Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
ABD'de bir reklam şirketi, yaklaşan "Anneler Günü"nü insanlara hatırlatmak için ilginç bir program ile iş görüşmesi gerçekleştirdi. . Kayıt altına alınan görüşme, internette yayınlandıktan kısa süre içerisinde 14 milyonu aşkın izlendi ve en çok paylaşılanlar arasına girdi.
ABD'de bir reklam şirketi, yaklaşan "Anneler Günü"nü insanlara hatırlatmak için ilginç bir program ile iş görüşmesi gerçekleştirdi ve bu iş için de aranan pozisyona operasyon müdürü ünvanını verdi. Şirket, internet üzerinden gerçekleştirdiği iş görüşmesinde adaylara, anneliğin zor şartlarını operasyon müdürünün iş tanımlaması altında anlattı. İşi kabul etmeyen adaylar, görüşmenin sonunda bu işin annelik olduğunu duyunca duygusal anlar yaşadı. Kayıt altına alınan görüşme, internette yayınlandıktan kısa süre içerisinde 14 milyonu aşkın izlendi ve en çok paylaşılanlar arasına girdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ABD'de bir reklam şirketi, yaklaşan "Anneler Günü"nü insanlara hatırlatmak için ilginç bir program ile iş görüşmesi gerçekleştirdi. . Kayıt altına alınan görüşme, internette yayınlandıktan kısa süre içerisinde 14 milyonu aşkın izlendi ve en çok paylaşılanlar arasına girdi.
ABD'de bir reklam şirketi, yaklaşan "Anneler Günü"nü insanlara hatırlatmak için ilginç bir program ile iş görüşmesi gerçekleştirdi ve bu iş için de aranan pozisyona operasyon müdürü ünvanını verdi. Şirket, internet üzerinden gerçekleştirdiği iş görüşmesinde adaylara, anneliğin zor şartlarını operasyon müdürünün iş tanımlaması altında anlattı. İşi kabul etmeyen adaylar, görüşmenin sonunda bu işin annelik olduğunu duyunca duygusal anlar yaşadı. Kayıt altına alınan görüşme, internette yayınlandıktan kısa süre içerisinde 14 milyonu aşkın izlendi ve en çok paylaşılanlar arasına girdi.
Son Güncelleme: Salı, 22 Nisan 2014 11:56
Gösterim: 1385
Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde öğrencilerle polis arasında gerilim yaşandı. Öğrencilerin taş atması üzerine polis de gaz bombası attı. Atılan gaz bombalarından ikisi okul bahçesine düştü, 12 çocuk gazdan etkilenerek hastaneye kaldırıldı.
Silopi İlçesi'nde Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu'nda, bugün öğlen saatlerinde okuldan çıkan öğrencilerden birkaçı, iddiaya göre okul yakınında bulunan adliye binası önündeki polisleri taşladı.
Atılan taşlardan biri bir polis memurunun başına isabet edip yaralayınca, polisler gaz bombası attı. 2 gaz bombası, okulun bahçesine düştü. 5 ve 6'ncı sınıf öğrencisi 12 öğrenci gazdan etkilenerek fenalaştı. Bu öğrenciler çevredekilerin yardımıyla Silopi Devlet Hastanesi acil servisine kaldırıldı. Durumu iyi olan 3 öğrenci ayakta tedavilerinin ardından taburcu edilirken, diğer öğrencilere serum takıldı.
Başına taş isabet eden polis memuru da, aynı hastanenin acil servisine getirilerek tedavi edildi.
Çocuklarının hastaneye kaldırıldığını duyan öğrenci velileri de hastaneye akın etti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde öğrencilerle polis arasında gerilim yaşandı. Öğrencilerin taş atması üzerine polis de gaz bombası attı. Atılan gaz bombalarından ikisi okul bahçesine düştü, 12 çocuk gazdan etkilenerek hastaneye kaldırıldı.
Silopi İlçesi'nde Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu'nda, bugün öğlen saatlerinde okuldan çıkan öğrencilerden birkaçı, iddiaya göre okul yakınında bulunan adliye binası önündeki polisleri taşladı.
Atılan taşlardan biri bir polis memurunun başına isabet edip yaralayınca, polisler gaz bombası attı. 2 gaz bombası, okulun bahçesine düştü. 5 ve 6'ncı sınıf öğrencisi 12 öğrenci gazdan etkilenerek fenalaştı. Bu öğrenciler çevredekilerin yardımıyla Silopi Devlet Hastanesi acil servisine kaldırıldı. Durumu iyi olan 3 öğrenci ayakta tedavilerinin ardından taburcu edilirken, diğer öğrencilere serum takıldı.
Başına taş isabet eden polis memuru da, aynı hastanenin acil servisine getirilerek tedavi edildi.
Çocuklarının hastaneye kaldırıldığını duyan öğrenci velileri de hastaneye akın etti.
Son Güncelleme: Salı, 22 Nisan 2014 09:38
Gösterim: 1269
Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Aydın'ın verdiği ilan şaşırttı... "Üniversiteler sokak eylemlerini destekleyemez" diyen ilana öğretim üyelerinden tepki var.
Gezi eylemlerinin yıldönümü yaklaşırken geçtiğimiz yıl Başbakan tarafından eylemlere destek vermekle eleştirilen üniversite yönetimlerinin ne yapacağı merak konusu oldu. İTÜ, bu yıl toplu mezuniyet töreni yapılmayacağını açıklarken İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın’dan da şaşırtıcı bir hamle geldi. Dr. Aydın, üniversite adına çeşitli gazetelere, “Üniversiteler sokak eylemlerini destekleyemez” başlıklı bir ilan verdi. İlanda Aydın’ın Eğitim Zirvesi’ndeki konuşmasına yer verilerek, “Üniversitelerin siyasi görüşü olamaz” ara başlığı altında şu ifadeler kullanıldı:
“Üniversiteler siyasallaştırmadan arındırılmalıdır. Bir üniversite kurumsal yapı ve kimliği ile bir siyasi görüşü benimseyemez ve destekleyemez. Öğrencisini o yönde kanalize edemez. Üniversiteler eylem için akademik takviminde değişiklik yapamaz. Bu ne akademik özgürlük ne de özerklik kavramları ile asla bağdaştırılamaz.”
Gündemde üniversite öğrencilerinin katıldığı büyük bir eylem yokken, üniversitenin yöneticisi olan rektörün değil de Mütevelli Heyeti Başkanı’nın böyle bir ilan vermesi üniversitede şaşkınlık yarattı. Taraf gazetesinden Sümeyra Tansel'in haberine göre açıklama, üniversite kadrosu ve öğrencilerini herhangi bir protesto gösterisine katılması durumda zor durumda kalabileceği endişesi oluşturacağı nedeniyle 'talihsiz' olarak değerlendirildi.
AKADEMİK ÖZGÜRLÜKTEN YANA OLUNMALI
Bahçeşehir Üniversitesi AB İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Eser Karakaş: Üniversiteler sokak eylemlerine karşı çıkamaz. Ama üniversiteler bunun karşıtını da söyleyemez, üniversiteler yalnızca akademik özgürlüklere bir müdahale varsa orada taraf olmak zorundadırlar. Üniversite senatoları zırt pırt açıklama yapmamalıdırlar. Maalesef bütün üniversite tarihimiz böyle zırt pırt yapılan açıklamalarla dolu.
'PROTESTO HAKKINI ENGELLER'
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Keyman: Buradaki sokak eylemi kavramı yanlış, çünkü sokak eylemi dendiği zaman insanların temel haklarından biri olan protesto hakkı sokağa indirgenerek olumsuzlanıyor. Üniversitenin böyle bir hakkı olmamalıdır. O anlamda da üniversiteden böyle bir demecin gelmesi, kendi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin protesto hak ve özgürlüğünün engellenmesine dönüşür ki bu da üniversite olma konumuna uygun değildir. Bu tür açıklamalar üniversitenin üniversite olmasıyla bağdaşmıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Aydın'ın verdiği ilan şaşırttı... "Üniversiteler sokak eylemlerini destekleyemez" diyen ilana öğretim üyelerinden tepki var.
Gezi eylemlerinin yıldönümü yaklaşırken geçtiğimiz yıl Başbakan tarafından eylemlere destek vermekle eleştirilen üniversite yönetimlerinin ne yapacağı merak konusu oldu. İTÜ, bu yıl toplu mezuniyet töreni yapılmayacağını açıklarken İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın’dan da şaşırtıcı bir hamle geldi. Dr. Aydın, üniversite adına çeşitli gazetelere, “Üniversiteler sokak eylemlerini destekleyemez” başlıklı bir ilan verdi. İlanda Aydın’ın Eğitim Zirvesi’ndeki konuşmasına yer verilerek, “Üniversitelerin siyasi görüşü olamaz” ara başlığı altında şu ifadeler kullanıldı:
“Üniversiteler siyasallaştırmadan arındırılmalıdır. Bir üniversite kurumsal yapı ve kimliği ile bir siyasi görüşü benimseyemez ve destekleyemez. Öğrencisini o yönde kanalize edemez. Üniversiteler eylem için akademik takviminde değişiklik yapamaz. Bu ne akademik özgürlük ne de özerklik kavramları ile asla bağdaştırılamaz.”
Gündemde üniversite öğrencilerinin katıldığı büyük bir eylem yokken, üniversitenin yöneticisi olan rektörün değil de Mütevelli Heyeti Başkanı’nın böyle bir ilan vermesi üniversitede şaşkınlık yarattı. Taraf gazetesinden Sümeyra Tansel'in haberine göre açıklama, üniversite kadrosu ve öğrencilerini herhangi bir protesto gösterisine katılması durumda zor durumda kalabileceği endişesi oluşturacağı nedeniyle 'talihsiz' olarak değerlendirildi.
AKADEMİK ÖZGÜRLÜKTEN YANA OLUNMALI
Bahçeşehir Üniversitesi AB İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Eser Karakaş: Üniversiteler sokak eylemlerine karşı çıkamaz. Ama üniversiteler bunun karşıtını da söyleyemez, üniversiteler yalnızca akademik özgürlüklere bir müdahale varsa orada taraf olmak zorundadırlar. Üniversite senatoları zırt pırt açıklama yapmamalıdırlar. Maalesef bütün üniversite tarihimiz böyle zırt pırt yapılan açıklamalarla dolu.
'PROTESTO HAKKINI ENGELLER'
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Keyman: Buradaki sokak eylemi kavramı yanlış, çünkü sokak eylemi dendiği zaman insanların temel haklarından biri olan protesto hakkı sokağa indirgenerek olumsuzlanıyor. Üniversitenin böyle bir hakkı olmamalıdır. O anlamda da üniversiteden böyle bir demecin gelmesi, kendi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin protesto hak ve özgürlüğünün engellenmesine dönüşür ki bu da üniversite olma konumuna uygun değildir. Bu tür açıklamalar üniversitenin üniversite olmasıyla bağdaşmıyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Nisan 2014 12:33
Gösterim: 1766
Başbakan Yardımcısı Arınç, Dicle Üniversitesi Rektörü Saraç hakkındaki iddialara ilişkin açıklama yaptı.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası basın toplantısı düzenledi.
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Ayşegül Jale Saraç hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili soru üzerine Arınç, konunun Bakanlar Kurulu gündeminde olmadığını ancak şahsen özel düşüncelerini ifade etmek istediğini kaydetti. Saraç'ın ikinci defa görev yaptığını bildiren Arınç, "Kendisi iyi bir bilim kadını, Diyarbakır'ın evladı, oradan yüksek oylarla da rektörlüğe seçilmiş" ifadesini kullandı.
Arınç, 30 Eylül demokratikleşme paketinden sonra bazı idari kararlar ile kamuda da başörtüsünün serbest bırakıldığını, bu sebeple pek çok öğretmenin, resmi dairelerdeki çok sayıda kişinin kendi iradeleriyle başlarını örterek görevlerine devam ettiklerine dikkati çekti. Bülent Arınç, şunları belirtti:
"Şüphesiz bir ilk olması bakımından bir Sayın Rektörün de başını örterek göreve başlaması doğrusu beni şahsen çok sevindirdi. Kendisini çok takdir ettim. Neden? Çünkü her şeyin bir ilki vardır. O kendisi ifade ediyor ki bir eksikliğim vardı. Ben bunu bir manevi huzur elde edebilmek için böyle bir günü beklemiştim. Keşke bir başkası başlasaydı ben arkadan gelseydim ama bir ilk olmak da beni çok mutlu etti dedi. Bu bence takdir edilecek bir davranış."
"Bu hanımefendi hem işini çok iyi yapıyor hem de özel hayatında dindar bir Müslüman olarak görevlerini aksatmamaya çalışıyor" diyen Arınç, "bu bakımdan bir suistimal veya başka bir amacı gizlemek için başını örtmek gibi bir yakıştırmayı söylemek ve konuşmanın çok çirkin olacağını" vurguladı.
Arınç sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fakat maalesef bir milletvekili arkadaşımız, Diyarbakır Milletvekili Sayın İçten, bu baş örtmesinin hemen arkasından yıllar öncesine dayanan bazı yolsuzluk iddialarını yüksek sesle konuşmaya başladı. Bir defa şuna dikkat etmemiz lazım: Yolsuzluk kim tarafından ne zaman yapılırsa yapılsın büyük bir suçtur. Bunun üzerine mutlaka gidilmesi gerekir. Bunun için bir bayan rektörün başını örtmesini beklemek de doğru değil."
Geçmişe dönük deliller olması durumunda neden bugüne dek beklendiğini soran Arınç, şöyle devam etti:
"Bir samimiyetsizliği teşhir etmek istiyorsa, yani sırf bu yolsuzluk iddialarından kurtulmak için başını o sebeple örttü deniyorsa, bu çok çirkin çok kötü bir yakıştırma olur. Ben hanımefendinin böyle bir şeyi düşündüğünü ve yaptığını kesinlikle kabul etmem, bildiğim tanıyabildiğim kadarıyla" dedi. Yolsuzluk iddiasına sahip olan herkesin elindeki bilgi ve belgeleri süratle yargı ile paylaşması gerektiğinin altını çizen Arınç, bu iddiaların ilk inceleme noktasının da YÖK olabileceğini kaydetti. Arınç, YÖK'e bunlar iletilmeden bu iddiaların gündeme getirilmesini "samimiyetsizlik olarak gördüğünü."
Başbakan Yardımcısı Arınç, "Bir insanın başını örtmesinden gözyaşlarıyla sevinç duymasını hemen takiben, birisinin onu yolsuzlukla suçlamasını o hanımefendinin doya doya sevinememesi olarak ve onun bu hareketinden dolayı da pek çok hanımefendinin sevinç duymasına mani olacak bir hareket olarak görüyorum" dedi.
Adaletten ayrılmamak mecburiyetindeyiz
Arınç, Saraç'ın ayrıca "paralelci" olmakla suçlandığını da hatırlatarak şunları söyledi:
"Dicle Üniversitesine kendi yandaşlarını doldurmasından bahsediyor. Bu da incelenmesi gereken bir konudur. Unutmayalım üniversitelerimizin pek çoğunda geçmişte bu toplulukla ilişki kurmuş, onların çalışmalarına katılmış, onların faaliyetlerini beğenmiş kadınlar erkekler olabilir. Bundan dolayı bir rektörü sadece bu açıdan suçlamak vicdani değildir. Önemli olan eğer böyle bir yakınlığı varsa rektörlük faaliyetleri içerisinde bu yandaşlığını nasıl götürmüştür? Kanunlara aykırı mı gelmiştir, hükümetimizi dize getirmek, Sayın Başbakanımızı itibarsızlaştırmak, birtakım dinleme faaliyetlerine katılmak, devletin gizli kalması gereken bilgi ve belgelerini yasaya aykırı olarak toplamış, düşünmüş, yaymış bir insan olarak elinizde bilgi var, delil var mı? Bunları konuşmamız gerekir. Yoksa dindar insanların bir kısmı belli bir zamanda yollarını toplulukla kesiştirmiş olabilir."
Bülent Arınç, "Biz değdi, değmedi diyerek sağa sola selam veren herkesi bir potaya koyacak ve onu suçlayacak noktada değiliz. Bizim partimizin adı Adalet. Adaletten ayrılmamak mecburiyetindeyiz, adaletli olmak zorundayız. Önemli olan bu grubun içerisinde birine veya başkasına sevgi duymak sempati duymak değil, görevini ifa ederken bir kamu görevlisinin, bu görevi kötüye kullanıp kullanmamasıdır. Yasalara aykırı olup olmamasıdır, talimatları bir başkasından alıp almamasıdır.
Ben Sayın Rektörün bu haksız suçlamalar karşısındaki vakur duruşuna katılıyorum. Ama bütün bu iddiaların da önce YÖK'te, gerekiyorsa savcılıklarda süratle araştırılmasını ve yasaya aykırı işlemler yapılmışsa Sayın Rektör ya da mahiyetindeki rektör yardımcıları veya bir başkası, bu yapıyla ilgili kanunlarımıza aykırı bir fiil işlemişse mutlaka en ağır cezalara da çarptırılmalıdır."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Yardımcısı Arınç, Dicle Üniversitesi Rektörü Saraç hakkındaki iddialara ilişkin açıklama yaptı.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu sonrası basın toplantısı düzenledi.
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Ayşegül Jale Saraç hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili soru üzerine Arınç, konunun Bakanlar Kurulu gündeminde olmadığını ancak şahsen özel düşüncelerini ifade etmek istediğini kaydetti. Saraç'ın ikinci defa görev yaptığını bildiren Arınç, "Kendisi iyi bir bilim kadını, Diyarbakır'ın evladı, oradan yüksek oylarla da rektörlüğe seçilmiş" ifadesini kullandı.
Arınç, 30 Eylül demokratikleşme paketinden sonra bazı idari kararlar ile kamuda da başörtüsünün serbest bırakıldığını, bu sebeple pek çok öğretmenin, resmi dairelerdeki çok sayıda kişinin kendi iradeleriyle başlarını örterek görevlerine devam ettiklerine dikkati çekti. Bülent Arınç, şunları belirtti:
"Şüphesiz bir ilk olması bakımından bir Sayın Rektörün de başını örterek göreve başlaması doğrusu beni şahsen çok sevindirdi. Kendisini çok takdir ettim. Neden? Çünkü her şeyin bir ilki vardır. O kendisi ifade ediyor ki bir eksikliğim vardı. Ben bunu bir manevi huzur elde edebilmek için böyle bir günü beklemiştim. Keşke bir başkası başlasaydı ben arkadan gelseydim ama bir ilk olmak da beni çok mutlu etti dedi. Bu bence takdir edilecek bir davranış."
"Bu hanımefendi hem işini çok iyi yapıyor hem de özel hayatında dindar bir Müslüman olarak görevlerini aksatmamaya çalışıyor" diyen Arınç, "bu bakımdan bir suistimal veya başka bir amacı gizlemek için başını örtmek gibi bir yakıştırmayı söylemek ve konuşmanın çok çirkin olacağını" vurguladı.
Arınç sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fakat maalesef bir milletvekili arkadaşımız, Diyarbakır Milletvekili Sayın İçten, bu baş örtmesinin hemen arkasından yıllar öncesine dayanan bazı yolsuzluk iddialarını yüksek sesle konuşmaya başladı. Bir defa şuna dikkat etmemiz lazım: Yolsuzluk kim tarafından ne zaman yapılırsa yapılsın büyük bir suçtur. Bunun üzerine mutlaka gidilmesi gerekir. Bunun için bir bayan rektörün başını örtmesini beklemek de doğru değil."
Geçmişe dönük deliller olması durumunda neden bugüne dek beklendiğini soran Arınç, şöyle devam etti:
"Bir samimiyetsizliği teşhir etmek istiyorsa, yani sırf bu yolsuzluk iddialarından kurtulmak için başını o sebeple örttü deniyorsa, bu çok çirkin çok kötü bir yakıştırma olur. Ben hanımefendinin böyle bir şeyi düşündüğünü ve yaptığını kesinlikle kabul etmem, bildiğim tanıyabildiğim kadarıyla" dedi. Yolsuzluk iddiasına sahip olan herkesin elindeki bilgi ve belgeleri süratle yargı ile paylaşması gerektiğinin altını çizen Arınç, bu iddiaların ilk inceleme noktasının da YÖK olabileceğini kaydetti. Arınç, YÖK'e bunlar iletilmeden bu iddiaların gündeme getirilmesini "samimiyetsizlik olarak gördüğünü."
Başbakan Yardımcısı Arınç, "Bir insanın başını örtmesinden gözyaşlarıyla sevinç duymasını hemen takiben, birisinin onu yolsuzlukla suçlamasını o hanımefendinin doya doya sevinememesi olarak ve onun bu hareketinden dolayı da pek çok hanımefendinin sevinç duymasına mani olacak bir hareket olarak görüyorum" dedi.
Adaletten ayrılmamak mecburiyetindeyiz
Arınç, Saraç'ın ayrıca "paralelci" olmakla suçlandığını da hatırlatarak şunları söyledi:
"Dicle Üniversitesine kendi yandaşlarını doldurmasından bahsediyor. Bu da incelenmesi gereken bir konudur. Unutmayalım üniversitelerimizin pek çoğunda geçmişte bu toplulukla ilişki kurmuş, onların çalışmalarına katılmış, onların faaliyetlerini beğenmiş kadınlar erkekler olabilir. Bundan dolayı bir rektörü sadece bu açıdan suçlamak vicdani değildir. Önemli olan eğer böyle bir yakınlığı varsa rektörlük faaliyetleri içerisinde bu yandaşlığını nasıl götürmüştür? Kanunlara aykırı mı gelmiştir, hükümetimizi dize getirmek, Sayın Başbakanımızı itibarsızlaştırmak, birtakım dinleme faaliyetlerine katılmak, devletin gizli kalması gereken bilgi ve belgelerini yasaya aykırı olarak toplamış, düşünmüş, yaymış bir insan olarak elinizde bilgi var, delil var mı? Bunları konuşmamız gerekir. Yoksa dindar insanların bir kısmı belli bir zamanda yollarını toplulukla kesiştirmiş olabilir."
Bülent Arınç, "Biz değdi, değmedi diyerek sağa sola selam veren herkesi bir potaya koyacak ve onu suçlayacak noktada değiliz. Bizim partimizin adı Adalet. Adaletten ayrılmamak mecburiyetindeyiz, adaletli olmak zorundayız. Önemli olan bu grubun içerisinde birine veya başkasına sevgi duymak sempati duymak değil, görevini ifa ederken bir kamu görevlisinin, bu görevi kötüye kullanıp kullanmamasıdır. Yasalara aykırı olup olmamasıdır, talimatları bir başkasından alıp almamasıdır.
Ben Sayın Rektörün bu haksız suçlamalar karşısındaki vakur duruşuna katılıyorum. Ama bütün bu iddiaların da önce YÖK'te, gerekiyorsa savcılıklarda süratle araştırılmasını ve yasaya aykırı işlemler yapılmışsa Sayın Rektör ya da mahiyetindeki rektör yardımcıları veya bir başkası, bu yapıyla ilgili kanunlarımıza aykırı bir fiil işlemişse mutlaka en ağır cezalara da çarptırılmalıdır."
Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Nisan 2014 21:53
Gösterim: 1007
Haziran ayında yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular başladı. 30 Nisan olarak açıklanan son başvuru süresi uzatılmayacak. LYS başvuruları daha önce yayınlanan ÖSYS 2014 Başvuru kılavuzuna göre alınacak
Haziran ayında yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular bugün başladı. 30 Nisan olarak açıklanan son başvuru süresi uzatılmayacak.
2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) kapsamında 23 Mart 2014'te yapılan 2014 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına göre, YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar, isterlerse Lisans Yerleştirme Sınavlarına başvuru yapabilecek.
LYS’lere girme hakkı kazanan adaylardan, LYS’lere başvuru yapmak isteyenlerin, 21-30 Nisan 2014 tarihleri arasında LYS başvurularını yapmaları gerekecek. Başvuru süresi uzatılmayacak.
LYS başvuruları 2014 ÖSYS başvuru kılavuzuna göre alınacak
LYS’ler için ayrı bir kılavuz bulunmayacak. 2014 ÖSYS Kılavuzu, LYS’ler de dahil, ÖSYS Sistemi ile ilgili tüm ilke ve kuralları kapsıyor. Adayların, başvuru yapmadan önce bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.
LYS’lere katılma hakkı elde eden adaylar, 5 LYS’den, hesaplanmasını istedikleri LYS puanına uygun istedikleri sınava katılabilecekler.
LYS başvuruları ve sınav ücreti bilgileri ÖSYS Kılavuzunda yer alıyor. Adaylar, tüm PTT işyerlerinden, Akbank, T. Halk Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, TC Ziraat Bankası, Türk Ekonomisi Bankası ve DenizBank’ın tüm şubeleri ile internet bankacılığı aracılığıyla sınav ücretini yatırabilecek. Adaylar, sınav ücretini ÖSYM’nin internet sayfasında yer alan "Ödemeler" alanından kredi kartı ya da banka kartıyla da yatırılabilecekler.
Tüm LYS puan türlerinin hesaplanması öneriliyor
Adayların sınav ücretini yatırmaları başvuru için yeterli olmayacak, başvurunun tamamlanmasını sağlamayacak.
Adayların, internet veya bir başvuru merkezi aracılığı ile başvurularını yapmaları gerekiyor. Sınav ücreti yatırıldıktan sonra başvuru işleminin bireysel olarak internet aracılığıyla aday işlemleri sisteminden (ais.osym.gov.tr ) ya da bir başvuru merkezinden tamamlanması gerekiyor.
Başvuru tamamlandıktan sonra, başvuru süresi içinde başvuru bilgilerinin ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden mutlaka kontrol edilmesi, başvuru bilgilerinin yazıcıdan bir dökümünün edinilerek sınavın diğer aşamalarında gerekebileceğinden saklanması gerekiyor.
LYS’ler 81 il merkezi ve Lefkoşa’da yapılacak. Adaylar, girmek istedikleri LYS’lerin hepsine aynı merkezde girecekler.
Başvuru işleminden önce bankaya sınav ücretinin yatırılmış olması gerekecek. Başvuru işlemleri sırasında aday hangi LYS’lere gireceğini bildirecek. Yeni açılacak programlar, puan türlerinde oluşabilecek değişiklikler gibi durumlar nedeniyle farklı alanlarda puan türlerinin hesaplanabilmesi için, adayların 2014-LYS’lerin tamamında sınava girmelerinin yararlarına olacağı ifade edildi.
Adayların hangi LYS’lere gireceklerine kesin karar verdikten sonra başvuru süresi içinde başvurularını yapmaları gerekecek. Başvurusunu internet üzerinden bireysel olarak yapacak adayların, "Başvuru işlemi başarıyla tamamlandı" uyarısını mutlaka görmeleri ve yazıcıdan çıktı almaları gerekiyor.
ÖSYM başarısız kayıt işleminden sorumlu olmayacak. Adaylar başvuru sonunda, başvuruya ilişkin belgeyi sistem üzerinden edinecek ve yerleştirme işlemine kadar saklayacak.
İnternet kullanımında deneyimli olmayan ve işlemlerini eksik yapmaktan çekinen adayların başvurularını bir Başvuru Merkezi aracılığıyla yapmaları yararlarına olacak.
Onay koduna dikkat edilecek
Başvuru Merkezi aracılığı ile başvuru yapan adaylar, Aday Başvuru Kayıt Bilgilerinde yer alan başvuru bilgilerinin doğruluğunu kontrol etmek amacı ile görevli tarafından kendilerine verilen çıktıyı kontrol ettikten sonra çıktı üzerinde yer alan "onay kodunu" görevliye bildirecekler ve görevli onay kodunu sisteme girdikten sonra başvuru tamamlanacak. Onay kodu girilmeyen başvurular tamamlanmayacağı için geçersiz sayılacak ve sorumluluk adaya ait olacak.
Adayların, bireysel olarak internet aracılığıyla veya bir başvuru merkezi aracılığıyla sınava başvuru işlemini tamamladıktan sonra LYS başvuru bilgilerini, ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden başvuru süresi içinde mutlaka kontrol etmesi ve aday başvuru kayıt bilgilerinin bir dökümünü edinmesi gerekiyor.
Bu arada, Yükseköğretim Kurulu kararıyla Turizm Fakültelerinin YGS puanı ile öğrenci alan Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları Mezunları programlarına, 2014-ÖSYS’de LYS puanlarıyla öğrenci alınacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Haziran ayında yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular başladı. 30 Nisan olarak açıklanan son başvuru süresi uzatılmayacak. LYS başvuruları daha önce yayınlanan ÖSYS 2014 Başvuru kılavuzuna göre alınacak
Haziran ayında yapılacak Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular bugün başladı. 30 Nisan olarak açıklanan son başvuru süresi uzatılmayacak.
2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) kapsamında 23 Mart 2014'te yapılan 2014 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına göre, YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar, isterlerse Lisans Yerleştirme Sınavlarına başvuru yapabilecek.
LYS’lere girme hakkı kazanan adaylardan, LYS’lere başvuru yapmak isteyenlerin, 21-30 Nisan 2014 tarihleri arasında LYS başvurularını yapmaları gerekecek. Başvuru süresi uzatılmayacak.
LYS başvuruları 2014 ÖSYS başvuru kılavuzuna göre alınacak
LYS’ler için ayrı bir kılavuz bulunmayacak. 2014 ÖSYS Kılavuzu, LYS’ler de dahil, ÖSYS Sistemi ile ilgili tüm ilke ve kuralları kapsıyor. Adayların, başvuru yapmadan önce bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.
LYS’lere katılma hakkı elde eden adaylar, 5 LYS’den, hesaplanmasını istedikleri LYS puanına uygun istedikleri sınava katılabilecekler.
LYS başvuruları ve sınav ücreti bilgileri ÖSYS Kılavuzunda yer alıyor. Adaylar, tüm PTT işyerlerinden, Akbank, T. Halk Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, TC Ziraat Bankası, Türk Ekonomisi Bankası ve DenizBank’ın tüm şubeleri ile internet bankacılığı aracılığıyla sınav ücretini yatırabilecek. Adaylar, sınav ücretini ÖSYM’nin internet sayfasında yer alan "Ödemeler" alanından kredi kartı ya da banka kartıyla da yatırılabilecekler.
Tüm LYS puan türlerinin hesaplanması öneriliyor
Adayların sınav ücretini yatırmaları başvuru için yeterli olmayacak, başvurunun tamamlanmasını sağlamayacak.
Adayların, internet veya bir başvuru merkezi aracılığı ile başvurularını yapmaları gerekiyor. Sınav ücreti yatırıldıktan sonra başvuru işleminin bireysel olarak internet aracılığıyla aday işlemleri sisteminden (ais.osym.gov.tr ) ya da bir başvuru merkezinden tamamlanması gerekiyor.
Başvuru tamamlandıktan sonra, başvuru süresi içinde başvuru bilgilerinin ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden mutlaka kontrol edilmesi, başvuru bilgilerinin yazıcıdan bir dökümünün edinilerek sınavın diğer aşamalarında gerekebileceğinden saklanması gerekiyor.
LYS’ler 81 il merkezi ve Lefkoşa’da yapılacak. Adaylar, girmek istedikleri LYS’lerin hepsine aynı merkezde girecekler.
Başvuru işleminden önce bankaya sınav ücretinin yatırılmış olması gerekecek. Başvuru işlemleri sırasında aday hangi LYS’lere gireceğini bildirecek. Yeni açılacak programlar, puan türlerinde oluşabilecek değişiklikler gibi durumlar nedeniyle farklı alanlarda puan türlerinin hesaplanabilmesi için, adayların 2014-LYS’lerin tamamında sınava girmelerinin yararlarına olacağı ifade edildi.
Adayların hangi LYS’lere gireceklerine kesin karar verdikten sonra başvuru süresi içinde başvurularını yapmaları gerekecek. Başvurusunu internet üzerinden bireysel olarak yapacak adayların, "Başvuru işlemi başarıyla tamamlandı" uyarısını mutlaka görmeleri ve yazıcıdan çıktı almaları gerekiyor.
ÖSYM başarısız kayıt işleminden sorumlu olmayacak. Adaylar başvuru sonunda, başvuruya ilişkin belgeyi sistem üzerinden edinecek ve yerleştirme işlemine kadar saklayacak.
İnternet kullanımında deneyimli olmayan ve işlemlerini eksik yapmaktan çekinen adayların başvurularını bir Başvuru Merkezi aracılığıyla yapmaları yararlarına olacak.
Onay koduna dikkat edilecek
Başvuru Merkezi aracılığı ile başvuru yapan adaylar, Aday Başvuru Kayıt Bilgilerinde yer alan başvuru bilgilerinin doğruluğunu kontrol etmek amacı ile görevli tarafından kendilerine verilen çıktıyı kontrol ettikten sonra çıktı üzerinde yer alan "onay kodunu" görevliye bildirecekler ve görevli onay kodunu sisteme girdikten sonra başvuru tamamlanacak. Onay kodu girilmeyen başvurular tamamlanmayacağı için geçersiz sayılacak ve sorumluluk adaya ait olacak.
Adayların, bireysel olarak internet aracılığıyla veya bir başvuru merkezi aracılığıyla sınava başvuru işlemini tamamladıktan sonra LYS başvuru bilgilerini, ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden başvuru süresi içinde mutlaka kontrol etmesi ve aday başvuru kayıt bilgilerinin bir dökümünü edinmesi gerekiyor.
Bu arada, Yükseköğretim Kurulu kararıyla Turizm Fakültelerinin YGS puanı ile öğrenci alan Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları Mezunları programlarına, 2014-ÖSYS’de LYS puanlarıyla öğrenci alınacak.
Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Nisan 2014 09:44
Gösterim: 2318


