Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

MEB’in öğretim programlarını güncelleme çalışmaları sürüyor. Güncellenen öğretim programları 2013-2014 öğretim yılından başlayarak kademeli olarak uygulanacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Türkçe (1-8), matematik (1-4), hayat bilgisi (1-3), sosyal bilgiler (4-7) ile ortaöğretim dil ve anlatım, Türk edebiyatı, tarih ve coğrafya derslerinin öğretim programları güncelleme çalışmalarının devam ettiği bildirdi.

Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının internet sitesinde yer alan açıklamada, bilim ve teknolojideki gelişmeler, bireylerin, toplumun ve ekonominin ihtiyaçlarındaki değişmeler ile zorunlu eğitimin liseleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinin, ilkokul, ortaokul ve liseler için öğretim programlarının 12 yıllık zorunlu eğitimin hedefleri kapsamında gözden geçirilmesi ihtiyacını doğurduğu belirtildi.

Lise eğitiminin zorunlu hale gelmesiyle, lise çağındaki nüfusun tamamının bu eğitimi alacak olmasının, ortaöğretimde öğrencilerin ilgi, ihtiyaç, yetenek ve potansiyelleri bakımından çeşitlenmesi anlamına geldiği vurgulanan açıklamada, öğretim programlarının da bu çeşitliliği karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesi için çalışmaların devam ettiği ifade edildi.

Daha önce güncellenen programlar2013-2014 öğretim yılında kademeli olarak uygulanacak

Öğretim programlarının ve haftalık ders çizelgelerinin güncellenmesine geçen yıl başlandığı hatırlatılan açıklamada, İngilizce (2-8), fen bilimleri (3-8), matematik (5-8), ortaöğretim matematik (9-12), fizik (9-12), kimya (9-12) ve biyoloji (9-12), derslerinin öğretim programlarının güncellendiği anımsatıldı.

Bu öğretim programlarının 2013-2014 öğretim yılından başlayarak kademeli olarak uygulanacağı bildirilen açıklamada, Türkçe (1-8), matematik (1-4), hayat bilgisi (1-3), sosyal bilgiler (4-7) ile ortaöğretim dil ve anlatım, Türk edebiyatı, tarih ve coğrafya derslerine ait öğretim programlarının güncellenmesine yönelik çalışmaların da devam ettiği bilgisi yer aldı.

Açıklamada, bu derslere ait yeni öğretim programlarının 2014-2015 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmasının planlandığı aktarıldı.

> MEB, müfredat programını güncellemeye devam ediyor

MEB’in öğretim programlarını güncelleme çalışmaları sürüyor. Güncellenen öğretim programları 2013-2014 öğretim yılından başlayarak kademeli olarak uygulanacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Türkçe (1-8), matematik (1-4), hayat bilgisi (1-3), sosyal bilgiler (4-7) ile ortaöğretim dil ve anlatım, Türk edebiyatı, tarih ve coğrafya derslerinin öğretim programları güncelleme çalışmalarının devam ettiği bildirdi.

Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının internet sitesinde yer alan açıklamada, bilim ve teknolojideki gelişmeler, bireylerin, toplumun ve ekonominin ihtiyaçlarındaki değişmeler ile zorunlu eğitimin liseleri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinin, ilkokul, ortaokul ve liseler için öğretim programlarının 12 yıllık zorunlu eğitimin hedefleri kapsamında gözden geçirilmesi ihtiyacını doğurduğu belirtildi.

Lise eğitiminin zorunlu hale gelmesiyle, lise çağındaki nüfusun tamamının bu eğitimi alacak olmasının, ortaöğretimde öğrencilerin ilgi, ihtiyaç, yetenek ve potansiyelleri bakımından çeşitlenmesi anlamına geldiği vurgulanan açıklamada, öğretim programlarının da bu çeşitliliği karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesi için çalışmaların devam ettiği ifade edildi.

Daha önce güncellenen programlar2013-2014 öğretim yılında kademeli olarak uygulanacak

Öğretim programlarının ve haftalık ders çizelgelerinin güncellenmesine geçen yıl başlandığı hatırlatılan açıklamada, İngilizce (2-8), fen bilimleri (3-8), matematik (5-8), ortaöğretim matematik (9-12), fizik (9-12), kimya (9-12) ve biyoloji (9-12), derslerinin öğretim programlarının güncellendiği anımsatıldı.

Bu öğretim programlarının 2013-2014 öğretim yılından başlayarak kademeli olarak uygulanacağı bildirilen açıklamada, Türkçe (1-8), matematik (1-4), hayat bilgisi (1-3), sosyal bilgiler (4-7) ile ortaöğretim dil ve anlatım, Türk edebiyatı, tarih ve coğrafya derslerine ait öğretim programlarının güncellenmesine yönelik çalışmaların da devam ettiği bilgisi yer aldı.

Açıklamada, bu derslere ait yeni öğretim programlarının 2014-2015 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulmasının planlandığı aktarıldı.

Son Güncelleme: Cuma, 10 May 2013 22:47

Gösterim: 4680

Milli Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezi'nin çağrı hattının (ALO 147) yurt dışından da aranabilmesine yönelik çalışmaların tamamlandığı bildirildi. ALO 147, "+90 312 147 XX XX" formatıyla yurtdışından aranabilecek şekide erişime açıldı

Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile yapılan görüşmeler ve yazışmalar sonucunda 147 kısa numarasının, "+90 312 147 XX XX" formatında yurt dışından aranabilecek şekilde erişime açılabilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığı ifade edildi.

Türk Telekom ve GSM şirketleriyle gerekli görüşmeler ve yazışmaların yapıldığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Türk Telekomun uluslararası santrallerinde gerekli düzenlemeler yapılmış, yurt dışı aramalarda '+90 312 147 11 22' numarası çevrilerek erişim sağlanmaktadır. Vodafone, Avea ve Turkcell tarafından gelen resmi yazılarda, yurt dışı aramalarda '+90 312 147 11 22' çağrı başlatılması konusunda abonelerinin bir engeli bulunmadığı belirtilmiştir."

> ALO 147’de yeni uygulama

Milli Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezi'nin çağrı hattının (ALO 147) yurt dışından da aranabilmesine yönelik çalışmaların tamamlandığı bildirildi. ALO 147, "+90 312 147 XX XX" formatıyla yurtdışından aranabilecek şekide erişime açıldı

Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile yapılan görüşmeler ve yazışmalar sonucunda 147 kısa numarasının, "+90 312 147 XX XX" formatında yurt dışından aranabilecek şekilde erişime açılabilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığı ifade edildi.

Türk Telekom ve GSM şirketleriyle gerekli görüşmeler ve yazışmaların yapıldığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Türk Telekomun uluslararası santrallerinde gerekli düzenlemeler yapılmış, yurt dışı aramalarda '+90 312 147 11 22' numarası çevrilerek erişim sağlanmaktadır. Vodafone, Avea ve Turkcell tarafından gelen resmi yazılarda, yurt dışı aramalarda '+90 312 147 11 22' çağrı başlatılması konusunda abonelerinin bir engeli bulunmadığı belirtilmiştir."

Son Güncelleme: Cuma, 10 May 2013 12:00

Gösterim: 1323

ÖSYM, Adayların engellerinin sınav engeline dönüşmemesi için yeni önlem paketini kamuoyuyla paylaştı. Engelli adaylar için sınavda soruların okunmasına yardımcı olan "okuyucu ve işaretleyiciler” hayata geçirilecek.

ÖSYM Başkanı Ali Demir, engelli adaylara sınavda soruların okunmasında yardımcı olan "okuyucu ve işaretleyicileri" eğitime alacaklarını söyledi.

Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl yaklaşık 65 bini Özürlü Memur Seçme Sınavı'nda (ÖMSS) olmak üzere 75 binin üzerinde engelliye sınav yaptıklarını hatırlattı.

ÖMSS'nin dünyada ilk kez Türkiye'de yapıldığını vurgulayan Demir, engellilere yönelik uygulamalarda sürekli iyileştirici önlem aldıklarını, bu kapsamda da sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine gittiklerini ifade etti.

Her sınav öncesi engelli temsilcileriyle görüştükleri bilgisini veren Demir, görüşmelerde, adayların hassasiyetlerini öğrendiklerini, uyarılarda bulunduklarını dile getirdi.

2011'den bu yana engelli dostu bir kurum olmak için çaba sarf ettiklerine işaret eden Demir, bu kapsamda, birçok çalışma gerçekleştirdiklerini anlattı.

Demir, ÖMSS ve sonraki sınavlarda kullanılmak üzere "Engelli Görevlileri El Rehberi" hazırladıklarını kaydederek, adayların engel durumlarına göre bina ya da salon seçimi yaptıklarını bildirdi.

ÖSYM Başkanı Demir, "Engel durumunu bildiren hiçbir adayı mağdur etmiyoruz. Aday bize tekerlekli sandalyeyle sınava gireceğini, belgeleriyle bildiriyorsa onu 2. veya 3. katta sınava almamız söz konusu değil. Eğer adayın sonradan bir sağlık sorunu veya sakatlığı olduysa bunu da resmi raporlarıyla bildirdiğinde, adayın durumuna göre uygulamaları hayata geçiriyoruz" dedi.

Demir, engelli adaylara yöneltilecek sorular hazırlanırken de bilim kurullarının önerileri doğrultusunda hareket ettiklerine dikkati çekerek, adayların öğrenim düzeyleri, algılama ve öğrenme yeteneklerine göre sınavların oluşturulduğunu, bazı adaylara da engel durumuna göre ek süre verildiğini söyledi.

"Daha konforlu sınav ortamı hazırlamak için çalışıyoruz"

Son dönemlerde yapılan sınavlara ilişkin kılavuzların da engellilere yönelik hazırlanarak internet sitesinden yayınlandığını belirten Demir, sınav uygulama yönergeleri ve giriş koşullarına dair yönetmeliğini hazırladıklarını açıkladı.

Engelli adaylara daha konforlu bir sınav ortamı sağlayabilmek için çalışmalar sürdürdüklerini anlatan Demir, şöyle konuştu:

"Göreve geldikten sonra sınav merkezlerine ÖSYM adına Ankara'dan engelli temsilcilerini görevlendirmeye başladık. Bu temsilciler bizim adımıza sınavı denetliyor ve adayların sınavlarının sorunsuz geçmesine yardımcı oluyor. Merkezle sürekli iletişim halindeler ve gördükleri aksaklığı anında bize rapor ediyorlar.

Bu yıl bir yeniliği daha hayata geçirerek, engelli adaylara soruların okunmasında yardımcı olacak okuyucu ve işaretleyicileri eğitime alacağız. Eğitimler ilerleyen günlerde başlayacak. STK'lar da bize destek verecek. Sınav adaletini ve güvenliğini, etkilemeyecek her türden uygulamayı engelli adayların hizmetine sunmaya devam edeceğiz."

"Her türlü talep titizlikle inceleniyor"

Demir, 2013 YGS'de, değişik engel gruplarından 4 bin 577 adayı sınava aldıklarını kaydederek, "Engellilerin her birinin kendine özgü durumları söz konusu olduğundan, yönetilmesi çok zor olmasına rağmen adayların engellerinin sınav engeline dönüşmemesi için her türlü önlemi alıyoruz. Engelli adaylardan gelen her türlü talebi titizlikle inceliyoruz. Ancak adayların engel durumlarını gösteren raporlarını kılavuzlarda belirtilen sürede kuruma ulaştırmaları çok önemli" diye konuştu.

> ÖSYM’den engelliler için yeni uygulama

ÖSYM, Adayların engellerinin sınav engeline dönüşmemesi için yeni önlem paketini kamuoyuyla paylaştı. Engelli adaylar için sınavda soruların okunmasına yardımcı olan "okuyucu ve işaretleyiciler” hayata geçirilecek.

ÖSYM Başkanı Ali Demir, engelli adaylara sınavda soruların okunmasında yardımcı olan "okuyucu ve işaretleyicileri" eğitime alacaklarını söyledi.

Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl yaklaşık 65 bini Özürlü Memur Seçme Sınavı'nda (ÖMSS) olmak üzere 75 binin üzerinde engelliye sınav yaptıklarını hatırlattı.

ÖMSS'nin dünyada ilk kez Türkiye'de yapıldığını vurgulayan Demir, engellilere yönelik uygulamalarda sürekli iyileştirici önlem aldıklarını, bu kapsamda da sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine gittiklerini ifade etti.

Her sınav öncesi engelli temsilcileriyle görüştükleri bilgisini veren Demir, görüşmelerde, adayların hassasiyetlerini öğrendiklerini, uyarılarda bulunduklarını dile getirdi.

2011'den bu yana engelli dostu bir kurum olmak için çaba sarf ettiklerine işaret eden Demir, bu kapsamda, birçok çalışma gerçekleştirdiklerini anlattı.

Demir, ÖMSS ve sonraki sınavlarda kullanılmak üzere "Engelli Görevlileri El Rehberi" hazırladıklarını kaydederek, adayların engel durumlarına göre bina ya da salon seçimi yaptıklarını bildirdi.

ÖSYM Başkanı Demir, "Engel durumunu bildiren hiçbir adayı mağdur etmiyoruz. Aday bize tekerlekli sandalyeyle sınava gireceğini, belgeleriyle bildiriyorsa onu 2. veya 3. katta sınava almamız söz konusu değil. Eğer adayın sonradan bir sağlık sorunu veya sakatlığı olduysa bunu da resmi raporlarıyla bildirdiğinde, adayın durumuna göre uygulamaları hayata geçiriyoruz" dedi.

Demir, engelli adaylara yöneltilecek sorular hazırlanırken de bilim kurullarının önerileri doğrultusunda hareket ettiklerine dikkati çekerek, adayların öğrenim düzeyleri, algılama ve öğrenme yeteneklerine göre sınavların oluşturulduğunu, bazı adaylara da engel durumuna göre ek süre verildiğini söyledi.

"Daha konforlu sınav ortamı hazırlamak için çalışıyoruz"

Son dönemlerde yapılan sınavlara ilişkin kılavuzların da engellilere yönelik hazırlanarak internet sitesinden yayınlandığını belirten Demir, sınav uygulama yönergeleri ve giriş koşullarına dair yönetmeliğini hazırladıklarını açıkladı.

Engelli adaylara daha konforlu bir sınav ortamı sağlayabilmek için çalışmalar sürdürdüklerini anlatan Demir, şöyle konuştu:

"Göreve geldikten sonra sınav merkezlerine ÖSYM adına Ankara'dan engelli temsilcilerini görevlendirmeye başladık. Bu temsilciler bizim adımıza sınavı denetliyor ve adayların sınavlarının sorunsuz geçmesine yardımcı oluyor. Merkezle sürekli iletişim halindeler ve gördükleri aksaklığı anında bize rapor ediyorlar.

Bu yıl bir yeniliği daha hayata geçirerek, engelli adaylara soruların okunmasında yardımcı olacak okuyucu ve işaretleyicileri eğitime alacağız. Eğitimler ilerleyen günlerde başlayacak. STK'lar da bize destek verecek. Sınav adaletini ve güvenliğini, etkilemeyecek her türden uygulamayı engelli adayların hizmetine sunmaya devam edeceğiz."

"Her türlü talep titizlikle inceleniyor"

Demir, 2013 YGS'de, değişik engel gruplarından 4 bin 577 adayı sınava aldıklarını kaydederek, "Engellilerin her birinin kendine özgü durumları söz konusu olduğundan, yönetilmesi çok zor olmasına rağmen adayların engellerinin sınav engeline dönüşmemesi için her türlü önlemi alıyoruz. Engelli adaylardan gelen her türlü talebi titizlikle inceliyoruz. Ancak adayların engel durumlarını gösteren raporlarını kılavuzlarda belirtilen sürede kuruma ulaştırmaları çok önemli" diye konuştu.

Son Güncelleme: Cuma, 10 May 2013 08:52

Gösterim: 2114

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 18-24 yaş arası gençlerin okul terk oranlarının yüksek olduğunu bu durumun nedeninin zorunlu eğitimin geçen yıla kadar 8 yıl olmasından kaynaklandığını belirtti.

Avcı, Başkent Öğretmenevi'nde, "Özellikle Kız Çocuklarının Okullaşma Oranının Artırılması Projesi Uluslararası Konferansı"nda, toplantının Avrupa Birliği'nin kuruluş yıl dönümüne denk gelmesinden duyduğu memnuniyeti belirterek, Türkiye'nin eğitim alanında yıllardır biriken ve kronikleşen sorunların çözümü yolunda önemli mesafeler katettiğini söyledi.

AB'nin finanse ettiği projenin, kız çocuklarının eğitime erişimleri konusunda ortak bir çabayı ve kararlılığı görünür kıldığına işaret eden Avcı, herkesin ortak arzusunun kız erkek bütün çocukların ama özellikle de kızların sadece okur yazar değil aynı zamanda eğitim düzeylerinin yükselmesi, bilgi ve beceri sahibi bireyler olarak toplumsal hayatın her alanında yer alması olduğunu ifade etti.

Avcı, "Başta kız çocuklarımız ve engelli çocuklarımız olmak üzere herkesin hayata eşit fırsatlarla başlamasını sağlamayı bir görev olarak görüyoruz. Zira, bilgi, beceri ve deneyimden yoksun kalmak özellikle kız çocuklarımızı düşük statülü, güvenceden uzak işlere ve yoksulluğa mahkum kılmakta, başta şiddet olmak üzere her türlü istismara açık hale getirmektedir" dedi.

Hedef yüzde 10

18-24 yaş arası gençlerin okul terk oranlarının yüksek olduğuna dikkati çeken Avcı, bu durumun zorunlu eğitimin geçen yıla kadar 8 yıl olmasından kaynaklandığını vurguladı.

AK Parti hükümetinin zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardığını anımsatan Avcı, 2012 yılı verilerine göre yüzde 40 civarında olan okul terk oranlarının, eğitim reformuyla AB'nin 2020 yılı için koyduğu yüzde 10 hedefine oldukça yaklaşacağını düşündüğünü dile getirdi.

Ortaöğretimde okullaşma oranındaki bu artışın kısa zamanda yükseköğretimdeki okullaşma oranını da etkilemesini beklediklerini aktaran Avcı, "Hükümetimiz son 5 yılda ülkemizdeki üniversite sayısını ikiye katlayarak yükseköğretim kurumlarının kapasitesini önemli ölçüde artırmış bulunmaktadır. Daha önceki 8+4 şeklindeki temel eğitim ve orta öğretim uygulamasını, 4+4+4 şekline dönüştürerek, çocuklarımız değişik eğitim kademelerinde istek ve kabiliyetlerine göre yatay ve dikey geçiş mekanizmalarının açık olduğu daha demokratik bir eğitim sistemi oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Bu uygulamayı gerçekleştirirken zorunlu eğitimdeki zorunluluk uygulamasını 2012 yılında kaldırdıklarını ama bunun yanında zorunlu temel eğitim yaşını 66 aya indirerek okul öncesi eğitimin önemli bir kısmına ilköğretim kademesinde yer açtıklarını anlatan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tüm bu değişim ve dönüşümlerle amacımız, her düzeyde okullaşma oranlarının düzeylerinin yükseltilmesi, eğitim süresinin uzatılması, eğitim müfredatı ve yöntemlerin bilgi toplumunun, bilgi ve becerilerini kazandıracak şekilde yeniden düzenlenmesi, katı ve merkeziyetçi yapıdan uzaklaşıp daha esnek bir yapıya geçilmesi ve eğitimin niteliğini geliştirme konusunda çabalara yeni bir ivme kazandırılmasıydı. Bu yoldaki çalışmalarımız artarak sürüyor. Buna rağmen ortaöğretime kaydolup devam etmemiş veya e-okul sistemi tarafından bir okula yönlendirildiği halde okula kaydolmamış çocuklarımız ne yazık ki mevcut. Dolayısıyla bundan sonra üzerinde önemle durmamız gereken husus, çocuklarımızın eğitime erişimi kadar devamlarının da önündeki her türlü engelin kaldırılması olacaktır."

Türkiye'nin çok kısa zaman diliminde eğitimde birçok alanda çok önemli ve topyekün bir sıçrama gerçekleştirdiğine dikkati çeken Avcı, bunun yeterli olmadığını, hedeflerinin eğitimin her alanında yüzde 100 okullaşma ve daha kaliteli bir eğitim olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin eğitim ve kültür alanlarında AB, hedef ve önceliklerini paylaştığını, bu doğrultuda ilgili fasılda, müzakere pozisyon belgesini hazırlanmasına rağmen halen müzakerelere başlanmadığına dikkati çeken Avcı, kültürlerin ayrıştırıcı değil bütünleşici niteliklerinin öne çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik de Türkiye'de son 10 yılda yaşanan değişimin eğitim alanında da gerçekleştiğini ifade ederek, Türkiye'nin AB ülkelerindeki okullaşma oranlarını yakaladığını, okul öncesindeki yüzde 100 olan okullaşma hedefine 2016'ya kadar ulaşmayı öngördüklerini belirtti.

Bakan Avcı, etkinlikte ALO 147 hattının kamu spotunda rol alan Van Gürpınar Akbulut köyünden gelen çocuklarla fotoğraf çektirdi.

Konferansa, Avrupa Komisyonu İstihdam, Sosyal İşler ve Sosyal İçerme Komiseri Laszlo Andor, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ömer Açıkgöz ile diğer ilgililer katıldı.

> 8 yıllık zorunlu eğitim okul terk oranlarını artırdı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 18-24 yaş arası gençlerin okul terk oranlarının yüksek olduğunu bu durumun nedeninin zorunlu eğitimin geçen yıla kadar 8 yıl olmasından kaynaklandığını belirtti.

Avcı, Başkent Öğretmenevi'nde, "Özellikle Kız Çocuklarının Okullaşma Oranının Artırılması Projesi Uluslararası Konferansı"nda, toplantının Avrupa Birliği'nin kuruluş yıl dönümüne denk gelmesinden duyduğu memnuniyeti belirterek, Türkiye'nin eğitim alanında yıllardır biriken ve kronikleşen sorunların çözümü yolunda önemli mesafeler katettiğini söyledi.

AB'nin finanse ettiği projenin, kız çocuklarının eğitime erişimleri konusunda ortak bir çabayı ve kararlılığı görünür kıldığına işaret eden Avcı, herkesin ortak arzusunun kız erkek bütün çocukların ama özellikle de kızların sadece okur yazar değil aynı zamanda eğitim düzeylerinin yükselmesi, bilgi ve beceri sahibi bireyler olarak toplumsal hayatın her alanında yer alması olduğunu ifade etti.

Avcı, "Başta kız çocuklarımız ve engelli çocuklarımız olmak üzere herkesin hayata eşit fırsatlarla başlamasını sağlamayı bir görev olarak görüyoruz. Zira, bilgi, beceri ve deneyimden yoksun kalmak özellikle kız çocuklarımızı düşük statülü, güvenceden uzak işlere ve yoksulluğa mahkum kılmakta, başta şiddet olmak üzere her türlü istismara açık hale getirmektedir" dedi.

Hedef yüzde 10

18-24 yaş arası gençlerin okul terk oranlarının yüksek olduğuna dikkati çeken Avcı, bu durumun zorunlu eğitimin geçen yıla kadar 8 yıl olmasından kaynaklandığını vurguladı.

AK Parti hükümetinin zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardığını anımsatan Avcı, 2012 yılı verilerine göre yüzde 40 civarında olan okul terk oranlarının, eğitim reformuyla AB'nin 2020 yılı için koyduğu yüzde 10 hedefine oldukça yaklaşacağını düşündüğünü dile getirdi.

Ortaöğretimde okullaşma oranındaki bu artışın kısa zamanda yükseköğretimdeki okullaşma oranını da etkilemesini beklediklerini aktaran Avcı, "Hükümetimiz son 5 yılda ülkemizdeki üniversite sayısını ikiye katlayarak yükseköğretim kurumlarının kapasitesini önemli ölçüde artırmış bulunmaktadır. Daha önceki 8+4 şeklindeki temel eğitim ve orta öğretim uygulamasını, 4+4+4 şekline dönüştürerek, çocuklarımız değişik eğitim kademelerinde istek ve kabiliyetlerine göre yatay ve dikey geçiş mekanizmalarının açık olduğu daha demokratik bir eğitim sistemi oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Bu uygulamayı gerçekleştirirken zorunlu eğitimdeki zorunluluk uygulamasını 2012 yılında kaldırdıklarını ama bunun yanında zorunlu temel eğitim yaşını 66 aya indirerek okul öncesi eğitimin önemli bir kısmına ilköğretim kademesinde yer açtıklarını anlatan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tüm bu değişim ve dönüşümlerle amacımız, her düzeyde okullaşma oranlarının düzeylerinin yükseltilmesi, eğitim süresinin uzatılması, eğitim müfredatı ve yöntemlerin bilgi toplumunun, bilgi ve becerilerini kazandıracak şekilde yeniden düzenlenmesi, katı ve merkeziyetçi yapıdan uzaklaşıp daha esnek bir yapıya geçilmesi ve eğitimin niteliğini geliştirme konusunda çabalara yeni bir ivme kazandırılmasıydı. Bu yoldaki çalışmalarımız artarak sürüyor. Buna rağmen ortaöğretime kaydolup devam etmemiş veya e-okul sistemi tarafından bir okula yönlendirildiği halde okula kaydolmamış çocuklarımız ne yazık ki mevcut. Dolayısıyla bundan sonra üzerinde önemle durmamız gereken husus, çocuklarımızın eğitime erişimi kadar devamlarının da önündeki her türlü engelin kaldırılması olacaktır."

Türkiye'nin çok kısa zaman diliminde eğitimde birçok alanda çok önemli ve topyekün bir sıçrama gerçekleştirdiğine dikkati çeken Avcı, bunun yeterli olmadığını, hedeflerinin eğitimin her alanında yüzde 100 okullaşma ve daha kaliteli bir eğitim olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin eğitim ve kültür alanlarında AB, hedef ve önceliklerini paylaştığını, bu doğrultuda ilgili fasılda, müzakere pozisyon belgesini hazırlanmasına rağmen halen müzakerelere başlanmadığına dikkati çeken Avcı, kültürlerin ayrıştırıcı değil bütünleşici niteliklerinin öne çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik de Türkiye'de son 10 yılda yaşanan değişimin eğitim alanında da gerçekleştiğini ifade ederek, Türkiye'nin AB ülkelerindeki okullaşma oranlarını yakaladığını, okul öncesindeki yüzde 100 olan okullaşma hedefine 2016'ya kadar ulaşmayı öngördüklerini belirtti.

Bakan Avcı, etkinlikte ALO 147 hattının kamu spotunda rol alan Van Gürpınar Akbulut köyünden gelen çocuklarla fotoğraf çektirdi.

Konferansa, Avrupa Komisyonu İstihdam, Sosyal İşler ve Sosyal İçerme Komiseri Laszlo Andor, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ömer Açıkgöz ile diğer ilgililer katıldı.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 May 2013 15:47

Gösterim: 2014

Milli Eğitim Bakanı Avcı, "Okullar açıldığında, kayıt kabul dönemlerinde velilerden hiçbir başlık altında, aidat, bağış alınmayacak" dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, eğitim muhabirleriyle makamında yaptığı görüşmede, dün Yozgat'ta yaptığı açıklamaların bağlamından kopartılarak yanlış, eksik veya yanıltıcı bir şekilde yansıtıldığını ifade etti.

Bazı kuruluşlar veya hayırseverlerin okul yaptırmaya gücünün yetmeyeceğini, Sağlık Bakanlığı'nın hastanelere oda yapımı bağışı alması gibi sınıflara yönelik katkılarda bulunabileceğini de söylediğini anlatan Avcı, bunun bazı gazetelerde yanıltıcı bir biçimde yansıtıldığına dikkati çekti.

Avcı, kayıt parasına ilişkin sözlerinin MEB'in bugüne kadarki uygulamalarından geri dönüş, bir sapma gibi yansıtıldığını, Bakanlığın net görüşünü bir kez daha kamuoyuyla paylaşmak istediğini söyledi.

Bakan Avcı, Okul Aile Birliği Yönetmeliği, ilgili genelge ve valiliklere gönderilen yazıların halen yürürlükte olduğunu, yönetmeliklerin bu konuda açık ve bunların halen geçerli olduğunu ifade etti.

Yönetmelik hükümleri dışında aidat bağış gibi para talep edilemeyeceğini dile getiren Avcı, "Kayıt kabul dönemlerinde ve diploma verilirken kesinlikle 'gönüllülük' adı altında bile velilerden bağış, aidat talep edilmeyecek. Bu yönetmelik yürürlüktedir. Herhangi bir ad altında okul aile birlikleri velileri düzenli aidat ödeme gibi icbar edici kararlar alamayacaklardır" dedi.

"Okullar açıldığında, kayıt kabul dönemlerinde velilerden hiçbir başlık altında, aidat, bağış alınmayacak" diyen Avcı, diploma verilirken de herhangi bir harç, bağış, aidat talebinde bulunulmayacağını bildirdi.

> Velilerden kayıt parası alınmayacak

Milli Eğitim Bakanı Avcı, "Okullar açıldığında, kayıt kabul dönemlerinde velilerden hiçbir başlık altında, aidat, bağış alınmayacak" dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, eğitim muhabirleriyle makamında yaptığı görüşmede, dün Yozgat'ta yaptığı açıklamaların bağlamından kopartılarak yanlış, eksik veya yanıltıcı bir şekilde yansıtıldığını ifade etti.

Bazı kuruluşlar veya hayırseverlerin okul yaptırmaya gücünün yetmeyeceğini, Sağlık Bakanlığı'nın hastanelere oda yapımı bağışı alması gibi sınıflara yönelik katkılarda bulunabileceğini de söylediğini anlatan Avcı, bunun bazı gazetelerde yanıltıcı bir biçimde yansıtıldığına dikkati çekti.

Avcı, kayıt parasına ilişkin sözlerinin MEB'in bugüne kadarki uygulamalarından geri dönüş, bir sapma gibi yansıtıldığını, Bakanlığın net görüşünü bir kez daha kamuoyuyla paylaşmak istediğini söyledi.

Bakan Avcı, Okul Aile Birliği Yönetmeliği, ilgili genelge ve valiliklere gönderilen yazıların halen yürürlükte olduğunu, yönetmeliklerin bu konuda açık ve bunların halen geçerli olduğunu ifade etti.

Yönetmelik hükümleri dışında aidat bağış gibi para talep edilemeyeceğini dile getiren Avcı, "Kayıt kabul dönemlerinde ve diploma verilirken kesinlikle 'gönüllülük' adı altında bile velilerden bağış, aidat talep edilmeyecek. Bu yönetmelik yürürlüktedir. Herhangi bir ad altında okul aile birlikleri velileri düzenli aidat ödeme gibi icbar edici kararlar alamayacaklardır" dedi.

"Okullar açıldığında, kayıt kabul dönemlerinde velilerden hiçbir başlık altında, aidat, bağış alınmayacak" diyen Avcı, diploma verilirken de herhangi bir harç, bağış, aidat talebinde bulunulmayacağını bildirdi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 08 May 2013 15:25

Gösterim: 1493


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.