilcileriyle hiç görüşmeden hatta yok sayarak mevcut özel okulların sürdürülebilir olmadığı ortadayken; okula dönüşümü tek alternatif gibi sunması, dönüşemeyenleri kapatması, sistem dışına çıkarması olasılığı, beraberinde bunlara yönelik tasarrufun niteliğine ve içeriğine bağlı olarak bir dizi hukuksal uyuşmazlıkları da beraberinde getirecektir.
Fırsat eşitliği sağlamak adına fırsat eşitsizliğini artıracak ve daha çok kargaşa yaratacak bir düzenlemenin muhatabı olmamak; ulusal ve evrensel hukuk içinde haklarımızı savunmak durumunda kalmayacağımıza inanmak istiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
ÖZ-DE-BİR Özel Dershaneler Birliği Derneği
GÜVENDER Güven Dersane Sahipleri Derneği
TÖDER Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği Temsilcileri ve
ÖZDER, İSTANBUL KÜLTÜRBİR, İSTANBUL KONSEPTDER, GEBZE DERSANELER EĞİTİM BİRLİĞİ DERNEĞİ,
ÇORUM ÇÖZDEBİR DERSHANELER BİRLİĞİ, AMASYA AÖZDEBİR DERSANELER BİRLİĞİ,
SİVAS KIZILIRMAK DERSANELER BİRLİĞİ, AĞRI DERSANELER BİRLİĞİ, ORDU FATSA ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ,
KARS DERSANELER BİRLİĞİ, ERZURUM DERSANELER BİRLİĞİ, ERZURUM PALANDÖKEN DERSANELER BİRLİĞİ,
K.MARAŞ KARDERBİR, OSMANİYE DERSANELER BİRLİĞİ, MALATYA MADERBİR,
HATAY ANTAKYA DERSHANECİLER BİRLİĞİ, İSKENDERUN DERSHANECİLER BİRLİĞİ,
ANTALYA DERSANELER BİRLİĞİ, AYDIN AYDERBİR, BALIKESİR BALDER, BURDUR ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ, DENİZLİ DEYDER, İZMİR ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ İZ-Ö-DER,
DÜZCE DERSANELER EĞİTİM BİRLİĞİ DERNEĞİ, BOLU ABANT EGİTİME DESTEK DERNEGİ,
KÜTAHYA ÖZEL DERSANELER BİRLİĞİ…
Son Güncelleme: Cumartesi, 16 Kasım 2013 12:57
Gösterim: 1640
Milli Eğitim Bakanı Avcı, dersahanelerin kapatlmasıyla ilgili açıklama yaptı. Avcı, "Ya özel okula dönüşecekler ya da iki yıl içinde açık lise olacaklar. Takviye kurslar da yeniden uygulamaya konulacak" diye konuştu. Dershane öğretmeni özel okula dönüşünce de görevini sürdürecek. Kapanan dershanenin öğretmeni de milli eğitimin sistemine entegre edilecek.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerle ilgili açıklamalarda bulundu.
Akşam saatlerinde iki ayrı kanalda katıldığı canlı yayınlarda konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Avcı'nın konuşmasının satırbaşları şöyle:
"Veliler, öğrenciler, öğretmenler, çalışanlar endişe etmesin. Okullardaki ve halkeğitimdeki kurslar devam edecek. İngilizce kursları ve sürücü kursları devam edecek. Dershane öğretmeni özel okula dönüşünce de görevini sürdürecek. Kapanan dershanenin öğretmeni de milli eğitimin sistemine entegre edilecek. Talim Terbiye Kurulu çok önemli bir birimdir. Orasıyla ilgili düzenlemeler yapıyoruz. Daha etkin olabilmesi için, özenli bir sistem için çalışmalar yapıyoruz. Velilerimiz endişe etmesinler, öğretmenlerimiz endişe etmesinler, öğrencilerimiz, dershane çalışanlarımız endişe etmesinler, hiç kimse mağdur edilmeyecek. Milli Eğitim sisteminin içerisinde bir üst eğitim kurumuna hazırlayan herhangi bir kurum olmayacak. Yabancı dil kursları, sürücü kursları devam edecek. 2014-2015 eğitim öğretim sisteminde deshaneler olmayacak."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, dersahanelerin kapatlmasıyla ilgili açıklama yaptı. Avcı, "Ya özel okula dönüşecekler ya da iki yıl içinde açık lise olacaklar. Takviye kurslar da yeniden uygulamaya konulacak" diye konuştu. Dershane öğretmeni özel okula dönüşünce de görevini sürdürecek. Kapanan dershanenin öğretmeni de milli eğitimin sistemine entegre edilecek.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerle ilgili açıklamalarda bulundu.
Akşam saatlerinde iki ayrı kanalda katıldığı canlı yayınlarda konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Avcı'nın konuşmasının satırbaşları şöyle:
"Veliler, öğrenciler, öğretmenler, çalışanlar endişe etmesin. Okullardaki ve halkeğitimdeki kurslar devam edecek. İngilizce kursları ve sürücü kursları devam edecek. Dershane öğretmeni özel okula dönüşünce de görevini sürdürecek. Kapanan dershanenin öğretmeni de milli eğitimin sistemine entegre edilecek. Talim Terbiye Kurulu çok önemli bir birimdir. Orasıyla ilgili düzenlemeler yapıyoruz. Daha etkin olabilmesi için, özenli bir sistem için çalışmalar yapıyoruz. Velilerimiz endişe etmesinler, öğretmenlerimiz endişe etmesinler, öğrencilerimiz, dershane çalışanlarımız endişe etmesinler, hiç kimse mağdur edilmeyecek. Milli Eğitim sisteminin içerisinde bir üst eğitim kurumuna hazırlayan herhangi bir kurum olmayacak. Yabancı dil kursları, sürücü kursları devam edecek. 2014-2015 eğitim öğretim sisteminde deshaneler olmayacak."
Son Güncelleme: Cuma, 15 Kasım 2013 08:32
Gösterim: 1457




