Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanı Avcı, katıldığı bir televizyon programında din dersinden, Osmanlıca'ya, öğretmen atamalarından, dershanelere eğitim gündemine dair merak edilenleri cevapladı.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Kanal 7’de yayınlanan Başkent Kulisi Programında eğitim gündemini değerlendirdi.

Eğitim politikanız, eğitim felsefeniz, Türkiye’nin gelecek nesilleriyle ilgili hedefleriniz hangi hedeflerle hareket ediyorsunuz, nasıl bir gelecek şey istiyorsunuz? sorusuna Bakan Avcı, ”Şimdi aslında bu sorduğunuz sorunun cevabını 3 yıldan beri anlatıyoruz. Ama buna rağmen hala birtakım klişeler üzerinden Millî Eğitimimiz, öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz bir şekilde yaylım ateşine tutuluyor. Tane tane anlatıyoruz, yine anlatalım; 4+4+4 düzenlemesi sırasında da söylediğimiz gibi, okul bugün 19’uncu ve 20’nci yüzyılda olduğu gibi bilginin yegâna kaynağı değil. Evet, 19’uncu yüzyılda, 20’nci yüzyılda öğrenmenin, bilginin ilk adresi ve belki de son adresi okullardı, mekteplerdi, medreselerdi, üniversitelerdi. Ama günümüzde, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle iletişim teknolojilerindeki, enformasyon teknolojilerindeki, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin de olağanüstü katkısıyla artık eğitim sistemleri, yani okul düzenleri eğitimin ve bilgin tek kaynağı olmaktan çıktı. Eğitim hayat boyuna yayıldı. Eskiden sadece belli yaş dönemlerinde eğitim alınır algısı vardı.  Bugün herkesi her an ilgilendiren bir süreç haline geldi.” dedi.

Bu durumu yaşadığı bir örnekle açıklayan Bakan Avcı,” Bundan 25 yıl önce Hasan Celal Bey’in Millî Eğitim Bakanlığı döneminde, ben Bakanlıkta Müşavir olarak çalışırken, İstanbul’da Avrupa Konseyi Bakanlar Toplantısı yapmıştık. Toplantının konusu enformasyon teknolojileri ve eğitim sistemlerine etkileri idi. Yeni yeni eğitime uyarlanmaya başlamış olan bilgisayar teknolojilerinin eğitimi nasıl dönüştüreceğini tartıştığımız bir Avrupa Konseyi Bakanlar Toplantısı olmuştu. O zaman İngilizlerin hazırladığı raporun başındaki epigraf, bir giriş cümlesi, bizi kıskandırmıştı. Keşke bunu biz yapsaydık, biz akıl etseydik dediğimiz bir cümle vardı. İngilizlerin raporunun başında diyordu ki; bu raporda ileri sürülen görüşler 3 yıl için geçerlidir. Yani diyordu ki İngilizler; bu alandaki teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki, bizim bununla ilgili yaptığımız kestirimler, tahminler, öngörüler 3 yıl içinde yerini yenilerine bırakacak.  Şimdi eğitim teknolojileri, enformasyon teknolojileri, iletişim teknolojileri en hızlı gelişen teknolojiler. Zaten dünya ölçeğinde de hangi firmaların nasıl sıfırdan hızla yukarıya doğru değer kazandıklarına baktığınız zaman da bunu görebiliyorsunuz. Artık imalat veya tarımdan ziyade, onların önemi devam ediyor, ama değişim hızı itibarıyla bu teknolojiler, dolayısıyla eğitim en hızlı değişmesi gereken sektörlerden biri, teknolojiler değişiyor, metotlar değişiyor, beklentiler değişiyor.” dedi.

‘Türkiye Çok Milletli Bir Osmanlı Bakiyesidir’

Bakan Avcı, “Tarihten ve coğrafyadan kaçılmaz. Biz bir İmparatorluk bakiyesiyiz. Egemen unsur Müslüman Türklerdir ve Osmanlı bir Müslüman Türk Devletidir, ama içinde farklı etnisiteleri barındıran, farklı inanç gruplarını barındıran bir dünya devletidir. Bunun bize yüklediği sorumluluklar vardır siz almak isteseniz de, istemeseniz de. İşte Suriye’de bir karışıklık olur oradan bakiyemiz buraya akmaya başlar, Irak’ta bir sıkıntı olur oradaki insanın ilk yüzünü çevirdiği melce burasıdır. Balkanlar için bu böyledir, Kafkaslar için böyledir, Afrika için böyledir, dünyanın neresinde bu Osmanlı hinterlandı dediğimiz bizim geniş coğrafyamızda ve onun komşu mücavir bölgelerinde olup biten her şey bugün hala sizi sorumlu tutar, isteseniz de böyledir, istemeseniz de böyledir. Onun için, bundan kaçamazsınız. Bunun gereklerini yapmak için ne yapmamız gerekir, ona bakmamız gerekir; eğitimle ilgili tasarruflarımızın içinde bu da vardır." dedi.

‘1923’ten Önce Değişen Sadece Rejimdir Devlet Bakidir’

Osmanlıca’nın tekrar gündeme gelmesinin nedenine dair soruya Bakan Avcı, ”Çocuklarımız geriye baktıkları zaman 1923’te takılıp kalmazlar böyle bir uygulamayla, 1923’den önce de bizim devletimiz vardı. Rejimler değişir, ama devlet devam eder, devletin devamlılığı esastır; Türk Devleti devam etmektedir. Rejim değişiklikleri olur, olmuştur, 1923’teki rejim değişikliğidir, ama bu bizim tarihimizle, coğrafyamızla bağlarımızı koparacak kadar da radikal bir şey değildir. Atilla İlhan bugün rahmet istedi, ben sana mecburum diyor ya, biz buna mecburuz. Dolayısıyla, efendice bunun gereklerini kabul edip buna kendimizi hazırlayıp, bununla ilgili nasıl bir donanım gerekiyorsa çocuklarımıza o donanımı kazandırmamız gerekir. “ dedi.

‘Osmanlıcaya Çok Talep Var’

Osmanlı Türkçesinin öğrenilmesinin öyle çok radikal, bütün bir dünyayı değiştirecek bir uygulama olamadığını belirten Bakan Avcı,” Dillerin, alfabelerin, yazıların, kültürlerin toplumun gözeneklerine nüfuz etmesi gündelik hayatla da çok yakından ilgilidir. Dolayısıyla, orada hayat kendini neye zorlarsa o kendi akış yolunu bulur. Osmanlıca eğitimini dayatmaya gerek yok, çünkü çocuklar çok istiyorlar. Zorunlu yapmaya gerek yok, çünkü talep çok yüksek. Bırakın okullarımızı, hafta sonlarında açtığımız kurslarda da Osmanlıca öğrenmek isteyen vatandaşımızın sayısı 175 bini geçti.” dedi.

‘Zihniyet Dönüşümü Gerekli’

Eğitim gibi toplumun her kesimini çok yakından ilgilendiren alanlarda yapılacak reformların başarılı olabilmesi için olabildiğince bir uzlaşı, bir mutabakat sağlanması gerektiğini vurgulayan Bakan Avcı,  “Toplumun olabildiğince geniş kesimi tarafından yapmak istediklerinizin gerçek mahiyetinin anlaşılmasını için bir zihniyet dönüşümünü gerekir. Onun için biz 2002’den beri önce zihniyet dönüşümünün üzerinde duruyoruz. Çünkü insanların neyi, niçin ve nasıl yaptığımızı anlamaları gerekli.” dedi.

‘Bütçeden En Büyük Payı Eğitime Ayırıyoruz’

Bazı reformların geçmişte yapılamayışının sebebinin maddi imkânların oluşamaması olduğunu belirten Bakan Avcı, “Şimdi geçmişte niye bunlar yapılamadı diye geçmişteki seleflerimi de suçlamak istemem. 2002’de savunma bütçesi, eğitim bütçesinin yaklaşık 2,5 katıydı. Şimdi biz bütçedeki en büyük payı eğitime ayırıyoruz.  Bu durum okul, derslik, spor salonu, laboratuvar, yurt, pansiyon gibi altyapı yatırımları ile eğitim yöneticilerimize ve öğretmenlerimize yapılan beşeri yatırımları beraberinde getiriyor. 2002’de 450 bin olan öğretmen sayımız  bugün 852 bin, yani bugün görev yapmakta olan 2 öğretmenden biri bizim göreve başlattığımız öğretmenler. “ dedi.

‘Gerekli Savunmamızı Yaptık’

Bakan Avcı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleri dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğine karar vermesiyle ilgili olarak ‘Gerekli savunmamızı yaptık. Dosya büyük divanda’ dedi.

Bakan Avcı, “AİHM’den önce din dersini kendi içimizde tartışmalıyız. Kendimizi ikna edebilmiş miyiz? Buna bakmalıyız. 1982 Anayasası ile birlikte din dersi okullarda okutuluyor. Bu belli bir dinin ya da mezhebin dersi olarak değil, din kültürü dersi olarak ilgili maddede geçiyor. Fakat işleyiş böyle olmamış. Bunu kendi yapımıza uygun bir biçime sokmalıyız. Çoğulculukla ilgili düzenlemelerin üzerine gitmeliyiz. Bu konuda adımlar attık. Bunlar yeterli bulunmuyor. Herkes dinini, mezhebini ve başka inanış biçimlerini seçebileceği dersler üzerinden öğrensin istiyoruz.” dedi.

Her Yıl 1 Milyon 300 Bin Öğrenci Ortaokuldan Liseye Geçiyor

Her yıl 1.300.000 öğrencinin ortaokuldan liseye geçtiğini söyleyen Bakan Avcı, “1 milyon 300 bin çocuğumuz her yıl liseye geçiyor. 1 milyon 300 bin ne demek? Şimdi böyle rakamları söylediğiniz zaman insanların bunu zihninde canlandırması zor olabiliyor, iki tane Türk Ordusu demek. Bütün Türk Ordusunu düşünün, iki tane Türk Ordusu çapında nüfus ortaokulu bitiriyor, bir senede liseye geçiyor.

Bu geçişi okullara nasıl dağıtacağız? Bizim 6 tane okul türümüz var; fen liselerimiz var, sosyal bilimler liselerimiz var, Anadolu liselerimiz var, Anadolu imam hatip liselerimiz var, Anadolu meslek liselerimiz var ve çok programlı liselerimiz var, bu 6 okul türüne bu öğrencilerimizi yerleştiriyoruz." dedi.

Dershanelerin Dönüşümüne Yüzde 60’ın Üzerinde Kabul Var

Anayasa Mahkemesi’nin dershanelerin dönüşüm kararının iptali hali halinde neler olabileceğine dair soruya Bakan Avcı: “Mahkeme Eğitim sistemine ciddi bir sıkıntı yüklemiş olur Ve bu ihtimali de gözeterek ben zaten Anayasa Mahkemesine ne yaptığımızı şifahen anlatmak üzere de bir yazı gönderdim. Mevcut yasa 1 Eylül 2015 tarihinden sonra dershane adı altında herhangi bir kurum işletmeyi yasaklıyor. Biz mevcut dershanelere dönüşüm sürecinde kolaylıklar tanıdık, onlara arazi teşviki, kredi kolaylığı gibi çeşitli teşviklerde bulunduk. Biz bütün bu süreci olabildiğince bütün dershane işletmecilerini temsil eden kuruluşları işin içine katarak yürütmeye çalıştık. Hepsiyle bir arada uzun uzun görüştük, tartıştık. Onlar bu konuyla ilgili çekincelerini, itirazlarını dile getirdiler. Bunlardan bizim açımızdan makul olanlarını, yani itirazlarından ve çekincelerinden bizim de makul bulduklarımızı uygulamaya yansıtacak şekilde yasaya da, yönetmeliğe de onları koymaya çalıştık.”

Belli çekincelerinin giderilmesi şartıyla dershanelerin dönüşüm sürecine evet diyenlerin oranın toplam sektörün yüzde 60’ından fazlası olduğunu belirten Bakan Avcı,” Biz de onların makul olanlarını, karşılanabilir nitelikte olanları, değerlendirdik. Nitekim birinci fazdaki talepler, yani dönüşme talepleri beklediğimizin üzerinde.” dedi.

Ocakta Ayında 15 Bin Atama

Ocak ayında yapılacak olan 15 bin öğretmen ataması ile ilişkili soruya Bakan Avcı,” Ocak’ta 15 bin yeni öğretmen alınacak, sonra Ağustos’ta inşallah devam edecek. Bunların dağılımı, branşlara göre dağılımı hemen hemen hiçbir branş adayını, memnun edemiyor. Çünkü herkes kendi branşına en büyük payın ayrılmasını istiyor. Bizim 70’e yakın branşımız var. Dolayısıyla her birinden 5’er bin alsanız en az 350 bin tane öğretmen almanız lazım. Halbuki Ocak ayı için elimizdeki 15 bin kişi. Bunları nasıl yapıyoruz? Açıklarımıza bakıyoruz, hangi branşta ne kadar öğretmene ihtiyacımız var ve sonra illere bakarak bunu değerlendiriyoruz. Herhangi bir branşın lehine veya aleyhine bir önyargıyla yaklaşmıyoruz. İhtiyacımıza bakarak bunları oransal bir şekilde branşlara dağıtıyoruz.” dedi.

> Bakan Avcı’dan önemli açıklamalar

Milli Eğitim Bakanı Avcı, katıldığı bir televizyon programında din dersinden, Osmanlıca'ya, öğretmen atamalarından, dershanelere eğitim gündemine dair merak edilenleri cevapladı.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Kanal 7’de yayınlanan Başkent Kulisi Programında eğitim gündemini değerlendirdi.

Eğitim politikanız, eğitim felsefeniz, Türkiye’nin gelecek nesilleriyle ilgili hedefleriniz hangi hedeflerle hareket ediyorsunuz, nasıl bir gelecek şey istiyorsunuz? sorusuna Bakan Avcı, ”Şimdi aslında bu sorduğunuz sorunun cevabını 3 yıldan beri anlatıyoruz. Ama buna rağmen hala birtakım klişeler üzerinden Millî Eğitimimiz, öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz bir şekilde yaylım ateşine tutuluyor. Tane tane anlatıyoruz, yine anlatalım; 4+4+4 düzenlemesi sırasında da söylediğimiz gibi, okul bugün 19’uncu ve 20’nci yüzyılda olduğu gibi bilginin yegâna kaynağı değil. Evet, 19’uncu yüzyılda, 20’nci yüzyılda öğrenmenin, bilginin ilk adresi ve belki de son adresi okullardı, mekteplerdi, medreselerdi, üniversitelerdi. Ama günümüzde, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle iletişim teknolojilerindeki, enformasyon teknolojilerindeki, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin de olağanüstü katkısıyla artık eğitim sistemleri, yani okul düzenleri eğitimin ve bilgin tek kaynağı olmaktan çıktı. Eğitim hayat boyuna yayıldı. Eskiden sadece belli yaş dönemlerinde eğitim alınır algısı vardı.  Bugün herkesi her an ilgilendiren bir süreç haline geldi.” dedi.

Bu durumu yaşadığı bir örnekle açıklayan Bakan Avcı,” Bundan 25 yıl önce Hasan Celal Bey’in Millî Eğitim Bakanlığı döneminde, ben Bakanlıkta Müşavir olarak çalışırken, İstanbul’da Avrupa Konseyi Bakanlar Toplantısı yapmıştık. Toplantının konusu enformasyon teknolojileri ve eğitim sistemlerine etkileri idi. Yeni yeni eğitime uyarlanmaya başlamış olan bilgisayar teknolojilerinin eğitimi nasıl dönüştüreceğini tartıştığımız bir Avrupa Konseyi Bakanlar Toplantısı olmuştu. O zaman İngilizlerin hazırladığı raporun başındaki epigraf, bir giriş cümlesi, bizi kıskandırmıştı. Keşke bunu biz yapsaydık, biz akıl etseydik dediğimiz bir cümle vardı. İngilizlerin raporunun başında diyordu ki; bu raporda ileri sürülen görüşler 3 yıl için geçerlidir. Yani diyordu ki İngilizler; bu alandaki teknoloji o kadar hızlı değişiyor ki, bizim bununla ilgili yaptığımız kestirimler, tahminler, öngörüler 3 yıl içinde yerini yenilerine bırakacak.  Şimdi eğitim teknolojileri, enformasyon teknolojileri, iletişim teknolojileri en hızlı gelişen teknolojiler. Zaten dünya ölçeğinde de hangi firmaların nasıl sıfırdan hızla yukarıya doğru değer kazandıklarına baktığınız zaman da bunu görebiliyorsunuz. Artık imalat veya tarımdan ziyade, onların önemi devam ediyor, ama değişim hızı itibarıyla bu teknolojiler, dolayısıyla eğitim en hızlı değişmesi gereken sektörlerden biri, teknolojiler değişiyor, metotlar değişiyor, beklentiler değişiyor.” dedi.

‘Türkiye Çok Milletli Bir Osmanlı Bakiyesidir’

Bakan Avcı, “Tarihten ve coğrafyadan kaçılmaz. Biz bir İmparatorluk bakiyesiyiz. Egemen unsur Müslüman Türklerdir ve Osmanlı bir Müslüman Türk Devletidir, ama içinde farklı etnisiteleri barındıran, farklı inanç gruplarını barındıran bir dünya devletidir. Bunun bize yüklediği sorumluluklar vardır siz almak isteseniz de, istemeseniz de. İşte Suriye’de bir karışıklık olur oradan bakiyemiz buraya akmaya başlar, Irak’ta bir sıkıntı olur oradaki insanın ilk yüzünü çevirdiği melce burasıdır. Balkanlar için bu böyledir, Kafkaslar için böyledir, Afrika için böyledir, dünyanın neresinde bu Osmanlı hinterlandı dediğimiz bizim geniş coğrafyamızda ve onun komşu mücavir bölgelerinde olup biten her şey bugün hala sizi sorumlu tutar, isteseniz de böyledir, istemeseniz de böyledir. Onun için, bundan kaçamazsınız. Bunun gereklerini yapmak için ne yapmamız gerekir, ona bakmamız gerekir; eğitimle ilgili tasarruflarımızın içinde bu da vardır." dedi.

‘1923’ten Önce Değişen Sadece Rejimdir Devlet Bakidir’

Osmanlıca’nın tekrar gündeme gelmesinin nedenine dair soruya Bakan Avcı, ”Çocuklarımız geriye baktıkları zaman 1923’te takılıp kalmazlar böyle bir uygulamayla, 1923’den önce de bizim devletimiz vardı. Rejimler değişir, ama devlet devam eder, devletin devamlılığı esastır; Türk Devleti devam etmektedir. Rejim değişiklikleri olur, olmuştur, 1923’teki rejim değişikliğidir, ama bu bizim tarihimizle, coğrafyamızla bağlarımızı koparacak kadar da radikal bir şey değildir. Atilla İlhan bugün rahmet istedi, ben sana mecburum diyor ya, biz buna mecburuz. Dolayısıyla, efendice bunun gereklerini kabul edip buna kendimizi hazırlayıp, bununla ilgili nasıl bir donanım gerekiyorsa çocuklarımıza o donanımı kazandırmamız gerekir. “ dedi.

‘Osmanlıcaya Çok Talep Var’

Osmanlı Türkçesinin öğrenilmesinin öyle çok radikal, bütün bir dünyayı değiştirecek bir uygulama olamadığını belirten Bakan Avcı,” Dillerin, alfabelerin, yazıların, kültürlerin toplumun gözeneklerine nüfuz etmesi gündelik hayatla da çok yakından ilgilidir. Dolayısıyla, orada hayat kendini neye zorlarsa o kendi akış yolunu bulur. Osmanlıca eğitimini dayatmaya gerek yok, çünkü çocuklar çok istiyorlar. Zorunlu yapmaya gerek yok, çünkü talep çok yüksek. Bırakın okullarımızı, hafta sonlarında açtığımız kurslarda da Osmanlıca öğrenmek isteyen vatandaşımızın sayısı 175 bini geçti.” dedi.

‘Zihniyet Dönüşümü Gerekli’

Eğitim gibi toplumun her kesimini çok yakından ilgilendiren alanlarda yapılacak reformların başarılı olabilmesi için olabildiğince bir uzlaşı, bir mutabakat sağlanması gerektiğini vurgulayan Bakan Avcı,  “Toplumun olabildiğince geniş kesimi tarafından yapmak istediklerinizin gerçek mahiyetinin anlaşılmasını için bir zihniyet dönüşümünü gerekir. Onun için biz 2002’den beri önce zihniyet dönüşümünün üzerinde duruyoruz. Çünkü insanların neyi, niçin ve nasıl yaptığımızı anlamaları gerekli.” dedi.

‘Bütçeden En Büyük Payı Eğitime Ayırıyoruz’

Bazı reformların geçmişte yapılamayışının sebebinin maddi imkânların oluşamaması olduğunu belirten Bakan Avcı, “Şimdi geçmişte niye bunlar yapılamadı diye geçmişteki seleflerimi de suçlamak istemem. 2002’de savunma bütçesi, eğitim bütçesinin yaklaşık 2,5 katıydı. Şimdi biz bütçedeki en büyük payı eğitime ayırıyoruz.  Bu durum okul, derslik, spor salonu, laboratuvar, yurt, pansiyon gibi altyapı yatırımları ile eğitim yöneticilerimize ve öğretmenlerimize yapılan beşeri yatırımları beraberinde getiriyor. 2002’de 450 bin olan öğretmen sayımız  bugün 852 bin, yani bugün görev yapmakta olan 2 öğretmenden biri bizim göreve başlattığımız öğretmenler. “ dedi.

‘Gerekli Savunmamızı Yaptık’

Bakan Avcı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleri dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğine karar vermesiyle ilgili olarak ‘Gerekli savunmamızı yaptık. Dosya büyük divanda’ dedi.

Bakan Avcı, “AİHM’den önce din dersini kendi içimizde tartışmalıyız. Kendimizi ikna edebilmiş miyiz? Buna bakmalıyız. 1982 Anayasası ile birlikte din dersi okullarda okutuluyor. Bu belli bir dinin ya da mezhebin dersi olarak değil, din kültürü dersi olarak ilgili maddede geçiyor. Fakat işleyiş böyle olmamış. Bunu kendi yapımıza uygun bir biçime sokmalıyız. Çoğulculukla ilgili düzenlemelerin üzerine gitmeliyiz. Bu konuda adımlar attık. Bunlar yeterli bulunmuyor. Herkes dinini, mezhebini ve başka inanış biçimlerini seçebileceği dersler üzerinden öğrensin istiyoruz.” dedi.

Her Yıl 1 Milyon 300 Bin Öğrenci Ortaokuldan Liseye Geçiyor

Her yıl 1.300.000 öğrencinin ortaokuldan liseye geçtiğini söyleyen Bakan Avcı, “1 milyon 300 bin çocuğumuz her yıl liseye geçiyor. 1 milyon 300 bin ne demek? Şimdi böyle rakamları söylediğiniz zaman insanların bunu zihninde canlandırması zor olabiliyor, iki tane Türk Ordusu demek. Bütün Türk Ordusunu düşünün, iki tane Türk Ordusu çapında nüfus ortaokulu bitiriyor, bir senede liseye geçiyor.

Bu geçişi okullara nasıl dağıtacağız? Bizim 6 tane okul türümüz var; fen liselerimiz var, sosyal bilimler liselerimiz var, Anadolu liselerimiz var, Anadolu imam hatip liselerimiz var, Anadolu meslek liselerimiz var ve çok programlı liselerimiz var, bu 6 okul türüne bu öğrencilerimizi yerleştiriyoruz." dedi.

Dershanelerin Dönüşümüne Yüzde 60’ın Üzerinde Kabul Var

Anayasa Mahkemesi’nin dershanelerin dönüşüm kararının iptali hali halinde neler olabileceğine dair soruya Bakan Avcı: “Mahkeme Eğitim sistemine ciddi bir sıkıntı yüklemiş olur Ve bu ihtimali de gözeterek ben zaten Anayasa Mahkemesine ne yaptığımızı şifahen anlatmak üzere de bir yazı gönderdim. Mevcut yasa 1 Eylül 2015 tarihinden sonra dershane adı altında herhangi bir kurum işletmeyi yasaklıyor. Biz mevcut dershanelere dönüşüm sürecinde kolaylıklar tanıdık, onlara arazi teşviki, kredi kolaylığı gibi çeşitli teşviklerde bulunduk. Biz bütün bu süreci olabildiğince bütün dershane işletmecilerini temsil eden kuruluşları işin içine katarak yürütmeye çalıştık. Hepsiyle bir arada uzun uzun görüştük, tartıştık. Onlar bu konuyla ilgili çekincelerini, itirazlarını dile getirdiler. Bunlardan bizim açımızdan makul olanlarını, yani itirazlarından ve çekincelerinden bizim de makul bulduklarımızı uygulamaya yansıtacak şekilde yasaya da, yönetmeliğe de onları koymaya çalıştık.”

Belli çekincelerinin giderilmesi şartıyla dershanelerin dönüşüm sürecine evet diyenlerin oranın toplam sektörün yüzde 60’ından fazlası olduğunu belirten Bakan Avcı,” Biz de onların makul olanlarını, karşılanabilir nitelikte olanları, değerlendirdik. Nitekim birinci fazdaki talepler, yani dönüşme talepleri beklediğimizin üzerinde.” dedi.

Ocakta Ayında 15 Bin Atama

Ocak ayında yapılacak olan 15 bin öğretmen ataması ile ilişkili soruya Bakan Avcı,” Ocak’ta 15 bin yeni öğretmen alınacak, sonra Ağustos’ta inşallah devam edecek. Bunların dağılımı, branşlara göre dağılımı hemen hemen hiçbir branş adayını, memnun edemiyor. Çünkü herkes kendi branşına en büyük payın ayrılmasını istiyor. Bizim 70’e yakın branşımız var. Dolayısıyla her birinden 5’er bin alsanız en az 350 bin tane öğretmen almanız lazım. Halbuki Ocak ayı için elimizdeki 15 bin kişi. Bunları nasıl yapıyoruz? Açıklarımıza bakıyoruz, hangi branşta ne kadar öğretmene ihtiyacımız var ve sonra illere bakarak bunu değerlendiriyoruz. Herhangi bir branşın lehine veya aleyhine bir önyargıyla yaklaşmıyoruz. İhtiyacımıza bakarak bunları oransal bir şekilde branşlara dağıtıyoruz.” dedi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Aralık 2014 09:45

Gösterim: 1139

ÖSYM 5 Ocak'ta başlayacak YGS başvuruları öncesi hazırladığı kamu spotuyla adayları uyardı.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 5 Ocak'ta başlayacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) başvuruları öncesi hazırladığı kamu spotuyla yaklaşık 2 milyon üniversite adayını başvurularını tamamlamaları konusunda uyardı.

ÖSYM bu yıl YGS ve sınavsız geçiş için başvuruların alınmasına yönelik kamuoyunu bilgilendirme amacıyla aday el rehberi, sınav takvimi posteri ve bir kamu spotu hazırladı.

Kamu spotunda özellikle adayların, başvuru işlemlerini tamamlamaları ve bu yüzden mağduriyet yaşamamaları için çeşitli uyarılarda bulunuldu.

İki adayın, ÖSYM sınav koordinatörlüğüne giderken çekilen görüntüleriyle başlayan kamu spotunda, sınav takvimi posterine yer verilerek başvuru tarihlerini hatırlatıldı.

Adayların başvurularını yaparken çekilen görüntülerin bulunduğu spot filimde, alt yazı şeklinde başvuru ücretinin yatırılabileceği anlaşmalı bankaların isimlerine yer verildi.

Yaklaşık 45 saniye süren kamu spotunda ÖSYM adaylara şu uyarılarda bulundu:

"Adaylar, 2015 ÖSYS katılabilmek için 5-19 Ocak 2015 tarihleri arasında ÖSYM'nin başvuru merkezleri, sınav koordinatörlükleri veya bireysel olarak internet üzerinden başvurularını yapabileceklerdir. Başvurunuzda alacağınız kişisel şifre ve T.C. kimlik numaranızla tüm işlemlerinizi ÖSYM'nin internet sayfasından takip edebilirsiniz. Başvuru işleminizin tamamlanabilmesi için ÖSYS başvuru ücretini 5-20 Ocak 2015 tarihleri arasında anlaşmalı bankalar aracılığıyla ya da www.osym.gov.tr adresindenki ödemeler sekmesinden yatırmanız gerekmektedir. Üniversiteye giden yolun her adımda ÖSYM yanı başınızda."

ÖSYM ayrıca üzerinde " ÖSYM başarılar diler" ve "Emeğiniz Emanetimizdir" yazılı bir sınav takvimi posteri hazırladı. ÜzerindeYGS ve LYS'nin yapılacağı tarihlerinin yer aldığı sınav takvimi tüm okullara ve ilgili kurumlara gönderilecek.

Üniversite adayları YGS sonrası, ikinci dönem 13-14 ve 20- 21 Haziran'da Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) girecek.

> ÖSYM’den YGS adaylarına uyarı

ÖSYM 5 Ocak'ta başlayacak YGS başvuruları öncesi hazırladığı kamu spotuyla adayları uyardı.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 5 Ocak'ta başlayacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) başvuruları öncesi hazırladığı kamu spotuyla yaklaşık 2 milyon üniversite adayını başvurularını tamamlamaları konusunda uyardı.

ÖSYM bu yıl YGS ve sınavsız geçiş için başvuruların alınmasına yönelik kamuoyunu bilgilendirme amacıyla aday el rehberi, sınav takvimi posteri ve bir kamu spotu hazırladı.

Kamu spotunda özellikle adayların, başvuru işlemlerini tamamlamaları ve bu yüzden mağduriyet yaşamamaları için çeşitli uyarılarda bulunuldu.

İki adayın, ÖSYM sınav koordinatörlüğüne giderken çekilen görüntüleriyle başlayan kamu spotunda, sınav takvimi posterine yer verilerek başvuru tarihlerini hatırlatıldı.

Adayların başvurularını yaparken çekilen görüntülerin bulunduğu spot filimde, alt yazı şeklinde başvuru ücretinin yatırılabileceği anlaşmalı bankaların isimlerine yer verildi.

Yaklaşık 45 saniye süren kamu spotunda ÖSYM adaylara şu uyarılarda bulundu:

"Adaylar, 2015 ÖSYS katılabilmek için 5-19 Ocak 2015 tarihleri arasında ÖSYM'nin başvuru merkezleri, sınav koordinatörlükleri veya bireysel olarak internet üzerinden başvurularını yapabileceklerdir. Başvurunuzda alacağınız kişisel şifre ve T.C. kimlik numaranızla tüm işlemlerinizi ÖSYM'nin internet sayfasından takip edebilirsiniz. Başvuru işleminizin tamamlanabilmesi için ÖSYS başvuru ücretini 5-20 Ocak 2015 tarihleri arasında anlaşmalı bankalar aracılığıyla ya da www.osym.gov.tr adresindenki ödemeler sekmesinden yatırmanız gerekmektedir. Üniversiteye giden yolun her adımda ÖSYM yanı başınızda."

ÖSYM ayrıca üzerinde " ÖSYM başarılar diler" ve "Emeğiniz Emanetimizdir" yazılı bir sınav takvimi posteri hazırladı. ÜzerindeYGS ve LYS'nin yapılacağı tarihlerinin yer aldığı sınav takvimi tüm okullara ve ilgili kurumlara gönderilecek.

Üniversite adayları YGS sonrası, ikinci dönem 13-14 ve 20- 21 Haziran'da Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS) girecek.

Son Güncelleme: Pazar, 21 Aralık 2014 16:34

Gösterim: 1497

Basında yer alan “Kızı zayıf aldı, fatura öğretmene çıktı” başlıklı haberle ilgili Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan “Kızı zayıf aldı, fatura öğretmene çıktı” başlıklı haberle ilgili Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamada, "Sayın Başbakanımızın kızının ders durumu nedeniyle herhangi bir öğretmen hakkında idari tasarrufta bulunulması söz konusu değildir'' ifadesine yer verildi.

Başbakanlıktan, şu açıklama yapıldı; 

Haberin tümüyle yalan ve iftira olduğu belirtilen açıklamada, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, kızının ders durumu nedeniyle herhangi bir öğretmen hakkında idari tasarrufta bulunulmasının söz konusu olmadığı bildirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

''Bu haberle ilgili gerekli hukuki işlemler yapılacak olmakla birlikte, yayın öncesinde tüm detaylar izah edilmiş olmasına rağmen yalan bir haberde ısrar edilmesi basın ahlakına, insan ve çocuk haklarına aykırıdır.

Daha önce defalarca izah edildiği ve kamuoyumuzun yakından takdir ettiği gibi Sayın Başbakan ve aile bireyleri hiçbir zaman bulundukları konuma bağlı bir ayrıcalık talebinde bulunmamıştır. Buna yıllardır tüm yakın çevreleri ve aziz milletimiz şahittir. Bu tarz haberler Sayın Başbakan ve ailesinin değil sadece bu tür yayıncılıkta ısrar eden basın kuruluşlarının itibarına zarar vermektedir.''

MEB’den konuyla ilgili bir yazılı açıklama geldi;

Bugün Cumhuriyet gazetesinde yer alan “Kızı zayıf aldı, fatura öğretmene çıktı” başlıklı haberle ilgili aşağıdaki açıklamanın yapılmasına lüzum görülmüştür.

Gazetenin birinci sayfasında yayımlanan haber tamamen asılsız olup; Sayın Başbakanımızı, ailesini, okul yöneticilerimizi ve Millî Eğitim Bakanlığımızı karalamaya dönük mesnetsiz bir iftiradır.

Söz konusu gazeteyi evrensel çocuk hakları konusunda duyarlı olmaya; basın meslek ilkelerine ve etik değerlere uymaya davet ediyoruz.

> Başbakanlık ve MEB’den o haberle ilgili yalanlama

Basında yer alan “Kızı zayıf aldı, fatura öğretmene çıktı” başlıklı haberle ilgili Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan “Kızı zayıf aldı, fatura öğretmene çıktı” başlıklı haberle ilgili Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamada, "Sayın Başbakanımızın kızının ders durumu nedeniyle herhangi bir öğretmen hakkında idari tasarrufta bulunulması söz konusu değildir'' ifadesine yer verildi.

Başbakanlıktan, şu açıklama yapıldı; 

Haberin tümüyle yalan ve iftira olduğu belirtilen açıklamada, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, kızının ders durumu nedeniyle herhangi bir öğretmen hakkında idari tasarrufta bulunulmasının söz konusu olmadığı bildirildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

''Bu haberle ilgili gerekli hukuki işlemler yapılacak olmakla birlikte, yayın öncesinde tüm detaylar izah edilmiş olmasına rağmen yalan bir haberde ısrar edilmesi basın ahlakına, insan ve çocuk haklarına aykırıdır.

Daha önce defalarca izah edildiği ve kamuoyumuzun yakından takdir ettiği gibi Sayın Başbakan ve aile bireyleri hiçbir zaman bulundukları konuma bağlı bir ayrıcalık talebinde bulunmamıştır. Buna yıllardır tüm yakın çevreleri ve aziz milletimiz şahittir. Bu tarz haberler Sayın Başbakan ve ailesinin değil sadece bu tür yayıncılıkta ısrar eden basın kuruluşlarının itibarına zarar vermektedir.''

MEB’den konuyla ilgili bir yazılı açıklama geldi;

Bugün Cumhuriyet gazetesinde yer alan “Kızı zayıf aldı, fatura öğretmene çıktı” başlıklı haberle ilgili aşağıdaki açıklamanın yapılmasına lüzum görülmüştür.

Gazetenin birinci sayfasında yayımlanan haber tamamen asılsız olup; Sayın Başbakanımızı, ailesini, okul yöneticilerimizi ve Millî Eğitim Bakanlığımızı karalamaya dönük mesnetsiz bir iftiradır.

Söz konusu gazeteyi evrensel çocuk hakları konusunda duyarlı olmaya; basın meslek ilkelerine ve etik değerlere uymaya davet ediyoruz.

Son Güncelleme: Cumartesi, 20 Aralık 2014 16:07

Gösterim: 1153

Ankara'da Eğitim-İş üyelerinin "Laik Eğitim ve Emeğe Saygı" yürüyüşünde polis ile göstericiler arasında yaşanan gerginlikte 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.

Eğitim-İş üyelerinin "Laik Eğitim ve Emeğe Saygı" yürüyüşünde polis ile göstericiler arasında yaşanan gerginlikte, sendika Genel Başkanı Veli Demir başta olmak üzere çok sayıda sendika üyesi gözaltına alındı. 

Tandoğan Meydanı'ında, Eğitim-İş üyeleri Muğla'nın Yatağan ilçesinde başlattıkları "Laik Eğitim ve Emeğe Saygı" yürüyüşü dolayısıyla biraraya geldi.

Kızılay Meydanı'na yürümek isteyen Eğitim-İş üyeleriyle polis arasında arbede yaşandı.

Polisin uyarısına rağmen dağılmayan sendika üyelerine, tazyikli su ve biber gazıyla müdahale edildi.

Müdahaleye rağmen dağılmayan Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir ve 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.

> ‘Laik Eğitim’e polis müdahalesi: 100 gözaltı

Ankara'da Eğitim-İş üyelerinin "Laik Eğitim ve Emeğe Saygı" yürüyüşünde polis ile göstericiler arasında yaşanan gerginlikte 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.

Eğitim-İş üyelerinin "Laik Eğitim ve Emeğe Saygı" yürüyüşünde polis ile göstericiler arasında yaşanan gerginlikte, sendika Genel Başkanı Veli Demir başta olmak üzere çok sayıda sendika üyesi gözaltına alındı. 

Tandoğan Meydanı'ında, Eğitim-İş üyeleri Muğla'nın Yatağan ilçesinde başlattıkları "Laik Eğitim ve Emeğe Saygı" yürüyüşü dolayısıyla biraraya geldi.

Kızılay Meydanı'na yürümek isteyen Eğitim-İş üyeleriyle polis arasında arbede yaşandı.

Polisin uyarısına rağmen dağılmayan sendika üyelerine, tazyikli su ve biber gazıyla müdahale edildi.

Müdahaleye rağmen dağılmayan Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir ve 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.

Son Güncelleme: Cumartesi, 20 Aralık 2014 15:34

Gösterim: 1408

MEB, eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi. 

AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, MEB tarafından bu yıl ilk kez özel okullarda eğitim gören öğrencilere verilen eğitim öğretim teşvikinden, 3 bin 859 özel okul, 167 bin 942 öğrenci yararlandı. Özel okullara bu yıl 535 milyon 362 bin 500 lira ödenecek. Öğrencilerin eğitim ve öğretim destek bedelinin yüzde 35’i olan 187 milyon 376 bin 875 lira okullara verilmesi için il ve ilçe saymanlıklarına gönderildi. Taksitin yüzde 35’i şubat ve yüzde 30’u ise haziranda teşvik almaya hak kazanan öğrencilerin, öğrenim gördükleri okullara ödenecek.

Bakanlık ayrıca, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren 20 özel mesleki ve teknik lisesi için de destek ödemesi yaptı. Özel meslek liselerine de teşvik kapsamında 15 milyon 745 bin 110 lira kaynak aktarıldı. Bu eğitim öğretim yılında özel meslek liselerinde öğrenim gören öğrenciler için kurumlara toplam 44 milyon 969 bin 28 lira ödeme yapılacak.

Özel okullarda eğitim gören öğrenciler için verilen eğitim ve öğretim desteği ve OSB’lerdeki teşviklerle birlikte destek kapsamında ilk taksit olarak, okullara 203 bin 121 bin 985 lira kaynak aktarıldı. Bakanlık, öğrenciler için kurumlara 2014-2015 öğretim yılında yaklaşık 580 milyon  lira ödeyecek. 

Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek öğrencilerin tespitinde, öğrencinin akademik ve sosyal başarı durumu, ailesinin aylık geliri, ailede öğrenim gören kardeş sayısı, anne babanın durumu, öğrencinin aldığı disiplin cezaları gibi faktörler belirleyici oldu. Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek özel okulların tespitinde ise yürürlükteki mevzuat hükmünce değerlendirme yapıldı. Öğrenci adına özel okullara okul öncesinde 2 bin 500, ilkokulda 3 bin, ortaokulda 3 bin 500, liselerde 3 bin 500, temel lisede 3 bin lira destek ödeniyor.

> Özel okula teşvikte ilk taksit yatırıldı

MEB, eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşvikin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi. 

AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, MEB tarafından bu yıl ilk kez özel okullarda eğitim gören öğrencilere verilen eğitim öğretim teşvikinden, 3 bin 859 özel okul, 167 bin 942 öğrenci yararlandı. Özel okullara bu yıl 535 milyon 362 bin 500 lira ödenecek. Öğrencilerin eğitim ve öğretim destek bedelinin yüzde 35’i olan 187 milyon 376 bin 875 lira okullara verilmesi için il ve ilçe saymanlıklarına gönderildi. Taksitin yüzde 35’i şubat ve yüzde 30’u ise haziranda teşvik almaya hak kazanan öğrencilerin, öğrenim gördükleri okullara ödenecek.

Bakanlık ayrıca, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren 20 özel mesleki ve teknik lisesi için de destek ödemesi yaptı. Özel meslek liselerine de teşvik kapsamında 15 milyon 745 bin 110 lira kaynak aktarıldı. Bu eğitim öğretim yılında özel meslek liselerinde öğrenim gören öğrenciler için kurumlara toplam 44 milyon 969 bin 28 lira ödeme yapılacak.

Özel okullarda eğitim gören öğrenciler için verilen eğitim ve öğretim desteği ve OSB’lerdeki teşviklerle birlikte destek kapsamında ilk taksit olarak, okullara 203 bin 121 bin 985 lira kaynak aktarıldı. Bakanlık, öğrenciler için kurumlara 2014-2015 öğretim yılında yaklaşık 580 milyon  lira ödeyecek. 

Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek öğrencilerin tespitinde, öğrencinin akademik ve sosyal başarı durumu, ailesinin aylık geliri, ailede öğrenim gören kardeş sayısı, anne babanın durumu, öğrencinin aldığı disiplin cezaları gibi faktörler belirleyici oldu. Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek özel okulların tespitinde ise yürürlükteki mevzuat hükmünce değerlendirme yapıldı. Öğrenci adına özel okullara okul öncesinde 2 bin 500, ilkokulda 3 bin, ortaokulda 3 bin 500, liselerde 3 bin 500, temel lisede 3 bin lira destek ödeniyor.

Son Güncelleme: Cuma, 19 Aralık 2014 12:00

Gösterim: 1685


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.