banner
banner
banner

Dershaneler ve yanlış algılar




“Dershane konusu siyasi tartışmaların gölgesinde konuşuldu. Dershaneler Türk Eğitim Sisteminin bir yarası mı yoksa yaraya sürülen bir merhem mi, bunun üzerinde durulmadı. Dershaneler ülkemizde önemli bir öğretim boşluğunu dolduruyor ve fırsat eşitliği sağlıyor. Kuruluşları Osmanlı’nın son dönemine kadar dayanan bu köklü kurumları eğitim sistemimizden dışlamak yerine onu sistemle daha iyi birleştirmek gerekir.”

Türkiye bir yılı daha dershane tartışmalarıyla geçirdi. Aslında dershane ve sınav sistemi tartışmaları sadece bu yıla özgü değildi. 12 Eylül dönemi de dahil olmak üzere her iktidar döneminde bu konu gündeme geldi. Çoğu zaman da tartışmalar konunun özüyle ilgili olmadı.

Dershane konusu siyasi tartışmaların gölgesinde konuşuldu. Dershaneler Türk Eğitim Sisteminin bir yarası mı yoksa yaraya sürülen bir merhem mi, bunun üzerinde durulmadı. Hastalığı önlemek yerine soruna ilaç üzerinden yaklaşıldı. Sanki ilacı yasaklarsak hastalık iyileşecekmiş gibi bir yaklaşım çıktı ortaya.

Türk eğitim sisteminde en büyük sorun devlet okullarının rekabetçi bir yapıda olmaması, öğretmen ve öğretim kalitesine yeterince önem verilmemesidir. Bu gerçek, dünyanın neredeyse her ülkesinde var olan dershanelerin ülkemizde apayrı bir işlev kazanması sonucunu doğurdu.

Uzun yıllar kamuoyu dershaneleri sadece Türkiye’de varmış gibi algıladı. Halbuki dershaneler her ülkede var. Farklı ülkelerde farklı isimler taşıyan ve işlevleri de değişik olan dershaneler ülkeler için önemli öğretim kurumları durumunda. ABD, Japonya, Güney Kore, Çin, Almanya, Yunanistan, Portekiz, İngiltere, Fransa gibi birçok gelişmiş ülkede dershane var ve bunların birçoğunda sayıları da Türkiye’dekinden fazla. Örneğin ABD’de yayınlarıyla birlikte cirosu 1 milyar doları geçen dershane zincirleri bile var. Nüfusu Türkiye’den az olup 37 bin dershanesi olan ülke var. Yani dershane sektörü sadece Türkiye’ye has değil. Ne yazık ki ülkemiz bunu son günlerdeki dershane tartışmalarıyla öğrendi.

Bir yanlış da eğitim sisteminin mükemmelleşmesi ve okul kalitelerinin eşit hale gelmesinin dershaneye ihtiyaç oluşturmayacağı algısı. Bir ülkede bütün okulların eğitim ve öğretmen kalitesi eşitlense de öğrencilerin bireysel farkları özel bir destek eğitimine ihtiyaç doğuracak. Her insanın öğrenme hızı, algılama gücü ve düşünme fonksiyonları aynı değil. Bazı insanlar okulda tek seferde öğrenir, bazıları okulda ve dershanede dinleyince öğrenir, bazıları da ancak kendisine birebir anlatılınca öğrenir. Yani öğrencilerin bireysel farkları, bireye özgü eğitim fırsatlarını da gerektiriyor. Bazı Avrupa ülkelerinde 4-8 kişilik gruplar halinde takviye yapan dershaneler yaygın. Almanya’da sayıları 3 bin’i aşan “nachhilfe”ler bunun en belirgin örneği.

Fırsat eşitsizliğini önlemede hayati öneme sahip

Dershaneler özellikle ülkemiz için gerekli ve önemli kuruluşlar. Ülkemizde okul ve öğretmen kaliteleri farklılık gösteriyor. Bölgesel ve yerel kalite farkları da belirgin. Ülke geneline yayılan dershaneler bu farklılıklar nedeniyle oluşan fırsat eşitsizliğini önlemede hayati bir işleve sahip.

Dershanelerin yaygınlaşması büyük kentler ile taşra arasındaki derin uçurumları ortadan kaldırdı, Anadolu’nun kıt imkanlı kentlerinden çok başarılı öğrenciler ortaya çıkardı. Aynı durum büyük kentlerin merkezi semtleriyle varoşları için de geçerli.

Dershanelerle ilgili bir yanlış algı da bu kurumların sadece test pratiği öğrettiği. Dershaneler ilkokuldan itibaren eksik bırakılmış birçok temel bilgiyi kısa süre içerisinde tamamlayan kuruluşlar. Öğrenciler imlayı, noktalama işaretlerini, dil yanlışlarını, dilbilgisini, orantıyı, üslü sayıları, limiti, türevi, integrali, Türkiye’nin bölgelerini, doğal kaynaklarını, kimyanın ve fiziğin temel yasalarını, daha binlerce kavramı ve temel bilgiyi dershanelerde öğreniyor ya da takviye ediyor. Test çözme sadece bunların geri bildirimi olarak yapılıyor.

Dershanelerde bilgi birikimini artırmanın yanı sıra, rehberlik, koçluk ve mentorluk uygulamaları da başarıyı artırıyor. Bugün çoğu dershanede okuma saatleri, hızlı okuma kursları, bilimsel olimpiyat hazırlıkları da yapılıyor.

Dershaneler sanıldığı ya da sunulduğu gibi pahalı hizmet sunan, erişilmez kurumlar da değil. Ortalama dershane ücretleri 1000 TL ile 4 bin TL arasında. Anadolu’da birçok şehirde öğrenci aylık 100 TL taksitle dershaneye gidebiliyor. Yapılan araştırmalarda dershaneye devam eden öğrencilerin yüzde 60’ı aylık geliri 1500 TL’nin altında olan velilerin çocuklarıdır. Bu da dershanelerden hangi kesimin yararlandığının çok açık bir göstergesidir. Yüksek gelir düzeyindeki ailelerin çoğu çocuklarına birebir ders aldırtmaktadır.

Sözün özü dershaneler ülkemizde önemli bir öğretim boşluğunu dolduruyor ve fırsat eşitliği sağlıyor. Kuruluşları Osmanlı’nın son dönemine kadar dayanan bu köklü kurumları eğitim sistemimizden dışlamak yerine onu sistemle daha iyi birleştirmek gerekir.

Dershaneleri siyasi tartışmaların dışında ele almak, onları Türk eğitim sisteminin kalitesini artırmak yönünde seferber etmek gerekir. Aksi halde zaten bir ihtiyaç olan dershaneler illegal olarak devam edecek ve bakanlığımızın bunları kontrol etmesi de mümkün olmayacaktır. Bu bir kehanet değildir. Şu anda dershane sayısından fazla olan kaçak grup dershaneleri gelecekte olacakları tahmin etmeye yeter sanırım.

İbrahim Taşel

Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurul Başkanı

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.