Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Sabancı Üniversitesi’nin Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş fikrinin ortaya çıktığı ilk andan günümüze kadar geçen süreci Alfa Yayınları’ndan çıkan “Bir Üniversite Var Ederken’’ kitabında anlattı. Kitabın geliri ise, Sabancı Üniversitesi Burs Fonu’na bağışlanacak.
Bir Üniversite Var Ederken kitabında, yükseköğrenimde fark yaratmak hedefiyle, Türkiye’nin 3. vakıf üniversitesi olarak kurulan ve 20.yılını kutlayan Sabancı Üniversitesi’nin ilk adımlarından günümüze uzanan öyküsü anlatılıyor. Güler Sabancı, “hayatımın en önemli gayelerinden” dediği Sabancı Üniversitesi’ni anlatırken, kendi kariyer ve yaşam yolculuğu içerisindeki yerine de ışık tutuyor.
Sabancı Ailesi’nin ve Sabancı Vakfı’nın yaptığı katkılar ile akademik kadroların üstlendikleri roller de kitapta anlatılıyor. “Bir dünya üniversitesi” vizyonuyla yola çıkan Sabancı Üniversitesi’nin kurumsallaşma sürecinde geçtiği aşamalara da kitapta geniş yer veriliyor. Üniversitenin çok paydaşlı bir yapı olduğu ve “birlikte” var edildiğinin altı çizilerek, bürokrasiden, akademisyenlere, öğrencilerden uluslararası iş birliği yapılan kurumlara geniş bir pencere sunuluyor. Güler Sabancı, kitapta kuruluşundan bu yana geçen 20 yılda Türkiye’nin yükseköğrenim yakın tarihine de bir not düşüyor.
Güler Sabancı, kitabın gelirinin Sabancı Üniversitesi Burs Fonu’na aktarılacağının altını çizerek şunları söyledi, “Sabancı Üniversitesi, Sabancı Ailesi ve Sabancı Vakfı’nın destekleriyle ‘bir dünya üniversitesi’ olma vizyonuyla yola çıktı. Bugün 20.yılını kutlarken de birbirinden başarılı mezunları, uluslararası iş birlikleri, akademik dünyadaki saygınlığı ile örnek bir kurum haline geldi. Ben de bu kitapla, Sabancı Üniversitesi’nin hayal edildiği, hayata geçirildiği ve bugünlere gelmesini sağlayan yolculukta gönülden verilen emeği anlatmak istedim. Aynı zamanda, bu kitabı Sabancı Üniversitesi’ne katkısı bulunan herkese teşekkür etme fırsatı olarak da görüyorum. Umuyorum ki, Sabancı Üniversitesi’nin hikayesi, benzer hayalleri kuranlara cesaret ve ilham verir”.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Sabancı Üniversitesi’nin Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş fikrinin ortaya çıktığı ilk andan günümüze kadar geçen süreci Alfa Yayınları’ndan çıkan “Bir Üniversite Var Ederken’’ kitabında anlattı. Kitabın geliri ise, Sabancı Üniversitesi Burs Fonu’na bağışlanacak.
Bir Üniversite Var Ederken kitabında, yükseköğrenimde fark yaratmak hedefiyle, Türkiye’nin 3. vakıf üniversitesi olarak kurulan ve 20.yılını kutlayan Sabancı Üniversitesi’nin ilk adımlarından günümüze uzanan öyküsü anlatılıyor. Güler Sabancı, “hayatımın en önemli gayelerinden” dediği Sabancı Üniversitesi’ni anlatırken, kendi kariyer ve yaşam yolculuğu içerisindeki yerine de ışık tutuyor.
Sabancı Ailesi’nin ve Sabancı Vakfı’nın yaptığı katkılar ile akademik kadroların üstlendikleri roller de kitapta anlatılıyor. “Bir dünya üniversitesi” vizyonuyla yola çıkan Sabancı Üniversitesi’nin kurumsallaşma sürecinde geçtiği aşamalara da kitapta geniş yer veriliyor. Üniversitenin çok paydaşlı bir yapı olduğu ve “birlikte” var edildiğinin altı çizilerek, bürokrasiden, akademisyenlere, öğrencilerden uluslararası iş birliği yapılan kurumlara geniş bir pencere sunuluyor. Güler Sabancı, kitapta kuruluşundan bu yana geçen 20 yılda Türkiye’nin yükseköğrenim yakın tarihine de bir not düşüyor.
Güler Sabancı, kitabın gelirinin Sabancı Üniversitesi Burs Fonu’na aktarılacağının altını çizerek şunları söyledi, “Sabancı Üniversitesi, Sabancı Ailesi ve Sabancı Vakfı’nın destekleriyle ‘bir dünya üniversitesi’ olma vizyonuyla yola çıktı. Bugün 20.yılını kutlarken de birbirinden başarılı mezunları, uluslararası iş birlikleri, akademik dünyadaki saygınlığı ile örnek bir kurum haline geldi. Ben de bu kitapla, Sabancı Üniversitesi’nin hayal edildiği, hayata geçirildiği ve bugünlere gelmesini sağlayan yolculukta gönülden verilen emeği anlatmak istedim. Aynı zamanda, bu kitabı Sabancı Üniversitesi’ne katkısı bulunan herkese teşekkür etme fırsatı olarak da görüyorum. Umuyorum ki, Sabancı Üniversitesi’nin hikayesi, benzer hayalleri kuranlara cesaret ve ilham verir”.
Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Haziran 2020 13:16
Gösterim: 10402
60. yılını kutlayan Kültür Koleji, Türk özel okulculuk tarihi için de önemli bir kilometre taşı. İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün Cumhuriyet’in değerlerini önceleyerek temellerini attığı kurum, kuruluşundan bugüne eğitimde kalite çıtasını belirledi. 60. yılı Kültür’ün Olgunluk Çağı olarak niteleyen İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Ful Akıngüç Över ile kurumun kuruluş ilkelerini, dünden bugüne gelişimini konuştuk.
FUL AKINGÜÇ ÖVER’DEN;
- İşletmenin realiteleri eğitimin ise evrensel etik kodları vardır.
- Okullar, geleneği olan ve yeni bir soluk getirmeyi vaad edenler olarak ikiye ayrıldı.
- Öğrenci sayısına odaklanıp, fiziki alanlarınızı buna göre hazırlamazsanız, nitelikte hedeflediğiniz çemberi kapatamazsınız.
Kültür Koleji 60. Yılında… Özel okul sayısının bir elin parmaklarını geçmediği bir dönemde Kültür Koleji nasıl kuruldu?
Eğitimde Kültür markasının iki miladı var: İlki Dedem Halil Akıngüç’ün Eskişehir’de 1932’de kurduğu ve babamın üniversite eğitimi için İstanbul’a taşındıktan sonra Laleli’de sürdürdüğü Kültür Dersevi. Kültür Dersevi, babam İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün eğitim ve öğretmenlik deneyimini kazandığı ilk adres. Dedemin vefatının ardından, babam, kurucumuz, onursal başkanımız İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç hem mühendislik hem de ders evini eş zamanlı yürütmeye çalışıyor. Ancak mühendislik talepkâr bir meslek. Bu noktada Kültür dersevini noktalamak zorunda kalıyor. 10 yıl içinde ciddi bir mühendislik kariyeri inşa ediyor. 1958’de Türkiye’de yaşanan devalüasyonla birlikte kariyer sürecini yeniden gözden geçirdiği bir döneme giriyor ve yeniden ilk göz ağrısı olan, bilgisi ve deneyimine güvendiği eğitim alanına yöneliyor. Üniversite eğitiminin hemen ardından o dönem üniversite mezunlarının alabildiği öğretmenlik belgesine de sahip olması da süreci kolaylaştırıyor. Dolayısıyla Mühendislikten gelen analitik bakışı, sistem kurma ve yönetme tecrübesini ve neredeyse içinde doğup büyüdüğü ders evinde edindiği eğitim deneyimini birleştirerek 1960’da Kültür Koleji’ni kuruyor.
ÖZEL OKULCULUKTA DEĞİŞİMİN SEMBOLÜ
Kuruluş yıllarında yabancı okulların egemen olduğu özel okul dünyasında Kültür Koleji’nin kuruluşu neyi ifade ediyordu? Kurumun o yıllardaki hedef ve vizyonu nelerdi?
Kültür Koleji, Atatürk ilke ve devrimleriyle büyümüş, bağımsızlığın ve uygarlığın eğitimle sağlanabileceğini içselleştirmiş bir Cumhuriyet bireyinin, ustalık eseri. Dolayısıyla Kültür Özel Okulculuk dünyasında Cumhuriyet değerlerinin bir temsili diyebiliriz. Öte yandan Kültür, kurulduğu dönemde, özel okula ilişkin denize nazır diploma hazır algısına ilişkin köklü değişimi de tetikliyor ki bu yönüyle de özel okulculuk alanında değişimin sembolü… Bireyi ayrıcalıklı kılan ailesinin ekonomisi değil eğitimdeki azmi ve başarısıdır anlayışı Kültür Koleji’nin yaklaşımı ve uygulamalarıyla yerleşti. Kültür Kolejinin kuruluş yıllarındaki hedefine gelirsek… Kurucumuz ve Onursal Başkanımız İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün öncelikli hedefi; yaptığı her işte olduğu gibi, bir fayda, bir değer üretebilmektir. Bu temel hedef çerçevesinde Kültür Koleji o yıllarda Bahçelievler’de üç katlı bir binada kuruldu.143 öğrencisiyle; saygın, nesillerin mezun olacağı, yaşayan bir okul kurmak hedefiyle yola çıkıldı ki bugün de aynı hedefle çalışıyoruz. Kültür olarak vizyonumuzu ise kısaca şöyle özetleyebilirim: İlkeli, öğrencisine, öğretmenine, ailelere, çalışanlarına, ülkesine güven, bilime, araştırmaya, eğitime ilham veren bir okul olmak.
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın Türkiye’de özel okulculuk dünyası içindeki yeri ve önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’nin eğitimde 60 yıldır bir kültürü var, söylemimiz aslında özel okulculuk dünyasındaki yerimizin bir özeti. Kültür, anaokulundan üniversiteye tüm kademelerinde öz kaynaklarıyla ayakta duran, eğitimden aldığını eğitime aktaran bir kurum oldu. Yükselme eforumuzu her zaman belli bir seviyede tutmaya özen gösterdik. Türkiye’de 60 yıl içinde anaokulundan üniversiteye eğitimin tüm kademelerini 360 derece içeren ve sahiplenen sayılı eğitim kurumlarından biriyiz.
“Bugün mezunlarımız torunlarını eğitim için Kültür’e emanet ediyorlar. 60 yıllık geleneğimizin en temel göstergesi budur. Geleneğimizin temelinde, insan sevgisi ve saygısı, emeğe değer, Cumhuriyet kazanımlarına sadakat ve Atatürkçülük yatıyor.”
İŞLETME İÇİN KAR İNSAN İÇİN YARAR
Özel okul kurumunda eğitim ve işletme bir arada yürütülüyor. Bu iki alanın kesiştiği ve ayrıldığı yönler nelerdir? Kültür bu çerçevede nasıl bir model ortaya koydu?
İşletmenin realiteleri eğitimin ise evrensel etik kodları vardır. Ekonomik varlığınızı, etik kodlardan ve eğitimin evrensel ilkelerinden, ihtiyaçlarından ödün vermeden sürdürmek esas olandır. Kültür coğrafyasında eğitim hizmetinde kalitenin sürdürülebilirliğinden ödün vermemek ayırt edici yönümüz. Eğer eğitimde kâr-zarar zihniyeti modelini sahiplenirseniz bu ticarettir. Biz eğitim işletmemiz için kâr – insan için yarar modelini özümsediğimizi söyleyebiliriz.
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın yatay ve dikey büyüme stratejisi hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu çerçevede önümüzdeki dönemde hedefleriniz, planlarınız ve kurumun öncelikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yatay düzeyde temel stratejimiz, kapsam. Öğrenci ve öğretmen eğitiminde, araştırma ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızda kapsamı sağlıklı geliştirmek ve güncel tutmak bizim için öncelikli. Bir diğer hedefimiz ise eğitimin sınırlarını çizen zaman ve mekan faktörünü dijital çağın olanaklarıyla çok daha esnek ve erişilebilir kılmak. Kültür çatısı altında tüm eğitim kademelerinin senkronizasyonunu K12 verimliliğini artırmak için seferber etmek stratejimizin ana çatısı. Dikey stratejimizden biraz söz etmek gerekirse; İstanbul Kültür Eğitim Kurumları uzun zamandır başarısını öğretmenlerine yaptığı yatırımla sağlamış bir kurum. Bu noktada KÜGEM (Kültür Koleji Eğitim ve Geliştirme Merkezi) dikey büyüme stratejimizde en güçlü ortağımız. KÜGEM’le birlikte eğitimin hedef kitlesini öğrenciden öğretmene yönetim kademelerinden ebeveynlere yayarak ilerlemeye çalışıyoruz.
Eğitimin güncel konularından biri de nitelik ve nicelik ilişkisi olarak söyleyebiliriz? Özel okulculukta niteliği artırırken niceliksel büyüme de mümkün mü?
Burada niceliğin tanımını ve sınırlarını iyi belirlemek gerekiyor. Eğitim bileşenleri içinde hangi faktörü nicelik olarak artırmayı hedefliyorsunuz; öğrenci sayısı mı, kadro mu, fiziki alanlar mı, eğitim öğretim materyalleri mi, eğitim hizmetini güçlendirecek sektörel işbirliklerini mi? Hangi başlıkta niceliği artırmak istediğiniz önemli. Öğrenci sayısına odaklanıp, fiziki alanlarınızı buna göre hazırlamazsanız, nitelikte hedeflediğiniz çemberi kapatamazsınız. Nitelikli öğretmenleri kadronuzda buluşturup, eğitim öğretim alanlarına ve materyallerine yatırım yapmazsanız da denge bozulur. Tam tersi de mümkün. Kampüsleri, en iyi lokasyonlara inşa edin. İçini doğru insan kaynağıyla kuşatmadığınız takdirde, sadece mimari bir başarı elde etmiş olursunuz. Dolayısıyla nitelik ve nicelik hareket kabiliyetini birbirine borçlu olan bir çark sistemi gibi.
Birçok markanın İstanbul dışında farklı illerde de okullar açtığı bir yapı oluştu. Kültür Eğitim Kurumları İstanbul dışında yer almadığı gibi İstanbul içinde de farklı lokasyonlarda bir büyüme stratejisi gütmedi. Bunun nedenleri nedir? Sizin açınızdan avantaj ve dezavantajları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Aslında burada bir yorum farkı söz konusu. İstanbul içinde K12 düzeyinde Ataköy ve Hadımköy’de kampüslerimiz var. Üniversitemizin ise İncirli’den Halkalı’ya uzanan 4 kampüslü bir ağı söz konusu. Bu bağlamda biz fiziki alanlarımızda İstanbul’un merkezi lokasyonlarında varız. Ancak Kültür geleneğinde eğitimde büyümenin kriteri; Türkiye’nin her yerinde bir okul açmak hatta Franchising vermek olmadı. Sayıca büyümek yerine, içerden gelişmeyi önemsedik. Bu planlı bir karar olduğu için de bizim için herhangi bir dezavantaj olmadı. Türkiye’nin her yerine bina açmadık, ancak 60 yıldır ülkenin her köşesine öğretmen, doktor, mühendis, hukukçu yetiştirdik. Her deneyimimiz yeni bir eğitim kademesini ve Kültür Eğitim Vakfını hayata geçirmek için ilham ve güç verdi. Kurduğumuz her yapıyı, kendi içinde bir kültür evrenine dönüştürdük. Örneğin bugün Kültür Koleji Eğitim Vakfı’nın kurucusu olduğu İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Yerleşkesi, sanat galerisi ve Akıngüç Oditoryumu ile bölgesinin sanat merkezine de dönüştü.
60. Yılınızla ilgili takviminizde neler olacak?
60’ncı yıl Kültür’ün olgunluk çağı. 60’ncı yılımızda eğitime, araştırmaya ve toplumsal sorumluluğa ilişkin deneyimlerimizi eğitim dünyasıyla paylaşacak çalışmaları planlıyoruz. Ek olarak Kültür Anayasasında yer alan değerlerimizle bütünleşik, öğrenene, öğreten, bilim, sanat, düşünce ve ifade özgürlüğü, fikir ve projelere destek bazında da çalışmalarımız sürecek.
60 yıllık bir geleneğe sahip olan İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın tepe yöneticisi olarak, nasıl bir sorumluluk içinde hissediyorsunuz kendinizi? Köklü bir eğitim kurumunda olmak öğrencilerinizi, velilerinizi ve çalışanlarınızı nasıl etkiliyor?
Eğitim alanında ilk 5 yıl sorumluluğunuzun önemli bir bölümünü içinde bulunduğunuz zaman dilimi kapsar. Geleceğe dair çıktı verebilmek için, şimdiye, ana odaklanırsınız. Ancak 60 yıl gibi bir zaman, şimdi ve gelecek kadar geçmişi de bir sorumluluk olarak bagajınıza yüklüyor. Ek olarak 60 yılın hissettirdiği bir güç var. Bu gücü doğru, etik sınırları aşmadan, kibirlenmeden taşımanız ve yönetmeniz gerek. Gücünüzü yaptırım olarak değil yapıcı bir unsur olarak kullanmak sorumluluğunu derinden hissediyor insan. 60 yıl ve köklü bir kurum olmanın, öğrencimizde, velilerimizde ve çalışanlarımızdaki en önemli etkisi güven. Kültür’de emeğe saygı ve insan sevgisine güvenden şüphe edilmez.
SEKTÖRÜ GELİŞTİRECEK POTANSİYELİ OLAN MARKALAR HAYATTA
Türkiye’de özel okul sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir? Bu sektörün gelişimi için önerilerinizi alabilir miyiz?
Türkiye’de özel okul sektöründe son 10 yılda ilginç gelişmeler yaşandı. Dershanelerin kapatılması ve temel liseye dönüşümü, eğitimde Franchising, sistemiyle ilerleyen okul modelleri özel okul tanımını ve kapsamını değiştirdi. Okullar, geleneği olan ve yeni bir soluk getirmeyi vaad edenler olarak ikiye ayrıldı. Zaman içinde bazıları kulvardan çıktı bazıları yapısal olarak dönüştü. Bugün geldiğimiz noktada, nitelikli eğitim kriterini büyüme hedefinin önünde tutan, bir diğer deyişle sektörü geliştirecek potansiyeli olan markalar hayatta. Bu performansı sergileyen özel okulların, bilim, araştırma ve eğitim için hem devlet hem de özel sektör tarafından sürdürülebilir desteğe ihtiyaçları var. Ek olarak okulların gelişimi, öğretmenin ve yönetimin niteliğiyle eşgüdümlüdür. Dolayısıyla öğretmeni ve eğitim yönetimini geliştirecek girişimlerin nitelik ve nicelik olarak Türkiye’de daha fazla sahiplenilmesi gerekiyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
60. yılını kutlayan Kültür Koleji, Türk özel okulculuk tarihi için de önemli bir kilometre taşı. İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün Cumhuriyet’in değerlerini önceleyerek temellerini attığı kurum, kuruluşundan bugüne eğitimde kalite çıtasını belirledi. 60. yılı Kültür’ün Olgunluk Çağı olarak niteleyen İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı Ful Akıngüç Över ile kurumun kuruluş ilkelerini, dünden bugüne gelişimini konuştuk.
FUL AKINGÜÇ ÖVER’DEN;
- İşletmenin realiteleri eğitimin ise evrensel etik kodları vardır.
- Okullar, geleneği olan ve yeni bir soluk getirmeyi vaad edenler olarak ikiye ayrıldı.
- Öğrenci sayısına odaklanıp, fiziki alanlarınızı buna göre hazırlamazsanız, nitelikte hedeflediğiniz çemberi kapatamazsınız.
Kültür Koleji 60. Yılında… Özel okul sayısının bir elin parmaklarını geçmediği bir dönemde Kültür Koleji nasıl kuruldu?
Eğitimde Kültür markasının iki miladı var: İlki Dedem Halil Akıngüç’ün Eskişehir’de 1932’de kurduğu ve babamın üniversite eğitimi için İstanbul’a taşındıktan sonra Laleli’de sürdürdüğü Kültür Dersevi. Kültür Dersevi, babam İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün eğitim ve öğretmenlik deneyimini kazandığı ilk adres. Dedemin vefatının ardından, babam, kurucumuz, onursal başkanımız İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç hem mühendislik hem de ders evini eş zamanlı yürütmeye çalışıyor. Ancak mühendislik talepkâr bir meslek. Bu noktada Kültür dersevini noktalamak zorunda kalıyor. 10 yıl içinde ciddi bir mühendislik kariyeri inşa ediyor. 1958’de Türkiye’de yaşanan devalüasyonla birlikte kariyer sürecini yeniden gözden geçirdiği bir döneme giriyor ve yeniden ilk göz ağrısı olan, bilgisi ve deneyimine güvendiği eğitim alanına yöneliyor. Üniversite eğitiminin hemen ardından o dönem üniversite mezunlarının alabildiği öğretmenlik belgesine de sahip olması da süreci kolaylaştırıyor. Dolayısıyla Mühendislikten gelen analitik bakışı, sistem kurma ve yönetme tecrübesini ve neredeyse içinde doğup büyüdüğü ders evinde edindiği eğitim deneyimini birleştirerek 1960’da Kültür Koleji’ni kuruyor.
ÖZEL OKULCULUKTA DEĞİŞİMİN SEMBOLÜ
Kuruluş yıllarında yabancı okulların egemen olduğu özel okul dünyasında Kültür Koleji’nin kuruluşu neyi ifade ediyordu? Kurumun o yıllardaki hedef ve vizyonu nelerdi?
Kültür Koleji, Atatürk ilke ve devrimleriyle büyümüş, bağımsızlığın ve uygarlığın eğitimle sağlanabileceğini içselleştirmiş bir Cumhuriyet bireyinin, ustalık eseri. Dolayısıyla Kültür Özel Okulculuk dünyasında Cumhuriyet değerlerinin bir temsili diyebiliriz. Öte yandan Kültür, kurulduğu dönemde, özel okula ilişkin denize nazır diploma hazır algısına ilişkin köklü değişimi de tetikliyor ki bu yönüyle de özel okulculuk alanında değişimin sembolü… Bireyi ayrıcalıklı kılan ailesinin ekonomisi değil eğitimdeki azmi ve başarısıdır anlayışı Kültür Koleji’nin yaklaşımı ve uygulamalarıyla yerleşti. Kültür Kolejinin kuruluş yıllarındaki hedefine gelirsek… Kurucumuz ve Onursal Başkanımız İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç’ün öncelikli hedefi; yaptığı her işte olduğu gibi, bir fayda, bir değer üretebilmektir. Bu temel hedef çerçevesinde Kültür Koleji o yıllarda Bahçelievler’de üç katlı bir binada kuruldu.143 öğrencisiyle; saygın, nesillerin mezun olacağı, yaşayan bir okul kurmak hedefiyle yola çıkıldı ki bugün de aynı hedefle çalışıyoruz. Kültür olarak vizyonumuzu ise kısaca şöyle özetleyebilirim: İlkeli, öğrencisine, öğretmenine, ailelere, çalışanlarına, ülkesine güven, bilime, araştırmaya, eğitime ilham veren bir okul olmak.
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın Türkiye’de özel okulculuk dünyası içindeki yeri ve önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’nin eğitimde 60 yıldır bir kültürü var, söylemimiz aslında özel okulculuk dünyasındaki yerimizin bir özeti. Kültür, anaokulundan üniversiteye tüm kademelerinde öz kaynaklarıyla ayakta duran, eğitimden aldığını eğitime aktaran bir kurum oldu. Yükselme eforumuzu her zaman belli bir seviyede tutmaya özen gösterdik. Türkiye’de 60 yıl içinde anaokulundan üniversiteye eğitimin tüm kademelerini 360 derece içeren ve sahiplenen sayılı eğitim kurumlarından biriyiz.
“Bugün mezunlarımız torunlarını eğitim için Kültür’e emanet ediyorlar. 60 yıllık geleneğimizin en temel göstergesi budur. Geleneğimizin temelinde, insan sevgisi ve saygısı, emeğe değer, Cumhuriyet kazanımlarına sadakat ve Atatürkçülük yatıyor.”
İŞLETME İÇİN KAR İNSAN İÇİN YARAR
Özel okul kurumunda eğitim ve işletme bir arada yürütülüyor. Bu iki alanın kesiştiği ve ayrıldığı yönler nelerdir? Kültür bu çerçevede nasıl bir model ortaya koydu?
İşletmenin realiteleri eğitimin ise evrensel etik kodları vardır. Ekonomik varlığınızı, etik kodlardan ve eğitimin evrensel ilkelerinden, ihtiyaçlarından ödün vermeden sürdürmek esas olandır. Kültür coğrafyasında eğitim hizmetinde kalitenin sürdürülebilirliğinden ödün vermemek ayırt edici yönümüz. Eğer eğitimde kâr-zarar zihniyeti modelini sahiplenirseniz bu ticarettir. Biz eğitim işletmemiz için kâr – insan için yarar modelini özümsediğimizi söyleyebiliriz.
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın yatay ve dikey büyüme stratejisi hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu çerçevede önümüzdeki dönemde hedefleriniz, planlarınız ve kurumun öncelikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yatay düzeyde temel stratejimiz, kapsam. Öğrenci ve öğretmen eğitiminde, araştırma ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızda kapsamı sağlıklı geliştirmek ve güncel tutmak bizim için öncelikli. Bir diğer hedefimiz ise eğitimin sınırlarını çizen zaman ve mekan faktörünü dijital çağın olanaklarıyla çok daha esnek ve erişilebilir kılmak. Kültür çatısı altında tüm eğitim kademelerinin senkronizasyonunu K12 verimliliğini artırmak için seferber etmek stratejimizin ana çatısı. Dikey stratejimizden biraz söz etmek gerekirse; İstanbul Kültür Eğitim Kurumları uzun zamandır başarısını öğretmenlerine yaptığı yatırımla sağlamış bir kurum. Bu noktada KÜGEM (Kültür Koleji Eğitim ve Geliştirme Merkezi) dikey büyüme stratejimizde en güçlü ortağımız. KÜGEM’le birlikte eğitimin hedef kitlesini öğrenciden öğretmene yönetim kademelerinden ebeveynlere yayarak ilerlemeye çalışıyoruz.
Eğitimin güncel konularından biri de nitelik ve nicelik ilişkisi olarak söyleyebiliriz? Özel okulculukta niteliği artırırken niceliksel büyüme de mümkün mü?
Burada niceliğin tanımını ve sınırlarını iyi belirlemek gerekiyor. Eğitim bileşenleri içinde hangi faktörü nicelik olarak artırmayı hedefliyorsunuz; öğrenci sayısı mı, kadro mu, fiziki alanlar mı, eğitim öğretim materyalleri mi, eğitim hizmetini güçlendirecek sektörel işbirliklerini mi? Hangi başlıkta niceliği artırmak istediğiniz önemli. Öğrenci sayısına odaklanıp, fiziki alanlarınızı buna göre hazırlamazsanız, nitelikte hedeflediğiniz çemberi kapatamazsınız. Nitelikli öğretmenleri kadronuzda buluşturup, eğitim öğretim alanlarına ve materyallerine yatırım yapmazsanız da denge bozulur. Tam tersi de mümkün. Kampüsleri, en iyi lokasyonlara inşa edin. İçini doğru insan kaynağıyla kuşatmadığınız takdirde, sadece mimari bir başarı elde etmiş olursunuz. Dolayısıyla nitelik ve nicelik hareket kabiliyetini birbirine borçlu olan bir çark sistemi gibi.
Birçok markanın İstanbul dışında farklı illerde de okullar açtığı bir yapı oluştu. Kültür Eğitim Kurumları İstanbul dışında yer almadığı gibi İstanbul içinde de farklı lokasyonlarda bir büyüme stratejisi gütmedi. Bunun nedenleri nedir? Sizin açınızdan avantaj ve dezavantajları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Aslında burada bir yorum farkı söz konusu. İstanbul içinde K12 düzeyinde Ataköy ve Hadımköy’de kampüslerimiz var. Üniversitemizin ise İncirli’den Halkalı’ya uzanan 4 kampüslü bir ağı söz konusu. Bu bağlamda biz fiziki alanlarımızda İstanbul’un merkezi lokasyonlarında varız. Ancak Kültür geleneğinde eğitimde büyümenin kriteri; Türkiye’nin her yerinde bir okul açmak hatta Franchising vermek olmadı. Sayıca büyümek yerine, içerden gelişmeyi önemsedik. Bu planlı bir karar olduğu için de bizim için herhangi bir dezavantaj olmadı. Türkiye’nin her yerine bina açmadık, ancak 60 yıldır ülkenin her köşesine öğretmen, doktor, mühendis, hukukçu yetiştirdik. Her deneyimimiz yeni bir eğitim kademesini ve Kültür Eğitim Vakfını hayata geçirmek için ilham ve güç verdi. Kurduğumuz her yapıyı, kendi içinde bir kültür evrenine dönüştürdük. Örneğin bugün Kültür Koleji Eğitim Vakfı’nın kurucusu olduğu İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Yerleşkesi, sanat galerisi ve Akıngüç Oditoryumu ile bölgesinin sanat merkezine de dönüştü.
60. Yılınızla ilgili takviminizde neler olacak?
60’ncı yıl Kültür’ün olgunluk çağı. 60’ncı yılımızda eğitime, araştırmaya ve toplumsal sorumluluğa ilişkin deneyimlerimizi eğitim dünyasıyla paylaşacak çalışmaları planlıyoruz. Ek olarak Kültür Anayasasında yer alan değerlerimizle bütünleşik, öğrenene, öğreten, bilim, sanat, düşünce ve ifade özgürlüğü, fikir ve projelere destek bazında da çalışmalarımız sürecek.
60 yıllık bir geleneğe sahip olan İstanbul Kültür Eğitim Kurumları’nın tepe yöneticisi olarak, nasıl bir sorumluluk içinde hissediyorsunuz kendinizi? Köklü bir eğitim kurumunda olmak öğrencilerinizi, velilerinizi ve çalışanlarınızı nasıl etkiliyor?
Eğitim alanında ilk 5 yıl sorumluluğunuzun önemli bir bölümünü içinde bulunduğunuz zaman dilimi kapsar. Geleceğe dair çıktı verebilmek için, şimdiye, ana odaklanırsınız. Ancak 60 yıl gibi bir zaman, şimdi ve gelecek kadar geçmişi de bir sorumluluk olarak bagajınıza yüklüyor. Ek olarak 60 yılın hissettirdiği bir güç var. Bu gücü doğru, etik sınırları aşmadan, kibirlenmeden taşımanız ve yönetmeniz gerek. Gücünüzü yaptırım olarak değil yapıcı bir unsur olarak kullanmak sorumluluğunu derinden hissediyor insan. 60 yıl ve köklü bir kurum olmanın, öğrencimizde, velilerimizde ve çalışanlarımızdaki en önemli etkisi güven. Kültür’de emeğe saygı ve insan sevgisine güvenden şüphe edilmez.
SEKTÖRÜ GELİŞTİRECEK POTANSİYELİ OLAN MARKALAR HAYATTA
Türkiye’de özel okul sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir? Bu sektörün gelişimi için önerilerinizi alabilir miyiz?
Türkiye’de özel okul sektöründe son 10 yılda ilginç gelişmeler yaşandı. Dershanelerin kapatılması ve temel liseye dönüşümü, eğitimde Franchising, sistemiyle ilerleyen okul modelleri özel okul tanımını ve kapsamını değiştirdi. Okullar, geleneği olan ve yeni bir soluk getirmeyi vaad edenler olarak ikiye ayrıldı. Zaman içinde bazıları kulvardan çıktı bazıları yapısal olarak dönüştü. Bugün geldiğimiz noktada, nitelikli eğitim kriterini büyüme hedefinin önünde tutan, bir diğer deyişle sektörü geliştirecek potansiyeli olan markalar hayatta. Bu performansı sergileyen özel okulların, bilim, araştırma ve eğitim için hem devlet hem de özel sektör tarafından sürdürülebilir desteğe ihtiyaçları var. Ek olarak okulların gelişimi, öğretmenin ve yönetimin niteliğiyle eşgüdümlüdür. Dolayısıyla öğretmeni ve eğitim yönetimini geliştirecek girişimlerin nitelik ve nicelik olarak Türkiye’de daha fazla sahiplenilmesi gerekiyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Ocak 2020 13:36
Gösterim: 10136
Öğretmenlik ve yöneticilikte 28. Yılı geride bırakan Taş Koleji Genel Müdürü Dr. Ali Akdoğan, ilk ve ortaöğretimini Iğdır’da tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Pedagoji bölümünden mezun oluyor. Yüksek lisans ve doktora eğitimini de aynı üniversitede tamamlayan Akdoğan ile, 28 yıllık meslek yaşamını ve eğitim sektörünü konuştuk.
Meslek yaşamınızın 28. Yılındasınız… Öncelikle geçmişe dönelim isterim. Nasıl bir ortamda eğitim hayatınızı sürdürdünüz? Yaşamınızı etkileyen öğretmenleriniz oldu mu?
Eğitim, sınırlandırılmış bir alandan çok, yaşam boyu süregelen, kurumlar üstü bir durum. İlkokuldan üniversiteye kadar pek çok alanda değerli öğretmenlerim oldu. Bununla beraber, geçmişte beni var eden en değerli bilgileri öğretmenlerimden öğrenirken şimdilerde bu öğrenme durumunun özellikle 21. Yüzyılın teknolojik getirileri ile beraber çok katmanlı bir şekilde devam ettiğini söyleyebilirim. Yaşadığımız coğrafyanın da etkisiyle ilkokuldan başlayarak halen sürdürdüğüm eğitimim zorlu süreçlerden geçti diyebilirim. Seksenli yılların karmaşası, doksanlardaki bilinçlenme, iki binli yıların doğal olarak getirdiği yenilenme çabaları belli başlı köşe taşlarını oluşturdu. Ama şu da bir gerçek ki, her bir dönem kendine has iyi ya da kötü, özellikler barındırıyordu ve olmazsa olmazdı. Bütün bu süreçler deneyim, görgü ve içselleştirme olarak ben’i oluşturan değerli yapı taşlarını sürprizler de sunarak içeriyordu.
Ortaokuldan matematik öğretmenimle ve yıllar önce öğrencim olmuş değerli insanlarla aynı okulda birlikte çalışıyoruz. Üç kuşak… Yakında birlikte çalıştığım öğrencilerimin çocukları da öğretmenliği seçip iş görüşmesine gelirlerse hiç şaşırmam. O zaman dört kuşak olur. Bazen ne kadar değişik bir mesleğimiz olduğunu düşünüyorum. Hem üzerine titreyip insan yetiştiriyorsunuz, hem de kendiniz yetişiyorsunuz. Böyle bir meslek seçtiğim ya da koşullar beni buraya getirdiği için mutluyum.
Türkiye’de üniversite sınavları nedeniyle gençlerin meslek seçimleri bazen tesadüflere kalabiliyor. Siz öğretmenliği bilinçli olarak mı tercih ettiniz? Seçiminizi etkileyen faktörler neler oldu?
Öğrencilik yıllarımda insanlar üzerinde etkili ve yapıcı bir kişiliğim olduğunu fark etmiştim. Bunu fark etmemle üniversite kampüsünde var olma sürecim ard arda gelişti diyebilirim. Tam da istediğim bir alanda eğitim görecektim. Bu beni yeterince heyecanlandırıyordu. Üniversitenin havası, ortam ve yapı beni çok cezbetti. Sanki böylesi bir ortama, akademiye ve akademinin bana sunacağı hazinelere zaten yıllar öncesinden hazırmışım gibi hissettim. Aynı durumu yüksek lisans ve doktora çalışmalarımda da yoğunlukla yaşadım diyebilirim.
GLOBAL DÜŞÜNMEYE İHTİYACIMIZ VAR
Öğretmenliği nasıl tanımlıyorsunuz? Sizin için bir meslek midir?
Öğretmenlik tabii ki bir meslektir fakat koşulları, yapısı ve kapsamı bakımından diğer mesleklerden de ayrılır. Öğretmenlik ‘öğretmeme’ ile başlar. 21. Yüzyılın çocukları bilgiyi sadece öğretmenden edinecek değil. Bir çok enstrüman var bunun için. Dolayısıyla öğretmen, öğretmekten çok, iyi bir lider olmaya çalışmalı. Sınıfı, çocukları, ailelerini iyi tanımalı. Çocukların doğru ve kaliteli soru sormalarına, soru üretmelerine yardımcı ve bir anlamda kışkırtıcı olmalı. Ülkemizde ne yazık ki eğitimin bir çok sorunu mevcut. Yani sadece bulunduğun okulda öğretmenlik yapan bir eğitimci değilsin, bu unutulmamalı. Bizler öğrencilerimizi dünya için yetiştiriyoruz. Daha iyi koşullarda bir dünya oluşturabilmelerine yardımcı olmak istiyoruz. Dolayısıyla herhangi bir bölgede olan bir problem dünyanın, insanlığın problemidir diye düşünüyoruz. Tüm insanlık olarak daha global düşünmeye ihtiyacımız var. Son zamanlarda, Amazon ormanlarındaki yangınlar nasıl ki sadece Brezilya’yı ilgilendiren olaylar değilse yurdumuzdaki sorunlar da dünyanın gündemini meşgul eden sorunlar olmalı. Öğretmen olunca bütün bunları daha dikkatli düşünmek zorundasınız. Yüz yüze baktığınız, etkileşim içinde olduğunuz insanlar 21. yüzyılın kabına sığmayan gençleri.
YARIN İÇİN STRATEJİ ÜRETMELİYİM
Hem bir öğretmen hem de bir yönetici olarak sektörde görev yapıyorsunuz. Öncelikle bir eğitim kurumunu yönetmenin zor ve kolay yanları nelerdir? Nasıl bir yöneticisiniz? Yöneticilik vasfınızı belirleyen ilkeleriniz nelerdir?
Bir eğitim kurumunu yönetmenin kolay yanı aynı meslek kolundan insanlarla, aynı amaç için bir araya gelmiş olduğunuz düşüncesi. En azından bu düşünce sizi rahatlatıyor diyebilirim. Fakat, bunun yanında zor tarafı da yaptığınız işin riskli bir iş olduğu ve geri dönüşü olmayan hatalar yapılabileceği gerçeği. Durum böyle olunca da sonsuz dikkatle işinize odaklanmanız gerekiyor elbet. Bu tüm kadro için böyle. Bir yandan da yeni bir neslin yetişirken sizin bulunduğunuz, etki yarattığınız çevreden tüm varlığıyla geçiyor olması. Onun üzerinde yetkiniz ve sorumluluğunuz var yani. Büyük bir görev… Benim ilkelerimi belirlememde çocuklarım yol gösterici oldu diyebilirim. Buradan bakınca, gördüğüm, görebildiğim kadarıyla yarın için strateji üretmeliyim. Tabi bu tek başına olmuyor. Birlikte çalıştığın insanlar bu anlamda çok önemli. Onların da bu sorumluluk duygusuyla hareket etmeleri, ziyadesiyle önemli…
Mesleğin ilk yıllarındaki Ali Akdoğan ile şimdiki Ali Akdoğan arasındaki benzer ve farklı yönler nelerdir?
Aslında ilk yıllarda gözlemci ve çevresinde olup bitenlere karşı alıcılarını olabildiğince açıp her şeyi özümsemeye çalışan, naif ama bunun yanında farkındalığı da gelişmiş bir Ali Akdoğan vardı. İlk yıllardaki bir çok özelliğimi hala koruyor olmamla birlikte artık biraz daha satır aralarını okumakta uzmanlaştım diyebilirim. İlişkilerde, tutumlarımda, alışkanlıklar ve dışarıdan dayatmalarda belki ‘aslında şu yüzden’ diye çıkarımları daha kolay yapıyorum. Yani, görünen ile gerçek arasındaki farkı saptayıp buna göre tutum sergilemeyi içselleştirdim. Bu iyi mi oldu kötü mü, bilemem ama sonuçta bana bir çok alanda zaman kazandırdığı kesin.
Uzun süredir özel okul sektöründesiniz, sektörün dünü ve bugününü karşılaştırabilir misiniz? Özel okulculuk sektörünün gelişmesi için önerileriniz nelerdir?
Birlikte, kolektif yapılan işler çok önemlidir. Özel okulların birlikte çalıştıklarını ve ürettiklerini söyleyemeyiz. Her okul kendi çerçevesinde bir programı sürdürmeyi amaçlıyor. Her okul başarıyı kendine göre tanımlama çabası içinde. Halbuki her okul büyük bir ideale hizmet ediyor. Özel okullar ülke gerçekliği ve menfaati için ne kadar önem arz ettiklerinin farkında değiller. Her geçen yıl payı biraz daha artmakta olan özel okullar programları ile devletin eğitim zihniyetini de olumlu yönde etkiliyorlar kuşkusuz. Burada iki taraflı, önemsenecek boyutta bir kültürel alış veriş söz konusu.
BAKARSANIZ İŞ YAŞAMI VE EV YAŞAMI DİYE BİR ŞEY YOK
İş yaşamınızın dışında nelerle ilgilenirsiniz?
İş yaşamı dışında belli başlı alanlara, özellikle tarih, psikoloji, eğitim ve sosyoloji alanlarında okumalar yapıyorum. Dostlarıma zaman ayırmaya gayret ediyorum. Çocuklarımla kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyorum. Aslına bakarsanız iş yaşamı ve ev yaşamı diye bir şey yok. Bu bizim kurgumuz. Biz nasıl bakıyorsak öyle yani... Yaşamı, hele hele gündelik yaşamı parçalara ayırarak yaşamak bize daha iyi geldiği için bulunmuş bir şey herhalde. Daha iyi yönetebilmek için bile olabilir. Oysa Yaşam uğraştığınız işle, eğitiminizle, tatilinizle, ilişkilerinizle, kavgalarınızla devam ediyor. Neyin evde neyin iş yerinde olacağı belirsiz. Bütünsel olarak bakınca iş yaşamımın dışında, ben de var olmaya çalışıyorum…
KURUCUMUZ TARIK AKAN’I ÖZLÜYORUZ
Ünlü sanatçımız Tarık Akan’ın okulunda birlikte çalışma imkânınız oldu. Bu birliktelikte eğitimle ilgili buluştuğunuz ve ayrıldığınız noktalar açısından bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Tarık Bey, aynen şu an oğlu sevgili Barış Üregül’ün de yaptığı gibi, eğitim işlerini tamamen bizlere bırakmıştı. Dolayısıyla eğitim anlamında ayrıştığımız bir yan oluşmadı. Biz eğitimcilere her zaman güvendi. Biz de oluşan bu güveni ve yaptığımız işi doğru bir şekilde yönetip başarılı bir eğitim kurumu olarak yolumuza devam ettik ve etmekteyiz. Onun sohbetini, sesini, yol göstericiliğini arıyoruz. Ama biliyoruz ki yapmak istediği şeyi en iyi şekilde yapmış olmanın gururuyla, başı dik olarak veda etti. Her anlamda ülkemize yaptığı katkılar mutlaka yerini bulacaktır.
ALİ AKDOĞAN’DAN…
- Özel okulların birlikte çalıştıklarını ve ürettiklerini söyleyemeyiz. Her okul kendi çerçevesinde bir programı sürdürmeyi amaçlıyor. Her okul başarıyı kendine göre tanımlama çabası içinde. Halbuki her okul büyük bir ideale hizmet ediyor.
- Öğretmen, öğretmekten çok, iyi bir lider olmaya çalışmalı. Sınıfı, çocukları, ailelerini iyi tanımalı. Çocukların doğru ve kaliteli soru sormalarına, soru üretmelerine yardımcı ve bir anlamda kışkırtıcı olmalı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Öğretmenlik ve yöneticilikte 28. Yılı geride bırakan Taş Koleji Genel Müdürü Dr. Ali Akdoğan, ilk ve ortaöğretimini Iğdır’da tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Pedagoji bölümünden mezun oluyor. Yüksek lisans ve doktora eğitimini de aynı üniversitede tamamlayan Akdoğan ile, 28 yıllık meslek yaşamını ve eğitim sektörünü konuştuk.
Meslek yaşamınızın 28. Yılındasınız… Öncelikle geçmişe dönelim isterim. Nasıl bir ortamda eğitim hayatınızı sürdürdünüz? Yaşamınızı etkileyen öğretmenleriniz oldu mu?
Eğitim, sınırlandırılmış bir alandan çok, yaşam boyu süregelen, kurumlar üstü bir durum. İlkokuldan üniversiteye kadar pek çok alanda değerli öğretmenlerim oldu. Bununla beraber, geçmişte beni var eden en değerli bilgileri öğretmenlerimden öğrenirken şimdilerde bu öğrenme durumunun özellikle 21. Yüzyılın teknolojik getirileri ile beraber çok katmanlı bir şekilde devam ettiğini söyleyebilirim. Yaşadığımız coğrafyanın da etkisiyle ilkokuldan başlayarak halen sürdürdüğüm eğitimim zorlu süreçlerden geçti diyebilirim. Seksenli yılların karmaşası, doksanlardaki bilinçlenme, iki binli yıların doğal olarak getirdiği yenilenme çabaları belli başlı köşe taşlarını oluşturdu. Ama şu da bir gerçek ki, her bir dönem kendine has iyi ya da kötü, özellikler barındırıyordu ve olmazsa olmazdı. Bütün bu süreçler deneyim, görgü ve içselleştirme olarak ben’i oluşturan değerli yapı taşlarını sürprizler de sunarak içeriyordu.
Ortaokuldan matematik öğretmenimle ve yıllar önce öğrencim olmuş değerli insanlarla aynı okulda birlikte çalışıyoruz. Üç kuşak… Yakında birlikte çalıştığım öğrencilerimin çocukları da öğretmenliği seçip iş görüşmesine gelirlerse hiç şaşırmam. O zaman dört kuşak olur. Bazen ne kadar değişik bir mesleğimiz olduğunu düşünüyorum. Hem üzerine titreyip insan yetiştiriyorsunuz, hem de kendiniz yetişiyorsunuz. Böyle bir meslek seçtiğim ya da koşullar beni buraya getirdiği için mutluyum.
Türkiye’de üniversite sınavları nedeniyle gençlerin meslek seçimleri bazen tesadüflere kalabiliyor. Siz öğretmenliği bilinçli olarak mı tercih ettiniz? Seçiminizi etkileyen faktörler neler oldu?
Öğrencilik yıllarımda insanlar üzerinde etkili ve yapıcı bir kişiliğim olduğunu fark etmiştim. Bunu fark etmemle üniversite kampüsünde var olma sürecim ard arda gelişti diyebilirim. Tam da istediğim bir alanda eğitim görecektim. Bu beni yeterince heyecanlandırıyordu. Üniversitenin havası, ortam ve yapı beni çok cezbetti. Sanki böylesi bir ortama, akademiye ve akademinin bana sunacağı hazinelere zaten yıllar öncesinden hazırmışım gibi hissettim. Aynı durumu yüksek lisans ve doktora çalışmalarımda da yoğunlukla yaşadım diyebilirim.
GLOBAL DÜŞÜNMEYE İHTİYACIMIZ VAR
Öğretmenliği nasıl tanımlıyorsunuz? Sizin için bir meslek midir?
Öğretmenlik tabii ki bir meslektir fakat koşulları, yapısı ve kapsamı bakımından diğer mesleklerden de ayrılır. Öğretmenlik ‘öğretmeme’ ile başlar. 21. Yüzyılın çocukları bilgiyi sadece öğretmenden edinecek değil. Bir çok enstrüman var bunun için. Dolayısıyla öğretmen, öğretmekten çok, iyi bir lider olmaya çalışmalı. Sınıfı, çocukları, ailelerini iyi tanımalı. Çocukların doğru ve kaliteli soru sormalarına, soru üretmelerine yardımcı ve bir anlamda kışkırtıcı olmalı. Ülkemizde ne yazık ki eğitimin bir çok sorunu mevcut. Yani sadece bulunduğun okulda öğretmenlik yapan bir eğitimci değilsin, bu unutulmamalı. Bizler öğrencilerimizi dünya için yetiştiriyoruz. Daha iyi koşullarda bir dünya oluşturabilmelerine yardımcı olmak istiyoruz. Dolayısıyla herhangi bir bölgede olan bir problem dünyanın, insanlığın problemidir diye düşünüyoruz. Tüm insanlık olarak daha global düşünmeye ihtiyacımız var. Son zamanlarda, Amazon ormanlarındaki yangınlar nasıl ki sadece Brezilya’yı ilgilendiren olaylar değilse yurdumuzdaki sorunlar da dünyanın gündemini meşgul eden sorunlar olmalı. Öğretmen olunca bütün bunları daha dikkatli düşünmek zorundasınız. Yüz yüze baktığınız, etkileşim içinde olduğunuz insanlar 21. yüzyılın kabına sığmayan gençleri.
YARIN İÇİN STRATEJİ ÜRETMELİYİM
Hem bir öğretmen hem de bir yönetici olarak sektörde görev yapıyorsunuz. Öncelikle bir eğitim kurumunu yönetmenin zor ve kolay yanları nelerdir? Nasıl bir yöneticisiniz? Yöneticilik vasfınızı belirleyen ilkeleriniz nelerdir?
Bir eğitim kurumunu yönetmenin kolay yanı aynı meslek kolundan insanlarla, aynı amaç için bir araya gelmiş olduğunuz düşüncesi. En azından bu düşünce sizi rahatlatıyor diyebilirim. Fakat, bunun yanında zor tarafı da yaptığınız işin riskli bir iş olduğu ve geri dönüşü olmayan hatalar yapılabileceği gerçeği. Durum böyle olunca da sonsuz dikkatle işinize odaklanmanız gerekiyor elbet. Bu tüm kadro için böyle. Bir yandan da yeni bir neslin yetişirken sizin bulunduğunuz, etki yarattığınız çevreden tüm varlığıyla geçiyor olması. Onun üzerinde yetkiniz ve sorumluluğunuz var yani. Büyük bir görev… Benim ilkelerimi belirlememde çocuklarım yol gösterici oldu diyebilirim. Buradan bakınca, gördüğüm, görebildiğim kadarıyla yarın için strateji üretmeliyim. Tabi bu tek başına olmuyor. Birlikte çalıştığın insanlar bu anlamda çok önemli. Onların da bu sorumluluk duygusuyla hareket etmeleri, ziyadesiyle önemli…
Mesleğin ilk yıllarındaki Ali Akdoğan ile şimdiki Ali Akdoğan arasındaki benzer ve farklı yönler nelerdir?
Aslında ilk yıllarda gözlemci ve çevresinde olup bitenlere karşı alıcılarını olabildiğince açıp her şeyi özümsemeye çalışan, naif ama bunun yanında farkındalığı da gelişmiş bir Ali Akdoğan vardı. İlk yıllardaki bir çok özelliğimi hala koruyor olmamla birlikte artık biraz daha satır aralarını okumakta uzmanlaştım diyebilirim. İlişkilerde, tutumlarımda, alışkanlıklar ve dışarıdan dayatmalarda belki ‘aslında şu yüzden’ diye çıkarımları daha kolay yapıyorum. Yani, görünen ile gerçek arasındaki farkı saptayıp buna göre tutum sergilemeyi içselleştirdim. Bu iyi mi oldu kötü mü, bilemem ama sonuçta bana bir çok alanda zaman kazandırdığı kesin.
Uzun süredir özel okul sektöründesiniz, sektörün dünü ve bugününü karşılaştırabilir misiniz? Özel okulculuk sektörünün gelişmesi için önerileriniz nelerdir?
Birlikte, kolektif yapılan işler çok önemlidir. Özel okulların birlikte çalıştıklarını ve ürettiklerini söyleyemeyiz. Her okul kendi çerçevesinde bir programı sürdürmeyi amaçlıyor. Her okul başarıyı kendine göre tanımlama çabası içinde. Halbuki her okul büyük bir ideale hizmet ediyor. Özel okullar ülke gerçekliği ve menfaati için ne kadar önem arz ettiklerinin farkında değiller. Her geçen yıl payı biraz daha artmakta olan özel okullar programları ile devletin eğitim zihniyetini de olumlu yönde etkiliyorlar kuşkusuz. Burada iki taraflı, önemsenecek boyutta bir kültürel alış veriş söz konusu.
BAKARSANIZ İŞ YAŞAMI VE EV YAŞAMI DİYE BİR ŞEY YOK
İş yaşamınızın dışında nelerle ilgilenirsiniz?
İş yaşamı dışında belli başlı alanlara, özellikle tarih, psikoloji, eğitim ve sosyoloji alanlarında okumalar yapıyorum. Dostlarıma zaman ayırmaya gayret ediyorum. Çocuklarımla kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyorum. Aslına bakarsanız iş yaşamı ve ev yaşamı diye bir şey yok. Bu bizim kurgumuz. Biz nasıl bakıyorsak öyle yani... Yaşamı, hele hele gündelik yaşamı parçalara ayırarak yaşamak bize daha iyi geldiği için bulunmuş bir şey herhalde. Daha iyi yönetebilmek için bile olabilir. Oysa Yaşam uğraştığınız işle, eğitiminizle, tatilinizle, ilişkilerinizle, kavgalarınızla devam ediyor. Neyin evde neyin iş yerinde olacağı belirsiz. Bütünsel olarak bakınca iş yaşamımın dışında, ben de var olmaya çalışıyorum…
KURUCUMUZ TARIK AKAN’I ÖZLÜYORUZ
Ünlü sanatçımız Tarık Akan’ın okulunda birlikte çalışma imkânınız oldu. Bu birliktelikte eğitimle ilgili buluştuğunuz ve ayrıldığınız noktalar açısından bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Tarık Bey, aynen şu an oğlu sevgili Barış Üregül’ün de yaptığı gibi, eğitim işlerini tamamen bizlere bırakmıştı. Dolayısıyla eğitim anlamında ayrıştığımız bir yan oluşmadı. Biz eğitimcilere her zaman güvendi. Biz de oluşan bu güveni ve yaptığımız işi doğru bir şekilde yönetip başarılı bir eğitim kurumu olarak yolumuza devam ettik ve etmekteyiz. Onun sohbetini, sesini, yol göstericiliğini arıyoruz. Ama biliyoruz ki yapmak istediği şeyi en iyi şekilde yapmış olmanın gururuyla, başı dik olarak veda etti. Her anlamda ülkemize yaptığı katkılar mutlaka yerini bulacaktır.
ALİ AKDOĞAN’DAN…
- Özel okulların birlikte çalıştıklarını ve ürettiklerini söyleyemeyiz. Her okul kendi çerçevesinde bir programı sürdürmeyi amaçlıyor. Her okul başarıyı kendine göre tanımlama çabası içinde. Halbuki her okul büyük bir ideale hizmet ediyor.
- Öğretmen, öğretmekten çok, iyi bir lider olmaya çalışmalı. Sınıfı, çocukları, ailelerini iyi tanımalı. Çocukların doğru ve kaliteli soru sormalarına, soru üretmelerine yardımcı ve bir anlamda kışkırtıcı olmalı.
Son Güncelleme: Cuma, 27 Eylül 2019 11:26
Gösterim: 11017
Dershanecilik, yayıncılık ve özel okulculuk alanında Sevinç Eğitim Kurumları’nı başarıdan başarıya koşturan Erol Boy, sektördeki 34 yıllık birikimiyle yeni bir marka ile yoluna devam ediyor. GEN Eğitim Kurumları’nın kurarak sektöre yeni bir kurum kazandıran Erol Boy ile, yeni markasını, projelerini ve büyüme hedeflerini konuştuk.
Erol Bey, önce bize eğitim yaşamınızdan bahsedebilir misiniz?
Eğitim hayatım tam bir kültür mozaiği üzerine kurulu olarak ilerledi diyebilirim... Doğudan batıya ve sonra Avrupa’ya uzanan farklı kültürleri, dilleri, görüşleri ve eğitim modellerini deneyimlediğim bir çerçevede gerçekleşti. Şöyle ki memleketimiz olan doğduğum yer Kars’ta ortaokulun sonuna kadar okuduktan sonra ailemle beraber İstanbul’a göç ettik. Lise eğitimimi İstanbul’da Kültür Koleji’nde tamamladıktan sonra, İşletme alanında üniversite eğitimi almak için Londra’yı tercih ettim.
Eğitim sektöründe girişimci olarak yer almaya nasıl ve neden karar verdiniz? Bu kararınızı etkileyen unsurlar nelerdir?
Babam Gürbüz Boy gerçek bir girişimciydi. Toptancılıktan sanayiciliğe, mobilyadan tekstile birçok sektörde boy göstermiş; neye el attıysa, azimli çalışmaları ve sosyal kişiliğinin ona kazandırdıklarıyla çok başarılı olmuştu. Ben de babam ve aslında tüm aileyi sarmış olan bu girişimcilik ruhuyla büyüdüm. Londra’dan döndüğümde ilk birkaç yıl ithalat ile ilgilendim. Sonrasında, o yıllarda bilgisayar kullanımının arttığını fark ettim. Daktilo kursları yerini bilgisayar kurslarına bırakmaya başlamıştı. Sektöre ilk girişim bilgisayar kursuyla oldu. Çok kısa bir süre sonra ise, babamın bana ve kardeşime verdiği Bakırköy’deki binada, kendi adıma kurduğum şirket ve büyük kızımın adını verdiğim Sevinç Dershaneleri çatısı altında sınava hazırlık eğitimi vermeye başladım.
1986 yılında Türkiye yavaş yavaş dünyaya açılıyor, gün geçtikçe insanların farkındalıkları artıyor ve insanlar çocuklarının gelecekleri için eğitimine yatırım yapıyorlardı. Sektörde tanıştığım çok iyi okul müdürleri ve birbirinden değerli öğretmenlerle çok iyi bir ekip kurarak, sınava hazırlık alanında çok başarılı bir kurum olabileceğimize inandım. Daha 27 yaşındaydım… Bugün olduğu gibi o gün de beraber çalıştığım ekip ve sektördeki diğer kurumlar, dernekler ve elbette babam benimle bilgi ve tecrübelerini sürekli paylaştılar ve hep destek oldular. Bu sayede uzun yıllar eğitim alanında girişimler sergilemeye devam ettim.
Sevinç Eğitim Kurumları dershane döneminden bu yana sürekli yayınlarıyla da kendinden her zaman övgüyle bahsettirdi. 2000’li yılların başında şubeleşmeye, lisanslı kurumlar ile hızlı ve sağlam adımlarla büyümeye devam etti. 2013 yılı itibariyle kursların yanı sıra bünyesine özel okulculuğu da ekleyerek anaokulundan liseye eğitim sunmaya; çağdaş ve yenilikçi kimliğiyle bu alanda da kendini göstermeye başladı.
Sevinç Eğitim Kurumları kolej, kurs merkezi ve yayıncılık alanındaki faaliyetleriyle, bugün 30 kurum, 10.000’e yakın öğrenci ve 1,500’e yakın çalışanıyla Türkiye’de eğitim ve yayıncılık hizmeti veren en başarılı kurumların yanında yer alıyor.
KENDİ REKORUMUZU KIRDIK
Sevinç Eğitim Kurumlarını kurdunuz. Bugün ise yeni bir eğitim markası ile sektörde yer alıyorsunuz. Bu süreci anlatabilir misiniz?
Sektördeki yeni markamız GEN Gelecek Nesiller Eğitim Kurumları’nın doğuşu sürpriz bir kararla, çok hızlı şekilde gerçekleşti. Ben, kızlarım Sevinç ve Beren ile Sevinç Eğitim Kurumları’nda hayallerimizi gerçekleştirdik ve yönetimde aktif olduğumuz süre boyunca yaptığımız çalışmalar sayesinde öğrenci ve velilerimizin beklentileri karşılığını buldu. Her yıl yaptığımız anketler sonucunda öğrenci ve veli memnuniyetinin %90’larda, keza kayıt yenileme oranlarımızın da bu oranlarda olduğunu gördük. Yine her yıl kayıt sayımızın en az %15-20 oranında arttığına tanık olduk. Bundan güç alarak da her yıl ortalama 2 yeni kurum açarak ve lisans verdiğimiz kurumları bünyemize katarak sürekli büyümeye devam ettik. Temmuz 2019 itibariyle, Sevinç Eğitim Kurumları’nın ait olduğu şirketlerin ve kurumların yönetimden ayrıldık. Ancak bu şirketlerde %50’ye yakın hissedarlığımız hala devam ediyor.
Eğitim sektöründe 1986’dan bu yana elde edilen onca başarı, yaşanan mutluluk ve gururdan sonra kendimizi ‘’Eğitim Gönüllüleri’’ olarak adlandırarak, bundan sonra GEN Gelecek Nesiller markası ile eğitime katkı sunmaya, yeni eğitim-öğretim akımlarına öncülük etmeye, dinamik, kurumsal bir yapılanma ile daha nice başarılara imza atmaya karar verdik. Markamızın mottosunu çok sevdik, bizi yüzde yüz tanımladığını hissettik ve şöyle dedik: “Başarmak Genlerimizde Var!”
Ağustos ayında yeni kayıtlarımızı almaya başlayarak, 2019-2020 yeni eğitim döneminde GEN Gelecek Nesiller Koleji Bakırköy okulumuzda ortaokul ve lise öğrencilerimize kapılarımızı açtık. Hemen ardından, sunduğumuz özgün eğitim programını destekleyen ve GEN öğretmenleri tarafından hazırlanan GEN Yayınları’nın oluşum sürecini 2,5 ay içerisinde büyük ölçüde tamamlayıp, Kasım 2019 itibariyle GEN Yayınları’nı öğretmen ve öğrencilerimizin kullanımına sunduk.
Geriye dönüp baktığımızda 3 ay içinde ‘kendi rekorumuzu kırdık’ diyoruz. Bu yeni oluşumda gerek yanımızda gerekse uzakta olup bize destek veren muhteşem ekibimize ve dostlarımıza minnet borçluyuz. Şu anda, GEN Eğitim Kurumları olarak Genel Müdürlük birimlerimizin oluşumunu tamamladık, kolej ve kurs merkezleri idari sistemini ve eğitim altyapısını oluşturduk. GEN Yayınlarını üretmeye ve çeşitlendirmeye başlayıp, GEN Öğretmen Akademisi’ni kurduk ve GEN Performans Sistemi’ni geliştirdik.
GEN Eğitim Kurumları yönetim ve eğitim kurulunda yer alan birbirinden değerli çalışanlar ve kurduğumuz sistem ile yeni kurumlar açmaya, binlerce öğrenciye eğitim vermeye hazırız!
HER ÖĞRENCİMİZİN GEN HARİTASINI ÇIKARIYORUZ
GEN Okullarının eğitim anlayışını nasıl oluşturdunuz? Nasıl bir eğitim sistemi uyguluyorsunuz? Kurumlarınızı diğer eğitim kurumlarından farklı kılan özellikler nelerdir?
GEN Koleji, 21.yüzyılda kurulmuş, gelecek nesil eğitim programı sunan, öğrencisine insancıl yaklaşım gösteren; çağdaş, yenilikçi ve başarı odaklı kimliğiyle öne çıkan bir okuldur. Bugünün çocuklarını ve gençlerini farkındalığı yüksek, bilinçli tercihler yapabilen, başarılı, üretken, sosyal ve duyarlı insanlar olarak yetiştirmeyi amaçlıyoruz.
Dünyanın ve Türkiye’nin hızlı gelişimini yakından takip ediyor, eğitim koordinatörlerinin öncülüğünde eğitim programını sürekli geliştiriyoruz. Alanında lider kurumlarla iş birlikleri yapıyoruz. Uluslararası geçerliliğe sahip eğitim, yabancı dil, sosyal sorumluluk, kişisel gelişim, girişimcilik ve daha birçok alanda geliştirilmiş programları bünyemize katarak öğrencilerimizi eğitim ve kariyer hayatları boyunca kullanabilecekleri bilgi ve becerilerle donatıyoruz.
GEN Koleji’ne özgü geliştirdiğimiz “Gelecek Neslin Eğitimi” ile öğrencilerimizin bilgi, değer, beceri ve tutum döngüsünde yetkinliklerini artırmayı hedefliyoruz. Yeni Nesil veya Dijital Yerliler olarak tanımladığımız bugünün öğrencilerine, 21.yüzyıl becerilerini kazandıran ve bilişim toplumunda üretken bireyler olarak yetişmelerini sağlayan bir eğitim programı sunuyoruz.
GEN Koleji’nde öğrencilerimizi daha yakından tanımak ve potansiyellerini keşfetmek amacıyla bilişsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik alanlarda her öğrencimizin GEN Haritasını çıkarıyoruz. GEN Haritası bize öğrencinin bilgi seviyesi, öğrenme ve yenilenme becerileri, yaşam ve meslek becerileri, medya ve teknolojiyi kullanma becerileri hakkında detaylı bilgi veriyor. Bu bilgileri kılavuz niteliğinde dikkate alıyoruz. Bununla birlikte, öğrencilerimizin her birinin kendi yetenek ve ilgileri doğrultusunda uzmanlaşmasını ve hobiler edinmesini sağlayan GENÇ Yetenekler Programı’nı gerçekleştiriyoruz.
Öğrencilerimizin 21.yüzyıl becerileri ve Endüstri 4.0’a hazır olan bireyler olarak yetişmeleri hedefiyle kurguladığımız GEN+More kapsamında gerekli öğrenme, uygulama ve deneyimleme ortamları yaratıyoruz. Eğitim programımızın temelini öğrencilerimize farkındalık kazandırma, tasarım, finans okuryazarlığı, eleştirel ve yaratıcı düşünme, problem çözme, zamanı iyi yönetme, öğrenmeyi öğrenme, sorumluluk alma, iş birliği içinde çalışma, girişimcilik, teknolojiyi üretme ve doğru kullanma becerileri vb. kazanımları edindirmek ve geliştirmek oluşturuyor. Bu amaçla düşünme becerileri, eğlenceli deneyler, artırılmış gerçeklik uygulamaları, STEAM çalışmaları, robotik-kodlama atölyeleri, inovasyon ve girişimcilik eğitimi, G-Arena seminerleri ve Sivil Toplum Kuruluşları ile ortak projeler ve daha nice uygulamalara okulumuzda yer veriyoruz.
Eğitim programımızda yoğun şekilde sunulan ve bireysel dil seviyesi farklılıklarını göz önünde bulundurularak geliştirilen İngilizce ve 2.yabancı dil eğitimimiz ile öğrencilerimizi globalleşen dünya ile buluşturuyoruz. Uluslararası Eğitim ve Kariyer Danışmanlığı Merkezi’mizde Avrupa’dan Kanada’ya, Amerika’dan Çin’e uzanan lise değişim programları, mezuniyet sonrası eğitim programları, yurtdışında üniversite eğitimi ve kariyer planlaması konularında öğrencilerimize ve ailelerine danışmanlık hizmeti veriyoruz.
Dershaneciliğe dayanan kökenlerimiz ve 34 yıllık tecrübemiz sayesinde, öğrencilerimizin lise ve üniversiteye geçiş sınavlarında üstün başarı elde etmelerini ve hedefledikleri okullara yerleşmelerini sağlıyoruz. Bu anlamda deneyimli öğretmenlerimiz, yeni nesil sorular içeren, özgün ve isabetli GEN Yayınları ve Mentör Öğretmenlik sistemimiz ile öğrencilerimizi başarıya taşıyoruz. Öğrencilerimizi akademik anlamda donanımlı bireyler olarak yetiştirmenin yanı sıra değişen ve gelişen dünyayı takip eden, kendini yenileyen ve çağa öncülük eden bireyler olmasını hedefliyoruz.
GEN Okullarının kısa, orta ve uzun vadede hedefleri ve büyüme stratejisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
GEN Eğitim Kurumları bünyesinde çok kısa sürede açtığımız GEN (Gelecek Nesiller) Koleji, şu anda İstanbul Bakırköy’de ortaokul ve lise öğrencilerine hizmet veriyor. GEN Koleji’ni 2020-2021 eğitim öğretim yılında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinin yer aldığı ve İstanbul’un her iki yakasında da konumlanacak yeni büyük kampüslerde görmek istiyoruz. Bunun için hazırlıklarımıza başladık. 1 Ocak 2020 itibariyle kayıtlarımız tüm kademelerde başlayacak ve 22-23 Şubat 2020 tarihinde gerçekleşecek olan GEN Bursluluk Sınavı (GBS) ile ortaokul ve lise öğrencilerimize başarı bursu ile kayıt olma imkanı sunacağız. GBS başvurularını online olarak https://kayıt.gen.k12.tr adresli web sitemizden alıyoruz.
4 yıl içinde İstanbul’un tüm seçkin semtlerinde eğitim hizmeti sunmayı ve ilerleyen yıllarda tüm Türkiye genelinde GEN Koleji ve GEN Kurs Merkezleri ile yer almayı planlıyoruz.
GEN Yayınları olarak anaokulundan lise son sınıfa kadar, özgün eğitim programımıza paralel, çeşitli materyallerle desteklediğimiz ve STEAM kitleriyle zenginleştirdiğimiz GENETİK adını verdiğimiz GEN Etkinlik Ders Kitapları; LGS ve YKS hazırlık için yeni nesil nitelikli soruların yer aldığı Soru Bankaları, Test ve Deneme Sınavları sunuyoruz. DigiGEN adını verdiğimiz sistem ile öğrencilerimize yayınlarımızda yer alan tüm soruların çözüm videolarına kare kodlar aracılığıyla erişim sağlıyoruz.
KURUMLARI BAŞARILI KILAN SUNDUĞU VİZYONDUR
Günümüzde başarı kavramı farklı açılardan ele alınmaktadır. Bir eğitim kurumunun başarılı olarak değerlendirilebilmesi için hangi kıstaslara bakılmalıdır? Bu anlamda kurumunuzda neleri ön plana çıkarıyorsunuz?
Evet, artık başarı kavramı günümüzde oldukça değişti. Eskiden öğrencilerin testlerindeki doğru/yanlış oranlarına bakılırdı. Bugün ise, teknolojinin hayatımıza daha da girmesiyle dijital devrim çağında büyüyen oldukça meraklı çocuklar yetiştiriyoruz. Artık başarı kıstaslarımız akademik sınav notlarının çok ötesinde… Kendilerini gerek sosyal gerekse çağın gelecek ihtiyaçlarına uygun şekilde, çok yönlü becerilerle geliştirmiş öğrenciler hem Türkiye’de hem dünyanın her yerinde ön plana çıkıyor.
GEN Eğitim Kurumları olarak, tüm okullarımızda, teknolojinin hayatın her alanına daha da girdiği bir geleceğin yenilikçi bilim adamlarını, mühendislerini, tasarımcılarını, yazılımcılarını, mimarlarını ve sanatçılarını yetiştirmek üzere yola çıktık. En önemli hedefimiz çocuklarımızı global bir vizyonla geleceğin hayatına ve mesleklerine hazırlarken, her anlamda donanımlı, meraklı, duyarlı ve çağdaş bireyler olmalarını sağlamak.
Her biri alanında uzman eğitmen kadromuzu, bu çok net olan hedefimize en iyi şekilde hizmet edecek kişiler arasından titizlikle seçtik. Öğrencilerimize gelişmiş ve araştırmacı bir teknolojik ortam sunmak, her zaman her konuda meraklı olmalarını sağlamak, onlara dünyanın kapılarını açmak ve yaparak öğrenme sistemlerini benimsemeleri üzerine çalışmak her daim önceliklerimiz arasında olacaktır.
Her sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de kurumları başarılı kılan sunduğu vizyondur cliquez sur ce lien. Bu anlamda ihtiyacı karşılamaya yönelik sunduğu hizmet, geliştirdiği sistem ve tüm bunlara değer katan nitelikli insan kaynağıdır. Ben de yer aldığım tüm kurumlarda bunlara değer veriyor ve yatırım yapıyorum.
Kurucu ve yönetici olarak uzun yıllardır sektördesiniz, öncelikle bir eğitim kurumunu yönetmenin zor ve kolay yanları nelerdir? Nasıl bir yöneticisiniz? Yöneticilik vasfınızı belirleyen ilkeleriniz nelerdir?
Eğitim kurumu yönetirken sürekli güncel kalmalısınız. Okumalı, araştırmalı, gezip görmeli, keşfetmeli, merak etmeli, sosyal olmalı kısacası, en az öğrenci ve öğretmenleriniz kadar öğrenmeye açık olmalısınız. Bu sizi öncü kılar ve ekibinizi de sizinle beraber ileriye taşır. Kurumlarımızda her an her gün yeni fikirler tartışılır, uzun uzadıya masaya yatırılır, geliştirilir ve titizlikle uygulamaya konur. Çünkü biliriz ki, sunduğumuz en ufak bir uygulama bile öğrencilerimizin ve ailelerinin hayatlarına dokunur ve onları derinden etkileyebilir. İşte bu etkiyi yaratacak imkanların elinizde olması, bir eğitim kurumuna sahibi olmanın hem en güzel yanı hem de en büyük sorumluluğudur.
Yönetici olarak önceliğim; alanında donanımlı, iletişimi kuvvetli ve takım olarak uyumlu hareket edebilecek kişileri bir araya getirmek, onlara huzurlu ve güvenilir bir çalışma ortamı sağlamak, kendilerini gerçekleştirmeleri için fırsat tanımak ve iş tanımlarını net olarak belirleyip sorumluluk vermektir.
İş dışında nelerle ilgilenirsiniz? Neler yapmaktan hoşlanırsınız? İlgi alanlarınız nelerdir?
İşimin dışında zamanımın çoğunu ailemle ve arkadaşlarımla geçiyorum. Haftanın 3 günü koşuyorum ve yüzüyorum, uzun yıllardır kayak ve rüzgar sörfü yapıyorum. Sinema veya evde film izliyorum. Her yıl mutlaka yeni bir ülkeyi görmeyi ve yeni kültürler tanımaya çalışıyorum. Ayrıca işin bir parçası da olsa fuarları gezmekten ve ilgi duyduğum alanlarda seminerlere katılmaktan keyif alıyorum.
ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAK İÇİN BURADAYIZ
Türkiye’de özel okul sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir? Sektörde yaşanan zorlukları nelere bağlıyorsunuz? Bu sektörün gelişimi için önerileriniz ve sektörün geleceğine yönelik öngörüleriniz nelerdir?
Eğitim, bir ülkede inovasyonun gelişiminin, ülkenin global rekabet gücünün ve ülkede yaratılan katma değerin artırılmasına öncülük eden çok önemli bir sektör... Türkiye’de genç nüfusun varlığı ve sanayide başta AR-GE’ye yönelik olmak üzere işgücü ihtiyacı ülkede eğitimin yaygınlaştırılması ve kaliteli eğitim gereksinimlerini, 2000’li yılların başından bu yana, her geçen yıl daha da artırdı. Türkiye’nin sanayideki dijitalleşme ve 4.0 devrimi öncülüğünde Fen Bilimleri, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) eğitim disiplinlerinde mezun istihdam ihtiyacının gelecek yıllarda daha da artacağı bugün birçok araştırmada açıkça öngörülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığımız bugün, orta vadeli programları çerçevesinde; öğrenciler arasında fırsat eşitliğinin sağlanması, yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi, öğretmen niteliklerinin artırılması, mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesi ve üniversitelerin ihtisaslaşmasını temel amaçları olarak tanımlamıştır. Tüm bu ortamda, devletin eğitim maliyetini özel sektörle paylaşma ihtiyacı ve bu kapsamda verdiği teşviklerin yanı sıra özel firmaların sektöre artan ilgisi özel eğitim kurumlarının yaygınlaşmasında etkili olmaktadır.
Biz, eğitim sektöründeki tecrübesi 34 yıla dayanan ve köklü bir eğitim kurumu olarak, gelecek nesillerimizin eğitimi ve ülkemizin geleceği için var gücümüzle elimizi taşın altına koymak için buradayız.
Bugün Türkiye’de örgün ve yaygın eğitim alanında faaliyet gösteren toplam 21 binin üzerinde özel eğitim kurumu bulunmakta, bu kurumlarda toplam 200 bine yakın öğretmen istihdam edilmekte. Diğer yandan, özel eğitim kurumları toplamda yaklaşık 3,4 milyon öğrenciye hizmet vermekte. MEB’in 2023 hedefleri çerçevesinde bu rakamların %15 oranında yükseltilmesi planlanmakta. Bu da bizim sorumluluklarımızın daha da artacağı anlamına geliyor. Bu anlamda GEN Eğitim Kurumları olarak, ülkemizin ve milletimizin bize verdiği ve ileride vereceği her türlü eğitim görevine tüm deneyimli eğitmen kadromuz ve yöneticilerimizle beraber eksiksiz bir şekilde hazırız.
“1 Ocak 2020 itibariyle kayıtlarımız tüm kademelerde başlayacak ve 22-23 Şubat 2020 tarihinde gerçekleşecek olan GEN Bursluluk Sınavı (GBS) ile ortaokul ve lise öğrencilerimize başarı bursu ile kayıt olma imkanı sunacağız. GBS başvurularını online olarak https://kayıt.gen.k12.tr adresli web sitemizden alıyoruz.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Dershanecilik, yayıncılık ve özel okulculuk alanında Sevinç Eğitim Kurumları’nı başarıdan başarıya koşturan Erol Boy, sektördeki 34 yıllık birikimiyle yeni bir marka ile yoluna devam ediyor. GEN Eğitim Kurumları’nın kurarak sektöre yeni bir kurum kazandıran Erol Boy ile, yeni markasını, projelerini ve büyüme hedeflerini konuştuk.
Erol Bey, önce bize eğitim yaşamınızdan bahsedebilir misiniz?
Eğitim hayatım tam bir kültür mozaiği üzerine kurulu olarak ilerledi diyebilirim... Doğudan batıya ve sonra Avrupa’ya uzanan farklı kültürleri, dilleri, görüşleri ve eğitim modellerini deneyimlediğim bir çerçevede gerçekleşti. Şöyle ki memleketimiz olan doğduğum yer Kars’ta ortaokulun sonuna kadar okuduktan sonra ailemle beraber İstanbul’a göç ettik. Lise eğitimimi İstanbul’da Kültür Koleji’nde tamamladıktan sonra, İşletme alanında üniversite eğitimi almak için Londra’yı tercih ettim.
Eğitim sektöründe girişimci olarak yer almaya nasıl ve neden karar verdiniz? Bu kararınızı etkileyen unsurlar nelerdir?
Babam Gürbüz Boy gerçek bir girişimciydi. Toptancılıktan sanayiciliğe, mobilyadan tekstile birçok sektörde boy göstermiş; neye el attıysa, azimli çalışmaları ve sosyal kişiliğinin ona kazandırdıklarıyla çok başarılı olmuştu. Ben de babam ve aslında tüm aileyi sarmış olan bu girişimcilik ruhuyla büyüdüm. Londra’dan döndüğümde ilk birkaç yıl ithalat ile ilgilendim. Sonrasında, o yıllarda bilgisayar kullanımının arttığını fark ettim. Daktilo kursları yerini bilgisayar kurslarına bırakmaya başlamıştı. Sektöre ilk girişim bilgisayar kursuyla oldu. Çok kısa bir süre sonra ise, babamın bana ve kardeşime verdiği Bakırköy’deki binada, kendi adıma kurduğum şirket ve büyük kızımın adını verdiğim Sevinç Dershaneleri çatısı altında sınava hazırlık eğitimi vermeye başladım.
1986 yılında Türkiye yavaş yavaş dünyaya açılıyor, gün geçtikçe insanların farkındalıkları artıyor ve insanlar çocuklarının gelecekleri için eğitimine yatırım yapıyorlardı. Sektörde tanıştığım çok iyi okul müdürleri ve birbirinden değerli öğretmenlerle çok iyi bir ekip kurarak, sınava hazırlık alanında çok başarılı bir kurum olabileceğimize inandım. Daha 27 yaşındaydım… Bugün olduğu gibi o gün de beraber çalıştığım ekip ve sektördeki diğer kurumlar, dernekler ve elbette babam benimle bilgi ve tecrübelerini sürekli paylaştılar ve hep destek oldular. Bu sayede uzun yıllar eğitim alanında girişimler sergilemeye devam ettim.
Sevinç Eğitim Kurumları dershane döneminden bu yana sürekli yayınlarıyla da kendinden her zaman övgüyle bahsettirdi. 2000’li yılların başında şubeleşmeye, lisanslı kurumlar ile hızlı ve sağlam adımlarla büyümeye devam etti. 2013 yılı itibariyle kursların yanı sıra bünyesine özel okulculuğu da ekleyerek anaokulundan liseye eğitim sunmaya; çağdaş ve yenilikçi kimliğiyle bu alanda da kendini göstermeye başladı.
Sevinç Eğitim Kurumları kolej, kurs merkezi ve yayıncılık alanındaki faaliyetleriyle, bugün 30 kurum, 10.000’e yakın öğrenci ve 1,500’e yakın çalışanıyla Türkiye’de eğitim ve yayıncılık hizmeti veren en başarılı kurumların yanında yer alıyor.
KENDİ REKORUMUZU KIRDIK
Sevinç Eğitim Kurumlarını kurdunuz. Bugün ise yeni bir eğitim markası ile sektörde yer alıyorsunuz. Bu süreci anlatabilir misiniz?
Sektördeki yeni markamız GEN Gelecek Nesiller Eğitim Kurumları’nın doğuşu sürpriz bir kararla, çok hızlı şekilde gerçekleşti. Ben, kızlarım Sevinç ve Beren ile Sevinç Eğitim Kurumları’nda hayallerimizi gerçekleştirdik ve yönetimde aktif olduğumuz süre boyunca yaptığımız çalışmalar sayesinde öğrenci ve velilerimizin beklentileri karşılığını buldu. Her yıl yaptığımız anketler sonucunda öğrenci ve veli memnuniyetinin %90’larda, keza kayıt yenileme oranlarımızın da bu oranlarda olduğunu gördük. Yine her yıl kayıt sayımızın en az %15-20 oranında arttığına tanık olduk. Bundan güç alarak da her yıl ortalama 2 yeni kurum açarak ve lisans verdiğimiz kurumları bünyemize katarak sürekli büyümeye devam ettik. Temmuz 2019 itibariyle, Sevinç Eğitim Kurumları’nın ait olduğu şirketlerin ve kurumların yönetimden ayrıldık. Ancak bu şirketlerde %50’ye yakın hissedarlığımız hala devam ediyor.
Eğitim sektöründe 1986’dan bu yana elde edilen onca başarı, yaşanan mutluluk ve gururdan sonra kendimizi ‘’Eğitim Gönüllüleri’’ olarak adlandırarak, bundan sonra GEN Gelecek Nesiller markası ile eğitime katkı sunmaya, yeni eğitim-öğretim akımlarına öncülük etmeye, dinamik, kurumsal bir yapılanma ile daha nice başarılara imza atmaya karar verdik. Markamızın mottosunu çok sevdik, bizi yüzde yüz tanımladığını hissettik ve şöyle dedik: “Başarmak Genlerimizde Var!”
Ağustos ayında yeni kayıtlarımızı almaya başlayarak, 2019-2020 yeni eğitim döneminde GEN Gelecek Nesiller Koleji Bakırköy okulumuzda ortaokul ve lise öğrencilerimize kapılarımızı açtık. Hemen ardından, sunduğumuz özgün eğitim programını destekleyen ve GEN öğretmenleri tarafından hazırlanan GEN Yayınları’nın oluşum sürecini 2,5 ay içerisinde büyük ölçüde tamamlayıp, Kasım 2019 itibariyle GEN Yayınları’nı öğretmen ve öğrencilerimizin kullanımına sunduk.
Geriye dönüp baktığımızda 3 ay içinde ‘kendi rekorumuzu kırdık’ diyoruz. Bu yeni oluşumda gerek yanımızda gerekse uzakta olup bize destek veren muhteşem ekibimize ve dostlarımıza minnet borçluyuz. Şu anda, GEN Eğitim Kurumları olarak Genel Müdürlük birimlerimizin oluşumunu tamamladık, kolej ve kurs merkezleri idari sistemini ve eğitim altyapısını oluşturduk. GEN Yayınlarını üretmeye ve çeşitlendirmeye başlayıp, GEN Öğretmen Akademisi’ni kurduk ve GEN Performans Sistemi’ni geliştirdik.
GEN Eğitim Kurumları yönetim ve eğitim kurulunda yer alan birbirinden değerli çalışanlar ve kurduğumuz sistem ile yeni kurumlar açmaya, binlerce öğrenciye eğitim vermeye hazırız!
HER ÖĞRENCİMİZİN GEN HARİTASINI ÇIKARIYORUZ
GEN Okullarının eğitim anlayışını nasıl oluşturdunuz? Nasıl bir eğitim sistemi uyguluyorsunuz? Kurumlarınızı diğer eğitim kurumlarından farklı kılan özellikler nelerdir?
GEN Koleji, 21.yüzyılda kurulmuş, gelecek nesil eğitim programı sunan, öğrencisine insancıl yaklaşım gösteren; çağdaş, yenilikçi ve başarı odaklı kimliğiyle öne çıkan bir okuldur. Bugünün çocuklarını ve gençlerini farkındalığı yüksek, bilinçli tercihler yapabilen, başarılı, üretken, sosyal ve duyarlı insanlar olarak yetiştirmeyi amaçlıyoruz.
Dünyanın ve Türkiye’nin hızlı gelişimini yakından takip ediyor, eğitim koordinatörlerinin öncülüğünde eğitim programını sürekli geliştiriyoruz. Alanında lider kurumlarla iş birlikleri yapıyoruz. Uluslararası geçerliliğe sahip eğitim, yabancı dil, sosyal sorumluluk, kişisel gelişim, girişimcilik ve daha birçok alanda geliştirilmiş programları bünyemize katarak öğrencilerimizi eğitim ve kariyer hayatları boyunca kullanabilecekleri bilgi ve becerilerle donatıyoruz.
GEN Koleji’ne özgü geliştirdiğimiz “Gelecek Neslin Eğitimi” ile öğrencilerimizin bilgi, değer, beceri ve tutum döngüsünde yetkinliklerini artırmayı hedefliyoruz. Yeni Nesil veya Dijital Yerliler olarak tanımladığımız bugünün öğrencilerine, 21.yüzyıl becerilerini kazandıran ve bilişim toplumunda üretken bireyler olarak yetişmelerini sağlayan bir eğitim programı sunuyoruz.
GEN Koleji’nde öğrencilerimizi daha yakından tanımak ve potansiyellerini keşfetmek amacıyla bilişsel, fiziksel, sosyal ve psikolojik alanlarda her öğrencimizin GEN Haritasını çıkarıyoruz. GEN Haritası bize öğrencinin bilgi seviyesi, öğrenme ve yenilenme becerileri, yaşam ve meslek becerileri, medya ve teknolojiyi kullanma becerileri hakkında detaylı bilgi veriyor. Bu bilgileri kılavuz niteliğinde dikkate alıyoruz. Bununla birlikte, öğrencilerimizin her birinin kendi yetenek ve ilgileri doğrultusunda uzmanlaşmasını ve hobiler edinmesini sağlayan GENÇ Yetenekler Programı’nı gerçekleştiriyoruz.
Öğrencilerimizin 21.yüzyıl becerileri ve Endüstri 4.0’a hazır olan bireyler olarak yetişmeleri hedefiyle kurguladığımız GEN+More kapsamında gerekli öğrenme, uygulama ve deneyimleme ortamları yaratıyoruz. Eğitim programımızın temelini öğrencilerimize farkındalık kazandırma, tasarım, finans okuryazarlığı, eleştirel ve yaratıcı düşünme, problem çözme, zamanı iyi yönetme, öğrenmeyi öğrenme, sorumluluk alma, iş birliği içinde çalışma, girişimcilik, teknolojiyi üretme ve doğru kullanma becerileri vb. kazanımları edindirmek ve geliştirmek oluşturuyor. Bu amaçla düşünme becerileri, eğlenceli deneyler, artırılmış gerçeklik uygulamaları, STEAM çalışmaları, robotik-kodlama atölyeleri, inovasyon ve girişimcilik eğitimi, G-Arena seminerleri ve Sivil Toplum Kuruluşları ile ortak projeler ve daha nice uygulamalara okulumuzda yer veriyoruz.
Eğitim programımızda yoğun şekilde sunulan ve bireysel dil seviyesi farklılıklarını göz önünde bulundurularak geliştirilen İngilizce ve 2.yabancı dil eğitimimiz ile öğrencilerimizi globalleşen dünya ile buluşturuyoruz. Uluslararası Eğitim ve Kariyer Danışmanlığı Merkezi’mizde Avrupa’dan Kanada’ya, Amerika’dan Çin’e uzanan lise değişim programları, mezuniyet sonrası eğitim programları, yurtdışında üniversite eğitimi ve kariyer planlaması konularında öğrencilerimize ve ailelerine danışmanlık hizmeti veriyoruz.
Dershaneciliğe dayanan kökenlerimiz ve 34 yıllık tecrübemiz sayesinde, öğrencilerimizin lise ve üniversiteye geçiş sınavlarında üstün başarı elde etmelerini ve hedefledikleri okullara yerleşmelerini sağlıyoruz. Bu anlamda deneyimli öğretmenlerimiz, yeni nesil sorular içeren, özgün ve isabetli GEN Yayınları ve Mentör Öğretmenlik sistemimiz ile öğrencilerimizi başarıya taşıyoruz. Öğrencilerimizi akademik anlamda donanımlı bireyler olarak yetiştirmenin yanı sıra değişen ve gelişen dünyayı takip eden, kendini yenileyen ve çağa öncülük eden bireyler olmasını hedefliyoruz.
GEN Okullarının kısa, orta ve uzun vadede hedefleri ve büyüme stratejisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
GEN Eğitim Kurumları bünyesinde çok kısa sürede açtığımız GEN (Gelecek Nesiller) Koleji, şu anda İstanbul Bakırköy’de ortaokul ve lise öğrencilerine hizmet veriyor. GEN Koleji’ni 2020-2021 eğitim öğretim yılında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinin yer aldığı ve İstanbul’un her iki yakasında da konumlanacak yeni büyük kampüslerde görmek istiyoruz. Bunun için hazırlıklarımıza başladık. 1 Ocak 2020 itibariyle kayıtlarımız tüm kademelerde başlayacak ve 22-23 Şubat 2020 tarihinde gerçekleşecek olan GEN Bursluluk Sınavı (GBS) ile ortaokul ve lise öğrencilerimize başarı bursu ile kayıt olma imkanı sunacağız. GBS başvurularını online olarak https://kayıt.gen.k12.tr adresli web sitemizden alıyoruz.
4 yıl içinde İstanbul’un tüm seçkin semtlerinde eğitim hizmeti sunmayı ve ilerleyen yıllarda tüm Türkiye genelinde GEN Koleji ve GEN Kurs Merkezleri ile yer almayı planlıyoruz.
GEN Yayınları olarak anaokulundan lise son sınıfa kadar, özgün eğitim programımıza paralel, çeşitli materyallerle desteklediğimiz ve STEAM kitleriyle zenginleştirdiğimiz GENETİK adını verdiğimiz GEN Etkinlik Ders Kitapları; LGS ve YKS hazırlık için yeni nesil nitelikli soruların yer aldığı Soru Bankaları, Test ve Deneme Sınavları sunuyoruz. DigiGEN adını verdiğimiz sistem ile öğrencilerimize yayınlarımızda yer alan tüm soruların çözüm videolarına kare kodlar aracılığıyla erişim sağlıyoruz.
KURUMLARI BAŞARILI KILAN SUNDUĞU VİZYONDUR
Günümüzde başarı kavramı farklı açılardan ele alınmaktadır. Bir eğitim kurumunun başarılı olarak değerlendirilebilmesi için hangi kıstaslara bakılmalıdır? Bu anlamda kurumunuzda neleri ön plana çıkarıyorsunuz?
Evet, artık başarı kavramı günümüzde oldukça değişti. Eskiden öğrencilerin testlerindeki doğru/yanlış oranlarına bakılırdı. Bugün ise, teknolojinin hayatımıza daha da girmesiyle dijital devrim çağında büyüyen oldukça meraklı çocuklar yetiştiriyoruz. Artık başarı kıstaslarımız akademik sınav notlarının çok ötesinde… Kendilerini gerek sosyal gerekse çağın gelecek ihtiyaçlarına uygun şekilde, çok yönlü becerilerle geliştirmiş öğrenciler hem Türkiye’de hem dünyanın her yerinde ön plana çıkıyor.
GEN Eğitim Kurumları olarak, tüm okullarımızda, teknolojinin hayatın her alanına daha da girdiği bir geleceğin yenilikçi bilim adamlarını, mühendislerini, tasarımcılarını, yazılımcılarını, mimarlarını ve sanatçılarını yetiştirmek üzere yola çıktık. En önemli hedefimiz çocuklarımızı global bir vizyonla geleceğin hayatına ve mesleklerine hazırlarken, her anlamda donanımlı, meraklı, duyarlı ve çağdaş bireyler olmalarını sağlamak.
Her biri alanında uzman eğitmen kadromuzu, bu çok net olan hedefimize en iyi şekilde hizmet edecek kişiler arasından titizlikle seçtik. Öğrencilerimize gelişmiş ve araştırmacı bir teknolojik ortam sunmak, her zaman her konuda meraklı olmalarını sağlamak, onlara dünyanın kapılarını açmak ve yaparak öğrenme sistemlerini benimsemeleri üzerine çalışmak her daim önceliklerimiz arasında olacaktır.
Her sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de kurumları başarılı kılan sunduğu vizyondur cliquez sur ce lien. Bu anlamda ihtiyacı karşılamaya yönelik sunduğu hizmet, geliştirdiği sistem ve tüm bunlara değer katan nitelikli insan kaynağıdır. Ben de yer aldığım tüm kurumlarda bunlara değer veriyor ve yatırım yapıyorum.
Kurucu ve yönetici olarak uzun yıllardır sektördesiniz, öncelikle bir eğitim kurumunu yönetmenin zor ve kolay yanları nelerdir? Nasıl bir yöneticisiniz? Yöneticilik vasfınızı belirleyen ilkeleriniz nelerdir?
Eğitim kurumu yönetirken sürekli güncel kalmalısınız. Okumalı, araştırmalı, gezip görmeli, keşfetmeli, merak etmeli, sosyal olmalı kısacası, en az öğrenci ve öğretmenleriniz kadar öğrenmeye açık olmalısınız. Bu sizi öncü kılar ve ekibinizi de sizinle beraber ileriye taşır. Kurumlarımızda her an her gün yeni fikirler tartışılır, uzun uzadıya masaya yatırılır, geliştirilir ve titizlikle uygulamaya konur. Çünkü biliriz ki, sunduğumuz en ufak bir uygulama bile öğrencilerimizin ve ailelerinin hayatlarına dokunur ve onları derinden etkileyebilir. İşte bu etkiyi yaratacak imkanların elinizde olması, bir eğitim kurumuna sahibi olmanın hem en güzel yanı hem de en büyük sorumluluğudur.
Yönetici olarak önceliğim; alanında donanımlı, iletişimi kuvvetli ve takım olarak uyumlu hareket edebilecek kişileri bir araya getirmek, onlara huzurlu ve güvenilir bir çalışma ortamı sağlamak, kendilerini gerçekleştirmeleri için fırsat tanımak ve iş tanımlarını net olarak belirleyip sorumluluk vermektir.
İş dışında nelerle ilgilenirsiniz? Neler yapmaktan hoşlanırsınız? İlgi alanlarınız nelerdir?
İşimin dışında zamanımın çoğunu ailemle ve arkadaşlarımla geçiyorum. Haftanın 3 günü koşuyorum ve yüzüyorum, uzun yıllardır kayak ve rüzgar sörfü yapıyorum. Sinema veya evde film izliyorum. Her yıl mutlaka yeni bir ülkeyi görmeyi ve yeni kültürler tanımaya çalışıyorum. Ayrıca işin bir parçası da olsa fuarları gezmekten ve ilgi duyduğum alanlarda seminerlere katılmaktan keyif alıyorum.
ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAK İÇİN BURADAYIZ
Türkiye’de özel okul sektörünün gelişimi hakkında değerlendirmeleriniz nelerdir? Sektörde yaşanan zorlukları nelere bağlıyorsunuz? Bu sektörün gelişimi için önerileriniz ve sektörün geleceğine yönelik öngörüleriniz nelerdir?
Eğitim, bir ülkede inovasyonun gelişiminin, ülkenin global rekabet gücünün ve ülkede yaratılan katma değerin artırılmasına öncülük eden çok önemli bir sektör... Türkiye’de genç nüfusun varlığı ve sanayide başta AR-GE’ye yönelik olmak üzere işgücü ihtiyacı ülkede eğitimin yaygınlaştırılması ve kaliteli eğitim gereksinimlerini, 2000’li yılların başından bu yana, her geçen yıl daha da artırdı. Türkiye’nin sanayideki dijitalleşme ve 4.0 devrimi öncülüğünde Fen Bilimleri, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) eğitim disiplinlerinde mezun istihdam ihtiyacının gelecek yıllarda daha da artacağı bugün birçok araştırmada açıkça öngörülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığımız bugün, orta vadeli programları çerçevesinde; öğrenciler arasında fırsat eşitliğinin sağlanması, yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi, öğretmen niteliklerinin artırılması, mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesi ve üniversitelerin ihtisaslaşmasını temel amaçları olarak tanımlamıştır. Tüm bu ortamda, devletin eğitim maliyetini özel sektörle paylaşma ihtiyacı ve bu kapsamda verdiği teşviklerin yanı sıra özel firmaların sektöre artan ilgisi özel eğitim kurumlarının yaygınlaşmasında etkili olmaktadır.
Biz, eğitim sektöründeki tecrübesi 34 yıla dayanan ve köklü bir eğitim kurumu olarak, gelecek nesillerimizin eğitimi ve ülkemizin geleceği için var gücümüzle elimizi taşın altına koymak için buradayız.
Bugün Türkiye’de örgün ve yaygın eğitim alanında faaliyet gösteren toplam 21 binin üzerinde özel eğitim kurumu bulunmakta, bu kurumlarda toplam 200 bine yakın öğretmen istihdam edilmekte. Diğer yandan, özel eğitim kurumları toplamda yaklaşık 3,4 milyon öğrenciye hizmet vermekte. MEB’in 2023 hedefleri çerçevesinde bu rakamların %15 oranında yükseltilmesi planlanmakta. Bu da bizim sorumluluklarımızın daha da artacağı anlamına geliyor. Bu anlamda GEN Eğitim Kurumları olarak, ülkemizin ve milletimizin bize verdiği ve ileride vereceği her türlü eğitim görevine tüm deneyimli eğitmen kadromuz ve yöneticilerimizle beraber eksiksiz bir şekilde hazırız.
“1 Ocak 2020 itibariyle kayıtlarımız tüm kademelerde başlayacak ve 22-23 Şubat 2020 tarihinde gerçekleşecek olan GEN Bursluluk Sınavı (GBS) ile ortaokul ve lise öğrencilerimize başarı bursu ile kayıt olma imkanı sunacağız. GBS başvurularını online olarak https://kayıt.gen.k12.tr adresli web sitemizden alıyoruz.”
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Aralık 2019 09:57
Gösterim: 10621
Ahmet H. Uysal, TEGV’li çocuklara eğitim desteği sağlamak ve farkındalık yaratmak üzere 11 Nisan’da Artvin’den başladığı koşusunda Türkiye’yi boydan boya kat ederek 1645 km. yol yaptı.
Ahmet H. Uysal, çocuklarımızı eğitim ile kucaklayabilmek için tam tamına 46 gün boyunca Artvin’den Muğla’ya 14 ilden geçerek Anadolu’yu kat ettiği projesi Eğitime Koşar Adım’ı tamamladı. Geçtiği yerlerde TEGV’in eğitim ışığıyla parladığı yepyeni hikâyeler ve anılar biriktirdiği, aynı zamanda sosyal medya takipçilerinden ve bütün eğitim dostlarından çocuklarımızın TEGV’de nitelikli eğitim desteğiyle buluşması için bağış topladığı projede Uysal, toplam 1645 km. koştu. Bu özverili ve yorucu projesinin sonunda hedefi, 5000 çocuğumuzun TEGV’de eğitim desteğiyle yarınlara umutla bakabilmesini sağlamaktı ve bu hedefine ulaştı.
Ahmet H. Uysal, bu büyük koşusuna Artvin Atatepe’deki Atatürk Anıtı’ndan başladı. Sırasıyla Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane’den geçen Uysal, 23 Nisan’da Erzincan’a ulaştı. Daha sonra Sivas ve Kayseri’de koşan Ahmet H. Uysal, yolu yarıladığı il olan Nevşehir’e vardı. Daha sonra Aksaray ve ardından Konya’da koşmaya devam eden Uysal’ı Seydişehir’deki TEGV Ateşböceği bekliyordu. Geçtiği illerdeki TEGV Öğrenim Birimlerine de uğrayan Uysal, Seydişehir’deki Birim Ailesi Ateşböceği Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla ve gönüllülerle buluştu, onların sorularını yanıtladı.
Ahmet H. Uysal, temposunu hiç düşürmeden Isparta ve Denizli’ye uğradıktan sonra 6 Haziran’da Köyceğiz’de bu değerli koşusunu bitirdi. 2000 yılından bugüne TEGV mütevelli üyesi olan değerli sanatçı Yılmaz Erdoğan, bu final günü için Köyceğiz’deki çiftliğinin kapılarını açtı. Koşunun son kilometrelerinde Uysal’a eşlik eden Yılmaz Erdoğan projeyle ilgili “Ahmet Uysal’ı kutluyorum. Hepimiz birçok konuyla ilgili çok konuşuyoruz ama onun kadar çok koşmuyoruz. Ahmet Uysal’ın katkısı, bilmenin yetmediği, yapabilmenin önemli olduğu çağımıza çok güzel bir örnek ” dedi. TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı ise bitiş çizgisini beraber geçen Erdoğan ve Uysal’a madalyalarını vererek teşekkür etti. Projenin kahramanı Ahmet H. Uysal finalin ardından duygularını şöyle özetledi: “Eğitime Koşar Adım diyerek yola çıktık, 57 gündür yoldayım. Bugün burada olduğum için çok mutluyum. Her şey eğitim ve çocuklarımız için. ”
Daha sonra Ahmet Uysal, koşu rotasında bulunan TEGV noktalarından topladığı parçalardan oluşan yapbozun son halkasını da Yılmaz Erdoğan ile yerleştirdi. Böylece Büyük Anadolu Koşusu tablosu da ölümsüzleşti.
Rakamlarla Eğitime Koşar Adım
Ahmet H. Uysal, koşusu boyunca…
14 ilden geçti.
2 milyon adım attı.
250 litre su içti.
7 TEGV Birimi ziyaret etti.
116 gofret yedi.
Yolda 57 gece geçirdi.
Sıfır böcek ısırığıyla rotasını tamamladı.
Ahmet H. Uysal Kimdir?
Ahmet H. Uysal 1972 de Adana da doğdu. İlkoğrenimini İsmet İnönü İlkokulunda, Liseyi İstanbul Amerikan Robert Koleji’nde okudu. İTÜ İnşaat Mühendisliği üzerine Boston College da Finans Yüksek Lisansı yaptı. Bir süre Amerika’da mühendis olarak çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü. 2000 yılından bugüne İstanbul’da yaşıyor; bir kaç değişik sektörde girişimci olarak yatırımlar yapıyor. Evli ve iki çocuk babası. Hayalleri, çocuk sevgisi ve eğitim sevdası onu TEGV ile tanıştırdı. Siirt Pervari Öğrenim Birimi için TEGV bayrağını ilk Türk katılımcı olarak Kuzey Kutbu’na taşıdı ve Kuzey Kutbu Maratonu’nu bitirdi.
Şimdi Nisan 2018’de başlayacak yeni projesiyle Anadolu’yu eğitim aşkına Artvin'den Fethiye'ye koşacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Ahmet H. Uysal, TEGV’li çocuklara eğitim desteği sağlamak ve farkındalık yaratmak üzere 11 Nisan’da Artvin’den başladığı koşusunda Türkiye’yi boydan boya kat ederek 1645 km. yol yaptı.
Ahmet H. Uysal, çocuklarımızı eğitim ile kucaklayabilmek için tam tamına 46 gün boyunca Artvin’den Muğla’ya 14 ilden geçerek Anadolu’yu kat ettiği projesi Eğitime Koşar Adım’ı tamamladı. Geçtiği yerlerde TEGV’in eğitim ışığıyla parladığı yepyeni hikâyeler ve anılar biriktirdiği, aynı zamanda sosyal medya takipçilerinden ve bütün eğitim dostlarından çocuklarımızın TEGV’de nitelikli eğitim desteğiyle buluşması için bağış topladığı projede Uysal, toplam 1645 km. koştu. Bu özverili ve yorucu projesinin sonunda hedefi, 5000 çocuğumuzun TEGV’de eğitim desteğiyle yarınlara umutla bakabilmesini sağlamaktı ve bu hedefine ulaştı.
Ahmet H. Uysal, bu büyük koşusuna Artvin Atatepe’deki Atatürk Anıtı’ndan başladı. Sırasıyla Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane’den geçen Uysal, 23 Nisan’da Erzincan’a ulaştı. Daha sonra Sivas ve Kayseri’de koşan Ahmet H. Uysal, yolu yarıladığı il olan Nevşehir’e vardı. Daha sonra Aksaray ve ardından Konya’da koşmaya devam eden Uysal’ı Seydişehir’deki TEGV Ateşböceği bekliyordu. Geçtiği illerdeki TEGV Öğrenim Birimlerine de uğrayan Uysal, Seydişehir’deki Birim Ailesi Ateşböceği Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla ve gönüllülerle buluştu, onların sorularını yanıtladı.
Ahmet H. Uysal, temposunu hiç düşürmeden Isparta ve Denizli’ye uğradıktan sonra 6 Haziran’da Köyceğiz’de bu değerli koşusunu bitirdi. 2000 yılından bugüne TEGV mütevelli üyesi olan değerli sanatçı Yılmaz Erdoğan, bu final günü için Köyceğiz’deki çiftliğinin kapılarını açtı. Koşunun son kilometrelerinde Uysal’a eşlik eden Yılmaz Erdoğan projeyle ilgili “Ahmet Uysal’ı kutluyorum. Hepimiz birçok konuyla ilgili çok konuşuyoruz ama onun kadar çok koşmuyoruz. Ahmet Uysal’ın katkısı, bilmenin yetmediği, yapabilmenin önemli olduğu çağımıza çok güzel bir örnek ” dedi. TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı ise bitiş çizgisini beraber geçen Erdoğan ve Uysal’a madalyalarını vererek teşekkür etti. Projenin kahramanı Ahmet H. Uysal finalin ardından duygularını şöyle özetledi: “Eğitime Koşar Adım diyerek yola çıktık, 57 gündür yoldayım. Bugün burada olduğum için çok mutluyum. Her şey eğitim ve çocuklarımız için. ”
Daha sonra Ahmet Uysal, koşu rotasında bulunan TEGV noktalarından topladığı parçalardan oluşan yapbozun son halkasını da Yılmaz Erdoğan ile yerleştirdi. Böylece Büyük Anadolu Koşusu tablosu da ölümsüzleşti.
Rakamlarla Eğitime Koşar Adım
Ahmet H. Uysal, koşusu boyunca…
14 ilden geçti.
2 milyon adım attı.
250 litre su içti.
7 TEGV Birimi ziyaret etti.
116 gofret yedi.
Yolda 57 gece geçirdi.
Sıfır böcek ısırığıyla rotasını tamamladı.
Ahmet H. Uysal Kimdir?
Ahmet H. Uysal 1972 de Adana da doğdu. İlkoğrenimini İsmet İnönü İlkokulunda, Liseyi İstanbul Amerikan Robert Koleji’nde okudu. İTÜ İnşaat Mühendisliği üzerine Boston College da Finans Yüksek Lisansı yaptı. Bir süre Amerika’da mühendis olarak çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü. 2000 yılından bugüne İstanbul’da yaşıyor; bir kaç değişik sektörde girişimci olarak yatırımlar yapıyor. Evli ve iki çocuk babası. Hayalleri, çocuk sevgisi ve eğitim sevdası onu TEGV ile tanıştırdı. Siirt Pervari Öğrenim Birimi için TEGV bayrağını ilk Türk katılımcı olarak Kuzey Kutbu’na taşıdı ve Kuzey Kutbu Maratonu’nu bitirdi.
Şimdi Nisan 2018’de başlayacak yeni projesiyle Anadolu’yu eğitim aşkına Artvin'den Fethiye'ye koşacak.
Son Güncelleme: Perşembe, 07 Haziran 2018 11:23
Gösterim: 2615

