Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, dün gece açıklanan Engelli Memurlar ve Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın (ÖMSS) ardından 7 bin kişinin kadrolara yerleştirileceğini söyledi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, Denizli’de Vali Abdülkadir Demir'i ziyareti sırasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Engellilere yönelik ÖMSS sonuçlarının dün akşam açıklandığını belirten Bakan Şahin, “60 bin engellimizi yeni bir metotla sınava aldık. İlk kez kendi içinde bedensel engelli, zihinsel engelli, görme engelli ve işitme engelli kendi içinde sınava alındı. İyi bir örnek oldu. Türkiye'de de, dünyada da iyi bir örnek oldu. Şimdi de engellilerimizi kendi sınıfına göre yerleştirmelerini sağlayacağız. İlk aşamada 7 bin kadromuzu yerleştireceğiz. 20 bin açığımız var ama Başbakanımızın talimatı ve takibi ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 15 bin engellimiz işe girmişken, bizim dönemimizde bu 50 bine çıktı. İnşallah kalan boşluğu da dolduracağız. Engellimiz artık evinden çıkıyor AK Parti ile birlikte. Mali olarak güçlenmiş durumda. Birinci sınıf vatandaş olma noktasında alışverişine gitmek, ihtiyacını gidermek istiyor. Bizim burada engellilere ait kent yapısında eksiklerimizi hızla gidermemiz lazım” dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, dün gece açıklanan Engelli Memurlar ve Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın (ÖMSS) ardından 7 bin kişinin kadrolara yerleştirileceğini söyledi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, Denizli’de Vali Abdülkadir Demir'i ziyareti sırasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Engellilere yönelik ÖMSS sonuçlarının dün akşam açıklandığını belirten Bakan Şahin, “60 bin engellimizi yeni bir metotla sınava aldık. İlk kez kendi içinde bedensel engelli, zihinsel engelli, görme engelli ve işitme engelli kendi içinde sınava alındı. İyi bir örnek oldu. Türkiye'de de, dünyada da iyi bir örnek oldu. Şimdi de engellilerimizi kendi sınıfına göre yerleştirmelerini sağlayacağız. İlk aşamada 7 bin kadromuzu yerleştireceğiz. 20 bin açığımız var ama Başbakanımızın talimatı ve takibi ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 15 bin engellimiz işe girmişken, bizim dönemimizde bu 50 bine çıktı. İnşallah kalan boşluğu da dolduracağız. Engellimiz artık evinden çıkıyor AK Parti ile birlikte. Mali olarak güçlenmiş durumda. Birinci sınıf vatandaş olma noktasında alışverişine gitmek, ihtiyacını gidermek istiyor. Bizim burada engellilere ait kent yapısında eksiklerimizi hızla gidermemiz lazım” dedi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 30 May 2012 16:07
Gösterim: 2093
Milli Eğitim Bakanlığı 2003-2012 yılları arasında 317 bin 714 kadrolu öğretmenin atamasını gerçekleştirdi.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu'nun soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in verdiği yanıt, 2003-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi eğitim kurumlarına 317 bin 714 kadrolu öğretmen ataması yapıldığını ortaya koydu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı 2003-2012 yılları arasında 317 bin 714 kadrolu öğretmenin atamasını gerçekleştirdi.
CHP Kırklareli Milletvekili Mehmet Kesimoğlu'nun soru önergesine Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in verdiği yanıt, 2003-2012 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi eğitim kurumlarına 317 bin 714 kadrolu öğretmen ataması yapıldığını ortaya koydu.
Son Güncelleme: Çarşamba, 30 May 2012 15:47
Gösterim: 1797
YÖK'ün fen-edebiyat fakültelerine öğretmenlik yolunu kapatması, bu okulların geleceğini tartışılır hale getirdi. Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Dilsiz, formasyon olmazsa öğrenci gelmeyeceğini söylüyor. Rize RTE Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Torul ise öğrenci azalınca öğretim kadrolarının da eridiğini belirtiyor.
Fizik, kimya, matematik, biyoloji, edebiyat, sosyoloji, psikoloji, felsefe, sanat tarihi, antropoloji, arkeoloji, tarih gibi bölümleri bulunan fen edebiyat fakültelerini zor bir yıl bekliyor. YÖK'ün geçen ay fen ve edebiyat fakültesi öğrencilerinin pedagojik formasyon programını kaldırması bu okulları tercih etmeyi düşünen öğrenciler kadar bu okulların yönetimlerini de endişeye sevk etti. YÖK aldığı son kararla yeni bir model uygulamaya konuluncaya kadar şu an fen-edebiyat fakültelerinde okuyanlar ile bu kurumlardan mezun olanların bir mağduriyetinin olmayacağını duyurdu. Eğer bu yıl beklenilen sayıda öğrenci alamazsa birçok fen edebiyat fakültesi kapanmak durumunda kalacak.
Fatih Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı Akademik Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Cengiz Şimşek, üniversitelerin bu sorunu misyon ve vizyonunda değişiklik yaparak çözebileceğini söylüyor. Cengiz Şimşek, "Pedagojik formasyon sorunu tamamen üniversite eğitiminin hantallaşmasından kaynaklanıyor. Üniversite hocalarının, akademik taassup içine girmeden bilimsel düşünüp, objektif karar vererek eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi sorununu masaya yatırmaları gerekiyor." diyor.
Rize RTE Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Torul, geçen seneden beri kapatılan bölümlerdeki asistanların boşa çıktığını, öğrencilerin, fakültelere asistan olma imkânının da, öğrenci gelmeyen bölümlerdeki kadroların kapanmasıyla azaldığını belirtiyor. Torul, "Artık öğretim elemanı ve araştırma görevlisi kontenjanı da açılmıyor ki öğrenciler oralara gelsinler! Bu fakültelerin tek çıkışları, ya üniversitelere asistan oluyorlardı ya da öğretmen oluyorlardı." şeklinde konuşuyor. Prof. Torul, bir başka gerçeğe dikkat çekiyor: "Bu fakülteler açılırken büyük emek verilerek, laboratuvarlar kuruldu, öğretim üyesi altyapısı oluşturuldu. Dolayısıyla, bu fakültelerde öğrencinin olmaması devlet için maddî olarak da bir külfet oluşturacaktır."
Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Dilsiz ise fen-edebiyatların 2. öğretimlerinin tümden kapatılması görüşünde. Dilsiz, "Önceki senelerden bu yana bu fakültelere talepler gittikçe azalıyor. Şu anki belirsizlikle beraber önümüzdeki sene talebin daha da azalacağını düşünüyorum. Formasyon, fen-edebiyatlılar için bir umut kaynağı, o da kalkarsa öğrenciler bu fakülteleri tercih etmezler." diyor.
YÖK yeni model üzerinde çalışıyor
YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni öğretmenlik modeli üzerinde çalıştığı öğrenildi. Yeni modele göre, fen-edebiyat mezunları öğretmen olabilecek. Fen-edebiyat mezunlarının liselerde branş öğretmeni, eğitim fakültesi mezunlarının ise anaokulu ve ilkokul sınıf öğretmeni olarak görev almaları öngörülüyor. Çalışma kapsamında fen-edebiyat fakültelerine tanınan kontenjanın azaltılması hedefleniyor.
(zaman)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK'ün fen-edebiyat fakültelerine öğretmenlik yolunu kapatması, bu okulların geleceğini tartışılır hale getirdi. Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Dilsiz, formasyon olmazsa öğrenci gelmeyeceğini söylüyor. Rize RTE Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Torul ise öğrenci azalınca öğretim kadrolarının da eridiğini belirtiyor.
Fizik, kimya, matematik, biyoloji, edebiyat, sosyoloji, psikoloji, felsefe, sanat tarihi, antropoloji, arkeoloji, tarih gibi bölümleri bulunan fen edebiyat fakültelerini zor bir yıl bekliyor. YÖK'ün geçen ay fen ve edebiyat fakültesi öğrencilerinin pedagojik formasyon programını kaldırması bu okulları tercih etmeyi düşünen öğrenciler kadar bu okulların yönetimlerini de endişeye sevk etti. YÖK aldığı son kararla yeni bir model uygulamaya konuluncaya kadar şu an fen-edebiyat fakültelerinde okuyanlar ile bu kurumlardan mezun olanların bir mağduriyetinin olmayacağını duyurdu. Eğer bu yıl beklenilen sayıda öğrenci alamazsa birçok fen edebiyat fakültesi kapanmak durumunda kalacak.
Fatih Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı Akademik Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Cengiz Şimşek, üniversitelerin bu sorunu misyon ve vizyonunda değişiklik yaparak çözebileceğini söylüyor. Cengiz Şimşek, "Pedagojik formasyon sorunu tamamen üniversite eğitiminin hantallaşmasından kaynaklanıyor. Üniversite hocalarının, akademik taassup içine girmeden bilimsel düşünüp, objektif karar vererek eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi sorununu masaya yatırmaları gerekiyor." diyor.
Rize RTE Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Torul, geçen seneden beri kapatılan bölümlerdeki asistanların boşa çıktığını, öğrencilerin, fakültelere asistan olma imkânının da, öğrenci gelmeyen bölümlerdeki kadroların kapanmasıyla azaldığını belirtiyor. Torul, "Artık öğretim elemanı ve araştırma görevlisi kontenjanı da açılmıyor ki öğrenciler oralara gelsinler! Bu fakültelerin tek çıkışları, ya üniversitelere asistan oluyorlardı ya da öğretmen oluyorlardı." şeklinde konuşuyor. Prof. Torul, bir başka gerçeğe dikkat çekiyor: "Bu fakülteler açılırken büyük emek verilerek, laboratuvarlar kuruldu, öğretim üyesi altyapısı oluşturuldu. Dolayısıyla, bu fakültelerde öğrencinin olmaması devlet için maddî olarak da bir külfet oluşturacaktır."
Harran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Dilsiz ise fen-edebiyatların 2. öğretimlerinin tümden kapatılması görüşünde. Dilsiz, "Önceki senelerden bu yana bu fakültelere talepler gittikçe azalıyor. Şu anki belirsizlikle beraber önümüzdeki sene talebin daha da azalacağını düşünüyorum. Formasyon, fen-edebiyatlılar için bir umut kaynağı, o da kalkarsa öğrenciler bu fakülteleri tercih etmezler." diyor.
YÖK yeni model üzerinde çalışıyor
YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni öğretmenlik modeli üzerinde çalıştığı öğrenildi. Yeni modele göre, fen-edebiyat mezunları öğretmen olabilecek. Fen-edebiyat mezunlarının liselerde branş öğretmeni, eğitim fakültesi mezunlarının ise anaokulu ve ilkokul sınıf öğretmeni olarak görev almaları öngörülüyor. Çalışma kapsamında fen-edebiyat fakültelerine tanınan kontenjanın azaltılması hedefleniyor.
(zaman)
Son Güncelleme: Çarşamba, 30 May 2012 14:36
Gösterim: 3168
Polis, asayiş olaylarında kamuoyunda "demir cop" olarak bilinen katlanabilir portatif copları kullanmaya hazırlanıyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı'nca deneme amacıyla ilk etapta 6 bin adet sipariş verilen portatif coplar, alüminyum ve çelikten üretiliyor.
Katlandığında boyu
İç içe geçebilen 3 metal aksamdan oluşan bu copların uzunluğu açıldığında yaklaşık 60 santimetreyi buluyor.
AB ÜLKELERİNDE DE KULLANILIYOR
ABD ile bazı AB ülkelerinin polis teşkilatlarında da kullanılan “Portatif Coplar”, ilk etapta İstanbul , Ankara ve İzmir'de denenecek.
Emniyet Genel Müdürlüğü, farklı modelleri bulunan bu copların vurmalı, burgulu ve butonlu modellerin her birinden 2'şer bin adet sipariş verdi.
Vurma, açma kapama sistemli copların, açılması için hızlıca sallamak yetiyor. Kapalı uzunluğu 24, açık uzunluğu ise
Üzerindeki butona basıldığında açılan butonlu modellerin ise kapalı uzunluğu 18, açık uzunluğu
Burgulu açma kapama sistemli coplar ise metal aksamlar aksi yönlere çevrilerek açılıyor. Bu copların kapalı uzunluğu 21, açık uzunluğu
Asayiş polislerince denenecek bu modellerden daha kullanışlı olanı poliüretan copların yerini alacak.
POLİS HEMEN SİLAHINA DAVRANMAYACAK
Bu coplar, hırsızlık, kapkaç gibi asayiş olaylarına hızla müdahale etmesi gereken güvenlik güçlerine kullanım kolaylığı sağlayacak.
Sadece asayiş olaylarında suçlulara karşı kullanılacak bu coplar, Çevik Kuvvet polisine dağıtılmayacak ve toplumsal olaylarda eylem yapan göstericilere karşı kullanılmayacak.
Ani bir saldırıya maruz kalan polis, hemen silahına davranmak yerine belinde taşıyacağı bu copla kendini savunacak. Böylece istenmeyen olayların da önüne geçilecek.
Bu copların kullanımında Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan maçın ardından çıkan olaylarda, eli bıçaklı bir kişiye polisin silah doğrultmasının da etkili olduğu belirtiliyor.
Poliüretan coplara göre çok daha dayanıklı olduğu belirtilen copların, açılırken çıkardığı sesten dolayı suçluda psikolojik etki yaratacağı da düşünülüyor.
Güvenlik güçlerine bu copların kullanımı konusunda 2 günlük eğitim verilecek. Bu coplarla da poliüretan coplarda olduğu gibi vücudun ölümcül yerlerine vurulamayacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Polis, asayiş olaylarında kamuoyunda "demir cop" olarak bilinen katlanabilir portatif copları kullanmaya hazırlanıyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı'nca deneme amacıyla ilk etapta 6 bin adet sipariş verilen portatif coplar, alüminyum ve çelikten üretiliyor.
Katlandığında boyu
İç içe geçebilen 3 metal aksamdan oluşan bu copların uzunluğu açıldığında yaklaşık 60 santimetreyi buluyor.
AB ÜLKELERİNDE DE KULLANILIYOR
ABD ile bazı AB ülkelerinin polis teşkilatlarında da kullanılan “Portatif Coplar”, ilk etapta İstanbul , Ankara ve İzmir'de denenecek.
Emniyet Genel Müdürlüğü, farklı modelleri bulunan bu copların vurmalı, burgulu ve butonlu modellerin her birinden 2'şer bin adet sipariş verdi.
Vurma, açma kapama sistemli copların, açılması için hızlıca sallamak yetiyor. Kapalı uzunluğu 24, açık uzunluğu ise
Üzerindeki butona basıldığında açılan butonlu modellerin ise kapalı uzunluğu 18, açık uzunluğu
Burgulu açma kapama sistemli coplar ise metal aksamlar aksi yönlere çevrilerek açılıyor. Bu copların kapalı uzunluğu 21, açık uzunluğu
Asayiş polislerince denenecek bu modellerden daha kullanışlı olanı poliüretan copların yerini alacak.
POLİS HEMEN SİLAHINA DAVRANMAYACAK
Bu coplar, hırsızlık, kapkaç gibi asayiş olaylarına hızla müdahale etmesi gereken güvenlik güçlerine kullanım kolaylığı sağlayacak.
Sadece asayiş olaylarında suçlulara karşı kullanılacak bu coplar, Çevik Kuvvet polisine dağıtılmayacak ve toplumsal olaylarda eylem yapan göstericilere karşı kullanılmayacak.
Ani bir saldırıya maruz kalan polis, hemen silahına davranmak yerine belinde taşıyacağı bu copla kendini savunacak. Böylece istenmeyen olayların da önüne geçilecek.
Bu copların kullanımında Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan maçın ardından çıkan olaylarda, eli bıçaklı bir kişiye polisin silah doğrultmasının da etkili olduğu belirtiliyor.
Poliüretan coplara göre çok daha dayanıklı olduğu belirtilen copların, açılırken çıkardığı sesten dolayı suçluda psikolojik etki yaratacağı da düşünülüyor.
Güvenlik güçlerine bu copların kullanımı konusunda 2 günlük eğitim verilecek. Bu coplarla da poliüretan coplarda olduğu gibi vücudun ölümcül yerlerine vurulamayacak.
Son Güncelleme: Çarşamba, 30 May 2012 15:26
Gösterim: 2926
Türkiye'nin AB üyeliği konusunda referandum yapılması halinde üyelik yönünde oy kullanacağını belirten gençlerin oranı son 6 yılda yüzde 74'ten yüzde 47,2'ye geriledi. AB'ye üyeliği destekleyen yetişkinlerin oranı da yüzde 63'ten yüzde 44,3'e düştü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı değerlendirmeye göre, gerek 15-24 yaş grubundaki gençler gerekse 25 yaş ve üzeri yaştakiler AB'ye üyelik konusunda eskisi kadar istekli değil.
Verilere göre, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda referandum yapılması halinde, gençlerin yüzde 47,2'si üyelik yönünde oy kullanacağını belirtti. Bu oran 2005 yılında yüzde 74 düzeyindeydi. Bir başka deyişle, aradan geçen 6 yılda Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen gençlerin oranı 26,8 puan eridi.
2005'te yüzde 16,8 olarak hesaplanan, üyeliğe karşı gençlerin oranı ise geçen yıl itibarıyla yüzde 30,8'e ulaştı.
Bu konuda fikrinin olmadığını belirten gençlerin oranı da yüzde 9,2'den yüzde 22,1'e çıktı.
15-24 yaş grubundaki kadınların yüzde 28,1'inin, daha yukarı yaşlardaki kadınların ise yüzde 41,8'inin bu konuda fikrinin olmadığını belirtmesi dikkati çekti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye'nin AB üyeliği konusunda referandum yapılması halinde üyelik yönünde oy kullanacağını belirten gençlerin oranı son 6 yılda yüzde 74'ten yüzde 47,2'ye geriledi. AB'ye üyeliği destekleyen yetişkinlerin oranı da yüzde 63'ten yüzde 44,3'e düştü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı değerlendirmeye göre, gerek 15-24 yaş grubundaki gençler gerekse 25 yaş ve üzeri yaştakiler AB'ye üyelik konusunda eskisi kadar istekli değil.
Verilere göre, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda referandum yapılması halinde, gençlerin yüzde 47,2'si üyelik yönünde oy kullanacağını belirtti. Bu oran 2005 yılında yüzde 74 düzeyindeydi. Bir başka deyişle, aradan geçen 6 yılda Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen gençlerin oranı 26,8 puan eridi.
2005'te yüzde 16,8 olarak hesaplanan, üyeliğe karşı gençlerin oranı ise geçen yıl itibarıyla yüzde 30,8'e ulaştı.
Bu konuda fikrinin olmadığını belirten gençlerin oranı da yüzde 9,2'den yüzde 22,1'e çıktı.
15-24 yaş grubundaki kadınların yüzde 28,1'inin, daha yukarı yaşlardaki kadınların ise yüzde 41,8'inin bu konuda fikrinin olmadığını belirtmesi dikkati çekti.
Son Güncelleme: Çarşamba, 30 May 2012 12:02
Gösterim: 1505

