Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Yüksek teknolojik özelliklere sahip "akıllı telefonların" genellikle standart okuma mesafesi olan 40-50 santimetreden daha yakında tutulduğu ve sıklıkla daha küçük cisimleri görmek için zorladığı gerekçesiyle, uzak görme yeteneği bozabildiği belirtiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Emrah Altıparmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında uzağı görememe olarak bilinen "miyop"un toplumda en sık görülen kırma kusurlarından biri olduğunu söyledi.
Anne veya babası miyop olan çocuk ve gençlerde daha yüksek miyopi numaraları ile sık karşılaşıldığına dikkati çeken Altıparmak, ailesel yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de göz hastalıklarına neden olduğunu vurguladı.
Altıparmak, "Günümüzde, çocuklarımız zaten yoğun biçimde okul, ders ve proje gibi aktiviteler nedeniyle bilgisayar kullanıyor, okuyorlar. Buna son yıllarda akıllı telefonlar da eklendi. Özellikle akıllı telefonlar, çocuğun gözlerini bozabiliyor, miyopiyi hızlandırabiliyor. Bu nedenle ailelerin akıllı telefon kullanan çocuklarına kullanım süresiyle ilgili sınırlamalar getirmesi gerekiyor" uyarısında bulundu.
Akıllı telefonlar uzağı görme yeteneğini bozabiliyor"
Bazı çalışmalarda "bir kuşaktan sonrakine daha sık miyoplaşma görüldüğü, hatta ülkedeki eğitim düzeyinin artması, sanayileşme ve teknolojik ilerlemenin yaygınlaşmasına bağlı olarak da miyopinin daha sık ortaya çıktığının gösterildiğini" anlatan Altıparmak, şunları kaydetti:
"Bu da miyopinin gelişmesi ile artan eğitim düzeyinin, uzayan yakın çalışma (okuma, bilgisayar) saatlerinin artmasının etkisi olabileceğini düşündürüyor.
Son yıllarda giderek daha yaygın kullanılan, hatta herkesin günlük hayatının parçası haline gelen akıllı telefonların da miyopinin tetiklenmesinde ve artmasında etken olabilir.
Günlük yaşamdaki mevcut yakın çalışma yüküne ek olarak, gözlerimizi daha da yakın bir faaliyete zorlayan bu cihazlar, genellikle standart okuma mesafesi olan 40-50 santimetreden daha yakında tutuluyor, sıklıkla da daha küçük cisimleri görmek için bizleri zorluyor. Bu da miyopinin ortaya çıkmasında ve ilerlemesinde yepyeni bir risk faktörü olabiliyor. Akıllı telefon kullanıcıları sürekli cihazlarının ekranına bakınca uzak görme yetenekleri bozulabiliyor."
"Çocuklara sınırlama getirin"
Altıparmak, özellikle göz numarasının aktif olarak değiştiği ve gözde "emetropizasyon" adı verilen numaranın, doğal gelişim süresi içinde düzene girdiği ilk 9-18 aylık sürede bebekleri, bu tür cihazlardan uzak tutmanın yararlı olacağının altını çizerek, şöyle devam etti:
"Emetropizasyonın azalarak da olsa sürdüğü ilk 8-10 yaş ve hatta sonrası döneminde de çocuklarımızı bu tür cihazlardan mümkün olduğunca belli kurallar koyarak ve süre sınırları getirerek faydalandırmak önemli olabilir. Miyop olmayan çocuğun miyoplaşma riskini bu şekilde azaltabilir, miyop olan çocuğun da numara artış hızını bu şekilde yavaşlatabiliriz."
"Çocuğun dış aktivitelerle ilgilenmesi 'miyopi' riskini azaltıyor"
Altıparmak, açık havada daha çok zaman geçiren çocuklarda miyopinin daha seyrek görüldüğünü ortaya koyan çalışmaların da literatüre girdiğini belirterek, "Özellikle görme kusurlarının aktif olarak değiştiği ilk 8-10 yaş döneminde çocukların dış aktivitelerle daha sık ilgilenmelerinin miyopi gelişim riskini azalttıyor" diye konuştu.
İngilizler de yüzde 35 artış
İngiltere Focus Kliniği'nden doktor David Allamby ise bloğunda paylaştığı araştırmasında, akıllı telefonlar dolayısıyla miyop sorunlu hasta sayısında yüzde 35'lik bir artış olduğunu bildirdi.
Allamby, artışın akıllı telefonların yayılmaya başladığı 1997 yılından bugüne kadar olduğuna işaret etti. Allamby, kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirmemesi durumunda önümüzdeki 10 yılda yüzde 50 artmış olacağı uyarısında bulundu.
David Allamby, eskiden sadece televizyon sonra hem televizyon hem bilgisayar bugün ise akıllı cep telefonları ya da tablet bilgisayarlarından oluşan üçlünün gözler için kalıcı tehlike yarattığını kaydetti.
Allamby'nin araştırmasına göre miyop tedavisi için kendisine gelen hastalar cep telefonlarını yüzlerinden ortalama 30 cm uzaktan kullanıyor. Allamby, bazı kişilerde ise 18 cm gibi çok yakın ölçekleri tespit ettiğini vurgularken gazete, kitap ya da benzeri şeylerin en az 40 cm uzaktan okunması gerektiğini bildirdi. David Allamby, güneş ışığının ekrandaki yansıma etkileri dolayısıyla dış mekanda daha az cep telefonu kullanılmasını da önerdi.
Doktor Allamby, çocukların ne kadar geç cep telefonu sahibi olursa miyop sıkıntısından o kadar uzak olacağını belirterek ebeveynleri de uyardı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Yüksek teknolojik özelliklere sahip "akıllı telefonların" genellikle standart okuma mesafesi olan 40-50 santimetreden daha yakında tutulduğu ve sıklıkla daha küçük cisimleri görmek için zorladığı gerekçesiyle, uzak görme yeteneği bozabildiği belirtiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Emrah Altıparmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında uzağı görememe olarak bilinen "miyop"un toplumda en sık görülen kırma kusurlarından biri olduğunu söyledi.
Anne veya babası miyop olan çocuk ve gençlerde daha yüksek miyopi numaraları ile sık karşılaşıldığına dikkati çeken Altıparmak, ailesel yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de göz hastalıklarına neden olduğunu vurguladı.
Altıparmak, "Günümüzde, çocuklarımız zaten yoğun biçimde okul, ders ve proje gibi aktiviteler nedeniyle bilgisayar kullanıyor, okuyorlar. Buna son yıllarda akıllı telefonlar da eklendi. Özellikle akıllı telefonlar, çocuğun gözlerini bozabiliyor, miyopiyi hızlandırabiliyor. Bu nedenle ailelerin akıllı telefon kullanan çocuklarına kullanım süresiyle ilgili sınırlamalar getirmesi gerekiyor" uyarısında bulundu.
Akıllı telefonlar uzağı görme yeteneğini bozabiliyor"
Bazı çalışmalarda "bir kuşaktan sonrakine daha sık miyoplaşma görüldüğü, hatta ülkedeki eğitim düzeyinin artması, sanayileşme ve teknolojik ilerlemenin yaygınlaşmasına bağlı olarak da miyopinin daha sık ortaya çıktığının gösterildiğini" anlatan Altıparmak, şunları kaydetti:
"Bu da miyopinin gelişmesi ile artan eğitim düzeyinin, uzayan yakın çalışma (okuma, bilgisayar) saatlerinin artmasının etkisi olabileceğini düşündürüyor.
Son yıllarda giderek daha yaygın kullanılan, hatta herkesin günlük hayatının parçası haline gelen akıllı telefonların da miyopinin tetiklenmesinde ve artmasında etken olabilir.
Günlük yaşamdaki mevcut yakın çalışma yüküne ek olarak, gözlerimizi daha da yakın bir faaliyete zorlayan bu cihazlar, genellikle standart okuma mesafesi olan 40-50 santimetreden daha yakında tutuluyor, sıklıkla da daha küçük cisimleri görmek için bizleri zorluyor. Bu da miyopinin ortaya çıkmasında ve ilerlemesinde yepyeni bir risk faktörü olabiliyor. Akıllı telefon kullanıcıları sürekli cihazlarının ekranına bakınca uzak görme yetenekleri bozulabiliyor."
"Çocuklara sınırlama getirin"
Altıparmak, özellikle göz numarasının aktif olarak değiştiği ve gözde "emetropizasyon" adı verilen numaranın, doğal gelişim süresi içinde düzene girdiği ilk 9-18 aylık sürede bebekleri, bu tür cihazlardan uzak tutmanın yararlı olacağının altını çizerek, şöyle devam etti:
"Emetropizasyonın azalarak da olsa sürdüğü ilk 8-10 yaş ve hatta sonrası döneminde de çocuklarımızı bu tür cihazlardan mümkün olduğunca belli kurallar koyarak ve süre sınırları getirerek faydalandırmak önemli olabilir. Miyop olmayan çocuğun miyoplaşma riskini bu şekilde azaltabilir, miyop olan çocuğun da numara artış hızını bu şekilde yavaşlatabiliriz."
"Çocuğun dış aktivitelerle ilgilenmesi 'miyopi' riskini azaltıyor"
Altıparmak, açık havada daha çok zaman geçiren çocuklarda miyopinin daha seyrek görüldüğünü ortaya koyan çalışmaların da literatüre girdiğini belirterek, "Özellikle görme kusurlarının aktif olarak değiştiği ilk 8-10 yaş döneminde çocukların dış aktivitelerle daha sık ilgilenmelerinin miyopi gelişim riskini azalttıyor" diye konuştu.
İngilizler de yüzde 35 artış
İngiltere Focus Kliniği'nden doktor David Allamby ise bloğunda paylaştığı araştırmasında, akıllı telefonlar dolayısıyla miyop sorunlu hasta sayısında yüzde 35'lik bir artış olduğunu bildirdi.
Allamby, artışın akıllı telefonların yayılmaya başladığı 1997 yılından bugüne kadar olduğuna işaret etti. Allamby, kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirmemesi durumunda önümüzdeki 10 yılda yüzde 50 artmış olacağı uyarısında bulundu.
David Allamby, eskiden sadece televizyon sonra hem televizyon hem bilgisayar bugün ise akıllı cep telefonları ya da tablet bilgisayarlarından oluşan üçlünün gözler için kalıcı tehlike yarattığını kaydetti.
Allamby'nin araştırmasına göre miyop tedavisi için kendisine gelen hastalar cep telefonlarını yüzlerinden ortalama 30 cm uzaktan kullanıyor. Allamby, bazı kişilerde ise 18 cm gibi çok yakın ölçekleri tespit ettiğini vurgularken gazete, kitap ya da benzeri şeylerin en az 40 cm uzaktan okunması gerektiğini bildirdi. David Allamby, güneş ışığının ekrandaki yansıma etkileri dolayısıyla dış mekanda daha az cep telefonu kullanılmasını da önerdi.
Doktor Allamby, çocukların ne kadar geç cep telefonu sahibi olursa miyop sıkıntısından o kadar uzak olacağını belirterek ebeveynleri de uyardı.
Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Kasım 2013 07:09
Gösterim: 934
İki dil konuşmanın bunamayı geciktirebileceği belirlendi. Yapılan araştırma iki dil konuşanlarda bunamanın tek dil konuşanlardan 4, 5 yıl geç ortaya çıktığını gösterdi.
İskoçya'nın Edinbourgh Üniversitesi'nden bilim adamlarının Hindistan'daki Nizam Tıp Bilimleri Enstitüsü'nden meslektaşlarıyla yaptığı araştırma, iki dil konuşanlarda bunamanın tek dil konuşanlardan 4,5 yıl geç ortaya çıktığını gösterdi.
Araştırmaya imza atanlardan Suvarna Alladi, iki dil konuşmanın beyindeki yönetsel fonksiyonların ve dikkat idaresinin daha fazla gelişmesini sağladığını, dolayısıyla erken bunama riskini azaltıyor olabileceğini vurguladı.
Araştırmaya ortalama 66 yaşında bunama teşhisi koyulan, 391'i iki ve daha fazla dil konuşan 648 Hintli katıldı.
Yüzde 14'ü okuma-yazma bilmeyen bu kişilerden 240'ının Alzheimer, 189'unun damarsal nedenli bunama, 116'sının frontotemporal bunamaya yakalandığı belirtildi.
Eğitim, cinsiyet, meslek, yaşam yeri gibi etkenlerden bağımsız olarak iki dil konuşanların, bu bunama türlerine tek dil konuşanlardan daha geç yakalandığı görüldü. Farkın okumayı bilmeyenlerde bile görüldüğünü vurgulayan bilim adamları, ikiden fazla dil konuşmanın ise ek fayda sağlamadığını ifade etti.
Alladi, sonuçların, etnik, kültür ve dil kullanım şekilleri konusunda bugüne kadar konuyla ilgili yapılan araştırmalardan çok farklı olarak, iki dil konuşmanın "koruyucu etkisini" gözler önüne serdiğini belirtti.
Araştırmanın sonuçları "Neurology" dergisinde yayımlandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
İki dil konuşmanın bunamayı geciktirebileceği belirlendi. Yapılan araştırma iki dil konuşanlarda bunamanın tek dil konuşanlardan 4, 5 yıl geç ortaya çıktığını gösterdi.
İskoçya'nın Edinbourgh Üniversitesi'nden bilim adamlarının Hindistan'daki Nizam Tıp Bilimleri Enstitüsü'nden meslektaşlarıyla yaptığı araştırma, iki dil konuşanlarda bunamanın tek dil konuşanlardan 4,5 yıl geç ortaya çıktığını gösterdi.
Araştırmaya imza atanlardan Suvarna Alladi, iki dil konuşmanın beyindeki yönetsel fonksiyonların ve dikkat idaresinin daha fazla gelişmesini sağladığını, dolayısıyla erken bunama riskini azaltıyor olabileceğini vurguladı.
Araştırmaya ortalama 66 yaşında bunama teşhisi koyulan, 391'i iki ve daha fazla dil konuşan 648 Hintli katıldı.
Yüzde 14'ü okuma-yazma bilmeyen bu kişilerden 240'ının Alzheimer, 189'unun damarsal nedenli bunama, 116'sının frontotemporal bunamaya yakalandığı belirtildi.
Eğitim, cinsiyet, meslek, yaşam yeri gibi etkenlerden bağımsız olarak iki dil konuşanların, bu bunama türlerine tek dil konuşanlardan daha geç yakalandığı görüldü. Farkın okumayı bilmeyenlerde bile görüldüğünü vurgulayan bilim adamları, ikiden fazla dil konuşmanın ise ek fayda sağlamadığını ifade etti.
Alladi, sonuçların, etnik, kültür ve dil kullanım şekilleri konusunda bugüne kadar konuyla ilgili yapılan araştırmalardan çok farklı olarak, iki dil konuşmanın "koruyucu etkisini" gözler önüne serdiğini belirtti.
Araştırmanın sonuçları "Neurology" dergisinde yayımlandı.
Son Güncelleme: Cuma, 08 Kasım 2013 11:27
Gösterim: 872
East Anglia Üniversitesi'nce yapılan araştırmada, "dünyanın sonunun yaklaşık 1,75 milyar yıl daha gelmeyeceği" tahmininde bulunuldu
İngiltere'de yapılan bir araştırmada, dünyanın sonunun yaklaşık 1,75 milyar yıl daha gelmeyeceği tahmininde bulunuldu.
East Anglia Üniversitesi (UEA) Çevre Bilimleri Fakültesi'nce yapılan araştırmada, galaksi dışındaki gezegenler incelenerek, dünyanın ne kadar sürede "yaşama elverişsiz" hale gelebileceği tespit edilmeye çalışıldı.
Sonuçları "Astrobiology" dergisinde yayımlanan araştırmada, giderek ısınan yıldızların, dünyanın da içinde bulunduğu yedi gezegendeki "yaşanabilir bölgeler" üzerindeki etkileri incelendi.
Araştırmayı yürüten Andrew Rushby, basına yaptığı açıklamada, "Araştırmaya göre, yaklaşık 1,75 milyar yıl sonra dünyadaki koşullar insanların yaşamına elverişli olmayacak. Güneş büyüyecek, sıcaklıklar artacak ve okyanuslar buharlaşacak. Koşullar, insan yaşamının sürmesi için imkansız hale gelecek. Ama araştırmada insan eliyle oluşan iklim değişikliği ya da bir göktaşının çarpması veya nükleer savaş gibi insan yaşamını yok edebilecek ihtimaller dikkate alınmadı" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
East Anglia Üniversitesi'nce yapılan araştırmada, "dünyanın sonunun yaklaşık 1,75 milyar yıl daha gelmeyeceği" tahmininde bulunuldu
İngiltere'de yapılan bir araştırmada, dünyanın sonunun yaklaşık 1,75 milyar yıl daha gelmeyeceği tahmininde bulunuldu.
East Anglia Üniversitesi (UEA) Çevre Bilimleri Fakültesi'nce yapılan araştırmada, galaksi dışındaki gezegenler incelenerek, dünyanın ne kadar sürede "yaşama elverişsiz" hale gelebileceği tespit edilmeye çalışıldı.
Sonuçları "Astrobiology" dergisinde yayımlanan araştırmada, giderek ısınan yıldızların, dünyanın da içinde bulunduğu yedi gezegendeki "yaşanabilir bölgeler" üzerindeki etkileri incelendi.
Araştırmayı yürüten Andrew Rushby, basına yaptığı açıklamada, "Araştırmaya göre, yaklaşık 1,75 milyar yıl sonra dünyadaki koşullar insanların yaşamına elverişli olmayacak. Güneş büyüyecek, sıcaklıklar artacak ve okyanuslar buharlaşacak. Koşullar, insan yaşamının sürmesi için imkansız hale gelecek. Ama araştırmada insan eliyle oluşan iklim değişikliği ya da bir göktaşının çarpması veya nükleer savaş gibi insan yaşamını yok edebilecek ihtimaller dikkate alınmadı" dedi.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Eylül 2013 08:19
Gösterim: 1096
Öğlen bir saat uyuyan çocukların öğrenme becerisinin arttığı belirlendi
Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre öğle yemeğinden sonra bir saat uyuyan çocukların öğrenme becerisinin arttığı belirlendi.
Bilim adamlarının yaptığı araştırma, öğlen bir saat uyuyan 3-5 yaşındaki çocukların öğrendiklerini daha iyi hatırladığını gösterdi. Amerikalı araştırmacılar, öğle yemeğinden sonra uyuyan çocukların öğleden sonra görsel ve uzamsal başarılarının uyumayanlardan daha iyi olduğunu, olumlu etkinin ertesi gün de devam ettiğini belirtti. Ayrıca bu kişilerin öğrendiklerini daha fazla hatırladığı görüldü.
İnceleme ekibinde olan Rebecca Spencer, öğle uykusunun okul öncesi çocuklar için önemli olduğunun ilk kez kanıtlandığını belirtti.
Massachusetts Amherst Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırmanın sonuçları, “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayınlandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Öğlen bir saat uyuyan çocukların öğrenme becerisinin arttığı belirlendi
Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre öğle yemeğinden sonra bir saat uyuyan çocukların öğrenme becerisinin arttığı belirlendi.
Bilim adamlarının yaptığı araştırma, öğlen bir saat uyuyan 3-5 yaşındaki çocukların öğrendiklerini daha iyi hatırladığını gösterdi. Amerikalı araştırmacılar, öğle yemeğinden sonra uyuyan çocukların öğleden sonra görsel ve uzamsal başarılarının uyumayanlardan daha iyi olduğunu, olumlu etkinin ertesi gün de devam ettiğini belirtti. Ayrıca bu kişilerin öğrendiklerini daha fazla hatırladığı görüldü.
İnceleme ekibinde olan Rebecca Spencer, öğle uykusunun okul öncesi çocuklar için önemli olduğunun ilk kez kanıtlandığını belirtti.
Massachusetts Amherst Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırmanın sonuçları, “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayınlandı.
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Eylül 2013 08:31
Gösterim: 939
Keyif için kitap okuyan çocukların, nadiren kitap okuyanlara kıyasla matematikte ve dil kullanımında daha başarılı olduğu ortaya çıktı
İngiltere'de yapılan bir araştırma, keyifle kitap okuyan çocukların, derslerinde daha başarılı olduğunu ortaya koydu.
Londra Üniversitesi Eğitim Enstitüsü (IOE) tarafından yapılan çalışmada, yaşları 5, 10 ve 16 olan çocukların kitap okuma alışkanlıkları ve ders notları uzun süreli incelemeye alındı. Keyif için kitap okuyan çocukların, nadiren kitap okuyanlara kıyasla matematikte ve dil kullanımında daha başarılı olduğunu gösteren araştırmadan, düzenli okuma, kütüphaneye gitme ve gazete takip etmenin çocuğun derslerdeki başarısında, ailesinin eğitim düzeyinden daha etkili olduğu sonucu da çıktı.
Projeyi yöneten Alice Sullivan, çocukların keyif için kitap okuma oranının giderek azaldığına, bunun önemli bir nedeninin de internet ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin fazlalığı olduğuna işaret ediyor. Araştırmanın en ilginç sonucunun kitap okumanın matematik dersine olumlu yansıması olduğuna da değinen Sullivan, "güçlü okuma becerilerine" sahip çocukların, tüm alanlarda yeni bilgiyi almaya ve özümsemeye daha yatkın olabileceğini düşünüyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Keyif için kitap okuyan çocukların, nadiren kitap okuyanlara kıyasla matematikte ve dil kullanımında daha başarılı olduğu ortaya çıktı
İngiltere'de yapılan bir araştırma, keyifle kitap okuyan çocukların, derslerinde daha başarılı olduğunu ortaya koydu.
Londra Üniversitesi Eğitim Enstitüsü (IOE) tarafından yapılan çalışmada, yaşları 5, 10 ve 16 olan çocukların kitap okuma alışkanlıkları ve ders notları uzun süreli incelemeye alındı. Keyif için kitap okuyan çocukların, nadiren kitap okuyanlara kıyasla matematikte ve dil kullanımında daha başarılı olduğunu gösteren araştırmadan, düzenli okuma, kütüphaneye gitme ve gazete takip etmenin çocuğun derslerdeki başarısında, ailesinin eğitim düzeyinden daha etkili olduğu sonucu da çıktı.
Projeyi yöneten Alice Sullivan, çocukların keyif için kitap okuma oranının giderek azaldığına, bunun önemli bir nedeninin de internet ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin fazlalığı olduğuna işaret ediyor. Araştırmanın en ilginç sonucunun kitap okumanın matematik dersine olumlu yansıması olduğuna da değinen Sullivan, "güçlü okuma becerilerine" sahip çocukların, tüm alanlarda yeni bilgiyi almaya ve özümsemeye daha yatkın olabileceğini düşünüyor.
Son Güncelleme: Cuma, 13 Eylül 2013 11:22
Gösterim: 2702

