Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin’in bugünü yazısı.
Geçen cuma günü açıklanan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçları, Türkiye’nin en önemli, en yaşamsal sorununun eğitim olduğu gerçeğini herhalde bir kez daha hepimizin gözünden içeri sokmuş olmalıdır.
ÖSYM’nin açıkladığı YGS sonuçlarına bakıldığında, lafı hiç uzatmadan söylenebilecek tek şey, Türkiye’nin eğitim sisteminin çok kötü bir notla sınıfta kaldığıdır.
Eğitim sisteminin genel performansı bir lise öğrencisinin durumuna uyarlansa, Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevcut yönetmelikleri çerçevesinde bu öğrenciye tasdikname verilip okulla ilişiğinin kesilmesi gerekir.
EĞİTİM SİSTEMİNDE TEPETAKLAK GİDİŞ
Başlangıç gözlemi olarak, toplam 1 milyon 837 bin 344 geçerli adayın katıldığı YGS’nin çok düşündürücü bir sonucunun altını çizerek yola çıkalım.
ÖSYM’nin değerlendirme raporuna göre, “doğru bilme puanı” 40 soru üzerinden 0.5’ten de küçük olduğu için puanı hesaplanamayan aday sayısının 50 bin 805 olmasıdır. (Sınavda 4 yanlışın bir doğruyu götürmesi de bunda rol oynuyor.)
Bir tür “sıfır çekenler” gibi nitelendirebileceğimiz bu kategorideki adayların sayısı ÖSYM tablolarında geçen yıl 38 bin 269, 2010’da ise 14 bin 156 olarak gözüküyor. Salt bu rakamlar bile eğitim sisteminde nasıl tepetaklak bir aşağı gidiş olduğunun çarpıcı bir göstergesidir.
TÜRKİYE’NİN FEN NOTU 10 ÜSTÜNDEN 1
Belli ölçülerde ilköğretim sisteminin uzantısı olarak da ortaya çıkan lise düzeyindeki ortalama performansın durumunu anlatmak için bir-iki çarpıcı göstergeden yararlanalım.
Ancak bunu yapmadan önce YGS’nin Türkçe (kavrayış, algılama), Sosyal, Matematik ve Fen olmak üzere 4 bölümden oluştuğunu, sınava girenlerin her birinde 40’ardan olmak üzere toplam 160 soruyu yanıtlamak durumunda olduğunu hatırlatalım. Bir kategoride bütün soruları doğru bilmek 500 puan getiriyor.
Sistemin genel performansını ölçebilmek bakımından en doğru yöntemlerden biri her kategoride Türkiye’nin ortalamasını vermek olabilir. Bu ölçümde her kategoride toplam 40 sorudan Türkiye ortalamasında kaçının doğru bilindiğini hesaplanıyor.
Türkçede Türkiye ortalaması 40 soru üzerinden 18’dir. (Yüzde 45) Bu oran, sosyal kategorisinde 40 soruda 11.63’tür (yüzde 29).
Gelgelelim matematikte Türkiye’nin ortalaması 40 soruda birden 6.92’ye düşüyor (yüzde 17.3). Fen kategorisinde oran daha da aşağı iniyor: 40 soruda 3.56. Yüzdeye vurduğumuzda, Türkiye’nin fen ortalaması 100 üzerinden 8.9 puan ediyor ki, bu 10 üzerinden verilen bir karnede 1’e tekabül eder.
ANA YÖNELİŞ KÖTÜLEŞME
Rakamlara farklı bir şekilde de yaklaşabiliriz. Yine Türkçeden başlayalım. Bu kategoride 40 soruyu da doğru bilenlerin sayısı yaklaşık 1.8 milyon aday içinde 929’dur. Burada düşündürücü olan, bu kategoride 31 bin 249 öğrencinin doğru yanıtlarının toplam 40 soru içinde 4 soru ve altında kalmış olmasıdır. Toplam 40 sorudan ancak 4 ya da daha azına doğru yanıt verebilenlerin sayısı sosyal bilimlerde 253 bin 918’e çıkıyor.
Asıl vahim tabloyla matematik kategorisinde karşılaşıyoruz. Yaklaşık 1.8 milyon aday arasından 870 bin 80 kişi, toplam 40 soru karşısında 4 doğru yanıtın üzerine çıkamamış.
Yani sınava giren 1.8 milyon adayın yüzde 47.3’ü matematikte en çok 4 soruyu doğru yapabilmiş.
Daha da vahimi var. Bu sayı fen bilimleri kategorisi söz konusu olduğunda, 1 milyon 260 bin 795’e fırlıyor. Bir başka anlatımla, yaklaşık 1.8 milyon adayın yüzde 68.6’sı doğru yanıtta 4 sorunun üzerine çıkamıyor.
Bütün bu rakamlar önceki yılların rakamlarıyla karşılaştırıldığında karşımıza çıkan ana yöneliş, eğitim sisteminin kalitesinde ciddi bir baş aşağı gidişin olduğudur. Her 4 kategoride de bu kötüleşmeyi görebilmek mümkündür.
Yarın liselerin türleri itibarıyla bir değerlendirme yapalım.
(Sedat Ergin-hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin’in bugünü yazısı.
Geçen cuma günü açıklanan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçları, Türkiye’nin en önemli, en yaşamsal sorununun eğitim olduğu gerçeğini herhalde bir kez daha hepimizin gözünden içeri sokmuş olmalıdır.
ÖSYM’nin açıkladığı YGS sonuçlarına bakıldığında, lafı hiç uzatmadan söylenebilecek tek şey, Türkiye’nin eğitim sisteminin çok kötü bir notla sınıfta kaldığıdır.
Eğitim sisteminin genel performansı bir lise öğrencisinin durumuna uyarlansa, Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevcut yönetmelikleri çerçevesinde bu öğrenciye tasdikname verilip okulla ilişiğinin kesilmesi gerekir.
EĞİTİM SİSTEMİNDE TEPETAKLAK GİDİŞ
Başlangıç gözlemi olarak, toplam 1 milyon 837 bin 344 geçerli adayın katıldığı YGS’nin çok düşündürücü bir sonucunun altını çizerek yola çıkalım.
ÖSYM’nin değerlendirme raporuna göre, “doğru bilme puanı” 40 soru üzerinden 0.5’ten de küçük olduğu için puanı hesaplanamayan aday sayısının 50 bin 805 olmasıdır. (Sınavda 4 yanlışın bir doğruyu götürmesi de bunda rol oynuyor.)
Bir tür “sıfır çekenler” gibi nitelendirebileceğimiz bu kategorideki adayların sayısı ÖSYM tablolarında geçen yıl 38 bin 269, 2010’da ise 14 bin 156 olarak gözüküyor. Salt bu rakamlar bile eğitim sisteminde nasıl tepetaklak bir aşağı gidiş olduğunun çarpıcı bir göstergesidir.
TÜRKİYE’NİN FEN NOTU 10 ÜSTÜNDEN 1
Belli ölçülerde ilköğretim sisteminin uzantısı olarak da ortaya çıkan lise düzeyindeki ortalama performansın durumunu anlatmak için bir-iki çarpıcı göstergeden yararlanalım.
Ancak bunu yapmadan önce YGS’nin Türkçe (kavrayış, algılama), Sosyal, Matematik ve Fen olmak üzere 4 bölümden oluştuğunu, sınava girenlerin her birinde 40’ardan olmak üzere toplam 160 soruyu yanıtlamak durumunda olduğunu hatırlatalım. Bir kategoride bütün soruları doğru bilmek 500 puan getiriyor.
Sistemin genel performansını ölçebilmek bakımından en doğru yöntemlerden biri her kategoride Türkiye’nin ortalamasını vermek olabilir. Bu ölçümde her kategoride toplam 40 sorudan Türkiye ortalamasında kaçının doğru bilindiğini hesaplanıyor.
Türkçede Türkiye ortalaması 40 soru üzerinden 18’dir. (Yüzde 45) Bu oran, sosyal kategorisinde 40 soruda 11.63’tür (yüzde 29).
Gelgelelim matematikte Türkiye’nin ortalaması 40 soruda birden 6.92’ye düşüyor (yüzde 17.3). Fen kategorisinde oran daha da aşağı iniyor: 40 soruda 3.56. Yüzdeye vurduğumuzda, Türkiye’nin fen ortalaması 100 üzerinden 8.9 puan ediyor ki, bu 10 üzerinden verilen bir karnede 1’e tekabül eder.
ANA YÖNELİŞ KÖTÜLEŞME
Rakamlara farklı bir şekilde de yaklaşabiliriz. Yine Türkçeden başlayalım. Bu kategoride 40 soruyu da doğru bilenlerin sayısı yaklaşık 1.8 milyon aday içinde 929’dur. Burada düşündürücü olan, bu kategoride 31 bin 249 öğrencinin doğru yanıtlarının toplam 40 soru içinde 4 soru ve altında kalmış olmasıdır. Toplam 40 sorudan ancak 4 ya da daha azına doğru yanıt verebilenlerin sayısı sosyal bilimlerde 253 bin 918’e çıkıyor.
Asıl vahim tabloyla matematik kategorisinde karşılaşıyoruz. Yaklaşık 1.8 milyon aday arasından 870 bin 80 kişi, toplam 40 soru karşısında 4 doğru yanıtın üzerine çıkamamış.
Yani sınava giren 1.8 milyon adayın yüzde 47.3’ü matematikte en çok 4 soruyu doğru yapabilmiş.
Daha da vahimi var. Bu sayı fen bilimleri kategorisi söz konusu olduğunda, 1 milyon 260 bin 795’e fırlıyor. Bir başka anlatımla, yaklaşık 1.8 milyon adayın yüzde 68.6’sı doğru yanıtta 4 sorunun üzerine çıkamıyor.
Bütün bu rakamlar önceki yılların rakamlarıyla karşılaştırıldığında karşımıza çıkan ana yöneliş, eğitim sisteminin kalitesinde ciddi bir baş aşağı gidişin olduğudur. Her 4 kategoride de bu kötüleşmeyi görebilmek mümkündür.
Yarın liselerin türleri itibarıyla bir değerlendirme yapalım.
(Sedat Ergin-hürriyet)
Son Güncelleme: Salı, 24 Nisan 2012 09:04
Gösterim: 1912
Hürriyet Yazarı Fatih Çekirge’nin bugünkü yazısı.
Defne kitabına neden ara verdi biliyor musun?
DEFNE ’nin annesi Gönül Hanım’ın bir sözü var ki...
Okuyunca tutulup kaldım.
Bildiğim bütün sınavlar...
En keskin sorular...
“Çıkarın kâğıt kalemi” diye başlayan...
Baskın tarzındaki sınav günleri...
Başımdan aşağı kaynar su gibi döküldü.
Kaynar su birikti ve havuz problemi oldu.
Çıkamadım içinden...
Boğuldum o havuzda.
Defne kim midir?
Defne, Hürriyet Dünyası’nın 23 Nisan öykü birincisidir.
Ve annesi Gönül Hanım kızı Defne’yi anlatırken dedi ki...
“Defne haberi duyunca o gece uyuyamadı. Aslında geçtiğimiz yıl kitap yazmaya başlamıştı. Ancak SBS nedeniyle kitabına ara vermek durumunda kaldı. Onun düzenlemeleriyle de uğraşıyor. 70 sayfa kadar yazdı. Henüz kitabının ismini belirlemedi.”
Durdum, bir daha okudum.
Sonra bir daha:
“SBS nedeniyle kitabına ara vermek durumunda kaldı.”
Kod adı SBS olan bu sınav, çocukların seviyelerini belirliyor.
Defne’nin yazdığı kitabın seviyesini belirler mi bilmiyorum ama...
Belli ki, Defne’yi durdurmuş.
Başka birçok çocuğun hayatını durduran onlarca sınavdan birisi olarak...
Dikkatimi çekti bu ayrıntı.
Çünkü...
Çocuk tarihine “işkence günü” olarak geçen başka kod adlı sınavlar da var.
YGS, LYS1, LYS2, LYS5, STS, KPSS, DGS, DUS...
Ve daha bir sürü sınav...
Gönül Hanım, kod adı SBS olan sınav yüzünden Defne’nin yazdığı kitaba ara verdiğini söyleyince...
Aklıma bir film geldi...
Ölü Ozanlar Derneği...
Ve dedim ki...
“Kim bilir kaç çocuğu öldürdük böyle sınavlarla...”
Ve elbette bu “Çocuk Bayramı”nı...
Ölü ozanlar anısına Ece Ayhan’sız geçemezdim:
“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında,
Bir teneffüs daha yaşasaydı.
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür.
Devlet dersinde öldürülmüştür”
Hoş geldin aramıza Defne!
(Fatih Çekirge-hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hürriyet Yazarı Fatih Çekirge’nin bugünkü yazısı.
Defne kitabına neden ara verdi biliyor musun?
DEFNE ’nin annesi Gönül Hanım’ın bir sözü var ki...
Okuyunca tutulup kaldım.
Bildiğim bütün sınavlar...
En keskin sorular...
“Çıkarın kâğıt kalemi” diye başlayan...
Baskın tarzındaki sınav günleri...
Başımdan aşağı kaynar su gibi döküldü.
Kaynar su birikti ve havuz problemi oldu.
Çıkamadım içinden...
Boğuldum o havuzda.
Defne kim midir?
Defne, Hürriyet Dünyası’nın 23 Nisan öykü birincisidir.
Ve annesi Gönül Hanım kızı Defne’yi anlatırken dedi ki...
“Defne haberi duyunca o gece uyuyamadı. Aslında geçtiğimiz yıl kitap yazmaya başlamıştı. Ancak SBS nedeniyle kitabına ara vermek durumunda kaldı. Onun düzenlemeleriyle de uğraşıyor. 70 sayfa kadar yazdı. Henüz kitabının ismini belirlemedi.”
Durdum, bir daha okudum.
Sonra bir daha:
“SBS nedeniyle kitabına ara vermek durumunda kaldı.”
Kod adı SBS olan bu sınav, çocukların seviyelerini belirliyor.
Defne’nin yazdığı kitabın seviyesini belirler mi bilmiyorum ama...
Belli ki, Defne’yi durdurmuş.
Başka birçok çocuğun hayatını durduran onlarca sınavdan birisi olarak...
Dikkatimi çekti bu ayrıntı.
Çünkü...
Çocuk tarihine “işkence günü” olarak geçen başka kod adlı sınavlar da var.
YGS, LYS1, LYS2, LYS5, STS, KPSS, DGS, DUS...
Ve daha bir sürü sınav...
Gönül Hanım, kod adı SBS olan sınav yüzünden Defne’nin yazdığı kitaba ara verdiğini söyleyince...
Aklıma bir film geldi...
Ölü Ozanlar Derneği...
Ve dedim ki...
“Kim bilir kaç çocuğu öldürdük böyle sınavlarla...”
Ve elbette bu “Çocuk Bayramı”nı...
Ölü ozanlar anısına Ece Ayhan’sız geçemezdim:
“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında,
Bir teneffüs daha yaşasaydı.
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür.
Devlet dersinde öldürülmüştür”
Hoş geldin aramıza Defne!
(Fatih Çekirge-hürriyet)
Son Güncelleme: Salı, 24 Nisan 2012 08:54
Gösterim: 2317
ÖMSS ile alınacak engelli sayısının 3 bin 512 olarak açıklanması üzerine, 6 Nisan 2012 tarihinde yaptığımız haberde, bu konuda en çok açıklama yapan Bakan Fatma Şahin'i engellilerden özür dilemeye çağırmıştık. Şahin daha sonra yaptığı açıklamada "20 bin engelli alınacağını" söylemediğini belirtmişti. Ancak haberimiz üzerine binlerce engelli engelli tepki gösterdi ve Bakan Fatma Şahin küçük de olsa bir girişimde bulundu
Hükümet kamu kurumlarında boş bekleyen 23 bin engelli memur kadrosunu doldurmak için harekete geçti. Karar yıllardır iş bekleyen engelli vatandaşları umutlandırdı. Ancak tüm kamu kurumlardan sadece 3 bin 500 kişilik talep gelince hayal kırıklığı yaşandı.
Önümüzdeki hafta yapılacak Özürlü Memu rSeçme Sınavı’na (ÖMSS) girecek 60 bin 367 aday arasından sadece 3 bin 500 kişiye iş imkanının doğması sınav organizasyonunu yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’i harekete geçirdi.Gelen talebi yetersiz bulan iki bakan, kamu kurumları ile teker teker görüşerek boş özürlü kadrolarını doldurmalarını istedi. Şahin ve Çelik'in markajı işe yaradı, alınacak özürlü personel sayısında yüzde 38,9 artış gerçekleşti.
Özür Diyanet’ten geldi
Daha önce 3 bin 500 olarak açıklanan kamukurumlarının özürlümemurtalebi bu girişimlerin sonucunda 4 bin 861’e yükseldi. Bu artışta en büyük rolü ise Diyanet İşleri Başkanlığı aldı. Daha önce toplam 700 özürlümemuralacağını açıklayan Diyanet, girişimler sonucunda alacağımemur sayısını bin 275 kişi birden artırarak bin 975’e çıkardı. Diğer kamu kurumlarının özürlü memur talebinde ise 86 kişilik artış oldu. Diyanet’in ardından en fazla özürlü memur alacak kurumlar sıralamasında Tarım Bakanlığı bin 75, MEB 843, Yurt-Kur 108, SGK 92, Sanayi Bakanlığı da 78 memur alımıyla ilk sıralarda yer aldı. Bu 6 kurumun özürlü personel talebi 4 bin 171’i bulurken diğer onlarca kurumdan gelen kadro talebi 690’da kaldı.
Sayıda yüzde 24,3 artış
Konuya ilişkin bilgi veren Bakanlık yetkilileri, Diyanet’in talebini artırmasıyla kamuda çalışan özürlü memur sayısının bir defada yüzde 24,3 artmış olacağına işaret ettiler. Kamunun özürlümemur kadrosunun yine de 18 binler civarında seyredeceğini ifade eden yetkililer, “Son10 yılda memur sayısı yüzde10 artarken, özürlü memur sayısı 4 kat artarak 5 binden 20 bine çıktı. Boş kadronun bir anda doldurulması teknik olarak da mümkün değil. Zaman içinde açık kapatılacak” dediler.
60 bin 367 aday yarışacak
29 Nisan pazar günü yapılacak ÖMSS sınavına çeşitli özür gruplarından 60 bin 367 aday girecek. Sınava genel özürlü grubunda 39 bin 553, görme engelli grubunda 9 bin 969, işitme engelli grubunda 7 bin 492, zihinsel engelli grubunda 3 bin 353 aday başvuru yaptı. Başvuran 6 bin 367 adayın 48 bin 152’si ortaöğretim, 7 bin 71’i önlisans, 5 bin 144’ü lisans ve 2 bin 163’ü diğer öğretim kurumu mezunu.
Erdoğan SÜZER (bugün)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖMSS ile alınacak engelli sayısının 3 bin 512 olarak açıklanması üzerine, 6 Nisan 2012 tarihinde yaptığımız haberde, bu konuda en çok açıklama yapan Bakan Fatma Şahin'i engellilerden özür dilemeye çağırmıştık. Şahin daha sonra yaptığı açıklamada "20 bin engelli alınacağını" söylemediğini belirtmişti. Ancak haberimiz üzerine binlerce engelli engelli tepki gösterdi ve Bakan Fatma Şahin küçük de olsa bir girişimde bulundu
Hükümet kamu kurumlarında boş bekleyen 23 bin engelli memur kadrosunu doldurmak için harekete geçti. Karar yıllardır iş bekleyen engelli vatandaşları umutlandırdı. Ancak tüm kamu kurumlardan sadece 3 bin 500 kişilik talep gelince hayal kırıklığı yaşandı.
Önümüzdeki hafta yapılacak Özürlü Memu rSeçme Sınavı’na (ÖMSS) girecek 60 bin 367 aday arasından sadece 3 bin 500 kişiye iş imkanının doğması sınav organizasyonunu yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’i harekete geçirdi.Gelen talebi yetersiz bulan iki bakan, kamu kurumları ile teker teker görüşerek boş özürlü kadrolarını doldurmalarını istedi. Şahin ve Çelik'in markajı işe yaradı, alınacak özürlü personel sayısında yüzde 38,9 artış gerçekleşti.
Özür Diyanet’ten geldi
Daha önce 3 bin 500 olarak açıklanan kamukurumlarının özürlümemurtalebi bu girişimlerin sonucunda 4 bin 861’e yükseldi. Bu artışta en büyük rolü ise Diyanet İşleri Başkanlığı aldı. Daha önce toplam 700 özürlümemuralacağını açıklayan Diyanet, girişimler sonucunda alacağımemur sayısını bin 275 kişi birden artırarak bin 975’e çıkardı. Diğer kamu kurumlarının özürlü memur talebinde ise 86 kişilik artış oldu. Diyanet’in ardından en fazla özürlü memur alacak kurumlar sıralamasında Tarım Bakanlığı bin 75, MEB 843, Yurt-Kur 108, SGK 92, Sanayi Bakanlığı da 78 memur alımıyla ilk sıralarda yer aldı. Bu 6 kurumun özürlü personel talebi 4 bin 171’i bulurken diğer onlarca kurumdan gelen kadro talebi 690’da kaldı.
Sayıda yüzde 24,3 artış
Konuya ilişkin bilgi veren Bakanlık yetkilileri, Diyanet’in talebini artırmasıyla kamuda çalışan özürlü memur sayısının bir defada yüzde 24,3 artmış olacağına işaret ettiler. Kamunun özürlümemur kadrosunun yine de 18 binler civarında seyredeceğini ifade eden yetkililer, “Son10 yılda memur sayısı yüzde10 artarken, özürlü memur sayısı 4 kat artarak 5 binden 20 bine çıktı. Boş kadronun bir anda doldurulması teknik olarak da mümkün değil. Zaman içinde açık kapatılacak” dediler.
60 bin 367 aday yarışacak
29 Nisan pazar günü yapılacak ÖMSS sınavına çeşitli özür gruplarından 60 bin 367 aday girecek. Sınava genel özürlü grubunda 39 bin 553, görme engelli grubunda 9 bin 969, işitme engelli grubunda 7 bin 492, zihinsel engelli grubunda 3 bin 353 aday başvuru yaptı. Başvuran 6 bin 367 adayın 48 bin 152’si ortaöğretim, 7 bin 71’i önlisans, 5 bin 144’ü lisans ve 2 bin 163’ü diğer öğretim kurumu mezunu.
Erdoğan SÜZER (bugün)
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Nisan 2012 16:14
Gösterim: 2857
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bakanlar Kurulu Toplantı Salonu'nda düzenlenen etkinlikte, başbakanlık koltuğunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Keçiören Tarhuncu Ahmet Paşa 5. Sınıf Öğrencisi Enes Karabulut'a bıraktı.
Bugünün çocuklarının, kendi dönemindekilerden çok daha fazla imkana sahip olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Eğitim anlamında, oyun, oyuncak, kalem, defter, kırtasiye anlamında sizler bizim görmediğimiz, tecrübe etmediğimiz fırsatlara sahipsiniz. Sizlerden, bugünün imkanlarını, fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirmenizi, ama evlerinize kapanıp kalmamanızı özellikle rica ediyorum, bilgisayarlarınızın başına esir olmamanızı rica ediyorum. O oyunlar sizi bazen asıl yapmanız gerekenden alıkoyabilir. Zaten sizler bunun idraki içinde olan yavrularımızsınız, çocuklarımızsınız, bunu gözlerinizden okuyorum."
İmtihanlardan çocuklarımızı kurtaracağız
Eğitimde bilişim konusunda atılan adımlarla artık öğretmenlerin dersleri resimlerle, filmlerle öğrencilere anlatacaklarını, böylelikle eğitimin, öğretimin daha da güçlü hale geleceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Gelişmiş ülkelerin çocukları hangi imkanlara sahipse bizler sizlerin de aynı imkanlara hatta daha fazlasını bulmanızı istiyoruz. Hepiniz teneffüslerin derslerden daha uzun olmasını istiyorsunuz. Yeğenim bana, 'dayı, bize çok ödev veriyorlar biz bu ödevlerden bıktık. Ben buraya geldiğim zaman hafta sonu tatil yapamıyorum, devamlı, nefes almadan ödevlerimi yetiştirmeye çalışıyorum' diyor. Artık bunlardan çocuklarımızı kurtaralım, rahat rahat bayramımızı yapalım, bayramda bile ödev, hafta sonu ödev, ama bu imtihanlardan yavaş yavaş çocuklarımızı kurtaracağız, çok daha farklı sistemlere geçeceğiz, zira bu imtihanlarla başarı yakalanmıyor. Bunları farklı sistemde çözeceğiz, farklı sistemle başaracağız."
Koltuk uyarısı
Bugünün çocuklarının Türkiye'nin geleceği, umudu olduğunu ve yakın bir gelecekte yönetici konumunda bu çocukların oturacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Yakın bir gelecekte bizim oturduğumuz bu koltuklarda artık kalkmamak üzere oturacaksınız'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri üzerine, koltuğunu devrettiği Keçiören Tarhuncu Ahmet Paşa 5. Sınıf Öğrencisi Enes Karabulut, ''artık kalkmayacağız'' karşılığını verdi. Başbakan Erdoğan, da ''Yok, öyle yok. Bak biz ne diyoruz, tüzüğe bir kayıt koyduk, 3 dönemden fazla milletvekili olamazsın. Sen de öyle ol. Kalkmamak üzere oturma, çünkü bugüne kadar kalkmamak üzere oturanlar bu ülkeye çok şeyler kaybettirdi. Biz öyle yapmayalım, devamlı hücre tazelemesi olsun. Belli bir süre biz oturuyorsak, belli bir süre de daha farklı arkadaşlarımız gelsinler, buralarda otursunlar, farklı bir havayı teneffüs ettirme fırsatımız olsun'' ifadesini kullandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bakanlar Kurulu Toplantı Salonu'nda düzenlenen etkinlikte, başbakanlık koltuğunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Keçiören Tarhuncu Ahmet Paşa 5. Sınıf Öğrencisi Enes Karabulut'a bıraktı.
Bugünün çocuklarının, kendi dönemindekilerden çok daha fazla imkana sahip olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Eğitim anlamında, oyun, oyuncak, kalem, defter, kırtasiye anlamında sizler bizim görmediğimiz, tecrübe etmediğimiz fırsatlara sahipsiniz. Sizlerden, bugünün imkanlarını, fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirmenizi, ama evlerinize kapanıp kalmamanızı özellikle rica ediyorum, bilgisayarlarınızın başına esir olmamanızı rica ediyorum. O oyunlar sizi bazen asıl yapmanız gerekenden alıkoyabilir. Zaten sizler bunun idraki içinde olan yavrularımızsınız, çocuklarımızsınız, bunu gözlerinizden okuyorum."
İmtihanlardan çocuklarımızı kurtaracağız
Eğitimde bilişim konusunda atılan adımlarla artık öğretmenlerin dersleri resimlerle, filmlerle öğrencilere anlatacaklarını, böylelikle eğitimin, öğretimin daha da güçlü hale geleceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Gelişmiş ülkelerin çocukları hangi imkanlara sahipse bizler sizlerin de aynı imkanlara hatta daha fazlasını bulmanızı istiyoruz. Hepiniz teneffüslerin derslerden daha uzun olmasını istiyorsunuz. Yeğenim bana, 'dayı, bize çok ödev veriyorlar biz bu ödevlerden bıktık. Ben buraya geldiğim zaman hafta sonu tatil yapamıyorum, devamlı, nefes almadan ödevlerimi yetiştirmeye çalışıyorum' diyor. Artık bunlardan çocuklarımızı kurtaralım, rahat rahat bayramımızı yapalım, bayramda bile ödev, hafta sonu ödev, ama bu imtihanlardan yavaş yavaş çocuklarımızı kurtaracağız, çok daha farklı sistemlere geçeceğiz, zira bu imtihanlarla başarı yakalanmıyor. Bunları farklı sistemde çözeceğiz, farklı sistemle başaracağız."
Koltuk uyarısı
Bugünün çocuklarının Türkiye'nin geleceği, umudu olduğunu ve yakın bir gelecekte yönetici konumunda bu çocukların oturacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Yakın bir gelecekte bizim oturduğumuz bu koltuklarda artık kalkmamak üzere oturacaksınız'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın bu sözleri üzerine, koltuğunu devrettiği Keçiören Tarhuncu Ahmet Paşa 5. Sınıf Öğrencisi Enes Karabulut, ''artık kalkmayacağız'' karşılığını verdi. Başbakan Erdoğan, da ''Yok, öyle yok. Bak biz ne diyoruz, tüzüğe bir kayıt koyduk, 3 dönemden fazla milletvekili olamazsın. Sen de öyle ol. Kalkmamak üzere oturma, çünkü bugüne kadar kalkmamak üzere oturanlar bu ülkeye çok şeyler kaybettirdi. Biz öyle yapmayalım, devamlı hücre tazelemesi olsun. Belli bir süre biz oturuyorsak, belli bir süre de daha farklı arkadaşlarımız gelsinler, buralarda otursunlar, farklı bir havayı teneffüs ettirme fırsatımız olsun'' ifadesini kullandı.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Nisan 2012 19:03
Gösterim: 1734
Giresun Valisi Dursun Ali Şahin, değişik ülkelerin kıyafetleri ve bayraklarıyla 23 Nisan gösterilerine katılan öğrencilerden Afrikayı temsil eden ve yüzü siyaha boyalı öğrencinin yüzünü yıkanması talimatını verdi. Yüzü yıkanan çocuk tekrar törene katıldı.

Atatürk Stadı’nda yapılan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarına Giresun Valisi Dursun Ali Şahin, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Hacı Abdullah Doğan, Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu ile öğrenciler katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından İl Milli Eğitim Müdürü günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yaptı. Bu sırada, bayrak ve flamaların önündeki grupta yer alan ve yüzü siyaha boyanmış Afrikalı bir çocuğu temsil eden 19 Eylül İlköğretim Okulu öğrencisi Atakan Zıpçık’ı fark eden Vali Şahin, korumaları aracılığıyla öğretmenlerden çocuğun yüzünün yıkanmasını istedi. Bir öğretmenle lavaboya giden öğrenci, yüzü yıkandıktan sonra sahaya döndü. Vali Şahin ise, "Uygun görmediğim için talimat verdim. ’Irkçılık’ olarak değerlendirilir diye endişe ettim. Orada yaşayanlar sadece siyah da değil. ’Zenci’ demeye bile çekiniyorum" dedi.
Kutlamalar, yarışmalarda dereceye giren çocuklara hediyelerin verilmesi, şiirlerin okunması, halk oyunları, gösteriler ve resmi geçitle sona erdi.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Giresun Valisi Dursun Ali Şahin, değişik ülkelerin kıyafetleri ve bayraklarıyla 23 Nisan gösterilerine katılan öğrencilerden Afrikayı temsil eden ve yüzü siyaha boyalı öğrencinin yüzünü yıkanması talimatını verdi. Yüzü yıkanan çocuk tekrar törene katıldı.

Atatürk Stadı’nda yapılan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarına Giresun Valisi Dursun Ali Şahin, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Hacı Abdullah Doğan, Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu ile öğrenciler katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından İl Milli Eğitim Müdürü günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yaptı. Bu sırada, bayrak ve flamaların önündeki grupta yer alan ve yüzü siyaha boyanmış Afrikalı bir çocuğu temsil eden 19 Eylül İlköğretim Okulu öğrencisi Atakan Zıpçık’ı fark eden Vali Şahin, korumaları aracılığıyla öğretmenlerden çocuğun yüzünün yıkanmasını istedi. Bir öğretmenle lavaboya giden öğrenci, yüzü yıkandıktan sonra sahaya döndü. Vali Şahin ise, "Uygun görmediğim için talimat verdim. ’Irkçılık’ olarak değerlendirilir diye endişe ettim. Orada yaşayanlar sadece siyah da değil. ’Zenci’ demeye bile çekiniyorum" dedi.
Kutlamalar, yarışmalarda dereceye giren çocuklara hediyelerin verilmesi, şiirlerin okunması, halk oyunları, gösteriler ve resmi geçitle sona erdi.
(milliyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Nisan 2012 15:43
Gösterim: 3090

