Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

YÖK, vakıf üniversiteleri ile özel hastaneler arasındaki iş birliğini eğitim ve öğretimle sınırlı olacağını bildirdi. Alınan bu kararla eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin aksaması söz konusu olmayıp, bilakis YÖK tarafından asgari eğitim şartlarını sağladığı tespit edilen özel hastanelerin, SGK ile anlaşması olsun veya olmasın iş birliği protokollerinin yapılması mümkün olacaktır.

yok_vakif_hastane_duzenlemeYükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK), vakıf üniversiteleri ile özel hastaneler arasındaki iş birliğinin eğitim ve öğretimle sınırlı olacağı bildirildi.

YÖK'ten, vakıf üniversiteleri ile özel hastaneler arasındaki iş birliği esaslarına ilişkin yapılan değişiklikle ilgili bazı basın yayın organlarında çıkan haberler üzerine yapılan yazılı açıklamada, Başkanlığın 19 Nisan 2012 tarihindeki toplantısında "Vakıf Yükseköğretim Kurumları ile Özel Hastanelerin İşbirliğine İlişkin Usul ve Esaslar"ın belirlendiği anımsatıldı.

Belirlenen bu usul ve esaslarda, tıp, diş hekimliği ve diğer sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren vakıf yükseköğretim kurumlarının, kendi hastanesinin olması esas olmakla birlikte; kendi hastanesinin bulunmaması veya mevcut hastanesinin gerekli şartları sağlayamaması durumunda eğitim-öğretim, araştırma ve uygulama için ihtiyaç duyulan asgari şartları sağlayan özel hastaneler ile iş birliği yapılabilmesine imkan tanındığı hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Böylece eğitim-öğretim ve araştırma kapasitesi bakımından hastanenin yatak sayısından kapalı alanının kaç metrekare olacağına, yatak doluluk oranından günlük poliklinik hasta sayısına, yatakların kliniklere dağılımından dersliklerin, laboratuvarların ve kütüphanenin kapasitelerine ve yeterli ders araç-gereci bulunup bulunmadığına kadar eğitim ve öğretimi ilgilendiren pek çok şartın yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmesinin olması ve hastanenin tüm branşlarda SGK hastalarını kabul etmesi gerektiği, Kurum ile protokollerin imzalanmasının ardından iş birliği yapılan hastanenin 'Üniversite Hastanesi' niteliğinde kabul edileceği hüküm altına alınmıştı."

Bu karar ile YÖK'ün, özel hastanelere yapılacak ödemelerle ilgili bir amaç gütmediği belirtilen açıklamada, özel hastanelere yapılacak geri ödemelerin kanun çerçevesinde yapılması zorunluluğunun bulunduğu dile getirildi.

Buna karşılık SGK, vakıf üniversiteleri ile iş birliği protokolü imzalayan özel hastanelere, YÖK'ün bu kararında yer alan 'Üniversite Hastanesi' hükmüne dayanarak ödemeleri de dahil işlem tesis edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Özel hastanelere ayaktan sağlık hizmetlerinde kendi grubuna göre yüzde 90 oranında avantaj sağlanmaktaydı. Özel hastaneler üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucuları lehine olan bazı uygulamalardan faydalanarak yüzde 10'luk ilave avantaj sağlamaktaydı. Özel hastaneler iş birliği öncesi ikinci basamak özel sağlık hizmeti sunucusu iken bu uygulama ile üniversite hastanesi statüsü kazanmakta ve Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) sadece 3. basamakta yapılmasına izin verilen sağlık hizmetlerini de sunabilir hale gelmekteydi. Özel hastaneler üniversite statüsünü kazandıkları için pek çok cezai müeyyideler içeren özel sağlık hizmet sunumu sözleşme metninden çıkarak üniversiteler için geçerli olan ve cezai müeyyide içermeyen 'Protokol'e geçebilmekteydiler."

28 Mayıs 2015 tarihli YÖK Genel Kurul toplantısında kabul edilen değişiklik ile iş birliği yapılan özel hastanenin sadece 'üniversite hastanesi' niteliğinde kabul edilmesine dair hüküm ve bununla ilişkili olan SGK anlaşması mecburiyeti kaldırılmış olup, tıp, diş hekimliği ve diğer sağlık bilimleri alanında asgari şartlarda olması gereken eğitim-öğretim, araştırma ve uygulamalara ilişkin hususlar korunmuştur."

Açıklamada ayrıca, özel hastanelerin, iş birliği nedeniyle Sağlık Bakanlığı planlamasında istisnai bir uygulamaya tabii olarak uzmanlık dalı ilavesi yapabilmeleri ve hastane toplam yatak sayısının yarısı oranına kadar ek kadro alabilme avantajlarının da devam ettiği belirtildi.

Özel hastanelerin sundukları sağlık hizmeti için geri ödeme kurumu olan SGK tarafından yapılacak ödemelerin hangi hükümler çerçevesinde yapılacağı hususunun, YÖK'ün yetki ve sorumluluğunda olmadığı anlatılan açıklamada, bu ödemelerin, Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile devlet üniversitelerinin tabi olduğu gibi 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 9. maddesinde zikredilen hususlara benzer şekilde kanuni dayanak oluşturularak ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığı aktarıldı.

YÖK'ün kararının vakıf üniversitesi ile iş birliği yapan özel hastanelere yapılacak ödemelere esas teşkil etmemesi gerektiği vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"Alınan son karar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Ayrıca YÖK'ün aldığı bu karar ile eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin aksaması söz konusu olmayıp, bilakis YÖK tarafından asgari eğitim şartlarını sağladığı tespit edilen özel hastanelerin SGK ile anlaşması olsun veya olmasın iş birliği protokollerinin yapılması mümkün olacaktır. İş birliği yapılan hastanelerden SGK ile anlaşması olanların hangi statüde kabul edilip ödeme yapılacağı ise kanun kapsamında olması gereken bir husustur. Tıp eğitimi veren vakıf yüksek öğretim kurumlarından afiliasyon/özel hastanelerle iş birliği yapanların sayısı beştir. Geri kalan on ikisinin kendi üniversite hastanesi bulunmaktadır. 2012 yılında alınan karar sonrasında tıp fakültesi açılma taleplerinde büyük bir artış olmuş, halen on dokuz tıp fakültesi açılması talebi bulunmaktadır."

YÖK'ün konuya ilişkin kararları eğitim ve öğretimin asgari gereklilikleri ile sınırlandırılmış olup, önceki kararda yer alan ve geri ödemeye dayanak oluşturan özel hastanelerin 'üniversite hastanesi' kabul edileceğine dair hüküm iptal edilmiş ve YÖK'ün konuya dair belirlediği çerçeve ve aldığı kararlar eğitim öğretimle sınırlı tutulmuştur."

> YÖK’ten vakıf üniversiteleri ve özel hastanelere yeni düzenleme

YÖK, vakıf üniversiteleri ile özel hastaneler arasındaki iş birliğini eğitim ve öğretimle sınırlı olacağını bildirdi. Alınan bu kararla eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin aksaması söz konusu olmayıp, bilakis YÖK tarafından asgari eğitim şartlarını sağladığı tespit edilen özel hastanelerin, SGK ile anlaşması olsun veya olmasın iş birliği protokollerinin yapılması mümkün olacaktır.

yok_vakif_hastane_duzenlemeYükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK), vakıf üniversiteleri ile özel hastaneler arasındaki iş birliğinin eğitim ve öğretimle sınırlı olacağı bildirildi.

YÖK'ten, vakıf üniversiteleri ile özel hastaneler arasındaki iş birliği esaslarına ilişkin yapılan değişiklikle ilgili bazı basın yayın organlarında çıkan haberler üzerine yapılan yazılı açıklamada, Başkanlığın 19 Nisan 2012 tarihindeki toplantısında "Vakıf Yükseköğretim Kurumları ile Özel Hastanelerin İşbirliğine İlişkin Usul ve Esaslar"ın belirlendiği anımsatıldı.

Belirlenen bu usul ve esaslarda, tıp, diş hekimliği ve diğer sağlık bilimleri alanında faaliyet gösteren vakıf yükseköğretim kurumlarının, kendi hastanesinin olması esas olmakla birlikte; kendi hastanesinin bulunmaması veya mevcut hastanesinin gerekli şartları sağlayamaması durumunda eğitim-öğretim, araştırma ve uygulama için ihtiyaç duyulan asgari şartları sağlayan özel hastaneler ile iş birliği yapılabilmesine imkan tanındığı hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Böylece eğitim-öğretim ve araştırma kapasitesi bakımından hastanenin yatak sayısından kapalı alanının kaç metrekare olacağına, yatak doluluk oranından günlük poliklinik hasta sayısına, yatakların kliniklere dağılımından dersliklerin, laboratuvarların ve kütüphanenin kapasitelerine ve yeterli ders araç-gereci bulunup bulunmadığına kadar eğitim ve öğretimi ilgilendiren pek çok şartın yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmesinin olması ve hastanenin tüm branşlarda SGK hastalarını kabul etmesi gerektiği, Kurum ile protokollerin imzalanmasının ardından iş birliği yapılan hastanenin 'Üniversite Hastanesi' niteliğinde kabul edileceği hüküm altına alınmıştı."

Bu karar ile YÖK'ün, özel hastanelere yapılacak ödemelerle ilgili bir amaç gütmediği belirtilen açıklamada, özel hastanelere yapılacak geri ödemelerin kanun çerçevesinde yapılması zorunluluğunun bulunduğu dile getirildi.

Buna karşılık SGK, vakıf üniversiteleri ile iş birliği protokolü imzalayan özel hastanelere, YÖK'ün bu kararında yer alan 'Üniversite Hastanesi' hükmüne dayanarak ödemeleri de dahil işlem tesis edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Özel hastanelere ayaktan sağlık hizmetlerinde kendi grubuna göre yüzde 90 oranında avantaj sağlanmaktaydı. Özel hastaneler üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucuları lehine olan bazı uygulamalardan faydalanarak yüzde 10'luk ilave avantaj sağlamaktaydı. Özel hastaneler iş birliği öncesi ikinci basamak özel sağlık hizmeti sunucusu iken bu uygulama ile üniversite hastanesi statüsü kazanmakta ve Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) sadece 3. basamakta yapılmasına izin verilen sağlık hizmetlerini de sunabilir hale gelmekteydi. Özel hastaneler üniversite statüsünü kazandıkları için pek çok cezai müeyyideler içeren özel sağlık hizmet sunumu sözleşme metninden çıkarak üniversiteler için geçerli olan ve cezai müeyyide içermeyen 'Protokol'e geçebilmekteydiler."

28 Mayıs 2015 tarihli YÖK Genel Kurul toplantısında kabul edilen değişiklik ile iş birliği yapılan özel hastanenin sadece 'üniversite hastanesi' niteliğinde kabul edilmesine dair hüküm ve bununla ilişkili olan SGK anlaşması mecburiyeti kaldırılmış olup, tıp, diş hekimliği ve diğer sağlık bilimleri alanında asgari şartlarda olması gereken eğitim-öğretim, araştırma ve uygulamalara ilişkin hususlar korunmuştur."

Açıklamada ayrıca, özel hastanelerin, iş birliği nedeniyle Sağlık Bakanlığı planlamasında istisnai bir uygulamaya tabii olarak uzmanlık dalı ilavesi yapabilmeleri ve hastane toplam yatak sayısının yarısı oranına kadar ek kadro alabilme avantajlarının da devam ettiği belirtildi.

Özel hastanelerin sundukları sağlık hizmeti için geri ödeme kurumu olan SGK tarafından yapılacak ödemelerin hangi hükümler çerçevesinde yapılacağı hususunun, YÖK'ün yetki ve sorumluluğunda olmadığı anlatılan açıklamada, bu ödemelerin, Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile devlet üniversitelerinin tabi olduğu gibi 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 9. maddesinde zikredilen hususlara benzer şekilde kanuni dayanak oluşturularak ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığı aktarıldı.

YÖK'ün kararının vakıf üniversitesi ile iş birliği yapan özel hastanelere yapılacak ödemelere esas teşkil etmemesi gerektiği vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"Alınan son karar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Ayrıca YÖK'ün aldığı bu karar ile eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin aksaması söz konusu olmayıp, bilakis YÖK tarafından asgari eğitim şartlarını sağladığı tespit edilen özel hastanelerin SGK ile anlaşması olsun veya olmasın iş birliği protokollerinin yapılması mümkün olacaktır. İş birliği yapılan hastanelerden SGK ile anlaşması olanların hangi statüde kabul edilip ödeme yapılacağı ise kanun kapsamında olması gereken bir husustur. Tıp eğitimi veren vakıf yüksek öğretim kurumlarından afiliasyon/özel hastanelerle iş birliği yapanların sayısı beştir. Geri kalan on ikisinin kendi üniversite hastanesi bulunmaktadır. 2012 yılında alınan karar sonrasında tıp fakültesi açılma taleplerinde büyük bir artış olmuş, halen on dokuz tıp fakültesi açılması talebi bulunmaktadır."

YÖK'ün konuya ilişkin kararları eğitim ve öğretimin asgari gereklilikleri ile sınırlandırılmış olup, önceki kararda yer alan ve geri ödemeye dayanak oluşturan özel hastanelerin 'üniversite hastanesi' kabul edileceğine dair hüküm iptal edilmiş ve YÖK'ün konuya dair belirlediği çerçeve ve aldığı kararlar eğitim öğretimle sınırlı tutulmuştur."

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Haziran 2015 14:57

Gösterim: 2118

MEB, dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlarının belirlenmesi amacıyla 22-24 Haziran 2015'de ön başvuru alacak. Asıl başvurular, 1 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılacak.

dershaneMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlarının belirlenmesi amacıyla 22-24 Haziran 2015'te ön başvuru alacak.

MEB tarafından dershane ve etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin öğretmenliğe geçişlerinde atanacakları kadro alanlarının belirlenmesine ilişkin ön başvuru duyurusu yayımlandı.

Buna göre, dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinden 22-24 Haziran 2015 tarihleri arasında ön başvuru alınacak.

Ön başvurular için 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde 14 Mart 2014 itibarıyla yönetici, öğretmen, uzman öğretici veya usta öğretici olarak çalışmakta olma şartı aranacak.

Ayrıca, bu kanun kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde sigorta primi ödenmiş çalışma süresinin, 1 Ocak 2014 itibarıyla en az toplam altı yıl (2160 gün) olması gerekecek.

Başvuru yapacakların KPSS şartı hariç olmak üzere, MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde öğretmen olarak atanacaklar bakımından belirlenen şartları taşıması istenecek.

Bu kapsamda, başvuranlarda aranacak diğer hususlar şöyle olacak:

"Türk vatandaşı olmak (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları için Türk vatandaşı olma şartı aranmayacak). Talim ve Terbiye Kurulunun 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı kararında belirtilen yükseköğretim programlarının birinden mezun olmak. Eğitim fakültesi mezunu olmayanlar bakımından, Bakanlık ile YÖK işbirliği çerçevesinde açılan ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans, pedagojik formasyon programı/pedagojik formasyon eğitimi sertifikası, ilköğretim sınıf öğretmenliği sertifikası ve İngilizce öğretmenliği sertifikası programlarından birini başarıyla tamamlamış olmak.

Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar bakımından, yükseköğreniminin ve/veya pedagojik formasyon belgesinin YÖK tarafından yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına veya programlarına denkliği kabul edilmiş olmak."

Başvuruda bulunanlara herhangi bir hak sağlamayacak

MEB'in duyurusuna göre, öğretmenliğe ön başvuru, elektronik ortamda http://ikgm.meb.gov.tr web adresinde açılacak link üzerinden 22-24 Haziran 2015'te yapılacak. Adaylar, elektronik ortamda yaptıkları başvuruları ve bu başvurulara ilişkin elektronik başvuru formunun çıktısını, şahsen ya da noter aracılığıyla vekalet verecekleri kişiler vasıtasıyla en son görev yaptıkları dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin bulunduğu il, ilçe milli eğitim müdürlüklerine onaylatacak.

Ön başvuru, yalnızca dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlar itibarıyla belirlenmesi amacıyla yapılacak ve başvuruda bulunanlara herhangi bir hak sağlamayacak. Ön başvuru alanların tespiti bakımından yapıldığından, şartları taşıyan söz konusu personelin ön başvuruda bulunmaları atama yapılacak alanlara ilişkin kontenjanın belirlenmesi bakımından önem taşıyor.

Atamaya esas asıl başvuru, ön başvuru sonucunda belirlenecek atama yapılacak alanlara ilişkin kontenjana atanmak üzere 1 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılacak.

> Dershane öğretmenlerinin MEB’e geçiş takvimi

MEB, dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlarının belirlenmesi amacıyla 22-24 Haziran 2015'de ön başvuru alacak. Asıl başvurular, 1 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılacak.

dershaneMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlarının belirlenmesi amacıyla 22-24 Haziran 2015'te ön başvuru alacak.

MEB tarafından dershane ve etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin öğretmenliğe geçişlerinde atanacakları kadro alanlarının belirlenmesine ilişkin ön başvuru duyurusu yayımlandı.

Buna göre, dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinden 22-24 Haziran 2015 tarihleri arasında ön başvuru alınacak.

Ön başvurular için 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde 14 Mart 2014 itibarıyla yönetici, öğretmen, uzman öğretici veya usta öğretici olarak çalışmakta olma şartı aranacak.

Ayrıca, bu kanun kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde sigorta primi ödenmiş çalışma süresinin, 1 Ocak 2014 itibarıyla en az toplam altı yıl (2160 gün) olması gerekecek.

Başvuru yapacakların KPSS şartı hariç olmak üzere, MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde öğretmen olarak atanacaklar bakımından belirlenen şartları taşıması istenecek.

Bu kapsamda, başvuranlarda aranacak diğer hususlar şöyle olacak:

"Türk vatandaşı olmak (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları için Türk vatandaşı olma şartı aranmayacak). Talim ve Terbiye Kurulunun 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı kararında belirtilen yükseköğretim programlarının birinden mezun olmak. Eğitim fakültesi mezunu olmayanlar bakımından, Bakanlık ile YÖK işbirliği çerçevesinde açılan ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans, pedagojik formasyon programı/pedagojik formasyon eğitimi sertifikası, ilköğretim sınıf öğretmenliği sertifikası ve İngilizce öğretmenliği sertifikası programlarından birini başarıyla tamamlamış olmak.

Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar bakımından, yükseköğreniminin ve/veya pedagojik formasyon belgesinin YÖK tarafından yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına veya programlarına denkliği kabul edilmiş olmak."

Başvuruda bulunanlara herhangi bir hak sağlamayacak

MEB'in duyurusuna göre, öğretmenliğe ön başvuru, elektronik ortamda http://ikgm.meb.gov.tr web adresinde açılacak link üzerinden 22-24 Haziran 2015'te yapılacak. Adaylar, elektronik ortamda yaptıkları başvuruları ve bu başvurulara ilişkin elektronik başvuru formunun çıktısını, şahsen ya da noter aracılığıyla vekalet verecekleri kişiler vasıtasıyla en son görev yaptıkları dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin bulunduğu il, ilçe milli eğitim müdürlüklerine onaylatacak.

Ön başvuru, yalnızca dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde görev yapan eğitim personelinin atanacakları öğretmen kadrolarının alanlar itibarıyla belirlenmesi amacıyla yapılacak ve başvuruda bulunanlara herhangi bir hak sağlamayacak. Ön başvuru alanların tespiti bakımından yapıldığından, şartları taşıyan söz konusu personelin ön başvuruda bulunmaları atama yapılacak alanlara ilişkin kontenjanın belirlenmesi bakımından önem taşıyor.

Atamaya esas asıl başvuru, ön başvuru sonucunda belirlenecek atama yapılacak alanlara ilişkin kontenjana atanmak üzere 1 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılacak.

Son Güncelleme: Perşembe, 18 Haziran 2015 14:47

Gösterim: 1420

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Engelsiz Eğitim Programı'nın, durumları sebebiyle özel eğitime muhtaç çocukların yeterliliklerinin artmasına katkı sağlayacak önemli bir çalışma olduğunu söyledi.

meb engelsiz Milli Eğitim Bakanlığı ve Turkcell iş birliğiyle hayata geçirilen Engelsiz Eğitim Programı'nın imza töreninde yaptığı konuşmada, bugün durumları sebebiyle özel eğitime muhtaç çocuklar için çok önemli bir adım attıklarını ifade etti.

Onların yeterliliklerinin artmasına katkı sağlayacak bir çalışmayı daha başlatmanın sevincini yaşadıklarını dile getiren Avcı, imzaladıkları protokole göre Türkiye'deki özel eğitim mesleki eğitim merkezlerindeki atölyelerin donanımının sağlanacağını, böylece bu merkezlerde eğitim alan öğrencilerin becerilerini uygulayarak geliştirmelerinin imkanı yakalanacağını söyledi.

Ayrıca işitme engelli öğrencilerin öğrenim gördüğü özel eğitim meslek liselerinde teknoloji sınıfları oluşturulacağını ve böylece bu öğrencilerin teknolojinin kendileri için sunduğu kolaylıklara kavuşacağını belirten Avcı, protokolün ikinci aşamasında özel eğitim meslek merkezlerindeki kimya, matbaa, metal, seramik, cam, tekstil, gıda ve tarım teknolojisi atölyelerinin donanımının da sağlanacağı bilgisini verdi.

80 okulda atölye ve sınıfların donanım ihtiyaçları karşılanacağını ve özel eğitime alınan öğrencilere ve velilere karşı önemli bir toplumsal sorumluluğun ifa edileceğini vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:

"Bu protokolle karar bağlanacak program sayesinde bilim ve sanat merkezlerine devam eden öğrencilerin de yazılım eğitimine alınmasını çok önemli buluyorum. Burada eğitim alan öğrencilerimizin yazılım tekniğiyle, kod yazımıyla tanışmasında büyük fayda görüyoruz. Turkcell ile yaptığımız bu iş birliğinin hayırlı ve uğurlu olmasını, çocuklarımızın ve gençlerimizin yetişmelerine en yüksek katkıyı sağlamasını diliyorum. Bu projenin gerçekleştirilmesindeki aynı hassasiyet ve etkili iş birliği içinde çalışarak neticeye varılacağına yürekten inanıyorum."

İmza töreninde bir dinleti gerçekleştiren işitme engelli Rukiye Düzgün ve öğretmeni Funda Ceylan'a da teşekkür eden Avcı, şunları söyledi:

"Rukiye'yi dinlerken Beethoven ile ilgili bir anekdot aklıma geldi. Beethoven son dönemlerinde işitme yetisini büsbütün yitiriyor ve söylendiğine göre 9. Senfoni'yi hiç duymadığı bir dönemde yazıyor. O dönemle ilgili Bethoveen'ın insanın yüreğine dokunan bir sözü var; diyor ki 'Tanrı herkesin kulağına bir şeyler fısıldar ama benim kulağıma çok yüksek sesle haykırdı'. İnsanların kendi duydukları, gördükleri güzel şeyleri başkalarıyla paylaşması güzeldir. Ama insanın kendi duymadığı güzellikleri başkalarıyla paylaşması çok daha güzel. Ben onun için Rukiye'ye ve öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum."

Bakan Avcı, Engelsiz Eğitim Programı'nı hazırlayan Bakanlık ve Turkcell çalışanlarına işaret diliyle teşekkür etti.

10 bin öğrenciye ulaşılacak

Engelsiz Eğitim Programı adını taşıyan proje ile engelli öğrencilerin eğitimine ve nitelikli istihdama yönelik gelişimlerine destek sağlanacak.

7 milyon lira bütçe ayrılan ve 80 okulda yürütülecek proje kapsamında; engelli öğrencilerin özel eğitim aldıkları okullarda, meslek atölyeleri ve teknoloji sınıfları oluşturulacak. Engelsiz Eğitim Programı ile 2 yıl içerisinde 10 bin öğrenciye ulaşılacak.

> MEB ve Turkcell’den engelliler için iş birliği

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Engelsiz Eğitim Programı'nın, durumları sebebiyle özel eğitime muhtaç çocukların yeterliliklerinin artmasına katkı sağlayacak önemli bir çalışma olduğunu söyledi.

meb engelsiz Milli Eğitim Bakanlığı ve Turkcell iş birliğiyle hayata geçirilen Engelsiz Eğitim Programı'nın imza töreninde yaptığı konuşmada, bugün durumları sebebiyle özel eğitime muhtaç çocuklar için çok önemli bir adım attıklarını ifade etti.

Onların yeterliliklerinin artmasına katkı sağlayacak bir çalışmayı daha başlatmanın sevincini yaşadıklarını dile getiren Avcı, imzaladıkları protokole göre Türkiye'deki özel eğitim mesleki eğitim merkezlerindeki atölyelerin donanımının sağlanacağını, böylece bu merkezlerde eğitim alan öğrencilerin becerilerini uygulayarak geliştirmelerinin imkanı yakalanacağını söyledi.

Ayrıca işitme engelli öğrencilerin öğrenim gördüğü özel eğitim meslek liselerinde teknoloji sınıfları oluşturulacağını ve böylece bu öğrencilerin teknolojinin kendileri için sunduğu kolaylıklara kavuşacağını belirten Avcı, protokolün ikinci aşamasında özel eğitim meslek merkezlerindeki kimya, matbaa, metal, seramik, cam, tekstil, gıda ve tarım teknolojisi atölyelerinin donanımının da sağlanacağı bilgisini verdi.

80 okulda atölye ve sınıfların donanım ihtiyaçları karşılanacağını ve özel eğitime alınan öğrencilere ve velilere karşı önemli bir toplumsal sorumluluğun ifa edileceğini vurgulayan Avcı, şunları kaydetti:

"Bu protokolle karar bağlanacak program sayesinde bilim ve sanat merkezlerine devam eden öğrencilerin de yazılım eğitimine alınmasını çok önemli buluyorum. Burada eğitim alan öğrencilerimizin yazılım tekniğiyle, kod yazımıyla tanışmasında büyük fayda görüyoruz. Turkcell ile yaptığımız bu iş birliğinin hayırlı ve uğurlu olmasını, çocuklarımızın ve gençlerimizin yetişmelerine en yüksek katkıyı sağlamasını diliyorum. Bu projenin gerçekleştirilmesindeki aynı hassasiyet ve etkili iş birliği içinde çalışarak neticeye varılacağına yürekten inanıyorum."

İmza töreninde bir dinleti gerçekleştiren işitme engelli Rukiye Düzgün ve öğretmeni Funda Ceylan'a da teşekkür eden Avcı, şunları söyledi:

"Rukiye'yi dinlerken Beethoven ile ilgili bir anekdot aklıma geldi. Beethoven son dönemlerinde işitme yetisini büsbütün yitiriyor ve söylendiğine göre 9. Senfoni'yi hiç duymadığı bir dönemde yazıyor. O dönemle ilgili Bethoveen'ın insanın yüreğine dokunan bir sözü var; diyor ki 'Tanrı herkesin kulağına bir şeyler fısıldar ama benim kulağıma çok yüksek sesle haykırdı'. İnsanların kendi duydukları, gördükleri güzel şeyleri başkalarıyla paylaşması güzeldir. Ama insanın kendi duymadığı güzellikleri başkalarıyla paylaşması çok daha güzel. Ben onun için Rukiye'ye ve öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum."

Bakan Avcı, Engelsiz Eğitim Programı'nı hazırlayan Bakanlık ve Turkcell çalışanlarına işaret diliyle teşekkür etti.

10 bin öğrenciye ulaşılacak

Engelsiz Eğitim Programı adını taşıyan proje ile engelli öğrencilerin eğitimine ve nitelikli istihdama yönelik gelişimlerine destek sağlanacak.

7 milyon lira bütçe ayrılan ve 80 okulda yürütülecek proje kapsamında; engelli öğrencilerin özel eğitim aldıkları okullarda, meslek atölyeleri ve teknoloji sınıfları oluşturulacak. Engelsiz Eğitim Programı ile 2 yıl içerisinde 10 bin öğrenciye ulaşılacak.

Son Güncelleme: Çarşamba, 17 Haziran 2015 15:01

Gösterim: 1594

MEB YEĞİTEK Genel Müdürlüğünce Başkent Öğretmenevinde, öğrencilerine fen ve matematik eğitiminde sorgulamaya dayalı etkinlikler yaptıran öğretmenler arasında bilgi, deneyim ve materyal paylaşımı için "Scientix Fen ve Matematik Eğitim Konferansı" düzenlendi. 15 Haziran 2015 tarihinde başlayan konferansa çeşitli illerden yaklaşık 200 fen ve matematik öğretmeni katıldı. 

dincer_ates_mebKonferansın açılışında konuşan YEĞİTEK Genel Müdürü Dinçer Ateş, etkinliğe katılan fen ve matematik öğretmenleriyle bu derslerin ne kadar önemli olduğu üzerine konuşmak istediğini ifade etti. 

İnsanların konuşabilmelerinin temel malzemesi olan dilin seslerden, kelimelerden sonra da cümlelerden oluştuğunu anlatan Ateş, sesleri bilmeyenlerin yargı bildiren cümle kuramayacaklarını, fen ve matematik bilimlerinde de durumun bundan çok farklı olmadığını vurguladı. Ateş, matematiğin de sayısal bir dil olduğunu ve bu dille yeni kavramların oluşturulabileceğine dikkat çekti. 

"Sembolleri öğren, ezberle" denilerek bu dille kavramların oluşturulamayacağının altını çizen Ateş, bunun için lokalize çalışmalar yapılması gerektiğini, bugünkü toplantının amacının da bu olduğunu söyledi. 

Öğretmenlere, "Siz bu işi nasıl yapıyorsunuz?" sorusunu sorarak onları dinlemek için bir araya geldiklerini aktaran Ateş, salonda bulunan öğretmenlere, "Fen ve matematik dilini kullanan ve yeni cümleler söyleyen yaklaşımla bir şeyler üretirken lütfen onları EBA´ya da kazandırmaya çalışın. Öğrencilerimize tabiatın dilini, sayısal dili anlayabilecekleri ve bu dille yeniden soru sorabilecekleri bir şeyler kazandırabilirsiniz" sözleriyle seslendi. 

 

“Uluslararası sınavlarda başarının artacağına inanıyorum”

Ateş, Scientix Projesi´ne öğretmenlerin ve öğrencilerin katılımıyla sorgulamaya dayalı fen ve matematik bilgi ve becerilerini ölçen uluslararası TIMMS ve PISA sınavlarında Türkiye´nin öğrenci başarısının artacağına ve projenin mevcut fen ve matematik öğretim programlarında yer alan sorgulamaya dayalı öğrenmeyi yaygınlaştıracağına inandığını söyledi. 

Fen ve matematik öğretmenlerinin portalda yer alan projelere dâhil olarak öğrencilerinin sorgulayıcı temelli öğrenme becerilerini geliştirebileceklerini dile getiren Ateş, portaldaki materyalleri kullanarak dersleri için etkinlikler hazırlayabileceklerini, çevrimiçi hizmet içi eğitimlere katılarak fen ve matematik eğitimi alanında mesleki gelişimlerine katkı sağlayabileceklerini kaydetti. 

YEĞİTEK Genel Müdürü Ateş, sorgulayıcı temelli fen ve matematik eğitimi üzerine geliştirilen projelerin EBA üzerinden yakında yayınlanmaya başlayacağını da sözlerine ekledi. 

Eğitim Teknolojileri Geliştirme ve Projeler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen Scientix Projesi, Avrupa ülkelerinde sorgulamaya dayalı fen ve matematik eğitimini Scientix Portalı aracılığıyla yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Bu konferans, Bakanlığımız tarafından düzenlenen ve tüm katılımcılarının öğretmen olduğu ilk öğretmen konferansı olma özelliğini taşıyor.

 “Eğitimde FATİH Projesi´ne içerik desteği sağlanacak”

Portalın öğretmenlere, akademisyenlere, yöneticilere, alilere ve fen-matematik eğitimi ile ilgilenen herkese açık olduğunu belirten Ateş, Scientix Portalına "http://scientix.eu" adresinden ulaşılabildiğini aktardı. 

Portalda, fen ve matematik öğretmenlerinin derslerinde kullanabilecekleri, öğrencilerin bilimsel düşünme ve araştırma yapma becerilerini geliştirmeye yönelik, sorgulamaya dayalı fen ve matematik projeleri ile materyalleri paylaştığını aktaran Ateş, MEB ve Avrupa Okul Ağı (EUN) arasında yapılan sözleşme gereği, YEĞİTEK´in geçen yıl Scientix Projesine "Ulusal Destek Noktası" olarak dâhil olduğunu belirtti. 

Konferans sonrasında, öğretmenlerin hazırladığı ders etkinliği sunumlarının Eğitim Bilişim Ağı (EBA) Portalından yayımlanacağını ve bu sayede Eğitimde FATİH Projesi´ne içerik desteği sağlanacağını bildiren Ateş, "FATİH Projesi sayesinde okullarımızdaki bütün öğretmen ve öğrencilerimiz, 33 Avrupa ülkesinin üye olduğu Scientix portalında yayınlanan fen ve matematik eğitimi projeleri ve ders materyalleri olanaklarından faydalanabilecekler. Öğretmenlerimiz Avrupa´daki meslektaşlarıyla Scientix portalı aracılığıyla sorgulama temelli fen ve matematik eğitimi projelerinde birlikte çalışabilirler" bilgisini paylaştı. 

> Bu projeyle Türkiye'nin TIMMS ve PISA başarısı artacak

MEB YEĞİTEK Genel Müdürlüğünce Başkent Öğretmenevinde, öğrencilerine fen ve matematik eğitiminde sorgulamaya dayalı etkinlikler yaptıran öğretmenler arasında bilgi, deneyim ve materyal paylaşımı için "Scientix Fen ve Matematik Eğitim Konferansı" düzenlendi. 15 Haziran 2015 tarihinde başlayan konferansa çeşitli illerden yaklaşık 200 fen ve matematik öğretmeni katıldı. 

dincer_ates_mebKonferansın açılışında konuşan YEĞİTEK Genel Müdürü Dinçer Ateş, etkinliğe katılan fen ve matematik öğretmenleriyle bu derslerin ne kadar önemli olduğu üzerine konuşmak istediğini ifade etti. 

İnsanların konuşabilmelerinin temel malzemesi olan dilin seslerden, kelimelerden sonra da cümlelerden oluştuğunu anlatan Ateş, sesleri bilmeyenlerin yargı bildiren cümle kuramayacaklarını, fen ve matematik bilimlerinde de durumun bundan çok farklı olmadığını vurguladı. Ateş, matematiğin de sayısal bir dil olduğunu ve bu dille yeni kavramların oluşturulabileceğine dikkat çekti. 

"Sembolleri öğren, ezberle" denilerek bu dille kavramların oluşturulamayacağının altını çizen Ateş, bunun için lokalize çalışmalar yapılması gerektiğini, bugünkü toplantının amacının da bu olduğunu söyledi. 

Öğretmenlere, "Siz bu işi nasıl yapıyorsunuz?" sorusunu sorarak onları dinlemek için bir araya geldiklerini aktaran Ateş, salonda bulunan öğretmenlere, "Fen ve matematik dilini kullanan ve yeni cümleler söyleyen yaklaşımla bir şeyler üretirken lütfen onları EBA´ya da kazandırmaya çalışın. Öğrencilerimize tabiatın dilini, sayısal dili anlayabilecekleri ve bu dille yeniden soru sorabilecekleri bir şeyler kazandırabilirsiniz" sözleriyle seslendi. 

 

“Uluslararası sınavlarda başarının artacağına inanıyorum”

Ateş, Scientix Projesi´ne öğretmenlerin ve öğrencilerin katılımıyla sorgulamaya dayalı fen ve matematik bilgi ve becerilerini ölçen uluslararası TIMMS ve PISA sınavlarında Türkiye´nin öğrenci başarısının artacağına ve projenin mevcut fen ve matematik öğretim programlarında yer alan sorgulamaya dayalı öğrenmeyi yaygınlaştıracağına inandığını söyledi. 

Fen ve matematik öğretmenlerinin portalda yer alan projelere dâhil olarak öğrencilerinin sorgulayıcı temelli öğrenme becerilerini geliştirebileceklerini dile getiren Ateş, portaldaki materyalleri kullanarak dersleri için etkinlikler hazırlayabileceklerini, çevrimiçi hizmet içi eğitimlere katılarak fen ve matematik eğitimi alanında mesleki gelişimlerine katkı sağlayabileceklerini kaydetti. 

YEĞİTEK Genel Müdürü Ateş, sorgulayıcı temelli fen ve matematik eğitimi üzerine geliştirilen projelerin EBA üzerinden yakında yayınlanmaya başlayacağını da sözlerine ekledi. 

Eğitim Teknolojileri Geliştirme ve Projeler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen Scientix Projesi, Avrupa ülkelerinde sorgulamaya dayalı fen ve matematik eğitimini Scientix Portalı aracılığıyla yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Bu konferans, Bakanlığımız tarafından düzenlenen ve tüm katılımcılarının öğretmen olduğu ilk öğretmen konferansı olma özelliğini taşıyor.

 “Eğitimde FATİH Projesi´ne içerik desteği sağlanacak”

Portalın öğretmenlere, akademisyenlere, yöneticilere, alilere ve fen-matematik eğitimi ile ilgilenen herkese açık olduğunu belirten Ateş, Scientix Portalına "http://scientix.eu" adresinden ulaşılabildiğini aktardı. 

Portalda, fen ve matematik öğretmenlerinin derslerinde kullanabilecekleri, öğrencilerin bilimsel düşünme ve araştırma yapma becerilerini geliştirmeye yönelik, sorgulamaya dayalı fen ve matematik projeleri ile materyalleri paylaştığını aktaran Ateş, MEB ve Avrupa Okul Ağı (EUN) arasında yapılan sözleşme gereği, YEĞİTEK´in geçen yıl Scientix Projesine "Ulusal Destek Noktası" olarak dâhil olduğunu belirtti. 

Konferans sonrasında, öğretmenlerin hazırladığı ders etkinliği sunumlarının Eğitim Bilişim Ağı (EBA) Portalından yayımlanacağını ve bu sayede Eğitimde FATİH Projesi´ne içerik desteği sağlanacağını bildiren Ateş, "FATİH Projesi sayesinde okullarımızdaki bütün öğretmen ve öğrencilerimiz, 33 Avrupa ülkesinin üye olduğu Scientix portalında yayınlanan fen ve matematik eğitimi projeleri ve ders materyalleri olanaklarından faydalanabilecekler. Öğretmenlerimiz Avrupa´daki meslektaşlarıyla Scientix portalı aracılığıyla sorgulama temelli fen ve matematik eğitimi projelerinde birlikte çalışabilirler" bilgisini paylaştı. 

Son Güncelleme: Çarşamba, 17 Haziran 2015 14:42

Gösterim: 2514

Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen ve 22 Haziran'da başlatılması planlanan yaz Kur'an kurslarına kayıtlar devam ediyor. Bu yaz kurslara 5 milyon öğrencinin devam etmesi hedefleniyor.

diyanet_yazTürkiye Camii ve Kur'an Kursu Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Recep Kıyak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulların yaz tatiline girmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığınca öğrencilere yönelik yaz Kur'an kursları düzenlendiğini söyledi. 

Kursların 22 Haziran'da başlayacağını, kayıtların bütün camilerde devam ettiğini belirten Kıyak, şunları söyledi:

"Velilerimizden bu konuda duyarlı davranmalarını, çocuklarını Kur'an kurslarına yollamalarını istiyoruz. Bütün öğrenci kardeşlerimizi camilerimize bekliyoruz. Kurs hocalarımız ve imamlarımız, 15 Haziran'dan itibaren kayıtlara başladı. Türkiye genelinde şu anda 86 bin camimiz var, 40 bine yakın da Kur'an kursumuz var. Kurslarımızda herhangi bir sıkıntı yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığımız da cami ve Kuran kurslarımızı yakın takibe aldı. Yeterli gelmeme gibi bir durum yok. Talep olduğu sürece Diyanetİşleri Başkanlığımızca buna cevap verecek şekilde yer tahsis edilecek."

"Ramazanda öğrenci sayısında artış bekliyoruz"

Yaz Kur'an kurslarına geçen yıl 3 milyon 154 bin 68 öğrencinin başvurduğunu ifade eden Kıyak, "Yıldan yıla artış var. Türkiye'deki cami dernek başkanlarımızın, kurslara gelen çocuklara hediyeler alıp teşvik edici çalışmalar yapmalarını istiyorum. Bu konuda çalışmamız da var. Cami derneklerimizi bu konuda uyardık. Hedefimiz 5 milyon. Cenab-ı Allah da inşallah bizleri mahçup etmez. 5 milyondan aşağı düşürmemeye çalışıyoruz" dedi. 

Kıyak, ramazanda bu sayının daha da yükseleceğine inandıklarını belirtti. Kur'an kurslarında bu yıl kız çocuklarına yönelik çalışma olduğunu anımsatan Recep Kıyak, şöyle dedi:

"Kız çocuklarımız bu konuda çok daha duyarlı. Bizim bir de şu sıkıntımız var. Diyelim ki, Ağa Camisi'ne müracaat etmiş 100 çocuk var. 10-15 gün sonra sayılar düşüyor ama biz bunun sürmesini istiyoruz. Çocuklarımız, kurs bitene kadar devam ederlerse her konuda dini eğitimi almış olur ama yarıda bıraktığı zaman çocuk da verimlilik olmuyor. O nedenle velilerimizden mümkün olduğunca yaz kurslarımızın bitimine kadar çocuklarını kurslara teşvik etmelerini istiyoruz."

Camilerde yalnız erkeklere değil, kadınlara yer tahsis edildiğini anlatan Kıyak, bütün camilerde kadınların teravih namazını kılabilecekleri dönüşümlü bir çalışmalarının bulunduğunu da dile getirdi. Bazı camilerde kadınlara yer ayrılmadığını belirten kıyak, bunun içinh derneklerine uyarıda bulunduklarını kaydetti. 

> Diyanet'in hedefi 5 milyon öğrenciye ulaşmak

Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen ve 22 Haziran'da başlatılması planlanan yaz Kur'an kurslarına kayıtlar devam ediyor. Bu yaz kurslara 5 milyon öğrencinin devam etmesi hedefleniyor.

diyanet_yazTürkiye Camii ve Kur'an Kursu Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Recep Kıyak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulların yaz tatiline girmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığınca öğrencilere yönelik yaz Kur'an kursları düzenlendiğini söyledi. 

Kursların 22 Haziran'da başlayacağını, kayıtların bütün camilerde devam ettiğini belirten Kıyak, şunları söyledi:

"Velilerimizden bu konuda duyarlı davranmalarını, çocuklarını Kur'an kurslarına yollamalarını istiyoruz. Bütün öğrenci kardeşlerimizi camilerimize bekliyoruz. Kurs hocalarımız ve imamlarımız, 15 Haziran'dan itibaren kayıtlara başladı. Türkiye genelinde şu anda 86 bin camimiz var, 40 bine yakın da Kur'an kursumuz var. Kurslarımızda herhangi bir sıkıntı yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığımız da cami ve Kuran kurslarımızı yakın takibe aldı. Yeterli gelmeme gibi bir durum yok. Talep olduğu sürece Diyanetİşleri Başkanlığımızca buna cevap verecek şekilde yer tahsis edilecek."

"Ramazanda öğrenci sayısında artış bekliyoruz"

Yaz Kur'an kurslarına geçen yıl 3 milyon 154 bin 68 öğrencinin başvurduğunu ifade eden Kıyak, "Yıldan yıla artış var. Türkiye'deki cami dernek başkanlarımızın, kurslara gelen çocuklara hediyeler alıp teşvik edici çalışmalar yapmalarını istiyorum. Bu konuda çalışmamız da var. Cami derneklerimizi bu konuda uyardık. Hedefimiz 5 milyon. Cenab-ı Allah da inşallah bizleri mahçup etmez. 5 milyondan aşağı düşürmemeye çalışıyoruz" dedi. 

Kıyak, ramazanda bu sayının daha da yükseleceğine inandıklarını belirtti. Kur'an kurslarında bu yıl kız çocuklarına yönelik çalışma olduğunu anımsatan Recep Kıyak, şöyle dedi:

"Kız çocuklarımız bu konuda çok daha duyarlı. Bizim bir de şu sıkıntımız var. Diyelim ki, Ağa Camisi'ne müracaat etmiş 100 çocuk var. 10-15 gün sonra sayılar düşüyor ama biz bunun sürmesini istiyoruz. Çocuklarımız, kurs bitene kadar devam ederlerse her konuda dini eğitimi almış olur ama yarıda bıraktığı zaman çocuk da verimlilik olmuyor. O nedenle velilerimizden mümkün olduğunca yaz kurslarımızın bitimine kadar çocuklarını kurslara teşvik etmelerini istiyoruz."

Camilerde yalnız erkeklere değil, kadınlara yer tahsis edildiğini anlatan Kıyak, bütün camilerde kadınların teravih namazını kılabilecekleri dönüşümlü bir çalışmalarının bulunduğunu da dile getirdi. Bazı camilerde kadınlara yer ayrılmadığını belirten kıyak, bunun içinh derneklerine uyarıda bulunduklarını kaydetti. 

Son Güncelleme: Çarşamba, 17 Haziran 2015 13:02

Gösterim: 1405


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.