Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Galatasaray Lisesi’nin 534’üncü kuruluş yıl dönümü, düzenlenen törenle kutlandı. Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç, bu yeni çağda eğitimin çok önemli olduğunu belirtti. Kıraç, “Fakat bir acı tarafı daha var. Eğitimde de son 20 senede çok gerilemişiz. Eğer dünyanın ilk 20’si içinde kalacaksak bir tek Galatasaray veya Galatasaray gibi 4-5 okulla bir yere varmamız mümkün değil” dedi.

inan kiracGalatasaray Lisesi’nin 534’üncü kuruluş yıl dönümü, lisenin Beyoğlu’ndaki tarihi eğitim binasında Galatasaray Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen törenle kutlandı. İnan Kıraç, törende yaptığı konuşmada, bu yıl 50’nci yılını kutlayan mezun sayısının 92 olduğunu, 13 kişinin vefat ettiğini belirterek, 10 kişiye ulaşamadıklarını ve törene 69 kişinin katıldığını söyledi. Galatasaray Eğitim Vakfı’nın en büyük bağışlarını bu toplantıdan sonra aldığını dile getiren Kıraç, “Nesiller arasında acayip bir farklılık olmaya başladı. Çocuklarımızla konuşurken bile şaşırıyoruz. Bizle konuşurken elleriyle istediği bilgileri istediği kişiye veriyor. Ne öğrenmek isterse internete giriyor ve bilgiyi alıyor. Dolayısıyla eskisi gibi birbirimize bağlılığımız ne kadar devam edecek, nerede interneti kullanacağımız, Galatasaray’ın verdikleri nerede kalacak? Bunların muhakkak tartışılması ve bir çare bulunması lazım. Yoksa birbirimizle konuşamayan, anlamayan bir yapıya dönüşeceğiz diye bir korkum var” diye konuştu. Son 10 senede Türkiye’nin en iyi talebelerinin Galatasaray Lisesi’nde okuduğunu ve kuradan çıkan çocukların da lisenin öğrencileriyle bir noktada birleştiğini anlatan Kıraç, “Ne sizler gibi ne de bizler gibi bu çocuklar. Tek gayeleri çalışmak. Sabahlara kadar bütün laboratuvarları, kütüphaneleri açık tutuyoruz. Bu çocuklar okuldan mezun oldukları an İngilizce, Fransızca ve Latince’yi bilir halde oluyorlar. En iyiyi alan bir yapıyız” diye konuştu.

Bu yeni çağda eğitim çok önemli

İnan Kıraç, Osmanlı’nın okuyan çocukları askere almama kararı olmasına rağmen, kumandanların Alman olmaması nedeniyle çocukların da askere alındığını ve Çanakkale Savaşları’nda çok sayıda Galatasaraylı gencin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Atatürk’ün yanında bulunan ve Cumhuriyet’e inanan 71 kişiden 23’ünün Galatasaray mezunu olduğunu anlatan Kıraç, Atatürk’ün Galatasaray Lisesi Müdürü’nü önce mebus, ardından meclis başkanı yaptığını, dolayısıyla Atatürk’ün Galatasaray’a düşkünlüğünün bundan olduğunu söyledi. Kıraç, “Bu yeni çağda eğitim çok önemli, fakat bir acı tarafı daha var. Eğitimde de son 20 senede çok gerilemişiz. Bir tek Galatasaray veya Galatasaray gibi 4-5 okulla bir yere varmamız mümkün değil eğer dünyanın ilk 20’si içinde kalacaksak” ifadelerini kullandı.

Yanan binayı teslim ettiğim gün ayrılacağım

Galatasaray Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilgili bilgi veren Kıraç, “Geçtiğimiz yıllarda İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü binası yandı. Ardından üniversitemizin bahçesindeki taş binayı istediler, ‘alırız’ dediler. Sonra anladılar ki Galatasaray’dan bir şey alamıyorlar çünkü Galatasaray’ın her şeyi üniversitesine ait. Bazen genç arkadaşlarıma onu söylüyorum. Artık Galatasaray bir bütün. Ne olur bu ayrımları yapmayın. Galatasaray liseli de üniversiteli de kulübü de. Birlik ve beraberlik şart. Bu olmadığı takdirde bir şey olmuyor” diye konuştu. Vakıf olarak 35 yılda 240 projeyi hayata geçirdiklerini, bu devrede de 304 milyon dolar para toplandığını ve Galatasaray için kullanıldığını anlatan Kıraç, mezunlara Galatasaray Eğitim Vakfı’na maddi katkıda bulunmaları çağrısı yaptı. İnan Kıraç, Galatasaray Üniversitesi’nde çıkan yangının üzerinden 35 ay geçtiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

“Bugüne kadar bir netice alamadım. Başlangıcı çok doğru, hiçbir sorun yok, avan proje kabul edildi, onda da sorun yok. Ama kalktı bir Galatasaraylı mezunumuz ihbarda bulundu ve bizi kilitledi. Oradaki 3 bina, bizim zamanımızda bildiğimiz ve 3’üncü derece tarihi eserdir. Bu birinci dereceye çevrildi, birileri çevirdi. Dolayısıyla orada kilitlendik. ‘Niye kurum çalışmıyor?’ diye kurumu tehdit ettim. ‘Yaparsanız, bunu böyle çıkarırsanız sizi mahkemeye vereceğim’ dedim. Bunu muhakkak aşacağım. Bu mücadelenin içine bilfiil giriyorum. Başka çaremiz yok. Hem rektörüm hem müdürem hem de başkanlarım öyle zannediyorum ki bizi yalnız bırakmayacaklar. Küçük ve yanlış şeyler yapıyoruz. Bazı yanlışlar yapıyoruz. Bin mektup yazdılar bana. ‘Nerede? Niçin? Neden?’ Diyorum ki her şeyi, herkesin önünde konuşamam ama bunu anlatmak mümkün değil. Her şeyi herkesin önünde konuşmak kadar yanlış bir şey yok. Hele ki bugünkü Türkiyemizde. Bunu aşacağız. Bu 35 ayın bedeli de başka şekilde ağır.” Bundan önceki toplantıda bir söz verdiğini hatırlatan Kıraç, duygulanarak “Geçen yıl 77 yaşındaydım. Yanan binayı teslim ettiğim gün ayrılacağım sözü. Bitirince ayrılacağım” diyerek, konuşmasını tamamladı.

50 yıl önce okula giren 10 kız öğrenciden biriyim

Galatasaray Lisesi Müdürü Meral Mercan 1965 yılının kendisi için özel bir yanı olduğunu, lisenin bu yılda karma eğitime geçtiğini ifade ederek, 50 yıl önce okula giren 10 kız öğrenciden biri ve şimdi okul müdürü olarak hitap etmekten ayrı bir mutluluk duyduğunu dile getirdi. Lisenin, eğitim ve öğretimde ulaştığı başarı düzeyini sürekli yükselttiğini anlatan Mercan, lisenin akademik başarılarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Lisans yerleştirme sınavında 3 öğrencimiz, 4 farklı puan türünde, 4 Türkiye şampiyonluğu, bir öğrencimiz Türkiye ikinciliği, ilk 10’da yer alan 8 öğrencimiz 21 farklı derece, ilk binde yer alan 79 öğrencimiz 405 farklı derece kazanmışlardır. Yurtdışına başvuran öğrencilerimiz ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Kanada’da 50 farklı üniversiteden kabul almışlardır. Yurtdışında okumayı tercih eden 11 öğrencimiz, dünyanın en prestijli üniversitelerine kayıt yaptırmayı tercih etmişlerdir. Öğrencilerimizin burada aldıkları eğitim, başarılarını arttırarak sürdürmelerine olanak tanımaktadır. Türkiye’nin en iyi öğrencilerini alan bu okulun üniversite sınavlarında gösterdiği başarı doğallaştırılabilir. Ancak lisemizde öğrenim gören öğrencilerimizin üçte biri, Galatasaray İlkokulu’ndan sınavsız geçiş yapan öğrencilerimizdir.”

Özhan Canaydın adına ödül verildi

Galatasaraylılar Derneği Genel Sekreteri Mehmet Selim Yavuz da derneğin çalışmaları ve projelerine ait bilgi verdi. Törene, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ertuğrul Karsak’ın yanı sıra eski mezunlar katıldı. Galatasaray Eğitim Vakfı tarafından 5 yıl önce hayatını kaybeden eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Özhan Canaydın adına spor ödülleri verildi. ENKA Spor Kulübü’nden tenisçi Çağla Büyükakçay’ın ödülünü annesi Seçil Büyükakçay, GS Kulübü Yelken Takımı’ndan Deniz Çınar ve Ateş Çınar, Galatasaray Üniversitesi Futsal Takımı adına takım kaptanı Burak Demir, Galatasaray Lisesi Atletizm Takımı’ndan Necmettin Berk Yoleri ödüllerini, Özhan Canaydın’ın oğlu Murat Canaydın’ın elinden aldı. Törende daha sonra 1940 mezunu Necdet Bayraktar ve 1965 mezunu 69 kişiye berat ve madalyaları verildi. Öte yandan lise binasına asılan, üzerinde yanan Galatasaray Üniversitesi’nin fotoğrafı ile “2 sene 10 ay 15 gün” yazılı pankart dikkati çekti.

> İnan Kıraç: Yanan binayı teslim ettiğimde ayrılacağım

Galatasaray Lisesi’nin 534’üncü kuruluş yıl dönümü, düzenlenen törenle kutlandı. Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç, bu yeni çağda eğitimin çok önemli olduğunu belirtti. Kıraç, “Fakat bir acı tarafı daha var. Eğitimde de son 20 senede çok gerilemişiz. Eğer dünyanın ilk 20’si içinde kalacaksak bir tek Galatasaray veya Galatasaray gibi 4-5 okulla bir yere varmamız mümkün değil” dedi.

inan kiracGalatasaray Lisesi’nin 534’üncü kuruluş yıl dönümü, lisenin Beyoğlu’ndaki tarihi eğitim binasında Galatasaray Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen törenle kutlandı. İnan Kıraç, törende yaptığı konuşmada, bu yıl 50’nci yılını kutlayan mezun sayısının 92 olduğunu, 13 kişinin vefat ettiğini belirterek, 10 kişiye ulaşamadıklarını ve törene 69 kişinin katıldığını söyledi. Galatasaray Eğitim Vakfı’nın en büyük bağışlarını bu toplantıdan sonra aldığını dile getiren Kıraç, “Nesiller arasında acayip bir farklılık olmaya başladı. Çocuklarımızla konuşurken bile şaşırıyoruz. Bizle konuşurken elleriyle istediği bilgileri istediği kişiye veriyor. Ne öğrenmek isterse internete giriyor ve bilgiyi alıyor. Dolayısıyla eskisi gibi birbirimize bağlılığımız ne kadar devam edecek, nerede interneti kullanacağımız, Galatasaray’ın verdikleri nerede kalacak? Bunların muhakkak tartışılması ve bir çare bulunması lazım. Yoksa birbirimizle konuşamayan, anlamayan bir yapıya dönüşeceğiz diye bir korkum var” diye konuştu. Son 10 senede Türkiye’nin en iyi talebelerinin Galatasaray Lisesi’nde okuduğunu ve kuradan çıkan çocukların da lisenin öğrencileriyle bir noktada birleştiğini anlatan Kıraç, “Ne sizler gibi ne de bizler gibi bu çocuklar. Tek gayeleri çalışmak. Sabahlara kadar bütün laboratuvarları, kütüphaneleri açık tutuyoruz. Bu çocuklar okuldan mezun oldukları an İngilizce, Fransızca ve Latince’yi bilir halde oluyorlar. En iyiyi alan bir yapıyız” diye konuştu.

Bu yeni çağda eğitim çok önemli

İnan Kıraç, Osmanlı’nın okuyan çocukları askere almama kararı olmasına rağmen, kumandanların Alman olmaması nedeniyle çocukların da askere alındığını ve Çanakkale Savaşları’nda çok sayıda Galatasaraylı gencin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Atatürk’ün yanında bulunan ve Cumhuriyet’e inanan 71 kişiden 23’ünün Galatasaray mezunu olduğunu anlatan Kıraç, Atatürk’ün Galatasaray Lisesi Müdürü’nü önce mebus, ardından meclis başkanı yaptığını, dolayısıyla Atatürk’ün Galatasaray’a düşkünlüğünün bundan olduğunu söyledi. Kıraç, “Bu yeni çağda eğitim çok önemli, fakat bir acı tarafı daha var. Eğitimde de son 20 senede çok gerilemişiz. Bir tek Galatasaray veya Galatasaray gibi 4-5 okulla bir yere varmamız mümkün değil eğer dünyanın ilk 20’si içinde kalacaksak” ifadelerini kullandı.

Yanan binayı teslim ettiğim gün ayrılacağım

Galatasaray Üniversitesi’nin kuruluşuyla ilgili bilgi veren Kıraç, “Geçtiğimiz yıllarda İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü binası yandı. Ardından üniversitemizin bahçesindeki taş binayı istediler, ‘alırız’ dediler. Sonra anladılar ki Galatasaray’dan bir şey alamıyorlar çünkü Galatasaray’ın her şeyi üniversitesine ait. Bazen genç arkadaşlarıma onu söylüyorum. Artık Galatasaray bir bütün. Ne olur bu ayrımları yapmayın. Galatasaray liseli de üniversiteli de kulübü de. Birlik ve beraberlik şart. Bu olmadığı takdirde bir şey olmuyor” diye konuştu. Vakıf olarak 35 yılda 240 projeyi hayata geçirdiklerini, bu devrede de 304 milyon dolar para toplandığını ve Galatasaray için kullanıldığını anlatan Kıraç, mezunlara Galatasaray Eğitim Vakfı’na maddi katkıda bulunmaları çağrısı yaptı. İnan Kıraç, Galatasaray Üniversitesi’nde çıkan yangının üzerinden 35 ay geçtiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

“Bugüne kadar bir netice alamadım. Başlangıcı çok doğru, hiçbir sorun yok, avan proje kabul edildi, onda da sorun yok. Ama kalktı bir Galatasaraylı mezunumuz ihbarda bulundu ve bizi kilitledi. Oradaki 3 bina, bizim zamanımızda bildiğimiz ve 3’üncü derece tarihi eserdir. Bu birinci dereceye çevrildi, birileri çevirdi. Dolayısıyla orada kilitlendik. ‘Niye kurum çalışmıyor?’ diye kurumu tehdit ettim. ‘Yaparsanız, bunu böyle çıkarırsanız sizi mahkemeye vereceğim’ dedim. Bunu muhakkak aşacağım. Bu mücadelenin içine bilfiil giriyorum. Başka çaremiz yok. Hem rektörüm hem müdürem hem de başkanlarım öyle zannediyorum ki bizi yalnız bırakmayacaklar. Küçük ve yanlış şeyler yapıyoruz. Bazı yanlışlar yapıyoruz. Bin mektup yazdılar bana. ‘Nerede? Niçin? Neden?’ Diyorum ki her şeyi, herkesin önünde konuşamam ama bunu anlatmak mümkün değil. Her şeyi herkesin önünde konuşmak kadar yanlış bir şey yok. Hele ki bugünkü Türkiyemizde. Bunu aşacağız. Bu 35 ayın bedeli de başka şekilde ağır.” Bundan önceki toplantıda bir söz verdiğini hatırlatan Kıraç, duygulanarak “Geçen yıl 77 yaşındaydım. Yanan binayı teslim ettiğim gün ayrılacağım sözü. Bitirince ayrılacağım” diyerek, konuşmasını tamamladı.

50 yıl önce okula giren 10 kız öğrenciden biriyim

Galatasaray Lisesi Müdürü Meral Mercan 1965 yılının kendisi için özel bir yanı olduğunu, lisenin bu yılda karma eğitime geçtiğini ifade ederek, 50 yıl önce okula giren 10 kız öğrenciden biri ve şimdi okul müdürü olarak hitap etmekten ayrı bir mutluluk duyduğunu dile getirdi. Lisenin, eğitim ve öğretimde ulaştığı başarı düzeyini sürekli yükselttiğini anlatan Mercan, lisenin akademik başarılarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Lisans yerleştirme sınavında 3 öğrencimiz, 4 farklı puan türünde, 4 Türkiye şampiyonluğu, bir öğrencimiz Türkiye ikinciliği, ilk 10’da yer alan 8 öğrencimiz 21 farklı derece, ilk binde yer alan 79 öğrencimiz 405 farklı derece kazanmışlardır. Yurtdışına başvuran öğrencilerimiz ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve Kanada’da 50 farklı üniversiteden kabul almışlardır. Yurtdışında okumayı tercih eden 11 öğrencimiz, dünyanın en prestijli üniversitelerine kayıt yaptırmayı tercih etmişlerdir. Öğrencilerimizin burada aldıkları eğitim, başarılarını arttırarak sürdürmelerine olanak tanımaktadır. Türkiye’nin en iyi öğrencilerini alan bu okulun üniversite sınavlarında gösterdiği başarı doğallaştırılabilir. Ancak lisemizde öğrenim gören öğrencilerimizin üçte biri, Galatasaray İlkokulu’ndan sınavsız geçiş yapan öğrencilerimizdir.”

Özhan Canaydın adına ödül verildi

Galatasaraylılar Derneği Genel Sekreteri Mehmet Selim Yavuz da derneğin çalışmaları ve projelerine ait bilgi verdi. Törene, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ertuğrul Karsak’ın yanı sıra eski mezunlar katıldı. Galatasaray Eğitim Vakfı tarafından 5 yıl önce hayatını kaybeden eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Özhan Canaydın adına spor ödülleri verildi. ENKA Spor Kulübü’nden tenisçi Çağla Büyükakçay’ın ödülünü annesi Seçil Büyükakçay, GS Kulübü Yelken Takımı’ndan Deniz Çınar ve Ateş Çınar, Galatasaray Üniversitesi Futsal Takımı adına takım kaptanı Burak Demir, Galatasaray Lisesi Atletizm Takımı’ndan Necmettin Berk Yoleri ödüllerini, Özhan Canaydın’ın oğlu Murat Canaydın’ın elinden aldı. Törende daha sonra 1940 mezunu Necdet Bayraktar ve 1965 mezunu 69 kişiye berat ve madalyaları verildi. Öte yandan lise binasına asılan, üzerinde yanan Galatasaray Üniversitesi’nin fotoğrafı ile “2 sene 10 ay 15 gün” yazılı pankart dikkati çekti.

Son Güncelleme: Pazartesi, 07 Aralık 2015 11:29

Gösterim: 1384

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ramazanoğlu, kız çocuklarının okullaşma oranlarının artırılabilmesi için kız yurtları inşa edileceğini belirtti.

sema ramazanogluAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, "Kız çocuklarımızın ikinci 4 yıl ve üçüncü 4 yıl okullaşma süreçlerini uzatabilmemiz için kız yurtları inşa edeceğiz" dedi.

Denizli'de çeşitli etkinliklere katılan Ramazanoğlu, Çivril ilçesindeki programının ardından geldiği Baklan ilçesi Gazi Parkı'nda vatandaşlara hitap etti.

Ramazanoğlu, Bakanlığın icraat alanının, toplumun inşası olduğunu, aile ve toplumun tüm dezavantajlı gruplarının hizmet alanlarında bulunduğunu ifade ederek "Yaşlılarımız, engelli kardeşlerimiz, şehitlerimiz, gazilerimiz, bakıma muhtaçlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız, hastalarımız, yetimlerimiz, öksüzlerimiz, işte bizim dezavantajlı dediğimiz bütün o vicdanımızın içine sığdırdığımız bütün hepsi, bizim sorumluluk alanımız" diye konuştu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının, Milli Eğitim Bakanlığından sonra en büyük bütçeli bakanlık olduğuna işaret eden Ramazanoğlu, şunları söyledi:

"Bu bakanlık, vicdan bakanlığı. Hepimiz, elimizi vicdanımıza koyduğumuz zaman 'Bu ülkede gözümüzün görmediği, kulağımızın duymadığı bir noktada bir aç yoktur, bir gözü yaşlı yoktur, bir yetim yoktur' dediğimiz zaman biz, işlerimizin çoğunu halletmiş olacağız. Tabii ki sosyal problemlerimizi biliyoruz, onları nasıl çözeceğimize dair projelerimiz var, yatırımlarımız var, müjdelerimiz var. Özellikle kız çocuklarımızın ikinci 4 yıl ve üçüncü 4 yıl okullaşma süreçlerini uzatabilmemiz için kız yurtları inşa edeceğiz."

> Kız yurtları inşa edilecek

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ramazanoğlu, kız çocuklarının okullaşma oranlarının artırılabilmesi için kız yurtları inşa edileceğini belirtti.

sema ramazanogluAile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, "Kız çocuklarımızın ikinci 4 yıl ve üçüncü 4 yıl okullaşma süreçlerini uzatabilmemiz için kız yurtları inşa edeceğiz" dedi.

Denizli'de çeşitli etkinliklere katılan Ramazanoğlu, Çivril ilçesindeki programının ardından geldiği Baklan ilçesi Gazi Parkı'nda vatandaşlara hitap etti.

Ramazanoğlu, Bakanlığın icraat alanının, toplumun inşası olduğunu, aile ve toplumun tüm dezavantajlı gruplarının hizmet alanlarında bulunduğunu ifade ederek "Yaşlılarımız, engelli kardeşlerimiz, şehitlerimiz, gazilerimiz, bakıma muhtaçlarımız, kadınlarımız, çocuklarımız, hastalarımız, yetimlerimiz, öksüzlerimiz, işte bizim dezavantajlı dediğimiz bütün o vicdanımızın içine sığdırdığımız bütün hepsi, bizim sorumluluk alanımız" diye konuştu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının, Milli Eğitim Bakanlığından sonra en büyük bütçeli bakanlık olduğuna işaret eden Ramazanoğlu, şunları söyledi:

"Bu bakanlık, vicdan bakanlığı. Hepimiz, elimizi vicdanımıza koyduğumuz zaman 'Bu ülkede gözümüzün görmediği, kulağımızın duymadığı bir noktada bir aç yoktur, bir gözü yaşlı yoktur, bir yetim yoktur' dediğimiz zaman biz, işlerimizin çoğunu halletmiş olacağız. Tabii ki sosyal problemlerimizi biliyoruz, onları nasıl çözeceğimize dair projelerimiz var, yatırımlarımız var, müjdelerimiz var. Özellikle kız çocuklarımızın ikinci 4 yıl ve üçüncü 4 yıl okullaşma süreçlerini uzatabilmemiz için kız yurtları inşa edeceğiz."

Son Güncelleme: Pazartesi, 07 Aralık 2015 10:40

Gösterim: 3568

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Özel eğitim okullarında öğrenim gören öğrencilerimizi gözümüzden ve gönlümüzden uzak tutmuyor, onlar için yapılan özel eğitim ortamlarının zenginleştirilmesi ve sayılarının artması için gayret sarf ediyoruz" dedi.

engelsiz egitim programıTurkcell'in özel eğitime ihtiyacı olan engelli çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde başlattığı "Engelsiz Eğitim Programı" kapsamında 12 okulda tamamladığı özel teknoloji ve mesleki eğitim sınıflarında eğitimler başladı.

Engelli öğrencilerin ihtiyaçlarına göre tasarlanan ve özel ekipmanlarla donatılan teknoloji ve mesleki eğitim sınıflarının açılış töreni Sarıyer Veysel Vardal Görme Engelliler İlkokul ve Ortaokulu'nda gerçekleştirildi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, özel eğitimden geçen çocukların ve velilerinin duygu ve düşüncelerini anlattığı video gösterimiyle başlayan etkinlikte konuştu.

Bakanlık ve Turkcell arasında 17 Haziran'da imzalanan protokolle özel öğretim ve eğitim okullarının donanım ihtiyaçlarının karşılanmasını, bilim-sanat merkezi öğrencilerinin de kod yazma, yazılım alanında eğitilmelerini hedeflediklerini dile getiren Avcı, bu kapsamda yapılacak çalışmalarla engelli okulları, işitme engelli meslek liseleri ve özel eğitim mesleki eğitim merkezleri arasında seçilecek 80 okuldaki atölye veya sınıfların donanım ihtiyaçlarının 2 yılda giderileceğini anlattı.

Avcı, bugüne kadar ülkenin farklı bölgelerinden 12 okuldaki çalışmaların tamamlandığını aktardı.

Bu yıl içerisinde 5 okula teknoloji sınıfı, 1 okula bilişim teknolojisi sınıfı, 6 okula da beceri kazandırma atölyelerinin kurulumunun tamamlandığı bilgisini veren Avcı, "2016'da ise 11 görme engelli ve 6 işitme engelli okulumuzda teknoloji sınıfı, 19 özel eğitim mesleki eğitim merkezinde konaklama ve seyahat, yiyecek-içecek ve el sanatları atölyelerinin kurulması planlandı. Dolayısıyla önümüzdeki yıl 36 okulumuzun daha belirlenen alanlardaki donanım ihtiyaçlarını gidermiş olacağız" diye konuştu.

Engelli öğrencilerin hayatında önemli ihtiyaç karşılanacak

Avcı, engelli öğrenciler için kurulan teknoloji sınıflarının, özel eğitim mesleki eğitim merkezlerine kurulan beceri atölyelerinin hem çocukların hem de velilerin hayatında çok önemli bir ihtiyaca tekabül ettiğini vurguladı.

Engel durumu ne olursa olsun bütün öğrencilerin teknolojik imkanlardan faydalanabileceğine, hatta bu alanda kullanıcı durumundan üretici durumuna geçebileceğine inandıklarını söyleyen Avcı, özel nitelik taşıyan bu öğrencilerin hayatın içinde yer almasını sağlamak ve toplumun bütün bireyleri gibi görev almalarını temin etmenin hükümetin temel politikalarından olduğunu belirtti.

Avcı, "Engelli bireylerimize yaklaşımımız, sosyal sorumluluk çalışmalarının da ötesinde belirlenmiş, sağlam temellere ve çerçeveye oturtulmuş, milli ve insani bir görev bilincine tekabül ediyor. Özel eğitim okullarında öğrenim gören öğrencilerimizi gözümüzden ve gönlümüzden uzak tutmuyor, onlar için yapılan özel eğitim ortamlarının zenginleştirilmesi ve sayılarının artması için gayret sarf ediyoruz. Bakanlığımızın ilgili birimleri bu alanda yeni gelişmeler sağlamak, teknolojinin geliştirdiği bütün imkanları sahaya yansıtmak için pek çok çalışma yürütüyor" değerlendirmesinde bulundu.

Engelli öğrencilere yönelik çözüm geliştirici çalışmalarını bilgisayar sektörünün büyük firmalarıyla iş birliği içinde sürdürdüklerinin altını çizen Avcı, "Engelli öğrencilerimize hizmet sunan okullarımızın ve mesleki eğitim merkezlerimizin ihtiyaçlarının giderilmesinde gösterdikleri duyarlılıklar için, bu konuda yanımızda oldukları için Turkcell yönetimine ve bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

Eğitim teknolojisinden faydalanacaklar

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, Turkcell ile 6 ay önce iş birliği protokolü imzaladıklarını, anlaşma kapsamında 80 okulun atölyelerinin ve teknoloji sınıflarının oluşturulacağını, 32 teknoloji sınıfından 12'sinin bugün eş zamanlı açıldığını aktardı.

Güngör, "Aslında protokolümüzde 10 taneydi. Turkcell, bu 10 okul bitince iki tane daha ilave etti. Toplam 80 okulumuzun bu türlü kendini büyüten bereketiyle 100 okula ulaşacağını tahmin ediyoruz 2017 sonuna kadar" diye konuştu.

Turkcell'in proje çerçevesinde öngörülenden daha hızlı hareket ettiğini dile getiren Güngör, bugün açılan teknoloji sınıfının, çocukların hem eğitim teknolojisiyle karşılaşmalarını ve faydalanmalarını hem de İnternet'ten her türlü ihtiyaçlarını gidermelerini sağlayacağını vurguladı.

Kalan 1,5 yılda 70 okulu daha tamamlayacağız

Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, "Turkcell'de destek varsa engel yoktur" dediklerini belirterek, engellerin olmadığı, dezavantajlı vatandaşların toplumun diğer bireyleriyle aynı fırsatlara sahip olduğu, tüm çocuklara hayallerine kavuşması için şans ve destek verildiği bir Türkiye hayal ettiklerini söyledi.

Bugün bu hayalin küçük de olsa bir parçasını hayata geçirmenin gururu ve mutluluğu içerisinde olduklarını vurgulayan Akça, bugün 12 okuldaki mesleki atölye ve teknoloji sınıfının açılışını yaparak özel çocukların hayallerine kavuşma yolunda bir ışık yaktıklarını anlattı.

Akça, "Umuyoruz ki bugün burada yaktığımız ışık özel çocuklarımızın hayallerini ve yarınlarını aydınlatacak. Kalan 1,5 yılda 70 okulu daha tamamlayarak ülkemizdeki özel eğitim okullarında eğitim gören 10 binden fazla çocuğumuza yani her 4 engelli öğrenciden birine dokunmuş olmayı hedefliyoruz" dedi.

Projenin hayata geçme sürecine değinen Akça, "Duyduklarımız, 'iyi ki bu projeye başlamışız' dedirtti. Kaygıların yerini mutluluğa bıraktığını görünce biz de o kadar mutlu olduk" dedi.

Bakan Avcı sınıfları gezdi, öğrencilerle sohbet etti

Etkinlik sonrası açılışı yapılan teknoloji sınıfını ziyaret eden Avcı'ya, görme engelli öğretmen Uğur Yılmaz tarafından bilgi verildi.

Yılmaz, kendisinin de bu okuldan yetiştiğini ve burada öğretmenlik yaptığını belirtti. Öğretmen Yılmaz, babası Hüseyin Yılmaz'ın okulun kurucularından olduğunu ve kendisinin de şu anda sınıfta olduğunu anlatınca, Avcı, baba Yılmaz'ı yanına çağırarak onunla da bir süre sohbet etti.

Avcı, sınıfta öğrenim gören görme engelli öğrencilerle tek tek ilgilendi. Bazı öğrencilere yazı okutan Avcı, bir öğrenciye Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in hayatını okumasını önerdi.

Avcı'ya, kendisinin hayatını araştırdığını söyleyen bir öğrenci ise İnternet üzerinden Bakan Avcı'nın eserlerinin isimlerini okudu. Bunun üzerine Avcı gülerek, bu öğrencinin ilerde araştırma ve bilgi toplamak üzere Milli İstihbarat Teşkilatı'nda çalışabileceğini söyledi.

Avcı, daha sonra başka bir sınıfa girerek, buradaki öğrencilere ses kayıt cihazı hediye etti.

Hayırseverlerimizi eğitime katkıda bulunmaya davet ediyorum

Sınıfı gezdikten sonra açıklama yapan Avcı, yapılan hiçbir olumlu işin unutulmadığını dile getirerek, "Bütün hayırseverlerimizi yıllar sonra da unutulmayacak bu tür eserlerle eğitimimize katkıda bulunmaya davet ediyorum" dedi.

Turkcell Engelsiz Eğitim Programı

Özel eğitime ihtiyacı olan engelli çocukların yetkinliklerini artırmak ve toplumsal yaşama katılımlarını sağlamak amacıyla geliştirilen ve temelleri 17 Haziran'da atılan "Engelsiz Eğitim Programı" kapsamında aradan geçen 5 ay gibi kısa bir sürede toplam 12 okulda teknoloji sınıfları ve mesleki eğitim atölyeleri kullanıma hazır hale getirildi.

Projenin ilk etabında görme engelli çocuklar için Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır'daki okullarda teknoloji sınıfları, işitme engelli çocuklar için Ankara'da bilişim teknolojileri sınıfı, hafif zihinsel engelli öğrenciler için Antalya'daki okulda konaklama ve seyahat hizmetleri atölyesi, Ankara, Kastamonu ve Eskişehir'deki okullarda yiyecek ve içecek hizmetleri atölyesi açıldı.

İki yıl içerisinde tamamlanması hedeflenen, 7 milyon lira bütçeli proje ile 40 ildeki 80 okulda 10 binden fazla öğrenciye destek olunması hedefleniyor.

> Engelsiz Eğitim Programı için eğitimler başladı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Özel eğitim okullarında öğrenim gören öğrencilerimizi gözümüzden ve gönlümüzden uzak tutmuyor, onlar için yapılan özel eğitim ortamlarının zenginleştirilmesi ve sayılarının artması için gayret sarf ediyoruz" dedi.

engelsiz egitim programıTurkcell'in özel eğitime ihtiyacı olan engelli çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde başlattığı "Engelsiz Eğitim Programı" kapsamında 12 okulda tamamladığı özel teknoloji ve mesleki eğitim sınıflarında eğitimler başladı.

Engelli öğrencilerin ihtiyaçlarına göre tasarlanan ve özel ekipmanlarla donatılan teknoloji ve mesleki eğitim sınıflarının açılış töreni Sarıyer Veysel Vardal Görme Engelliler İlkokul ve Ortaokulu'nda gerçekleştirildi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, özel eğitimden geçen çocukların ve velilerinin duygu ve düşüncelerini anlattığı video gösterimiyle başlayan etkinlikte konuştu.

Bakanlık ve Turkcell arasında 17 Haziran'da imzalanan protokolle özel öğretim ve eğitim okullarının donanım ihtiyaçlarının karşılanmasını, bilim-sanat merkezi öğrencilerinin de kod yazma, yazılım alanında eğitilmelerini hedeflediklerini dile getiren Avcı, bu kapsamda yapılacak çalışmalarla engelli okulları, işitme engelli meslek liseleri ve özel eğitim mesleki eğitim merkezleri arasında seçilecek 80 okuldaki atölye veya sınıfların donanım ihtiyaçlarının 2 yılda giderileceğini anlattı.

Avcı, bugüne kadar ülkenin farklı bölgelerinden 12 okuldaki çalışmaların tamamlandığını aktardı.

Bu yıl içerisinde 5 okula teknoloji sınıfı, 1 okula bilişim teknolojisi sınıfı, 6 okula da beceri kazandırma atölyelerinin kurulumunun tamamlandığı bilgisini veren Avcı, "2016'da ise 11 görme engelli ve 6 işitme engelli okulumuzda teknoloji sınıfı, 19 özel eğitim mesleki eğitim merkezinde konaklama ve seyahat, yiyecek-içecek ve el sanatları atölyelerinin kurulması planlandı. Dolayısıyla önümüzdeki yıl 36 okulumuzun daha belirlenen alanlardaki donanım ihtiyaçlarını gidermiş olacağız" diye konuştu.

Engelli öğrencilerin hayatında önemli ihtiyaç karşılanacak

Avcı, engelli öğrenciler için kurulan teknoloji sınıflarının, özel eğitim mesleki eğitim merkezlerine kurulan beceri atölyelerinin hem çocukların hem de velilerin hayatında çok önemli bir ihtiyaca tekabül ettiğini vurguladı.

Engel durumu ne olursa olsun bütün öğrencilerin teknolojik imkanlardan faydalanabileceğine, hatta bu alanda kullanıcı durumundan üretici durumuna geçebileceğine inandıklarını söyleyen Avcı, özel nitelik taşıyan bu öğrencilerin hayatın içinde yer almasını sağlamak ve toplumun bütün bireyleri gibi görev almalarını temin etmenin hükümetin temel politikalarından olduğunu belirtti.

Avcı, "Engelli bireylerimize yaklaşımımız, sosyal sorumluluk çalışmalarının da ötesinde belirlenmiş, sağlam temellere ve çerçeveye oturtulmuş, milli ve insani bir görev bilincine tekabül ediyor. Özel eğitim okullarında öğrenim gören öğrencilerimizi gözümüzden ve gönlümüzden uzak tutmuyor, onlar için yapılan özel eğitim ortamlarının zenginleştirilmesi ve sayılarının artması için gayret sarf ediyoruz. Bakanlığımızın ilgili birimleri bu alanda yeni gelişmeler sağlamak, teknolojinin geliştirdiği bütün imkanları sahaya yansıtmak için pek çok çalışma yürütüyor" değerlendirmesinde bulundu.

Engelli öğrencilere yönelik çözüm geliştirici çalışmalarını bilgisayar sektörünün büyük firmalarıyla iş birliği içinde sürdürdüklerinin altını çizen Avcı, "Engelli öğrencilerimize hizmet sunan okullarımızın ve mesleki eğitim merkezlerimizin ihtiyaçlarının giderilmesinde gösterdikleri duyarlılıklar için, bu konuda yanımızda oldukları için Turkcell yönetimine ve bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

Eğitim teknolojisinden faydalanacaklar

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, Turkcell ile 6 ay önce iş birliği protokolü imzaladıklarını, anlaşma kapsamında 80 okulun atölyelerinin ve teknoloji sınıflarının oluşturulacağını, 32 teknoloji sınıfından 12'sinin bugün eş zamanlı açıldığını aktardı.

Güngör, "Aslında protokolümüzde 10 taneydi. Turkcell, bu 10 okul bitince iki tane daha ilave etti. Toplam 80 okulumuzun bu türlü kendini büyüten bereketiyle 100 okula ulaşacağını tahmin ediyoruz 2017 sonuna kadar" diye konuştu.

Turkcell'in proje çerçevesinde öngörülenden daha hızlı hareket ettiğini dile getiren Güngör, bugün açılan teknoloji sınıfının, çocukların hem eğitim teknolojisiyle karşılaşmalarını ve faydalanmalarını hem de İnternet'ten her türlü ihtiyaçlarını gidermelerini sağlayacağını vurguladı.

Kalan 1,5 yılda 70 okulu daha tamamlayacağız

Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, "Turkcell'de destek varsa engel yoktur" dediklerini belirterek, engellerin olmadığı, dezavantajlı vatandaşların toplumun diğer bireyleriyle aynı fırsatlara sahip olduğu, tüm çocuklara hayallerine kavuşması için şans ve destek verildiği bir Türkiye hayal ettiklerini söyledi.

Bugün bu hayalin küçük de olsa bir parçasını hayata geçirmenin gururu ve mutluluğu içerisinde olduklarını vurgulayan Akça, bugün 12 okuldaki mesleki atölye ve teknoloji sınıfının açılışını yaparak özel çocukların hayallerine kavuşma yolunda bir ışık yaktıklarını anlattı.

Akça, "Umuyoruz ki bugün burada yaktığımız ışık özel çocuklarımızın hayallerini ve yarınlarını aydınlatacak. Kalan 1,5 yılda 70 okulu daha tamamlayarak ülkemizdeki özel eğitim okullarında eğitim gören 10 binden fazla çocuğumuza yani her 4 engelli öğrenciden birine dokunmuş olmayı hedefliyoruz" dedi.

Projenin hayata geçme sürecine değinen Akça, "Duyduklarımız, 'iyi ki bu projeye başlamışız' dedirtti. Kaygıların yerini mutluluğa bıraktığını görünce biz de o kadar mutlu olduk" dedi.

Bakan Avcı sınıfları gezdi, öğrencilerle sohbet etti

Etkinlik sonrası açılışı yapılan teknoloji sınıfını ziyaret eden Avcı'ya, görme engelli öğretmen Uğur Yılmaz tarafından bilgi verildi.

Yılmaz, kendisinin de bu okuldan yetiştiğini ve burada öğretmenlik yaptığını belirtti. Öğretmen Yılmaz, babası Hüseyin Yılmaz'ın okulun kurucularından olduğunu ve kendisinin de şu anda sınıfta olduğunu anlatınca, Avcı, baba Yılmaz'ı yanına çağırarak onunla da bir süre sohbet etti.

Avcı, sınıfta öğrenim gören görme engelli öğrencilerle tek tek ilgilendi. Bazı öğrencilere yazı okutan Avcı, bir öğrenciye Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in hayatını okumasını önerdi.

Avcı'ya, kendisinin hayatını araştırdığını söyleyen bir öğrenci ise İnternet üzerinden Bakan Avcı'nın eserlerinin isimlerini okudu. Bunun üzerine Avcı gülerek, bu öğrencinin ilerde araştırma ve bilgi toplamak üzere Milli İstihbarat Teşkilatı'nda çalışabileceğini söyledi.

Avcı, daha sonra başka bir sınıfa girerek, buradaki öğrencilere ses kayıt cihazı hediye etti.

Hayırseverlerimizi eğitime katkıda bulunmaya davet ediyorum

Sınıfı gezdikten sonra açıklama yapan Avcı, yapılan hiçbir olumlu işin unutulmadığını dile getirerek, "Bütün hayırseverlerimizi yıllar sonra da unutulmayacak bu tür eserlerle eğitimimize katkıda bulunmaya davet ediyorum" dedi.

Turkcell Engelsiz Eğitim Programı

Özel eğitime ihtiyacı olan engelli çocukların yetkinliklerini artırmak ve toplumsal yaşama katılımlarını sağlamak amacıyla geliştirilen ve temelleri 17 Haziran'da atılan "Engelsiz Eğitim Programı" kapsamında aradan geçen 5 ay gibi kısa bir sürede toplam 12 okulda teknoloji sınıfları ve mesleki eğitim atölyeleri kullanıma hazır hale getirildi.

Projenin ilk etabında görme engelli çocuklar için Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır'daki okullarda teknoloji sınıfları, işitme engelli çocuklar için Ankara'da bilişim teknolojileri sınıfı, hafif zihinsel engelli öğrenciler için Antalya'daki okulda konaklama ve seyahat hizmetleri atölyesi, Ankara, Kastamonu ve Eskişehir'deki okullarda yiyecek ve içecek hizmetleri atölyesi açıldı.

İki yıl içerisinde tamamlanması hedeflenen, 7 milyon lira bütçeli proje ile 40 ildeki 80 okulda 10 binden fazla öğrenciye destek olunması hedefleniyor.

Son Güncelleme: Cuma, 04 Aralık 2015 15:48

Gösterim: 1889

FATİH Projesi kapsamında yapılan Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde konuşan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “Eğitimin geleneksel birikimini ve yöntemlerini muhafaza ederken zamanın ruhuna göre bir güncelleme, bir formatlamaya gereksinim vardır” dedi.

nabiavci teknoloji zirveMillî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, FATİH projesi kapsamında ilki düzenlenen Eğitim Teknolojileri Zirvesi´nin açılışına katıldı.

Bakan Avcı, Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, eğitimin dünyanın tüm ülkelerinde artık daha karmaşık ve daha meşakkatli bir görev haline geldiğini söyledi.

Bugünkü eğitim modelinin, okul binalarının özelliklerinden sınıfta oturma düzenlerine kadar 19. yüzyılda şekillenmiş bir anlayışın ürünü olduğunu belirten Bakan Avcı, Sanayi devriminin oluşturduğu insan gücü ihtiyacını gidermek, fabrikalara eleman temin etmek üzere örgütlenmiş bir eğitim modelinin aynı anlayışla bugün de yoluna devam etmesi artık çok zor" diye konuştu.

Eğitimin öğretmen-öğrenci ilişkisi üzerine inşa edilen bir başka özelliğinin bulunduğuna değinen Bakan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ontolojik münasebetten, yetiştirmeye, yönlendirmeye dayalı bu temelden vazgeçmemiz de mümkün görünmüyor. Demek ki eğitimin geleneksel birikimini ve yöntemlerini muhafaza ederken zamanın ruhuna göre bir güncelleme, yenileme, sizlerin aşina olduğu bir kelimeyle ifade edecek olursak bir formatlamaya gereksinim vardır. Üstelik bir defa güncelleyip uzun süre idare etmemiz de artık mümkün değil. Eğitim süreçlerini ve eğitim ortamlarını, esas cevheri, ana özü koruyarak sürekli bir güncellemenin ve yenilenmenin neredeyse otomatiğe bağlandığı bir dinamizme kavuşturmak gerekiyor."

Okullar, bilgi ve enformasyon aktarımında merkez olma özelliklerini kaybetti

Bakan Avcı, insanlığın 20. yüzyılın sonlarında büyük bir dönüşüm yaşadığını, dijital devrimin, çalışma biçimlerini ve iletişim becerilerini değiştirdiğini, sosyalleşmenin, bir toplum içinde yaşama ihtiyacının da şekil ve yön değiştirdiğini anlattı. Bakan Avcı, şehirlerin, mahallelerin, okulların tesis ettiği ilişki biçimlerinin, büyük oranda artık dijital veriler üzerinde yükselen sanal dünyaya kaydığını belirtti.

Bu değişimin bir sonucu olarak okul dışı bilgi merkezlerinin çoğaldığını, okulların bilgi ve enformasyon aktarımında merkez olma özelliklerini kaybettiğini dile getiren Bakan Avcı, şunları kaydetti:

"Öğrencilerimiz, okul dışında örgütlenen bu kaynaklardan yoğun bir biçimde beslenmeye başladı, talepleri de beklentileri de bu anlamda değişime uğradı. Eğitim teknolojilerindeki, bilgi ve enformasyon kaynaklarındaki bu hızlı değişim, bizi eğitim kurumlarımızı yeniden tasarlamaya da icbar ediyor. Bu nedenle eğitim teknolojileriyle donattığımız okullarımızı, oluşan yeni kaynaklarla buluşturuyoruz. Eğitim materyallerinin olağanüstü çeşitlenmesi, zamanın gerçekleri, yaşanan değişimler, eğitimi tepeden tırnağa yeniden tasarlama zorunluluğunu da beraberinde getiriyor.

Biz bakanlık olarak eğitim süreçlerini gözden geçirme zorunluluğunun farkındayız ve bu konuya odaklanmış durumdayız. FATİH, işte bu amaçla gerçekleştirilen büyük bir eğitim hamlesinin adıdır.

Türkiye´nin FATİH projesi ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile eğitim teknolojilerinde önemli bir konuma yükseldiğini bildiren Bakan Avcı, "Hem sayısal büyüklük hem de nitelik bakımdan artık bunu rahatça söyleyebiliyoruz. Eğitim teknolojilerindeki yenilikleri FATİH projesiyle okullarımıza taşırken, EBA´yla da günün şartlarına cevap verecek muhtevayı öğretmen ve öğrencilerimize iyi tasarlanmış bir ortamda sunuyoruz. Bakanlığımızın teknolojideki yenilikleri eğitime yansıtma çalışmalarını sadece cihaz temin etme ya da tablet dağıtma düzeyinde bırakmadığını, donanım imkanlarını müfredatla ve yeni eğitim mimarisiyle birleştirme konusunda da çok önemli ve ciddi çalışmalar yaptığını belirtmek isterim" değerlendirmesini yaptı.

Bu çalışmaları öğretmenlerle birlikte yaparken üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin ve sektör temsilcilerinin birikimlerinden de yararlanmak istediklerini dile getiren Bakan Avcı, Eğitim Teknolojileri Zirvesi´nin de bu çalışmaların bir ürünü olduğunu söyledi.

Eğitim teknolojilerinin eğitime uyarlanmasında pek çok parametrenin gündemlerine geldiğini, standartların ve stratejlerin incelikli çalışmalarla belirlendiğini anlatan Bakan Avcı, "Ümit ediyorum ki burada sunulacak bildiriler ve tartışmalar, bu yönde bize yol gösterecek ve çok değerli katkılar sunacak" dedi.

Bakan Avcı, konuşmasının ardından Google Eğitim Direktörü Bram Bout´a plaket takdim etti. Bakan Avcı, Bout´a, ceketinin üst cebine takması için dolma kalem hediye etti.

FATİH, bilişim sektöründe çok önemli istihdam sağlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Dinçer Ateş, FATİH projesinin plan olmaktan çıkarak hayat bulduğunu, adına yakışır şekilde bir eğitim hareketine, teknolojide bir kalkınma hamlesine dönüştüğünü ifade etti.

Dünyanın en büyük eğitim teknolojisi hamlesi haline gelen FATİH’le bugün dersliklerin, patenti Millî Eğitim Bakanlığına ait olan etkileşimli tahtalarla donatıldığını, tasarımı Türkiye´de yapılan tablet bilgisayar setlerinin şimdiye kadar 9´uncu sınıf öğrencilerine ve öğretmenlere ulaştırıldığını, çok fonksiyonlu network yazıcıların okullardaki yerini aldığını dile getiren Genel Müdür Ateş, "3 yıl önce hayal edilmesi bile zor olan bu donanım, yazılım, altyapı ve sistemlere bugün itibarıyla sahibiz" dedi.

Genel Müdür Ateş, FATİH´in Türkiye’de yerli bilişim sektörünü teşvik eden, sektörde çok önemli bir istihdamın oluşmasını sağlayan, küresel bilişim sektörünün dikkatini ülkeye çeken, Türkiye’nin kısa ve orta vadede eğitim donanımı, eğitim içeriği ve eğitim yazılımları ihraç eden konuma ulaşmasına önayak olacak bir hacme sahip olduğunu kaydetti. Kapsamını daha da genişletilerek gelecek yıllarda da zirveyi devam ettirme arzusunda olduklarını söyledi.

Zirvede, dünya "F" klavye şampiyonlarının klavyeyle anlık yazdıkları konuşmaları ekrana yansıtıldı.

> Eğitimde formatlamaya gereksinim var

FATİH Projesi kapsamında yapılan Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde konuşan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, “Eğitimin geleneksel birikimini ve yöntemlerini muhafaza ederken zamanın ruhuna göre bir güncelleme, bir formatlamaya gereksinim vardır” dedi.

nabiavci teknoloji zirveMillî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, FATİH projesi kapsamında ilki düzenlenen Eğitim Teknolojileri Zirvesi´nin açılışına katıldı.

Bakan Avcı, Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, eğitimin dünyanın tüm ülkelerinde artık daha karmaşık ve daha meşakkatli bir görev haline geldiğini söyledi.

Bugünkü eğitim modelinin, okul binalarının özelliklerinden sınıfta oturma düzenlerine kadar 19. yüzyılda şekillenmiş bir anlayışın ürünü olduğunu belirten Bakan Avcı, Sanayi devriminin oluşturduğu insan gücü ihtiyacını gidermek, fabrikalara eleman temin etmek üzere örgütlenmiş bir eğitim modelinin aynı anlayışla bugün de yoluna devam etmesi artık çok zor" diye konuştu.

Eğitimin öğretmen-öğrenci ilişkisi üzerine inşa edilen bir başka özelliğinin bulunduğuna değinen Bakan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ontolojik münasebetten, yetiştirmeye, yönlendirmeye dayalı bu temelden vazgeçmemiz de mümkün görünmüyor. Demek ki eğitimin geleneksel birikimini ve yöntemlerini muhafaza ederken zamanın ruhuna göre bir güncelleme, yenileme, sizlerin aşina olduğu bir kelimeyle ifade edecek olursak bir formatlamaya gereksinim vardır. Üstelik bir defa güncelleyip uzun süre idare etmemiz de artık mümkün değil. Eğitim süreçlerini ve eğitim ortamlarını, esas cevheri, ana özü koruyarak sürekli bir güncellemenin ve yenilenmenin neredeyse otomatiğe bağlandığı bir dinamizme kavuşturmak gerekiyor."

Okullar, bilgi ve enformasyon aktarımında merkez olma özelliklerini kaybetti

Bakan Avcı, insanlığın 20. yüzyılın sonlarında büyük bir dönüşüm yaşadığını, dijital devrimin, çalışma biçimlerini ve iletişim becerilerini değiştirdiğini, sosyalleşmenin, bir toplum içinde yaşama ihtiyacının da şekil ve yön değiştirdiğini anlattı. Bakan Avcı, şehirlerin, mahallelerin, okulların tesis ettiği ilişki biçimlerinin, büyük oranda artık dijital veriler üzerinde yükselen sanal dünyaya kaydığını belirtti.

Bu değişimin bir sonucu olarak okul dışı bilgi merkezlerinin çoğaldığını, okulların bilgi ve enformasyon aktarımında merkez olma özelliklerini kaybettiğini dile getiren Bakan Avcı, şunları kaydetti:

"Öğrencilerimiz, okul dışında örgütlenen bu kaynaklardan yoğun bir biçimde beslenmeye başladı, talepleri de beklentileri de bu anlamda değişime uğradı. Eğitim teknolojilerindeki, bilgi ve enformasyon kaynaklarındaki bu hızlı değişim, bizi eğitim kurumlarımızı yeniden tasarlamaya da icbar ediyor. Bu nedenle eğitim teknolojileriyle donattığımız okullarımızı, oluşan yeni kaynaklarla buluşturuyoruz. Eğitim materyallerinin olağanüstü çeşitlenmesi, zamanın gerçekleri, yaşanan değişimler, eğitimi tepeden tırnağa yeniden tasarlama zorunluluğunu da beraberinde getiriyor.

Biz bakanlık olarak eğitim süreçlerini gözden geçirme zorunluluğunun farkındayız ve bu konuya odaklanmış durumdayız. FATİH, işte bu amaçla gerçekleştirilen büyük bir eğitim hamlesinin adıdır.

Türkiye´nin FATİH projesi ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ile eğitim teknolojilerinde önemli bir konuma yükseldiğini bildiren Bakan Avcı, "Hem sayısal büyüklük hem de nitelik bakımdan artık bunu rahatça söyleyebiliyoruz. Eğitim teknolojilerindeki yenilikleri FATİH projesiyle okullarımıza taşırken, EBA´yla da günün şartlarına cevap verecek muhtevayı öğretmen ve öğrencilerimize iyi tasarlanmış bir ortamda sunuyoruz. Bakanlığımızın teknolojideki yenilikleri eğitime yansıtma çalışmalarını sadece cihaz temin etme ya da tablet dağıtma düzeyinde bırakmadığını, donanım imkanlarını müfredatla ve yeni eğitim mimarisiyle birleştirme konusunda da çok önemli ve ciddi çalışmalar yaptığını belirtmek isterim" değerlendirmesini yaptı.

Bu çalışmaları öğretmenlerle birlikte yaparken üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin ve sektör temsilcilerinin birikimlerinden de yararlanmak istediklerini dile getiren Bakan Avcı, Eğitim Teknolojileri Zirvesi´nin de bu çalışmaların bir ürünü olduğunu söyledi.

Eğitim teknolojilerinin eğitime uyarlanmasında pek çok parametrenin gündemlerine geldiğini, standartların ve stratejlerin incelikli çalışmalarla belirlendiğini anlatan Bakan Avcı, "Ümit ediyorum ki burada sunulacak bildiriler ve tartışmalar, bu yönde bize yol gösterecek ve çok değerli katkılar sunacak" dedi.

Bakan Avcı, konuşmasının ardından Google Eğitim Direktörü Bram Bout´a plaket takdim etti. Bakan Avcı, Bout´a, ceketinin üst cebine takması için dolma kalem hediye etti.

FATİH, bilişim sektöründe çok önemli istihdam sağlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Dinçer Ateş, FATİH projesinin plan olmaktan çıkarak hayat bulduğunu, adına yakışır şekilde bir eğitim hareketine, teknolojide bir kalkınma hamlesine dönüştüğünü ifade etti.

Dünyanın en büyük eğitim teknolojisi hamlesi haline gelen FATİH’le bugün dersliklerin, patenti Millî Eğitim Bakanlığına ait olan etkileşimli tahtalarla donatıldığını, tasarımı Türkiye´de yapılan tablet bilgisayar setlerinin şimdiye kadar 9´uncu sınıf öğrencilerine ve öğretmenlere ulaştırıldığını, çok fonksiyonlu network yazıcıların okullardaki yerini aldığını dile getiren Genel Müdür Ateş, "3 yıl önce hayal edilmesi bile zor olan bu donanım, yazılım, altyapı ve sistemlere bugün itibarıyla sahibiz" dedi.

Genel Müdür Ateş, FATİH´in Türkiye’de yerli bilişim sektörünü teşvik eden, sektörde çok önemli bir istihdamın oluşmasını sağlayan, küresel bilişim sektörünün dikkatini ülkeye çeken, Türkiye’nin kısa ve orta vadede eğitim donanımı, eğitim içeriği ve eğitim yazılımları ihraç eden konuma ulaşmasına önayak olacak bir hacme sahip olduğunu kaydetti. Kapsamını daha da genişletilerek gelecek yıllarda da zirveyi devam ettirme arzusunda olduklarını söyledi.

Zirvede, dünya "F" klavye şampiyonlarının klavyeyle anlık yazdıkları konuşmaları ekrana yansıtıldı.

Son Güncelleme: Pazartesi, 07 Aralık 2015 10:32

Gösterim: 2058

ÖYP Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi yerleştirme sonuçları açıklandı.

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi kadrolarına yerleştirme işlemleri sonuçlandı.

Sonuçları öğrenmek için tıklayınız. 

Yükseköğretim Kurulu’nun sitesinde yer alan yazıya göre, adaylar, atamanın yapılabilmesi için 7-18 Aralık tarihlerinde aşağıdaki belgelerle birlikte kazandıkları üniversiteye başvurmaları gerekiyor.

1. Lisans diplomasının aslı veya noter tasdikli örneği

2. Lisans mezuniyetinize ilişkin Transkript'in aslı

3. Yerleştirmenize esas beyan ettiğiniz ALES sonuç belgesi

4. Ales'ten muaf iseniz doktora eğitimini tamamladığınıza dair ya da öğretim elemanı olarak çalıştığınıza dair belge

5. Yerleştirmenize esas beyan ettiğiniz Yabancı Dil sınav Sonuç Belgesi

6. 12 Adet fotoğraf

7. Araştırma Görevlisi olarak çalışmanıza engel bir durum olmadığına dair sağlık raporu

> ÖYP hukuk yerleştirme sonuçları açıklandı

ÖYP Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi yerleştirme sonuçları açıklandı.

Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi kadrolarına yerleştirme işlemleri sonuçlandı.

Sonuçları öğrenmek için tıklayınız. 

Yükseköğretim Kurulu’nun sitesinde yer alan yazıya göre, adaylar, atamanın yapılabilmesi için 7-18 Aralık tarihlerinde aşağıdaki belgelerle birlikte kazandıkları üniversiteye başvurmaları gerekiyor.

1. Lisans diplomasının aslı veya noter tasdikli örneği

2. Lisans mezuniyetinize ilişkin Transkript'in aslı

3. Yerleştirmenize esas beyan ettiğiniz ALES sonuç belgesi

4. Ales'ten muaf iseniz doktora eğitimini tamamladığınıza dair ya da öğretim elemanı olarak çalıştığınıza dair belge

5. Yerleştirmenize esas beyan ettiğiniz Yabancı Dil sınav Sonuç Belgesi

6. 12 Adet fotoğraf

7. Araştırma Görevlisi olarak çalışmanıza engel bir durum olmadığına dair sağlık raporu

Son Güncelleme: Cuma, 04 Aralık 2015 15:37

Gösterim: 2178


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.