Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Halk arasında öğrenme bozukluğu olarak tabir edilen dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren disleksi hastalığı için bilim adamları erken teşhis edildiğinde hastalığın tedavi edilebileceğini söylüyorlar.

Haberin videosu için tıklayın

Halk arasında öğrenme bozukluğu olarak tabir edilen ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren disleksi okul çağına kadar tespit edilememesiyle tanınıyor. Ancak şimdi Avustralyalı araştırmacılar, bebeklik döneminden itibaren disleksinin erken belirtilerini gözlemliyor, mümkün olan en kısa zamanda tedavi aşamasına geçiyorlar.

Disleksi hastalığı ileri zekalılarda da görülen bir hastalık. Hastalığın Albert Einstein, Leonardo da Vinci, Tom Cruise’da da görüldüğü söyleniyor.

(euronews)

> Öğrenme bozukluğu’nda erken teşhisin önemi

Halk arasında öğrenme bozukluğu olarak tabir edilen dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren disleksi hastalığı için bilim adamları erken teşhis edildiğinde hastalığın tedavi edilebileceğini söylüyorlar.

Haberin videosu için tıklayın

Halk arasında öğrenme bozukluğu olarak tabir edilen ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren disleksi okul çağına kadar tespit edilememesiyle tanınıyor. Ancak şimdi Avustralyalı araştırmacılar, bebeklik döneminden itibaren disleksinin erken belirtilerini gözlemliyor, mümkün olan en kısa zamanda tedavi aşamasına geçiyorlar.

Disleksi hastalığı ileri zekalılarda da görülen bir hastalık. Hastalığın Albert Einstein, Leonardo da Vinci, Tom Cruise’da da görüldüğü söyleniyor.

(euronews)

Son Güncelleme: Perşembe, 05 Nisan 2012 15:28

Gösterim: 4133

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okul öncesi eğitimde 4 yaş grubundaki çocukların okullaşma oranını yüzde 100'e çıkarmak için çalışma başlattı.

okul öncesiMEB Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması kanunu kapsamında, 5 yaşını dolduran çocukların zorunlu eğitime dahil edilerek, ilköğretim birinci sınıfta eğitime başlamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. 

Kocabıyık, ''Okul öncesi eğitim önemini kaybetmiş değil. 4 yaşta yüzde 100'ü hedefliyoruz. Sayın Bakanımızın da yaklaşımı ve talimatları bu yöndedir'' dedi.

Okul öncesi eğitime ilişkin yapılan projelere değinerek, okul öncesi eğitimde 5 yaşta okullaşma oranını yüzde 100'e ulaştırmayı hedeflediklerini hatırlatan Kocabıyık, ''Biz şimdi hedef büyüttük. 4 yaştan itibaren yüzde 100'ü hedefliyoruz. Çalışmalarımızı bundan sonra bu yönde devam ettireceğiz'' dedi.

İlköğretim birinci sınıflarda okuma yazmaya odaklı, biraz daha oyun bazlı, mevcut ilköğretimin birinci sınıfındaki programına göre daha basit bir ders programının uygulanacağını belirten Kocabıyık, eğitimin öğrencinin sosyalleşmesine ve oyuna yönelik olacağını kaydetti.

Öte yandan Türkiye'de 5 yaş grubu çağında yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrenci bulunuyor. Mevcut ilköğretim okulları ders çizelgesine göre, birinci sınıf öğrencileri matematik, Türkçe, hayat bilgisi, görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi dersleri alıyor.

> MEB 'Okul Öncesi'nde yüzde 100 hareketi başlattı!

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okul öncesi eğitimde 4 yaş grubundaki çocukların okullaşma oranını yüzde 100'e çıkarmak için çalışma başlattı.

okul öncesiMEB Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması kanunu kapsamında, 5 yaşını dolduran çocukların zorunlu eğitime dahil edilerek, ilköğretim birinci sınıfta eğitime başlamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. 

Kocabıyık, ''Okul öncesi eğitim önemini kaybetmiş değil. 4 yaşta yüzde 100'ü hedefliyoruz. Sayın Bakanımızın da yaklaşımı ve talimatları bu yöndedir'' dedi.

Okul öncesi eğitime ilişkin yapılan projelere değinerek, okul öncesi eğitimde 5 yaşta okullaşma oranını yüzde 100'e ulaştırmayı hedeflediklerini hatırlatan Kocabıyık, ''Biz şimdi hedef büyüttük. 4 yaştan itibaren yüzde 100'ü hedefliyoruz. Çalışmalarımızı bundan sonra bu yönde devam ettireceğiz'' dedi.

İlköğretim birinci sınıflarda okuma yazmaya odaklı, biraz daha oyun bazlı, mevcut ilköğretimin birinci sınıfındaki programına göre daha basit bir ders programının uygulanacağını belirten Kocabıyık, eğitimin öğrencinin sosyalleşmesine ve oyuna yönelik olacağını kaydetti.

Öte yandan Türkiye'de 5 yaş grubu çağında yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrenci bulunuyor. Mevcut ilköğretim okulları ders çizelgesine göre, birinci sınıf öğrencileri matematik, Türkçe, hayat bilgisi, görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi dersleri alıyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 05 Nisan 2012 11:53

Gösterim: 4878

Anne babalar çocuklarının iyi davranışları yerine yaramazlıklarını daha çok fark ettiği ve bu olumsuz davranışlara kızdığı belirlendi.

Çocuğuna kızan anneÇukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı (ABD) Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Özkan Özgün, ebeveynlerin çocuklarının iyi davranışlarına çok fazla dikkat etmezken, yaramazlıklarını fark edip ona kızdığını söyledi. Özgün, anne ve babalara uyarılarda bulunup, çocuklarını her iyi davranışlarında takdir ederek, onların olumlu davranışlarını teşvik etmelerini istedi.

Adana'nın Pozantı Belediyesi'nce yürütülen 'Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Hibe Programı' kapsamında hazırlanan 'Anne-Baba El Kitapçığı' adlı kitapçıkta 'Çocuğun İstenmeyen Davranışlarıyla Nasıl Baş Edebilirim?' başlıklı bir yazı kaleme alan Yrd. Doç. Dr. Özkan Özgün, anne ve babalara çocuklarıyla ilgili tavsiyelerde bulundu. Anaokulu çağındaki çocukların yaşları itibariyle etraflarını keşfetmek, kendi başlarına neler yapabileceklerini görmek ve aile, öğretmen veya arkadaşlarının gözüne girebilmek için bazen farklı ve yetişkinleri kızdıran davranışlarda bulunabileceklerini anlatan Özgün, anaokulu çocuklarının daha büyük yaştaki çocuklara göre hareketli olması, sağı solu kurcalamasının normal sayılması gerektiğinin altını çizdi.
 

“Önemli olaylar çocukta endişeyi arttırıp, onu strese sokar”

 Özgün, "Bazen çocukların hayatlarında yeni kardeşin doğması, anne-babanın boşanması, bir tanıdığın ölümü, kazalar, taciz, istismar ve şiddet gibi önemli olaylar yaşanır. Çocuk, bu tür zor olaylara şahit olduğunda endişeleri artar, strese girer ve buna bağlı olarak istenmeyen davranışlarda artış olabilir. Böyle bir durum yaşandığında bazen ebeveynler, çocuklarını terbiye etme konusunda suçluluk hissedebilir. Ancak nedeni her ne olursa olsun bir çocuğun davranışları, sınıftaki eğitimi veya evdeki düzeni sık sık aksatıyorsa, diğer çocukların öğrenmelerini engelliyorsa, çocuğun kendisi veya başkası için tehlike oluşturuyorsa, çocuk bilerek çevreye zarar veriyorsa o davranış 'istenmeyen davranış' olarak görülebilir. Bu davranışlar saldırganlık, yalan söyleme, hile yapma, yaşına uygun olmayan cinsel davranışlarda bulunma, sık sık yetişkinlere karşı gelme, okuldan kaçma gibi davranışlar olabilir" dedi.
 

“Anne ve babalar, çocuklarının iyi davranışları fark etmiyor”

İstenmeyen davranışlar ilk fark edildiğinde söz konusu davranışlara doğru müdahale edilmesinin çok önemli olduğunu kaydeden Özgün, aksi takdirde istenmeyen davranışların ilerleyen yaşlarda daha farklı ve ciddi problemlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Özkan Özgün, "Anne-baba olarak bazen çok yoruluyoruz ve dinlenmeye ihtiyacımız olduğu için çocuklarımızın bizi daha az yormasını temenni ediyoruz. Bu nedenle çocuğumuz iyi bir şey yaptığında çoğu zaman o davranışı fark etmiyoruz. Ama çocuğumuz yaramazlık yaptığında bu davranışından dolayı çocuğumuza hemen kızıyoruz. Ancak unutmayalım ki, çocuklarımız zamanın büyük bir bölümünde iyi davranırlar. Ne yazık ki, biz bu iyi davranışlara pek dikkat etmiyoruz. Anne-baba olarak, gözümüzü dört açmalı ve çocuklarımızın yaptığı olumlu davranışları fark etmek ve bunları takdir etmek için çaba sarf etmeliyiz. Çocuğumuz iyi bir davranışta bulunduğunda onu takdir etmek hem olumlu davranışları arttırır, hem de istenmeyen davranışları azaltır. Gerekirse babası akşam eve geldiğinde bu olumlu davranışı ona anlatıp, onu tekrar takdir edebiliriz. Ama ilk olarak takdir, iyi bir davranışı fark ettiğiniz anda yapılmalı" dedi.

> Çocuğunuzun iyi davranışlarını fark edin

Anne babalar çocuklarının iyi davranışları yerine yaramazlıklarını daha çok fark ettiği ve bu olumsuz davranışlara kızdığı belirlendi.

Çocuğuna kızan anneÇukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı (ABD) Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Özkan Özgün, ebeveynlerin çocuklarının iyi davranışlarına çok fazla dikkat etmezken, yaramazlıklarını fark edip ona kızdığını söyledi. Özgün, anne ve babalara uyarılarda bulunup, çocuklarını her iyi davranışlarında takdir ederek, onların olumlu davranışlarını teşvik etmelerini istedi.

Adana'nın Pozantı Belediyesi'nce yürütülen 'Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Hibe Programı' kapsamında hazırlanan 'Anne-Baba El Kitapçığı' adlı kitapçıkta 'Çocuğun İstenmeyen Davranışlarıyla Nasıl Baş Edebilirim?' başlıklı bir yazı kaleme alan Yrd. Doç. Dr. Özkan Özgün, anne ve babalara çocuklarıyla ilgili tavsiyelerde bulundu. Anaokulu çağındaki çocukların yaşları itibariyle etraflarını keşfetmek, kendi başlarına neler yapabileceklerini görmek ve aile, öğretmen veya arkadaşlarının gözüne girebilmek için bazen farklı ve yetişkinleri kızdıran davranışlarda bulunabileceklerini anlatan Özgün, anaokulu çocuklarının daha büyük yaştaki çocuklara göre hareketli olması, sağı solu kurcalamasının normal sayılması gerektiğinin altını çizdi.
 

“Önemli olaylar çocukta endişeyi arttırıp, onu strese sokar”

 Özgün, "Bazen çocukların hayatlarında yeni kardeşin doğması, anne-babanın boşanması, bir tanıdığın ölümü, kazalar, taciz, istismar ve şiddet gibi önemli olaylar yaşanır. Çocuk, bu tür zor olaylara şahit olduğunda endişeleri artar, strese girer ve buna bağlı olarak istenmeyen davranışlarda artış olabilir. Böyle bir durum yaşandığında bazen ebeveynler, çocuklarını terbiye etme konusunda suçluluk hissedebilir. Ancak nedeni her ne olursa olsun bir çocuğun davranışları, sınıftaki eğitimi veya evdeki düzeni sık sık aksatıyorsa, diğer çocukların öğrenmelerini engelliyorsa, çocuğun kendisi veya başkası için tehlike oluşturuyorsa, çocuk bilerek çevreye zarar veriyorsa o davranış 'istenmeyen davranış' olarak görülebilir. Bu davranışlar saldırganlık, yalan söyleme, hile yapma, yaşına uygun olmayan cinsel davranışlarda bulunma, sık sık yetişkinlere karşı gelme, okuldan kaçma gibi davranışlar olabilir" dedi.
 

“Anne ve babalar, çocuklarının iyi davranışları fark etmiyor”

İstenmeyen davranışlar ilk fark edildiğinde söz konusu davranışlara doğru müdahale edilmesinin çok önemli olduğunu kaydeden Özgün, aksi takdirde istenmeyen davranışların ilerleyen yaşlarda daha farklı ve ciddi problemlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Özkan Özgün, "Anne-baba olarak bazen çok yoruluyoruz ve dinlenmeye ihtiyacımız olduğu için çocuklarımızın bizi daha az yormasını temenni ediyoruz. Bu nedenle çocuğumuz iyi bir şey yaptığında çoğu zaman o davranışı fark etmiyoruz. Ama çocuğumuz yaramazlık yaptığında bu davranışından dolayı çocuğumuza hemen kızıyoruz. Ancak unutmayalım ki, çocuklarımız zamanın büyük bir bölümünde iyi davranırlar. Ne yazık ki, biz bu iyi davranışlara pek dikkat etmiyoruz. Anne-baba olarak, gözümüzü dört açmalı ve çocuklarımızın yaptığı olumlu davranışları fark etmek ve bunları takdir etmek için çaba sarf etmeliyiz. Çocuğumuz iyi bir davranışta bulunduğunda onu takdir etmek hem olumlu davranışları arttırır, hem de istenmeyen davranışları azaltır. Gerekirse babası akşam eve geldiğinde bu olumlu davranışı ona anlatıp, onu tekrar takdir edebiliriz. Ama ilk olarak takdir, iyi bir davranışı fark ettiğiniz anda yapılmalı" dedi.

Son Güncelleme: Cuma, 17 Şubat 2012 09:50

Gösterim: 7075

Okul öncesi eğitimi dışarıda bırakan '4+4+4 eğitim tasarısı' ile ilgili AÇEV: “Okul öncesinin zorunlu eğitim kapsamına alınması gerektiğini belirtti.

Okul öncesi eğitimi dışarıda bırakan '4+4+4' eğitim tasarısı ile ilgili tartışmalar sürüyor. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) da bir açıklama yaparak eleştirilerini dile getirdi. AÇEV'in açıklamasında "Okul öncesinin zorunlu eğitim kapsamına alınması beklenirken neden dışarıda bırakıldığını anlamış değiliz" ifadesine yer verildi. Açıklamada, 2005'te AÇEV tarafından başlatılan '7 Çok Geç' kampanyası kapsamında Türkiye'de okul öncesi eğitimin önemli bir ivme sağladığı belirtildi. Ve 2005 yılında 60-72 ay çocukları arasında yüzde 22 olan okul öncesi eğitimi okullaşma oranının 2011'de yüzde 67'ye ulaştığı bildirildi. Hükümet programında ve kalkınma planlarında yer alan 2013 yılında okul öncesi eğitimi yüzde 100'e ulaştırılması hedefi Milli Eğitim eski Bakanı Nimet Çubukçu ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından da yinelendiği hatırlatıldı. Dün AK Parti tarafından Meclise sunulan, kamuoyunda '4+4+4' eğitim tasarısı olarak bilinen 'İlköğretim ve Eğitim Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin okul öncesi eğitime olası yansımaları şöyle sıralandı:

“Türkiye'de okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınması beklenirken ve tüm açıklamalar buna işaret ederken bu kanun teklifinde neden okul öncesi dışarıda bırakılmış anlamış değiliz. Okul öncesi eğitimin okul başarısını doğrudan etkilediği bilinmektedir. Dolayısı ile ilköğretim ile ilgili düzenlemelerin okul öncesi eğitim ile ilgili düzenlemelerle entegre biçimde ele alınması gerekmektedir. Okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınmadığı sürece hizmetin devamlılığı garanti altına alınmadığı gibi eğitim politikalarında ve yatırımlarında önceliklendirilmeme riski taşır. Ayrıca, ilköğretimin kalitesi de olumsuz etkilenir. Okul öncesi eğitim konusunda toplumun bilinçlenmesi ve talebin oluşması sağlanmıştır. Toplum okul öncesi eğitimin hükümet tarafından önceliklendirdiğini düşünmektedir. Bu talep ve algı karşısında okul öncesi eğitimin bu kanun teklifi dışında tutulması toplumun beklentileri ile örtüşmemektedir. Okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamında olmadığı için ücretli olmakla beraber eğitim araç ve gereçleri devlet tarafından karşılanmamaktadır. Okul öncesi eğitimin ücretli olarak devam etmesi en ihtiyaç sahibi kitlelerin ulaşmasını engellemekte ve toplumda fırsat eşitliğini olumsuz yönde etkilemektedir.”

(hürriyet)

> AÇEV: ‘Okul öncesi eğitim neden dışarıda bırakıldı?’

Okul öncesi eğitimi dışarıda bırakan '4+4+4 eğitim tasarısı' ile ilgili AÇEV: “Okul öncesinin zorunlu eğitim kapsamına alınması gerektiğini belirtti.

Okul öncesi eğitimi dışarıda bırakan '4+4+4' eğitim tasarısı ile ilgili tartışmalar sürüyor. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) da bir açıklama yaparak eleştirilerini dile getirdi. AÇEV'in açıklamasında "Okul öncesinin zorunlu eğitim kapsamına alınması beklenirken neden dışarıda bırakıldığını anlamış değiliz" ifadesine yer verildi. Açıklamada, 2005'te AÇEV tarafından başlatılan '7 Çok Geç' kampanyası kapsamında Türkiye'de okul öncesi eğitimin önemli bir ivme sağladığı belirtildi. Ve 2005 yılında 60-72 ay çocukları arasında yüzde 22 olan okul öncesi eğitimi okullaşma oranının 2011'de yüzde 67'ye ulaştığı bildirildi. Hükümet programında ve kalkınma planlarında yer alan 2013 yılında okul öncesi eğitimi yüzde 100'e ulaştırılması hedefi Milli Eğitim eski Bakanı Nimet Çubukçu ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından da yinelendiği hatırlatıldı. Dün AK Parti tarafından Meclise sunulan, kamuoyunda '4+4+4' eğitim tasarısı olarak bilinen 'İlköğretim ve Eğitim Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin okul öncesi eğitime olası yansımaları şöyle sıralandı:

“Türkiye'de okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınması beklenirken ve tüm açıklamalar buna işaret ederken bu kanun teklifinde neden okul öncesi dışarıda bırakılmış anlamış değiliz. Okul öncesi eğitimin okul başarısını doğrudan etkilediği bilinmektedir. Dolayısı ile ilköğretim ile ilgili düzenlemelerin okul öncesi eğitim ile ilgili düzenlemelerle entegre biçimde ele alınması gerekmektedir. Okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınmadığı sürece hizmetin devamlılığı garanti altına alınmadığı gibi eğitim politikalarında ve yatırımlarında önceliklendirilmeme riski taşır. Ayrıca, ilköğretimin kalitesi de olumsuz etkilenir. Okul öncesi eğitim konusunda toplumun bilinçlenmesi ve talebin oluşması sağlanmıştır. Toplum okul öncesi eğitimin hükümet tarafından önceliklendirdiğini düşünmektedir. Bu talep ve algı karşısında okul öncesi eğitimin bu kanun teklifi dışında tutulması toplumun beklentileri ile örtüşmemektedir. Okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamında olmadığı için ücretli olmakla beraber eğitim araç ve gereçleri devlet tarafından karşılanmamaktadır. Okul öncesi eğitimin ücretli olarak devam etmesi en ihtiyaç sahibi kitlelerin ulaşmasını engellemekte ve toplumda fırsat eşitliğini olumsuz yönde etkilemektedir.”

(hürriyet)

Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Şubat 2012 18:11

Gösterim: 8038

Pedagoji Derneği Acun Medya'ya ve MİT'e mektup yazdı. Acun'dan ekrana çocuk yarışmacı çıkarmamasını isteyen Dernek, MİT'in çocuk sitesine eleştiri getirdi.

Acun ve MİTPedagoji Derneği Acun’a ve MİT’e mektup gönderdi. Dernek Acun’dan, ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasında ekrana çocuk yarışmacı çıkarılmamasını istedi. 15 yaşından büyüklerin yarışmalara katılması gerektiğini belirten Dernek, bu yarışmacıların da uzman gözetiminde olması gerektiğini vurguladı.

Pedagoji derneği, MİT’e yazdığı mektupta, çocuk sayfasının sadeleştirilmesi gerektiğini bildirdi. MİT’in sayfasındaki oyunu eleştiren dernek, oyunlardan birindeki cevabın da tartışmalı olduğunu iddia etti. Cevabı ‘gizlice gözlemek’ olan soru için Dernek şu değerlendirmeyi yaptı: “Göz göze geldiğimiz ve bize gülümseyen kişiler hakkında, bilgi edinme yolu olarak gizlice gözlem yapmanın lanse edilmesi yanlıştır. Bu cevap çocukların iletişim yöntemlerine zarar verebilecektir.”
 

Acun Medya’ya mektup

Pedagoji Derneği’nden Acun Medya’ya gönderilen mektupta, çocuğun olduğu her programın dikkatle izlendiği belirtilerek, yeteneklerin doğru yöntemlerle ve uzman görüşüyle keşfedilmesi gerektiği ifade edildi. Mektupta, ‘Bazen onların iyiliği adına yapılan uygulamalar farkında olmadan onların ruh dünyasında kırılmalara ve ezilmelere yol açabilmektedir” denildi.
 

MİT’in çocuk sitesine eleştiri

Son günlerde adı sıkça anılan Milli İstihbarat Teşkilatı’na da bir mektup yazan Pedagoji Derneği, MİT’in çocuk sayfası oluşturma çabasını takdirle karşıladığını belirtip, “Pedagoji Derneği olarak çocuk için yapılan sayfaların çocukların anlayışına ve ruh dünyasına uygun olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu amaçla aşağıdaki çalışmaları yapmanız, attığınız çocuk sayfası adımını daha da güzelleştirecektir" dedildi.

(haber7.com)

> Acun ve MİT’e pedagoji derneğinden çocuk uyarısı

Pedagoji Derneği Acun Medya'ya ve MİT'e mektup yazdı. Acun'dan ekrana çocuk yarışmacı çıkarmamasını isteyen Dernek, MİT'in çocuk sitesine eleştiri getirdi.

Acun ve MİTPedagoji Derneği Acun’a ve MİT’e mektup gönderdi. Dernek Acun’dan, ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasında ekrana çocuk yarışmacı çıkarılmamasını istedi. 15 yaşından büyüklerin yarışmalara katılması gerektiğini belirten Dernek, bu yarışmacıların da uzman gözetiminde olması gerektiğini vurguladı.

Pedagoji derneği, MİT’e yazdığı mektupta, çocuk sayfasının sadeleştirilmesi gerektiğini bildirdi. MİT’in sayfasındaki oyunu eleştiren dernek, oyunlardan birindeki cevabın da tartışmalı olduğunu iddia etti. Cevabı ‘gizlice gözlemek’ olan soru için Dernek şu değerlendirmeyi yaptı: “Göz göze geldiğimiz ve bize gülümseyen kişiler hakkında, bilgi edinme yolu olarak gizlice gözlem yapmanın lanse edilmesi yanlıştır. Bu cevap çocukların iletişim yöntemlerine zarar verebilecektir.”
 

Acun Medya’ya mektup

Pedagoji Derneği’nden Acun Medya’ya gönderilen mektupta, çocuğun olduğu her programın dikkatle izlendiği belirtilerek, yeteneklerin doğru yöntemlerle ve uzman görüşüyle keşfedilmesi gerektiği ifade edildi. Mektupta, ‘Bazen onların iyiliği adına yapılan uygulamalar farkında olmadan onların ruh dünyasında kırılmalara ve ezilmelere yol açabilmektedir” denildi.
 

MİT’in çocuk sitesine eleştiri

Son günlerde adı sıkça anılan Milli İstihbarat Teşkilatı’na da bir mektup yazan Pedagoji Derneği, MİT’in çocuk sayfası oluşturma çabasını takdirle karşıladığını belirtip, “Pedagoji Derneği olarak çocuk için yapılan sayfaların çocukların anlayışına ve ruh dünyasına uygun olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu amaçla aşağıdaki çalışmaları yapmanız, attığınız çocuk sayfası adımını daha da güzelleştirecektir" dedildi.

(haber7.com)

Son Güncelleme: Salı, 14 Şubat 2012 13:58

Gösterim: 5262


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.