Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının 300 bine yaklaştığı tahmin ediliyor. Buna karşılık her yıl on binlerce genç, eğitim ve fen-edebiyat fakültelerinden öğretmen olma hayaliyle mezun oluyor. Ülkemizde ne yazık ki atanıp öğretmen olunca da dertler bitmiyor. Bu sefer de geçim derdi baş gösteriyor ve öğretmenlerin birçoğu ek iş yapmak zorunda kalıyor.
Eğitimtercihi- Türkiye’de bir taraftan öğretmen adayları atanmayı beklerken bir taraftan da öğretmen açığı olduğu söyleniyor. Geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, din kültürü ve ahlak bilgisi ile rehberlik branşlarında ciddi açık bulunduğunu, bunun dışında matematik ve İngilizce branşlarında öğretmene ihtiyaç olduğunu açıklamıştı. Avcı açıklamasında 162 bin 105 olan öğretmen açığının 2013 yılındaki 40 bin 342 atamayla 121 bin 763'e düşürüldüğünü de söyleyerek, 2014'te bu sayıyı 100 binin altına düşürmeyi hedeflediklerini dile getirmişti.
Geçtiğimiz yıl yayınlanan OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporu’nda ise Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci sayısının gelişmiş ülkelere göre fazla olduğu ortaya çıkıyor. Rapora göre, öğretmen başına düşen öğrenci sayısında OECD ülkeleri ortalaması ilköğretimde 15.8, ortaöğretimde 13,8. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Lüksemburg’da ilköğretimde 10.1, ortaöğretimde 9.1; Avusturya’da ilköğretimde 12.2, ortaöğretimde 9.6; İsveç’te ilköğretimde 11.7, ortaöğretimde 12.3; Almanya’da ilköğretimde 16.7, ortaöğretimde 14.4. OECD ülkeleri baz alındığında ise ülkemizde öğretmen açığı ilköğretimde 140 bin 566; ortaöğretimde 40 bin 709 olmak üzere toplam 181 bin 275. MEB verilerine göre ise 2011-2012 eğitim-öğretim yılında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 20, ortaöğretimde 16. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı İstanbul’da ilköğretimde 26, ortaöğretimde 20; Gaziantep’te ilköğretimde 27, ortaöğretimde 22; Şanlıurfa’da ilköğretimde 32, ortaöğretimde 24; Şırnak’ta ilköğretimde 26, ortaöğretimde 22 olduğu görülüyor.
Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki ülkemizde ciddi bir öğretmen açığı var. Buna karşılık eğitim fakültesi ve formasyon sahibi fen-edebiyat fakültesi mezunu öğretmen adayları, sınavda istenilen puanı almalarına rağmen atanamama sorunuyla yüzleşmek durumunda kalıyor. Türkiye'de şu anda 97 eğitim fakültesi bulunuyor ve bu fakültelerden her yıl 40 binin üzerinde kişi mezun oluyor. Mevcut eğitim fakülteleri, geçen öğretim yılında öğrenci alımı durdurulan bazı ikinci öğretim programları dışında öğrenci almaya devam ediyor.
İşte branşlara göre öğretmen açığı
İşte 2012 yılında branşlara göre atama bekleyen öğretmen sayısı ve bir önceki yıla göre ne kadar arttığı ile ilgili sayısal veriler;
1) Edebiyat: 22583 (6 bin artış)
2) Sosyal Bilgiler: 21290 (4 bin artış)
3) İngilizce: 19749 (5 bin artış)
4) Lise Matematik: 19443 (5 bin artış)
5) Beden Eğitimi: 18985 (4 bin artış)
6) Sınıf Öğretmenliği: 18370 (9 bin artış)
7) Tarih: 17573 (4 bin artış)
8) Okul Öncesi: 17432 (6 bin artış)
9) Türkçe: 16564 (4 bin artış)
10) Fen ve Teknoloji: 16547 (4 bin artış)
11) Felsefe: 11911
12) Biyoloji: 11428 (3 bin artış)
13) Fizik: 11073 (3 bin artış)
14) Kimya: 9365 (2 bin artış)
15) Resim: 9286 (2 bin artış)
16) Din Kültürü: 9130 (6 bin artış)
17) İlköğretim Matematik: 8397 (3 bin artış)
18) İHL. Meslek: 8060 (5 bin artış)
19) Bilişim: 7461 (2.400 artış)
20) Coğrafya: 5515 (1.400 artış)
21) Müzik: 4321 (1.500 artış)
22) Almanca: 4019
23) Rehberlik: 3897 (2.800 artış)
10 yıllık verileri incelediğimizde Türkiye’de işsiz öğretmenler, öğretmen atamaları ve emekli olan öğretmenlerle ilgili ise şöyle bir tablo ortaya çıkıyor;

Öğretmenlerin yüzde 80’i ek iş yapıyor
OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporuna göre; Türkiye’de öğretmenlerin yıllık toplam çalışma saati 1816 iken, OECD ülkelerinin ortalaması 1678 saat. Buna rağmen ülkemizde öğretmenlerin aldığı ücretler dünyadaki meslektaşlarına oranla daha düşük. Mesleğe yeni başlayan bir okul öncesi öğretmeninin Türkiye’de elde ettiği maaş OECD ortalamasından yüzde 17 daha düşük. Benzer şekilde yeni başlayan bir sınıf öğretmeninin aldığı maaş OECD ortalamasından yüzde 19 daha, bir lise öğretmeninin aldığı maaş ise OECD ortalamasından yüzde 21 daha düşük. 15 yıllık bir okul öncesi öğretmeni, sınıf öğretmeni ve lise öğretmeninin aldığı maaşlar aynı tecrübeye sahip öğretmenlerin OECD ortalamasından sırasıyla yüzde 32, yüzde 34 ve yüzde 38 daha düşük...
Eğitimde 4+4+4 modeline geçilmesiyle okul öncesi çağdaki 60-71 ay arasındaki çocukların ilkokula alınması, sınıfların aşırı kalabalık olması, seçmeli ders sayısında ve ders saatlerindeki artış gibi çok sayıda sorun nedeniyle öğretmenlerin yıllık çalışma saatlerinin bu yıldan itibaren belirgin bir şekilde artması kaçınılmaz. Dahası, öğretmenlerin yüzde 80’i geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalıyor. Öğretmenlerin bugünkü çalışma koşulları ve aldıkları maaşlarla kendilerini mesleki olarak yetiştirmeleri ve geliştirmeleri mümkün gibi gözükmüyor. Bu öğrenciler yani hizmet alan taraf bakımından da büyük bir sorun. Öğretmenin kendini geliştireceği ve kişisel ihtiyaçlarını yeterince karşılayabileceği bir boş zaman alanı, kendisinin ve ailesinin insanca yaşayabileceği bir ücret seviyesi olmadığı sürece, öğrencilerine nitelikli bir aktarımda bulunması da zorlaşıyor.


Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının 300 bine yaklaştığı tahmin ediliyor. Buna karşılık her yıl on binlerce genç, eğitim ve fen-edebiyat fakültelerinden öğretmen olma hayaliyle mezun oluyor. Ülkemizde ne yazık ki atanıp öğretmen olunca da dertler bitmiyor. Bu sefer de geçim derdi baş gösteriyor ve öğretmenlerin birçoğu ek iş yapmak zorunda kalıyor.
Eğitimtercihi- Türkiye’de bir taraftan öğretmen adayları atanmayı beklerken bir taraftan da öğretmen açığı olduğu söyleniyor. Geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, din kültürü ve ahlak bilgisi ile rehberlik branşlarında ciddi açık bulunduğunu, bunun dışında matematik ve İngilizce branşlarında öğretmene ihtiyaç olduğunu açıklamıştı. Avcı açıklamasında 162 bin 105 olan öğretmen açığının 2013 yılındaki 40 bin 342 atamayla 121 bin 763'e düşürüldüğünü de söyleyerek, 2014'te bu sayıyı 100 binin altına düşürmeyi hedeflediklerini dile getirmişti.
Geçtiğimiz yıl yayınlanan OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporu’nda ise Türkiye’de öğretmen başına düşen öğrenci sayısının gelişmiş ülkelere göre fazla olduğu ortaya çıkıyor. Rapora göre, öğretmen başına düşen öğrenci sayısında OECD ülkeleri ortalaması ilköğretimde 15.8, ortaöğretimde 13,8. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Lüksemburg’da ilköğretimde 10.1, ortaöğretimde 9.1; Avusturya’da ilköğretimde 12.2, ortaöğretimde 9.6; İsveç’te ilköğretimde 11.7, ortaöğretimde 12.3; Almanya’da ilköğretimde 16.7, ortaöğretimde 14.4. OECD ülkeleri baz alındığında ise ülkemizde öğretmen açığı ilköğretimde 140 bin 566; ortaöğretimde 40 bin 709 olmak üzere toplam 181 bin 275. MEB verilerine göre ise 2011-2012 eğitim-öğretim yılında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 20, ortaöğretimde 16. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı İstanbul’da ilköğretimde 26, ortaöğretimde 20; Gaziantep’te ilköğretimde 27, ortaöğretimde 22; Şanlıurfa’da ilköğretimde 32, ortaöğretimde 24; Şırnak’ta ilköğretimde 26, ortaöğretimde 22 olduğu görülüyor.
Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki ülkemizde ciddi bir öğretmen açığı var. Buna karşılık eğitim fakültesi ve formasyon sahibi fen-edebiyat fakültesi mezunu öğretmen adayları, sınavda istenilen puanı almalarına rağmen atanamama sorunuyla yüzleşmek durumunda kalıyor. Türkiye'de şu anda 97 eğitim fakültesi bulunuyor ve bu fakültelerden her yıl 40 binin üzerinde kişi mezun oluyor. Mevcut eğitim fakülteleri, geçen öğretim yılında öğrenci alımı durdurulan bazı ikinci öğretim programları dışında öğrenci almaya devam ediyor.
İşte branşlara göre öğretmen açığı
İşte 2012 yılında branşlara göre atama bekleyen öğretmen sayısı ve bir önceki yıla göre ne kadar arttığı ile ilgili sayısal veriler;
1) Edebiyat: 22583 (6 bin artış)
2) Sosyal Bilgiler: 21290 (4 bin artış)
3) İngilizce: 19749 (5 bin artış)
4) Lise Matematik: 19443 (5 bin artış)
5) Beden Eğitimi: 18985 (4 bin artış)
6) Sınıf Öğretmenliği: 18370 (9 bin artış)
7) Tarih: 17573 (4 bin artış)
8) Okul Öncesi: 17432 (6 bin artış)
9) Türkçe: 16564 (4 bin artış)
10) Fen ve Teknoloji: 16547 (4 bin artış)
11) Felsefe: 11911
12) Biyoloji: 11428 (3 bin artış)
13) Fizik: 11073 (3 bin artış)
14) Kimya: 9365 (2 bin artış)
15) Resim: 9286 (2 bin artış)
16) Din Kültürü: 9130 (6 bin artış)
17) İlköğretim Matematik: 8397 (3 bin artış)
18) İHL. Meslek: 8060 (5 bin artış)
19) Bilişim: 7461 (2.400 artış)
20) Coğrafya: 5515 (1.400 artış)
21) Müzik: 4321 (1.500 artış)
22) Almanca: 4019
23) Rehberlik: 3897 (2.800 artış)
10 yıllık verileri incelediğimizde Türkiye’de işsiz öğretmenler, öğretmen atamaları ve emekli olan öğretmenlerle ilgili ise şöyle bir tablo ortaya çıkıyor;

Öğretmenlerin yüzde 80’i ek iş yapıyor
OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporuna göre; Türkiye’de öğretmenlerin yıllık toplam çalışma saati 1816 iken, OECD ülkelerinin ortalaması 1678 saat. Buna rağmen ülkemizde öğretmenlerin aldığı ücretler dünyadaki meslektaşlarına oranla daha düşük. Mesleğe yeni başlayan bir okul öncesi öğretmeninin Türkiye’de elde ettiği maaş OECD ortalamasından yüzde 17 daha düşük. Benzer şekilde yeni başlayan bir sınıf öğretmeninin aldığı maaş OECD ortalamasından yüzde 19 daha, bir lise öğretmeninin aldığı maaş ise OECD ortalamasından yüzde 21 daha düşük. 15 yıllık bir okul öncesi öğretmeni, sınıf öğretmeni ve lise öğretmeninin aldığı maaşlar aynı tecrübeye sahip öğretmenlerin OECD ortalamasından sırasıyla yüzde 32, yüzde 34 ve yüzde 38 daha düşük...
Eğitimde 4+4+4 modeline geçilmesiyle okul öncesi çağdaki 60-71 ay arasındaki çocukların ilkokula alınması, sınıfların aşırı kalabalık olması, seçmeli ders sayısında ve ders saatlerindeki artış gibi çok sayıda sorun nedeniyle öğretmenlerin yıllık çalışma saatlerinin bu yıldan itibaren belirgin bir şekilde artması kaçınılmaz. Dahası, öğretmenlerin yüzde 80’i geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalıyor. Öğretmenlerin bugünkü çalışma koşulları ve aldıkları maaşlarla kendilerini mesleki olarak yetiştirmeleri ve geliştirmeleri mümkün gibi gözükmüyor. Bu öğrenciler yani hizmet alan taraf bakımından da büyük bir sorun. Öğretmenin kendini geliştireceği ve kişisel ihtiyaçlarını yeterince karşılayabileceği bir boş zaman alanı, kendisinin ve ailesinin insanca yaşayabileceği bir ücret seviyesi olmadığı sürece, öğrencilerine nitelikli bir aktarımda bulunması da zorlaşıyor.


Son Güncelleme: Salı, 19 Kasım 2013 10:06
Gösterim: 4055
29 Aralık 2013 tarihinde yapılacak olan MEB Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü için Görevde Yükselme Yazılı Sınavı başvuru şartları ve tarihi açıklandı. Başvuru ücreti, başvuru kılavuzu ve sınav tarihi ile ilgili detaylar....
Eğitimtercihi- Milli Eğitim Bakanlığı Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü için Görevde Yükselme Yazılı Sınavı başvuru tarihleri açıklandı. Bakanlık, bin 709 şube müdürü kadrosu ayırdı.
Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü için Görevde Yükselme Yazılı Sınavı internet başvurusu ve onay süreci 1-8 Kasım 2013 tarihleri arasında Bakanlığın http://mebbis.meb.gov.tr internet adresinden yapılacak. Görevde yükselme yazılı sınavına katılacak adayların listesi 11 Kasım 2013 tarihinde ilan edilecek. İlan edilecek bu listeye göre başvurular ÖSYM tarafından 13-19 Kasım 2013 tarihleri arasında alınacak. Görevde yükselme yazılı sınavı 29 Aralık 2013 tarihinde ÖSYM tarafından yapılacak.

Sınav ücreti ve sınav ücretinin yatırılacağı bankalar
Sınava girecek adaylar 13 – 19 Kasım 2013 tarihleri arasında, Akbank, Denizbank, T. Halk Bankası, T. Vakıflar Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türk Ekonomi Bankası, T.C. Ziraat Bankasının tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı aracılığıyla ve PTT İş Yerlerinden sınav ücreti olarak ÖSYM adına 95,00 TL yatıracaklar
Kimler başvuru yapabilir?
Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Sınavı’na, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68/B maddesine göre, lisans mezunlarından 10 hizmet yılını, iki yıllık veya üç yıllık yükseköğrenim mezunlarından 12 hizmet yılını tamamlayanlar başvuruda bulunabilecek.
Taşra teşkilatında görev yapanlar için;
Görevde yükselme yazılı sınavına başvuracak taşra teşkilatı personelinden Yönetmelikte aranan şartları taşıyanların başvuruları sırasıyla okul, ilçe ve son olarak il milli eğitim müdürlüğünce elektronik ortamda onaylanacak.
Merkez teşkilatında görev yapanlar için;
Görevde yükselme yazılı sınavına başvuracak merkez teşkilatı personelinden Yönetmelikte aranan şartları taşıyanların başvuruları Birimlerince incelenerek onaylanacak.
Görevde yükselme yazılı sınavına girecek personelin listesini http://ikgm.meb.gov.tr internet adresinde ilan edecektir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
29 Aralık 2013 tarihinde yapılacak olan MEB Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü için Görevde Yükselme Yazılı Sınavı başvuru şartları ve tarihi açıklandı. Başvuru ücreti, başvuru kılavuzu ve sınav tarihi ile ilgili detaylar....
Eğitimtercihi- Milli Eğitim Bakanlığı Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü için Görevde Yükselme Yazılı Sınavı başvuru tarihleri açıklandı. Bakanlık, bin 709 şube müdürü kadrosu ayırdı.
Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü için Görevde Yükselme Yazılı Sınavı internet başvurusu ve onay süreci 1-8 Kasım 2013 tarihleri arasında Bakanlığın http://mebbis.meb.gov.tr internet adresinden yapılacak. Görevde yükselme yazılı sınavına katılacak adayların listesi 11 Kasım 2013 tarihinde ilan edilecek. İlan edilecek bu listeye göre başvurular ÖSYM tarafından 13-19 Kasım 2013 tarihleri arasında alınacak. Görevde yükselme yazılı sınavı 29 Aralık 2013 tarihinde ÖSYM tarafından yapılacak.

Sınav ücreti ve sınav ücretinin yatırılacağı bankalar
Sınava girecek adaylar 13 – 19 Kasım 2013 tarihleri arasında, Akbank, Denizbank, T. Halk Bankası, T. Vakıflar Bankası, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türk Ekonomi Bankası, T.C. Ziraat Bankasının tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı aracılığıyla ve PTT İş Yerlerinden sınav ücreti olarak ÖSYM adına 95,00 TL yatıracaklar
Kimler başvuru yapabilir?
Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Sınavı’na, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68/B maddesine göre, lisans mezunlarından 10 hizmet yılını, iki yıllık veya üç yıllık yükseköğrenim mezunlarından 12 hizmet yılını tamamlayanlar başvuruda bulunabilecek.
Taşra teşkilatında görev yapanlar için;
Görevde yükselme yazılı sınavına başvuracak taşra teşkilatı personelinden Yönetmelikte aranan şartları taşıyanların başvuruları sırasıyla okul, ilçe ve son olarak il milli eğitim müdürlüğünce elektronik ortamda onaylanacak.
Merkez teşkilatında görev yapanlar için;
Görevde yükselme yazılı sınavına başvuracak merkez teşkilatı personelinden Yönetmelikte aranan şartları taşıyanların başvuruları Birimlerince incelenerek onaylanacak.
Görevde yükselme yazılı sınavına girecek personelin listesini http://ikgm.meb.gov.tr internet adresinde ilan edecektir.
Son Güncelleme: Cuma, 01 Kasım 2013 08:51
Gösterim: 4313
MEB'de, görevde yükselmek isteyen personele ''insan hakları ve demokrasi'' bilgisi sorulacak
Milli Eğitim Bakanlığı, Bakanlık personelinin görevde yükselme, unvan değişikliği ile yer değiştirme esaslarını düzenleyen taslak bir yönetmelik hazırladı. Buna göre, görevde yükselmek isteyen personelin gireceği yazılı sınavda, insan hakları ve demokrasi konusunda sorular da yer alacak
MEB, bakanlık personelinin görevde yükselme ve unvan değişikliği ile yer değiştirmesine ilişkin yönetmelik taslağı hazırladı.
Yönetmelik taslağı MEB'in internet sitesinde yayımlanarak, eğitim camiasının görüş, öneri ve eleştirilerine açıldı.
Yönetmelik taslağı, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatına ait kadrolara, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak, görevde yükselme ve unvan değişikliğiyle yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda uygulanacak usul ve esasları belirliyor.
Taslağa göre, bakanlık personelinin görevde yükselebilmesi için yazılı sınava girmesi gerekiyor. Şube müdürü ve tesis müdürü kadrolarına görevde yükselme yoluyla atanabilmek için ise yazılı sınavdan sonra sözlü sınava da girilmesi öngörülüyor.
Boş kadrolara, şube müdürü ve tesis müdürleri bakımından sözlü sınav, diğer görevler bakımından yazılı sınav sonuçları esas alınarak oluşturulan başarı listeleri üzerinden, tercihler de dikkate alınarak puan üstünlüğüne göre atama yapılacak.
Sınavda neler sorulacak
Yazılı sınavda personele, Türkçe dil bilgisi, yönetimde insan ilişkileri ve iletişim, yönetim, insan hakları ve demokrasi, yönetimde etik, Türk idare sistemi, protokol kuralları, Atatürk ilkeleri ve inkılapları, genel kültür, mevzuat konuları sorulacak.
Sözlü sınavda ise personeli sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi, ifade yeteneği, özgüveni, ikna kabiliyeti, genel kültürü ve inandırıcılığı, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı, liyakati, tutumu ve davranışlarının göreve uygunluğu konuları dikkate alınacak.
Bu yönetmeliğin resmiyet kazanmasıyla, 4 Mart 2006 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği yürürlükten kaldırılacak.
Yer değiştirme yönetmeliği de dahil edildi
Yönetmelik taslağı ile Milli Eğitim Bakanlığı Taşra Teşkilatı Yöneticilerinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaları Hakkında Yönetmeliğin de yürürlükten kaldırılması öngörülüyor. Yeni yönetmelik, yer değiştirme esaslarını da düzenliyor.
Buna göre, il milli eğitim müdür yardımcısı, ilçe milli eğitim müdürü ve il/ilçe milli eğitim şube müdürü kadrolarında asaleten görev yapmakta olanlar bölge hizmetine bağlı yer değiştirmeye tabi tutulacak.
Bu kadrolar dışında, yönetmelik kapsamında bulunanlara il içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirme başvurusunda bulunabilecek.
Yöneticiler, sağlık ve eş durumu mazeretlerini belgelendirerek, bölge hizmeti süreleri tamamlanmadan yer değiştirme başvurusu yapabilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
MEB'de, görevde yükselmek isteyen personele ''insan hakları ve demokrasi'' bilgisi sorulacak
Milli Eğitim Bakanlığı, Bakanlık personelinin görevde yükselme, unvan değişikliği ile yer değiştirme esaslarını düzenleyen taslak bir yönetmelik hazırladı. Buna göre, görevde yükselmek isteyen personelin gireceği yazılı sınavda, insan hakları ve demokrasi konusunda sorular da yer alacak
MEB, bakanlık personelinin görevde yükselme ve unvan değişikliği ile yer değiştirmesine ilişkin yönetmelik taslağı hazırladı.
Yönetmelik taslağı MEB'in internet sitesinde yayımlanarak, eğitim camiasının görüş, öneri ve eleştirilerine açıldı.
Yönetmelik taslağı, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatına ait kadrolara, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak, görevde yükselme ve unvan değişikliğiyle yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda uygulanacak usul ve esasları belirliyor.
Taslağa göre, bakanlık personelinin görevde yükselebilmesi için yazılı sınava girmesi gerekiyor. Şube müdürü ve tesis müdürü kadrolarına görevde yükselme yoluyla atanabilmek için ise yazılı sınavdan sonra sözlü sınava da girilmesi öngörülüyor.
Boş kadrolara, şube müdürü ve tesis müdürleri bakımından sözlü sınav, diğer görevler bakımından yazılı sınav sonuçları esas alınarak oluşturulan başarı listeleri üzerinden, tercihler de dikkate alınarak puan üstünlüğüne göre atama yapılacak.
Sınavda neler sorulacak
Yazılı sınavda personele, Türkçe dil bilgisi, yönetimde insan ilişkileri ve iletişim, yönetim, insan hakları ve demokrasi, yönetimde etik, Türk idare sistemi, protokol kuralları, Atatürk ilkeleri ve inkılapları, genel kültür, mevzuat konuları sorulacak.
Sözlü sınavda ise personeli sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi, ifade yeteneği, özgüveni, ikna kabiliyeti, genel kültürü ve inandırıcılığı, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı, liyakati, tutumu ve davranışlarının göreve uygunluğu konuları dikkate alınacak.
Bu yönetmeliğin resmiyet kazanmasıyla, 4 Mart 2006 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği yürürlükten kaldırılacak.
Yer değiştirme yönetmeliği de dahil edildi
Yönetmelik taslağı ile Milli Eğitim Bakanlığı Taşra Teşkilatı Yöneticilerinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaları Hakkında Yönetmeliğin de yürürlükten kaldırılması öngörülüyor. Yeni yönetmelik, yer değiştirme esaslarını da düzenliyor.
Buna göre, il milli eğitim müdür yardımcısı, ilçe milli eğitim müdürü ve il/ilçe milli eğitim şube müdürü kadrolarında asaleten görev yapmakta olanlar bölge hizmetine bağlı yer değiştirmeye tabi tutulacak.
Bu kadrolar dışında, yönetmelik kapsamında bulunanlara il içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirme başvurusunda bulunabilecek.
Yöneticiler, sağlık ve eş durumu mazeretlerini belgelendirerek, bölge hizmeti süreleri tamamlanmadan yer değiştirme başvurusu yapabilecek.
Son Güncelleme: Cumartesi, 05 Ekim 2013 11:40
Gösterim: 3216
Danıştay, Anayasa Mahkemesinin uzman öğretmen atanabilmek için gerekli şartlardan bazılarını iptal etmesinin ardından öğretmenlerin uzman olabilmek için yaptıkları başvuruların kabul edilemeyeceğine karar verdi
Danıştay, Anayasa Mahkemesinin uzman öğretmen atanabilmek için gerekli şartlardan bazılarını iptal etmesinin ardından öğretmenlerin uzman olabilmek için yaptıkları başvuruların kabul edilemeyeceğine karar verdi. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yasal bir düzenleme yapılmamasının bu konuda boşluk yarattığına ve bu boşluğun yargı içtihadıyla doldurulamayacağına işaret eden Danıştay, Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra sadece sınavda alınan nota veya tezli yüksek lisans eğitimine dayanılarak uzman öğretmen unvanının kazanılmasına olanak bulunmadığına hükmetti.
Afyonkarahisar'da bir öğretmen, Anayasa Mahkemesinin uzman öğretmen atanabilmek için gerekli bazı şartlara ilişkin kanun hükmünü iptal etmesinin ardından, kendisine uzman öğretmen unvanı verilmesi istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına başvurdu.
Başvurusu reddedilen öğretmen, Milli Eğitim Bakanlığı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemiyle dava açtı. Afyonkarahisar İdare Mahkemesi, dava konusu işlemi iptal ederek, başvuru tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle öğretmene ödenmesine hükmetti.
Davalı Milli Eğitim Bakanlığı, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istedi. Temyiz istemini görüşen Danıştay 2. Dairesi, İdare Mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozdu.
İşte gerekçeli karar
Dairenin gerekçesinde, öğretmenlik mesleğini, ''öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen'' olarak üç kariyer basamağına ayıran 5204 sayılı yasanın bazı hükümlerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açıldığı hatırlatıldı. Anayasa Mahkemesinin, kariyer basamaklarında yükselmedeki bazı şartlara ilişkin hükümleri iptal ettiği ifade edilen gerekçede, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı 18 Mart 2009 tarihinden itibaren idareye yeni bir düzenleme yapması için bir yıl süre verildiği kaydedildi.
Gerekçede, Anayasa Mahkemesi karararıyla iptal edilen düzenlemelerin, belli bir sistem içinde, iptal edilmeyen diğer düzenlemelerle bir bütünlük oluşturarak anlam ihtiva ettiği, bir kısım düzenlemelerin iptal edilmesinin ise uzman ya da başöğretmenliğe atanma konusunda bütünlüğü bozduğu vurgulandı.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yasal bir düzenleme yapılmamış olmasının bu konuda boşluk yarattığı ve bu boşluğun yargı içtihadıyla doldurulmasının da olanaklı olmadığının anlaşıldığı belirtilen gerekçede, "Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra sadece sınavda alınan nota veya alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans eğitimine dayanılarak uzman öğretmen unvanının kazanılmasına olanak bulunmamaktadır" değerlendirmesi yer aldı.
Kararda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun da 28 Mart 2013 tarihli kararının da aynı yönde olduğu vurgulandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Danıştay, Anayasa Mahkemesinin uzman öğretmen atanabilmek için gerekli şartlardan bazılarını iptal etmesinin ardından öğretmenlerin uzman olabilmek için yaptıkları başvuruların kabul edilemeyeceğine karar verdi
Danıştay, Anayasa Mahkemesinin uzman öğretmen atanabilmek için gerekli şartlardan bazılarını iptal etmesinin ardından öğretmenlerin uzman olabilmek için yaptıkları başvuruların kabul edilemeyeceğine karar verdi. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yasal bir düzenleme yapılmamasının bu konuda boşluk yarattığına ve bu boşluğun yargı içtihadıyla doldurulamayacağına işaret eden Danıştay, Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra sadece sınavda alınan nota veya tezli yüksek lisans eğitimine dayanılarak uzman öğretmen unvanının kazanılmasına olanak bulunmadığına hükmetti.
Afyonkarahisar'da bir öğretmen, Anayasa Mahkemesinin uzman öğretmen atanabilmek için gerekli bazı şartlara ilişkin kanun hükmünü iptal etmesinin ardından, kendisine uzman öğretmen unvanı verilmesi istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına başvurdu.
Başvurusu reddedilen öğretmen, Milli Eğitim Bakanlığı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemiyle dava açtı. Afyonkarahisar İdare Mahkemesi, dava konusu işlemi iptal ederek, başvuru tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle öğretmene ödenmesine hükmetti.
Davalı Milli Eğitim Bakanlığı, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istedi. Temyiz istemini görüşen Danıştay 2. Dairesi, İdare Mahkemesinin kararını oy birliğiyle bozdu.
İşte gerekçeli karar
Dairenin gerekçesinde, öğretmenlik mesleğini, ''öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen'' olarak üç kariyer basamağına ayıran 5204 sayılı yasanın bazı hükümlerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açıldığı hatırlatıldı. Anayasa Mahkemesinin, kariyer basamaklarında yükselmedeki bazı şartlara ilişkin hükümleri iptal ettiği ifade edilen gerekçede, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı 18 Mart 2009 tarihinden itibaren idareye yeni bir düzenleme yapması için bir yıl süre verildiği kaydedildi.
Gerekçede, Anayasa Mahkemesi karararıyla iptal edilen düzenlemelerin, belli bir sistem içinde, iptal edilmeyen diğer düzenlemelerle bir bütünlük oluşturarak anlam ihtiva ettiği, bir kısım düzenlemelerin iptal edilmesinin ise uzman ya da başöğretmenliğe atanma konusunda bütünlüğü bozduğu vurgulandı.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yasal bir düzenleme yapılmamış olmasının bu konuda boşluk yarattığı ve bu boşluğun yargı içtihadıyla doldurulmasının da olanaklı olmadığının anlaşıldığı belirtilen gerekçede, "Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra sadece sınavda alınan nota veya alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans eğitimine dayanılarak uzman öğretmen unvanının kazanılmasına olanak bulunmamaktadır" değerlendirmesi yer aldı.
Kararda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun da 28 Mart 2013 tarihli kararının da aynı yönde olduğu vurgulandı.
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 Ekim 2013 12:01
Gösterim: 3420
Öğretmenler üzerinde yapılan araştırmada, evli ve çocuk sahibi öğretmenlerin motivasyonunun daha yüksek olduğu belirlendi
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ), Konya Eğitimde Girişimcilik ve İnovasyon Derneği ile Okul Yöneticileri Derneği işbirliğiyle yapılan "Öğretmenlerin Motivasyonları" araştırmasında, evli ve çocuklu öğretmenlerin, bekar ve hiç çocuğu olmayan öğretmenlere göre mesleğe bağlılıklarının daha yüksek olduğu tespit edildi.
NEÜ Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, araştırmanın Türkiye genelinde bin 285 öğretmen üzerinde yapıldığını söyledi.
Öğretmenlerin, yaşam şartları, eğitim sistemindeki değişiklikler ve bölgesel faktörlerden doğrudan etkilendiklerini belirten Yılmaz, bire bir yapılan görüşmelerde çıkan sonuçlara göre, öğretmenlerin motivasyonlarını artırmaya yönelik çalıştay düzenleyeceklerini dile getirdi.
Yılmaz, öğretmenlik mesleğinde, birçok meslekte olduğu gibi verimsizliğin en büyük nedeninin motivasyon eksikliği olduğunu anlattı.
Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin motivasyon düzeyinin yüksek olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Araştırmada öğretmenlerimizin mesleğe olan ilgi ve bağlılığı ölçülmeye çalışıldı. Araştırmamızda öğretmenlerin motivasyon düzeyinin ortanın üzerinde bir değer aldığı görüldü. Öğretmenlerimizin motivasyonu yüksek. Yani mesleklerini coşkuyla, heyecanla ve mutlulukla yaptıklarını ifade edebiliriz" diye konuştu.
Doç. Dr. Yılmaz, öğretmenlerin görev yaptığı bölgelerin motivasyonlarını etkileyen belirleyici unsurların başında geldiğini ifade ederek, "İç Anadolu Bölgesinde görev yapan öğretmenler, diğer bölgelerde görev yapan öğretmenlere göre kendilerini daha mutlu hissediyor, görevlerini daha içten yapıyor. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görev yapan öğretmenlerin motivasyonları, diğer bölgelerde görev yapan öğretmenlerden anlamlı bir şekilde düşüktür" dedi.
Memleketinde çalışan öğretmenlerin motivasyon düzeyinin memleketinde çalışmayanlara oranla daha yüksek olduğuna işaret eden Yılmaz, öğretmen atamalarında Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu hususu önemsemesi gerektiğini vurguladı.
"Yeni öğretmenler uyum sorunu yaşıyor"
Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin motivasyon düzeyinin düşük olduğunu aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
"Öğretmenlerin yaşları ilerledikçe içsel ve dışsal motivasyonlarının arttığını gördük. Sosyal ve ekonomik şartların ağırlığı da fark edilebilir düzeyde. Araştırmanın geneline baktığımızda, öğretmenlerin yüzde 47'si kendini 'mutlu, huzurlu ve itibarlı' görmektedir. Öğretmenlerin sahip oldukları çocuk sayıları arttıkça içsel ve dışsal motivasyonları artıyor. Dikkati çeken diğer bir sonuç ise, evli olan öğretmenlerin, bekar öğretmenlere göre motivasyonlarının daha yüksek olması. Evli ve çocuk sahibi öğretmenlerin mesleğe daha bağlı, işini daha severek yaptığını saptadık."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Öğretmenler üzerinde yapılan araştırmada, evli ve çocuk sahibi öğretmenlerin motivasyonunun daha yüksek olduğu belirlendi
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ), Konya Eğitimde Girişimcilik ve İnovasyon Derneği ile Okul Yöneticileri Derneği işbirliğiyle yapılan "Öğretmenlerin Motivasyonları" araştırmasında, evli ve çocuklu öğretmenlerin, bekar ve hiç çocuğu olmayan öğretmenlere göre mesleğe bağlılıklarının daha yüksek olduğu tespit edildi.
NEÜ Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ercan Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, araştırmanın Türkiye genelinde bin 285 öğretmen üzerinde yapıldığını söyledi.
Öğretmenlerin, yaşam şartları, eğitim sistemindeki değişiklikler ve bölgesel faktörlerden doğrudan etkilendiklerini belirten Yılmaz, bire bir yapılan görüşmelerde çıkan sonuçlara göre, öğretmenlerin motivasyonlarını artırmaya yönelik çalıştay düzenleyeceklerini dile getirdi.
Yılmaz, öğretmenlik mesleğinde, birçok meslekte olduğu gibi verimsizliğin en büyük nedeninin motivasyon eksikliği olduğunu anlattı.
Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin motivasyon düzeyinin yüksek olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Araştırmada öğretmenlerimizin mesleğe olan ilgi ve bağlılığı ölçülmeye çalışıldı. Araştırmamızda öğretmenlerin motivasyon düzeyinin ortanın üzerinde bir değer aldığı görüldü. Öğretmenlerimizin motivasyonu yüksek. Yani mesleklerini coşkuyla, heyecanla ve mutlulukla yaptıklarını ifade edebiliriz" diye konuştu.
Doç. Dr. Yılmaz, öğretmenlerin görev yaptığı bölgelerin motivasyonlarını etkileyen belirleyici unsurların başında geldiğini ifade ederek, "İç Anadolu Bölgesinde görev yapan öğretmenler, diğer bölgelerde görev yapan öğretmenlere göre kendilerini daha mutlu hissediyor, görevlerini daha içten yapıyor. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görev yapan öğretmenlerin motivasyonları, diğer bölgelerde görev yapan öğretmenlerden anlamlı bir şekilde düşüktür" dedi.
Memleketinde çalışan öğretmenlerin motivasyon düzeyinin memleketinde çalışmayanlara oranla daha yüksek olduğuna işaret eden Yılmaz, öğretmen atamalarında Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu hususu önemsemesi gerektiğini vurguladı.
"Yeni öğretmenler uyum sorunu yaşıyor"
Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin motivasyon düzeyinin düşük olduğunu aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
"Öğretmenlerin yaşları ilerledikçe içsel ve dışsal motivasyonlarının arttığını gördük. Sosyal ve ekonomik şartların ağırlığı da fark edilebilir düzeyde. Araştırmanın geneline baktığımızda, öğretmenlerin yüzde 47'si kendini 'mutlu, huzurlu ve itibarlı' görmektedir. Öğretmenlerin sahip oldukları çocuk sayıları arttıkça içsel ve dışsal motivasyonları artıyor. Dikkati çeken diğer bir sonuç ise, evli olan öğretmenlerin, bekar öğretmenlere göre motivasyonlarının daha yüksek olması. Evli ve çocuk sahibi öğretmenlerin mesleğe daha bağlı, işini daha severek yaptığını saptadık."
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Eylül 2013 12:04
Gösterim: 1727

