Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, TEM otoyolunun Sakarya-Akyazı mevkisinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe (79), TEM otoyolunun Akyazı mevkisinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
TEM Otoyolu İstanbul istikametine seyir halindeki Adnan Selçuk'un kullandığı 34 YUY 65 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki bariyerlere çarptı.
Kazada, araç içinde bulunanlardan Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, çarpmanın etkisiyle araçtan fırlayarak yola savruldu.
Adatepe olay yerinde hayatını kaybederken, araçta bulunan Ülkü Adatepe'nin eşi Emin Öke Adatepe ile araç sürücüsü Adnan Selçuk yaralandı.
Kazada omzu kırılan Emin Öke Adatepe ameliyata alındı.
Ülkü Adatepe'nin omzundaki kırık nedeniyle çiftin Ankara'ya gittiği, kazanın İstanbul'a dönüş yolunda meydana geldiği öğrenildi.
Ambulansla hastaneye sevki sırasında yakınlarıyla telefonda görüşen Adatepe, ''Ülkü Hanım'ı kazada kaybettik. Çok kötü bir kaza geçirdik. Ben iyiyim ama Ülkü Hanım'ı kaybettik'' dedi.
Kaza anını AA'ya anlattı
Kazada belinden yaralanan ve Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alınan araç sürücüsü Adnan Selçuk, kaza anını AA muhabirine anlattı.
Önlerindeki yolcu otobüsünün bir anda sol şeride geçtiğini anlatan Selçuk, kazanın da bu nedenle meydana geldiğini iddia etti.
Selçuk, ''Otobüs bir anda sol şeride kırdı. Ben de ona vurmamak için frene bastım. Frene basınca da olanlar oldu'' dedi.
Ülkü Adatepe
Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu'nun kızı olan Ülkü Adatepe, 24 Ocak 1933'de Ankara'da dünyaya geldi.
Mustafa Kemal Atatürk, 9 aylıkken Çankaya Köşkü'ne aldırdığı Ülkü Adatepe, 6 yaşına kadar Atatürk'ün yanında, Çankaya Köşkü'nde yaşamıştı.
Başsağlığı mesajları
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin vefatının ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Fenerbahçe Kulübü başsağlığı mesajı yayımladılar.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, TEM otoyolunun Sakarya-Akyazı mevkisinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe (79), TEM otoyolunun Akyazı mevkisinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.
TEM Otoyolu İstanbul istikametine seyir halindeki Adnan Selçuk'un kullandığı 34 YUY 65 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki bariyerlere çarptı.
Kazada, araç içinde bulunanlardan Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, çarpmanın etkisiyle araçtan fırlayarak yola savruldu.
Adatepe olay yerinde hayatını kaybederken, araçta bulunan Ülkü Adatepe'nin eşi Emin Öke Adatepe ile araç sürücüsü Adnan Selçuk yaralandı.
Kazada omzu kırılan Emin Öke Adatepe ameliyata alındı.
Ülkü Adatepe'nin omzundaki kırık nedeniyle çiftin Ankara'ya gittiği, kazanın İstanbul'a dönüş yolunda meydana geldiği öğrenildi.
Ambulansla hastaneye sevki sırasında yakınlarıyla telefonda görüşen Adatepe, ''Ülkü Hanım'ı kazada kaybettik. Çok kötü bir kaza geçirdik. Ben iyiyim ama Ülkü Hanım'ı kaybettik'' dedi.
Kaza anını AA'ya anlattı
Kazada belinden yaralanan ve Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alınan araç sürücüsü Adnan Selçuk, kaza anını AA muhabirine anlattı.
Önlerindeki yolcu otobüsünün bir anda sol şeride geçtiğini anlatan Selçuk, kazanın da bu nedenle meydana geldiğini iddia etti.
Selçuk, ''Otobüs bir anda sol şeride kırdı. Ben de ona vurmamak için frene bastım. Frene basınca da olanlar oldu'' dedi.
Ülkü Adatepe
Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın evlatlık kızı Vasfiye Hanım ile Fransızca öğretmeni ve gar şefi Mehmet Tahsin Çukurluoğlu'nun kızı olan Ülkü Adatepe, 24 Ocak 1933'de Ankara'da dünyaya geldi.
Mustafa Kemal Atatürk, 9 aylıkken Çankaya Köşkü'ne aldırdığı Ülkü Adatepe, 6 yaşına kadar Atatürk'ün yanında, Çankaya Köşkü'nde yaşamıştı.
Başsağlığı mesajları
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe'nin vefatının ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Fenerbahçe Kulübü başsağlığı mesajı yayımladılar.
Son Güncelleme: Perşembe, 02 Ağustos 2012 09:02
Gösterim: 3136
Hürriyet Gazetesi Yazarı Kanat Atkaya’nın yazısı
Sanki öğrencinin “beden ve ruh sağlığı” açısından tek engel bir üniversite kampusundaki alkollü içki satan restoran.
Sanki ilim irfan önündeki tek engel Otto Restoran.
Alkol tüketimi özendirilecek bir hadise değil, eskilerin dediği gibi azı karar, çoğu zarar.
İsmet Berkan konuyu güzel bir şekilde özetledi geçtiğimiz günlerde yazdıklarıyla.
Kampusta alkol satışıyla bilimsel çalışmaların kalitesi arasında bir alaka olmadığını dünyadaki üniversiteleri örnek vererek kanıtlayanlar da oldu.
İşin bu kısmına hiç girmeyelim, tekrardan kaçınalım.
Ama öğrencinin asıl dertleri nedir, “ruh ve beden sağlığı” nicedir, onu anlamak için Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun “Üniversitelerde 1 liralık dramlar” başlıklı haberine mutlaka bakalım...
* * *
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Murat Tuncer anlatıyor:
“Yemek fiyatlarını 2 TL’den 1 TL’ye düşürdükten sonra okulda yemek yiyen öğrenci sayısının birden 4 bin kadar arttığını gördük...”
Varın düşünün ne halde bazı öğrenciler.
Yemek için 2 lira vermemek uğruna 50 kuruşa poğaçayla günü geçirmeye çalışan, 3 gündür yemek yiyemediği için okulda açlıktan bayılan öğrencilerden bahsediyor arkadaşları.
Başkent Ankara’da kaldığı gecekonduyu ısıtamadığı için -yakacak odun parası yok- sıcak olur diye üniversite içindeki camide sabahlamak istediğini okul yönetimine ileten öğrencilerden bahsediyor hocaları.
* * *
İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet anlatıyor:
“Yemekhanemizde ‘kartlı sistem’ uygulanıyor. Yemek 11.00-11.15 gibi başlıyor; 14.00’te sona eriyor. Bir süre kartlı sistem kayıtlarını inceledikten sonra çok sayıda öğrencinin bir kere saat 11.00’de, bir kere de 14.00’te yemek aldıklarını tespit ettik. Yani öğrencinin öğlen yemeğinin ardından, akşam yemeğini de bu yolla temin etmeye çalıştığını öğrendik. Hemen öğün sayısını 3’e çıkardık...”
Öğrenciler aç, öğrenciler parasız.
“Parasız eğitim”den kasıt bu olsa gerek, ne acı...
* * *
Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Sabri Eyigün anlatıyor:
“Şehir merkezi okulumuza
Hakkâri Üniversitesi Rektörü İbrahim Belenli anlatıyor:
“Öğrencilerimize akşam saatlerinde 1 tas çorba veriyoruz. Her akşam yalnızca o çorba için 150 kadar öğrencimiz sıraya giriyor...”
* * *
Öğrenci dediğin genç insan. Derdini söyleyemez, arkadaşlarından utanır, aç kalır düşer bayılır yine de el açmak istemez.
Bu yeni değil, hep böyledir.
Gençler için, öğrenciler için samimiyetle bir şey yapmak istiyorsan eğer...
Üniversite kampusunda zaten çoğunun gidemeyeceği bardan barakadan önce uğraşman gereken sorunlar var.
Biber gazı sıkma, coplama, her sesini çıkaranı kargatulumba gözaltına alma, tutuklama.
“Poşu taktı” diyerek, “Vay parasız eğitim pankartı açtı” diye cezaevlerinde süründürme.
İyi hocalar, iyi okullar, iyi imkânlar sun; sonra uzak dur.
Karnını aç, ruhunu ezik bırakma.
Dövme çocukları.
Kilometrelerce yol yürütme.
Madem geleceğimizin teminatıdır bu çocuklar, nesil mühendisliği yapacağına eşit ve geniş imkânlar ver.
Hayat tarzına karışma, kılığına kıyafetine, türbanına, küpesine, sakalına piercing’ine bulaşma.
Yoksa açlıktan bayılan öğrencinin olduğu memlekette tek sorun oymuş gibi “Vay bira içiliyormuş oralarda” dersen, birileri de çıkar “Rokete atlayıp galaksinin her köşesini gezdik; görmediğimiz bir filin burnu mu kaldı?” diyebilir ve der...
O derece absürd olur...
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hürriyet Gazetesi Yazarı Kanat Atkaya’nın yazısı
Sanki öğrencinin “beden ve ruh sağlığı” açısından tek engel bir üniversite kampusundaki alkollü içki satan restoran.
Sanki ilim irfan önündeki tek engel Otto Restoran.
Alkol tüketimi özendirilecek bir hadise değil, eskilerin dediği gibi azı karar, çoğu zarar.
İsmet Berkan konuyu güzel bir şekilde özetledi geçtiğimiz günlerde yazdıklarıyla.
Kampusta alkol satışıyla bilimsel çalışmaların kalitesi arasında bir alaka olmadığını dünyadaki üniversiteleri örnek vererek kanıtlayanlar da oldu.
İşin bu kısmına hiç girmeyelim, tekrardan kaçınalım.
Ama öğrencinin asıl dertleri nedir, “ruh ve beden sağlığı” nicedir, onu anlamak için Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun “Üniversitelerde 1 liralık dramlar” başlıklı haberine mutlaka bakalım...
* * *
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Murat Tuncer anlatıyor:
“Yemek fiyatlarını 2 TL’den 1 TL’ye düşürdükten sonra okulda yemek yiyen öğrenci sayısının birden 4 bin kadar arttığını gördük...”
Varın düşünün ne halde bazı öğrenciler.
Yemek için 2 lira vermemek uğruna 50 kuruşa poğaçayla günü geçirmeye çalışan, 3 gündür yemek yiyemediği için okulda açlıktan bayılan öğrencilerden bahsediyor arkadaşları.
Başkent Ankara’da kaldığı gecekonduyu ısıtamadığı için -yakacak odun parası yok- sıcak olur diye üniversite içindeki camide sabahlamak istediğini okul yönetimine ileten öğrencilerden bahsediyor hocaları.
* * *
İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet anlatıyor:
“Yemekhanemizde ‘kartlı sistem’ uygulanıyor. Yemek 11.00-11.15 gibi başlıyor; 14.00’te sona eriyor. Bir süre kartlı sistem kayıtlarını inceledikten sonra çok sayıda öğrencinin bir kere saat 11.00’de, bir kere de 14.00’te yemek aldıklarını tespit ettik. Yani öğrencinin öğlen yemeğinin ardından, akşam yemeğini de bu yolla temin etmeye çalıştığını öğrendik. Hemen öğün sayısını 3’e çıkardık...”
Öğrenciler aç, öğrenciler parasız.
“Parasız eğitim”den kasıt bu olsa gerek, ne acı...
* * *
Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Sabri Eyigün anlatıyor:
“Şehir merkezi okulumuza
Hakkâri Üniversitesi Rektörü İbrahim Belenli anlatıyor:
“Öğrencilerimize akşam saatlerinde 1 tas çorba veriyoruz. Her akşam yalnızca o çorba için 150 kadar öğrencimiz sıraya giriyor...”
* * *
Öğrenci dediğin genç insan. Derdini söyleyemez, arkadaşlarından utanır, aç kalır düşer bayılır yine de el açmak istemez.
Bu yeni değil, hep böyledir.
Gençler için, öğrenciler için samimiyetle bir şey yapmak istiyorsan eğer...
Üniversite kampusunda zaten çoğunun gidemeyeceği bardan barakadan önce uğraşman gereken sorunlar var.
Biber gazı sıkma, coplama, her sesini çıkaranı kargatulumba gözaltına alma, tutuklama.
“Poşu taktı” diyerek, “Vay parasız eğitim pankartı açtı” diye cezaevlerinde süründürme.
İyi hocalar, iyi okullar, iyi imkânlar sun; sonra uzak dur.
Karnını aç, ruhunu ezik bırakma.
Dövme çocukları.
Kilometrelerce yol yürütme.
Madem geleceğimizin teminatıdır bu çocuklar, nesil mühendisliği yapacağına eşit ve geniş imkânlar ver.
Hayat tarzına karışma, kılığına kıyafetine, türbanına, küpesine, sakalına piercing’ine bulaşma.
Yoksa açlıktan bayılan öğrencinin olduğu memlekette tek sorun oymuş gibi “Vay bira içiliyormuş oralarda” dersen, birileri de çıkar “Rokete atlayıp galaksinin her köşesini gezdik; görmediğimiz bir filin burnu mu kaldı?” diyebilir ve der...
O derece absürd olur...
Son Güncelleme: Perşembe, 02 Ağustos 2012 10:48
Gösterim: 2296
Okumak isteyenlere ikinci üniversite şansı tanınacak
Sabah Gazetesi Yazarı Yaşar Özay’ın bugünkü yazısı
Üniversitede istediği bölüme giremeyenlere, belirli bir ücret karşılığında sınavsız ikinci üniversite okuma şansı verilecek
Başbakan Erdoğan'ın talimatı ile başlatılan, üniversitelilerden alınan harçların devlet tarafından karşılanmasına ilişkin düzenlemenin çalışmaları sürüyor. Yapılan çalışmalarda, üniversitelere ek kaynak sağlanmasına yönelik projeler masaya yatırıldı. Ele alınan projelerin başında ise ikinci üniversitelerini okumak isteyen öğrencilere, belirli ücret karşılığında sınavsız eğitim hakkı verilmesi yer alıyor. Buna göre, hukuk fakültesine gitme hayali olan ancak, başka bir alanda eğitim gören kişi, ikinci üniversitesini belirli bir ücret karşılığında sınavsız okuyabilecek. Yine, yüksek öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalan kişilere de, belirli bir ücret karşılığında eğitimini tamamlama hakkı verilmesi planlanıyor. Buna benzer, birçok proje üzerinde çalışıldığını ifade eden yetkililer, amaçlarının mali disiplini bozmadan, üniversitelerdeki harçları kaldırmak olduğunu kaydettiler. Bu çerçevede, üniversitelerin de ek kaynak ihtiyacının karşılanmasının amaçlandığını bildirdiler.
ÖĞRENCİDEN 'KATKI PAYI'
ÖSYM'nin 2011 verilerine göre 95 devlet, 54 vakıf, 9 askeri ve 1 polis akademisinde eğitim gören 3 milyon 817 bin 86 öğrenciden alınan harç miktarı 1 milyon 300 bin lira. Öğrencilerin ödediği 'Öğrenci Katkı Payı'nın en düşüğü 71 TL ile Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinden alınıyor. Bazı bölümlerdeki harçlar ise şöyle: Eğitim, edebiyat, ilahiyat ve iletişim 284 TL, hukuk, siyasal ve işletme 313 TL, mühendislik, mimarlık 387 TL, denizcilik, uçak, ziraat, veterinerlik 316-387 TL, diş hekimliği ve eczacılık 494 TL, tıp 591 TL, konservatuvar 589 TL. İkinci öğrenim için ödenen harçlar bin TL'den başlıyor, 4 bin 268 TL'ye kadar çıkıyor.
(sabah)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Okumak isteyenlere ikinci üniversite şansı tanınacak
Sabah Gazetesi Yazarı Yaşar Özay’ın bugünkü yazısı
Üniversitede istediği bölüme giremeyenlere, belirli bir ücret karşılığında sınavsız ikinci üniversite okuma şansı verilecek
Başbakan Erdoğan'ın talimatı ile başlatılan, üniversitelilerden alınan harçların devlet tarafından karşılanmasına ilişkin düzenlemenin çalışmaları sürüyor. Yapılan çalışmalarda, üniversitelere ek kaynak sağlanmasına yönelik projeler masaya yatırıldı. Ele alınan projelerin başında ise ikinci üniversitelerini okumak isteyen öğrencilere, belirli ücret karşılığında sınavsız eğitim hakkı verilmesi yer alıyor. Buna göre, hukuk fakültesine gitme hayali olan ancak, başka bir alanda eğitim gören kişi, ikinci üniversitesini belirli bir ücret karşılığında sınavsız okuyabilecek. Yine, yüksek öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalan kişilere de, belirli bir ücret karşılığında eğitimini tamamlama hakkı verilmesi planlanıyor. Buna benzer, birçok proje üzerinde çalışıldığını ifade eden yetkililer, amaçlarının mali disiplini bozmadan, üniversitelerdeki harçları kaldırmak olduğunu kaydettiler. Bu çerçevede, üniversitelerin de ek kaynak ihtiyacının karşılanmasının amaçlandığını bildirdiler.
ÖĞRENCİDEN 'KATKI PAYI'
ÖSYM'nin 2011 verilerine göre 95 devlet, 54 vakıf, 9 askeri ve 1 polis akademisinde eğitim gören 3 milyon 817 bin 86 öğrenciden alınan harç miktarı 1 milyon 300 bin lira. Öğrencilerin ödediği 'Öğrenci Katkı Payı'nın en düşüğü 71 TL ile Açıköğretim Fakültesi öğrencilerinden alınıyor. Bazı bölümlerdeki harçlar ise şöyle: Eğitim, edebiyat, ilahiyat ve iletişim 284 TL, hukuk, siyasal ve işletme 313 TL, mühendislik, mimarlık 387 TL, denizcilik, uçak, ziraat, veterinerlik 316-387 TL, diş hekimliği ve eczacılık 494 TL, tıp 591 TL, konservatuvar 589 TL. İkinci öğrenim için ödenen harçlar bin TL'den başlıyor, 4 bin 268 TL'ye kadar çıkıyor.
(sabah)
Son Güncelleme: Çarşamba, 01 Ağustos 2012 10:10
Gösterim: 2147
YÖK: LYS barajının düşürülmesini gerektirecek durum yok
YÖK'ten, üniversiteye giriş sınavlarında baraj puanının düşürülmesini gerektirecek bir durum olmadığı bildirildi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonuçlarına göre barajı aşamayan öğrenci sayısındaki artış nedeniyle tartışılan ‘LYS barajının düşürülmesi’ konusunda açıklama yaptı. YÖK’ün internet sitesinde yapılan açıklamada, yapılan incelemeler sonucunda barajın düşürülmesine gerek olmadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Üniversiteye giriş sınavlarının sonuçları açıklandıktan sonra baraj puanının düşürülmesi konusu etrafında bazı haberler ve iddialar kamuoyuna yansımıştır. Konuya ilişkin kurulumuza intikal eden Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) 31 Temmuz 2012 tarih ve 24232 sayılı yazısının incelenmesi sonucu, baraj puanının düşürülmesini gerektirecek bir durum olmadığı kanaatine varılmıştır.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK: LYS barajının düşürülmesini gerektirecek durum yok
YÖK'ten, üniversiteye giriş sınavlarında baraj puanının düşürülmesini gerektirecek bir durum olmadığı bildirildi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonuçlarına göre barajı aşamayan öğrenci sayısındaki artış nedeniyle tartışılan ‘LYS barajının düşürülmesi’ konusunda açıklama yaptı. YÖK’ün internet sitesinde yapılan açıklamada, yapılan incelemeler sonucunda barajın düşürülmesine gerek olmadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Üniversiteye giriş sınavlarının sonuçları açıklandıktan sonra baraj puanının düşürülmesi konusu etrafında bazı haberler ve iddialar kamuoyuna yansımıştır. Konuya ilişkin kurulumuza intikal eden Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) 31 Temmuz 2012 tarih ve 24232 sayılı yazısının incelenmesi sonucu, baraj puanının düşürülmesini gerektirecek bir durum olmadığı kanaatine varılmıştır.”
Son Güncelleme: Çarşamba, 01 Ağustos 2012 15:15
Gösterim: 1961
Üniversite öğrencilerinin en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta yaşadıkları güçlükler, parasız eğitim taleplerinin boş olmadığını ortaya koyuyor.
Kimi öğrenciler karnını doyurmak için 1 TL’yi bile gözetmek zorunda kalırken, kimileri de yakacak odunu olmadığı için gece camide kalmak istiyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite harçlarının kaldırılması için verdiği talimatın ardından başlayan tartışmalar, birçok üniversite öğrencisinin “okumak” için yaşadığı dramı ortaya çıkardı. Gençlerin, en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekmesi, kimi zaman “yürek burkan” tecrübeler yaşaması, “parasız eğitim” için meydanları dolduran öğrencilerin taleplerinin boşuna olmadığını ortaya koyuyor. Devlet üniversitelerinde okuyan kimi öğrenciler karnını doyurmak için 1 TL’yi bile gözetmek zorunda kalırken, kimileri geceleri yakacak odunu olmadığı için camide kalmak istiyor. Kimi gençler, minibüse verecek para bulamadığı için evden okula kilometrelerce yolu yayan gidiyor; kimisi soğukta giyeceği kazağı olmadığı için okulda giyecek sırasına giriyor.
Başbakan Erdoğan’ın “parasız eğitim” isteyen binlerce öğrencinin yüzünü güldüren “harçları kaldıracağız” açıklaması, “öğrencilerin hayatını kolaylaştıracağı” için üniversite rektörlerinden de destek gördü. Rektörlerin üniversite kampüslerinde karşılaştığı yürek burkan hikayeler, öğrencilerin ne kadar ağır şartlarda okumak zorunda kaldıklarını gözler önüne serdi.
Arkadaşlarını anlattılar
Üniversitelerin öğrenci temsilcileri de binbir zorlukla okumaya çalışan arkadaşlarının hikayelerini anlattı. Cebindeki 2 lirasını yemeğe vermek yerine, bir öğünü 50 kuruşluk poğaça ile geçirmeye çalışan öğrencilerden, 3 gündür doğru düzgün yemek yemediği için okul bahçesinde bayılanlara kadar üniversitelilerin yaşadıkları dinleyenin canını acıtıyor.
50 kuruşa poğaça
Hacettepe Üniversitesi Öğrenci Temsilciler Konseyi Başkanı Yavuz Sultan Selim Kavrık: Öğrenci temsilcileri olarak bu arkadaşlarımızın durumlarını en iyi biz biliyoruz. Çünkü bizim her bölümde her sınıfta temsilci arkadaşlarımız var. Bu bağlamda baktığımızda hafta sonları çalışmak için İstanbul’da iş bulabilmiş, o nedenle her cuma Ankara’dan otobüse binip, pazar günü otobüsle tekrar Ankara’ya dönmek zorunda kalan arkadaşlarımız var. Gündüz okula gelip, gece barlarda gece kulüplerinde çalışan arkadaşlarımızın yanı sıra hafta içi part time ya da hafta sonu gün boyu çalışan arkadaşlarımız cabası. Hastalansa dahi devamsızlık hakkını kullanmayan; bu hakkı bulduğu işte kullanmaya çabalayan arkadaşlarımız çok. Sadece devletten aldığı 260 TL’lik katkı kredisi ile geçinen arkadaşlarımız var. Mesela daha çok öğrenci faydalanabilsin diye yemekhanede fiyatları 1 TL düşürdük. Daha önceleri ‘Yemeğe 2 TL vermeyeyim. 50 kuruşluk poğaça ile de idare edebilirim’ diyen çok öğrenci vardı. Şimdi yemekler 1 TL’ye düşünce ‘poğaçaya 50 kuruş vereceğime, 4 çeşit yemeğe 1 TL verebilirim’ düşüncesi hakim olmaya başladı.
‘Açlıktan bayılan bile var’
Türkiye Öğrenci Konseyi Başkanı Nihat Buğra Ağaoğlu: Üniversitelerde parası olmadığı için ciddi zorluklar yaşayan arkadaşlar olduğunu biliyoruz. Mesela 3 gündür yemek yemediği için açlıktan bayılan öğrenciler olduğunu öğreniyoruz. Ama onlara ulaşmakta güçlük çekiyoruz. Öğrenciler nelere ihtiyaç duyduğunu farklı sebeplerden dolayı arkadaşlarıyla ya da hocalarıyla paylaşmıyor genelde. Öyle ki biz Öğrenci Konseyi olarak geçtiğimiz yıl içinde Marmara Üniversitesi’nde yemek bursu verecek kimseyi bulamadık. Bu trajik bir olay. Böyle zorluk içinde olan arkadaşlarımıza ulaşmak istiyoruz; kaynak sıkıntısı da yaşamıyoruz. Önümüzdeki sene bu konuda bir çalışma yapacağız; gizli bir sistemle ihtiyaç sahibi arkadaşlara çeşitli burslar sağlamaya çalışacağız.
REKTÖRLER ANLATTI
Yemek yiyebilmek, mevsime uygun giyinebilmek, ısınabilmek için üniversitelerin desteğine ihtiyaç duyan öğrencilerin yaşadıklarını, üniversitelerin rektörleri anlattı.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Murat Tuncer: Yemek fiyatlarını 2 TL’den 1 TL’ye düşürdükten sonra okulda yemek yiyen öğrenci sayısının birden 4 bin kadar arttığını gördük. Öğrencilerden biri bana bir gün üniversitenin içindeki caminin akşamları neden kapalı olduğunu sordu. Ben de ‘Neden sordun? Geceleri de mi ibadet edeceksin?’ dedim. Çocuk bana, “Hayır hocam. Gecekonduda yaşıyorum. Mevsim kış. Geceleri yakacak odunum yok. Camide yatarsam üşümem’ diye cevap verdi.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet: En çok dikkatimi çeken şey, öğrencilerin ‘yemeğe’ ulaşmakta yaşadığı güçlüktü. Yemekhanemizde ‘kartlı sistem’ uygulanıyor. Yemek 11.00-11.15 gibi başlıyor; 14.00’te sona eriyor. Bir süre kartlı sistem kayıtlarını inceledikten sonra çok sayıda öğrencinin bir kere saat 11.00’de, bir kere de 14.00’te yemek aldıklarını tespit ettik. Yani öğrencinin öğlen yemeğinin ardından, akşam yemeğini de bu yolla temin etmeye çalıştığını öğrendik. Hemen öğün sayısını 3’e çıkardık.
Hakkâri Üniversitesi Rektörü İbrahim Belenli: Ciddi maddi sıkıntıları olan öğrencilerimiz var. Bunu özellikle gelen burs taleplerinden tespit ediyoruz. Öğrencilerimize akşam saatlerinde 1 tas çorba veriyoruz. Her akşam yalnızca o çorba için 150 kadar öğrencimiz sıraya giriyor.
Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Sabri Eyigün: Şehir merkezi okulumuza
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Üniversite öğrencilerinin en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta yaşadıkları güçlükler, parasız eğitim taleplerinin boş olmadığını ortaya koyuyor.
Kimi öğrenciler karnını doyurmak için 1 TL’yi bile gözetmek zorunda kalırken, kimileri de yakacak odunu olmadığı için gece camide kalmak istiyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite harçlarının kaldırılması için verdiği talimatın ardından başlayan tartışmalar, birçok üniversite öğrencisinin “okumak” için yaşadığı dramı ortaya çıkardı. Gençlerin, en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekmesi, kimi zaman “yürek burkan” tecrübeler yaşaması, “parasız eğitim” için meydanları dolduran öğrencilerin taleplerinin boşuna olmadığını ortaya koyuyor. Devlet üniversitelerinde okuyan kimi öğrenciler karnını doyurmak için 1 TL’yi bile gözetmek zorunda kalırken, kimileri geceleri yakacak odunu olmadığı için camide kalmak istiyor. Kimi gençler, minibüse verecek para bulamadığı için evden okula kilometrelerce yolu yayan gidiyor; kimisi soğukta giyeceği kazağı olmadığı için okulda giyecek sırasına giriyor.
Başbakan Erdoğan’ın “parasız eğitim” isteyen binlerce öğrencinin yüzünü güldüren “harçları kaldıracağız” açıklaması, “öğrencilerin hayatını kolaylaştıracağı” için üniversite rektörlerinden de destek gördü. Rektörlerin üniversite kampüslerinde karşılaştığı yürek burkan hikayeler, öğrencilerin ne kadar ağır şartlarda okumak zorunda kaldıklarını gözler önüne serdi.
Arkadaşlarını anlattılar
Üniversitelerin öğrenci temsilcileri de binbir zorlukla okumaya çalışan arkadaşlarının hikayelerini anlattı. Cebindeki 2 lirasını yemeğe vermek yerine, bir öğünü 50 kuruşluk poğaça ile geçirmeye çalışan öğrencilerden, 3 gündür doğru düzgün yemek yemediği için okul bahçesinde bayılanlara kadar üniversitelilerin yaşadıkları dinleyenin canını acıtıyor.
50 kuruşa poğaça
Hacettepe Üniversitesi Öğrenci Temsilciler Konseyi Başkanı Yavuz Sultan Selim Kavrık: Öğrenci temsilcileri olarak bu arkadaşlarımızın durumlarını en iyi biz biliyoruz. Çünkü bizim her bölümde her sınıfta temsilci arkadaşlarımız var. Bu bağlamda baktığımızda hafta sonları çalışmak için İstanbul’da iş bulabilmiş, o nedenle her cuma Ankara’dan otobüse binip, pazar günü otobüsle tekrar Ankara’ya dönmek zorunda kalan arkadaşlarımız var. Gündüz okula gelip, gece barlarda gece kulüplerinde çalışan arkadaşlarımızın yanı sıra hafta içi part time ya da hafta sonu gün boyu çalışan arkadaşlarımız cabası. Hastalansa dahi devamsızlık hakkını kullanmayan; bu hakkı bulduğu işte kullanmaya çabalayan arkadaşlarımız çok. Sadece devletten aldığı 260 TL’lik katkı kredisi ile geçinen arkadaşlarımız var. Mesela daha çok öğrenci faydalanabilsin diye yemekhanede fiyatları 1 TL düşürdük. Daha önceleri ‘Yemeğe 2 TL vermeyeyim. 50 kuruşluk poğaça ile de idare edebilirim’ diyen çok öğrenci vardı. Şimdi yemekler 1 TL’ye düşünce ‘poğaçaya 50 kuruş vereceğime, 4 çeşit yemeğe 1 TL verebilirim’ düşüncesi hakim olmaya başladı.
‘Açlıktan bayılan bile var’
Türkiye Öğrenci Konseyi Başkanı Nihat Buğra Ağaoğlu: Üniversitelerde parası olmadığı için ciddi zorluklar yaşayan arkadaşlar olduğunu biliyoruz. Mesela 3 gündür yemek yemediği için açlıktan bayılan öğrenciler olduğunu öğreniyoruz. Ama onlara ulaşmakta güçlük çekiyoruz. Öğrenciler nelere ihtiyaç duyduğunu farklı sebeplerden dolayı arkadaşlarıyla ya da hocalarıyla paylaşmıyor genelde. Öyle ki biz Öğrenci Konseyi olarak geçtiğimiz yıl içinde Marmara Üniversitesi’nde yemek bursu verecek kimseyi bulamadık. Bu trajik bir olay. Böyle zorluk içinde olan arkadaşlarımıza ulaşmak istiyoruz; kaynak sıkıntısı da yaşamıyoruz. Önümüzdeki sene bu konuda bir çalışma yapacağız; gizli bir sistemle ihtiyaç sahibi arkadaşlara çeşitli burslar sağlamaya çalışacağız.
REKTÖRLER ANLATTI
Yemek yiyebilmek, mevsime uygun giyinebilmek, ısınabilmek için üniversitelerin desteğine ihtiyaç duyan öğrencilerin yaşadıklarını, üniversitelerin rektörleri anlattı.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Murat Tuncer: Yemek fiyatlarını 2 TL’den 1 TL’ye düşürdükten sonra okulda yemek yiyen öğrenci sayısının birden 4 bin kadar arttığını gördük. Öğrencilerden biri bana bir gün üniversitenin içindeki caminin akşamları neden kapalı olduğunu sordu. Ben de ‘Neden sordun? Geceleri de mi ibadet edeceksin?’ dedim. Çocuk bana, “Hayır hocam. Gecekonduda yaşıyorum. Mevsim kış. Geceleri yakacak odunum yok. Camide yatarsam üşümem’ diye cevap verdi.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus Söylet: En çok dikkatimi çeken şey, öğrencilerin ‘yemeğe’ ulaşmakta yaşadığı güçlüktü. Yemekhanemizde ‘kartlı sistem’ uygulanıyor. Yemek 11.00-11.15 gibi başlıyor; 14.00’te sona eriyor. Bir süre kartlı sistem kayıtlarını inceledikten sonra çok sayıda öğrencinin bir kere saat 11.00’de, bir kere de 14.00’te yemek aldıklarını tespit ettik. Yani öğrencinin öğlen yemeğinin ardından, akşam yemeğini de bu yolla temin etmeye çalıştığını öğrendik. Hemen öğün sayısını 3’e çıkardık.
Hakkâri Üniversitesi Rektörü İbrahim Belenli: Ciddi maddi sıkıntıları olan öğrencilerimiz var. Bunu özellikle gelen burs taleplerinden tespit ediyoruz. Öğrencilerimize akşam saatlerinde 1 tas çorba veriyoruz. Her akşam yalnızca o çorba için 150 kadar öğrencimiz sıraya giriyor.
Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri Sabri Eyigün: Şehir merkezi okulumuza
(milliyet)
Son Güncelleme: Çarşamba, 01 Ağustos 2012 11:15
Gösterim: 1743

