Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (YESİDEF), hazırladıkları yeni projeyle ilk ve ortaöğrertimdeki öğrencilere her gün 3 çeşit yemek vereceklerini belirtti

Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (YESİDEF) Genel Başkanı Hüseyin Bozdağ, ilk ve ortaöğretimdeki çocukları gıda mühendislerinin, diyetisyenlerin ve uzmanların kontrolünde hazırlanan sağlıklı gıda ve yemeklerle buluşturma ile ilgili önemli bir proje hazırladıklarını belirterek, projeyle 69 bin okuldaki 17 milyon öğrenci ve 555 bin öğretmene her gün 3 çeşit öğle yemeği vermeyi taahhüt ettiklerini bildirdi.

YESİDEF tarafından düzenlenen ''Çocuklar için yeni nesil beslenme'' temalı toplantıda konuşan Bozdağ, 81 ilde örgütlenen 3 bin 300 yemek sanayicileriyle her gün ortalama 22 milyon vatandaşa yemek hazırladıklarını söyledi.

Kadrolarındaki gıda mühendisleri, diyetisyenler eşliğinde hazırladıkları sağlıklı yemekleri şimdi de okullardaki çocuklarla buluşturmak istediklerini dile getiren Bozdağ, herkesin sağlıklı beslenme hakkına sahip olduğunu kaydetti.

Bu haktan çocukların yeterince yararlanamadığını, geçmişte para iken bugün birçok unsurun sağlıklı gıdaya ulaşma hakkını çocukların elinden aldığını aktaran Bozdağ, okul öncesi anne ve babanın kontrolünde beslenen çocukların okul döneminde beslenme ve sağlıklı gıdaya ulaşmayla ilgili birçok sorunla karşı karşıya kaldığını, bu sorunların başında da okullarda çocuklara yemek hizmetlerinin verilememesinin yer aldığını anlattı.

Bozdağ, YESİDEF olarak bu sorunun uzun zamandır farkında olduklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

''Okullardaki çocuklarımızı gıda mühendislerinin, diyetisyenlerin ve uzmanların kontrolünde hazırlanan sağlıklı gıda ve yemeklerle buluşturma ile ilgili önemli bir proje hazırladık. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 'Yeni nesli nasıl sağlıklı besleriz-' sorusuna önemli cevaplar oluşturan projemiz ile 69 bin okuldaki 17 milyon öğrenci ve 555 bin öğretmene her gün 3 çeşit öğle yemeği vermeyi taahhüt etmekteyiz.

Proje kapsamında okullarımıza 3 yıl içerisinde ücretsiz mutfaklar kuracağız. Her gün öğle yemeklerinde çocuklarımızı 3 çeşit yemek ile buluşturacağız. Hemen akla 'Peki bu işin bütçesi nasıl karşılanacak-' sorusu geliyor. Her yıl ülkemizde kalp, obezite, diyabet gibi hastalıklara 60 milyar lira harcamaktayız. Bu bütçenin yüzde 20'si olan 12 milyar lirayla çocuklarımızı sağlıklı besleyebilir, bozuk ve yetersiz beslenme kaynaklı sağlık sorunlarına son vererek 60 milyar liralık ağır yükten kurtulabiliriz.''

''Türk mutfağının yaşamasına ve tarım ekonomisine önemli katkı''

Hüseyin Bozdağ, okullarda verecekleri bir öğün yemeğin hem bedenen hem de ruhen sağlıklı çocuklar yetişmesini sağlamasının yanı sıra sosyal barış ve Türk mutfağının yaşamasını sağlayacağını, başta tarım olmak üzere birçok alanda da ekonominin önemli ölçüde canlanmasına katkı sunacağını söyledi.

Çocukların sağlıklı gıdaya ve yemeklere ulaşabilmesinin bir devlet politikası olabilmesi için projelerini özellikle AK Parti Ar-Ge'den sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu'ya sunmak istediklerini, Soylu'nun proje detaylarını ''Yeni Neslin Beslenmesi'' konusunda çalışmalar yapan bütün bakanlıklarla paylaşacağını bildirdi.

Okul kantinlerine de değinen Bozdağ, yemek sanayicileri olarak kantinlere karşı olmadıklarını, aksine okullarda kantinlerin devam etmesini önemsediklerini, ancak kantincinin kantinciliğini yapması, pişmiş gıda değil, paketli gıda satması gerektiğini kaydetti.

Toplantıda, İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sedat Zincirkıran, etkinliğin sponsor firmalarından Deha Biodizel'in Genel Müdürü Nihal Karakuş ile Ekim Besicilik'in Genel Müdürü Tunç Elmas projeyle ilgili görüşlerini paylaştı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, küçük yaş grubuna doğru beslenme eğitimi verilmesinin önemine ilişkin sunum yaptı.

Konuşmaların ardından federasyonun konuyla ilgili sorularının cevaplandığı halk röportajlarına ilişkin video gösterimi sunuldu.

> Öğrencilere her gün 3 çeşit yemek

Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (YESİDEF), hazırladıkları yeni projeyle ilk ve ortaöğrertimdeki öğrencilere her gün 3 çeşit yemek vereceklerini belirtti

Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (YESİDEF) Genel Başkanı Hüseyin Bozdağ, ilk ve ortaöğretimdeki çocukları gıda mühendislerinin, diyetisyenlerin ve uzmanların kontrolünde hazırlanan sağlıklı gıda ve yemeklerle buluşturma ile ilgili önemli bir proje hazırladıklarını belirterek, projeyle 69 bin okuldaki 17 milyon öğrenci ve 555 bin öğretmene her gün 3 çeşit öğle yemeği vermeyi taahhüt ettiklerini bildirdi.

YESİDEF tarafından düzenlenen ''Çocuklar için yeni nesil beslenme'' temalı toplantıda konuşan Bozdağ, 81 ilde örgütlenen 3 bin 300 yemek sanayicileriyle her gün ortalama 22 milyon vatandaşa yemek hazırladıklarını söyledi.

Kadrolarındaki gıda mühendisleri, diyetisyenler eşliğinde hazırladıkları sağlıklı yemekleri şimdi de okullardaki çocuklarla buluşturmak istediklerini dile getiren Bozdağ, herkesin sağlıklı beslenme hakkına sahip olduğunu kaydetti.

Bu haktan çocukların yeterince yararlanamadığını, geçmişte para iken bugün birçok unsurun sağlıklı gıdaya ulaşma hakkını çocukların elinden aldığını aktaran Bozdağ, okul öncesi anne ve babanın kontrolünde beslenen çocukların okul döneminde beslenme ve sağlıklı gıdaya ulaşmayla ilgili birçok sorunla karşı karşıya kaldığını, bu sorunların başında da okullarda çocuklara yemek hizmetlerinin verilememesinin yer aldığını anlattı.

Bozdağ, YESİDEF olarak bu sorunun uzun zamandır farkında olduklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

''Okullardaki çocuklarımızı gıda mühendislerinin, diyetisyenlerin ve uzmanların kontrolünde hazırlanan sağlıklı gıda ve yemeklerle buluşturma ile ilgili önemli bir proje hazırladık. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın 'Yeni nesli nasıl sağlıklı besleriz-' sorusuna önemli cevaplar oluşturan projemiz ile 69 bin okuldaki 17 milyon öğrenci ve 555 bin öğretmene her gün 3 çeşit öğle yemeği vermeyi taahhüt etmekteyiz.

Proje kapsamında okullarımıza 3 yıl içerisinde ücretsiz mutfaklar kuracağız. Her gün öğle yemeklerinde çocuklarımızı 3 çeşit yemek ile buluşturacağız. Hemen akla 'Peki bu işin bütçesi nasıl karşılanacak-' sorusu geliyor. Her yıl ülkemizde kalp, obezite, diyabet gibi hastalıklara 60 milyar lira harcamaktayız. Bu bütçenin yüzde 20'si olan 12 milyar lirayla çocuklarımızı sağlıklı besleyebilir, bozuk ve yetersiz beslenme kaynaklı sağlık sorunlarına son vererek 60 milyar liralık ağır yükten kurtulabiliriz.''

''Türk mutfağının yaşamasına ve tarım ekonomisine önemli katkı''

Hüseyin Bozdağ, okullarda verecekleri bir öğün yemeğin hem bedenen hem de ruhen sağlıklı çocuklar yetişmesini sağlamasının yanı sıra sosyal barış ve Türk mutfağının yaşamasını sağlayacağını, başta tarım olmak üzere birçok alanda da ekonominin önemli ölçüde canlanmasına katkı sunacağını söyledi.

Çocukların sağlıklı gıdaya ve yemeklere ulaşabilmesinin bir devlet politikası olabilmesi için projelerini özellikle AK Parti Ar-Ge'den sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu'ya sunmak istediklerini, Soylu'nun proje detaylarını ''Yeni Neslin Beslenmesi'' konusunda çalışmalar yapan bütün bakanlıklarla paylaşacağını bildirdi.

Okul kantinlerine de değinen Bozdağ, yemek sanayicileri olarak kantinlere karşı olmadıklarını, aksine okullarda kantinlerin devam etmesini önemsediklerini, ancak kantincinin kantinciliğini yapması, pişmiş gıda değil, paketli gıda satması gerektiğini kaydetti.

Toplantıda, İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sedat Zincirkıran, etkinliğin sponsor firmalarından Deha Biodizel'in Genel Müdürü Nihal Karakuş ile Ekim Besicilik'in Genel Müdürü Tunç Elmas projeyle ilgili görüşlerini paylaştı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, küçük yaş grubuna doğru beslenme eğitimi verilmesinin önemine ilişkin sunum yaptı.

Konuşmaların ardından federasyonun konuyla ilgili sorularının cevaplandığı halk röportajlarına ilişkin video gösterimi sunuldu.

Son Güncelleme: Pazartesi, 18 Şubat 2013 11:53

Gösterim: 2314

Milli Eğitim Bakanlığı, 2013-2014 eğitim-öğretim müfredatlarının bu yıl sınava girecek adaylara uygulanmayacağını belirtti.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, yapılan müfredat değişikliğinin üniversiteye giriş sınavlarında öğrencileri hiçbir şekilde etkilemeyeceğini belirtti.

Üniversiteye giriş sınavlarına dair her yıl ÖSYM ile toplantı düzenlediklerini ve öğretim programlarında varsa bir değişiklik bunları değerlendirdiklerini anlatan Karip, ''Müfredatın içeriğinde bir değişik olduğu zaman doğal olarak sınavın içeriğindeki soruların da ona uygun olması gerekir. En az 4-5 yıl sonrasından söz ediyoruz. Elbette 9. sınıfa yeni müfredatla başlayacak öğrenciler, son sınıfa geldiğinde onların gördüğü müfredata uygun soruların olması gerekir'' diye konuştu.

Bu yeni müfredatların 2013-2014 eğitim öğretim yılında kademeli olarak 9. sınıftan itibaren uygulanmaya konulacağını hatırlatan Karip, şunları kaydetti:

''Bu halihazırda üniversiteye girecek öğrencileri hiçbir şekilde etkilemeyecek. Çünkü kademeli uygulanacak. Fizik, kimya, biyoloji ve matematik lise için 9. sınıfta başlayacak. 9. sınıftaki öğrenciler 10. sınıfa geçtiğinde bu yenilenen müfredatla devam edecekler. Ama şu anda 9. sınıfta okuyan öğrenciler mevcut müfredatla devam edecek. Onları etkilemeyecek. Fen bilimleri dersi 3. sınıftan başlıyor. Fen bilimleri dersi 3. sınıftan başlayacak, 3. sınıftaki öğrenciler bu öğretim yılında değil bir öğretim yılında alacaklar. Ama 5. sınıftakiler, yenilenmiş fen bilimleri müfredatıyla öğrenim görmeye başlayacak. Orta matematik müfredatı değişti. Orta okulda da 5. sınıftaki öğrenciler 2013-2014 yılında yeni müfredatla başlayacaklar. İngilizce müfredatı değişti. 2 ve 5. sınıftaki öğrenciler yeni müfredatla eğitim görmeye başlayacaklar.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretim programlarının güncellenerek sadeleştirildiğini ve seyrekleştirildiğini hatırlatarak, bazı derslerin öğrencilere temel ve ileri düzey adı altında iki şekilde öğretileceğini söyledi.

Temel seviye ile öğrencilerin günlük hayatta ihtiyacı olacak temel fen bilimleri ve temel matematik bilgilerinin kastedildiğini, bunları herkesin alacağını belirten Karip, öğrencilere, liseden sonra yüksek öğrenime devam etse de etmese de 12 yıllık zorunlu eğitimde temel bilgi ve becerileri daha üst düzeyde kazandırmayı amaçladıklarını vurguladı.

Talim Terbiye Kurulu'nun 2013-2014 müfredat programı için tıklayın

Karip, öğrencilere çok yoğun bir akademik içerikten ziyade daha çok günlük hayatta işinden ve mesleğinden bağımsız olarak ihtiyaç duyacağı bilgi ve becerilerin kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.

Bir otomobil kullanmanın fizikle temizlik yapmanın besinlerin sağlanmasının ise kimya ile ilişkili olduğunu anlatan Karip, ''Bugün içinde yaşadığımız toplumda, dünyada öncelikle yer alması gereken her bir bireyin bilmesi gereken bilgi ve beceriler bunları herkes kazanacak'' dedi.

Karip, öğrencilerin, fen, matematik veya sağlık bilimleri alanında üniversiteye devam etmek istemesi halinde, daha fazla fen bilimleri ve matematik becerilerine ihtiyacı olacağından, istemeleri halinde ileri düzeyi seçebileceklerini dile getirdi.

Matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ve 10. sınıfların temel düzey, 11 ve 12. sınıfların ileri düzey olarak düzenlendiğini vurgulayan Karip, matematik dersinde 11 ve 12. sınıfta hem temel hem de ileri düzey olarak iki farklı seçeneğin sunulduğunu bildirdi.

Karip, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Burada tek fark matematik dersinde. Matematikte 11 ve 12'de iki farklı müfredat, öğretim programı var. Bunlardan birisi temel matematik 11 ve 12, diğeri ileri düzey matematik 11 ve 12. İleri düzey matematikte daha çok limit, türev, integral gibi konuların işlendiği matematikte daha ileri konuların işlendiği bir içerik var. Temel matematikte ise 11 ve 12'de daha çok günlük yaşamda kullanılacak bilgi ve beceriler var. Burada bütün öğrencilerin lise eğitimi aldığı düşünürseniz sanırım bütün öğrenciler limit, türev, integral gibi matematikte oldukça ileri düzey kabul edilen birtakım konuları öğrenemeyebilir, ilgileri potansiyelleri buna uygun olmayabilir, istemeyebilir, potansiyeli olsa da o zaman o öğrencileri ileri düzey matematik öğrenmek zorunda bırakma bütün öğrencilerin önüne aynı içeriği sunmak yerine orada biz öğrencilere bir seçenek sunuyoruz. Bir hukukçununda ya da farklı alanda çalışan sosyal bilimler sözel alanlar bir yüksek öğretim ya da iş tercihi yapacak kişinin de temel matematiğe ihtiyacı olabilir. Onlar 11. ve 12. sınıfta bu temel matematiğe devam edebilir. Bir okulda, örneğin 6 şube olsun, bu şubelerden 3'ünü oluşturacak kadar öğrenci temel matematiği, diğer öğrenciler de ileri matematiği tercih edebilir. Okul içinde öğrencilerin ilgilerine ve potansiyellerine bağlı olarak matematikte bir farklılaştırma sunuyoruz.''

Karip, öğrencilerin tercihleri doğrultusunda on kişi bulunması halinde grupların açılacağını belirtti.

Günlük düzeyde ihtiyaç duyulan matematik

11 ve 12. sınıflardaki temel matematik müfredatına bakıldığında bir marangoz veya fayans ustasını da günlük hayatta ihtiyaç duyacağı matematiğin bulunduğunu ifade eden Karip, öğrencilere temel ve ileri düzey olarak seçenekler sunulmasının bir ikili eğitim olmadığına dikkati çekti.

Karip ''Bu öğrenecekleri bilgi ve beceriler itibarıyla öğrencilerin ilgileri, tercihleri, ihtiyaçları ve potansiyelleri gözönünde bulundurarak öğrencilere bir seçenek sunmak'' dedi.

''En ciddi değişikliklerden birisi İngilizce müfredatında''

En ciddi değişiklerden birisinin İngilizce müfredatında olduğu bilgisini veren Karip, şu anki İngilizce müfredatının çok yoğun olduğunu ifade etti. Karip, ''Yeni müfredat daha çok iletişim temelli. Dinleme, konuşma ve günlük iletişimle başlıyor, 6 ve 7. sınıfta çok sınırlı yazma etkinlikleri var. Çünkü dil öğreteceksek eğer, dil öğreniminin daha çok dinleme ve konuşmayla iletişim temelli olarak başlaması gerekiyor'' dedi.

İngilizce derslerinin konuşma ağırlıklı olacağını dile getiren Karip, o yaşta bir öğrencinin bir derste öğrenebileceği sözcük sayısının sınırlı olduğunu, çok fazla sözcük ya da yabancı dil içeriği öğretmeye çalışmanın hiç öğrenmemeye sebep olabildiğini söyledi.

Karip, yabancı dil öğretimin 4. sınıfta başlatıldığını hatırlatarak, dil kazanımının daha erken yaşlarda kolay elde edildiği için bunun ikinci sınıfa çekildiğini söyledi.

Biyolojide çevre bilinci kazandırılacak

Biyoloji dersindeki değişikliklerin ise daha çok sağlık ve çevreye ilişkin olduğunun altını çizen Karip, derste çevrenin korunması, sürdürülebilir bir çevrenin oluşturulması ve çevre bilincinin kazandırılması için temel bilgilerin verileceğini aktardı.

Karip, matematik ve fen bilimlerinde içeriğin seyreltilmesinin önemine dikkati çekerek, ''Çok fazla bilgi yüklemeye çalışırken bu bilgi yoğunluğu, öğretmeye çalıştığımız bilgi ve becerilerin soyut kalmasına sebep oluyor ve öğrencilere daha fazla öğretmeye çalışırken o süre içerisinde öğretebileceğimizini çok daha azının kazandırmakla sonuçlanıyor'' diye konuştu.

Öğretim programlarıyla ilgili zenginleştirilmiş kitaplar hazırlanıyor

Yeni öğretim programları hazırlanırken programları eğitim teknolojileriyle bütünleştirilip entegre bir şekilde kullanılabilinecek biçimde tasarladıklarını ifade eden Karip, öğretim programları güncellenen dersler için bir taraftan ders kitabı hazırlanırken bir taraftan da zenginleştirilmiş kitapların (z kitap) hazırlanacağını anlattı.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, z kitapların elektronik ortamda, öğrencilerin rahatlıkla okuyabileceği, üzerinde işaretlemeler yapabileceği, notlar alabileceği özelliklere sahip olacağını bildirerek, metinle birlikte çeşitli videolar, animasyonlar ve görsellerin de kitapla birlikte hazırlanacağını kaydetti.

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. 

> Müfredat değişikliği üniversite adaylarını etkileyecek mi?

Milli Eğitim Bakanlığı, 2013-2014 eğitim-öğretim müfredatlarının bu yıl sınava girecek adaylara uygulanmayacağını belirtti.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, yapılan müfredat değişikliğinin üniversiteye giriş sınavlarında öğrencileri hiçbir şekilde etkilemeyeceğini belirtti.

Üniversiteye giriş sınavlarına dair her yıl ÖSYM ile toplantı düzenlediklerini ve öğretim programlarında varsa bir değişiklik bunları değerlendirdiklerini anlatan Karip, ''Müfredatın içeriğinde bir değişik olduğu zaman doğal olarak sınavın içeriğindeki soruların da ona uygun olması gerekir. En az 4-5 yıl sonrasından söz ediyoruz. Elbette 9. sınıfa yeni müfredatla başlayacak öğrenciler, son sınıfa geldiğinde onların gördüğü müfredata uygun soruların olması gerekir'' diye konuştu.

Bu yeni müfredatların 2013-2014 eğitim öğretim yılında kademeli olarak 9. sınıftan itibaren uygulanmaya konulacağını hatırlatan Karip, şunları kaydetti:

''Bu halihazırda üniversiteye girecek öğrencileri hiçbir şekilde etkilemeyecek. Çünkü kademeli uygulanacak. Fizik, kimya, biyoloji ve matematik lise için 9. sınıfta başlayacak. 9. sınıftaki öğrenciler 10. sınıfa geçtiğinde bu yenilenen müfredatla devam edecekler. Ama şu anda 9. sınıfta okuyan öğrenciler mevcut müfredatla devam edecek. Onları etkilemeyecek. Fen bilimleri dersi 3. sınıftan başlıyor. Fen bilimleri dersi 3. sınıftan başlayacak, 3. sınıftaki öğrenciler bu öğretim yılında değil bir öğretim yılında alacaklar. Ama 5. sınıftakiler, yenilenmiş fen bilimleri müfredatıyla öğrenim görmeye başlayacak. Orta matematik müfredatı değişti. Orta okulda da 5. sınıftaki öğrenciler 2013-2014 yılında yeni müfredatla başlayacaklar. İngilizce müfredatı değişti. 2 ve 5. sınıftaki öğrenciler yeni müfredatla eğitim görmeye başlayacaklar.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretim programlarının güncellenerek sadeleştirildiğini ve seyrekleştirildiğini hatırlatarak, bazı derslerin öğrencilere temel ve ileri düzey adı altında iki şekilde öğretileceğini söyledi.

Temel seviye ile öğrencilerin günlük hayatta ihtiyacı olacak temel fen bilimleri ve temel matematik bilgilerinin kastedildiğini, bunları herkesin alacağını belirten Karip, öğrencilere, liseden sonra yüksek öğrenime devam etse de etmese de 12 yıllık zorunlu eğitimde temel bilgi ve becerileri daha üst düzeyde kazandırmayı amaçladıklarını vurguladı.

Talim Terbiye Kurulu'nun 2013-2014 müfredat programı için tıklayın

Karip, öğrencilere çok yoğun bir akademik içerikten ziyade daha çok günlük hayatta işinden ve mesleğinden bağımsız olarak ihtiyaç duyacağı bilgi ve becerilerin kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.

Bir otomobil kullanmanın fizikle temizlik yapmanın besinlerin sağlanmasının ise kimya ile ilişkili olduğunu anlatan Karip, ''Bugün içinde yaşadığımız toplumda, dünyada öncelikle yer alması gereken her bir bireyin bilmesi gereken bilgi ve beceriler bunları herkes kazanacak'' dedi.

Karip, öğrencilerin, fen, matematik veya sağlık bilimleri alanında üniversiteye devam etmek istemesi halinde, daha fazla fen bilimleri ve matematik becerilerine ihtiyacı olacağından, istemeleri halinde ileri düzeyi seçebileceklerini dile getirdi.

Matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ve 10. sınıfların temel düzey, 11 ve 12. sınıfların ileri düzey olarak düzenlendiğini vurgulayan Karip, matematik dersinde 11 ve 12. sınıfta hem temel hem de ileri düzey olarak iki farklı seçeneğin sunulduğunu bildirdi.

Karip, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Burada tek fark matematik dersinde. Matematikte 11 ve 12'de iki farklı müfredat, öğretim programı var. Bunlardan birisi temel matematik 11 ve 12, diğeri ileri düzey matematik 11 ve 12. İleri düzey matematikte daha çok limit, türev, integral gibi konuların işlendiği matematikte daha ileri konuların işlendiği bir içerik var. Temel matematikte ise 11 ve 12'de daha çok günlük yaşamda kullanılacak bilgi ve beceriler var. Burada bütün öğrencilerin lise eğitimi aldığı düşünürseniz sanırım bütün öğrenciler limit, türev, integral gibi matematikte oldukça ileri düzey kabul edilen birtakım konuları öğrenemeyebilir, ilgileri potansiyelleri buna uygun olmayabilir, istemeyebilir, potansiyeli olsa da o zaman o öğrencileri ileri düzey matematik öğrenmek zorunda bırakma bütün öğrencilerin önüne aynı içeriği sunmak yerine orada biz öğrencilere bir seçenek sunuyoruz. Bir hukukçununda ya da farklı alanda çalışan sosyal bilimler sözel alanlar bir yüksek öğretim ya da iş tercihi yapacak kişinin de temel matematiğe ihtiyacı olabilir. Onlar 11. ve 12. sınıfta bu temel matematiğe devam edebilir. Bir okulda, örneğin 6 şube olsun, bu şubelerden 3'ünü oluşturacak kadar öğrenci temel matematiği, diğer öğrenciler de ileri matematiği tercih edebilir. Okul içinde öğrencilerin ilgilerine ve potansiyellerine bağlı olarak matematikte bir farklılaştırma sunuyoruz.''

Karip, öğrencilerin tercihleri doğrultusunda on kişi bulunması halinde grupların açılacağını belirtti.

Günlük düzeyde ihtiyaç duyulan matematik

11 ve 12. sınıflardaki temel matematik müfredatına bakıldığında bir marangoz veya fayans ustasını da günlük hayatta ihtiyaç duyacağı matematiğin bulunduğunu ifade eden Karip, öğrencilere temel ve ileri düzey olarak seçenekler sunulmasının bir ikili eğitim olmadığına dikkati çekti.

Karip ''Bu öğrenecekleri bilgi ve beceriler itibarıyla öğrencilerin ilgileri, tercihleri, ihtiyaçları ve potansiyelleri gözönünde bulundurarak öğrencilere bir seçenek sunmak'' dedi.

''En ciddi değişikliklerden birisi İngilizce müfredatında''

En ciddi değişiklerden birisinin İngilizce müfredatında olduğu bilgisini veren Karip, şu anki İngilizce müfredatının çok yoğun olduğunu ifade etti. Karip, ''Yeni müfredat daha çok iletişim temelli. Dinleme, konuşma ve günlük iletişimle başlıyor, 6 ve 7. sınıfta çok sınırlı yazma etkinlikleri var. Çünkü dil öğreteceksek eğer, dil öğreniminin daha çok dinleme ve konuşmayla iletişim temelli olarak başlaması gerekiyor'' dedi.

İngilizce derslerinin konuşma ağırlıklı olacağını dile getiren Karip, o yaşta bir öğrencinin bir derste öğrenebileceği sözcük sayısının sınırlı olduğunu, çok fazla sözcük ya da yabancı dil içeriği öğretmeye çalışmanın hiç öğrenmemeye sebep olabildiğini söyledi.

Karip, yabancı dil öğretimin 4. sınıfta başlatıldığını hatırlatarak, dil kazanımının daha erken yaşlarda kolay elde edildiği için bunun ikinci sınıfa çekildiğini söyledi.

Biyolojide çevre bilinci kazandırılacak

Biyoloji dersindeki değişikliklerin ise daha çok sağlık ve çevreye ilişkin olduğunun altını çizen Karip, derste çevrenin korunması, sürdürülebilir bir çevrenin oluşturulması ve çevre bilincinin kazandırılması için temel bilgilerin verileceğini aktardı.

Karip, matematik ve fen bilimlerinde içeriğin seyreltilmesinin önemine dikkati çekerek, ''Çok fazla bilgi yüklemeye çalışırken bu bilgi yoğunluğu, öğretmeye çalıştığımız bilgi ve becerilerin soyut kalmasına sebep oluyor ve öğrencilere daha fazla öğretmeye çalışırken o süre içerisinde öğretebileceğimizini çok daha azının kazandırmakla sonuçlanıyor'' diye konuştu.

Öğretim programlarıyla ilgili zenginleştirilmiş kitaplar hazırlanıyor

Yeni öğretim programları hazırlanırken programları eğitim teknolojileriyle bütünleştirilip entegre bir şekilde kullanılabilinecek biçimde tasarladıklarını ifade eden Karip, öğretim programları güncellenen dersler için bir taraftan ders kitabı hazırlanırken bir taraftan da zenginleştirilmiş kitapların (z kitap) hazırlanacağını anlattı.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, z kitapların elektronik ortamda, öğrencilerin rahatlıkla okuyabileceği, üzerinde işaretlemeler yapabileceği, notlar alabileceği özelliklere sahip olacağını bildirerek, metinle birlikte çeşitli videolar, animasyonlar ve görsellerin de kitapla birlikte hazırlanacağını kaydetti.

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. 

Son Güncelleme: Cuma, 15 Şubat 2013 12:44

Gösterim: 3162

Milli Eğitim 4+4+4 ile başladığı okul dönüşümlerinde yıl sonunda radikal bir adım atacak. Öğretmenler norm kadrolarıyla birlikte aynı eğitim bölgesindeki en yakın ilkokula veya ortaokula branşına göre nakledilecek.

Ajanskamu'nun haberine göre, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Konya, Kayseri gibi  büyükşehirler başta olmak üzere birçok ilde İl Milli Eğitim Müdürlükleri kurdukları komisyonlarda okul çeşitlerini ve ilçelerin belirlediği plan ve türler kapsamında okulları netleştirerek ve yıl sonunda şartları müsait olan her okulda tekli eğitime geçmeyi hedefliyor.

Bunun için yıl sonunda eğitim bölgelerinde ikili eğitim yapan yani ilkokul olarak belirlenmiş ancak bünyesinde hem ilkokul hem de  ortaokul öğrencilerini barındıran ya da ortaokul olarak belirlenmiş ancak bünyesinde hem ortaokul hem de ilkokulu barındıran okullardan tekli eğitime geçisi mümkün olan okullar arasında öğrenci ve öğretmen transferi yapılacak.

Öğretmenler norm kadrolarıyla birlikte aynı eğitim bölgesindeki en yakın ilkokula veya ortaokula branşına göre nakledilecek.

Ardından da öğrenciler nakledilecek.

Okullar önümüzdeki yıldan itibaren belirlendiği türde  tekli eğitim ve öğretim yapacaklar. Hem ortaokul hem ilkokul öğrencileri bünyelerinde barınmayacak. Şartları tutmayanlar ise en asgariye indirilerek ikili eğitime devam edecekeler ya da çok kalbalık okullarda belirlendiği türde ilk ya da ortaokul ne ise ikili eğitim yapacaklar.

(Ajanskamu)

> Öğretmenlere yine yol göründü!

Milli Eğitim 4+4+4 ile başladığı okul dönüşümlerinde yıl sonunda radikal bir adım atacak. Öğretmenler norm kadrolarıyla birlikte aynı eğitim bölgesindeki en yakın ilkokula veya ortaokula branşına göre nakledilecek.

Ajanskamu'nun haberine göre, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Konya, Kayseri gibi  büyükşehirler başta olmak üzere birçok ilde İl Milli Eğitim Müdürlükleri kurdukları komisyonlarda okul çeşitlerini ve ilçelerin belirlediği plan ve türler kapsamında okulları netleştirerek ve yıl sonunda şartları müsait olan her okulda tekli eğitime geçmeyi hedefliyor.

Bunun için yıl sonunda eğitim bölgelerinde ikili eğitim yapan yani ilkokul olarak belirlenmiş ancak bünyesinde hem ilkokul hem de  ortaokul öğrencilerini barındıran ya da ortaokul olarak belirlenmiş ancak bünyesinde hem ortaokul hem de ilkokulu barındıran okullardan tekli eğitime geçisi mümkün olan okullar arasında öğrenci ve öğretmen transferi yapılacak.

Öğretmenler norm kadrolarıyla birlikte aynı eğitim bölgesindeki en yakın ilkokula veya ortaokula branşına göre nakledilecek.

Ardından da öğrenciler nakledilecek.

Okullar önümüzdeki yıldan itibaren belirlendiği türde  tekli eğitim ve öğretim yapacaklar. Hem ortaokul hem ilkokul öğrencileri bünyelerinde barınmayacak. Şartları tutmayanlar ise en asgariye indirilerek ikili eğitime devam edecekeler ya da çok kalbalık okullarda belirlendiği türde ilk ya da ortaokul ne ise ikili eğitim yapacaklar.

(Ajanskamu)

Son Güncelleme: Cuma, 15 Şubat 2013 09:26

Gösterim: 2611

Milli Eğitim Bakanlığı'nca güncellen öğretim programlarıyla 11'inci ve 12'inci sınıf öğrencilerine matematik dersinde temel ve ileri olmak üzere iki farklı düzeyde eğitim alma imkanı getiriliyor.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretim programlarının güncellenerek sadeleştirildiğini ve seyrekleştirildiğini hatırlatarak, bazı derslerin öğrencilere temel ve ileri düzey adı altında iki şekilde öğretileceğini söyledi.

Karip, öğrencilerin, fen, matematik veya sağlık bilimleri alanında üniversiteye devam etmek istemesi halinde, daha fazla fen bilimleri ve matematik becerilerine ihtiyacı olacağından, istemeleri halinde ileri düzeyi seçebileceklerini dile getirdi.

Matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ve 10. sınıfların temel düzey, 11 ve 12 sildentadal.com. sınıfların ileri düzey olarak düzenlendiğini vurgulayan Karip, matematik dersinde 11 ve 12. sınıfta hem temel hem de ileri düzey olarak iki farklı seçeneğin sunulduğunu bildirdi.

Talim Terbiye Kurulu'nun 2013-2014 müfredat programı

> Matematikte müfredat değişikliği

Milli Eğitim Bakanlığı'nca güncellen öğretim programlarıyla 11'inci ve 12'inci sınıf öğrencilerine matematik dersinde temel ve ileri olmak üzere iki farklı düzeyde eğitim alma imkanı getiriliyor.

Talim Terbiye Kurulu Başkanı Emin Karip, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğretim programlarının güncellenerek sadeleştirildiğini ve seyrekleştirildiğini hatırlatarak, bazı derslerin öğrencilere temel ve ileri düzey adı altında iki şekilde öğretileceğini söyledi.

Karip, öğrencilerin, fen, matematik veya sağlık bilimleri alanında üniversiteye devam etmek istemesi halinde, daha fazla fen bilimleri ve matematik becerilerine ihtiyacı olacağından, istemeleri halinde ileri düzeyi seçebileceklerini dile getirdi.

Matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinde 9 ve 10. sınıfların temel düzey, 11 ve 12 sildentadal.com. sınıfların ileri düzey olarak düzenlendiğini vurgulayan Karip, matematik dersinde 11 ve 12. sınıfta hem temel hem de ileri düzey olarak iki farklı seçeneğin sunulduğunu bildirdi.

Talim Terbiye Kurulu'nun 2013-2014 müfredat programı

Son Güncelleme: Cuma, 15 Şubat 2013 12:43

Gösterim: 3924

Ödül ve cezanın olmadığı ”Montessori” eğitim sistemi İstanbul’daki Bahçelievler ilçesinde beş devlet okulunda uygulanmaya başlandı

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, kaymakamlık tarafından ilk kez bu eğitim-öğretim döneminde beş okulda uygulanan “Montessori eğitimi sistemi”nde, anaokulu çağındaki çocuklara ceza ve ödüle tabi tutulmadan eğitim veriliyor. Bahçelievler Kaymakamı Şevket Cinbir, modern bir eğitim sistemi olan Montessori isteminin çocuğu merkez alan bir eğitim sistemi olduğunu belirterek, sistemin çocuğu esas alan, çocuğun ritmini bozmadan eğitilmesi ve fıtri kabiliyetlerinin ortaya çıkmasına zemin oluşturmayı temel kabul eden bir sistem olduğunu söyledi.

Her çocuğun hakkı

Montessori sisteminin dünyanın birçok ülkesinde uygulandığını söyleyen Cinbir, şunları kaydetti: “Montessori eğitim sistemi özellikle gelişmiş ülkelerde uygulanan bir sistem. Örneğin ABD’de Montessori eğitim sistemiyle eğitim alan çocuklar üniversitelerde burslu okutuluyor.

Ülkemizde 80’den fazla özel ana okulunda bu sistemin uygulandığını biliyoruz. Ancak daha önce devlet ana okullarında bunun bir örneğini görmedik. Özel anaokullarına tabii ki maddi durumu iyi olan aileler çocuklarını gönderebiliyor. Bahçelievler’de yaşayan çocukların da bu sistemden yararlanma hakkı var.”

50 ana sınıfı hedef

Kaymakam Cinbir, Bahçelievler’de 2013-2014 eğitim-öğretim döneminde 50 ana sınıfında Montessori eğitimi sistemini uygulamayı hedeflediklerini anlatarak, sistemle ilgili İstanbul Kalkınma Ajansı’na sundukları projelerinin de desteklenmeye değer görüldüğünü ve gerekli sözleşmelerin imzalandığını kaydetti.

‘Bize de uygulanabilir’

Kaymakam Cinbir’in eşi ve Gönüllü Proje Koordinatörü Hayriye Cinbir, metodun İtalyan tıp doktoru Maria Montessori tarafından geliştirilmiş modern bir eğitim sistemi olduğunu belirterek, ”Montessori eğitim sistemi her kültüre uyarlanarak uygulanabilen yani her kültürün kendi Montessori eğitimini oluşturabileceği bir sistemdir.

Biz, bizim kültürümüze uygun bir çalışmayı yürütüyoruz. Çocuk her yerde çocuk olsa da kültür farklılıkları çocuğun terbiyesinde dikkate alınmalıdır diye düşünüyoruz”dedi.

> Bu eğitim sisteminde ceza ve ödül yok!

Ödül ve cezanın olmadığı ”Montessori” eğitim sistemi İstanbul’daki Bahçelievler ilçesinde beş devlet okulunda uygulanmaya başlandı

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, kaymakamlık tarafından ilk kez bu eğitim-öğretim döneminde beş okulda uygulanan “Montessori eğitimi sistemi”nde, anaokulu çağındaki çocuklara ceza ve ödüle tabi tutulmadan eğitim veriliyor. Bahçelievler Kaymakamı Şevket Cinbir, modern bir eğitim sistemi olan Montessori isteminin çocuğu merkez alan bir eğitim sistemi olduğunu belirterek, sistemin çocuğu esas alan, çocuğun ritmini bozmadan eğitilmesi ve fıtri kabiliyetlerinin ortaya çıkmasına zemin oluşturmayı temel kabul eden bir sistem olduğunu söyledi.

Her çocuğun hakkı

Montessori sisteminin dünyanın birçok ülkesinde uygulandığını söyleyen Cinbir, şunları kaydetti: “Montessori eğitim sistemi özellikle gelişmiş ülkelerde uygulanan bir sistem. Örneğin ABD’de Montessori eğitim sistemiyle eğitim alan çocuklar üniversitelerde burslu okutuluyor.

Ülkemizde 80’den fazla özel ana okulunda bu sistemin uygulandığını biliyoruz. Ancak daha önce devlet ana okullarında bunun bir örneğini görmedik. Özel anaokullarına tabii ki maddi durumu iyi olan aileler çocuklarını gönderebiliyor. Bahçelievler’de yaşayan çocukların da bu sistemden yararlanma hakkı var.”

50 ana sınıfı hedef

Kaymakam Cinbir, Bahçelievler’de 2013-2014 eğitim-öğretim döneminde 50 ana sınıfında Montessori eğitimi sistemini uygulamayı hedeflediklerini anlatarak, sistemle ilgili İstanbul Kalkınma Ajansı’na sundukları projelerinin de desteklenmeye değer görüldüğünü ve gerekli sözleşmelerin imzalandığını kaydetti.

‘Bize de uygulanabilir’

Kaymakam Cinbir’in eşi ve Gönüllü Proje Koordinatörü Hayriye Cinbir, metodun İtalyan tıp doktoru Maria Montessori tarafından geliştirilmiş modern bir eğitim sistemi olduğunu belirterek, ”Montessori eğitim sistemi her kültüre uyarlanarak uygulanabilen yani her kültürün kendi Montessori eğitimini oluşturabileceği bir sistemdir.

Biz, bizim kültürümüze uygun bir çalışmayı yürütüyoruz. Çocuk her yerde çocuk olsa da kültür farklılıkları çocuğun terbiyesinde dikkate alınmalıdır diye düşünüyoruz”dedi.

Son Güncelleme: Cuma, 15 Şubat 2013 09:19

Gösterim: 1943


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.