Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanı Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yurtdışındaki okulların dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulundaki sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi. 

Avcı, Sakıp Sabancı Basın Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Yurtdışındaki okulların dönüştürülmesinde "vakıf" ve "ajans" seçeneklerine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Avcı, yurtdışındaki okullar denildiğinde 150'yi aşkın ülkedeki kurumlardan söz edildiğini belirtti. 

Değişik isimler altında açılmış okulların bazılarının yerel bir sivil toplum örgütü görüntüsü altında, bazılarının bir ticari kuruluş statüsünde, bazılarının da o ülkenin yetkili makamlarının izniyle o ülkenin eğitim otoritesine bağlı olarak açıldığını anlatan Avcı, şöyle devam etti:

"Özellikle o ülkenin eğitim otoritesinin iznine bağlı olarak açılan okulların büyük bölümü de bizim hükümet olarak gerek bir önceki cumhurbaşkanımızın gerek şimdiki Cumhurbaşbakanımızın gerek başbakanlarımızın dışişleri bakanlarımızın müzaheretleriyle o ülkeler nezdinde kefalet beyan eden ifadeleri nedeniyle açılmış okullardır. Dolayısıyla her birinin açılması, kapanması veya dönüştürülmesi de o ülkelerin mevzuatına göre yapılacak demektir. Bizim üzerinde yüzde 100 tasarruf yetkimiz olan okullar, elçiliğimize bağlı olan okullardır. Yani Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliklerinin bünyesinde açılmış olan Türk okulları var. Bunların sayısı 66. Onlarla ilgili dolayısıyla yapılacak yeni düzenlemede bu okulların da büyükelçiliklerimize bağlı Milli Eğitim Bakanlığının açtığı ve bugüne kadar da Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde görev yapan, öğretmenleri, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleri arasından seçilip gönderilen okullarımızla ilgili de düzenlemeyi bu çerçevede ele almaya niyetliyiz. Çok farklı statüdeki yüzlerce okul veya kurum. Sadece okul da değil, bunların bir kısmı kurs statüsünde açılmış olabilir. Yani farklı ülkelerde farklı statülerde açılmış kurumlar var."

Bakanlar Kurulu sunumu

Bakan Avcı, Bakanlar Kurulunda yaptığı sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi.

Bugüne kadar zaten devlet olarak büyükelçilikler aracılığıyla resmi okulların açıldığını ifade eden Avcı, şunları belirtti:

"Şimdi farklı statüdeki okullarda farklı mevzuatlara yönelik bir çalışma yapılacağı için değişik ülkelerde, her biri farklı bir mevzuatı olan, her biriyle ilişkilerimizin dozu, tonu, kapsamı farklı olan ülkelere götürülecek veya yapılmakta olan eğitim hizmetlerinin dönüştürülmesine ilişkin düzenlemelerin de sivil bir yapılanma içerisinde olmasının daha makul olacağı... Dünyadaki uygulamaların da zaten bu doğrultuda olduğu, yani ABD'lilerin de İngilizlerin de Almanların da yurt dışında yaptıkları eğitim çalışmalarında, eğer devlet bir şekilde işin bir tarafında her zaman vardır ama aynı zamanda vakıflar üzerinden daha esnek bir yapılanmayla bu hizmetler götürülür. Dolayısıyla burada da böyle bir yapılanmanın daha esnek ve dolayısıyla daha fonksiyonel olacağı görüşü ağır bastı. Buraya kadar konuştuklarım, geçen haftaki Bakanlar Kuruluna yaptığımız sunum ve oradan aldığımız dönüşler ve değerlendirmelerin ışığında söyleyebileceklerim. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunda önümüzdeki hafta da bu çerçevede görüşler tekrar müzakereye açılacak. O zaman ortaya çıkacak olan daha ayrıntıları bilgileri paylaşırız."

Bakan Avcı, "66 okul, büyükelçilik bünyesinde açılan ve MEB'in ilk planda dönüştürebileceği okullar. Geriye kaç okul kalıyor" sorusuna şu yanıtı verdi:

 "160 ülkedeki bir şekilde Türkiye'ye atfedilebilecek, Türkiye'nin eğitimiyle irtibatlandırılabilecek veya Türk okulu olarak anılabilecek okulların sayısının 2 bine yaklaştığını biliyoruz. Ama bunların bir kısmı Türkler tarafından kurulmuş olmakla birlikte tamamen o ülkenin mevzuatına uygun bir yabancı okul statüsünde olanlar da var. Yani bunların istisnasız hepsinde aynı eğitim programları, aynı yönetim modelleri, aynı finansman modelleri uygulanıyor değil. Dolayısıyla her birinin özel bir durumu var. O nedenle zaten bunların bir vakıf çalışmasıyla envanterinin çıkartılması ve uygun olanlarının sadece eğitim amaçlı olmak üzere bu kapsamda yeniden düzenlenmeleri düşünülüyor." 

"Eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ediyorlar"

Bakan Avcı, bir soru üzerine yurtdışındaki okullarla ilgili çalışmanın vakıf üzerinden yürütüleceğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Vakıf esnek bir yapılanmadır. Yurtdışındaki okulların büyük bir bölümü, 'elçilik okulları dışındakileri söylüyorum, bu okullar da dolaylı olarak milletin okullarıdır.' Yani bunlar milletten değişik adlar altında toplanan paralarla yapılmış yani milletin emeğine dayanan yapılanmalardır. Bunların kötü amaçlı kullanıldığına dair farklı ülkelerden Türkiye'ye de şikayetler gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, Afrika gezisinde bunun bir örneğini söyledi. Bunun gibi farklı ülkelerde bir de Türkiye'de olup bitenlere bakarak o ülke otoriteleri, benzer bir uygulamanın benzer bir eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ederler, ediyorlar, ettiklerini de bize zaman zaman ifade ediyorlar."

"Bu okulların büyük bir bölümü, ya cumhurbaşkanı ya başbakan ya bakan ya elçilik düzeyinde verilmiş referanslarla bugünlere gelmişlerdir" ifadesini kullanan Avcı, bu referansların tekrar teyidini istemenin bu ülkelerin de hakkı olduğunu vurguladı.

Avcı, "Bu teyit verilir mi? Hayır bu teyit bugün verilmiyor. Yaşananlardan sonra böyle bir tekeffül, böyle bir kefalet hiçbir makam tarafından verilmiyor, verilmez. Bunlarla ilgili yapılacak düzenlemelerde eğer o ülkenin otoriteleri bizden yardım isterlerse ki istiyorlar. O yardım kendilerine nasıl verilir? Nasıl örgütleyebiliriz, nasıl bir kurumsallaşma içinde bu destek sürdürülebilir? Onun arayışı içerisinde bu çalışmalar yapılmıştır. Bunun da en uygun yönteminin sivil bir yapılanma, bir vakıf yapılanması olduğu, devletin de bu yapılanmaya eskiden olduğu gibi destek olması..." diye konuştu. 

Bakan Avcı, bir başka soru üzerine vakfın içinde devletin de katkısının olacağını ancak o katkının genel bütçeden mi karşılanacağı, başka bir kaynaktan mı buraya aktarılacağının ayrıntı olduğunu söyledi. 

Bir takvimin belirlenip belirlenmediğine ilişkin bir soru üzerine de Bakan Nabi Avcı, çalışmaların herhangi bir aksaklık olmaması için olabildiğince hızlı bir şekilde yürütüleceğini kaydederek, "Önümüzdeki ders yılında da olabildiğince eğitim amaçlı çalışan kurumlar zarar görmeden asli misyonlarına uygun çalışır hale getirilsinler. Mümkün olan en kısa zamanda bütün yurt dışındaki eğitim kurumlarının gerçekten sadece eğitim veren kurumlar haline gelmesi için ne mümkünse yapmak..." dedi. 

Ayrıntılar geliyor...

 

 

 

 

 

 

> Yurtdışındaki okullar için formül bulundu

Milli Eğitim Bakanı Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'nin yurt dışındaki eğitim hizmetlerine yapacağı katkının, bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün öne çıktığını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yurtdışındaki okulların dönüştürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulundaki sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi. 

Avcı, Sakıp Sabancı Basın Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Yurtdışındaki okulların dönüştürülmesinde "vakıf" ve "ajans" seçeneklerine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Avcı, yurtdışındaki okullar denildiğinde 150'yi aşkın ülkedeki kurumlardan söz edildiğini belirtti. 

Değişik isimler altında açılmış okulların bazılarının yerel bir sivil toplum örgütü görüntüsü altında, bazılarının bir ticari kuruluş statüsünde, bazılarının da o ülkenin yetkili makamlarının izniyle o ülkenin eğitim otoritesine bağlı olarak açıldığını anlatan Avcı, şöyle devam etti:

"Özellikle o ülkenin eğitim otoritesinin iznine bağlı olarak açılan okulların büyük bölümü de bizim hükümet olarak gerek bir önceki cumhurbaşkanımızın gerek şimdiki Cumhurbaşbakanımızın gerek başbakanlarımızın dışişleri bakanlarımızın müzaheretleriyle o ülkeler nezdinde kefalet beyan eden ifadeleri nedeniyle açılmış okullardır. Dolayısıyla her birinin açılması, kapanması veya dönüştürülmesi de o ülkelerin mevzuatına göre yapılacak demektir. Bizim üzerinde yüzde 100 tasarruf yetkimiz olan okullar, elçiliğimize bağlı olan okullardır. Yani Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliklerinin bünyesinde açılmış olan Türk okulları var. Bunların sayısı 66. Onlarla ilgili dolayısıyla yapılacak yeni düzenlemede bu okulların da büyükelçiliklerimize bağlı Milli Eğitim Bakanlığının açtığı ve bugüne kadar da Milli Eğitim Bakanlığının denetiminde görev yapan, öğretmenleri, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenleri arasından seçilip gönderilen okullarımızla ilgili de düzenlemeyi bu çerçevede ele almaya niyetliyiz. Çok farklı statüdeki yüzlerce okul veya kurum. Sadece okul da değil, bunların bir kısmı kurs statüsünde açılmış olabilir. Yani farklı ülkelerde farklı statülerde açılmış kurumlar var."

Bakanlar Kurulu sunumu

Bakan Avcı, Bakanlar Kurulunda yaptığı sunumda, Türkiye'nin yurtdışındaki bütün eğitim hizmetlerine yapacağı katkının bir vakıf bünyesinde yapılmasının daha uygun olacağı görüşünün daha ön plana çıktığını bildirdi.

Bugüne kadar zaten devlet olarak büyükelçilikler aracılığıyla resmi okulların açıldığını ifade eden Avcı, şunları belirtti:

"Şimdi farklı statüdeki okullarda farklı mevzuatlara yönelik bir çalışma yapılacağı için değişik ülkelerde, her biri farklı bir mevzuatı olan, her biriyle ilişkilerimizin dozu, tonu, kapsamı farklı olan ülkelere götürülecek veya yapılmakta olan eğitim hizmetlerinin dönüştürülmesine ilişkin düzenlemelerin de sivil bir yapılanma içerisinde olmasının daha makul olacağı... Dünyadaki uygulamaların da zaten bu doğrultuda olduğu, yani ABD'lilerin de İngilizlerin de Almanların da yurt dışında yaptıkları eğitim çalışmalarında, eğer devlet bir şekilde işin bir tarafında her zaman vardır ama aynı zamanda vakıflar üzerinden daha esnek bir yapılanmayla bu hizmetler götürülür. Dolayısıyla burada da böyle bir yapılanmanın daha esnek ve dolayısıyla daha fonksiyonel olacağı görüşü ağır bastı. Buraya kadar konuştuklarım, geçen haftaki Bakanlar Kuruluna yaptığımız sunum ve oradan aldığımız dönüşler ve değerlendirmelerin ışığında söyleyebileceklerim. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunda önümüzdeki hafta da bu çerçevede görüşler tekrar müzakereye açılacak. O zaman ortaya çıkacak olan daha ayrıntıları bilgileri paylaşırız."

Bakan Avcı, "66 okul, büyükelçilik bünyesinde açılan ve MEB'in ilk planda dönüştürebileceği okullar. Geriye kaç okul kalıyor" sorusuna şu yanıtı verdi:

 "160 ülkedeki bir şekilde Türkiye'ye atfedilebilecek, Türkiye'nin eğitimiyle irtibatlandırılabilecek veya Türk okulu olarak anılabilecek okulların sayısının 2 bine yaklaştığını biliyoruz. Ama bunların bir kısmı Türkler tarafından kurulmuş olmakla birlikte tamamen o ülkenin mevzuatına uygun bir yabancı okul statüsünde olanlar da var. Yani bunların istisnasız hepsinde aynı eğitim programları, aynı yönetim modelleri, aynı finansman modelleri uygulanıyor değil. Dolayısıyla her birinin özel bir durumu var. O nedenle zaten bunların bir vakıf çalışmasıyla envanterinin çıkartılması ve uygun olanlarının sadece eğitim amaçlı olmak üzere bu kapsamda yeniden düzenlenmeleri düşünülüyor." 

"Eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ediyorlar"

Bakan Avcı, bir soru üzerine yurtdışındaki okullarla ilgili çalışmanın vakıf üzerinden yürütüleceğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Vakıf esnek bir yapılanmadır. Yurtdışındaki okulların büyük bir bölümü, 'elçilik okulları dışındakileri söylüyorum, bu okullar da dolaylı olarak milletin okullarıdır.' Yani bunlar milletten değişik adlar altında toplanan paralarla yapılmış yani milletin emeğine dayanan yapılanmalardır. Bunların kötü amaçlı kullanıldığına dair farklı ülkelerden Türkiye'ye de şikayetler gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, Afrika gezisinde bunun bir örneğini söyledi. Bunun gibi farklı ülkelerde bir de Türkiye'de olup bitenlere bakarak o ülke otoriteleri, benzer bir uygulamanın benzer bir eğitim dışı çalışmanın kendi ülkelerinde de yapılmasından endişe ederler, ediyorlar, ettiklerini de bize zaman zaman ifade ediyorlar."

"Bu okulların büyük bir bölümü, ya cumhurbaşkanı ya başbakan ya bakan ya elçilik düzeyinde verilmiş referanslarla bugünlere gelmişlerdir" ifadesini kullanan Avcı, bu referansların tekrar teyidini istemenin bu ülkelerin de hakkı olduğunu vurguladı.

Avcı, "Bu teyit verilir mi? Hayır bu teyit bugün verilmiyor. Yaşananlardan sonra böyle bir tekeffül, böyle bir kefalet hiçbir makam tarafından verilmiyor, verilmez. Bunlarla ilgili yapılacak düzenlemelerde eğer o ülkenin otoriteleri bizden yardım isterlerse ki istiyorlar. O yardım kendilerine nasıl verilir? Nasıl örgütleyebiliriz, nasıl bir kurumsallaşma içinde bu destek sürdürülebilir? Onun arayışı içerisinde bu çalışmalar yapılmıştır. Bunun da en uygun yönteminin sivil bir yapılanma, bir vakıf yapılanması olduğu, devletin de bu yapılanmaya eskiden olduğu gibi destek olması..." diye konuştu. 

Bakan Avcı, bir başka soru üzerine vakfın içinde devletin de katkısının olacağını ancak o katkının genel bütçeden mi karşılanacağı, başka bir kaynaktan mı buraya aktarılacağının ayrıntı olduğunu söyledi. 

Bir takvimin belirlenip belirlenmediğine ilişkin bir soru üzerine de Bakan Nabi Avcı, çalışmaların herhangi bir aksaklık olmaması için olabildiğince hızlı bir şekilde yürütüleceğini kaydederek, "Önümüzdeki ders yılında da olabildiğince eğitim amaçlı çalışan kurumlar zarar görmeden asli misyonlarına uygun çalışır hale getirilsinler. Mümkün olan en kısa zamanda bütün yurt dışındaki eğitim kurumlarının gerçekten sadece eğitim veren kurumlar haline gelmesi için ne mümkünse yapmak..." dedi. 

Ayrıntılar geliyor...

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ocak 2015 19:02

Gösterim: 1872

YÖK, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı açılmasına izin verilen üniversitelerle kontenjanlarını açıkladı.

YÖK, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı açılmasına izin verilen üniversitelerle kontenjanlarını açıkladı. YÖK’ün internet sitesinde yer alan duyuruya göre, pedagojik formasyon eğitimi sertifika programına 2014-2015 akademik yılı bahar dönemi için mezun durumda olanlar ile 2011 yılı ve öncesi girişli olup, son sınıfa devam eden üniversiteliler başvuru yapabilecek.  YÖK, pedagojik formasyon için 16 üniversitede toplam 3 bin 390 kontenjan ayırdı.  Peki, pedagojik formasyon eğitimi sertifika programları tercihleri ne zaman başlayacak? Pedagojik formasyon tercih tarihleri henüz açıklanmadı. İlerleyen günlerde ÖSYM’nin formasyon tercih tarihlerini açıklaması bekleniyor. İşte pedagojik formasyon eğitim sertifika programları için üniversitelere verilen kontenjan sayıları;

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
> Pedagojik formasyon kontenjanları açıklandı

YÖK, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı açılmasına izin verilen üniversitelerle kontenjanlarını açıkladı.

YÖK, Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı açılmasına izin verilen üniversitelerle kontenjanlarını açıkladı. YÖK’ün internet sitesinde yer alan duyuruya göre, pedagojik formasyon eğitimi sertifika programına 2014-2015 akademik yılı bahar dönemi için mezun durumda olanlar ile 2011 yılı ve öncesi girişli olup, son sınıfa devam eden üniversiteliler başvuru yapabilecek.  YÖK, pedagojik formasyon için 16 üniversitede toplam 3 bin 390 kontenjan ayırdı.  Peki, pedagojik formasyon eğitimi sertifika programları tercihleri ne zaman başlayacak? Pedagojik formasyon tercih tarihleri henüz açıklanmadı. İlerleyen günlerde ÖSYM’nin formasyon tercih tarihlerini açıklaması bekleniyor. İşte pedagojik formasyon eğitim sertifika programları için üniversitelere verilen kontenjan sayıları;

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ocak 2015 18:07

Gösterim: 2010

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın bugün başlayan Türkiye Özel Okullar Birliği 14. Eğitim Sempozyumu’nda yaptığı konuşmanın tamamı;

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, gerek yaş, gerek meslek, gerek cinsiyet, gerek bilgiler itibarıyla eğitim dünyasının tam bir yaz boz tahtası olduğunu söyledi. 

Bakan Avcı, Serik ilçesi Belek Turizm Bölgesi'ndeki bir otelde düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 14. Eğitim Sempozyumu'na katıldı. Buradaki konuşmasına espri ile başlayan Avcı, "Sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Burada alkışlamanız gerekiyordu" ifadesini kullandı.

Kürsüde konuşma metinlerinin genellikle medya mensuplarını mikrofonlarının altında kaldığını ancak bugünkü toplantıda notlarını kurtardığını anlatan Avcı, katılımcılara "Merak etmeyin, sizi o sıkıcı yazılı metin ile meşgul etmeyeceğim, hatırlatma notlarım var sadece" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geçen ay yapılan 19. Milli Eğitim Şurasını hatırlatan Avcı, şurada 4 ana temanın tartışıldığını, bunlardan birinin öğretmenlerin niteliğinin artırılması olduğunu kaydetti. Bu sempozyumun ana temasının da "Geleceğin öğretmenleri" olarak belirlenmesinden dolayı teşekkür eden Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada öğretmen niteliğinin gelecekte nasıl olması gerektiği konusunda çok değerli bir sempozyum gerçekleşeceğini ümit ediyorum ama bir yandan da doğrusu merak ediyorum. Çünkü biraz da geleceğin öğretmeni tabiri bana, bunun Türkçe'sini bulamadık, bir oksimoron gibi geliyor. Yani birbirini çelen, birbirini dışlayan, bir araya getirilmesi düşünülemeyecek bir kavram. Neden böyle, çünkü gelecek dediğimiz bir belirsizlikten bahsediyoruz."

Öğretmenin yüzlerce, binlerce yılın oluşturduğu bir kavramı, mesleği, statüyü, misyonu içerdiğine işaret eden Avcı, "Dolayısıyla binlerce yıldan süzülüp gelen bu kavram, bu statü, misyon bu karanlıkta ne yapacak veya hala bildiğimiz biçimiyle var olmaya devam edebilecek mi?" diye konuştu.

Geleceğin öğretmeni ile geleceğin öğrencilerinin de tartışılması gerektiğini dile getiren Avcı, öğretmenlerin öğrencisiz, öğrencilerin de öğretmensiz olamayacağını vurguladı.

Geleceğin öğretmenleri konuşulurken geleceğin öğrencilerinin de konuşuluyor olması gerektiğini belirten Avcı, "Geleceğin öğrencilerinin ne olacağını bilmiyoruz, onların nasıl bir dünyada yaşayacaklarını bugüne kadar gelecek ile özellikle büyük ölçekli, toplumsal çapı çok geniş gelecek öngörülerinde nasıl yanıldığımızı, nasıl şaşırdığımız tarih bize çok açık gösteriyor" diye konuştu. 

"Hiçbir değişken sabit kalmıyor"

Bakan Avcı, 1800'lü yıllarda Londra trafiğinin çözülmesine yönelik bir çalışmada dönemin şartları gereğince 200 yıl boyunca trafik sorunu yaşanmaması için Londra’nın yarısının ahır olması gerektiğinin ortaya çıktığını bildirerek, 50-100 yıl sonra ise bu tahminlerin ne kadar farklı değişkenlerde yön değiştirdiğini anlattı.

Bu doğrultuda hiçbir değişkenin sabit kalmadığına işaret eden Avcı, şunları söyledi:

"Üniversitedeki iktisat dersinden aklımda kalan ve zaman zaman çok işime yaradığını gördüğüm bir kavram var; ceteris paribus, yani bütün değişkenler sabit kaldığı takdirde… Böyle bir dünya yok, bütün değişkenler sabit kalmıyor, modellemeler için zaman zaman bu kavramın himayesine sığınıyoruz ama böyle bir dünya yok. Hiçbir değişken sabit kalmıyor. Dünya hızla değişiyor ve gelişmeye devam edecek, değişimin hızı gittikçe artıyor. Dolayısıyla öğrencilerimiz nitelik değiştiriyor, daha da değiştirecekler, yaş grupları olarak değiştiriyorlar."

"Eğitim dünyası tam bir yaz boz tahtası"

Milli Eğitim Bakanı Avcı, dünyanın hızla değiştiğini, bu doğrultuda eğitime yaklaşımının, eğitim kavramının değiştiğini kaydetti. Eğitimin artık hayat boyu eğitim kavramıyla özdeşleştiğini ifade eden Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerek yaş, gerek meslek, gerek cinsiyet, gerek bilgiler itibarıyla eğitim dünyası tam bir yaz boz tahtası. Buradan ne yapmış olmuyorum, eskiden kovboy filmlerinde 'saloon' vardı biliyorsunuz, orada sık sık kavga çıkar fakat bir köşede de piyanist piyanosunu çalmaya devam eder. Bazı filmlerde piyanistin başucunda 'Piyanist elinden geleni yapıyor, lütfen piyaniste ateş etmeyin' cümlesi asılıdır. Ben de böylesine bir topyekün altüst oluş, böylesine bir değişim ortamında Milli Eğitim Bakanlığımızın da bu değişime ayak uydurabilmek için aldığı kararlarla sık sık eğitimi yaz boz tahtasını çevirmekle eleştirildiğimiz için, yaptığımız işin ne olduğunu bir de böyle anlatmaya çalışıyorum."

167 bin öğrenci özel okula yönlendirildi

Avcı, devlet olarak öğretmenlere gerek seçiminde gerek istihdamında gerekse emekliliklerinde en iyi imkanı sağlamaya çalıştıklarını anlattı. 

Özel okulların da öğretmenlere gösterdiği ilgiyi takdirle karşıladıklarını dile getiren Nabi Avcı, özellikle öğretmenlere meslek hayatlarında gösterilen vefayı önemsediklerini belirtti. Vefa için genellikle "semt adıymış" gibi yakınmalar dile getirildiğini ifade eden Avcı, emekli öğretmenlere gösterilen vefanın özellikle genç nesiller açısından önemli olduğunu kaydetti. 

Geçen yıl yapılan bir yasal düzenleme ile özel okullara giden öğrencilere ciddi devlet teşvikleri sağladıklarını, bu yıl 200 bin öğrenci için hazırlık yaptıklarına dikkati çeken Avcı, "167 bin öğrencimize bu yıl 535 milyon lira destek vererek özel okullara yönlendirdik. Bunun içerisinde organize sanayi bölgesinde açtığımız teknik liselerde yaptığımız öğrenci başına verilen 3 bin 500 ila 5 bin 500 lira arasında değişen destekler buna dahil değil" dedi. 

Bakan Avcı, ilk ödemenin verildiğini, ikinci taksidin şubatta, son taksidin de haziranda verileceğini bildirdi. 

"Bir belirsizlikten söz edeceğiz"

"Geleceğin öğretmenleri" kavramı ile ilgili endişelerini de dile getiren Avcı, şöyle konuştu:

"(Geleceğin öğretmeni) kavramı içinde pek çok risk barındıran bir seçim. Biraz önce salona girerken tanıştığım, aslında dinleyicilerimizin, katılımcılarımızın içerisinde bu konuyla çok doğrudan ilgili, hepimizden daha ilgili bir dinleyicimiz var; o da şu anda ne söylediğimizi anlayacak yaşta değil. Henüz 2-3 yaşında ama biz onun dünyasını konuşacağız. Bir belirsizlikten söz edeceğiz. Biz kendimize göre bir gelecek tasavvur edeceğiz. Oraya yakışan, beklentilerine uygun olduğunu düşündüğümüz bir öğretmen profili tanımlayacağız. Sonra önümüzdeki yıllarda, 25 yıl sonra, 50 yıl sonra birileri bu söylediklerimizi okudukları zaman, kayıtları izledikleri, dinledikleri zaman bize çok gülecekler."

Bakan Avcı, sempozyuma katılanlara başarı diledi. 

Hayırseverlerin eğitime katkısı önemli

Antalya Valisi Muammer Türker, eğitimin insanlığın varoluşundan bu yana toplumların en önemli faaliyet alanları arasında yer aldığını, bu alanın odağını insanın ve insan yetiştirmenin oluşturduğunu söyledi.

Türkiye'de eğitimin ağırlıklı olarak kamu hizmeti gibi görüldüğünü dile getiren Türker, özel sektörün ve hayırseverlerin de bu alana katkılarının önemli olduğu vurguladı. Türker, son yıllarda Türkiye'de eğitime ayrılan ödeneğin arttığını, bu durumun da hükümetin eğitime verdiği önemi gösterdiğini ifade etti.

Özel okul sayısında yüzde 100 artış

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eş Başkanı Cem Gülan da özel okulculuğun son yıllarda hızlı bir şekilde geliştiğini, özellikle sayısal anlamda Türkiye'de yüzde 100 artış gösterdiğini, iki katına çıktığını anlattı. 

Bunda ekonomik tedbirlerin ve hükümetin katkılarının çok büyük olduğuna işaret eden Gülan, özellikle yaklaşık 170 bin öğrenciye sunulan eğitim öğretim desteğinin önemli katkısı olduğunu belirtti. 

Dershanelerin özel okullara dönüşmesi konusuna değinen Gülan, bu konuda çeşitli endişeler yaşadıklarını ancak alınacak tedbirlerle sorunların önlenebileceğini dile getirdi. 

Avrupa Birliği Özel Okullar Birliği Başkanı Simon Steen ise 1988 yılında kurulan konseyin 20'den fazla derneği bünyesinde bulunduğunu, bunların hepsinin ülkelerindeki eğitim sistemini daha iyi hale getirmek için uğraştıklarını söyledi. 

Konuşmaların ardından Bakan Avcı'ya plaket yerine fidan sertifikası verildi. 

Sempozyumda, yazar Üstün Dökmen tarafından sunum da yapıldı.

> Bakan Avcı: Eğitim dünyası tam bir yaz-boz tahtası

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın bugün başlayan Türkiye Özel Okullar Birliği 14. Eğitim Sempozyumu’nda yaptığı konuşmanın tamamı;

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, gerek yaş, gerek meslek, gerek cinsiyet, gerek bilgiler itibarıyla eğitim dünyasının tam bir yaz boz tahtası olduğunu söyledi. 

Bakan Avcı, Serik ilçesi Belek Turizm Bölgesi'ndeki bir otelde düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 14. Eğitim Sempozyumu'na katıldı. Buradaki konuşmasına espri ile başlayan Avcı, "Sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Burada alkışlamanız gerekiyordu" ifadesini kullandı.

Kürsüde konuşma metinlerinin genellikle medya mensuplarını mikrofonlarının altında kaldığını ancak bugünkü toplantıda notlarını kurtardığını anlatan Avcı, katılımcılara "Merak etmeyin, sizi o sıkıcı yazılı metin ile meşgul etmeyeceğim, hatırlatma notlarım var sadece" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geçen ay yapılan 19. Milli Eğitim Şurasını hatırlatan Avcı, şurada 4 ana temanın tartışıldığını, bunlardan birinin öğretmenlerin niteliğinin artırılması olduğunu kaydetti. Bu sempozyumun ana temasının da "Geleceğin öğretmenleri" olarak belirlenmesinden dolayı teşekkür eden Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada öğretmen niteliğinin gelecekte nasıl olması gerektiği konusunda çok değerli bir sempozyum gerçekleşeceğini ümit ediyorum ama bir yandan da doğrusu merak ediyorum. Çünkü biraz da geleceğin öğretmeni tabiri bana, bunun Türkçe'sini bulamadık, bir oksimoron gibi geliyor. Yani birbirini çelen, birbirini dışlayan, bir araya getirilmesi düşünülemeyecek bir kavram. Neden böyle, çünkü gelecek dediğimiz bir belirsizlikten bahsediyoruz."

Öğretmenin yüzlerce, binlerce yılın oluşturduğu bir kavramı, mesleği, statüyü, misyonu içerdiğine işaret eden Avcı, "Dolayısıyla binlerce yıldan süzülüp gelen bu kavram, bu statü, misyon bu karanlıkta ne yapacak veya hala bildiğimiz biçimiyle var olmaya devam edebilecek mi?" diye konuştu.

Geleceğin öğretmeni ile geleceğin öğrencilerinin de tartışılması gerektiğini dile getiren Avcı, öğretmenlerin öğrencisiz, öğrencilerin de öğretmensiz olamayacağını vurguladı.

Geleceğin öğretmenleri konuşulurken geleceğin öğrencilerinin de konuşuluyor olması gerektiğini belirten Avcı, "Geleceğin öğrencilerinin ne olacağını bilmiyoruz, onların nasıl bir dünyada yaşayacaklarını bugüne kadar gelecek ile özellikle büyük ölçekli, toplumsal çapı çok geniş gelecek öngörülerinde nasıl yanıldığımızı, nasıl şaşırdığımız tarih bize çok açık gösteriyor" diye konuştu. 

"Hiçbir değişken sabit kalmıyor"

Bakan Avcı, 1800'lü yıllarda Londra trafiğinin çözülmesine yönelik bir çalışmada dönemin şartları gereğince 200 yıl boyunca trafik sorunu yaşanmaması için Londra’nın yarısının ahır olması gerektiğinin ortaya çıktığını bildirerek, 50-100 yıl sonra ise bu tahminlerin ne kadar farklı değişkenlerde yön değiştirdiğini anlattı.

Bu doğrultuda hiçbir değişkenin sabit kalmadığına işaret eden Avcı, şunları söyledi:

"Üniversitedeki iktisat dersinden aklımda kalan ve zaman zaman çok işime yaradığını gördüğüm bir kavram var; ceteris paribus, yani bütün değişkenler sabit kaldığı takdirde… Böyle bir dünya yok, bütün değişkenler sabit kalmıyor, modellemeler için zaman zaman bu kavramın himayesine sığınıyoruz ama böyle bir dünya yok. Hiçbir değişken sabit kalmıyor. Dünya hızla değişiyor ve gelişmeye devam edecek, değişimin hızı gittikçe artıyor. Dolayısıyla öğrencilerimiz nitelik değiştiriyor, daha da değiştirecekler, yaş grupları olarak değiştiriyorlar."

"Eğitim dünyası tam bir yaz boz tahtası"

Milli Eğitim Bakanı Avcı, dünyanın hızla değiştiğini, bu doğrultuda eğitime yaklaşımının, eğitim kavramının değiştiğini kaydetti. Eğitimin artık hayat boyu eğitim kavramıyla özdeşleştiğini ifade eden Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerek yaş, gerek meslek, gerek cinsiyet, gerek bilgiler itibarıyla eğitim dünyası tam bir yaz boz tahtası. Buradan ne yapmış olmuyorum, eskiden kovboy filmlerinde 'saloon' vardı biliyorsunuz, orada sık sık kavga çıkar fakat bir köşede de piyanist piyanosunu çalmaya devam eder. Bazı filmlerde piyanistin başucunda 'Piyanist elinden geleni yapıyor, lütfen piyaniste ateş etmeyin' cümlesi asılıdır. Ben de böylesine bir topyekün altüst oluş, böylesine bir değişim ortamında Milli Eğitim Bakanlığımızın da bu değişime ayak uydurabilmek için aldığı kararlarla sık sık eğitimi yaz boz tahtasını çevirmekle eleştirildiğimiz için, yaptığımız işin ne olduğunu bir de böyle anlatmaya çalışıyorum."

167 bin öğrenci özel okula yönlendirildi

Avcı, devlet olarak öğretmenlere gerek seçiminde gerek istihdamında gerekse emekliliklerinde en iyi imkanı sağlamaya çalıştıklarını anlattı. 

Özel okulların da öğretmenlere gösterdiği ilgiyi takdirle karşıladıklarını dile getiren Nabi Avcı, özellikle öğretmenlere meslek hayatlarında gösterilen vefayı önemsediklerini belirtti. Vefa için genellikle "semt adıymış" gibi yakınmalar dile getirildiğini ifade eden Avcı, emekli öğretmenlere gösterilen vefanın özellikle genç nesiller açısından önemli olduğunu kaydetti. 

Geçen yıl yapılan bir yasal düzenleme ile özel okullara giden öğrencilere ciddi devlet teşvikleri sağladıklarını, bu yıl 200 bin öğrenci için hazırlık yaptıklarına dikkati çeken Avcı, "167 bin öğrencimize bu yıl 535 milyon lira destek vererek özel okullara yönlendirdik. Bunun içerisinde organize sanayi bölgesinde açtığımız teknik liselerde yaptığımız öğrenci başına verilen 3 bin 500 ila 5 bin 500 lira arasında değişen destekler buna dahil değil" dedi. 

Bakan Avcı, ilk ödemenin verildiğini, ikinci taksidin şubatta, son taksidin de haziranda verileceğini bildirdi. 

"Bir belirsizlikten söz edeceğiz"

"Geleceğin öğretmenleri" kavramı ile ilgili endişelerini de dile getiren Avcı, şöyle konuştu:

"(Geleceğin öğretmeni) kavramı içinde pek çok risk barındıran bir seçim. Biraz önce salona girerken tanıştığım, aslında dinleyicilerimizin, katılımcılarımızın içerisinde bu konuyla çok doğrudan ilgili, hepimizden daha ilgili bir dinleyicimiz var; o da şu anda ne söylediğimizi anlayacak yaşta değil. Henüz 2-3 yaşında ama biz onun dünyasını konuşacağız. Bir belirsizlikten söz edeceğiz. Biz kendimize göre bir gelecek tasavvur edeceğiz. Oraya yakışan, beklentilerine uygun olduğunu düşündüğümüz bir öğretmen profili tanımlayacağız. Sonra önümüzdeki yıllarda, 25 yıl sonra, 50 yıl sonra birileri bu söylediklerimizi okudukları zaman, kayıtları izledikleri, dinledikleri zaman bize çok gülecekler."

Bakan Avcı, sempozyuma katılanlara başarı diledi. 

Hayırseverlerin eğitime katkısı önemli

Antalya Valisi Muammer Türker, eğitimin insanlığın varoluşundan bu yana toplumların en önemli faaliyet alanları arasında yer aldığını, bu alanın odağını insanın ve insan yetiştirmenin oluşturduğunu söyledi.

Türkiye'de eğitimin ağırlıklı olarak kamu hizmeti gibi görüldüğünü dile getiren Türker, özel sektörün ve hayırseverlerin de bu alana katkılarının önemli olduğu vurguladı. Türker, son yıllarda Türkiye'de eğitime ayrılan ödeneğin arttığını, bu durumun da hükümetin eğitime verdiği önemi gösterdiğini ifade etti.

Özel okul sayısında yüzde 100 artış

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eş Başkanı Cem Gülan da özel okulculuğun son yıllarda hızlı bir şekilde geliştiğini, özellikle sayısal anlamda Türkiye'de yüzde 100 artış gösterdiğini, iki katına çıktığını anlattı. 

Bunda ekonomik tedbirlerin ve hükümetin katkılarının çok büyük olduğuna işaret eden Gülan, özellikle yaklaşık 170 bin öğrenciye sunulan eğitim öğretim desteğinin önemli katkısı olduğunu belirtti. 

Dershanelerin özel okullara dönüşmesi konusuna değinen Gülan, bu konuda çeşitli endişeler yaşadıklarını ancak alınacak tedbirlerle sorunların önlenebileceğini dile getirdi. 

Avrupa Birliği Özel Okullar Birliği Başkanı Simon Steen ise 1988 yılında kurulan konseyin 20'den fazla derneği bünyesinde bulunduğunu, bunların hepsinin ülkelerindeki eğitim sistemini daha iyi hale getirmek için uğraştıklarını söyledi. 

Konuşmaların ardından Bakan Avcı'ya plaket yerine fidan sertifikası verildi. 

Sempozyumda, yazar Üstün Dökmen tarafından sunum da yapıldı.

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ocak 2015 13:28

Gösterim: 2370

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bu yıl özel okullarda okuyan öğrencilerin de teşvik programından yararlanmalarına ilişkin yönetmelik üzerindeki çalışmaların sürdüğünü söyledi. 

Serik ilçesi Belek Turizm Bölgesi'ndeki bir otelde düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 14. Eğitim Sempozyumu'na katılan Bakan Avcı, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Özel okullara teşvikle ilgili bir çalışmanın olup olmadığı yönündeki bir soruya Bakan Avcı, böyle bir çalışmalarının olduğunu söyledi. Avcı, "Bu yıl halen özel okullarda okuyan öğrencilerin de bu teşvik programından yararlanmalarına ilişkin yönetmelik üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Çok kısa zamanda onu sonuçlandıracağımızı ümit ediyorum. İnşallah önümüzdeki ders yılından itibaren halen özel okul öğrencisi olan öğrencilerimiz de bu teşviklerden yararlanabileceklerdir" dedi.

Bir gazetecinin de özel okulların yerleştirmelerde nasıl öğrenci alacaklarının kesin olmadığını ve yönetmeliklerin onaylanmadığını hatırlatması üzerine ise Bakan Avcı, şunları söyledi:

"Yönetmelikler onaylanmadı derken siz zaten çözümü bize işaret etmiş oldunuz. O da şu; biz özel okullarımıza gönderdiğimiz resmi yazıyla dedik ki 'Her okul hangi kriterlerle öğrenci alacağını kendi yönetmeliğinde açık bir biçimde belirtsin, bizim Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne göndersin, biz de genel ilkelerimiz açısından bu yapılan düzenlemeyi doğru bulduğumuz takdirde onaylayalım ve her okul yönetmeliğinde de açıkça belirttiği yöntemle öğrencilerini alabilsin."

Yönetmeliklerden onaylananların olup olmadığı yönündeki soruya ise Avcı, onaylananların da onaylanmayanların da var olduğunu ifade etti. Onaylanmayanlara neden onaylanmadığına ilişkin izah yapıldığını anlatan Bakan Avcı, "(Şurasında şöyle bir düzenleme yaparsanız daha uygun olur) diye izah yapıyoruz. Bizim genel ilkelerimizle çelişmemesi lazım. Bir de mümkün olduğunca hepsini aynı hizada ve aynı kuralda buluşturmak mümkün olmayabilir ama yine de her şeye rağmen özel okullarımızın da bir ortak çerçeve içerisinde hareket etmelerini sağlayacak bir düzenlemeye çalışıyoruz" diye konuştu. 

TEOG Sınavı yerleştirmeleri

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı (TEOG) yerleştirmelerinde bu yıl değişiklik yapılacağının hatırlatılması üzerine Avcı, geçen yıl yapılan uygulamadan çıkarılan sonuçlar ve geri dönüşlere bakılarak bazı düzenlemeler yapıldığını söyledi. 

Özel okulların hangi kurallarla öğrenci alacaklarını yönetmeliklerinde belirtmeleri halinde bir kısmının baştan resmi okullara tercih yapmalarının gerekmeyeceğini vurgulayan Avcı, ilave bir kayıt alma, kayıt değiştirme külfetinden kurtardıklarını ifade etti.

Ayrıca öğrencilerin en yakın okula yerleştirilmesine ilişkin de tedbirler aldıklarını dile getiren Avcı, "Bununla ilgili yaptığımız yönetmelik çalışmasını sitemizden açıklıyoruz. Oradan, sizlerden, kamuoyundan, öğrencilerimizden, öğretmenlerimizden, eğitim yöneticilerimizden, eğitim uzmanlarımızdan, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarımızdan gelecek tepkiler, cevaplar, öneriler eleştiriler değerlendirmeler ışığında o düzenlemelere son şeklini vereceğiz" dedi.

TEOG Sınavında tercih sayısı 25'e çıkacak

Bakan Avcı, bir gazetecinin geçtiğimiz yıl Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı sonrasında iki tercih listesi olduğunu anımsatması üzerine, iki tercih listesini teke indirdiklerini, tercihleri de 15'ten 25'e çıkardıklarını kaydetti. Avcı, bütün bunları da kamuoyunun ve bütün paydaşlarının görüşüne açtıklarını, önerileri beklediklerini bildirdi. 

Yerleştirmeyle ilgili bir takvim olup olmadığına ilişkin soruya ise Avcı, "Öncelikle bu ilgili paydaşlarımızdan geri dönüşlerimizi bir alalım. Onları değerlendirelim, ondan sonra takvimimizi de açıklayacağız ve olabildiğince erken zamanda bütün bu işlemleri tamamlamayı öngörüyoruz" diye konuştu. 

Yapılan düzenlemelerin büyük bir bölümünü geçen yıl okullar açıldıktan sonra yaşanan nakil sıkıntılarını göz önüne alarak değerlendirdiklerini dile getiren Avcı, bu yılki takvimi öğrencileri, velilerini, okul yöneticilerini, il ve ilçe yöneticilerini sıkıntıya sokmayacak, en rahat bir şekilde yerleşmenin yapılabileceği bir takvim uyarlaması yapmak istediklerini söyledi. 

1 Eylül'de dershanelerin kapatılacağını hatırlatarak, hem 11'inci sınıf öğrencilerine hem de 600 bin mezuna üniversiteye hazırlık konusunda nasıl bir uygulama yapılacağının sorulması üzerine Bakan Avcı, eski mezunları da içine alacak takviye kurları yeniden organize ettiklerini belirtti. Nabi Avcı, bunun dışında ayrıca uzaktan eğitim yöntemleriyle, örnek sınavlarla hazırlık çalışmalarını pekiştireceklerini kaydetti. 

"TEOG Sınavı, bağımsız sınav değil"

TEOG'da birden fazla öğrencinin birinci çıkmasının hatırlatılması üzerine Avcı, TEOG'u Seviye Belirleme Sınavı (SBS) türünden bağımsız bir sınav olarak görmediklerini söyledi. Bu sınavı ortaokulda, lisede yapılan yazılı sınavların denetimli yapılmış hali olarak nitelendiren Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sınavlar zaten yapılıyordu, zaten yapılacaktı, her okulda her sınıfta yazılı sınavlar yapılıyor. Biz sadece belli sınıflardaki öğrencilerimizin bu yazılı sınavlarını merkezden gönderdiğimiz sorularla ve ortak bir sınav düzeni içerisinde cevapları da merkezde değerlendirilecek şekle soktuk. Dolayısıyla yeni bir sınav icat etmedik, SBS'yi kaldırdık, SBS'nin yerine onunla eşdeğer, yeni bir sınav koymadık, sadece var olan zaten yapılan, zaten yapılacak olan yazılı sınavların birer tanesini merkezden kontrollü olarak yapıyoruz. Dolayısıyla buradaki sonuçları çocuklar arasında sadece bu sınava dayalı bir yarışma gibi algılayıp, sonra da bunları sıraya dizip 'full yapanlar, bütün soruları doğru cevaplayan öğrenciler sınavın birincileri oldu' gibi bir algı yanlış."

Sınavda tam yapan, başarılı olan çocukların olduğunu ve birçok okulun da öğrencilerin başarısından ötürü kendilerine pay çıkardıklarını dile getiren Avcı, bu sınavın bir yarışma ve bu doğrultuda birincileri, ikincileri, üçüncüleri olan sınav olmadığını vurguladı. 

Bakan Avcı, bu sınavda "birinciler" diye bir kategori oluşturmanın bu sınavın doğasına aykırı olduğunu ifade etti. 

İkinci sınavın soru ağırlının nasıl olacağının sorulması üzerine Nabi Avcı, "ilk sınavda şu kadar çocuk bütün soruları doğru cevaplandırdı, ikinci sınavda soruları zorlaştıralım" diye bir uygulamanın söz konusu olmayacağını kaydetti. Avcı, şunları söyledi:

"Başından beri söylediğimiz bu sınavlar çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, okul merkezli bir araya getirmeye dayalı. Dolayısıyla müfredatı uygulama konusunda geçmiş yıllara göre ciddi bir başarı kaydedildi. Daha önce 'nasıl olsa bu konular dershanelerde işlenir, nasıl olsa dershanelerdeki öğretmenler anlatır' diye sınıflarda yüzeysel geçilen konular artık biliniyor ki bu sınavlar, müfredata dayalı çıkacak. Dolayısıyla her öğretmeniz sınıfında kendisine verilmiş olan müfredat planını işleyecek."

Bakan Avcı, bu uygulamadan öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin çok memnun olduğunu söyledi.

> Özel okullarda okuyan öğrencilere de teşvik geliyor

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bu yıl özel okullarda okuyan öğrencilerin de teşvik programından yararlanmalarına ilişkin yönetmelik üzerindeki çalışmaların sürdüğünü söyledi. 

Serik ilçesi Belek Turizm Bölgesi'ndeki bir otelde düzenlenen Türkiye Özel Okullar Birliği 14. Eğitim Sempozyumu'na katılan Bakan Avcı, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Özel okullara teşvikle ilgili bir çalışmanın olup olmadığı yönündeki bir soruya Bakan Avcı, böyle bir çalışmalarının olduğunu söyledi. Avcı, "Bu yıl halen özel okullarda okuyan öğrencilerin de bu teşvik programından yararlanmalarına ilişkin yönetmelik üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Çok kısa zamanda onu sonuçlandıracağımızı ümit ediyorum. İnşallah önümüzdeki ders yılından itibaren halen özel okul öğrencisi olan öğrencilerimiz de bu teşviklerden yararlanabileceklerdir" dedi.

Bir gazetecinin de özel okulların yerleştirmelerde nasıl öğrenci alacaklarının kesin olmadığını ve yönetmeliklerin onaylanmadığını hatırlatması üzerine ise Bakan Avcı, şunları söyledi:

"Yönetmelikler onaylanmadı derken siz zaten çözümü bize işaret etmiş oldunuz. O da şu; biz özel okullarımıza gönderdiğimiz resmi yazıyla dedik ki 'Her okul hangi kriterlerle öğrenci alacağını kendi yönetmeliğinde açık bir biçimde belirtsin, bizim Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne göndersin, biz de genel ilkelerimiz açısından bu yapılan düzenlemeyi doğru bulduğumuz takdirde onaylayalım ve her okul yönetmeliğinde de açıkça belirttiği yöntemle öğrencilerini alabilsin."

Yönetmeliklerden onaylananların olup olmadığı yönündeki soruya ise Avcı, onaylananların da onaylanmayanların da var olduğunu ifade etti. Onaylanmayanlara neden onaylanmadığına ilişkin izah yapıldığını anlatan Bakan Avcı, "(Şurasında şöyle bir düzenleme yaparsanız daha uygun olur) diye izah yapıyoruz. Bizim genel ilkelerimizle çelişmemesi lazım. Bir de mümkün olduğunca hepsini aynı hizada ve aynı kuralda buluşturmak mümkün olmayabilir ama yine de her şeye rağmen özel okullarımızın da bir ortak çerçeve içerisinde hareket etmelerini sağlayacak bir düzenlemeye çalışıyoruz" diye konuştu. 

TEOG Sınavı yerleştirmeleri

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı (TEOG) yerleştirmelerinde bu yıl değişiklik yapılacağının hatırlatılması üzerine Avcı, geçen yıl yapılan uygulamadan çıkarılan sonuçlar ve geri dönüşlere bakılarak bazı düzenlemeler yapıldığını söyledi. 

Özel okulların hangi kurallarla öğrenci alacaklarını yönetmeliklerinde belirtmeleri halinde bir kısmının baştan resmi okullara tercih yapmalarının gerekmeyeceğini vurgulayan Avcı, ilave bir kayıt alma, kayıt değiştirme külfetinden kurtardıklarını ifade etti.

Ayrıca öğrencilerin en yakın okula yerleştirilmesine ilişkin de tedbirler aldıklarını dile getiren Avcı, "Bununla ilgili yaptığımız yönetmelik çalışmasını sitemizden açıklıyoruz. Oradan, sizlerden, kamuoyundan, öğrencilerimizden, öğretmenlerimizden, eğitim yöneticilerimizden, eğitim uzmanlarımızdan, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarımızdan gelecek tepkiler, cevaplar, öneriler eleştiriler değerlendirmeler ışığında o düzenlemelere son şeklini vereceğiz" dedi.

TEOG Sınavında tercih sayısı 25'e çıkacak

Bakan Avcı, bir gazetecinin geçtiğimiz yıl Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı sonrasında iki tercih listesi olduğunu anımsatması üzerine, iki tercih listesini teke indirdiklerini, tercihleri de 15'ten 25'e çıkardıklarını kaydetti. Avcı, bütün bunları da kamuoyunun ve bütün paydaşlarının görüşüne açtıklarını, önerileri beklediklerini bildirdi. 

Yerleştirmeyle ilgili bir takvim olup olmadığına ilişkin soruya ise Avcı, "Öncelikle bu ilgili paydaşlarımızdan geri dönüşlerimizi bir alalım. Onları değerlendirelim, ondan sonra takvimimizi de açıklayacağız ve olabildiğince erken zamanda bütün bu işlemleri tamamlamayı öngörüyoruz" diye konuştu. 

Yapılan düzenlemelerin büyük bir bölümünü geçen yıl okullar açıldıktan sonra yaşanan nakil sıkıntılarını göz önüne alarak değerlendirdiklerini dile getiren Avcı, bu yılki takvimi öğrencileri, velilerini, okul yöneticilerini, il ve ilçe yöneticilerini sıkıntıya sokmayacak, en rahat bir şekilde yerleşmenin yapılabileceği bir takvim uyarlaması yapmak istediklerini söyledi. 

1 Eylül'de dershanelerin kapatılacağını hatırlatarak, hem 11'inci sınıf öğrencilerine hem de 600 bin mezuna üniversiteye hazırlık konusunda nasıl bir uygulama yapılacağının sorulması üzerine Bakan Avcı, eski mezunları da içine alacak takviye kurları yeniden organize ettiklerini belirtti. Nabi Avcı, bunun dışında ayrıca uzaktan eğitim yöntemleriyle, örnek sınavlarla hazırlık çalışmalarını pekiştireceklerini kaydetti. 

"TEOG Sınavı, bağımsız sınav değil"

TEOG'da birden fazla öğrencinin birinci çıkmasının hatırlatılması üzerine Avcı, TEOG'u Seviye Belirleme Sınavı (SBS) türünden bağımsız bir sınav olarak görmediklerini söyledi. Bu sınavı ortaokulda, lisede yapılan yazılı sınavların denetimli yapılmış hali olarak nitelendiren Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sınavlar zaten yapılıyordu, zaten yapılacaktı, her okulda her sınıfta yazılı sınavlar yapılıyor. Biz sadece belli sınıflardaki öğrencilerimizin bu yazılı sınavlarını merkezden gönderdiğimiz sorularla ve ortak bir sınav düzeni içerisinde cevapları da merkezde değerlendirilecek şekle soktuk. Dolayısıyla yeni bir sınav icat etmedik, SBS'yi kaldırdık, SBS'nin yerine onunla eşdeğer, yeni bir sınav koymadık, sadece var olan zaten yapılan, zaten yapılacak olan yazılı sınavların birer tanesini merkezden kontrollü olarak yapıyoruz. Dolayısıyla buradaki sonuçları çocuklar arasında sadece bu sınava dayalı bir yarışma gibi algılayıp, sonra da bunları sıraya dizip 'full yapanlar, bütün soruları doğru cevaplayan öğrenciler sınavın birincileri oldu' gibi bir algı yanlış."

Sınavda tam yapan, başarılı olan çocukların olduğunu ve birçok okulun da öğrencilerin başarısından ötürü kendilerine pay çıkardıklarını dile getiren Avcı, bu sınavın bir yarışma ve bu doğrultuda birincileri, ikincileri, üçüncüleri olan sınav olmadığını vurguladı. 

Bakan Avcı, bu sınavda "birinciler" diye bir kategori oluşturmanın bu sınavın doğasına aykırı olduğunu ifade etti. 

İkinci sınavın soru ağırlının nasıl olacağının sorulması üzerine Nabi Avcı, "ilk sınavda şu kadar çocuk bütün soruları doğru cevaplandırdı, ikinci sınavda soruları zorlaştıralım" diye bir uygulamanın söz konusu olmayacağını kaydetti. Avcı, şunları söyledi:

"Başından beri söylediğimiz bu sınavlar çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, okul merkezli bir araya getirmeye dayalı. Dolayısıyla müfredatı uygulama konusunda geçmiş yıllara göre ciddi bir başarı kaydedildi. Daha önce 'nasıl olsa bu konular dershanelerde işlenir, nasıl olsa dershanelerdeki öğretmenler anlatır' diye sınıflarda yüzeysel geçilen konular artık biliniyor ki bu sınavlar, müfredata dayalı çıkacak. Dolayısıyla her öğretmeniz sınıfında kendisine verilmiş olan müfredat planını işleyecek."

Bakan Avcı, bu uygulamadan öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin çok memnun olduğunu söyledi.

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ocak 2015 17:40

Gösterim: 2687

15 bin öğretmen ataması için başvurular bugün başladı. 15 bin öğretmen ataması için kadro ve taban puanlar MEB’in internet sitesinde açıklandı.

15 bin öğretmen kadro ve branş dağılımı için Tıklayın

Milli Eğitim Bakanlığı, 15 bin öğretmen ataması için başvuruları bugün almaya başladı. Öğretmen adayları başvurularını, 4 Şubat’a kadar Bakanlığın "http://personel.meb.gov.tr/" internet adresinden yapabilecek.

İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün internet sayfasındaki duyuruya göre, Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarının, öğretmen ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak "İlk atama, açıktan ve kurumlar arası yeniden atama ve milli sporcuların ataması" kapsamında Ek- 1 atama yapılacak alanlar ile başvuruya esas olacak taban puan ve kontenjan listesinde belirtilen alanlarda alım yapılacak.

Bakanlık, 15 bin öğretmen kadrosuna atama yapılmak üzere, 29 Ocak - 4 Şubat tarihlerinde başvuru alacak.

Başvuru ve atamaya ilişkin iş ve işlemler, kurumun "http://personel.meb.gov.tr/" internet sitesinde yer aldı.

19 Eylül 2014 öğretmen atama sonuçlarına göre alan bazlı minimum puanlar için Tıklayın

2013 Ağustos öğretmen ataması minimum puanları için Tıklayın

En fazla atama İngilizce öğretmenliği

İlk atamalara ilişkin en fazla kadro; bin 423 ile ingilizce öğretmenliği branşı için tahsis edildi. Sınıf öğretmenliği için bin 315, ilköğretim matematik öğretmenliği için bin 43 ve  din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bin 33 kadro açıldı.

En az kadro ise bahçecilik, biyomedikal cihaz teknolojileri, çince, denizcilik ve su ürünleri, gemi yapımı/çelik gemi yapımı, gemi ressamlığı, gemi tesisatı, tekne ve yat yapımı, grafik ve fotoğraf, hayvan sağlığı, hayvan yetiştiriciliği, inşaat teknikerliği yapı dekorasyon, laboratuvar hizmetleri, psikoloji, raylı sistemler teknolojisi sinyalizasyon elektrik-elektronik, raylı sistemler inşaat, raylı sistemler işletme, raylı sistemler makine, anestezi ve reanimasyon, diş protez, tıbbi laboratuvar, sanat tarihi, tarım teknik/bahçe peyzaj, tarla bitkileri ve tarım makineleri, tasarım teknolojileri, tekstil terbiye, uçak bakımı ve elektroniği ile yenilebilir enerji teknolojileri bölümleri için ayrıldı.

Duyuruya göre, 14 bin 793 ilk atama, 150 açıktan atama ve kurumlararası yeniden atama ile 57 milli sporcu olmak üzere toplam 15 bin öğretmen ataması için başvuru yapılacak.

MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu, 15 bin öğretmen atamasının büyük ihtimalle 6 Şubat Cuma günü yapılacağını açıklamıştı.

> 15 bin öğretmen kadrosuna atama başvuruları başladı

15 bin öğretmen ataması için başvurular bugün başladı. 15 bin öğretmen ataması için kadro ve taban puanlar MEB’in internet sitesinde açıklandı.

15 bin öğretmen kadro ve branş dağılımı için Tıklayın

Milli Eğitim Bakanlığı, 15 bin öğretmen ataması için başvuruları bugün almaya başladı. Öğretmen adayları başvurularını, 4 Şubat’a kadar Bakanlığın "http://personel.meb.gov.tr/" internet adresinden yapabilecek.

İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün internet sayfasındaki duyuruya göre, Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarının, öğretmen ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak "İlk atama, açıktan ve kurumlar arası yeniden atama ve milli sporcuların ataması" kapsamında Ek- 1 atama yapılacak alanlar ile başvuruya esas olacak taban puan ve kontenjan listesinde belirtilen alanlarda alım yapılacak.

Bakanlık, 15 bin öğretmen kadrosuna atama yapılmak üzere, 29 Ocak - 4 Şubat tarihlerinde başvuru alacak.

Başvuru ve atamaya ilişkin iş ve işlemler, kurumun "http://personel.meb.gov.tr/" internet sitesinde yer aldı.

19 Eylül 2014 öğretmen atama sonuçlarına göre alan bazlı minimum puanlar için Tıklayın

2013 Ağustos öğretmen ataması minimum puanları için Tıklayın

En fazla atama İngilizce öğretmenliği

İlk atamalara ilişkin en fazla kadro; bin 423 ile ingilizce öğretmenliği branşı için tahsis edildi. Sınıf öğretmenliği için bin 315, ilköğretim matematik öğretmenliği için bin 43 ve  din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bin 33 kadro açıldı.

En az kadro ise bahçecilik, biyomedikal cihaz teknolojileri, çince, denizcilik ve su ürünleri, gemi yapımı/çelik gemi yapımı, gemi ressamlığı, gemi tesisatı, tekne ve yat yapımı, grafik ve fotoğraf, hayvan sağlığı, hayvan yetiştiriciliği, inşaat teknikerliği yapı dekorasyon, laboratuvar hizmetleri, psikoloji, raylı sistemler teknolojisi sinyalizasyon elektrik-elektronik, raylı sistemler inşaat, raylı sistemler işletme, raylı sistemler makine, anestezi ve reanimasyon, diş protez, tıbbi laboratuvar, sanat tarihi, tarım teknik/bahçe peyzaj, tarla bitkileri ve tarım makineleri, tasarım teknolojileri, tekstil terbiye, uçak bakımı ve elektroniği ile yenilebilir enerji teknolojileri bölümleri için ayrıldı.

Duyuruya göre, 14 bin 793 ilk atama, 150 açıktan atama ve kurumlararası yeniden atama ile 57 milli sporcu olmak üzere toplam 15 bin öğretmen ataması için başvuru yapılacak.

MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu, 15 bin öğretmen atamasının büyük ihtimalle 6 Şubat Cuma günü yapılacağını açıklamıştı.

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ocak 2015 11:53

Gösterim: 1900


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.